Adnan Oktar`ın 9 Eylül 2010 tarihli Maraş Aksu ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bu konuda çok fazla ayet vardır. Bizim bu konuda kitabımız yok, “kalplerinde hastalık olanlar” la ilgili. Münafıklarla ilgili var.
OKTAR BABUNA:Ben de söylediğiniz konuyla ilgili bir ayet okuyorum Hocam.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer biz dilersek sana onları elbette gösteririz. Böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah amellerinizi bilir.”
ADNAN OKTAR:Kaçıncı ayet, hangi Surede?
OKTAR BABUNA:47’ye 29 ve 30 Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım, “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar”, bak “münafıklar” demiyor, Allah. “Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?” Ama bu münafıklarda, yani bak, kalbinde hastalık olanlarla münafıklar ortak hastalık içerisindedirler. Yani, kafirlerinde birçok yönü münafıklarla aynıdır. Bakın kafirlerin, münafıkların ve kalbinde hastalık olanların hepsinin tek blok olarak münafıklıkta toplandığını görürüz. Ama kalbinde hastalık olanlarda, münafıklıkların sert eylemleri aleni saldırıları olmaz. Yani onlar daha değişik oluyor. Küfür ama çok alenidir. Net söyler onlarda bir mertlik vardır. Kalbinde hastalık olanlarda yine bir hastalık yani bulanık zaten ayette diyor “hastalık vardır’’, ama küfür çok net açıktır. “Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar.” Yani kalplerinde bunlar biraz kine yatkın oluyorlar. Kine ve nefrete, öfkeye, dedikoduya, kavgaya, saldırganlığa yatkın oluyorlar, Allah ona dikkat çekiyor. Yani kin içlerinden gitmiyor. Bir tutku gibi oluyor kin. Halbuki müminin kalbinde olmaz bu. Bak: “Eğer dilersek sana onları elbette gösteririz. Böylece onları simalarından tanırsın”. “Simalarına da vurur” diyor Allah. “Ama ben istersem” diyor. Demek ki simalarında da bir kararma, bir bozulma, bir anormallik hissediliyor. “Andolsun sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın.” Yani sivri dilli oluyorlar, yani Müslümanları rahatsız edecek, kızdıracak, onları korkutmaya yönelik, onları huzursuz etmeye yönelik veyahut onları beğenmediğini gösteren, “eleştirir” diyor ya ayette “eleştirir” diyor. Yani eleştirmeden kastı onu küçük düşürmek kastıyla yapıyor. Yani, “ben senden daha akıllıyım, daha büyüğüm” diyor haşa. “Sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın Allah amellerinizi bilir. Andolsun Biz sizden mücahit olanlarla sabredenleri bilinceye belli edip ortaya çıkarıncaya kadar deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız açıklayacağız.’’ İşte kilit ayet bu. Şimdi münafıkla muttakinin, kalbinde hastalık olanla müminin arasındaki farkı ortaya çıkartan Allah’ın sistemi, bunu açıklıyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım, bak: “Andolsun, Biz sizden mücahit olanlarla” cehd edenlerle, gece gündüz Allah’ın dinini yaymak için Müslüman kendini zapt edemez, dayanılmaz bir tutku duyar. Yani münafıktan akıl almaz nefret eder, yani doğal olarak nefret ederler. Hani nasıl bir Müslüman pislikten, foseptikten nasıl tiksinir, yani tiksin dediğimiz için mi tiksiniyor adam? Doğal olarak tiksinir. Münafıktan da doğal olarak tiksinir bir mümin, kafirden şiddetli nefret eder yani doğal olarak, bedeninden değil, şahsından değil, fikrinden, eyleminden yani bak bu da çok önemlidir. Bedenini Allah yaratır, bedeni değil, şahsı değil, fikir sistemi, onun yaptığı eylemler, ondan rahatsız olur. “Mücahit olanlarla sabredenleri”, şimdi cehd etmek de bir de sabır var. 79 yılından beri aynı aşkla devam ediyorum. Bak benimle beraber yola çıkanlar birçoğu devrildi gittiler. Ne dernekler çıktı, ne gruplar çıktı. Şu an “dört kat ense yan gel Naci” demiş yani böyle. Uyuyorlar. İşlerine güçlerine, bambaşka bir aleme girdiler. Ama bak ben artan bir şevkle devam ediyorum. Buna rağmen tirtir titriyorum Allah’tan korkuyorum Cehenneme giderim diye yani ter basıyor artık “Allah vermesin” diyorum, “ya Cehenneme gidersem” diyorum. Kendimi de övmüyorum ben. Günahkar, acz içinde olan bir insanım. Yani, “ben örneğim” de demiyorum. Yani durup durup ikide bir “sen şöylesin”. Bana bu edebiyatı yapmasınlar yani. İnşaAllah. Ama eleştiriye açığım. Tabii, doğruyu güzeli arıyorum inşaAllah. “Deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız açıklayacağız”, “haberlerinizi sınayacağız”. Yani, “sizden gelen her türlü haber, bunu sınayacağız” diyor Allah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler