Adnan Oktar`ın 3 Kasım 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...O zamanlar rahmetli Özal demiş ki, ben o zamanlar Darwinizme, materyalizm’e karşı yoğun bir faaliyet yapıyordum. Yer gök inliyordu böyle; okullar, kolejler falan hep, ”bütün her yer gitti” diyorlardı böyle, yani her yerde yoğun faaliyet yapıyorduk. Rahmetli Özal’a ünlü bir şahıs, şimdi ismini vermeyeyim. O aracılık yapmış, söylemiş; “bu adamı durduramıyor musunuz” gibisinden, o da aynı şekilde ilgili bir şahsa demiş ki; “bu adamı ne yapıp yapıp durdurun” demiş. O ilgili adam da diyor ki samimi açıklamasında; “ben durdurun dedim ama bizimkilere, bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor. Bak “tosun” diyor üstelik. Bak “bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor. Ki çok yetkili birisi bunu söyleyen birisi. Turgut Özal’ın da bayağığı sevdiği bir insandı yani, inşaAllah. Bak, “bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor, “ben bu derece dememiştim” diyor, “bu şekilde yapın dememiştim.” Yani “"gidip evinde kokain çıkarın" dememiştim” diyor. Fazla kaptırmışlar kendilerini. O tosunların yüzünden biz aylarca, yıllarca kokainman olarak lanse edildik Hürriyet Gazetesi’nde, Aydın Doğan tarafından. Adnan Hoca’nın evinde kokain çıktı diye sürmanşetten. O zamanlar bu demokrasi aşıkları, demokrasiye düşkün kişiler diyelim, yani kendilerince güya. Adaleti savunan kişiler, elinize sağlık mantığındaydılar. Bütün yazılar o yönde çıkıyordu. Yani çok iyi oldu, helal olsun, aferin, devam edin gibisindendi. Akıl hastanesine koydular; Türk kavmindenim, İslam milletindenim sözümden dolayı. Hepsi biliyorlardı. Nazlı Ilıcak benimle bir röportaj yaptı. Nazlı Ilıcak böyle ince işleri iyi bilir, böyle kanaviçe örmeyi, dantel falan, yani ince işler de üzerine yoktur. İyi domino da bilir, yani böyle peş peşe olayların gelişmesini falan da iyi bilir, maşaAllah, yani alim kadındır. Röportaj yaptı. Beni Emniyet’e çağırdılar, Doğan Ağabey denen bir Emniyet Müdürü vardı. “Hocam, seni savcım istiyor” dedi. İlk defa, ben zırt pırt giderdim eskiden Emniyet’e, benim ikinci adresimdi yani, devamlı gidiyordum, şu an yok yani, daha yeni bu. Elhamdülillah, senelerden beri ilk defa Emniyet’ten bir ayağımız kesildi. Ama iftihar ediyorum dava adamı olarak, o devirde çünkü Darwinistleri, materyalistleri, komünistleri yerle bir ediyorduk, yani sel gibi estik. PKK’ya karşı da, komünistlere karşı da yeri-göğü inletiyorduk ve bu yıllarda bak neticesini aldık. Elhamdülillah, şu an Türkiye’de %95 Darwinizme inanmayanların sayısı. Adamların korktuğu kadar da varmışız demek ki. Adamlar korkularında haklıymış, yani kendi açılarından tabii. Bak, % 95 şu an Darwinizme inanmayanlar. PKK’nın da başının en büyük belasıyız biz. Yani ilmi olarak PKK’ya karşı en mükemmel mücadele eden biziz. Neyse o kısımları geçelim, “senin ifadeni alacak sayın savcım” dediler, gittim. Bakın, çok şaşırtıcı; Emniyet’te ifade alınsa, daha sakin alınıyor Emniyet’te ifade. Bir de o zamanlar avukat yoktu, yani avukat uyarmıyor insanı, yani şöyle yap, konuşma, böyle yap… Yanımda avukat yok. Emniyet’te de avukat yok, yani hiç, öyle avukatsız gittik. Meğer, benim anladığım tutuklama kararı almışlar, yani tutuklanma, yani karar değil de herhalde öyle gibi görmüşler, onlar tutuklanacak havasında görmüşler anladığım kadarıyla. Gittim, “oğlum, sen bu "Türk Kavmi’ndenim, İslam Milleti’ndenim" sözünü sen söyledin mi?” dedi, yani “bu sana ait bir söz mü?” dedi. “Evet savcım tabii, yani biz İslam Milleti’nden, Türk Kavmi’ndeniz. Biz de Türklük gururu değil, Allah’a kul olmanın verdiği İslam gururu var” dedim. Yani “genetik anlamda, genetik yönden Türklüğümle ben övünmüyorum” dedim, “hars anlamında Türklüğümden ben övünürüm” dedim. Çünkü Türk Milleti’nde Kürt de var, Laz da var, Çerkez de var, hepsi var. Yani genetik olarak ben o yönden üstünlük iddiasında değilim” dedim. “Ama Türklüğümle övünürüm” dedim. “Hars anlamında övünürüm ama benim milletim İslam Milleti, kavmim de Türk Kavmi” dedim. Savcı; “tamam oğlum, şimdi sen hakime git” dedi, “hakimle görüş, oradan ne yapıyorsanız yaparsınız” gibisinden. Hakime gittim, “oğlum, bu "Türk Kavmi’ndenim, İslam Milleti’ndenim" sözü sana mı ait?” dedi, “buradaki konuşma.” “Evet, bana ait” dedim. “Tamam, yaz kızım” dedi, “sanığın tutuklanmasına” dedi, oradan bizim hapishane macerası başladı. Dokuz ay hücre hapsi, on ay akıl hastanesi. On dokuz ay sonra aynı savcı, aynı mahkemenin savcısı dedi ki; “sanığın bu ifadesinde suç unsuru yok ve beraatını istiyorum” dedi. On dokuz ay sonra beraat ettim. Bak, şimdiye kadar bana açılan davaların haddi hesabı yok, sayılarını hatırlamıyorum. Tamamından beraat ettim. Yani benim hiç mahkumiyetim yok şu ana kadar, hiç. Bir tane mahkumiyetim yoktur. Açılan davaların sayısını hatırlayamıyorum ben yani, o kadar çok. Tamamından beraat ettim. İşte belirli mihraklar, belirli zeminler bizimle kendilerince uğraşıyorlar, netice almaya çalışıyorlar. Hodri meydan diyoruz biz de. Ellerinden geleni ardlarına koymasınlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler