Adnan Oktar`ın 1 Ocak 2011 tarihli Aba Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Hocam, Sayın Abdullah Gül, son 2 gününü geçirmek için Diyarbakır’a gitmişti. Diyarbakır’da Sayın Cumhurbaşkanın gelişi büyük bir sevinç ve sevgiyle karşılanmış. Abdullah Gül’e gösterilen bu sevginin, kendine olan bu sevginin; “aslında devlete vatana ve millete olduğunu” söylemiş, Valiliği ziyaretinde, “devletin tek resmi dilinin Türkçe olduğunu ve bunun değişmeyeceğini” belirtmiş. “Geçmişte Kürt kardeşlerimize karşı birçok hata yapıldığını, vicdani ve insani olarak bu hataların düzeltilmesi gerektiğini” ayrıca “hepimiz birimiz, hepimiz Türkiye’nin eşit vatandaşlarıyız” diye de eklemiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Cumhurbaşkanımızın candanlığı güzel, sevecenliği güzel. Fakat komünist ideoloji, Stalinist ideoloji, böyle sözlere sadece güler. Muhatap dahi olmazlar. Tek dil, tek vatan, tek millet, yani bir komünist için, bu sadece kızdırıcı ifadelerdir, hiçbir şekilde etkilenmezler. Bu tip iknalar, bu tip sözler onların kalplerinde herhangi bir olumlu etki yapmaz bilakis, mücadele azimlerini daha da artırır, ancak komünizmin anlayacağı, bilimsel mücadeledir yani anti Darwinist, anti materyalist, anti Stalinist, anti Leninist ilmi mücadeledir, bunun dışında olmaz. Yoksa böyle hepimiz kardeşiz, işte hep kardeşler bölünmesin, işte dirlik, düzenlik içinde yaşayalım, tek dil olsun. Bir kere bunu asla kabul etmezler, adamlar bir mevzi almışlar, yol almışlar, tek dili asla ve asla kabul etmezler. Yani dil onlar için, önemli. Komünist ideolojinin uygulanmasına onlar bunu bir silah olarak görüyor, şu an. Komünizmin oturmasında da her yol mubahtır. Lenin’in bu konuda açık ifadeleri var, dini bile kullanırlar gerekirse yani iki ileri bir geri. Komünistlerin yöntemidir, bu. Onun için, bu konuşmaları, geçici fayda olarak insan düşünebilir. Halkın orada alkışlaması, yani bunların hiçbiri ölçü değildir, halkın alkışlaması. Diyarbakır’da, PKK’nın gösterilerinde, yüz binlerce insan oluyor, yeri göğü inletiyorlar. Bu da bir ölçü olmaz, Cumhurbaşkanımıza gösterilen ilgi de ölçü olmaz. Yani bunların hiçbiri ölçü olmaz. Ölçü TRT ŞEŞ’te, Darwinist, materyalist propagandanın durdurulmasıdır. TRT’de Darwinist, materyalist propagandanın durdurulmasıdır. Buna karşılık, bilimsel, anti Darwinist propagandanın başlamasıdır. Zaten Darwinizm anlatılmadan da bilimsel propaganda yapılmaz. Yani Darwinizm’in mutlaka anlatılması gerekiyor. Leninizm anlatılmadan, anti Leninist propaganda yapılmaz, Leninizm’in de anlatılması lazım. Fakat buna karşılık bilimsel cevabının verilmesi lazım. Öbür türlü Leninizm, Darwinizm, PKK militanları tarafından, ev ev sokak sokak, kahvehane, kahvehane gezilerek, yıllardan beri devam ettiği gibi, anlatılmaya devam eder. Ve devam ettikçe de, Bediüzzaman diyor; “ İkna ve telkin kabiliyeti geliştikçe, bu taun da tevessü eder, gelişir” diyor. Ve sürekli gelişir söyleyeyim. İkna ve telkin kabiliyeti; adamlar nasıl ikna ediyor, tekrarla ve telkin kabiliyeti. TRT Şeş’i açıyor, radyoyu da açıyor, televizyonu da açıyor. Şimdi diyor, “bu devletin radyosu”. Şeş Tv’de “hep beraber dinleyelim, buyurun” diyor, devlet orada Darwinizm’i anlatıyor. Darwinizm’i anlattıktan sonra, “şimdi doğru muymuş Darwinizm?” “Doğru” diyorlar koro halinde “o zaman” diyor, “orada olan evrim, toplumda da oluyor” diyor. İşte komünal toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve komünist toplum. Bak diyor; “oradaki evrim, toplumda da oluyor” diyor, “feodal aşama, kapitalist aşama, şimdi de komünal aşamadayız” diyor adam. “Komünizme doğru gidiyoruz” diyor. “Komünizmin uygulanması yani Leninist düşüncenin uygulanması için de teröre ihtiyaç var diyor, terör bilimsel bir gerçektir diyor.” Şimdi biz adamları yalanlarken, en başından yalanlamamız gerekiyor, en başından. Adama diyoruz ki; “Darwinizm yanlış” “Ama devlet böyle demiyor” diyor, adam. “Devlet Darwinizm’e doğru diyor” diyor adam, “nasıl düşünceki bu sizinki” diyor. Ne diyelim ki o durumda biz. “Devlet Darwinizm’i destekliyor” diyor, “savunuyor resmi olarak” diyor. “Siz de ‘yok’ diyorsunuz” diyor. “Size mi inanalım devlete mi inanalım” diyor. Ne diyelim o zaman biz? Devletin bu konuda mücadele eden vatanseverlere, milletini seven insanlara, faydalı ve etkili bir mücadele yapabilmeleri için yardımcı olması gerekiyor. Yardımcı olmasa da Darwinizm’in geçersizliğinin bilimsel olarak anlatılmasıdır. Biz hurafenin anlatılmasını istemiyoruz. Biz bilimsel delillerin ortaya konmasını istiyoruz.
Mesela, devletin depolarında çok fazla fosil var. Gerek Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de her yerde var, depolarda var. Göstersinler fosilleri, zoom yaparak göstersinler, mesela bir proteinin molekül yapısını, bir biyolog çağırsınlar, mikrobiyolog çağırsınlar, anlatsın. Protein tesadüfen olur mu olmaz mı? Devletin memuru anlatsın. Olamaz diyecektir, bilimsel bir gerçek bu. Bunu söylesin. Bunda ne var çekinecek? Bunlar yapılmadan, bu tarz sözler, konuşmalar, alkışlar, sadece beyinlerde geçici bir telkin yapar. Yani kendi kendimizi bir nevi kandırmış oluruz. Ve komünist düşünce de sürekli ilerler. Bakın Bediüzzaman bunu açıkça söylüyor, çok güzel söylemiş; “İkna ve telkin kabiliyeti, tevessü ettikçe bu taun da tevessü eder gelişir. “Yani Komünizm, Leninizm. Şu anda da gelişmeye devam ediyor. Üstelik partileşmiş olarak gelişiyor bakın, partileşmiş. Yani kararlı bir partileşme var. Buna karşı, karşılarında ne bir parti var, partileşmiş bir mücadele yok karşılarında, ne de ilmi bir mücadele var. Tek yanlı gelişmelerine zemin açılmış. Onun için bizim sokakta bağırmalarımız, gösteri yapmalarımız hiç etki etmez. Daha da geliştirir onları, başka bir faydası olmaz. Birçok insan şu an Diyarbakır’a, Mardin’e, Siirt’e gidemiyor. Kapısından dahi içeri giremez. Biliniyor bu, fiili bir işgal var komünistlerce. Canlarının istediklerini sokuyorlar, canlarının istemediklerini sokmuyorlar. Onun için bunu anlamazlıktan gelmenin alemi yok. Bu konuda TRT bir kere bu politikasını hemen durdurması gerekiyor. Tabi TRT rica etmekten anlar mı, pek bundan anlamaz. TRT’nin anlayacağı dilekçedir. TRT’ye kardeşlerimiz resmi dilekçe gönderecekler. Ama ıslak imzalı. İnternetten mail olarak değil. Onunla olmaz. Mail gönderirsin, adam bir düğmeyle kapatabilir. Ama dilekçeyi resmi işleme koymak durumundadır. Dilekçe çünkü ıslak imzalı. Onu mutlaka numaralandıracak ve arşive koyacak. Ve onun bir süre sonra hesabını veremez. Ama haklı ve gerçek delillere dayalı olarak dilekçenin sunulması lazım. Yani gerekçe çok iyi vurgulanması lazım. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:... TRT’ye ıslak imzalı dilekçelere devam. Bence eğer TRT Genel Müdürü bu tek yanlı propagandayı durduramıyorsa, istifa etsin. Çok kolay, bir dilekçe yazsın. “Ben buradaki kadrolaşmayı kontrol altına alamıyorum, TRT’ye de hakim olamıyorum, Darwinist propagandaya, materyalist propagandaya hakim olamıyorum, ben bir Türk Milliyetçisiyim, bilimden ve gerçekten yanayım, Darwinizm’le ilgili gerçekleri TRT’de anlatamıyorum, fosilleri gösteremiyorum, proteinlerin tesadüfen olamayacağını açıklayamıyorum, açıklattıramıyorum. Dolayısıyla da hakimiyetim yok, fiilen görev zaafiyeti oluştuğu için, görevimden alınmamı talep ediyorum. ” Bu kadar. Ya görevini yapsın, ya istifa etsin, TRT Genel Müdürü. Başka türlü olmaz, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...İlanlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler