Sayın Adnan Oktar'ın 12 Aralık 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 12 Aralık 2017

 

(Hocam, daha önceki yayınlarınızda ‘Mehdiyet’i Türkiye’nin yalvararak isteyeceğini söylemiştiniz.’ Ne gibi bir olay yaşayacak ki insanlar yalvarır hale gelecek? Bunu merak ediyorum.)

Görüyorsunuz işte dünya savaşı kapıda. Bu Kudüs meselesiyle ilgili. Bütün İslam ülkelerinin orduları “biz savaşa gireriz” diyorlar. Amerika da “biz karşı savaşa gireriz” diyor. Bu dünya savaşı demektir, yani bu facia demektir. Birilerinin bunu durdurması gerekiyor. Durdurmaya çalışan da kimse yok. Diyorlar “eğer İsrail bunu kabul eder de Kudüs’ü bir şekilde ilhak ederse veyahut öyle bir risk olursa veyahut biz böyle anlarsak” çeşitli yorumlar var “hadise çıkar” diyorlar “olay çıkar” diyorlar. Evanjelikler de “zaten bizim beklediğimiz bu” diyorlar. Şimdi bu vahim tabii. Ona dünyada “dur” diyen kimse yok. Yani herkes hemen hemen tamamı bitaraf olmuş durumdalar. Mehdiyet’tir bu savaşı durduracak olan. Olay ciddi boyutlara varır. Biz yine Kudüs için aynı şeyi söylüyoruz, Kudüs merkezde başkent yapılanması olmasın, eski Kudüs. Kudüs’ün 20 kilometre, 30 kilometre dışında ne yapıyorsa yapsınlar. Filistin de başkent ilan etsin, İsrail de başkent ilan etsin tamam hiçbir sözümüz yok, ama eski şehre dokunulmasın. Eski şehirden en az 20-30 kilometre dışarıda en az. Mesela buraya göre örnek alırsak buraya göre Eminönü gibi, çok uzak olması lazım. Hayır, şimdi yine Kudüs’ü başkent yapmış oluyor musun? Oluyorsun. Kudüs sınırları içerisinde. Ama eski başkentin tarihi binaların tarihi dokusunu bozmak çok büyük bir zulüm olur, aman ha aman ha. Yani hiç istemediğimiz bir şey. Çünkü oralara AVM’ler yapılacak, ticari merkezler yapılacak, havaalanı yapılacak, yüz binlerce araç gelecek, yollar yapılacak yol yapmak için binalar yıkılacak. Dolayısıyla tarihi doku mahvolacak, bunu istemiyoruz.

 

“Allah’ı her an hatırlamak için neler tavsiye edersiniz?”

Allah’ın gücünü unutmamak çok önemlidir. Adam Allah’ı hatırlıyor da fakat korkuyor, şirk içinde oluyor, mesela birisi bir şey diyor ondan etkileniyor falan unutuyor Allah’ın gücünü. Allah’ın gücüne ait delilleri aklından geçirmesi gerekir ara ara, çok fazla delil vardır. Allah’ın sonsuz gücüne dair delilleri aklından geçirmesi lazım unutuyorsa eğer. Ama pratikte sonsuz büyük olduğunu aklında tutması gerekiyor. Öbür türlü zaten insan hasta olur, dengesiz olur yani normal olamaz. Normal hayat da odur. Ama hayrettir, bu az insanlar arasında, şaşılacak bir şey azdır. Bilmeyen insanlar da azap çekiyorlar çok büyük azap çekiyorlar. Kendini uyanık zannediyor, hayatın gerçekleri var zannediyor.

 

Mesela Münafıklar da Öyledir Hayatın Gerçekleri Var Zanneder, Kendisi Bir Şey Yaptığını Zanneder, Halbuki Ahmak Her Atağını Allah Yaratır Onu Akıl Edemez.

Allah’tan bağımsız Müslümanlara saldırdığını düşünür, Müslümanları dağıtacağını düşünür, İslam’ı durduracağını düşünür. Münafıkta dağıtma isteğinin altında utanç içinde yaşama vardır, çok aşağılandığı için münafık olmanın verdiği azaptan dolayı bir an önce Müslümanların dağılmasını ister. Bu sefer Müslümanlara karşı suçlamalarda bulunur ki kendi ahlaksızlığı belki flulaşır dikkat çekmez diye. Ama en çok istediği Müslümanların dağılmasıdır. Çünkü kendisi dağılmış ya, artık münafıklığını tescillemiş görüyor onu. O durumdan kurtulmak için bütün Müslümanların dağılmasını ister ve muazzam gayret eder. Ama sonunda bitap düşer tabii ve mağlup olur Allah onu ezer. Hep böyledir yani münafıklarda. Ve yalnız kalırlar dikkat edin hep yalnızdırlar Allah’ın onlara bir cezası. En belirgin ceza budur. Yalnız yaşayıp uyuz köpekler gibi yalnız ölmeleri, hep böyledir münafıkların sonucu bu olmuştur. Bütün tarih boyunca böyle olmuştur.

 

Münafıkların En Korktuğu 2023 Tarihine Kuran Ayetlerinden İşaretler

Taha Suresi 135’te Cenab-ı Allah diyor ki -münafıklara Allah Peygamber (sav)’e hitap etmesini söylüyor münafıklara: “De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş”” yani Mehdiyet, İttihad- İslam’ı savunan gerçek müminler kimlermiş “ve doğru yola ulaşan kimlermiş” yani Mehdiyet, yine İslam’ın hakimiyeti “pek yakında öğreneceksiniz.” Ebcedi net 2023 tarihini veriyor. Bir tane ebcedi var 2023. Münafıkların en korktuğu tarih bak ayetle sabit. Bak “De ki” diyor Allah münafıklara “Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun.” Yani Müslümanları gözler ya onlar, programı bile baştan sona kadar izliyor her şeyi izler. “Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri” yani sıratı müstakim “kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş” çünkü münafıklar böyle iddiada bulunarak ortaya çıkıyor. Hem ahlaksız, hem hırsız, hem soyguncu, hem sapık, hem haysiyetsiz namussuz, öyle olmasına rağmen Müslümanların dağılmasını istiyor ki “eşit olacaktınız” diyor “öyle olsaydı” diyor Allah ayette “onların aklına göre.” Ama Cenab-ı Allah, bak onunla bırakmıyor ve “dosdoğru yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş pek yakında öğreneceksiniz” ey münafıklar diyor. Taha Suresi 135’te. Ebcedi bir tane ebcedi var 2023.

Yine Cenab-ı Allah Zuhruf Suresi 68’de “Ey kullarım,” diyor müminlere “bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.” Ebcedi kaç? 2023 bir tane.

 

“Delikanlı ruhu dine uygun mudur?”

Delikanlı kabadayı anlamındaysa tam uygun. Kabadayı ne yapar? Bir kere kendi için yaşamaz sevdikleri için yaşar, bitti. Allah aşkıyla Allah’ın varlığında erimiştir. Dünyadan hiçbir şey istemez. Derviştir artık, dervişlik makamına ermiştir, dünyadan geçmiştir, fenafillah makamına ulaşmıştır Allah’ın varlığında yok olmuştur, dünyadan hiçbir isteği kalmamıştır. Hep insanlara, sevdiklerine yardım için, Allah’ın dinine yardım için yaşar. Biz ona kabadayı deriz, delikanlı mert yani yalan söylemez, oyun oynamaz, kaltabanlık yapmaz, düzenbazlık yapmaz hep iyilik güzellik peşindedir. Tabii ki o anlamda uygun.

 

“Müslümanların birlik olması ne anlama geliyor?”

İyi insanların birlik olması anlamına geliyor. Sevginin, dostluğun, aşkın birlik olması, estetiğin, sanatın, düzgünlüğün hakim olması, kavga olmaması, gerilim olmaması. Yani sokağa çıkacaksın gece vakti, bir eve kapısına gideceksin tak tak kapıyı çalacaksın, “Selamun aleyküm Allah misafiriyim” diyeceksin dost olacaksın. Çaylar kahveler falan sohbet edeceksin, sonra sen onları davet edeceksin. Dünya sevgiyle güzeldir, ahiret de sevgiyle güzeldir. Cennette de komşuluk var, birbirini ziyafete davet eme var cennet evinde, ondan ona davet ediyor, ondan ona davet ediyor. Cennet ziyafet yurdudur, ama sohbet amaçlıdır sırf yemek amaçlı değildir. Ama bak dünyada böyle bir şey yok. Kimse kimseye komşuluğa gitmiyor. Cennette akşama kadar komşu ziyaretleri var, o onun evine gidiyor o onun evine gidiyor. Dünyada da bunlar olacak, işte İttihad-ı İslam olduğunda sevgi dünyaya hakim olmuş olacak. Her gün dehşet ve acı ve korkuyu dinliyoruz her gün. Her gün gerilim, her gün hayat pahalılığı, her gün kavga, her gün kan, her gün cinayetler. Bir gün insanların mutlu olacağı bir haber dünyanın hiçbir yerinde yayınlanmıyor. Her gün azap haberi, acı haberi, yıkım haberi, rezalet haberi. Ne sanat haberi var artık, ne bir güzellik haberi var hiçbir şey yok. Çünkü deccal dünyaya uzun süreden beri hakim. Mehdiyet’in atağı yeni başladı. Ama yıldırım hızıyla buldozer gibi ezecek Allah’ın izniyle. Atak Türkiye’den başladı ve gayet güzel yayılarak devam ediyor.

 

“FETÖ hala nasıl rahat yaşıyor?”

FETÖ terör örgütü mü Fethullah Gülen’i mi kastediyor acaba? Fethullah Gülen. Bunlar önce normal bir cemaatti Nur cemaatiydiler ben biliyorum. Hatta milliyetçi ağırlıklı biraz tavırları vardı. İzmir’de daha çok yoğun faaliyet yaparlardı. Biraz geliştiler falan, eski Nurcular onlara katıldı, onun ağzı çok laf yapar Fethullah Gülen’in kelime hazinesi geniştir. Ağlaması falan da halk zemininde olumlu etki yaptı, avam çok etkilenir ağlayan adamlardan. O da bol bol ağladığı için geniş bir çevre edindi. Kendini koyu gelenekçi Ortodoks Müslüman olarak gösterdi. İşte resimlerin boynunu çiziyordu, “müzik haram” diyordu, “Mehdi çıkacak” diyordu, “İsa Mesih gelecek” diyordu. Klasik İslam anlayışı içerisinde gelişti. Sonra bunlar yurtdışına açılmaya karar verdiler. Yurtdışında hakikaten yurtiçinde de okullar falan açmaya başladılar. Bunlar bir parça gelişince İngiliz derin devletinin dikkatini çekti bu, yetenekli buldular. Bunlara destek olma kararı aldılar. Önce sebepsiz desteklediler, bunlara ses çıkartmadan yani olay hakkında bilgi vermeden desteklediler. Biraz yayıldılar ama bunlarla tabii samimi oldular konuştular tanıştılar ağabeylerle, ağabeyler tabir edilen takımla ve onun alt kademesiyle tanıştılar. Sonra dünyaya İngiliz derin devletinin hakim olduğunu onlara uygun bir şekilde anlattılar. Yani Osmanlı döneminden beri, Abdülhamit döneminden beri İngiliz derin devletinin dünyaya hakim olduğunu. Bu büyük güce sığınırlarsa rahatça gelişebilecekleri onlara anlatıldı. Sonra da milliyet kavramının yersiz olduğu anlatıldı. Yani Fethullah Gülen’in kafasında bir ışık çaktı ‘nerede yaşıyorsan vatan orasıdır’ gibi bir mantık. Dolayısıyla kendilerini Amerikalı olarak gördüler ve İngiliz olarak gördüler. CIA’e ve MI6’e hizmetin vatanseverlik görevi olduğuna inandılar. Sonraki aşamalarda homoseksüellik gençler içinde yayıldı. O duyulmuştu zaten birçok kişi de bunu söylüyordu, homoseksüelliği yaydılar. Bu onların gücünü ciddi şekilde kırdı, dirençlerini de çok ciddi şekilde kırdı. Darwinizm’i yaydılar, yani “ne insan ne maymun” diye zaten dergilerinde yayınladılar. Rumilik din haline geldi. Said Nursi’yi bir kenara koydular ve ismini de örttüler. Mevlana Celaleddin Rumi’nin eserlerini esas aldılar Rumiliği esas aldılar ki bütün Avrupa’daki homoseksüeller ateistler hep Rumi’dir. Onlar da o çizgiye girdiler. Ama en son aşamada benim gördüğüm anladığım içlerinde Evanjeliklerin de olduğu bir heyetle deccala sunulmuş bunlar. Deccal da kan akıtması yönünde buna talimat vermiş. Yani şiddet ve kan. Etrafındakileri de buna ikna etmiş. Çevresindeki elemanlarına da bunu ikna etmiş. Böylece kan dökmeyi de meşru makul dinin bir hükmü haline getirmiş. Türk milletinin kanının dökülmesi için de Türk milletini Yecüc Mecüc ilan etmiş. Yani gelenekçi Ortodoks kesimi de ikna edebilmek için “bunlar Müslüman değil, bunlar Yecüc Mecüc, işte hadiste geçen kavim bunlardır. Dolayısıyla yok edilmeleri farzdır” gibisinden. Dolayısıyla işte 15 Temmuz olayları falan oldu. Yani kendi milletinden nefret eden bir ekip ve homoseksüelliği destekleyen, Darwinizm’i destekleyen daha da ileriye gidip önce Allah ile görüştüğünü iddia eden, Allah ile konuştuğunu iddia eden, daha Türkçesi peygamberlik iddiası var. “Allah ile görüşüyorum” diyor zaten söylüyor Fethullah Gülen. “Bire bir konuşuyorum Allah ile” diyor. Tabii kendisinin açık beyanı yok ama durumdan anlaşılıyor. Çünkü cinayet işleme kararı aldırtılması, Türk milleti Yecüc Mecüc ilan edilmesi olayı gösteriyor. Çok feci bir beyin yıkımı olmuş, çok feci bir karar değişikliği olmuş. O Nurcu, karıncayı bile ezmeyen adamları azılı mafya mensubu, homoseksüel, Darwinist ve materyalist hale getirmişler büyük bölümünü. Bilmeyenleri de onlara uydurmuşlar.

Ben onların enaniyetini fark etmiştim. Ben 5 yıl önce falan şiddetle uyarıyordum onları eleştiriyordum. Aylarca yıllarca uğraştım eleştirdim. Bediüzzaman’a da tavır aldıkları için de özellikle çok uyardım. Hatta Bediüzzaman’ın ölüm yıldönümüydü dedim “bir satır yazı yazın Allah’tan korkun” dedim. Gece 2’de uyardım 2 buçuk gibi yayınladılar gece. Yani çok acayip bir çizgideydiler. Özetle benim gördüğüm deccala uymuş durumdalar, İngiliz derin devletine uymuş durumdalar. O da çok büyük bir yapı olduğu için, bunlar da böyle gariban ezik takım olduğu için adam yerine konmak bunları çok heyecanlandırdı. Dünyanın her yerinde adam yerine konuyor İngiliz derin devleti sayesinde. Yıllarca eziklik çekmiş adamlar bu sefer cinayet teşvikçisi haline geldiler. Akıl gitti yani bir anormal hale geldiler. Tayyip Hoca’yı da kıskandılar. Tam Türkiye’nin başına geçeceğini iddia ederlerken Fethullah Gülen’in Tayyip Hoca kenardan devreye girdiğini düşündüler acayip haset ettiler. Halbuki o çocukluğundan beri İslam’a hizmet ediyor ve bayağı samimi bir insan ve halkın da teveccühünü almış bir insan. Fethullah Gülen’i millet tanımaz bilmez, o anlamda bilmez ve sevmezler de, bizim milletimiz içinde onu seven yoktur taraftarları dışında. Şimdi kendi taraftarları da bin pişman oldular büyük bölümü. Adam yani bir garip. Korkunç bakış açısı dehşet verici.

 

“İnsan bir anda hayatını hiç değiştirir mi bunu siz hiç yaptınız mı?”

Tabii değiştirir. Ben mesela lise yıllarındayken tipik Ankaralı delikanlıydım. Dinle, İslam’la pek bir alakam yoktu. Namaz kılmıyordum. Oruç tutmuyordum. İslam’ı anlatmıyordum. Kuran okumazdım. Ama bir anda kendimi değiştirdim. Esaslı bir değişim oldu. Sonra gelenekçi İslam anlayışını savunuyordum. Sonra Kuran’ın yeterli olduğunu gördüm. Orada da değişiklik meydana getirdim. İnsan aklını kullanarak tabii ki değiştirir. Çok yakışır. Aklı başında bir insan için bu çok iyi. Akıllı insan kendini çok esaslı değiştirebilir. Tavrını, üslubunu, yaşantısını değiştirebilir. Çünkü münafık değiştiremez. O robot gibi yaratılmıştır hayvan olduğu için değiştiremez kendini. Ama mümin insan olduğu için çok köklü değişiklikler yapabilir. Bütün hayatını değiştirebilir. Ruh sahibi çünkü Allah'ın Kitap’ını okuduğunda tabii ki esaslı bir değişiklik yapar.

 

“Güzel ahlaklı olmak için ne yapmalıyım?”

Kuran’a uymak gerekiyor ama Kuran’a uymak deyince insanlar “altı bin altı yüz atmış altı ayete nasıl uyacağım?” falan. Altı bin altı yüz atmış altı ayetin yüzde yetmişi, yüzde sekseni hüküm içermez. Hatta yüzde doksanı hüküm içermez. Öğütler vardır, tekrarlar vardır. Misaller vardır anlaşılması için. Hüküm ayetleri çok azdır. Dolayısıyla güzel ahlak için şartlar çok belirlidir. İşte sabırlı olmak, şefkatli, merhametli olmak, saygılı olmak, derin düşünmek, Allah'ı unutmamak, şirk koşmamak, egoistlikten, bencillikten kurtulmak. Bunlar yeterli Allah'ın hükümlerine titiz olmak. Ama hepsinin üstünde samimiyet. Samimi oldun mu hepsi biter. Çok çok samimi olmak lazım. Vicdanın sesini dinlemek lazım.

 

“İsrail’in Ortadoğu planları gerçekleşir mi?”

