Adnan Oktar’ın 22 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Tabii bu bizi evlilik mantığına getiriyor, açıkça baktığımızda. Kadınlar genellikle parayı bastırdın mı, bir kısmı, hepsi değil, kimde para varsa o zaten onun evliyası oluyor. En takva o olmuş oluyor. “Ne buldun bunda?” diye soruyorsun. “Oo sorma, dünyanın en iyi insanı o” diyor. “Neye göre diyorsun? Namaz kılmıyor” diyorsun. “Kıldırırız biz” diyor. “İman etmiyor” diyorsun, “iman ettiririz” diyor. Bir şey buldum, bir tuğla var, ben evi yapacağım, ondan sonrası kolay” diyor. “Evi nerede? Yok,” diyor, değil mi? Çok samimiyetsiz, çok çirkin bir mantık. Parayı buldu mu, dindar kızlarda da görüyorum ben. Kapalı mesela çok güzel, çok çok güzel genç kızlar var kapalı. Onların kız arkadaşları oluyor, ev arkadaşları oluyor. Onlara böyle prenses muamelesi yapıyorlar yani böyle her yerinden sanki pırlantalar saçılıyor mübarek. Nihayet etten kemikten bir varlık. Alelade bir varlıktır insan Allah Katında, etten kemikten zavallı bir varlıktır insan. “Ama bu pırlanta, bu bambaşka bir şey,” diyorlar. Şimdi bu aşırı güzel. Bu kimlere layık diye soruyorlar. Paşalara, doktorlara layık, artık başkalarını da bulamadığı için. Halk arasında vardır ya, benim kızımı ne doktorlar, paşalar istedi de vermedik derler ya, sorun o işte. Yani onun cinselliği aslında, kıymetli gördükleri de odur. Üreme özelliği. Onu putlaştırmış, put haline getirmiş. Bunun daha iyi, çok dehşet bir şey olması lazım, diyor. Şimdi takva biri geliyor Müslüman, mesela güzel ahlaklı, “olmaz,” diyor. “Niye? Gönlüm istemedi, içimden gelmedi” diyor. “Zibil gibi parası var hazretin, geldi bak, bunun için ne diyorsun?” diyorlar. Arabadan bir iniyor, araba dehşet falan böyle. “Darphane gibi para basıyor, öyle bir adam,” diyorlar. “Ne kadar nurlu mübarek, elinden yüzünden nur akıyor. Yüzündeki nuru gördüm kalbinde görür görmez muhabbet oluştu, hayrettir” diyor. Annesi de babası da; “ah bir evladım, sanki öz çocuğumuz gibi. Sanki kırk yıldır tanıyoruz mübareği,” diyor bütün ailesi, eniştesi, dayısı filan. Mal bulmuş mahrebi gibi böyle yapışıyorlar. Kız, hemen akşamına rüya görüyor onlar zaten. “Beyaz iki tane kanatlı bir varlık, melek mi bilemiyorum, tam da anlayamadım. Sen havada uçuyorsun böyle onların kanalıyla, getirdiler getirdiler bizim evin önüne geldin, tam kucağına bırakmış mübarek. Böyle gördüm rüyamda. Sen rüya tabir eder misin, biliyormusun?” diyor. O da tabii kaz, inanıyor avanak. “İlk defa görüyorum ben böyle adamı, dehşetsin sen, bambaşka bir şey var sende. Elektriğin suyun bambaşka bir şey” diyor, neyse ne hikmetse böyle. Sanki bina satın alıyor gibi. Onu şişirdikçe, o avanak da inanıyor. Paradan kaynaklandığına inanamıyor o, paradan kaynaklandığına inanmak istemiyordur o. Hakikaten yeteneği olduğunu düşünüyordur. Herif öküz gibi bakıyor, “bakışların mükemmelliğine bak” diyor. Hayır, gördüm de duydum da, onun için biliyorum. Herif kaz gibi bakıyor, dürbün gibi bakıyor adam, “bakışları yaktı aktı, o yüzden evlenmek istiyorum” diyor. İnanılmaz sahtekarlıklar dönüyor bu şekilde. Ama Allah da tam dengi dengine getiriyor. Aile böyle leş görmüş kargalar gibi bekliyorlar. Hani böyle leş olur da kargalar bekler başında, çakallar makallar gitse de çöksek üstüne, didiklesek diye. Nikahı bir basıyor adam, imzayı bir atıyor artık ailecek çullanıyorlar üzerine artık. Evler, arabalar, şuna şunu ver, buna bunu ver, artık talan ediyorlar yani. Maazallah eğer bir malını mülkünü kaybederse, iflas ederse; bir kere kayınbabanın, kaynananın kalbine bir kararma geliyor ne hikmetse. “Bir şey oldu bize kafamızda, nevrimiz döndü. Bize büyü yaptılar herhalde, ben bunu anladım. Bir nefret geldi, inanamıyorum. Büyücü mü çağırsak acaba? Toprağı eşsek baksak bakalım bir büyü çıkar. Bir kurşun murşun döktürelim yahu. Bir anda içime bir nefret geldi. Hemen boşanalım” diyor. Öküz öldü, ortaklık ayrıldı, yani demek istedikleri bu.
Bakın en güzel kapalı kızlarda da ben bunu görüyorum. Mesela en güzel kapalı kızlar, en zengin adam arıyorlar, takva aramıyorlar. Bir kısmı, hepsini tenzih ederim ben. Arkadaşları, etrafındakilerin de öyle şeyleri var, böyle davulcu takımı var etrafında, onlar da arıyor, hep beraber. Normal, mücahit, dava adamı asla istemiyorlar. “Çok tehlikeli bu, olur mu bununla evlenilir mi?” diyor. “Bir kere aile babası olmaz bu adam, sürekli tebliğ yapıyor, İslam’ı yayıyor. Zaten başı belada bunun, çok tehlikeli bu, böyle olmaz” diyor değil mi? “Aile babası işine gücüne baksın adam, öyle şey olur mu? Sen çok güzel kızsın, bir de şöyle para” diyor. Mezat oluyor ya böyle, 100-200-300 satıyorum, sattım, dank diye vuruyor adam, öyle mezatla satılıyor. Sen kaç veriyorsun? Sen şu kadar, en yüksek parayı kim verdi? Sen, tamam bitti. Hüseyin Efendi, tak tokmağı vuruyor, haydi senin oldu, hayırlı uğurlu olsun, diyor. Sistem bu bazı yerlerde ve utanmıyorlar da yani yüzlerinde teneke çakılmış. Göz göre göre bunu Allah adına yaptıklarını, din adına yaptıklarını söylüyorlar, bir kısım zevat. Sen duydun mu hiç?
SUNUCU 2: Dışarıda çok kişi var Hocam öyle nişanlı.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Kaynıyor. Sistem onun üstüne dayalı zaten. Benim çevrem geniş olduğu için o kadar çok duyup görüyorum ki. Çok çok güzel genç kızlar oluyor böyle kapalı, bir sürü böyle onun hampası oluyor. Bohçacısı ayrı, yağcısı ayrı etrafında böyle, ona koca arayanlar, bilmem ne yapanlar. Haberler geliyor, her yerden cemaatlerden haberler geliyor. Şimdi tam karar verecekken, daha zengin biri daha çıkıyor böyle ucu ucuna. “Bak Allah korudu, yanlış adama gidecektin. Tam nasibin çıktı, mübarek” diyor. Bir de bunlar kararsız Kasım gibi oluyorlar, bir türlü karar veremiyorlar, çünkü sürekli daha zengini çıktığı için. “Bunun hem arabası var hem evi, bir de bunun parası daha fazla. Acaba buna mı versek? Biraz daha düşünülem, bir bakalım, karar veremiyoruz” diyor. Bir de yedekte tutuyor zaten. “Siz biraz bekleyin, bir tane daha talep var” diyor, sanki ev satıyor. Mesela öbür yedektekiler de bekliyor el ayak ovuşturarak. “Bakalım bize ya nasip ne olacak acaba?” gibisinden. Bunun ne kadar yaygın olduğunu herkes bilir, bu anlattıklarımın.
OKTAR BABUNA:Hocam tam dediğiniz gibi, maşaAllah, tam dediğiniz gibi. Çocukken bile şahit oluyorduk. Benim aklımda şu anda o kadar çok örnek var ki, inşaAllah. Geçen günlerde gazetede bir resim vardı öyle, tam dediğiniz gibi Hocam. Bayağı güzel bir kadın, yanında son derece çirkin ve yaşlı bir adam. “Benim kocam çok yakışıklıdır” diye böyle resim basmışlar. Tam dediğiniz gibi Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Asıl onlarda ölçü kendi yaşıtı olması. Davul bile dengi dengine diyor ya, dengi dengine nasıl olacak biliyor musun? Aslında para olursa, yaş sorunu yok aslında. Hatta ileri yaşta olması daha avantajlı oluyor. “Ben olgun severim” diyor. Ama işin aslı hakikaten öyledir, ruh yaşı esastır, bu doğru. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘ın hanımları hep gençti evlenenler. Bedenin yaşı olur ama ruhun yaşı olmaz. Şimdi adamın bedeni ile mi evleniyorsun ruhu ile mi evleniyorsun? Ruhu ile evleniyorsun, ruhu ile sonsuza kadar beraber olacağına göre yaşın önemi olmaz, doğru mu? Doğru, evet. Fakat bunların tekniğinde öyle değil. Eğer kendine baktıracaksa, baktırmayı düşünüyorsa, ailesine baktırmayı düşünüyorsa, bir hasta bakıcı, para basan veya yemek sağlayan birisini arıyorsa, onun genç olmasını istiyor. Yani tarla sürdürülecek öküz de alınırken genç olmasına nasıl dikkat edilir, o kafa ile bakıyor adam. Hepsini tenzih ederim, iyi niyetle bakanlar o ayrı mesele. Ama adam ölmesi ihtimali var ise ve zengin ise, genç olmasını hiç istemiyorlar. Ne kadar yaşlı olursa, o kadar makbul. Ne kadar hastalıklı olursa, o kadar makbul. “Sorun değil, ben ruha bakarım arkadaş” diyor. Yani orada birden evliyalığı tutuyor. Daha önce reddeden adam, orada evliyalığı tutuyor. Evleniyor hakikaten ve üç yıl sonra adam ölüyor yaşlı olduğu için, hastalıklı olduğu için. Hemen miras işlemleri yapılıyor, çıtır çıtır yiyiyorlar. Zaten ona göre ayarlı oluyor. Evliyken zaten ikinci koca yedekte bekliyor, hazırda duruyor o. Asıl koca dışarıda bekliyor. Tak düğmeye basıyor, “öldü o, hadi bakalım işleme başlayalım” diyor. Orada da yine ölçüleri böyle. Bu korkunç sistem ve bu korkunç ölçü acımasızca toplumun içerisinde canavar gibi geziniyor. Birçok insan bunu örtbas edip anlamazlıktan gelerek bu sistemi işletiyor. En nefret ettiği adamlar ile iç içe onun pis ağzının kokusunu çekerek, pis bedeninin kokusunu çekerek, en rezil şartlarda onun kahrını çekmeye devam ediyor. Sırf parası için ve menfaati için, nefret ettiği halde. Ve birbirlerini seviyor taklidi yapıyorlar. O ona sevgi taklidi yapıyor, o ona. Hani böyle sırtlan yiyecek paketine arkadan yaklaşır ve aniden kapar kaçar ya, o derece. Kadın yemek yapıyor, gidiyor arkasından birden ona sevgi gösterisinde, kadın iliklerine kadar tiksiniyor. O da çok etkilendiğini düşünüyor, “ne güzel hareket ettim” diyor. Böyle bir nefret içinde yaşıyorlar ve bu yaygın. Kalben boşanmış, fakat dili ile boşanamıyor çıkardan dolayı. Halbuki dürüst olmak lazım. Çünkü evlilik Allah aşkının yaşanması içindir. Allah’ın tecellisini görmek için evlenilir, değil mi? Adamın bambaşka niyeti oluyor.
Aslında bunun üzerine bir kitap da yazılabilir, çok kapsamlı bir konu. İşte bu anlattıklarımdan bir derleme olursa, onu şey yapabiliriz. Olabilir, yani genişletebiliriz. Çünkü bu bölüm bölüm, detay detay, çok genişletilebilecek bir şey. Çünkü insanların bilinçaltı, münafık bilinçaltı açıklanmadı mı, münafıklar çok rahat hareket edebiliyor. Mesela karaktersiz insanlar da, eğer bilinçaltı açıklanmazsa çok rahat hareket edebiliyor. O bilinçaltı açıklandıktan sonra çok utanıyorlar. Fakat münafığın yüzünde eşek tepişmiştir, utanmaz münafık. Münafığın utanması olmaz. Kalbinde hastalık olanın utanması olur, o utanıyor hakikaten. Yine bir yol arar, devam eder de hasta olduğu için, fakat münafık utanmaz...
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler