Sayın Adnan Oktar'ın, Hebrew Üniversitesi, Vidal Sasson Uluslararası Antisemitizm Çalışmaları Merkezi'nin başkanı Prof. Robert S. Wistrich ile 24 Kasım 2011 tarihinde A9 TV'de yaptığı canlı sohbeti
ADNAN OKTAR: Selamun Aleyküm. Hayırlı günler.
ROBERT WISTRICH: Size de selam.
ADNAN OKTAR: Nasılsınız?
ROBERT WISTRICH: Sadece İsrail ile Türkler değil ama hepimiz Ortadoğu’da yaşayan insanlar olarak hepimiz, bu mevcut durumdaki dengesizliği ve karışıklığı engellemek için ne yapabiliriz? Komşu ülkelerde bir sürü karışıklık var. Bunun kontrolden çıkması ve bence akıllı hiçbir kimsenin istemeyeceği şekilde genel bir savaşa dönüşmesini engellemek için ne yapabiliriz? Ve sizce neden bu oluyor şu anda?
ADNAN OKTAR: Hangi ülkeleri kastettiğini önce söylerse, ben bölüm bölüm ona göre açıklayayım.
ROBERT WISTRICH: Tabii. Özellikle Suriye’de, oradaki hükümet barışçıl insanlara ateş açıyor, kendi insanlarını öldürüyor. Orada giderek iç savaş tehlikesi yükseliyor. Mısır’da da insanlar askeri rejimin isteklerini yerine getirmediğinden korkuyorlar, orada da karışıklık var. İran’da da, İran ve diğer dünyanın geri kalanı arasında gerilim giderek yükseliyor. Nükleer planları olduğundan endişeleniyorlar ve tabii ki biz de İsrailliler olarak, İran’ın amaçları hakkında endişeliyiz. Ne yapmak istediğini anlamaya çalışıyoruz. Bu konularda bir açıklık getirebilirseniz...
ADNAN OKTAR: Suriye’de rejim, Marksist eğilimli. Yani PKK’ya da destek veren, Rusya tarafından desteklenen bir yapıda, Rusya’nın desteklemesi sebebiyle, iç savaşta Suriye rejiminin yıkılması biraz zor görülüyor. Çünkü Libya’da Rusya açıkça tavrını koymadı, yalnızlığa terk edildi, onun için çok net netice alındı. Irak’ta da öyle, tavır almadı Rusya o zamanlar, fakat Suriye tavır almış durumda. O yüzden biraz güç görünüyor. Çünkü birde rejim çok yırtıcı Suriye’de. Zaman zaman böyle kendi halkına karşı katliamlar yapan, gözü dönmüş bir rejim var. Yani zaman zaman ayaklanmaları beş bin kişi, on bin kişi, yirmi bin kişiyi katlederek bastırmışlar. Tecrübeliler bu konuda. Fakat halk izzeti nefsine düşkündür, onurludur Suriye halkı. Bu tavrın pek altında kalmak istemezler. Zannediyorum Suriye’ye karşı daha güçlü atak tavırlar devam edecek, fakat diğer ülkeler gibi olacağını zannetmiyorum. Yani Suriye çok daha fazla direnir diye düşünüyorum. İran’ da Hz. Mehdiyet sorunu var yani Mehdilik sorunu var. Sünni Müslümanların bir kısmında da var bu. Yani yakıp yıkan, kan döken bir Hz. Mehdi (a.s) inancı var. Bu çok büyük bir tehlikedir. Görünmeyen, duvarlardan geçen metafizik bir Mehdi inancı var. Özellikle İran’da bu çok güçlü şu an. Tehlikeli yönü şu; herhangi bir ortamda ışık olarak, Hz. Mehdi (a.s)’ın yahut ses olarak yahut insan görüntüsü şeklinde, halüsinasyon olarak belirebileceğine inanıyorlar ve ondan emir alacaklarına inanıyorlar. Bu bütün bölge için tabii çok ciddi tehlike. Yani eğer doğru söylüyorlarsa, yani böyle usulen söylemiyorlarsa, bu çok büyük bir tehlike.
ROBERT WISTRICH: İkinci olarak sorum İran liderlerinin ideolojileri ve inanışları hakkında. Bildiğimiz gibi İran’ın resmi medyasında ve Ahmedinejat’ın ve diğer liderlerinin beyanlarında; “Yahudi soykırımının gerçekleşmediğine” yönelik iddiaları var. Hatta diyorlar ki; “Gerçekleşmediyse bile bunu sorgulamamız lazım, ne derecede gerçekliği var?” diye. Bence çok onur kırıcı bir iddia ve yanlışta. Ben bunun İslam inancında yeri olduğunu da düşünmüyorum. Dolayısıyla Sayın Adnan Oktar bu konuda ne düşünüyor öğrenebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Bir soykırım, alenen ve açıkça yapılmıştır Musevilere karşı ve şeytani bir çalışmadır bu. Peygamber soyunu ortadan kaldırmak için, Hz. İbrahim (a.s)’ın soyunu ortadan kaldırmak için, deccaliyetin acımasız bir oyunudur ve binlerce, on binlerce, yüz binlerce Musevi feci şekilde, en acımasız şartlarda katledilmiştir. Bu açık bir gerçektir. Bunun inkarı hiçbir mantıkla açıklanamaz. Buna cevap da vermeye gerek yok böyle bir şeye, bence cevap verilecek gibi bir konu değil, zaten sorunda bu değil. Halen bir katliam talebi var. Bundan sonra geniş çaplı İsrail’in yerle bir edilmesi, hayali “Hz. Mehdi (a.s)’ın, bütün İsrail’i kan denizine çevireceği iddiası” var, asıl vahim olan budur. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor, yani bu inancın ortadan kaldırılması gerekiyor. Çünkü “Hz. Mehdi (a.s), gelecek olan Hz. Mehdi (a.s) damla kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz.” Hatta Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde, kişinin burnu dahi kanamaz” diyor. Bütün silahları ortadan kaldıracaktır. Barış, adalet, sevgi ve güzellik dünyayı kaplayacaktır. Mükemmel ve muhteşem bir Mehdiyet’i ters gözle değerlendirdiğinde bir insan, şeytani gözle değerlendirdiğinde, onu deccaliyete çevirmeye kalkabilir, şu an karşımızdaki olan görüş Mehdiyet’i, deccaliyet olarak karşımıza getirmeye kalkan bir görüştür. Bunun bilimsel çalışmayla anlatımla ve ikna ile ortadan kalkacağına inanıyoruz. Savaşta olmaz bunlar.
ROBERT WISTRICH: Bu şekilde düşündüğünüzü duyduğuma çok sevindim. Bence çok cesurca bir konuşmaydı. Çok önemli bir beyanda bulundunuz. Özellikle bütün bölgedeki herkesin bunu bilmesini, özellikle de Arap dünyasının da bunun bilinmesini çok isterim. Ne yazık ki soykırımı yalanlayan birçok kişi var ama sizden bu çok önemli konuşmayı duydum. Umarım Ortadoğu’da birçok başka insanlar da bu şekilde düşüncelerini dile getirebilirler. Benim sorum; “Şu anda İsrail hükümeti ve Türkiye hükümeti arasındaki gerilimi azaltmak için ne yapabiliriz?” Bildiğiniz gibi Türkiye ve İsrail daha önceden yakındılar, birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Ayrıca geçmişimizde de birçok olumlu gelişme olmuştu. Örneğin, İsrail’deki engizisyon sırasında Osmanlı kucak açmıştı, Yahudilere barınacak yer ve koruma sağlamıştı. Ama şu anda bu gelirim var, karşılıklı tehditler var, yanlış anlamalar, suçlamalar var. Sizce bunun nedeni nedir ve her iki tarafta da bu durumu ortadan kaldırmak için ne yapabiliriz?
ADNAN OKTAR: Karşılıklı ziyaretler, özellikle eski baş hahamın Türkiye ziyareti çok olumlu etki yaptı. Yine daha üst düzeyde bazı ziyaretler bekliyoruz. Bunlar çok olumlu etki yapıyor. Dikkat ederseniz genel tansiyon düştü, eskisi gibi değil. İlk başta çok yüksek bir tansiyon vardı ama bu son ziyaretlerde, son birkaç ziyaretle, bu tansiyon ciddi şekilde düştü. Şimdi yine ehemmiyetli, önemli bazı kişileri bekliyoruz, onların ziyaretiyle tansiyonun tamamen düşeceğini düşünüyorum. Çok olumlu etki yapıyor. Biz İsrail halkını, İsrail memleketini ve bu Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarını, Hz. İbrahim (a.s) soyunu Hz. İsrail (a.s)’ın soyunu her zaman koruyup kolladık. Türkiye’de de her zaman saygı duyulan ve sevilen bir toplumdur İsrailliler, Museviler, özen hep gösterilmiştir. Yine aynı özenin gösterileceğini düşünüyorum. Türkiye’de son derecede özgür oluyorlar. Güvenlikleri kendileri de gelip görüyorlar tam oluyor. Kendi vatanları gibi özgürce yaşayabiliyorlar. Dolayısıyla meydana gelen tırmanış sunidir, öyle bir konu yok. Halkımız, milletimiz, Türk milleti, İsrail’e karşı her zaman şefkatli olmuştur. İsrail’de de bir Türkiye hayranlığı vardır, Türkiye’yi severler, Türkiye ye karşı bir muhabbetleri vardır, ikinci vatanları olarak görür İsrailliler Türkiye’yi. Dolayısıyla biz bu suni gelirimi ortadan kaldırdık ve kaldırmaya da devam edeceğiz. Yine önümüzdeki günlerde olacak ziyaretinde çok olumlu etki yaptığını hep beraber göreceğiz, inşaAllah.
ROBERT WISTRICH: Öncelikle çok olumlu düşünüyorsunuz. Çok güzel düşünüyorsunuz. Umarım bu yönde ilerler her şey. Çünkü ihtiyacımız olan son şey İsrailliler olarak, Türkiye’nin bizim düşmanımız olması ve ülkemizde kimse bunu istemez. Diğer bir sorum ise Filistin konuş, bu milyonlarca Müslüman için bir sorun. Benim anlamadığım şu; neden dünya çapındaki milyonlarca Müslüman, bizim Yahudilerin Ziyon’la, kutsal topraklarla tarihi dini bağlarımızı anlayamıyor. Halbuki bizim kitabımız Tevrat’ta ayrıca İncil’de ve Kuran’da da, Yahudilerin bu topraklarda yaşamasının bir hak olduğu bence açık bir gerçek. Dolayısıyla Museviler büyük miktarlarda, büyük sayılarda Siyon’a, İsrail topraklarına dönmeye başladığında, ki burası Filistin, yabancı işgalciler değillerdi. Doğum yerlerine geri dönüyorlardı, kültürlerinin, dinlerinin doğduğu yerlere geri dönüyorlardı, orası bizim kutsal topraklarımız. İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un çocukları olarak döndüğümüz yer. Ayrıca Musa’nın Mısır’dan çıktıktan sonra halkını götürdüğü yer. Dolayısıyla neden Müslümanların bunu anlamakta zorluk çektiğini bilemiyorum. Tabii ki Sayın Adnan Oktar’ın bu şekilde düşünmediğini biliyorum ama bu konuda yardımcı olabilirse, neden diğer Müslümanlar anlamıyor?
ADNAN OKTAR: Bu daha kapsamlı anlatmamız gereken bir konu. Bir iman hakikati filmi seyredelim. Sonra geniş kapsamlı anlatalım. Daha dinlendirici daha güzel olur.
VTR - Bunları biliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Evet, İsrail bağlantısını yine devam ettirelim, aynı soruyu tekrarlıyor mu?
TERCÜMAN:Evet aynı soruyu tekrarladı, “bunun bir açıklaması sizce var mı?” dedi.
ADNAN OKTAR: İsra Suresi’nin 104. ayetinde, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ve onun ardından İsrailoğulları'na söyledik” diyor Cenab-ı Allah, "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret va'di geldiğinde hepinizi derleyip-toplayacağız.” Yani İsrail milletinin o bölgede yaşaması Kuran’a göre gerekli, normal ve Allah’ın kaderde yazdığı bir olay. Fakat İsrail’in orada olmasının amacı, sadece İsrail’in orada rahat rahat yiyip içip rahat yaşaması değil. Allah İsrail’in dindar olmasını istiyor, imanlı olmasını istiyor ve çok önemli bu husus; Kral Mesih’e-Moşiyah’a tabi olmalarını istiyor. Moşiyah’a tabi olduklarında Şiloh’a, yani Kral Mesih’e tabi olduklarında, Allah o bölgede huzur, bereket ve bolluk vereceğini söylüyor. Aksi durumda; intikam alacağını, büyük acılar vereceğini, büyük ızdıraplar vereceğini söylüyor. Yani İsrail Darwinist-materyalist olarak bölgede yaşamaya kalkarsa, Allah rahatlık vermeyeceğim diyor Tevrat’ta. Çok büyük azap vereceğini, uzun uzun anlatmış. Yani çok büyük felaketler vereceğini, uzun uzun anlatmış ve “kalplerinize şiddetli korku salacağım ve intikamım müthiş olacak” diyor Allah. Ama Kral Mesih’e uyarlarsa, Moşiyah’a uyarlarsa, dindar olurlarsa, bölgede bereketle, bollukla, huzurla yaşayacaklarını söylüyor Allah. Bu hususun çok önemli olarak İsrail’debütün insanlara, devlet görevlilerine, herkese anlatılması gerektiği açık. Yani aksi durumda Tevrat’ın hükmünü Allah, ortaya koyacağını söylüyor.
ROBERT WISTRICH: Çok ilginç bir nokta. İkinci sorum ise; bugün Radikal İslami hareketlerde, örneğin Müslüman kardeşlik ya da Hamas gibi ya da Suudi Arabistan’daki Vahabiler gibi, bu insanların Yahudilere karşı onlara bakışı genelde çok düşmanca. Yahudileri egoistlik, ırkçı, acımasız ve hatta şeytani olarak görüyorlar. Sayın Adnan Oktar bu düşünceler hakkında ne düşünüyor? Bunların tamamen yanlış olduğunu katılıyor mu? Bu düşünceler sadece, tamamen antisemitizm olmakla kalmıyor, ayrıca çok da yıkıcı düşünceler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Eğer İsrail, İsrail halkı, vakti gelen ve zuhur eden Kral Mesih’e uyarsa, 3000 yıldan beri Allah’ın onlara vadettiği 3000 yıldır bekledikleri o mutlu, güzel, huzurlu çağa ulaşmış olacaklar. Ve bütün bölgede huzur, bereket, neşe içinde ve onur içerisinde yaşayacaklar. Ama Kral Mesih’in gelişini önemsiz görürlerse, Darwinist-materyalist bir görüşte olayları değerlendirirlerse, Allah hiç ummadıkları kimseleri musallat edebilir İsrail’e. Kendi içinde de olay çıkarabilir Cenabı Allah, kendi içinde de fitne çıkarabilir, kendi içinde de çökme meydana getirebilir, dışarıdan da insanları musallat edebilir. Yani bunların isimleri şu olur, bu olur değişebilir. Bütün güç Allah’ın elindedir. İsrail’in kurtuluşu, rahatı, huzuru Kral Mesih’e tam uymasındadır. Tevrat’ı incelediğimizde, Tevrat uzmanları, Tevrat alimleri baktığında, Kral Mesih’in devrine girdiğimizi açıkça görüyorlar, herkes biliyor, Tevrat’ı inceleyen herkes bilir. Ve dünyanın sonuna gelinmiştir. Hz. Musa (a.s) bu devri, çok detaylı olarak Tevrat’ta izah etmiştir, vahiyle. Allah’ın hükümlerinde bunu açıkça görüyoruz. Hadislerde açıkça bunu görüyoruz. Bu vakit gelmiştir. Museviler Kral Mesih’i ararlarsa Allah onlara Kral Mesih’i gösterecektir. Uyarlarsa, son derece huzurlu, son derece neşeli, son derece güzel, binlerce yıldan beri bekledikleri bu güzel hayata kavuşmuş olacaklar. Aksi durumda Allah, Tevrat’ta, çok fazla ayette, çok fazla hükümle İsrail’i tehdit ediyor, Tevrat hükmüyle. Ve perişan edeceğini söylüyor Allah, aksi durumda. Yani dinsiz bir İsrail, mahvolur. Dindar bir İsrail, Allah’ı seven bir İsrail, bölgede en mutlu devletlerden biri olacaktır. En mutlu halklardan birisi olacaktır. Bu Allah’ın vaadidir, Tevrat’ta belirtmiştir. Buna ait bilgiyi İsrail’de bütün insanlara, herkese anlatmak çok önemli.
ROBERT WISTRICH: Bu ülkede yaşadığım son otuz yıldır, şunu söyleyebilirim ki; Yahudiler, Museviler giderek daha dindar oldular. Hatta inançlarında bir uyanış olduğunu görüyorum. Tevrat’a daha çok uyuyorlar. Ancak bunu birçok kişi kabul etmek istemiyor. Toplumumuzda daha seküler ve daha dindar olan faktörler var, bence Türkiye’de de aynı şey oluyor. Türkiye ve İsrail bölgede modernliği dini kimlikleriyle birleştirebilen aynı zamanda ekonomik, teknik ve bilimsel olarak gelişme yaşayabilen iki istisnai ülke. Bölgedeki diğer ülkeler bunu başaramadı. Ama yine de ülkemizde ne dereceye kadar dindar olunması, ne dereceye kadar medeni kanuna uyulması gibi bir konu da var. Türkiye’de de böyle bir konu var mı? Sayın Adnan Oktar bu konu hakkında ne düşünüyor?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de dindar olduğu müddetçe güçlendi. Dindarlığıyla bölgede bir hâkimiyet ve güç sahibi oldu. Şu an ki itibarının nedeni Türkiye’nin, dindar olmasıdır. Hükümette, gelen hükümette Başbakan da dindardır, hükümet de dindardır, Cumhurbaşkanı da dindardır. Ve bu Türkiye’ye bereket getirdi. Bütün bölgede ekonomik kriz varken, Türkiye ekonomik krize girmedi. Bütün bölgede anarşi, terör, iç kargaşalar, iç ayaklanmalar varken, Türkiye’de böyle bir olay olmadı. Bir tek PKK olayı var, ona karşı da yekvücut bütün milletçe tavır almış durumdayız. Bu imanla oluyor. Eğer imansız olsaydı Türkiye paramparça olurdu şu ana kadar, darmadağın olurdu, ekonomik krizlerde çökertirdi, iç savaşlarla, kargaşayla mahvolup giderdi. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün ezilmesinin sebebi; yine dindar millettir. Devlete de hâkim olan, dindar ahlaktır. Devletin ahlakı; dindar, dindar ahlaka sahip. Yapı olarak böyle. Bunu görüyoruz yani her yerde bu üslubu görüyoruz. Devlet adamlarında dindarlığın hâkim olduğunu görüyoruz. İsrail’de de eğer Kral Mesih’e uyarlarsa, 3000 yıldır beklenen o mucize gerçekleşecek. Ve İsrail alabildiğine huzurlu ve rahat olacak. Yoksa aksi durumu zaten Tevrat açıklamış; ızdırap ve acıdır. Başka bir şey yoktur. Özetle bunu diyebilirim, bu konuda.
ROBERT WISTRICH: Eğer doğru anladıysam, şunu mu anladım acaba? İsrail için yapılacak en iyi şey ve barışı sağlamak için yapılacak en iyi şey, İsrail’in daha dindar olmasını söylüyorsunuz. Yani İsrail’in Yahudi kanunlarına, Tevrat’a göre mi yönetilmeli? Musa’nın inancına göre yönetilirse, o zaman bu bizim için, en iyi çözüm mü olacak? Bölgede daha iyi entegre olmamızı mı sağlayacak? Bu şekilde daha mı iyi olacak?
ADNAN OKTAR: Bakın 3000 yıl önce, Hz. Musa (a.s), Musa kavminin, Ben-i İsrail’in nasıl rahat edeceğini, nasıl iyi olacağını, nasıl güzel olacağını, Allah’ın hükümleriyle belirtmiş. Kral Mesih-Moşiyah her gün dua ile beklenen bir insandır. Her gün Museviler Kral Mesih için-Moşiyah için dua ederler. Ama bu bir efsaneye dönüşür de vazgeçerlerse, bu felaket getirir. Ama samimi olarak Tevrat’ın hükümlerine göre, Kral Mesih’in geldiğine kani olurlarsa, delillerini açıkça görüyoruz çünkü çok açık, ki Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de bu çok açıkça belirtilmiştir. Biz Hz. Mehdi (a.s) diyoruz, Museviler Kral Mesih derler. Bu kişiye uyduklarında müthiş bir itibar, müthiş bir zenginlik, müthiş bir huzur, müthiş bir güzelliğe kavuşacaklar. Bütün atalarının yurdunda her yerde, alabildiğine özgür, çok muhteşem bir medeniyet kurarak yaşayacaklar. Aksi durumda, ıstırap duyacaklarını, acı duyacaklarını Tevrat söylüyor. Yani Allah’ın hükmü bu. Tabii buna inanmadığında Museviler, hep acı çekmişlerdir. Buna inandıklarında, hep kurtuluşa ermişlerdir. Yani Allah’ın hükmüne uymaları, Museviler için kurtuluştur.
ROBERT WISTRICH: Sayın Adnan Oktar, İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un Tanrısı olan Allah’ın, Müslümanların aynı Allah’a inandıklarına mı inanıyor? Burada Müslümanlardan, Yahudilerden, tek Allah’a inanan bütün insanlardan aynı şeyi isteyen Allah’tan mı bahsediyor? Şunu söylemek istiyorum; Allah, bütün insanlardan aynı şeyi mi istiyor, yoksa farklı farklı toplumlardan farklı şeyler mi?
ADNAN OKTAR: Bakın en kestirme yolu Allah, Musevi milletine göstermiştir. Çok kolay, çok pratik bir yol. “Kral Mesih’e uyun” diyor, “o ne diyorsa ona göre hareket edin, size bolluk, bereket, kurtuluş vereceğim” diyor. Yani bir Musevi’nin yapacağı, Kral Mesih’i aramaktır, bulup ona uymaktır. Yoksa tartışmalarla, araştırmalarla, görüşmelerle hiçbir yere varamayız. Kral Mesih'in yani Hz. Mehdi (a.s)’ın görüşüne, inancına, samimiyetine itibar edip, ona Musevi milleti kendini teslim edecek, bırakacak, o da, onlar için olabilecek en güzeli yapacaktır. Çözüm budur. Tabii ki aynı Allah’a inanıyoruz. Bir tane Allah vardır. Hıristiyanların Allah’ı da aynıdır, Musevilerin Allah’ı da aynıdır, Müslümanların Allah’ı da aynıdır yani. Tek bir tane Allah var dünyada, başka yok zaten kainatta.
ROBERT WISTRICH: Öncelikle biraz önce bahsettiğiniz son ahir zamanda yaşıyoruz ifadesi, çok dikkatimi çekti. Dediniz ki; “Çok özel zamanlarda yaşıyoruz. Kral Mesih’in zamanında yaşıyoruz” dediniz. Şu anda dünyaya baktığımızda, örneğin Ortadoğu’da, Arap dünyasında olan Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da, Yemen’de olan ayaklanmalar ve zalimlerin yıkılması, bunlar sizce bu son zamanların işareti mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, İsrail devletinin kurulması, İsrail’in bölgede bir devlet olması, zaten Kral Mesih’in geldiğinin en açık en net alametidir, yani en büyük alametlerindendir. Bütün dünyanın savaş içinde olması, rejimlerin sistemlerin, deccallerin yıkılması, tiranların yıkılması, tuğyan ve delaletin yerle bir olması ve İslam aleminde muazzam uyanış, hepsi Kral Mesih’in, Mehdi’nin geldiğinin apaçık alametleridir ki, zaten o alametleri ayrıca inceleyeceğiz, ki Tevrat’ta tamamının çıktığını görüyoruz. Tevrat’taki alametlerin tamamı çıkmıştır, Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği hadislerin tamamı çıkmıştır. Mesih-Kral Mesih olarak, Hz. Mehdi (a.s) olarak bilinen kişiler aynı kişilerdir. Aynı kişidir.
ROBERT WISTRICH: Anlattığınızı daha iyi anlamaya başladım. Kesinlikle çok muhteşem şeylerden bahsediyorsunuz. Başka bir konuda konuşmak istiyorum, benim kafamı meşgul eden bir konu, kendi çalışmalarımda da; dünyanın birçok yerinde gördüğümüz bu nefret kültüründen nasıl kurtulabiliriz? Ben bir Yahudi olarak bunu yaşadım ama ayrıca Müslümanlara, Hıristiyanlara, etnik gruplara karşı da bir nefret politikası olduğunu görebiliyorum. Medya da bunu giderek arttırıyor. Eğer Moşiyah’ın zamanında yaşıyorsak, Kral Mesih’in zamanında yaşıyorsak, bu nefret kültürüyle tabii ki Kral Moşiyah’ın bu huzurlu zamanları bir arada olamaz. Nasıl bu propagandadan, bu nefret kültüründen kurtulabiliriz?
ADNAN OKTAR: Zaten bu nefret kültürünün oluşması, Mesih’in geldiğinin alametidir. Yani bu nefret kültürünün olması bütün dünyada var. Müslümanlara olan nefrette var, benden de nefret edenler var, Musevilerden Hıristiyanlardan da nefret edenler var, Fethullah Hocamız’dan nefret ediyorlar, İskender Paşa cemaatinden nefret ediyorlar, Başbakan’dan da nefret eden var. Yani nefret ruhu dünyayı sarmış vaziyette. Bu deccaliyetin zuhur ettiğini gösteriyor. Bu da deccalin çıkmış olması demek; Kral Mesih’in de çıkmış olduğu anlamına gelir.
Bir ara vereceğiz, sonra yine devam edeceğiz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler