Adnan Oktar’ın 24 Temmuz 2010 tarihli HarunYahyaTV röportajından
ADNAN OKTAR: ... İbrahim’im geç şöyle sana zahmet. Şimdi gittin Ankara’ya. O muhterem hanımefendiyle görüştün. İbrahim Hocam sen hayatında yalan söylemeyen, dürüst bir adamsın. Şimdi nasıl oldu? Sen arabadan indin, bu son görüşmede nasıl oldu? Olayı anlat.
İBRAHİM TUNCER: Ben arabadan indiğimde kendi kişisel eşyalarımı arabanın içine torpido gözüne bıraktım. Bıraktıklarım arasında bir tane tesbih vardı. Cüzdanım vardı. Gözlüğüm vardı. Bir tane de telefon bırakmıştım.
ADNAN OKTAR: Doğrusöylediğine Allah adına yemin eder misin?
İBRAHİM TUNCER: Yemin ederim tabii ki Hocam. Allah adına yemin ederim. Bunları özellikle bıraktım ki içeride sorabileyim diye. O hanımefendiyle birlikte başka bir hanım vardı. Esas gören başka bir hanım vardı. İsimlerini söylemiyorum. Ona cinler geldi, heyet halindelerdi zaten ve Müslüman cinlerdi. Biraz konuştuktan sonra yani onlara samimi olduğumuzu sadece onlara güvenmek için bazı sorular sormak istediğimizi söyledim. Ve arabamın içinde kendime ait bazı kişisel eşyalarım bıraktım ve bunların neler olduğunu söylemelerini istedim. Orada bakan hanımefendiye arabanın torpido gözünü açmışlar.
ADNAN OKTAR:Cinler.
İBRAHİM TUNCER:Evet cinler. Olduğu gibi o görüntü olarak geliyor Hocam, arabanın içini. Benim sormadığım şeyleri de söyledi esasında, mesela küçük bir tane kolonya bidonu vardı. Kolonya bidonu var dedi mesela. Ben onu sormamıştım halbuki. Arabayı olduğu gibi göstermişler. Arka bagajda kitaplar vardı. Onları söyledi. Hatta içinde olduğu kasanın rengini, gözükmeyen bir tarafında vardı onu bile söyledi. Sonra torpidoda tesbihimin olduğunu, telefon olduğu, cüzdanın siyah deri bir şey gibi söyledi. Bunları söyledi Hocam. İşte bazı kağıtlar var dedi. Yani olanları aşağı yukarı hepsini söyledi inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, benimle ilgili ne söyledi?
İBRAHİM TUNCER:Sizinle de birkaç kere sohbet olmuştu. Ara ara ben ziyaret ediyordum. Sizinle ilgili de o ortamda sizin de bir keresinde geldiğinizi söyledi. Size çok büyük hürmet ve saygı göstermişler. Orada cinlerin padişahı vardı. O özellikle size hürmet göstermiş. Üzüm ikram etmişler size. Siz bir tane almışsınız. Sonra diğer oradaki cinlere ikram etmişsiniz, evet. Ve ben bazı kerelerde, orada olduğumda sizinle ilgili sürekli konu açılıyordu cinler tarafından. Hatta ben orada sordum, dedim ben Hocamla ilgili soru sormuyorum niye böyle? Senin onun talebesi olduğunu biliyorlar ve o yüzden sürekli Hocamızla ilgili bazı işte beyanlarda, görüntülerde bulunuyorlar dedi.
ADNAN OKTAR: Beni çok seviyorlar İbrahim Hocam, maşaAllah.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam maşaAllah. Çalışmalarınızı da biliyorlar Hocam. Ben onu da sordum. Nasıl buluyorsunuz dedim. Hepimiz çok takdir ediyoruz, destekliyoruz. Yani o yönde sevgi ve muhabbetlerini de ilettiler Hocam.
ADNAN OKTAR:Öbür gittiğinde de bildiler değil mi?
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam. Her seferinde sizden mutlaka konu açıldığında, bildiklerini ve sevgilerini ve muhabbetlerinden bahsettiler.
ADNAN OKTAR:Şimdi samimiyetine inandım. Çünkü sen hayatta yalan söylemeyen bir adamsın. Araba da zaten kilitli.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bagajı da kilitli, anahtarı sende. Zaten onların bilemeyeceği bir yerde araba da, değil mi? Dolayısı ile onu bilmeleri, öbür detayları bilmeleri ve o eşyanın gizli olan, görünmeyen yüzeyine varıncaya kadar en ince detaya kadar, torpido gözündeki en ince detaya kadar olayları anlatmaları ifadelerinin doğru olduğunu gösteriyor.
İBRAHİM TUNCER: Aslında son seferinde Hocam ben başka bir deneme daha yapmıştım, daha yeni olmuştu bu. İki tane şey sormuştum. Bir tane İstanbul’da bir konuyla ilgili sormuştum. Bir de bazen yanıldıkları olabiliyor Hocam veya zaman ve mekandaki kaymadan dolayı tam tutturamayabiliyorlar veya yanlış da söyledikleri olabiliyor. Yani bu söylediklerim yüzde yüz hepsini bildikleri şeklinde değil ama yüzde 70 oranında isabet kaydediyorlar. Ankara’da bir arkadaşım vardı, oraya gitmeden önce onu tembihledim. Dedim ki: “Şimdi ben seni arayacağım telefonla, sana eline birkaç bir şey almanı isteyeceğim veya masanın üzerine bir şey koymanı isteyeceğim.’’ Onu önceden öyle tembihledim. “Ben seni aradığımda sana neler olduğunu söyleyeceğim, bakalım doğru mu değil mi diye test edeceğim’’ dedim. Tamam, dedi Hocam. Ben orada sordum yine çağırdığımızda. “Elinde ne var şu an arkadaşımın?’’ dedim. O, “Poşet var’’ dedi. Sonra aradım “Poşet mi var?’’ dedim. “Hayır poşet yok’’ dedi. Sonra ben bir daha sordurdum, dedim ki, bakın dedim padişah ve hadimlere tekrar doğruyu söyleyin, dedim. Bir daha sorduğumda, bu sefer dedi ki, bir tane dedi telefon var dedi. Bir tane böyle siyah deri bir şey var elinde dedi. Aradım ne var elinde dedim. Bir tane telefon var dedi, siyah anahtarlığı varmış, bir üçüncü bir şey daha varmış onu bilemediler Hocam. Sormadığım bir şey var dedi ki, onun yanında birisi var dedi, hafif beyaz tenli, kilolu, kumral birisi var dedi. “Şu anda yanında hafif toplu, beyaz tenli, kumral birisi var mı?’’ dedim, “yanında biri var mı?” “Evet bu özelliklerde biri var.’’ dedi. Bunu sormamıştım mesela.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hanımefendi benimle görüşmek istemiş değil mi?
İBRAHİM TUNCER: Evet.
ADNAN OKTAR:Ne dedi benim için?
İBRAHİM TUNCER: Sizi çok çok seviyor ve yaptığınız çalışmaları eşi ile birlikte son derece yakinen takip ediyorlar Hocam. Çok büyük sevgi ve muhabbetleri var. Her seferinde diyorlar, Hocamızın yaptığı çalışmaların samimiyeti ve etkisine inanıyoruz, Ahir zamanda bizim de bir katkımız olursa çok çok mutlu oluruz, memnun oluruz diyorlar. Hocamıza her türlü desteği vermeye hazırız diyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:O nasıl baktı bu son bakan, suya bakarak mı?
İBRAHİM TUNCER: Hayır Hocam her seferinde tırnağa, bir kere suya baktırmıştım daha önceki şeylerde, bu son baktığımda yine tırnağa bakarak söylüyorlar.
ADNAN OKTAR:Allah Allah bu çok acayip.
İBRAHİM TUNCER:Ve şu şekilde görüyor Hocam. Onları özellikle sordum. Baktığında nasıl görüyorsun, dedim. Daha önceden bir küçük kız vardı, o, ekran gibi gördüğünü söylemişti. Bu bakan hanım direk kendisini şu andaki meclis gibi içeride görüyor Hocam.
ADNAN OKTAR:O, olayın yerine, cinlerin içine direk giriyor?
İBRAHİM TUNCER:Mesela diyor ki, padişah yukarıda oturuyor diyor, Adnan Hocam diyor yanımda oturuyor diyor. Ben orada oturuyorum diyor, o şekilde söylüyor.
ADNAN OKTAR:Allah Allah çok acayip.
İBRAHİM TUNCER: Birebir içinde görüyor.
ADNAN OKTAR:Çok garip. Tırnağına bir şey yazdı mı?
İBRAHİM TUNCER: Yazıyor, onun bir şeyi var Hocam, bir yazısı var, bir de duası var. O cinleri davet eden hanım bunu yazıyor ve duayı okuyor, gören başka birisi.
ADNAN OKTAR:Ne ile yazıyorlar yazıyı?
İBRAHİM TUNCER: Kalemle yazıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Nasıl bir kalem?
İBRAHİM TUNCER: Herhangi bir kalem. Yani onun bir şeyi yok, ehemmiyeti yok. O yazılan bir yazı var.
ADNAN OKTAR:Sadece tırnağın üstüne mi yazıyor onu?
İBRAHİM TUNCER: Evet sadece tırnağın üstüne, şu kısmına şöyle yazıyor, ondan sonra o duayı okuyor. Zaten o hanım bu konuda çok şey, çok rahat görebiliyor yani, herkes göremiyor malumunuz Hocam, belirli kişiler görebiliyor. Bunu çok net görebilen bir hanım. Esasında okuma yazması da yok, öyle bir hanım ama samimi ve içten bir insan.
ADNAN OKTAR:Başka bu konuda böyle yine ilim sahibi olanlar varsa bizimle bağlantıda olsunlar, istirham edelim. Ama bu hanımefendi bayağı yaman maşaAllah.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru olduğu belli. Çünkü bu kadar detay bilmesi çok acayip, Allah’ın dilemesi ile.
İBRAHİM TUNCER: 3-4 kere bu ve buna benzer denemeler yapmıştım. Dediğim gibi yüzde 70 oranında başarı elde etmişlerdi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İnşaAllah beraber Hz. Süleyman (a.s.)’ın sandığını, Tevrat’ın orijinali, İncil’in orijinali, Hz.Yusuf (a.s.)’un gömleği, diğer kutsal emanetler... inşaAllah bunları bulacağız Allah’ın dilemesiyle inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler