DİDEM HANIM: İyi akşamlar sevgili izleyiciler yayınımıza, Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz inşaAllah.Konuklarımız Ebru, Aylin ve Ceylan Hocam. Hocam hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizlerde hoş geldiniz.
AYLİN HANIM: Nur gibisiniz Hocam, buraya girdiğinizde, burası ışık doldu, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Videomuzu seyredelim ilk önce.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri, 10. Bölüm.
ADNAN OKTAR: Şimdi Kuran’dan bir sayfa açalım. Ebru Hocam siz mübarek ellerinizle açın bir sayfa. Bismillah, şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Hud Suresi 102, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onları, zulüm işlemektelerken,” Müslümanlara ahlaksızlık yaparlarken, müşriklik yaparken, üçkâğıtçılık yaparken, fuhuş yaparken, pislik yaparken, İslam’ın menfaatine olan şeylere engel olmaya kalkarken, tuzak kurarken, “ülkeleri (veya nesilleri) yakaladığı zaman” belalarını verdiği zaman, “Rabbinin yakalaması işte böyledir” diyor Allah, böyle yakalarım diyor Allah. “Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.” Elhamdülillah. Müşriklere, münafıklara, pisliklere Allah tehdit olarak bunu belirtiyor. Böyle iflahınızı keserim diyor Allah. Bakın “Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir” diyor 102, herhangi bir sayfa açtım bak öyle. “(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez.” Yani Allah izin verirse söyleyebiliyor. Burada isteyen istediği gibi konuşuyor, orada yok öyle bir şey diyor Cenab-ı Allah. “Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır.”
Şimdi, Aylin Hocam’a bir sayfa açtıralım. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Ya Allah Bismillah. Rum Suresi 42, Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın,” nasıl gezip dolaşıyoruz şu an? İnternetle veya televizyonun kumanda aletinden, basıyoruz oradan oraya oradan oraya geziyoruz. Buda bir gezmedir, internetten araştırma yapıyoruz o da bir gezmedir. “Yeryüzünde gezip dolaşın,”gezip dolaşmak dâhildir bu ayetin hükmüne. Basıyorsun bir başka ülkeye geçiyorsun, basıyorsun başka bir ülkeye geçiyorsun veyahut başka bir kanala “böylece daha öncekilerin” bir saat önce ki de olur, bir hafta önce ki de olur, bir ay önce ki de olabilir, 10 dakika önceki de olabilir “daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün.” Nasıl Allah’ın belalarını verdiğini, nasıl rezil rüsva ettiğini, nasıl Allah’ın aşağıladığını, nasıl iki paralık ettiğini, nasıl karaktersizliklerini, ahlaksızlıklarını, alçaklıklarını, pislikleriniortaya döktüğünü görün diyor Allah. Gücüm olarak bunu gösteriyorum, görün diyor. “Onların çoğu müşrik kimselerdi.” Ne demek müşrik? Müşrik, Allah’ın hükmüne uymuyor, hurafeye uyuyor. Putları var, falanca put edinmiş, puta uyuyor. Kuran’a uy diyorsun,‘ben puta uyarım’ diyor müşrik. Nasıl belalarını verdiğimi görün diyor Allah. “Öyleyse sen, Allah'tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün” yani Allah’ın uygulamasının olacağı gün, “gelmeden önce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir.” Dimdik ayakta duran din ne? İslam. İslam nedir? Kuran. “O gün parça parça bölünecekler” diyor Allah. Müşrikler ayrı, münafıklar ayrı, kafirun ve kafirat, münafikun ve münafikat, müminun ve müminat ayrı ayrı ayrılıyorlar. “Kim inkâr ederse, artık onun inkârı kendi aleyhinedir” kendi başı belaya giriyor, manen çöküyor, maddeten çöküyor, ülke olarak çöküyorlar, ekonomik kriz meydana geliyor, rezil oluyorlar. “Kim salih bir amelde bulunursa,” samimi bir davranışta bulunursa, “artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.” Kendi yerlerini hazırlıyorlar diyor Cenab-ı Allah, cennetteki yerlerini döşüyorlar diyor. Her yaptıkları güzel ahlak, her yaptıkları sevap, aldıkları her sevap, cennette onlara bir nimet olarak hazırlanıyor diyor. Mesela cennetin yatakları hazırlanıyor onlar sevap işledikçe, döşekleri hazırlanıyor, cennet kadınları hazırlanıyor, cennet yemekleri hazırlanıyor, sürekli döşüyorlar diyor Cenab-ı Allah. Sevap aldıkça cennet döşenmeye devam eder diyor. Onlara hazırlarım cenneti diyor Cenab-ı Allah. “(Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir.” Samimi amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir diyor. “Şüphesiz O (Allah), kâfirleri sevmez.” Sevmeyince ne yapıyor? Kafalarını eziyor. Münafıkları seviyor mu Allah? Nefret eder Cenab-ı Allah, onlarında kafasını eziyor, inşaAllah. Bizim nefretimiz gibi değil tabii Cenab-ı Allah’ın nefreti, inşaAllah. “Andolsun, Biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de (Yani Mehdiler, mürşitler, peygamberler gönderdik) onlara apaçık belgeler getirdiler;” apaçık alametler Peygamberimiz (s.a.v.)’in açıklamalarını, Kuran’ın açıklamalarını açıkçagetiriyorlar, ispat ediyorlar, anlatıyorlar, “böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık.” Şimdi açıklanmış, açıklanmasına rağmen ahlaksızca inkâr ediyorlar, alçakça direniyor, Allah diyor ki bildirdikten sonra direndikleri için intikam aldım diyor. Ahlaksızlık yaptıkları için “böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır.” İman edenler, yani Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri.Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olanlar, mesela Türk milleti, İslam âlemi,inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Cenab-ı Allah 51. ayette;“Andolsun, Biz bir rüzgâr göndersek de onu(n ekinini) sararmış görseler, mutlaka ardından nankörlük ederler.” Ekini sararmış görüyorlar, mesela Allah’a şükür edeceğine, hamd edeceğine nankörlük ediyor, ahlaksızlık yapıyor. Mesela Allah nimet veriyor, ahir zaman alametleri meydana getiriyor, Allah mucizeler meydana getiriyor, harikalar meydana getiriyor, adam görmezlikten geliyor, nankörlük ediyor. “Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın” Allah diyor ki, bunlar ölüdür, kafası ölmüş adamın beyni ruhu ölmüş. Müşrik, münafık kafalı adam, deli yani delirmiş, aklı gitmiş. Biz buna ölü diyoruz. Allah ölü diyor. “Ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.” İstediğin kadar anlat müşrike, daha hala müşrikin pis kokusunu koklar. Domuz gibi müşrikin peşinden gider. Domuz sürüsünün başı olurda peşini bırakmaz değil mi? Pislik yer,o da pislik yer,domuz sürüsü değil mi? Yavruları vardır domuz, hayvan gider pislik yer, onlar da onla birlikte aynı pisliği yer. Anlatsan da anlamaz pislik olduğunu. Pisliğin içine girmişsin diyorsun, alışmış. Burnunu bir kaldırıyor ağzı, burnu pislik olmuş yine devam ediyor pisliği yapmaya. Şirke girme diyorsun, yine şirk içinde. Münafıklık yapma diyorsun, yine münafıklık peşinde. “Ve sen kendi sapıklıkları içinde”,sapıkne demek, şirk kafasında, sapıtmış, “kör olanları da doğruya iletici değilsin.” İstediğin kadar anlat, onlar doğru yola iletilmezler diyor Allah. Allah onlara müsaade etmiyor. “Sen yalnızca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin” yani Kuran talebelerine, Kuran’a tabi olanlara, Kuran’a saygısı olanlara bunlara duyurabilirsin diyor Allah “ki onlar Müslümanlardır.” Sadece Kuran’a tabi olanlara Allah Müslüman diyor, “ki onlar Müslüman’dır diyor”, Kuran’a tabi ise. Kuran’a tabi değilse, Müslüman değildir diyor Allah.
DİDEM HANIM: Hocam StarCity alışveriş merkezinde fosil sergisi vardı, çok çok iyi geçiyormuş,maşaAllah.
ADNAN OKTAR: StarCity.
DİDEM HANIM: Evet, 10-11 tarihleri arasında yapılıyor. Çok kalabalık ve ilgi çok güzelmiş, elhamdülillah. Kardeşlerimiz fosiller hakkında detaylı bilgiler vermişler halkımıza. Alışveriş merkezi, faaliyetlerin devamını bekliyormuş. Aynı zamanda sergide A9 broşürleri de dağıtılmış. Serginin organizasyonunu yapan kardeşlerimiz; Ayşe Meryem Berksoy, faaliyete destek olan kardeşlerimiz; Emre Karahasan, Mustafa Kurtuluş ve Olcay Boybeyi.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah.
DİDEM HANIM: Ayşe Meryem Berksoy’un size bir notu var Hocam.
ADNAN OKTAR: Cennet çiçeği bunlar, cennet kuzusu bunlar.
DİDEM HANIM: Şöyle diyor; “Dünyamızın güneşi canım Hocam. Hem ışığınız, hem sıcaklığınız, samimiyetinizle dünyaya örnek bir Müslümansınız. Güzeller güzeli Hocam, sizi Allah rızası için çok çok seviyoruz. Dualarınızı bizlere eksik etmeyin,inşaAllah. Allah samimi tüm çabalarınızı kabul etsin,inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.Bu canlara, bu koç yiğitlere, bu aslanlara. Cennetten buraya gelmişler, burada Allah onlara hizmet ettiriyor haberleri yok,maşaAllah.Resulullah(s.a.v.), o kadar çok övmüş ki bu ahir zaman bülbüllerini, bu güzel varlıkları, bu muhteşem insanları o kadar çok övmüş ki, sahabeler hayran kalmış.Sürekli anlattırıyorlar, aşık olmuşlar sahabeler. “Ya Resulullah anlat” diyorlar, bir daha anlatıyor, “bir daha anlat” diyorlar, bir daha anlatıyor. Sürekli anlatırmış o devrin harikalarını, hatta Peygamberimiz (s.a.v.) kapalı anlatıyor, nefesleri kesiliyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in her anlattığı doğru. Nefesleri kesiliyor o devrin sürati, o devrin muhabere gücü yani haber alma gücü, o devirde olacak olaylar,maşaAllah.
Hükümet güzel gidiyor, Başbakan samimi bir insan, Allah şifa versin, inşaAllah. Aman yiyeceğine içeceğine dikkat etsin Başbakanımız. Her türlü ahlaksızlığı yapabilirler, her türlü pisliği yapabilirler. Allah esirgesin, radyoaktif yiyecek verebilirler, bir şey yapabilirler, acayip özenli olsun, acayip özenli olsun. Güzel samimiyeti, candanlığı güzel. İnsan, kusurları var tabii hataları oluyor ayrı mesele, genel olarak iddia edilen Ergenekon terör örgütüne ve böyle pislik teşekküllere karşı, çok yiğit helal olsun.Kardeşim ne Demirel halledebilmişti, ne rahmetli Özal halledebilmişti, sustular.Hepimiz biliyorduk, hepimiz biliyorduk.Komünist derin devletin her türlü alçaklığını, pisliğini görüyorduk. Ben kitap yazdım, açıkladık, anlattık, arkadaşlarımız gazetelere ilan verdiler. Komünist derin devlet, milletin yakasına yapıştı, gereği yapılsın, yok çıt yok. Mesut Yılmaz'ın gittiler ağzını burnunu kırdılar, Demirel'in ağzını burnunu patlattılar çıtları çıkmadı.Helal olsun, bugün de gelmeden önce düşündüm, imanlı maşaAllah.Birde mücadelecidir Başbakan.Böyle yenilme kabul etmez, helal olsun. Birde Allah'a kendini satmış gördüğüm kadarıyla. Öyle gözü kara öyle şeyi yok, dünyadan bir beklentisi yok, o çok önemli dünyadan beklentisi olmaması, maşaAllah, devam. Ama tabii illaki kusurları olur, o ayrı, ben bu yönünü çok önemli görüyorum. Şu işi bir hayırlısıyla bitirirse muhteşem olacak, inşaAllah. Yalnız sakın hükümeti bırakmasın. Yani Cumhurbaşkanı olarak görev yaparsa, hükümetin gücü kalmaz ben söyleyeyim. Ak parti dağılabilir, çok tehlikeli olur. Tüzüğü değiştirsinler, ne yapıyorsa yapsın. 3 dönem. Neden 3 dönem? 4 de olur, 5 de olur, 6 da olur.Ne mecburiyeti var 3 dönem olmaya? Var mı öyle kural, anayasa mı bu? Anayasa bile değiştiriliyor, değil mi?Değiştirsinler tüzüğü, 4.dönemde Başbakan olsun, 5.dönemde de Başbakan olsun.Ne kadarsa, Allah nasip etsin hayırlı uzun ömür versin Allah, şu işleri bir bitirsin, bittikten sonar ne yapıyorsa yapsınlar. Koalisyon hükümetleri gelsin, kim geliyorsa gelsin, bir şey yok sorun çıkmaz. Ama önce eracifin temizlenmesi lazım inşaAllah.
“Hocam oradaki kardeşlerimiz iltifatlarınıza muhatap oluyor, dualarınızı duyuyor, sevginizi duyuyor, bizler bizi hala sevdiğinizi nasıl anlayabiliriz inşaAllah canım Hocam” diyor. Ben size aşığım âşık, yani müthiş seviyorum,inşaAllah. Ben canlarıma da aşığım, sizlere de aşığım inşaAllah.”
Müşrikin ne olduğunu anlamamış kardeşlerimiz. Yani münafık, müşrik çok arsızdır, çok hayâsızdır, yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder. Tahmin edemeyeceğiniz kadar kaşar ve karaktersiz olurlar, yani baş edemezsiniz onlarla. İstediğin kadar ispat et, yüzüne yapıştır, göster. Mesela diyorsun ki,sen çamur adamsın pisliksin, çamuru da getirip koyuyorsun önüne, yok diyor bu çamur değil bal diyor. Adama ne diyeceksin? Hayâsız adam yani yüzünde eşek oynamış adamın, utanmıyorlar. İspatın bin bir türlüsü yapılıyor, akla gelmeyecek ispatların tamam mı yapılıyor yok diyor.Bak çamur diyorsun simsiyah çamur. Yok diyor bal diyor, görmüyor musun diyor. Karaktersiz çünkü nemalanıyorlar, onlarda nemalanıyorlar. Alışmışlar kandırmaya, sahtekârlığa, yalancılığa, sürekli demagojiye, sürekli uydurmacılığa. Yani o kadar ipsiz sapsız şeylere inandırıyor ki birbirlerini bu sistem, o kadar delice, o kadar müşrikçe, o kadar putperestçe ipsiz sapsız hurafelere inandırıyor ki, yani bu tip hurafelere inandırmamaları düşünülemez, beş dakikalık iş onlar için.Onun için ne olduğu değil de, halkımızın genel kanaati önemlidir. Yani müşriklerin ne düşündüğü, münafıkların ne düşündüğü üstünde durmayın. Karaktersiz onlar, ne yaparsan yap, adam muson yağmurları gibi gelir onlara, etkilenmez onlar.Vicdan sahibi, akıllı, samimi Müslümanların ne düşündüğü önemlidir, inşaAllah.
“Feyiz alıyor çok iyi bir şekilde faydalanıyoruz Hocam” diyor. “Programınızı izlemeye devam edeceğiz, inşaAllah. Allah, hayırlı akşamlar nasip etsin” diyor, Gökhan kardeşimiz.
Mahir Özhan;“Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Sohbetleriniz fevkalade güzel ve konular çok çok önemli. İlerleyen saatlerde Hocam, sorularımızı sorarsak cevaplarsınız değil mi?” diyor.”
Mehmet kardeşimiz; “Canım Hocam, muhterem Hocam.Ah bir Urfa’ya gelseniz, size Urfa’yı gezdiririz” diyor, “birde çiğ köfte, Urfa kebabı, çiğ köfte yeriz” diyor maşaAllah.” Urfa peygamberler şehri, inşaAllah geleceğiz.
“Uğur Aksakallı.” Uğur, o hoca efendi biraz ortalı konuşuyor. Şeyh Nazım Hocamız’ın çizgisinde konuşmuyor. Ayrı bir çizgi, ayrı bir ekol o, yani daha kendini müstağni gören bir ekol içerisinde. Hâlbuki Şeyh Nazım Hocamız’ın üslubuna bağlı kalıp, onun dediklerini şerh edip onu tefsir etmesi lazım.Şeyh Nazım Hocamız’a bağlı bir üslup yok.Bambaşka bir ekol, bambaşka bir düşünce. O yüzdende Şeyh Nazım Hocamız, pek yüz vermiyor ve itibarda etmiyor biliyorsunuz. Onu kaldırması lazım normalde. Olur yani olmaz diye bir şey yok. Ne yapacak? Şeyh Nazım Hocamız’ın üslubunu doğrudan alacak. Kendi kafasına göre, kendi mantığına göre yorum yapmayacak, inşaAllah.
Bengü Soylu; “Bir çift sevdalı bakışın, aşk ateşi ruhumu sardı, öyle güzel, öyle derin, öyle yeşil gözleri vardı, öyle güzel, öyle derin öyle yeşil gözleri vardı. Yıllar yılı gizlediğim duygularım birden uyandı. Bir bakışa, bir gülüşe aldanarak aşkına yandım. Rüyalarımı süsleyecek bitmeyecekmiş gibi sandım. Öyle derin, öyle güzel gözleri vardı” diyor. Bengü Soylu, bana göndermiş. “Sizi düşünerek, dinliyorum Hocam” diyor.MaşaAllah. Bizde dinleyelim nasıl bir şarkı, var mı sizde o?
DİDEM HANIM: Bulayım Hocam.
ADNAN OKTAR: Bul. Kim onu iyi söyler?
DİDEM HANIM: Umut Akyürek.
ADNAN OKTAR: Evet şahane bir hanım,maşaAllah.
“Hayırlı akşamlar Hocam,inşaAllah. Sohbetlerinizi sabırla bekliyorum, günün tüm negatifliğini üzerimden atıyor ve huzura eriyorum. Şarkı söylemeniz bence bize olan samimiyetinizin bir göstergesi.Bugün yine çok etkileyicisiniz, sizi çok seviyoruz Hocam. Allah yolunuzu açık etsin, şanınızı yüceltsin inşaAllah. Kütahya’ya selamlarınızı bekliyoruz.” Bütün Kütahya’ya selam, sevgiler,inşaAllah.
“SelamunAleyküm,Ahmed Muhammed SeyyidAdnan Hocam” diyor. “Hocam maşaAllah bilmediğiniz şarkıda yok yani” diyor. “Canım Hocam, müziğe çok emek vermiş, akademik eğitim almış biri olarak, müzik yeteneğinizi takdir ediyor ve müzik yönünüzü çok beğeniyorum” diyor. “Ben uzun zaman önce müzik ile ilgili her şeyi hayatımdan çıkarmıştım, fakat Hocam sayenizde içimdeki canavar tekrar atağa kalmak üzere” diyor. “Hocam bu arada neler oluyor orada pideler, börekler birde cümbüş geliyor” diyor, Erbil Elmacı.
Allah size o kadar müthiş bir cezbe vermiş ki, o kadar müthiş bir güzellik vermiş ki, bu açıklanacak gibi değil. Bir kere temizliğiniz, maddi manevi temizliğiniz, elinizden yüzünüzden, her yerinizden belli oluyor. Vicdanınızın temizliği belli oluyor. Akıllı güvenilir insan olduğunuz, hemen anlaşılıyor. Yani insan hemen değer veriyor, hemen saygı duyuyor. İffetin nuru var üzerinizde, çok güzel, maşaAllah. Cennette kat katkat güzel olacaksınız.
Neydi bir film daha var demiştiniz.
DİDEM HANIM: Türk’ün Şanlı Tarihi.
ADNAN OKTAR: Türk’ün Şanlı Tarihi, Allah Allah, Allah Allah. Hadi bakalım.
VTR-Türk Milleti’nin Şanlı Tarihi.
ADNAN OKTAR: Sürekli şarkıları düzeltmek durumunda kalıyorum. Kardeşim Allah rızası için, şu şarkıları yazanlar, kolay dinleyeceğimiz gibi yazsın, her yeri sürekli düzelterek dinleyebiliyorum. Bizim roman kardeşlerimiz ne şahane insanlar, ne mübarek insanlar. Nasıl aşkla-şevkle hareket ediyorlar. Tevazuları ne güzel, maşaAllah.
Kardeşim bir kadın bir kere güzel olması için, Allah’tan korkması şarttır. Allah’tan korkamayan, mümkün değil güzel olamaz, bir. Tabii onun için güzel olayım diye Allah’tan korkulmaz. Allah’tan korkulduğu için, güzel olunur da, Allah aşkıyla yanması lazım, yani coşkulu sevgisi olması lazım. Bak, Allah’tan korkacak, Allah’ı çok sevecek, kültürlü olacak, cahilde güzel olmaz, kültürlü olacak, çok görgülü olacak, güzel ahlaklı olacak, iffetli olacak, sanatçı ruhlu olacak, tutku dolu olacak, ancak o zaman güzel olabilir. Öküz gibi herifler oluyor, karşısında çok güzel bir kadın istiyor. Şimdi öküze ne olur? Ot olur. Allah öküze, ot sunar. İnsana, güzel insan sunuyor Allah. Ayette var; “Mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere. İyi ve temiz kadınlar, iyi ve temiz erkeklere yaraşır” diyor, ayette açık, inşaAllah. Onun için Allah müminleri temiz insanlar içinde tutuyor. Bakın hep çevremdeki insanlarda, ne ağızlarında küfür var, ne terslik var, ne öjbelik var, ne laf sokma var, ne ipsiz sapsız konuşma var, ne melayane konuşma var, ne dengesiz bir üslupları oluyor, değil mi? Hep Allah’ı anan, aklı başında, kontrollü, makul, dengeli, güzel üslupları oluyor,inşaAllah.Mesela boş laf da çok sıkıcı, boş konuşma. Adamlık dini yapmak, yapmacık konuşmalar, yapmacık mimikler, gıcık hareketler, hiç görmüyorsunuz bunu,maşaAllah.
DİDEM HANIM: Sizin güzel ahlakınızı örnek alıyoruz Hocam,inşaAllah.
Berlin’de faaliyet yapan kardeşlerimizin size notları var.“SelamunAleyküm Muhammed Arslan Hocam.”
ADNAN OKTAR: Ve Aleyküm Selam.
DİDEM HANIM: “Öncelikle sizi ve kardeşlerimizi çok seviyoruz canım Hocam. Bize ve yeni doğan kızımız Meryem’e lütfen dua ediniz. Sizin nurlu cemalinizi görmek, bizim için çok güzel bir şeref. Eğer müsait olursanız seneye sizi görmek ve ömrümüzün sonuna kadar kapınızın hizmetçisi ve bu yolda Allah’ın rızasını istiyoruz. Almanya’da yapmakta olduğumuz faaliyetlere devam ediyoruz, inşaAllah. Allah’ın rahmeti, sevgi ve selameti sizin ve kardeşlerimizin üzerinize olsun.” Ayrıca Almanya’da Altın isimli kardeşimiz de bu notu gönderen Fatma Nur ve Çağatay kardeşlerimize yardımcı oluyormuş.
ADNAN OKTAR: Allah isimlerini cennette yazmış,inşaAllah. Ahirette bunları hep anlatacaklar, cennet bahçelerinde anlatacaklar. “Dalları sarkmış” diyor Cenab-ı Allah. Mesela şuurludur o iyice önüne gelir. Koparırsın, koparttığında aynı yerinde durduğunu görürsün. Yersin, yine koparırsın, koparır koparmaz aynı yerde durduğunu görürsün. Zaaf yoktur, bozulma yoktur, hiçbir şey zaafa uğramaz cennette, o bu dünya için, her şey zaafa uğrar. Mesela yemek yersin, dişini yıkaman gerekir, sabah kalkınca yüzünü yıkaman gerekir. Cennette bunu unutmadığı için insan, bu dünyadaki zaafları, her gün onun şaşkınlığı içinde olacak. Hz. Adem (a.s) da, cennetin konforuna alışık olduğu için, her gün dünyanın zahmetine şaşırmıştır, her gün. Alışık, çünkü ilk doğal ihtiyaçlarını hissedince, aczini, hüngür hüngür ağlamıştır Hz. Adem (a.s). Yani o hiç ummamış öyle bir şey olacağını, her gün yeni bir hastalıklar, her gün bir ağrı, her gün bir şey. O zaman bu dünyanın imtihan yeri olmasının delilleri ortaya konulmuş oldu Cenab-ı Allah tarafından. Öyle bir eğitildiki Hz. Adem (a.s), Ulu’l Azim bir Peygamber oldu. Ulu’l Azim, en büyük peygamberlerdendir,inşaAllah.
DİDEM HANIM: Hocam ekrandaki site, kardeşlerimizin yaptığı site. A9 sitesinin Almancası, biraz önce mail atmıştı Çağatay ve Fatma Nur kardeşlerimizin; “www.A9tv.de” sitesi.
ADNAN OKTAR: “De” o ne demek?
DİDEM HANIM: Estağfirullah, Almanca sitelerin uzantısı. Bir de Hocam yeni doğan kızları varmış Meryem fotoğrafını göndermişler. Onun için de dua etmenizi istiyorlar.
ADNAN OKTAR: Demin baktık Meryem’e köfteye. Şu ortadaki resmini göster bakayım. Çok şeker, Allah nurunu arttırsın, tatlılığını arttırsın. Hz. Mehdi (a.s)’a Hz. İsa (a.s)’a talebe kılsın, sağlık içerisinde, bereket içerisinde,inşaAllah.
Başka neler var?
DİDEM HANIM: Yiğit Bulut bugün, iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile ilgili bir yazı yazmış. Sizin Atatürk, Özal ve Muhsin Yazıcıoğlu şehitlerimizin öldürülmesi ile ilgili tespitlerinize paralel. Yazısında; “Atatürk, Özal ve Muhsin Yazıcıoğlu gibi bu ülke topraklarını genişletmek amacı taşıyan tüm liderlerin, bu amacın gerçekleşmesini engellemek için şehit edildiklerini” söylemiş. “Kim bu ülke topraklarını büyütmek için gayret ediyorsa, iddia edilen Ergenekon karşı mücadele ediyorsa, o liderin ortadan kaldırılacağını” belirtmiş. “Bu nedenle bu amacı taşıyan hangi lider varsa, onları korumamız ve onlara sahip çıkmamız gerektiğini” ifade etmiş. Ayrıca bugünkü yazısında, Türkiye’nin bu kadar büyümüş bir ülkenin gerilemesinden duyduğu endişeyi dile getirmiş.
ADNAN OKTAR: Nasıl gerilemiş?
DİDEM HANIM: Gerilerse eğer diye.
ADNAN OKTAR: Türkiye.
DİDEM HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: Öyle bir olay yoktur. Burası, Hz. Mehdi (a.s)’ın ülkesi. Özel Allah’ın bereket sunduğu, Allah’ın inayetinde olan bir ülke. Öyle bir şey olmaz. Sadece, büyüyecektir Türkiye, sürekli büyüyecektir, inşaAllah. Türkiye’de bir zafiyet olmayacaktır, Hz. Mehdi (a.s)’ın bereketiyle,İttihad-ı İslam’ın bereketiyle,inşaAllah.Nur yağıyor Türkiye’nin üzerine, nur. Ekonomik kriz her yeri vurdu, Türkiye neşe içerisinde, hiçbir şey olmuyor, olmazda, olmayacak dedik,inşaAllah.
Yiğit Bulut, maşaAllah öyle mübarek delikanlı ki, öyle müberra bir insan ki, hakikaten dediklerimin birebir aynısını ifade etmiş. Geçenlerde bunu anlatmıştım, birebir aynısı. Hakkı gördüğünde, hiç öyle gurur da yapmıyor, hak neyse, onu alıp savunuyor, anlatıyor maşaAllah. Ama tabii Başbakanımızı da kastederek söylemiş gördüğüm kadarıyla. Ben o yazısını manidar buldum. Çok iyi koruyup kollayan, önüne gelene oturup yumurta atıyorlar, bilmem ne yapıyorlar. Yani böyle yolgeçen hanı gibi olmaması lazım. Çok dikkatli olmak lazım. Özellikle yiyecekle içecekle de suikast yapılabilir, Allah esirgesin, bunlara çok dikkat etmek lazım. Bu çakallar kudurdular, debeleniyorlar. Çünkü yani böyle kancaya yakalanmış kuduz köpek gibiler şimdi, debeleniyor kurtulmak için yol arıyorlar, nereden acaba kurtuluruz gibisinden, yeniden pisliğe nereden döneriz. Eski melanet sistemi devam ettirebiliriz gibisinden bir arayış içindeler. Kardeşim Türkiye'de eskiden herkes bilirdi bu pisliği, kimse bir şey diyemezdi. Bu çeteyi, bu pisliği herkes bilirdi. Ve herkes korku içinde yaşardı Allah vermesin. Giderler falancadan para alırlar, işte seni listeden sildik, seni öldürmeyecekler. Parayı aldıktan 15 dakika sonra, adamın kafasına kurşunu sıkarlar. Yani akıl almaz bir kepazelik pislik sistemi vardı. Onun için Başbakanımız bu konuda tecrübeli olduğu için, o melaneti görüldüğü için Müslümanların da bunu yaşadığını bildiği için, içinde müthiş bir savunma refleksi ile şefkat refleksi ile atağa geçiyor, maşaAllah. Normalde benim diyen insan ortaya çıkamazdı, çok çekinirdi, çok tehlikeli. İt kopuk takımı, bayağı tehlikeliler. Ama helal olsun, maşaAllah bütün millet olarak yanındayız. Bu konu hallolana kadar ama. Vefasızlık demeyecek ona. Sürekli Başbakanlık yok. Bu konu hallolduktan sonra, anlı şanlı köşesine, inşaAllah. O bize emanet ondan sonra, inşaAllah.
Beril Hocam'a bir ayet okutalım.
BERİL HANIM: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.''Biz göğü yeri ve ikisi arasında olanları bir oyun ve oyalanma konusu olarak yaratmadık” diye buyuruyor Allah.
MEHTAP HANIM: Ben de Bakara Suresi’nin 112. ayetini söyleyeyim, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. “Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”
ADNAN OKTAR: “Bismillah Selam. ben Azerbaycan’dan çok önemli benim yazdıklarım. İsterseniz bana yazın ben.” Allah Allah kafayı kaybetmiş kardeşimiz şimdi napacağız? “Ben diyor Hz. Mehdi (a.s) ile görüştüm” diyor. “İstediğimde de görüşüyorum” diyor. Bu sizin ve dünya için önemli olabilir. Adnan Bey, eğer isterseniz size yardımcı olabilirim, lakin kimse bilmesin.” Tamam, ama nasıl yapacağız şu an? “Anar Aliyev.” Anar, Allah sana şifa versin. Ne yapıyorsun Anar? Allah aşkına toparlan, yakışıyor mu senin gibi delikanlıya? Napalım bol uyku tavsiye edeceğiz, yatmadan önce Novalgin içsin. Başka türlü ne diyeyim?
“SelamunAleyküm canım Hocam, canım Hocam, canım Hocam, canım Hocam. Çok özledim sizi” diyor. “Hocam, çok tevekküllü oldum sayenizde” diyor, Selçuk Avşar. ''Hocam dinimiz de nazar var mıdır? diyor. Nazar; güzel gözle bakan vardır, birde pis gözle bakan vardır. Ama işte gözle baktı devirdi gibi öyle bir şey olmaz. Güç Allah'ındır. Gözün gücü olmaz, inşaAllah.
EsselamuAleyküm.” Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhammed Aslan yiğit yakışıklı Hocam.” Çok güzel. “PC'yi kapatamıyorum.” “Hocam, A9 sürekli açık Ortaköy'de dükkanımızda, inşaAllah. Kulağımda MP3, MP3 ile uyuyorum, sizin sesiniz sohbetinizle, maşaAllah. Yanınızdaki bayan hocamıza da çok sevgilerimizi sunuyoruz ve diğer bütün hanım kardeşlerime de sevgilerimi saygılarımı sunuyorum” diyor. Aleyküm Selam.
Bir hanım kardeşimiz yazmış, Şengül Hanım; “SelamunAleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “SeyyidAhmed Muhammed Adnan Hocam. Geceniz hayırlı ve bereketli olsun. Muhterem Hocam, dün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifini okudum, aklıma siz ve talebeleriniz geldi. Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) şöyle ferman buyuruyor; ‘Cebrail bana gece ibadetini o kadar tavsiye etti ki, ben ümmetimin en hayırlılarının, gecenin hakkını verenler, geceleyin çok az uyuyanlar ve ibadet edenler olduğunu anladım.’ MaşaAllah, Hocam bizler maalesef tam manasıyla gecelerin hakkını veremiyoruz. Ama elhamdülillah, siz bizim gecelerimize güneş gibi doğdunuz ve gecelerimizi aydınlatıyorsunuz Hocam. Lütfen sohbetlerinize sabaha kadar devam edin ve bizi karanlıkta bırakmayın Hocam” diyor. Beytullah Kardeşimiz. Ne güzel isim Beytullah. Zonguldak'tan.
“Sevgili Adnan Hocam, geniş bir arkadaş grubuyla şu an sizi izliyoruz'' diyor.''Programlarınızı beğeniyle takip ediyoruz” diyor, Mahir kardeşimiz yazmış. Meltem Hanım yazmış; “Hocam çok yakışıklısınız bu gece” diyor, maşaAllah.
Bir hanım kardeşimiz diyor ki; “İyi akşamlar Sayın Hocam” diyor. “Sizi ailecek çok seviyoruz ve izliyoruz. İzniniz olursa, hanım kardeşlerimle bende çıkmak istiyorum” diyor. Gel, çok iyi olur, inşaAllah.
“Hocam Selam. Ellerinizden sevgiyle ve hasretle öpüyorum. Uyku hariç sizi takip ediyorum.” MaşaAllah. “Hocam ataması yapılmayan öğretmenler konusunda bize yardımcı olur musunuz? diyor. Nasıl oluyor, ne yapmamız gerekiyor? Eğer böyle bir sorun varsa, Başbakan’ımıza bildirmiş oluyoruz, inşaAllah.
Şimdi biraz Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı dinleyelim.
VTR-Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Kıyamet Alametlerini ve Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’dan Çıkacağını Anlatıyor.
DİDEM HANIM: Zeynep, Damla ve Gülşah Hocamla kaldığımız yerden devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Zeynep Yalçın Hocam, eski talebemiz. Kaç yıllıktı bir daha duyayım.
ZEYNEP YALÇIN: 25 yıllık, maşaAllah Hocam. Sonsuza kadar da sizinle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Minik fındık burnuyla, beni akıl hastanesine götürdüklerinde gelmişti. Kiminle gelmiştin geçen sefer anlatmıştın?
ZEYNEP YALÇIN:Aylin Kotil, birde Aylin Kotil’in kuzeni vardı, üçümüz birlikte gelmiştik sizi görmeye.
ADNAN OKTAR: Kardeşim nefesim kesildi, ikisi de acayip güzel, zaten şu anda da aynı gençliğini muhafaza ediyor.
ZEYNEP YALÇIN: MaşaAllah, elhamdülillah vesilenizle.
ADNAN OKTAR: Aylin Kotil, o zamanlar harikulade güzeldi. Tabii zamanla insanlar değişiyor. Ama o zamanlar, nefes kesecek derecede güzeldi, acayip güzeldi, maşaAllah. Normalde insanlar korkar tımarhane, akıl hastanesinden değil mi? En fazla o devirde gelmişti arkadaşlarım, maşaAllah.
ZEYNEP HANIM: Sizin Hocam, onca yapılan baskıya rağmen, böyle dirayet göstermeniz, sabrınız Allahualem çok etkiliyordu. Biz çünkü sizi görmeye bir kerede gelmedik. İlk önce geldik görüştürmediler, tekrar geldik, sonra düzenli olarak geldik, Aylin Kotil’le ikimiz sizinle.
ADNAN OKTAR: Aylin acayip muntazam geliyordu, maşaAllah. Yıllarca talebemdi, maşaAllah. Dünya güzeliydi, acayip güzel bir insandı, maşaAllah. Zeynep Yalçın, zaten adı üstünde.
Şimdi biraz Kuran’dan okuyalım. Ya Allah Bismillah. Zeynep Yalçın, o uğurlu bereketli ellerinden bir aç bakalım.
ZEYNEP HANIM: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Baba-anne ne yapıyorlar?
ZEYNEP HANIM: Çok iyiler Hocam, inşaAllah. Çok selamları var size, her zaman.
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.
Yine aynı ayet çıkmış, maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Furkan Suresi, 56. ayet, “Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” Ebcedi tam; 1980. Çok acayip, maşaAllah.57-“De ki: "Ben buna karşılık,” yani İslam’ı Kuran’ı yayma hizmetime karşılık “Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum." Sadece hidayet bulun. İslam’a, Kuran’a hizmet edin, başka bir şey istemiyorum” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ahir zaman müşrikleri nasıl? Olmadık pislik, olmadık kepazelik, dinden, ticaret peşindeler. Dinden, çıkar peşindeler.
ZEYNEP HANIM: Hocam maşaAllah, sizin hayatınızda da bu ayetin biz tam tecellisini görüyoruz. Hiçbir karşılık beklemeden, sadece insanların doğru bir yol tutması için, yani hiçbir karşılık beklemeden, yıllardır sabırla herkesle tek tek ilgileniyorsunuz. İstanbul’da, dünyada uyarmadığınız hiçbir kitle kalmadı, Allahualem, maşaAllah. Kitaplarınızla, yazılarınızla, tek tek anlatmalarınızla, maşaAllah çok sabırlı bir insansınız. Kuran’ın birçok ayeti, üstünüzde tam tecelli ediyor, inşaAllah. Müslümanlarla ilgili bütün ayetleri, maşaAllah tam tecelli ediyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Zeynep çok şefkatlidir, bayağı güzel ahlaklıdır ve acayip sadıktır.
ZEYNEP HANIM: Evet Hocam, maşaAllah. Sizin vesilenizle Hocam ama gerçekten sadakatimi bende biliyorum. Hiçbir güç Allah’ın izniyle, beni ayıramaz sizden, sonsuza kadar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Türkiye o kadar mübarek bir yer ki. Türk sanat müziği dünyanın hiçbir yerinde yok bu güzellik. Bize mahsustur. Her bir ekolün ayrıdır. Mesela Orhan Baba’nın müziği ayrı bir güzeldir, İbrahim Tatlıses’in ayrı. Hanım sanatçıların ayrı. Hoş milletiz, güzel milletiz, maşaAllah. Her şeyimiz güzel. Yemeklerimiz güzel, müziğimiz güzel, vatan güzel, ahlakımız güzel. Ne güzel insanlarız, maşaAllah. Baklavayı biz öğrettik millete, dolmayı biz öğrettik, şiş kebap, döner hep bize ait.
Şeytandan Allah’a sığınırım. 68. ayette Cenab-ı Allah diyor ki; “Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah'a tapmazlar.”Ne demek? Kuran’ın dışına çıkmazlar. Müşriklerin, putperestlerin, hurafelerine tabi olmazlar. Sadece Allah’a iman eder, sadece Allah’a bağlı kalırlar. “Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler.” PKK’nın yaptığı kepazelik, küfrün yaptığı kepazelik. Cenab-ı Allah onlara cevap veriyor. Bunların çirkinliğine. “Ve zina etmezler.” Yani gayri meşru cinsel ilişkide bulunmazlar. “Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.” 69-“Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır.” Bakın teyitli “ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır. 70- “Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka” Samimi ameller, samimi eylemlerde bulunanlar başka. “İşte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir.” Bu çok büyük bir müjde. Günahlarını, Allah iyiliklere çevirir. Günahlarını örtüyor Allah, sadece iyiliği ortaya koyuyor. “Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Gafur ve Rahim. 71-“Kim tevbe eder ve Salih amellerde bulunursa” Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, tevbe edecek müminler. Tevbe ediyoruz Cenab-ı Allah’a. Allah günahlarımızı affetsin. “Ve salih amellerde bulunursa,” Yani samimi. Amel demiyor Allah. Samimi olmasını istiyor Allah. “Gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.” Kabul ederim diyor Allah. Ne kadar büyük müjdeye bakın dikkat edin. Eğer samimiyseniz, samimi tevbe ederseniz, bak açık; “Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa “gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.” Yani ‘samimi tevbe ederseniz mutlaka kabul ederim’ diyor. Bu çok büyük müjde! Samimi sadece samimi olacak. Çok samimi olacak o kadar. 72- “Ki onlar, yalan şahitlikte bulunmayanlar,” yani Müslümanları mağdur durumda bırakmak için yalan şahitlikte bulunmayanlar, “boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” Boş ve yararsız söz, en gıcık olduğum şeylerden birisi de boş ve yararsız sözdür. Dırdırdır fitne, fücur, kargaşa, 2 saat konuşuyorlar lak laklak, boş laflar. “Boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” Yani televizyonsa, kapatıyor veya başka kanala geçiyor. Biri konuşuyorsa, müsaade alıyor, çıkıp gidiyor. Mesela internetteyse, dalıp kalmıyor. Mesela internete giriyor felç oluyor, 4 saat, 3 saat takılıp kalıyor boş bir şeye. Merak ediyor, oradan oraya geçiyor, oradan oraya geçiyor. Belli ki boş, neden uğraşıyorsun? 73-“Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman”, Kuran’ın yeterliliği, Allah’ın Kitabı’na uyun dendiği zaman, Allah’ın Kitabı bize yeter dendiği zaman “onun üstünde” yani bu konu üstünde “sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.” Anlamazdan geliyor. Yobazlara, müşriklere bunu söylediğimizde ne yapıyorlar? “Kuran yeterlidir” deyince, anlamazdan geliyor. Kuran yeterli dedikçe; ‘benim putum da şöyle diyor’ diyor. Putunun da Allah belasını versin, senin de Allah belanı versin, eğer hakkı gördüğün halde dönmezsen. Önce Allah hidayet versin ama yapmıyorsan, Allah belanı versin, diyoruz. Başka ne diyelim?
Şimdi ne yapıyoruz? Misafirlerim mi vardı benim? Bir kişi mi? Kimdir?
DİDEM HANIM: Üç dört kişi, 12 gibi gelecekler.
ADNAN OKTAR: O zaman 12 gibi bakalım. O kardeşimiz beklesin.
Badem şekeri bir konu anlat.
GÜLŞAH HANIM: Tabii Hocam, inşaAllah. Patu kuşlarından bahsetmek istiyorum.Hocam bunların rol yapma yetenekleri var.
ADNAN OKTAR: Vay çeteler vay. Bakın nasıl rol yapıyor.
GÜLŞAH HANIM: Tehlike gördüğünde, normalde bu şekilde duruyor. Desenlerini görüyoruz burada, ayırt etmek adeta mümkün değil. Ancak çizdiğimizde dalla arasında hiçbir fark yok neredeyse, tehlike anında tam bir dal görünümü alıyor, kafasını yukarı doğru kaldırıyor. Tehlike geçtiğinde de göz kapaklarının aralığından görüp, hemen normal haline geri dönüyor. Çok şekerler, maşaAllah. Allah’ın onlarda yarattığı ilhamıyla böyle bir harekette bulunuyorlar. Yoksa bir kuş bunu yapmayı bilemez. Rol yapma yeteneği olamaz bir kuşun. Her yerde Allah’ın ilhamını görüyoruz, tüm canlılarda, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Görüyor musunuz iffetin üstündeki nurunu? İmanın nurunu?
GÜLŞAH HANIM: Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir kaşar bayanlara bir bakın, birde bu çocukların üstündeki nura, ışığa ve efendiliğe bakın. Kaşar kadın ne kadar itici oluyor, ne kadar tehlikeli mahluklar, Allah vermesin. Hem tiksinti verici, hem çok pisler, hem insan yanında durmak istemez, bayağı karanlık mahluklar. Yani her yönden bela. Organik anlamda da mikroplar, karakter olarak da mikroplar. Aynı şekilde onların erkek türleri de aynı şekilde aşağılık oluyorlar. Aynı pislikte oluyorlar, yani kaşar ve karaktersiz insanlar. Temiz insanlar ne kadar şahane bir ışık saçıyorlar, bir şey var üstlerinde. Mesela bizim çocuklarda var bu. Işık saçıyorlar hepsi. Efendiyim diye bağırıyor böyle efendiyim diyor, elinden yüzünden nur akıyor, maşaAllah. Birde aklın nuru var üstlerinde, bakın bu çok önemli. Aklın nuru var. Her konuşma isabet. Münasebetsizlik yok, densizlik yok. Her konuşma yerli yerince, düzgün ve güzel. Her şey ruhu okşayacak tarzda, ne kadar güzel. Cennet kuzusu bunlar, inşaAllah.
DİDEM HANIM: Vesilenizle Hocam, elhamdülillah.
GÜLŞAH HANIM: Sizde çok temiz ve güzel ahlaklı bir insansınız Hocam, maşaAllah. Size güvenmemizin temelinde de bu yatıyor zaten, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Hocam ara fosil bulana on milyon vereceğinizi söylediniz” diyor. “Hocam on milyonu isterim, ben ara fosil buldum. Not: Ama rüyamda Hocam, inşaAllah” diyor. Rüyasında ara fosil bulmuş, o olmaz.
“Sayın Adnan Bey, televizyonda sohbetlerinizi izlerken çok mutluluk veren bir duygu yaşadım. Bilgi yüklü güzel hanımefendi kardeşlerim, gelecek için beni daha da ümitlendirdiler.” Dediniz ki; ‘Bu ülke sıkıntıya girmez.’ Buna inanıyorum. Bu ülke önemlidir. Allah ülkemizi daima korusun. Said Nursi diyor ki; ‘Eğer Mekke’de olsaydım, yine buraya gelir hizmet ederdim.’ Yine diyor ki; ‘İstikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda İslam’ın olacak.’ Sizleri ve o bilgi yüklü hanım kardeşlerimizi izleyince, bu kanaatim daha da pekişti. Allah sizlere zeval vermesin. Mühendis olan oğlumla siz gelmeden önce, hanım kardeşlerimizin sohbetini beğeniyle izledik ve hayran kaldık. Saygılarımızla” diyor, Doktor Faruk Ayın, maşaAllah.
Güven Gümüş; “Sayın Hocam, bir sorum var. Mürşidi kamil bir kişi kabirde yatan mefta ile görüşebilir mi?” diyor. Tabii. Bediüzzaman diyor ki, “konuşacağım sizinle mezardan, duyacaksınız” diyor. “İslam hakim olunca, geleceksiniz mezarımın başına” diyor. Yani “Hz. Mehdi (a.s.), Hz. İsa gelecekler, orada olanlar, orada toplananlarda, oradaki topluluk hepiniz toplanacaksınız” diyor. “Tebrik edeceğim” diyor. “İslam’ın hakimiyetini tebrik edeceğim. Oradaki heyette herkes duyacak sesimi, mezardan sesleneceğim” diyor, maşaAllah. Müthiş bir keramet olacak, inşaAllah.
Mehmet Doğru; “Kırmızı gül demet demet şarkısı Hocam çok güzeldir” diyor. Ama çok ağır bir şarkı değil mi o? Ağır bir şarkı o.
“Hocam biz ikiz kardeşiz” diyor. “Güngören’den yazıyoruz” diyor. “Ayşe ve Fatma Sönmez. Sizi çok ama çok seviyoruz. Ailece sizi seyrediyor ve dinliyoruz. Size şiir göndermek istiyoruz. Sevgin muhabbet gönlümde yatar. Kalbim Allah der de çalışır atar. Aklı olanlar Hak yolunu tutar. Feyiz, bereket, fazilet artar. Seni çok seviyoruz Seyyid Muhammed Adnan Oktar.” Çok şeker bunlar. “Sizin ellerinizden saygıyla öperiz. Duanızı bekleriz. Allah’a emanet olun, Allah razı olsun. Oradaki ablalarımıza da saygılarımızı sunuyoruz” diyor kardeşimiz, maşaAllah.
“Allah sizi kötülerden ve kötülüklerden korusun, Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Bütün güzellikler sizinle olsun. Sizi öyle özledim ki, iyi ki varsınız. Allah’a şükürler olsun ki sizi Allah yaratmış. Bizi de sizin zamanınızda yaratmış. İnşaAllah, en yakın zamanda görüşmek üzere Hocam” diyor Özer bir kardeşimiz.
Sultan Hazretleri, seni dinliyoruz.
DAMLA HANIM: İnşaAllah Hocam. Bugün bir iman hakikati anlatmak istiyorum. Çekirge kuşları. Hocam bu kuşlar yuvalarını dikenli bölgelerde yapıyorlar genelde, uzak tutmak için düşmanlarını. Kendi yuvalarına da ayrıca özel dikenler koyuyorlar, yavrularını herhangi bir düşman hareketinden, herhangi bir saldırıdan korumak için, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Vay çeteler vay. Vay uyanıklar vay.
DAMLA HANIM: Allah’ın ilhamıyla hareket ettikleri çok açık Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Zeynep Yalçın Hocam, buyurun.
ZEYNEP HANIM: İnşaAllah Hocam. Bende bir Kuran mucizesi anlatmak istiyorum önce. Cenab-ı Allah Kuran’ı Kerim’de 1400 yıl önce, bize bilimin daha yakın zamanda sunduğu birçok bilgiyi bildirmiş, inşaAllah. Bunlardan bir tanesi bulutların ağır olması ile ilgili. Allah ayette ağırca bulutları kendisinin oluşturduğunu bildiriyor bize. Araf Suresi’nin 57. ayetinde; “Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız” bildirerek, 1400 yıl önce bulutların ağırlığına dikkat çekmiş. Normalde biz gökyüzüne baktığımızda, hiçbir bilgimiz olmadığında, pamuk gibi, sis gibi, yani ağır olduğunu anlayamadığımız bulutları görüyoruz. Ama bulutlar, örneğin fırtına bulutları yaratmış Allah, üç yüz bin ton su taşıyorlar. Yani Allah’ın kümülonimbus denilen bulutlar, bu zaten başlı başına çok büyük bir iman hakikati. Üç yüz bin tonluk bir su kütlesi gökyüzünde duruyor. Allah’ın böyle bir sistemle yaratması zaten başlı başına çok büyük bir mucize, maşaAllah. Bunun 1400 yıl önce hiçbir bilgi yokken bildirilmesi, yine çok büyük bir mucize hamdolsun.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
DİDEM HANIM: Hocam, Serdar Turgut güzel bir yazı yazmış bugün yine.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
DİDEM HANIM: “Hayatında ilk kez güçlü bir Türkiye’nin keyfini yaşadığını, Türkiye girmiş olduğu yoldan hiçbir kimsenin çıkaramayacağını” söylemiş. “Ak Parti’de çatlaklar oluştuğunu söyleyenlerin yanıldığını, özellikle Sayın Gül ve Sayın Erdoğan’ın arasını açmak isteyenlerin boşa heveslendiğini, çünkü bu iki siyasinin dostluklarının çok eskiye dayandığını ve daha da kuvvetlenerek çok artacağını” belirtmiş. “Daha önce yazdığı yazıları hükümet ve ülke aleyhinde kullanan kişiler ile hiçbir yol arkadaşlığının olmayacağını ve eğer ülkenin menfaati için gerekiyorsa, rahatlıkla geçmişteki yanlış yazıları düzelteceğini, kendi kendini tekzip edeceğini” bildirmiş.
ADNAN OKTAR: Etsin. Neyi bekliyor? Etsin, çok güzel olur. Yani o tiplerde bir daha konuşacak hal kalmaz. Bekleyecek bir şey yok, o yapabilir onu. İki satır bir yazıyla halledebilir. Sayın Gül ile Sayın Erdoğan, her ikisi de Allah’tan korkan, imanlı insanlar. Şimdi zannediyorlar ki onları, Avrupa’daki klasik siyasetçiler gibi birbirlerine düşerler zannediyorlar. Halbuki onlar zaten Allah’a teslim olmuş insanlar. Dünyadan bir beklentileri yok onların. Allah rızası için yaşıyorlar. Yani zenginlik olsun, köşeyi döneyim, keyif zevk içinde yaşayayım, şöhret kazanayım, öyle bir dertleri yok, öyle bir konuları yok. Dolayısıyla öyle bir olay olmaz. Boşa bekliyorlar, öyle bir şey olmaz. Bir de güvendikleri, sevdikleri bir tabanları var. Aklı başında, akil insanlar seviyorlar. Kardeşim fark etmez, Tayyip Erdoğan gider, başkası gelebilir. Yine akılcı ve samimiyse, yine destekleriz öyle bir insanı, dürüstse. Biz çete istemiyoruz Türkiye’de. Çok pis bir şey, çünkü çok anormal bir şey. Devlet gibi oluyorlar fakat meçhul. Mahkemeye veremiyorsun, kendini savunma şeyi yok. Yani kabus gibi adamlar. Mesela kendi kendine yargılıyor. Şimdi iddia edilen Ergenekon terör örgütünün mahkemesine çıksan, kendi illegal mahkemelerine, nasıl savunacaksın? Bir tane cezası var, ölüm cezası var. Ağzı içki kokan çakalın karşına çıkarıyorlar, ağır hakaretlerle “seni öldüreceğim” diyor, “çök yere” diyor, kafasına kurşun sıkıyor, şehit ediyor. Bu ne biçim kabustur kardeşim? “Hadi bin arabaya” diyor, alıp götürüyor. Akıl almaz rezalet çıkıyordu. Daha hala bu rezillik orada, burada az da olsa devam ediyor, görüyorsunuz. Onun için hükümetin çok cesur olarak, kararlı olarak, geriye hiç adım atamadan vatan, milletin selameti için, bölgenin selameti için, Allah rızası için, İslam’ın, Kuran’ın dünyaya hakimiyeti için, bu hak yolda kararlı gitmeleri lazım. Böyle bir konuda merhamet olmaz. Bu konuda merhamet olmaz. Zulme merhamet olmaz. Çünkü zulme merhamet ettiğinde, zalime de merhametsizlik etmiş olursun. Çünkü zalimi de kurtarmış oluyor bu durumda. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün dağılmasıyla, iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensubu birçok kişinin hayatı kurtuldu. Teker teker öldüreceklerdi onları da. Nice önemli insan öldürülecekti. Yani sosyal konum açısından çok kilit konumda insanlar öldürülecekti. Sıradan gideceklerdi herifler. Allah korudu. Onun için iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensupları da, bu operasyonu var gücüyle desteklemeleri lazım. Kendi dertlerine düşmesinler. Vatanın, milletin selametini düşünsünler. Bir iyilik yapsınlar şu vatana. Bu pisliğin kazınmasında, devlete yardımcı olsunlar, bitsin bu pislik. Güneydoğu’da da gencecik kızları alıp götürüyorlar çocukları, delikanlıları. Zamanında öyleydi. “Siz PKK mensubuymuşsunuz” diyor. Çocuk diyor ki; yemin billah ediyor “ağabey ben beş vakit namazında Müslüman bir insanım, PKK böyle bir şey bilmem ben” diyor. Mesela kıza tecavüz ediyorlar, çocuğa işkence yapıp öldürüyorlar. Ne için yaptın? “Vatan, millet için yaptık” diyor. Köpek! Sapıksın sen, alçak ve ahlaksızsın. Vatan millet için ne yapacaksın? Bunların şerefsizliğinin başkaları farkına varınca, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı iyi bir ihbar kampanyası da başladı. Bu şekilde bayağı köşeye sıkıştılar ama bazı yerlerde gevşetme eğilimleri de görüyorum ben. Allah diyor ki; “Siz üstünken, aman vermeyin.” Allah belaya çevirir. Zalime merhamet olmaz, zulme merhamet olmaz. Kahpeye, alçağa, katile merhamet olmaz. Zulüm yaparlar, çok acımasız davranırlar. Debelenmelerinden kimse etkilenmesin, peşini bırakmasınlar. Hukukla kanunla, son anlarına kadar tepelerinin ezilmesi gerekiyor. Rahmetli Atatürk ne diyor? “Beyler şurası unutulmamalıdır ki; Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor. “Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Atatürk’ümüzü de şehit edenler; bu pislik örgüt. Turgut Özal’ı da şehit edenler; bu pislik örgüt. Atatürk’te Türk İslam Birliği’ni savunuyordu. Gördünüz. Turgut Özal savundu. Gördünüz. Rahmetli mücahidimiz, o büyük dava adamı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da şehit ettiler. Hatta bağırdılar, dedikler ki iki gün öncesinden; “biz bir parti başkanını şehit edeceğiz” dediler. Ben de bağırdım televizyonlardan, “bak bunlar bunu söylüyor” dedik. Gazeteye de yazdılar, her yere yazdılar. “Biz bunu yapacağız” dediler. Olağanüstü önlem alındı. Onlar zannetti ki başbakana yapılacak zannettiler. Başbakanın önlemleri artırıldı. Halbuki Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizi hedeflemişler. Onun için çok çok kararlı olmak lazım, şamatalarına aldanmamak lazım. O arada devlete, millete yardımcı olanlara da tabii iddia edilen Ergenekon terör örgütü tuzak kurar. Mesela bize karşı da bir komplo hazırladıklarını duyduk. İki yıldan beri hazırlıyorlarmış, iki yıldan beri hazırlık içindelermiş, geçenlerde bir tanıdık söyledi. Oraya buraya yalan ihbarlarla, yalan oyunlarla, büyük bir komplo için geniş çaplı bir hazırlık yapmışlar. Ama Allah ayaklarına dolandırıyor. Bizim buğdayımız temiz, unumuz nur gibi. Bizim bir derdimiz yok, öyle bir tasamız yok. Ellerinden geleni artlarına koymazsalar, en büyük şerefsiz onlar. Beşer beşer onar onar gelsinler. Sadece rezil rüsva olup geri dönerler, başka bir şey olmaz. Boş yere itliğe hazırlanmasınlar. Onların iki gözü varsa, bizim on bin gözümüz var. Öyle zannettikleri gibi olmaz. Yani kanunla, hukukla nereden geldiklerini şaşırttırırız. Böyle tekbir getirttiririm Allah’ın izniyle. Kuran’la, ayetle, inşaAllah onları doğru yola getirtmek için gayret ederiz ve hukukla, kanunla da böğürttürürüm. Kimse dangalaklık yapmaya heveslenmesin. Akıllı olacaklar, inşaAllah. Nerede Türk İslam Birliği’ni savunan varsa, hemen bir tuzak, hemen bir oyun, hemen bir kahpelik. Bazıları da onlara kapılıyorlar, onların bu oyununun içine alet olmaya kalkıyorlar. Onları da uyarıyoruz, sakın ha, akıllarını başlarına alsınlar, münasebetsizlik istemiyorum. Kanunsuz, hukuksuz her hareketi, kanunla hukukla etkisiz hale getiririz, inşaAllah. Nezaketsizlik, çakallık yasak, inşaAllah. Ama hukukla, kanunla devletimiz gayet güzel çalışıyor, hukuk gittikçe oturuyor. Ama bizim istediğimiz, yargının bir silkelenmesi gerekiyor, eksik yönlerinin, yanlış yönlerinin, onun düzeltilmesi lazım.
“Hükümet şike yasasının geçmesine izin verdi, Hocam. Bu yasa iddia edilen Ergenekon terör örgütünün tutuklular içinde emsal teşkil edecek ve bunlar dışarı çıkacak. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” Ahmet Yusuf.
ADNAN OKTAR: Nedir bu şike yasası?
DİDEM HANIM: 12 yıldan, 3 yıla düşürme kararı almışlar cezalarını. Tutukluluk süreleri kısalıyor.
ADNAN OKTAR: Ama cezayı alırsa, gidip yatacak. O, o kadar önemli bir şey değil. Adam çünkü neticelenmemiş ki. İddia edilen Ergenekon terör örgütünden adam yargılanıyorsa, o suçludur anlamına gelmez. Berat de edebilir adam, ne olacak? Onun için, o kadar önemli bir konu değil. Mühim olan yargılanmaları, suçlarının sabit hale gelmesi. O zaman tamamdır, inşaAllah. Hükümetin vardır bildiği ama yine de ben inceleyeyim o konuyu. 12 yıldan 3 yıla öylemi?
DİDEM HANIM: Şike içinde çete suçu olanlar ayrı yargılanıyormuş, Hocam. Spor suçluları ile çete ayrıymış.
ADNAN OKTAR: Birde bunlar çıktı ya, şike mike bunlar nedir? Allah Allah, ne kadar değişik suç çeşitleri var. Allah hidayet versin. Allah milletimizi Kuran ahlakıyla şereflendirsin, inşaAllah. O zaman biraz iman hakikati dinleyelim, inşaAllah.
VTR-Allah, Tüm Evreni ve İçindeki Sistemleri, Aynı Anda Kontrolü Altında Tutar.
DİDEM HANIM: Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, inşaAllah. Ceylan, Ebru ve Aylin Hocam bizlerle birlikte. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Üç büyük alim.
EBRU HANIM: Estağfirullah Hocam, alim sizsiniz.
ADNAN OKTAR: Ama kardeşim bunlar hakikaten deryalar. Allah Allah, hayret ediyorum. Paleontoloji konusunda sor bir konu, en uç konulara kadar hepsini biliyorlar, maşaAllah.
CEYLAN HANIM: Siz yetiştirdiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Jeolojide öyle, genetik de öyle, maşaAllah. Ceylan Hocam, buyurun sizi dinleyelim.
CEYLAN HANIM: Estağfirullah Hocam, tabii inşaAllah. Bir bilginin beyinde uzun süre kalıp kalmayacağını, saklanıp saklanmayacağını karar veren bölüm hipokampus adı verilen bölüm beyinde. Mesela çocukluğumuza dair bir bilgiyi hatırlayabiliriz. Aklımızda kalan bir anı olur. Arkadaşımızın yaş gününe gitmiş oluruz, oradaki insanların artık kıyafetine kadar hatırlarız. Ama mesela ben lisedeki hayatımdan hatırlıyorum. Bazen bir konuyu ertesi güne öğrenmek için böyle bayağı bir okurdum. On defa falan bir türlü aklımda kalmazdı. Hocam hipokampus beyne bir bilgiyi kabul etmeye şu şekilde karar veriyor. Eğer önemli görüyorsa insan, ruhunda bir etki uyandırıyorsa, duygularını harekete geçiriyorsa, o hemen kortekse yazılıyor, beyin korteksine. Ama herhangi bir duyguyu harekete geçirmiyorsa amigdala adı verilen, sadece kısa dönem hafıza işe yarayan bölüme yazılıyor. O yüzden çok kısa sürede insan unutuyor o bilgiyi.
ADNAN OKTAR: İyi demek ki önemsiz şey. Önemsiz şeyi unutmak iyidir. Bilginler hep unutkan olurlar. Einstein falan hep öyleymiş.
EBRU HANIM: Birde bir yol ne kadar çok kullanılırsa bir şeye ulaşmak için, o kadar çok hatırlanıyormuş o. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Anuştayın”, kimdi o Anuştayın diyen?
AYLİN HANIM: Ali Demirsoy.
ADNAN OKTAR: Ali Demirsoy. Anuştayın, tahin helva der gibi. Bu ne biçim. Alime Ebru Hocam buyurun.
EBRU HANIM: Estağfirullah. Hocam Stenocara türü böcekler var, Namibya’da yaşıyorlar, Namib çölünde yaşıyorlar. Hiç su olmayan bir ortamda, kendilerine çok olağanüstü bir su toplama sistemi Allah yaratmış, maşaAllah. Kanatlarında özel bir yapı var. Hidrofilik bir tepecikler var kanatları üzerinde, sivri. Birde hidrofobik, daha çukur kısımlar var. Burada havadaki su buharını alıp, bunu suya çevirip, orada tanecikler halinde ve kanatlarının üzerindeki eğimden dolayı da, ağzına kadar bu su damlaları geliyor ve bu şekilde, Allah çölün ortasında hiç su olmayan bir ortamda, onların rızkını vermiş oluyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne hoş. Onların mutlu olması, insanın çok hoşuna gidiyor, maşaAllah.
EBRU HANIM: MaşaAllah. Bu sistemden yararlanarak da MIT’deki bilim adamları, az gelişmiş ülkelerde, su olmayan, çöl olan ortamlarda insanların kullanabileceği suyu havadan, havadaki sisten üretebilecekleri şekilde bir sistem kuruyorlar şimdi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Öyle olması lazım, inşaAllah.
“SelamunAleyküm sevgili nur yüzlü Hocam. Sizi çok özledim.” Giriş güzel. “Hocam tespihlerinizin birini bana hediye eder misiniz?” Ah ah. Kalem gösteriyorum hemen “Hocam kalemi hediye edin”, tespih gösteriyorum hemen tespihi. Sizi gidi sizi, inşaAllah.
“Hocam yedi ay sonra çocuğum olacak. Sizin isminizi vermek istiyorum” diyor. Çok iyi olur, inşaAllah. Telefon numarasını da vermiş. Yedi aya daha var, inşaAllah. Allah sağlık sıhhatle versin çocuk sana, inşaAllah.
“SelamunAleyküm Hocam. Alanya’dan Hayati. Sevgilerimle ellerinizden öpüyorum Hocam. Hocam nur gibi yüzünüz var, maşaAllah. Alanya’da hava ilk defa soğudu. Ama sayenizde çok ısınıyoruz Hocam, konuşmalarınızla. Hocam bu arada sesiniz harika.” Birisinin cingircingir sesinden bahsetmiş.
“SelamunAleyküm canım Hocam. Ben Urfa’dan, Beyza. 11 yaşındayım, sizi çok seviyorum. Yaratılış Atlası’nı okuyorum, A9 broşürünü binalara yapıştırıyorum. Annem diyor; ‘sende talebe olursun, hizmet yaparsın, inşaAllah.’ Talebeniz olurum inşaAllah. Annem sizi her gün izliyor, sizi çok seviyor, bize de anlatıyor, sevdiriyor. Ziyaretinize gelmek istiyorum. Dua edin. Ellerinizden öperim” diyor. Ah benim canıma, maşaAllah. Sen o minik canınla ne bu gayret, bu tatlı gayretin senin?
Kardeşim nazar şöyle; adam pis pis eşek gibi bakar, insan rahatsız olur, kızdırır insanı. Ama Allah’a tevekkül ettin mi, şimdi nazara sen müstakil güç verirsen, put olur o, putlaştırmış olursun, müşrik olursun. Allah isterse nazarla da, başka şeyle de insanı belanın hastalığın içine sokabilir. Bir mikrop bile etkili oluyor ama müstakil bir gücü yok.
“Hocam sesiniz bizi ailece mest etti” diyor. Emine Hanım yazmış.
“Değerli Hocam sizi gördükçe imanımız artıyor. Şevkten, heyecandan, Allah sevgisinden tüylerimiz diken diken oluyor” diyor. Tavşanlı-Kütahya’dan selamlarınızı ve sizi bekliyoruz” diyor, Beyzanur. Bütün Tavşanlı-Kütahya’ya selam. Ne güzel memleket. Kütahya, ismi bile insanın hoşuna gidiyor. Manisa, Turhal, Tokat, Çorum, Samsun, Sinop, Antep.
Tarık Aslan; “Hz. Mehdi (a.s)’ın bir sancaktarı olacak mıdır?” Evet, sarışın bir gençten bahsediyor. Ama muhtemelen bir hanım o. Çünkü “sakalı yok” diyor. Sakalı olmayan, hanımların da sakalı olmaz. “Sakalı yok” diyor. Sarışın bir hanımdan bahsediyor, inşaAllah. Herkes birbirine hüsn-ü zanla bakıyor. İnşaAllah, hepiniz olursunuz.
Ali Şahin Osmaneli; “Hocam hayırlı akşamlar. Hocam, mesela biz bir şehirden başka bir şehre ya da bir ülkeden başka bir ülkeye gidiyoruz. Gördüğümüz tüm görüntüler, kendi bedenimizde dahil, beynimizde gördüğümüz görüntüler yani biz bir yere gittiğimizi sanıyoruz, aslında bir adım bile atmıyoruz. Hocam peki biz gerçekten neredeyiz? Hayırlı akşamlar. Ellerinizden öpüyorum. Yüce Allah’tan Türk İslam Birliği’ni niyaz ediyorum.” Dışarıda madde var, fakat o bildiğin gibi değil. Simsiyah, karanlık ve saydamdır. O anlamda bir düşün. Simsiyah karanlığın açıldığını düşünün, her yer saydam, kristal gibi yani. Zaten saydam ne demek? Görünmüyor. O tarzdadır. Neredeyse görünmüyor yani. Saydam ne kadar görünüyorsa saydam bir cisim, o kadar görünüyor.
“Hocam Allah sizden razı olsun. Arkadaşlarınızdan razı olsun. Ekrana çıkma saatlerinizde, ekrana kilitleniyorum. Sizin bir çekim gücünüz var, maşaAllah. Gerçekten Hocam, izlerken başka kanal açamıyorum.”Artık olur mu yani başka kanal ağabeyin varken? Ben de olsam bende başka kanal açmam. Benim böyle ağabeyim olacak, başka kanalı açacağım. Olmaz. “Hatta geçen akşamlarda Trabzon’un maçı varken arada skoru kontrol ediyordum, sadece sizi izliyordum.” Bu ne şekermiş, maşaAllah.
Bir hanım kardeşimiz; “Değdi saçlarıma bahar gülleri, nazende sevgilim yardıma düştün, sevenin bahtına bir güzel düşer, sende tek sevgilim aklıma düştün, nazende sevgilim yadıma düştün. Gözlerim yoldadır, kulağım seste, ben seni unutamam en son nefeste. Ey ceylan bakışlım, ey boyu beste. Gurbette sevgilim aklıma düştün, nazende sevgilim yadıma düştün.”
Bu fındık kim bu şeker?
DİDEM HANIM: Mahmut Şah Harem diye bir kardeşimizin yeğeni herhalde. Size mesaj göndermiş.
ADNAN OKTAR: Ben bunun burnunu yerim. İyi ki yanımda değil bu. Şekerliğe bak, namaz kılmış. Ah benim canımın içi, patilere bak sen, bu ayaklarının ikisini de ısırırım ben. Çoraplara bak, şapka çok tatlı, maşaAllah. Allah hayırlı uzun ömür versin. Hz. Mehdi (a.s)’a talebe yapsın. Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe yapsın. Bunlar nur nur. Bunlar son anlara kadar hakimiyeti görecekler. Bu yıllarda doğanlar.
“Hocam sizi şiddetli bir sevgiyle izliyoruz. Programınız çok güzel, bilgilendirici. Oradaki bayan hocalarımızda, olağanüstü güzel ve çok güzel insanlar, maşaAllah” diyor bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
Elli kere anlatıyorum, dinletemiyorum ben bu adamlara. Fıkhi konularda benim öyle bir yetkim yok. Alimden öğreneceksiniz. Fıkıh alim işidir. Kim? Ömer Nasuhi Bilmen. Açacaksın ilmihal kitabını, oradan okuyacaksınız. Şimdi bana soruyor. Beş dakikada açıklanacak konular mı? Kaynak veriyor, delil veriyor, anlatıyor, değil mi?Eğer canlı canlı duymak istiyorlarsa, kim? Mehmet Talu Hocamız. Mehmet Talu Hocam’a da buradan sevgilerimi iletiyoruz. Allah onu bir fitneden korudu. Yani bir beladan korudu, inşaAllah.
“Hayırlı geceler aslan Hocam, ellerinizden öpüyorum. Sizlerin himmetiyle inşaAllah, hizmetlerimize devam edeceğiz. Yeğenim Ömer Berat, Mahmut Şah Harem, Şanlıurfa. Benim Hocam Allah’a emanet olun” diyor” Mahmut Şah Harem. Deminki bu ufaklık mı?
DİDEM HANIM: Evet Hocam biraz önce resmi olan.
ADNAN OKTAR: Ömer Berat, ne güzel isim, çok güzel isimmiş aferin. Çok güzel maşaAllah. Urfa koç yiğit doludur kardeşim. Bediüzzaman’ın memleketi. Ah benim aslan üstadım ah. Ah canım üstadım ah. Urfa’nın kapısından içeri sokmak istemediler. Ne zulümdür bu, ne zulümdür bu? Ah o devirde olacaktım ah.
EBRU HANIM: Bizde tahmin ediyoruz, neler yapardınız.
ADNAN OKTAR: Hukukla kanunla. O anormalliği yapanı, o belgesini yedirtirdik Allah’ın izniyle. Hukuku kanunu, kendi keyfine göre kullanmışlar.
“Hocam bir kadının koku sürünüp, dışarı çıkması doğru değildir” diyor.Kaç defa söyledim, sahabeler devrinde, çoluk çocuk herkesin gözü sürmeli. Hem de ne sürme yani böyle ismit. Kalınca sürme sürüyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.) dahil. Nereden çıkarıyorlar bu kafayı bunlar? Makyajın hasıdır sürme, inşaAllah.
Şimdi, göz zinasından bahsetmiş. Adam şunu düşünmüyor, dar düşünüyor. Göz bizim emrimizde, kalp de bizim emrimizde. Nasıl istersek, öyle bakar. Şimdi adam diyor ki; “Ben bakıyorum haram olan bir kadına, göz zinası yapabiliyorum” diyor. Allah vermesin, o zaman sen kendi kızına da bakarsın. Sen helal haram dinlemiyorsun ki sen. Ahlaksız öyle demiyor musun sen? Zapt edemiyorsun kendini, söylüyorsun da zaten. Helal haram dinlemediğini söylüyorsun. O zaman kendi kızına da aynı şeyi yaparsın sen. Annene de yaparsın, Allah vermesin. Ensest işte onun için oluyor, bu ahlaksızlık bunun için oluyor. Birçok mazlum genç kız, bu kafadaki adamların mağduru oluyor. Ne demek o? Mesela bir insanın kızı olur evde, dekolte gezer kız. Kendi kızı, babasının yanında gezer. Babasının aklının ucundan dahi öyle bir şey geçmez. Annesi de yanında gezer dekolte. Aklının ucundan bile geçmez. Annesi, kız kardeşi haramdır. Sokaktaki, o da haram. O zaman orada diyor ki; “ben orada kendimi zapt edemiyorum.” O zaman orada da zapt edemezsin sen kendini. İmanladır, akılladır. Biz akıllı varlığız. Aklımızı kullandık mı tamamdır, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Enam Suresi, 105- “İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz” diyor Allah. “Öyle ki sana: "Sen ders almışsın" desinler.” ‘Yahudiler sana bilgi vermişler, Hıristiyanlar sana bilgi vermişler, sen onlar ne anlatıyorsa, onu vahiy diye anlatıyorsun’ diyorlar Peygambere. "Sen ders almışsın" desinler.” Bu emri kim vermiş? Allah vermiş. ‘Kaderde bu hüküm yerine gelecek’ diyor Allah. ‘Ben böyle dedirteceğim sana’ diyor, ‘en ders almışsın diyecekler sana’ diyor. Kaderinde peygamberin. “Ve Biz de bilebilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.” ‘Hak olan Müslümanlara da, hakkı bilenlere de hakkı göstertiriz’ diyor. ‘Ama bir kısmı da böyle diyecekler, senin kaderin böyle’ diyor Cenab-ı Allah. 106- “Rabbinden sana vahyedilene uy” Peygamber (s.a.v.)’e ne diyor Cenab- Allah? “Vahye uy.” Vahiy ne? Kuran. “Kuran’a uy” diyor. Peygamber (s.a.v.), kendine göre hareket edemez. Vahiyle hareket eder. Vahye yani Kuran’a uymakla mükelleftir Peygamberimiz (s.a.v.). “O'ndan başka İlah yoktur” Allah’tan başka ilah yoktur. Yani ‘bir Peygamber ilah değildir’ diyor Allah, ‘İlah benim.’ “Ve müşriklerden yüz çevir.” Ve yobaz takımından yüz çevir. O devirde de var müşrikler. 107- “Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı.” Kaderlerinde olduğu için şirk koşuyorlar. “Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık.” Yani ‘sen onları durdurmakla, kalplerini kontrol altına almakla mükellef değilsin’ diyor Allah. ‘Biz öyle yarattık’ diyor. “Sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.” Serbestler, istedikleri gibi yaparlar. Sonunda cevaplarını onlar Allah’a verecekler. 108- “Allah'tan başka yalvarıp-yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin” diyor Allah. Putlarına, put gibi gördüklerine sövmeyin. Komünist olsa, dinsiz olsa, söverek iş yapmayın, söverek tebliğ yapmayın. Yobaz takımı hep söverek yapar ya, hep küfrederek yapar. Bunu yapmayın diyor. Sövmeyin. “Sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler.” Haşa “İşte böyle, Biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.” Onun için tebliğde, hakkı anlatırken, işte, ‘alçak Darwin, alçakça’ öyle değil. ‘Yanlış’ diyeceksin. Alçaklık yaparsa, o ayrı. Orada hak eder. Ama fikri tartışmada, durduk yere duran bir puta küfür edilmez, hakaret edilmez. Çünkü onu fikren zaten etkisiz hale getiriyorsun, küfretmenin bir alemi yok, inşaAllah. 112-“ Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık.” Her peygamberin bir deccali var. Cin deccal ve insan deccal. Hz. Mehdi (a.s)’ın da 2 tane deccali vardır. Bir cin deccali vardır, bir de insan deccali vardır. Hz İsa Mesih (a.s)’ın da öyle. Onun da öyle 2 tane deccali var; hem cin, hem insan. “Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar.” Yobazlar var ya böyle milleti kandırmak için ipsiz sapsız konuşmalar yapıyorlar. “Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı” diyor Allah. ‘İstesem yaptırmazdım” diyor Allah. “Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.” Yani ‘yobazların hurafeleriyle, pislikleriyle onları baş başa bırak’ diyor Allah. Yani anlat ama ondan gerisine karışma.
Şimdi bir iman hakikati dinleyelim, devam edeceğiz.
VTR- İman Hakikatleri
DİDEM HANIM: Hocamızla sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah. Arkadaşlarım Aylin, Ceylan ve Ebru Hocam.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, sefa geldi. İtalya’yı... ne diyor?
DİDEM HANIM: İtalya’yı inleten mehter takımımız.
ADNAN OKTAR: Kara Harp Okulu’nun bandosu şahanedir. Şahane çok güzel. Kuleli Askeri Lisesi’nin çok iyidir, Kara Harp Okulu’nun iyidir. Bütün harp okullarının hepsinin iyidir boru trampet takımı. Bayağı güzeldi. Çocukken büyük bir zevkle dinlerdik. Mehteran çok iyi gösteri yapardı, askeri mehteran Ankara’da, ben hepsine giderdim. Jet uçakları alçaktan uçuş yapardı, bayağı gösterişli oluyordu, çok güzel oluyordu, inşaAllah. Ordumuzun güçlü olması çok önemli. Yani ordunun insan potansiyeli açısından da çok kalabalık ve güçlü olması, özellikle füzesavar sistemlerinin ve füze sistemlerinin çok güçlü olması lazım caydırıcılık açısından. Bu iki şeyin üzerinde çok durmak lazım. Bir; füzesavar, iki; füze sistemleri, üç; hava kuvvetleri. Bunlar çok hayatidir, inşaAllah. Bir de neslimizin pehlivan yetişmesi çok önemli. Ben bakıyorum gençlere, çok zayıflar. Çok babayiğit olmaları lazım. Pehlivan olacaklar. Onun için bence en iyi spor; güreş ve halter. Ama tabii onun ayarında yapılması lazım. Ecdada benzemek lazım, Osmanlı dönemi gibi ecdat. Bütün mesele kültür. Elektroniği çok iyi bilmek lazım, elektronik kültüre çok iyi sahip olmak lazım. Tabii, Allah vermesin bunu kullanmak için değil de, savunma amaçlı ve caydırıcılık amaçlı, ordumuzun çok güçlü olması şart. Bölgenin değil, dünyanın en güçlü ordularından birisi olduğu biliniyor Türk ordusunun ama daha da güçlenmesinde çok büyük fayda var, inşaAllah.
Ebru Hocam nasılsınız?
EBRU HANIM: Çok iyiyim Hocam, siz nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah.
DİDEM HANIM: İtalya’daki mehter takımımız hazır Hocam.
ADNAN OKTAR: Göreyim. İşte bunun iki misli olması lazım. En az iki misli, hatta üç misli olması lazım. Üç kös olması lazım ve buradaki ekibinde tam üç misli ancak olur. Mehteran çok ihtişamlı olursa, o zaman mehteran olur. O bina yıkılacak, zıngırzıngır yerinden oynayacak. Yeri göğü inletmesi lazım.
“SelamunAleyküm canımın içlerinden nurlu SeyyidAhmed Muhammed Adnan Hocam. Bu arada bende mikropça bilmiyorum ama münafıkları çok iyi tanıyorum sayenizde Hocam” diyor. “Karadeniz şivesiyle konuşmak size çok yakışıyor Hocam” diyor. “Bir hanım kardeşimiz size ‘vahşi cazibe’ demiş, çok doğru demiş” diyor, inşaAllah.
“Ben Bodrum’dan yazıyorum. Kanalınızla tanışalı yirmi gün oldu. Sizin yayınızı beğenerek izliyoruz. Kitaplarınızdan istifade etmek istiyorum” diyor. Melih Çelik.
”Hz. Mehdi (a.s)’ın şifa özelliği olacak mı?” diyor. Allahualem tabii. “Onun zamanında hastalar iyi olur” diyor hadiste.
Tuğba Çelik; “Hocam çok şıksınız. Sesiniz bizi çok etkiliyor, çok hoşumuza gidiyor. Allah sizleri kardeşlerinize Hz. Mehdi talebesi eylesin” diyor, inşaAllah. “Yanınızdaki kız kardeşlerimiz melek gibi, maşaAllah. İslam’ın sancaktarı onlar, inşaAllah” diyor. “Allah beni de o arkadaşlara dahil etsin, inşaAllah” diyor. Ne güzel, maşaAllah. Çince kitabınız var mı Hocam? diyor. Çince var, evet.
AYLİN HANIM: HarunYahya.org sitesinde, diğer diller bölümüne girerseler.
ADNAN OKTAR: Mehmet, Ankara; “Aziz, sıddık, sadık, mübarek, muhterem, Allah dostu, nur yüzlü Hocam. Sohbetleriniz bizi mest ediyor. Ankara’dan emriniz olursa bekleriz” diyor. Estağfirullah, biz sizin emrinizdeyiz, inşaAllah.
“Sizleri Allah aşkıyla çok seviyorum. Az önce Ceylan Hocam’ın verdiği hafızada bilginin kalması konusunu hep merak etmiştim. Çok basit ve anlaşılır bir şekilde anlattı, maşaAllah. Allah razı olsun, inşaAllah. Birde güzel sesiniz, çok huzur verici maşaAllah. Hocam, Haydar Haydar’ı yeniden söyler misiniz, ne olur!”diyor. MaşaAllah, bir hanım kardeşimiz yazmış.
“Hocam sizi çok beğeniyoruz, çok seviyoruz. Sesinizi, boyunuzu, posunuzu çok beğeniyoruz” diyor. MaşaAllah, Allah öyle gösteriyor, maşaAllah.
Şimdi bir İnci takımından birini daha yakaladım. Bu keratalar, bu cinler öyle yamanlar ki. Bu sefer olmuş. Hakikaten bu sefer herkesin yakalayacağı gibi değil, fena değil. “SelamunAleyküm Sayın Hocam” diyor. “Adnan Hocam sizi ailece severek, beğenerek izliyoruz” diyor, İnci Gültürk. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Gayet normal buraya kadar. Vay cin vay. Yalnız Hüseyin, şimdi sana yakıştı mı İnci ismini almak? Delikanlılığın nereye gidiyor kerata? Delikanlı adama nasıl oluyor bu, Hüseyin? Hüseyin Biçer, IP adresini veriyorum senin, sevimli kerata seni. 10.68.191.106, doğru mu? Doğru. İsim doğru mu? Doğru. Şimdi delikanlıya gitti mi bu? İnci Sözlük’ten seni atacaklar bu kafayla. Sen istifanı ver, yoksa seni atacaklar sana söyleyeyim.
Abdullah Orbay; “Hocam iyi akşamlar. Muğla’da öğrenciyim. Sizi çok beğenerek ve severek izliyoruz. İdolümüzsünüz.” Yani idealindeki insan anlamında. Peygamberler vardır, bizi de kardeş olarak beğeniyor demek ki. “Sesinizde kendinizde çok güzelsiniz, Hocam. Allah’ın tecellisi, sesinize vurmuş. İyi akşamlar Hocam” diyor. Allah iyi akşamlar versin.
“Kanada Toronto’dan yazıyorum. İsmim, Mehmet Han. Elimden geldiği zaman Türkiye’deki gelişmeleri takip ediyorum. Fetih 1453 adında sinema filmi çıkacak, Şubat 2012’de. İlk fragmanı yayınlandı, gördünüz mü Hocam?” diyor. Çok şahane olur. Ama böyle filmde mehter çok ön plana gelmesi lazım. Muhteşem bir mehter takımı gerekir. “Muhteşem Yüzyıl’da, Osmanlı’yı çok yanlış yansıtıyorlar izleyiciye. Ecdadımıza yapılan bu günah ve yanlışlıklar Fetih 1453 filminde de yapılmasından korkuyoruz.” Şimdi biz Osmanlı’yı dizi filmlerden mi anlıyoruz, tarih kitaplarından mı anlıyoruz? Anlatsın kardeşim, istediğini desin. Ne alaka? Osmanlı ecdadımız, bize kendini camilerle anlatıyor, kervansaraylarla, anlatıyor, köprülerle anlatıyor ve muhteşem Anadolu coğrafyasıyla anlatıyor. Avrupalı tarihçilere sorsunlar Osmanlı’yı. Biz ilmi yazılmış tarih kitaplarından Osmanlı’yı anlarız. Onlar fantezi yapıyor.
“SelamunAleyküm Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam siz çok seviyoruz, kitaplarınızı okuyoruz hep. Şimdi de sizi severek izliyoruz, kardeşim Kamil ve ben. Sağ olun” diyor. Allah hepinize sağlık versin.
“SelamunAleyküm Hocam. Sizi Samsun’da görmek bile ibadet sayılır” diyor. Ama öyle deme, olmaz. O zaman putlaştırmış gibi olursun. Tabii ki Müslüman’ın Allah rızası için olan her şey ibadettir ama öyle denmez. “Lütfen Hocam gelin Samsun’a bekliyoruz. Eğer gelirseniz televizyondan haberdar eder misiniz? Çok teşekkürler.” Samsun şahane, yakında, gideriz, inşaAllah. Bir başlarız kenardan, Karadeniz’i boydan boya geçeceğiz, inşaAllah.
“Benim biricik SeyyidAhmed Muhammed Adnan Hocam. Hocam sözünüzde çok güzel, sazınızda hoş. Kanunda olsa fasıl süper olurdu bence Hocam” diyor. İnşaAllah. Hakikaten bir kanun taksimi yapsam, bayağı hoşlarına gider. O da bir sazdır kanun tabii. “Allah muhabbetinizi artırsın. Hz. Mehdi (a.s) yolunda, inşaAllah askerleri oluruz. Talebeleri oluruz, inşaAllah” diyor, Erdinç Karaçam.
“SelamunAleyküm, Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, ailece sizi şu an seyrediyoruz. Hepiniz harikasınız, evimize neşe getiriyorsunuz. Dualarım sizinle. Hafızlık yapıyorum, sizden dua istiyorum. Daha önce mail atmıştım, hafızlığa başlayacağım diye. Rabbim tamamlamak nasip etsin. İzmir fuarında standınızı ziyaret etmiştik. MaşaAllah çok güzeldi. Beş yaşındaki yeğenim sizi TV’de gördüğünde, tanıdığı kitabı hediye edince ona çok sevindi. Bizde evde sizi dinlerken yaramazlık yaptığında, bak Adnan Hocamız böyle yaparsan seni sevmez diyoruz, o da çok çekiniyor” diyor. Batu da o zaman hazır ola geçiyormuş. “İlk bildiği Hoca sizsiniz Hocam. Sizin talebeniziz, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın da talebesi oluruz, inşaAllah” diyor. “A9 TV’yi herkese tavsiye edip, kanal ayarlıyoruz. Dualarımız sizinle, sevgilerimizle ellerinizden öpüyoruz” diyor, Funda Işık, İzmir.
A9’u tavsiye edip yaymak, çok hayati konu. Gerekirse otobüse binin, memlekete gidin, köye gidin, ayarlayın. Onun ayarını yapmayı da öğrenin. O teşkilat yoksa onu kurun, kurdurtun. Bir evde uydu sistemini kurduğunuzda, o ayarı da yapıp A9’u sabitlerseniz, muhteşem hizmet olur. Reklam yok, şu yok, bu yok. Gece gündüz Kuran anlatılıyor, İslam anlatılıyor.
“Hocam size bir soru soracağım. Dünyada şu an Fethullah Gülen Hocamız gibi fotokopik hafızaya sahip olan insan var mı?” Cevdet Tatar. Çoktur. Çok var, benim tanıdıklarımdan, talebelerimden var. Hatta Ceylan Hocam’da dikkatlice bir defa okuduğunda, dikkatini verirse, sayfayı olduğu gibi ezberliyor.
“Hocam siyasi görüşünüz nedir? Merak ediyoruz, sakıncası yoksa söyler misiniz?” Tamam, bir mahsuru yok. Atatürkçü, milliyetçi, mukaddesatçı bir Türk genciyim. MHP’liyim, Saadet Parti’liyim, Büyük Birlik Parti’liyim, Ak Parti’liyim. Biraz da CHP’lilik de var. Hepsini seviyoruz, hepsi bizim.
Hüseyin Arslan; “’Atatürk, Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırladı demiştiniz’ diyor. Tabii ahir zamanın mühim bir şahsıdır. Hayatı 19’a kodlanmış, metafizik bir şahıstır Atatürk, çok önemli bir kişidir.
“SelamunAleyküm Hocam. Hocam kimse sizin gibi çizgisini çizerek doğruca yolunda devam edemedi. Birçok kişi devam edemedi, hep yarım bıraktılar. Sizi zevkle ve takdirle takip ediyoruz. İyi akşamlar Hocam. Hanım kardeşlerimizde olağanüstü güzeller, maşaAllah” diyor, bir hanım kardeşimiz yazmış.
Tabii Müslüman’da hazan kesilmez, öyle olmazda, biz hazan diye neticelerin alındığı bir olaya atıfta bulunabiliriz, o anlamda alabiliriz.
Zara; ne tatlı, ne hanım kadın o, ne güzel insan. Benim bir kız arkadaşım ona çok benziyor. Bak herkes hemen tanıdı. Aynısı. O da öyle çok hanım. Tam Anadolu kızı, maşaAllah Zara. Çok şeker, Allah ömrünü uzun etsin.
Bursa’dan Nihan; “Hocam çok fazla mail attım. Sizi çok seviyorum. Bu akşam çok yakışıklısınız. Hocam, Hz. Mehdi (a.s) konusu olunca, kendimizden geçiyoruz. Allah çok cömert. Cömertliğiyle geniş yer istiyoruz” diyor, maşaAllah.
Filiz Hanım; “Hollanda’dan izliyorum. Programınız çok eğitici. Sayenizde çok insanın bakış açısının değişeceğine inanıyorum. Yararlı, etkileyici ve insanı canlandıran bir program yaptığınız için, cümlemiz adına sevgilerimi sunuyorum. Hepinize saygılar” diyor.
“Çok değerli Hocam; “Burak Özdemir adında bir şahıs Hz. Mehdi (a.s) olduğunu iddia ediyor. Bu şahsı daha önce duydunuz mu? Çevremde birçok insan bundan etkilenip, bu şahsa kul köle oldular. Bu şahıs ayrıca çok sayıda kitap çıkardı. İnsanları etkilemeye çalışıyor. ‘Amerika’da bir arkadaşının olduğunu ve onunda Hz. İsa (a.s) olduğunu’ söylüyor. ‘Çok yakın zamanda Hz. İsa (a.s)’ın Türkiye’ye geleceğini, onunla birleşip dünyaya asr-ı saadeti getireceğini’ söylüyor. Çok sayıda kitabı var. Rica ediyorum sizi dinlettiğim arkadaşlarıma bu konuda biraz bilgi verir misiniz?” Ferhat Pamuk.Burak Özdemir benim eski talebemdi, küçük daha ufacıkken gelmişti. Annesi onun genç yaşta, o çok küçük çocukken ölmüştü. Ben baktım ona. Yemesini, içmesini, üstünü başını her şeyini ben alırdım. Delikanlı oluncaya kadar her şeyiyle ben ilgilendim. Eğiten de benim, Darwinizme-materyalizme çok karşıdır. Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyen bir şahıs, İttihad-ı İslam’a inanan bir şahıs idi. Sonra bütün tavrı, kişiliği değişti, bambaşka bir adam oldu. Güya kendince İslamiyet’e karşı, Mehdiyet’e karşı, Hz. İsa (a.s)’ın gelişine karşı, yani bizden öğrendiği bilgilere karşı, karşı bir atağa geçti kendince. Güya kendi kafasınca alay ediyor. Ve böylece İslam’ı, Kuran’ı daha ilgilenilmeyen, daha insanlarca önem verilmeyen bir hale getirebileceğini düşünüyor. Çünkü direkt inkar değil de, böyle ortada düşünen, garip düşünen, ilginç düşünen insanları sarsmak, “dinle de böyle konuşulabilir, İslam’a karşı böyle konuşulabilir, dolayısıyla Allah korkusuna gerek yok, siz de pervasız olun” böyle alaycı, garip bir üslupla -güya kendince- konuşulabilir gibi bir imaj vererek, güya Mehdiyeti, İslamiyet’i, Kuran’ı pasifize edeceğini, etkisiz hale getireceğini düşünüyor. Daha da insanlar İslam’ı Kuran’ı, Mehdiyet’i öğreniyor. Sakin olsun. Mehdiyet’e karşı tavır alan çok fazla insan var. Hz. Mehdi (a.s)’ıngeldiğinden emin olduğu içindir bu panik. Şimdi bunun kitabını okuyan, Hz. Mehdi (a.s)’ı mutlaka araştıracak, mecburen araştıracak. Ne yapacak? HarunYahya.org’a gelecek. Bir bakacak; kuyruklu yıldızlar çıkmış, Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olmuş, Kabe’ye baskın olmuş, Kabe yolu kapatılmış, büyük bir ateş zuhuru İstanbul’da olmuş, Afganistan işgal olmuş -hadislere uygun-, Fırat’ın suyu kesilmiş, hepsi olmuş. Şimdi burada yapılacak şey nedir? Adamın hakkı kabul etmesidir. İstediği kadar öyle alaycı yaklaşsın Hz. İsa Mesih (a.s)’ın ayaklarının dibine kapanacak. Hz. Mehdi (a.s)’da ayaklarının dibine kapanacak. Çoğu vardı öyle uğraşanlar, bakın akıbetlerini Allah herkese gösteriyor. Mehdiyet’e karşı mücadele edenlerin ne hale geldiğini, Allah gösteriyor herkese. O da böyle mücadele ettikçe, daha Mehdiyet’i gündeme getiriyor, İslam’ı daha çok gündeme getiriyor. Güya geri alacak. Geri alamaz. Kız kardeşini de ben yetiştirdim; Banu Özdemir. O da benim talebemdi, 15 yıldan daha fazla talebemdir. Ona da ben baktım. Bütün ömrü boyunca ben baktım. Yetimdi onların ikisi de, yetim oldukları için acıdım, Allah rızası için yemeleri, içmeleri, üstleriyle başlarıyla her şeyleriyle ilgilendim. Ama sonra insanlara böyle iyilik bu şekilde etki ediyor. Kuran’da da var, şeytandan Allah’a sığınırım. “Senin onları zengin etmenden başka bir şey değildi onların sana karşı tavır almasının sebebi” diyor. Sonra tavır aldılar. Her ikisi de Darwinizme-materyalizme çok net tavır alan gayet kültürlü insanlardı. O kültürlerini şimdi bu yönde kullanamaya çalışıyorlar kendi kafalarınca, özellikle Burak. Otuz mumlu pasta mı, çörek mi öyle bir kitap yazmıştı. İşte “yaş otuz beş gemi gitti, batıyoruz, ölüyoruz” ona benzer bir şeyler yazmıştı. Ama yine de Banu güzel huyludur, güzel insandır. Beni çok severdi o, acayip severdi, tutkuyla severdi. Bu ufaklığı da biz yetiştirdik. Yani her şeyiyle ben ilgileniyordum. Ama Allah hidayet versin, Allah aklını açsın.
Kanada Toronto’dan Mehmet kardeşimiz yazmış; “Çok sevgili yakışıklı Hocam. Size yeni bir şarkı göndermek istiyorum” diyor.
Bir hanım kardeşimiz göndermiş; “Yaşamak çok güzel inan seninle, bir ömrüm tükensin senin sevginle” Yani Allah sevgisiyle, Allah’a olan sevgiyle bir Müslüman’ı sevmesi Allah sevgisidir. “Doyamam bir tanem doyamam diye, durup durup seni sarsam sarsam diyorum. Durup durup seni sarsam sarsam diyorum. Kimseler bilmez ne çektiğimi, sevenler anlıyor sessizliğimi, özledim bir tanem özledim seni. Durup durup seni sarsam sarsam diyorum.
Böyle bir şarkı var öyle mi? Adı ne?
DİDEM HANIM: Sarsam diyorum.
ADNAN OKTAR: Kimin bu şarkı?
DİDEM HANIM: SamimeSanay.
ADNAN OKTAR: SamimeSanay Hanımefendi.
MaşaAllah, kardeşim bu soruları cevaplamaya kalkarsak, öğlene kadar anlatsak bitmeyecek, maşaAllah.
Aylin Hocam nasılsınız?
AYLİN HANIM: Çok iyiyim Hocam, siz nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah nurunu artırsın. Ebru Hocam siz?
EBRU HANIM: Ben de çok iyiyim, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Ben sizin güzelliğinize şaşırıyorum. Hakikaten bir türlü makul göremiyorum. Yani çok şiddetli güzelsiniz, maşaAllah, elhamdülillah.
EBRU HANIM: Hocam sizin nurunuzun etkileri bunlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Ne yapıyoruz? Tamam, kısa bir ara verelim, yani iman hakikatleri anlatacağız.
VTR- İman Hakikatleri
DİDEM HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz, Leyla Hocam’la birlikte, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hayret, Allah’ın insanları böyle güzel yaratması ve güzelliklerinin bu kadar etkileyici olması. Nurun ve imanın insanda bu kadar olumlu etki yapması, iffetin bu kadar insanı güzelleştirmesi dindarlığın böyle insanıgüzelleştirmesi, maşaAllah.
Cenab-ı Allah diyor ki, Zariyat Suresi, 10-“Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler.” Ne demek? Hurafeler. Zaten adam zan diyor. Zan ve tahminle yalan söyleyenler kahrolsun diyor Allan. Kuran’a göre hareket edeceksiniz, inşaAllah.
Ceylan Hocam ne anlatalım?
CEYLAN HANIM: Hocam, eğer siz uygun görürseniz; sevginin, sevgide güvenin ne kadar önemli olduğuyla ilgili konuşabiliriz.
ADNAN OKTAR: Şimdi güvenin oluşması nasıl olur? Cennet ahlakıyla olur. Ne göreceğiz karşımızdaki insanda? Şiddetli bir Allah korkusu. Hatta halk arasında derler ya; “kork, Allah’tan korkmayandan.” Biz bir tek Allah’tan korkarız. Yanlış bir söz ama anlatmak istediği bir anlam olduğu için söylüyorum. Allah korkusu bir, Allah sevgisi iki. Çok müthiş coşkulu bir Allah sevgisi. Çünkü öbür türlü aklı normal olmuyor zaten. Yani muhakeme yargısı bozuluyor. Bir bozukluk oluyor. Temizlik anlayışı, dürüstlük anlayışı ciddi şekilde sarsılır. Çünkü Allah’ı fark edemiyorsa, karşısındakini nasıl fark etsin? Nasıl fark edecek karşısındakini? Allah’ı takdir edemeyen insanı, nasıl takdir edecek? Çünkü Allah muazzam nimetler veriyor, muazzam güzellikler veriyor. Adam nankörlük ediyor. Onu ilgilendirmiyor. Allah korkusu olunca, Allah sevgisi olunca, insan her yaptığının hesabını vereceğini biliyor, her yaptığının milimi milimine. O zaman zalim olamazsın, gaddar olamazsın, intikamcı olamazsın, kindar olamazsın. Bunlar olmayınca ne oluyorsun? Güvenilir oluyorsun. Çünkü insanların zalimliğinden, gaddarlığından bela geliyor. Allah’tan korkan nasıl yapsın? Yapamaz. Allah’a hesap verecek. Yapmayacağı için mutedil, makul bir insan oluyor. Kindar olmaz, intikam almaz. Ne güzel. Saldırgan olmaz, lafını sözünü bilir, kompleksli olmaz. Allah korkusu, sevginin konforunu sağlar. Allah korkusu, hikmetin başıdır. Allah korkusu olmadığında, her şey biter. Önce Allah korkusu. Diyor ki;“Allah’tan korkulur mu? Allah sevilir” diyor. Sonradan ne oluyorsunuz işte. Ne oluyorsunuz? Böyle oluyorsunuz. Tabii ki Allah’ı seviyoruz, aşkla seviyoruz, delice bir aşkla seviyoruz ama çok şiddetli de Allah’tan korkuyoruz. Allah korkusu, tavrımızın çok ölçülü, çok itidalli, düzgün olmasını sağlar. Kılı kırk yararız, çok ince düşünürüz o zaman, inşaAllah.
EBRU HANIM: Hocam gördüğüm en vicdanlı, en Allah’tan korkan insansınız. Her konuda size gözüm kapalı, yüzde yüz teslim olurum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah. Çünkü Müslüman, her an Allah tarafından seyredildiğini biliyor, her an konuşmasını Allah’ın dinlediğini biliyor, her an kaderindekini yaşadığını biliyor, her an cehenneme gidebileceğini biliyor. Böyle bir adamdan nasıl kötülük gelsin? Her hareketi mükemmel olur Allah’ın izniyle. Her konuşması mükemmel olmak durumundadır. Gevşetemez kendini. Öyle olumsuz yönde gevşetemez. Olumlu yönde gevşeyebilir, kalbi rahatlayabilir. Bu neyi getiriyor arkasından? İffeti getiriyor. İffet, sınırı getiriyor. Sınır, güzelliği meydana getiriyor. Mesela insan burnu sınırsız olsa, kocaman olurdu, güzelliği bozulurdu. Sınırlı olunca, güzel oluyor. Mesela insan gözü biraz büyüdüğünde bozuluyor, küçüldüğünde de bozuluyor. Tam ayarında olması gerekiyor. Sınır var. Mesela odada da, makul bir oda ama odanın mesela karşı duvarı bir kilometre ötede. Ora oda oluyor mu artık? Sokak olmuş oluyor. Oda olmaktan çıkar. Oda olması için, makul bir hacimde olması gerekiyor, makul bir görünüşte olması gerekiyor. İffet de böyledir. Kontrolsüz olsa, mesela insan istediğiyle ilişkiye girse, Allah vermesin, hiçbir anlamı kalmaz, felç olur, biter insan, ruhu boşalır. Ama Allah diyor ki; “sadece helaliyle” diyor. O zaman sınır. Sınır olunca, Allah güç ve kudret veriyor, cazibe meydana geliyor, kudret meydana geliyor ve güzellik meydana geliyor, etkileyicilik meydana geliyor. Allah korkusunun ve iffetin neticesi. Adam diyor ki mesela; “keşke” -haşa- “iffet olmasaydı.” İflahın kesilirdi avanak. Ölürdün, yok olurdun, bomboş olurdu beynin, katran gibi olurdun, hayat çok anlamsız hale gelirdi, çok acayip olurdu. Allah iffeti nimet olarak sunmuştur, çok büyük nimettir. Mesela yüzünüzdeki bu olağanüstü etkileyiciliğin, güzelliğin sebebi; iffettir. Böyle haysiyetsiz kadınları görüyorsunuz, kaşar kadınları. Millet gördüğünde, kaçacak yer arıyor, “aman bu pislik kim bilir ne rezillik yapar, aman Allah vermesin” diyor, adam yolunu değiştiriyor artık. Çünkü her türlü adilik beklenir, pislik beklenir. O ruhu da cehennem gibi, o yüzden saldırgan olur onlar. Çünkü rahat değil kalbi, içi. Sürekli ateş var içinde. Bağırır, çağırır, pislik yapar, saldırır, laf atar, laf sokar, dedikodu yapar. İçi ıstıraptan yanıyor çünkü. Ama mümin, Allah’a teslim olmuş, gönlü ferah. Hep iyilik peşindedir, hep hayır peşindedir, hayır yaptıkça ferahlar, güzellik yaptıkça ferahlar. Mesela zekat verir, sadaka verir, rahatlar, bir fakire yardım eder, bir insanı zor durumdan kurtarır, ferahlar, güzel bir söz söyler, ferahlar, affeder, ferahlar, düşmanlıktan kaçınır, ferahlar. Mesela Hz. Mehdi (a.s) ne yapıyor? Silahları kaldırıyor. Bütün silahları kaldırıyor. Ne oluyor? Kalpler ferahlıyor. Çünkü silah, insanı gerer. Silah demek; kan demektir. Silah gittiğinde, tank top gittiğinde, bomba gittiğinde, hatta evlerde bıçak verirken Anadolu’da bir adet vardır; bıçağı elinin tersiyle verirler, bir şeyler yaparlar. Bıçaktan bile çekinirler. Ekmek bıçağı bile ürkütücüdür insanlara. Tedirgin olurlar. Evinde bulunmasını da istemez aslında. Mecbur olduğu için bulunuyor. Tedirgin edicidir bıçağın bulunması. Onu bile istemez. İşte Hz. Mehdi (a.s), insanları tedirgin eden her şeyi kaldırıyor. Her şeyi; bomba, füze, tank, top. Bıçağın da ucu körse o kadar, ona müsaade olabilir. Onun dışında olmaz. Öyle olunca güven oluyor. Güven olunca hücre onu tanıyor. Güneşli, mümbit topraktaki bitki nasıl coşkuyla büyümeye başlıyor, hücreler de orada acayip ferahlıyor, bayram ediyorlar, rahatlıyorlar. Beyin rahatlıyor, insanın kafası rahatlıyor, hikmet ortaya çıkmaya başlıyor. Mesela gözlerden sevgi aklaya başlıyor. Gözün çeşmesi açılıyor. Gözün çeşmesi kapalıdır kadınlarda. Ancak tutkuyu, imanı gördüğünde çeşme açılır. Oradan gürül gürül tutku ve aşk, muhabbet akmaya başlar. Sesinden tutku akmaya başlar. Sesi de kilitlidir kadının. Bir perdesi vardır. Allah o perdeyi kaldırıyor o zaman. Güven. İman olduğunda, sesi de tutku dolu olur, eti de tutku olur, her şeyi tutku dolu olur. Sadece müminedir bu. Küfrü gördüğünde mümin kadın, böyle pislik gördüğünde insan nasıl iğrenir, lağım gördüğünde nasıl iğrenir, bütün hücreleri, bütün bedeni kasılır, kaçar, mümin kadın da öyle pislik görmüş gibi kasılır, ondan iğrenir. Takati yetmez. Mümin kadın zaten Allah tarafından otomatik kilitlenmiştir, yani iffetle kilitlenmiştir. Küfür içinde, ahlaksızlık içinde bir insanı gördüğünde, bedeni otomatik her yönden kapanır, kilitlenir. Sadece tiksinme hissi açık kalır. Tiksinme, iğrenme, teyakkuz ve tehlikeye ait bilgi bedenine gelir. Başka onun dışında duygularını hissedemez, kilitlenir.
Okan Öner; “Hocam, Allah’ın selamı bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Programınıza yeni yetişebildim. Sohbetinizi zevkle ve şevkle izliyorum ve tavsiye ediyorum herkese, inşaAllah. Allah için en sevdiğim insanlardansınız. Bir sorum olacak Hocam.”
Evet, ben öyle pislik adamların isimlerini anarak anlatmam ama geçenlerde söyledim, dedim ki; ‘Allah’ın veli kullarıyla uğraşmayın. Çok büyük bela gelir’ dedim. Ve bir şey bildiğimi ima edercesine, Allah bana yeniden söyletti, bakın ‘bela gelir’ dedim, üç defa söyledim. Her şey ayan beyan ortada. Ortada hepsi, inkar edilecek gibi değil. Artık öyle abidik-gubidikle, sahtekarlıkla, yalancılıkla, oyunla falan gizlenecek gibi değil. Belgeli, fotoğraflı, resimli, yüzlerce belge, yüzlerce fotoğraf, yüzlerce filmle açık. Kardeşimiz bir konuyu soruyor da, ben onu anlatıyorum. Macaristan’da geçen bir konu, inşaAllah. Çok açık ve sarih. Artık öyle havada kalan bir sistem olmuyor. Çok net. Emin olmayınca, hiç kimse hiçbir şekilde kımıldamaz zaten, inşaAllah.
“Hocam Bediüzzaman’ın hayatını konu edinen Allah’ın Sadık Kulu filmi hakkında düşünceleriniz nelerdir?” Kerem Özcan. Bu filmlerde ne İttihad-ı İslam’dan bahsediliyor, ne Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediliyor, ne Hz. İsa (a.s)’dan bahsediliyor. Bediüzzaman ne diyor? “Ben hayatımı, Mehdiyet’e adadım, İttihad-ı İslam’a adadım” diyor. “Ben Mehdi’nin pişdar bir neferiyim, onun askeriyim, öncü askeriyim ve Mehdiyet’e zemin hazırlıyorum” diyor. Adamlar hiç muhatap olmuyor bu konuyla. Ancak hanımlarını alıyorlar, beylerini alıyorlar, çantalarına kurabiye, mısır patlağı yiyerek; “vay ihtiyar neler çekmiş mübarek” diyorlar. “Ne maceralı şeymiş” diyorlar. “Bir de üstüne Rambo filmi seyretsek” diyorlar. O kafadalar bir kısım kardeşlerimiz. Onun macera yönüne bakıyor. Oradaki konu; İttihad-ı İslam ve Mehdiyet’tir, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişidir. Ana konu, Risale-i Nur’un ana mesleği budur. Hz. Mehdi (a.s)’da geldiğinde, yine iman hakikatlerine ağırlık verecektir, Hz. İsa Mesih (a.s)’a zemin hazırlayacaktır. Adamlar bu konulardan bihaberler bir kısmı.
Umut’un resmi geldi mi? Göster Umut’u, inşaAllah. Jön, jön, kerata, şu yakışıklığa bak. Burun murun falan, şapkada çok yakışmış. İnşaAllah Allah onu Hz. Mehdi (a.s) talebesi etsin, Allah uzun ömür versin.
“SelamunAleyküm.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.“Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Şu an ailece sizi izliyoruz. Küçük oğlumuzun izlemesi için şunu merak ediyorum; belgeseller hangi saatlerde yayınlanıyor kanalınızda Hocam. Not: Oğlumuz Umut’un resmini ekledik Hocam maile, sevgilerimle” diyor kardeşimiz.
“Ben Almanya’dan Ercan Hocam. Benim bir Hıristiyan Iraklı iş arkadaşımın bir ricası var. Geçen hafta Irak’ta Hıristiyanların dükkanları yıkılmış. Bütün Müslümanlara seslenmek istiyor. ‘Bazı batılı insanlar, bir hata yaptıklarında mesela Hz. Muhammed (s.a.v.)’in resmi çizildiğinde, Irak’ta saldırılar oldu. Irak’taki Hıristiyanların suçu ne? Lütfen onlara saldırılmasın’ diyor. İş arkadaşım bunu sizden rica ediyor Hocam. Saygılar.”Ercan Dayan.
İşte Atatürk’e yatıp kalkıp dua ediyoruz. Bu yobazlığa karşı çok net tavır almıştı. Ne alakası var Irak’taki Hıristiyan’ın o olayla? Ve onlar Allah’tan kokan insanlar. Gerçi yanlış yönleri var. İnşaAllah, düzeltmeye gayret ediyorlar. O teslis inancı var. İnşaAllah Muhammedi olacaklar. Ama “Allah bir” diyorlar, inşaAllah, büyük bir bölümü öyle olmaya başladı şu an ve olmalarını da istiyoruz. Onları hayra çağırmak varken, Kuran’a çağırmak varken, hiç olaydan haberi olmayan garibanlara saldırmak, “siz niye karikatür çizdiniz?” Karikatür çizenlere çıtları çıkmıyor. Ona yaz işte konuş. Saldırmayla hallolacak şeyler mi bunlar? Saldırmak İslam’da var mı? Kuran’da var mı? Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir şey yapmış mı? Bir de hiçbir suçu olmayan insanı cezalandırmaya kalkmak, bir de mahkeme kararı da yok. Bunlar “kanun biziz” diyorlar. Suçsuz günahsız insanlara haram olur bu tip bir eylem. İşte Mehdiyet’in olmamasının belasını her yerde görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s) olsa böyle bir olay olur mu? Hz. İsa Mesih (a.s) olsa bunlar olur mu? Hz. Mehdi (a.s) olmayınca, Müslümanlar başsız olunca, bu tip olaylar sürekli oluyor, devam ediyor.
“Canım Hocam, biz size tutkuyla aşkımızı ilan edinceye kadar cayır cayır yandık. Hayatımızdan önce makul cümlelerle aşkımızı ilana başladık. Önce mübarek ellerinizi öptük. Bir cesaret bir de sırtınızdaki o mübarek mührünüzden.” Öyle demeyin de, o olmaz. Ne deriz? Ellerinden öpeyim, olur ellerinden öpmek olur. O yakışık almaz. Neyse artık o sevgisinden öyle bir şey yapmış. Hatalı olmuş ama uyardık, inşaAllah.
Hasene isimli bir hanım; “SelamunAleyküm Hocam. Sizi beğeniyle izliyorum. Yeni yazmak nasip oldu. Bizlerde programa katılmak isteriz diyor.” Gelsinler. Çok iyi olur, gelin buyurun, bayağı hoşumuza gider, inşaAllah.
Azerbaycanlıların acayip şeker üslupları.
Bu ismi geçen şahısları tanımıyorum, Gültekin. Onları bir inceleyim, ne demek istediğini, ona bir bakacağım.
“Sevgili Hocam, öyle güzel konuşuyorsunuz ki maşaAllah, binlerce kez sizi dinleyip de etkilenmeyecek insan yoktur, maşaAllah” diyor.
Selçuk; “Hocam niye sürekli İttihad-ı İslam’ın üstünde bu kadar duruyorsunuz?” İttihad-ı İslam tabii ki çok önemli. En büyük farz da, onun için bu kadar üstünde duruyorum. İstediğin kadar namaz kıl, istediğin kadar oruç tut, eğer İttihad-ı İslam’ı istemiyorsan, bitti, Allah esirgesin. Nasıl açıklayacaksın ahirette? En büyük farzdır. İslam, İttihad-ı İslam’la yaşanıyor asıl. Kuran’ın bütün hükümleri İttihad-ı İslam’a göre. Ne anlatıyorsa Allah, ne anlatılıyorsa hep İttihad-ı İslam’a göre. Paramparça bir İslam alemine göre değil. Hep Müslümanların bütünlüğüne göre Allah anlatmış Kuran’da. Müslümanların parçalanmasına göre bir tane Kuran ayeti yoktur. Hep bütünlük, tek bir bütün olmalarına göre hükümler inmiş Kuran hükümleri. Başka hüküm yok. Toplu olması, bir kere Müslümanların toplu yaşaması mutlak şart bir kere. O zemin üstünde İslam yaşanıyor.
EBRU HANIM: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah dağılıp ayrılmayın” diyor.
ADNAN OKTAR: Bütün hükümler, tek bir Müslüman topluluğu için. Bölünmüş Müslüman topluluğu için yok. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edenleri Allah sever” diyor, “sakın ayrılıp dağılmayın” diyor Allah. Açık hüküm.
Bugün bu kadar yeter, yarın devam ederiz, inşaAllah.
Evrim Sözlüğü
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...