Adnan Oktar`ın 14 Kasım 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 9: “Ümmetin beklediği” diyor Bediüzzaman. “Geldiği” demiyor bak. Gelmiş bitmiş olsa, “bekliyor” der mi? Müslümanlar'ı kandıracak mı Bediüzzaman? Bediüzzaman’ı haşa sahtekarlıkla itham edenlerin kendileri sahtekarlar. Allah’tan korksunlar, terbiyesizlik yapmasınlar. Bak “ümmetin beklediği”. Ümmet bekliyor demek ki, gelmemiş daha. “Beklediği, Ahir zamanda gelecek”. “Geldi” değil, “gelecek zatın”, şahsı manevinin değil bak, “zat”. Açsınlar baksınlar sözlüğe, zat bir kişiye denir. “Üç vazifesinden.” Kaç taneymiş vazifesi? Üç tane. Hani iki taneydi? Hani bir taneydi? Bak “üç tane” diyor. “Üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetlileri olan iman-ı tahkikiyi neşr ve ehli imanı delaletten kurtarmak.” Mehdi (a.s.) ne yapacakmış? İman hakikatleri ile ilgili kitaplar hazırlayacak, CD’ler hazırlayacak, programlar yapacak, Darwinizm'e, materyalizme karşı mücadele edecek. Dalalete ve tuğyana karşı Müslümanlar'ı uyaracak. Hayvanların yapılarını anlatacak, hadislerdeki iman hakikatlerini anlatacak, Kuran’ın mucizelerini anlatacak. Yani insanların imanını tahkik edecek her türlü çalışmayı yapacak. Birinci vazifesi bu. İkincisi şeriat; üçüncüsü saltanat ve siyaset. Bunların hepsini yapacak, inşaAllah. Bir de benim bu, Mehdi (a.s.) olmam konusunda şüphe eden kardeşlerim bana olmadığımı ispat edecek bir şey söylesinler, yapayım ben. Mesela İstanbul’dan ayrı bir yerde çalışma da yapabilirim eğer illa oradan tutturacağımı düşünüyorlarsa. Gider Kayseri’ de faaliyet yaparım yani. Sahtekarlık yapmasınlar, benim böyle bir iddiam yok. Yani yemin ettim artık. Müslüman ise inansınlar, inşaAllah. Ama ben İttihad-ı İslam’ı istiyorum. Türk-İslam Birliği’ni istiyorum. Müslümanların böyle esaret altında, böyle perişan yaşamalarını istemiyorum. Bazı sahtekarlar gibi böyle holdinglerinde geğirerek, yan gelip yatıp, Müslümanlarla muhatap olmayan, onlara üst perdeden tepeden bakan insanlara buğz ediyorum. Sayıları az da olsa, buğz ediyorum, düzelmeleri için gayret ediyorum.
Bakın, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9; “Bu hakikatten anlaşılıyor ki” bak, “bu hakikatten anlaşılıyor ki”, demek ki bir anlaşılma olmuş. Herkesin anlayabileceği bir şey ki, bak, “anlaşılıyor” dediği normal akıla sahip herkesin anlayabileceğini söylüyor Bediüzzaman. “Anlaşılıyor ki”nin anlamı budur. “Sonra gelecek o mübarek zat.” Gelmiş olsa, “geldi” der Bediüzzaman, sizden mi korkacak? Sonra ne demektir? İlerde, sonra dediğinde sonra. “Gelecek” , gelmişe gelecek denilir mi? “O mübarek zat.” Bir kişi. “Risale-i Nur’u bir program olarak neşir ve tatbik edecek.” Bak: “Sonra gelecek o mübarek zat” Yani Mehdi (a.s.) Risale-i Nur Külliyatını, gizlenen kısımlarını, gece derslerinde, gündüz derslerinde bağıra bağıra insanlara anlatacak. Sahtekârların kafasına tokmak gibi inecek. Gizlenen bu İttihad-ı İslam müjdesini açığa çıkaracak. Gizlenen Mehdi (a.s.) müjdesini açığa çıkaracak. Gizlenen Hz. İsa (a.s.) Mesih’in inişi müjdesini açığa çıkaracak. Kıyametin kopmasına çok az kaldığı müjdesini ortaya çıkaracak. Ve yetmiş yıllık kısa bir devir kaldığını ortaya çıkaracak ve anlatacak. Sungur ağabeyin o filmini koyun 70 yıl kaldığına dair. Ben inanamıyorum deli cesaretlerine yani. Bakın Nur talebesi Sungur ağabey çıkıyor, diyor ki: “70 yıl kaldı” diyor. 70 yıldan sonra ne İslamiyet kalıyor, ne Hıristiyanlık, ne Musevilik, ne Budistlik hiçbir şey kalmıyor. Son “dünyanın sonuna geldik” diyor. Bediüzzaman söylüyor. Sekiz tane de hadis var, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var. Adamlar uyuyor, yani dinlemek istemiyorlar. “Bediüzzaman böyle bir şey demedi” diyor. Demese has talebesi bunu söyler mi? Buyurun dinleyelim.
VTR
ADNAN OKTAR: Bakın eğer dürüstlerse, samimilerse bakın en has talebelerini konuşturuyorum Bediüzzaman’ın. En has, başka yok yani. 1506’ya ne kadar kaldı? 1431’deyiz, 70 yıl var. Kardeşim, “bu 70 yıl içerisinde İttihad-ı İslam olacak” diyor, Bediüzzaman. “Mehdi (a.s.) çıkacak, İsa (a.s.) inecek, vazifelerini bitirecekler, sonra da 1506’dan sonra bozulma başlayacak. 1545’de de yani 2120’de de kıyamet kopacak” diyor. Adamlardaki üslup, hava bambaşka, bambaşka yani. Farkında bile değiller, uyuyorlar adeta. Ben onları uyarıyorum ve vicdansızca yalan söylüyorlar. Müslümanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar, sahtekârlık yapıyorlar. Ben de buna karşı has Nur talebelerini uyararak, anlattırarak insanlara. Hakikatleri izhar ediyoruz...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler