BERİL HANIM: Hocamızla beraber devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Şu ihtişama bak maşaAllah. Ne kadar yakışmış. Ben de simsiyah, maşaAllah. Süper olmuş. Ebru Hocam kaç yıllık talebemsim?
EBRU HANIM: 24 yıllık Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah. 24 yıl; çeyrek yüzyıl, maşaAllah. Hocam alimedir. Fıkıhta, Osmanlı tarihinde, biyolojide, antropoloji her konuda tam alimdir, maşaAllah. Robert’lim anlat bakalım, nasılsın?
SELDA HANIM: Çok iyiyim Hocam elhamdülillah. Ben de Hocam, inşaAllah, ölene kadar Allah izin verirse yanınızdayım.
ADNAN OKTAR: Anne Mahmut Hocaya bağlı.
SELDA HANIM: Annem çok sevgilerini, saygılarını iletiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Anne ama mücahit anne, öyle anlatılacak gibi değil. Evi mescit gibi maşaAllah. Kuran kıraati, hadis kıraati, zikrullah, sohbetler maşaAllah. Mahmut Hocam’ın nurani talebeleri hep oradalar,maşaAllah. Hocamlar, maşallah, malum zaten.
Mehmet Talu Hocam’la demin konuştuk, misafirimdi. Yaklaşık 12’den beri Hocam’la konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Her şeyden konuştuk. Çok değerli, büyük alimdir Mehmet Talu Hocamız. Müceddit ve müçtehit ayarındadır, öyle bir alim. Öyle herhangi bir alim değil. Ortadoğu, Balkanlar’da benim gördüğüm en büyük müceddittir, müçtehittir. Üstüne yok. “Hocam, bize gelip fetva soruyorlar. Cahile fetva sorulmaz, alime sorulur. Hep Hocamızı sizi adres gösteriyoruz” dedim. Zaten malum o, biliyor. MaşaAllah bazı konular vardı onları konuştuk, önemli konular vardı.
Kaç yaşındasın Ebru Hocam?
EBRU HANIM: 41 bitiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Şu cilde, şu güzelliğe bak.
EBRU HANIM: Sizin vesilenizle Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Harika değil mi bu? Harika bu. Sen kaç yaşındasın?
SELDA HANIM: Ben 43 yaşındayım.
ADNAN OKTAR: 43. MaşaAllah, maşaAllah, barekAllah, suphanAllah. Bu olağanüstü bir şey.
SELDA HANIM: Müslümanlığın temizliği insanın dışına da vuruyor, inşaAllah. Sizde en güzel tecelli ediyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocamdan bir ayet alalım, inşaAllah.
YASEMİN HANIM: İnşaAllah, tabii Hocam. Asr Suresi’ni okuyayım inşallah. Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığınırım, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla; “Asra andolsun; Gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O kadar güzel ki bu Kuran ayetleri, maşaAllah. Bir de böyle Hocamız da çok güzel okuyor. Tecvitli hafız efendiler yeri göğü inletiyor. Ne güzel okuyorlar.
Mehmet Talu Hocam’ın alimlerden oluşan bir ekibi var. Yaklaşık 12 kişilik bir ekibi var. Ama onlar da çok büyük alimler. Ama hepsini toplasan Mehmet Talu Hocam Allahualem edemezler. Öyle bir uçsuz bucaksız ilme sahip bir alimdir. Onun için danışmak isteyen kardeşlerimiz mutlaka Mehmet Talu Hocamız’ın internetteki adresinden sorup öğrenebilirler merak ettikleri konuları. Mahmut Hocam’a da selam gönderdim, inşaAllah. Allah nasip ederse Hocamız’la da görüşürüz, inşaAllah. Daha dün bahsettim Mahmut Hocamız’dan. Sarığından, temizliğinden. Nurdur Mahmut Hocamız nurdur. Talebeleri de tertemizdir. İnşaAllah, Allah öyle tahir olmayı, bütün Müslümanlara, herkese nasip etsin, inşaAllah.
Hocam buyurun sizden bir ayet alalım, inşaAllah.
MEHTAP HANIM: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığınırım;
De ki: “Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamız'dır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler. Tevbe Suresi, 51.ayet Hocam.
ADNAN OKTAR : MaşaAllah. Ben dedim “çok fazla çarşaflı talebelerim var”. Ebru Hocam da çarşaflı talebelerimdendir. Başı açık olanlar da var, başörtülü olanlar da var. Hepsi Atatürkçüdür, hepsi milliyetçidir, hepsi moderndir, hepsi aklı başındadır, hepsi vatanseverdir. Hepsi aydın kültürlüdür ve hepsi birbirini yüzde yüz Müslüman olarak kabul eder. Ne başı açık olanın, çarşaflıya karşı kalbinde bir buğz olur, ne de çarşaflının başı açık olana. Acayip bir muhabbet. Hepsi birbirinin tertemiz Müslüman olduğunu bilir. Ayrısı gayrısı olmaz. Böyle olmak lazım. Sakın ha sakın, aksi olmaz.
Var mı filmimiz? Şeyh Nazım Hocamız. Bir gözümüz gönlümüz açılsın, kalbimize feyz aksın, nur aksın maşaAllah.
MaşaAllah, Allah ilmini arttırsın. Çok seviyoruz Mehmet Talu Hocamız’ı. Çok temiz insan, çok güvenilir bir insan, çok terbiyeli, efendi, adaba edebe dikkat eden bir insan. Tam Osmanlı efendisidir. Adabı, edebi Hocam’dan öğrenmek lazım, maşaAllah. Kaynaktır, maşaAllah. Tam sünneti seniye tam temessük. Çok titizdir, maşaAllah. Mahmut Hocamız da çok sever o yüzden Mehmet Talu Hocamız’ı. Şimdi güzel kendisine bir dershane yapmış. Mükemmel. Mahmut Hocamız da o taraflara taşınmış. Onda da bir işaret var. Hayır olmuş.
Bir iman hakikati filmi izleyelim Şeyh Nazım Hocamız’ın ardından ama önce bir şeyhimizin nurunu görelim.
VTR
ADNAN OKTAR: “Sizler cansınız ya” diyor. Çok güzel. “Ben yeni yeni sizleri tanıyorum ama inanın 28 yaşındayım ve 28 yıl boşa geçmiş. Şimdi sizi tanıdım ve hayat benim için yeni başladı. Süpersiniz. Oradaki arkadaşlarımızda süper, maşaAllah. Yanınıza ziyarete geleceğim inşaAllah” diyor Emre Ateş.
“Sizin Ankara’da şubeniz var mı?” diyor Özgür. Ne diyelim? Biz şirket miyiz? Ne alaka, Müslüman’ın şirketi mi olur, şubesi mi olur? Bizim şubelerimiz bütün camiler. Git Ankara’da Kocatepe Camii’ne şubemiz işte, her yer şubemiz, inşaAllah.
“Talebelerinizle beraber Hocam takımyıldızı gibisiniz. Ne kadar heybetli ne kadar göz kamaştırıcısınız Hocam maşaAllah, elhamdülillah canım Hocam. Çarşaflı talebeleriniz muhteşem güzel, başı açık talebeleriniz muhteşem güzeller. Siz ise güzellerin arasında parlayarak yükselen muhteşem bir nursunuz Canım Hocam. Sizlerin şu görüntüsü bile tek başına gözlere şifa, gönüllere şifa inşaAllah, elhamdülillah. Aranızda olmak, Allah yolunda bu güzel kardeşlerimiz gibi hizmet etmek hayallerimi süslüyor, onlara imreniyoruz. Bizler yapamıyoruz sizler haykırın Allah Azze ve Celle’yi diye, onları alkışlıyoruz Canım Hocam” diyor bir hanım kardeşimiz.
Elazığ, “Sevgili Hocam. Sizi Elazığ’dan sevgi ve ilgiyle izliyoruz” diyor. Elazığ’dan delikanlı çıkar, koç yiğit çıkar, bütün Anadolu’dan.
Özetle, Darwinistlere tam anlamıyla elbise giydirdiğimizi söylüyor. Şimdi Darwinistler’de bir hoplama mevsimi geldi. Bunlar nedir, bunlar çiçek açmaya başladılar bu aralar bir coştular. Bakın, çırpınmayın boş yere. Hepinizi teker teker ezeceğim. Teker teker her toplantınızı, hepsini tespit edeceğim. Söz bir Allah bir hepinizi ezeceğim. Elimden kurtulana helal olsun, inşaAllah. Kurtulamazsınız. Tek tek ezeceğim. Ve konuştuğunuza konuşturduğunuza pişman olacaksınız ilimle, fenle, bilimle. Atış yok, yalan yok, uydurmaca yok. Kimseyi kandıramazsınız. Bizim milletimiz bayağı zekidir.
“Çok ama çok, canımdan çok sevdiğim Seyit Muhammed Adnan Hocam. Hocam, ben dünya üzerinde bu kadar güzel çarşaflı bayanlar görmedim. Hocam, resmen çarşafa girsem ne iyi olur diye düşünmeye başladım. Acaba bana bu kadar güzel yakışır mı? Ne kadar modern ve bu kadar güzel çarşaflı bayanlar ancak sizin yanınızda olur Hocam.” diyor. Doğru aslında. Yakışır maşaAllah. İllaki benim yanımda değil de benim yanımda güzel oluyor, inşaAllah. “Yakında size çarşaflı bir resmimi gönderirsem şaşırmayın. Sizi çok seven İzmirli talebeniz Başak Ceyhan.”
Elif Kendir. “Seyit Muhammed Adnan Oktar Hocam. Ne kadar çok özlüyorum sizi, maşaAllah. Azerbaycan’da faaliyetler çok güzel gidiyor, maşaAllah. Talebeniz olmam için dua edeceğim. Ben de Seyit olduğum için siz benim ceddimsiniz” diyor, maşaAllah. Azerbaycan’da çoktur.
Derya Öztunç “Selamun Aleykum Hocam. MaşaAllah siyah çok yakışmış.” Ne demişler? “Güzele ne yakışmaz”, inşaAllah elhamdülillah. “Çok yakışıklısınız Hocam, sizi çok seviyoruz, maşallah” Derya Öztunç.
ADNAN OKTAR: Müslüm Babanın ‘Gel yanıma gel’ diye parçası vardı, Ankara oyun havası. Çok efendi insan Müslüm Baba. O gün ona bir film hazırlamıştık. Gözleri doldu, maşaAllah. Çok insaniyetli, çok vicdanlı, delikanlı maşaAllah. Bizim insanımız hep böyledir. Hep kadirşinastır, hep güzel ahlaklıdır, maşaAllah.
Gülay Pınarbaşı Hocamız, nasılsınız?
GÜLAY PINARBAŞI: Çok iyiyim Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Nasıl inletmiştin o zaman ortalığı, maşallah, Erbakan Hocam zamanında. Çok iyi olmuştu, Hocam bir ayet söyledi çıkıp, bütün herkesin tüyleri diken diken oldu. Yeri göğü inletmişti. Hangi ayetti hatırlıyor musun?
GÜLAY PINARBAŞI: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım;
“Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.”
Ayakta insanlar alkışladılar. Acayip heyecanlanmışlardı, cezbeye geldiler o devirde. Erbakan Hocamız sonra başbakan olmuştu. Ben Hocam’ı severim, Erbakan Hocam’ı. Saadet Partili miyim? Değilim. Bütün partiler hoş, hepsi çok iyiler.
DAMLA HANIM: Hocam Van’daki çadırlarda kardeşlerimiz ısınabilmek için ellerindeki imkanlar dahilinde mecburen kömür sobası kullanıyorlar. Ancak bu sobalardan sıçrayan kıvılcımlar nedeniyle çadırlarda bugüne dek pek çok yangın çıktı ve yaralananlar oldu. Son olarak da bir yangın daha çıkmış. 3 aylık bebek hayatını kaybetmiş. Ailenin diğer 5 üyesi de yaralanmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah’ınızı seviyorsanız, hükümetten ben istirham ediyorum, rica ediyorum. Ne olursa olsun orada çadırda adam bırakmayalım. Çadırları söküp kaldıralım. Çadırda adam olmaz. Bu soğukta kışın mümkün değil. Civar illere dağıtalım kardeşlerimizi. Kardeşim oteller olur, hastaneler olur. Hastanelere beşer onar, otellere beşer onar dağıtalım aileleri. Bu soğukta olacak iş değil o. Çadırın içinde olacak iş mi şu? Allah vermesin. Onlar benim canlarım. Çok vicdan azabı çekeceğimiz bir konu. Allah rızası için ben istirham ediyorum hükümetimizden çadırları sökelim. Civar illere dağıtalım. Çok soğuk hava. Çadırda insan olur mu bu soğuk havada? Hayır, Van yani İstanbul olsa tamam. İzmir olsa tamam. Ama Van’da soğuk şiddetli. Yani sıfırın altında bilmem kaç dereceye gidiyor.
DAMLA HANIM: Ertuğrul Özkök’ün de bir yazısı var Hocam. Türkiye’nin bugün geldiği halinden gurur duyduğunu belirten bir yazı yazmış. Türkiye’nin yıldızı parlayan, herkesin övgüyle bahsettiği bir ülke haline gelmesinden dolayı ilk defa göğsünün bu kadar kabardığını söylemiş. Kolayca özür dileyebilme erdemine sahip, arkadaşlarını satmayan, samimi siyasetçilerin Türkiye’yi bu duruma getirdiğine vurgu yaparak Sayın Tayyip Erdoğan’ın, özellikle ameliyat olduktan sonra yüzüne daha tevekküllü bir hal geldiğini belirtmiş. “Yanılıyor olabilirim bu nedenle inşaAllah diyorum” diye eklemiş. Ayrıca Sayın Erdoğan’ın bu tevekküllü sakin halinin Türkiye’ye çok daha iyi geleceğini umduğunu belirtmiş yazısında.
ADNAN OKTAR: Güzel yazmış. Bir hayra gidişat var maşaAllah. Aferin, tebrik ediyorum, Müslüman’ca üslubu güzel olmuş. Daha çok sevilir daha çok saygı duyar herkes. Yani yakışan budur. Modern olsunlar, neşeli olsunlar, sevinç içinde olsunlar, hayatını yaşasın ama Allah’a hamd ederek, Allah’a şükrederek, Allah’ı severek, ibadetlerini yaparak, güzel ahlakla, kimsenin canını yakmadan, muhabbetle inşaAllah.
Şeyh Nazım Hocam’ı ben bir daha görmek istiyorum.
VTR
ADNAN OKTAR: Gül nerede güzel kokar? Münbit bir toprak gerekir. Güzel güneş alması lazım. Ortamı iyi olması lazım. Gülü alır götürürsen kayalık bir alana ekmeye kalkarsan, güneş görmezse ne olur? Solar gider. Bir kadının güzelliği de ancak çok sevildiği, değer gördüğü, iyi korunduğu, değerinin bilinmesinin de üstünde tutkuyla sevildiği ortamda gelişebilir. Yani sabit bir şey değildir kadının güzelliği, şartlıdır. Yani Allah onu o şartlara bağlamıştır. O zaman çok güzel olur. Bakışları o zaman güzel olur, sesi güzel olur, tavrı güzel olur. Ama onu oradan koparırsan, Allah esirgesin mahvolur. Bazı angutlar zannediyor ki kadın biblo gibidir. Alırsın oradan başka yere götürürsün aynı durur. Durmaz o, çöker ölür. Allah esirgesin solar gider o. Bambaşka bir şey olur. Sevgiyle çok güzel olur. İmanla, Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla, gerçek akılla çok güzel olur, inşaAllah.
Şimdi Kuran’dan herhangi bir sayfa açalım. Evet. Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Ta, Ha.” Burada Ha harfi bir şey ifade ediyor, Ta harfi de bir şeyi ifade ediyor. Bakalım ne? Sonra onu göreceğiz inşaAllah.
“Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik,” yani‘anlaşılmaz olması, zor durumda kalman, bir türlü meseleleri çözememen gibi bir amaçla indirmedik’ diyor Allah. “'İçi titreyerek korku duyanlara' ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik).” ‘Allah’tan samimi korkanlara ancak öğütle hatırlatma olsun diye indirdik’ diyor Allah. “Yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından bir indirmedir.” Allah tarafından indirmedir. “Rahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir.” Her yeri kaplamıştır. “Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.” ‘Ne varsa atomlar, moleküller, fotonlar aklınıza gelen her şey tamamı benim’ diyor Allah. Adam da diyor ki “benim”, Allah “bana ait” diyor. “Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.” ‘Bilinçaltınıza kadar bilirim’ diyor Allah, ‘hepsini ben yaratırım’ diyor. Gizli kalmaz bir şey diyor. Bazıları vardır gizliyorum zanneder. Hâlbuki Allah bilinçaltını esas alıyor. Bilinçaltı yüzünden belaya uğrayan çok insan vardır. Bela bilinçaltından kaynaklanıyor. Bilinçaltının samimi olmamasından, inşaAllah. “Allah; O'ndan başka İlah yoktur. En güzel isimler O'nundur.” ‘Tektir Allah’ diyor Cenab-ı Allah ve en güzel isimler O’nundur. “Sana Musa'nın haberi geldi mi?” Gelmediği için söylüyor Allah. Bu gayb bilgisi. “Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: ‘Durun, bir ateş gördüm;’” Bir Müslüman’ın dikkatinin ne kadar açık olması gerektiğini buradan anlıyoruz. Diğer yanında olanlar görmüyor ama o görüyor. Önce tedbir olarak ne yapıyor? “Durun” diyor. Herhangi olağanüstü bir durum olduğunda hareketlenmenin durması gerekir. Bu bir tedbirdir. Her türlü faaliyetin durdurulması gerekir. Çok önemli bir konu varsa durun, yani dikkatiniz dağılmasın, dikkatinizi iyi teksif edin, mühim bir olay var. Dolayısıyla hareketlenmenin durmasıyla o olaya teksifi sağlıyor. “umulur ki size ondan bir kor getiririm” hemen Müslümanların lehine, onların faydasına olacak bir şey. Çünkü ateşe ihtiyacı var Müslümanların. Yanlarında ateş olmadığını da anlamış oluyoruz. O devirde ateş olamıyor, çakmak yok, kibrit yok. Ancak bir yere gidersen ateşe rastlayabiliyorsun. Ne kadar güç şartlarda seyahat ettiklerini de Allah gösteriyor. “veya ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum." Yollarını da bilemiyorlar daha nereye gidecekleri de belli değil, ne kadar güç şartlarda yolculuk ettiklerini anlayın. Coğrafi şartlar da çok zor. Ateş varsa orda bir insan olabilir düşüncesiyle hareket ediyor. “bir yol-gösterici bulurum. Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: ‘Ey Musa.’’Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar;’” Müthiş bir olay. “çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın." İnşaAllah oraya da gideceğiz, Tuva Vadisi’ne, kutsal vadi Tuva’ya.“Ayakkabılarını çıkar;” mescitlere girerken ayakkabılarımızı çıkarıyoruz. Bu ayet o konuya da aynı zamanda işaret eder. Kutsal olan bir yerde ayakkabıyı çıkartmak bir saygı ifadesi. Ayakkabılarını çıkarmasının tabii başka nedenleri de var. Arazideki elektriklenmeyle de alakası Allahualem var. Orada özel bir Rahmani elektrik var. Ayağını çıkarttığında o onun vücuduna da geçmiş olacak, inşaAllah. "Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle." ‘Şu andan itibaren ben seni seçtim’ diyor, Allah. "Gerçekten Ben, Ben Allah'ım,” Cenab-ı Allah iki kere diyor “Ben, Ben Allah’ım“ diyor. “Benden başka İlah yoktur;” hep Lailahe İllAllah. “şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." İbadeti açıklıyor Allah. Aynı bizim kıldığımız gibi namaz kılıyordu Hz. Musa (a.s) da. Rüku, kıyam, secde aynı, abdest de aynıdır. Onun için Musevilik de kaybolmamıştır. Fotoğraflarda gördünüz namaz kılarken, aynısıdır."Şüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir.” Ahir zamandan hemen bahsediyor Allah. Allah ahir zamana dikkat çekiyor, kıyametin yakın olduğuna dikkat çekiyor.“Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim." ‘Tam gizlemedim’ gibi bir ifade var burada, yani alametlerinden belli olacak anlamına geliyor, inşaAllah. "Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın." Deccallık yapan sakın seni ondan alıkoymasın. ‘Başka insanların, halkın etkisinde kalma, sonra yıkıma uğrarsın’ diyor Cenab-ı Allah. "Sağ elindeki nedir ey Musa?"Anlıyoruz ki Hz. Musa (a.s) asasını sağ elinde tutuyor. Demek ki sağ elini kullanıyor genellikle. Buradan, ayetlerden Hz. Musa (a.s)’ın hem ruh halini hem kişiliğini, her şeyini anlamış oluyoruz. “Dedi ki: ‘O, benim asamdır;’” Uzun yolda ihtiyacı olduğu için hem de korunma amaçlı ona ihtiyaç duyuyor demek ki. “ona dayanmakta,” yürürken ona dayanıyor. Demek ki arazi sarp ve çetin. Düz yol olsa ona ihtiyaç duymaz. Ama dayanması için sarp vadilerden, dağlardan geçtiğini anlıyoruz.“onunla davarlarım için” o zaman yanında davarları da var, beraber gidiyorlar, koyunlarını da yanında götürüyor, topluca bir hareket var. “onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim,” demek ki kıraç bir arazi yerde ot yok, hayvanların yiyeceği gibi bir ot yok. Bir kuraklık dönemi olduğu anlaşılıyor. Ama ağaçlar yerden suyu aldıkları için onlar yağmur yağmasa da, mesela otlar kurusa da onlar derin olduğu için kökleri, kendini besleyebiliyor dolayısıyla sulu yaprakları oluyor, yaş yaprakları oluyor. “ağaçlardan yaprak düşürmekteyim,” uzanıyor onla ağaçlara. Daha ziyade keçi türü olduğu anlaşılıyor hayvanların. Çünkü keçiler ağaç yaprağından hoşlanır. Hepsini çözmek mümkün oluyor. “onda benim için daha başka yararlar da var." Savunmada kullanır her şeyde kullanır. ‘Daha başka yararlar da var’ diyor.“(Allah) Dedi ki: ‘Onu at, ey Musa.’" ‘Elinden at’ diyor.“Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (olmuş). Dedi ki: ‘Onu al’” hareket eden yılanı“ve korkma,” biliyor Allah ondan korkacağını. Çünkü Hz. Musa (a.s) çok heyecanlı bir insan. Yani korkuya çok açık bir insan. Çok makbuldür yani korkuya açık bir insanın cesaret göstermesi çok makbuldür.Bazı insanlar korkuya kapalıdır onun cesaret göstermesi o kadar fazla sevap almaz. Ama korkuya açık olan bir insanın korkuyu yenmesi çok büyük olaydır, çok sevap alır. Korkacağını bildiği için ‘korkma’ diyor Allah.“Biz onu ilk durumuna çevireceğiz." ‘Bana güven’ diyor Allah. Yani ‘yılanı aldığında yeniden asa olacak’ diyor. "Elini koltuğuna sok,” sağ elini sol koltuğunun altına sokuyor ki Masonlukta da vardır bu, Masonlukta da bir törende kullanılan bir şeydir, sağ el koltuğunun altına sokulur. “bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın." Eli normalde esmer Hz. Musa (a.s)’ın. Güneş yanığı, böyle karayağız bir yiğit, boylu, poslu, çok boyludur Hz. Musa (a.s). Hem enine, hem boyuna çok acayip heybetli. Mesela iki metre gibi boyu bayağı uzun, çok geniş omuzlu, gayet büyük, kalın kolları var, pazıları çok güçlü. Bir de karayağız. Yani güneş yanığı böyle. Elleri de koyu renkli, simsiyah değil ama esmer. Elini koynuna sokup çıkarttığında bembeyaz çıkıyor eli, süt gibi bembeyaz çıkıyor. "Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.Firavun'a git,” Firavun’a git, o devrin deccaline git. O devrin Mehdisi olduğu için ‘sen Deccala git’ diyor Allah. “çünkü o azmış bulunuyor." Bütün Firavunlar azmış olurlar zaten. “Dedi ki: ‘Rabbim, benim göğsümü aç.’" Bak canım benim, o heyecanlı ve ürkmeye açık olduğu için ruhu ilk ihtiyacı hemen onu söylüyor “göğsümü aç.” Çarpıntı ve muhtemelen tansiyon yükselmesi var. Yani nefes darlanması. Çünkü korktuğu bütün olaylar oluyor, yılandan korkuyor, Allah “tut” diyor. Zaten vahiy gelmiş onun heyecanı var üstünde, dağda kimsesiz yalnızlar, ateş yok, yanında eşi var, ailesiyle beraber gidiyor, hayvanlar var, hepsinin sorumluluğu üzerinde. Ayrıca cinayet zanlısı olarak takip ediliyor, her an idam edilebilir yakalanırsa. Çok gergin, bir de üstüne Allah;“yılanı tut diyor.” yılan da görmüş. Yani hepsi üst üste gelince çarpıntı başlıyor. “Dedi ki: ‘Rabbim, benim göğsümü aç.’" Peygamberimiz (s.a.v.)’in de göğsü açılmıştı. Peygamberde, Mehdilerde heyecan çok yüksek olur. Onlar korkuya ve heyecana çok açık olurlar, çok hassas olur onlar.Mesela ışığı ve renkleri çok detaylı görürler. Kokuyu çok detaylı alırlar. Bir insanın rahatsız olmadığı, alınmadığı bir şeyden onlar çok şiddetli alınıp, rahatsız olurlar. Mesela pis bir şeyden onlar çok daha şiddetli etkilenirler. Mesela bir korku ortamında onlar daha şiddetli etkilenirler. Ama daha şiddetli reaksiyon gösterirler, daha yiğittirler. Daha güçlü karşılık verirler. "Rabbim, benim göğsümü aç.” İlk önce o. Yani‘bu çarpıntı ve heyecanı bende durdur’ diyor. "Bana işimi kolaylaştır." Çok zor geliyor çünkü o kadar çok olay var ki, bir tane iki tane üç tane değil. İmtihan peş peşe gelmiş. Cinayet suçundan aranma var, her an Allah vermesin şehit edilmesi ihtimali var. Çünkü suç olarak görüyorlar. Kazara ama onlar kazara kabul etmez. Ailesiyle beraber dağda zaten insanlar da tehlikeliler. Kimin ne yapacağı belli değil. İlk defa vahiy alıyor zaten bunu bir insanın kaldırması çok zordur. Yani çok müthiş heyecan verici bir şey, çok sarsıcı bir şey. Ve üstelik asası yılana dönüşüyor, elini sokuyor, göğsü bembeyaz çıkıyor, heyecanlanacağı her şey oluyor. "Dilimden düğümü çöz;" konuşma zorluğu başlar şiddetli heyecanda. Yani kasılma meydana gelir insanda. Kasılmanın sebebiyle de konuşmada güçlük meydana gelir. "Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar." Çünkü tebliğci ya söyleyeceğini kavramaları lazım, konuşamıyor. "Ailemden bana bir yardımcı kıl," ‘tek başıma yapamam Ya Rabbi yardımcı kıl’ diyor. Çünkü konuşmasında bir şey olduğunda o ona yardım edecek. "Kardeşim Harun'u" Harun Tevrat’ta kodlanmış olarak gizli isim olarak yeni bulundu, defalarca geçiyor Tevrat’ın içinde gizlenmiş olarak. Yani bir açık olarak geçiyordu, sonra gizli şifre olarak kodlandığını gördüler Harun’u. Geçen sene tespit edildi. "Onunla arkamı kuvvetlendir. Onu işimde ortak kıl, böylece Seni çok tesbih edelim. Ve Seni çok zikredelim."’ Çok analım Ya Rabbi’ diyor."Şüphesiz Sen bizi görüyorsun." Her an Allah’ın onu kontrolünde tuttuğunu, sesini de duyduğunu ve gördüğünü söylüyor. “(Allah) Dedi ki: ‘Ey Musa istediğin sana verilmiştir.’" ‘Bu dediklerinin hepsini yapacağım’ diyor Allah."Andolsun, Biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk." Allah bir hatırlatma yapıyor, ‘daha önce de bulunmuştuk’ diyor. "Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:) ‘Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, Kendim'den sana bir sevgi yönelttim.’" diyor Cenab-ı Allah.‘Seni sevimli kıldım ama gözümün önünde yetiştirilmen için gerekçesi bu’ diyor Allah. ‘Onun için seni sevimli kıldım.’ Çok sevimli Hz. Musa (a.s), ölünceye kadar da çok sevimliydi. Muhteşem yakışıklılığı. Mesela kavminde psikopatlık yapmaya kalkıyorlar, Hz. Musa (a.s) bir geldiğinde, anında ayar oluyorlar onu gördüklerinde. Kişiliğinden, şahsiyetinden, gücünden müthiş etkileniyorlar. Yani lider etkisi var. "Onu sandığın içine koy, suya bırak,” Sandığın içine bir, suyun içine bırakılmak iki,“böylece su onu sahile bıraksın;” üç. Sandık, su ve sahil.“Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır.” Allah’ın düşmanı kimdir? Deccaldır, o devrin deccalı. "Hani kız kardeşin gezinip; ‘Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?’ demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun” ‘Allah böyle ince bir plan yaptım’ diyor. ‘Allah’ın plana ihtiyacı yok, kaderi böyle yaptım’ diyor. “ve hüzne kapılmasın.” Üzülmeyi de Allah kaldırıyor. “Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.'” Çünküadam öldürmek Allah vermesin insanı mahveder psikolojik olarak. Yani bir Müslüman’ı bir muttaki kazara da öldürmüş olsa çok büyük bir azaptır, çok sarsıcı bir şeydir. Onun için diyor ki Allah; seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Kazara öldürmede. Ama öküz gibi adamlar cinayetle övünüyor, “yedi kişiyi öldürdüm” diye böyle “helal olsun sana, koçum benim” diyorlar adamlar. Halbuki burada Hz. Musa (a.s) kazara bir insanın ölümüne sebep olduğu için yıllarca onun azabını çekiyor, yıllarca. ‘Tasadan kurtardım’ diyor Cenab-ı Allah, ızdırap çekiyor. “Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." ‘Allah benim çizdiğim bir kader üzerine buraya geldin’ diyor. Benim yarattığı kaderle yani sen canı istedi de gitti gibi değil. ‘Öyle yaratıldığı için geldin’ diyor."Seni Kendim için seçtim."diyor Allah, bir daha söylüyor. "Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin” Tevrat’ın hükümleriyle gidin “ve Beni zikretmede gevşek davranmayın.” ‘Çok sıkı tutun bu mücadeleyi’ diyor Allah. "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor." Deccala gidin çünkü o azmış bulunuyor. "Ona yumuşak söz söyleyin,” güzel söz söyleyin,halim. Çünkü deli oldukları için onlar, saldırgan insanlara halim bir söz iyidir. Psikopata sertlik olmaz, halim olacak.“umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." Hani diyorlar ya bazıları “Allah onu deccal olarak yaratmış, kurtuluş yok ki, ne yapsın” diyorlar ya. Değil. Allah diyor ki;“umulur ki öğüt alıp-düşünür” kurtulma yolunu açmış Allah, “veya içi titrer-korkar." ‘Yapacaksa yapsın’ diyor Allah, yolunu açıyor Allah. “Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz." Psikopat olduğu için adamın ne yapacağı belli olmaz. Her an şehit edebilir her an saldırıp, yaralayabilir.“Allah Dedi ki: ‘Korkmayın’” sürekli ‘korkmayın’ diyor Allah.“çünkü Ben sizinle birlikteyim;” zaten ‘Benim tecellimsiniz’ diyor Allah. ‘Firavun da Benim tecellim, siz de Benim tecellimsiniz’ diyor. Firavunu kim yaratıyor? Allah yaratıyor. Musa (a.s)’ı kim yaratıyor? Allah aratıyor. Birini negatif, birini pozitif yaratıyor. ‘İkisini de Ben yaratıyorum’ diyor Allah. ‘İkisine de gücü veren Benim. Korkmayın’ diyor, ‘sizinle birlikteyim.’ “işitiyorum ve görüyorum." Hz. Musa (a.s)’ın kulağından işiten kim? Allah. Hz. Musa (a.s)’ın gözünden gören kim? Allah. Deccalın kulağından duyan kim? Yine Allah. Deccalın gözünden gören kim? Yine Allah. Her ikisini de kim yaratıyor? Allah yaratıyor. Mutlak hakim, hükümran, güç sahibi kim? Allah. O zaman Allah’tan başka korkacak kimse yok. O zaman da diyor ki Allah; ‘korkmayın.’ diyor işte. Korkarsan şirk olur o zaman. Tekrar ediyor Allah, "Haydi” diyor,bir daha hareketlendiriyor.“Haydi ona gidin de deyin ki: ‘Biz senin Rabbinin elçileriyiz,’” tebliğciyiz.“İsrailoğulları'nı bizimle birlikte gönder” başka bir şey istemiyorlar, bizimle gönder İsrailoğullarını. “ve onlara (artık) azap verme.” ‘İşkence yapma İsrailoğullarına’ diyor.“Sana Rabbinden bir ayetle geldik.” Allah’ın hükümleriyle geldik. ”Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun." Hidayet Allah’ın hadi isminin tecellisi yani Mehdiyet. Mehdi demek Allah’ın hususi hidayete erdirdiği veyahut hidayet veren kişi anlamına geliyor, inşaAllah. "Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir." ‘Yalanlar ve yüz çevirirsen azap göreceksin’ diyorlar. Ama öbür türlü; “Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun." diyor. “(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: ‘Sizin Rabbiniz kim ey Musa?’" Adam yine de sakin davranıyor psikopat, manyak bu. O devrin psikopatlarında bile demokrat bir kafa varmış. Normalde direk saldırır. Şimdiki manyaklar bambaşkalar. “Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren,” önce yaratılış, önce Firavun’un Darwinist fikrini ortadan kaldırıyor, Darwinist, materyalist çünkü Firavun. Nil’in çamurlu sularından insanlar oldu diyor tesadüf sonucu. O da ilk olarak Firavun’un bu yanlış inancını yaratılış inancıyla ortadan kaldırıyor. Önce yaratılışa dikkat çekiyor. Diyor ki;“her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir." Kaderini çizendir, Kuran’a, İslam’a, Tevrat’a onları yönlendirendir. “(Firavun) Dedi ki: ‘İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?" Hani bu Kabataş çağı, Yontma Taş Devri var ya anlatıyorlar adamlar, kendilerine göre çağlara ayırmışlar. “Onlar nasıl oldu? Onların konumu ne o zaman?” diyor. Yani tarih bilgisi soruyor. “Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin Katında bir kitaptadır.” Allah Katında bir kitaptadır. Onların nasıl yaratıldığı, evrimin olmadığı, evrimin yanlışlığı, açmazı. Allah Katında zaten bu bellidir, Allah bunu açıklamıştır.“Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."’Allah zaten hepsini mükemmel yaratmıştır’ diyor. ‘İlk başta nasılsa sonu da öyledir. Orada bir şaşırma yok’ diyor, geçmiş tarihlerde. ‘Oradaki insanlar da unutmuş değil, onlara da kitap gelmiştir. Onlar da normal insandı’ diyor. Yani tarih belirli devirlerde değişmez diyor. Bak, Rabbimin Katında bir kitaptadır bunun bilgisi diyor. Yani evrimin yanlışlığının bilgisi. Aynı zamanda ayet Yaratılış Atlası’na da dikkat çekmiş oluyor. "Bunun bilgisi Rabbimin Katında bir kitaptadır.” Onların geçersizliğinin. Yaratılış Atlası da bunu çok güzel anlatan bir kitap. Ayetin bir işari manası, bir dalı da Yaratılış Atlası’na bakıyor, inşaAllah. "Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı,” yeryüzünü sizin içinMehdi kıldı diyor, beşik Arapça Mehdi’dir. “onda sizin için yollar döşedi” bu seferönce insanların yaratılışını anlatıyor, sonra da yeryüzünün yaratılışını anlatıyor.’ Yolları da Allah yaratır’ diyor, her şeyi Allah yaratır. “ve gökten su indirdi;” ‘gökten su inişini de Allah yapar’ diyor.“böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık." Bitkilerin yaratılışını da Allah yapmıştır diyor. Onların çift olarak yaratılmaları da tamamen Allah’a aittir, hepsini Allah yaratmıştır diyor. Dikkat ederseniz hem canlıların, hem kainatın yaratılışının tamamının Allah’a ait olduğunu ve evrim düşüncesinin yanlış olduğunu anlatıyor önce. "Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.” diyor Cenabı Allah.İstediğiniz gibi kullanın diyor.
“Önceki sohbetlerinizde Mehdi’nin 2019 yılında zuhur edeceğini söylemiştiniz Hocam. Şimdi de 2026 dediniz” diyor. Canım ciğerim ben 2012’yi önemli bir tarih olarak verdim bir, 2014 dedim iki, 2019 dedim üç, 2023 dedim dört. Niye heyecanlanıyorsunuz? Allah ömrünüzü uzun etsin. Gençsiniz, göreceksiniz. Acele etmeyin. Ben de buradayım, siz de buradasınız. Hangi dediğim çıkmadı? Sakin olun. Erteleme merteleme yok. Bu 70 yıl içinde hepsi olup bitecek zaten. Öyle bir konu yok. Ve dediklerimizin tamamını gördünüz, çıkıyor. Arap baharını gördünüz. İslam ülkelerinin gelişmelerini gördünüz. Türkiye’deki gelişmeleri gördünüz. Şöyle dikkatlice Türkiye’ye bir baksana sen. Darwinist materyalistler artık böyle kovuklardan bakıyorlar. İşin güzel yanı, iyi dikkat edin bir şey söylüyorum: sizin başınızdayım ben ve yanınızdayım. Ve tek tek olayların hepsini görüyorsunuz ve göreceksiniz. Acele etmenize gerek yok. Bir daha söylüyorum: Hz. Mehdi (a.s) gelmiştir. İsa Mesih (a.s) de gelmiştir. Hz. Hızır (a.s) da görevde. Ve emin adımlarla İslam gelişiyor. Bunu göreceksiniz. Bunu ben söylemiyorum. Geçenlerde haham efendi de çıktı. “Bu 70 yıl içerisinde her şey olup bitecek, İslam hakim olacak” dedi. CIA’in raporlarında İslam’ın dünyaya hakim olacağı açık açık ifade ediliyor. Nostradamus’un açıklamalarında aynı şeyleri görüyoruz. Yazıtlarda aynı şeyi görüyoruz. Hadislerde aynı şeyi görüyoruz. Musevi kaynaklarında aynı şeyi görüyoruz. Yani benim söylediklerim sadece bana ait sözler değil. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözlerinden ben naklediyorum. Bediüzzaman diyor ki; “oldu, oluyor ve daha da olacak” diyor. “Kuyruklu yıldız çıkacak” dedi Peygamberimiz (s.a.v.), biz de “çıkacak” dedik. Çıktı mı çıkmadı mı? Çıktı. Arkasından dedik ki “iki uçlu kuyruklu yıldız çıkacak” dedik “ve bu çok parlak olacak. Diğer kuyrukluyıldızların aksi istikamette gidecek” dedik. Bu kuyrukluyıldız da çıktı mı? Çıktı Lulin kuyrukluyıldızı. İki uçlu. “Fırat’ın suyu kesilecek” dedik. Kesildi, gördünüz. “Kabe’de baskın çıkacak, hac yolu engellenecek” dedik, oldu. “15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak. İki Ramazan üst üste olacak” dedik. 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları oldu mu olmadı mı? Oldu. Peki bu kadar alamet hepsi peş peşe oluyorsa söylediklerimin hepsi doğru çıktığı ispatlanmış olmuyor mu? Allah Allah. Ben bir şey diyorum, doğru çıkıyor. Diyorum, doğru çıkıyor. Adam diyor ki “dediklerin doğru çıkmıyor.” Olmuş işte. Görmüşsün. Yani 100’ün üstünde vaka teker teker olmuş. Mesela Irak’ın işgal olacağını önceden söyledik. Benim kitabımda var. Hadislere dayanarak söyledim. “Irak işgal olacak. Irak üçe ayrılacak” dedim. Aynısıyla oldu. Ben 20 yıl önce yazdım kitabımı. Aynısıyla oldu. Ekonomik kriz olacağını kitabımda yazdım hadislere dayanarak. Aynısıyla ekonomik kriz oldu. “Ekonomik kriz 7 yıl sürecek” dedim. Hani dediğim doğru çıkmıyordu? Yedi yıl sürüyor bak, durdurabiliyor musunuz ekonomik krizi? Demek ki dediklerim doğruymuş. 100’ün üstünde dediğim doğruysa Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili sözüm de doğru. Ki Mehdi konusu en doğru sözüm. En sağlamlarından birisi de o. Onu söyleyeyim. İsa Mesih (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s) inşaAllah.
Madem merak ediyorsun sana biraz Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerinden bahsedelim.Ekşi Sözlük’te bir kardeşimiz yazmış da, heyecanlanmış. Daha önce kendisini polisler falan ziyaret etmişti. Biraz hafif, nazik ruhu rencide olmuştu. Bilgisayarına falan el konmuştu. Uçurmuşlardı onu böyle. Şöyle bir emniyete gidip gelmişti. Savcılıkta da bülbül gibi şakımıştı. Eli ayağı boşalmıştı. Tansiyonu bilmem kaça çıkmıştı. Şimdi yine böyle ilginç fakat nezaketli konuşmalar yapıyor. Bir mahsuru yok konuşabilirsin canım ciğerim, burası özgürlüklerin olduğu bir ülke. Tabii ki konuşacaksın. Sen konuşacaksın biz de cevaplayacağız. Sen çok rahat ol. Biraz sana Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerinden bahsedeyim. Bak, Hz. Mehdi (a.s), Peygamberimiz (s.a.v) “siyah saçlı, siyah sakallıdır, kaşları kavislidir,alnı geniştir, yüzü parlaktır, kalkık küçük bir burnu vardır” diyor. Arapça’da bir kelime vardır tam onun karşılığı. “Ayn-ül hadra, gözleri yeşildir” diyor. Çok net “hadra”, hıdır. Hızır (a.s) oradan gelir. Yeşilden gelir.“Yeşildir gözleri” diyor. “Alnının ortasında bir kaş çatma çizgisi vardır. Çukurluk şeklinde alnının ortasında ve alnında bir iz vardır” diyor, küçük bir yara izi. Bak detaylar var. “Burnunun ortası hafif bombelidir, hafif kalkıktır” diyor. Bir parça. “Hafif şahin burunludur. Alın kısmı hafif iç bükeydir” diyor hafif kullanıyor Peygamberimiz (s.a.v). “Gözleri hafif çekiktir” diyor. Detay veriyor. “Başı büyükçedir Hz. Mehdi (a.s)’ın. Alnı geniştir ve yüzü de geniştir” diyor. Bütün peygamberlerin başı büyük olur. Yani büyük beyin hacmine sahip oluyorlar. Bütün peygamberler öyledir. Peygamberimiz (s.a.v) de öyleydi. “Geniş omuzludur. Göğsü geniştir. Karnı geniştir ve uylukları geniştir” diyor. Boydan boya geniş olduğunu anlıyoruz. “Adımlarını dışarıya doğru atar. Sırtında, Peygamberimiz (s.a.v)’de olduğu gibi kalp hizasında bir mühür tarzında ben vardır” diyor. Et beni, ben. “Sağ bacağında yine belirgin olarak bir ben vardır. Sağ göğsündeyaprak büyüklüğünde, iki ayrı hadiste belirtiliyor: mersin ağacının yaprağı gibi o genişlikte bir et beni değil de koyuluk vardır. Cilde göre doğum lekesi gibi daha koyudur. Sağ tarafında bir koyuluk vardır. Sağ göğsünün üstünde koyu bir iz vardır” diyor. Ama yaprak büyüklüğünde. “Yüzü nurludur, kaşları yüksektir. Gözüne yakın değil yüksektir ve kaşları birbirine yakındır. Bazı insanların iki kaşının ortası uzak olur. Onda yakındır diyor. Yüzünde incimsi bir ben vardır diyor, yanağında ve yüzü benlidir” diyor. Küçük küçük yüzünde benler olduğunu anlıyoruz. “Bazen konuşma güçlüğü çeker” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani o da demek ki Hz. Musa (a.s) gibi heyecanlı, “konuşma güçlüğü çeker” diyor. “Orta boyludur” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). “Sakalı yanlardan incedir, kenar kısımlardan incedir” diyor. Şu kenar kısımlardan incedir. Kevsecyani ince. Yani hem biçim açısından ince anlamında hem de sert sakallı değil, ince sakallı. Kibar sakalları, güzel. Peygamberimiz (s.a.v)’de de öyleydi. Çocukken bıraktığı için sakallarını sert değildi sakalları. Kibardı sakalları. “Sakalı alt tarafından meczumdur; cezmedilmiştir” diyor hadislerinde Peygamberimiz (s.a.v). Yani “düzeltilmiş alttan alınmıştır sakalı, düzgündür” diyor. Yani “bırakılmış, düzeltilmemiş değildir” diyor. “Düzeltilmiştir sakalları” diyor. Mesela “iki diz kapağı da çıkıktır” diyor. Bazı insanlarda düzdür hakikaten, bazı insanlarda belirgin olur. Diz kapağı çıkıktır. Bu müthiş bir detay. “Dişleri parlak ve düzgündür. Görünümü ben-i İsrail görünümündedir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani cismi İsrail. Şimdi bu tariflerde bir insanla, 10 sene sonra İsa Mesih (a.s) bir yerde namaz kılacak. Ayasofya’da, Kudüs’te birlikte namaz kılacaklar. Şimdi bu şaşırtıcı değil mi? Yani kardeşim kaç tane mucize. Bir kere çıkışından önce mucizeler var. Kardeşim tamamı olmuş, tamamı. 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulması Ramazan Ayı’nda görülmüş şey değil. Tarihe bakın. Görülmüş şey değildir, ilk defa oluyor. Kuyruklu yıldızın çıkması tarihte yok. Yani iki uçlu kuyruklu yıldıza ait bilgi yok. Peygamberimiz (s.a.v)’e Allah vahiyle bildiriyor. Bilinen bir şey değil. Bilimin tespit ettiği vaka yok. Tarihi kayıtlarda, yazıtlarda hiç böyle bir belge, bilgi hiç geçmemiş. Hep Halley kuyruklu yıldızından bahsetmişler. Lulin’den hiç bahis yok. Halley’den çoktur bahis. Halley’in çıkacağını söylüyor Hz. Mehdi (a.s) döneminde, Peygamberimiz (s.a.v). Ama “bir de kuyruklu yıldız çıkacaktır ki o iki uçludur” diyor. Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikamette gidiyor. Kuyruklu yıldızdaki garipliğe bak sen. İki uçlu kuyruklu yıldız olur mu? Oluyor. Diğer kuyruklu yıldızların aksine gider mi? Gidiyor. Tam tersine gidiyor ve hepsinden daha parlaktır diyor Peygamberimiz (s.a.v). Aynen dediği gibi bu oldu.
Mesela diyor ki: “Bu kuyruklu yıldız çıkmadan önce yağmurlar kesilecek, ekonomik kriz olacak” diyor. Zamanlama aynısıyladır. “Kuyruklu yıldızlar çıktıktan sonra yağmurlar bollaşacak. İnsanlar yağmurdan şikâyetçi olacak. Yoğun tsunamiler olacak” diyor. Şimdi kardeşim bütün bu alametler olunca, yüzlerce alamet olunca biz diyoruz ki “Hz. Mehdi (a.s) çıktı. Alametleri de çıktı” diyoruz. Burada baştan sona belgeli, net ispat var mı, yok mu? Bir de böyle insanlarla karşılaşırsak, İsa Mesih (a.s)’ın birlikte namaz kıldığı biriyle. Bütün Müslümanların ittifak ettiği biriyle karşılaşırsak biz ona ne diyelim? Allahualem Hz. Mehdi (a.s) diyeceğiz.
Şimdi mübarek Mehmet Talu Hocamız’la konuştuk yukarda demin. Kardeşim Hz. Musa (a.s) gibi ne kudret, kuvvet maşaAllah. Ben bayağı cüsseli bir adamım. Kuş gibi havaya kaldırdı, maşaAllah. Acayip kuvvetli maşaAllah. “Ben fıkıhla ilgili çalışma yapıyorum. Mehdi’ye hazırlık yapıyorum. Mehdi bu kitapları kullanacak ve Mehdi’nin geldiğine inanıyorum ben, hayatta olduğuna inanıyorum” diyor. Demin konuştuk. Mehmet Talu Hocamız bu asırda geçmiş asırlardaki mücedditlerden ve müçtehitlerden Allahualem daha fazla imkâna sahip olduğu için, çünkü cebinden flash disk çıkardı. Dedi ki: “Burada yüzlerce kitap, mesela 100.000 sayfalık kitap. Hepsi burada var içinde. Anında ulaşabiliyorum.” Geçmiş devirlerdeki âlimlerin bu kadar imkânı yoktu. Onun için Şeyhimiz’in, Hocamız’ın ilmi yönü yüksek. Mücedditliği yüksek, müçtehitliği yüksek. Tabii biz onların tozu, tırnağı olamayız inşaAllah. Allah onlar gibi olmayı nasip etsin. Bana kardeşlerimiz oturup yazı yazıyor “şu şöyle midir, böyle midir?” Kardeşim cahile içtihat soru sorulur mu? Âlime soracaksın. Ehline soracaksın. Fetvada o. İnşaAllah.
Ne güzel elhamdülillah konuştuk. “Ben o gördüğüm kişinin verdiği müjdenin mutlaka tahakkuk edeceğine inanıyorum” diyor ve “Mehdi’nin hayatta olduğuna inanıyorum. Ve bu kitabımdan Muhammed Mehdi’nin istifade edeceğini, ümmete bu kitapla da hizmet edeceğini düşünüyorum” diyor. Ki yıllardan beri çalışıyor. Onu yetiştirmeye çalışıyor. Kaç yıl daha çalışacak bilemiyorum. Herhalde 3-4 yıla kadar bitirecek. Ne güzel müjde! Ne mübarek insan! MaşaAllah.
Mahmut Hocamız ona “Ümraniye taraflarında bir yere git sen” demiş. O da biraz mahzun olmuş. “Fatih Çarşamba’da faaliyet yapacaktım, oraya göre ben kendimi ayarlamıştım. Sonra Mahmut Hocam oraya taşındı mübarek” diyor. Bak, onun kerameti görüyor musun? Ta önceden onu tasarlamış. O sevdiğinin yanına gidecek ya. Şimdi Hocamız’ın yanında maşaAllah. Ki ben Mahmut Hocamız’dan sonra o camiada ben Mehmet Talu Hocamız’ın üstüne âlim kabul etmem. İnşaAllah Allah ömrünü uzun etsin. Mahmut Hocamızdan sonra benim için mürşit odur, Mehmet Talu Hocamız’dır. Çok insancıl, çok şefkatli, çok nezaketli, kibar, hürmetkâr bir insandır. Çok değerli bir insandır. Allah ömrünü uzun etsin. Mahmut Hocamız’ın da Allah ömrünü uzun etsin. İnşaAllah. Nurdur nur o insanlar, maşaAllah. Fakat o cemaate bulaşan kiri mutlaka yıkamak lazım. Mesela bir Müslüman’ın ayağına çamur sıçradıysa hemen en azından şöyle bir eliyle çitiler. Çamurla gezilmez. Mutlaka çitilenmesi lazım. Ona özen gösterilmesi gerekiyor. Onun dışında değerli bir topluluktur, Müberra bir topluluktur, muhterem bir topluluktur, güvenilir bir topluluktur, ilim topluluğudur. Ehl-i Sünnet’e titiz, çok değerli insanlar, maşaAllah. Ama ben böyle deli doluyum işte. Deli aşığım. Beni de böyle idare edecekler. Vazgeçmem ben inşaAllah. Allah’ın delisiyim, inşaAllah.
CEYLAN HANIM: Hocam siz samimiyeti en son haddinde yaşıyorsunuz maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani vazgeçmem deli âşık olmaktan inşaAllah. Şimdi biraz ara verelim sonra devam ederiz.
VTR
ADNAN OKTAR: Gülay Pınarbaşı, nasılsınız muhterem Hocam?
GÜLAY PINARBAŞI:Çok iyiyim Hocam Allah razı olsun, bende sizi çok iyi gördüm maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah, ilminizi, irfanınızı arttırsın, maşaAllah.
Urfa’dan Ömer Faruk; “Hocam, hep mana aleminde mi göreceğiz sizi? Birde dünya gözü ile görsek sizi” diyor, maşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam, Azeri kardeşlerimiz yeni bir site hazırlamışlar. İzninizle onu göstermek istiyorum. Sizin www.kadernedir.com isimli sitenizinAzericesini hazırlamışlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aferin benim canlarıma, aferin benim koç yiğitlerime. Allah her harfine milyonlarca misli ile sevap versin, inşaAllah. Her harfine. MaşaAllah, Allah, ilimlerini, feyizlerini artırsın. Allah iyilik, güzellik, bereket versin, inşaAllah.
Numan Kendirli. Numan sana ne oldu böyle? Şamanist’miş Numan. Allah aklını fikrini arttırsın, Allah sana hidayet versin. Allah kalbini açsın. Şeytanın şerrinden seni korusun, inşaAllah. Cevat Ak, Sami Kendir, Nazmi Kaçmaz.
Hayret yani Hz. Mehdi (a.s)'a karşı tavır alanlar, Hz.İsa Mesih (a.s.)’a tavır alanlar, Şeyh Nazım Hocamız' a tavır alanlar, Bediüzzaman’a tavır alanlar, Necmettin Erbakan Hocamız'a tavır alanlar; bizi gördüklerinde, bize de tavır alıyorlar. Aynı ekibe alıyorlar, ne güzel elhamdülillah, maşaAllah.
Ömer Mümtaz. Mümtaz şimdi oldu mu? Hz. Ömer (r.a)’ın ismini almışsın, “Hocam dinden bahsetmeseniz ne güzel olur” diyor. Lafa bak. Hem Hz. Ömer (r.a)’ın ismini anıyorsun. Materyalist olabilirsin, Darwinist olabilirsin, dinsiz olabilirsin, ama dinin anlatılmasından haz duyman lazım, madem beni seviyorsun, ben dindar olduğum için böyle iyiyim. Dini anlatmadan, hayatın ne anlamı var? İslam’ın ne anlamı var? Hiçbir şeyin anlamı kalmaz ki? Sen ne konuşuyorsun. Her şey yok olur, her şey biter Allah esirgesin, din gitti mi. Hayatın hiçbir anlamı kalmaz, Allah esirgesin.
Ömer Faruk kardeşimiz, “Hz. İbrahim (a.s) şehri Urfa’dan selam ve bereket üzerinize olsun, inşaAllah”. Aleykum Selam ve Rahmetullahu ve Berakatu. “10 yıldır sizi takip ediyorum Hocam. Tek kelime ile meleklerin arasında gibisiniz” diyor, maşaAllah. “Süpersiniz” diyor. Allah bereket versin sana, Allah imkânlarını arttırsın. Hidayet versin.
Abdurrahman Toker. “Muhterem Hocam, sizi çok seviyorum. Bugün Şişli’de Nimet Özden Camii çevresinde A9 TV tanıtım broşürü dağıttım.” diyor. Allah razı olsun, Allah her biri için sana sevap versin, inşaAllah.
Şimdi İnci Sözlük’ten bir tane daha. Ama her yer inci ile dolu, bol bol inci. “Hocam, sizlerde, yanınızdaki kardeşlerimizde inci gibiler, maşaAllah. Yine karanlık geceye, bir inci gibi ışık saçtınız. Hocam, Allah’ın tecellisi olarak sizi çok seviyorum, inşaAllah” diyor. Alper Gül. Facebook’da profili yok. Kendine güzel bir isim koymuş ama, İnci ekibinden olduğu kesin. Alper, sana biz Alper ismini takalım da gerçek ismin Alper değil onu ne yapacağız? Nam-ı diğer, nasıl diyeyim, gerçek ismini mi söyleyeyim, ne yapayım, kerata? Resmin de var bende şimdi. Ama güzel konuşmuşsun, hoş konuşmuşsun ama ne gerek ismini gizliyorsun, kerata. Ben hepinizi çok seviyorum, ne alaka. Tertemiz insanlar, bütün Türkiye’dekiler tertemiz insanlar. Ne mahsuru var? Suç mu İnci Sözlük ekibinden olmak?
“Hocam, Boğaziçi öğrencileri olarak bir aradayız şuan sizi izliyoruz. Sizi dinlemek bize huzur veriyor, sizlere bakmaya bizlerde doyamıyoruz. Hepiniz harikasınız hocam” diyor. MaşaAllah.
Haydi gidelim. Yok yok kardeşlerimiz uykusuz kalıyor, şimdi bırakamıyorlar bizi. Gidelim de yatsınlar, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...