BERİL HANIM:Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Konuğumuz Mehtap Hocam ve Damla Hocam. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: “İlim ilim ilmektir, ilim kendini bilmektir” diyor. Beril Hocam, Kuran ayetiyle başlayalım.
BERİL HANIM:İnşaAllah Hocam. Mücadele Suresi 16. ayeti okuyayım. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır” buyuruyor Allah inşaAllah. Mücadele Suresi 16. ayetinde.
ADNAN OKTAR: Hayret yani ilk geldiğinle, şu halin arasında çok fark var. Acayip nur geldi eline yüzüne.
BERİL HANIM: Elhamdülillah Hocam. Vesilenizle, her şeyim değişti maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hem daha sağlıklı oldu, İslamiyet şuuru iyi gelişti, maşaAllah her yönden mükemmel oldu. Mehtap Hocam da öyle.
MEHTAP HANIM:İnşaAllah Hocam, vesilenizle.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Hocam zaten alim o.
DAMLA HANIM:Elhamdülillah Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: İlmiyle müsemma maşaAllah.
DAMLA HANIM:MaşaAllah elhamdülillah vesilenizle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buyurun Hocam.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam. Bir haber vardı. “Ruşen Çakır 1970’li yıllarda Sayın Erbakan’ın hayallerinin birçok kesim tarafından gerçekçi bulunmadığını, hatta espri konusu olduğunu, ancak o günlerde Hocamız’ın anlattıklarına hayal diyerek bir kenara atmanın ne kadar yanlış olduğunun bugün anlaşıldığını” yazmış. “O dönem Erbakan Hoca yoldan iki kişiyi çevirin, biri milli görüşçüdür diyordu. Bugün gerçekten de Hocamızın rüyası yüzde 50 oy alan talebeleri tarafından hayata geçirildi” demiş. Erbakan Hocamız’ın en büyük hayalinin ise, Türkiye liderliğinde bir İslam Birliği olduğunu, kendisinin hayatı boyunca bu konuda mücadele ettiğini, ancak Arap ülkelerinin mevcut durumuna bakıldığında, böyle bir birliğin gerçekleşmesinin mümkün görünmediğini” söylemiş. “Ayrıca batının da böyle bir gelişmeye izin vermeyeceğini ifade etmiş”Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi batının gelişmeye izin vermeyeceği, dünyayı batı idare etmiyor ki, Allah idare ediyor. Şimdi orada hata yapıyor. Ona bakılırsa komünizm de yıkılacak gibi görünmüyordu. Ruşen Çakır’a sorsaydın “Rusya yıkılır mı?” desen“mümkün değil” diyecekti. “Kaddafi tepe taklak gidecek mi?” desen,“mümkün değil” derdi. “Saddam gider mi?” desen,“mümkün değil” derdi. Mısır’daki diğer ülkelerdeki olayları gördüğünde, Mehdiyet Baharı’nı herkes görüyor, onun da görmesi lazım. Avrupa yobazlığa müsaade etmez, niye müsaade etmez? Çünkü Allah müsaade etmez. Allah müsaade etmeyince, Avrupa’yı kullanır, Amerika’yı kullanır, çeşitli sebepleri kullanır, bizi de sebep eder, yobazlığa müsaade yok. Kuran Müslümanlığı?O olur, onu Allah istiyor, o olacak. Yer gök sallanıyor Ruşen sıkı görsün. Şimdi diyecek ki Erbakan Hocamız’ın dedikleri aynen çıktı, şimdi diyecek Adnan Hocamız’ın dedikleri çıktı diyecek 10 yıl sonra, helal olsun diyecek. Ama ne çıkış. Aynı sözleri ifade edecek. Ne demiş üstadımız?“İki kişiden biri.” Ben de diyorum ki; 100 kişinin 100’ü de İslam’a girecek, yüzde 100 olacak. İslam bütün dünyaya hâkim olacak. Ruşen genç, görecek acele etmezse. Yavaş yavaş gelişmelerle, sadmelerle, tekamüllerle, müthiş bir gelişme, müthiş bir tırmanış, mükemmellik görülecek, inşaAllah. Ama yobazlık gittikçe geri gidecek. Hz. Mehdi (a.s) çok akıllı bir varlıktır. Şimdi yobazlık ne yapmış? Hz. Ömer (r.a)’ı şehit etmiş, Hz. Osman (r.a)’ı şehit etmiş, Hz. Hasan(r.a)’ı, Hüseyin (r.a)’ı, Hz. Ali (r.a)’ı şehit etmiş, kahpe bir sistem. Dünyanın en azılı, pislik sistemidir. Allah yobazlara, çeşitli kişileri musallat eder ama en son Hz. Mehdi (a.s)’ın elinde yobazlık can veriyor. Ama nasıl can veriyor biliyor musun? Bir daha dirilemeyecek şekilde can veriyor, inşaAllah.
Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah yer gök yıkılıyor. Bu nedir böyle maşaAllah. Birleşmiş Milletler gibi her ülkeden var, maşaAllah. Küba’dan bile yazmışlar, maşaAllah.
Hz. Mehdi (a.s) çok naif olacaktı Hocam dedim ya, “Hocam” diyor “Allah konuşturdu, benim ismim Naif, zuhur ettim gözünüz aydın” diyor. Allah’ım ya Rabbim. Allah hidayet versin, sağlık, sıhhat versin, inşaAllah.
Rauf Azerbaycan’dan yazmış. Güzel bir temennisi var. Hollanda’dan var.
“Hocam programınızı ilk defa izliyorum” diyor. Çok geç kalmışsın, çok geç kalmışsın, neyse. “Çok beğendim, maşaAllah. Çok keyif alıyorum, sohbetinize doyum olmuyor. Sizleri Rabbime emanet ediyorum” diyor. Oktay Sarı. İstanbul-Yenibosna, Kuyumcukent. MaşaAllah,Allah sayılarını arttırsın, çok güzel.
Hocam devam et.
DİLEM HANIM: Tabii Hocam. “Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen bir toplantıda, Hollandalı bir milletvekili Sayın Egemen Bağış’a haşa Allah’a ve dinimize saygıya uygun olmayan sözlerin yer aldığı bir karikatürü protesto amacıyla hediye olarak vermek istedi.”
ADNAN OKTAR: Tamam peki. O da işte ona cevap vermiş. Adam cinsi sapık, manyağın teki onunla oturup muhatap olmak, onu kaile almak, elin vaşağıyla oturup adam diye gündemde tutmak, çok büyük hata. Herifin üstünden başından akıyor yani ne mal olduğu. Ne kaile alırlar böyle pislik tipleri?
DİLEM HANIM: Tabii Hocam. Haber 7 sitesinde,“Profesör Osman Özsoy,‘32 yıl önce yani lise 1 talebesiyken Hicri 1400 yılının başlangıcını yani 20 Kasım 1979 tarihini iple çektiklerini, çünkü bu tarihin İslam alemi ve insanlık için inkılaba gebe olacağına ve tüm insanlık aleminin kurtulacağına inandıklarını’ söylemiş. ‘Ayrıca bu tarihe birkaç gün kala İstanbul’da kıyameti andıran büyük bir patlama olduğunu ve “Independenta” adlı tankerin patlamasıyla gecenin bir yarısı güneş doğmuş gibi İstanbul semalarının aydınlandığını’ anlatmış. ‘Patlamada 43 gemi personelinin hayatını kaybettiğini’”...
ADNAN OKTAR: Tamam, özetle nedir?
DİLEM HANIM: O günü beklediklerini ve Independenta’nın da o vakitte patladığını söylüyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet yani bizim Hz. Mehdi (a.s) alametlerini kabul ediyor kardeşimiz. Nedir o sapık herifin ismi? Bizim bakanımıza karikatürü getirmeye kalkan? Nedir o, vaşak kılıklı bir herif var? Bakan’a da aferin, ona gereken cevabı vermiş. Her neyse pislik herif diyelim. Oturup onun adını kullanmaya gerek yok. Karaktersizin teki herif. Bakanın da refleksi iyiymiş, hemen anında cevabını vermiş, aferin inşaAllah.
Neydi bana biri çatmıştı.
DİLEM HANIM: Arda Uskan.
ADNAN OKTAR: Onu ben bir meşhur edeyim. Tarz yapmış. Şimdi bu da geçenlerde ağzını bozmuş, ben de ağzını düzeltmek için, savcılığa şikayette bulundum. Kaç numarayla bunun hakkında soruşturma başladı?
DİLEM HANIM: 2011/43737
ADNAN OKTAR: Oradan takip etsin, hakkında hakaretten ve ilgili işlediği suçlardan tecziyesi için savcılıkça soruşturma başlatıldı. Arda Uskan, inşaAllah uslanırsın bu sefer. Burası dağ başı değil, öyle önüne gelenin yanlış konuşacağı bir ortam olmaz. Arda Efendi, bakalım ne yapacaksın? Yeni adliye binasını da bir görmüş olursun hem ciğerin açılır şöyle, iyi olur. Daha modern bir bina. Orada bir çay kahve içersin belki, bir gezersin şöyle. Tazminat davası da açacağım, inşaAllah, onunla da fakire fukaraya döner-kebap dağıtırız, inşaAllah.
DİLEM HANIM: Hocam uygun görürseniz ilgili başsavcılıkta var bilgisi.
ADNAN OKTAR: Gitsin bulsun kendisi. Biz onunla mı uğraşacağız, inşaAllah. Zaten polis kapısına gelecek. Onun nereye gitmesi gerektiğini polis ona söyleyecek, inşaAllah. Yok, ben yazmadım, dedem yazdı falan atraksiyonlar yapmış olsa bile yakasını kurtaramaz, inşaAllah, onu söyleyeyim. Kardeşim işte bunların hepsi, bir dönem. Bunların hepsi gelip geçecek. Bir süre sonra böyle acayip üslup kullanan insanlar olmayacak, sevgi dünyaya yayılacak, barış dünyaya yayılacak, Suriye’deki değişim ortadan kalkacak. Bakın önceden söylüyorum. Suriye’deki değişim kalkıyor. Bütün İslam ülkelerinin tamamına demokrasi gelecek. Mehdiyet’in gölgesinde hoş, muhabbet dolu, neşeli yeni bir hayat şekli çıkacak. Yobazların dizayn etmeye kalktığı İslam modeli tamamen ortadan kalkacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın dizayn ettiği İslam modeli dünyanın üstüne oturacak. 2012’ler, 2013’ler, 2014’ler bu tırmanışı gösterecek. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, gürül gürül anlatmış. Nur talebeliği de bir hayli yaygın biliyorsunuz. Eğer bilseydi yobaz takımı, Nur talebelerine hiç müsaade etmezlerdi ve o kadar da yayılmazdı, Risale-i Nur’ları da yakarlardı Allahualem. Ama Risale-i Nur şu an, Mehdiyet’in kalesi konumundadır. Yani Risale-i Nur Mehdiyet’i çok kapsamlı anlatan hazır bir programdır, plandır, Mehdiyet’in planıdır. O yüzden de çok zevkli geçecek. Yobazların bayağı hopladığını göreceksiniz. Böyle tavada balık hoplar gibi hoplayacaklar. Şahane gelişmeler göreceksiniz. Mesela bak şimdi Nur’dan okudukça nasıl ciğerleri yanıyor. Mesela diyorum ki gençlere; siz hiç duydunuz mu bunu? “Yok ağabey, bize hiç okutmadılar” diyorlar. Hepsi değil ama bir kısmı bunu diyor. “İlk defa görüyoruz” diyorlar. Gizlemişler, gizlettiler, konuşturmadılar ve konuşmadılar. Kendi kendilerine böyle bir model çıkardılar, işte bıyık bırakıyorlar, kelebek bıyık. Kendi kendilerine başörtüsünde bir şekil aldırıyor, kendi kafasına göre. Kendi kafasına göre bir konuşma üslubu geliştiriyor. Bir hayat tarzı yahut ev modeli, dekorun nasıl olacağıyla ilgili bir felsefe geliştiriyor, herkesi de ona çağırıyor, ara modeller. Bunların hepsi,Mehdiyet döneminde ortadan kalkıyor.
Hocam var mı anlatacağın?
DİLEM HANIM: Hocam Pamuk’un resimleri gelmişti yeni.
ADNAN OKTAR: Tipin tatlılığına bak herifin. Gözlere bak sen gözlere.
Şimdi Hocam sizden, ilminizden, irfanınızdan istifade edelim, buyurun.
DAMLA HANIM:İnşaAllah Hocam. Bugün kaplanlarla ilgili bir detay anlatabilirim.Hocam kaplanların dışındaki, postundaki, yanaklarındaki ve kaşlarındaki bütün çizgiler, insan parmakları gibi hepsi birbirinden farklı oluyormuş. Bir tanesi bile aynı olmuyor Hocam, maşaAllah. MaşaAllah, Allah çok detaylı ve çok güzel yaratmış hepsini, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onlar da süper şeker bir şeyler. Dev kediler, inşaAllah.
Hocam buyurun bir ayet söyleyin.
MEHTAP HANIM:İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi 32. ve 33. ayeti söyleyeceğim, inşaAllah. “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için, elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.”Hocam ayetin bu son kısmı ebced tarihi; 1980 yılını veriyor, yani Hz. Mehdi (a.s) çıkış yılını, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kardeşim bir yeni nesil türedi, Hz. Mehdi (a.s) deyince adamların tüyleri diken diken oluyor. Hz. İsa Mesih (a.s) deyince tüyleri diken diken oluyor. İttihad-ı İslam deyince tüyleri diken diken oluyor. Soruyoruz “nesiniz?” “Takva Müslüman’ım” diyor. “En takva biziz” diyor “ama ittihad-ı İslam’a karşıyız, başka? Hz. Mehdi (a.s)’a da karşıyız. Hz. İsa (a.s)’ın gelişine de karşıyız, onları da istemiyoruz” diyorlar. Şimdi bu adamların konuşmalarını banda alsın kardeşlerimiz, yazsınlar. Süre çok kısa. Hepsi sözünü geri alacak. Utanacaklar, böyle konuştuklarına utanacaklar, inşaAllah.
Bizim şu Cübbeli’yi dinleyelim.
VTR-Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı Görmek İçin Allah’a Dua Ediyor.
DİDEM HANIM: Yayınımıza Semra Hocam, Gülşah Hocam ve Anastasia ile devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
GÜLŞAH HANIM: Hocam siz çok samimi ve dürüstsünüz Allahualem,o da onu hissediyor maşaAllah, sevginiz çok samimi.
ADNAN OKTAR: İyi insanlar birbirini anlıyor, çok rahat anlıyor. Bir de böyle fitneci ve pislik insan ruhu var. İki türlü insan var. Bir böyle candan, samimi, sıcak. Mesela Erbakan Hocamız çok candan, tatlıydı. Ama bir de fitneci pislik böyle korkak, millet ne dere göre hareket eden ayak takımı bir ruh var, karanlık bir ruh. Şakşakçı takımı.
Semra Hocam nasılsın?
SEMRA HANIM:Çok iyiyim Hocam, elhamdülillah. Yalnız kalbim her gün olduğu gibi sizin karşınıza gelince, o güzel gözlerinizi görünce, tekrar heyecandan, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Birçok kadın, birçok insannobran oluyor, enaniyetli oluyor, sevse de belli etmemeye çalışıyor, hoşlansa da gizlemeye çalışıyor. Anastacia öyle değil, çok güzel maşaAllah. Beni özleyip gelmesiacayip hoşuma gitti, maşaAllah.
“İyiliğin egemenliği için yine, yeniden Milli Görüş. Hay maşaAllah. Saadet Partisi İstanbul İl Kongresi, olağan kongresi. 4. Olağan İstanbul İl Kongresi’ne Selman Esmerer muhterem kardeşimiz dün buradaydı ve heyetle geldiler, maşaAllah onlar da çok değerli kardeşlerimiz, Saadet Partisi İl Başkanı Selman Esmerer. Kardeşimiz kongreye davet etti, protokolde yer ayırmışlar Allah razı olsun. Konuştuk, nasıl hoşuma gitti, aynı Erbakan Hocam, helal olsun. O kadar güzel yetiştirmiş ki Erbakan Hocamız. Kararlılığına baktım mükemmel, şevkine baktım mükemmel, heyecanı mükemmel, kültür mükemmel, görgüsü mükemmel. Götür başbakan yap yani öyle bir insan, maşaAllah aynı Erbakan Hocam. Çok hoşuma gitti. Selam ediyorum Selman Ağabeyimize, kardeşimize muhterem kardeşimize. Ne diyor? “Muhterem efendim. İyiliğin egemen olduğu yeni bir dünya mücadelemizin önemli merhalelerinden 4. olağan İstanbul İl Kongremize teşrifleriniz bizleri onurlandıracaktır” diyor. “4 Aralık 2011 Pazar günü sabah saat 10’da Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nda” Ataköy’deymiş. Bu fuarlar falan yapılıyor orası mı? Oradır herhalde tahminim. Ataköy/İstanbul’da oluyormuş, 4 Aralık 2011 Pazar saat 10:00. Biz de buradan, değerli kardeşlerimize duyurmuş oluyoruz, inşaAllah. Allah muvaffak etsin. Saadet Partisi yani Millî Selamet’in devamı olan Saadet Partisi, Türkiye’nin çimentosu olan, Türkiye’nin manevi dinamiklerinden çok önemli bir partidir. Taraftarları da dünya iyisidir. Erbakan Hocamız’ın talebeleri Büyük Birlik Partisi’nde de konuştuk akşam yâd ettik onlar da dünya iyisiler maşaAllah. Çok takvalar dedik keşke Allah nasip etse MHP ile de birleşseniz, ne güzel olur hep birlikte olsa diye. Böyle güzel temennilerde bulunduk. Milliyetçi Hareket Partisi de öyle Türkiye’nin çimentolarındandır. Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi hepsi birbirinden güzel, maşaAllah elhamdülillah. Hepsi vatan, millet için hizmet ediyorlar. Allah razı olsun. MaşaAllah.
Arda Uskan bugünlerde polislerle tanışacak inşaAllah ve öyle banyo yaptığı yere kadar kaçsa, yine bulurlar onu söyleyeyim. Alıp götürecekler merkeze, inşaAllah. Bundan sonra zannetmiyorum yani kanuna hukuka karşı tavrında yanlış bir eylemi olmaz, inşaAllah. Çok pervasız, ben konuşurum, hiçbir şey olmaz kafasındaydı, şak yakaladık. Öyle bir konu yok, inşaAllah. Hem ceza, hem tazminat, inşaAllah. İki türlü dava.
“Canımın içi sultanım, başımın tacı Hocam. Kuzenim ve benim size çok sevgimiz var Hocam. Aşkımızınen güzel ifadelerinden birkaç satır gönderiyoruz, inşaAllah. Aşk bir araçsa sana varmaya, her kahrı baş tacımdır. Ucunda sen varsın ya hayat bu ya.” Çok güzel bir şiir devam ediyor, maşaAllah.
“Selamun Aleyküm canım Hocam. Nefes kesicisiniz, maşaAllah. Bizim size olan tutkumuzdan, sevgimizden nefesimiz kesiliyor. Kendini takva zannedip akıl vermeye kalkanların da heybetinizden, imanınızdan nefesi kesiliyordur, maşaAllah. Kadınlığımızdan bezmiş bir haldeyken, doğruyu, hakikati sizden öğrenerek, ferahlamışken, bizleri kendi yanlış anlayışında boğulmuş hiçbir teyze etkileyemez canım Hocam. Bir tanemizsiniz, bir tane. O tarz teyzelere de selam” diyor.
Kardeşim şimdi o kadar mantıksızca hareket ediyor ki,başörtülü seninki bildik belli ki gidip sorsan El Kaide’ye; bunun başörtüsü tamam mı?” desen; “Hâşâ katli vacip” diyecekler ve direkt fasık ilan ederler. Parmaklık gibi bir şey var burka. Burka giymeni söyleyecekler. Burka giymezsen fasık ilan ederler. Cübbeli’ye gidersen, çarşaf giymezsen, kim bilir ne diyecektir. Çarşaf giysen de kurtaramazsın, o ayrı mesele.
DİDEM HANIM: Hocam, Bursa’dan bir kardeşimizin size bir notu var.
ADNAN OKTAR: Nedir?
DİDEM HANIM: Bursa’da, Bursa sistem sitesinde www.bursasistem.comsüresiz olarak A9’un banner yayınına yer veren Erdinç Karaçam kardeşimiz, aynı zamanda ofisinde sizin eserlerinizden oluşturduğu kütüphanesinde ofisine ziyarete gelen misafirlerine kitap hediye ediyormuş. Erdinç Karaçam kardeşimiz sizi çok sevdiğini ve hürmetlerini iletiyor.
ADNAN OKTAR: Göreyim. Başka var mı resmi?
DİDEM HANIM: Bir tek bu Hocam. Kendisi yok.
ADNAN OKTAR: Bürosunda kitaplarla resimlenmesi lazım göreceğiz. Madem bayram var, bayramın resmi olacak, inşaAllah.
Hocam buyurun.
GÜLŞAH HANIM: Tabii Hocam. Akciğerlerdeki altın orandan bahsetmek istiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Akciğerlerde bile altın oran var, maşaAllah.
GÜLŞAH HANIM: Evet Hocam. MaşaAllah. Amerikalı fizikçi B. J.West ile Doktor A. L. Goldberger 1985 ve 1987 yılları arasında bir araştırma yapıyorlar. Bu araştırmaların neticesinde akciğerdeki altın orana rastlıyorlar. Hocam normalde simetrik değil sağ ve sol bronşlar, asimetrik. Sol bronş uzun, sağ bronş kısa. Bu ikisinin birbirine oranı, yine bronşa dallanmalarda yine sol ve sağ bronşlarda kısa ve uzun şeklinde yani yine asimetrik oluyor ve 1/1.618 oranı veriyor. Yani tam altın oranı veriyor.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Akciğerde de altın oran var.
GÜLŞAH HANIM: Evet Hocam, bedenimizde her yerde, dünyanın her yerinde olduğu gibi bedenimizde de, akciğerlerimizde de altın oran var, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bilemiyorum yani nereye baksak, hayretler içinde kalıyorum,maşaAllah.İnsan okudukça bir şey bilmediğini görüyor. Çok az şey bildiğini görüyor maşaAllah.
GÜLŞAH HANIM: Hocam sizin bilginiz çok çok fazla, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İlmimiz irfanımız diyorsun. Kardeşim her halükarda insan ben lise yıllarındayken ne çok şey biliyorumdur diye düşünüyordum. Baktık hiçbir şey bilmiyormuşuz. Çok az şey biliyormuşuz. Ucu bucağı yok bilginliğin, maşaAllah.
GÜLŞAH HANIM: Sizin bir özelliğiniz olarak çok ilgimi çekiyor: Okuduğunuz veya duyduğunuz bir şeyi hiç unutmuyorsunuz. Yıllar geçse bile maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ehemmiyetli bir şey olduğunda, evet.
Kahraman Sevinç: “Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın yanağında bir ben olacağından bahsediliyor. Bununla ilgili kaç tane hadis-i şerif var?” diyor. Çok fazla hadis-i şerif var benim bildiğim en az 10 tane var.
“Rizeliyim, İstanbul’da yaşıyorum, bir yıldır nişanlıyım. Elif Birinci. Yazık bu insanlara, kardeşlerimize. Şimdi diyorlar ki, mesela ‘sana cin musallat olmuş’ diyor. Sinirleri bozuk oluyor bazen kardeşimizin bazen Allah esirgesin şizofreni başlangıcı oluyor yahut başka türlü, uykusuzluktan vesveseli oluyor. Delirtiyorlar bu cahil hocalar. ‘Yok, 3 tane cin var üstünde, yok 8 tane cin var.’ Ne kadar cin varsa tepenize tükürsün. Yani çok müşkül durumda bırakıyorlar onları. Yazık dünyanın parasını veriyor bunlara, bu fakir fukara insanlar. Mesela ona şu kadar veriyor, öbürüne şu kadar veriyor, önü arkası kesilmiyor. Yahu zaten imtihan oluyor, ona sen şefkatle yaklaşsana. Ne gerek oturup onun ızdırap duymasına vesile oluyorsun? Ve o insanın parasını alıyorsun, imkânlarını kullanıyorsun yazık günah değil mi? Elif, hiç kimseye gitmene gerek yok. Üstünde cin min falan hiçbir şey yok. Gönlün rahat olsun. Sen sadece her gün yatarken Ayet-el Kürsi’yi oku yat, zımba gibi kızsın, gayet de hiçbir şeyin yok. Sen o adamları dinleme, inşaAllah.
“You are very very wonderful man, canım Hocam. Hocam maillerimizi okurken, zaman zaman bize ettiğiniz duaların, sevginin etkisiyle, sarhoşuz canım Hocam, böyle konuşuyoruz. Can kulağıyla sizleri dinliyor, dinledikçe anlatana ve anlatılanlara hayran kalıyoruz canım Hocam. Anlatan dilleriniz sevgiyle bakan gözleriniz dert görmesin Hocam” diyor bir Hanım kardeşimiz. Hakikaten büyük bir dert bu. Birçok insan böyle alıp götürüyorlar kurşun döküyor tepesinden bilmem ne. Kardeşim kurşun kolay eriyen bir metal. Suyun içine dökersen, tabii ki çeşitli şekillere girecektir. Bayağı da tehlikeli yani tepesinden falan Allah korusun, üstüne başına dökecek falan. Bayağı deler geçer üstündeki çarşafı da çok tehlikeli iş. Perişan olmuşsun her şey görünüyor. Öyle bir şey yok, eriyen metal tabii ki suyun içinde şekil alır. Tamamen hurafe hiç aslı, astarı yok. Yapıp ettikleri boşa. Yazık günah kendilerine de ızdırap çektiriyorlar. Hep fakirdir bunu yapan insanlar, çoğu fakirdir. Yazık. Ne gerek onun yerine, bir kitap alın hediye edin. Beş kuruş vermeyin bu cinci takımına, kurşuncu takımına falan. Komik şeyler böyle bir şey yok. Allah’a teslim olacaksın, dua edeceksin. Aç Ayet-el Kürsi oku Türkçesi, Türkçe Ayet-el Kürsi oku. Oh ne güzel, Allah’a dua et, sağ yanına dön, yat. Rahatına bak. İçinde fitne fücur bırakma. Kimseye karşı öfken olmasın. Kızgın olduğun insanlar varsa, onları affet. Affetmek çok rahatlatır insanı. Öfke ve nefret insanı hasta yapar, ruh hastası olur insan. Affeden insan rahatlar. Affettikçe, üstünüzden bir ton yük kalkar. Kafanız, imanınız açılır. Düşmanınız falan olmasın, hiç kimseye düşman olmayın, öfkelenmeyin, kızgınlığı da atın. Kızgınlık çok yıpratır. Derler ya “Keskin sirke küpüne zarar verir” diye. İnsan kendine zarar verir. Onun için hep sevgi, kardeşlik, dostluk, muhabbet, ondan sonra şefkat, sevdiklerinin sayısını arttırmak, alttan almak, bağışlayıcı olmak, samimi olmak. Bunlar çok önemli. Allah samimi kullarını sever. İhlas denilen şey, samimiyet işte o. Yani candan davranmak.
SEMRA HANIM: Hocam ben böyle bir ahlakın uygulanabileceğini de pratikte yaşanabileceğini, ben sizinle tanışana kadar hiç kimsede görmemiştim. Bir ömür boyu affediciliği, sevgiyi, güzel ahlakla karşılık verilebileceğini pratikte sizde görerek öğrendim ve uygulamaya başladım. Arkadaşlarımız da aynı şekilde.
ADNAN OKTAR: Nefret çok tehlikeli kardeşim, insan aklını kaybeder Allah esirgesin. İnsan bünyesi kaldırmaz nefreti, öfkeyi, kini. İnsan zayıf yaratılmıştır. Gariban bir varlıktır yani öfke, nefret, kin, intikam hissi, delirir insan öyle, kaldıramaz. Hep şefkat, merhamet, samimiyet, iyilik, güzellik, barış onunla insan ferahlar, inşaAllah öyle güzel olur. Allah’ı sevmek, Allah’a teslim olmak, Allah’tan korkmak, tam tevekkül etmek, Allah’a kendini tamamen bırakmak bu. Güzel olan budur. Kuran’a tam uymak. Kuran’ın hükümlerine titiz davranmak, bunlar.
SEMRA HANIM:Zaten Hocam, inşaAllah siz daha iyi biliyorsunuz, Allah insanın fıtratını bu şekilde yaratmış ancak böyle rahat olabiliyor. Öteki türlü sizin dediğiniz gibi, bünyesinde bir anormallik oluşuyor, bir gariplik oluşuyor, hastalanıyor.
ADNAN OKTAR: Tabii tabii tabii. Allah vermesin. Bir de böyle hurafeci takımına mazlum kardeşlerimiz gidip teslim olmasınlar. Yok cinciymiş, yok o kurşuncuymuş yok bilmem ne. Sakın, tamamen hurafeden ibaret bir şey sakın sakın yazık günah. Bu sefer de onun acısını çekiyorlar. İki saat elin garip insanlarıyla uğraşıyorlar, onlar daha da dengelerini bozuyor. Sakın, uzak dursunlar.
Şimdi bizim astronot biraz anlatsın.
VTR-Cübbeli En Sonunda İslam Devletlerinin Birlik Olması Gerektiğini Ve Libya’ya Asıl İslam Birliği’nin Sahip Çıkması Gerektiğini Söylüyor.
DİDEM HANIM: Ebru, Ceylan ve Yasemin Hocalarımla kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah.
EBRU HANIM:Hocam, sizi yakından görmek lazım. Çok şükrediyorum sizi bu kadar yakından görebildiğime güzelliğinizi.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah. Dünyalar güzeli bir ayet söyle.
YASEMİN HANIM: Ahzab Suresi’nin ilk ayetlerini okuyayım, inşaAllah. Bu ayetlere Hocam inşaAllah, Allah Peygamberimiz (s.a.v.)’e kafirlere ve münafıklara itaat etmemesini, yalnızca Kuran’a uymasını vahyediyor. Anlamını da söyleyeyim inşaAllah.
Rahman Rahim olan Allah’ın Adıyla, Şeytandan Allah’a Sığınırım;
“Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. ‘Habir’ maşaAllah. Ne kadar güzel okuyorsun Kuran’ı. Bak hasut herif dün diyor ki; “Tecvidinde hata var” diyor. Seninle biz konuşsak, Türkçeyi konuşurken de her insan illaki hata yapar. Biz Cenab-ı Allah’a dua ediyoruz. Dua ederken, herkes kendi şivesiyle dua eder. Mesela Karadeniz’de Karadeniz şivesiyle, Tokat’ta Tokat şivesiyle. Cenab-ı Allah, onun ne demek istediğini anlar. Şimdi “Duan olmadı”denir mi? Denmez. Mesela hakim, hakimin huzuruna çıktı mı doğulu bir insan ne der? “Hakimin huzuruna çıktı” der. Cenab-ı Allah onu anlıyor. Orada kast edilen ney ise, o odur. Onun dışında “yok tecvidi bozuk, yok anlamı bozuk.” Böyle bir medrese mantığı, çok geçmişte kalmıştır ve çok yanlıştır. Rekabetçi kafada medresede öğrenciler arasında, kendi kafalarına göre ilkel diye tabir edilen bir yarış olurmuş bazen. Şu anda da biraz vardır bir parça, onun etkisiyle bu sözler söylenir. “Alemlerin Rabbine hamd olsun.” Öbürü der ki mesela “Alemlerin Rabbine hamd olsun.” Aynısı, inşaAllah.
CEYLAN HANIM:Hocam tam insanın vicdanını rahatlatacak şekilde çok güzel açıklıyorsunuz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, elhamdülillah. Sebe Suresi 11,şeytandan Allah’a sığınırım;
"Geniş zırhlar yap.”Demek ki her dönemde savunma önemli. Şu an tanklar, kaleler hep, geniş zırhlarla donatılmış durumda, değil mi? Mesela Güneydoğu’da büyük bir ihtiyaç zırh, geniş zırh. “Düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim’ (diye vahyettik).”Bu düzenli bir biçimin oluşmasını yine Allah meydana getirir, kulunu vesile eder. Burada da Allah teknolojiye dikkat çekiyor. Teknolojik aletleri görüyorsunuz, jilet gibi, teknik parçalar, müthiş düzgün. Hepsi düzenli biçimde meydana geliyor. Mesela evde bakıyorum televizyon var, Allah yaratmış, hayret içinde kalıyorum. Düşünüyorum da, kalem yaratıyor, radyo yaratıyor, televizyon yaratıyor, alenen gösteriyor bizleler. Yani Allah’ın varlığının delili o kadar net ki. Televizyon yaratmış, radyo yaratmış. Yani adam diyor ki daha hala haşa“Allah var mı, yok mu?” Kardeşim şimdi senin karşında, bilgisayar yaratmış, musluk yaratıyor su akıyor oradan. Muslukta su yaratıyor. Her şey orijinal, olağanüstü ve harika. Buna rağmen inanmayan insanlar yaratıyor Allah, bu da şaşırtıcı yaniimtihanın bir gereği oluyor.
Fakat düşündüm, diyorum ben her zaman Fashion TV’yi seyrederim, oradaki hanımlara baktım bir kısmı hakikaten biraz süratli yaşlanmışlar. Daha önce ben onları tanıyorum bayağı güzel hanımlardı, bayağı çökmüşler. Fakat Allah’ı anmama da ısrar ediyorlar. Ama nasıl ibret hale gelmiş o yaşlılık. Yaşlılık neyi anlatıyor biliyor musunuz? Ölüm, adım adım bu adamın üstüne geliyor, bayağı bir yol kat etti, kat ettiği yolu görüyorsunuz, az bir şey kaldı. Anlamı bu. Ölüm mükerrer olarak Allah tarafından bize hatırlatılıyor. Mesela baktım toplantıda tirit gibi bir adam, kafasına kovboy şapkası giymiş aralarda geziniyor. Benim kanaatim gıcık oluyordur birçoğu o adama. Çünkü Allah aklından geçmiyor belli. Daha hala uçuyor, daha hala havalarda. Bir dahaki sene toplantıda onu görüyorlar mı? Yok. Toprağın altında. Hep ona şaşıyorum, mesela birçoğunun hastalığı var. Kiminin beli ağrıyor, ilaç alıyor bel fıtığı var ameliyatı bekliyor, kiminde boyun fıtığı var, kiminin böbreğinde rahatsızlık var, kimi tansiyon hastası, her an ölümden korkuyor. Tansiyon düşmesiyle ilgili hastalığı oluyor, tansiyonu düşüp, şoke girip ölebilir, tansiyonu çıkıp, iç organlarını parçalayıp ölebilir. Durduk yere ölme ihtimali var. Yaşlı hanımların, birçok yaşlı hanımın ölüme ve yaşlılığa karşı direndiğini görüyorum. Ama zavallıca, acizce direndiğini görüyorum. Halbuki adım adım üstüne geliyor belli. Üstüne çökmüş ölüm. Yani “seni öldüreceğim” diyor gelişen sistem, görülüyor. Bıraksana kendini Allah’a, teslim olsana Allah’a. Çok kısa bir süren kalmış. Düşünsene ne kadar harika şeyler yaratıyor, birbirinden güzel şeyler yaratıyor. İnsan kendini Allah’a bırakmaz mı, değil mi? Onun için yaşlılık o kadar harika bir şey ki, bugün onu düşündüm. Çok ibret verecek bir olay insana. Çünkü şimdi hatırlatıcı olmak açısından, ölümü hatırlatmak açısından müthiş etkisi var. Mesela yaşlı adama baktığında “ölüm yakın” diyor. Gencin, pek aklına gelmiyor, halbuki en çok da gençler ölüyor. Ama gencin aklına gelmiyor, fakat yaşlı o kadar çok ki, her yerde geziniyor yaşlılar. Yaşlılar, insanlara sürekli ölümü hatırlatıyor. Onun için bazı insanlar yaşlılardan pek hoşlanmıyor. Onları hemen düşkünler evine kapatmak, gözden ırak olsun diye, isterler, evlerinde yaşlı istemezler. Çünkü yaşlıya baktığında aklına ilk getirdiği şey; ölüm. Ölüm de neşesini kaçırıyor. Ne onlarla ilgili bir konu duymak istiyor, ne de yaşlı bir insanı görmek istiyor. Kakara kikiri, sambacı tavır istiyor. Ama buna rağmen kurtulabiliyor mu? Yine kurtulamıyor. Yerde bir böcek ölüsü bile görse, ölüm aklına geliyor. İnsanların en çok akılına gelen ve insanların büyük bölümünü en çok rahatsız eden şey ölümdür. Bir türlü ondan kendilerini kurtaramazlar. Sabah kalkar kalkmaz ilk akılına gelen ölümdür, yatmadan önce de yine aklına hep ölüm gelir. Ağzının da tadını sürekli kaçırır. Allah’a ben nasıl şükrediyorum, ne kadar mükemmel sistem kurmuş. Ölüm olmasa insanlar kim bilir ne yaparlardı. Büyük bölümü kim bilir ne yapardı? Yaşlılık olmasaydı, kim bilir ne yaparlardı? Mesela kalbinde bir ekstrasistol oluyor; kalbin iki kere üst üste çarpması birçok insanda olur, gençlerde olur özellikle. Otuz, otuz beş yaşa kadar rastlanan bir şey. Ani kalpte vuruşlar. O mesela ölümü hatırlatır. Çünkü kalbin birden dengesi de bozulabilir aslında. Mesela ekstrasistol vurur ama toparlayamaz kalp kendini, küt gidebilir insan. O da ölümü hatırlatmak açısından çok önemli oluyor. Mesela trafikte gidiyor, yine sürekli ölüm korkusu. Mesela emniyet kemerini bağlıyor güvenlik için arabada. Nedir bu? Ölümü durdurabilme amacıyla yapılıyor. Ölümün şiddetini, ölümün süratini azaltmak için. Yinede yaralanma olur ama net ölüm olmasa hiç olmazsa gibisinden yahut boynu kırılmasın gibisinden, emniyet kemeri takılıyor. Emniyet kemerini takan adamın aklına ölümün gelmemesi mümkün mü? Araba bir süratleniyor, yine aklına ölüm geliyor. Her yerde, ölüm onun hatırlatıcı öğretmeni olarak karşısında duruyor. Onun için o kadar beğeniyorum ki Cenab-ı Allah’ın sistemini, haşa, benim haddime değil ama ne kadar mükemmel sistem kurmuş, elhamdülillah maşaAllah, ne kusursuz. Mesela yaşlılık mükemmel.
Fashion TV’nin sahibi bir adam var, kilolu. Ne onun ismi? Michael Adams. Yüzünde hasta bir ifade var, rahatsız bir ifade var. Ama mesela orada Çinlilerle falan kadeh kaldırıyor. Şimdi bayağı kilolu bir insan, hasta olduğu anlaşılıyor yüzünden. Alıyor viski bardağını. İçsen onu, viskiyi içsen, tansiyonu acayip tetiklenir. Bir anda en az 3 puan, 4 puan fark eder. Çok tehlikeli bir şey. Sana mı kaldı elin Japonlarını eğlendirmek? Ne zorun var? Çok tehlikeli, her an ölebilir. Bünyesinden anlaşılıyor, yüzündeki ifade mask haline gelmiş, çok durgunlaşmış yüzündeki ifade. Mesela gençler hakikaten kakara kikiri eğleniyorlar. O onlara uyamıyor, zor yürüyor, zor konuşuyor. Ölümün gölgesi üzerine gelmiş. Etrafındakiler de onu fark ediyordur. Genç bir kadınla evlenmiş, Japon gibi bir kadınla. Arada tabii müthiş bir tezat meydana geliyor. İnsan acıyor işin doğrusu. Allah’ı anmasını, Allah’a teslim olmasını istiyor. Programı yapıyorsun, “Allah’a hamd olsun” de. Bu tip şeyler yapmış olsan da,“Allah’a hamd olsun, Allah’a çok şükür” de, altına yaz. Ne güzel olur. “Allah ne güzel yaratmış” de. Seni kim engelleyecek, ne olur? Mesela güzel manzaralar gösteriyor, “Allah’a hamd olsun” de. Allah’ı hatırlat. Çok şahane olur, beğenilecek bir şey olur. Fakat yapmıyorlar. Mutluluk sebebidir Allah’ın anılması aynı zamanda, kalbe ferahlıktır. Ama imtihan olarak Cenab-ı Allah böyle süreçten de insanları geçiriyor. Botoks yapmış yaşlı teyzeler geliyor. Suratları kasılmış, gülmeye çalışıyor gülemiyor botoksun etkisiyle. Yüzünde anlamsız bir ifade oluşuyor. Göz kasları felç olduğu için, gülecek hali yok. Böyle anlamsız, mat bir yüz oluşmuş. Bir kişi, iki kişi de değil, çok fazla bunu yaptıran var. Çok ürkütücü bir görünüm meydana geliyor. İnsan daha da acıyor. Onların ölüme ve yaşlılığa böyle direnmeleri ama çaresizce direnmeleri ve ölümün de bu kadar süratli üstlerine doğru gelmesi, çok ibret vesilesi oluyor. Halbuki hepsi Allah’ı ansalar, coşkuyla Allah’ı sevseler, görünüm çok çok güzel olur, çok hoş olur. Ben eğlenmesin demiyorum, eğlensin, yine eğlensin ama Allah’ı an. Şık giyin, Allah’ı an. Allah sana veriyor o imkanı.
Beni rahatsız eden bir olay oldu. Bitki besini var, yeşil renkli. Şunlara gazoz gibi veriyim dedim coşsunlar. Yanlış yapmışız. Gariplerimin boynu büküldü, fazla gelmiş. Artık dedim büyük hata yaptık. Şimdi bu yeni nesil var, onda çok uyanığım, çok dikkatliyim. Aman aman bir damladan fazla yok. En fazla bir damla. Bazen iyilik yapıyım derken insan yanlışlıkla kötülük de yapabiliyor, yanlış bir şey de yapabiliyor. Bayağı kurtarmaya çalıştım, yapraklarını aldım ama yok yani, komaya girdi fasulyeler. Bir şey yapamadım. Hakikaten çok uğraştım ama. Fakat bu yeni ekip iyi inşaAllah, gidişatı iyi. Üç ayrı küçük saksıdalar, inşaAllah. Bugün sularını yine verdim, fazla su vermeye de gelmiyor dikkatli olmak gerekiyor. Isıya da dikkat etmek gerekiyor. Onların o yeni filiz vermesi ne şeker. En uçlarından köfte gibi geliyor böyle çocuk tazeliği var, çok tatlılığı var. Yavaş yavaş açıyor böyle kocaman oluyor. Aslında bayağı gelişmişti fakat çok nazenin varlıklar. Orada da insan ölümü anıyor. Işık biraz fazla geldi orada, onda da yaprakları kurudu. Yani yeşil duruyordu, baktık kuru bir yeşil olmuş, ölmüşler. Fakat uç, filiz kısımları canlıydı bu sefer de fenni gübre verince gittiler. Bizim gayretimiz bir şeyi değiştirmiyor. Kaderleri öyle, inşaAllah. Orada da ölüm akla geliyor mesela. Hem doğum hem ölüm görülmüş oluyor. Şimdi domates biber de yetiştireceğim. Ben domatesi çok seviyorum. Onun yapraklarına elimi sürüyorum, hoş bir kokusu var domatesin. Ama çok şeker bir şey ya, çocukluğumdan beri bayılırım ben ona. Bir de biberin, topluca taze toplanmış biber şahane kokuyor.
Bizim astronotumuzu dinleyelim biraz.
VTR-Cübbeli, İçinde Yaşadığımız Ahir Zamanda Konuşulacak En Önemli Konulardan Birinin, Hz. Mehdi (a.s) Konusu Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “Radikal’in evrim tutkusu’, Radikal, habere bakın. Şimdi can çekişirken, çok ıstırap duyuyorlar tabii, çok çırpınıyorlar. Mesela bir danayı da kestiklerinde, omuriliğine geldiğinde ne yapıyor hayvan, acayip debeleniyor, zannedersin canlı. Şimdi arkadaşlarımızı benzetmek gibi olmasın haşa huzurdan, dana kesilirken meydana gelen o, panik atak reaksiyonlarını andırıyor, inşaAllah. Benim bunları böyle yamultacağımı hiç tahmin etmediler. “Zaten evrim yıkılmaz ki” diyorlardı, zaten bitmiş. Bütün üniversiteler, bir de onun havasına girmişlerdi. Entel-dantel maydanoz havasına, acayip uçuyorlardı, bir tane koyduk, gökte yıldızları saymaya başladılar, zınk diye oturdular. Daha hala nasıl yaptık bu işi, bir türlü anlayamıyorlar. Şeytan sizinle dalga geçti, dalga geçti sizinle. Küçük düştünüz, oyuna geldiniz. Tesadüfen, insan olur mu, tesadüflerle? Portakal, mandalinalar, kediler, köpekler, kuşlar, bu muazzam evren tesadüfen olur mu? Tam renkli görüntü görüyorsun beyninin içinde, bu tesadüfen olur mu? Meyvenin tadını alıyorsun, portakalın tadını alıyorsun, kokusunu alıyorsun. Kokuyu alan biri var, görüntüyü gören biri var, tesadüfen olur mu bunlar? Bu kadarcık kolay bir şeyi nasıl akıl edemediniz siz. Nasıl bu hale geldiniz? Daha hala koskoca herifler çırpınıyorlar.
EBRU HANIM:Hocam o yüzden bütün dünyada deprem, tufan, ani baskın hep şok ifadeleri ile bahsettiler, ilk Atlas’ı gönderdiğinizde.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Öyle de hoşuma gidiyor ki bunlar bağırdıkça. Onlar ciyakladıkça biz vuruyoruz, onlar ciyakladıkça biz vuruyoruz. İlk üç gün, sesleri çıkmadı. İlk Fransa’da vurduk, elhamdülillah, dedik “bunlara ne oldu.” Üçüncü günden sonra feryatlar kopmaya başladı. “Gökten felaket yağıyor”, diyor felaket. “300 yıllık kültürümüzü, bir gecede yıktı” diyor, atana rahmet Hocam. Eline ayaklarına sağlık maşaAllah. Kodun mu oturtturuyorsun, vurdu mu hoplatıyorsun, helal olsun. İfadeye bak beni delirtiyorlar;“300 yıllık kültürümüzü bir gecede yok etti”diyor. “Deprem” diyor, deprem diye başlık attılar. Şahane, maşaAllah. Onlardaki üslup de hoşuma gidiyor, maşaAllah.
DİDEM HANIM: Hocam sizin Fransa’da Darwinist panik diye bir siteniz var, o sitede bütün Fransa basınında çıkan bu haberleri görebilir kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: Fransa’da Darwinist panik videosu. Tamam seyredelim.
VTR-Darwinist Basında, Yaratılış Atlası Paniği
ADNAN OKTAR: “Ben Hollanda’dan Esra. Babam sizin sitenizi buradaki bir gazeteye ilan verdi. Bu gazete 55 bin aileye her hafta dağıtılıyor. Sizden izin almadan ilan verdiğim için, hakkınızı helal edin” diyor. Niye ki? Zaten güzellik, iyilik yapmışsınız. Benim kitaplarımı okumak için izin mi gerekiyor? Öyle bir şey olur mu? İstediğiniz gibi çoğaltırsınız, dağıtırsınız, okursunuz. Serbest. “Yazın ailecek geldik Hocamızla görüşmek için, fakat nasip olmadı. İnşaAllah, bir dahaki sefere geleceğiz” diyor. Tamam, inşaAllah.
“30 saattir uykusuzum ama sizi izlemeden uyumak istemiyorum aslan Hocam” diyor. Muharrem kardeşimiz.
Nedenni rumuzlu kişi Twitter’da sormuş. “Tesettür bir tercih midir? Yoksa gerekli midir?” diyor. Bunu bana siz kaç defa sordunuz, kaç defa cevap verdim. Ben şaşıyorum buna. Namaz 5 vakittir, 5 vakit farzdır. Sünnetleriyle eda edilir. Tesettür Nur Suresi’nde, Ahzab Suresi’nde vardır ama bir kısım insanlar, kendilerine göre o ayeti başka türlü yorumlayabilir. Ben ona da saygı duyarım. Ben farz olduğuna inanıyorum ama bir kısım kardeşlerimiz de, başka türlü yorumluyorlar. Onlara da saygı duyuyorum ben. Veyahut farz olduğunu bilir de, nefsinin imkanı yoktur, yani nefsi ona imkan vermez, başörtüsüne veya tesettüre, tam gereği gibi riayet etmeyebilir. Ben ona da saygı duyarım, inşaAllah.
“Hocam maşaAllah. Şuan ailecek sizi izliyoruz. Sizi çok seviyoruz, maşaAllah. Erhan Güner” diyor.
Bunlar yurtta, “Hocam, yurtta topluca, arkadaşlarla hep beraber sizi seyrediyoruz Hocam” diyor. MaşaAllah. Diyor ki; “Tamam ondandır. İliksizlerle aynı yerde olmaktan, ilikleri çekilmiş olabilir” diyor.
”Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam. MaşaAllah, çok yakışıklı görünüyorsunuz. Size siyah renk ayrı bir yakışıyor” diyor. MaşaAllah. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.” Bir bayan olarak, dünyada zor bir ortamda yaşıyoruz. Karşınızdaki birbirinden güzel hanımefendiler ne kadar nasipli, maşaAllah. Gıpta ediyorum. Bakımlarına, neşelerine ve güzelliklerine gıpta ediyorum. Hocam bir ricam olacak, Hz. Mehdi (a.s)’ın çektiği çilerle ilgili hadis-i şerifleri hatırlatır mısınız? İmanımızın nuru inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)’ı tanımamıza vesile olur Hocam. Nurdan Saklıarar.”
“Ah göz bebeğimiz canım Hocam” diyor.“Ne güzel söylediniz, affetmekle ilgili. Adeta vurgun yedik. Evet, dediğiniz gibi affetmek insanı nasıl da rahatlatıyor. Kin insanı yiyip bitiriyor” diyor. “Canım Hocam. Önceden bildiğimiz bir kelime bize tesir etmezken, mübarek azınızdan çıkınca, bizde deprem etkisi oluşturuyor. Onunla hemen amel etmek için can atıyoruz, inşaAllah. Ey bizi güzel ahlaka doğru harekete geçiren canım Hocam” diyor. MaşaAllah. Erdinç Demirezan. Erdinç, ehl-i sünnet itikadında da, Şia’da da namaz; 5 vakittir. Bu değişecek bir husus değil, çok açık. Kuran ayetiyle sabittir, hadislerle de sabittir. Aynı şeyi bana sürekli sorup duruyorsunuz, bu sabit bir konudur, inşaAllah.
“Selam çok sevgili, çok saygı değer, canımın içi, biricik canım Hocam. Sizi görmeden eksik hissediyorum kendimi adeta. Çok şükür Allah’ıma her gün görebiliyoruz sizi. Bir de bize şahsınızla Allah tekrar görüşmeyi nasip eder, inşaAllah. Allah Türk İslam Birliği’ni hep beraber görmeyi nasip eder, inşaAllah. Az kaldı Hocam, çok heyecanla bekliyoruz” diyor.
“Araf Suresi 194-195 ayetlerini açıklayabilir misiniz?” diyor. Evet, çok ilginç. Tamam, o ayeti detaylı olarak inceleyelim. Merve Yıldız yazmış.
Murat Gürcan, Amerika’dan yazıyor. “Muhterem Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Her gün sohbetlerinizde kendimize yönelik mesajlar alıyoruz, şükürler olsun. Hocam her akşam nasihatlerde bulunabilir misiniz? Allah (c.c) Her zaman yar ve yardımcınız olsun. Avukat Osman Aydıner” diyor.
“Hocam cinler kesin vardır ve insanlara musallat olur. Siz olmaz diyorsunuz sanırım. Gerçek dışı mı?” diyor. Yok, insana cin musallat olmaz. Bazı dinsiz imansız takımına musallat olur. Onlar da zaten gerektiği için oluyor, inşaAllah. Müslüman’a musallat olmaz.
“Canım Hocam, ölümü çok güzel anlattınız. Ölümün ve ihtiyarlığın bir nimet olduğunu hiç düşünmedik. MaşaAllah harikasınız. Kelimeler ağzınızdan gönüllerimize işleyen nameler gibi çıkıyor” diyor. MaşaAllah. Eğer bu bütün mesajları okumaya kalkarsam ben, sabah olur herhalde. MaşaAllah, çok fazla mesaj var.
Hocam buyurun.
DİDEM HANIM: İnşaAllah, estağfurullah Hocam. Serdar Turgut bugün, iddia edilen iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile ilgi bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR: Ne diyor özetle?
DİDEM HANIM: Siz yıllardır Osmanlı’nın çöküşünden Kürt kardeşlerimize yapılan zulme kadar, Türkiye’yi karıştıran tüm olayların ardına iddia edilen Ergenekon terör örgütü olduğunu anlatıyorsunuz. Serdar Turgut; “İddia edilen Ergenekon terör örgütünün çok eskilere dayalı bir yapılanması olduğunu” belirterek,“geçmişte işlenen bütün cinayetlerin, sağ sol kavgalarının, darbelerin, 28 Şubat’ın, Fethullah Hocamız’ın sürgün edilmesinin, hatta Dersim olaylarının arkasında bile iddia edilen Ergenekon terör örgütünün olduğunu” belirten bir yazı yazmış bugün.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Serdar Turgut maşaAllah bayağı iyi gidiyor. Bir o dikkatimi çekiyor, bir de bizim Yiğit Bulut. O da çok delikanlı, maşaAllah.
"Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Bu gaybetin (Hz. Mehdi (a.s)’ın) yani gaybetin sahibinde” yani Hz. Mehdi (a.s)’da “dört peygamberin sünneti vardır. Dedim ki: "Hz. Yusuf'un sünneti nedir?" Buyurdu ki: "Zindan ve gaybet.”Yani Hz. Mehdi (a.s) hapse girecek. Kaderinde var. Peygamberimiz(s.a.v.)’in hadisi.
“İmam Zeyn-ul Abidin Aleyhi'sselâm şöyle buyurmuştur: ‘Bizim Kaim'imiz (Mehdi) ile Allah'ın resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır.’”Yani ‘Peygamberlerle benzerlikler vardır’ diyor Hz. “Mehdi(a.s)’ın.Hz. Nuh (a.s), Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. İsa (a.s), Eyyub (a.s) ve Muhammed sallâ'llâhu aleyhi ve alih peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Hz. Nuh (a.s) ile uzun ömürlü olmasında.Yani yaş ortalamasına göre daha uzun yaşayacak, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s)’ın ilerleyen yaşlarına göre daha uzun ömürlü olacağı başka hadislerde de bildirilmiştir. Hz. İbrahim (a.s) ile doğumunun gizli olması” yani Hz. Mehdi (a.s) evde doğuyor. Gizli oluyor, “ve halktan uzak durmasında; Hz. Musa (a.s) ile korku hali yani sürekli korku içerisinde yaşamasında ve halktan uzak durmaya mecbur olmasında Hz. Musa (a.s)’a benzer” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “ve gaybette yaşamasında da aynı şekilde Hz. Musa’ya benzer” diyor. “Hz. İsa (a.s) ile halkın onun hakkındaki ihtilafa düşmesi. Hz İsa (a.s) gibi ihtilafa düşeceklerdir. Hani diyorlar ya “insanların bir kısmı Hz İsa (a.s) gelecek, bir kısmı öldü” diyorlar. Müslümanlar ne diyorlar? “Gelecek” diyorlar ama bir kısım insanlar da “öldü, gelmeyecek” diyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’da da diyor böyle ihtilaf olacak diyor. Bir kısım insanlar diyecek ki ‘gelecek’, bir kısmı da “’öldü gelmeyecek’ diyecekler” diyor. Bu yönde de Hz. İsa (a.s)’a benzer diyor, ihtilaf olması konusunda. “Hz. Eyyub’a benzemesi de beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde”‘Hz. Eyyub gibi ona da belalar gelecek’ diyor. “Ama kurtuluş gelecek arkasından” diyor. Ancak Hz. Eyyub gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden kurtulacağı belirtiliyor.Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzemesi yönü de, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in mübarek sancağı, kılcı ve hırkasının, Hz. Mehdi (a.s)’ın yanında olmasıdır. Çünkü sağ elinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağı oluyor, belinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in kılıcını kuşanmış olacak teberrüken, hırkası da üstünde olacak. Hırkası tamir edildi Peygamberimiz (s.a.v.)‘in. Çok manidardır bu. İlk defa 1400 yıl sonra giyilecek hale geldi hırkası. Yani normalde dağılıyor hırkası, giyilecek hale getirildi. Kılıcı zaten şu an hazır duruyor, sancağı hiç açılmamış durumda. O yönüyle de Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzer diyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) kılıcı kuşanmıştı. Bayrak da elindeydi, sancak. “Aynı Peygamberimiz (s.a.v.) gibi sancağı da alacak, kılıcı kuşanacak, hırkasını da aynı şekilde giyecek” diyor. Bunu diyen kim? Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor;“Benim hırkamı giyecek, kılıcımı kuşanacak, bayrağımı tutacak. Bayrak onda olacak” diyor, inşaAllah.
Tevrat’ta çok detaylı geçiyor. Onu da biraz sonra okuruz. Tamam, şimdi biraz Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ı dinleyelim.
VTR-Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Sayın Adnan Oktar’a Hediye Ettiği Asanın Silsilesini Anlatıyor.
DİDEM HANIM: Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Aylin, Ece ve Feza Hocam bizlerle birlikte.
ADNAN OKTAR: Bu ballar, bu güzeller, bu dünya tatlıları, çok eski talebelerim. Kaç yıllık?
ECE HANIM: 23 yıllık Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kaç yıllık?
FEZA HANIM:22 yıldır Hocam.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah maşaAllah. Kaç yıllık?
AYLİN HANIM:20 yıl Hocam.
ECE HANIM:Allah çok şerefli bir hayat nasip etti sizinle birlikte, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Diyor ki Tevrat’ta, Musevi alim Yafet İbn Ali Tevrat derslerinde; “İlk olarak, Mesih (Hz. Mehdi (a.s))ancak uzun ve zorlu denemeler sonrasında en yüksek makama ulaşacaktır;” uzun ve zorlu kaç yıl? 40 yıl. “Allah onu deneyecek” diyor, “ve zorlu” acılar var, çileler var. “Sonrasında en yüksek makama ulaşacaktır;”hateme velayet, hateme veli; en yüksek makama ulaşacaktır, “ve ikincisi, bu denemeler ona bir tür işaret olarak gönderilecek“ Allah tarafından, “ve böylece (Hz. Mehdi (a.s))belalarla kuşatılmışken, davranışlarında saflığını koruduğunu gördüğünde”,yani dürüstlüğünü, iyi niyetini, metanetini, akılcılığını, Allah’a, kitaba bağlılığını gördüğünde, “Mesih (Hz. Mehdi (a.s)) kendisinin beklenilen şahıs olduğunu anlayabilecektir” diyor. Yani ‘bu kadar çilenin bu kadar acının hikmetini gördüğünde, o zaman bizzat kendisi anlayacak’ diyor.
Abkath Rokel adlı eserde, Kral Mesih’in çok eski bir kitap olan Pesikta’da Kral Mesih’in yani Hz. Mehdi (a.s)’ın acı çekmesiyle ilgili, özel bir bölüm var orada anlatılıyor.
“Allah dünyayı yarattığında, Yüce Arşından” Cenab-ı Allah Yüce Arşından, Kuran’da da var ya, Yüce Arş,“Mesih’i bir varlık olarak var etti.” Önce kainatın yaratılışında “Mesih’i bir varlık olarak var etti.” Zer aleminde ilk önce yaratıyor. “Ona şöyle söyledi Allah: “Benim oğullarımı [kullarımı] 6000 yıl sonra iyileştirip, kurtaracak mısın?” Bak 6000 yıl sonra. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “5600 yıl geçti” diyor. Şu an o 6 bin yıl, bitti. Yedinci bin yıla girdik, inşaAllah. Bak “Benim kullarımı 6000 yıl sonra iyileştirip, kurtaracak mısın? Kral Mesih de” yani Hz. Mehdi (a.s) “Allah’a cevap verdi, ‘Evet yapacağım ya Rabbi!.’ Daha sonra Allah ona dedi ki: “Sonra onların eziyetlere” insanların eziyetlerine“sabredecek misin?” Tevrat’ta örnek vermişler, delil vermişler. Delil şudur diyor: “Acılarımızı o yüklendi’” diyor. Yani bütün insanların acılarını o yüklendi. Yeşaya, 53:4. “Mesih, Cenab-ı Allah'a cevap verdi; ‘Ya Rabbi, bütün bu çilelere sevinçle sabredeceğim.’” Allah’a söz veriyor, zer aleminde. Bakın “sevinçle sabredeceğim.” Zohar bölümü, 2:212
Haham Moses Haddarshan da der ki: “Mesih de, aşkından dolayı” Allah aşkından dolayı“tüm bu acıları ve sıkıntıları üzerine aldı” diyor. Bak, “tüm bu acı ve sıkıntıları Allah aşkıyla üzerine aldı” diyor. “Çünkü Yeşaya 53’te şöyle yazılmıştır; ‘O baskı görüp eziyet çekti.’” Tevrat’ta geçiyor, bakın 3000 yıl öncesinden, Hz. Mehdi (a.s)’ın çekeceği çile belirtiliyor.
ECE HANIM:Hocam sizin vesilenizle ortaya çıkardık, Tevrat’ta yazan bu Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili konuları, Kral Mesih konusunu.
ADNAN OKTAR: “Davutoğlu’nun geleceği dönemde” yani Hz. Mehdi (a.s), Tevrat’ta Davutoğlu olarak geçer. Zaten Hz. Davut (a.s) soyundandır Hz. Mehdi (a.s). Hz. Ali (r.a)’da, Hz. Davud (a.s) soyundandı. Hz. Ali (r.a)’ın evlatlarından, Hz. Davut (a.s) soyundan Peygamberimiz (s.a.v.). “Davud oğlunun geleceği dönemde, yiğit adamlar şehirden şehre dönüp dolaşacaklar, fakat onlara iyilik gösterilmeyecek.” Hz. Mehdi (a.s) talebeleri şehirden şehre dolaşacaklar fakat onlara iyilik gösterilmeyecek. “Günahtan korkanlardan nefret edilecek” yani Müslümanlardan nefret edilecek “ve fıkıh alimlerine iftira edilecek. Gerçek mevcut olmayacak.” Ve ‘alim kalmayacak’ diyor. Acharei Mot:36, 213.cümle. Bakın 3000 yıllık eserde geçiyor, inşaAllah.
Yeşaya 53:3’de, Hz. Mehdi (a.s)’ın çekeceği çileler anlatılıyor:
“İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, ona değer vermedik” diyor. Hz. Mehdi (a.s) başlangıçta böyledir, bilinmeyecek. Yeşaya bölümü, 53:3
“O baskı görüp eziyet çektiyse de, ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi,hiç ağzını açmadı” diyor. Hiç çıtını çıkarmadı diyor çektiği çilelere. Yani yaygara yapar ya insanlar, ‘hiç sesini çıkarmadı’ diyor. Yeşaya 53:5 ve 7.
“Uluslar sana boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol” diyor Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’a. “Kardeşlerin sana itaat etsin. Sana lanet edenlere lanet olsun,” diyor Cenab-ı Allah Tevrat’ta.‘Hz. Mehdi (a.s)’a lanet edenlere Allah lanet etsin, lanet olsun’ diyor. Allah lanet ediyor onlara. Hz. Mehdi (a.s)’a lanet edenlere, Allah lanet ediyor. “Seni kutsayanlar kutsansın.” ‘Seni kutsal kılanları da, Allah kutsal kılacak onları’ diyor.
“Mesih için şöyle yazılmıştır” Hz. Mehdi (a.s) için; “Rabbin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu, Hz. Mehdi (a.s)’ın üzerinde olacak. Bu O'nun [Allah'ın]” ona” Hz. Mehdi (a.s)'a“salih işler ve cendere gibi sıkıntılar yüklediğini öğretir.” ‘Cendere gibi sıkıntılarla imtihan olacak’ diyor Hz. Mehdi (a.s), Allah tarafından. Bakın cendere gibi sıkıntılar. Talmud, Sanhedrin 93b.
“Bir imtihanın ardından bir başka imtihan gelecek" diyor (Talmud, Kethuboth 112b) diyor Talmud’ta. ‘Sürekli belalar devam edecek’ diyor, inşaAllah.
"İnsanlar beni küçümsüyor" diyor Hz. Mehdi (a.s). "Halk hor görüyor. Beni gören herkes alay ediyor, gülüp baş sallayarak diyorlar ki; 'Sırtını Rabbe dayadı. Kurtarsın bakalım Allah onu' diyecekler" diyor. "Köpekler kuşatacak” diyor Hz. Mehdi (a.s)'ı, köpekler sürüsü. "Kötüler sürüsü çevresini saracak" diyor. Bak "Köpekler kuşatacak etrafını, kötüler sürüsü etrafını saracak." diyor Mezmurlar 22:11'de.
"Sıkıntılar yanı başındadır" diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın, inşaAllah. "Hz. Mehdi (a.s) diyor ki;" Cenab-ı Allah onun dilinden açıklıyor. "O'dur öcümü alan" diyor "Halkları bana bağımlı kılan" insanları bana bağlayacak olan Allah'tır, "düşmanlarımdan kurtarır, baş kaldıranlardan üstün kılar, beni zorbaların elinden Allah alır" diyor, inşaAllah. "Bunun için Sana şükredeceğim Ya Rab, adını ilahiler ile öveceğim Ya Rab." MaşaAllah. Bakın diyor ki; "Küstahlar, yalanlarla beni lekelemeye çalıştı" diyor Hz. Mehdi (a.s). Bakın "Küstahlar, yalanlarla beni lekelemeye çalıştı" diyor. "Ben bütün yüreğimle Senin koşullarına uyarım” diyor "İyi oldu acı çekmem” diyor Hz. Mehdi (a.s). "Çünkü kurallarını öğreniyorum" diyor. Seviniyor Allah'ın çile vermesine, acı çektirmesine. "Utansın küstahlar" diyor "beni yalan yere suçladıkları için”diyor, yine Tevrat'ta. Bakın "Utansın küstahlar, beni yalan yere suçladıkları için" diyor. Bana diyorlar ki; "Niye hakaret ediyorsun, niye ağır konuşuyorsun, niye?" Bak Tevrat'ın hükmü bu. "Küstah" diyor Allah alçaklara. İnşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) diyor ki; "Kurtar beni. Çünkü Seninim, Ya Rabbi Seninim" diyor, "Senin koşullarına, Senin şeriatına yöneldim" diyor "Senin hükümlerine yöneldim. Kötüler beni yok etmeyi beklerken, ben Senin öğütlerini inceliyorum" diyor. Yani "Allah'ın hükümlerini inceliyorum, onları okuyorum, onları dinliyorum" diyor. "Kötülerde beni yok etmek için uğraşıyorlar" diyor "Yok yere zulmediyor bana önderler" diyor. Yani bazı görevliler, bazı ileri gelenler "yok yere bana zulmediyorlar" diyor. "Yüreğim Senin sözünle titrer." ‘Allah'ın hükümleriyle titrer’ diyor. Yani O'nun sevinciyle, Allah korkusuyla. "Ganimet bulan biri gibi verdiğin sözlerde sevinç bulurum." Allah'ın hükümleriyle sevinç bulurum’ diyor. "Yalandan tiksinir, iğrenirim ama Senin yasanı severim Ya Rabbi" diyor, inşaAllah. "Sıkıntıya düşünce, Rabbime seslendim" diyor "Rab yanıtladı beni. Ya Rab kurtar canımı yalancı dudaklarından, aldatıcı dillerinden" diyor küfrün. Yani onların aldatıcı konuşmaları, ağızlarından kurtar canımı, yalancı dudaklarından. Yani konuşurken yalan konuşuyor dudakları, aldatıcı dillerinden. Allah diyor ki; "Davud soyundan güçlü bir Kral çıkaracağım." Hz. Mehdi (a.s)'ı, inşaAllah. Allah diyor ki; "Düşmanlarını utanca bürüyeceğim" diyor. "Utanç içine düşüreceğim" diyor düşmanlarını. "AmaHz. Mehdi (a.s)'ın başındaki taç parıldayacak" diyor. Hz. Mehdi (a.s) diyor ki; "Ya Rab 'Sığınağım, yaşadığımız bu dünyada nasibim Sensin' diyorum, haykırışım bu şekilde" diyor "Kurtar beni ardıma düşenlerden. Çıkar beni zindandan" diyor. Bakın hapse düşeceği burada açıkça anlaşılıyor. "Beni hapisten çıkar" diye Allah'a dua ediyor Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. "Adına şükredeyim. O zaman doğrular çevremi saracak, bana iyilik ettiğin için." Yani talebeleri etrafı saracağını söylüyor, inşaAllah. "Çünkü" diyor Allah, "canını feda etti” diyor, inşaAllah. "Korkma" diyor Cenab-ı Allah, "çünkü Ben seninleyim. Yılma, Allah'ın Benim. Seni güçlendireceğim, evet sana yardım edeceğim. Zafer kazanan sağ elimle sana destek olacağım, sana öfkelenenlerin hepsi utanacak, rezil olacak" diyor Allah Tevrat'ta. "Sana karşı çıkanlar, hiçe sayılıp yok olacak, seninle çekişenleri arasanda bulamayacaksın" çünkü "yok edeceğim " diyor Allah. "Seninle savaşanlar hiçten beter olacak." Yani yokluktan beter olacak.
Yeşaya 41'e 10-12."Sana saldıran herkes, önünde yenilgiye uğrayacak" diyor ‘hepsini yeneceksin’ diyor Allah. "Ama sana karşı yapılan hiçbir silah işe yaramayacak.” Hani diyor ya "Hz. Mehdi (a.s)'a karşı silahlar susacak" diyor tevatür hadiste de var, "hiçbir etkisi olmayacak, yok olacak" diyor o. "Mahkemede seni suçlayan her dili suçlu çıkaracaksın" diyor. "Asıl onları sen hapsettireceksin" diyor "Seni mahkemeye verecekler" diyor Hz. Mehdi (a.s) için, Cenab-ı Allah; "Mahkemeye çıkacaksın, ama sen onları hapsettireceksin" diyor "sen onları suçlu çıkaracaksın" diyor.
Bugün bu kadar yeter, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...