OKTAR BABUNA: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. İsrail’den çok değerli bir konuğumuzla birlikteyiz; Doktor GilFeiler. İsrail’de Ortadoğu uzmanı kendisi. İsrail Hükümeti’ne politika ve strateji hazırlayan düşünce kuruluşu Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde, kıdemli araştırmacı. İsrail Filistin Araştırma ve Bilgi Merkezi yönetim kurulu üyesi aynı zamanda. Info-Prod kuruluşunun yöneticisi ve ortağı. Burası Dünya Bankası ve ABD Hükümeti başta olmak üzere, çeşitli devletlere ve büyük bankalara Arap-İsrail ekonomisi ile ilgili danışmanlık yapan bir kurum. Davos’ta, Dünya Ekonomik Forumu ve Birleşmiş Milletler toplantıları başta olmak üzere, uluslar arası konferanslara, sık sık uzman konuşmacı ve moderatör olarak katılıyor. Ortadoğu ile ilgili çok sayıda kitabı var. Akademik yayınlarda ve basında, sık sık yazıları yayınlanıyor.
Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Biraz kendisinden dinleyelim, kendisini tanıtsın Gil Bey.
GIL FEILER: Hem Mısır’da, hem Almanya’da eğitim gördüm, yetiştim. Ortadoğu’da ekonomi uzmanıyım, kitaplar yazdım. Yaklaşık 30 defa Türkiye’de bulundum. Başbakanı tanıyorum, Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüştüm, Türk bilim adamlarıyla tanışma fırsatım oldu. Son derece mutluyum. Sizin eserlerinizi ve sizin hakkınızda makaleyi son iki günde gördüm. Çok çok mutluyum burada olmaktan, çok ilginç program olacak, kültürel bir akşam olacak bu akşam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bizde aynı şekilde sevinçliyiz.
GIL FEILER: Bu akşam, İsrail-Türkiye ilişkilerinden bahsedebiliriz. Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünden bahsedebiliriz. Türkiye yeni bir Osmanlı modelini mi yerleştirmek istiyor? Bu konuyu konuşabiliriz.Ekonomik olarak, Ortadoğu’daki ve dünyadaki ekonomik durumdan bahsedebiliriz. Ekonomik olarak, mesela İsrail Türkiye ilişkileri aşağıya doğru gidiş gözüküyor, bu neden? Hatta bir kısım gerginlik de var İsrail-Türkiye arasında, bu konudan da bahsedebiliriz. Ayrıca tartışmalı bir konu; sizin bir antisemitizm konusunda kitabınız olduğu söyleniyor, bu konudan bahsedebiliriz. Sizin söylediklerinizi ben bizim dilimizde tercüme ettirip, bunları yayınlayabilirim aynı zamanda, bizim okuyucularımız içinde çok enteresan olacağı kanaatindeyim. Arap Baharı’ndan bahsedebiliriz, Türkiye-Suriye ilişkilerinden bahsedebiliriz.
ADNAN OKTAR: Türkiye-İsrail ilişkileri; o, psikolojik bir ortam var. Yani fiili bir ortam yok. Fiili anlamda İsrail’le Türkiye’nin arası açılmış değil. Çünkü sizinde söylediğiniz gibi ticari ilişkiler gayet hızlı devam ediyor. İsrail’in savunması için çok önemli olan bir radar sistemi, füze radar sistemi, Malatya’da Türkiye tarafından, Türkiye’ninöncülüğünde,NATO’nun da katkısıyla kuruluyor. Bu açıkça bir İsrail dostluğu ve İsrail’i savunma, İsrail’e şefkat, İsrail’e karşı muhabbet anlamındadır. Bunun anlaşılmayacak bir yönü yok. Türkiye her türlü riski göze alarak bunu yapıyor ayrıca, çok hayatidir bu. Çünkü eğer bir nükleer saldırı olursa, Türkiye’nin hava sahasında vurulacak roketler. Ve dolayısıyla serpinti Türkiye’nin de içinde bulunduğu alan içerisinde olmuş oluyor. Yani İsrail’i korumak için olağanüstü bir gayret gösterildiği, buradan açıkça görülüyor. Bu Türkiye’deki ahlakın, şefkat anlayışının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Fedakârlık ruhu, Türklerde eskiden beri vardır. Başkalarının rahatı için, iyiliği için, güzelliği için her türlü fedakârlığa girme...
Türkiye’nin kurmak istediği Osmanlı modeli,Birleşmiş Milletler gibi. Osmanlı modelinde ayrıdır.Osmanlı modelinde Osmanlı’nın hakimiyeti vardı. Bir askeri hakimiyeti vardı. Burada askeri hakimiyet değil,sevgi hakimiyeti var, dostluk hakimiyeti var, kardeşlik hakimiyeti var. Osmanlı’da silah gücü de vardı. Fakat burada Türk-İslam Birliği düşüncesinde silahların kaldırılması, silahlanmaya son verilmesi düşüncesi vardır. Kanın durdurulması düşüncesi vardır, terörün durdurulması düşüncesi vardır. Bu zaten Mesih inancından gelir.Kral Mesih’in yapacağı bir şeydir bu. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın yapacağı bir şeydir. Dolayısıyla bunların uygulanacağı çağa girdik.
GIL FEILER: Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir aşağı gidiş var, bir gerginlik var.
ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yok. O tamamen suni, hiç aslı atarı da yok, fiili onunla ilgili bir durum da yoktur. Elle tutulur hiçbir şey yoktur. Çünkü Türk halkı, İsrail halkını çok seviyor. Hepimiz çok seviyoruz. Görüyorsunuz. Size gösterilen ilgi, alakayı görüyorsunuz. Diğer İsrailli dostlarımıza gösterilen ilgi alakayı görüyorsunuz. Fiiliyatta böyle bir şeyin olmadığını herkes görüyor, gerçeği bu. İsrail’e giden Türkler de son derece iyi karşılanıyorlar, sevgi görüyorlar. İsrail halkı Türk Milleti’ne karşı çok sevgi doludur, coşkuludur. Türk sanatçıların şarkılarını, türkülerini dinlerler, Türk filmleri seyrederler, derin bir Türkiye hayranlığı vardır İsrail’de. Dolayısıyla bunların tamamı sunidir, bunu dillendirmek dahi yanlış. Dillendirdin mi, sanki bir şey varmış gibi bir imaj meydana geliyor. Biz de tabii bu imajı ortadan kaldırdık. Yani yoğun faaliyetlerimizle, yoğun konuşmalarımızla, bu suni oluşturulan balonu söndürmüş olduk.Ekonomi iyiyse, savunmada da işbirliği varsa,hiçbir şey yoktur. Sunidir artık ondan sonraki iddialar.
GIL FEILER: Tartışmalı bir konu olarak, antisemitizmle ilgili bir çalışmanız varmış.
ADNAN OKTAR: Antisemitizmle ilgili bir kitap, bir arkadaşımız benim ismimi kullanarak yazdı ve yayınladı. Sonra ben bu konuda noterlikten yazı gönderdim; kitabın bana ait olmadığını, kitabın toplatılmasının sağlanmasını söyledim. Ve bu kitap bir daha basılmadı. Benim adıma çıkarılmış bir kitaptı. Fakat benim adım olan kitaplarda Harun Yahya artı Adnan Oktar geçer. Sadece Harun Yahya diye çıkan bu kitapta, arkadaşımız benim ismimi kullanmıştır ve bana ait bir kitap değildir.
GIL FEILER: Arap baharından bahseder misiniz?
ADNAN OKTAR: Arap baharı da Mehdiyet baharıdır, Kral Mesih’in baharıdır yani Moşiyah’ın baharıdır, güzel günlerin, güzel gelişmelerin baharıdır. Dolayısıyla İslam dünyaya hakim olacaktır, insanlar bunu görecektir. İslam dünyaya hakim olduğunda, Museviler rahatça ibadetlerini yapacaktır, Hıristiyanlar da rahatça ibadetlerini yapacaktır, kimse kimseye karışmayacaktır,silahlar kalkacaktır, kan dökülmesi ortadan kalkacaktır,“damla akmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “uyuyan kişi uyandırılmayacak, insanların burnu dahi kanamayacak” diyor. Tevrat’a baktığımızda, Tevrat’ta da aynı hükümleri görüyoruz. Kral Mesih ile Hz. Mehdi (a.s) aynı kişilerdir, aynı şahıslardır. Dolayısıyla bu günleri Allah bize gösteriyor şu an, daha da gösterecek. Silah fabrikaları çamaşır makinesi, buzdolabı üretir hale gelecek. Tank top fabrikalarında araba üretilecek. Faydalı alet edevat üretilecek. Dolayısıyla Tevrat’ın bu müjdesi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu müjdesi, tahakkuk ediyor ve daha da edecek. Bir barış rüzgârı, bir güzellik rüzgârıbütün dünyayı kaplayacak, din ahlakı, İslam ahlakı dünyayahâkim olacak.
GIL FEILER: Ben buraya geldiğimde, şunu söyleyebilirim; Mavi Marmara olayı olduğunda, Türkiye ile İsrail ticari ilişkilerinde, yüzde 30 bir artış meydana geldi. İsrail ile Türkiye arasında günde dört uçuş olmasına rağmen, zor bilet buldum. Çok ümitliyim. İsrailliler Türkleri çok severler. Ben burada bulunmaktan çok memnunum. Boğazı çok seviyorum, insanlarla konuşmaktan çok memnunum. Ekonomik olarak, her şey iyiye gidiyor, gelecekte ne olacak? Şimdiye kadar ordu ve İsrail arasında bir ticari ilişki vardı, fakat bu hükümet döneminde, siyasiler-politikler, ordudan daha fazla ön plana çıktılar. Sizce ekonomi bu şekilde nasıl gelişecek? Türkiye ve İsrail ilişkilerini ekonomi iyi etkiliyor. Bu konuda sizin görüşleriniz rica ediyorum.
ADNAN OKTAR: Bize dediler ki daha önce;“İsrail ile Türkiye’nin arası çok felaket, çok kötüye gidiyor, ortalık dağıldı” diyorlardı. Ben,“böyle bir şey yok” dedim. Benim dediğimin doğru olduğunu insanlar gördüler. Benim öngörümün isabetli olduğunu gördüler. Hem ticarette, hem diğer ilişkilerde, İsrail ile Türkiye’nin arasında hiçbir sorun olmadığını söyledim ve dediğim gibi de olaylar gelişti. Bundan sonra da bu yönde gelişecektir. Ama dini hiç sayan kafa, dinin dünyaya hâkim olduğunu da görecektir. Dini hiç yerine koyan mantık, yenilmiştir dünyada. Dinin hayta çok önemli bir konu olduğunu, dinin hayatı yönlendiren bir konu olduğunu, dinin hayata anlam verdiğini, yeni anladıbazı kısımlar, bazı kesimler, bazı kişiler, kurumlar. Dolayısıyla,Kral Mesih’in devri derken, aynı zamanda bunu vurgulamış oluyoruz.
Hadislerde de gördüğümüz gibi, Tevrat’ta da gördüğümüz gibi,3000 yıl öncesinden Hz. Musa (a.s)’ın söylediklerinin doğru olduğunu insanlar görüyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in 1400 yıl öncesinden söylediklerinin doğru olduğunu görüyorlar. Hayata; din-din ahlakı hâkim olacaktır. İsrail, Türkiye dost olacaktır. Hıristiyanlar istedikleri gibi ibadetini yapacaktır. Museviler istediği gibi ibadetini yapacaktır. Musevilere vaat edilen o mutlu günler, 3000 yıl önce bildirilen mutlu günler tahakkuk edecek, bütün bölgede özgürce, hürce yaşayacaklardır. Hz. Süleyman (a.s)’ın Mescidi’ni yeniden onaracağız, yeniden tesis edeceğiz, yeniden oluşturacağız, inşaAllah. Orada Müslümanlar ibadet edecekler, Museviler gelip ibadet edecekler ve bu güzel günleri hep birlikte göreceğiz.
GIL FEILER: Türkiye çok akıllı. Çok akıllı hareket etti. Bu ilişkiler içerisinde ekonomik olarak hiçbir sorun olmadı. Hatta ekonomik olarak Türkiye, dünyada ön plana çıktı. Dünyadaki en iyi ekonomik güçlerden biri haline geldi. İsrail, Türkiye arasında da ekonomide hiçbir sorun olmadı. Ama Arapların bakış açısı böyle değil. Araplar, İsrail ile ilişkiye girmemeyi yeğliyorlar. Ben de akademik olarak, meşgul bir insan olarak, sizin de eğer izniniz olursa başka bir konuya geçmek istiyorum. Türkiye, İsrail, Filistin ilişkileri nasıl olacak? Sizce bir çözüm olacak mı veya bu kuşakta hiçbir çözüm olmayacak mı? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Çözümün olmasını; Tevrat açıklıyor, Peygamberimiz (s.a.v.) açıklıyor. İsrail’de de din gelişiyor, Filistin’de de din gelişiyor. Filistin gittikçe dindarlaşıyor, İsrailde gittikçe dindarlaşıyor. O zaman Filistin’e de, İsrail’e de kararı verdirecek olan; din anlayışı. O zaman din anlayışında çözüm; Kral Mesih ve Hz. Mehdi (a.s) olarak açıkça beyan ediliyor, bunun dışında bir çözümden bahsedilmiyor. Bunun dışında hep anarşi, acı, ıstırap ve kandan bahsediliyor. Ancak Kral Mesih ile durulma, huzur, barış, kardeşlik, sanat, bilim ve demokrasinin oluşacağını anlıyoruz.
GIL FEILER: Size katılıyorum. Kuran’dan söylediniz, Tevrat’tan okudunuz. Bunlara katılıyoruz. Her gençte sizin dediğiniz gibi, bu şekilde tamamlayabiliyoruz. Fakat Filistin İsrail ilişkilerinde, pratik olarak çözümü nasıl olur?
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin devreye girmesi çok önemlidir. Türkiye’nin liderliği, Türkiye’nin öncülüğü, Türk-İslam Birliği’nin oluşması çok önemlidir. İslam ülkeleri birleşmedikten sonra ve başlarında da adil, demokrat, sevgi dolu, merhametten, barıştan yana bir lider olmadıktan sonra, herkes kendi kafasına göre hareket edeceği için; kan, ıstırap, acı, gözyaşı hiçbir için zaman durmaz. Durmasının tek yolu; bütün İslam ülkelerinin birleşip, bir disiplin altında, bir sevgi birliği altında hareket etmeleri, baştaki aklı başında olan kişiye, sevgiyi savunan, muhabbeti savunan kişiye tabi olmalarıdır. O zaman yobazların, radikallerin, acımasızların, sadistlerin, kan dökücülerin, Darwinist materyalistlerin, komünistlerin, acımasız iç fitneleri, saldırıları etkili olmaz. Onun etkili olacağı bellidir öbür türlü, yani eğer dikkat edilmezse, sevgiye uyulmazsa, bu belalar oturacaktır. Ama dikkat edilir de Mehdiyet’e, Tevrat’ın hükmüne, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözlerine uyulur da sevgi, barış birliği oluşturulursa, kardeşlik birliği oluşursa, bu şeytanın unsurlarının etkisi olmayacaktır.
GIL FEILER: Ben bu konuştuklarınızdan çok ümitvarım. Ümitvar olarak görüşümü bildiriyorum. Ekonomide artış var. Ekonomi patladı son yıllarda, bu son derece güzel. Yalnız önümüzdeki 1-2 yıl daha aşağıya gidecek, bunu ön görüyorum ben. İsrail’de de bu şekilde. Dünya çapında da böyle ekonomik kriz. Fakat ben şunu söylemek istiyorum; İsrail teknolojide bir dev. Silikon Vadisi’nden sonra, Amerika’dan sonra ikinci geliyor Tel Aviv Vadisi. Özetle; Microsoft, Google şirketler alıyorlar, bu ilişkileri biz, Türkiye-İsrail arasında da geliştirelim, İstanbul-Tel Aviv Silikon Vadisi’ni kuralım. Belki böylelikle de, önümüzdeki birkaç yıl Arap ülkelerinden de bize katılım olur, böylelikle güzel ticaret olur.
ADNAN OKTAR: Süper olur, çok güzel olur. Barışın olmasında, bereketin olmasında, mutluluğun olmasında, din hakimdir. Çünkü biz, ruh sahibi varlıklarız. İnsanın bir psikolojisi vardır. Onu canlı ve dinamik tutan, ona heyecan veren, ona bir amaç çizen bir yapısı vardırruhun, insan psikolojisinin. Bunda müteharrik güç, hareket ettirecek güç; dindir. Din olmadığında, insan için ne Silikon Vadisi’nin bir anlamı olur, ne birleşmenin ne kardeşliğin, ne dostluğun, hiçbir şeyin anlamı olmaz. Ama Allah’ın vaadi olarak, Kral Mesih’in çıkması, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması, Hz. Süleyman (a.s)’ın Mescidi’nin yapılması, ruhlarda devrim meydana getirir, muazzam bir heyecan meydana getirir. O manevi heyecanla ekonomi de atak yapar, sanat da, bilim de, tıp da, her şeyde gelişme olur. Ama öbür türlü,bakın Avrupa’da din çöktüğü için, ruh çöktü, ruh çökünce, ekonomide çöktü. Yani ekonomik çöküntünün nedeni; ruhların çökmesidir, inancın çökmesidir. İnancın yeniden canlanmasını da Allah,Hz. Mehdi (a.s)’a bağlıyor, Kral Mesih’e bağlıyor.
GIL FEILER: Şimdi bir sorum daha olacak, sizin son söylediğinizden sonra. “Avrupa’da din çöktü” dediniz, bu yüzden bu ekonomik çöküntüler meydana geldi. Ortadoğu’da Arap dünyasında din son derece önemli. Türkiye’de de böyle. Türkiye’de de çok dindar insanlar yaşıyor. Peki bu söylediğinize göre, neden dini liderler, İsrail ile bir araya gelip, barışı tesis etmiyorlar, din bu kadar önemliyse?
ADNAN OKTAR: Bu barışın tesisi bir liderle olabilir. Yani on tane, yüz tane akıl ayrı ayrı olduğunda hepsi birbirini iter. Ama tek bir baş olduğunda, hepsini çeker. Tek bir başa ihtiyaç var. Bu tek başta işte; Kral Mesih-Hz. Mehdi (a.s)’dır. Onları bir araya getirecek, onlara o heyecanı verecek, o kardeşlik bağını oluşturacak, o disiplini sağlayacak kişiHz. Mehdi (a.s)’dır-Kral Mesih’tir. O olmadıktan sonra, yüzlerce baş sürekli birbirleri ile itişip kakışacaktır. Sürekli bir ters mıknatıs etkisi olacaktır. Hz. Mehdi (a.s); düz mıknatıstır, çektiğinde hepsini toplar, hepsini birleştirir. Yani küçük mıknatıslar gibi onlar, birbirlerini itiyorlar şu an. Ama tek büyük bir mıknatıs olan Hz. Mehdi (a.s)’da,Kral Mesih’te birleşip, bütünlük oluşturacaklardır. Bunun araştırılması, Hz. Mehdi (a.s)’ın araştırılması, Kral Mesih’in araştırılması, Tevrat’ın da bir hükmüdür. Ve Muhammedi inancın sahipleri için de bir emirdir bu, araştırılması. Arasınlar, bulacaklardır. Yani “aradık, bulamadık” derlerse, bana gelsinler. Aramadan, “bulamadık” diyemezler. Önce arayacaklar, aradıklarını bulduklarını görecekler. Ama bulamazlarsa bana söylesinler ki, imkansızdır, bulurlar.
GIL FEILER: Size çok çok teşekkür ederim.İslam’da da bu var, Musevilikte de var. Bazen görüş ayrılıkları olabiliyor. Suriye’yi başka yorumlayanlar olabiliyor, hahamlardan da bir görüş farklı olabiliyor. Bu konuda ne diyeceksiniz? Burada bulunmaktan ben çok memnunum. Kendim hem dini, hem dini olmayan liderlerle toplantılar organize edip, özellikle dini liderlerin bu konudaki pratik görüşlerinin hayata geçirilmesini görmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Bu sorunu ortadan kaldıran; Kral Mesih-Hz. Mehdi (a.s)’dır. Yoksa tabii ki mezhepler ayrı görüşlerde oluyor, cemaatler ayrı görüşlerde oluyor, cemaatler içinde kendi grupları oluyor, onların görüşleri ayrı oluyor, birbirleriyle çatışıyorlar, kan döküyorlar, olay çıkarabiliyorlar. Ama Hz. Mehdi (a.s), müthiş bir güçtür. Yani müthiş mıknatıs etkisi olan bir güçtür. Hepsini toparlar ve rapteder ve bütün bu kargaşayı ortadan kaldırır. Tek bir hamlede bunu bitirir. Bütün mesele Hz. Mehdi (a.s)’ı, Kral Mesih’i bulmaktadır. Onu bulduktan sonra biter. Yoksa bu tabii ki bitip tükenmek bilmeyen bir kavgadır ve bitmez bu. Ve gittikçe bölünür, kendi içinde küçük parçalara bölünür, yine kendi içinde kavga eder, yine kan döker, yine anarşi çıkarır ve yüzyıllardan beri bu böyle olmuştur. Bunun böyle olacağını Tevrat da bildiriyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’de bildiriyor. Tevrat’ta ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği bu olayların mutlu sonunu; Hz. Mehdi (a.s) bitiriyor. Yani öyle bir raptediyor ki, ne bölünme, ne parçalanma, ne anarşi, ne kavga. Sanat, bilim, demokrasi, güzellik, iyilik, insanlık, merhamet tam anlamıyla hakim oluyor. Tek bir akla bağlanmayan din inancı, mutlaka anarşi meydana getiriyor. Tek bir insanın etrafında toparlanmadıktan, tek bir beyne bağlanmadıktan sonra, muhtelif beyinler birbiriyle mutlaka savaş halinde oluyor. Ve bunun hiçbir çözümü yoktur.Mutlaka bir beyne bağlanmaları gerekiyor. İnsan vücudunda bile, mesela beynin kontrolünden çıktığında bir vücut organı dert oluyor insana. Mutlaka beyne bağlı olması gerekiyor insanın vücudu. Bir hastalıktır bu. Bu hastalığın gitmesi; Kral Mesih’e, Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmakla olur. Arasınlar bulurlar, inşaAllah.
Ben de teşekkür ediyorum, inşaAllah yine görüşürüz. Sizlerle görüşmek, bizim için büyük bir şeref, mutluluk. Çok iyi niyetli, çok sevecen olduğunuzu gördüm. Bütün İsrailliler böyledir, tipik bir İsraillisiniz. Hz. Musa (a.s)’ın evlatları hep böyledir, Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatları böyledir. Sevecendirler, iyidirler, barıştan yanadırlar, sizlerde inşaAllah Türk-İslam Birliği’nin oluşmasında, tam bir işbirliği içinde olacağımıza inanıyorum, inşaAllah. Bende teşekkür ediyorum.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...