Adnan Oktar’ın 24 Haziran 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Mehmet Şevket Eygi Hocamız, rahmetli Esat Coşan’ı seven, ona bağlı bir insandı.” Biz de çok seviyorduk rahmetliyi. Bize bir kere eve gelmişti, iki kere ben onun ziyaretine gitmiştim inşaAllah. Evin bahçesinde oturmuştu. Çok şahane bir insan, çok nezaketli, çok güzel bir üslubu var. Duası şahanedir, sesi de çok güzeldir, hal alırsın böyle. Mesela 10 dakika sohbet etsen, böyle üstünden bir ton ağırlık gider, öyle mübarek bir insandır. “Allah-u alem Esat Hocanın Mehdi (a.s.) olduğunu düşünüyordu.” Düşünür ne güzel, inşaAllah hüsn-ü zan ederiz, niçin olmasın? Düşünürüz tabii ki. “Onun için 1999 yıllarında Mehdi (a.s.)’nin çıkışının yakın olduğunu belirtiyordu. Daha sonra Esat Coşan’ın trafik kazasıyla vefat etmesiyle tahmin ettiği olmadı ve ondan ötürü geçenlerde programa çıktığında yanlış düşündüğünü belirtti Allah-u alem. Yani “Mehdi (a.s.) çıkmadı, görmedik” dedi. Canım şimdi Hocamız Mehdi (a.s.) çıktı deyince tabii, yani o tabii kasıp kavurmasını istiyor Mehdi (a.s.)’nin. Halbuki Mehdiyet, Bediüzzaman da diyor; “kırk yıllık bir fikri mücadele dönemi var, o dönemde anlaşılmaz Mehdi (a.s.). Kendisi dahi kendisini bilmez” diyor, Bediüzzaman. Hocamız nasıl çok zor, “belki” diyor, “belki imanının ruhuyla o eşhas-ı Ahir zaman anlaşılabilir” diyor. Millet kaçacak Mehdi (a.s.)’den, fellik fellik kaçacaklar, anormal görecekler yani inşaAllah. Hocamız Mehdi (a.s.) aşığıdır. Mehmet Şevket Eygi Hocam aşkla bekliyor, “ben bir tek ona tabi olurum” diyor, mesela söylemiş geçenlerde. Ama göremeyince herhalde biraz da rahatsız oldu anladığım kadarıyla. O daha dinç genç, görecek, Hocamız görür inşaAllah. İyi bakıyor kendine maşaAllah. Çok güzel bir bulgur pilavı yapıyormuş, onu anlattı geçende gemiye geldiğinde. Formülünü gizli tutuyordu ama ben artık ifşa ediyorum. Yeşil bulgur biraz efendim, biraz siyah bulgur, bu cins varmış öyle bir şey. Efendim.
SUNUCU1: Esmer bulgur mu?
ADNAN OKTAR: Herhalde ama bir de yeşil bulgur varmış.
SUNUCU1: Ben hiç yeşil duymadım.
ADNAN OKTAR: O öyle dedi, “var” dediyse Hocamız vardır.
SUNUCU1: Acaba böyle sebzeyle kavurduktan sonra mı renk değiştiriyor.
ADNAN OKTAR: Yok bir şey bulguru dedi yani, hakikaten ben gördüm, şeyde de vardı, çeşitli renklerde bulgurlar var, yeni gelmiş herhalde. İstinye Park’ta gördüm, orada satış yapan bir dükkanda. Üçünü karıştırıyorsun dedi. Hocamızın güzel bir tepsisi varmış böyle Osmanlı, ben de ondan imrendim, ben de aldım bir tane tepsi. Müthiş iştahım açıldı, “kendimi mükafatlandırmak istediğimde” diyor, et suyuyla güzel bir bulgur pilavı yapıyormuş. Hocam söz verdi “sana da inşaAllah bir tencere yapacağım” dedi. Ondan sonra onun çok güzel bir köstekli saati var çık çık çalışıyor. Gördüm ona da gıpta ettim böyle, gittim kendime de bir tane aldım. Yani çok şahane adamdır Mehmet Şevket Eygi Hocamız maşaAllah, çok muhterem bir insandır. Adam da demeyeyim Allah affetsin, muhterem bir insandır, evet. Mehdi (a.s.)’yi görecek Hocamız. Bediüzzaman diyor bak; “imanının nuruyla belki o eşhas-ı Ahir zamanda tanınabilir.” Zaten tanınmayacağı oradan anlaşılıyor, “313 kişidir” diyor. Bediüzzaman da diyor; “her ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” belli olmayacaktır Mehdi (a.s.). Mehdi (a.s.) görevi yapamaz zaten belli olsa, öyle bir olay olmaz. O bir harikadır. Bütün insanların gözünün içine baka baka Mehdi (a.s.) görevini yapacak, büyük bir mucizedir ve Mehdi (a.s.)’yi de kimse durduramayacak. İnim inim inletecek ortalığı Mehdi (a.s.). Bakın bu bir meydan okumadır aynı zamanda, Mehdiyet’in meydan okumasıdır. Durdurulamıyor Allah’ın izniyle, aleni faaliyet yaptığı, aleni müjdelendiği halde, bütün alametler çıktığı halde, insanlar yine farkına varamayacaklar. Bu çok büyük bir mucizedir değil mi? Mesela diyorsun ki sen; “bir insan gelecek, öğlen vaktinde şuraya, şu kıyafette, şu gözde, bütün insanların gözü önünde gelecek faaliyetini yapacak,” insanlar, “o muydu o” diyecekler. Sonra denilecek ki; “şimdi tarif edilmemiş miydi?” “Edilmişti.” Boyu, uyuyor, yer uyuyor, konuşma uyuyor, “ne demek fark edemedik?” diyeceğiz değil mi? Demek ki bir perde gelecek insanların gözüne, fark edilemeyecek inşaAllah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Kısa filmler - Mutlaka izleyin