YASEMİN HANIM:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Bugünkü misafirlerimiz Beril Hanım, Mehtap Hanım ve Leyla Hanım. Buyurun Hocam nasıl başlamak isterisiniz?
ADNAN OKTAR:Cennet özleminin sebebi bu,insan hep güzel arıyor.Yemekler güzel olsun, insanlar güzel olsun,ortam güzel olsun, sözler güzel olsun, koku güzel olsun. Hep güzele Allah müştak yaratmış ruhumuzu. Eğer Müslüman ararsa, dünyada da bir nevi cennet haline getirebiliyor. İşte Mehdiyet’in özelliği bu. Hz. Mehdi (a.s), cennet ruhludur, cennet kişiliklidir.Hz. Mehdi (a.s)’a insanlık uyduğu için, bütün dünya cennet gibi oluyor,Hz. Mehdi (a.s) devrinde.İnsanlar diyecekler;“ne güzel hayat varmış, ne güzel yaşam varmış, nasıl olduda biz birbirimizi böyle kırıp geçirdik, nasıl olduda böyle kavga ettik” diye kendilerine şaşacaklar.Şimdi televizyon seyrediyorum evde, her yerde kavga var. Maçta kavga, sokakta kavga, evde kavga, her yerde kavga, sürekli kavga filmleri var. Birbirinden güzel insanlara öfkeyle bakabiliyorlar. Halbuki ne güzel aynı vatanın evlatlarıyız, Müslüman’ız elhamdülillah. Müslüman olmasa bile Allah’ın kulu, onada biz şefkat duyarız, inşaAllah.
YASEMİN HANIM:Siz söylemiştiniz Hocam daha önce,“Allah bela olarak sevgiyi aldı” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet. O kadar korkunç bir şey ki, sevgi giderse, zaten geriye ne kalıyor? Güzel olsa, güzelde etkili olmuyor. Hep aklıma şu sevimli Nagehan geliyor. Dünya tatlısı acayip şeker. Yani sanki savaşa gidiyorlar çocukla, bir kısım zevat. Yani var gücüyle bağırıyor.O da var gücüyle böyle bıcır bıcır, acayip yaman oda böyle, hiçbir lafın altında kalmıyor, canını dişine takıyor.Genellikle programlarda kadınların hakimiyeti olması lazım. Dikkat ederseniz programlarda hep, erkek hakimiyeti var. Halbuki dünyanın en tatlı varlıkları kadınlar, her yerde onlar olması lazım, inşaAllah. Her konuşmada, her yerde onları görmemiz lazım, inşaAllah.
Beril Hocam beni seviyor musun?
BERİL HANIM:Hocam ben sizi çok seviyorum. Hem hüsn-ü siretiniz, hüsn-ü suretiniz maşaAllah, o kadar etkileyici ki Hocam, elhamdülillah, maşaAllah. Allah inşaAllah nasip ederse cennette, sizinle beraber olmak isterim sonsuza kadar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Leyla Hocam, sen?
LEYLA HANIM:Hocam bende sizi canımdan çok seviyorum. Allah’ın en güzel tecellilerinden biri sizsiniz. Size olan sevgim günden güne daha da çok artıyor, maşaAllah. Allah sevgisini sizden öğrendik, İslam’ı sevmeyi sizden öğrendik. Bundan önce bize bu kadar İslamiyet’i öğreten kimse olmadı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Kardeşin maşaAllah, çarşafa girdikten sonra ilmi daha da arttı. Gece gündüz ayet ezberliyor, gece gündüz Kuran öğreniyor, maşaAllah.
Hocam.
MEHTAP HANIM:Hocam Allah rızası için çok seviyorum sizi, elhamdülillah. Allah’ın Nur sıfatı o kadar tecelli ediyor ki üzerinizde, gözlerinizde, saçlarınızda, teninizde, yüzünüzde maşaAllah, çok çok güzelsiniz. Her gün Allah’a çok şükrediyorum, sizin talebeniz olduğum için, inşaAllah. Hem bu dünyada, hem de ahirette, hem sizinle, hem kardeşlerimle birlikte olmak istiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah ayırmasın. Güzeller güzeli sen?
YASEMİN HANIM:Hocam bende gerçekten, bütün duygularımın en yoğun, en güzel, en derin, en güvenli halini sizinle tanıdım. Çok mutluyum, Allah’a şükrediyorum bunun için, sizi gerçekten çok seviyorum, bütün aklımla, bütün ruhumla, bütün kalbimle seviyorum Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Elhamdülillah. Ehl-i zulümat, acımasızlar, gaddarlar, kavgacılar, bu sözleri duyunca, böyle uzaylı gibi bakıyorlar, “ne diyor bunlar” diyorlar. Alışmış onlar eyeşmeye, laf sokmaya, hakarete, tersliğe, kepazeliğe alışık oldukları için, böyle dostluk ortamı, temizlik ortamı, iyilik ortamı, sevgi ortamı onları şoka sokuyor.Anlayamıyor, kavrayamıyor, “bu nedir ki, neden böyle oluyor ki?” diyor. Mesela kavga gürültü olsa, “ne kadar güzel, işte olması gereken bu” diyecek. Bizde onlara; sevgiyi, aklı, hidayeti öğretmeye devam edeceğiz, inşaAllah.
Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınıyorum. Hakka Suresi 13- “Artık sur'a tek bir üfürülüşle üfürüleceği’’ şimdi, Allah’ın “üfürme” dediği şeyin ne olduğunu biz bilmiyoruz. O olay olduğunda, Allah bu üfürmedir dediğinde, biz demek ki kastedilen bu diyeceğiz. Yani olayın başlamasının adı da olabilir. 14-“Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı” hareket ettirilip, kaldırılacağı “ardından tek bir çarpma ile” birbirine çarpılıp parça parça olacağı zaman. Bu son çarpma, önce bir ilk çarpma var. Sonra bu son çarpma, çok şiddetli bu çarpma. Bunda dağılıyor artık dünya, un ufak oluyor yani uzaya dağılıyor, toz oluyor, yayılıyor. Şimdi dünya yuvarlak, bu sefer patlamanın etkisiyle, tepsi gibi açılacak, tozdan topraktan oluşmuş olarak. Uzayda var ya ortasında bir çekirdeği oluyor, etrafında geniş bir hale oluyor görmüşsünüzdür, o tarz olacak dünya yani parçalandığında öyle olacak.15-“İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuştur.16-Gök yarılıp-çatlamıştır;’’ gök kalmıyor tabii,uzay görülüyor. Gündüz mavi ya gökyüzü, o açılıyor, oradan siyah gökyüzü görünüyor, maviliğin arasından. Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ‘sarkmış-za’fa uğramıştır.’” Bulutlarda aşağıya doğru çöküyor, yani atmosfer dağılıyor. Açılma meydana geliyor çarpmanın etkisiyle. 17-“Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir.’’ Melekler alenen görünüyor o gün “O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır”Sekiz melek görevli, Allah’ın arşı denilen şeyin ne olduğunu biz kıyamette anlayacağız. Hiç tahmin etmediğimiz şeyin arş olduğunu anlayacağız.18-“Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey),gizli kalmaz.” Teker teker insanlar, Allah’a arz olunuyorlar. En son arz olunan, ilk başta arz olunduğunu zannediyor, zaman olmadığı için izafi olduğu için. En sona arz olunduğu halde, milyonlarca insan var, hepsinin tek tek hesabı görüldüğü halde, ilk kendisinin hesabının görüldüğünü zannediyor. O kadar süratli oluyor zaman izafi olduğu için. “Sizden yana hiç bir gizli (şey), gizli kalmaz.” Yani insan hiçbir şeyi gizleyemiyor. Bu dünyada çaktırmadan gizli bir şeyler yaptıklarını zannediyorlar ya, öyle bir şey olmuyor. Allah hepsini tek tek ortaya koyuyor. Sadece Müslümanların utandığı, istemediği bir şey varsaveya affedildiyse, onların tamamı sonsuza kadar Allah tarafından gizli tutuluyor. Ama kaybolmaz sadece gizlenir. Var olan bir şey, hiçbir şekilde kaybolmaz Allah Katında, fakat mahfuz olur, muhafaza altına alınır. Mesela biz burada konuştuk, bu konuşmamızın tamamı mahfuzdur. Ama cennette biz bu konuşmayı istersek, tamamını dinleyebiliriz. Ama bu konuşma içerisinde Allah muhafaza, istemediğimiz bir konuşma varsa, o kısmı Allah, sonsuza kadar muhafaza ediyor, onu göremezsin. Mesela insanların hayatında karşılaştığı zor olaylar vardır. Babasını kaybeder ona zamanında üzülmüştür, ki bu İslam’a Kuran’a uygun bir şey değildir. Müslüman ondan utanacağı için, Allah onu ona göstermiyor. O kısmı göremiyor ama mahfuz Allah katında durur o, kaybolmaz. Onun kaybolması için, haşa Allah’ın yok olması lazım. O mümkün olmadığı için, var olan bir şey hiçbir şekilde kaybolmaz. Mesela böcek ölmüş ters duruyor. O durur Allah Katında, mümkün değil kaybolmaz. Ama ihtiyaç olmadığı için, Allah göstermez. Yani eğer görmek istersen, onu görebilirsin mahfuzdur Allah Katında. Bütün hayatımız video film gibi, tamamı. Şimdi televizyonda video izliyoruz, istediğimiz yeri izliyoruz, istemediğimiz yeri geçiyoruz. Aynı o şekildedir. Allah istemediğimiz yerleri geçer, göstermez bize. Fakat doğumundan itibaren, aklına gelen her ne olursa olsun, hiçbir şey Allah Katında kaybolmaz. Mesela sabah kalkmış uyku sersemi hoşlanmadığı bir şey yapıyor, boş boş oturuyor. Olduğu gibi durur Allah Katında, kaybolmaz. Ama mümin onu görmek istemez, boş iş çünkü. O hoşuna giden görmek isteyeceği için, sadece onları seçerek görüyor mümin. 19-“Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: 'Alın, kitabımı okuyun.'” Sağ eline insanın, bir cisim veriliyor, belki bir kristal gibi bir şey, belki elması andıran bir şey, taş parçası gibi, kristal. Her şey onun içinde kodlu. “Alın, kitabımı okuyun. 20-“Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım.” Yani ben zaten böyle bir şey olacağını biliyordum diyor, zaten onu teslim etmekle mükellef o,yani kaderiyle ilgi bilgi var orada. Onu veriyor, ondan sonra Allah’ın Katında melekler;‘şu kişiye şu kadar para yardımı yapmışsın doğrumu?’ diyorlar, sorgulama tarzında. ‘Evet doğru’ diyor. ‘Falanca gün şurada tebliğ yapmışsın doğru mu?’ ‘Doğru.’‘Falanca gün tutuklanmışsın, şu kadar hapis yatmışsın, şu kadar gün çile çekmişsin, bu doğru mu?’ diyor. ‘Doğru.’ Ama detay detay hepsini tek tek sayıyorlar. ‘Sana ters bir laf söylenmiş, sabretmişsin, doğru mu? Seni kızdıracak bir şey olmuş sabretmişsin, doğru mu?’ Bu sorgulama bittiğinde, o en son sorgulanan kişi olduğunu sanıyor ve çok kısa sürdüğünü zannediyor. Yani olağan üstü kısa geliyor ona. Hâlbukibütün ömrünün sorgulaması yapılıyor. Yalnız buradaki sorgulama, daha önce de söylemiştim, onu onore etmek için yapılıyor. Yani onun nasıl güzel ahlaklı bir insan olduğunu ona hatırlatmak için yapılıyor ki cennette sürekli aklında kalıyor o zaman. Cennette insanlar onu severken, o kişiliği ile seviyorlar. Yani şunu yapmış bunu yapmış, bitmiyor ki,şimdi birde gizli yaptığı şeyler var. Gizli olanları Allah açıklıyor. Mesela gizlice bir cesaret göstermiş, gizlice bir sabır göstermiş. Mesela diyor ki; ‘burada diyor insanlar çileden çıktı ama sen burada çok sabırlı oldun doğru mu?’ diyor. ‘Doğru, evet’ diyor. Bak kaderinde var bu şekilde, hepsi sayıldıktan sonra o kendi kendini sevmeye başlıyor ve etrafındakilerde onu sevmeye başlıyorlar, gerekçeyi gördükleri için.Çünkü bu dünyada gizli olanlar bilinmiyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın biz gizli yönlerini bilmiyoruz, açık yönlerini görebiliriz. Onuda kısmen görürüz. Tamamının bilinmesi lazım Hz. Mehdi (a.s)’ın tam sevilmesi için. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in biz belirli bir yönünü biliyoruz. Yoluna deve işkembesi atmışlar, dikenler atılmış, Ebu Cehil hakaret etmiş. En fazla elli, yüz konu biliyoruzdur. Orada biz, on binlerce konu öğreneceğiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile ilgili. Kimin nasıl kahrına cevap vermiş, kime nasıl yardım etmiş, nasıl korkunç bir ortamda cesaret göstermiş, nerede sabır etmiş. O zaman Peygamberimiz (s.a.v.)’e olan sevgimiz, müthiş katlanacak. Hiç bilmediğimiz yönlerini öğrenmiş olacağız. Hz. İsa Mesih (a.s) içinde öyledir, diğerleri içinde öyledir. O zaman işte müminlerin birbirlerinesevgisi çok çok şiddetli oluyor. Çok sarsıcı bir sevgiye dönüşmüş oluyor, cennet sevgisi oluyor. O mümine nimet olarak sunuluyor. Küfürde de, çok detaylı bütün ahlaksızlıkları tek tek saydırılıyor. Mesela yalan söylemiş, fakat kandırdığını sanıyor. ‘Burada yalan söyledin değil mi?’diyorlar. ‘Hayır’ diyor. Sonra ağzı diyor ki,‘evet, yalan söyledin’ diyor, ağzını tutamıyor. Ağzına sinirleniyor, ‘buna ne oluyor ki böyle konuşuyor’ diyor. Mesela eliyle bir kötülük yapmış, ‘ben böyle bir şey yapmadım’ diyor, orada da sahtekârlıkları devam ediyor, delilikleri devam ediyor. Eli diyor ki;‘yok ben yaptım’ diyor, konuşuyor eli. Kontrol edemiyor vücudunu, vücudu kendine isyan ediyor. Daha önce vücuduna çok düşkündü o tip insanlar, vücudu için yaşar, nefsi için yaşar. Nefsi orada başına bela oluyor. Allah onu belaya çeviriyor, gözünü kontrol edemiyor, ağzını kontrol edemiyor, elini kontrol edemiyor, hepsi aleyhine konuşuyorlar. Hepsini kabul etmek zorunda kalıyor. Zaten Allah bir kısmını sorgulamaya bile gerek duymuyor. “O gün onlar için sorgu yoktur” diyor, doğrudan cehenneme koyuyor bazı psikopatları. Sorgulamaya gerek yok ki, aynı ahlaksızlık yapacak, yine aynı şeyi yapacak. Fakat ibret olması için, tek tek Allah söyletiyor. Onlarda da zaman uzuyor, Müslümanların tersine. İlk başta sorgusu yapılan, en son sorgulandığını sanıyor. Akıl almaz ıstırap çekiyor, bir türlü bitmiyor sorgu. Hadiste diyor ki; “ter yerlere doğru akar” diyor. Sicim gibi ter akıyor sıkıntıdan. Sürekli sorgusu devam ediyor. Şu gün şunu yapmışsın, anlat diyorlar. Şu detaylar, şurada şu sahtekarlığı yapmışsın. En ince detaylarına kadar. “Artık sıkıntıdan ve bunaltıdan neredeyse onu yutacak hale gelir teri” diyor hadiste. Tabii teşbih var orada, o kadar çok terler ki sıkıntıdan ve bunaltıdan, artık bir an önce bitsin istiyor. “Sorgulama bitsin de, bir an önce cehenneme gideyim” diyor. Hâlbuki cehenneme gittiğinde de, oradan bir an önce çıkmaya çalışıyor. Müslümanlar bunun bilincinde olduğu için, aklı başında hareket ediyor. Ama cehennem ehli çok deli oluyorlar, dengesiz oluyorlar. İnsan aklının pek alacağı gibi değil. Onun için Allah’a sığınmak lazım, cehennem ehl-i olmamak için sürekli, Ya Rabbi, bizi cehennemden koru değil, cehennem azabından koru diyeceğiz. Çünkü biz cehennemin kenarına geleceğiz zaten.Cehennemin kenarına herkes gelecek. Cehennemi görmeyen yok. ‘Cehennem azabından koru Ya Rabbi’ diyeceğiz. Çünkü cehennem kenarına, çok neşeli geliyor Müslümanlar. Önünde bir ışık, sağında bir ışıkla geliyorlar, yanında mihmanları, koruyucusu var, ona yol gösteriyor. Sürekli iltifat ediliyor, saygı gösteriliyor. “O gün onlar hiç acı çekmezler” diyor Allah, hiç rahatsız olmazlar. Sıkıntıda yok, “içlerinde bir korkuda olmaz” diyor. Yani son derece mutlu ve neşeli. Zaten yüzlerindeki parıltıdan anlaşılıyor, bayağı neşeliler ve çok ümitvarlar diyor cennete gitmek için. Çünkü biliyor önünde ışık var, sağında ışık var. Bu cennet alameti. Sağ tarafından elinden verilmiş o kristal bilgi neyse. Her yerden belli cennete gideceği. Ama daha söylenmemiş cennete gireceği, ümit var. Orada söyleniyor, “cennet ehli kalksın” diyor Cenabı Allah, “onlar geçsinler” diyor. Cehennem ehli orada arazide bırakılıyor, cehennem arazisinde. Oradan onlar sonra sürüklenerek, aşağılanarak alıp götürülüyor cehenneme. Ama bizim aklımıza gelen toprak bir arazi gibi geliyor, kül gibi geliyor. Hiç tahmin etmediğimiz gibi olmaya bilir, hiç aklımıza gelmeyecek bir şekilde olabilir. Mesela cennet kapısı, altından falan ama belki de ışıktan bir kapıdır, birden ışık açılır ve geçersin. Cehennem ehlinide bilemeyiz, cehennem ateşi adamları cayır cayır yakıyor ama yine çakallık yapıyorlar orada. Normalde ateşte insan konuşamaz, mesela diyor ki Allah; “Develer büyüklüğündedir alevler” yani acayip “yüksek alevler olur” diyor, yani kıvılcımı deve büyüklüğündedir, ama adamlar orada fitne ve dedikodu yapıyorlar, hala birbirlerini arıyorlar, kavga çıkarıyorlar, o onu kovalıyor, o onu kovalıyor itlik yapıyorlar. Bediüzzaman diyor ki; “En ziyade azabı diyor cennetle kıyasladıklarında duyarlar” diyor. Yani görüyorlar ya cenneti,“çok şiddetli azap duyarlar” diyor. Kıyas çok şiddetli azap meydana getirir, inşaAllah.
“En Son Haber olarak, okurlarımızı korumak adına bu habere yorum yapmanızı engelledik! Adnan Oktar’ın avukatları açtığı davalarla, hemen hemen her habere her yoruma dava açar hale geldiler” diyor.“Sizlerde mahkeme köşelerinde sürünmeyin, gereksiz yere tazminat ödemeyin diye, haberi yoruma kapattık” diyor. Ne güzel hukukun işlemesi. Ben şakadan çok hoşnut olan bir insanım. Bana yani akıl almaz şakalar yapıyorlar, İnci Sözlük’te de, Ekşi Sözlük’te de veyahut You Tube'a da film olarak da hazırlıyorlar, parodi tarzında falan yapıyorlar.Geçen günler gülmekten uğundum yani hakikaten Allah esirgesin yani kontrol edemedim kendimi artık yani, müthiş komikti. Ben şakadan hoşlanırım ama hakareti, yani yanına bırakmam hukukla, kanunla.Ne güzel hukuk işliyorsa Türkiye'de, ne hoş.Kanunsuz adamın yakasına yapışıyorlarsa, hakaret eden adamın yakasına yapışıyorlarsa, Türkiye güzelleşiyor demektir. Ben, candanlığa açık bir insanım.
Rafet Coşer, Rafet Hz. Mehdi (a.s)’ın doğum tarihini tespit etmiş, iyi hadi gözümüz aydın bakalım.Akın akın Hz. Mehdi (a.s) adayları geliyor böyle, ben jürideyim, bunlar ne oluyor anlamıyorum. “Hocam Selamun Aleyküm, ben işte bilmem nerden, bilmem kim, sırtımda bir ben var Hocam” diyor,“çıkmaya hazırım, rüyada gördüm” diyor.
Şimdi biraz bizim astronotu dinleyelim ama astronotun başı polisle dertte herhalde bu aralar, bir şeyler vardı televizyonda, internette Cübbeli’yle ilgili adamlarımı tutuklanmış? Şoförü ve koruması gözaltına alınmış.
YASEMİN HANIM: Evet Hocam. Haberde Cübbeli’nin şoförü, koruması ve kendiside.
ADNAN OKTAR:Yanlıştır o, olsa yazardı, şey doğru herhalde koruması ve şoförü gözaltına alındı?
YASEMİN HANIM:“Cübbeli Hoca’nın emniyetteki işlemleri hala sürüyor” diye bir haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’nin emniyetteki işlemleri hala sürüyor.Ama olabilir şoförü ve koruması gözaltına alınınca, onunda gözaltına alınması normal, inşaAllah. Olabilir, mümkündür.
Şimdi o zaman, Şeyh Ahmet Yasin Hocamız konuşsun, inşaAllah, onu dinleyelim.
VTR- 14 Ekim 2011, Almanya. Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, İhvanlarına Sayın Adnan Oktar’ın Kitaplarını Tavsiye Ediyor.
DİDEM HANIM:İyi akşamlar sevgili izleyiciler programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah, şu andaki konuklarımız Damla, Gülşah ve Leyla Hocam. Hocam hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Bakın Bediüzzaman Said Nursi diyor ki; “Meşhur alim 19. asrın ünlü filozoflarındanBismarck, kendi eserinde diyor ki; ‘Kuran'ı her cihette tetkik ettim’, her cihette Kuran'ı araştırdım diyor.‘Her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm’ diyor. Bakın Bismarckaraştırmış, bu sonuca ulaşmış. ‘Bu kitabın misli ve beşeriyeti idare edecek hiçbir eser yoktur ve gelemez.’ Bakın bu Kuran’ın bir misli, benzeri ve beşeriyeti idare edecek, dünyayı idare edebilecek hiç bir eser yoktur, bunun üstüne diyor Kuranın üstüne. Peygamberimiz (s.a.v.) içinde diyor ki Bismarck; ‘Ya Muhammed sana muasır olamadığımdan çok müteessirim.’Senin zamanında doğmadığım için, müteessirim” diyor. ‘Beşeriyet senin gibi insanlık, senin biz mümtaz bir kudreti bir defa görmüş badema göremeyecektir, bundan sonrada göremeyecektir’ diyor, böyle bir insan bir daha dünya ya gelmez diyor. ‘Binaenaleyh senin huzurunda kemal-i hürmetle eğilirim’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Kafası çalışan insanlar, farkına varıyorlar dinin ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in değerinin büyüklüğünün, kıymetinin farkına varıyorlar.
Şimdi senden bir konu dinleyelim.
GÜLŞAH HANIM:Tabii Hocam, inşaAllah zevkle anlatayım. Yunus balığının gözlerinden bahsetmek istiyorum. Yunuslar hem denizin altında, hem de denizin üstünde görebiliyorlar. Normalde insan gözü sadece karada görebiliyor, Allah yunuslarda hem yani denizin altında, hem denizin üstünde görebilecek gibi çok özel bir tasarımla yaratmıştır, maşaAllah. Birde normal kameralar, üstün teknolojiyle yaratılıyor denizin altında film çekmek için, bunlardan da üstün bir teknoloji var, özel bir lens sistemleri var, Allah’ın onlarda yarattığı bu sistemle, her yerde görebiliyorlar, maşaAllah. Birde gözlerinin tek tarafını kapatıp, beyinlerinin o tarafını uyutup, tek gözle etraflarını görebiliyorlar. Sonra diğer taraflarını kapatıp, o taraflarını uyuyabiliyorlar, bu şekilde hem gelebilecek tehlikelere karşıda bir savunma olmuş oluyor onlar için.
ADNAN OKTAR:Ama bu teknik mükemmel bir teknik, maşaAllah.
GÜLŞAH HANIM:Her yerde, bütün iman hakikatlerinde sizinde söylediğiniz gibi, Allah'ın mükemmel yaratışını görüyoruz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Her gün şaşırıyoruz, her gün hayretler içerisinde kalıyoruz maşaAllah, Allah'a hayranlığımız, sevgimiz katlamalı artıyor maşaAllah, elhamdülillah.
Muhterem Hocam, buyurun.
DAMLA HANIM:İnşaAllah Hocam. Bugün evrimcilerin iddialarını çürütecek bir delilden bahsetmek istiyorum; cırcır böceği.Fosilimizde var Hocam. Evrimcilerin iddialarına göre; cırcır böceğinin evrimleşme türleri geçerken, birçok fosil bulunması gerekiyordu, iki kolunun çıktığı, farklı kanatların oluştuğu buna dair tek bir delilleri yok Hocam, maşaAllah. Cırcır böceği fosilimizi de var gösyerebiliriz. 125milyon yıllık bir fosil, Brezilya’da bulunmuş bir fosil maşaAllah, günümüzdeki cırcır böcekleriyle birebir aynı, hiçbir farkı yok, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bir iman hakikati filmi seyredelim biz, sonra devam edelim, inşaAllah.
VTR- Matematikçi Örümcekler
DİDEM HANIM:Yayınımıza kaldığımız yerden Leyla, Muazzez ve Aylin Hocam’la devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Muazzez Hocam, kaç yıldır talebemsin?
MUAZZEZ HANIM:25 yıldır talebenizim, şeref duyuyorum.
ADNAN OKTAR:25 yıl?
MUAZZEZ HANIM:Evet. Çok güzel geçmiş 25 yıl, inşaAllah
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Bakın, çocuk gibi gencecik kaldı. Kaç yaşındasın?
MUAZZEZ HANIM:43 yaşındayım.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah.
MUAZZEZ HANIM:Hocam annemin de, annem de sizin talebeniz zaten, inşaAllah o da 25 yıldır, size çok sevgileri var, hürmetleri var, özlemlerini iletiyor. O da her gün, bütün gününü Allah rızası için, Türk İslam Birliği için hizmetle geçiriyor, inşaAllah. Size çok düşkün, size tabi. 25 yıldır, ben 18 yaşındaydım sizinle tanıştığımda, o zamandan beri o da büyük bir şevkle, o da hep destekçimizdi. Zaten talebeniz olduğu için onu da siz yetiştirdiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok efendi annesi, çok nezih, çok şeker, maşaAllah.
MUAZZEZ HANIM:Hocam sizin gözleriniz insanın içine işliyor. İnsan nasıl ifade edeceğini bilemiyor ama gerçekten, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Dünyada ölümden başkası yalan” diyor Başbakan. Yani dünya yalan diyor, doğru.
“Adnan Hocam hayırlı akşamlar. Biz Ankara’dan ODTÜ’lü öğrencileriz.” Helal olsun ODTÜ’lü gençlere. Hepsine selamlar, sevgiler. “İsmim Engin. Programınızı severek izliyoruz. Bizlere selam iletirseniz çok seviniriz.” Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu, hepinize selam, inşaAllah. “İyi yayınlar.” Ne güzel gençler bir arada böyle, Allah’ı anıyorlar. Çok hoş bir şey, inşaAllah.
DİDEM HANIM:Hocam, Ömer Faruk Sağlam isimli kardeşimiz sizden özel dua istiyormuş. Van’dan kendisi mesaj yollamış. Biliyorsunuz tekrar 4,9 şiddetinde deprem olmuştu Van’da. Size not iletmiş.
ADNAN OKTAR:Allah kardeşimize hidayet, samimiyet, sağlık, ferahlık versin. Allah rızası için Van’daki kardeşlerimize, kardeşlerimiz özel bir çalışma yapıp yardımda bulunmaları gerekir. Nasıl olacak? Bir minibüs, bir küçük kamyonet. Doldurun mahallede ne varsa battaniye falan bir kişi de yanına, otobüsle de gidebilir ayrıca önden gitsin, elden teslim. Selamun Aleyküm, ev ev gezin müthiş sevabı olur. Şu kışta kıyamette benim canım kardeşlerim orada çadırların içinde titriyorlar. Çok vahim bir durum, Allah vermesin. Bizde başka olabilirdi, buralarda olabilirdi. Onun için severek ve isteyerek kendi evlatlarımıza, kendi kardeşlerimize yardım etmiş oluyoruz. Aman aman, aman aman, yani onların kışı atlatmaları çok önemli. Havalar daha da soğuyacak, biraz elimizi çabuk tutalım. Civar illere dağıtalım kardeşlerimizi, inşaAllah.
“İlluminati hakkında bilginiz var mı?” Eh, naçizane. Kerata ben öğrettim size bu konuları. Ne masonluğu bilirdiniz, ne Tapınak Şövalyelerini bilirdiniz, ne İlluminatiyi bilirdiniz. Öğreten benim, “bilginiz var mı Hocam?” diyor.
Buse; “ Hocam very big cat’im ben” diyor. “Dünyanın en yakışıklı, en karizmatik, en delikanlısı Sayın Adnan Oktar Hocamız. Twitter’dan da anlaşıldığına göre herkes takipte” diyor bir kardeşimiz. Nedir, Twitter’da şampiyon muyuz bu akşam?
DİDEM HANIM:Evet Hocam, Top Trend.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, iyi, güzel.
“Selamun Aleyküm Hz. Ali Haydar’ın torunu, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in torunu Adnan Hocam. Kalbinizdeki iman ateşi, ölü kalpleri canlandırıyor. Canlı müzikte Yüce Allah’ın aşkıyla coşmak da size yaraşır maşaAllah, kıymetli Hocam. Tebliğinizin bereketiyle ehl-i beyt sevgisi her tarafa yayıldı. Devlet erkanı başta olmak üzere diyanet de dahil birçok yerde Kerbela etkinlikleri yapılıyor. Siz Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatmadan önce, bu etkinlikleri Sünni Müslümanlar yapmazdı. Fakat muharrem ayının önemini, ehl-i beytin kıymetini anarken, Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) müjdelediği ehl-i beytin son kalesi, son halife Hz. Mehdi (a.s)’ı konuşmamak büyük bir eksiklik olur. Hatta rivayette ‘Hz. Mehdi (a.s) muharrem ayında zuhur eder’ diye geçiyor. Hocam sizden Yüce Allah çok razı olsun. Hürmetli ellerinizden öperim.” Sinan kardeşimiz, Alevi bir kardeşimiz maşaAllah, Edirne’den yazmış Keşan’dan.
“Selamun Aleyküm Nur Yüzlü, Yakışıklı, Aslanlar Aslanı, Gönlümüzün Sultanı Adnan Hocamız. Malum ahir zamanda yaşıyoruz. Çocuklarımız deccaliyetin etkisine girmeden imanlı, ahlaklı yetiştirebilmemiz için tavsiyeleriniz nedir? Hocam bu tavsiyeye çok ihtiyacım var. Bizlere bu konuda lütfen dua eder misiniz Hocam?” diyor, Feyza yazmış Edirne’den. MaşaAllah. Kuran. Kuran’a sıkı sıkıya sarılmak. Allah; “sizi Kuran’dan soracağım” diyor. Hepimiz Kuran’la eğitiliyoruz, Kuran’la kalbimiz ferahlıyor, Kuran’la bereket buluyoruz, Kuran’la Allah’ın rızasını kazanıyoruz, Kuran’la da cennete gideceğiz, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Geçenlerde uydu frekansları değişti, tekrar ayarlayana kadar kırk dereden su çektim Hocam. Ama nihayet A9 kanalına kavuştum. Başta Muhterem Hocamız olmak üzere, yayında ve yapımda emeği geçen herkesten, Allah gani gani razı olsun” diyor Şahmeran Çoklar.
“Selam güzeller güzeli Hocam. Acayip seviyorum sizi, anlatamam. Sizin kanalınız olan A9 afişini dağıtacağım, inşaAllah. “Bana dua edin.” Bir haftadır, afiş bekliyormuş kardeşimiz. “Allah bütün ümmet-i Muhammed’e rahmet nazarıyla baksın, inşaAllah.” Hasan Nişancı. MaşaAllah maşaAllah, ortalık yıkılıyor, maşaAllah.
“Hocam ben Osman. Canlı müzik çok hoşuma gitti Hocam. Allah razı olsun sizden” diyor, maşaAllah. “Hocam hepimiz Osmanlı torunlarıyız. Allah size sağlık, sıhhat, uzun ömür nasip etsin” diyor. Osman niye soyadını yazmadın, sadece Osman dedin? İsminizi yazın, ben gerekirse isminizi söylemem. Ne mahsuru var isminizi yazmıyorsunuz? İnşaAllah. Sana ceza olarak senin IP adresini vereceğim Osman, bakalım ne yapacaksın? 88.235.205.22 kerata soyadını gizlersen, ben de böyle yaparım, ceza sana.
Twitter’dan mesaj gelmiş; “Hocam sizden etkilenmemek mümkün değil, çok yakışıklısınız, maşaAllah.” Rumuzu; “gece gibi siyah.” Çok karizmatik bir isim, maşaAllah.
“Adnan Hocamız güzel insanlarla beraber” diyor, Recep yazmış.
“Hocam yaktınız beni. Kitap dahi okumuyorum, sadece sizi izliyorum” diyor Basri Özkaynak.
Buğra Yiğit, “Dünyalar kadar seviyorum Hocam” diyor. “Canımın içi, biricik, nur yüzlü, neşe kaynağım, gönlümün sultanı Hocam. Bu ne ihtişam bu ne güzellik, neşe, keyif maşaAllah, maşaAllah. Sizi gördüm yüzüm güldü, içim açıldı canım Hocam. İnsan gayri ihtiyari, müthiş bir coşku duyuyor. Sultanım, göz bebeğim Hocam sizi çok seviyorum.” Bakü’den yazmış kardeşimiz. Ulviye Hanım yazmış. İran’dan Reza Tahkihipur, “Selam Aslan Seyyid merhametli ve Aslan Hocam. Allah sizden razı olsun. Hocam maşaAllah bu gece, Allah aşkı tam tecelli ediyor. Musikiden son derece memnun kaldık. Allah inşaAllah, cennet musikisini size ve bu günahkar bendenize nasip etsin. Hocam günahım çok, sizden hayırlı dua rica ediyorum. Sağ ve selamet kalın” maşaAllah. “Allah’ın selamı üzerinize olsun canım Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Allah razı olsun çok iyi geldi, hem de ilaç gibi. Yine yobaz takımı başlar ‘Adnan Hocamız yayında canlı müzik icra etti’ diye. Kıskananlar çatlasın değerli canım Hocam. Sizin için bir parça istirham edecektim ama sözlerini de söylesinler.” Yani sırf enstrümantal olmasın diyor. “Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım.” Ama kardeşim burada fasıl olması gerekiyor.
AYLİN HANIM:Hocam yine de mest olmuştur kardeşimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, canlarımız bunlar, güzel kardeşlerimiz. Müzik, cennette ağaçlar da şarkı söylüyor, minik hayvanlar da. Mesela kuşlar da şarkı söylüyor ama ne müzik. Ağaçlar dans ediyor, maşaAllah, inşaAllah.
Bir hanım kardeşimiz diyor ki; “İyi akşamlar Adnan Bey. MaşaAllah, etrafınızdaki insanların yüzlerine bakmaya insan doyamıyor. Böyle insanlarla beraber olabilmek, onları görebilmek büyük bir nimet. İnsanın ömrü uzar” diyor, inşaAllah.
AYLİN HANIM:Asıl sizi sürekli görmek o şekilde Hocam.
MUAZZEZ HANIM:Hocam sizin güzelliğiniz müminlerinin ruhunun güzelliği inşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:“İki programdır takip ediyorum Hocam. Geçen gece birbirinden güzel ablalar vardı. Bu akşam da birbirinden yakışıklı ağabeyler var. Her cümleye ‘maşaAllah, inşaAllah’ ile başlıyorlar, maşaAllah” diyor. Çok güzel.
Orhan Kozak, İzmir; “Hocam annem sizinle konuşmak istiyor.” Cep telefonunu vermiş. “Teşekkür ederim” diyor. “Selam, iyi akşamlar arslan, heybetli Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizi çok seviyoruz. Evimizin nuru, ışığı, huzurusunuz, her şeyimizsiniz” diyor. Yani insan olarak. “Canım Hocam sizi ailecek, her akşam seyrediyoruz. Sizi çok seviyoruz, yanımızdaki aslan kardeşlerimizi de çok seviyoruz Canım Hocam. İttihad-ı İslam’ı büyük özlemle bekliyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyoruz, sayenizde Canım Hocam. Bizleri bilgilendirirseniz, inşaAllah, vesile olursanız. Canım Allah yoluna feda olsun, hepimiz feda olalım. Bu arada da cümbüş ekibini kutluyorum. Münafıklar deliye dönmüştür” diyor. Hakikaten çok kızdırıyor adamları ben inanamıyorum. Alınlarının ortasında çaldıracağım, inşaAllah.
Tamer, Belçika’dan yazıyor; “Hayalet Hz. Mehdi (a.s) ve mağarada bekleyen Hz. Mehdi (a.s) konusunu biraz daha açar mısınız değerli Hocam. Alevi, Şii kardeşlerimiz bu hususta bin yıldır yanlış inanca mı sahipler, bunu soruyorum. Çünkü Şii kardeşlerimiz bundan bir türlü taviz vermiyor” diyor. Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, onların yapacağı bir şey yok zaten. Yani Hz. Mehdi (a.s), kaderde Allah’ın hakim ettiği şahıstır. Mehdiyet rica, minnet, “mümkünse ben faaliyet yapmak istiyorum, mümkünse bu konuyu halledebilir miyiz?” diye bir şey yok. Hz. Mehdi (a.s) çıkar ve neticeyi alır. O kadar. Allah’ın kanunu o, inşaAllah. “Merak ettiğim diğer konu da, sizinle alakalı Muhterem Hocam. Yüzlerce saat konuşmalarınız dinledim, izledim ama sizi hiç ağlarken görmedim” diyor. Allah ağlatmasın, Allah esirgesin. “Tam tersi duygularınıza ve aynı zamanda etrafınıza çok ilginç bir biçimde sahip oluyorsunuz. Hocam sizi ağlatan bir olay olmuyor mu?” diyor. Allah aşkıyla ağlanır. Aşka gelirsin ağlarsın. Mesela küçük bir çocuğun güzelliğine, aşka gelir ağlarsın. Mesela çok güzel kadının güzelliğinden Allah aşkıyla ağlarsın. Çok güzel fasıl olur müzikte, coşar ağlarsın Allah aşkıyla. Ama üzüntüden ağlamak haramdır. Çok anormal bir hareket, kadere isyan anlamına gelir. Tamer kardeş, Belçika’dan.
“Hocam size söyleyeceklerim kelimelere sığmıyor” diyor, Ümran Güvenç, Twitter’dan yazmış.
Başka bir kardeşimiz; “Hocam sizi dünyalar dolusu seviyorum” diyor, inşaAllah. Selim kardeşimiz. “Selamun Aleyküm.” Bunlar bir alem. “Sizlere hayır dolu geceler dileriz Hocam. Hocam çok rica etsem, oradaki arkadaşlar Ah İstanbul’u çalabilirler mi?” diyor. Nasıl bir parça Ah İstanbul?
AYLİN HANIM:Güzel bir parça. Sezen Aksu söylüyor ama o mu besteledi bilmiyorum.
ADNAN OKTAR:Sezen Aksu çok şeker bir şey. Bir kere bir programa gitmiştik, bir eğlence yerine mi gitmiştik, arkadaşlarla bir yere gitmiştik, orada görmüştüm, çok şeker, minyon, çok yaman bir şey maşaAllah.
“Selamun AleykümSeyyid Ahmet Nur Muhammed Arslan Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Yakışıklılar yakışıklısı mübarek Hocam. Önder Hocamız çekim kamerasının açısından Abdülhey’e benziyor Hocam Allahualem. Esselamu Aleyküm ellerinizden öperim, saygılarımı sunarım.” Ragıp. Abdülhey kim?
LEYLA HANIM:Kurtlar Vadisi’ndeki bir karakter olabilir.
ADNAN OKTAR:Abdülhey. Benziyor mu? Bir bakalım.
Erhan Bayram; “Hocam bu gördüklerim gerçek mi? Çok muhteşemsiniz” diyor.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhammed Adnan Hocam sizi ailecek çok seviyoruz. İslam’ın beyaz eli olan mübarek elinizi öperim. Allah sizden razı olsun. Türk İslam Birliği’nin sizin önderlerinden biri olmanızı canı gönülden istiyorum. Bana ve aileme, bütün İslam alemine dua etmenizi istiyorum” diyor, Güngören’den, Şaban Sönmez. Telefon numarasını vermiş kardeşimiz. Allah hidayet versin. Allah Kuran’a tam tabi olmayı nasip etsin hepimize, o yeter bize.
Mehmet Oğuz aşka gelmiş, maşaAllah. Melda Hansen, Baran Arkaş, İsmail Balcı. Ağabeyimiz okumadı demeyin Uzun olduğu için kısa kesiyorum. Onur Aksakal, Cafer Tenekeci.
“Hocam, ‘Hz. Mehdi (a.s) geldi’ diyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Hz. Mehdi (a.s)’ı araştırdığımda, gözümde siz canlanıyorsunuz” diyor. MaşaAllah. Ben de incelediğimde, Şeyh Ahmed Yasin Hocam canlanıyor, Fethullah Gülen Hocam canlanıyor. Bayağı sevdiklerimiz canlanıyor. Şeyh Nazım Hocamız mesela, dünya güzeli. Dünyanın en yakışıklı insanıdır. Benim gördüğüm en yakışıklı insan. Şeyh Nazım Hocam’ın gençlik resimleri var mı?
DİDEM HANIM:Bulayım Hocam hemen, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah muhteşem yakışıklı. Değil mi? Göz, burun falan estetik. Hayret maşaAllah. Hem seyyid, hem şerif. İşte Peygamberimiz (s.a.v.)’in ne kadar güzel olduğunu artık anlayın. Torunları böyle güzel, kendisi kim bilir nasıl.
“Canımın içi, biricik, nur yüzlü, neşe kaynağımız, gözlümüzün sultanı Hocam. Bu ne ihtişam, bu ne güzellik, neşe, keyif. MaşaAllah maşaAllah” diyor.
Burcu Sipahi; “Hocam yanınızda olup, keşke o mübarek ellerinizden öpebilsem. Her şeye Allah aşkıyla bakmayı öğrettiniz. 3 yaşındaki kızım da sizi çok seviyor. Anne koş koş Hocamız başlamış diye telaşla beni çağırıyor. Duanıza muhtacız Hocam” diyor. MaşaAllah, bunları okumaya kalkarsam, sabah olur.
AYLİN HANIM:Hocam Kuran’da bir sevgi ruhu var, bütün herkese yaydınız onu. Sizden akıyor sevgi bütün dünyaya.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Ne güzel insanlar. Bizim milletimiz ne güzel, Anadolu ne güzel. Hoş milletiz, güzel milletiz. Ortadoğulular da çok hoş insanlardır, güzel insanlardır. İslam alemi, Türklük alemi. Azerbaycan’daki kardeşlerimizi görüyorsunuz. Nasıl coşku dolular, nasıl sevgi dolular, nasıl insancıllar. Bir şiddet ruhunu, bir kavga ruhunu dünyaya yaydı deccaliyet, insanlar da hayret çok zor, itici bir şey olduğu halde o pisliğin içine daldılar. Zaten çok kötü bir şey. Bir insana eyeşmek, ona kötü söz söylemek ne kadar sıkıcı. İnsanın bütün keyfi kaçar. Güzel konuşsanıza. Ne gerek kardeşim bağırmaya çağırmaya? Ne gerek fitneye fücura? İnşaAllah. Fitneden kastım, kargaşa anlamında. Yoksa fitne imtihan anlamına gelir.
Furkan Suresi, 56. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” Ebcedi de; 1980 tarihini veriyor bu ayetin. Evet bakın, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” 56. Aynı zamanda 1956 tarihine de bakıyor, Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarih. Ebcedi tam; 1980 tarifini veriyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın göreve başladığı tarih. Cübbeli çırpınıyor ama birçok Hoca da çırpınıyor, Hz. Mehdi (a.s) cayır cayır ortaya çıkacak, Hz. İsa Mesih (a.s) da dürül gürül ortaya çıkacak, İttihad-ı İslam da olacak. Ben buradayım, hep beraber göreceğiz inşaAllah. Hayrettir, yani bağıra bağıra geliyor İslamiyet, yeri göğü inleterek, maşaAllah.
DİDEM HANIM:Hocam bu gün Yeni Asır Gazetesi’nde sizin, İngiltere’nin en çok konuşulan kişilerinden biri olduğunuz haberi vardı.
ADNAN OKTAR:Yeni Asır.
DİDEM HANIM:Evet. Hüseyin Kocabıyık yazmış. Şöyle diyor: “Bir başka olay ne yazık ki gözlerden kaçtı ve kaçırılıyor. Adnan Oktar bugün İngiltere’de en çok konuşulan insanlardan biri. İngiltere’de yayımlanan 27 Kasım 2011 tarihli Sunday Times Gazetesi’ne kulak verelim. Ünlü evrim profesörü Steve Johns şöyle diyor: ‘Adnan Oktar’ın kitaplarını okuyanlar, derslerime girmiyor.’” Bu sözü çok ilginç.
ADNAN OKTAR:Deccaliyet darmadağın oluyor demek ki. “Deccal yarın çıkıyor diye bir şeyler dolanıyor. Deccal çıksa neler olur Hocam?” diyor. Deccal çıksa ne olur? Tozunu çıkarırız evelAllah. Kaçacak delik arar. İlimle, bilimle tabii. Muhterem Hocam ilminizle müsemmasınız, maşaAllah. Aylin Hocam’ın ilmi öyle tahayyül edilecek gibi değil, anlatılacak gibi değil.
AYLİN HANIM:MaşaAllah, sizden öğrendim Hocam.
ADNAN OKTAR:4 tane üniversite ayarındadır. 4 üniversitenin bilgisi Hocamdadır. Hocam buyurun.
AYLİN HANIM:İnşaAllah Hocam. Hemoglobin molekülünden bahsetmek istiyorum Hocam. Kanda biliyorsunuz oksijen ve karbondioksit taşıyan bir molekül bu. Fakat sistemi çok mucizevi bir sistem, vücuttaki her türlü sistem gibi. Bu molekül oksijeni özel olarak seçiyor. Bütün vücutta çok fazla molekül var alabileceği fakat özel olarak oksijene kilitleniyor ve onu seçiyor. Fakat oksijenin oksitleme özelliği olduğu için onu, maşayla tutar gibi tutuyor. Yani özel bir tutuş şekliyle tutuyor. Başına bir iş gelmesin diye.
ADNAN OKTAR:Vay çete vay. Vay uyanık vay. Çok acayip.
AYLİN HANIM:Onun için çok özel tedbir alınmış. Üzerinde globulin molekülleri var dört zincirden oluşan. Onun ucunda hem grupları var, onun ucunda da demir var. Demir iyonları oradaki oksijene bağlanıyorlar. Ancak demir maşayla tutabiliyor diğerlerinin etkilenmemesi için. Bu dört zincirdeki demir, dört oksijen atomunu aldığında, birbirlerinden uzaklaşıyorlar ve çarpılıp bükülüyorlar. Bunun özel bir sebebi var. Çünkü birbirleriyle oksijen bağı kurup, oksitleme özelliği olabilir. Bunu engelleyebilmek için, böyle iplere tutturulmuş mıknatıs gibi. Aynı kutup olduğu için birbirlerini iterler ve çarparlar. Onlar da o şekilde çarpılıyorlar ve taşımayı o şekilde başarabiliyor hemoglobin, bu şekilde itina ile tutarak.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Uyanıklığa bak. Nereden biliyorsun seni yamultacağını? Nereden biliyorsun maşa gibi bir sistemle onu tutman gerektiğini?
AYLİN HANIM:Mesela karbondioksitin öyle bir şey yapmayacağını biliyor Hocam. Onu gayet rahat alıyor götürüyor. Fakat oksijende müthiş dikkatli. Orada birde hidrojen bağıyla bağlanıyor oksijen gruplarına. Bu çok önemli. Daha önce bahsetmiştik, hidrojen bağları zayıf bağlar ve kolay kopabilen bağlar. Bu vücut için çok önemli. Allah özel bir sebeple bu sistemi yaratmış. Hidrojen bağıyla bağlı olduğu için oksijeni, bir hemoglobin molekülü, istediği zaman bırakabiliyor. Kolaylıkla kopabiliyor oksijenler.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Hocamızın ilminden ufak katreler bunlar.
AYLİN HANIM:Estağfurullah maşaAllah. Sizden öğrendim ben ilmi.
ADNAN OKTAR:Hocam buyurun.
DİDEM HANIM:Estağfurullah Hocam. Hocam Afganistan’da aşure gününü kutlayan Şiilere karşı 2 bombalı saldırı yapılmış.
ADNAN OKTAR:Vay ayılar vay, vay ayılar vay. Ama yapanlar Müslüman mı? Değil. Bunlar kahpe, dinsiz, imansız, alçak adamlar. Müslüman’ız diye ortaya çıkıyorlar. Bunlar normalde komünist. Che’nin resimleri var evlerinde. Yanında terörist resimleri var. İt, çakal takımı bunlar. Bir Müslüman Müslüman’a öf bile demez, onlar onun canıdır. Bir de Hz. Hasan (r.a), Hz Hüseyin (r.a) aşkıyla coşmuş insanlara gidip bomba atmak tam deccalliktir, tam şeytanlıktır. Allah helak etsin bu fitnecileri.
DİDEM HANIM:48 kişi hayatını kaybetmiş.
ADNAN OKTAR:Hepsi şehit olmuşlar. Onlar bizim koç yiğitlerimiz, canlarımız. Beşer beşer, onar onar gelsinler, evelAllah. Alevi, Sünni, Şii hepsi yekvücut kardeştirler, nur Müslümanlardır. Caferiler, Vehabiler, çok titizdir hepsi.
DİDEM HANIM:Hocam yeni videomuz var. Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri 9.
ADNAN OKTAR:Onu seyredelim.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri
DİDEM HANIM:Yayınımıza Ebru, Ceylan ve Aylin Hocam’la devam ediyoruz inşaAllah.
Hocam Şeyh Nazım Hocamız’ın güzelliğinden bahsetmiştiniz.
ADNAN OKTAR:Şimdi bakın, gözünüz bir güzel görsün. Ben size dünyanın en güzel insanını gösteriyorum. Varsa daha güzeli bana söylesinler. Şu ihtişama bakın Hocamdaki, maşaAllah. Varsa daha güzel söylesinler. Şu güzelliğe bak ya elhamdülillah, fesüphanAllah maşaAllah. Dünyalar tatlısı.
CEYLAN HANIM:Hocam siz de hem şerif, hem seyyidsiniz, aynı şekilde siz de güzelsiniz.
ADNAN OKTAR:Şeyh Nazım Hocamız dünya tatlısı. Düşünün Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a), Resulullah (s.a.v.)’in güzelliğini. Bakın torunlarında böyle oluyor, düşünün. Nefes kesicidir güzellikleri maşaAllah.
Ebru Hocam buyurun.
EBRU HANIM:Hocam siz evrimin çökertilmesinin çok önemli olduğunu, delilleriyle bunun gösterilmesi gerektiğini hep anlatıyorsunuz. Fosilleri de kullanarak evrimi çökertmek, ilk defa sizden gördüğümüz bir şey. MaşaAllah. Dünyada daha önce hiç böyle bir şey yapmamışlardı. Siz milyonlarca yıl önceki fosillerin, günümüzdeki fosillerle aynı olduğunu gösterdiniz. Bütün dünyada yer yerinden oynadı. “Evrim yokmuş” dediler gerçekten. Biz ona dair delil getirdik; bu at nalı yengeci.
ADNAN OKTAR:Allahualem yanmışlar.
EBRU HANIM:150 milyon yıllık, Solnhofen-An Stade’da. Jura dönemine ait. Günümüzdeki at nalı yengeçleriyle birebir aynı. En ufak bir değişikliğe uğramamış. Yakın zamanda Manitoba’da, bir at nalı yengeci fosili bulmuşlar, 445 milyon yıllık. Ordovisyen dönemine ait. O da günümüz at nalı yengeçleriyle birebir aynı. 150 milyon yıl önce nasılsa, günümüzde de öyle.
ADNAN OKTAR:150 milyon yıl. Cenab-ı Allah fotoğraf gibi tutmuş. MaşaAllah, elhamdülillah.
EBRU HANIM:MaşaAllah. Yine trilobitlerin gözlerinden bahsetmiştik, petek göz yapısı, çok kompleks bir göz yapısı diye. Bunlarında göz yapısı petek göz yapısı. Ve bu sistemle 445 milyon yıllık fosilleri var ve buna da evrimciler yine kendilerince bayağı havalı bir isim vermişler. Fosille ama hiç alakası yok, “Lunatapsisaurora” diyorlar. Yani şafak sökerken ayın görünümü anlamında bir kelime. Ama bunun at nalı yengeci olduğuna hiç değinmiyorlar. Halbuki evrimcilerin hep kullandığı taktik bu, değişik isimlerle yanıltmaya çalışıyorlar. Bildiğimiz at nalı yengeci, 445 yıl önce neyse günümüzde de aynı, maşaAllah. Kuyruğunun uzun olması da çok önemli. Evrimle böyle bir yapının olması zaten mümkün değil. Genelde ters dönüyormuş bu canlılar. Bu uzun kuyruklarıyla da kendilerini düzeltiyorlar. Eğer böyle bir yapı olmasa kendilerini düzeltemeyecekler ve çok büyük ihtimalle soyları tükenmiş olacaktı. Diğer canlılara yem olacaklardı. MaşaAllah, Allah çok güzel yaratmış bütün detaylarıyla.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ceylan Hocam, sıra sizde buyurun.
CEYLAN HANIM:İnşaAllah Hocam. Geçen gün biz metamorfozdan bahsetmiştik. Allah’ın bir canlıyı, canlıyken aynı hayat içerisinde hem öldürüp, hem tekrar diriltmesinin ne kadar mucizevi olduğunu anlatmıştık Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Evet, seni dinliyoruz.
CEYLAN HANIM:İnşaAllah Hocam. Gri ağaç kurbağası diye bir kurbağa var.
ADNAN OKTAR:Gri ağaç kurbağası?
CEYLAN HANIM:Evet Hocam. Bu canlı her yıl ölüyor ve tekrar diriliyor. Kışın donuyor, kalbi duruyor, bütün dolaşımı duruyor, hücrelerin arasındaki bütün sıvı donuyor, ondan sonra bahar geldiğinde çözüldüğünde, Allah yeniden kalbini çalıştırıyor, yeniden can veriyor bu canlıya. Çok muhteşem bir sistemi var, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne şeker şeymiş, maşaAllah. Ama bu çok büyük mucize. Yani işte ölüp dirilmenin delillerinden bir tanesi. Net ölüyor. Kalbi durmuş, vücut sıvıları donmuş, ölmüş yani o ceset, maşaAllah.
CEYLAN HANIM:Hocam insan, siz çok iyi biliyorsunuz, inşaAllah. Birkaç dakika kalbi çalışmasa artık uyanamıyor yeniden, tekrar diriltilemiyor. Aylarca bu canlı öyle donmuş şekilde kalbi duruyor, bekliyor. Tekrar çözüldüğünde tekrar kalbi atmaya başlıyor. Hocam çok özel bir sistemi var. Hücre zarındaki sıvıyı kristalleştiriyor. Bu sıvı donmuyor, kristal hale geliyor. Hücre içindeki sıvılarda aşırı glikoz yükleniyor ve donmuyor antifriz de yükleniyor aynı şekilde. Hücre içi donmuyor, fakat hücre aralarındaki bütün sıvı donuyor. Diğer karın boşluğundaki ve dokularındaki sıvılar da donuyor, eti de donuyor, fakat hücrenin içindeki faaliyet devam ediyor. Ama herhangi bir taşıma, bir dolaşım olmadığı için hücrenin bütün bu aylar boyunca tüketeceği glikoz, hücrenin içine önceden yükleniyor. Yani normalde mesela kurbağanın kanında, hücre içerisinde 1 mililitre/1 milimol glikoz varken, donmaya ilk başladığında glikoz yüklüyor kendine, 500 milimole kadar çıkıyor bu ve aylarca bu ona yetiyor ve yavaş yavaş kendini donduruyor. Yavaş donduğu için, bu sıvıları karın boşluğunda dondurup, o sıvı genişlemesini sadece orada gerçekleştiriyor. O yüzden dokuları da parçalanmıyor. Allah bu şekilde ona ilham etmiş Hocam ve Allah onu her yıl diriltiyor Hocam, maşaAllah elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Nur var üstünüzde, nur. İffetin bir derinliği vardır. Bir hoşluğu, çarpıcılığı vardır. Nurun bir çarpıcılığı vardır, üstünüzde bu var. Mesela çok güzel kadınlar var. Yabancı kanalları gezdim, uydu kanallarını. Çok güzel kadınlar var ama baktım bir kısmı çok çok özür diliyorum, kaşar. Güzel kadın, çok çok güzel. Ama iffetsizliğin pisliği, kiri, iticiliği, bir bela olarak üstüne çökmüş. Karşısındakilere bakıyorum. Karşısındakiler de kaşar herifler, pislik herifler. Allah pisliği, pisliğe layık kılmış. Allah’a hamd ettim. Nasıl Cenab-ı Allah her şeyi dengi dengine yaratıyor. Mikroba bakıyoruz, lağımda yaşıyor. Pislik adamlar, pislik adamlarla muhatap oluyorlar. İyi insanlar, güzel insanlar; iyi insanlarla muhatap oluyor. Dürüstler dürüstlerle muhatap oluyor. Vicdanlılar vicdanlılarla muhatap oluyor. Allah onu karşılaştırıyor. Ayette mucize olarak söylüyor Allah, diyor ki: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dünyanın neresinde olursanız olun, Allah sizi alır bir araya getirir” diyor. Bu çok büyük bir mucize. ‘Kuzey kutbunda olsanız da, kuzey kutbundan alır, güney kutbuna getiririm. Yine de sizi bir yere getiririm’ diyor. Hepimiz nerelerden geldik. Ben mesela Ankara’dan geldim. Bir başkası bir yerden geldi. Ama Allah hepimizi bir araya getirdi. Bizim milletimiz, Türk milleti mübarek, necip bir millet. Bakın hepsi Türkiye’de toplanmışlar. Dünyanın en tatlı insanları Türkiye’dedir. En dürüst, en sevecen, şeker insanlar. Ben ırkçı değilim, gördüğümü söylüyorum. Ahlak olarak üstünler. Git Tokat’a öyledir, git İzmir’e için açılır. İzmir’e git bir mahalleye, bir eve git misafir ol, çok şahane insanlardır. Antep’e git, Maraş’a git, Karadeniz boydan boya. Bayram bayram. Acayip güzel insanlar. Edirne öyle dünya güzelidir. Tokat Turhal, Yozgat, Çorum şahane insanlar, maşaAllah. Bu mübarek insanları dünya lideri yapacağız Allah’ın izniyle. Dünyanın kralları yapacağız onları, inşaAllah. Dünyayı yönetecekler Allah’ın izniyle. Dünyaya güzellik, sevgi, kardeşlik, barış, esenlik saçacaklar. Sanatı, bilimi, estetiği, demokrasiyi, muhabbeti öğretecekler, inşaAllah. Anadolu’nun her yeri öğretmen doludur. Arif öğretmenlerle doludur, inşaAllah.
DİDEM HANIM:Hocam biraz önce bahsettiğim haber bugün İngiltere The Telegraph Gazetesi’nde de çıkmış.
ADNAN OKTAR:Ne haberi o?
DİDEM HANIM:İngiltere’de tıp öğrencilerinin derse girmek istememeleriyle ilgili. 2008 yılında İngiltere’de Oktar ve Sadun kardeşlerimiz konferans vermişti, evrimin geçersizliğini anlatan. O zamandan beri öğrenciler, evrim derslerini protesto ediyorlarmış.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah, deccalin kafası koptu demek. EvelAllah. kodum mu oturturum, vurdum mu takla attırırım. Çok şahane oldu. Silahımız ne? Akıl ve bilim. Meydanı boş bulmuşlardı, biz Seyyid Battal Gazi gibi nara attık, daha naramızla yerle bir oldular. Daha cismimiz gitmedi. Daha oralara da gideceğim, Mehter takımıyla gideceğim Allah’ın izniyle. Böyle en gelişmiş, 8 katlı mehter takımıyla, inşaAllah. Ceddin Deden’le başlatacağız programı, inşaAllah.
AYLİN HANIM:Adınızı duyduklarında direkt kaçıyorlar.
ADNAN OKTAR:Yamuluyorlar kardeş, yamuluyorlar. Bu nedir? Odalara kitlenmişler bir kere. Habertürk’te dediler ki; “Hoca efendi, geliyor Hocamız.” Baktık hazretler kapıları içerden kilitleyip, içeri saklanmışlar.
AYLİN HANIM:Vatikan’da da öyle olmuştu Hocam.
ADNAN OKTAR:Vatikan’da herifler bayılacaktı, adamın tansiyonu mansiyonu düştü.
AYLİN HANIM:Sizin isminizi duyduğu anda rengi gitti.
ADNAN OKTAR:Tansiyon 6’ya 3 falan. Şoka girdi. Allah vermesin, ruhunu teslim edecek nerdeyse.
Ah İstanbul’un iki ayrı versiyonu varmış. Sibel Can-Hüsnü Şenlendirici’nin çalıp söylediği hali varmış. Bir tanesi de roman gençleri, roman minik sevimlileri, roman canlarımızın çaldığı bir parça varmış. Romanlar dünya tatlısıdır, dünya iyisidir, dünyanın en hoş insanlarındandır. Milletimizin hoş insanlarından bir bölümdür. Değerlerini bilelim, maşaAllah.
Ali kardeşimiz bizi Frankfurt’a davet ediyormuş. Panel ya da toplantı.
“Küçük yaştaki yeğenim evrime inanmadığını söylediği ve sizin eserlerinizi okurken videoları var Hocam” diyor. Geldi mi öyle bir video?
DİDEM HANIM:Evet Hocam geldi. Göstereyim.
ADNAN OKTAR:Göreyim o köfteyi. Aslan o aslan. Aferin işte o kadar. Kestirip attı, maşaAllah. İlköğretim 2. sınıfa gidiyormuş. “Hikaye kitaplarından sonra bazen, Harun Yahya kitapları okuyoruz. Yeğenim uyumadan videolarını A9’da gösterirseniz çok memnun oluruz. Allah razı olsun” diyor.
DİDEM HANIM:Hocam bir de resmi var.
ADNAN OKTAR:Bir bakayım şu köfteye ben. Ne şeker şey bu. Bakışa bak, tatlılığa. MaşaAllah Allah hidayet versin. Sağlık, sıhhat, güzellik versin, uzun ömür versin Allah, inşaAllah.
Yüze karşı övmek cahil adamlarda tehlikelidir. Olgun olmayan, vahşi, görgüsüz, kalitesiz, gelişmemiş, akli dengesi zayıf insanlarda zehir etkisi yapar, vahşileşir. Yani anormal bir mahluk haline gelir. Ama benim canlarım veli tiynetliler. Ben insanları gözünden anlarım. Kime iltifat edileceğini, kime ne söyleneceğini çok iyi bilirim. Ayak takımına iltifat olmaz. Vahşi adama iltifat olmaz. Değerli, kaliteli, aklı başında insanlara iltifat muhabbeti arttırır, kalbi açar, inşaAllah.
EBRU HANIM:Hocam biz sizin eğitiminizle zaten Allah’ın yarattığını biliyoruz. Bize ait hiçbir özellik yok.
ADNAN OKTAR:Gördünüz mü olgunluğu? İltifat kime? Allah’adır. Kardeşlerimiz bunun bilincinde. Onunla şımarıp, övünmezler, enaniyet, büyüklük yapmazlar. Toprak gibi mütevazidirler benim canlarım. Nurdur onlar, nur.
AYLİN HANIM:Hocam sizin yıllarca, 20 yıl benim üzerimde eğitiminiz var. Bunu çok iyi biliyorum. Her şeyin Allah’tan geldiğini, Allah’a övgünün yapılacağını, elhamdülillah hepimiz öyleyiz.
ADNAN OKTAR:Tabii, her zaman onu konuşuyoruz, inşaAllah.
EBRU HANIM:Hocam siz de bizim canımızsınız.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sizler de benim canımsınız, inşaAllah.
“Hocam fındık burunlu kameraman, bulunduğu yerden yarım metre sağ tarafa geçip çekim yaparsa, ekrandan daha iyi izleyebileceğiz, inşaAllah” diyor. “Bir de Coşar Hocam size artık niye okkalı Osmanlı kahvesi neden yapmıyor?” diyor. Hafiften ben alıyorum kenardan, haberin yok. Bak kadehimi göstert. Şifa niyetine içiyoruz, inşaAllah. Ama size tavsiye etmem. Kahve tehlikeli iştir. En az birkaç puan tansiyonunuzu fırlatır. Ama böyle bünyesi taş gibi olanlara da iyidir, inşaAllah.
EBRU HANIM:Allah gücünüzü arttırsın, maşaAllah.
CEYLAN HANIM:Hocam kardeşimiz bir konuda haklı inşaAllah, sizin gerçekten tam karşıdan gözlerinizin görünmesi çok önemli. Gözünüzdeki ışığın, güzelliğinin görünmesi.
ADNAN OKTAR:Bak fındık burunluyu da biliyorlar. Hocam zatıalinize söylüyordu, inşaAllah. Ayşe Hanım yazmış.
İsa ibn-i Meryem. Hz. İsa Mesih (a.s)’dan Kuran, hiçbir peygamberden bahsetmediği şekilde bahseder, bakın dikkat edin. Her peygamberi Allah över. Salihtiler, güzeldiler. Ama Hz. İsa Mesih (a.s)’da ne diyor? “Seni sevenleri, sana muhabbet duyanları, dünyaya hakim kılacağım” diyor. Hiçbir peygambere söylemiyor Allah, hiçbir peygambere. Peygamberimiz (s.a.v.) dahil, hiçbirine söylemiyor. Seni sevenleri diyor dünyaya hakim edeceğim. Ne demektir? “Sen geleceksin dünyaya hakim edeceğim” diyor. Bakın hiçbir peygambere söylemediği bir söz var yine Cenab-ı Allah’ın, hiçbir peygambere. “Ehl-i Kitap’tan sana iman etmedik hiç kimseyi bırakmayacağım. Hepsini iman ettireceğim” diyor Allah. “Bütün dünyayı iman ettireceğim sana” diyor, Hz. İsa Mesih (a.s) için. Görmeden mi iman edecekler? “Gördüğüne iman edecek” diyor Allah, gördüğüne. Peygamber, “sana iman edecekler, şahsına iman edecekler” diyor Allah. Yaşayan varlığı söylüyor Allah, yaşayan varlığı. “Yaşayan varlık olarak sana iman ettireceğim” diyor Allah. Ve Hz. İsa Mesih (a.s), Mesih İbn-i Meryem, Meryem oğlu Mesih için ne diyor? “O, kıymet için bir alamettir” alamettir onun gelişi. Peygamberimiz (s.a.v.) için diyor mu Cenab-ı Allah? Demiyor. Hz. Musa (a.s) için diyor mu? Demiyor. Hz. İbrahim (a.s) için diyor mu? Demiyor. Kime diyor? Hz. İsa Mesih (a.s) için söylüyor. “Sen kıyamet için bir alametsin” diyor, bir tek ona mahsus olarak. Bunu anlamamak için, koyunla bir benzerlik olması gerekiyor, inşaAllah. Çok açık. Cahilliğinden anlamayanları tenzih ederim. Bu daha nasıl açık olsun? Bu çok açık. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davud, Kütüb-ü Sitte’nin tamamında, tevatür haddinde. Artık meşhur. Bir de Kuran: “teslis inancı yanlış” diyor. Düzeltir Kuran. Kuran’ın bir özelliği vardır; Tevrat’ta ve İncil’de yanlış olan noktaları düzeltir, vahim hataları. Hıristiyanlıkta, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişi, temel bir inançtır. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Senin gelişin, kıyamet için bir alamettir” diyor Allah. “Sen kıyamet için bir alametsin” diyor. “Sen geldiğinde, İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğim” diyor. Kuran’da bunun anlamı bu çıkıyor. Ve “sana inanmadık hiç kimseyi bırakmayacağım” diyor. Hiçbir peygambere dememiş. Teyit eder bakın, teyit etmiş. Teyit var Kuran’da. Yani teyit sistemi vardır. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah: “zinaya yaklaşmayın.” Yaparsanız ne yaparım diyor Allah? “Cehenneme koyarım sizi” diyor. Azap bakın, teyitli bu. “Mesela namaz kılın” diyor. Kılmazsa ne olur? “Cehenneme koyarım” diyor. Yani kılmazsa ne olacağını o şekilde açıklıyor Allah. Teyitli. Hz. İsa Mesih (a.s)’da da, teyitli. İncil: “gelecek” diyor, Allah da nasıl geleceğini iyice vurguluyor. “Tabii ki gelecek” anlamında söylüyor Kuran’da. Yani gelmeyecek olsa, net ifadelerle Allah şerh ediyor. Mesela “teslis inancı yanlış” diyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’da da “bir daha gelmeyecek” der Allah, net söyler. Çünkü bu ahkama ait bir husus, mühim bir inanç, mühim bir iman konusu bu. Ne diyor Hıristiyanların bu inancına Kuran’da Cenab-ı Allah? “Doğru söylüyorsunuz” diyor. Yanlış olana da “yanlışsınız” diyor. Bakın, doğru olana da, “doğrusunuz” diyor. Onun için Hz. İsa Mesih (a.s), Mesih İbn-i Meryem, bütün dünyaca görülecek büyük bir mucizedir. Hz. Mehdi (a.s) da çok büyük bir mucizedir. Hz. Mehdi (a.s) da gelmiştir, İsa Mesih (a.s) da gelmiştir, her ikisini de göreceğiz, inşaAllah.
Bugünlük bu kadar, inşaAllah.
Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...