Adnan Oktar’ın 8 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Maddenin hakikatini biz kitap olarak yayınladık. Yaratılış Atlas’ının arka kısmında da var. Ama daha detaylandırarak yeni anlatım yöntemleriyle insanların bu konuyu iyi kavramasını sağlayalım dünya çapında. Çünkü bunu anlayan adamın evrim konusundaki takıntısı zaten kökten hallolmuş oluyor. Yani ona fosil anlatmaya da gerek yok, proteinleri anlatmaya da. Çünkü adam, ruhu keşfetmiş oluyor. Ruhun ne olduğunu anlıyor. Cennetin, Cehennemin nasıl yaratıldığını anlıyor, yaratılacağını anlıyor. Yani onun sistemini anlıyor. Zamanın ve mekanın gerçeğini anlamış oluyor. Zamanın nasıl algı biçimi olduğunu anlıyor. Mesela Allah Katında zaman ve mekan yok. Ama bize göre zaman ve mekan vardır. Bunları görmüş oluyor. Bu gerçekleri görmüş oluyor. Onun için bu hayati konunun her gün mutlaka işlenmesi lazım. Onu bölüm bölüm, yer yer alarak, kısa özetlerle kesintisiz anlatmaya başlayacağız inşaAllah.
Bazı konular acil olduğu için bu hayati konuyu beklettik ama yani bu kilit anahtar konudur. Bunu dünya anladığında, buna dünyada kimse direnemez. Yani bu konuyu bilip de iman etmeyecek şuuru açık insan olamaz. Ama bazı insanlar ruh sahibi olmuyor. Gözü oluyor görmüyor, kulağı oluyor işitmiyor, “kalp gözü de kör” diyor Allah. “Onlar ölüdürler ve siz onları diri zannedersiniz” diyor. Şimdi ölü olanlar yani ruh sahibi olmayanlar bunu kavrayamayacağı için onlara bir usulen anlatılması lazım, tepkisine bakmak lazım. İlk anlatıldığında anlamaması normal. Ruh sahibi de olsa bir insan ilk anlatıldığında anlamayabilir. Ama ikinci anlatıldığında, detay verdiğinizde daha hala anlamıyorsa ruh sahibi değildir. Yani ölüdür. Kuran’da bahsedilen ölülerdendir. Şefkatli davranıp bırakmak lazım. Ama ruh sahibi olan hemen anlar. Fakat ruh sahibi olanın da işine gelmez. Cübbeli diyor; “maddesine dokunur” diyor. Tabii bir kısmı severek dinler ve kabul eder. Ama umumiyetle insanların enaniyetine, nefsine, çıkarlarına, maddesine dokunacağı için ilk reaksiyon olarak anlamazlıktan gelecektir. Ama anlamazlıktan gelme anlaşılır. Yani fazla sürmez o, kısa süre sonra...
Bir de bu konuyu anlatırken, maddeyi anlatırken, zamanı çok iyi anlatma imkanımız oluyor. Zamanı anlatınca da kaderi çok iyi anlatma imkanımız oluyor. Ki insanların en çok takıldıkları, açmaza girdikleri konulardan bir tanesidir kader. Maddenin hakikatini anlayan bir adamın zamanı anlamaması mümkün olmuyor. Mutlaka anlar zamanı, zamanı anlayınca da kaderi anlamaması mümkün değil. Anlamaması diye bir konu olmaz imkansızdır. Yani net olarak kavrar. Kaderi anlatmamız için de zaten bu konu gerekiyor. Cenneti, Cehennemi anlatmamız için de yine bu konu gerekiyor. Bu konuyu iyi anlamaları gerekiyor. Ruhun varlığı için zaten ruhunu bizzat kendi görmüş oluyor o zaman. Kendi ruhunu görmüş oluyor zaten. Onu anlatmamız yani ona iman etmesi diye bir konu olmaz. Zaten iman edeceği gibi de görüyor değil mi? Gördüğü bir şey zaten hakkel yakindir. Hakkel yakin, hakkul yakin, bizzat yakin gözüyle görmüş oluyor. Zamanı ilmel yakin ve hakkel yakin gibi görmüş oluyor, zamanın ne olduğunu. Cenneti, Cehennemi her şeyi anlar inşaAllah. Onun için anlatımda iyi yöntemler geliştirilmesi gerekiyor.
Genelinde, anlayanlar yani zeki akıllı olanlar anlarsa genellikle bir daha bu konuyu duymak istemezler. Böyle bir risk var yalnız; feci şekilde korkuyor bazısı, feci şekilde ürküyor. Bir daha duymak istemiyor. Ama öyle bir bilgidir ki bu, bir kere bu bilgi alındıktan sonra ömür boyu unutulması diye bir konu yoktur. Onun için kaçmak bir çözüm değildir, düşünmemeye çalışması, kaçması. En güzel yapacağı şey, samimi teslim olup akılcı güzelce dinleyip tam iman edip bu Allah’ın muhteşem sanatını, bu büyük mucizesini hayretler içinde temaşa etmektir. Kaçmak, Allah’ın belasını cezbedebilir, çıldırabilir bu sefer yani aklını atar. Çünkü zaten bakın biz anlatmadan kendi keşfedebilir. O çok tehlikeli olur. Biz anlatırsak en güzel şekilde anlamış olur. Kendi keşfederse çok tehlikeli olur. Çünkü biz anlatırken, onun Allah’ın bir ihtişamı olduğunu, Allah’ın bir sanatı olduğunu ona göstermiş oluyoruz. O zaman o Allah’a aşık olur. Tam kendini teslim eder. Onun için kaçmak da risklidir bu konuda, kendinin bulması da riskli olur. Kendi kendine bulması da. Onun için biz önden anlatıyoruz. Kendi kendine aniden fark ederse bu tehlikeli olur. İlk defa kendisinin fark ettiğini zanneder, bu da çok sarsabilir onu. Ama bizim anlatımımızla bunun imani bir mucize olduğunu ama çok büyük bir mucize olduğunu, Allah’ın varlığını ispatta ana delillerden biri olduğunu görmüş olacaktır. Yani daha türkçesi bu konuyu bilen bir insanın iman etmemesi mümkün değildir. Her konuyu anlar, her konuyu anlar, inşaAllah...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler