DİLEM HANIM: ‘Adnan Oktar’la Sohbetler’ programımıza hoş geldiniz. Konuğumuz Mehtap Hanım ve Litvanya’dan Diana Hanım. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:İsrail’den ne var? Bağlantı mı var?
DİLEM HANIM:Bağlantı var Hocam evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam konuşalım. Kim İsrail’den bağlantı yapacak arkadaş?
DİLEM HANIM: David Essing. İsrail’in en tanınmış İngilizce haber yapan muhabirlerinden biri olan David Essing, 30 yıllık iş tecrübesine sahipmiş Hocam. Isracast haber sitesinde baş haber analizcisi ve yorumcusu olarak çalışıyormuş. Baş siyasi muhabir ve yorumcu olarak Voice of Israel Radyosu’nda ve Channel OneTv haberlerinde İngilizce bölümünde çalışmış. Kendisi son 30 yıldır İsrail başbakanları dahil birçok önde gelen politikacı ile röportaj yapmış. Bunun yanı sıra İsrail’in barış ve savaş zamanlarında bizzat ilgili bölgelerde bulunarak haberleri İngilizce olarak raporlamış. 1979 yılında Golan Tepeleri’nde yapılan Yom Kippur Savaşı’nı yerinde rapor etmiş ve kendisiylebirlikte birkaçmeslektaşı da Suriyeli askerler tarafından rehin alınmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Büyük geçmiş olsun. Sağsalim dönmüş, inşaAllah.
DİLEM HANIM:15 dakika içinde bağlanacaklarmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam, 15 dakika. Tevrat’tan dün okuduğum yazılar var mı yanında İngilizce?
DİLEM HANIM:Hemen isteyeyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, o önemli. Tevrat’a uymadıklarında, Hz. Mehdi (a.s)’a uymadıklarında ne olacağına dair Tevrat’ın hükümleri vardı; onları hazırla, inşaAllah.
DİLEM HANIM:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Beril Hocam, sen ayet söyle.
BERİL HANIM:İnşaAllah Hocam. Hac Suresi, 78. ayetisöyleyeyim. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi).”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam siz söyleyin.
MEHTAP HANIM:İnşaAllah Hocam. Ben de Maide Suresi, 87. ayetini söyleyeyim. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.”
ADNAN OKTAR:Hocam buyur, sen bir şey anlat.
DİLEM HANIM:Sizinle ilgili haberler çıktı Hocam. Eğer uygun görürseniz okuyayım haberle ilgili.
ADNAN OKTAR:Oku.
DİLEM HANIM:Dünkü Sunday Times Gazetesi’nde sizinle ilgili çok güzel bir haber yeraldı. Bu haber binlerce yabancı internet sitesinde de yer aldı aynı zamanda.Türk basınında da çıktı. Milliyet gibi gazetelerde ve birçok internet sitesinde de vardı. Haberin başlığı şu şekilde;“Müslüman tıp öğrencileri Kuran’la çeliştiği için evrim derslerini boykot ediyorlar.” Yazıda sizin konferanslarınızın, çalışmalarınızın İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da gençler üzerinde çok büyük bir etki oluşturduğundan bahsediliyor. Haberden bazı bölümler var Hocam, uygun görürseniz okuyayım?
ADNAN OKTAR:Ne demek tabii ki.
DİLEM HANIM:“İngiltere’deki Müslüman tıp öğrencileri, stajer doktorlar da dahil, Kuran’da bulunan yaratılış açıklamasıyla çeliştiği için evrim derslerine girmiyorlar.” Bir diğerinde, Londra Üniversitesi Koleji’ndeki öğrenciler Darwin teorisini anlatan dersleri boykot eden öğrencilerin sayısını gittikçe arttığını endişe ile ifade ediyorlar. Hıristiyanlar gibi Darwinizm’emuhalif Müslümanların da Allah’ın tüm dünyayı insanlığı da, bilinen tüm türleri birden yarattığını anlatıyorlar. Londra Üniversitesi Koleji’nde insan genetiği üzerinde Emekli Profesör Steve Johns Sunday Times’da şu açıklamayı yaptı; “Öğrenciler derslere girmiyorlar, bu ders hakkında şikayetçiler var ve zırvalığı öğrenmek zorunda olmadığınıanlatan mesajlar, e-mailler gönderiyorlar. Harun Yahya Darwinizm’i Nazizm ile ilişkilendiriyor. Yazarın kitapları ve videoları İngiltere’deki pek çok kitapçıda satılıyor ve düzenli olarak İslamcı televizyon kanalları yayınlıyor. Konuşmacılar İngiltere’yi turlayarak Mr. Yahya’nın fikirlerini anlatan konferanslar veriyorlar. Bu konferanslardan biri 2008 yılında UCL’de verildi. Bu yıl ise Londra, Manchester, Leeds, Dandee ve Glasgow’da konferanslar verildi. Evrimci biyolog ve Oxford Eski Profesörü Richard Dawkins, çoğunluğu Müslüman olan öğrencilerin derse katılmalarını veya dersleri terk etmelerini endişe ile anlatıyor.” Dawkins’in resminin altında ise şöyle diyor; “Evrimci biyolog Richard Dawkins öğrencilerin derse girmemesiyle ilgili endişelerini ifade ediyor.” Aynı zamanda haberde sizin eserlerinizin bazı resimleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Göreyim bakayım. Allah Allah, Allah Allah! Ortalığı yıkıyoruz adeta, maşaAllah. MaşaAllah, başka benimle ilgili ne haberler var?
DİLEM HANIM:Milliyet’te de ‘Harun Yahya sınıfları boşalttı’ diye başlık atılmış.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah! Daha dur, daha nereleri boşaltacağız, inşaAllah. Daha boşaltacağımız çok şey var.
BETÜL HANIM:Haber 5’te de aynı şekilde çıkmıştı.
ADNAN OKTAR:Haber 5, güzel. Bu?
DİLEM HANIM:Rota Haber.
ADNAN OKTAR:Rota Haber. Yani çeşitli internet siteleri bunlar, öyle mi? Ne diyorlar özetle? “Yamulttu Hoca” diyorlar. Helal olsun, koydum mu oturturum, vurdummu otuz takla attırırım. Darwinist, materyalist felsefeye son.Darwinizm’i bilimsel metotlarla dümdüz ettim Avrupa’da.
DİLEM HANIM:Hocam, Richard Dawkins,öğrenciler derslerine diye girmiyor endişe duyduğunu söylüyormuş,
ADNAN OKTAR:Neden? Çocuklar safsatadan hoşlanmıyor demek ki. Ama bence dinlesinler, ne abuk şeyler anlattıklarını görsünler, şakır şakır cevabını versinler. O usüldendir, yani yakışır. Hocam buyurun, siz yenibir konu daha anlatın.
DİLEM HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah. Sayın İçişleri Bakanımız cumhuriyetle ilgili çok güzel bir konuşma yapmış, maşaAllah. Konuşmasında şunları söylemiş; “Cumhuriyet sadece adında cumhuriyet olan bir siyasi partinin tekelinde falan da değildir. Biz de cumhuriyetin çocuklarıyız. Eğer cumhuriyet vatanı sevmekse, eğer cumhuriyet devleti sevmekse, saymaksa, eğer halkı görmek, gözetmekse, milli değerlere sahip çıkmaksa, işte biz cumhuriyetçiyiz, devleti seviyoruz, milleti seviyoruz,halkı seviyoruz. Onun ötesinde şu anda Türkiye en hızlı şekilde, en doğru şekilde değiştirmenin ve dönüştürmenin gayreti ve çabası içinde bir partiyiz.”
ADNAN OKTAR:Hazır filmimiz neyimiz var?
BETÜL HANIM:Darwinizm ile ilgili var.
ADNAN OKTAR:Tamam onu yayınlayalım.
VTR-Darwinizm Tehlikesi Bitmiştir Diyenlere Cevap.
DİLEM HANIM:Yayınımıza Elif Hocam ve Damla Hocam’ın katılımıyla devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Elif Hocamkaç yıldır talebemsin?
ELİF HANIM:Hocam, 24 yıldır inşaAllah talebenizim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, yaş kaç?
ELİF HANIM:42 yaşındayım.
ADNAN OKTAR: Takdir izleyenlerindir, maşaAllah. Gençliği iman bereketi. Güzel ahlaklı olduğunda insan, imanlı olduğunda Allah böyle sağlık, sıhhat, güzellik veriyor, maşaAllah.Avusturya Lisesi’nde okudun, maşaAllah.
ELİF HANIM:Evet.
ADNAN OKTAR: Annen ne yapıyor, Selma Hanım?
ELİF HANIM:Çok iyi Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.Yüksel Efendi ne yapıyor? O da, baban?
ELİF HANIM:O da çok iyi, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: O da iyi. Baban Kıral Mobilya’nın sahiplerinden, değil mi?
ELİF HANIM:Evet.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama şahane mobilyaları var Kıral Mobilya’nın hakikaten, maşaAllah. Baban o yüzden çok zevkli bir insan, takdir ediyorum, maşaAllah. Allah ilmini arttırsın, feyzini arttırsın. Bak, seninle akranların kıyaslandığında müthiş bir gençlik ve dinçlik olduğunu görüyoruz. Bu Allah’tan bir nimet işte. Bir iman mucizesidir bu, bir Kuran mucizesidir. İstisnasız herkeste bunu görüyoruz, maşaAllah.
ELİF HANIM:Allah size vesile etti, eğitiminizi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ELİF HANIM:Elhamdülillah. Hidayet verdi. Yoksa hiçbir şekilde, bu şekilde olmazdı. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kaç doğumlusun?
ELİF HANIM:70 doğumluyum.
ADNAN OKTAR: 1970 doğumlu, maşaAllah. Muhterem Hocam, bize ilminizden irfanınızdan bir katre sunarsanız. Bugün nur gibisin, her zaman olduğu gibi.
DAMLA HANIM:Hocam daha önce anlatmıştım, bugünde DNA’nın sarmalının kimyasal yapısından bahsetmek istiyorum, izin verirseniz. DNA, deoksiribonükleik asit, karbon, azot, fosfat, hidrojen, oksijen atomlarından oluşan dev bir moleküldür. İnsana ait bir DNA molekülünde bu atomlardan milyarlarca kadar bulunur ve her insanda kişinin kendisine özel olarak yaratılmıştır, maşaAllah. Her insan hücresinin çekirdeğindeki DNA molekülü 5 mikron çapında ve minik bir top halinde sıralı duran nükleik asitten oluşur. Nükleik asitler vücudumuzun yüzde 2’sini kaplamalarına rağmen çok çok önemli bileşiklerdir, vücudumuz açısından. Hocam nükleik asitlerin temel yapı birimi ise nükleotitlerdir. Nükleotitlerden 6 milyar kadarı kimyasal olarak birleşerek çifte sarmal halinde bir DNA oluştururlar. DNA’yı da şöyle düşünebiliriz; sarmal bir merdivene benzetebiliriz DNA’nın yapısını. Bu merdivenin yan tarafları farklı türlerdeki şeker ve fosfattan oluşan DNA molekülünün omurgasıdır. Merdivenlere ise baz ismini veriyoruz. Baz isminde de şu şekilde oluyor; birbirine bağlanan 4 kimyasal maddeden oluşuyor; Adenin, Timin, Sitozin ve Guanin. Bu bazlar karbon, oksijen, hidrojen ve nitrojen içeren 12 ile 16 atom arasında değişen moleküllerden oluşuyorlar. Ve bu bazların özel bir dizilimleri var, yani bunun dışındaki bir dizilimde asla işlemiyor DNA’nın yapısı. Adenin ile Timin, Sitozin ile Guaninin mutlaka bir araya gelmesi gerekiyor. Hocam bilim adamları bunların hepsini, canlılığı oluşturan temel yapı birimlerini bilmelerine rağmen hiçbir şekilde bunu oluşturamıyorlar. Bugüne kadar bunun bilgisine sahip olmalarına rağmen DNA’yı hiçbir şekilde laboratuvar ortamında oluşturamıyorlar, maşaAllah. Bu da yüksek akıl sahibi Allah’ın yarattığına bir delil, maşaAllah, elhamdülillah. Bir ayet söylemek istiyorum şeytandan Allah’a sığınırım; “Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir” diye bildiriyor Allah ayette. Mü’min Suresi, 68. ayet, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: David Bey bağlanabilir İsrail’den. Tamam buyurun, başlasın.
DAVID ESSING: Öncelikle Arap baharı ile başlayabilir miyiz? İsrail Mısır’da, İsrail’e karşı düşmani bir tavrı olan bir İslami parlamentonun kurulmasından endişeleniyor. Sizce radikal hükümetler gelecek mi Mısır’a?
ADNAN OKTAR: Evet, benim kanaatim Müslüman kardeşlerin etkisinde olan, o fikirde olan bir parti ezici olarak Mısır’da iktidara gelecek.
DAVID ESSING:Eğer Müslüman kardeşlerin kontrolünde olan bir İslami hükümet gelirse sizce anti-İsrail bir tavrı olur mu ve İsrail-Mısır barışını tehlikeye atar mı?
ADNAN OKTAR: Anti-İsrail olması ihtimali var tabii. Ama artık Kral Mesih’in devrindeyiz, yani Mosiah’ın devrindeyiz, yani Hz. Mehdi (a.s)’ın devrindeyiz. Bundan sonra büyük çaplı bir savaş olmayacak.Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur ettiğini, Kral Mosiah’ın zuhur ettiğini hep birlikte göreceğiz. Hz. Musa (a.s)doğru söyledi, Tevrat’ta anlattıkları doğru; onları bir kısım insanlar efsane gibi zannediyordu ama gerçek olduğunu önümüzdeki yıllarda görecekler. Kral Mesih ile karşılaşacaklar, yani Hz. Mehdi (a.s)ile karşılaşacaklar. Bölgede büyük bir barış, kardeşlik, huzur dönemi başlayacak. Mosiah’ın olduğu yerde savaş olmaz. Bundan sonra geniş çaplı, büyük bir savaş olmayacaktır. İsrail Allah’ın kontrolündedir, Müslümanlar Allah’ın kontrolündedir. Bu tarz bir olay olmayacaktır.
DAVID ESSING:Ayrıca uluslararası bir topluluk var, sizce özellikle Amerika ve uluslararası topluluk Ortadoğu’da demokratik hükümetleri teşvik etmek için nasıl bir yaklaşım sergilemeli?
ADNAN OKTAR:Demokrasi bütün dünya için ihtiyaçtır tabii, demokrasinin olmadığı bir yer risk altında demektir. Demokrasiyi Türkiye, Arap ülkeleri, İsrail, hepsi birlikte desteklemesi gerekir. Ama yine bu konuda görevli olan Kral Mesih’tir. Kral Mesih dünyada demokrasiyi, barışı ve kardeşliği oluşturacaktır. Kanı durduracaktır, damla kan akmayacaktır; aslan ile kuzu aynı yerde, aynı şekilde yaşayacaktır. Küçük bir çocuk elini yılanın deliğine sokacaktır, yılanın bulunduğu kovuğa sokacaktır, fakat yılan onun elini ısırmayacaktır. Böyle bir döneme giriyoruz, böyle bir döneme girdik. O yüzden endişe edilecek bir husus yoktur. Biz Türkiye ile İsrail’in işbirliği yaparak bölgede güzel atılımlar yapacağına inanıyoruz.
DAVID ESSING:Hamas İsrail’in yok olmasını istiyor. Hatta Hamas’ın yeni bir kolu var, bütün Yahudilerin yok edilmesini istiyor. Mahmut Abbas dasizce gittikçe daha radikal mi oluyor?
ADNAN OKTAR:Böyle bir şeye biz Türkiye olarak müsaade etmeyiz. Türkiye’nin müsaade etmediği bir şeyi de hiç kimse yapamaz. İsrail Hz.İbrahim (a.s)’ın soyudur, Hz.İbrahim(a.s)’ın soyu kıyamete kadar yaşayacaktır. Öyle bir rezalete hiç kimse göz yummaz, bu konuda gönülleri müsterih olsun.
DAVID ESSING:İsrail ile Türkiye arasında olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Birçok İsrailli Türkiye’nin bir anda İsrail’e sırt çevirdiğini düşünüyor.
ADNAN OKTAR:Türk halkı, benim kendi araştırmalarıma göre, sokaktaki insanlarla konuştuğum bilgiye göre yüzde 99’u İsrail’i çok severler ve Türkiye’de de çok rahattır İsrailliler. Son derece hürmet görürler, sevgi görürler, özgürce yaşıyorlar. Zaten bu ölçü yeterlidir. Ama en hayati bilgi şudur; biz sırf İsrail’i korumak için, nükleer saldırıdan korumak için -özellikle İsrail ağırlıklıdır bu- Malatya’ya, Türkiye’yi risk altına sokarak geniş çaplı bir savunma sistemi hazırlatıyoruz; yani füzesavar sistemi hazırlatıyoruz, radar sistemi hazırlatıyoruz ve ciddi riske girerek bunu yapıyoruz. Bu da Türkiye’nin İsrail’e olan sevgisini göstermektedir. Hz. İbrahim (as)’ın evlatlarına sevgisini gösteren çok önemli bir delildir.
DAVID ESSING:Evet, bu şekilde düşününce doğru söylüyorsunuz. Çünkü İsrailliler de Türklere çok saygı duyuyor, onları çalışkan ve dürüst insanlar olarak görüyor. Ama politik seviyeye bakarsak Erdoğan bize göre, birçok İsrailliye göre İsrail’i nüfus kazanmak, Arap dünyasında itibar kazanabilmek için bir araç olarak kullanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR:Ben Sayın Erdoğan’ı tanırım. Yani yüz yüze görüşmüşlüğüm yok fakat geniş bilgiye sahibim onunla ilgili. Çok şefkatli bir insandır, yani böyle çocuk gibi kalbi, temizdir. Dürüsttür, iyi niyetlidir. O konuda ben garanti veriyorum İsrail’e, öyle bir şey olmaz. Biz millet olarakda garanti veriyoruz;Erdoğan’ı tanıyan biri olarak,Erdoğan’ı tanıyan biri olarak derken tabii yüz yüze görüşmüşlüğüm yok. Bunu ehemmiyetle bildireyim. Fakat kişiliğine, şefkatine, merhametine, sağduyusuna güveniyorum. Yani Türk Milleti de güveniyor, o konuda müsterih olun. Yani onun döneminde Malatya’da tesis kuruluyor. İşte buradan anlayın artık. Onun hükümeti döneminde, onun talimatıyla, onun imzasıyla İsrail’i koruyacak dev bir füze savunma sistemi kuruluyor. Özellikle İsrail’e yönelik.
DAVID ESSING:Anlıyorum. Şunu söylemek istiyorum. Özellikle Mavi Marmara’dan sonra ilişkilerimiz geriledi tabii ki. Acaba Türkler İsrail’in Gazze’deki bu ambargoyu koruması gerektiğinin farkında mı? Çünkü eğer İsrail bu ambargoyu devam ettirmezse Hamas Gazze’den birçok roket getirebilir ve bu roketleri de Hamas, İsrailli kadınları ve çocukları vurmak için kullanıyor. Dolayısıyla Türkler İsrail’in bunu neden yapmak zorunda olduğunu anlıyorlar mı?
ADNAN OKTAR:Tabii akılcı düşünürler. Yani yüzeysel düşündüklerini zannetmiyorum. Tabii ki akılcı düşünüyorlar. Tabii ki biz İsrail’e bir zarar gelsin istemeyiz. Filistin’e de bir zarar gelsin istemeyiz. Bölgede hiç kan aksın istemeyiz. Ama bunu yapacak olan Kral Mesih’tir. Yani buna Museviler bütün canı gönülleriyle inansınlar. Allah’a bu konuda dua etsinler. İmanlarını güçlendirsinler, Allah’a güvenmeleri çok önemli. Kral Mesih döneminde üç bin yıldan beri beklediğiniz bu mutluluğa kavuşacaksınız. Vakti geldi, benim çözümüm doğru olduğunu önümüzdeki on yıl içinde göreceksin. Ayrıca yani İsrail’in kılına dokunanın gök kubbeyi başına geçiririz. Yani Türkiye olarak buna müsaade etmeyiz. Yani herhangi bir ülkenin saldırmasına, kan dökmesine, Hz. İbrahim (a.s)’ın çocuklarını kitle halinde yok etmeye kalkmasına müsaade etmeyiz. Zaten fiilen gösteriyoruz bunu. Türkiye’yi riske atarak gösteriyoruz. Dolayısıyla İsrail Türkiye’ye güvensin, güvenmeye de devam etsin. Biz millet olarak da çok seviyoruz İsraillileri. Sizler de bizleri seviyorsunuz. Suni bir sorun varmış gibi göstermek, bu olayı körüklemek bence çok yanlış olur. Bilakis yatışmıştır, daha da yatışacak. Sorun küçük bir sorundu ve tamamen de ortadan kalkacaktır. Ama tabi gönlümüz istiyor ki; Türkler gururlu bir millettir, her millet gururludur, gururları tabii rencide olmuştur Marmara gemisi olayında; bir özür olsaydı, laf arasında geçen bir özür olsaydı konu bitecekti aslında. Gereksiz gurur meselesi yapıldı. Türkiye olgun bir millettir, olgun bir devlettir. Yani konuyu dallandırıp budaklandırmaz. Arkasından konuyu uzatmazdı. Özür yeterli olurdu. Mesela bir bakan sözü arasında; “Özür dileriz, tabii burada bir yanlışlık oldu. İçimiz acıdı, bizde müteessir olduk” diye söylemiş olsaydı, çok çok güzel olurdu. Yani çok çok iyi olurdu. Hiçbir şeyde olmazdı. Türkiye gereken olgunluğu ve nezaketi de gösterirdi. Bu benim fikrim tabii, bunu size bildirmemde fayda var.
DAVID ESSING:Şu anda biz konuşurken İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Knesset’te konuşuyor. İsrail’in dış politikasını anlatıyor. Sizden ricam Netanyahu’ya bir mesaj gönderebilir misiniz?Kardeş demokrasiler olarak Türkiye ve İsrail’in bu son derece tehlikeli Ortadoğu coğrafyasında nasıl bir rolü olmalı?
ADNAN OKTAR:Netayahu’ya sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Selamlarımı iletin. Gönlü çok müsterih olsun. Benle de bağlantıda olmasında çok büyük fayda var. Sizin kanalınızla bir bağlantımız olsun. Türk Milleti çok makul insanlardır. Böyle yobaz düşüncelerden, çılgın düşüncelerden çok uzaktır. Çok dengeli, çok kişilikli bir millettir. Yani öyle densizce, delice hareketlere karşı kahramanca tavır koymasını bilirler. O yüzden gönlünüz çok çok rahat olsun. Yani biz Peygamber evlatlarına toz kondurmayız.
DAVID ESSING:Sayın Oktar, şu anda birçok dinleyicimiz var. Birçok Müslüman, birçok dindar Musevi şu anda sizi dinliyor. Sizce Musevilik ve İslam barışın gelişmesiyle birlikte nasıl yardımcı olabilir?
ADNAN OKTAR:Musevilik sevgi dinidir. İslam dini de sevgi dinidir. Musevilik’te barış Allah’ın emridir. Kuran’da da barış Allah’ın emridir. Zaten Silm, İslam barış anlamına gelir. Dolayısıyla Musevilerle Müslümanların ittifak etmesi dünyada deccaliyetin, acımasızlığın, terörün yeryüzünden silinmesi demektir. Hıristiyan dindarlar, Musevi dindarlar, Müslüman dindarlar ittifak ettiğinde dünyada denge tam anlamıyla kurulacaktır. Bu önümüzdeki on yılda olacak olan da budur. Kral Mesih’in geldiğine olan kanaatin oturması için, gelişmesi için Rabbani bilginlere de sorabilirsiniz. Yani Tevrat’ı incelediğimizde Kral Mesih’in devrine girdiğimizi görürüz. Ve bunun en büyük delillerinden biriside İsrail devletinin bu yüzyılda kurulmuş olmasıdır. Yani bütün bu delillerden ki Tevrat’taki delilleri uzun uzun şu an anlatabilirim ama bir dahaki sefere daha iyi olur. Kral Mesih’in devrine girdiğimiz için bu konuda gönlünüz çok çok rahat olsun. Türkiye ile İsrail yine işbirliği içinde olacaktır. Hıristiyan dindarlarla da işbirliği içinde olacaktır. Çok güzel netice alacağız. Bölgede huzur içerisinde, mutluluk içerisinde, sevinç içinde yaşayacaksınız. Üç bin yıl öncesinde vaat edilen mutlu çağı bu yüzyılda yaşayacaksınız, inşaAllah.
DAVID ESSING:İnşaAllah. Biz hepimiz Hz. Adem (a.s)’ın oğullarıyız ve kızlarıyız. Çok memnun oldum benimle bu röportajı yaptığınız için. Size en iyi dileklerimi sunuyorum ve umuyorum ki, İsrail ve Türkiye’nin ileride daha iyi ilişkileri olur. Ve umarım bölgeye daha da fazla barış gelir.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Ben Türkiye’ye de sizi davet ediyorum. Bir ara müsait olduğunuzda buyurun.
DAVID ESSING:Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ederim.
DAVID ESSING:Selam.
ADNAN OKTAR:Selam. Bizim süper zekamız konuşsun biraz. Bizde devam edelim, inşaAllah.
VTR - CÜBBELİ HZ. MEHDİ (A.S.)’IN FİZİKSELÖZELLİKLERİNİ ANLATIYOR.
VTR - CÜBBELİ ALLAH’IN KULLARINDAN SEVİP SEÇTİKLERİNE GAYBI BİLDİRECEĞİNİ ANLATIYOR.
VTR - CÜBBELİ HZ. MEHDİ (A.S.)’IN HİÇBİR TARİKATA VE ŞEYHE BAĞLI OLMAYACAĞINI ANLATIYOR.
VTR - CÜBBELİ; CEMAATİNİN TOPLANMA NEDENİNİN HZ. MEHDİ (A.S.)’I BEKLEMEK OLDUĞUNU ANLATIYOR.
DİLEM HANIM:Müzeyyen, Gülşah ve Leyla Hocalarımla devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Buyurun, bir ayet söyleyin.
MÜZEYYEN HANIM:Hemen okuyayım Hocam. Hocam Şura Suresi’nde Allah dünya hayatının geçiciliğinden bahsediyor bize. Sizde zaten bütün programlarınızda sürekli bize hatırlatıyorsunuz. Allah razı olsun. Allah dünyada verdiği her şeyin geçici olduğunu buyuruyor. Allah; güzelliğin, malın, mülkün, bir unvanın, gençliğin, hepsinin dünyada geçici, asıl olanın ahirette ve sürekli olanın ahirette olduğunu bize bildiriyor Hocam. Elhamdulillah Hocam. Şura Suresi, 36. ayette Allah buyuruyor, diyor ki; Euzubillahimineşşeytanirracim,bismillahirrahmanirrahim, “Fe mâ ûtîtum min şey’in fe metâ’ul hayâtid dunyâ, ve mâ ındallahi hayrun ve ebkâ lillezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne). Hocam siz karşımda olduğunuz zaman çokheyecanlanıyorum.
ADNAN OKTAR:Allah Allah! Hatta özellikle de bakmıyorum ki, heyecanlanmasın diye. MaşaAllah maşaAllah. Bu ne güzel sevgi böyle.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah Hocam, elhamdülillah. Benim sevgimin Hocam, dünyadaki kelimelerde karşılığı yok Hocam. Ben bulamadım inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah elhamdülillah.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Hocam maşaAllah, aklınız ve güzelliğiniz bir araya gelince ikisinin etkisi çok fazla oluyor. MaşaAllah.
MÜZEYYEN HANIM:Birde Hocam heybetiniz çok fazla. Yani burada oturan biri gerçekten ondan çok etkileniyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
MÜZEYYEN HANIM:MaşaAllah Hocam.Şeytandan Allah’a sığınırım, “Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir” diyor Allah ayette. Hocam Allah bir rahmet olarak bize vereceği sürekli nimet için nasıl tevekkül etmemiz gerekiyor, nasıl iman etmemiz gerektiğini de bize ayette bildiriyor. Buyuruyor Allah, bismillahirrahmanirrahim;“Vellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe ve izâ mâ gadıbûhum yagfirûn, - (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,” “Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne), -Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,” “Vellezîne izâ esâbehumul bagyuhum yentesırûn(yentesırûne). -Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır” diye buyuruyor Allah Hocam ayette.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Hocam sizin gözleriniz hem çok güzel, hem çok etkileyici. Kalbe tam hitap ediyor Hocam. İmanınızdan kaynaklanan samimiyetiniz gözlerinizden hemen anlaşılıyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ya ben eskiden insanların hepsini genellikle çok mükemmel görürdüm. Sonra baktım insanların bir kısmı bayağı adiler, yani çok basitler, çok karaktersizler. Hayatlarındaki uygulamalarından anlıyoruz bunu. Mesela konuşmaları, nelere tenezzül ettikleri,temizlik anlayışları, kalite anlayışları, sevgi anlayışları, hepsinde böyle tiksinti verici çok aşağılık yönleri olduğunu gördüm. Kaliteli insan sayısı az oluyor. O kadar çok olmuyor. Ama Allah’a çok şükür benim milletim, Türk Milleti hakikaten seçkin bir millet, güzel bir millet. Güzel örnek olacak dünyaya, inşaAllah.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Hocam, o tür kaliteli olmayan insanlardan, insan hemen uzaklaşmak istiyor. Ama sizin kaliteniz, asaletiniz hemen size çekiyor Hocam. Öyle bir etkiniz var, maşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah elhamdülillah. Hakikaten kendilerine has böyle kitlevi pis bir yapıları var; etleri pis, suratları pis, konuşmaları pis, yani elektrikleri pis. Yani insan bela akımı olduğunu anlıyor böyle; lağım gibi tipler, acayip aşağılıklar. Kendileri de kendilerinin karaktersiz olduğunu biliyorlar, bu çok şaşırtıcı. Ve bu karaktersizlerde organize olabiliyorlar kendi aralarında. Onun için iyilere, güzel insanlara saldırabiliyorlar. İftira atabiliyor, hakaret edebiliyor, oyun oynayabiliyor, tuzak kuruyor, yalancı şahitlik yapıyor, sahte iftiralarla Müslümanları uğraştırabiliyor. Son derece karaktersiz bir yapılanma içine girebiliyorlar. İblisun ve iblisat, bir ordu. Müslümanlar da bir topluluk, inşaAllah. Onun için iyilerin birbirine hep ittifak etmesi, sevmesi, koruyup kollaması çok hayati bir konu, inşaAllah.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:İnşaAllah. Hocam, şimdiye kadar hayatınızda hep Müslümanları koruyup kolladınız Hocam, desteklediniz. Allah razı olsun, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, herkes nöbette. Akşam geliyoruz, akşam çaka çak ortalık dolu.Sabah geliyoruz sabah. Baksana yüzlerce isim, maşaAllah. Ki yani binlerce ismin içinden seçiliyor. MaşaAllah.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Hocam yurtdışından arkadaşlarım da sürekli mesaj yolluyorlar, siziseyrettiklerine dair, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam ilminizden, irfanınızdan bir katre istirham ediyoruz. Buyurun.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Estağfirullah Hocam. Tabii, inşaAllah. Kartal gözlerinden bahsetmek istiyorum Hocam. Kartalların gözlerinde Allah’ın yarattığı muhteşem bir tasarım var. Aynı bir savaş uçağının hedef tespiti yapması gibi, avını 4500 metre yukardan tespit edebiliyor. 300 derecelik bir açıyla görüyor Hocam ve hedefi gördüğü anda 6 ila 8 büyüklüğünde zoom yapabiliyor, bir kamera gibi. Çok detaylı bir göz, ben çok şaşırdım ilk öğrendiğimde. MaşaAllah. 1500 metreden kamufle olmuş bir hayvanı rahatlıkla görüp, yakınlaşıp, onu avlayabiliyor. Hatta bununla ilgili bir videomuzda vardı, uygun görürseniz gösterebiliriz.
Avını gördüğü an gidiyor, hızlıca hemen yakalıyor.
ADNAN OKTAR:Vay be, F104 gibi gitti, maşaAllah.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ:Buna vesile olan gözlerindeki koni hücreleri. Şu an koni hücrelerini görüyoruz. Çok fazla miktarda var. Işık geldiğinde koni hücreleri hemen bununla reaksiyona giriyor ve beyne mesaj iletiyor ve avının yerini hemen tespit edebiliyor bu şekilde. İki kat retinası var. Bu da insanın koni hücrelerini gösteriyor, arasındaki farkı çok detaylı görebiliriz. İnsan gözüyle kıyaslandığında çok fazla koni hücresi var, maşaAllah. Allah’ın bu hayvanlarda ve diğer hayvanlarda, her şeyde bu kadar detaylı tasarım yaratması, kendi kendine tesadüfen oluşamayacağını gösteriyor. Ve Hocam bununla ilgilisizin kitaplarınızdan kardeşlerimiz faydalanabilirler, inşaAllah. İnternet sitelerinizden faydalanabilirler. Çok detaylı anlattınız siz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Beş tane üniversite sayılır internet siteleri, beş üniversiteye bedel. MaşaAllah.
Şeyh Ahmed Yasin Hocamızı dinleyelim biraz.
VTR- Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri Ahir Zaman ve Mehdiyet’i Anlatıyor.
DİDEM RAHVANCI:Yeni konuklarımızla devam ediyoruz, inşaAllah. Müge, Gülay ve Aylin Hocam bizle birlikte.
ADNAN OKTAR:Gülay Pınarbaşı mücahittir, maşaAllah ehl-i ilimdir. Senin adına Facebook’ta bir adam sayfa açmış. Senle alakası yok onun, değil mi?
GÜLAY PINARBAŞI:Hayır yok. Benim ayrıca iki tane farklı sayfam var. Benim dışımda faklı bir kişi açmış.
ADNAN OKTAR:Nedir onun belirleyici yönü, nasıl anlayacağız?
GÜLAY PINARBAŞI:‘Gülay Pınarbaşı resmi sayfası’ adı altında, benimki sadece ‘Gülay Pınarbaşı’.
ADNAN OKTAR:O resmi sayfa mı yazmış altına?
GÜLAY PINARBAŞI:Evet.
ADNAN OKTAR:Vay kerata vay. Resmi hem de.
GÜLAY PINARBAŞI:Evet. Birde çok yanıltıcı, benim kullandığım resimleri kullanmış. Yazılarımdan almış. Kitap çıkarmıştım, kitap kapağımı koymuş. Milli Gazete’den yazılar yazmış.
ADNAN OKTAR:Gülay Pınarbaşı resmi sayfası diye yayınlamış.
GÜLAY PINARBAŞI:Evet.
ADNAN OKTAR:Orası sana ait değil.
GÜLAY PINARBAŞI:Bana ait değil, evet.
ADNAN OKTAR:Bu arkadaşı tespit edeceğiz. Sonra yayınlarız kim olduğunu, inşaAllah. Dürüst bir hareket değil yaptığı. Müge Hocam hoş geldin, sefa getirdin.
MÜGE HANIM:Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR: Müge kaç yıllık talebemsin?
MÜGE HANIM:Hocam şerefle 22 senedir inşaAllah sizin talebenizim.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Kaç yaşındasın?
MÜGE HANIM:43 yaşındayım.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah! Şu gençliğe dinçliğe ne diyorsunuz?
MÜGE HANIM:Elhamdulillah. Allah’ın verdiği hidayet ve imanla inşaAllah. Elhamdulillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hocam Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu, bir; ÖSYM Türkiye birincisi.
MÜGE HANIM: MaşaAllah, elhamdulillah.
ADNAN OKTAR:Yani artık anlayın. Böyle çok çok çok zeki, maşaAllah. Boğaziçi mütercim tercümanlık mezunu, maşaAllah. Çok iyi derecede İngilizcesi ve Almancası var. Ama ana dili gibi. Zaten mütercim tercüman, maşaAllah. Dünyanın hemen hemen her ülkesine gitmiş. Görgüsü çok güzel. Bütün dünyayı gezmiş kardeşimiz. 22 yıldan beride talebem maşaAllah.
MÜGE HANIM:MaşaAllah, şerefle Hocam.
ADNAN OKTAR:On tane ansiklopediye bedeldir. Yani muazzam bilgiye sahiptir.
MÜGE HANIM:Hocam, hepsi sizin vesilenizle oldu, elhamdülillah. Sizin teşvikinizle oldu hep, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
GÜLAY PINARBAŞI:Hocam, siz arkadaşlarımızı tanıtırken sadece belli bir-iki uzman yönünü anlatıyorsunuz, oysaki siz biziçok yönlü yetiştiriyorsunuz. Yani çok yönde özelliklerimiz oluyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İnternette ‘Gülay Pınarbaşı resmi sayfasıdır’ diye yazan yer, Gülay Pınarbaşı kardeşimize ait değil. Samimiyetsiz bir insana ait. Çok ayıp yapıyor, çok çok ayıp yapıyor. O sayfayı kapatsın, dürüst olsun inşaAllah. Aylin Hocam hoş geldin.
AYLİN KOCAMAN:Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Aylin’in yüzünden nur akıyor, nur. Dünya tatlısı, maşaAllah.
AYLİN KOCAMAN:Sizden de nur akıyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen kaç yıldan beri talebemdin?
AYLİN KOCAMAN:20 yıl Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Kaç yaşındasın?
ADNAN OKTAR:40 yaşındayım.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Şu diriliğe, şu canlılığa, şu güzelliğe bak! Demek ki iman insanı güzelleştiriyormuş. Değil mi?
AYLİN KOCAMAN:Evet, tabii.
ADNAN OKTAR: Hak yolda olmak, doğru yolda olmak insanı güzelleştiriyormuş, gençleştiriyormuş. MaşaAllah.
AYLİN KOCAMAN:Sizi gören herkes bunu anlar Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Gülay Hocam’ın sayfası şu, evet bakalım. Evet, bu Gülay Hocamıza ait olan.
GÜLAY PINARBAŞI:Hocam bu sayfada Milli Gazete’deki yazılarımı, çeşitli yine sosyal veimani yazılarımı yayınlıyorum.
ADNAN OKTAR:Sadece ‘Gülay Pınarbaşı’ yazıyor, o kadar. Ona ait olmayan yerde ‘Gülay Pınarbaşı resmi sayfası’ diyor. Samimiyetsiz o, o değil. Sadece Gülay Pınarbaşı yazması lazım.
GÜLAY PINARBAŞI:Bu iki sayfada da kendime ait olan sayfaların linkini verdim. Yani bu sayfalara girebilir kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR:Tabii, sen kendi linklerini veriyorsun.
GÜLAY PINARBAŞI:Evet.
ADNAN OKTAR:Samimiyetsizliğin bir yansıması işte bu. Normalde Allah’tan korkan, Allah’ı seven bir insan niçin böyle bir yönteme başvursun? Ne gerek var? Dürüst yaşamak varken, böyle yaşamak nedir? Bu hayat mı? Yöntem mi bu? Mantık mı bu? Aylin Hocam buyurun sizi dinliyoruz.
AYLİN HANIM:İnşaAllah Hocam. Hocam bugün glikozdan bahsedecektim.
ADNAN OKTAR:Glikoz?
AYLİN HANIM:Evet. Vücudun hücrelerinin çok önemli besini glikoz. Vücutta normalde her türlü hareket ve konuşma, bütün her şey glikozun varlığıyla mümkün olabiliyor. Vücut için yakıt bir enerjiöneminde. Vücuda girdiğinde de glikozun daha doğrusu karbon sistemi, daha doğrusu moleküler yapısı; altı karbon, altı oksijen ve on iki hidrojenden oluşuyor. Burada altı oksijenin var olması çok önemli bir etki yaratıyor. Çünkü oksijenin varlığıyla suda çözünebilir bir özellik gösteriyor glikoz. Bu çok önemli; kan sıvısında da çözünebilen herhangi bir molekül kan sıvısında da çözünebilir. Kanda çözülmesi önemli, vücuttaki 100 trilyon hücreye ulaşması gerekiyor.Glikozun kan yoluyla bu erimiş şekilde bütünhücrelere teker teker ulaştırılabiliyor.Hücreler için gereken yakıt sağlanabiliyor.Böylelikle hücre beslenmiş oluyor.Daha büyük şekerler ya da nişastalar vücuda girdiğinde de vücutta öyle sistem var ki bunu küçük glikoz molekülleri şeklinde parçalıyor.Bu şekilde suda eriyebilir hale getiriyor.Bunlar böylelikle vücuda dağıtılmış oluyorlar.Hücrelere yakıt olarak dağıtılmış oluyorlar.Burada glikozun saklanma şekli de var.Mesela vücuda çok fazla glikoz alındığında vücut bunu saklıyor.Bunu yapması için glikoz halinde saklayamaz, glikojene döndürmesi gerekiyor. Bunun içinde glikokinaz diye bir enzim var, bunda görevli; aldığı fazla glikozları glikojene döndürüyor ve bunları depoluyor.Bu enzimin kontrolü de pankreasta üretilen insülin hormonuna ait.Bu şekilde depolanıyor.Vücutta ihtiyaç baş gösterdiğinde eğer dışarıdan alınamazsa glikoz, vücutta depolanmış glikojen glikoza döndürülüyor ve vücut için normal besin sağlanmış oluyor.Çok önemli Hocam; bütün yakıtı, herşeyiAllah vücut için özel olarak yaratıyor. Suyun varlığı, glikozun varlığı, besin olarak onu suda çözünebilmesi, her şey ve bununla ilgili enzimler; bunu harekete geçiren,bunu depolayan, saklayan her türlü enzim bu görevle görevlendirilmiş durumda.Bunlardan tek bir tanesi bile evrimin tesadüfü iddialarıyla hiçbir şekilde açıklanamaz.Yalnızca Allah’ın yarattığının çok önemli bir delili olarak Allah bunları bize gösteriyor.Allah’a şükür, maşaAllah.Mesela vücutta kan basıncına yükselmesine sebep oluyor, glikoz fazla alındığına. Bunu da düzenleyen enzimler var. Hemen devreye giriyorlar.Kan basıncının hemen normal hale çeviriyorlar. Normalde eğer böyle olmasaydı, buradaki enzimler bulunmasaydı, dışarıdan aldığımız herhangi glikoz, herhangi bir besin hemen kan basıncının ani yükselmesine sebep olacağı için, vücut ona uyum sağlayamayacaktı.Fakat öyle bir şey var ki bu enzimler hemen vücuda glikoz girer girmez devreye giriyorlar ve hemen o kan basıncını düzene sokuyorlar.Allah’açok şükür, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Nursun nur, maşaAllah.Şimdi biraz bizim süper zekayı dinleyelim, sonra devam edeceğiz.
VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.
DİDEM RAHVANCI: Beyza, Gülay Hocam ve Diana’yla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Beyza Hocam nasılsınız?
BEYZA HANIM:Çok iyiyim Hocam, elhamdülillah.MaşaAllah Hocam, çok yakışıklısınız her zamanki gibi.
ADNAN OKTAR:Gülay Hocam, buyurun; ilminizden, irfanınızdan dinleyelim.
GÜLAY PINARBAŞI:Estağfirullah Hocam.İlim sizde asıl, inşaAllah.Ben kemiklerden bahsetmek istiyorum.Sırf kemiklerin yapısını düşünmek bile Allah’a iman etmek için başlı başına vesile, inşaAllah.Bebekler ilk doğduğunda 300 kemikle doğuyorlar.Çocukluk çağını bitirdiklerinde bu kemik sayısı 206’ya iniyor.Kemiklerimiz sürekli yenilenir.Hatta birkaç yılda bir tüm iskelet yapısı tamamen yenileniyor. Yani 80 yaşında bir insan düşünelim.14 kez iskelet yapısı tamamen yenileniyor. Bu da çok büyük bir mucize, insan baştan aşağı tekrar yapılanmış oluyor. Çoğu insan bilmiyor olabilir.İnsan yürürken yada koşarken kemiklerinde aslında çatlama ve kırılmalar oluyor.Bunu şöyle düşünebiliriz.Bir porselen tabağı yüksekten bıraktığımızda yere düştüğünde parçalara ayrılır.Tabiiki bu klasik manada büyük çatlaklıklar ve kırılmalar değildir.Ama mikroskobik oranda kırılma ve çatlaklıklar oluşuyor.Bu kemiklerin daha da sağlamlaşması için bir vesile oluyor, maşaAllah.Allah çok güzel yaratmış.Kemikler bu vesileyle o kırıklıkları ve çatlaklıkları kemik hücreleri gelip onarıyorlar. Tıpkı bir heykeltıraş gibi.Biraz fazla olduğunda hemen kemik hücreleri geliyor, törpülüyor, tamamen eski haline getiriyorlar ve eskisinden dahasağlam oluyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bak bu bilinmeyen yönü, önemli. Beyza Hocam buyurun.
BEYZA HANIM:Estağfirullah Hocam. Termitleri anlatmak istiyorum uygun görürseniz. 1-2 santimlik bir hayvan termit.Ve kendi boyutuna kıyasla devasa kuleler inşa ediyorlar, yuva olarak içinde 1 milyona yakın termit barınabiliyor bu kulelerde.Ve kör olarak bu kuleleri inşa ediyorlar.Kulelerde bir insan yanına gittiğinde çok çok büyük. 7 metrelik olabiliyor. İnsanla kıyaslandığında Empire State binasının kör işçiler tarafından yapılamasına benziyor bu.Hatta insan boyutunda olsa termit,Empire State binası 443 metre, onun 4 kat daha uzununu yapabilirler, maşaAllah.Bir deHocam, Allah’ın ilhamıyla hareket ettiklerine bir delil olarak ikiye bölmüşler yuva inşasında termitleri, tamamıyla birbirlerinden bağlantılarını koparmışlar. Yine bir yuvanın iki yarısını yapmışlar.Yani ayrı ayrı tek yuvalar yapmamışlar.
ADNAN OKTAR: Bunlarda metafizik bir özellik var, açıklanacak gibi değil pek.Gözü görmüyor bunun artık.Adam mühendis gibi çalışıyor. Gayet mükemmel dev sistemler kuruyor, maşaAllah.
Gülay Hocam, maşaAllah elinden yüzünden nur akıyor, nur.
GÜLAY PINARBAŞI:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah nurunu arttırsın.
GÜLAY PINARBAŞI:Hocam izin verirseniz bir kurbağa çeşidiyle ilgili de bilgi vermek isterim.
ADNAN OKTAR:Kurbağa çeşidi?
GÜLAY PINARBAŞI:Evet.Amolops tormotus adı verilenbilimsel adı bu olan Çin kurbağaları diye kurbağa çeşidi var.
ADNAN OKTAR:Çin kurbağası.
GÜLAY PINARBAŞI:Evet Hocam. Bunlar aslında dünyada eşine rastlanan bir kurbağa çeşidi. 128 kilohertz yüksekliğinde frekans yüksekliğinde ses dalgaları yayarak kendi cinsleriyle anlaşıyorlar. Illinois Üniversitesi’nde Albert Feng ismindeki bir bilim adamı uzun yıllar bu kurbağalar üzerinde araştırma yapıyor.Baktığımızda 5 cm küçüklüğünde çok ufak bir kurbağa ve çok sevimli; böyle plastik oyuncaklara benziyor, maşaAllah. Fakat bir insan bu 5 santim büyüklüğündeki bu kurbağanın yaptığını yapamıyor. Mesela insanın duyma frekansı 20 ile 20 bin hertz frekansı duyabiliyor.Kediler insanlardan daha yüksek bir frekansta duyabiliyorlar, 50 bin bir frekans. Yarasalar daha fazla, 120 bin frekans.Bu 5 cm büyüklüğündeki kurbağa ise 128 bin frekans. Bu Albert Feng ismindekibilim adamı tıpkı yunus balıkları, balinalar ve yarasalar da olduğu gibi sonar sistemiyle, yani ultrasonik ses sistemiyle,yüksek ses dalgalarıyla haberleştiğini buluyorlar.Allah’ın yaratmasındaki mükemmelliği görmüş oluyoruz,maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hocam buyurun.
DİDEM RAHVANCI: Haber olmasıyla açıklandığını halbuki bu açıklamaların şiddete çözüm getirmeyeceğinive PKK’nın anlaşılmasını daha da zorlaştıracağını yazmış. “Fidel Castro dağa çıktığında, bırakın Stalinist olmayı, solcu bile değildi.Ya Osmanlı zamanında ayaklanan Kürtler? Onlarda Stalinci miydi?” diye sorarak bugünün olaylarını Stalin’e bağlanmasının yanlışlığını vurgulamış. Ve şöyle demiş; “Elinde silah, 30 yıldır dağda mücadele eden, 30 binden fazla insanını yitirmiş bir hareketi Stalinci olduğu için eleştirmek biraz komik oluyor. Ne bekliyordunuz ki; Diyarbakır cezaevi cehenneminden gandiler mi çıkacaktı?” ifadesini kullanmış.
ADNAN OKTAR:Yani teşhisimizin doğru olduğunu arkadaşımız teyit ediyor. “Adnan Hocamız mükemmel teşhisi koymuş” diyor. “Can elinden yakalamış” diyor. “Teşhis mükemmel, mükemmel teşhis olunca tedavi de mükemmel olur” demek istiyor.Tercümesi bu olayın.Vurdum mu ses getiriyoruz.Bak vurduk, ses nerden çıktı,maşaAllah.Sayın İçişleri Bakanı da çıktı, olayın komünist hareket olduğunu söyledi.Helal olsun, güzel. Arkadaş da tasdik etmiş oluyor.Birçok kişi zaten bunu söylüyor.Yazarlar bu konuyu anlamaya başladılar.Söyleye söyleye, son anda hastalığın ne olduğu tam tahakkuk etmiş oldu.Şimdi tedaviye geçiyoruz. Önce teşhis,sonra tedavi.Hastaneye gittiğinizdene yapıyorlar? Önce teşhis, değil mi?Direkt tedaviye geçmiyorlar. Teşhisten sonra tedavi kolaydır. Ama teşhisten önce tedaviye geçemezsin. Ama şimdi, evelAllah bize teslim olay. Gereğini yapacağız, inşaAllah devletimizde gereğini yapacaktır.Bizde gereken anlatımları yapacağız.Şimdi bizim astronotumuz biraz bir şeyler anlatsın.
VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.
DİDEM RAHVANCI:Aylin, Ebru ve Ceylan Hocam yeni misafirlerimiz, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ellerinden, yüzlerinden nur akıyor, maşaAllah. Herkes hoş geldi, irfan denizi, ilim denizi, buyurun.
CEYLAN ÖZBUDAK:Estağfirullah Hocam, bugün çok süslü bir ufaklık vardı, onu anlatmak istiyorum uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Kimmiş o?
CEYLAN ÖZBUDAK:Altın kaplumbağa böceği, resimleri vardı, görebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Ama adam da hakikaten yakışıklıymış.
CEYLAN ÖZBUDAK:Hocam bu böceğin kitin yapısından özel bir sıvı salgılanıyor içeriden ve bu ayna şeklinde geriyor orayı. Gerdiğinde de güneş ışığını yansıtarak bu mükemmel altın rengi elde ediyor, tam metalik rengi.
ADNAN OKTAR: Altın kaplama gibi.
CEYLAN ÖZBUDAK:Evet Hocam, maşaAllah, Bu rengi sadece rahat olduğunda, dinlendiğinde, yemek yediğinde ve uyuduğunda oluyor. Fakat eğer rahatsız edilirse söyle bir şey oluyor;o rengi kayboluyor, şeffaf oluyor tabaka ve içindeki rengi kırmızı rengi ortaya çıkıyor.
ADNAN OKTAR: Gıcık olduğunda böyle oluyor, mutluyken altın rengi?
CEYLAN ÖZBUDAK:Çok sevimli, maşaAllah, Allah çok güzel yaratmış.
ADNAN OKTAR: Ebru Hocam, buyurun.
EBRU HANIM: Hocam bende Tunus Akdeniz kıyılarında yaşayan bir karınca türünden bahsetmek istiyorum; bir çöl karıncası fakat özelliği pusula biliyormuş gibi güneşin koordinasyonunu kullanarak çok net yer tayin etmesi. Bayağı uzun bir yoldan geçip, dolambaçlı yollardan, yiyecek arayıp uzaklaşıyor; sonra en son bulunduğu noktadan yuvasına kadar cetvelle düz bir çizgi çizilmiş gibi o rota üzerinden hemen evine dönebiliyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne şeker şeymiş o öyle, maşaAllah.
EBRU HANIM: Güneş ışığı koordinasyonunu yakın zamanda öğrendi insanlar kullanmayı, karıncalar milyonlarca yıldır bu sistemi kullanıyorlar,maşallah.
ADNAN OKTAR: Acayip ve garaip. Aylin Hocam, buyurun.
AYLİN KOCAMAN:Hocam, daha önce suyun hidrojen bağlarıyla ilgili bilgi vermiştim; çok mucizevi özelikler meydana getiriyor, hidrojen bağlarının olması. Bununla ilgili birkaç bilgi daha vereceğim, suyun hidrojen bağlarıyla bir yapı halinde olması suyun yüzey gerilimi diye bir şey meydana getiriyor. Böylelikle böcekler, gemiler, her şey suyun yüzeyinde durabiliyor. Metal sudan daha ağır ama dibe inmesine engelliyor, suyun yüzeyinde taşınabiliyor böylelikle. Bir de hidrojen bağlarının olması suyun geç soyup geç ısınmasına da vesile oluyor; suda yaşayan canlılar kış ve yaz aylarında ani soğuma ve ani ısınmaya maruz kalmıyorlar. Bu vücudumuz içinde geçerli, vücudumuzdaki su da ani şekilde donup ani şekilde ısınmıyor,maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne duysak hayret ediyoruz, ne duysak şaşırıyoruz, maşaAllah. Allah’ın sanatı her yerde, en küçük varlıktan en büyük varlığa kadar harika, maşaAllah.
“Canım Hocam, kırk yaşındaki talebenizin gençliği, canlılığı, tazeliği bizi hayran bırakıyor, maşaAllah” diyor. “Biz uzaktaki talebeniz bile hasretle ekran başında sizi dinlerken gençleştiğimizi, dinçleştiğimizi hissediyoruz, maşaAllah. Sizi ekranlarda gördüğümüz andaki sevincimiz, mübarek sohbetleri dinlerken oluşan imanı derinliğimiz ve güzel ahlak, gittikçe artan Allah’a teslimiyetimiz, bizleri daha da güzelleştireceğine inanıyoruz, inşaAllah.” MaşaAllah. “Ama sizin gençliğiniz ve dinçliğinize hem oradaki hem buradaki talebelerinizde sizin buyurdunuz gibi güçlü ittifak var” diyor, maşaAllah, bir hanım kardeşimiz. Yani her yerden teyit var, bu görünüyor.
EBRU HANIM:Hocam birde yakından görseler sizi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, ekranlar aynı şeyi vermez. “Hocam” diyor Adem, “Türkiye ile İsraill’in arasının düzelmesi için çok güzel gayretiniz var. İranlılarla Türkiye’nin arasının düzelmesi için gayretiniz var mı?” diyor. Tabii, biz İran’la kaç seneden beri ilgileniyoruz. Aynı şekilde İran ve Türkiye’nin işbirliği yapması için yoğun bir gayretimiz var ve güzel neticelerde alıyoruz.
AYLİN KOCAMAN:En üst düzey konuklar geldi Hocam, İran’dan sizinle görüştüler.
ADNAN OKTAR: Evet, kaç defa; gizli ve açık bir çok görüşmemiz oldu. Resmi görevlilerle, üst düzey görüştük; televizyon ekranlarında da birçok kimseyle görüştük, maşaAllah.
Figen ve İnci Kaya diyorlar ki; “Ceylan Hanım, ben size hakikaten çok imrendim. Bilgili ve kültürlü insanları çok seviyorum, bu bilgi seviyesini nasıl elde ettiniz, çok merak ediyorum” diyor. “MaşaAllah. Diksiyonunuz çok güzel” diyor. Ama Ceylan Hocam da hakikaten mükemmel. “Genellikle hangi kitapları okuyorsun?” diyor. Evet malum,maşaAllah.
CEYLAN ÖZBUDAK:Hocam, bu aslında çok değişik, maşaAllah. Özellikle benim lisedeki ve üniversitedeki hocalarım ve arkadaşlarım şu an görüyorlarsa -görenler ve yakından tanıyanlar var halen zaten- hemen fark edecekler ki eskiye nazaran çok çok fark var. Konuşma adabını, üslubunu bütün bildiğim bilgilerin çok büyük bölümünüHocam ben sizden öğrendim. Allah razı olsun, siz beni emek emek bayağı yetiştirdiniz. Özellikle Hocam,siz bir insanın daha iyi olma ihtimali varsa, potansiyeli varsa asla bırakmıyorsunuz o kişiyi;mutlaka hep teşvik ediyorsunuz, hep yol gösteriyorsunuz, yöntem gösteriyorsunuz. Hep sizin vesilenizle oldu Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “İlim bilmektir, ilim kendini bilmektir” diyor. Nedir bu?
DİDEM RAHVANCI:Azerbaycanlı kardeşlerimiz sizin eserlerinizden faydalanarak her ay çıkardıkları “Düşünen İnsanlar İçin” dergisi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bir bakalım;“Deccaliyyetin iki qaranlıq qolu: Dinsizlik ve Xurafat.” Çok şahane yani, maşaAllah.
DİDEM RAHVANCI:Bu ayki sayısı, her ay çıkarıyor kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: O kadar şahane bir dil ki.
DİDEM RAHVANCI:Hocam, dergiyle birlikte verilen, sizin ‘Kuran Bilime Yol Gösterir’ isimli eserinizin Azericesi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ‘Kuran Bilime Yol gösterir’. Şahane.
AYLİN KOCAMAN:Hocam bugün yine İngiltere gazetelerindeydiniz.
ADNAN OKTAR: Her zamanki gibi. Ne diyorlar?“Evrim teorisini, Hoca Allah’ın izniyle yerle bir etti” diyorlar. Bak, bu da Milliyet gazetesi, ne diyor; “Harun Yahya sınıfları boşalttı.” MaşaAllah. İngiliz gazeteleri ne diyormuş? Önceden Hristiyanlar karşı geliyorlarmış, şimdi “Hocamız geldi, yamulttu” diyorlar. Birçok yerde çıktı değil mi bu haber?
EBRU HANIM: Evet birçok yerde, BBC’de çıktı bu haber.
AYLİN KOCAMAN:Dawkins de ne kadar müteessir olduğunu belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, College of London. İyi, güzel. Zafer haberleri geldikçe daha da içimiz açılıyor,maşaAllah. Bayağı iyi. Şimdi gene biraz bizim Cübbeli anlatsın, Hz. Mehdi (a.s) konusunu anlatacağım Risale-i Nur’dan, inşaAllah.
VTR- Cübbeli Ahir Zamanı ve Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.
DİDEM RAHVANCI:Selda, Ebru ve Ceylan Hocam bizimle. Hoş geldiniz, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Selda Hocam, hoş gediniz. Acayip şeker, badem şekeri buda. Kaç yıllık talebemsin?
SELDA HANIM: Hoş bulduk, 26 yıldır yanınızdayım.
ADNAN OKTAR: 26 yıldır, hay maşaAllah. Yaş kaç?
SELDA HANIM: 43 yaşındayım.
ADNAN OKTAR: 43, çocuk gibi görünüyor, 43 yaşında böyle olunur mu? İmanın nuruyla, mucize maşaAllah.
SELDA HANIM:Siz söylüyordunuz Hocam eskiden beri, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu, bir; Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, iki; lise yıllarında tüm kolej imtihanlarının tamamını kazandı, yalnız kazanma şekilleri nasıl?Birincilikle, yani süper zeki, maşaAllah. Robert Koleji mezunu. Çok akıllı, güzel huylu, çok dindardır. Annesi de çok dindardır, Mahmut Hocam’a bağlı, değil mi?
SELDA HANIM:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ellerinden öperiz Şeyhimizin, maşaAllah. Dünya tatlısıdır Mahmut Hocam. Kız kardeşi de, kardeşi de bizlerle beraber, onlar da talebem. Ablan kaç yıldır talebem?
SELDA HANIM: Beraber gelmiştik, o da 26 yıldır yanınızda.
ADNAN OKTAR:O da aynı şekilde genç, bir de ufak kardeşi var, o da çok şeker, maşaAllah. Hepsi mütesettir, maşaAllah namazlarını beş vakit kılar, sünneti seniyeyi tam temessük, maşaAllah.
SELDA HANIM: Hocam, sizden sonraki yıllardaMimar Sinan Fakültesi’ne girmiştim, o zaman orada sizin etkinizi çok gördüm. Eski yıllarda komünizmi söylerdiniz ama bizim girdiğimiz dönemde bayağı bir dindar insanlar vardı. Biz ayrı olarak zaten onlardan ayrı duruyorduk.
ADNAN OKTAR: O devirler zor devirlerdi ama artık din, İslam her yeri sardı, elhamdülillah, maşaAllah.
DİDEM RAHVANCI:Hocam bugün Sunday Times’da çıkan haberiniz Hollanda, İsviçre ve Almanya gazetelerinde çıkmaya başladı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakalım, Allah Allah, şu yakışıklığa, şu muhteşemliğe bak kardeşim. Bu hangi gazete?
DİDEM RAHVANCI:Bu Hollanda sanırım.
ADNAN OKTAR: Aynı haber, “yıktı geçti ortalığı” diyor, battal gazi gibi. Allah Allah! Başka, bu ne gazetesi bu? İspanyol mu? İspanyol. Ne diyor burada? Burada yine fakirin yaptığı muhteşem çalışma anlatılıyor, maşaAllah. O altta bizim elma yanak mıydı, demin gördüğüm? İşte biz adamı böyle yamulturuz, elhamdülillah; ilimle, fenle, bilgiyle. Her yerden bak ağıtlar yükseliyor, Darwin dedemiz yerle bir diye. Hay, maşaAllah! Koçuma bak koçuma! Baksana yer gök inliyor, maşaAllah. Hangi yer bu?
DİDEM RAHVANCI:Hollanda.
ADNAN OKTAR:Hollanda. O zaman kardeşim bir Ceddin Deden şart. Hollandacaya çevrilmiş konuşmalarımız, maşaAllah. Tamam, yeterli; Hollandalılar doğmaz muhabbete. MaşaAllah. İyi tercümesini de yapmışlar millet anlasın diye, güzel olmuş.
Annen ne yapıyor, nasıl?
SELDA HANIM:Annem çok iyi Hocam, maşaAllah. Hep bizi gördüğünde çok şükrediyor, imanlı bütün arkadaşlarımı gördüğünde, çok şükrediyor. “Ashab-ı Kehf gibisiniz” diyor, bizi böyle çok beğeniyor, maşaAllah. Bu konuda üçümüze birden vesile oldunuz, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Mahmut Hocam’ın has talebelerinden değil mi annen? MaşaAllah, kaç yıldır talebesi?
SELDA HANIM:Yıllardır, epeydir. Gençliğinden beri kendini dine adadı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah ayırmasın. Sağlam kapıya gitmiş, sağlam kapıda, maşaAllah. Mahmut Hocamıza Allah uzun ömür versin; dünya iyisidir, çok efendi, mübarek, müberra, muhterem insandır. Nurdur nur!Her gün, her saat Allah’la murakabe halindedir. Sürekli Allah’a teslim olmuş, Ehl-i Sünnet’in kalesi, muhterem bir insandır. Allah ömrünü uzun etsin, inşaAllah. Hani Ceddin Deden?
VTR- Ceddin Deden
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah! Üstüne çok iyi gitti. Yeri göğü inletiyoruz Avrupa’da, elhamdülillah. Darwinizm’i adamlar emek emek, on binlerce üniversite kurarak, on binlerce enstitü kurup, milyonlarca profesörle savunurken, İstanbul’dan bir tane koyduk, adamlar dümdüz yere yattı, komaya girdiler. İşte ona öyle demezler de, ben adamı böyle yaparım işte. Acayip yamulttuk, maşaAllah. Yer gök inliyor. Üzerine Ceddin Deden’le güzel bir sunum yapmış olduk.
SELDA HANIM:Hocam, annemin bu arada size selamı var.
ADNAN OKTAR:Aleyna aleyküm selam.
SELDA HANIM:Sizi çok destekliyor ve size duacı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ama anne nur, maşaAllah.
MEHTAP HANIM:MaşaAllah, evet. Annem de çarşaflı Hocam bu arada, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Onlar bizim canımız, maşaAllah. Çarşaflı hanımlara çok saygım, sevgim var. Onları bütün kalbimle destekliyorum. Bazı kendini bilmezler onları rencide edecek tavırlar gösteriyorlar. Biz onlara karşı, onların düzgün davranması için gayret ediyoruz. Akıllı, mantıklı, tutarlı, vicdanlı hareket etmeleri için, inşaAllah.
MEHTAP HANIM:Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ama çarşaf da Hocama çok yakışıyor.
DİDEM RAHVANCI:Evet, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Kaç senedir talebemsin? Bir daha söyle duysunlar.
SELDA HANIM:26 senedir Hocam.
ADNAN OKTAR:26 sene, Allah Allah, Allah Allah! MaşaAllah. Yaşını bir daha söyle duysunlar.
SELDA HANIM:43.
ADNAN OKTAR:43, maşaAllah.
SELDA HANIM:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim mucizeden başka ne bu? Değil mi?
SELDA P HANIM:Elhamdülillah Hocam.
ADNAN OKTAR:İmanın bereketi.
SELDA HANIM:Evet, maşaAllah.
CEYLAN ÖZBUDAK:Hocam sizin etrafınızdaki bütün insanlarda, maşaAllah zaman durmuş gibi; herkes çok genç, çok dinç, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Cenab-ı Allah’ın bize bir lütfu, keremi, belirleyici bir mührü, maşaAllah. Bu harika. Herkesin yüzünde nur; herkeste gençlik, dinçlik; herkeste sağlık, sıhhat, mutluluk ve sevinç. Yani bu mucizeyle açıklanır. Bazen bakıyoruz köseleye dönmüş tipler, ağzı-burnu gitmiş, perişan olmuş, kertenkele gibi dilleriyle oturuyorlar, bize laf söylemeye kalkıyorlar. Sadece acıyorum bu zavallı mahluklara.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...