Adnan Oktar`ın 11 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Kardeşim şimdi arı geliyor. İlk defa yani vahşi bir böcek hiçbir şey bilmez. Gidiyor çiçekte bal özlerini topluyor, patilerinede onun polenlerini topluyor, torbasına topluyor. Bir kere plakalar halinde altından balmumu çıkıyor. Hayvan geliyor, dünyanın en mükemmel ve en küçük altıgenini bir mühendis gibi yapıyor önce, küçük bir tane altıgen. Plakaları alıyor alttan, kendi vücudundan çıkan plakaları, sunta gibi çıkıyor alttan onları güzel yoğuruyor, şekillendiriyor, ince düzgün plaka haline getiriyor. Milimetrik düzgünlükte ve jilet gibi düzgün yapıyor ama böyle kıvamını tam veriyor, açıyı mükemmel açıyla hesaplıyor, birinci açıyı veriyor, ikinci parçanın da açısını tam mükemmel veriyor, gayet düzgün, üçüncünün açısının tam veriyor mükemmel, birbirlerine böyle jilet gibi tutturuyor. Yine altlardan diğer üç parçayı da birbirlerine tam açısıyla mükemmel tutturuyor ve arkaya doğru da bir açı veriyor ki, bal akmasın diye onu da çok mükemmel tutturuyor ve getirdiği balların içine doldurmaya başlıyor. Yani balı vücudunda ayarlıyor, kıvamını veriyor bak normalde çiçek suyundan çıktığında bir şeye yarayacak gibi de olmuyor. Tat da bozulur o yani direk onu getirsen o şey olur yani sirkeleşir, bozulur yahut şaraba dönüşebilir yani bakteriler parçalar onu. Öyle bir kıvam veriyor ki, çok ağdalı bir kıvama getiriyor, bal kıvamına getiriyor. Artık bakteri etki etmeyecek hale geliyor. Özel maddeler de ilave oluyor bakın, özel maddeler. Yani anti bakteriyel özel maddeler de ilave ediyor. Balın içine özel maddeler koyuyor, vücudunda var. Onlarla doldurduktan sonra, doldurdukça kapağı yükseltiyor, doldurdukça kapağı yükseltiyor, çaka çaka doldurduktan sonra tamamen kapatıyor ağzını, incecik bir tabakayla. Bundan ne kadar yapıyor? Binlerce yapıyor, buradan binlerce başlıyor, bu taraftan da binlerce başlıyor altıgenler, küçük altıgenler. Geliyor, geliyor, geliyor tam ağız ağza iki tarafı karşılaşıyor, tak çakışıyor. Ama milimetrik düzgünlükte, blok gayet düzgün balı bitiriyor adam. Kapı da iki tane arı bekliyor, muntazam, nöbetleşe. Vakti geliyor, adamlar bekliyor, bekliyor diyorlar ki, hemşerim senin nöbet vaktin bitti, haydi onlar uçuyor, iki tane daha yeni geliyor, yeni asker onlar beklemeye başlıyorlar. Kardeşim sen nöbet vaktini nereden biliyorsun? Yeni askerin geleceğini de sen nereden biliyorsun, böyle kapıda beklemeyi nereden biliyorsun? Hepsi biliyor.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah evet.
ADNAN OKTAR:Mesela balın kovan ısınıyor, fazla ısınıyor. Adamlar diyorlar ki, hemşerim bu ballar eriyecek hadi hep beraber diyorlar bir kanat çırpalım diyorlar. Topluca kanat çırpmaya başlıyor adamlar. Bu emri kim veriyor, nereden karar alıyorsun, ısıyı nereden bilirsin. Adamlar ısı tamamen düşüyor, diyorlar ki ısı düştü, tamam faaliyeti durduralım arkadaşlar diyor. Mesela böcek giriyor içeriye, bakıyorlar tipi büyük diyorlar ki, biz bununla baş edemeyiz ne yapalım diyorlar, ısıyı yükseltelim, sıcaklıkla yapalım bunu diyorlar. Hayvanın üstüne çöküyorlar, titreşimle ısıyı acayip yükseltiyorlar, hayvan o ısıyla ölüyor. Öldükten sonra dışarıya atamayacaklarını bildikleri için, üstünü anti septik bir madde ile kaplıyorlar. Yani bozulmayı önleyen, yani kokuşmayı önleyen, mumyalaştıran bir maddeyle kaplıyorlar, kimyasal bir madde özel böcek bozulmuyor. Kardeşim mumyalamayı nereden bilirsin, sen böceğin bozulacağını nereden biliyorsun? Onun bala zarar vereceğini nereden biliyorsun? Ve titreşimle sıcağın artacağını nereden biliyorsun ve o sıcaklık seni de öldürebilir, o ısıyı onu öldürecek, kendisini öldürmeyecek ısıyı nereden biliyorsun? Mesela eşek arısı veya büyük böcekleri öldürecek ısıyı biliyorlar. Ama biraz daha artsa kendisi de ölür. Onu yapmıyor, tam o ayarda durduruyorlar. Şimdi kardeşim mesela adam diyor ki; “arkadaşlar ben diyor, iki kilometre ötede bir bal buldum, çiçek alanı buldum. Şimdi size dansla bunu anlatacağım. Bakın Güneşe bakın, bir de benim hareketlerime bakın” diyor. Adamlar ekip halinde etrafına toplanıyor arılar, bakıyorlar tam ilgili yere, onun Güneşe karşı yaptığı danstan tespit ediyorlar. Ben diyor sözde anlatmıyorum, dansla anlatacağım, kalabalık herkes anlatıyor, izleyen adamlar gidiyor arılar, teker, teker, eliyle koymuş gibi o balı rahatça alabilecekleri çiçeklerin bulunduğu bölgeye, orada ne kadar ihtiyacı varsa alıp getiriyorlar. Bir de ihtiyacı kadar alıyor, o çok acayip. Bak giderken ihtiyacı kadar balla gidiyor, fazlasını götürmüyor. Yolda yiyeceği azığını ona göre götürüyor. Yani gidiş gelişi hesap ediyor adam. Kardeşim şimdi arının dansından sen, Aydın Doğan’a desen ki, arkadaşım bak bu arının dansındaki kaç kilometre ötede çiçek yeri var. Böyle bal bulunan şerbetli çiçeklerin bulunduğu yeri tespit et desen, tespit edebilir mi? Edemez, efendim E.Ö’ye desen edemez, Bıyık’a desen edemez. Hiçbiri edemez. Ama bunlar ediyorlar. E.Ö ne diyor? “Akılsız hücreler” diyor. Kardeşim akılsız hücreden vazgeçtim, akılsız dediğin sen arının yaptığının binde birini yapamazsın. Şimdi E.Ö’yü biz bir arı haline getirsek, küçük bir arı haline gelse o, bıraksan hadi git bal yap desen E.Ö bala gider yapışır orada, iş biter Allah-u alem bir daha çıkamaz oradan. Ters takla atar, kanat verdiysen de uçamaz aynı zamanda, Allah-u alem yarım metre bile gidemez yani tepesinin üstüne çakılır yani, kardeşim şimdi kanat saniyede 500 kere çırpıyor hayvan. Bak tik tak 500 kere. Bak tik tak deyinceye kadar 500 kere kanat çırpmayı bitiriyor. 500 ile 1000 arasında. Artık uğulduyor, uğulduyor yani kanat. Böyle elektrik motoru gibi uğulduyor. O kadar şiddetli kanat çırpmada adam istediği yöne, istediği gibi gidiyor. Mesela suya doğru gitmek istiyor, hemen o tarafa doğru jet gibi gidiyor. Orada bir risk görüyor anında kalkıp uçuyor. İstediği yöne istediği gibi gitmeye gücü var ve düşmanlarından kaçma ve onu oynatma gücü var. Yakalayamıyor bir insan onu istese de, muazzam yetenekli. E.