Adnan Oktar`ın 13 Aralık 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Müminun Suresi, 96’ncı ayet. “Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; Biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.” Kötülüğü en güzel olanla nasıl uzaklaştırırsın? İlimle, bilgiyle, sevgiyle anlatarak, ikna ederek. Biz ne yapıyoruz? Aynısını yapıyoruz. En güzel olanla; küfürle, bağırtıyla çağırtıyla değil. “Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım.”” Şeytan münafıkları kışkırtır, deccalı kışkırtır, it kopuk takımını kışkırtır. “Onlardan sana sığınıyorum Ya Rabbi” diyoruz. Müslümanın bizzat kendini de şeytan kışkırtabilir olumsuz yönde, hepsinden Allah’a sığınacağız.
"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim."Yani iblis ordusu, iblisun ve iblisat. Müslümanlara deccalın elemanlarının yanaşması; nasıl olur? İnternetten yanaşır, başka kanaldan yaklaşır, gazetelerden yaklaşır, evine yaklaşır, değil mi? Televizyon kanallarında Müslümanların aleyhine faaliyet yapar. Darwinizmi materyalizmi anlatır, ateizmi anlatır. “Hepsinden Sana sığınırım” şeklinde Müslüman dua ediyor. “Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin.”” Ölüm geldiğinde küfür her seferinde bunu söylüyor. Canını almaya Melekler gelince anlıyor. Mesela döverek canını alıyorlar. Bas bas bağırıyor; “beni geri çevirin” diye, “ben tavrımı düzelteceğim” diyor. Yani “böyle ahlaksızlık yapmayacağım” diyor. İşte “Darwinizm’e materyalizme inanmayacağım. Allah’ın bir olduğuna inandım. Beni geri çevirin, Müslüman olduğumu göstermek istiyorum” diyor. "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." “samimiyetimi göstereyim” diyor, “dönüp iyi bir insan olduğumu göstermek istiyorum, bana vakit tanıyın” diyor. Allah diyor ki, bak cevabı şöyle, tek bir tane söylüyor Allah; “asla” diyor Allah. Reenkarnasyoncular var ya; işte, “döneriz”, “şöyle oluruz, böyle oluruz”, “geri geliriz.” Öyle bir şey yok. Bak Allah ne diyor? “Asla.” Asla ne demek? İmkansız. “Gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.” Bak; “Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.” Bir boyutla kapatılmış. Başka boyuta alınmış çünkü. Öldüğü an başka boyuta alınıyor. Artık o boyuttan bu boyuta geçemez. O berzahı geçemez, mümkün değil. O, o boyutun içinde kalıyor artık, dirileceği güne kadar.
“Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur.”İşte, “‘hangi millettensin? Türk müsün, Kürt müsün, Çerkez misin, Laz mısın?’ bu yok diyor artık Allah.“Ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.” Yani; “‘senin memleketin neresi? Sen hangi ildensin, hangi köyden?’ bunu da soruşturamazlar” diyor Allah. “Bunu sormaya güçleri yetmeyecek” diyor Allah.“Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Yalnız buradaki ‘sur’ denilince insanların hep aklına, “bir küçük boru vardır” gibi, o, Allah’ın Katı’nda özel; o zaman gördüğümüz vakit anlayacağımız gerçekler. Mesela hiç ummadığımız bir şeyle karşılaşabiliriz, hiç tahmin etmediğimiz. Ama Allah ona “sur” demiş. “Sura üfürüldü.” Mesela o olayın olması sura üfürülme olmuş oluyor. Mesela diyor ki; “tartısı ağır basarsa”. Şimdi ‘tartı’ deyince aklına ne gelir adamın? “Teraziye mi çıkacağız?” der. O değil. Günahları ve sevapların oranlanmasına terazi deniyor, tartılması. Yoksa gram, dirhem falan; o tarz bir şey değil. “Dediler ki: “Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?”” diyorlar ehl-i küfür, 82’de. ““Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.”” diyorlar. “Bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza” yani “hep kadim dinlerde de bu vardır zaten” diyorlar, yani “ölüm, ölümden sonra dirilme; biz buna inanmıyoruz.” Diyorlar. “Bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.” “Bunlar bir mitosdur” diyorlar, “yani böyle eski mitolojik bilgilerdir. Dolayısıyla efsanedir. Bir gerçekliği yoktur bunların” diyorlar ehl-i küfür, tuğyan. “De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?”” Yani “yeryüzü ve içinde olanlar kimindir?” “Allah'ındır” diyorlar. “Ama” diyor, “ben Allah’ı kabul ediyorum; dini kabul etmiyorum” diyor. Var ya öyle tipler. Şimdi Kuran ona dikkat çekiyor. ““Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?”” “De ki: “Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?”” Yani “göğü kim yarattı? Arşı kim yarattı?” diyor. “Allah’ındır” diyor yine, “Allah yarattı” diyor. “De ki: “Yine de sakınmayacak mısınız?”” diyor Allah. “De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken Kendisi korunmuyor.”” Allah, herkesi koruyup kolluyor ama Kendisi korunmuyor. Müstağni olduğu için Allah, güç sahibi olduğu için. ““Allah'ındır” diyecekler. De ki: “Öyleyse nasıl oluyor da böyle” bakın, dikkat edin “büyülenebiliyorsunuz?” diyor Allah. Deccaliyete dikkat çekiyor. Deccal büyüyle bunu elde ediyor. Çünkü bak, Allah’ın varlığına herkes emin, inanıyorlar. “Allah var ama din yok” diyor. Allah varsa, var olduğuna göre, her şey bir sebeple yaratılmış. Kalem, kalemlik yapıyor. Bardak, bardaklık yapıyor. Masa, masa için gerekli. Ayakkabı, ayakkabı gerekiyor. Ceket, ihtiyaç olduğu için. Kitapların amacı var. Harflerin amacı var. Her şeyin bir amacı var. Nasıl yaratılışın amacı olmuyor o zaman? Nasıl dünyanın bir amacı olmuyor, değil mi? Yani çünkü amaçsız hiç bir şey yok. Hepsini sayıyor adam, bir milyar tane saydırsan, sayar adam sana. Şunun şu amacı var, bunun bu amacı var; hepsini söyler. Peki, dünyanın nasıl amacı olmuyor? Bak, diyor ki Allah;“öyleyse nasıl oluyor da büyüleniyorsunuz?” diyor Allah, “niye bu büyünün etkisindesiniz?” İşte Ahir zamanda deccaliyetin yaptığı büyünün etkisinde şu an insanlar. “Sihir ve manyetizma ve ispritizmanın nevinden” diyor, “müthiş harikalara mazhar olan deccal ise” diyor “daha ileri gidip, cebbarane surî hükümetini bir nevi rububiyet kabul ederek” yani “kendini ilah olarak göstererek ilahlığını ilan eder” diyor. Yani “‘Allah benim’ der” diyor, hâşâ. “Hayır, Biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.” Çünkü Darwinizm, materyalizm ve gericilik, bağnazlık ancak yalancılıkla ayakta duruyor. Dikkat ederseniz, bağnaz ve gericiler, yobaz takımı sürekli yalan söylüyorlar. Münafıklar sürekli yalan söylüyor, küfür sürekli yalan söylüyor. Başka türlü gidemezler. Bakın, küfür yalan söylüyor. Darwinist ve materyalistler; ispat ediyoruz yalan söylediklerini, değil mi? Münafıklar; zaten bütün üslupları yalan üstüne kurulu oluyor. Yobaz takımı, müşrik takımı; onlar da yalancılar, sürekli yalan söylüyorlar. Onları da ispat ediyoruz, görüyorsunuz. Tabii Cübbeli’yi tenzih ederim, o cahilliğinden yapıyor veyahut ismi geçen diğer kişileri.
“De ki: “Rabbim, eğer onlara va’dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen,Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma.”Bak, Kıyamet kopacaksa, büyük bir felaket gelecekse ne diyor? “Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma.” “Beni ayrı tut.” Ayrı tutmayınca ne oluyor? Mesela Mehdi (a.s.) var, ayrı tutmayınca ne oluyor? Kıyamet duruyor. Kıyamet hareket halindeyken, dünyanın üstüne doğru gelirken birden duruyor. Soruyorsun Kıyamete; “niye durdun?” diyorsun. “Mehdi (a.s.) var” diyor. Mehdi (a.s.) gittikten sonra Kıyamet ilerleyebiliyor. Hz. İsa Mesih (a.s.) gittikten sonra ilerleyebiliyor. Ondan sonra çöküyor dünyanın üstüne Kıyamet, inşaAllah. “Gerçek şu ki Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz. Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; Biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz” diyor Allah. Yalan söylüyorlar, üçkâğıtçılık yapıyorlar, işte sahtekârlık yapıyorlar.
Mesela bak, burada açtık; deccaliyet var ve Mehdiyet var. Adam diyor ki; “nerede deccaliyet?” Senin gözün körse ben ne yapayım? Bakmıyorsun ki sen Kuran’a. “Dediler ki: “Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?”” Bunu kim söylüyor? Deccaliyet söylüyor işte. “Hayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler” diyor bak, Cenab-ı Allah. Mesela Müslümanlığı, Kuran’ı, İslam’ı adam nasıl değerlendiriyor? “Mitolojik bir bilgi” diyor “bu” diyor. Marksizm, Leninizm nasıl söylüyor? “Mitoloji” demiyor mu İslam için? Aynısını söylüyor işte Kuran. Marksizm, Leninizm, Darwinizm, materyalizm ne? Deccaliyet. İşte deccaliyeti anlatıyor Kuran ve “büyülenmişler” diyor Allah, “büyü yapıyor” diyor. “İnsanlar büyünün etkisine girdi” diyor. Müslümanlara, İslam’a yatkın olanlara, dünyadaki insanlara Allah sesleniyor. “Öyleyse nasıl oluyor da büyüleniyorsunuz?” diyor Allah, “büyünün etkisine giriyorsunuz?” diyor. “Deccalın büyüsüne karşı koyun” diyor Allah, “direnin” diyor, “büyünün etkisinden çıkın” diyor. Bak, “bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.” Aç materyalistlerin, Marksistlerin kitaplarını; aynısı, kelimesi kelimesine böyle. Aynısını söylüyorlar. Ne diyorlar? “Kıyamet tehdidi geçmiş dönemlerde, en eski tarihi dönemlerde de hep mitolojik bir vaka olarak işlenmiştir. Bu mitolojiden gelen bir uydurmadır. Böyle bir şey yok.” diyor adam.
Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler