Adnan Oktar’ın 20 Ekim 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Ben şefkatli, sevgi dolu, saygılı, coşkun muhabbetle dolu annelerin ayağının altının tozuyum. Ben onların hizmetçisiyim, kapıcısıyım. Ama gaddarsa, acımasızsa, “Müslümanlarla görüşmeyeceksin, Nur talebeleriyle görüşmeyeceksin, Fethullah Hoca ile görüşmeyeceksin, İskender Paşa Cemaati ile görüşmeyeceksin, Adnan Hoca’nın talebeleri ile görüşmeyeceksin…” Kimle görüşsün? PKK ile mi görüşsün, kiminle görüşsün? Bizim milletimiz dindar millet. Cemaatler vardır, gruplar vardır, dindar arkadaş grupları olur, ne kadar güzel, gitsin görüşsün. Hepsiyle görüşsün, hepsini çok sevsin. Niye görüşmesin? Ben mesela hiçbir talebeme yasak getirmem. Bütün cemaatler beni sever, hepsiyle görüşürüm ben. Televizyonda da sürekli yayınlıyoruz; İskender Paşa Cemaati de, Fethullah Hoca Cemaati de, Nur talebeleri de, hepsi sürekli ekranlarımızda. Bir tek bize mahsus bir şeydir, bir tek bize mahsus. Dikkat edin hiçbir cemaatte bu yoktur, hiçbir toplulukta yoktur, hiçbir arkadaş grubunda yoktur. Benim coşkun sevgim var. Ben annelerinin ayaklarının altının tozuyum, hepsinin hizmetçisiyim, kölesiyim ben onların ama gerçek anne, sevgi dolu anne; annelik vasfı olan, şefkatli, koruyucu anne. Gaddar anne değil, kan döken anne değil, saldırgan anne değil; küfreden, despotluk yapan anne değil. Ben hiç kimseyi kastetmiyorum, şu şahıs falan demiyorum. Anne deyince akla ne gelir? Şefkat gelir. Saldırganlık gelmez, küfreden anne olmaz, ezen anne olmaz, hürriyetleri sınırlayan anne olmaz. “Şunla görüşmeyeceksin, bununla görüşmeyeceksin,” böyle olmaz. Her fikre saygı göstermek lazım. Çocuk kiminle görüşsün? Tabiî ki Müslümanlarla. Her cemaatle görüşmeyi suç hale getirmişler. Fethullah Hoca cemaati ile görüşüyorlar, “aa, mahvoldu, battı, beynini yıkadılar, uzaydan ışık gönderiyorlar, uzaktan dalga gönderiyorlar, o dalga ile beyinlerini etki altına alıyorlar.” Artık ne diyeyim ben bunlara? Hurafenin en berbatı, en kötüleri yani. Yirminci yüzyıl hurafeleri; gökten, uzaydan dalga gönderiyormuşum ben. Özel elektronik cihazlar varmış. Şahsı belirliyormuşum, düğmeye basınca o şahıs elektronik kontrol altına alınıyormuş, robotlaşıyormuş adam. Kuran onları elektronik kumanda altına alıyor; Allah alıyor, Allah. Gökteki Allah’tır, yerdeki de Allah’tır. Allah kontrol altına alıyor. Allah beter şeylerden koruyor, kötülüklerden koruyor, fitneden koruyor, acılardan koruyor, sıkıntılardan koruyor, komünizmden koruyor, PKK’dan koruyor. İmanla insan korunabilir. Kafaya bak; “Müslüman olursa intihar eder” diyor. Tam aksine Müslüman olursa intihar etmez. Müslüman olursa güçlü olur, Müslüman olursa temiz olur, anneye-babaya saygılı olur, güzel ahlaklı olur. Sen Hz. İbrahim (a.s)’ın babası gibi olursan, Hz. Nuh (a.s)’ın hanımı gibi olursan çocuk senden kaçar tabii ki. Ne yapsın; kendini mi ezdirsin, kendini mi öldürtsün, yaralatsın, küfrettirsin, hakaret ettirsin? Yahut daha da çirkin şeyler mi yaptırsın?
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler