Adnan Oktar’ın 14 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Şimdi bizim üslubumuzda bir derleyip toparlayıcılık başladı dikkat ederseniz. Ve uyuyanları hareketlendirmeye çalışıyoruz. Meskenet içinde olanları hareketlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü dev bir kitle, bir muazzam güç üzerine uyku bürümüş halde. Ashab-ı Kehf gibi. İslam alemi sanki bir mağara içersinde uyuyor gibi. Onların uyandırılma vakti geldi. Biz onun için uğraşıyoruz.
Yoksa ben mesela Osman Ünlü Hocamı çok severim; üslubu şahane, çok candan. Ama hakikaten onun üslubuyla konuşmuş olsak, onun anlatımıyla, yani dinsizlik acayip yayılır. Bilmiyorum yani kendi ailesi, yakınlarında nasıl bir durum var da; emin olsun, süratle dinsizlik yayılır ve dinin gücü çok zayıflar. Marksistlere, dinsizlere muazzam malzeme çıkmış olur. Bakın hiçbir Marksist, dinsiz ve ateist karşımda duramıyor. Mesela Osman Ünlü Hocamla konuşsalar anında ezerler, anında. Çıksın televizyona, bakın eğer gücü yetiyorsa, samimiyse çıksın. Mesela Habertürk’e, herhangi bir kanala çıksın. “Ben” desin, “Marksistlerle, materyalist, Darwinist gençlerle tartışmak istiyorum, konuşmak istiyorum.” Hemen ezerler, darmadağın olur yani ve çok mahcup olur, yerle bir ederler.
Mesela Cübbeli’yi de öyle çıkartsınlar, yerle bir ederler. Mesela Boğaziçili gençlerle falan karşılaştırsınlar, yani mahvolur, dümdüz olur. Ama ben çıkarsam ne yaparım, biliyor musun? Sökerim, ezerim. Yani herkes biliyor bunu. Onun için fellik fellik kaçıyorlar. Yani karşılaşıp da ezmediğim hiç kimse yoktur. Yüzde yüz ispat ederim. Hiç kaçarı, kurtarırı olmaz. Onun için Marksistler en büyük tehlike olarak beni görüyorlar. Darwinistler en büyük tehlike olarak beni görüyorlar. Dünya çapında bu, Türkiye çapında değil, dünya çapında. Cübbeli Ahmet’i Evanjelikler yani sıfır tehlike olarak görürler yani. Yahut bir masonluk sıfır tehlike olarak görür yani, hiçbir şekilde konu dahi etmezler. Hiçbir sorun değildir onlar için. Yani birçok ülke, birçok rejim için hiçbir sorun değildir o. Yani bilirler adamlar, bir üflemeyle uçacağını bilirler. Çok çok kolaydır böyle insanları fikren ezmek. Zaten bak diyor ki: “Evrim hakkında ne diyorsunuz?” diyor Fatih Altaylı, bir şöyle meşhur hareketleri var onun, ondan sonra hafif bir hareketten sonra, “evrim ne ki?” diyor ama bir yandan da sakalını kaşıyor böyle. “Evrim ne?” Kardeşim “evrim ne” dedin mi, adamı silip süpürürler, değil mi? Ne Marksistlere, ne Darwinistlere, ne materyalistlere, ne faşistlere, ne komünistlere, ne satanistlere karşı, ilmi, fikri bir karşı koyacak gücü yok. Onun için böyle, gerek Süleyman Ateş falan böyle. Onlar da teslim olmuş tipler. Mesela Darwinistlerle karşı karşıya getirsen Süleyman Ateş’i, “ben de Darwinistim hemşerim” diyecek. Bu kadar.
OKTAR BABUNA:Diyor zaten Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bir ara da bazı Müslümanlar vardı, mesela Marksistlerle tartışıyorlardı, “biz de aynı sizin gibiyiz zaten” diyorlar, adamlar. “Ne farkımız var?” diyorlar. Ama eziklik, buna rağmen son derece ezilebiliyorlardı. Hepsini tenzih ederim, bayağı bir kısmı. Genellikle kaçamak faaliyet yaptıkları için ayakta duruyormuş gibi görünüyorlar. Yani karşı karşıya gelme yok. Mesela Cübbeli, tek yanlı konuşabilen bir insan. Yani karşısına biri çıkamıyor. Çıktığında anında dağılır çünkü. Mesela, ne bileyim; bir Darwinist, bir materyalist, Marksist yahut İstanbul Teknik Üniversitesi’nin öğrencilerinden oluşan bir heyet çıksa karşısına, yani tahmin tahayyül edemeyeceğiniz gibi bir hezimet olur ve İslam’a da muazzam vurulabilir, Allah esirgesin. Yani çünkü çok ilginç şeyler. Mesela “Dabbet-ül Arzı anlat” diyecekler, aklın hayalin almayacağı şeyler anlatacaktır. “Deccal’i anlat” diyecekler, aklın hayalin almayacak şeyler anlatacaktır. Bir de onun o meşhur anlatımları var, o diğer anlatımları. Hurafeler, akla hayale gelmeyecek şeyler. Müthiş mevzi kazanır o zaman dinsizler ve ateistler. Onun için, böyle istidatlı tipleri çok ön planda tutanlar oluyor. Çünkü bundan hiçbir risk çıkmaz. Bilakis İslam karşıtlarına muazzam malzeme çıkar. Mesela Osman Ünlü Hoca’nın, tozunu savururlar anında. Ama TGRT’ye çıkıyor, sakin sakin anlatıyor, kimse karşısında yok çünkü. “O öyle mi, böyle mi Hocam?” diyor adam, karşısındaki dinliyor böyle. Kardeşim karşına tek bir tane bir kişi çıkart. Bir lise öğrencisi de kabul ediyorum, bak lise öğrencisi. Çok kültürlü olmasına gerek yok. Sadece sana mantıklar sorsun. Üç tane lise öğrencisi çıkar, yine yenilir. Ortaokul öğrencisinin karşısına çıksa yine yenilir. Gücü yetmez. Mesela çocuk diyecek ki; “bin yıl geçtikten sonra üçüncü bin yıla geçiyoruz” diyecek. Yani binden sonra iki bin gelir kardeşim. Yani bütün Türkiye’ye karşı konumu çok acayip olur. Bütün İslam alemine karşı konumu çok acayip olur. Binden sonra iki binin geldiğini, biz bunu anlatmak durumunda kalıyoruz. Bak diyoruz ki: “Binden sonra iki bin gelir.” “Yok, binden sonra üç bin gelir” diyor.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler