Adnan Oktar'ın 28 Ocak 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Selamun Aleyküm Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Cumhuriyet Gazetesinin bir ekinde dinozor tüyünden medet umarak kuşların dinozor tüyünden evrildiği haberi yazıyor. Şu gariplere Yaratılış Atlası’nı hediye olarak gönderir misiniz, inşaAllah? Mehmet Kantaş.” Cumhuriyet Gazetesine gönderdik. Cumhuriyet Gazetesi tabii katıdır. Geleneksel bir bakış içerisindedir. 1940’ların felsefesini ve inancını yaşar. O geleneksel katılığı içerisinde öyle bir atılım yapması çok güçtür. Halktan Cumhuriyet Gazetesine gidilir. Cumhuriyet Gazetesinden halka gidilmez. Halkı aydınlatıp Cumhuriyet Gazetesinin halka uymasını teşvik etmek daha güzel olur. Halkın inançlarına, düşüncelerine, bilimin gelişmesine kanaat getirmesini istemek. Bir kere o dinozor minozor olaylarının hepsini biz açıkladık. Dinozor, kemik yapısı, vücut yapısı son derece mükemmel, simetrik, matematik yönden mükemmel dizayn edilmiş, hiçbir kusuru olmayan mükemmel bir canlıdır. Bir ara geçiş formu değildir. Dolayısıyla ilk dünyaya çıkış tarihi bellidir; dünyadan kayboluş, türün tükenme tarihi de bellidir. O dönemler içinde yaşamıştır ve kusursuz bir havyandır, kusursuz bir canlıdır. Dinozorun o devirde bile bir tane hücresinde, ki trilyonlarca hücresi böyleydi, dinozorun bütün o iri yapısının özellikleri, ne yiyecek, nasıl yapacak, kas yapısı, iskelet yapısı, kemiklerindeki mafsalların konumu, kaç kemikten oluşacak, çene kemiği nasıl olacak; kol kemikleri, bacak kemikleri nasıl olacak, bütün detayları kromozomlarında kodluydu. Bakın trilyonlarca özellik kromozomlarında kodluydu ve vücudunda da trilyonlarca hücre var. Birden başlıyor ve birden türü kayboluyor. Proteinlerin yapısını biliyoruz, kromozom yapısını da biliyoruz. En gelişmiş teknolojiyle bile kromozomun herhangi bir bölümü, bir parçasını bile yapmak mümkün değil. Değil ki tesadüfen. Herhangi bir köşesini bile yapamıyorlar, yapamazlar. O kadar karmaşık, o kadar girifttir. Daha önce de söylemiştim, en az Süleymaniye Kütüphanesindeki kitaplardaki bilgi gibi bilgi, bir kromozomda yüklü ve trilyonlarca kromozom var hayvanın içerisinde. Trilyonlarca Süleymaniye Kütüphanesi hayvanın içerisinde duruyor. Hayvanın haberi bile yok, hayvanın kendinden bile haberi yok. Ama içerisinde muazzam bir teknoloji, muazzam bir akıl hareket halinde. Kromozomların bölünmesini ayarlayan proteinler ayrı, kromozomların birbirine yapışmasını engelleyen proteinler ayrı, adam asılıyor böyle alenen. Ayıran ayrı, bir de asılan var, asılıyor ki yapışmasın diye. Gidip parça kontrolü yapıyor adam, aynısının tıpkısını çıkartıyor, getiriyor monte ediyor teker teker, bir başkası da geliyor böyle fabrika kontrolörü gibi “buradaki parça yanlış” diyor, haber veriyor. O parçayı söküp çıkartıyor protein, adamlar haber veriyor; orijinal, daha düzgün, kaliteli, asıl uygun olanı alıp getirip oraya yerleştiriyorlar. “Tamam mı hepsi, parçaların hepsi tamam mı?” diyor. “Tamam” diyor. “Şimdi bırakın” diyor proteinlere, proteinler şak bırakıyorlar, parçayı birleştiriyorlar. Bir kromozomun içinde binlerce, on binlerce, yüz binlerce olaydan ben bir tanesini anlatıyorum. Bu kadar karmaşık bir sistem var. Cumhuriyet Gazetesi, “tesadüfen çamurdan oldu” diyor. Çamurdan hiçbir şey olmaz, tesadüften hiçbir şey olmaz. “Şu an biz Cumhuriyet Gazetesini oluşturan insanlar, çamurdan tesadüfler sonucunda oluştuk, sonra da gittik Cumhuriyet Gazetesini oluşturduk, şimdi de yazarlık yapıyoruz” diyor. “Bizim atamız çamurdan geliyor” diyor. Çamur canlanmış yazar olmuş, gazete köşesinde yazı yazmaya başlamış, tesadüf sonucu. Cumhuriyet’in anlattığı bu, şeytan da göbeğini tutarak gülüyordur bunların bu haline...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...