İsrail’in Ortadoğu planları gerçekleşecek tabii. İsrail’in Ortadoğu planı Peygamberimiz (sav)’in dediği plandır. Kuran’ın dediği plandır. Bütün Ortadoğu’ya İslam hakim olacak. Ve Siyon Dağı’ndan İslam dünyaya ilan edilecek, İslam'ın hakimiyeti. Mehdi (as) Moşiyah tarafından açıklanacak. Dolayısıyla İsrail hakimiyeti demek Mehdiyet’in hakimiyeti demektir. Hatta Peygamberimiz (sav) Mehdi (as) için “Ben-i İsrail görünümündedir” diyor zaten ona işaret olarak. “İsrail’den bir recul gibi” yani “bir resul gibi görünür” diyor. “İsrailli bir peygamber gibidir görünüşü” diyor. “Heybetlidir” diyor heybetli ve acar görünüşü. “Irk olarak da o tarzda görünür” diyor. Zaten Yakup neslindendir Mehdi (as). Dolayısıyla Allah'ın Hz. Yakup (as)’a vadettiği, Hz. İbrahim (as)’e vadettiği güzellik İslam'ın dünya hakimiyetidir. Yani La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah, Musa Resulullah, İsa Resulullah bu. Dolayısıyla bunu göreceğiz. İsrail de şu an istese de istemese Mehdiyet’e hizmet ediyor. Birleşmiş Milletler de, NATO’da kim olursa olsun herkes şu an Mehdi (as)’a hizmet etmeye mecbur. Kurtulamaz bundan. Ne yaparsa yapsın kurtulamazlar. Mesela münafık da ne yaparsa yapsın Mehdi (as)’a hizmet eder. Küfür ne yaparsa yapsın Mehdi (as)’a hizmet eder.

 

(Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı Emekli Albay Ahmet Zeki Üçok yurtdışına kaçan FETÖ’cü askerlerin suikast timi oluşturduklarını ve yeni bir eylem hazırlığı içinde olduklarını ileri sürdü. FETÖ'nün suikastçılarını Makedonya ve Kosova'da eğittiğini söyleyen Üçok “Siyaset adamlarına, önemli sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, din adamlarına, spor yöneticilerine, sanatçılara karşı olacak bu eylemler” diye konuştu.)

Öyle bir şey yapmaya kalkarlarsa onları tek tek yurt dışında armut gibi toplarız. Kanunla, hukukla gereğini yaparız. Akılları yetiyorsa öyle bir atakta bulunsunlar da göreyim. Bak açıkça söylüyorum. Yerin yedi kat altına girseler sürükleye sürükleye çıkartırız. Sürükleye sürükleye de buraya getiririz. Densizlik, münasebetsizlik istemiyoruz. Dediğimizi yaparız yani söyleyeyim kanunla, hukukla. Deneme mi istiyorlar acaba? Örnek mi istiyorlar? Sakın böyle bir şeye yeltenmesinler.

 

“İnsanlar Allah'a neden nankördür?”

Eğer dikkatlice bakılırsa ölü olduklarını görürüz öyle insanların. Ölü çok fazla insan var aramızda. Mesela biz münafıkların da dikkatlice baktığımızda ölü olduğunu görüyoruz. Hep zalimler falan mesela Hülagü falan bunlar ölüdür. Hitler, Stalin falan ölüdür dikkat edin anormaldir hareketleri falan. Konuşma biçimleri falan ölü oldukları anlaşılır. Mesela Lenin de öyle baktığımızda normal bir insan olmadığı anlaşılır ölüdür. Dolayısıyla öyle olunca tabii özel yaratıldıkları için Allah'a karşı nankör ve isyankar olurlar. Müminler onu görünce Allah'tan yana olup, Allah'ı savunurlar Allah işte onu beğeniyor. Yani çok seviyor Allah. Kendisini savunmamızı çok seviyor özel yaratıyor onları. Mesela münafığı özel yaratır. Biz Allah'ı savunduğumuz, Müslümanları savunduğumuz için bir güzellik oluşur. Allah'ın sevdiği bir eylem olmuş oluyor bu. Mesela Darwinizm'i yaratıyor. Biz cansiperane Darwinizm'in geçersizliğini anlatıyoruz Allah bunu beğeniyor. Halbuki Darwinizm'i yaratan da Allah'tır. Yani onunla mücadele etmemiz için yaratıyor. Dolayısıyla Allah'a karşı nankör insanları da Allah özel yaratır. Onlara bakıp ibret alırız. İnsanları uyarırız ve Allah'tan yana, Allah'ı koruyan, Allah'ın dinini koruyan bir tavır içine gireriz. Hatta savaşa giriliyor biliyorsunuz,  kan akıyor, boynu kopuyor, kulağı kopuyor Allah'ı korumak içindir bunlar hep. Allah'ı sevdiği içindir. Allah'ın dinini sevdiği için. Allah bunu çok beğenir. Müthiş bir sevgi gösterisi olduğu için çok beğenir.

 

“Keşke bu kişiyi tanımasaydım dediğiniz biri oldu mu?”

