Adnan Oktar`ın 15 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Nasıl benzeyecek? Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) orta boyluydu; o da orta boylu olacak. Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzeyen yönleri bunlar. Peygamberimiz(s.a.v.)’de, Peygamberlik mührü vardı sırtında; Mehdi (a.s.)’de de olacak, ben olacak sırtında. Peygamberimiz (s.a.v.) geniş yapılıydı; Mehdi (a.s.) de geniş yapılı. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in başı büyükçeydi; Hz. Mehdi (a.s.)’nin de başı büyükçedir. “Geniş alınlıdır” diyor. O yönlüdür. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) mesela siyah gözlüdür; Mehdi (a.s.) yeşil gözlüdür. Peygamberimiz (s.a.v.) çekme, doğan burunludur; Mehdi (a.s.) de yine öyle küçük burunlu fakat burun yapısı olarak doğan, çekme doğan burunlu değil. Hafif bombeli burunludur. Peygamberimiz (s.a.v.) de çok munis, çok tatlı bir bombesi vardı burnunda. Böyle çekme doğan burunlu, inşaAllah. Hem küçük ama doğan böyle burunlu inşaAllah. Koyu siyahtı kaşları Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Kalınca kaşları vardı, koyu siyah. Saçları uzun, biliyorsun, omzuna kadar uzun. Hatta iki tane örgüsü vardı, iki tane yandan. Örgüleri uzuyordu Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Gözleri sürmeliydi, doğuştan, yani yaratılıştan sürmeliydi. Ayrıca kendisi sürme kullanıyordu Peygamberimiz (s.a.v.). İrice dudakları, ağzı iriydi Peygamberimiz (s.a.v.)’in, dudakları iri dudaklıydı. Dişleri son derece düzgün, bembeyaz dişleri. Kolları, kemikleri kalın, yani o omuzları çok genişti Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Adale gücü, kahredici bir güce sahipti böyle. Yani tuttu, deveyi tutsa öyle çökertir, öyle güçlü yani. Yani denenmiş. O devrin başpehlivanını aldı, vurdu sırtüstü yere. Güreşmek istedi adam. Dedi ki; “beni yenersen iman edeceğim” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) aldı, tuttuğuyla vurdu adamı sırtüstü. Tuş oldu adam. “Ben boş bulundum” dedi böyle, “boş bulunduğum için tuş oldum” dedi, “böyle olmaz” dedi, “yeniden güreşelim” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) yine kaldırdı, bir daha vurdu sırtüstü. Yani gücünü tahmin edemiyor. Zannediyor ki uzun uzun güreşecek zannediyor Peygamberimiz (s.a.v.). Tuttum mu kaldırıyor zaten, adamı aldı mı vuruyor; o kadar yani.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, MaşaAllah. Göğsünün şu kısmı, orta kısmında bir tüy vardır Peygamberimiz (s.a.v.)’in, böyle tüylüydü göğsünün üst kısmı, şerit şeklinde. Yani öyle tamamında değil de göğsünün bir kısmında vardı. Ondan sonra yani genel olarak bütün vücudu adaleli, atletik yapılıydı Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Cildi ince, pembe beyazdı Peygamberimiz (s.a.v.). Böyle ufacık bir şeyde bile utandığında hemen yüzü kıpkırmızı oluyordu Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Öyle bir özelliği vardı. Yani birisi şey yapsa, çok çabuk etkilenen biri, çok utangaç; mesela o pek bilinmiyor, Peygamber (s.a.v.)’in utangaç olduğu. Kuran’da da geçiyor ayette. “İnsanlardan utanıyordun” diyor. Mesela herhangi bir konuyu bile söylemiyor. Mesela yemeğe kalıyor sahabeler. Peygamberimiz (s.a.v.) gitmelerini istiyor ama utanıyor, söylemiyor. Allah diyor; “o utanıyor” diyor, “söylemiyor” diyor. Allah söylüyor, ayetle, vahiyle söylüyor. “Çekiniyordun” diyor. Mesela Hz. Zeynep annemizle evlenme konusunda, onda da utanıyor, çekiniyor. Halbuki Allah diyor; “Allah biliyor” diyor, “gönlündekini” diyor. MaşaAllah. Bir şeyden heyecanlandığında alnında damar çıkıyordu Peygamberimiz (s.a.v.)’in, şurasında böyle. Hiddetlendiğinde alnında damar çıkıyordu. Efendim. Uzun kirpikliydi Peygamberimiz (s.a.v.). Kirpikleri uzun kirpikli. Ondan sonra, geniş omuzlu, omuzları genişti. Yani bayağı geniş omuzluydu. Mehdi (a.s.)’ye işte bazı yönleriyle benziyor. Mesela o geniş olması. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzer o yönden; geniş omuzlu. Ama mesela göz rengi benzemiyor. Ondan sonra, başka işte birçok yönde benzemiyor, inşaAllah. Ama o yönüyle de hadis doğru yani, benzediği var. Huyu da benzer Mehdi (a.s.)’nin. Yani Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gibi olacak o da. Peygamberimiz (s.a.v.) nasıldı? Şakacı, hoşsohbet böyle, sevecen, özel bir tavra girmeyen. Yani “Peygamberim” şeyinde değildi Peygamberimiz (s.a.v.). Son derece mazlum bir insan görünümündeydi. Yani böyle bir enaniyet, kibir şeyi yoktu üstünde. Son derece Allah'a boyun eğici, şefkatli, herkesin halini hatırını soran, böyle çok dikkati açık. Müthiş keskindi dikkati Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in. Çok affediciliği de çok dikkat çekiyordu Peygamberimiz (s.a.v.)'in. Her şeyi affediyor, maşaAllah. Yani hayret edilecek gibi. Mesela en zalim, en büyük olayları yapıyor adamlar, af istiyorlar Peygamber (s.a.v.)'den, Peygamberimiz (s.a.v.) affediyor. Yani çok şefkatli ama küfre karşı çok onurlu ve zorluydu Peygamberimiz (s.a.v.). Yani münafıklara karşı ve küfre karşı çok onurlu ve zorluydu. Yani çok yamandı, inşaAllah. Böyle fasih ve güzel konuşan bir insan; güzel, tok, hoş, güzel bir sesi vardı Peygamberimiz (s.a.v.)'in. Böyle dolu, böyle davudi güzel bir sesi vardı. Yani tok bir sesi vardı. Çok şık ve güzel giyiniyordu Peygamberimiz (s.a.v.). Yani o devrin en iyi kıyafetlerini giyiyordu. O, yalan söylüyorlar. Diyorlar ya hani; "üstü başı şöyle. Açlıktan taş bağlıyordu karnına. Bilmem ne." Çok büyük vicdansızlık yapıyorlar. Ayıp yapıyorlar. Hem sahabelere hakaret ediyorlar, hem Peygamberimiz (s.a.v.)’e, haşa. Ağızlarını toplasınlar. Hangi sahabe, Peygamberimiz (s.a.v.)'in açlıktan taş bağlayıp karnına, kıvranmasına müsaade eder? Kendi, evinde yemek yiyecek. Efendim tavuk kızartacak yahut et kızartacak, but yiyecek. Peygamberimiz (s.a.v.) de evinde kıvranacak. "Kıvranıyordu" diyor, "taşı bağlayıp, kıvranıyordu." Bu yalan bu, doğru değil. Peygamberimiz (s.a.v.) gayet güzel besleniyordu. Kuzunun ön kolunu seviyordu Peygamberimiz (s.a.v.) kızartmalarda. Yaban hayvanlarında da böyle kızartma olduğunda, onları da seviyordu. Kabak yemeğini çok severdi Peygamber Efendimiz (s.a.v.), en çok sevdiği yemek odur. “Bu cennet tahamı" diyor, kabak için. Hakikaten çok hafif, en güzel hafif yemek odur. En hafif yemek odur. Yani insanlara en rahatsızlık vermeyen yemek odur, inşaAllah. Tirit seviyor Peygamberimiz (s.a.v.), tirit yaptırıyor böyle güzel. Ekmek yaparken buğday ununa arpa unu karıştırtıyor, yani bu mucize. Hakikaten arpada ette bulunan bir protein cinsi var. O buğdayda yok, bir tek arpada var. Arpada ve mısırda var. Arpayı karıştırması ekmeği müthiş, protein yönünden çok zengin hale getiriyor. Bir de elekten geçirttirmiyor Peygamberimiz (s.a.v.), mesela o da çok müthiş. Yani o ekmek adeta et gibi olmuş oluyor, et yemiş gibi. Müthiş protein yüklü Peygamberimiz (s.a.v.)'in yaptırdığı ekmek. Bir de bütün protein cinsleri var. Yani çünkü içine arpa da eklettirmiş. Arpa unu da var, ikisi karışık; mükemmel bir un çeşidi oluyor. Kepeğini de aldırmıyor. Yani vücut PH'ı açısından da çok iyi. Mineral yönünden çok iyi, bütün mineraller var, çok zengin mineral kaynağı. Sırf o ekmekle beslensen bile yeter. Tabii ama Peygamberimiz (s.a.v.) tirit de yaptırıyor. Güzel, kabak yemeği, dediğim gibi inşaAllah. Kavun, karpuz Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevdiği yiyeceklerden, ondan sonra pilav yiyor zaten pilavı seviyor, inşaAllah. Ama ağır yemiyor, çoğu zaman mesela birkaç hurma, az; üç, beş hurmayla geçiştirdiği oluyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Yani çoğu zaman rejim yaptığını görüyoruz Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ in. Yani sahabelerine de tavsiye ediyor, yani rejimi tavsiye ediyor genelde. Yani çok ağır yemek yememelerini istiyor. "Açken kalkın" diyor, "fazla yemek yemeyin" diyor Sallalahu aleyhi ve sellem. Yani tam doymamışken, tıka basa doymamışken; “açken” derken, tam aç değil de; "hafif böyle iştahınız varken kalkın" diyor, yani, “öyle tam doymayın" diyor. Hakikaten en ideali odur, maşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber ahirette yiyeceğiz, inşaAllah. Sofraya birlikte oturacağız. "Bismillah" diyecek, Peygamberimiz (s.a.v.) başlayacak, biz de ondan sonra başlayacağız, inşaAllah...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler