Adnan Oktar'ın 4 Kasım 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Hocam buyurun.
DİDEM HANIM: İnşaAllah. Hocam. Hiç düşünmeden gün içinde yediğimiz şekerli besinlerin, örneğin şekerli çayın yada bir çikolatanın içindeki şeker miktarı aslında bizim vücudumuz için biraz fazla olabilir. Fakat biz bunun farkına bile varmadan, vücudumuz hemen bu şekeri depolamak için çok sistemli bir çalışma başlatır. Burada önce pankreas hücreleri kan sıvısının içindeki şeker moleküllerini bulur. Kan sıvısın içinde yüzlerce binlerce molekül var, bunların içindeki şeker moleküllerini tek tek ayırt eder.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah, elhamdülillah.
DİDEM HANIM: MaşaAllah. Sonra ölçer, az mı çok mu, acaba vücut için yeterli mi diye. Fazla olduğunu anladığı anda da kendisi değil, başka hücrelere; “şimdi siz gidin, bu fazla olan şeker moleküllerini depolayın” der.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, sırf şu iman etmek için yeterlidir. Aklı başında bir adam için yeterlidir. Kardeşim, molekül; nereden bilirsin, şekerin fazla olduğunu, nereden karar verirsin? Emir veriliyor, adamlar da emri tutuyor.
DİDEM HANIM: Bu arada bunun için bir haber yollaması gerekiyor bu hücrelere, burada insülin hormonunu kullanıyor. İnsülin hormonu, pankreas hücreleri oluştuğundan beri pankreas hücrelerinin DNA’sında bu insülin hormonunun formülü var, fakat bunu pankreas tek başına kullanamıyor. Bu formülü, enzimlerin ortaya çıkıp, bu formülü okuyup öğrenip, bu şekilde, yani enzimlerin yardımıyla ancak o insülin hormonunu üretmeleri gerekiyor. Burada binlerce enzim çalışıyor o sırada. Onlar bu insülin hormonunu ürettikten sonra kan yoluyla, hedef hücrelere yolluyor. Bu hedef hücrelerin arasında karaciğer hücreleri var. Karaciğer hücreleri kan ile birlikte kendisine gelen bu şeker moleküllerini almak için kapılarını açıyor. Fakat yine tabii o sırada kanın içinde yüzlerce başka molekül var, o şeker hücrelerini tanıyor sadece ve kapılarını sadece ona açıp hücrelerini içine alıp şekeri depoluyor.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Sonra diyor ki adamlar;“evrimle devrimle.” Bu vaziyette nedir? Yani insanların hayretler içinde kalacakları bir durum bu, çok şaşırtıcı bir durum. MaşaAllah, elhamdülillah.
DİDEM HANIM: Hocam, bu şekilde denge sağlanmış oluyor. Eğer tam tersi olursa da, vücuttaki bu şeker oranının azaldığını hissettiklerinde de, bu sefer ‘Glukagon’ adında başka bir hormon salgılıyor, o da karaciğere gidiyor; “sen daha önceden depoladığın şekeri şimdi bırak, çünkü vücudun ihtiyacı var” diyor, yine denge sağlanmış oluyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.
DİDEM HANIM: Bir ayet söyleyeyim Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Dünya hayatı, ancak bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalama, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir çoğalma tutkusudur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin, ekincilerin ( veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra sapsarı kesilir, kuruyuverir, birde bakarsın çer-çöp oluvermiştir. Ahirette Allah’tan şiddetli bir azap, bir mağfiret ve bir (hoşnutluk) rıza vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.” (Hadid Sûresi/20)
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...