Keşke bu kişiyi tanımasaydım denmez diyemeyiz çünkü münafık çıksa da münafık Müslüman için çok önemli çünkü münafık Müslüman topluluğunun şevkini, heyecanını artırır, birlik beraberlik ruhunu güçlendirir. Bereket ve zenginlik getirir, ataklığı artırır, aklı açar, ibadet gücünü artırır ve Müslümanlara nelerden saldırılabileceğine dair bilgiyi mümin çok daha rahat elde edebilir ve ona göre bilginin gücünü kat kat artırarak bir güç yapılanmasına gider. Mesela münafık Müslümanlara nerden saldırılacağını Peygamberimiz (sav)’in zamanında biliyordu, hangi konularda saldırılacağını biliyordu, müminler de onları tespit edip o kısımları daha güçlendiriyorlardı saldırabilecekleri yerleri. Bu, Müslümanların güçlenmesine neden olur. Zaten münafığın dışında da Müslümanlara öyle ciddi saldıran olmayacağı için münafık cihat için en hayati varlıktır yani Müslüman cihatta en çok münafığa dikkat etmesi lazım. Münafık da yakalandığında hiç bırakılmaması lazım yani çökme tarzında böyle çünkü en kıymetli ibadet münafıkla yapılan ibadettir, münafığa karşı yapılan mücadele en makbul mücadeledir. Her harfi, her kelimesi çok makbuldür.

 

Münafıklar Şartlı İman Ederler

Mesela “çıkılacak yol onlara uzun geldi” diyor. Mesela “İslam hakim olacak on yıla” dedin değil mi? Hakim olmadı. Olmazsa bu münafığa ağır gelir. Ayette diyor:  Bak “çıkılacak yol onlara uzun geldi. Kısa bir yol olsaydı beraber yaparlardı” diyor Allah “mücadele ederlerdi ama yol onlara uzun geldi” diyor. Daha uzun bir vaat onlara uzun geldi. Halbuki İslam hakim olsun veya olmasın Müslüman İslam’ı anlatmakla mükellef her halükarda.

Münafık şartlıdır, onun bir süresi vardır. Şu kadar sürede bu iş oluyor mu? Oluyor. Nimete kavuşacak mı? Para pul sahibi olacak mı? Olmuyorsa hemen tavrını koyar. Mesela bak diyorlar ki, o kadar çok şart koyuyorlar ki, “Dediler ki:” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız.” (İsra Suresi, 90) “Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.” (İsra Suresi, 91) Bak zenginlik şartları var. Veyahut işte melekler göster veyahut işte altından evin olmalı, gökyüzüne yükselmelisin. Ahir zaman münafıklarında da aynı üslup olur.

Nur Suresi, 48. Ayet “Aralarında hükmetmesi için…” şeytandan Allah’a sığınırım “..Allah’a ve Resulüne çağırıldıkları zaman onlardan bir grup yüz çevirir.” Yani münafıklar itaatsizlik konusunda çok titizdir. Peygambere veyahut imama itiraz ve itaatsizlik münafık için vazgeçilmez bir özelliktir. 49. Ayette de diyor Cenab-ı Allah, (Münafıklar) “Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler.” (Nur Suresi, 49) Ama çıkarlarıyla çatışıyorsa “hadi bana müsaade” diyorlar.

 

Münafıklarda En Çok Etkilendikleri Şey; Elçilerin, Liderlerin Makul İnsan Olmaları

Onu dezavantaj olarak görüyorlar. İsra Suresi, 94’te “Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan alıkoyan şey onların “Allah elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?” demelerinden başkası değildir.” Onda insani özellikler görünce, normal insani vasıf görünce onu ona yakıştıramıyorlar. Ve onu onun aleyhine kullanmak istiyorlar. Diyor “deresi akıtması gerekmiyor muydu? Şunu yapması gerekmiyor muydu bunu yapması gerekmiyor muydu? İki şehrin büyüklerinden birisine bu verilmesi gerekmiyor muydu?” gibisinden.

 

Deccal Ahir Zamanda Gelecek, Kıyamete Yakın Zamanda Gelecek İnsanları Dinsizliğe Sürükleyecek, Allah’ı İnkar Ettirecek Bir Sistem

Ana vasfı Allah’ı inkar ettirmek olacak. Şu anda da dünyanın büyük bölümünü bu şekilde etkiledi deccal. Darwinizm kanalıyla etkiledi. Darwinizm’e destek veren farkına varmadan deccale destek vermiş olur. Çünkü deccalin dini ve o dini kutsal görüyor deccal. Mesela bak her şey eleştirilebiliyor din anlatılamıyor ama Darwinizm’in anlatılması şart eğer anlatmazsan da büyük olay çıkıyor. Darwinizm’i eleştirirsen büyük olay çıkıyor çünkü kutsal bir din olarak biliniyor. Çok eski putperest dönemlerden beri kutsal biliniyor. Firavun’un dini olarak bilinir. Nimrot’un dini de aynı şekildeydi. Buhtunnasr da aynı şeye inanıyordu, Hülagü de aynı şeye inanıyordu. Yani kainatın tesadüfler sonucu yaratılması inancı. Dolayısıyla deccaliyet de şu an bu inançla bütün dünyayı kasıp kavurdu. Dünyaya da İngiliz derin devleti kanalıyla hakim oldu. Elden ele geçer deccaliyet çeşitli dönemlerde büyük devletlerin kontrolünde kalır genellikle. En büyük devlet kimse deccaliyet onun elinde kalıyor genelde.

Deccal ahir zamanda gelecek. İngiltere’de olacağını hadislerden anlıyoruz. Çünkü “adada” diyor. “Buharları olan bir ada” diyor. Her yönden belli. “Orada tacı görüyorum” diyor Peygamberimiz (sav). “Suyun dibinde taç görünüyor” diyor. Zaten “kuzeyde” diyor hadiste. Deccalin bir gözü kördür. Bildiğin klasik anlamda görmez. Amadır bir gözü. Bir gözü de kusurludur. Biraz patlak böyle biraz börtlek ama bir gözü tamamen görmez. İki gözünde de yani kusur vardır. Dolayısıyla deccalin aczi ortada. Yaşlı bir insandır, beyaz saçlıdır deccal. Saçı sakalına karışmış bir insan. Filozof görünümünde birisi. Ama birçok harikalar gösterebiliyor, birçok istidraç gösteriyor. Şu an İngiliz derin devletini yöneten bir filozof bu. Filozof yani felsefecidir. Felsefe dallarında hepsinde eğitim almış bilgili olan bir kişi ama aynı zamanda “ispiritzma ve manyetizmanın nevinden müthiş harikalara mazhardır” diyor Bediüzzaman Said Nursi deccal için. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde de o şekilde geçiyor.

 

Bir Kısım İnsanların Maddi Menfaat İçin Deccale Yaklaşacağı Hakkında Hadis Açıklamaları

“Bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler ve diyecekler ki ‘biz onun kafir olduğunu biliyoruz yemeğinden yemek, ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz.’” Fethullah Gülen de diyor “Biliyoruz yirmiye böleceğini ayıracağını da biliyoruz biz anlaşırız onunla” diyor. “Biraz bize vermesi biraz kendisinden alması üç aşağı beş yukarı anlaşırız” diyor. Açıkça zaten deccalle anlaşacağını söylüyor orada. Çünkü “İslam alemini paramparça edecek adamlar dediler” diyor “biz onlarla konuşacağız.” O dediğin kim, konuşacağın kim? Şimdi dünyayı parçalamaya, İslam alemini parçalamaya karar vermiş adamlar bu adamlar kim, nerede buluşacaksın sen onlarla? Bu adamların başı kim? Deccal tabii ki. Dolayısıyla “başıyla anlaşırız” diyor. Yani başı olan kişi. Yani “deccalle anlaşırız” diyor.

O kendi yakın talebelerini götürüyor, deccal de kendi yakın talebeleriyle geliyor “pazarlık edeceğim” diyor. “Deccalle pazarlık ederiz” diyor. Burada “bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler ve diyecekler ki ‘biz onun kafir olduğunu biliyoruz yemeğinden yemek ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz.’” Bunlar da “İngiliz derin devletinin farkındayız” diyorlar. Ama onlarla yemeğinden yemek işte ağacından, çevresinden faydalanmak istiyoruz diyorlar. Ama onlar da onların iflahını kesiyor tabii ki.

 

Süfyan Hakkında Risale-i Nur'dan Açıklamalar

“Hadis-i sahihte rivayet edilen, “Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın geleceğini ve şeriat-i İslâmiye ile amel edeceğini, Deccalı öldüreceğini” imanı zayıf olanlar istib’ad ediyorlar.” Akla uzak buluyorlar. “Onun hakikati izah edilse, hiç istib’ad (şüpheye) yeri kalmaz. Şöyle ki: O hadisin ve Süfyan ve Mehdî hakkındaki hadis­lerin ifade ettikleri mânâ budur ki: Âhirzamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:” Yani bizim zamanımızda bu devirde. “Birisi: Nifak perdesi altında risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek, Süfyan namında müthiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmi­yenin tahribine çalışacaktır.” Mesela İslamiyet’i Rumiliğe çeviriyor. “Kuran olmayacak” diyor. “Kuran yoktur” diyor. “Kuran’a gerek yok” diyor. “Aklımızla hareket edelim” diyor. “Rehbere gerek yok” diyor. Süfyan bunları söylüyor.

“Ona karşı, Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan” yani Peygamberimiz (sav)’in altın silsilesine bağlı olan, seyit olan “ehl-i velâ­yet ve ehl-i kemâlin başına geçecek.” Yani velilerin ve kemal, ehl-i kemalin, yani aydın insanların. Aydın derken tabii Atatürkçü aydınlara da işaret ediyor, ehl-i kemal de biraz manidar olmuş değil mi? Kemalistler, Atatürkçüler falan ona da bakıyor gibi bir üslup var. “Ehl-i Kemal'in başına geçecek” diyor,  “Âl-i Beytten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” Yani Müslümanlık görünümündeki münafık cereyanı. Bu ne diyor? Ben Nurcuyum diye ortaya çıktı, hâlbuki münafık bir cereyan. “Bu münafık cereyanı öldürüp dağıtacaktır” diyor.

 

“İnsanların birbirine sevgi göstermesi için neler yapmalıyız?”

Mesela desek ki sokakta, “arkadaş herkes birbirini sevsin” falan. “Aa ne güzel” falan derler ama pratikte işlemez o. Yani en ufak bir çıkar çatışmasında derhal saldırganlaşır ve tersleşebilir. Öyle olmaz herkesi Allah sevgisinde, Allah korkusunda birleştirmek lazım. Allah’ın anayasasında birleştirmek lazım yani Kuran’da birleşirse, imanda, hidayette birleşirse olur. O zaman sevgi birliği sağlanabilir yani anayasayı esas göstererek her şeyi anlatabilirsin. Ama bir insanın anayasası yoksa onu nasıl teşvik edeceksin? Mesela farz edelim bir İslam toplumu oluşmuş senin evin var, komşunun da evi var ama dışarıda da otuz Müslüman evsiz, ama senin evlerinde onlara rahatça barınacak gibiler. Şimdi Allah korkusu, Allah sevgisi olmasa adam onu kabul etmez. Olsa bile onları kiracı olarak falan belki kabul edebilir. Ama Müslüman ne diyor? “Aman ne demek tabii ki benim kardeşlerim hemen gelsinler” diyor. “Allah verdi bu evi, onların evleri bunlar” diyor “istedikleri gibi kullansınlar.” Sevgide de coşkun sevgi gösteriyor. Nasıl oluyor bu? Ancak imanla olur. Derin bir Allah sevgisiyle olabilir. Onun dışında kuvvet bulamaz insanlar. Yani en başta mutlaka Allah’ı saygıyla sevdirmek, Allah’tan samimi korkmalarını sağlamak, samimi vicdana sahip olmalarını mutlaka elde etmek gerekiyor. O da iman hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle ve samimi İslam anlatışıyla olur. Yani Kuran’ı samimi anlatmamızla olur.

 

“Şirk koşmadan iman edilir mi?”

Tabiî ki mümkün ama çok özen göstermek lazım. Normal halinde yani böyle alıştığımız kafada yani dışarıda gördüklerimize göre hareket edersek olmaz. Ayrı önem vererek özel dikkat sarf etmemiz gerekiyor. Bir süre sonra bunun zevkli bir nimet olduğunu görürsün. Çünkü bak şirk koşmadığında insan ayrı bir boyuta alınıyor. Yani özel bir boyuta alınıyor. Özel insan konumuna geçer. Yani özel insanlar konumuna geçer. O konumda korunması ve kollanması ayrı olur. İnsanlar gibi olmaz. Daha ayrı olur. Yani üzerindeki olaylar da ona göre gelişir. Yani bedenin üstündeki olaylar da ona göre gelişir. Yani kapalı olarak söylüyorum ama işte yani hastalıkların falan gelişmesi de Allah’ın izniyle durur. Veyahut azalır yani imtihan derecesi kadar kalır onu söyleyeyim. Yalnız daha da acayip eğer olay tam netleşirse yani çok bütün dünya emrine girer ondan sonra yani insan garip bir varlığa dönüşür. Yani bütün dünyadaki olaylar o şahsa göre hareket etmeye başlar. Yani madde ona yönelir. Bütün dünyadaki esir maddesi ona göre yönlenir. Her maddede de esir hâkimiyeti olduğu için öyle diyeyim. Yani kapalı olarak anlatıyorum ama bak çok hem zevklidir hem çok nimetli bir muazzam bir dinçlik boyutuna geçersiniz o kişi özel korunmaya alınır. Yani Allah tarafından özel olarak korunur. Buna dikkat etsin kardeşlerimiz. Yani çünkü söylemezsem bir acayip olur. Söylenmeyecek bir şey değil bu. Çünkü Allah sevgisiyle ilgili olduğu için söylüyorum. Ama mesela Allah’ın her şeyini söylemem. Yani onu kıskanırım ben söylemem. Ama bunu söylüyorum.

2018-02-02 09:04:52
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top