Ö anında şak diye yakalanır Allah-u alem, uçamaz da zaten yakalanır. Bir de en başta bala yapışır zaten. Bir de o altıgenleri yap desen, bir tanesini bile dikemez. O sunta gibi, açıda verecek ona şöyle açıölçerle falan ölçmesi bir kere mümkün değil. O açıyı versen direk yapışır, düşer incecik bir şey bu, çok çok ince. Açı verdikten sonra onu böyle tutacaksın, bir de onun üstüne ikinci parçayı yerleştireceksin, öbür taraftan yandan parçayı vereceksin ve açıları tam olacak iki tarafta. Aşağıya doğru da yine aynı açıyla aşağıya doğru vereceksin altına yeniden, bir de arka tarafını da yine aynı şeklide plakalarla yine aynı tarzda arkada da olması gerekiyor ve hepsinde de belirli bir açıyla arkaya doğru olacak ki, bal aşağıya doğru akmasın. Bunu hangilerinde yaptılar, tamamında, on binlerce küçük bölümde yapıyorlar. Mesela arı yavruları olur. Ufak köfteler, doğuyorlar, işçi arılar teker teker gidiyorlar onlara arı sütü veriyorlar. Bakın bal ayrı, arı sütü ayrı, günde kaç kere hangi yavruları kontrol edeceğine adamlar ezberden biliyorlar. Bir tanesi sekmiyor. Mesela yavruya zamanında gıda verilmezse ölür. Muntazam besliyorlar. Mesela zehir iğnesi var canı daraldığında zehir iğnesini hemen batırıyor. Zehirleyeceğini nereden biliyorsun sen? Allah onun içine mesela zehir koymuş. Kendini öldürür normalde, çok tehlikeli bir zehir arının zehri. Yani vücuduna dağılsa ölür. Yani onu imal eden sistem, kendi vücudunun kan damarlarıyla sarılmış. Kendi kan damarlarındaki maddeden çıkıyor o zehir ve vücudunda o kan damarlarıyla çevrili deponun içerisinde o zehir duruyor. Vücuduna dağılsa hemen öldürür hayvanı ama zehir kendi vücudunda imal olduğu halde ve kendi vücudunu öldürecek derecede olduğu halde, kendi vücuduna dağılmıyor. O deponun içerisinde duruyor, hayvan sıkıldığında, birisi kızdırdığında tak batırıyor, zehrini hemen enjekte ediyor. Hayvan da bak kaç çeşit malzeme var. 1- Bal üretiyor, bal üretme imkanı var. 2- Zehir üretme imkanı var, 3-Arı sütü üretme imkanı var, 4- Suntalar. Vücudundan böyle oluk, oluk alt tarafından suntalar çıkıyor, ince, ince, gıcır, gıcır, balmumu suntaları. Bak Allah onun bal yapacağını biliyor ve yaratmış, bunlar balmumu sunta gibi, balmumu ihtiyacı var. Allah vücudunun altında imalathane yapmış onlara, vücutlarına. Kardeşim bunun evrimle devrimle ne alakası var? Önce bak bal, petek ve arı hepsi birlikte yaratılmış.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani yaşayamaz hayvan öbür türlü, mesela bal olmadan hayvan yaşayamıyor, petek olmadan da yaşayamıyor. O suntalar olmadan da yaşayamıyor. Zehrinin, arı sütünün hepsinin aynı anda yaratılması gerekiyor. Yani bütün bu kapsamlı sistemin, çünkü mesela balın ısıtılması veya soğutulması onların elinde mesela eğer balın sıcaklıkla erimesi mevzu bahis olsa, kovan batar. Onu soğutmayı biliyor hayvan. Ne zamandan bilmesi lazım? İlk yaratılışında bilmesi lazım, eğer ilk yaratılışında bilmezse farz edelim yaptığını farz edelim balı, bal zaten eriyecek. Yüzlerce, binlerce harika özelliğinin aynı anda yaratılması gerekiyor. Ne diyor evrimciler? Parça, parça bir mutasyon gelmiş, bir gözü olmuş arının, bir mutasyon gelmiş bir gözü olmuş, bir mutasyon zehir iğnesi çıkmış, bir mutasyon arı sütü yapmış, bir mutasyon çıkmış, o altından sunta gibi balmumu kanalları oluşmuş. Bir mutasyon olmuş, hayvan o açıyı vermeyi öğrenmiş, bir mutasyon olmuş öbür açıyı vermeyi öğrenmiş, sabaha kadar mutasyon ve mutasyon bunlara profesör gibi, kusursuz bilgi veriyor, sürekli. Yani insan aklının alamayacağı bir bilgiyi onlara veriyor. Çiçeklerin nerede olduğunu öğretiyor mutasyon onlara, dansla onlara öğretmeyi öğretiyor. Eğer Darwinist’ler hakikaten bunu Ahiret’te Allah’ın karşısında anlatabileceklerine inanıyorlarsa, benim onlara bir sözüm yok. Ama bakın hiçbir Darwinist bunu Allah’ın karşısında anlatamaz ve anlatamayacaklar. Ne atomun yapısını anlatabilecekler, ne kromozomun yapısını ne proteinin yapısını, ne arının hayatını, ne bu canlılardaki harika düzeni, ne beynin içinde olan görüntünün mükemmelliğini daha önce anlattık ya maddenin, bunların hiçbirini anlatamayacaklar. Biz duymadık dememeleri için de Allah bak benimle onlara bunu anlattırıyor. Bizim haberimiz yoktu dememeleri için...
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller
Belgeseller
Belgeseller