DİDEM HANIM: İyi akşamlar sevgili izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler programına hoş geldiniz. Bu akşamki konuklarımız Beril, Gülşah ve Mehtap Hocalarım. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Nedir o bir şeyler var resim?
DİDEM HANIM: Evet Hocam, Olivium burası. 3-4 Aralık’ta Olivium Outlet Park’ta yapılan fosil sergimize halkın ilgisi çok büyüktü, maşaAllah. Hayatlarında hiç fosil görmeyen, hatta evrim hakkında hiç bilgisi olmayan kardeşlerimize çok detaylı bilgiler verildi. Ve her bir fosilin yaratılış için ne kadar önemli olduğu anlatıldı. Özellikle çocuklar, okullarda biyoloji derslerinde anlatılan evrim hikayelerinin geçersiz olduğuna tam kanaat getirdiler, maşaAllah. Halkımızda bu sayede bilimsel ve bilinçlendirici faaliyetlerin olmasından dolayı çok memnun olduğunu dile getirdi. Serginin organizasyonunda ve faaliyetine destek veren kardeşlerimiz, Ertan Mollahasanoğlu, Mustafa Kurtuluş ve Ayşe Meryem Berksoy.
ADNAN OKTAR: Helal olsun, maşaAllah.
DİDEM HANIM: Size de bir notları var Hocam;“Bu organizasyonları yapmamıza vesile olan ve bizlere yol gösteren canımızın canı, güzeller güzeli Hocamızdan Allah razı olsun. Allah bizi hem dünyada, hem ahirette onunla birlikte kılsın, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, maşaAllah. Ne anlatalım? Önce hocamızın ilminden istifade edelim. Hocam buyurun.
GÜLŞAH HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah anlatayım. Bugün Avustralya papağanlarından bahsetmek istiyorum, bayağı sevimli canlılar.Birde onlardaki fedakarlık özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Beş gün arayla yavruları doğuyor Hocam. İlk doğan tabii daha büyük ve gelişmiş oluyor. Daha sonra anneleri çok adil bir şekilde, onları yani küçüklük boyutlarına göre daha küçük olana daha fazla yem veriyor, o şekilde besliyor.
ADNAN OKTAR: Ekip beşli. Herkesin ayarı ona göre yapılıyor. Allah Allah.Beslenme ayarı var hepsinin.
GÜLŞAH HANIM: On gün geçtikten sonra, büyüklüklerinde ilk doğan tabii daha gelişmiş ve daha büyük oluyor. On gün geçtikten sonra,bu böyle devam ediyor. Yavru bunu fark ediyormuşcasına, Allah’ın ilham etmesiyle Hocam, en küçük ve az gelişmiş olanı besliyor. Kendi ağzıyla besliyor, kendi yeminden ona veriyor. Yani Darwinistlerin iddia ettiği gibi böyle acımasızca bir yaşam mücadelesi değil, tam tersine fedakarane ve bir paylaşım var Hocam, çok önemli o açıdan, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: O yardımlaşmayı, şefkati, merhameti açıklayamıyorlar ama açıkladıkları hiçbir konu yok zaten. Bol bol atış var. Her attıklarını da havada yakalıyoruz. Vurup patlatıyoruz, inşaAllah. Bol atış yan bakış başka bir şey yok. Hocam buyurun, bir ayet söyleyin.
MEHTAP HANIM: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Hocam Nur Suresi’nin 52. ayetini söyleyeceğim, inşaAllah. “Kim Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sakınırsa, işte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.” buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR: Allah’a inanacağız. Elhamdülillah inanıyoruz. Samimi olacağız, Kuran’a tam tabi olacağız, kurtuluş o şekilde, inşaAllah.
Beril, sen söyle bakalım.
BERİL HANIM: İnşaAllah Hocam. Mücadele Suresi, 21. ayeti söyleyeyim. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır”buyuruyor Allah.
ADNAN OKTAR: Evet, münafıklar küfür aptal aptal kendilerinin çok uyanık zannediyorlar. Aptal aptal işler yapıyorlar, aptal aptal girişimlerde bulunuyorlar. Dünyanın tadını çıkardıklarını zannediyorlar, bir şeyler yaptıklarını zannediyorlar, oyun oynadıklarını zannediyorlar. Halbuki maymun gibi kafesin içerisindeler. Allah’ın kudret eli içerisindeler. Allah’ın Katında bunlar bir hiç. Maymun gibi zıplıyorlar oradan oraya oradan oraya oradan oraya. Cenab-ı Allah zaten maymunlara, domuzlara benzetiyor. Sonunda da Allah feci şekilde canlarını alıyor ve çok feci ortamda cehennemde dana gibi böğürttürüyor onları. Onlar da kendilerini daha hala uyanık zannediyorlar. Aptallıklarına doymasınlar.
Ceylan Hocam hoş geldiniz.
CEYLAN HANIM: Hoş bulduk Hocam.
ADNAN OKTAR: Bana diyorlar ki hep;“hanımları çıkarıyorsun Hocam” diyorlar. Bugün bizim yakışıklıları çıkaracağım, bakıyım ona ne bahane bulacaklar. Biraz sonra çıkaracağım, inşaAllah.
Kardeşim bir kere insanın vicdanı imanı temiz olacak, kafası temiz olacak. Diyor ki; “Biz bir hanım gördüğümüzde, ona kötü gözle bakabiliriz.” Bakma, imanla bak, Allah korkusuyla bak. “Ben” diyor,“kendimi kontrol edemiyorum” diyor. Köpek o zaman sen ne yapıyorsun? İşte kızına tecavüz ediyorsun alçak. Kendi kızına öz kızına tecavüz ediyorsun. Annesine sarkıntılık ediyor böyle alçaklar. Köpek gibisin, hayvan gibisin. Kendine hakim değilsin ki, mahluksun bakteri gibi. Müslüman aklı başındadır, nerede ne yapacağını bilir, neye nasıl davranacağını bilir. Niyeti temizdir, kafası da temizdir. Makul yaşar, mantıklı yaşar. Şimdi bizim bak delikanlıları çıkaracağım. Eğer niyetin bozuksa, hanımlarda onlara o gözle bakarlar değil mi? Yani cinsellik gözüyle bakabilir isterse değil mi? Kadına da isterse bakabilir. İmanla akılla olur bu. Adam hastaysa, zaten ya cinsi sapık oluyor, ya kendi kızına sarkıntılık etmeye ya annesine sarkıntılık etmeye, hapishaneler böyle manyaklarla doluyor bu tip. Hapishanelere sürekli sevkiyat var böyle manyaklardan. Bu manyaklar da bize akıl vermeye kalkıyorlar. Bunu bırakacaklar. Kendi akıllarını kendilerine saklayacaklar. Müminin örtüsü; imanıdır. İmanıyla kendini muhafaza edecek, inşaAllah. Tabii ki örtü vardır ama asıl iman örtüsüdür.
GÜLŞAH HANIM: Siz çok örneksiniz Hocam, vicdanlı olma, samimi olma konusunda, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Kayseri’den Ahmet Dere. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın masumiyeti konusu, ehl-i sünnet kaynaklarında var mı?” Var. Suyuti’de var, El Kavlu’l Muntazar Fi Alamet-i Mehdiyy-il Muhtazar’da var, ehl-i sünnet alimlerinin hepsi ittifak halindedir. Hz. Mehdi (a.s) ahkamda masumdur. Çünkü hata yaptığı yerde doğrultan meleği var yanında, sürekli ona ilham ediyor. Cübbeli de anlatıyor.“Tesettür nasıl olmalı?” Tesettür konusu bana göre, başörtüsü, bileklere kadar ayağa kadar örtüdür. Ama bir kısım insanlarda başka türlü yorumluyorlar. Diyorlar ki;“İslam’da baş örtüsü yoktur. Kuran’da başörtüsü kelimesi geçmiyor” diyorlar. Bana göre de geçiyor, onlara göre de geçmiyor. Ben onlara da saygı duyarım, yani onlar da benim görüşüme saygı duyacaklar inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın vazifesinden biri olan, siyaset aleminde hizmet göreceği, bu hizmet bir devlet başkanlığı şeklinde mi olacak?” Hayır, devlet başkanları onun güzel ahlakından etkilenecekler, tavsiyelerinden etkilenecekler. O tavsiye eden bir makamdır, görüş alınan bir makamdır, saygı duyulan bir makamdır. Mesela Şeyh Nazım Hocamız bir şey söylediğinde nasıl hürmet ediyoruz. Devlet görevlisi mi? Yok. Hürmeten, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.) İslam’da hangi konularda müceddidlik yapacak? Müçtehidliği fıkıh ve akaidi kapsayacak mı?” Tabii ki. Bütün mezheplerin imamlarından daha üstündür. Bunu Bediüzzaman da söylüyor, hadislerde de geçiyor. “En büyük bir müceddid hem en büyük bir müçtehiddir” diyor. Bediüzzaman biliyorsunuz, Şafi mezhebindeydi. Hiçbir zaman için müceddidlik ve müçtehidlik yapmadı. Hz. Mehdi (a.s.) en büyük müceddid ve müçtehiddir. Müceddidlik yapacak ve müçtehidlik yapacak. Onun için söylüyor Bediüzzaman zaten. Müceddidlik ve müçtehidlik yapmayacaksa, en büyük müceddid, en büyük müçtehid der mi? Çünkü hükmü olmayan bir şeyi açıklanmış oluyor. Eğer müceddidlik yapacaksa, söylenir. Denir ki; müceddidlik yapacak. Peygamberimiz (s.a.v.) yapacağı için,“müceddidlik yapacak” diyor, büyük müceddid. Yapmayacaksa niçin anlatılsın? O zaman Bediüzzaman müceddidlik ve müctehidlik yapmadı. Şafi fıkhına titizlikle uymuştur. Talebeleri Hanefi olanlar da, Hanefiliğe titizlikle uymuştur. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın,Hz. Mehdi (a.s.) olmadığının açık, net delillerinden birisi de budur. İkincisi;“Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.) için “Başkumandan” diyor. Bediüzzaman, hiçbir zaman için başkumandanlık yapmadı, “İslam aleminin başkumandanı” diyor. Yani İslam aleminin tamamının başkumandanı diyor ve “İslam alemindeki en büyük hakim” diyor. Bediüzzaman hakimlik görevi yapmadı İslam aleminde. Bediüzzaman’ın sözleri öyle temennidir, öylesine söylenmiş sözlerdir diyorsa, hadisler için de temennidir diyecektir. Allah’a da inanmıyorum diyecektir, dine de inanmıyorum diyecektir. Ondan sonra artık o adam ile bizim konuşacak bir sözümüz olmaz. Biz iman eden için konuşuyoruz, yani samimi iman ediyorsa, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini kabul ediyorsa. Etmiyorsa, tahakkuk etmiş alenen olay meydana gelmişken görmezden geliyorsa ne söyleyeceğiz? Söyleyeceğimiz sözümüz olmaz.
GÜLŞAH HANIM: Hocam, değerli Bediüzzaman Hazretleri’nin sözlerini, sizin vesilenizle öğrendik. Çok açık, samimi anlatıyorsunuz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ne kafalamalar, ne oyunlar oynuyorlardı. Karşısındaki deyip, bilmem ne falan böyle kıl kıl oturup alenen kafalama yapıyor ve hakikaten de başarılı olmuşlar. Nerede böyle moruk takımı varsa, nerede kafayı çizmiş ekip varsa, nerede hımbıl varsa, Bediüzzaman’ın karşısına dikilip onun yalancı olduğunu, yalan söylediğini, onu sevme adına sahtekarca ifade etmişlerdir. Ben de kafalarına, elli kiloluk balyoz gibi indim; ilimle bilimle fenle.
“Evrim teorisi ders kitaplarından çıkarıldı. 04.12.2011. Ankara Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim sekizinci sınıf fen bilgisi ve biyoloji kitaplarında evrim teorisiyle ilgili bölümleri temizledi. Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer;‘müfredat evrim teorisine şaşı bakıyor’ diyerek tepki gösterirken, Milli Eğitim Bakanlığı;‘evrim teorisinin sekizinci sınıf anlama kapasitesini aşan bilgiler içerdiğini’ açıkladı. Talim Terbiye Kurulu Başkanının hazırladığı, yeni ilköğretim müfredatı ile Darwin’in evrim teorisi, ilköğretim öğrencilerine öğretilmeyecek. Bu yıl basılan ders kitaplarında Farabi, İbn-i Sina gibi bilginler, türdeki değişimlerin sınırlı olduğunu, bir türün başka bir türe dönüşmeyeceğini ileri sürmüşlerdir ifadesine yer verilecek.” Kardeşim Farabi, İbn-i Sina, onlar da bizi bağlamaz. Yani onlar evrime inanmış olsalar bile, biz onlara önem vermeyiz. Yani önemli değil onların öyle demiş olması.Diyorsa, yanlış demiştir. Diyor ki; falanca büyük evliya bile dedi. Diyorsa, yanlış demiş, bu kadar basit. Olur mu? Kuran’ı reddetmiş olur adam. Ne demek? “Buna da mı karşı geleceksin” diyor. Evet, ben ona da karşı gelirim. Diyordu ya bir hoca efendi çıktı, Miskeveyh mi miskin dede mi nedir? “Buna karşı gelecekler”diyorlar, evet, dedim, niye karşı gelmeyim yani? Kardeşim bakın şimdi devlet ne diyor? İlkokul öğrencileri bunu almaz diyor kaldırmaz. Kim anlar bundan diyor? Ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri anlar, onlara anlatacağız diyor. Eğitim Sen’in Genel Başkanı Alaaddin Dinçer de bunun üzerine zıplamış,“müfredat evrim teorisine şaşı bakıyor” diyor. Şaşı bakmıyor gayet sağlam dümdüz bakıyor, tam da istediğiniz gibi bakıyor öyle bir sorun yok. Çocukların kafası almaz diyor o yaşta, lise yıllarında anlatalım üniversitede anlatalım, daha iyi kafalar temessük eder diyor. Dolayısıyla evrim teorisine taraftar bir üslup var burada ve daha iyi öğreteceğiz anlamında, daha iyi kafalarının almaları için, iyi imkan sağlayacağız diyor. Böyle olmaz. Yapılacak şey; evrim teorisini kapsamlı olarak anlatmak. Şimdi diyecek, bu zırvanın cevabını veriyoruz, iyi dikkat edin. Bir: proteinler tesadüfen meydana gelemez. İki: üç yüz elli milyon fosil yaratılışı ispat ediyor. Üç: Bir tane evrimi ispat eden fosil yoktur. Dört: Genetik bilimi evrimi yerle bir etmiştir. Beş: Gözün yapısı yerle bir etmiştir. Say say say bitmez. Böyle olursa, tamam. Biz evrim teorisi anlatılmasın diyor muyuz? Bilakis anlatılsın. Zırva anlatılmazsa cevabı nasıl olacak yani. Önce zırvayı anlatacaksın, sonra cevabını vereceksin, inşaAllah. Darwin’in evrim teorisini ispat eden tek bir tane delil yoktur. On trilyon vereceğim söz bir Allah bir. Getirsinler, bir tane yok. Bıraksınlar atışı. Devlet de evrim teorisini lise ve üniversite öğrencilerine anlatmaktan vazgeçmeli. İlkokul öğrencileri anlamaz, ortaokul lise çok iyi anlar. Biz onlara anlatacağız. Öbürü de zıplamış oradan;“şaşı bakıyorlar” diyor. Dayı, şaşı baktıkları falan yok, dümdüz bakıyorlar tam senin istediğin gibi bakıyorlar. Yanlışı düzelteceğiz biz. Evrim teorisi tam anlamıyla zırvadır. Devlet buna sahip çıkamaz. Devlet bunun cevabını vermekle mükelleftir bilimle. Proteinin yapısını gençlere öğretsin devlet, protein molekülünü göstersin. Proteinin molekülü tesadüfen meydana gelebiliyor mu, gelemiyor mu gençlere anlatmaları lazım. Tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır. Sırf bunu anlatsa yeter devlet, başka bir şeye gerek yok.
“Hocam Ayasofya ne zaman ibadete açılacak? İbadete açıldı, gidip namaz kılacak mısın? Ne yapacaksın? Ziyarete gidersin, böyle ağzın açık tavanlar ne süslüymüş, ne kadar güzelmiş diye gezeceksin. Camii açmaktan ziyade, camii içindeki kaliteli Müslüman sayısını artırmak çok önemli. Şuurlu, anti Darwinist, antimateryalist, anti Marksist, iman hakikatlerini çok iyi anlatan, Hz. Mehdi (a.s.) taraftarı, Hz. İsa Mesih (a.s.) taraftarı, İttihad-ı İslam taraftarı Müslüman yetiştirmek çok önemli. Yoksa Ayasofya’yı açarsın, adam ayakkabısını eline alır, Sultan Ahmet’te de adam gidiyor ağzı açık, tavana bakarak geziyor. Olmaz. Ne yazdığını da okuyamıyor, ne olduğundan da haberi yok.
GÜLŞAH HANIM: Hocam sizin vesilenizle bilinçlendik biz. Evrim teorisini demin de söylediniz, sizin fosilleri göstermenizle gerçekleri anladık, imanımız arttı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Kitap ehline hitap eden ayetleri de okur musunuz Hocam?” diyor, Kahraman Sevinç. Kitap ehline yönelik ayetler çok. Ama yobazlar bunu ikiye bölüyorlar, sadece bir kısmını okuyorlar diğer kısmını okuyorlar. Yobaz takımının bir özelliği. Bir kısım ayetleri kabul etmiyorlar. Halbuki Allah diyor ki “Hıristiyan’ız diyenleri size daha yakın bulacaksınız.” Bir yobazdan duydunuz mu bunu? Duymazsınız. Mesela, kitap ehliyle evlenileceğini yazar ayette. Bir yobazdan sen bunu duyabilir misin? Çok zor.
Allah Allah, Allah Allah, ortalık yine yıkılıyor maşaAllah. Almanya’dan bir kardeşimiz yazmış Hollanda’dan, Norveç’ten maşaAllah. Siirt/Tillo’dan da yazan kardeşlerimiz var maşaAllah. Kardeşlerimin çeşitli soruları var, her biri birbirinden güzel, maşaAllah.
“Sevgili ve değerli Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Size sevgilerimi ve saygılarımı iletir, o mübarek nurlu ellerinizden öperim. Hocam artık güneşim oldunuz, dinledikçe içim açılıyor. Beynimdeki uyuşukluğun ve kilitlenmişliğin çözüldüğünü görüyorum Hocam” diyor maşaAllah, çok güzel yazılar yazmış. Diyarbakır’dan bayağı yazan kardeşlerimiz var, maşaAllah.
Senin anlatacakların var mı?
DİDEM HANIM: Var Hocam, inşaAllah. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez son haftalarda Müslümanların kadın karşıtı tavrını ve kadın konusu üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırıldığını ele alan açıklamalar yapıyor. Geçtiğimiz günlerde; kadınların, her konuyu Peygamberimiz (s.a.v.)’e sorduklarını, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ailesinden dahi olmayan kadınları dahi dinlediğini, onlara yardımcı olduğunu, son derece merhametli davrandığını, onları asla incitmediğini söylemiş. Müslüman kadın ve erkeklerin birbirinin yardımcısı ve destekçisi olduğunu kadınların da sosyal hayatın içinde yer alması gerektiğini belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Yobazların tepesine balyoz gibi inmiş. Muhterem hocamız çok güzel anlatmış. Yobazlar istiyor ki, hanımlar televizyona çıkmasın, sokağa da çıkmasın, ticarette olmasın, sosyal hayatta olmasın, idari hayatta olmasın yani hayatta olmasın. Köleleri olacak, ezecek, aşağılayacak, dört adım arkasından gelecek, o göbeği önde öbür hanımlar arkada gidecek böyle, arada sırada sakalı sıvazlayacak, ondan sonra onlara eksik etek diyecek, yarım adam diyecek, buçuk diyecek, şeytanın kuyruğu diyecek, böyle abuk sabuk ahlaksız herifler, kendileri şeytanın ta tepesi olmuşlar haberleri yok. Şeytanın avanesi bu alçaklar. Kadın düşmanı olmuşlar, nefret ediyorlar, Allah onlara onu belaya çevirmiş. Kadın çok büyük bir nimetken, Allah onlara belaya çevirmiş. Bu fitnelerinden, bu akılsızlıklarından Müslümanların zarar görmemesi için, güzel gayretler yapıyoruz, çok iyi de netice alıyoruz. Yobazlar gerçi kuduruyor ama evelAllah, biz anlatımlarımıza devam ediyoruz, inşaAllah.
Ekşi Sözlük’te bir delikanlı bir yazı yazmış. Lakabını da veririm ama gerek var mı bilmiyorum. “Ağabey şaka yapmıyorum diyor, “böyle bir şeyin altından kalkabilmek tabiri caizse, çok büyük bir sanatkarlık isteyen ve çok çetrefil bir tablo. Öyle her baba yiğidin harcı falan değil. Harun Yahya orada nasıl ne tür bir sistem varsa, artık ne tür bir kadın ilmine muktedirse, mesela nerdeyse şu muhteşem yüzyıl dizisindeki kadınların tümünden daha alımlı, acayip güzel kadınlar, çevresinde pervaneler diyor. Ayrıca sanki ortalama olarak giderek daha da güzelleşiyorlar, çok acayip hadise” diyor. Son tahlile çok büyük saygı duyuyorum.”Diyor ki; “yani kadın eğitmede, insanlar gayret derken, sıklıkla heder olurlar” diyor. “Durum genelde budur” diyor. “Ama internette seyrettiklerimi çıkarabileceğim kadarıyla artık nasıl bir yaklaşıma sahipse, belki de onlarca kadın Adnan Oktar’a acayip sevgiyle yönelmiş durumda” diyor. “Sadece bu hususu göz önünde bulundurduğumda nazarımda tam bir imparator konumuna yükseliyor, mecaz anlamda tabii” diyor. Çok komik böyle haytalar. Bir kısmını alıyorum, yani bayağı zeki oldukları için, çok yaman oluyorlar. “Anlaşılması güç bir insan” diyor. “Bir gün boyunca onu düşünmek istiyorum, ondan öğreneceğim çok şey var aslında. Geçen gün oturdum düşündüm, dedim ki kendi kendime, bu adam nasıl topluyor o kadar insanı peşine. Ama bulamadım yok kardeşim, bir çıkar yol bulamıyorum. Kitap yazıyor, televizyon programı yapıyor, ne imkan geçerse eline, onu yapıyor” diyor. “On parmağında on marifet başka şeyler de var marifet” diyor. “İngiliz, Rus, Fransız, Çinli minli diyor, “yeter artık sayamıyorum” diyor. “Kedi canını diyor, onlarla konuşurken bile bir haller oluyor zatı aline neyse,konuya dönelim” diyor,“ondan ben kişisel gelişim kitapları da yazmasını istiyorum. Kedi canını benim” diyor. “İdealim olan kişi belki, idealimdeki kişi bundan sonra o olacak” diyor. Hayata pozitif bakan, sürekli gülen, dimdik ayakta bir insan olmak istiyorum” diyor. Öyle bir yazı yazmış.
Fatih Erbakan gelmiş, o sevimli ile biraz görüşeyim ben. Siz sohbete burada devam edin. Tamam?
Fatih, bize emanet babası dünyanın en mübarek, en muhteşem insanlarından Erbakan Hocamız, yüksek ruhlu bir veliydi, bir evliyaydı. Bence bir nevi kutuptu. İslam aleminin bilinmeyen bir lideriydi. Muhteşem bir insandı. Fatih de ondan bir parça, o bizim canımız, o bize emanet, inşaAllah. Tamam hadi bakalım.
VTR-Cübbeli, İslam Aleminin Durumunun Düzelmesinin Kendisine Uzak Gelmediğini Söylüyor.
DİDEM HANIM: Yayınımıza, Hocamızla birlikte devam ediyoruz inşaAllah. Konuklarımız Semra, Ebru ve Aylin Hocamız.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selma. “Sayın Adnan Oktar Bey programınızı ailece izliyoruz. Yaptığınız çalışmaları ve belgeselleri çok beğeniyoruz. Hocam siz çok dürüst bir insansınız'' diyor. Allah razı olsun.'' Bir sorum var Hocam; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında, kadınlar makyaj yapıyorlar mıydı?'' diyor. Sürmenin en güzelini kullanıyorlardı; ismit, Hicaz sürmesi, böyle derince çekiyorlardı, yakışır, bayağı güzel oluyorlardı. Tabii ki, yani sürme zaten en etkili makyaj sürmedir. Sürme çektikten sonra, en etkili yer gözdür. Yani insanda en dikkat çeken gözüdür. Gözü de en süsleyen makyaj, sürmedir. O devirde, herkes kullanıyordu, maşaAllah, inşaAllah.
Koçyiğit Faith Erbakan ile konuştum, elinden yüzünden nur akıyor. Aynı Erbakan Hocam, aynısı maşaAllah. Yürüyüş, üslup, konuşma, hayrettir yani bu kadar benzeme, maşaAllah. Çok seri ve akıcı konuşuyor, maşaAllah. O zamanlar sevimli, çok az konuşurdu.''Nasılsın? “İyiyim, teşekkür ederim” o kadar. Şimdi mükemmel, hafızası mükemmel, yargısı mükemmel, genel kültürü çok güzel, İslam’a Kuran'a bağlılığı çok güzel, çok efendi çok, mütevazi ve çok mazlum. Ve nurani bir varlık, maşaAllah. Erbakan Hocamız’dan bize emanet. Ama tabii biz, Fatih'i inşaAllah, Saadet Partisi’nin başında görmek isteriz, yani ben görmek isterim, istiyoruz da şu askerlik işlerini halleder. Zaten halloluyor gibi görünüyor, tamam ondan sonra inşaAllah. Olgunluğu da iyi, bayağı olgunlaşmış. Belki biraz daha olabilir ama çok iyi.
AYLİN HANIM: Siz söylemiştiniz Hocam birkaç yıl önce.
ADNAN OKTAR: Çok mazlum, çok mazlum, çok insancıl. Saadet Parti'sinin mutlaka devam etmesi lazım. Yani mutlaka olması lazım, Meclis'te olması lazım. Çünkü bir okuldur Saadet Partisi aynı zamanda.Yani Saadet Partisi'nin yok olması diye bir şey olmaz inşaAllah. MHP de öyledir, çok kilit partidir MHP. Mutlaka olması gerekir. Ve Büyük Birlik Partisi yani özellikle bu üç parti, bunlar fikir partileridir. Yani Türk İslam Birliği dendiğinde, yer gök oynar bu üç partide de, maşaAllah. Azimli ve kararlıdırlar. Bir ideolojileri vardır, bir inanç vardır, o yönden mükemmeldir. Onun için, ben şahsım adına, Saadet Partisi'nin ismini duyunca, hoşuma gidiyor. Büyük Birlik Partisi'ni duyunca, hoşuma gidiyor. MHP'yi duyunca, hoşuma gidiyor, kalbimde bir ferahlık oluyor. Ben bu partilerin yok olmasını, şahsım adına istemiyorum, inşaAllah. MaşaAllah, Büyük Birlik Partili gençleri bayağı azimliler. Hakikaten Allah razı olsun hiç sarsılmadılar, aşkla devam ediyorlar. Saadet Partisi’nde de Fatih ile ben büyük bir canlanma olacağına inanıyorum. Ama tabii ben partili değilim, herhangi bir partili değilim. Yani iyi olan her partiyi desteklerim, inşaAllah. Fatih, dün kongreye gelmiş, çocuklar diyor “herkese alkış oldu” diyorlar “ama Fatih'te on misli alkış var” diyorlar. Yıkılmış ortalık, maşaAllah. Çünkü mazlum. Karanlık oyunlar bilmez, dalavere bilmez, son derece samimidir, mazlumdur, halimdir, insancıldır, inşaAllah. Allah yolunu açık etsin. Sonuna kadar yanındayım.Erbakan Hocamızdan bize emanet, mühim bir emanet. Eşya değil bu insan, insan emaneti. Ailesi de, kendisi de bizim için kutsaldır. Fatih’e nefret gözüyle bakan, Erbakan Hocam’a nefret gözüyle bakar. Fatih’e düşman olan, Erbakan Hocamıza da düşmandır, benim görüşüme göre. Ona ayak oyunları yapmak isteyen, Erbakan Hocamıza da zamanında ayak oyunları yapmak isteyen kişilerdir, inşaAllah. Allah doğrunun yardımcısıdır. Ben hep haktan yana olan insanlardan yanayım. Ben hiç kimsenin ne dediğine de bakmam. Bir tek de Allah’tan korkarım, başka kimseden korkmam. Hep mazlumdan yanayım, hep iyiden yanayım. O çocuk nur gibi maşaAllah, nasıl efendi, nasıl mazlum, nasıl saygılı. Allah kalbine inşirah versin, ilmini artırsın, kalbindeki sevgiyi artırsın. Fenaların, zalimlerin oyunlarından Allah onu korusun, inşaAllah, kullarını vesile etsin, vesileler yaratsın Allah, Allah onu korusun.
EBRU HANIM: Hocam, sizin Müslümanları koruyup kollamanız çok dikkat çekici, yani adeta kanatlarınızı geriyorsunuz Müslümanların üstüne, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani ben Fatih’e şefkatimde haklıyım, çünkü o çocuk mazlumdur, yani bilmez öyle karanlık işleri, oyunları, karanlık odalarda dönen çakallıkları bilmez. Mazlum yetiştirdi babası onu, oyunları bilmez. Yani ite-çakala tabii ki bir Müslüman kardeşlerini ezdirtmez, imkanı varsa, ben de kalben telin ediyorum, yani Allah lanet etsin Erbakan Hocam’ın ailesine düşman olanlara, Allah lanet etsin diyorum. Allah hidayet versin, hidayet vermiyorsa Cenab-ı Allah, Allah lanetiyle helak etsin, inşaAllah. Mazlumla uğraşılmaz, mazluma şefkat gösterilir, sevgi gösterilir. Hayır, kim olursa olsun, ben hep mazlumdan yanayım. Mesela şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu, kalleşçe, kahpece ve tuzakla, iddia edilen Ergenekon terör örgütü tarafından şehit edildi. Daha akşamında söyledim, olay anında söyledim, aylar sonra dediğim kabul edildi. Sonuna kadar hep aile efradını da sevgiyle, muhabbetle destekliyoruz, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm canım Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ekşi Sözlük doğrusu çok güzel ifade etmiş” diyor. “imparatorsun canım Hocam” diyor, “işte itiraf ediyoruz” diyor. “Sizi milyonlar seviyor Hocam” diyor, yani “Ekşi Sözlük onu bilmiyor, milyonlarca hanım sizi çok seviyor, herkes sizi çok seviyor” diyor, maşaAllah.
“Selamun Aleyküm kıymetli Hocam. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri; ‘İstanbul’u boşaltın, milyonlarca insan ölecek’ diyor. Sizin bu konu hakkında neler söyleyeceğinizi çok merek ediyoruz, cevaplarsanız seviniriz.” Devlet söylüyor, devletin söylediğini, o söylüyor. Resmi açıklama yok mu? “Deprem olursa diyorlar, yüz binlerce, milyonlarca insan şehit olabilir" diyorlar. Ona göre devlet çalışma yapmıyor mu? Onun dediğini de Hocamız diyor.
Ne yapalım? Şu bizim yakışıklıları çıkarayım ben. Diyorlar ki; “hep hanımları çıkarıyorsun.” Tamam, birde şu bizim yakışıklıları çıkarayım, bakalım ne diyeceksiniz o zaman.
DİDEM HANIM: Yeni bir filmimiz var Hocam; ‘PKK’nın hayat damarı anti-materyalist ilmi propagandayla kesilir.’
ADNAN OKTAR: Tamam, onu seyredelim.
VTR: PKK’nın hayat damarı anti-materyalist ilmi propagandayla kesilir.
ERDEM ERTÜZÜN:Yahya, Ender ve Önder kardeşlerimizle beraber, sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, anlatımlarınız çok güzel. Anlat bakalım, sen neler anlatacaksın bugün?
ERDEM ERTÜZÜN:İnşaAllah. Antikorlardan bahsedebilirim Hocam.
ADNAN OKTAR: Nedir bu antikor?
ERDEM ERTÜZÜN:Hocam estağfirullah, sizden öğrendiklerim, inşaAllah. Savunma sistemindeki antijenler, vücuda dışarıdan giren yabancı maddelere karşı, savunma sisteminin ürettiği bir mekanizma Hocam, inşaAllah. Dışarıdan giren yabancı maddelere, mikroplara, virüslere karşı, bu B hücreleri tarafından, savunma hücresinde yer alan B hücreleri tarafından üretiliyor antikorlar ve dışarıdan giren virüsleri hemen onlara tutunup, onlara yapışıp, onların biyokimyasını bozup, biyolojik yapılarını bozup, onları imha ediyor, maşaAllah. Doğada milyarlarca virüs var, mikrop var Hocam, hepsiyle ilgili hemen vücutta antikor üretilebiliyor.
ADNAN OKTAR: O sistem tabii, çok çok acayip. İnsanın vücudunun ince detayları, o işte mikro mu diyorsunuz, mikro sistem mi diyorsunuz, orada olan olaylar, bilimin yeni keşfettiği olaylar. Bilim, zannettiler ki dini ortadan kaldıracak; bilim dini şahlandırdı, müthiş hale getirdi ve dünyaya hakim ediyor. Bilim sayesinde oldu, Allah bilimi vesile etti. Bilseler bunlar bilime de karşı olurlardı, maşaAllah.
Bak mesela bu yakışıklıların hepsi birbirinden yakışıklı. Mesela anlatıyoruz; niyetledir, hanımlar seyrediyor şimdi bu sevimlileri. Eğer niyeti bozarsa, kadın doğrudan şehvetle bakabilir, değil mi? Yani herhangi birine şehvetle bakabilir. Diyorlar ki, işte tedbir alınmalı. Sen hayvan mısın? İmanladır. O zaman senin evinde -Allah vermesin- kızın var, o zaman sen hayvan gibiysen kendi kızına karşı da anormal hareketler yapabilirsin. Nitekim yapıyorlar, ensest vakıalarıyla hapishanelere gidiyorlar. Her gün bir vaka duyuyoruz, her gün bir kepazelik duyuyoruz. İnsanın kalbindeki jandarma imanıdır, imanla insan mükemmel olur, imanla mantıklı olur, imanla tutarlı olur.
Ender ve Önder, neler yapıyorsunuz bakayım, anlatın?
ENDER BEY:İnşaAllah Hocam yayınlardayız, iman hakikatleriyle imanımızı daha çok genişletiyoruz, inşaAllah, onları da anlatıyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müslüman kuvvetli olacak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var: “Müslüman’ın kuvvetli olanı makbuldür” diyor, yani bedenen kuvveti kastediyor. Kuvvetli olacak Müslüman tabii. Dolayısıyla sporu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sünnet kılmış. Kendisi pehlivandı biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v.), yani adale yönünden kolları çok kuvvetliydi Peygamberimiz (s.a.v.), iri kemikliydi. O devrin baş pehlivanı, yani 100 kilonun üstünde olanlar baş pehlivan oluyorlar, ağır sıklet güreşçisi ünlü pehlivan, bölgenin pehlivanı diyor ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e: “Sen beni yenersen, ben senin peygamber olduğuna şahadet edeceğim” diyor. “Tamam” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Meydanlığa geliyorlar, alana; Peygamberimiz (s.a.v.) bunu aldığı gibi sırtüstü vuruyor böyle. Yani Peygamber kuvveti var, müthiş kuvvetli. Tahmin etmiyor onu. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) orta boylu, yani çok uzun boylu değil, orta biraz. Çok heybetli, uzaktan bakıldığında uzun boylu görülüyor ama orta boylu. Adam diyor ki: “Boş bulundum” diyor, “öyle bir boşluğuma geldi” diyor, “ondan böyle oldu” diyor, “Tamam” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir daha gel” diyor, alıyor bir daha vuruyor, ondan sonra söyleyecek sözü kalmıyor. Hz. Ali (r.a)’da mesela çok kuvvetlidir. Müslümanlar için sünnet olduğunu ve Müslüman’ın vasfı olduğunu buradan görüyoruz. Mutlaka Müslüman, sporla, şunla-bununla neyse artık yapacağı, ya doğal sporla veyahut teknik sporlarla, adale gücünü artıracak, inşaAllah. Kuvvetli olacak, zihin gücünü artıracak, bol okuyacak, genel kültürünü artıracak, çok temiz olacak, vicdanlı olacak, merhametli olacak, olaylara akılcı yaklaşacak.
Ben de lise yıllarındayken, arkadaşlar arasında bilek güreşi yapardık. Türkiye boks şampiyonu bir arkadaşımız vardı, ismini vermeyeyim, o kendisini biliyor, bayağı ünlü. Sene sonunda herkes bilek güreşi yapıyor, işte müzik dinleniyor, hani var ya böyle eğlenceler yapılır, o tarz bir şey. Ben geldim, herkes, bizim kimya hocası da orada, genç bir hoca var, kızlar falan seyrediyorlar, gülüyorlar falan; böyle herkesin bileğini alıyor vuruyor, böyle bileğini çeviriyor. Bana geldi dedi: “Gel seninle bilek güreşi yapalım” dedi. Ben dedim yani, kolumuzu ne yapar dedim. Gel bir deneyelim dedim, “tamam” dediler. Tuttum, kolumu böyle yavaş yavaş bıraktım hafif, yani yeniliyor gibi yaptım. Kızlardan çığlıklar falan, yeniliyor diye. O zaman da işte benim cahilliğim, birden aldım vurdum kolunu. Önce böyle küt diye bir ses geldi ama ses çıkartmadı, revire gitti, kas tendonu kopmuş. Tabii çok pişman oldum, yani bir daha öyle bir şey bir daha da yapmadım. Yani kolu sargılı olarak ve ağlayarak geldi, herkes bilir yani, meşhur ünlü bir olaydır. Yine tekvando şampiyonu bir arkadaşımız vardı, yani kilosu yüksekti, tekvando şampiyonuydu, onunda ismini versem bilinir, Kurtuluş Lisesi’nde meşhurdur, biliniyor. O da öyle, onunla da bilek güreşi yapmıştık, malum netice. Yani pek bileğimi büken yoktu Allahualem, maşaAllah, inşaAllah. O zamanlarda ben çok dine meyilliydim, namaz kılmıyordum ama lise sonda, annemle konuşuyorduk, sohbet ediyorduk, yaşlıca bir amca vardı. Annem dedi ki: “Benim oğlum çok dindardır” dedi, “oruçlarını hep tutar” dedi benim için. “MaşaAllah” dedi adam, “namaz kılıyor mu” dedi, “yok kılmıyor” dedi benim için. Adam: “Olmadı o zaman” dedi, “olur mu öyle Müslüman namaz kılmadan” dedi. Acayip utandım, acayip utandım. Pazar günüydü o gün, unutmam, Ulus’a kadar gittim, yer altı çarşısı vardı Ulus’ta, yani çarşının alt kısmı. Orada yerde satılan kitaplarda Namaz Hocası kitapları vardı, seçtim bir tane aldım Namaz Hocası. Gittim eve okudum. Orada diyor ki; öğle namazı ikişer rekattan dört rekattır diyor. Ben iki rekat kılıyordum, sonra gidip dinleniyordum, sonra gidip iki rekat daha kılıyordum. Hiç bilmediğim halde oradan öğrendiğim kadarıyla ne ise, hemen uygulamıştım. Bakın tebliğin ve uyarının önemini işte oradan anlayın. Bakın adam bir kere söylüyor, benim hayatımda müthiş etki yapmıştır. Adam: “Nasıl yani, Müslüman namaz kılmadan olur mu?” dedi, hemen duydum yerine getirdim. Onun için biz anlattık, etkilenmiyorlar diye bir şey yok, mutlaka etkilenirler.
Dünyada bir şey yok, iki günlük dünya, inşaAllah. İmanlı yaşadığında insan mutlu, sağlıklı ve güzel oluyor. Öbür türlü Allah esirgesin, kabusa dönüyor. Böyle iblisler, şeytanlar, korku filmi gibi. Hani var ya böyle, adam uyuşturucu alıyor, birden gözüne görüntüler görünmeye başlıyor, aynı onun gibidir. İslam’dan Kuran’dan insan çıktığında, iblisler, şeytanlar, yılanlar artık insanın gözüne görünmeye başlar. Yılan gelir boynuna dolanır, gelir bir pislik ayağına dolanır bilmem ne. Allah esirgesin, çok büyük felakettir. İslam’a girdiğinde, nur gibi, ışık gibidir. Son derece huzurlu, güzel, bereket içinde yaşarsınız, inşaAllah.
Bu koç yiğitlere bir ayet okutturayım.
Yahya, şeytandan Allah’a sığınırım. Kehf Suresi 30. ayeti bir oku.
YAHYA BEY:Şeytandan Allah’a sığınırım: “Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 69 ve 70, sende onları oku.
ENDER BEY:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz dedik ki: Ey ateş, İbrahim’e karşı soğuk ve esenlik ol.” “Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.” (Enbiya Suresi / 69-70)
ADNAN OKTAR: Müslüman’a oyun bozuluyor, Allah müsaade etmiyor. Hz. İbrahim (a.s.)’da biliyorsun, Güneydoğu’daydı, maşaAllah, Kürt kardeşlerimizin içindeydi, maşaAllah. Onlar candır, Kürtler çok misafirperver, güzel ahlaklı, çok nezih, çok dürüst insanlardır, yiğittirler, çok onurludurlar. Bazı alçakların, bazı kahpelerin Kürt kardeşlerimiz hakkındaki çirkin sözlerini onların ahlaksızlığı olarak görüyoruz, alçaklığı olarak görüyoruz. Onlar bizlere emanetler, inşaAllah.
73. ayet, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
ÖNDER BEY:Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.” (Enbiya Suresi / 73)
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. 70-“Ona bir düzen kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık” diyor. 73-“Ve onları kendi emrimizle” Cenab-ı Allah kendi emriyle, “hidayete yönelten” hidayet ne demek? İman, imana vesile olan her şey. Mehdi kelimesi; hidayet kökenlidir, hidayet kelimesi, hidayete vesile olan, Allah’ın özel olarak hidayete erdirdiği anlamına gelir. “Hidayete yönelten önderler kıldık” tebliğciler. Mesela sizler onlarsınız işte, hidayete yönelten önderlersiniz, inşaAllah. “Ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı” bakın hayrı kapsayan, hayır olan her şey, İslam’a, Kuran’a uygun olan her şey, “namaz kılmayı” beş vakit namaz, “ve zekat vermeyi vahyettik” yani Müslümanlara yardım etmek, Müslümanlar birbirine yardım ediyorlar, “onlar bize ibadet edenlerdi. 74-Lut’a da hüküm ve ilim verdik” diyor, “ve çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.” O devirde Lut (a.s.)’ın kavmi son derece ahlaksız, alçak bir kavim. Allah onu kurtarıyor, o şehirden kurtarıyor, inşaAllah. Hz. İbrahim (a.s.)’ı, Hz. Lut (a.s.)’ı inşaAllah. “Şüphesiz onlar bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. 75-Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi.” Allah sizleri de hep salihlerden kılsın, zalimlerden korusun, şerirlerden korusun, alçaklardan korusun, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım: 76-“Nuh da; daha önce çağrıda bulunduğu zaman, biz onun çağrısına cevap verdik” peygamberlerin duası kabul olur, yani bu insanların pek bilmediği bir şeydir. Peygamber mesela bir konuda dua ettimi o oluyor. Mesela Hz. İsa (a.s.) mesela şu an hayatta, inşaAllah; bir konuda dua ettiğinde oluyor, yani mesela bir şey söyler olur. Mesela insanlar bir şeye dua ettiğinde Cenab-ı Allah, onu ibadet olarak kabul eder ama fiilen yerine getirmeyebiliyor Cenab-ı Allah, yani dua olarak kabul eder, ibadet olarak alır, ama olayın kendini tahakkuk ettirmeyebilir Allah. Fakat peygamberlerde tahakkuk ettiriyor Allah, bir olayı söylediğinde olur, inşaAllah. “Onu ve ailesini büyük bir üzüntüden kurtardık.” Yani çok ızdıraplı zor bir ortamdan kurtardık diyor.
Sen şöyle yap; herhangi bir sayfa aç, sonra ben sana söyleyeceğim. Bismillah. Evet, 11. ayeti oku, ben açıklayacağım, inşaAllah.
ERDEM ERTÜZÜN:Şeytandan Allah’a sığınırım: “İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.” (Hac Suresi / 11)
ADNAN OKTAR: Şimdi ben açıklayayım, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım: “İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder” mesela namazını kılmıyor, orucunu tutmuyor, gerekirse yalan söylüyor. Peki nedir konumun diyorsun? ‘Elhamdülillah Müslüman’ım’ diyor, Allah onu kastediyor. Bir ucundan olmaz diyor Allah, tam hakkıyla Müslüman olun diyor. Yahut Müslümanlarla beraber olmak istemiyor, ayrı olmak istiyor. “Eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur” mesela bir para geliyor, bir imkan geliyor; acayip mutlu oluyor, seviniyor, havalara sıçrıyor. İstediği bir yeri kazanıyor mesela seviniyor, “Ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa” yani imtihan olduğunda bazen insan zorlukla karşılaşabilir, maddi zorluğa girebilir, azapla karşılaşabilir, insanların kötü sözünü duyabilir. “Yüzü üstü döner” diyor Allah. İşte Müslüman dönmeyecek, iradeli olacak, güçlü olacak, kararlı olacak, hep Allah’tan yana olacak. “O dünyayı kaybetmiştir” eğer yüz üstü dönerse diyor Allah, dünyayı kaybetmiştir, bakın dünya çıkarlarını da kaybeder diyor. O dünya için dönüyor ya; dünyayı kaybettiririm diyor Allah, yani bir kazancı olmaz diyor Allah. Dünyaya dönünce insan dünyayı kazanacak zanneder, kazanmaz diyor Allah, kaybettiririm diyor. “İşte bu, en uzak bir kayıptır”, şiddetli bir sapıklıktır diyor Allah. “Zararı yararından daha yakın olana tapar” diyor bakın, “zararı” zarar olan bir şey, yararından, yararlı belli, “daha yakın olana tapar” yani zarara kendini çeker diyor, ona tapar, zarara teslim olur diyor. “Ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir yoldaştır” diyor, Cenab-ı Allah.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Hac Suresi 16. ayet: “İşte biz onu (Kuran’ı) apaçık ayetler olarak indirdik” kapalı değil Kuran, çok açık hükmü. Adamlar diyor ya; ‘anlaşılmaz Kuran.’ Ne anlaşılır? ‘Hurafe anlaşılır’ diyor. Asıl anlaşılmaz olan hurafedir, biz hurafeyi hiç anlamak istemiyoruz, Kuran çok anlaşılır. “Apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir” dine yöneltir diyor. Allah da sizlere hidayet verdi elhamdülillah, hidayete yöneltti. Ne mutlu sizlere, maşaAllah. Ne mutlu koç yiğit Yahya’ya ve bizim bu ikizlere ve bu bizim sevimli minik kaplana. Hep bunlar kaplan ekibi.
Şimdi şu bizim astronot, ahir zamanı anlatmaya devam etsin.
VTR-Cübbeli Ahmet’in Flash TV Ramazan Konuşmalarından.
ADNAN OKTAR: Ekşi Sözlük’teki bir arkadaşın yazısı: “Gianfranco Ferre gizli sahibimidir Hocamız” diyor, “yoksa ortağı mı? Ferre mi Hocamızın sponsoru bilmiyorum ama sadece Gianfranco Ferre giyiniyor” diyor. “Yakışıyor da” diyor, “Türkiye’de en iyi giyinenlerden biridir. Modern ve on numara” diyor. Ferre öldü değil mi? Ama yaptıkları çalışmalar sanat eseri tarzında çok güzel, maşaAllah.
Nasıl bizim koç yiğitleri de çıkarttık. Haydi bakalım artık bahanenizde kalmadı. Bir beyleri çıkaracağım, bir hanımları çıkaracağım, bakalım ne diyecekler, inşaAllah.
Allah Allah yine ortalık yıkılıyor, maşaAllah. Kardeşlerimiz her yerden yazmışlar, maşaAllah. Bu Almanya nedir, yıkılıyor bu Almanya, maşaAllah. Kosova’dan çok geliyor, koç yiğitler, maşaAllah.
DİDEM HANIM: Hocam biraz önce Fatih Erbakan’ın İstanbul İl Kongresi’ne gelirken nasıl sevgiyle karşılaştığını anlatmıştınız. Onun videosu var isterseniz.
ADNAN OKTAR: Bakayım, göster. Erbakan Hocamız’a çok benziyor. Ayrı bir iyilik, güzellik o, maşaAllah. Ama çok yüksek bir ahlaka sahip. Partide de yüzde 95, Fatih’i seviyorlar. Bunu gördük, bunu anladık, maşaAllah, bizler de o görüşteyiz. Yani yeni bir Numan Kurtulmuş olayı Allah esirgesin, herhalde çok acayip bir şey olur, yakışık almayacak bir şey olur, çok ayıp olur, kimseye de yakışmaz. Büyüğü de yakışmaz, küçüğü de yakışmaz, nezaketsiz bir şey olur diye düşünüyorum. Yani benim şahsi kanaatim. Ben Fatih’i canım gibi çok severim. Erbakan Hocamız’ın emaneti olması yönünden de, çok ehemmiyetli görüyorum. Şeytanların, şerirlerin karanlık kolları etrafında olursa, Allah o kolları kırar. Hukukla, kanunla o kollar kırılır. Herkes o konuda aklı başında olacak, inşaAllah. Hukuksuz, kanunsuz çirkin işlere tevessü etmeye kalkarlarsa. Devletin kanunları var. Burası Cumhuriyet hükümeti. Hukukun hakim olduğu bir hükümet ve devlet. Kimseye tavsiye etmem öyle bir şeyi, çok çok çirkin olur, çok ayıp olur. Daha önce yapanların hali ortada, ayıp oldu yaptıkları, çirkin oldu, yakışmadı, kötü bir hatıra olarak aklımızda kaldı. Erbakan’da, mazlum ve efendi olmasından istifadeyle, Fatih’in nezaketinden, terbiyesinden istifadeyle çirkin, yakışıksız tavırlar yapmaya kalkanlar olursa, hukuk ve kanun yakasına yapışır. Devletin kanunları, hukuku gereken tecziyeyi yapar.
MaşaAllah, “Canım Hocam, kız kardeşlerimiz nerede” diyor. “Selamun Aleyküm mübarek insan. Ben Erzurum’dan Uğur. Eşim Nagehan vesilesiyle tanıdım sizi. Duanıza muhtacım. Allah’ım ahir zamanda sizden ayırmasın. Selamun Aleyküm.” Kurban olayı ben seni yaratan O güzel Allah’a, maşaAllah, elhamdülillah.
Tansel yazmış. İstanbul. “Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamıza ve size Allah selamet versin Hocam. Kıbrısi Hocam sizi ve hizmetinizi eczanedeki faydalı bir ilaca benzetmişti hatırlarsınız. Harika bir benzetmeydi. Ben de ihtiyacım olduğunda bu eczaneden ilaç alarak, sizin eserlerinize yöneliyorum, inşaAllah” diyor, maşaAllah.
Ben bir kere meşru zeminde deli dolu bir insanım. Allah’ı çok seviyorum. Kuran’a çok bağlıyım. Allah için ateşte yanarım. Görüyorsunuz, bir yere kaçıp göçmedim de, inşaAllah. Hani var canı tatlı olanlar, pır saka kuşu gibi kaçıyor yurt dışına. Sonunda Mehdilik ilan etmeye kalkıyor. Korkak Mehdiler bunlar, inşaAllah. Kardeşlerini burada bırakıyor, milletini burada bırakıyor. PKK’sı burada bilmem kimi burada, vatanı, buradaki çoluğu çocuğu, buradaki genç kızları, kardeşleri kime bırakıp kaçıyorsun? Nereye kaçıyorsunuz? Sonrada ben Mehdi’yim diye kafasına kavuk gibi bir şey geçiriyor, “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ım” diyor. Korkak Mehdi olmaz. Hz. Mehdi (a.s) koç yiğittir, delikanlıdır. Arslan gibi kalıp, mücadele edeceksin. Bu vatan bize emanet. İnsanlar bize emanet. Kardeşlerimiz bizlere emanet. Devletimizi koruyacağız, bayrağımızı koruyacağız, inşaAllah.
Semra diyor ki: “Hocam neden arkadaşlar inşaAllah, maşaAllah diyorlar?” diyor. Biz söylüyoruz, kafasına torba geçirmiş adam kaçmış. Fethullah Hocam’ın tavrı oradaki hizmetini daha iyi yapabilmek için, daha güzel yapabilmek için. O hicrettir. Ama burada kaçması için, göçmesi için bir sebep yok. Orada bir şey yok. Ne var yani? En fazla hapsedilirsin. Hapsedilsen ne olur? Memleketin hapishanesi. Tozunu, toprağını yaratan Allah’a kurban olayım. Hapishaneler de bizim. Oranın yemeğini yaratan da Allah. Vatanın, milletin toprağı. Bizim vatanımızın toprağı. Yatayım da vatanın hapishanesinde yatayım. Her yer benim vatanım, ne fark eder? Kaçıp göçecek ne var? Mehmetçik kaçıyor mu düşmanı gördüğünde? Oradaki it, kopuk, çakalları gördüğünde ne yapıyor? Canı pahasına Allah rızası için mücadele ediyor. Bu saka kuşlarının canı tatlı, anında uçuyorlar. Ondan sonra arkasından “Hz. Mehdi (a.s)’ım” diye ortaya çıkıyor. Ben ona gıcık oluyorum, inşaAllah. Korkak Mehdi. Olmaz öyle. Bir de açık açık ilan var. Sayın beyefendi, Allah ne diyor? “Ümit ve korku arasında olun” diyor. Sen ne diyorsun? “Hz. Mehdi (a.s)’ım” diyorsun. O zaman sen cennetliksin, öyle mi? Bu ayet sana hitap etmiyor o zaman haşa. Olur mu öyle şey? “Ben şimdi Allah’a sorayım, cevap vereyim” diyor. Bırak bu anormal hareketi, buna ne gerek var? Kuran’a davet et insanları. İman hakikatleri anlat, alnından öpeyim. Çok güzel. Mesela Kuran’la ilgili sayfası var çok güzel. Allah razı olsun. Şimdi o garibandan örnek vermemin nedeni önemli olduğundan değil. Ben acıyorum o insana. Ben oturup ona kimse düşman olsun diye değil. Benim anlattığım geniş bir çevre var, çok fazla öyle tipler var, böyle çok fazla adam var. Asıl sözüm o. Hani derler; gelinim sana söylüyorum, kızım sen anla diye. Asıl böyle çok ekip var, adamlar var. O aslında gariban, cezbe halinde, tarikat ehlinde olur bazen, cezbeye girer. Şuuru gider Allah vermesin. Ne konuştuğunu bilmez. Ona uyanlar sorumlu olur. Yoksa Allah için, İslam için ortaya çıkmış bir insan nihayetinde. Cezbenin etkisi altında, cezbenin sarhoşluğu altında olabilir o tip sözler, söyleyebilir. İtibar edilmez sözüne. Küfür olan sözüne itibar edilmez.
“Ey Allah’ın arslanı, ey Allah’ın hadi kulu” diyor, maşaAllah. İnşaAllah öyle oluruz. “Hz. Zülkarneyn (a.s)’ın birleştirerek, ümmeti muhafaza ettiği iki tepeden biri gibi beyin, biri kalp, biri akıl, biri imandır gibi düşünüyorum. Şüphesiz iman bir nasip meselesidir. Allah dilediğine lütfeder. Sizin işiniz Resulullah (s.a.v.)’den bile zor” diyor. Bazı yönleriyle olabilir ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in geneldeki zorluklarının tarifi yok, kanun yok, hukuk yok. Zulüm yeri göğü inletiyor. Gece yatağında yatamazsın. Müthiş bir dehşet ortamı var. Her an kan, her an fitne. Deli müşrikler, psikopat adamlar, gözü dönmüş insanlar. Cinler bir yandan saldırıyor, küfür bir yandan, müşrikler bir yandan. Çok zordu Resulullah (s.a.v.)’in zamanı. Tabii bu devrin kendine has zorlukları var. Ama genel toplamda Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in çektiği zorluk kıyası kabil değil. “Allah inşaAllah sizinledir. Allah’ın izniyle 2023’e kadar, inşaAllah İslam hakim olacak” diyor.
“Lütfen resmimi iletir misiniz? Selam biricik, canım Hocam. Sizi çok seviyorum. Sizin kadar güzel, zeki, özel seçilmiş insan görmedim. Size bu fotoğrafı göndermek istedim. Bu yaşta ilk defa görüştüm sizinle” diyor. Bu çocuğun resmi var mı? Meryem. Severim ben onu. Tatlılığa bak, şekerliğe bak, ballığa bak. Burunun şekerliğine bak sen. Müthiş şeker. Ağzın tatlılığına bak sen. Bebeği de, kendi de çok tatlı, maşaAllah. “Sizin talebenizim, çok mutluyum” diyor. Ama taş bebek gibi, ne tatlı şey bu böyle, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, hidayet versin, güzellik versin, sağlık, selamet versin, Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, inşaAllah.
SEMRA HANIM: Hayranım sesinize Hocam, maşaAllah. Duyduğum en güzel seslerden biri sesiniz, maşaAllah, elhamdülillah.
DİDEM HANIM: Hocam, Mehmet Ali Bulut Hocamız, bugün Sünni ve Şii ayrılığından bahsetmiş. Yıllardır Şii ve Sünniler arasında bir ayrılık ve düşmanlık olduğuna dikkat çekerek, artık bunun sona ermesi gerektiğini yazmış. Bazı kesimlerin Şii, Sünni çatışmasını İslam Birliği’ni engellemek için kullandığını, ancak buna izin vermemek gerektiğini şu sözlerle ifade etmiş: “Sünnilik ve Şia tarih boyunca İslam ittihadının yıkılması ve zayıflatılması yolunda kullanıldı. Şimdi bir kere daha buna alet olunmamalı. Ümmetin artık bu tuzağa düşmemesi gerektiğine inanıyorum.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Haydar Haydar’ı klarnet, keman, cümbüş ve darbukayla söylemek lazım. Ve koro da olması lazım. Teyple böyle söylenmez. Yeri göğü inleteceksin. Özellikle Haydar Haydar derken, dedemin ismi anılırken, yerin, göğün inlemesi lazım; Ali Haydar Murtaza. Peygamberimiz (s.a.v.) yiğitlerin piridir. Bir de Hz. Ali (r.a), inşaAllah. Hz. Hamza (r.a), o da koç yiğittir, maşaAllah. Piri azamıdır Peygamberimiz (s.a.v)’in, en büyük pirdir, inşaAllah. Diğerleri de ona göre, inşaAllah. Daha altlarda ama pirdirler, inşaAllah. Hz. Ali (r.a) pirdir, inşaAllah.
Bizim astronot anlatsın yine bakalım, inşaAllah.
VTR-Cübbeli İttihad-ı İslam’ın Acil Kurulması Gerektiğini Nihayet Anlattı.
DİDEM HANIM: Yayınımıza Damla, Semra ve Aydan Hocalarımızla devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Aydan Hocam nasılsınız?
AYDAN HANIM: Çok iyiyim Hocam, inşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Aydan Hocam Arnavut güzeli, maşaAllah. Ağabey, anne, baba falan tam ekip.
AYDAN HANIM: Evet, Allah’a hamdolsun, hepsi.
ADNAN OKTAR: Kaç yıllık talebemsin Aydan?
AYDAN HANIM: 20 yıl bitti Hocam. Allah’a hamdolsun, şükürler olsun 20 yıl bitti, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ağabeyle birlikte.
AYDAN HANIM: Ağabeyim zaten 26 yıl oldu. Ben de büyümeyi bekledim.
ADNAN OKTAR: Ben çocuktum, ağabeyini tanıyorum neredeyse. Öyle diyelim yani.
AYDAN HANIM: Annem de, babam da çok çok hürmetlerini ve sevgilerini ilettiler, şu anda seyrediyorlar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Saygı, sevgiler Hocam. Hocam ekrana çıkardığınız insanların hepsi gönlümüzü ferahlatıyor. Olağanüstü güzeller. Ama aklıma şu geldi; acaba çok güzel olmayan insanlar, doğuştan çirkin insanlar ne yapsın? Saygılarımla” diyor, Hakan. Ne mutlu onlara. Güzelin aldığı sevap birse, onların aldığı sevap bin olacak. Güzellik en güzel olsa bile, Hz. Yusuf (a.s.)’a diyorlar; ‘güzeller güzeli Yusuf’ diyorlar, ‘gözlerin çok güzel’ diyor hanımlardan bir tanesi. ‘Toprağa akacak gözlerim’ diyor. ‘Dudakların çok güzel’ diyor, ‘toprak parçalayacak’ diyor. ‘Saçların çok güzel’ diyor, ‘toprağa dökülecek’ diyor. Hz. Yusuf (a.s.) tahta oturur oturmaz, ‘Ya Rabbi bana ahireti ver’ diyor. Hemen ahireti istiyor. Onun için ne mutlu körlere. Ne mutlu topallara. Ne mutlu sağır olan kardeşlerime. Ne mutlu çirkin olanlara. Ne mutlu felçli olanlara. Sağlam insanın aldığı sevabın, bin mislini, on bin mislini alacaklar. Bir amanın kıldığı namaz, Müslüman bir sevap alıyorsa, onlar bir milyon sevap alıyor. Onlar cennetin renkli, güzel kuşları, cennet bülbülleri, inşaAllah.
Güzel Zuhal, tatlı Zuhal. Her şeyin güzel. Şu kıskançlığın yok mu. “Etrafınızdaki kızlar olağanüstü güzel” diyor. Uzun uzun saymış. Gözlerinizi, dudaklarınızı hepsini saymış. “Niye sürekli inşaAllah, maşaAllah diyorlar?” diyor. Allahualem birazda şuuru kapanmış gibi, kıskançlıktan. Seni kıskanç Zuhal seni. Seni güzeller güzeli Zuhal seni. Gel seni de çıkarayım, inşaAllah.
“Hocam, İttihad-ı İslam coğrafyasından kardeşlerimizi bize tanıtıyorsun. Sağ olun. Hocam İran ABD insansız uçağını düşürdü. 2012 yılı ile ilgili savaşları ile Kuran’da bir işaret verilmiş mi? Saygılar”’ İslam ülkeleri arasında bir savaşa müsaade etmeyiz. İran’a yapılacak bir savaşa da, saldırıya da müsaade etmeyiz. Dünya öyle dağ başı değil. Bundan sonra öyle yok. Elini, kolunu sallayarak savaş yok. Kaç defa niyetlendiler, kaç defa engellendiler, kaç defa destur istediler, kaç defa ret aldılar. Hz. Hızır (a.s)’ın olduğu yerde, Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yerde, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın olduğu yerde, destursuz hareket edemezler. İzin yok. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olarak izin vermiyoruz. İnsansız uçak, iyi ki insansız olmuş. Bir başkasının hava sahasında, herhangi bir şey uçurursan, uluslararası hukuka göre onları vurma hakkı var. Ama tabii şimdi insan olarak olmaz. Uçakla zorlayarak hava sınırlarının dışına çıkarmak lazım. Ama insansızsa, insanın tepesinde uçan bir şey varsa, rahatsız olur tabii ki. Hangi ülke olursa olsun kendini korur. Kim olursa olsun, hukuka göre hakkıdır.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sayın Hocam hizmetlerinizi beğenmekle birlikte, şu Hz. Mehdi (a.s) konusunu neden bu kadar önemsediğinizi anlayamıyorum. Kim Hz. Mehdi (a.s) olursa olsun, önemli olan Allah’a hizmet değil mi?” İbrahim Yaşar. Ağzına, diline sağlık ne güzel söylüyorsun. Benim söylediklerimin aynısını söylüyorsun. Ben ne diyorum? Müslüman ulema, Müslümanlar, kardeşlerimiz bir lider seçsinler İttihad-ı İslam’ın başına. Söz bir, Allah bir ayağının altını öpeceğim dedim, ayakkabısının altını öpeceğim. Yeter ki seçsinler, yeter ki İttihad-ı İslam olsun. Allah onu seçtiriyorsa, o zaten o kişidir, yani Hz. Mehdi (a.s)’dır. Allah Müslümanlara ittifakla birini seçtiriyorsa, o zaten odur. Bunun aksini söyleyen oldu mu? Olmadı. O zaman mesele yok. Seninle ittifak halindeyiz. Ama Hz. Mehdi (a.s)’a ne gerek dersen, o zaman külahları değişiriz. İttihad-ı İslam oluşmaz. Mutlaka bir baş gerekir. Bugün o Musevi arkadaşa da söyledim. On bin tane mıknatıs atarsan buraya, o onu iter, o onu iter, o ona yapışır, karmakarışık bir şey olur. Dev bir tane mıknatıs koyarsan, hepsini toplar ve rapteder. Hiçbir fitne, sıkıntı, kargaşa kalmaz.
Yunus Emre; “İyi akşamlar Hocam. Allah sizi nazarlardan korusun.” İstanbul Pendik’ten. Niye bana bol bol baksınlar, inşaAllah. Kötü nazardan korusun bizi. Nazar güzeldir, inşaAllah. Güzel insanların nazarı güzeldir, inşaAllah. Selamını almadığım herkese, Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Ömer Tekin. Ömer, Allah aşkına şu hurafelere girme. “Hayırlı akşamlarınız olsun. Programınızı sevgiyle ailece izliyoruz. Engin bilginizden yararlanarak, geleceğe ilmi ışık tuttuğunuz için, teşekkür ediyoruz. Hocam kediniz Pamuk’u çok beğeniyorum” diyor. O dünya tatlısını evin önünden kaçırmışlar. Göster şu köfteyi. Bakışa bak sen. Şu tatlılığa. Yiyeceğim ben bunu başka çare kalmadı.
DİDEM HANIM: Siz yokken konuşmuştuk. Pamuk’a internet sayfası açmışlar. Bütün maceraları, resimleri her şeyi var. Arkadaşlarının resimleri var.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Gülşen Hanım yazmış. Kedimizi çok beğeniyormuş. “Hocam, Bilkent Üniversitesi öğrencileriyiz. Şu an topluca sizi izliyoruz. Size ve konuklarınıza hoş sohbet dileriz. Başarılarınızın devamını diliyoruz. Bize bir selam gönderirseniz çok müteşekkir oluruz” diyor. Kubilay ve arkadaşları. Haydi selam sana Kubilay ve arkadaşlarına da selam. Allah hepinize hidayet, sağlık, sıhhat versin, inşaAllah.
“Mesajımı yayında okunmanızı rica ediyorum. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’ı görürüz” diyor. Çok şahane bir rumuzu var. Söylemeyeyim yine de. “Sayın Fatih Erbakan sizin kanalınızda ne zaman çıkacak?” diyor. Gerek olursa, çıkar. Niye çıkmasın. O bizim koç yiğidimiz, canımızdır. Bugün de söyleyecektim ama daha çok sohbet ettik. Bazı anlatacakları vardı, ben onu biraz dinlemek istedim. Güzel, çok akıcı şekilde anlatıyor. Benim gördüğüm-anladığım, böyle daha önce olduğu gibi bir olay takarrür etmek istiyor gibi görünüyor. Ama Saadet Partisi gençliği olsun, zemini olsun çok vicdanlı, çok vefalı ve çok sadakatlidir, oyunlara, kahpeliğe, kalleşliğe müsaade etmezler. Daha önce olan olaylarda da tabii kahpelik ve kalleşlik oldu demiyorum ama vefasızlık oldu o zamanda. Ama derinden karanlık oyunlar çirkin tabii çok ayıp, Müslümanlığa yakışmaz. O nur gibi delikanlı, tertemiz, efendi. Babası onu çok dindar, efendi yetiştirdi, maşaAllah. O bizlere emanet, bütün Müslümanlara emanettir, inşaAllah. Hocamızın emanetine ihanet olmaz. Kimseye ihanet ettirtmem. Hiç kimseye Erbakan Hocamız’a ihanet ettirtmem. Şahsım adına diyorum. Ne ile? Kanunla, hukukla. Oyun oynattırmam. Şahsım adına söylüyorum, kanunla, hukukla, inşaAllah. Meydanı boş bulduk, at oynatırız gibi bir konu yok. Öyle bir şey olmaz. Nasıl olsa bu çocuğun sesi çıkmaz, nasıl olsa efendi, biz de Ali kıran baş kesen oluruz, istediğimiz gibi at oynatırız. O olmaz. Daha öncede onu dünya tarihi içinde birçok insan denemiştir. Haksızlık, adaletsizlik hep hukukla döner. Yargıdan döner. Burası dağ başı değil. Burası tekrar söylüyorum, kanun-hukuk devleti. Hukukla-kanunla, en aksi durum bile çözülür, inşaAllah. Allah iyi olanlara, doğru yolda olanlara hep güzellik, selamet versin, iyilikler versin. Tekrar ediyorum, Saadet Partili değilim. Herhangi bir partiye mensubiyetim de yok. Ben hep iyilikten yanayım, güzelden yanayım, mazlumdan yanayım, dürüstten yanayım, o. Silahım da, devletin hukuku ve kanunlarıdır. Odur; hukukla-kanunla, inşaAllah.
Tamam haydi bakalım, yarın görüşürüz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...