Adnan Oktar`ın 11 Eylül 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bediüzzaman, Mehdi (a.s.)’nin mücadele edeceği güç olarak deccaliyeti belirtmiştir. Deccaliyetin de tek yönü olarak, fen ve felsefeyi kullanan bir hareket olduğunu söylemiştir. Yani, Cübbeli’nin dediği gibi, Atlas Okyanusu’nun ortasında, 20 kilometrelik bir adam, kıllı kılçıklı, alnında deccal yazıyor. Bir avucuyla böyle sulara daldırıyor, balıkları alıyormuş böyle trol gibi balıkları yiyormuş adam. “Fakat Amerika şu an tespit edemiyor” diyor, Cübbeli biliyormuş ama yerini. Atlas Okyanusu’nda oturuyormuş adam.
OKTAR BABUNA:Uçaklar böyle yanından geçiyor böyle Hocam, kafasının yanından.
ADNAN OKTAR:Adam eni boyu belli değil, 20 km eninde, mesela 15 km, 20 km boyunda, 15 km eninde adam. Canı sıkıldıkça balık tutuyor, güneşte kızartıyor yiyeceklerini. Bir adımda dünyanın öbür ucuna gidiyor, fakat biz bilemiyoruz. Zincirlerini de koparamıyor adam. Şu an zincirlerle bağlı, böyle diyor Cübbeli. Eşeği de orda bekliyor, otluyormuş eşek de, 300 metre, 300 metrelik eşek, tabii. Yani o eşeğin orda bir anırdığını düşün. Yani, buna rağmen duyulmuyorsa yani, ben ne diyeyim? Yani, alttan alta şimdi dini de böyle anlatıyorlar. PKK da buradan bastırıyor, materyalist. “Biz,” diyor ki bak PKK: “Biz, ilmi, bilimsel, akılcı bir açıklama yapıyoruz arkadaşım” diyor. “Adamlar ne diyor?” diyor, “al sana Cübbeli” diyor. “Şimdi sen bana mı inanacaksın, Cübbeli’ye mi inanacaksın?” diyor. “En ala adam olarak bunu göstermiyorlar mı? En akıllı olarak gösterdikleri, en itibar ettikleri bu değil mi?” diyor, “Tamam işte, televizyona da çıkıyor adam, Habertürk’e çıkarıyorlar, bayılıyorlar adama” diyor, değil mi? “Cübbeli bak sana 20 kilometrelik bir deccalden bahsediyor. Biz de sana bilimsel açıklamalar yapıyoruz. Sen hangisini tercih edeceksin?” diyor. Şimdi bakın, buradaki oyunu görmemek için, yani ne olmak gerekir bir düşünün, değil mi? Oyun mu diyeyim artık? Eksiklik diyelim, oyun demeyelim, eksiklik, yanlışlık. Çok vahim bu. Bizim anlatımlarımız son derece vurucu, etkileyici, akılcı ve ispata dayalı.
Mesela Darwinizmi yıkarken biz, Şaşar Beşer Faruk Beşer gibi ben çıksam desem ki: “Şimdi ben Darwinistlere bomba gibi bir açıklama yapacağım şimdi” desem, “madem insanlar maymundan oluyor, bu maymunlar niye insan olmadı ha?” falan desem, “alın size bomba gibi bir açıklama” desem ne olur? PKK işte bunu duyduğunda, “bak adamlar ne kadar acz içindeler ve ne kadar güçsüzler” diyor. “En ala Hocaları Cübbeli. Alın, buyurun, adamın anlattıklarını görüyorsunuz” diyor. “Namazda” diyor, “telefon çaldığında oynayacağını söylüyor adam dersin” diyor, değil mi? “Telefonda eğer müzik çalarsa, döne döne adam oynar, oynayabilir her an Müslüman” diyor. Müslümanları komik göstermeye kalkıyor ve aciz göstermeye kalkıyor. “Adamı evini istesen, arabasını istesen, cemaati, dini, imanı bırakır, adam çeker gider” diyor. Ve Allah’a karşı hitaplarını da görüyorlar, üslubunu görüyorlar. Yani, “biz, böyle mi olmak istiyorsunuz çocuklar?” diyor adam PKK’ya, PKK eğitim yaparken. “Bunun gibi mi olmak? İdeal olan bu, ideal olarak gösterdikleri. Bunun gibi mi olmak istiyorsunuz?”. Adam televizyonda çıkıyor, gösteriyorlar. “En mükemmel olan bu” diyorlar; onların görüşüne göre, bazı kişileri tabii kastediyorlar. “Biz de bunu anlatıyoruz” diyorlar. “Ve bizim dediğimizi devlet de destekliyor. Darwinist, materyalist düşüncenin aynısı kitaplarda var” diyorlar, değil mi? Şimdi bu durumda, olay ne yönde gelişir?
OKTAR BABUNA:Tam dediğiniz gibi Hocam, evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Bediüzzaman işte bu büyük tehlikeyi, ta 60 yıl önce, 70 yıl önce, tespit etmiş. Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist sistemin dünyayı bütün sardığını, ve bunun deccaliyet olduğunu, çıkacak Mehdi (a.s.)’nin bunu hedefleyeceğini, birinci hedef olarak bunu alacağını ve bunu tam anlamıyla yeneceğini belirtiyor. “Birinci vazifesi budur” diyor. “Her şeyden evvel maddiyyun tabiiyyun taunu beşer içinde intişar etmesiyle” diyor, değil mi? “Her şeyden evvel fen ve felsefeyi tam susturacak tarzda beşere ders vermektir” diyor, “birinci vazifesi”. “Ama bu, halk arasında pek görülmez, önemsiz görülür” diyor. Yani, “asıl saltanat aleminde, işte böyle şaşalı bir, debdebeli bir hayat beklendiği için Mehdi (a.s.) çıktığında anlayamazlar” diyor. Yani, “hep o yönde bekleyeceklerdir” diyor. Ki, Tevrat’ta da geçiyor, en az 40 yıl Mehdi (a.s.)’nin ilk mücadelesi. Hadislerde de 40 yıldır. O dönem içerisinde bilinemeyecek hareket, evet...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler