DAMLA HANIM: Yayınımıza Hocamızla birlikte devam ediyoruz, inşaAllah. Konuklarımız Ceylan Hocam, Gülşah Hocam ve Ebru Hocam.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi sefa geldi. Neler konuştunuz?
GÜLŞAH HANIM: Hocam, sakın anlamazlıktan gelmeyin diye, hem dünya hayatının geçiciliği, hem imtihanın sırrını, birçok konudan bahsettik. Allah'a iman etmek gerektiğini, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hayrettir, yani Allah'a imanı dünyanın birçok yerinde Müslümanlar önemli bir konu olarak görmüyorlar. Mesela medrese açıyor, Kuran okutuyorlar, Kuran nasıl okunur, tecvit nasıl yapılır, galgale nedir, fıkıh kuralları nedir? Adama sormuyorlar; iman ediyor musun, etmiyor musun diye. İnanılır gibi değil bu. Halbuki dünyada en büyük sorun yani Kuran'da da ana konu yani nereyi açarsan aç, yani yüzde seksen doksan, imansızlığın meydana getirdiği anormallikler ve buna karşı Allah'ın gösterdiği tepki dile getirilir Kuran'da. Sanki hiç böyle bir şey yokmuş gibi. Halbuki dünyanın büyük bölümünde, Avrupa'da olsun, Amerika'da Hindistan'da her yerde, ateistlik yani Allah'a inanmama sorun. İnanıyorum diyor ama yine inanmadığını anlaşılıyor, yani pratikte inanmadığı anlaşılıyor. Sorduğunda “tabii ben inanıyorum” diyor. Ayette de var; “sorsan, ‘iman ediyoruz derler’” diyor ama iman etmiyorlar pratikte. Mesela adam “iman ediyorum” diyor, “ben camiden cemaatten bunaldım” diyor. Bu nedir? İman zafiyeti.
Mesela herhangi bir sayfa açtım diyor ki, 317. sayfa, Taha Suresi 20. sure, 82. ayet Şeytandan Allah'a sığınıyorum. “Gerçekten ben” diyor Cenab-ı Allah, “tevbe eden, inanan”, önce inanma inanç iman yani, inanan arkasından “salih amellerde bulunup” önce iman, adam önemli görmüyor bunu. Salih ne demek? Herhangi bir amel demiyor Allah. Salih ne demek? Samimi. “Samimi amellerde bulunup, sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.” Mesela 88, “Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, “İşte bu sizin İlahınız Musa'nın İlahı budur; fakat (Musa) unuttu dedi” diyor adam. Bu nedir? İman zafiyeti, adam hasta. Buzağıya tapması nedir? Allah'a imanını kaybetmiş. Hatta haşa Hazreti Musa (a.s)’ın da imansız olduğunu söylüyor. Normalde o da öyle diyor. Bu iman zafiyeti demek ki ana konu bu. Önce bunun halledilmesi lazım, bunun anlatılması lazım. İman zafiyetinin de ana nedeni dünyada; Darwinizmdir. Şu an öyle. Firavun devrinde de yine evrim düşüncesi vardı. Sümerler döneminde de vardı. Dünyanın her döneminde Eski Yunan 'da da öyle, Eski Yunan'da da evrim düşüncesi vardı. Yine aynı dert vardı. Allah'a inanmayanlar hep bunu söylemişlerdir tarih boyunca. Onun için bunu anlamazdan gelmenin bir alemi yok, bu açık bir gerçek. Mesela diyor ki 87. ayet; “Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı.” Bakın bir tane adam, onları rahatça dinsizliği çevirebiliyor bir kişi. Mesela üç yüz bin dört yüz bin kişilik kalabalık var, bir tane adam o 50’ye 50, insanların ruhunda öyle bir yapı vardır; 50’ye 50 yani büyük bölümü öyledir dinsizliğe de 50, dindarlığa da 50 eğilim vardır. Allah'a inanmaya da, inanmamaya da yatkındır insanlar. Adam 51’e bir çeviriyor dinsizliği ağırlığını iradesini koydun mu dinsiz yapıyor. Hazreti Musa (a.s) geliyor, ağırlığını bir koyuyor, 51’i karşı tarafa çeviriyor. Kavim bu sefer dindar oluyor, dinden yana oluyorlar. Bakın bir kişi yönlendirebiliyor. Adamlar diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s)’a ihtiyaç yok” diyorlar. “Müslümanların başına bir lidere ihtiyaç yok” diyorlar. Bakın küfür de tek bir lider, bir anda toplumu dinsiz yapabiliyor. Mesela tek bir Samiri, yaklaşık yarım milyon insanı o devirde, dinsiz yapabiliyor, bir anda ikna edebiliyor yani liderin önemini gösteriyor. Mesela PKK hareketinin başında; Abdullah Öcalan var, tek başına adam koskoca örgütü yönetebiliyor. Ceza evinden bile yönetebiliyor. Mesela Lenin tek kişiydi, komünist hareketi canlandırdı. Lidersiz toplum olmuyor. Küfründe mutlaka lideri oluyor, bir tane lider oraya yetebiliyor. Müslümanlarda da tek bir tane lider oluyor, durumu tamamen değiştirebiliyor. Yani Müslümanların şu anda yaklaşık yüz yıldan beri sürünmesinin nedeni; lidersiz olmalarıdır. Lider olsa, Müslümanlar böyle olur mu? Lider olmayınca bir buçuk milyar insan varsa, bir buçuk milyar düşünce meydana geliyor, bir buçuk milyar düşünce birbiriyle çatışıyor. Ama bir lider olduğunda, bir buçuk milyarın çatışması duruyor, tek bir beyne göre hareket ediliyor, bütün bu kitle bir buçuk milyar. Mesela Stalin'de çıkıyor, küfürde de öyledir, onlarda da tam zıddıdır, mesela bir kişi koskoca Rusya'yı, cinayet örgütüne çevirdi. Mesela Hitler çıkıyor tek başına, bütün Almanya'yı kan dökücü bir yapıya çevirdi. Koskoca Almanya. Mussolini çıktı, tek başına İtalya'yı muazzam kan döken sadist bir topluluk haline getirdi. İslam ülkelerini her yeri yerle bir ettiler; bir kişi. Müslümanlarda Ömer Muhtar çıktı Libya’da, bir hareket başlatıyor, bir başkası Sünni'si çıktı, başka bir hareket başlattı, hatta Hindistan'da şurada burada çıkan liderler, tek başına toplumu yönlendirmiştir. Yani toplumun lideri olmazsa, toplum hasta oluyor, lidersiz olmuyor. Müslümanlarda mutlaka bir lideri olması gerekiyor. Kuran'a göre zaten bu farzdır. İttihad-ı İslam olduğunda, zaten Müslümanların bir lideri olacaktır. Bu liderin ismi de; Hz. Mehdi (a.s)’dır. Bunu anlamayacak bir şey yok.
GÜLŞAH HANIM: Çok önemli Hocam anlattığınız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bir iman hakikati seyredelim, devam edelim.
VTR-Sinek Kuşunun Hayranlık Verici Özellikleri
ADNAN OKTAR: Evet yayındaysak, bize konuları anlatın.
DAMLA HANIM: Bir kardeşimizin faaliyetinden bahsetmek istiyorum, izin verirseniz. Tarık Özten kardeşimiz; www.kadinsevgisi.com adlı bir site hazırladı. Bu sitede tamamen, sizin kadın sevgisi konusunda yaptığınız açıklamalara yer vermiş. Kardeşlerimiz bu açıklamalara yazılı olarak ve sohbetlerden kısa kesitler olarak ulaşabiliriler bu sitede. Sitenin ismi; www.kadinsevgisi.com.
ADNAN OKTAR: Çok şahane, bayağı güzel olmuş. Çünkü yobazlarda kadın sevgisi yoktur. Komünistlerde de yoktur. Abdullah Öcalan’ın konuşmalarını gördünüz. Yani “zavallı” diyor kadına, “zavallı bunlar zavallı” diyor, bir yandan da göbeğini kaşıyor. Başka anlatacağın konu var mı?
DAMLA HANIM: Kütahya'da kardeşlerimizin faaliyetleri var, ondan bahsedebilirim. 16 Aralık Cuma günü Kütahya Ulu Cami'inde 2000 adet A9 TV tanıtım broşürü dağıtımı yapıldı. Dağıtım sırasında birçok kişi; “A9 TV'den haberdar olduklarını ve sürekli yayınlarını takip ettiklerini” söylediler Hocam. 19 Aralık'ta Kütahya Merkez Ülkü Ocakları ziyaretine bulunuldu. Ziyarette Yaratılış Atlası ve sizin Türk İslam Birliği ile ilgili kitaplarınızda hediye edildi. Faaliyete katılan kardeşlerimizin isimleri şu şekilde; Gökberk Altıntaş, Gürkan Gönül, Yakup Özkara, Selami Şıktaş -bu kardeşimiz ayrıca Caferi- Haktan İyihuylu ve Mina Berksan kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ülkücüler bizim canımız. Tertemiz mukaddes vatan evlatlarıdır, çok değerli kardeşlerimizdir, Türkiye'nin çimentosudur onlar. Aynı şekilde Milli Gençlik mensubu gençlerimizde öyle. Büyük Birlik Partili Alperen gençlerimizi de öyle. Türkiye’nin çimentosudur hepsi, çok değerlidirler, çok önemlidirler. Allah güç kuvvet versin, yardımcıları olsun. Bu kardeşlerimizde çok güzel hizmet vermişler, Allah onlardan razı olsun, cennetle ödüllendirsin Cenab-ı Allah. Bize kolaylık sağlıyor kardeşlerimiz. Bir kısım kardeşlerimiz diyorlar ki; “Hocam bana para gönder, bana kitap gönder. Hocam işte şurada salon açın, konferans verin.” Bak kardeşlerimiz ne yapıyorlar? Bize hiç akıl vermeye gerek duymuyorlar. Kendileri gidip, A9'u tanıtıyorlar, konferans salonu ayarlıyorlar, konferans verilmesi için imkan meydana getiriyorlar, gidip kitap satın alıp, dağıtıyorlar. Makbul olan budur. Bize akıl vermek, herkes akıl verir. Bununla baş edemeyiz ki biz. Allah razı olsun, tamam teşekkür ediyoruz ama akla mı ihtiyacımız var? İcraata mı ihtiyacımız var? Uygulamaya ihtiyacımız var. Yani bizim imkanımız olsa, zaten onların anlattıklarının alasını yaparız. Ama yolda da konuştum çocuklarla gelirken, bizim imkanlarımız çok dar, çok küçük. Mesela ulusal kanala bile geçemedik daha. Mesela yayın ağını müthiş geliştirebiliriz, radyo satın alabiliriz, radyomuz dahi yok şu an. Ama yine de küçüklüğümüze rağmen etkimiz dünya çapında, atom bombası etkisinde, atom bombası, hidrojen bombası etkisinde. Yani bu, adeta üç yaşında çocuk gibiyiz küçük ama kör gözlü 500 metrelik deccali kodum mu oturtturuyoruz, maşaAllah yamultuyoruz yani. O dar imkanlarımızla yerle bir ediyoruz elhamdülillah.
“İttihad-ı İslam, İslam aleminin tek kurtuluşu Hocam” diyor. “Ahmed Muhammed Mustafa Aslan Adnan Hocam, Selamların en güzeliyle.” Aleyküm Selam. Bir hanım kardeşimiz yazmış. “Internette yaşadıklarınızı okudum Ahmed Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Hakkı söylediğiniz için uğraşmışlar sizinle. Peygamberlerle hep uğraşmışlar, hakka çağırdıkları için tabii ki. Durmak yok. Siz, maşaAllah çok sabırlı, iyi kalpli bir insansınız, Allah size sabır versin, daha da güçlü göstersin sizi, inşaAllah.” MaşaAllah, Almanya'dan bir kardeşimiz yazmış. “
Hocam sizi çok çok seviyorum. Bu canım, Allah yoluna feda olsun. Hocam yakından bir görebilsem sizi, elinizden bir öpebilsem ölmeden inşaAllah” diyor. “Allah ömrünü uzun etsin. Bizde sizin ellerinizden öpüyoruz. Genellikle fıkhi konular sorulmuş. Mehmet Talu Hocamız’a soracaksınız. Fıkıh için; Ömer Nasuhi Bilmen’in tam ilmihal kitabını okuyacaksınız, en sağlam bilgileri oradan alırsınız, inşaAllah.
“SeyyidAhmed Muhammed Adnan Hocam, canlar canı canım Hocam. Hayalim ve ruhum takibinizde ve hizmetinize talepkar, inşaAllah” diyor, Yasemin Hanım yazmış.
Bana kardeşlerimiz tıbbi sorular da soruyorlar, vallahi işin doğrusu benim yapabileceğim bir şey yok, dua ederim ben, inşaAllah Allah şifa versin. Ama doktora gideceksiniz, ne diyorsa yapacaksınız, sebebe sarılacaksınız. Benim öyle özel tıbbi bilgim yok. Tıp adamlarının bildiği kadar bir bilgi olabilir en fazla, o da onlardan aldığımız bilgi olur. Onun için sebebe sarılmak, en doğrusu olur inşaAllah.
DAMLA HANIM:Sayın Ahmet Davutoğlu şu anda canlı yayında bir konuşma yapıyormuş, dün Fransa’da çıkan yasayla ilgili olarak. “Bundan sonra hangi ülkeyi kaybederiz diye değil, ülkeler Türkiye’yi kaybetmesinler diye düşünecekler” diye söylemiş. “Her bir Ermeni ile tek tek konuşup, gönlünü kazanacağız” diyor konuşmasında. Ermeni kardeşlerimiz olan sevgisini çok güzel ifade etmiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Bakın herkes sonunda dediğimize geliyor, maşaAllah. Dışişleri Bakanımızın da bu görüşte olması çok çok hoşumuza gitti. Fakat daha önce elimize güzel bir fırsat geçmişti, burada Ermenilerle futbol maçı vardı. “Çok güzel davransınlar, sevgi dolu davransınlar” dedik, tam aksi tavırlar gösterdiler. Tam Ermenistan’la sınırlar kalkacaktı, pasaportlar kalkacaktı, yine işleri bozdular. Azerbaycan devreye girdi, Azerbaycan halbuki zaten bizin canımız, onları öncelikli almamız gerekiyordu, öncelikle sınır kapılarını açmamız gerekiyordu, dolayısıyla aksatmalar oluyor, inşaAllah bu olaylar hızlandırır. Süratle Azerbaycan’la aramızda yapılan daha önceki anlaşma geliştirilsin, bir an önce pasaport kalksın, Azerbaycan’dan nüfus cüzdanını gösterdik mi geçelim. Onlar da buraya nüfus cüzdanıyla geçsinler. Ermenistan’la da aynı şekilde olsun. Fransa’nın aldığı kararı da, Fransa’ya yedirelim böylece. Bu yapıldığında, anlaşmanın hiçbir kıymeti yok, yaptıkları kanunun hiçbir anlamı olmayacak, inşaAllah. Bir an önce yapılması gereken budur.
Şimdi bir iman hakikati daha seyredelim.
VTR-Bunları Biliyor musunuz?
DAMLA HANIM:Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:A9’un seyredilmesi için, işyerleri çok müsait, özel işyerleri özellikle. Çünkü akşam yayınında özel işyerleri kapanıyor. Gündüz çok iyi takip olur. Mesela gündüz kahvehaneler bu konu için çok müsait. Gerçi gece de kahvehaneler 9’a 12’ye kadar açık oluyor ama gündüz çok müsait. Hastaneler, pastaneler her yer olur, inşaAllah. Bütün mesele orada onu ayarlayıp, halka gösterecek hale getirmek. Ondan sonra sürekli hizmete sunulmuş olur, çok önemli bir şey o.
Mehdiyet’e karşı, dünya çapında bir durdurma faaliyeti ve panik faaliyeti devam ediyor. İyi niyetli bazı kardeşlerimiz de iyi niyetle yapıyor, bir kısmı baskıyla vazgeçiyor, bir kısmı bilgisizliğinden ama yoğun bir çırpınma dikkati çekiyor. Kim Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili yazı yazmış dedin bugün? Hayrettin Karaman. Çok değerli bir büyüğümüzüdür, değerli bir alimdir. Ne diyor hocamız? “Müslümanların vazifesi, ıslahat için Hz. Mehdi (a.s)’ı veya Hz. İsa (a.s)’ı beklemek değil, kötülüğü engellemek, iyilik ve güzellikleri yaymak, yaşamak ve yaşatmak için elden geleni yapmak, canla başla çalışmaktır.” Tamam. Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemeye gerek yok, gerekeni yapalım, çalışalım diyor. Doğru. Biz yapıyoruz zaten. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyen, Hz. İsa (a.s)’ı bekleyen zaten yan gelip yatmaz ki. Var gücüyle gayret eder. Yanlış anlaşılmadır o, eskiden beri biz onu duyarız; “Hz. Mehdi (a.s) gelecek diye adam yan gelip yatıyor. Hz. İsa (a.s) gelecek diye yan gelip yatıyor, hiçbir şeye karışmıyor” falan derler. O adamlar zaten Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemiyor ki, Hz. İsa (a.s)’ı da beklemiyor. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ilgilendirmez öyle insanları. Allah, din de ilgilendirmez onları zaten. İlgilendirmediğini de gösteriyor zaten. Dolayısıyla öyle adamları oturup örnek vermek, yersiz olur. Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğine inanan, zaten yeri göğü birbirine katar, var gücüyle gayret eder. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğine inanan, çok hareketli, çok heyecanlıdır, var gücüyle gayret eder. Dolayısıyla bu örnekleme, örnek değil. Hayrettin Karaman Hocamız’ı biz tenzih ederiz, saygı duyuyoruz ama bu geçerli bir örnek değil. Çünkü “yan gelip yatarım, Hz. Mehdi (a.s)’ı da beklerim” diyenler, zaten Allah’a da inanmıyorlar. Dine bağlılıkları da yok onların. Dolayısıyla örnek değil.
Ömer Çelakıl Hocamız’ın videosunu yayınlayın.
VTR- Ömer Çelakıl
ADNAN OKTAR:Şimdi burada da açıkça Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği, Hz. Mehdi (a.s)’ın devrinde olduğumuz açık açık belirtiliyor. Depremlerin artışından bahsediyorlar. Depremlerin artışı zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Yer çökmelerinden bahsediyorlar, gösterdi orada, yer çökmeleri zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Depremleri kabul ediyorsun, yer çökmelerini kabul ediyorsun, Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul etmiyorsun. Olmadı. O zaman, sen Hz. Mehdi (a.s)’ın kolunu kabul ediyorsun, gözünü kabul ediyorsun, burnunu kabul ediyorsun ama beynini kabul etmiyorsun anlamına gelir. Olur mu? Hz. Mehdi (a.s)’ın parçaları bunlar işte, Mehdiyet’in parçaları, bölümleri. Depremler, cinayetlerin artması, büyük olayların vuku bulması, büyük savaşların olması, büyük çökmeler, tsunamiler, bunların tamamındaki artış; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. “Bu alametleri evet ben kabul ediyorum” diyor. Hz. Mehdi (a.s)? “Onu kabul etmiyorum” diyor. O zaman onu da kabul etmemen lazım. O alametleri kabul ediyorsan, Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul etmek mecburiyetindesin. Çünkü bu bir bütün. Ne diyor Hayrettin Karaman Hocamız? “Hz. İsa (a.s)’ın yeniden geleceğini bildiren hadislerin hiçbiri mütevatir değildir. Tamamında ortak olan ‘yeniden gelecek’ kısmı için mütevatir diyenler vardır. Onlara göre bu ortak kısım dışında kalan detaylar mütevatir değildir, delil olmaz. Bir iki kişinin rivayet ettiği bir hadisi, inanç konusunda delil kabul etmemek, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e muhalefet değildir. Onun böyle bir söz söylediğine dair güçlü bir delil yok. Söylememiş olabilir demektir. Hz. İsa (a.s)’ın, bir ıslahat vazifesiyle dünyaya yeniden gelmesi, mukaddes Zebur için gövdesini ölümsüz kılmak ve onu gökte bekletmek zaruri değildir.” Haşa “Bunu İlahi Takdir ve kuvvet, başka şekillerde de gerçekleşmesi mümkündür. Müslümanların vazifesi ıslahat için Hz. İsa (a.s) veya Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemek değil, kötülü engellemek, iyiliği yaymak ve yaşatmak için elden geleni yapmak, canla başla çalışmaktır. ‘Bir kurtarıcı gelecek diye bekledim, bu sebeple ben gücüm yettiği kadar da olsa, dinin emirlerini yerine getirmedim’ diyen bir kimsenin mazereti kabul edilmeyecektir.” Zaten onu diyen dinsiz, dinle alakası olmaz ki. Hayrettin Karaman Hocamız burada gereksiz bir delil vermiş. “Bir kurtarıcı gelecek, bekledim o yüzden ben bir şey yapmadım” hangi Müslüman der? İnanan bir Müslüman bunu demez. Bu denmeyeceğine göre, böyle hayali birisini ortaya koymanın alemi ne? Böyle hayali bir vakayı ortaya koymanın alemi ne? Nerede görülmüş, dünyanın neresinde bir Müslüman; “Hz. Mehdi (a.s) gelecek, Hz. İsa (a.s) gelecek, o yüzden ben bir şey yapmıyorum” demiş de, bununla ilgili bir sorun çıkmış, nerede olmuş böyle bir şey? Olmayan bir şey söylüyorlar. Hayrettin Karaman Hocamız da burada, gereksiz bir bilgi vermiş. Bunun olması için, yani milyonlarca insanın bu görüşte olması lazım. “Arkadaş niye tebliğ yapmıyorsun, niye İslam’ı yaşamıyorsun, elden gelen gayreti neden göstermiyorsun?” dendiğinde “ben, Hz. Mehdi (a.s) gelecek, Hz. İsa (a.s) gelecek, o yüzden yapmıyorum” deyip, yan gelip yatan, gayretsiz milyonlarca Müslüman olması lazım. Böyle bir adam yok, böyle bir kitle yok. O zaman nereden çıktı bu iddia? Ayıptır, Hayrettin Karaman Hocamız’a yakışmadı. Olmayan bir şeyi delil olarak vermek çok yakışıksız. Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyen herkes müthiş gayretlidir. Mesela Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyordu; muazzam gayretliydi, yeri göğü birbirine kattı. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyordu, yeri göğü birbirine kattı. Muhammed Raşit Erol Hazretleri, Adıyaman Menzil’in o büyük şeyhi, büyük mürşidi, büyük kutbu, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyordu, yeri göğü birbirine kattı. Demek ki, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyenler aşkla, şevkle, heyecanla gayret ediyorlar. Dolayısıyla bu ifade yanlış. “Hz. İsa (a.s)’ın yeniden geleceğini bildiren hadislerden hiçbiri mütevatir değildir.” Artık güleyim mi, ne diyeyim? O zaman mütevatir hadis kalmıyor ki. Fıkıh konusunda bile bu kadar tevatür derecesinde hadis yoktur sahabelerin. Ayıp yapıyorlar. Hayrettin Karaman Hocamız da çok ayıp yapıyor. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davut; demek ki bu hadis kitaplarının hiçbiri geçerli değil. Bunlar, Hadis ravileri burada mübarek, alim yayınlarken ne diyor? “Mütevatirdir” diyor. “Tevatür haddine varmıştır” diyor. Bütün İslam uleması, ehl-i sünnet uleması; “mütevatirdir” diyor. Hayrettin Hocam da ne diyor? “Mütevatir değildir” diyor. Peki İmam Buhari; “mütevatir” diyor, Müslim; “mütevatir” diyor. Sünen-i Davut’ta; mütevatir olduğu, Sünen-i İbn-i Mace’de; mütevatir olduğu söyleniyor, bütün Kütüb-i Sitte de; mütevatir olduğu söyleniyor. Hocam da diyor ki; “mütevatir değil”. Kime inanalım biz? Tabii ki hadisi nakleden alime inanırız biz. Biz, hadisi kitap haline getiren, sahih hadisi, sahih olmayan hadisi ayırt etmede uzman olan hadis alimleri, hadis imamları kitap hazırlamışlar, ehl-i sünnet uleması ondan yüzyıllarca istifade etmiş, herkesin bildiği bir husus, artık Hz. İsa’nın gelişi tevatür haddine varmış, bu hadisler. Hocam da çıkıyor; “mütevatir değildir” diyor. Kardeşim dört mezhepte, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın çıkışı haktır. Nasıl mütevatir olmuyor? Dört mezhepte de haktır. Ayrıca Caferilik ve Şiilikte de haktır ve ayrıca itikat konusudur, imani bir konudur yani. Dolayısıyla hocamızın bu heyecanını biz şaşkınlıkla karşılıyoruz. Niye bu çırpınma? Bunu anlamak mümkün değil. Televizyon kanalları niye böyle çırpınıyorlar, bunu da anlayamıyoruz. Demin yayınladığınız programda, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye çok fazla konuşan kişiler de var. Müthiş bir heyecan içindeler. Çökmeyi kabul ediyorsun, bak çökmenin fotoğraflarını göstermişsin, yeryüzündeki çökmeler. Hadisin niye devamını söylemiyorsun? Hadiste ne diyor? “Yer çökmeleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir” diyor. “Yer çökmesi olacak” diye bitirmiyor ki. “Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir” diyor.
Evet, onu seyredelim.
VTR-Fethullah Gülen Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:“Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Numan Bin Sabit Ebu Hanife, Fıkh-i Ekber isimli eserinde ‘Hz. İsa (a.s)’ın yeryüzüne gelişini, Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte amel edişini ve diğer kıyamet alametleri haktır ve gerçekleşecektir’ ifadeleri ile zikrediyor.” Hayrettin Karaman Hocam ne diyor? “Yok” diyor. Şimdi biz Hanefi mezhebine göre mi, Hayrettin Hocam’ın mezhebine göre mi hareket edeceğiz? Biz tabii ki ehl-i sünnet mezheplerine göre hareket edeceğiz. Hayrettin Hocam, kendi mezhebine göre böyle bir karar vermiş olabilir. Saygı duyarız. Ama biz Hanefi, Hanbelî, Maliki ve Şafi mezheplerinde, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın gelişinin hak olduğunu, hadislerin sahih olduğunu biliyoruz. Ve Hz. İsa (a.s)’ın inişinin tevatür haddine vardığını herkes bilir. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ile ilgili hadisler, tevatür haddindedir. Bu panik, bu haberler; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleridir. Hz. Mehdi (a.s)’nin çıkışından emin olunmasa, hafta sekiz gün dokuz televizyon kanalları, radyolar, her yer, gazeteler, geceli gündüzlü; “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diye yayın yapıyor. Allah Allah. Neyi fark ettiniz de bu kadar panik oluyorsunuz? Kardeşlerimiz, bizi sevenler, bu kıyamet alametlerini her yerde anlatsınlar, ısrarla anlatsınlar. Bunu anlatan tek topluluğuz. Yani kıyamet alametlerinin zuhur ettiğini anlatan tek topluluğuz. Ve bizi sevenler de anlatıyorlar, maşaAllah. Ama şu an dünyada, sezdirmemeye çalışıyorlar ama büyük bir panik ve heyecan var. Her yerde insanlar, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını biliyorlar. Avrupa’nın her yerinde biliyorlar. İsrail’de de biliyorlar, her yerde ama anlamazlıktan geliyorlar, o sorun değil. Alametlerin çıktığını da biliyorlar, kıyametin yakın olduğunu da biliyorlar, o yüzden, bu yazıların sürekli çıkmasının sebebi. Yani bu panik normal bir şey değil. Biz de ne yapacağız? Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerini, inadına inadına anlatacağız. Bakın sırf şu Lulin Kuyruklu Yıldızı’nın çıkışı, tek başına çok büyük bir olaydır. Tek başına bitirecek bir alamet. Daha önce tarihte, iki uçlu bir kuyruklu yıldızın çıktığına dair bilimsel hiçbir kayıt yok. Ne kaya yazmalarında, ne başka bir yerde. Sadece Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinde var, Peygamber (s.a.v.)’in net mucizesi. Sırf Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinde var, başka yok. Bakın diyor ki; “iki uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak, diğer kuyruklu yıldızların aksi istikameti gidecek, çok parlak olacak, bu kuyruklu yıldız çıkmadan birkaç yıl önce yağmurlar kesilecek, bu kuyruklu yıldız çıktıktan sonra da yağmurlar çok fazlalaşacak, insanlar yağmurdan şikayet edecek” diyor. Ve aynı dönemde de “ekonomik kriz” olacağı belirtiliyor. Milimi milimine, santimi santimine doğru çıktı bu. Eğer dünyada bu iyi tanıtılmış olsa, sırf bu hadisle bütün insanlar Müslüman olur. Sırf bu hadisle, sırf bununla. O kadar açık ki bakın “birkaç yıl yağmur yağmayacak” diyor. Yağmur yağmamasına adamlar ne dedi? “Küresel ısınma oldu arkadaş” dediler. Küresel donmaya mı döndü dünya o zaman? Şunu niye konuşmuyorsunuz şimdi? Niye söylemiyorsunuz? Bakın iyi yıl yeri göğü birbirine kattılar, “Kızılırmak’ın suyunu getireceğiz, küresel ısınma, çakmak çakmayın, kibrit yakmayın, göğü ısıtıyorsunuz, her yer ısındı, ateş yakmayın, kebap yapmayın, memleket gitti, susuz kaldık, yaktınız bizi” diyorlardı. Acayip şamata yapıyorlardı. Yer gök inliyordu. Peygamberimiz (s.a.v)’in dediği olay oldu hâlbuki. “İki yıl yağmur yağmayacak” dedi. Bunu açıklayamadılar bilimsel olarak. Onu küresel ısınmayla açıklamaya kalktılar, o da geçerli olmadı. Çünkü arkasından öyle bir yağmur yağdı ki, bunlar dediklerine diyeceklerine bin pişman oldular, acayip utandılar. Görülmemiş derecede yağmur yağdı, bu sefer barajlar doldu taştı, sel baskınları oldu, küresel ısınmanın hikaye olduğun anlaşıldı. İbni Hacer; ehl-i sünnetin gözbebeği, büyük alimlerdendir. Fethu'l-Bari’de “Hz. Mehdi (a.s)’ın bu ümmetten olacağı, Hz. İsa (a.s)’ın, onun arkasında namaz kılacağına dair hadisler tevatür haddine varmıştır” diyor. Kime inanacağız? Hayrettin Hoca’ya mı, İbni Hacer’e mi? Şevkani, bu da ünlü, ehl-i sünnet’in büyük alimlerinden. “Hz. İsa (a.s)’nin ineceğine dair hadislerin sayısının 29’a ulaştığını söyleyerek” bakın bir, iki tane, on tane değil, 29, “bunları bir bir nakletmiş ve sonunda bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi, tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızda şu sonucu varılıyor ki, beklenen Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki hadisler, deccal hakkındaki hadisler ve Hz. İsa (a.s)’ın inmesine dair hadisler mütevatirdir” diyor. Nerede diyor? Sünen-i İbn-i Mace’de diyor. Sahih hadis kitabında, 10. cilt, 338’de. Hayrettin Hoca neye göre söylüyor bunu? Belli değil. Bakın bunlar kaynak veriyorlar.
Berzenci Hazretleri diyor ki, Kıyamet Alametleri’nde, o da büyük müceddidlerdendir. “Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğine dair sahih hadisler tevatür niteliği taşımaktadır.”
İmam Rabbani, Mektubat’ı Rabbani 2. ciltte, 250. sayfada ne diyor: “Onların zannına göre Hz. Mehdi (a.s) vefat etti, geçti gitti. Halbuki bu konuda gelen sahih hadisi şerifler meşhurdur.” Bakın “Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili sahih hadisler meşhurdur” diyor. “Hatta tevatürü manevi derecesinde olup,” tevatür derecesinde olup, “taifenin sözlerini tekzip etmektedir” diyor İmam Rabbani. Biz İmam Rabbani’ye mi inanalım, Hayrettin Karaman Hoca’ya mı inanalım? İmam Rabbani’ye inanırız tabii ki. Hz. Mehdi (a.s) hakkında ehl-i sünnet alimlerinin, “tevatür derecesinde” dedikleri, yüzlerce ehl-i sünnet alimi ittifakla, “tevatür haddindedir” diyor. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davud tamamında, sahih ve mütevatir. Peki, nasıl oluyor? Yeni çıkan hocalar; “biz daha iyi biliriz” diyorlar. “Neye göre bilirsiniz?” diyoruz. Belli değil. “Kaynak verin” diyoruz, kaynak da yok. “Böyle” diyor. “Bana böyle geldi” diyor. Vahiy mi alıyorsun? Neye göre söylüyorsun? Kaynak göster. Kaynak yok.
Bu panik, benim hoşuma gidiyor tabii. Hemen hemen her kanalda gece gündüz Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediliyor, sürekli “gelmeyecek” diyorlar, “sahih hadis yok” diyorlar. Öyle olmayacak iş yapıyorsunuz ki. “Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini vermemiştir. Hz. Mehdi (a.s) hakkında da öyle bir açıklaması yoktur. Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi (a.s) olduğunu söylemiştir” diyor. Vay zavallı kardeşlerimiz vay. Vay garibanlar vay. Hz. Mehdi (a.s)’ın tarihini tam vermiş canım kardeşlerim, tam. Öyle çırpınmakla kurtulacak gibi değilsiniz. Hele ben varken, yani iflahınızı keseceğim. Tam adamına çattınız yani, tam.
Bakın şimdi dinleyin, nerede söylüyor? Emevi Camii’nde söylüyor Bediüzzaman, on binlerce kişiye: “Hem de İslâmiyet güneşinin, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar.” İslâmiyet güneşinin, inkişafına. Güneş nedir? İslam’ın hakimiyeti, İttihad-ı İslam, Mehdiyet. “O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü. Yetmiş birde fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak.” 1371. “Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak.” 71, 81, 91, 2001, yani 1400 tarihini veriyor, 1401; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihi. Çünkü 1371’e 30 yıl daha eklersen; 1401. Bakın “Yetmiş birde fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak.” Hani tarih vermemişti? 71, bak rakam, 71; 1371. “Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak.” 1980, 1990; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini vermiş. “Evet hakaik-i İslâmiyet'in mazi kıt'asını tamamen istilasına sekiz dehşetli manialar mümanaat ettiler” diyor. Manileri saymış Bediüzzaman. “Evet şimdi olmasa da, otuz-kırk sene sonra fen ve hakikî marifet” Fen nedir? Genetik, biyoloji, paleontoloji, hepsi. “Hakikî marifet” sanatın, kaliteli tavırların, kaliteli akılcılığın en doğru tavırların bir araya gelmesi. “Ve medeniyetin mehasini” modern dünyanın bütün imkanları; radyo, televizyon, internet. “Bu üç kuvveti tam techiz edip, cihazatını verip”, ne tür cihaz gerekiyorsa, radyoysa radyo, televizyonsa televizyon. Ne gerekiyorsa, internetse internet, “o sekiz manileri mağlub edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insafı ve muhabbet-i insaniyeti” insanları çok seveni, insanları çok seveni “o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş.” Hz. Mehdi (a.s)’ı. “Şimdi onları kaçırmağa başlamış. İnşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. 2001 tarihini veriyor. 1371’e, 50 sene eklersen ne yapar? 2001 tarihi. “Darmadağın edecek” diyor. Hani tarih yoktu canım ciğerim. Çırpınacağınız gibi değil olay. Hele ben varken. Ki daha hiçbir şey yapmadım, söyleyeyim, daha yeni başlıyoruz, bundan sonra.
Şimdi biz Cuma namazından sonra yine gelip devam ederiz, inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...