DAMLA HANIM: Yayınımıza Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, sefa geldi. Muhabbet ne üstüneydi?
AYLİN HANIM: Kuantum üzerine Hocam. Maddenin gerçeği, algıkonusunu konuştuk.
ADNAN OKTAR: Özetle maddenin varlığı, ruhun varlığı, anlattığımız konular çok acayip. Yani bu konuları bilip de bir insanın iman etmemesi imkansız. Beyinde elektriği birisi insan olarak, dünya olarak, kotralar olarak, gemiler olarak, dolar olarak, kadınlar olarak, çocuklar olarak görecek. Işıl ışıl bir dünya yaşayacak beyninin içerisinde, mercimek kadar yerde yaşayacak, dış alemi de göremeyecek, bir monitörün başında hayatını yaşayacak, sonra da adamlar ahkam kesecekler. Şu Marksistlerin dergisi var da bilim dergisi. Marksist mi, solcu mu ne bilmiyorum bunlar. Çeşitli dergiler. Her sayılarında beni eleştiren, bana kızan, beni durdurmaya çalışan yazılar yazıyorlar. Ama her sayıda muntazam. Belli ki sizi çıtır çıtır ezeceğim. Bir de fazla da heyecanlanmamış gibi yapmaya çalışıyorlar. Dergi normalde baştan sona bana yönelik olacak da, fakat o kadarına güçleri yetiyor. Evrim diye bir şey yok. Darwinizm bitmiştir. Kağıtlara yazık. Dergiye verdiğiniz paralara falan yazık. Bir fakire fukaraya ekmek falan alın da, peynir alın, domates alın onu yesinler. Boşa veriyorsunuz bu paraları. Darwinizm’e geçit yok. Bittiğini ilan ettik, anlattık. Şimdi bir kere benim anlattığım konular sizin yiyip yutacağınız gibi konular değil. Öyle bir açıklama yaptım ki, yedi ceddiniz gelse kaldıramaz onu. Ben gayet sakinim. Siz niye heyecanlanıyorsunuz? Bak ben sizinle muhatap dahi olmuyorum. Direkt ben mecburenDarwin’in adı anlaşılsın diye. O garibanla da benim işim yok aslında. Fakat evrim deyince Darwin akla geldiği için o yüzden biz anlatıyoruz. Bir kere genetik bilimi, kromozomların yapısı. Düşünüyorum da Cenab-ı Allah, sanat üstü sanat, detay üstü detay. Katrilyonlarca detay var. Katrilyonlarca mühendislik harikası var. Ve moleküller insanüstüakılla hareket ediyor. Ben böyle metafizik bir dünyada yaşadığımızı bilmiyordum. Ortaokuldafalan biz bilmiyorduk. Ben hücre var falan o şekilde biliyordum. Muhteşemmiş dünya. Neler varmış. Dolayısıyla bu bayatlamış üsluplar, kağıtlar, şuna bak, soluk soluk resimler falan. Tam böyle 1940’lar aklıma geliyor.Yapmayın gariplerim. Para vereyim de normal kağıda renkli bastırın. Ama şöyle üzüm, domates resimleri falan bastırın, iştahımız açılsın. Boş işlerle uğraşıyorsunuz, inşaAllah.
AYLİN HANIM: Kapamak zorunda kaldılar dergilerini Hocam.
ADNAN OKTAR: Şuraya bak buz gibi açıklamalar. Soğuk soğuk. Bir kere dedik ki size, bir protein tesadüfen meydana gelemiyor. “Yok gelir’’ diyor. Vay garibim vay. Bir şey diyeyim mi? Protein tesadüfen meydana gelemiyor. Hiçbiri tesadüfen meydana gelemiyor. Protein en kolay, en basit madde olduğu için kafanız rahat alsın diye söylüyorum. Ne diyor ağa babanız? Elma yanak. İngiltere’den böyle civ civ gibi şakıdı. “Uzaylılar yaptı’’ diyor uzaylılar, inşaAllah. Ben o kadar sakinim ki. İnanılır gibi değil bunların çocuk gibi çırpınması. Acıyorum bunlara. Bitmiş işte ne çırpınıyorsunuz? Bugün yine solcu bir yazarı okudum. MaşaAllah bak dindarlaşmaya başlamış. Aferin. Bir de solcu bir hanım var. Ben bunların reklamını, tanıtımını mı yapmış oluyorum bu bayanın? Söyleyeyim mi ben bu bayanın ismini, söylemeyeyim mi? Kimse tanımıyor bunu. Tanınmak istiyorlar. Şöhret olmak istiyorlar. Konuşmayacağım. Obje, subje bilmem ne falan. Kadınlar cinsel objeymiş. Erkekler de cinsel objedir. Ona kalırsa bu abla beni şimdi seyrediyordur. İsterse bambaşka şekilde olayı değerlendirebilir. Mesela bak biraz sonra bizim koçyiğitleride çıkaracağım. Bir kadın isterse, din, iman, inancında bir sakatlık varsa, o da onun için objedir, inşaAllah. Bir de bunlar obje, subje diyenler genellikle kız kurusu tipler. Bunların hayatı kurumuş, içi kurumuş, suyu kurumuş tipler. Gitmiş, bunların hayatı kaymış. Bunlar sevilmeyen, beğenilmeyen, kendinden nefret eden tipler. Aynaya bakıyor, gıcık olur kendine. İllet olur kendine. Kimsenin itibar etmediği tipler. Bunlar ne yapıyorlar? Hayata küsüyorlar. Bu sefer güzel kızları görünce, güzel delikanlıları görünce illet oluyorlar. İşte yok cinsel obje, yoksubje, objektif, sübjektifbırakın bunları. Zaten sıhhatli bir erkek cinsel yönden etkileyicidir bir kadın için. Normal olarak zaten öyledir. Bir erkek, onun yaratılıştaki makul hali zaten çekici olmasıdır. Öyle olması gerekir makul olarak. Allah hayvanlar da bile öyle yaratıyor. Mesela kuş yaratıyor Allah, karşıdaki kuşa çekici yaratıyor. Renkleriyle beziyor. Mesela tavus kuşu var, hayvan rengarenk çok etkileniyor. Böceklerde bile var. Allah onu öyle yaratmış. Erkek olsun, kadın olsun zaten cazibeli yaratılır. Onda şaşacak bir şey yok. Yoksa zaten bir sakatlık, bir eksikliktir o. Gözünün olmaması, kulağının olmaması gibi imtihandır. O ona bir şey kaybettirmez, insani değerini düşürmez de ama bir eksiklik, sakatlıktır o. Tabii ki cazibeli ve çekici olacak. Erkek de, kadın da öyledir zaten. Onda şaşıracak, hayrete düşecek, eleştirecek bir şey yok. Ama böyle kız kurusu, hayatı kaymış, içi kurumuş tipler gerçek hayatları da öyle olmadığı halde abuk subuk konuşuyorlar. Konuşurum da, şimdi dilin kemiği yok derler. Bazı kız kuruları hocamı kıskanmışlar. Bana dün yazmışlar. Böyle kendisinin bir kız kurusu olduğu söylüyor. Suyu çekilmiş oduna döndüğünü söylüyor. Kıskanıyorum diyor. Onun cazibesini, güzelliğini, aklını ve sizin ona olan sevginizi kıskanıyorum diyor.
DAMLA HANIM: Hocam ceketinizin çok yakıştığına dair yazılar geliyor bana sürekli. Çok yakışıklı olduğunuzu söylüyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahane anlatıyorsunuz bu fizik konularını.
AYLİN HANIM: Sizden öğrendiklerimiz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benden, kitaplardan, en başta Kuran’dan. Ne anlatayım? Şimdi kıl tipler var. Cevap mı vereyim? Ama bu tanınmayan, bilinmeyen adam. Bilmiyorum değer mi? Abdullah Öcalan ile bu hanım zamanında avukatları aracılığı ile röportaj yapmış. Argo konuşması ile ünlüymüş. Ateistmiş. Ateist olmasına neden olan bazı sözleri var kendince. Ateist olunca tabii ki bizim aleyhimize olacak. Ne diyecek. Bir kısmı aleyhimize olmuyor. Fakat bazen bazı bayanlarda o oluyor. Mehdiyet bunların karşına böyle sürpriz olarak çıktı. Bunlar efsane gibi bir şey zannediyorlardı. Hz. Mehdi (a.s)’den bahsediyor, İsa Mesih (a.s) gelecek. İşte masal gibi düşünüyorlardı. Baktılar Mehdiyet karşılarına çelik kılıç gibi çıktı. İlimle, bilimle, sanatla, akılla, fikirle, barışla, muhabbetle. Adamlar debeleniyor. Adamlar çırpınıyor çocuk gibi. Debelenme, çırpınma da bir şeyi değiştirmiyor, inşaAllah. O hanım mı o? Gerek yok. Genel anlatalım, inşaAllah. Bunlar yeterli. O zaman Kuran’dan ayet okuyalım. Demek ki canım hocamıza, güzel hocamıza kız kuruları böyle söylüyorlar öyle mi?
YASEMİN HANIM: Evet Hocam. Hocam sizin yanınızda olmamıza haset ediyorlardır Allahualem.
AYLİN HANIM: Neşe içinde, huzur içinde olmamıza size sevgi duymamıza bu kadar güçlü, Allahualem.
EBRU HANIM: Bu kadar güzel yaşamamıza çok haset ediyorlar.
CEYLAN HANIM: Allah rızası için sevgiyi bilmemize de Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bunlar genellikle böyle tüylü tüslü, kuru kavruk, içi kurumuş, suyu çekilmiş tahta kurusu gibi tipler. Hasetten kuduruyorlar. Çiziyorlar, inşaAllah. Niye yaşadığından da bunlar emin değiller. Sürünüyor bunlar adeta. İman yok, heyecan yok, Allah sevgisi yok, Allah korkusu yok, sevgi yok, muhabbet yok, idealleri yok, amaçları yok. Akşamları işte pilavla nohudu karıştırıp yiyor falan. Yok midem bozuldu diyor akşam. Göbeğini ovuşturuyor. Böyle tipler. Bunlarla uğraşıyorlar. Boş işler. Dedikodu yapıyorlar. Oraya buraya laf gönderiyor kendi kafasınca. Şimdi Ceylan Hocam bana Kuran’dan herhangi bir sayfa açıp versin. Hangi sure?
CEYLAN HANIM: İsra Suresi Hocam.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Darwinistlerin sözüne o devirde Cenab-ı Allah diyor ki “İster taş olun, ister demir’’ hani diyorlar ya, “kuruyup kemik olduktan sonra mı dirilecekmişiz?’’Cenab-ı Allah diyor ki: “İster taş olun, ister demir’’ fosilin iki önemli yönüne Allah gönderme yapıyor. Biri taşlaşması fosilin, ikincisi de demirle okside olup demir ağırlıklı fosillerin oluşması. “Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)’’ ve yahut da Deccal olun diyor. “Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan’’ yani bu kadarını mı düşünemiyorsunuz diyor Cenab-ı Allah. Sizi bir kere yarattığıma göre. Bir kere bu olmuş mu? Olmuş. Bir daha olamaz diyorsun. Şimdi fabrika bir kalemi yapmış. Dese ki fabrikaya;“bir daha bunu yapamazsın’’.Bunun mantığı olur mu? Gayet ustaca, hem de mükemmel yapmış. Dünyayı da trilyonlarca detay değil bak, katrilyonlarca detay değil. En ince detaylarına kadar mükemmel, insanlarla beraber yaratmış. Şimdi bu adam ne diyor? “Bu bir daha olmaz’’ diyor. Bir kere olmuş mu? Olmuş. İşte Allah onu hatırlatıyor. “De ki: ‘Sizi ilk defa yaratan.’ Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar’’ alaycı bir şekilde, kendi kafalarına göre. “Ve diyecekler ki: ‘Ne zamanmış o?’ De ki: Umulur ki pek yakında’’ diyor Allah.İttihad-ı İslam’ı da, İslamiyet’in dünya hakimiyetine de pek yakında görecekler, inşaAllah. Şimdi bir iman hakikati seyredelim devam edeceğiz, inşaAllah.
VTR
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Milita bizlere katıldı.
ADNAN OKTAR: Şimdi öyle bir sistem kurmuşlar ki, mesela bu çocuk buraya harçlığını çıkarmak için gelmiş Türkiye’ye. Bazı yerlerde ben kendi ajansını tenzih ederim de, çocukları böyle adeta balık istifi yaşatıyorlar. Soğuk bir üslup. Bunların sevgiye ihtiyacı vardır.
Çocukları alıyorlar. Balık istifi gibi üst üste yığıyorlar. Çok bakımsız şartlarda. Soğuk bir üslup. İlgisiz bir anlatım tarzı. Sanki esir kampı. Esir kampına gelmiş köleye davranır gibi. Buz gibi. Bunlar el kadar çocuk. Daha yeni çocukluktan genç kızlığa adım atmış, nazenin, nazik, tatlı varlıklar. Bunlar yoğun sevgi ve şefkat isterler. Tamam adamın işyerinde olabilir. Ama bu insanların yurt dışından gelip, kendini emanet ediyor artık. Misafir olarak geliyorlar. Bunlar çok canlar, çok tatlı insanlar, çok tatlı varlıklar. İnsan bir kere sevinç duyar. Bir nimet yani. Çok büyük bir nimet. Varlığı bir nimet. Sevinci bir nimet. Onların mutlu olması esas. Bunların, çocukcağızların üstünden para kazanılması, bilmem ne falan... Tekrar ajansını tenzih ediyorum. Bana vicdanlı bir hareket gelmiyor. Bunun mutlu olması kazançtır. Kazanç istiyorsan odur. Bunların sevinci, neşesi, huzuru, güveni. Budur kazanç, inşaAllah. Bir de sevinçli gelsinler, sevinçli gitsinler. Bunları üzmeye, soğuk davranmaya yöneltmek bilmiyorum çok vicdana uygun bir şey değil. Hiç değil. Mesela o mutlu oluyor, çok hoşuma gidiyor. Evvelsi gün mesela, bugün de böylesevinci yerinde. Daha da sevinç içinde olmasını isterim. Sağlıklı olmasını isterim. Güzel olmasını isterim. İyi olmasını isterim. O zaman zevk alınır. Yani öbür türlü ne tadı var, ne alamı var?
EBRU HANIM: O da “sizi gördüğüm günden beri daha sevgi dolu daha huzurluyum. Hayata bakışım değişti’’ dedi.
ADNAN OKTAR: Şu bakımdan yani egoist olmayan insanları görmüş oluyor. Yine orada ajansını ve çevresindeki insanları tenzih ediyorum. Samimi, Allah rızası için seven insanları görmüş oluyor. Şefkati görmüş oluyor. Dürüstlüğü görmüş oluyor. Ve yüzlerdeki samimi ifadeyi görmüş oluyor. Bu hakikaten son zamanlarda zor rastlanan bir şey. Özellikle Avrupa’da çok zor. Ben FashionTV’yi sürekli seyrediyorum, bakıyorum. Acayip güzel genç kızlar var. Su gibiler. Elinde bir fırça, çocuğun suratına ha bire sürüyor. Tozlu fırçayı. Gözüne dolar çocuğun, burnuna dolar, nefes borusuna gider. Bir de o fırçasını herkese sürüyorsun, enfeksiyon kapabilir. Nitekim çocukların ciltleri hep bozuk. Saç düzeltme aleti var. Nasıl çekiştiriyorlar çocukların saçlarını. Hayret. Neredeyse koparacak. O kadar güzel ki saçları. Arslan gibiler. İnsan nasıl kıyar onlara? Bir zımbırtı var. Suratlarına sıkıyorlar. Her yerine sıkıyor çocuğun. Çocukta astım olabilir, bilmem ne olabilir, rahatsız olabilir. Nefes borusuna kaçıyor. Suratına suratına sıkılır mı? Bitmiyor ki. Ertesi gün bir daha. Gün içinde de. Pardon olmadı çıkart bu boyayı, yeni bir boya yapacağız. Şak şak çocuğun saçını doğruyor. Sordun mu? Mecbur kaldığı için kabul ediyor çocuklar. Soğuk havada resim çekiyorlar. Buz gibi havada. Kışta kıyamette. Soğuk, karın içinde. Ve yahut tozlu, topraklı pis yerlere yatırıyorlar çocukları resim çekeceğiz diye. Yazık, insan nasıl kıyar onlara. Kuzu gibi çok şekerler. İtalyanlar çok hoş millet. Sanat anlayışları çok güzel. Ama o kadar güzel değiller fizik olarak. Ben çok güzel biliyordum. Ben İtalyanların kendileri ile konuştum. Nadir oluyor güzelleri. Ama çok bakımlılar. Bosna, Sırbistan, Almanya, Arnavutluk oraların hanımlar çok güzel oluyor. Bir de boylu boslu dalyan gibiler, maşaAllah. Çok çok güzeller, elhamdülillah. Allah dünyada böyle gölgelerini gösteriyor. Ahirette asıllarını göstersin, inşaAllah. Soğuk, sevgisiz insan çok yaygın. Basında da ben çok fazla soğuk, sevgisiz insan görüyorum. Yazılarını görüyorum. Ama mesela şu Ahmet Altan, Mehmet Altan bu çocuklar güzel huylular. Onlar ateist gibi görünüyorlar ama insancıl tavırları. Böyle çok solcu olup, komünist olup güzel huylu olan insan var. Ama buz gibi, soğuk nevale, kız kurusu tipler de var bayanlardan.
DAMLA HANIM: Hocam Ahmet Altan ile ilgili güzel bir haber var. Okuyabilirim uygun görürseniz. Ahmet Altan Mehmet Fırıncı Ağabey ve Çantacı Necmi Ağabey ile sohbet ettikten sonra Allah’ı öven çok güzel bir yazı yazmış, maşaAllah. Bu iki ağabeyimizin gani gönülleriyle ve müthiş tevazu ile kendisine dini anlatmaya razı olduklarını ve eksiklerini yüzüne vurmak yerine kendisine şefkat gösterdiklerini söylemiş. Böyle iyi, dürüst, güvenilir, dindar insanlarla oturup, konuşmayı çok sevdiğini,onların Allah’ın cezalandırmasından çok, Allah’ı gücendirmekten korktuklarını belirtmiş. Çantacı Necmi Ağabey kendisine odundan elmalar, üzümler, meyveler yarattığını söyleyince, bu tanımdan çok etkilendiğini mucizenin gözünde daha iyi canlandığını belirtmiş. Allah’ın körü körüne bir inanç değil her yerde sanatını takdir edip, hayran olacağı düşünen bir insan istediğini ve bu ağabeylerde bu hayranlığı gördüğü için, onları Allah için çok sevdiğini anlatmış. Ayrıca din konusunda çok eksiği olduğunu, bu eksikleri tamamlamak için gücünün yetmeyeceğini bildiğini, ancak yine de böyle dindar insanların kendisine Allah’ı hatırlatan armağanlar olduğunu ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Bu koç yiğit epeyden beri böyle. Güzel yönü var. Aslında benle konuşsa Allahualem hiçbir şeyi kalmaz. İşin doğrusu bu. Biraz kalitesiz insanlardan, bazı kalitesiz Müslümanlardan kafası bulanmış olabilir. Yani onların ilkel üsluplarından, akılsız üsluplarından, samimiyetsiz imanlarından bakış açısı değişmiş olabilir. Ama görüşülse çok olumlu etki eder. Zaten iyi Müslümanları çok seviyorum dediği o. Sevecen, ılımlı Müslümanlar. Ama böyle yobaz takımından herkes gibi onun da nefret ettiği anlaşılıyor, inşaAllah. Kardeşlerimizden çok fazla soru geliyor ama ben bunları anlattım. Mesela diyor ki: “Artık Mekke’de yapılan gökdelenler daha modern gibi başlıklı haber yapıldı. Şimdi Osmanlımızdan olan her şeyi yıkıp Amerika’daki binalara benzetmeye çalışıyorlar Mekke’yi’’ diyor. Tamam biz bunu eleştiririz ama şimdi bu acil bir konu değil. Nihayet bunlar Kabe’yi yıkamazlar. Bizim eleştirmemizle bir şey değişmez zaten. Orada bir rejim var. Çözüm nedir? Mehdiyettir. Hz. Mehdi (a.s)’agörev tevdi edilirse zaten sorun kökünden hallolmuş olacak. Ama Mehdiyet gündem olmadan, işte bazı gazetelerin köşe yazarları gibi gece gündüz bunun konuşmalarını yapıp, neticesiz çalışmalar yaparsak bu akılcı bir tavır olmaz. “SelamunAleyküm Adnan Hocam. Dörtyol Hatay’dan izliyorum. Son iki haftadır A9 TV’yi, özellikle sizin programınızı izliyorum. Çok tatlı sohbetleriniz var. Selamlar olsun. Allah güç, kuvvet versin’’ diyor Emre kardeşimiz. Başka neler var Hocam anlatmak istediğin?
DAMLA HANIM: EsenyurtEskuleAlışveriş Merkezi’nde, bir hafta süreyle fosil sergisimiz yapılacak, inşaAllah. Dün başladı. Sergiye halkımızın çok fazla ilgisi oldu, maşaAllah. Faaliyete yardımcı olan kardeşlerimiz Murat Demircioğlu ve Fatih Kaplan. Resimleri de vardı.
ADNAN OKTAR: Aferinbenim canlarıma, maşaAllah. Bayağıbir faaliyet var, maşaAllah. Çok güzel. Çok çok iyi. “Değerli SeyyidAhmedMuhammed Adnan Hocam. Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun, inşaAllah’’.Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam geçenlerde sözünü ettiğiniz fasülyeniz henüz fasülye verdi mi, yoksa vakit var mı? Hocam ne olur fasülyeler olunca da siz de yemeğini yapınca, bize pişirme aşamalarını anlatın ki, biz de yemiş kadar olalım, inşaAllah. Hocam bir de siz konuşurken lütfen konukları gösterme olayı artık dursun, inşaAllah. Sadece siz konuşurken de olsa, sadece sizi görelim doya doya. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah” diyor. İngiltere’den yazan bir kardeşimiz. Fasülyelerimemin ellerde, inşaAllah. Floresan ışığı ile büyüyorlar. Ön tarafında güzel süslü bir pano var. İçinde de floresanlar var. Bir boşluk var içinde. Fasülyelerime iyi bakıyorum. Fakat sıvı gübre aldım onlara. Tam emin olamıyorum. Geçen sefer toptan hepsi birden vefat ettiler. O yüzden çok çekiniyorum onu kullanmaya. Bir de suyu çabuk kuruyor. Sürekli su veriyorum. Floresan ışığı olduğu için orada bir sürekli hava akımı oluşturuyor. Bir de ısıdan, zaten ısı yüksek. Fakat öbür fasülyem 11. turunu attı. Önce kabloya bir tur attırdım. Bir tane sardım, tutsun diye. Hemen hemen her gün bir tur atıyor, inşaAllah. Bugün yine o minik başı köfte gibi gelmiş. Acayip şeker. Yanlarındaki birkaç tanesi vefat etti. Biraz iç açıcı değil ama, onları aldım. Daha rahat etti, onların vefatından sonra. Suyu da iyi. İyi gidiyor. Fakat domates fidesi getirttirdim. Yeni takviye, üç tane. Onları da oraya koydum. Üç tane yeni saksıyla. Bir de bir olay var. Çok önemli bir olay. Hiç bilmediğimiz bir şey. Bildiğimiz domates alıyoruz değil mi. Onu açacaksın, domatesin çekirdeğini toprağın içine bırakacaksın.
DİDEM HANIM: Hocam, Erbakan Hocamızın Türk İslam Birliği ile ilgili bir videosu var. Birde Erbakan Hocamızın zekasını anlatan bir video var.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamız candır, dünya tatlısıdır. Oğlu Fatih de, Fatih Erbakan da canlar canı, Allah’ın bize bir emanetidir. Fakat bazı bunakların, o canı, o tertemiz insanı böyle diskalifiye etmek, ezmek, pasifize etmek, efendim, kendilerince güçsüz kılmak için gayret ettiklerini duydum. Çok ayıp yapıyorlar bu bunaklar, çok çok ayıp yapıyorlar. Allah’tan korksunlar. Özellikle Oğuzhan Asiltürk ağabeyimizden istirham ediyorum; çok sevdiğimiz bir ağabeyimiz, o da bu güzel canı çok sever, Fatih’i çok sever. Biz de Fatih’i ona emanet ediyoruz ve diğer değerli ağabeylerimize emanet ediyoruz. Sakın o değerli insanı böyle rahatsız edecek, ne bileyim, rencide edecek tavırlara izin vermesin. Çünkü Oğuzhan Asiltürk Ağabeyimiz emektardır, Bediüzzaman’ın talebelerindendir, İmam-ı Rabbani’nin talebelerindendir, çok değerli veli bir insandır, muhterem mübarek bir insandır, çok şefkatli ve merhametlidir. O canı, sürekli donatmak, eğitmek, bilgilendirmek, tecrübesiniarttırmak, en değerli hareketlerden olur, güzel yetiştirmek. Ben de biliyorum şu an daha o olgunlukta olmadığını yani, tabii ki, ama iyi olur, inşaAllah. Benim şahsi kanaatim, şahsi kanaatim. Saadet Partisi deyince Erbakan sözünü duyacağız, inşaAllah. Bereket getirir, güzellik getirir, iyilik getirir. Çünkü Saadet Partisi tek kişi partisi değildir ki, yüzlerce insanın, binlerce insanın beyninin tek noktada buluşmasından oluşan bir partidir. Dolayısıyla, sırf Fatih’in aklıyla, yeteneğiyle, dehasıyla Saadet Partisi hareket edecek değil. Çok muhterem ağabeylerimiz var, büyüklerimiz var, tabii ki onların toplu kanaatleriyle olacaktır. Ama sembolik olarak Fatih’in oralarda olması çok önemli; ben öyle görüyorum. Ve evladı iyali, evladı tahiratının orada güzel görevlerde bulunması benim kalbimi açar. Bir vatandaş olarak; Saadet Partili değilim ben, ama ben vicdanen mutlu olurum şahsen, inşaAllah. Oğuzhan Asiltürk Ağabeyimiz’in ellerinden öpüyorum, hatta ayaklarından öpüyorum, saygılarımı sunuyorum. Çok değerlidir büyüğümüz, önce Allah’a, sonra ona emanet ediyorum, Hocamız’a emanet, inşaAllah.
Tamam, şimdi Erbakan Hocamızla ilgili filmleri seyrediyoruz. Haydi bakalım.
VTR - Sayın Necmettin Erbakan İslam Birliği’nin gerekliliğini anlatıyor.1993 - Yıldız Sarayı
DAMLA HANIM: Gülşah Hocam ve Ceylan Hocam bizlere katıldı, devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hocam, bu kadar huzur verici olmayı Allah sizlere nasip etmiş, maşaAllah. Allah arttırsın” diyor. “Hocam, Allah sizden razı olsun, Darwinizm’i silindir gibi yerle bir ettiniz” diyor. Osman Şahin.
Kaan Arslan. “Hocam, SelamunAleyküm” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizin milliyetçi olan yanınızı biliyor ve sizi çok seviyorum, inşaAllah. Hep bizimlesiniz. Size bir sorum olacak Hocam. Yanınızda duran bayraklar, 16 Türk devletine istinaden sorum şu: Turancı mısınız? Programınızı izliyorum, lütfen cevaplayın Hocam. Teşekkürler. Kaan Arslan.”
Şimdi bir Türk vatandaşı, Türklük şuurunu almış bir insan, Türk İslam Birliği’ni seven bir insan, İttihad-ı İslam’ı isteyenbir insan, Kuran terbiyesiyle yetişmiş bir insan bir milletin bütün olmasını ister zaten. Çünkü Allah: “Sizi milletler olarak yarattım” diyor. Şimdi bir millet paramparça olduysa, bu anormal bir durumdur. Yani Konya’yı bizden ayırsalardı, Erzurum’u bizden ayırsalardı -Allah vermesin-, Eskişehir’i bizden ayırsalardı ve deselerdi ki: “Turancı mısınız?” Turancıyız tabii ki, tabii ki beraber olacağız, nasıl olacak, bir ayırım mı olacak? Birlikte olacağız tabii? Yani en makul olan budur. Doğu Almanya ile Batı Almanya ayrıydı; birleştiler. Türk devletleri ayrı, birleşmediler. Bu makul mü? Tabii ki birleşecekler. Birde bunu ben hükümetin çok sıkı tutmasını istiyorum. Mesela Azerbaycan’la daha hala birleşemedik, daha hala pasaport kalkmadı. Gürcistan’dan kalktı güzel, Azerbaycan’la da kalkmasını istiyoruz. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün üç beş tane iti-kopuğu buraya geldi, burada bir şamata kargaşa yaptılar; tam birleşme olacakken durdurdular. Ermenistan’la da ilişkiler iyiye gidiyordu, geldiler orayı da karıştırdılar, orayı da birbirine kattılar ve düşmanlığı teşvik eden bir üslup geliştirdiler.
“SelamunAleyküm güzel insan” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri arasında dikkatimi çeken bir şey oldu. Alnında bir yara ve yüzünde bir benden bahsediyor. Yüzündeki ben tam olarak neresinde olacak? Alnındaki yaranın sebebi ve yeri neresidir? Teşekkür ederim.Ahmet Yaman.”
İşte diyeceğim ki, çocukluğunda alnında bir yara izi oluşmuştu; o kastediliyor. İşte yanağının şu kısmında şöyle bir ben var diyeceğim; Hocam lütfen bir gösterir misiniz diyecek. Ahmet, yamansın sen Ahmet, ismin gibi yamansın, maşaAllah. İsmin de güzel, kendin de çok iyisin maşaAllah. Zuhur ettiğinde görürüz, ama Müslümanlar böyle paramparça olmayacak, sonunda birleşecekler. Mutlaka başına bir lider geçecek, o liderin adı Mehdi (a.s.)’dır işte. Ne kadar yobaz güruhu çırpınsa da, ne yaparsa yapsın Mehdiyet durdurulmaz, İsa Mesih (a.s.)’ın gelişi durdurulamaz. İsa Mesih (a.s.)’ı da herkes görecek, Mehdi (a.s.)’ı da herkes görecek, inşaAllah.
“SelamunAleyküm Hocam” diyor, “Hocamıza o sözleri sarf edenler halt etmişler” diyor, “kıskançlık ve hasetlerinden çatladıklarından o sözleri sarf etmişler” diyor. “Bilimsel gerçeklerle dinin gereklerini bize aktardığınız için size sonsuz teşekkürler Hocam” diyor, Özmen Ünal.
Canım çok ipsiz-sapsız bir şey. Diyor ki, ‘işte kadın cinsel obje’ diyor, kadınlar için cinsel obje. Erkek cinsel obje değil mi? Mantık mı şu ya? Allah zaten kadını da erkeği de çekici yaratır, yani o onun normal vasfıdır, zaten öyle olması gerekir. Kadın da erkek de, Müslüman bir kadın, Müslüman bir erkek de; Allah onu cazibeli yaratır. Yani bunun aksi olsa zaten bir sakatlık, hastalık olmuş olur. Demin de anlattım. Düşün; cazip çekici olmayan bir insan, o onu rahatsız eder yani, çok acayip bir şey, bir kadını da çok rahatsız eder. Yani çekici olmamak ne demek? İtici olmak demektir aksi, yani çok kötü bir şey bu. Tabii ki çekici olacak, kadın da erkek de, bundan normal ne olabilir? Çiçek nasıl çekici oluyor, hayvanları nasıl çekici yaratıyor Allah, nasıl kainatı çekici yaratıyor? Kadını da erkeği de Allah, kadın için erkeği çekici yaratır, erkek için de kadını çekici yaratır. Bunda şaşıracak, hayret edecek bir şey yok. Ama Müslüman helale harama dikkat eder. Diyor ki adam: “Ya ben güzel bir kadın gördümü kendimi zaptedemiyorum” diyor. Ulan sen o zaman haşa anana, kız kardeşine de kendini zaptedemezsin, değil mi? Çocuğuna karşı da zaptedemezsin. Helale harama dikkat edemeyen adam hayvan gibi bir mahluktur. Böyle polisiye tedbirlerle ahlak olur mu? İmanla, akılla olur bu, iradeyle olur. Mesela bir insanın yanında kızı, kız kardeşi neredeyse yarı çıplak geziyor. İnsanın aklının ucundan dahi geçmez -haşa-, değil mi? Başkasının kızı-çocuğu da aynı hükümdedir, yani orada şamata yapmaya gerek yok. Yani haram haramdır, değil mi? Haramın çeşidi olur mu?
DAMLA HANIM: Hocam, İsrail ile ilgili bir haber var. Uygun görürseniz okuyabilirim.
ADNAN OKTAR: Evet.
DAMLA HANIM: İsrail’de 550 Filistinli tutuklu daha serbest bırakılmış. Siz; cinayet suçu işleyenler dışında, İsrail’deki hapishanelerin boşaltılmasını, oradan çıkan kardeşlerimizin birer sevgi öğretmeni haline gelmelerini söylemiştiniz. Bundan bir süre sonra 400 Filistinli tutuklu bırakılmıştı. Şimdi de 550 kişi daha bırakılmış Hocam.
ADNAN OKTAR: İyi güzel. Ben ne dedim? Filistin’de hapishaneler boşalacak dedim. İki yıl önceki konuşmalarıma bakın, üç yıl önceki konuşmalarıma bakın; Filistin’deki hapishanelerin boşalacağından bahsettim. Ahir zamanda, Mehdi (a.s.) devrinde bunun olacağını söyledim. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerindendir, alamet olduğu için en az on kere söylemişimdir. Bakın o bantlara göreceksiniz.
Şimdi biraz Risale-i Nur’dan okuyabilirim.
Mehdi (a.s.) konusu doğru. Kardeşimiz sormuş. Bediüzzaman Mehdi (a.s.)’ı, bas bas bağırdı, anlamazdan geliyorlar. Var gücüyle söyledi. “Ben Mehdi’nin pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim, ona ortam hazırlıyorum” diyor. Adamlar ısrarla; işte bu konuları açmamak lazım, bunların gizli kalması gerekiyor. Ee hangi konuyu açacağız? Bunların keyfine dokunmayan, rahatlarına dokunmayan, şirketlerine dokunmayan konular.
Bak 5. Şua, çok hayati bir yerdir Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’da: “Otuz sene evvel yazılan matbu Muhakemat-ı Bediiyye’de bahsedilen ‘Seddi Zülkarneyn’ ve ‘Ye’cüc ve Me’cüc ve sair Eşrat-ı Kıyamet’ten yirmi mesele Muhakemat’a bir tetimme olarakonüç sene evvel -bir kısım müsveddesi- yazılmış idi. Aziz bir dostumun hatırı için tebyiz edildi, Beşinci Şuâ oldu” diyor Bediüzzaman.
Haşiye kısmında, çok çok eski o zaman. Çünkü o devirde 40 sene geçmiş, yaklaşık 80 yıl öncesine ait.
“Ayetin bir nüktesi, bu zamanda akide-i avam-ı mü’minini vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış” diyor. Bak avamın inancını şüphelerden muhafaza için yazılmış. En önemli konulardan birisidir bu. “Ahir zamanda vukua gelecek hadisata dair hadislerin bir kısmı, müteşabihat-ı Kur’aniye gibi derin manaları var.” Bak, ahir zamanda vukua gelecek, geldi demiyor; Cübbeli ne diyor; ‘yok’ diyor, ‘açıktır manası’ diyor, ‘neyse odur’ diyor. Halbuki diyor ki bak Bediüzzaman: “Müteşabihat-ı Kur’aniye gibi derin manaları var.” Muteşabih ayetler zahir anlamında mı oluyor? Olmuyor. Bu hadis de müteşabih olduğuna göre, ayet müteşabih olduğunda zahir anlamı olmadığına göre, hadis de müteşabih olduğunda onunda zahir anlamı olmaz. “Muhkemat gibi tefsir edilmez” yani mesela Kuran’da diyor ki Cenab-ı Allah: “Namaz kılın” bu hükmün ikinci bir açıklaması olmaz, nettir. Ama müteşabih olduğunda tefsir ediliyor. “Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez.” Yani manası muhkem ayet gibi değildir diyor, kapalıdır, müteşabihtir; açıklanması, şerh edilmesi gerekir diyor. “Ve herkes bilemez” Cübbeli dahil. “Belki tefsir yerine tevil ederler.”
Hocamız ne diyor: “Onlar tefsir etmiyorlar, tevil ediyorlar tevil” diyor, değil mi? Seyit Salih Özcan Hocamız. İzliyormuş beni hep televizyonda, maşaAllah.
“Sırrıyla, vukuundan sonra te’villeri anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir.” Bak, olay tahakkuk ettiğinden sonra Cenab-ı Allah’ın verdiği bir imkanla, ilhamla, ilham açmasıyla insanlara teviller anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir. “İlimde Rasih olanlar” yani samimi ilme sahip olanlar, bu herhangi bir ilim değil bu, Vehbi ilim gerekir, özel bir ilim. Yani ezberci kafayla olacak bir şey değil. Allah’ın kalbe ilka etmesi lazım. “Bak “ilimde Rasih olanlar” rusuh sahibi olanlar, “Allah-u Alem deyip o gizli hakikatleri izhar ederler.” Bak, gizliymiş hakikat. Müteşabih Kuran ayeti olduğunda manası açık oluyor mu? Olmuyor. Peki hadis nasıl oluyor; olur mu? O da müteşabih, onun da manası açık değil. Bak ne diyor Bediüzzaman: “O gizli hakikatleri izhar ederler” açıklarlar.
Mukaddime beş noktadır.
Birinci nokta: “İman ve teklif” iman, insanların iman etmesi; imanın insanlara teklif edilmesi, “ihtiyar dairesinde bir imtihan” yani insanların iradesi, kabul etme özgürlüğü içerisinde bir imtihan, “Bir tecrübe” Allah sizi tecrübe ediyor diyor, “bir müsabaka olduğundan” ileri geçme, mesela Mehdi (a.s.) en ileriye geçiyor müsabakada, insanlar arasında bir müsabaka var şu an. Bu müsabakada en ileriye kim geçiyor? Mehdi (a.s.) geçiyor. Kim geçiyor? Hz. İsa Mesih (a.s.) geçiyor, müsabakayı bunlar kazanıyorlar. Derecesine göre diğer insanlar; ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci geriye doğru gitmeye başlıyorlar. Ama bir müsabaka var diyor Bediüzzaman. “Bir müsabaka olduğundan, perdeli” yani açık değil, kapalı, perdeli. Kaç perde var? 70 perde, 30 perde, 10 perde. O perde kalkmadan gerçek görülemiyor. Mesela dört perdesi kalkıyor yine yetmiyor. 70 perde varsa 70’inde kalkması lazım. “Perdeli ve derin” sathi değil. Cübbeli sathi zannediyor, sathi değil, yüzeysel değil derin, anlamı derin. “Ve tetkik” araştırma gerektirir diyor Bediüzzaman, bak tetkik, “ve tecrübeye” tecrübe de gerekir diyor. “Tecrübeye muhtaç olan nazari mes’eleleri elbette bedihi olmaz.” Açık, sarih olmaz diyor, “ve herkes ister istemez” yani kabul edip etmemek diye bir konu olmayacak şekilde, “tasdik edecek derecede zaruri olmaz.” Yani herkesin kabul edeceği şekilde, tasdik edeceği şekilde zaruri, mecburi olmaz diyor.
Bunun sebebi şudur diyor Bediüzzaman: “Ta ki, Ebu Bekirler ala-yıilliyyine çıksınlar.” Hz. Ebu Bekir gibi yüksek istidatlı insanlar en yüksek makama çıksınlar diyor. “Ve Ebu Cehiller” gibi aşağılık, süfli kişiler, “esfel-i safiline düşsünler” en aşağılık dereceye düşsünler. Çünkü imtihan müsabaka olduğuna göre, müsabakada güçlü olanın ileri geçmesi için, bu ortam şart diyor Bediüzzaman. Ama Cübbeli’nin dediği gibi, mesela gökten birisi, ‘bu Mehdi’dir’ diye bağırsa, Ebu Bekirlerle Ebu Cehiller aynı olmuş oluyorlar. Çünkü ikisi de tasdike mecbur, çünkü gökten melek bağırıyor, bunu herkes kabul edecek zaten, mecburi kabul edecek. Çünkü ‘milyonlarca melek gökten bağıracaklar’ diyor, ‘İngilizce, Fransızca, Almanca, Türkçe, Türkçe bilene Türkçe’ diyor, ‘herkese melekler bağıracaklar’ diyor. Bu durumda aklın ihtiyarı kalkacağı için, müsabaka da kalkmış oluyor, yani bir yarış olmamış oluyor. Halbuki burası bir yarış meydanı diyor Bediüzzaman. “İhtiyar kalmazsa teklif olmaz.” O zaman imtihanın anlamı kalmaz diyor, insanın iradesi kalkar diyor. “Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nadir verilir.” Çünkü mucize aklın ihtiyarını zorlayan bir şey olduğu için, seyrek ve nadir verilir diyor. “Hem dar-ı teklifte” yani insanlara açıkça teklif edilecek, gösterilecek, “gözle görülecek olan alamet-i kıyamet” kıyamet alametleri, herkesin göreceği, “Ve eşrat-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur’aniye gibi kapalı ve te’villi oluyor.” Cübbeli de diyor ki: “yok, çok açık” diyor, “tevilsiz” diyor. Bediüzzaman ne diyor: “Kapalı ve tevillidir” diyor, tevil edilmesi lazım. “Yalnız, güneşin mağripten çıkması” batıdan çıkması, “bedahet derecesinde” açıklık derecesinde, “herkesi tasdike mecbur ettiğinden” çünkü, Darwinisti, materyalisti, Müslümanı hepsi kabul etmek durumundadır. Güneş batıdan doğunca ne diyecek adam, ne desin? Çok açık bir alamet. “Bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden” çünkü melekler de iniyor aynı anda. Güneş batıdan doğduğunda, meleklerde gökyüzünden büyük ordular halinde inmeye başlıyor; kanatlı melekler. Bir adam dese ki, meleklere inanmıyorum; işte gökyüzünden iniyor melekler, mecburen kabul edecek. Bak diyor, “herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tövbe kapısı kapanır” artık tövbe edemez diyor, çünkü imtihan kalkmış. Cübbeli ne diyor? ‘Yok’ diyor, ‘bu imtihan kapısını kapatacak şekilde olacak’ diyor, ‘aklın ihtiyarı elinden alınacak’ diyor, ‘Mehdi (a.s.) çıktığında’ diyor, ‘melekler göğü dolduracak bağıracaklar’ diyor, ‘ bu Mehdi’dir diye, başının üstünde bir bulut olacak’ diyor, ‘bulutun üstünde de bir kişi oturacak’ diyor, ‘herkese söyleyecek’ diyor, ‘ bu Mehdi’dir’ diye, ‘melek herkese söyleyecek’ diyor. Bediüzzaman diyor ki, böyle bir şey olursa aklın ihtiyarı kalkar, ihtiyarı kalktığında artık imtihan da bitmiş olur diyor, imtihan sırrı teklifine aykırıdır bu diyor. “Daha tövbe ve iman makbul olmaz.” İman da geçerli olmaz diyor, öyle bir şey olduğunda iman makbul olmaz. Yani, Cübbeli’nin dediği gibi olduğunda iman makbul olmaz. “Çünkü Ebu Bekirlerle Ebu Cehiller tasdikte beraber olurlar” aynı olurlar diyor. “Hatta Hazreti İsa Aleyhisselam’ın nüzulü dahi” gökten inişi dahi, dünyaya gelişi dahi, “ve kendisi İsa Mesih olduğu” Mesih olduğu, İsa ibn-i Meryem olduğu, “nuru imanın dikkatiyle bilinir” yani imanlı insanların, samimi insanların, dikkatiyle bilinir diyor, çok samimiyse, dikkat ederse bilinir diyor. “Herkes bilemez” diyor, bidayetinde, başlangıcında. “Hatta Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe” ahir zamanın müthiş şahısları dahi, “kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” Bidayeten bilmiyorlar diyor, Bediüzzaman, bilmezler. Bir tek Hafız Esat ölürken deccal olduğunu bildi, o fark etti, yani bildi. Lenin de tam ölürken, canı çıkarken anladı. Allah onun yüzünü simsiyah yaptı, onun yüzünü Allah akıl almaz korkunç hale getirdi. Yani Stalin’i de Allah mahvetti, onu da mahvetti. Darwin de öyle, ölümüne yakın bunadı, can çekişerek vefat etti.
İkinci nokta: “Peygamberlere bildirilen umr-u gaybiye: Bir kısmı tafsil ile bildirilir.” Yani tafsilat, detaylarla bildirilir. Mesela Mehdi (a.s.)’ı Peygamberimiz (s.a.v.) sayıyor, saçı siyahtır, alnı geniştir. Bak tafsil var, ince detay, tafsilat. Mesela, alnında bombelik değil de hafif iç bükeylik vardır diyor, gözleri hafif çekiktir diyor, mesela bunlar tafsilat. Burnunun orta kısmında hafif bir bombe vardır diyor, mesela bu da bir tafsilat. Yanağındaki ben siyah bir ben değildir diyor, beyaz bir ben diyor, çıkıntı şeklinde; Hz. Musa (a.s.)’daki gibidir diyor. Efendim, mesela diyor ki, göğsünde, sağ göğsünde mersin ağacının yaprağı gibi bir koyuluk vardır. Sırtında, kalp hizasında; bak detay, tafsilat, tıpkı bende olduğu gibi diyor Peygamberimiz (s.a.v.), Resulullah’ta olduğu gibi bir ben vardır diyor, ben.
Bak görüyor musun Lenin’in ölmeden önceki son hali, Allah ne hale getirmiş. Deccallerin halini görüyor musunuz? Bu çok büyük bir mucizedir. Önce ki azameti nerede, son ölmeden önceki bu perişan, Allah aklını da aldı ölmeden önce, yani çok perişan şekilde öldü.
“Bir kısmı tafsil ile bildirilir. Bir kısmı hiç tasarruf edilmez ve karışılmaz. Kuran ve hadis-i kudsininmuhkematı gibi.” Mesela zina etmeyin, mesela namaz kılın, mesela şarap içmeyin; net hüküm. Allah’ın bu hükümlerinde diyor Bediüzzaman, açıklama olmaz, yani tefsir edilemez açık, hüküm belli, net. Üstelik tasdikli, yani yapmazlarsa ne olacağını da belirtiyor Allah. “Ve diğer bir kısmı icmal ile bildirilir, tafsilat ve tasviratı onun içtihadına havale edilir.” Yani kısaca mücmel bir bilgi veriliyor, ama Peygamberimiz (s.a.v.) isterse onu açıyor, genişletiyor. Mesela ben bir misafirimi burada gördüm; artık detay bana aittir anlatırken, istediğim gibi anlatırım.
Bak, tasviratı, tasvir etmek, açıklamak, musavvir, yani resmedilmesi, musavvir; resim yapmak, tasvir, tasvirat. “Onun içtihadına havale edilir” yani onu resmetmek, onu açıklamak, yaninasıl istiyorsa. “İman girmeyen hadisat-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbaliyeye dair hadisler gibi.” Mesela ahir zamandaki arabayı, deccalin uçağını belirtiyor, deccalin eşeğini. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; metalden bir bölüm var diyor, deccalin eşeğinde, hayvanda, metalden. Dostlarını içine oturtur diyor, otuz metrelik, yaklaşık otuz arşınlık kulakları vardır diyor deccalin ve havada uçar diyor ve güneşten hızlı seyreder diyor. Nedir? Jet uçağı; uçak. Dostlarını içine oturttuğuna göre, gökte uçtuğuna göre, otuz metrelik kanatları olduğuna göre bu eşeğin. Ve sesini herkes duyar diyor, uçaktaki konuşma dünyanın her tarafından duyulabiliyor, hava alanıyla bağlantı halinde. Mesela Amerika’daki havaalanıyla bağlantı kuruyor. Vukuat-ı istikbaliyeye dair hadisler gibi. Bu kısımda Peygamberimiz (s.a.v.) belagatiyle yani anlatma kabiliyeti ile temsiller suretinde ne diyor eşeğe benzetiyor mesela temsil. Sırrı teklif hikmetine muvafık yani Allah’ın imtihan sırrına o müsabakat sırrına uygun tafsil yani detay ve tasvir eder. Resimler, açıklar. Mesela diyor, bir sohbetinde derin bir gürültü işitildi büyük gök gürültüsü gibi bir ses duyuluyorsahabelerle otururken Peygamberimiz(s.a.v.). Resulullah ferman etti ki; bu gürültü yetmiş seneden beri cehennem tarafına yuvarlanan bir taşın bu dakikada cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür. Şimdi bak diyor ki sahabelere, yetmiş seneden beri cehennem tarafına yuvarlanıyor bir taş, gümbür gümbürgümbür yuvarlanıyor bu yuvarlanan taş bu dakikada cehennemin dibine yetişti diyor. Cehennemin dibine vurdu bu ses oradan geldi diyor.Bu garip haberde sahabeler donupkalıyorlar ne demek istedi acaba Peygamber (s.a.v.)diye. Bu haberden beş, altı dakika sonra birisi geldi dedi ki ya Resulullah yetmiş yaşında bulunan falan münafık vefat etti ve cehenneme gitti diye Peygamberimizin (s.a.v.) yüksek beligane kelamının tevilini gösterdi. Kast ettiği bu ama hayret edilecek bir açıklama ile anlatıyor inşaAllah.
İhtar diyor Bediüzzaman, Hakaik-i imaniyeye girmeyen imanla ilgili konulara girmeyen, Hakaik-i imaniyeye girmeyen,cüz'îküçük kısa dar kapsamlı hâdisât-ı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir. Mesela hükümet değişiklikleri, bu önemsizdir diyor yani ahir zamanda bunu bildirmez Peygamberimiz (s.a.v.) diyor çok önemliyse bildirir diyor. Yani bildirdiyse çok önemlidir. Veyahut işte bir yerde olan herhangi bir olay bu önemsizdir diyor nazar-ı Nübüvvette. Çok önemli olması lazım mesela kuyruklu yıldızın çıkışı, bu önemli iki uçlu bir kuyruklu yıldız. Diğer yıldızların aksi istikamette gitmesi mesela bu detay bu önemli bunu bildiriyor, çok parlak olması bunu bildiriyor, on beş gün arayla ay ve güneş tutulması olacağı iki Ramazan üst üste olması mesela bu detay önemli bunu bildiriyor ama diğer detayları bildirmiyor. Mesela Abdülhamit’in iktidara gelmesi falan onların hiçbirini bildirmiyor Allah, mesela Sultan Süleyman’dan bahis yok önemsiz. Nazar-ı Nübüvvette önemsiz. Şimdi biraz ara verelim sonra devam edelim inşaAllah.
VTR - Hormonların vücuttaki işleyişi
DAMLA HANIM: Devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir bu balık?
EBRU HANIM: Hocam garfish kemikli turna balığı, elli milyon yıllık.
ADNAN OKTAR: Hayret ya Allah fotoğraf gibi tutuyor olduğu gibi duruyor pulları. Kemikli Turna Balığı kaç yıllık?
EBRU HANIM: Elli milyon yıllık GreenRiverUtah’dan.
ADNAN OKTAR: Şimdi o Marksist arkadaşlar, Darwinist arkadaşlar görsünler yaratılış böyle anlatılır, delillendirme böyle olur. Bak tuğla gibi ayaklandırdık bize adamlar delil göstermiyorlar, gösteremiyorlar biz böyle delil gösteriyoruz.Ama hayret ya cayır cayır parlıyor inanılır gibi değil maşaAllah olduğu gibi kalmış.
EBRU HANIM: Hocam bu su böceği İngilizcelerini de söylüyorum,waterbug, bu da yüz elli milyon yıllık su böceği. Günümüzdeki su böcekleriyle bire bir aynı, kemikli Turna balığı da günümüzdekikemikli turna balıklarıyla birebir aynı. Bu da karaağaç yaprağı.Elmleaf, İngilizcesini de söylüyorum. Elli sekiz milyon yıllık Paleosendönemine aitMontana’dan, Amerika’dan yine. Günümüzdeki karaağaç yapraklarıyla birebir aynı en ufak bir değişikliğe uğramamış bütün yapısı aynı.
ADNAN OKTAR: İşte o çırpınan arkadaş çay içip falan böyle kardeşim fondip midiyorlar ne, daral bastı herhalde mübareği, sakin iç boğazına kaçıracaksın bizim operasyondan sonra eli ayağı boşaldı ya çok sakin, nezaketiyle söylüyoruz. Canım ciğerim kardeşim diyoruz bir tane fosil getir. Yok. Resim göster kardeşim onu da kabul edeceğim, göstertip göstertip geri çekiyor ya sakin ol getir şöyle bir görelim baba ne panik oluyorsun.
Bak diyor ki Bediüzzaman niye diyor sahabeler diyorlar Mehdi(a.s.)’ın 1400 sene sonra geleceğini, hicri 1400’te geleceğini bilemediler diyorlar. Bak Peygamberimizin(s.a.v.) zamanında, Peygamberimizin (s.a.v.) hemen vefatından sonra sahabeler saflarda Mehdi (a.s.)’ı arıyorlar şimdi ki gibi böyle bir Mehdi (a.s.) karşıtlığı yok. Derin bir Mehdi (a.s.) muhabbeti var fakat soruyorlar Bediüzzaman’a hicri 1400’te çıkacağını nasıl bilemediler diyorlar Mehdi (a.s.)’ın. “Çünki diyor Sahabeler, feyz-i sohbet-i nübüvvetten herkesten ziyade dâr-ı âhireti düşünerek, dünyanın fenasını bilerek, kıyametin ibham-ı vaktindeki hikmet-i İlahiyeyi anlayarak ecel-i şahsî gibi dünyanın eceline karşı dahi daima muntazır bir vaziyet alarak, âhiretlerine ciddî çalışmışlar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm "Kıyameti bekleyiniz, intizar ediniz" tekrar etmesi, şu hikmetten ileri gelmiş bir irşad-ı Nebevîdir. Yoksa vuku-u muayyene dair bir vahyin hükmüyle değildir ki, hakikattan uzak olsun. İllet ayrıdır, hikmet ayrıdır. İşte Peygamber AleyhissalâtüVesselâm'ın bu nevi sözleri hikmet-i ibhamdanileri geliyor. Hem şu sırdandır ki; Mehdi veSüfyan gibi âhirzamanda gelecek eşhasları çok zaman evvel hattâTâbiîn zamanında, hemen sahabe zamanında onları beklemişler, yetişmek amelinde bulunmuşlar. Hattâ bazı ehl-i velayet "onlar geçmiş" demişler. İşte bu da, kıyamet gibi, hikmet-i İlahiye iktiza eder ki; vakitleri taayyün etmesin.Çok net olmasın. Çünkü her zaman, her asır, kuvve-i maneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak, ümitsizlikten kurtaracak "Mehdi" manasına muhtaçtır.” O yüzden diyor 1400 sene Mehdi (a.s.) beklenmiştir diyor. En son kıyametin kapısına gelinceye kadar vakti belli olmadı, 7000 yıllık o şifre çözülünce 5600 yılı geçti diyor Peygamberimiz (s.a.v.) 7000 yılını tarif ediyor, çıktığında 1400 ile 1500 arasında tarih kalıyor başka vakit kalmıyor onun için Mehdi (a.s.)’ın çıkışı için başka vakit yok İsa Mesih (a.s.) içindebaşka vakit yok.
“Allah’ın selamı üzerinize olsun canım Seyyid Muhammed Adnan Hocam” o kadar hoşuma gidiyor ki bu isim. Seyyid kelimesi de çok güzel. Mehdi kelimesi de, duydum mu içime çocukluğumdan beri büyük zevk verir bana maşaAllah. “Adnan Hocam fasulyelerinizden bahsederken benimde maşaAllah ziraat mühendisi kadar bilgim oldu” diyor. “Köyde kala kaladeccaliyetin tek iyiliği bu oldu, doğayı tanımamı sağladılar” diyor. Yetiştirmek için zor olur diyor özellikle.Yokyok bayağı güzel yetişti şu ana kadar orda güzel oldu yani. Sizi üzebilirler orada diyor, Müslüman üzülmez niye üzülsün. Pişiriyoruz hepsini, ne alaka. Tamer Gülen, Zakir Akbulut, Hocam size gıpta ediyoruz MaşaAllah diyorlar.
“Hocam o küçük fasulyeler sizin sevginize dayanamıyor olabilir o minik kalpleriyle” diyor. Bizim bile kalbimiz dayanmıyor sevginize, kalbimiz çıkacak gibi oluyor sevgiden. Onların minicik kalbi nasıl dayansın” diyor, maşaAllah.
Bir iman hakikati seyredeceğiz sonra devam edeceğiz, haydi bakalım.
VTR -BigBang’teki muhteşem denge
ADNAN OKTAR: “Selamunaleyküm Hocam diyor. Gece yarısı bile enerji dolusunuz”.Elhamdulillah.“Tam bir Müslüman’ın olması gerektiği gibi düşmana korku, ilmi yönünüzle bilginizle korku, dosta güven veriyorsunuz. Ben eskiden Allah inancımı sürekli sorguluyordum canlıların uzun yıllar süren tesadüfler sonucu oluşabileceğini düşünüyordum, kendim gibi düşünen birilerini de sürekli buluyordum. Uzun yıllar sonra Allah’ın muhteşem sanatçılığını fark ettim bu benim hayatımın dönüm noktası oldu. Kelebeğin kanadı tesadüfler sonucu renkli olabilirdi fakat bu renklerin birbirine karışması gerekirdi veya anlamsız uyumsuz renkler birbirinin içine geçmiş olmalıydı oysa görüyoruz ki bir ressamın tablosu gibi renk uyumu çok muhteşem, kusursuz ve altın oranla. Desenler harika, bu apaçık bir mucizedir tesadüfle açıklanamaz. Bu en büyük sanatçının eseridir. Bende bu bilincin oluşmasında eserlerinizin çok büyük katkısı oldu. Allah sizden ve ekibinizden razı olsun” diyor Ekrem Erdoğan kardeşimiz.MaşaAllah ümmet ayakta ya.MaşaAllahmaşaAllah.
Nurdan Çakır, Şeyh Nazım Hocamız candır, çok şekerdir sevenleri çoğu coşkudan muhabbetten bazen ta yerlere kadar eğilirler. Onun tatlılığından, piri fani mübarek bir şeyh olmasındandır. Çok mütevazi insan olmasındandır, adaba uygun edebe de uygun çok çok güzeldir o, maşaAllah.
“Hocam sizi izleyip dinlemek bizlere kıvanç vermekte, her programınızı izlemek istiyorum Hocam” diyor. “Hocam sizde maşaAllah çok iyisiniz maşaAllah” diyor. “Selamunaleyküm canım Hocam. Bir tanem, Nur tanem,Seyyid Hocam, mübarek seyidim” diyor bir hanım kardeşimiz yazmış.
Ferhat kardeşimiz yazmış,“Hocam, fasulyeler için özel ampüller var” diyor, özel lambalar varmış şirketin ismini de vermiş tamam ondan alırız inşaAllah. O zaman bizim fasulye de, domates debayram edecek demektir. Çok tedirginim Allah esirgesin bir şey olacak diye.
“Hayırlı yayınlar Sayın Seyyid Muhammed Adnan Oktar Hocam, yayınlarınızı sürekli takip ediyorum sabırsızlıkla yayınızın başlamasın bekliyorum”. Sabır Müslüman sabırsız değildir sabır. Sabırla de. “Sabırla yayınınızın başlamasını bekliyorum. Sizi izlemeye başladıktan sonra hayatımda inanılmaz değişiklikler oldu maşaAllah.Sizden ve alimlerimizden büyük feyz alıyorum. Alimelerimizden. Sizin yayınlarınızı ve kitaplarınızı takip etmek kolay olmuyor, kaldığım yurtta yobaz ve evrim teorisine inanan kişiler var ki, yani yobazlık derecesinde evrim teorisine inananlar var, çok sabit ve asla değişmiyorlar gibi görünüyorlar. Bu konuda biraz yol gösterici tavsiyede bulunmanızı bekliyorum” diyor.
Yani o inançtan kaynaklanmıyor onlarınki o bir topluluk psikolojisiyle oluşan bir şeydir yani orada adam evrime ne inanır, ne inanmaz ama inanıyorum der. Evrimde onu ilgilendirmez senin zannettiğini gibi olmaz yani zannediyor ki adam boş adam bir topluluğa ihtiyacı var, gruba ihtiyacı var işte solculardan oluşan bir ekip, arkadaş grubu var onlardan güç buluyor. Onlar neye inanıyor? Evrime inanıyor. Bende inanıyorum diyor hiçbir şey bilmez o. Onlarda Allah inancı bilinçaltındaolur hepsinde olur zannettiğiniz gibi değildir. Yani çünkü sıkıştıklarında falan mesela kanser oluyor, bir şey oluyor, hastalık oluyor birde bakıyorsun Allah’tan, dinden bahsediyor, dua ediyorlar. Öyle zannettikleri gibi değil. Yani boş kafalı oluyorlar işin doğrusu. Olay buradan kaynaklanıyor.
Gazi kardeşimiz yazmış. Münevver hanım. “Hocam her hareketiniz olay oluyor” diyor. “Hocam bu son yüzyılın muhteşemi sizsiniz inşaAllah” diyor.
Muhteşem olan Allah’tır, bizde O’nun zavallı, gariban kullarıyız inşaAllah. “Saygıve sevgiyle ellerinizden öperim Hocam” diyor. Diğer hocalarıma da çok saygılarımı iletiyorum diyor. Münevver Hanım. Herkes ayakta maşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam Fransa ile ilgili bir haber var, uygun görürseniz okuyabilirim onu
ADNAN OKTAR: Evet dinleyelim.
DAMLA HANIM: Fransa meclisinde bir süredir Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımı yaptığı iddiası tartışılıyor ve Fransa ParlamentosuTürkiye’nin sözde soykırım yaptığı kararını çıkarmak istiyor Hocam. Buna karşı Sn. Başbakanımız bir cevap vermiş soykırım diyenler kirli tarihine baksın diyen Sn. Başbakan, hiçbir tarihçi hiçbir siyasetçi bizim tarihimizde soykırım göremez. Soykırım görmek isteyenler dönsünler ve kendi kirli kanlı tarihlerine baksınlar. Cezayir de katledilen fırınlarda yakılarak öldürülen masum sivillerin tam sayısı bugün dahi bilinmiyor demiş.
ADNAN OKTAR: Evet Kardeşim Ermeni kardeşlerimize soykırım uygulandı deniliyor ama o devirde bir savaş vardı bir mücadele vardı savaş ortamında karşılıklı kıtal oldu. Karşılıklı kıtal oldu. Birinci Dünya Harbi’nde de bu oldu, İkinci Dünya Harbi’nde de bu oldu mesela Rumlarla Yunanistanlı Türk askerleri çatıştı askerlerimiz şehit oldu, onlardan da katledilenler oldu. İtalyan askerlerinden oldu, Fransız askerlerinden oldu. Şimdi bu soykırım falan o işe girecek olursak bunun bir mantığı olmaz çünkü karşılıklı olan şeylerbunlar, savaş ortamı bu. O savaş ortamında on binlerce Müslüman kardeşimiz şehit edildi mezarları duruyor bakıldığında bu görülüyor ama biz intikam alınsın demiyoruz. Soykırım yaptılar da demiyoruz, onu tarihe bırakıyoruz. Biz Ermenilerle kardeş olmak istiyoruz bu kadar. Tam güzel kardeş olacaktık, güzel gelişmeler vardı bir hanım geldi Azerbaycan’dan. Geldi ortalığı birbirine kattı burada. Bağırdı çağırdı falan böyle iddia edilen Ergenekon terör örgütünün sempatizanıbir bayan. Tam güzel gelişmeler olacak derken kadın tersine çevirttirdi, ekibiyle geldi batırdı ortalığı. Ermenilerle yeniden bu kardeşlik ortamını tesis edelim, Ermenistan’la sınırı açalım, bağrımıza basalım. Onlar Osmanlı döneminde bizim kardeşlerimizdi canlarımızdı, yine aynı değişen bir şey yok. Millet-i sadıkadır, temiz munis insanlardır, ayıptır günahtır aramızı açmalarına da kimsenin müsaade etmeyiz, kimsenin öyle bir şey yapmasına da gerek yok yani. Fransa özellikle bu işlere hiç girmesin. Fransa katliamlarıyla ünlü bir ülkedir yani ünlüdür Müslümanlara katliamları ile ünlüdür ve halende katliam yapıyor. Irak’ta da katliam yapmıştır. Paraşütçülerin Fransa’sıakıl almaz rezillikler yapmışlardır geçmişte. Güneydoğu’da da katliam yapmışlardır, birçok şehidimiz oluşmuştu o devirde biz gidip Fransız düşmanlığı yapmıyoruz, soykırım yaptılar da demiyoruz. Savaş şartlarında o devirde o insanlar o hataları yapmışlardır. Ölüp gitti o adamlar biz gidip intikamını almak peşinde değiliz.
“İyi yayınlar Hocam Milita isimli arkadaş dediğiniz kadar tatlı çok hoş Allah sahibine bağışlasın” diyor. Herhalde hüsnü zan ediyor kardeşimiz anladığım kadarıyla inşaAllah. Yani iyi bir gelişme olduğunu düşünüyor anladığım kadarıyla. Beni sadece çok çok seviyor benim gördüğüm tutkuyla seviyor, muhabbeti var dünya tatlısı bize emanet şeker bir şey. Bal kaymak karışımı bir şey.Sezgin Demir.
“Selamunaleyküm Hocam ben Elazığ dan Bünyamin Karabulut sizin programınız ilgi ve zevkle izliyoruz” diyor. Bir hanım kuzeni varmış adeta hastanız diyor inşaAllah. “Allah sizden razı olsun nur yüzlü hocalarımızı ve sizi Allah başımızdan eksik etmesin” diyor. Özmen Ünal.
Bir kardeşimiz yine, “sizi ve öğrencilerinizi, hocalarımızı dinlerken gerçek bilgileri bilimsellikle öğreniyoruz sizi dikkat ve huzurla izliyorum”.
Selçuk Arkuş“Hocam sesiniz muhteşem, Hz. Davut gibi inşaAllah” diyor. Çok beğenmiş maşaAllah.
“Selamunaleyküm gönlü çok güzel”,Aleykümselam verahmetullah ve berekatühü“kendi çok güzel can Hocam sizler orada böyle güzel güldükçe şevkle heyecanla Rabbimizin nimetlerine karşı coştukça bizde burada Allah aşkıyla Rabbimizin size karşı içimize koymuş olduğu sevgiyle eriyip bitiyoruz maşaAllah. Çok tatlısınız çok güzelsiniz Hocam. Bize öğrettiğiniz her şey için Rabbimize hamd olsun Allah sizden razı olsun yanınızdaki kardeşlerimizde çok güzeller dualarınızda daha da güzelleştiler” diyor maşaAllah.
Bak doğru, zannediyorlar ki böyle direkt gelir güzel olur. Olmaz bu çocuklar Allah esirgesin cahiliye de olmuş olsalardı mahvolurlardı solar biterlerdi. Solar giderlerdi bütün güzellikleri hoşlukları neşeleri hepsi giderdi Allah vermesin. İmanla böyle güzel oldular, Kuran’la böyle güzel oldular inşaAllah. İman ve Kuran olduğu müddetçe böyle güzel olurlar. İmanı ve Kuran’ı muhabbeti sevgiyi çektin mi Allah vermesin bunlar menekşe çiçeği solar gider Allah vermesin.
“MaşaAllah onlara çok imreniyorum Hocam,sizin yanınızda olmayı bende çok isterim. Cennet yeşili gözlerinizden, güzel gönlünüzden öpüyorum can Hocam” diyor. Fatma ve Gamze beraber yazmışlar.
“Değerli Hocam Ben Fatih Üniversitesi’nden Nurdan, bir kısım arkadaşlarımız diyorlar ki, Harun Yahya Hocamız, Adnan Hocamız kitaplarını kendi yazmıyor çoğu alıntı yani kitapları çeşitli eserlerden alıntı diyor” diyor.
Doğru yüzde doksanı alıntıdır benim kitaplarımın, yüzde on yorum vardır o da bana ait olan bir yorum o kadar. Yani yüzde doksanı alıntıdır ilmi bir eser, zaten alıntı olmazsa ilmi bir eser olmaz ki yani o zaman atış olmuş olur değil mi? Atış olmaması için bilimsel eserlerin alınması lazım hatta ve hatta Bediüzzaman diyor ki Mehdi(a.s.)’ın diyor kitap yazmaya bizzat kendisinin vakti olmaz diyor ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatıyle yazdıkları eserleri kendisinin hazır bir programı olarak neşr ve tatbik eder diyor yani o eserlerden alarakDarwinizm’e materyalizme karşı kitaplar hazırlar diyor. Uzun tetkik ve tecrübeleriyle hazırladıkları eserleri diyor. Yani hem tecrübe, hem araştırma,tetkikat gerektiren bir çalışmadır bu. Özellikle biyoloji alanı laboratuarşartları gerektirir. Bizim laboratuaragirme durumumuz mu var şuan. Hazır laboratuardakibilgileri alıp kitap yapıyoruz. Bizim metodumuzda Mehdi metodu. Mehdi (a.s.)talebesi olduğumuz için bizde aynı metotlarıyapıyoruz.
EBRU HANIM: Hocam sizin yorumlarınız dünyayı yerinden oynatıyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.
“Mehdi ile ilgili sinema filmi yapılması nasıl olur Hocam” diyor. Çok süper olur.
“Selamunaleyküm”. “Aleykümselam ve Rahmetullah veberekatühü”. “Canım Sultanım Muhammed Adnan Hocam, misafirinizi Rabbim çok güzel yaratmış maşaAllah. Daha öncede söylediğinizi duymuştum severken ruhum diyerek seviyorsunuz maşaAllah Hocam bize ruhtan anlatır mısınız” diyor. Bir hanım kardeşimiz Yasemin yazmış. Evet.
Çok geç kalacağız, haydi gidelim biz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...