Münafıklara karşı neden ilmi mücadele içindeyiz?

Adnan Oktar’ın 4 Aralık 2017 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Şimdi bir münafık olayı olduğunda, onu çok iyi değerlendirmek lazım; “olaya atlamak gibi” diyelim yani. Çünkü münafık nadir ele geçen bir şeydir, ele geçtiğinde de çok iyi değerlendirilmesi lazım. Mesela denizde de böyle farz edelim anormal ahtapotlar falan oluyor, bilim yakaladığında onu çok büyük olay oluyor. Münafık da her zaman ele geçmez, ele geçirdin mi çok değerlidir, böyle miligramına kadar çok iyi değerlendirilmesi lazım münafığın. Çünkü sevap gücü çok yüksek olduğu için çok iyi değerlendirilmesi lazım. Nadir ele geçen bir şey olduğu için çok iyi değerlendirmemizin sebebi bu. Adam diyor ki “ya elin üç tane serserisiyle niye uğraşıyorsunuz?” öyle değil olay yani, çünkü münafık bizim için çok hayati bir konudur. Orada müminin nimeti var; münafığı mümin eleştirdikçe bereketi artar, sevabı artar, sağlığı sıhhati artar, keyfi artar, neşesi artar. Yani her yönden iyidir. Birlik ve beraberliğe, şevke, heyecana vesile olur; yoksa meskenet meydana gelir. Ve onu da kısaca değerlendirmek de iyi değildir; münafığı mesela yıllarca değerlendirmek lazım. Yani bir 5 dakikalık 10 dakikalık 5 günlük 10 günlük değerlendirmeden ziyade yıllarca oradan sevabı elde etmek çok önemlidir. Çünkü ele geçmez kolay kolay, şeytanı yakalamışsın şeytanı neden bırakıyorsun? Çünkü şeytanı ele geçirmişsin bırakmazsın; şeytanı bırakıyorsan haşa Allah’ı bırakmış olursun. Çünkü şeytanla mücadeleyi bıraktığın anda Allah’ı bırakmış olursun. Şeytanı ilimle irfanla ezdiğinde Allah’a sevgini, bağlılığını göstermiş oluyorsun. Onun için Allah bize şeytanı tanıttığında, şeytanı son katresine kadar, milimetrenin milyonda birine kadar kuyruğu kalsa ona bile gereken bilimsel akılcı açıklamayı yapmakla mükellefiz. Onun için bazı kardeşlerimiz şaşırıyorlar diyorlar “ya 2-3 tane it kopukla niye uğraşıyorsunuz?” falan, biz it kopuk yakalamadık şeytanı yakaladık, iblis ordusunu yakaladık, o adam biz orada bir şeytani yapı görmesek, şeytanı üstlerinde görmesek, o şahıslara şeytanın hululünü hissetmesek bizi hiç ilgilendirmez; şeytan yakaladığımız için önemli görüyoruz. Yoksa alelade sıradan bir insan görsek bizi hiç ilgilendirmez. Küfürden insanlar var abuk sabuk insanlar da var fakat nitelikli münafık yani şeytanın keskin tecellisi çok önemlidir. Orada Müslüman büyük bir titizlikle bu nimeti iyi değerlendirecek. Münafık yakalamak denizde yani böyle balina yakalamak gibi değildir; nadide bir varlık yani şeytan. Şeytanı gördüğümüzde, hissettiğimizde, anladığımızda, Allah bize onu ilham ettiğinde, bırakmamız diye bir konu olmaz. Yani sonuna kadar şeytanın faaliyetini Allah katında nasıl Cenabı Allah takdir ettiyse o oluşuncaya kadar onunla mücadele edilir. Dolasıyla kardeşlerimiz bazen bunu şaşkınlıkla izleyebiliyor. Mesela diyor ki “ya bir kadın münafık nedir yani?”, ya kardeşim kadın değil o işte, kadın olsa bizi hiç ilgilendirmez ahlaksız da olsa hiç ilgilendirmez, bir sürü ahlaksız var dünyada; iblis olduğu için yani üstüne iblisin çöktüğünü gördüğümüz için nitelikli münafık olduğu için çok değerli görüyoruz. Çok önemli görürüz yani çünkü nitelikli. Münafık her zaman rastlanır yani, zayıf nitelikli münafık olsa o kadar üstünde durmayız. Ama nitelikli olduğunda yani şeytanın bizzat kendi olduğunu gördüğümüzde, hissettiğimizde, anladığımızda onunla mücadeleyi Allah kalbimize vahyeder. Yani Allah onu bize hissettirir ve o zaten şeytan olduğunu bize çok bağırır, anlatır ve tarif eder. Yani ona gelen vahyi inceleriz mesela münafığa gelen vahye bakarız. O, kalbine akan şeytani vahyi yazar. Şeytan ona söyletir, vahyeder, o da onu yazı haline getirir, orada şeytanın vahyini görürüz; yani münafığın dilinden aktarır onu. Münafığın etini kemiğini kullanır şeytan. Aktarır ve şeytan onu bırakmadığı için, münafığın bedeninde olduğu için, biz oraya teksif oluruz. Yani bir bilim adamı nasıl bir kobayı inceliyor, biz de bunu bir bilim adamı gibi inceleriz. Yani o kobayda şeytan nasıl tecelli ediyor, şeytan ona nasıl vahyediyor, şeytan hangi hususlara çok dikkat çekiyor, Müslümanlara şeytan hangi yönlerden saldırmak istiyor, o nitelikli münafığın üslubundan bunu çıkartırız. Ama tabi bunu ehlinin incelemesi lazım; avam bunu anlamaz. Yani avam münafığa gelen şeytanın vahyini çözemez. İlimde rasih olanlar çözebilir; yani tamamı şeytanın vahyidir; münafığın ifadeleri, izahları anlatımları… Oraya bakarak münafığın ileri dönemde Müslümanlara hangi yönde saldırabilir, hangi noktalarda neler düşünür şeytan bunları görürüz. Mesela bak münafıkları incelediğimizde, bugün gene dikkat ettim, öldürme arzusunu gördüm. Hayret yani orada öldürme arzusu mesela “bir saniye içerisinde öldürmek isterim” diyor. Yahut “birkaç saniye içerisinde” diyor “öldürmek isterim” diyor. Bak şeytanın volümü yükselmiş, yani ilaç etkisini göstertmeye başlamış. Çünkü en son noktada şeytanın artık kendini yerden yere atma pozisyonu vardır. Yani artık kuyruğunu falan yerlere vurur debelenir falan böyle artık o raddeye o üsluba gelmiş. Yani bu şeytanla mücadelenin doğru gittiğini göstertir. Onun için şeytanın bütün her türlü vahyinin muhafaza altına alınması lazım ve orada şeytanın ruhu, felsefesi, kişiliği çok ince detaylarla tespit edilmesi lazım. Yani Kuran ölçüsü içerisinde, yani nasıl girift bakış açıları var, hangi konularda mesela şeytan en çok haset ettiği, öfkelendiği konular nedir münafığın yani şeytanın… Mesela müminlerin dağılmasını istiyor ama müminlerin sayısı daha da artıyor ama münafığa bakıyorsun sürekli tek, her yönden tek, bir kişi. Ya kardeşim ayetin aynısı; etrafında hiç kimse yok, hep tek, en fazla yanında iblis, ikinci iblis, üçüncü iblis ama hiç kimse yok. Ama müminlere bakıyoruz yanında coşkulu, kalbi Allah aşkıyla dolmuş, melek gibi müminler,  ne oluyor daha da artıyor sayı. İhtişam, güzellik, başarı daha da artıyor, kitaplar yüz biner yüz biner dağıtılıyor. Münafığın hiç kitap dağıttığını gördünüz mü? Münafık ancak şeytanın vahyini dağıtır. Bak şeytanın vahyini dağıtır, Allah’ın kitabını, Allah’ın emirlerini dağıtamaz. Ona şeytanın vahyini yayması istenir, o onu yapabilir. Dolayısıyla yani yüzeysel gibi görünen şeylerin içerisinde Allah’ın çok büyük işaretleri, anlatımları olur. Mesela bizi şeytanla karşılaştırdığına göre bizim şeytanı yenmemizi istiyor Allah. Bakın diyor Allah, vayhi budur, ahlak yapısı budur, böyle aşağılık insanlara böyle cemiyet mikroplarına hulul eder, sayıları az olabilir, sayıları az diye peşlerini bırakmayın, çünkü bunlar nitelikli münafık, Kuran’a bakarak bunların ne kadar aşağılık ve karaktersiz olduklarını, ne kadar kahpe olduklarını görebilirsiniz diyor Allah ayetlere baktığımızda. Onun için o tip yazılarda her satır münafığın ruhu açısından çok önemlidir. Mehdiyetin yönü de zaten şeytanı yeryüzünden silmektir. Şeytanla hesaplaşmamızı istiyor Allah. Şeytan zaten insan suretinde gelir bize, yani öyle bir ruh gibi gelmez, insan suretinde gelecektir. İnsan suretinde geldiğinde de Müslümanın onu bırakmaması lazım, yani kaçmasına fırsat vermemek lazım. Ayetle, akılla, sabırla, imanla o mahlûkat tamamen Allah katında mağlup oluncaya kadar gayret edilir ve bu ibadettir çok önemlidir, müminin aklını, basiretini, ferasetini açar, bereketini, şevkini artırır, birlik ruhunu artırır, cihat azmini artırır ve mübarek bir cihat olduğu için, önemli bir cihat olduğu için önemli bir ibadet olduğu için biz de buna çok önem vermek durumundayız. Onun için bazen kardeşlerimiz yazıyorlar “Elalemin süprüntüsü, aşağılık, karaktersiz, köprü altı çakalları ile niye muhatap oluyorsunuz?”, ya o surette geliyor şeytan, yani sana böyle prens halinde gelecek hali yok. Zaten şeytana yakışan odur yani şeytan normal insana yapışmaz, cemiyet mikroplarına yapışır ve onları getirir. Resulullah zamanında hep katildi, hep homoseksüel, hırsız, gaspçı, iblis böyle cemiyetin en aşağılık en karaktersiz insanlarıydı. Dolayısıyla yani böyle çok kalabalık bir güruhu beklemek, büyük bir münafık grubu beklemek yersiz olur, şeytan kendi anlayışında kaliteye yani niteliğe yani şeytanı kaliteye şeytani niteliğe önem verir. Şeytani niteliği kimde görürse onun üstüne ağırlığı verir. Çünkü o kadar adam bulamaz zaten şeytan toplumun içinde. Bakar mesela bir semtte toplar onları müminlerin yanına getirir önce bak bu büyük bir mucizedir Allah’ın hikmeti. Şeytanın emrine girecek insanları önce Müslümanların yanına getirir. Sonra Müslümanların içinde tutar, Müslümanlara hizmet ettirir Allah onları. Sonra şeytan hulul ettiği için emir verip harekete geçer. İşte harekete geçtiği an mümin çökecek üstüne ve bunu tabi Kuran’la, ilimle, akılla, teenniyle, güzel bir cihat ruhuyla ifa edecek. Bir de onun kendi diliyle de bazen ona cevap vermek gerekebilir bir süre. Kendi diliyle kendi üslubuyla, yani anlayacağı dilden olabilir. Bu vardır Müslümanlıkta da vardır, mesela Cenabı Allah diyor ki “Onlar hayvanlardır, hayvanlardan da aşağıdırlar”, mesela domuza, maymuna benzetiyor Allah. Şimdi Cenabı Allah bu kadar der. Ama yani insan açısından bu çok büyük bir aşağılamadır yani değil mi? O zaman aşağılanmak münafığın en önemli ihtiyaçlarından, şeytanın en önemli özelliğidir. Çünkü şeytan da gurur var ya, enaniyet ve azamet, aşağılanmaya çok ihtiyacı vardır şeytanın. Çünkü Allah’a karşı büyüklük içerisinde ve “ben bilirim, senden daha iyi bilirim” diyor Allah’a, “sen Adem’e yanlış bilgi verdin” diyor Allah’a, “ben doğrusunu biliyorum” diyor, “ve insanlar sana asi olacak diyor” bak Allah’a, “ve insanlar senden ayrılacak” diyor, Allah’a diyor bak dikkat edin, “insanlar senden ayrılacak” ve Allah’a “insanlar seni yalnız bırakacak” diyor. Ama “ben” diyor “etrafımda toplayacağım” diyor bak görüyor musun münafık üslubunu şeytandaki. Peygamberimiz zamanındaki münafıklar ne diyorlardı, “seni Müslümanlar bırakacak”, o devrin münafığının etrafında toplanacaklarını iddia ediyordu. Samiri ne diyordu, “bütün oradaki senin talebelerin benim etrafımda toplanacak” Samiri diyordu Musa’ya. “Ben” diyordu, “put yaptım, onları eski hayatlarına, eski inançlarına, eski yaşantılarına çevireceğim ve benim etrafımda toplanacaklar” diyordu. E ne oldu? Sap gibi tek kaldı. Şimdi münafıklara bakıyoruz, sap gibi tekler. Ayet tahakkuk ediyor mu ediyor, aynısı mı aynısı, iddialar aynı mı aynı. Samiri hem homoseksüel, hem hırsız, hem gaspçı hem de dolandırıcıydı. Fakat müminlerin etrafında toplanmasını istiyordu ben size bakarım ederim falan, ya senin gibi haysiyetsizin etrafında müminler niye toplansın bre ahmak? Mesela öbür münafıklara bakıyoruz yine aynı iddiada oluyorlar. Daha öncekilere de bakıyoruz aynı iddiada oluyorlar. Tarih değişiyor mu değişmiyor, üslup değişiyor mu değişmiyor, yöntem değişiyor mu değişmiyor. Mesela size bir hadis daha anlatayım. İbni Hacer aktarıyor, “Resulullah zamanında ibadetlerini ve içtihadını beğendiğimiz bir adam vardı. Biz tam ondan söz ederken adam önümüzden geçti, Resulullah ‘işte sözünü ettiğimiz adam budur’ deyip gösterdik”, işte adam çok yamandır şöyle zekidir böyle ataktır, övüyorlar Peygambere, “bunun üzerine Hz. Peygamber adama bakıp ‘bana öyle bir adamdan söz ediyorsunuz ki yüzünde şeytanın elinin eseri var’” diyor, yani o kadar pislik ki yüzündeki ifade, yani tam böyle katil suratı var, aşağılık haysiyetsiz böyle pislik böyle sırtlan gibi bir surat. Allah’ın damgasıdır bu işte. Yani bu bir mucizedir, mesela normalde olmaması gerekir değil mi yani Müslümanın imtihanı için olmaması gerekir diye düşünür insan ama Allah damgalıyor. Yani bu çok önemli. Mesela Peygamberimiz diyor ki münafığa yazdığı cevapta “Ey Gaipoğullarının beyinsiz ve ahmak adamı” diyor, e şimdi adama ne desin Peygamber? “Kesinlikle bilmelisin ki” diyor Peygamberimiz,  “öyle bir gün yaklaşıyor ki sen bana karşı kendini savunabilmen şöyle dursun, bir tarafa savuşup kaçma imkanını bile bulamayacaksın” diyor. Yani öyle bir şey yapacaksın ki şey yaptığın yere kadar değil mi adam kaçsa, gereği olacak diyor inşaAllah. “Mutlaka ve pek yakında göreceksin ki senin putlarını kıracağım” diyor. Yani bu münafıklar da putlara güveniyorlar. “O gün gelince ben bunlara sana mutlaka hatırlatacağım” diyor Peygamberimiz. Ve sonunda diyor ki “Ey Gaipoğullarının ahmak ve beyinsiz adamı” diyor. Şimdi kardeşim diyorlar yani “çok nezaketli bir dil kullansanız olmuyor mu?” Olmaz; ne ayete uygun olur ne hadise uygun olur. Yani bu mücadele, şeytanla olan mücadele, şeytana hitap ediyorsun sen; e tabii ki Peygamberimizin üslubu olacak, tabii ki Kuran’ın üslubu olacak. Yani en azından öyle olması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Allah “onlara karşı sert ve caydırıcı davran” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

GÖKALP BARLAN: “Sizin ellerinizle hor ve aşağılık kılınsınlar” söylüyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Müminlere diyor evet. Müminler de ahir zamanda nasıl yapabilir bunu tabi, ilimle, irfanla, kanunla, hukukla yaparlar. Biz onu arayıp bulacağız, o da bizi arayıp bulur. Yani karşılıklıdır bu. Her halükarda karşılaşmada mümin teenniyle akılla gereğini yapar. Ama sonuçta müminlerin zaferini Allah kesin hükümle hükme bağlamış. Onların diyor konuşmanın dışında hiçbir etkisi yoktur. Yani konuşurlar, çünkü şeytan vahyediyor ya o şeytanın vahyinin dışında hiçbir etkileri yoktur diyor. Şimdi de bizim yapacağımız, bu kıymetli durumu iyi değerlendirip, müminlerin birlik ve beraberliği için bunun önemini iyi vurgulayarak yani coşkulu vurgulayarak hazır ele geçmiş bu imkanı iyi değerlendirmek. Yani geçiştirmek çok büyük hata olur; çünkü bu fırsat her zaman ele geçmez. Hani gönül isterdi ki daha önce de ele geçseydi başka zamanda ele geçseydi gönül ister, fakat Allah onu tam dozunda yeteri kadar yaratır. Mesela bize Allah kadın deccal nasip etti elhamdülillah, erkek deccaller nasip ediyor ve şeytanı insan olarak gönderiyor. Ve en büyük isteğimiz olan şeytanla mücadelede Allah bize muazzam bir imkan veriyor, öbür türlü şeytanı göremeyecektik ve şeytanla mücadele edemeden dünyadan gidecektik. Ama en büyük şeref şeytanla mücadeledir, çünkü Allah’ın, Resulullah’ın, Ehli Beytin, Hz. Ali’nin düşmanıyla mücadele ediyorsun. Zamanında Hz. Ali’yi şehit edenler münafıklardı. Ehli Beyti de şehit edenler münafıklardı. Dolayısıyla Kuran’da şeytanla mücadelenin bütün yöntemlerine çok iyi bakalım. Ama şeytan da tabi Kuran’ı kullanmaya kalkabilir Müslümanlara karşı kendi kafasınca. Ama bakın sap gibi tektir bir. İki ittihadı İslam’ı istemez şeytan. Asla. Hiç duydunuz mu münafıklardan, şeytandan ben ittihadı İslam’ı istiyorum diye. Duymazsın. Müslümanların başına bir lider ister mi? İstemez. Hiç Allah’ın dinini anlatan kitap dağıtmak ister mi? İstemez. Darwinizmin, şeytanın dininin yeryüzünden yok olmasını ister mi?

OKTAR BABUNA: Aksine Darwinizmi savunuyorlar.

ADNAN OKTAR: Aksine. Homoseksüelliğe karşı tavır alır mı? Almaz. Bilakis homoseksüel oluyorlar. Münafık neler yapamaz, bunları zaman zaman anlatacağız; şeytan nelerin olmasını istemez. Müminlerin zenginliği çok ağırına gider şeytanın. Peygamberimizin evlilikleri çok ağırına gitti. Hz. Hasan’ın Hz. Hüseyin’in evlilikleri çok ağırına gitti. Yani kadınların nimet olması münafıkların şeytanın çok ağırına gitti. Şeytan kadından nefret eder. Şeytanın en nefret ettiği taife kadınlardır, çok kinlidir kadınlara karşı. Onunla ilgili hadisleri, ilgili ayetleri çok göstereceğim. Münafıklar kadınlardan nefret ederler. Homoseksüellik eğilimindedirler ve homoseksüelleri savunurlar, bu eğilimdedirler.

OKTAR BABUNA: Dırar mescidine kadınları sokmuyorlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet Dırar mescidi tamamen silme homoseksüeldi. Hz. Mehdi ve Hz. İsa’dan bahsetmezler, ya niye bahsetmiyorsun, bahsetmez, bilakis Peygamberimizin hadisleriyle alay etmeye kalkarlar, Peygamber hadisleriyle kendilerince güya alay ediyor. Alay etmeye kalkan kimdir şeytandır. Sen Peygamber hadisleriyle alay ettiğinde o hadisin doğru olduğu anlaşılır zaten, şeytan alay ediyorsa doğrudur. Oradan bile anlarız. Peygamberimizin gücü kudreti çok ağırlarına gidiyordu. Gençliği çok ağırlarına gidiyordu, bunlar yolunmuş tavuk gibiydi o zamanlar. Müslümanların zenginliğinden, çünkü bakıyorsun bunların yaşadıkları yerler mezbelelik. 1200 yıldır İslam aleminin birleşememesinin tek nedeni münafıklardır yani şeytan. Bak Hz. Ali’yi şehit ediyor, ayetle açıklıyor, şimdinin münafıklarının aynısı. Bak ayetle, “ayet bana işaret ediyor, ben mübarek bir insanım” diyor. Haşa Hz. Ali’yi şeytan gibi göstertiyor, kendisini de kurtarıcı gibi göstertiyor. Aynısı yani, münafık karakterinin aynısı. Mehdi talebeleri olarak biz, Mehdiyet görevinin öncüsü görevini ifa ediyoruz ve edeceğiz. Şeytanla mücadele Mehdiyetin görevidir. Biz öncüsü olarak bütün gücümüzle bu görevi ifa edeceğiz. Ben de siz de Mehdi talebesiyiz, bu çok açık. Hiç inkar edilemeyecek gibi yani.

OKTAR BABUNA: Siz söylemiştiniz, Bediüzzaman da Mehdiyet cereyanı münafıkaneyi darmadağın edip fikren öldürecek diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak cereyanı münafıkane. Münafıkları darmadağın edecek diyor Mehdi. Mehdinin özelliği. Biz de Mehdinin öncüsü olduğumuza göre, ben talebesiyim Mehdinin siz de talebesisiniz, inşaAllah yani acabası yok net talebesiyiz inşaAllah.



2017-12-10 08:01:48

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top