Adnan Oktar’ın 5 Temmuz 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
OKTAR BABUNA:Bir DNA parçası, bunun kopyası çıkartılacak. DNA’nın üzerinde özel protein kodlayan bölümler var, bunlara “gen” deniliyor. Bir genin kopyasının nasıl çıkartıldığını göreceğiz, protein üretmek için. Kopya çıkartma faktörleri var, yani değişik parçacıklar var; bunların hepsini toplu halde görüyoruz şimdi.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak burada şu parça ne, şu parça ne, şu parça ne, şu parça; bunları tek tek isimlendirerek ve sakin anlatacağız, birer birer. Yani bu nereden geldi, şu nereden geldi, şu nereden geldi ve ne kadar saniye içerisinde bunlar geliyorlar, ilgili yerlerde ilgili yere nasıl tam oturuyor? Mesela tersten de gelmiyor, düzden geliyor, tam kalıp gibi oturacak gibi geliyor oraya, tam ilgili yere geliyor. Mesela ters de yapışabilir, yandan yapışabilir, başka yerden yapışabilir; bu yapışma nasıl elde ediliyor?
OKTAR BABUNA:Bu, kopyalamayı yapan enzim.
ADNAN OKTAR:Mesela bu enzimin yapısını da açıklayalım. Bunu ayrı bir konu olarak ele alalım ve bu nerede yapılıyor ve buraya nasıl gelmiş, nereden haber aldı da geldi, bunu da ayrı anlatacağız.
OKTAR BABUNA:Bu, enerji molekülleri pil gibi enerji taşıyor, gerekli olan enerjiyi veriyor.
ADNAN OKTAR:Mesela şimdi bu “enerji” deyince çok alelade bir şey zanneder insan, bu hayati bir konu. Bu enerji nedir, bunu nasıl elde ediyor? Bu boğumların içerisinde neler var, bu bölümlerde neler var? Bunun içyapısı ve oraya gelmeye nereden karar veriyor bu? Yani oraya gitmesi gerektiğini nereden biliyor ve kaç tane olunacağını nereden biliyor, kaç adet pil geleceği?
OKTAR BABUNA:Burada DNA zincirini görüyoruz. Kopyalanacak bölgeyi gösterecek şimdi. Üzerinde özel işaretler taşıyor, neresinin kopyalanacağı belirli. Burada da hiç başıbozukluk yok çünkü özel bir işaret var. T, A, T, A harflerinden oluşan.
ADNAN OKTAR:Tamam, o işareti bu nasıl tanıyor, nereden tanıyor ve tam ilgili yerde, zifiri karanlıkta o işareti nereden buluyor? Bu kadar malzeme, topluca.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam. Buraya “artırıcı bölge” deniyor. Şimdi bu parçalardan bir tanesi başlaması için, ki “transkripsiyon faktörü 2D” diye bir isim vermişler buna. Bir TBP isimli bir parçayla birleşip, işaretin üzerine geliyor yerleşiyor, ikisi birlikte.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak mesela kalıp gibi geliyor, ters de oturabilir, yan da oturabilir, alttan da yapışabilir, tam ilgili şekilde gelip yapışıyor değil mi? Ve tam ilgili yere, böyle milimetrenin milyonda biri kadar, trilyonda biri kadar hata yapmıyor. Bir insana “bir şeyi yerleştir” desen, masanın üzerine, ya ilerisine ya gerisine koyuyor; 30 kere ölçse yine yapamaz. Burada milimetrenin milyarda biri kadar hata yapılmıyor. Bak milimetrenin milyarda biri kadar, tam ilgili yere geliyor; milimin milyonda biri kadar, ne ileri ne geri. Bu kadar hassas bir hesabı yapması, nasıl oluyor? Bunu araştıracağız, bunu soracağız. Adama mesela dersin; “burada çizgi var, kalemi tam ortasına koy” dedik, milyon kere denese yapamaz. Hiçbir şekilde o düzgünlükte yapmak mümkün değildir. Bütün dünya bir araya gelse, getiremez, imkansızdır, mutlaka kayar ya ileri, ya geri. Ama adam bak milyonda bir, milyarda bir hata yapmadan, milimetrenin milyarda biri, milyonda biri kadar hata yapmadan, tam ilgili yere yerleştiriyor. Evet, devam edelim.
OKTAR BABUNA:Bu buraya yerleştikten sonra, bu sefer diğer parçalar eklenebiliyor. Bu ancak yerleştikten sonra olabiliyor o işaretin üzerine, diğer parçaların gelmesi.
ADNAN OKTAR:Şimdi mesela bu nereden geliyor? Neden özel eğimle yapışacağı yeri nereden biliyor? Yapışacağı yerin bu açıda ve bu kalıpta olduğunu nereden biliyor ve tam o ilgili açıyı vererek, mesela tam alttan ilgili yere yapışmayı nereden biliyor? Yani ne tür bir yapıştırıcı kullanıyor yapışırken? Kim “gel” diyor ve nasıl oraya yapışma ihtiyacı duyuyor, tam o açıda?
OKTAR BABUNA:Diğer parça da eklenebiliyor böylece. İşte şimdi kopyalamayı yapacak olan enzim gelebiliyor, onlar yerleştiği için yerlerine.
ADNAN OKTAR:Mesela bak tam ilgili yerden üzerine yapışıyor. Mesela bak, bu kısmın oraya geçmesi gerektiğini nereden biliyor, o kısmın üzerine oturması gerektiğini nereden biliyor ve bunun teknik aksamı ne? Çünkü binlerce, milyonlarca parçadan oluşan bir yapı bu. Kusursuz olması gerekiyor. Moleküllerin, milyonlarca molekülün, milyonlarca atomun çok kusursuz yerleşmesi gerekiyor. Yani bir tanesi ileri geri gitti mi, bütün sistem bozuluyor değil mi? Evet.
OKTAR BABUNA:Şimdi diğer başlatıcı faktörler de gelip enzime eklendiler.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, diğer başlatıcı faktörler, mesela bunlar ne? Bunların içinde binlerce parça var. Binlerce molekülden, milyonlarca atomdan oluşuyor, değil mi? Ve çok hassas girift bir yapıyla yapılmış. Mesela biri ters dönse, biri yan dönse, yahut ilgili atomlardan bir tanesi eksik olsa veyahut fazla olsa, moleküllerden bir tanesi eksik veya fazla olsa bütün yapı bozuluyor mu? Bozuluyor. Yani böyle bir parça oluşmuyor ve geçerli olmuyor. Ve bütün sistemi öldürüyor. Tamam.
OKTAR BABUNA:Şimdi enerji gerekli olduğu için piller geliyor. ATP denen bu piller, gerekli olan enerjiyi veriyorlar.
ADNAN OKTAR:Mesela kaç tane pil gelecek ve nerelere yerleşecek ve enerjiye ihtiyacı olduğunu nereden biliyor? Bu niye harekete geçmiyor daha önce enerji gelmeden? Enerji gelince harekete geçeceğini nereden biliyor? Şimdi bir Darwinist bunu, bunlar tesadüfen oldu diyor ya; bunu Ahiret’te, Cehennem’de çok detaylı soracak Allah buna. Yani aynı bu şekilde, bunları teker teker açıklayacak nasıl tesadüfen olduğunu. Yani artık göğüsünü gere gere mi anlatıyor, göğüsünü içine kaçıra kaçıra mı anlatıyor, bir şekilde anlatacak yani. Anlaşıldı mı? Yani burada böyle atıp tutma mümkün oluyor, ama bakalım Ahiret’te de aynı şekilde öyle atıp tutacaklar mı göreceğiz. İnşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:Enerjiyi aldığı anda çok süratli bir şekilde kopyalama başlıyor, diğer parçalar da ayrılıyor. Görevleri bitmiş oluyor kopyalama başladığı için. Hemen ayrılıyorlar.
ADNAN OKTAR:Sana kim söyledi mesela? Görev bitti, iş bitti diye sana kim söylüyor mesela burada bu parçaya? Ve ayrılıp gidiyor, yine görevine devam ediyor. Adamlar yine boş durmuyorlar. Bu sefer gidip aynı konuda başka işe giriyor, aynı görevi yapıyor. Yapıştıysa kalması lazım orada onun. Yok, işim bitti bana müsaade diyor, gidiyor adam. Nereye gidiyorsun diyor? Yeni bir iş var, ona gidiyorum diyor. Bu ne kadar oluyor? Trilyonlarca böyle vaka oluyor peş peşe ve birbirleriyle hiç çelişmeden, çatışmadan ve muntazam. “Bu nasıl oluyor?” diyorsun. Tesadüfen oluyor diyor. Anlatırsın, bol vaktin olacak yani. Yani beş yaşında çocuğa söylesen bunu, nefesi kesilir yani. Tesadüfe benziyor mu bu?
OKTAR BABUNA:Çok üstün bir akıl var Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani üstün akıl, üstün üstü, üstün üstü, üstün. Yani olağanüstü bir olay bu. Net mucize bu, hem müthiş bir mucize. Yani denizin yarılma mucizesinin çok çok daha üstünde bir mucize bu. Tabii. Yani bir ölünün diriltilmesinden çok daha büyük mucizedir bu. Evet. Ve böyle bu kadar açık mucizeyi gördüğü halde, daha hala diretiyorsa bir adam, açıklayacak onu. Ben açıklarım diyorsa, iyi işte vakti olacak yani. Allah müjdeliyor zaten. “Onlara müjde ver, şölen var” diyor Allah Cehennem’de. Bayağı anlatacaklar yani inşaAllah. Müslümanlar için iyi. İbret alacak müslümanlar çünkü. Bayağı hayretle göreceğiz nasıl anlattığını. İnşaAllah. İyi derken, tabii yaptığı iyi anlamında demiyorum (haşa). Allah affetsin, o yanlış anlaşılmasın. Yani yaptığı münasebetsizliği kendisi anlamazlıktan geliyor ama, karşılığını aldığında bu Müslümanlar için bir nimet olacaktır. Bu yönden bize iyi. Yani Müslümana iyidir inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu şekilde kopya, çok süratli bir şekilde çıkartılıyor Hocam inşaAllah. Daha sonra bu da protein üretiminde kullanılıyor. Onlar da apayrı bir sistem. İnşaAllah.
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler