Adnan Oktar`ın 16 Aralık 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bediüzzaman münafıklar için ne diyor: Mektubat sayfa 346. Münafıklar için ne kadar güzel bir ifade Bediüzzaman’ın; “Fakat o derece alçaklığa düşmüş bir vicdan ki” bak “o derece alçaklığa düşmüş bir vicdan ki” yani artık vicdanı alçaklığın en şiddetli noktasına gelmiş. “Bilerek dinini dünyaya satar.” Mesela Risale-i Nur’da olan bir şeyi çıkarıyor, hadiste olan bir şeyi görmezden geliyor, iki yüz sene ilave ediyor, üç yüz sene ilave ediyor, beş yüz sene ilave ediyor. “Bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını, pis, muzır, şişe parçalarına değiştirir.” Yani küçük, aşağılık çıkarları için, elmas hükmünde olan çok kıymetli gerçekleri, doğruları örtbas etmeye başlar. İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni, Müslümanların birliğini, mesela Darwinizm’e, materyalizme karşı mücadeleyi; bunları hem durdurmaya çalışır, o çalışma içerisindeyse oradan ayrılır ve karşı atağa geçer veyahut o mücadele içerisinde değilse, doğrudan Müslümanların candan faaliyetlerini durdurmaya çalışır. “Şişe parçalarına değiştirir derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara” bak “insana benzer ama” diyor ama “yılandır onlar” diyor Bediüzzaman. Hakikatleri söylemek, hakikate karşı bir hürmetsizliktir.” Yani ne kadar hakikati anlatırsan anlat, hakikate karşı etkili bir bakış açıları yoktur diyor. Yani etkilenmezler diyor. Yani onlara ısrar etmek bir hürmetsizlik olur diyor. “Çünkü bu işleri yapanlar kaç defa hakikati Risale-i Nur’dan işittiler. Ve bilerek hakikatleri, dinsizlik ve inançsızlık sapıklarına karşı çürütmek istiyorlar. Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar.” Bak diyor ki Bediüzzaman; “Çünkü bu işleri yapanlar kaç defa hakikati Risale-i Nur’dan işittiler.” Şimdi açık açık yazmıyor mu Risale-i Nur’da, “yüz sene sonra” demiyor mu? “Mehdi (a.s.) gelecek” demiyor mu? İsa Mesih inecek demiyor mu? “Otuz, kırk sene sonra” diyor Hutbe-i Şamiye’de, “yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. “Dokuz düşman taifesinin, dokuz cephesine göndermiş, inşaAllah onları yarım asır sonra darmadağın edecek” diyor. “Mehdi (a.s.) ve şakirtleri gelecek ve o tohumlar sümbüllenecek” diyor. Hepsini açık açık söylediği halde, adamlar alçakça, sahtekarca, yüzünde eşek oynamış bir haysiyetsizin ifadesiyle ve Müslümanların aklıyla, zekasıyla da alay ederek değiştiriyorlar. Bediüzzaman da diyor ki bak; “Çünkü bu işleri yapanlar kaç defa hakikati Risale-i Nur’dan işittiler. Ve bilerek hakikatleri, dinsizlik ve inançsızlık sapıklarına karşı çürütmek istiyorlar.” Yani tam tersini söyleyip, kapatmak istiyorlar. Yani Risale-i Nur’u değiştirmek istiyorlar, bambaşka bir stile sokmak istiyorlar. “Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyor” diyor Bediüzzaman. “Münafık imansızdır, inançsızdır, kalpsizdir ve vicdansızdır. Peygamber (a.s.v.)’ın aleyhindedir.” Mehdi (a.s.)’ın da aleyhindedir, Hz. İsa (a.s.)’ın da aleyhindedir. Mehdi (a.s.) düşmanlığının nedeni münafıklarda; Hz. Resulullah (s.a.v)’e olan düşmanlıktır ve onun Ehl-i Beyt’ine de düşmandırlar bu kahpeler. Emirdağ Lahikası, sayfa 78-79.
“Bu zamanda Müslümanların en önemli tehlikesi” diyor Bediüzzaman. Bak en önemli tehlikesi, “fen ve felsefeden gelen bir sapkınlığa” yani Darwinizm’e, materyalizme ve Darwinist, materyalist düşüncenin etrafa yayılmasıyla, “kalplerin bozulması ve imanın zedelenmesidir.” Çünkü alim hoca denen adamlar bile savunuyorlar Darwinizm’i, materyalizmi. Hatta Müslüman birçok gazetede, dergide biz durdurduk zoraki. Yani zoraki derken, sürekli ısrarlı anlatımlarla, sürekli ilanlarla, sürekli yazı göndererek ikna ettik. “Bunun tek çaresi Nur’dur. Nur göstermektir ki, kalpleri ıslah olsun. İmanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, üstün gelinse o kafirler münafık derecesine iner.” Yani “zor kullanırsan” diyor Bediüzzaman, var ya “asarız, keseriz, pırasa gibi doğrarız, anlamayana kurşunla anlatırız” falan böyle ahmaklar oluyor bazen, münafıklar oluyor, onlara karşı diyor ki Bediüzzaman; Nur’la yaklaşmanız lazım. Nur nedir? Kuran ve Kuran’dan telaşu eden her türlü güzellik, sevgi, merhamet, şefkat, akıl ve fikir. “Eğer siyaset topuzuyla” yani askeri operasyonla, yahut kan dökerek olursa” diyor, “eğer üstün gelinse” diyor, “o kafirler münafık derecesine iner.” Hani diyor ya, “namaz kılmayanı sopayla biz zorla kıldırırız” işte o zaman “münafık olurlar” diyor Bediüzzaman. Yani istemeyerek yaparlar ve münafık olurlar. “Münafık, kafirden daha fenadır.” Yani kafir dürüst açıkça söylüyor, münafık gizli. Onun için münafık, kafirden daha fenadır. “Demek topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez.” Yani asıp, kesmek, dövmek, sövmek Mehdiyet’in stili, yöntemi değil. Peygamberimiz (s.a.v.) onun için ne diyor? “Mehdi (a.s.) kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz, bir kişinin burnu dahi kanamaz” diyor. Bediüzzaman işte o konuyu anlatmış oluyor. “Böyle bir zamanda topuz, kalbi ıslah etmez, o vakit küfür kalbe girer, saklanır ve münafıklığa dönüşür” diyor Bediüzzaman. Nitekim de şu an Müslümanların karşısındaki en büyük güç münafıklardır ve kök söktürüyorlar Müslümanlara.
Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler