Adnan Oktar`ın 11 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv ve Malatya Tv röportajından
OKTAR BABUNA: ... Milliyet Gazetesi’nde de Hasan Pulur bir yazı yazmış. “Her mahalleye bir molla yeter” diye bir başlık atmış, yine Ali Bardakoğlu Hocamızı eleştirmiş burada da. “Mollalık düzenini getirmek istiyorlar” diyor. “İmamları şeyhülislam yapmak istiyorlar, her mahalle de bir molla olacak bu gidişle” demiş Hocam yazısında, özetle.
ADNAN OKTAR: Hasan dedem, kaç yaşında o?
OKTAR BABUNA: Bakayım Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, bak. Ben ona göre açıklama yapacağım, her konuşmanda bana yaş bildir, inşaAllah. Var mı?
OKTAR BABUNA: Bakıyorum Hocam hemen bakıyorum.
ADNAN OKTAR: Dedem kaç yaşında, biz ona göre üslubumuzu ayarlayalım. Dedem anlatacak konu bulamıyor, sıkılıyor. Biri bir laf atıyor, şimdi bunlar aslında konu bulma sıkıntısı içerisinde oluyorlar. Şimdi diyorlar ki; her gün bir köşe yazısı yazacaksın, adam bıkıp usanıyor. Senelerce yazmış, 30-40 sene yazmış, 50 sene yazmış, artık iflahı kesiliyor, bakıyor şöyle kenarlara; biri bir yazı yazmış, en dikkat çekecek nedir? İşte cami imamları. Tamam, buradan bir şey çıkar diyor, hemen onun ilgili onun paralelinde bir şey yazıyor.
OKTAR BABUNA: 78 yaşındaymış Hocam.
ADNAN OKTAR: 78.Hay maşaAllah dedeme, hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Çoğu 75 üstünde Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Kolesterole dikkat etsin dedem. Kolesterol insanın kalp damarlarını tıkar, beyin damarlarını tıkar. Aortta birikebiliyor, başka neredelerde?
OKTAR BABUNA: Bütün damarlarda birikiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Ona çok dikkat etmek lazım. Dedeme ne tavsiye edeyim ben?
OKTAR BABUNA: Hafif yemekler.
ADNAN OKTAR: Hafif yemekler, Akdeniz olayına takılacak yani Akdeniz mutfağı, inşaAllah. Az balık, sebze falan yiyecek.
Kardeşim bir kere cami imamları, herkes bilir hep gariban, mazlum insanlardır. Çekinirler, herkesten çekinirler. Her mahallede öyledir aşağı yukarı. O mahallenin en çekingen, en mazlum, en kendi halinde, en sade yaşayan insanlarıdır. Sana ne zarı olur bunların? Ne yapar sana? Zaten çekiniyor. En fazla helalden, haramdan, zaten mümkün mertebe bu konulara girmeyen insanlar. Diyanet İşleri Başkanı dedi diye zaten çıkıp ortaya anlatacak değil. Diyanet İşleri Başkanı’nın işaretini mi bekliyor onlar? Zaten anlatacaksa anlatır. Onun için böyle ufacık bir konuyu bile, böyle bak Müslümanları ürkütmeye kalkan, onların havf damarını tahrik etmeye kalkan bir üslupla yaklaşırlarsa bu çok ayıp olur. Çünkü bunu duyan cami imamı korkar, tedirgin olur. Bu gazetelerde yazılar çıkıyor, ben hakkı anlatacaksam bile sakın yapmayayım der. İyi bir şey söyleyeceksem de söylemem. Hatta makul bir şeyi bile söylemeyeyim der. Normal, sıradan bir şeyi bile söylemeyeyim der. Amaç buysa, bu yazılar zaten fazla fazla yeter. Eğer onları tedirgin etmek istiyorlarsa, susmalarını istiyorlarsa, bir kişi bile yazmış olsa, korkacak olan zaten korkar. Korkmayacak olan da, zaten onu yazsa da, 70 tane adamı gelse yine dinlemez, yine devam eder. Ayrıca da Diyanet İşleri Başkanı söylesin veya söylemesin yine anlatır. Bana Diyanet İşleri Başkanı talimat mı verdi de ben anlatıyorum şimdi. Ne alaka. Ben o yazıları şimdi takar mıyım yani adamın konuşmalarını? Ama bir kısmı daha havadan nem kapar, adam daha, böyle bir konuşma varmış gibi, aman masanın atına gireyim diyor. Zangır zangır titriyor adam. Pır diye bir bakıyorsun adam kaçmış Avrupa’ya. Ayakkabısını burada unutuyor, yani bir ayakkabıyı. Yerini bile bulamıyorsun. Nerdesin dedem, diyorsun, bulamıyorsun. Sonrada orada burada, yok Mehdi (a.s.)’yiz, yok işte evliyayız. Nasıl oluyor ki böyle korkak Mehdiler. Höt dedin mi uçuyorlar yani anında, bir de Mehdi (a.s.)’yiz diyor. Nasıl Mehdi’yse bunlar. Böyle Mehdilik olmaz. Zaten Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.)’yim demez. Bir de Mehdi (a.s.) o tip şeylerin meraklısı değildir, yani milletin anlattığı tarzda. Mehdi (a.s.)’nin derdi günü, işi gücü; din ahlakı hakim olsun, İslam ahlakı hakim olsun dünyaya, millet rahat etsin, o bayramı görsün, mutlu olsun, Allah’ın rızasını alsın. Mehdi (a.s.)’nin amacı Allah’ın rızası ve Ahirettir. Allah’ın rızası için gayret eder. Mehdi (a.s.) dünyada ne isteyecek, dünyada ne var yani? Kardeşim en alası Mehdi (a.s.)’ye ne sunarsın? Saray sunarsın. Mesela Dolmabahçe Sarayı var yahut başka saraylar var. Benim bildiğim birçok insan orada yaşamak istemez, kendi evi daha hoşuna gider, daha sıcak gelir, doğru mu?Kardeşim, tabii yani başka ne olacak? Mesela Mehdi (a.s.)’ye ne sunacaklar çıksa? Ne sunulacak yani? Dünyada elde edilemeyecek ne var ki? Güzel bir evse insan elde edebilir zaten, oturup onun için Mehdi (a.s.) olmasını beklemesine gerek yok ki. Güzel bir araba ise, onu da elde edebilir. Güzel insanlar olmasını istiyorsa, onu da elde edebilir. Güzel eşyaysa, hepsini elde edebilir. Güzel bir yiyecekse, onu da elde edebilir. Güzel kıyafet de elde edebilir. Onun için bütün ömrünü bir insan ben Mehdi (a.s.) olayım da ondan sonra böyle bir nimete kavuşayım diye yapar mı? Ta ileriki yaşlarına kadar, yaşlılık evresine kadar, ileriki yaşlarına kadar, ki genç yaşlı olacaktır Mehdi (a.s.). Hadiste öyle. Niçin öyle bir şey yapsın ki? Niye ömrünü bu kadar vakfetsin? “40 yılını” diyor Bediüzzaman, “sırf 40 yılını tebliğe ayırır” diyor. 40 yılını deccalle boğuşmaya ayırır, 40 yıl. Mehdi (a.s.)’nin alacağı zevk deccali boğmaktır, fikren. Şeytanı boğmaktır, fikren. Bundan zevk alır Mehdi (a.s.). Gördüğümüzde ona sorarız, inşaAllah mübarekten...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...