DAMLA HANIM: Yayınımıza Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz, inşaAllah. Konuklarımız Aylin Hocam, Beril Hocam ve Ebru Hocam.
Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.
Evrim teorisini adamlar her yerde canhıraş savunmaya başladılar. Vay gariplerim vay diyorum, sakin sakin bu garibanların çırpınışlarını seyrediyorum. Biz sizi bir kere tek bir noktadan çökertiyoruz zaten, yani otuz tane tokada da gerek kalmıyor, bir tane. Diyoruz ki; proteinler tesadüfen meydana gelir mi? “Gelemez” diyorsunuz ve bitiyorsunuz. Çırpınmaya ne gerek var? Bak, Boğaziçi Üniversitesi’nde çoluğu çocuğu toplamışlar, profesörleri falan, dünyanın masrafını yapmışlar, okul ayaklanmış, Boğaziçi Üniversitesi falan. Konu ne? Konu Adnan Oktar. “Beş yıldan beri bizi inim inim inletiyor” diyor, “canımızı yakıyor” diyor, beş yıldan beri zulüm devam ediyor” diyor, “iflahımızı kestin” diyor, “hiç mi acıman yok” diyor, “ne kadar gaddarsın, vurma artık” diyor, “ciyak” diyor, “yeter artık” diyor adamlar.
Gösterin resimlerini. Vay gariplerim vay, vay gariplerim vay. Toplantıları feryat-figan tarzında oluyor. Yani sakin olun, sakin olun. Bak göster, ne diyor? “Beş yıllık zulüm.” Beş yıldan beri zulmü ortadan kaldırıyor demek istemiş, beş yıldan beri zulüm yerle bir oldu demek istiyor.
Bu da bizim elma yanak, değil mi? O da olaya dahil olmuş.
AYLİN HANIM: Gelememiş Hocam, İngiltere’den katılmış.
ADNAN OKTAR: Gelemez, çünkü onu burada Kayseri pestili gibi yapacak biri var. Kaç kaçabildiğin kadar Dawkins efendi.
DİDEM HANIM: Hocam, geçen gün bir Amerika kanalında, sizinle yayına çıkması için çağırmışlardı, yine katılmadı.
ADNAN OKTAR: Sürekli arazi. Elma yanak, gidiyorsun ortaokullu öğrencilerle tartışıyorsun, liseli öğrencilerle tartışıyorsun, hahamlarla tartışıyor, rahiplerle tartışıyor, konuşuyor. Be hey elma yanak, gel bir on dakikanı alacağım, çık karşıma, değil mi?
AYLİN HANIM: Hocam “yol parasını da veririm, ağırlarım demiştiniz, yine gelmedi.
ADNAN OKTAR: Bakın beş yıldızlı otelde ağırlayacağım dedim, sadece yarım saatini alacağız. Gelecek burada oturacak. Hatta otelde de bulunabilir, oradan da canlı yayınla katılabilir, ben oraya giderim sorun değil. Ama biliyor ne hale getireceğimi, inşaAllah. Böyle kamyon ezmiş kola kutusuna çeviririm. Hayrettir çırpınmaları, inanılır gibi değil. Ayrıca onlara bir müjdem daha var, sırf evrim teorisi yıkılmakla kalmayacak; Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek, Hz. İsa Mesih (a.s) zuhur edecek, İttihad-ı İslam olacak ve bizim elma yanak da görecek. Olayın ilginç yanı, o. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki profesörler de görecekler, oradaki toplanan sübyan topluluğu da görecek, inşaAllah. Toplamışlar başına sübyanları, onlar da ağzı açık dinliyor keratalar. Hiç sormuyorsunuz ağabeyinize; bunlar doğru mu söylüyor diye. Zaten çocuklar da korku ve tedirgin dolu gözlerle bakıyorlar. Zoraki toplamışlar onları, Allahualem, başka giden de yok.
Kaç bin kişilik o salon?
AYLİN HANIM: 3000 kişilik ama 700 kişi gelmiş.
ADNAN OKTAR: 700 kişi. O da, işte size yemek yedireceğiz, sandviç yedireceğiz falan, çay içireceğiz diye oradan buradan topladıkları sübyanlar.
DİDEM HANIM: Hocam, soru sormak da yasakmış. İsteyen yazılı versin soruyu demişler.
ADNAN OKTAR: Soru sormak için yazılı verebiliyoruz, soru sormak yasak.
DİDEM HANIM: Birde, oksijen eksikliğinden dolayı kardeşlerimiz içeri alınmamışlar.
ADNAN OKTAR: Bizim çocuklar gidince, oksijeni bitirirsiniz demişler, öyle mi? Ölürüz demek istiyorlar. Oksijen biter biz de biteriz demek istemişler, biz onu anladık.
Sibel Eraslan; “Kapıyı çalan kimdir.” Sibel Eraslan; mümin muttaki bir hanım, değil mi bu hanımefendi? Star Gazetesi’nde yazıyor. Ne güzel söylemiş annemiz, mübarek: “Müslümanlar Müslümanlarla görüşsün” diyor, ne var bunda, ne var ne güzel söylemiş. Allah razı olsun, yerden göğe kadar haklı, çok güzel söylüyor, maşaAllah. Yani reaksiyon gösterenler ayıp yapmışlar. Müslümanların birbirleriyle yoğun görüşmesi, sohbet etmesi, Türkiye içerisinde de ittihad etmesi, birbirlerini koruyup kollamaları çok elzem. Allah’ın emrinin bir uygulaması olur. Annemiz isabet etmiş, güzel konuşmuş. Aksini söyleyenler de ayıp etmişler, inşaAllah.
Ama yaşlı insanlar, biz onların ayağına gidelim. Onlar bizim neden ayağımıza gelsinler, biz gideriz, inşaAllah. Ama davete, icabet gerekir, inşaAllah.
“Adnan Oktar Hocamız’ın değişen sohbet saatleri yüzünden takipte güçlük çekiyoruz. Eğer eskiden olduğu gibi Hocamız tekrar saat 21 civarlarında çıkarsa, takip açısından daha iyi olacağına inanıyoruz. Yardımcı olmanız dileği ile” Gökçe Kırcalı. Ama şu an daha iyi, Cumartesi açısından, sabah iyi.
Kimdir o kardeşimiz? Bakayım.
DİDEM HANIM: Hocam, Sibel Eraslan. Uzun yıllar Akit Gazetesi’nde yazmıştı, şu an Star Gazetesi’nde yazıyor. Sibel Eraslan, şimdi kendi çocuklarına sizin kitaplarınızı okutuyormuş.
ADNAN OKTAR: İyi, maşaAllah. Doğru söylemiş. Eleştirenler yanlışlar. Annemize hak veriyoruz, saygı duyuyoruz, inşaAllah.
DİDEM HANIM: Sibel Eraslan, şimdi kendi çocuklarına sizin kitaplarınızı okutuyormuş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, kendi çocuklarına benim kitaplarımı okutuyormuş. Ama başka da zaten kitap, zor. Risale-i Nur var ama Risale-i Nur’un da dili çok ağır, onu anlamaz çocuklar. Yoksa mükemmel Risale-i Nur ama dili ağır.Türkçesi, Harun Yahya eserleri mükemmel, ispat yönü mükemmel, bilimle Kuran’ı bağdaştıran yönü mükemmel. Yani azılı düşmanlarımız bile, en azılı düşmanlarımız bile mecburen bizim kitaplarımızı tavsiye ediyorlar, dünyanın her tarafında, mecburen, yani başka kitap yok. Var başka da, o anlamda kitap yok.
“Hocam, neden bu güzel hanımlar çıkıyorlar” diyor. “Tesettürle ilgili de Hocamızın görüşlerini merak ettim” diyor. Çok soruluyor, biz de defalarca söyledik. Ama bakın, kanallarda çok fazla hoca efendi çıkıyor. Mutaassıp bir ortam var, hanımefendilerin başları kapalı. Ama bir kapalı toplum meydana getirmiş durumdalar, yani Müslüman Müslüman’a zaten tebliğ yapıyor. Mesela falanca alim diyelim, isim vermeyelim; bakıyoruz karşısında en fazla başörtülü bir hanım var. Kim dinliyor? Kendi cemaatleri dinliyor, kendi topluluğu dinliyor, çok dar bir çevrede. Bir kısmının başı açık hanımlara bakış açıları nasıl -hepsini tenzih ederim- nefret, öfke, kin ve hatta düşmanlık dolu. Nasıl değerlendiriyor? Fasık, dinsiz, işte aklınıza ne gelirse, ne kadar çirkin sıfat varsa aşağı yukarı, bir çoğunu düşünüyor bir kısmı. Dolayısıyla kesin bir kopma olmuş durumda. Yani küçük topluluklar var, küçük cemaatler var bazı yerlerde bazı kişiler için söylüyorum bunları, küçük sayıda da olsa bu böyle. Ve tecrit olmuşlar, efendim, gettolar oluşturmuşlar, belirli mahallelerde olan, kimseyle görüşmezler, konuşmazlar falan. Böyle Amerika’da da var Hıristiyanlarda da var, mesela Amişler gibi vatandaşlar gibi, yani kapalı toplum. Şimdi kapalı topluma alışık oldukları için bize diyorlar ki: “Niye Türk halkının bütününe yöneliyorsunuz, niye yüzde 70-80’nine yöneliyorsunuz? Biz onlardan koptuk, onlar da bizden koptu, biz kendi aramızda küçük gettolar oluşturduk, gruplar oluşturduk, kapalı bir toplumuz. Siz de kapalı bir toplum olun, ondan sonra, sadece kapalı hanımları çıkarın, hatta onları da çıkarmayın; erkek erkeğe konuşun. Hz. Mehdi (a.s) konusunu da gizleyin, millete yalan söyleyin alenen. Mehdi çıkmıştır, şahs-ı manevidir, işte kıyamette kopmak üzere zaten veyahut milyonlarca sene var kıyamete, insanları da kandırın. Böyle idare edin, bak biz idare ediyoruz, siz de idare edin” gibi bir mantıktalar bir kısım kardeşlerimiz. Biz de diyoruz ki, milletimizin biz tamamını kucaklıyoruz, yani ben, hepsini. Türkiye’nin en az yüzde 70-80’i hanımların başı açık, makyajlı ve bakımlılar, modern bir toplumuz biz, inşaAllah. Sahil kentlerimizde bikinili, mayolu hanımlar da var, tanga mayolu hanımlar da var, hepsi bizim insanımız, ben de hepsini çok seviyorum. Mesela ben İzmir’de de konferans versem, sohbet etsem bikinili hanımlar benim karşıma otururlar, ben konuşurum, dinden imandan konuşurum. Bize benzemiyorsunuz diyorlar; doğru ben size benzemiyorum. Benzemek ister misin diyorlar; benzemeyeceğim zaten, öyle bir konu yok. Benim orijinal yönüm bu, ben bunu tam anlatamıyorum. Yani ben size hiç benzemeyeceğim, bu mümkün değil, bunu unutun yani. Durup durup bize niye benzemiyorsun tutturuyorlar; benzemeyeceğim de onun için. Siz bana benzeyeceksiniz, yani siz bana benzeyeceksiniz, dünya bana benzeyecek. Ben de Hz. Mehdi (a.s)’a benzeyeceğim, Hz. Mehdi (a.s) da Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzeyecek, Peygamberimiz (s.a.v.) de Cebrail (a.s.)’ın sözüne uyacak; uydu. Sistem bu, olay bu, inşaAllah.
Bakın, Boğaziçi Üniversitesi’ne geliyorlar, konferans veriyorlar, orada bir tane dindar kişiye rastlamak pek mümkün olmuyor. Bakın, 700 kişi toplandı, bizim çocuklar gidiyorlar; dindar olarak, ne diyorlar: “Salonun oksijenini bitirirsiniz” diyorlar, “oksijen biterse sonra biz ölürüz” diyorlar, “bizim ölmemizi istemezsiniz, değil mi” diyorlar, “o zaman oksijeni bitirmeyelim beyler, rica ederiz” diyorlar, “biz konuşalım siz de dinleyin” diyorlar, “cevap vermek de yasak, soru sormak da yasak” diyorlar, susmak serbest, ama uzaktan bakacaksınız” diyorlar, “sakın gelmeyin, oksijen biter” diyorlar. Şimdi bak böyle bir sistem var. Boğaziçi Üniversitesi’nde, resmi olarak devletin okulunda, ateist düşünce, Darwinist, materyalist düşünce devlet desteği ile yapılıyor; resmi olarak. Sen orada ‘Allah vardır’ diye bir toplantı yapabiliyor musun? Git de bir yap bakayım. ‘Allah’ın varlığının, birliğinin delillerini anlatan bir toplantı yapacağız biz efendim üniversitede, de’ yap bakalım; yapamaz. Ama Allah’ın olmadığını -haşa- Darwinizm’i-materyalizmi anlatan bir toplantı dediğinde, sana resmi izin çıkar. Devletin hemen hemen bütün üniversitelerinde bu böyledir. İsterseniz gidip deneyin. Adamlar diyor ki: “Darwinizm var” diyorlar, “biz direkt Kuran’ı anlatalım” diyorlar. Kardeşim, Kuran’ı anlatman için önce imanlı olması lazım. Allah Kuran’da diyor ki: “İçi korkan, Allah’a inanana anlatabilirsin bu ayetleri” diyor. Allah’tan korkmuyor adam, nereye anlatıyorsun? Kuran’ı kabul etmiyor ki zaten, -haşa- Kuran’ın uydurma olduğuna inanıyor, -haşa- eskinin masallarıdır diyor adam. Önce Allah’a iman ettireceksin, iman olması için ne yapacaksın? Putu ortadan kaldıracaksın. Put ne? Darwinizm; dünyanın en büyük putu şu an. Sonra materyalizmi yıkıp, temiz bir alan meydana getireceksin, ondan sonra iman hakikatlerini anlatacaksın, iman etmesini sağlayacaksın, sonra Kuran’ı anlatacaksın, sonra farzları, helalleri, haramları anlatacaksın. Bunlar, en sonda yapılacak şeyi en başta yapmaya kalkıyorlar, o zaman da adamlar kakır kakır gülüyorlar, değil mi? Yerlere yatıyorlar, tabii.
Kız kardeşlerimiz, arkadaşlarımız nur gibiler, çok tertemizler. Mesela bakın Beril, çarşaflı hanım hiç görüyor musunuz?
BERİL HANIM: Görmüyoruz.
ADNAN OKTAR: Bakın, Türkiye’de ilk defa çarşaflı bir hanımı da muntazam olarak çıkacak şekilde; ara ara, çok nadir çıkanlar oldu yani tarihte de, ama böyle muntazam çıkan hiç olmadı, inşaAllah.
Açık hanımlarla, modern hanımlarla İslam’ın, Kuran’ın anlatılması, onların hocalık vasfıyla İslam’ı anlatması olayı, pek görülmüş bir şey değildir, ilk defa oluyor. Yani ben cumhuriyet tarihinde hatırlamıyorum. Dolayısıyla bizim milletimizi bölmeden, parçalamadan bütün olarak biz kucaklıyoruz. Alevi-Sünni ayrımını biz ortadan kaldırdık, inşaAllah. Yani Müslüman grupların içerisinde bu konuda en başarılılardanız. Tabii ki gayret edenler var, bu konuda emeği geçen çok insan var, fakat çok başarılı olduğumuzu Allah bize gösteriyor, elhamdülillah, maşaAllah. Ve açık-kapalı ayrımını ortadan kaldırdık. Milleti ikiye bölmüşlerdi bir kısım kişiler, bölmeye kalkıyorlardı, fitne çıkarmaya kalkıyorlardı, biz bunu ortadan kaldırdık. Adamlar diyor ki;“bize niye benzemiyorsun?” Benzemeyeceğim, benzemeyeceğim, evet. Bunu bırakacaksınız. Biz gettolaşmayı kabul etmiyoruz, milletimizi bütün kabul ediyoruz, inşaAllah.
Akın Kaba. “Selamun Aleyküm, imanı güzel Hocam. Bu üçüncü mailim, inşaAllah bu sefer okursunuz” diyor. “Hocam, sizi çok seviyoruz, Allah’a emanet olun. İslam Birliği için çok dua ediyoruz.” Bursa’dan İbrahim Kaba, Kaba ailesi, maşaAllah.
“Muhterem Adnan Hocam. Şu anda size Antalya’dan yazıyorum. Şu anda fabrikamda çalışan işçilerimle birlikte sizi izliyoruz.” MaşaAllah. “İşçilerimin bölümüne dev ekran koydum, sizin güzel sohbetlerinizi izliyoruz. İşlerimizde verim arttı. Ne bereketli adamsınız Hocam, maşaAllah. Teşekkür ediyoruz” diyor, Yusuf kardeşimiz.
Tabii, iş yeri olan kardeşlerimiz; dev ekrana da gerek yok, normal televizyon da koyabilir. Ama oluyorsa dev bir ekran koyup, aç A9’u ne güzel. İmanlı, çalışkan, dürüst insanlarımız orada bilgilenmiş olsunlar, değil mi? Televole kültürüyle kafaları zehirleneceğine, faydalı bilgilerle, genel kültürü, imani yönü kat kar artsın, inşaAllah.
“Sevgili ve Sayın Hocam. Biliyorum ki, dünyanın dört bir yanında sizinle tanışmak için can atan kardeşlerimiz var. Ve taleplerini de çeşitli yollarla size ulaştırıyorlar ve yine de çok iyi biliyorum ki, konumunuz dolayısıyla bu sorulara çok sık cevap veremiyorsunuz. Ancak bütün bunlar benim sizlere olan yakınlığımı artırma çabalarımı engellemeyecektir. Teşekkür ediyorum” diyor, “yani gereğini yapacağım, mutlaka görüşeceğim” diyor.
“Sevgili Hocam, lafı fazla uzatmak ve değerli zamanınızı daha fazla çalmak istemiyorum. Şunu biliniz ki, fitnelere karşı mücadeleniz, yüreğimde size ve arkadaşlarınıza karşı içimde sevgi ve saygının en güzelini yaratmış durumdadır. Benim sizlerden ricam şu; eğer siz de uygun görürseniz sizinle tanışmak, hiç değilse bir elinizi öpüp, hayır-duanızı almak ve yine uygun görürseniz, faaliyetlerinizde istekleriniz doğrultusunda yakinen katkıda bulunmak istiyorum. Şimdiden ayırdığınız zaman için teşekkür ediyor, Allah’ın rahmetinin üzerinizde olmasını niyaz ederim.” Oğuzhan Galatalıoğlu. MaşaAllah. Tamam, gelin görüşelim, inşaAllah.
Ebru Hocam’dan bir şeyler dinleyelim.
EBRU HANIM: Estağfirullah Hocam. Bir fosilimiz var, isterseniz onu gösterebilirim önce. Bu, 10 milyon yıllık İtalya’dan çıkarılmış, yusufçuk larvası fosili. Günümüzdeki yusufçuk larvasıyla aynı birebir, hiçbir değişikliğe uğramamış. Yani canlılar en ufak bir değişikliğe uğramamışlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kaç milyon yıllıktı?
EBRU HANIM: 10 milyon yıllık. Miyosen dönemine ait. MaşaAllah, en ufak bir değişikliğe uğramamış, yani evrim yok. Canlılar nasıl yaratıldılarsa, aynen günümüzde de o şekilde yaşıyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın, ispat böyle olur, ispat böyle olur. Gösterirsin fosili, olayı bitirirsin.
AYLİN HANIM: “Bir sürü fosil var” diyorlar, her evrim programında, bir tane çıkmadı şimdiye kadar.
ADNAN OKTAR: Bir iman hakikati filmi seyredelim. Çünkü iman hakikatleri çok önemli.
VTR- Tavşanlar
ADNAN OKTAR: Bir şehidimiz daha oldu biliyorsunuz, Aydın Menderes. Allah rahmet etsin. Mübarek, muhterem, müberra çok muhterem, güzel bir ailenin güzel bir ferdiydi. Allah gani gani rahmet etsin, Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah. Dünya iyisiydi, çok demokrat, dindar, mukaddesatçı, iyi niyetli nahif bir insandı, zarif bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin, maşaAllah.
“Maya takviminin bitimi; 21 Aralık 2012.” 21.12. 2012, tabii acayip bir rakam oluşmuş oluyor. 2012 tersten 21 okunuyor, buradan da 21, 21.12.2012 tarihini veriyor. “Bu tarih Musevi takviminde 5773 tarihine denk geliyor.” Şimdi bu anlattığım önemli. “2012 yılı Musevi takvimine 5772-5773 dönemini işaret eder. Maya geleneklerine göre, 21 Aralık 2012 tarihi, yeniden doğuştur.” Zohar’da, yani Yahudi kaynaklarında, en önemlilerindendir; “Yakup soyu için kurtuluşun başlangıcı olarak” yani İsrail’in kurtuluşunun başlangıcı olarak, “Musevi yılı 5760 yılını belirtmiş” yani Musevi inancında 5760 yılıdır. “Bu tarih 11 Eylül 1999 tarihini veriyor.” 1999 tarihi, çok hayatidir. Bize operasyon yapıldığı tarihte 1999’dur biliyorsunuz. Birçok olay 1999’da oldu, deprem de 1999’da oldu. “29 Eylül 2000 tarihleri arasındaki dönemdir.” Bak bu tarih, “11 Eylül 1999” 11 Eylül bak, “29 Eylül 2000 tarihleri arasındaki dönem, Kral Mesih’in (Hz. Mehdi (a.s)’ın) ortaya çıktığı belirtilen Musevi yılı 5766” Rosh Hashanah, “3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.” Aynı zamanda Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın geldiği tarihtir, inşaAllah. “Bu yıl, 2005-2006 yıllarına işaret eder.” Hz. Mehdi (a.s)’ın faaliyetlerini yoğunlaştırdığı dönem. Musevilerle aynı bakın, ittifak halindeyiz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle de aynı, Musevilerin dedikleri de aynı. Hepsi ittifakla aynı noktada birleşiyorlar. “Kral Mesih’in (Mehdi (a.s)’ın) tüm dünyada harekete geçireceği tarih olarak belirtilen Musevi yılı, 5773 yılı ise, 2012-2013 tarihlerine işaret etmektedir.” Bakın, “Kral Mesih’in (Muhammed Mehdi (a.s)’ın), tüm dünyayı harekete geçireceği tarih olarak belirtilen” tüm dünyada bir hareketlenme olacağı tarih, “Musevi yılı” yani dünya çapında faaliyetlerine başladığı tarih Hz. Mehdi (a.s)’ın, “5773 yılı” bakın Zohar’da, 3000 yıllık eserde geçiyor bu, 3000 yıllık kaynak bu, “ise, 2012-2013 tarihlerine işaret etmektedir.” Zohar Veyera bölümünün 1/119 - A bölümünde; “Haham Şimon açtı ve şöyle söyledi: Yakup ile antlaşmamı hatırlayacağım.” Vaikra 26/42. “Yakup bir vav ile birlikte yazılmıştır. Neden: Bu ayet İsrail sürgünü hakkında söylenmiştir. Çünkü onlar, Yakup’un evi sürgünde iken hatırlanacaktır. Onlar vav’ın sırrı ile hatırlanacaklardır. Bu da 6. bin yıldır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor: “6. bin yılının içindeyiz biz” diyor. “Bu da 6. bin yıldır. Hatırlanma, pekhida ise vav’ın sırrındandır. 6 an ve yarı zaman ve 6. bin yılda kapının üzerindeki sürgüye kalan, 60. yılda göklerin Rabbi Yakup’un soyunun hatırlanmasını yükseltecek, bu zamandan sonra tam hatırlatma zekirah zamanına kadar, 6 ve yarım yıl kalacak. Bu zamandan sonra da bir başka 6 yıl ve bunlar 72 yıl ve yarımdır.” 72,5 yıl. Bediüzzaman ne diyor? Aynısını söylüyor; dünya hakimiyetinin ne kadar süreceği, 72,5 yıl diye söylüyor. Kuyruklu yıldızın, Hz. Mehdi (a.s)’ın da çıkacağını söylüyor Zohar’da. Peygamberimiz (s.a.v.)’de aynısını söylüyor. “Ve bütün dünya Yakup soyu etrafında toplanacak.” Hz. Mehdi (a.s) kimin soyundan? Hz. Yakup (a.s)’ın soyundan.
Şimdi bu konuyu bir daha şöyle derli toplu anlatayım. Zohar’da, bakın 3000 yıllık kitap, Tevrat’tan sonra en önemli eserdir. Yani bizdeki hadis kitapları gibi. “Yakup soyu için kurtuluşun başlangıcı olarak” Yakup soyu; Hz. İbrahim (a.s)’ın soyu, “Musevi yılı 5760 yılını belirtmiştir. Bu tarih, 11 Eylül 1999, 29 Eylül 2000 tarihleri arasındaki dönemdir.” Bediüzzaman ne diyor: “Yarım asır sonra hepsini darmadağın edecek” diyor, aynı tarihi veriyor. Tevrat’ta da belirtilen Hz. Mehdi (a.s) aynı, Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği Hz. Mehdi (a.s)’da aynı, hepsi aynı, evet. “Kral Mesih’in (Muhammed Mehdi (a.s)’ın) tüm dünyayı harekete geçireceği tarih olarak belirtilen Musevi yılı, 5773 yılı” Zohar’da, “yani 2012-2013 tarihlerine işaret etmektedir. Onun için buraya gelen Museviler: “Biz İstanbul’da görüm aldık” dediler, görüm. Görüntü gördük dediler İstanbul’da. “Bir şey olacak İstanbul’da” dediler. Tapınak Şövalyeleri geldi: “Bizim bin yıllık geleneğimizde, bin yıllık geçmişimizde, İstanbul’da birinin çıkacağını bize belirtiyorlar” diyorlar, “bir su testisi sahibi; biz onu gördüğümüzde, onun peşine takılacağız” diyorlar. Benim röportajlarımda da burada su testisi görmüşler: “Biz onu görünce, anladık” diyorlar. Halbuki Hz. Mehdi (a.s) öncüsünü görmüş oldular. Su testisinin sahibi asıl; Hz. Mehdi (a.s)’dır. Biz talebesiyiz, biz de tabii testiyi taşıyoruz yani, inşaAllah,Hz. Mehdi (a.s)’ın peşisıra, inşaAllah.
Önümüzdeki günlerde İsrail’in ünlü Kabala uzmanları gelecek. Biliyorsunuz, Kabala Musevilikte çok önemlidir. Zohar; Kabala ilminin temel eseri. Rakamlarla, şifrelerle ilgilenen bir yönü de var. Musevi inancında, Tevrat’ın batın yönünden tefsirini yapıyor Zohar, ince manalarını çıkartır, detay manaları çıkarır, Tevrat’taki şifreleri çözer, inşaAllah. Orada bakın, açık açık 11 Eylül 1999, 29 Eylül 2000 tarihleri arasında Mehdiyet’in tırmanışa geçeceğini, dünyaya yönelikte, 2012-2013 döneminde başlayacağını söylüyor, dünyaya yönelik. Biz ne diyorduk? Bediüzzaman ne diyordu? Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyordu? Aynısını. Kabala ne diyor? Aynısını. Zohar tefsirinde ne deniyor? Aynısı. Musevi kaynaklı. Meğer bütün hahamlar biliyorlarmış bunu. Bana pek ses çıkartmadılar, son anda duydum bildiklerini. Talmut’ta da geçiyor, hepsi biliyor. “Kurtarıcı, İsrail’in dışından çıkacak” diyorlar, “biz bunu biliyoruz” diyorlar, yani “İsrailli olmayacak” diyorlar, “İsrail dışından gelecek” diyorlar. O Sanhedrin’in başhakimi söyledi, ayrı olarak söyledi bana. Bizim eve doğru gidiyorduk bahçede; “O İsrail’den gelmeyecek” dedi, “İsrail dışından gelecek, biz bunu biliyoruz” dedi. Başka şeyler de söyledi de şimdi söylemeyeyim. Zaten kardeşlerimizi zor dengede tutuyoruz, bir de onunla uğraşmayalım.
Bu Hz. Mehdi olayı doğru, bak Fatih Altaylı bilmem ne falan herkes hazırlansın. Bütün bu köşe yazarları hazırlansın; doğru, dediğim doğru, yani şaka yapmıyorum, yüzümde de öyle bir ifade yok. Bayağı da uyanık bir adamım yani, benim hurafeye karşı tavrımı herkes bilir. Adım gibi emin olmasam, yüzde yüz emin olmasam böyle konuşmam. Benim ne kadar hurafeye karşı tavır içinde olduğumu herkes bilir. Bakın doksan dokuz değil, yüzde yüz emin olmasam, söylemem. Demek ki çok kapsamlı bir şeyler biliyorum. İslam hakim olacak; bu doğru, İttihad-ı İslam olacak. Türkiye öncü olacak, bu da doğru. Hz. Mehdi (a.s) Türkiye’den çıkacak, bu da doğru. Çırpınanlar olacak, bu da doğru. Ama eze eze, eze eze, ilimle, bilgiyle, sevgiyle İslam hakim olacak.
Efendim, bir Mehter Marşı dinleyelim. Ama klasik Mehter dinleyelim, geçenlerdeki gibi. Hadi bakalım, inşallah.
VTR-Mehter Marşı
ADNAN OKTAR: Topkapı Sarayı, ecdat tarafından Hz. Mehdi (a.s) için özel olarak yaptırılmıştır, yeri çok özeldir, İstanbul’un herhangi bir semti gibi değildir. Ayasofya’nın bitişiğinde özellikle ve kasten yapılmıştır. Ayasofya Cami’nin yeri özellikle belirlenmiş bir yerdir, altındaki emanetler özellikle korunmuştur. Topkapı Sarayı da, Hz. Mehdi (a.s)’ın görüşmelerinde, sohbetlerinde kullanacağı bir mekandır. O zaman daha da dizayn edilecek, hazırlanacak, göreceksiniz. Hatta bir Amerikan devlet başkanı; “burayı niye kullanmıyorsunuz” diye sormuştu. “Ne kadar güzel” diyor, “bu gibi şeylerde, resmi görüşmelerde kullansanıza” diyor.
Bu Froman ne efendi insan, maşaAllah. Buraya gelen, bu yaşlı olan buraya gelen değil mi? Çok mazlum bir insan. Enaniyetsiz bir insan. İsrail onun sözünü dinlese, o insanın. Bayağı efendi bir insan.
Kapıları açtık biz, pasaportu kaldırdık. Başbakanımıza helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun. Bir de şu Azerbaycan’ı hallederse, bir de Ermenistan, acayip tokat olacak Fransa’ya. Fransa’nın bu olayın üstüne kapıyı açıp, pasaportu kaldırıp, buyurun.
DAMLA HANIM: Hocam güzel bir haber var okuyabilir miyim, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Tabii buyurun, dinliyorum.
DAMLA HANIM: Hocam dün, Sayın Davutoğlu’nun, Ermeni kardeşlerimize yönelik konuşma yaptığından bahsetmiştik. Bu konuşmasından kısa bir alıntı okumak istiyorum. Şöyle söylüyor kendisi;“Anadolu topraklarından göçmüş, dini ve mezhebi ne olursa olsun, her birey bizim diasporamızdır. Fransızların bu bağnaz tutumuna ve Ermenistan ve bazılarının sürekli tahrik etmeye çalıştığı tarihe dayalı nefret duygularına karşı, nerede bir Ermeni varsa gideceğiz ve konuşacağız. Aramıza nasıl fitne sokulduğunu anlatacağız. Ermeni dostlarımızın da kalbini tek tek kazanacağız. Ortak geçmişimizin parıltılı yüzyılını konuşacağız” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah. Tam Osmanlı, tam Osmanlı. Yedi ceddine rahmet olsun, ne mübarek insan bu Dışişleri Bakanı. Adalet bakanı bir, Dışişleri Bakanı iki, İçişleri Bakanı’nı da çok beğendim. Şu son, konuşmalarından sonra, o komünizme karşı delikanlıymış, delikanlıymış. Helal olsun, inşaAllah. Biz kahrolsun komünizm diyoruz. Komünizmi istemiyoruz, komünist düşünceyi istemiyoruz. Yani Bolşevik kafasını, Bediüzzaman diyor ki;“Bolşevik baykuşlarının öttüğünü görüyorum” diyor. Bolşevik baykuşlarının, Bolşeviklik, komünistlik insanlığın düşmanıdır, istemiyoruz. Güneydoğulu, Diyarbakırlı, Mardinli, Siirtli, Vanlı, benim canım vatandaşlarım, mukaddesatçı ve maneviyatçıdır. Allah’tan, dinden, imandan haz duyarlar, sevinç duyarlar. Komünistlikten nefret ederler. Hakikaten çok güzel oluyor Gürcü hanımlar, çok delikanlı millet, tam Osmanlı, tam Anadolu insanı. Gürcistan’dan bana gelmişlerdi, böyle bir ekip olarak Gürcü kardeşlerimiz, oranın böyle ileri gelenleri, şahane insanlar. Tam Anadolu’daki kızlarımıza benziyor değil mi çok şeker. Başbakanımız da Gürcü, tabii Gürcü asıllı, ben öyle biliyorum. Evde şahane bir parça vardı, Güllü tabir edilen değerli bir sanatçımız var, inşaAllah, çok şahane bir sesi olan, değerli bir sanatçımız, onun güzel bir parçası var, hoş bir parçası vardı, bakalım onu kardeşlerimiz teşhis edebilecek mi? Sizde var mı? İstirham edeyim, istirham edeyim. Ben size on dakika müsaade vereyim. İzleyici kardeşlerimizin soruları gelmeye devam edebilir. Ama bunları okumak herhalde sadece üç-beş saatimizi alır bizim.
Ne diyor Le Monde?
DİDEM HANIM: “Adnan Oktar’la birlikte, Türkiye Dünya’da Müslüman yaratılışçılığın en güçlü merkezi haline geldi” demiş, özetle.
ADNAN OKTAR: Bir daha duyayım.
DİDEM HANIM: “Adnan Oktar’la birlikte Türkiye Dünya’da Müslüman yaratılışçılığın en güçlü merkezi haline geldi.”
ADNAN OKTAR: Bir kere daha ceddi dedeni dinleyelim de, konuşmayı okuyalım hadi bakalım. Allah Allah, yerimde duramıyorum. Derin derin nefesleneyim bari. Daha dur, daha hiçbir şey yapmadık onlara. 2012-2013’de de fırtına olacağız fırtına, kasırga. Bütün dünyaya böyle kasırga gibi dalacağız, Allah’ın izniyle. İlimle, bilimle, fenle, sevgiyle.
DİDEM HANIM: Hocam Fransa’da konferanslarımızda önümüzdeki günlerde başlayacak inşaAllah tekrar.
ADNAN OKTAR: Fransa, seviyoruz Fransızları, ne olursa olsun seviyoruz. İnşaAllah, Meclisteki o şeyi de yanlışlıkla yapmışlar. Kardeşim bir avuç adam girmiş, bomboş sıralar, bu nasıl iştir? Onu tazelemeleri lazım, bir daha toplansınlar değil mi?
AYLİN HANIM: Tabii. Bu arada posterleriniz Champs-Élyséesbulvarında Hocam.
ADNAN OKTAR: Champs-Élysées. Göreyim bir daha Champs-Élysées’deki resmimizi. Allah, Allah, şu delikanlı acayip yakışıklı, maşaAllah. Görmedim yok, Paris’in ana caddesi;“Allah var” diyor, maşaAllah.
Ne yapalım, ne edelim, Kuran’dan okuyalım. Muhterem Hocam bir sayfa açın, istirham edeyim. Şeytandan Allah’a sığınırız. Şeytandan Allah’a sığınıyorum, Ankebut Suresi, 10. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor, diyor ki; “İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a iman ettik" der”yani soruyorsun elhamdülillah Müslüman’ız, iman ettik der. “Fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman” mesela hapse atılıyor, ıstırap çekiyor ve yahut hakarete uğruyor, “insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar” Allah’a isyan etmeye kalkar diyor Cenab-ı Allah, “ama Rabbinden bir yardım ve zafer gelirse”, mesela bir zenginlik, bir üstünlük, hakimiyet, güç gelirse,“andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik” demektedirler.” Müslümanlarda bu sefer diyorlar ki Mehdi talebelerine veyahut işte kimse o zaman, o devirdeki inşalar;‘biz zaten birlikteydik’ diyor.“Oysa Allah, alemlerin sinesinde olanları daha iyi bilen değil midir?” diyor Allah, ‘yalan söylüyorlar’ diyor Allah. 11-“Allah muhakkak iman edenleri bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.” Hz. Mehdi (a.s) cemaati seçkincidir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in cemaati seçkinciydi, aklı başında insanlara tebliğ yaparlardı, aptal adama tebliğ yapmaz. Ayet var ayet, hükmü açıktır. Anlıyorsa anlat diyor Allah, anlamıyorsa, olmaz. Münafıklarda da başka tür bir seçkincilik vardır, onlarda herhangi bir Müslüman’a saldırmaz, geçenlerde de söylemiştim, yani kendi halinde namaz kılan, cemaate giden, camiye giden Müslüman’a saldırmaz. Kime saldırır? En etkili kim diye bir bakar dünyaya, dünyadaki en etkili olan kim? Münafık onu dünyanın öbür ucunda olsa, gider bulur ve ona saldırır, hedef olarak onu seçer münafık. Birinci hedefi odur, geceli, gündüzlü düşündüğü konu da odur. Mesela bir münafığa sorsan, ne iş, ne yaparsın, o der ki;‘işte derslerime çalışıyorum, işime, gücüme bakıyorum, derslerime bakıyorum’ der. Bilinçaltında ne var, en çok kafana taktığın nedir? desen, ‘yok ya der işte gezmek, ticaret onlar’ bir türlü söylemez. Bilinçaltındaki asıl hedefi; o devrin Mehdi’si kimse odur. Münafığın, şimdi bakın münafığın ne olduğunu anlamak isterseniz, internete girin bakın. Münafıklar bakın kime saldırıyor, kimi hedefliyor. Facebook’a girin, internete bakın, Youtube’a girin bakın, münafıkların en çok üzerinde durduğu, en çok saldırdığı kimse o Hz. Mehdi (a.s) odur işte. Şeytan en çok kime saldırıyorsa bakın, Hz. Mehdi (a.s) odur. Diyorlar ki; ‘Hz. Mehdi (a.s) kim?’ Ben oradan tespit edebiliyorum, tahmin edebiliyorum kim olduğunu. Merak eden girsin, toplumun içine de girebilir, Facebook’a da girebilir, internete de girebilir her yere bakabilir Youtube’a baksın. Münafıkların topluca, organize olarak sistemli ve kararlı kime saldırdıklarına bir baksınlar. Kime saldırıyorlarsa, işte Hz. Mehdi (a.s) odur. En yoğun olarak kime saldırıyorlarsa, odur. İkinci dereceden de onun yardımcılarına saldırırlar. Ki onun kanadını kolunu kırmak düşüncesiyle bunu yaparlar. Yollarını kapamak için yaparlar. Yöntem budur. Şimdi, Hz. Musa (a.s)’ı, Firavun döneminde tanımak istiyor bir adam. Gidersin Firavun’un sarayına “Firavun, en büyük düşmanın kim?” dersin. “En nefret ettiğin, en çok zarar vermek istediğin, en öfkelendiğin kim?’’ kim diyecek? “Musa” diyecek. İşte buldunuz;Mehdi. Ebu Cehil’e gidin, Ebu Leheb’e gidin Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında; “Dünyada en çok nefret ettiğin, en çok öfke duyduğun, kinlendiğin kim?” deyin, haşa. “Resulullah” diyecekler. O devrin Mehdi’sini bulduk mu? Bulduk. Bu devirde de gidip sorarsanız, münafığa soracaksın ama Müslüman’a değil. Müslüman çıkaramaz genellikle, zordur. İmanın nuru ile çıkarır. Her Müslüman çıkaramaz. Ama münafıkta, şeytan güç verdiği için, münafığın teşhisi çok kuvvetlidir. Münafık çok yaman bir zekaya sahiptir. Çünkü şeytan üstünü kabuk gibi bağladığı için, Kuran ayeti var;“Ben üstünü olduğu gibi, bütünüyle şeytanla kaplarım” diyor. Şimdi adam beynini, beyninin kıvrımlarını her yerini şeytan kaplamış. Bu durumda kimin zekasını kullanıyor? Şeytanın zekasını kullanıyor. Şeytanın zekasının teşhisi nasıl? Tam, bire bir. Hatasız teşhis yapıyor. En çok kime kinleniyorsun diyorsun. Şeytan onu kime yönlendiriyor? Hz. Mehdi (a.s)’a yönlendirir. Oradan Hz. Mehdi (a.s)’ı anlayabilirsiniz. En çok ağızlarında münafıkların dolaşan kişi, en çok düşmanı oldukları kişi, en çok yolunu kesmek istedikleri kişi, küfrün ve delaletin en korktuğu kişi kimse, Hz. Mehdi (a.s) odur. Teşhis için yolu açıkça gösterdik mi? Gösterdik. Gayet kolay bir yol. Bana bir daha soru sormasın. Bak yolu gösterdik. Ne kadar kolay, ne kadar pratik bir yol.
Mazlum, efendi, iffetli, akıllı, dürüst, samimi, candan, tertemiz ve nur, maşaAllah. İffetin sıcaklığı, imanın sıcaklığı her yerini kaplamış, maşaAllah. Hepiniz öylesiniz, maşaAllah. Onun için derin bir hayranlık oluşuyor size karşı. İnsan bilemiyor neden hayran. O kart kaşar kadınlarla karşılaştırıyorlar, dağlar kadar fark var. Boyut farkı var. Mesela o haysiyetsiz kadınların, iffetsiz kadınların korkunçluğu nerede, cazgırlığı, saldırganlığı, küstahlığı, deliliği, kokuşmuşluğu ve pisliği nerede, sizin nurunuz, ışığınız, temizliğiniz, iffettiniz, asaletiniz ve etkileme gücünüz nerede. Onlarda bir tiksinti, sizlerde bir hayranlık meydana geliyor, maşaAllah. Onlara, insanın duyduğu duygu; tedirginlik, tiksinti, acıma ve rahatsız olma. Yani bir pisliği gördüğünde insan nasıl rahatsız olur? Geçenlerde televizyon kanalında gördüm. Çok adi, karaktersiz kadınları toplamışlar. Aşağılık bir üslupla konuşuyorlar. Her şeyleri adi, pislik. Karşılarında kaşar herifler, onlarda onlara öyle pis pis laflar ediyorlar. Çok haysiyetsiz bir ortam, çok kötü bir ortam, ibretle ve tiksintiyle izledim. Şimdi o pislikler sizi gördü mü tabii kuduruyorlar, çok ızdırap çekiyorlar. Bir de Allah onlara nasıl bir pisliğin içerisine oturttuğunu gösteriyor. Kıyasla anlaşılır. Onlar cennette olduklarını zannediyorlar. Bir de bakıyorlar ki, cehennemin tam ortasında oturuyorlarmış. Sizle kıyaslayınca anladılar. Pislik, aşağılık kadınları, kaşar kadınları görünce, kalplerinde bir cennet duygusu oluşuyordu. Ama sizi böyle nur gibi, ışık gibi aklınızla, kültürünüzle, görgünüzle, efendiliğinizle, terbiyenizle, temizliğinizle, muhteşemliğinizle her türlü üstün yönünüzle görünce, içlerine ateş düştü. Nasıl bir pisliğin içine düştüklerini gördüler, çok şahane oldu. Onun için de bas bas bağırıyorlar. “Aman o hanımlar çıkmasın.” Ne yapalım, sizin o kokmuşlarınızı mı çıkarayım? Sizin gibi mi yapalım? İnşaAllah. Bizim milletimiz nur millettir, temiz millettir, inşaAllah. Pisliğe, televole kültürüne, üçkağıtçılığa dur diyoruz, inşaAllah. Birde genel kültürünüz çok hoşuma gidiyor. Kardeşim deryasınız, maşaAllah, ucu bucağı yok, ansiklopedi gibi, maşaAllah.
AYLİN HANIM: Hocam tüm bunlar sizde var zaten. Başından beri saydıklarınızın tamamı, çok yoğun olarak sizde var.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müminler birbirine benzer. “Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz” diyor. Ümmet ne demek? Birbirine benziyor demektir. Müslüman’ın vasfı bu olacak. Güzel ahlaklı, asil, soylu, sevecen, fedakar, cesur, insancıl, muhterem olacak, inşaAllah. Avrupa’ya da çok güzel örnek oluyorsunuz. Onlardaki o yobaz düşüncesini yerle bir ettiniz. Çünkü onların kafalarında; leş gibi kokan, marul gibi kat kat sarılmış, bön bön insanlara nefretle bakan sakallı, bıyıklı kadınları örnek gibi gösteriyorlardı. Böyle oluyorlar falan gibisinden. Siz böyle Avrupai, modern, nurlu, tertemiz, klas bir kişilikle çıkınca, çarşaflı olanınız, başörtülü olanınız, başı açık olanınız, çok güzel örnek oldunuz, maşaAllah. Yobaz takımı bize diyor ki; “Niye bizim gibi kavruk kalmıyorsunuz? Niye dünyadan kopmuş, içine çökmüş, dünyanın bütün güzelliklerinden geçmiş, bizim gibi böyle kapalı devre yaşamıyorsunuz?” Biz de ne diyoruz? Milletimizi kucaklayan bir ruha sahibiz, bütünleştiriciyiz, çünkü Mehdiyet ruhunda; bütünleştiricilik var, bölme yok. Adamlar “bölelim” diyor,“Sünni, Alevi ayrımı yapalım. Başı açık, başı kapalı ayrımı yapalım. Çarşaflı, başörtülü ayrımı yapalım.” Yapalım oğlu yapalım. Yok öyle şey. Böldürmeyeceğiz milletimizi.
AYLİN HANIM: Hocam İslam’ı temsilen sizi gördüler; modernliğinizi, kişiliğinizi, aklınızı, çok güzel görünümünüzü. Zaten o ilk başta çok önemli tebliğ oldu Allah’a çok şükür, maşaAllah.
Ebru Hocam’ın ilimi, irfanı çok güzel, maşaAllah.
EBRU HANIM: Allah razı olsun Hocam, siz vesile oldunuz, siz böyle yetiştirdiniz.
ADNAN OKTAR: Fosil bilimi hakkında, evrim konusunda, diğer konularda, paleontoloji konusunda, her konuda, özellikle genetik konusunda, uçsuz-bucaksız deniz gibi, maşaAllah. Allah ilmini, irfanını arttırsın, şevkini arttırsın, daha da derinleştirsin, maşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam siz de benim imanı yaşamama vesile oldunuz. Kuran’ı yaşamama vesile oldunuz, Allah razı olsun. Kuran’ı bilmiyordum, Allah’ı tanımıyordum, sizden sonra Allah korkumu arttırtınız, Allah’a duyduğum derin sevgiyi, derin aşkı arttırdınız. Size de Allah’ın tecellisi olarak çok derin bir aşkla bağlıyım, çok derin seviyorum sizi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah. Hakikaten bilmiyordu, İslam hakkında Kuran hakkında bilgisi yoktu ama şimdi alim, maşaAllah çok güzel, elhamdülillah. Özelliklede Osmanlı tarihinde uzman, maşaAllah.
Kısa bir ara verelim, sonra yine devam edelim. İman hakikati dinleyelim.
VTR- İman Hakikatleri
ADNAN OKTAR: Bu haber doğru mu? Diyor ki; “Bugünkü günde Kazakistan’ın bazı şehirlerindeçatışmalar devam etmektedir. Bazı bilgilere göre yardım olarak Kazakistan’a, Beyaz Rusya asker kuvvetlerini getirmişler.” Var mı böyle bir şey? Göster bakayım.
VTR- Kazakistan’daki Çatışmalar
ADNAN OKTAR: Bu kepazeliğin açıklaması yok. Kazakistan’da, bakın adamı ayağından vuruyor, adam yaralı yerde, polis dövüyor, sopayla kafasına vuruyor daha hala. Bakın yaralanmış. Öbürünü vuruyor, adam ölüyor, yatıyor, onunla hiç ilgilenmiyor, muhatap olmuyor. Yaralananı sopayla dövemeye devam ediyor. İşte mafya eğitimi, polisler mafya olarak eğitildiği için, devlet iddia edilen Ergenekon terör örgütünün ruhunu kabul etmiş durumda Kazakistan’da. Biz bunu biliyoruz. Uyardık da, daha öncede söyledik. Çok acı bir gerçektir. Ne gerek var? Yani devleti mafyaya teslim etmenin alemi nedir? Milleti böyle dehşet içinde, bu kepazelik içinde yaşatmanın alemi nedir?
DAMLA HANIM: Hocam, bu konuyla ilgili Hüseyin Gülerce’nin bir yazısı var, onu okuyabilirim isterseniz. Hüseyin Gülerce Hocamız; “Bir süre devam eden iddia edilen Ergenekon davalarının üzerinin örtüleceğine dair bir söylenti yayıldığını” belirterek, “AK Parti’nin kendini bitirecek, yaptığı her şeyi heba edecek böyle bir gayretin içinde olduğunu asla inanamam” demiş. “Bugüne kadar bu karanlık yapının sadece yüzde 20’sinin etkisiz hale getirebildiğini ve yapının asıl güçlerinin ayakta durduğunu” ifade etmiş. “Ayrıca İtalya’nın Ergenekon’a olan Gladyo’nun yargıda, siyasilerde, iş adamlarında, generaller ve medya mensuplarında uzantıları bulunduğunu” hatırlatmış, “dolayısıyla davanın üzerine ısrarla gitmek gerektiğini ve kimsenin bu davanın üzerini örtemeyeceğini” belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Hüseyin Gülerce Hocamız biraz tedirgin olmuş herhalde ama hükümete de “haydi arslanım, gereğini yapın’’ denmez. Oy oranını yüzde 60’a çıkaralım, yüzde 70’e çıkaralım, muazzam destek sağlayalım, hükümette gereğini yapsın. Yalnız Başbakanımızın, Başbakanlıkta kalması önemli. Eğer Cumhurbaşkanı olmaya kalkarsa, hükümet biter, ben söyleyeyim, yani net biter. Çünkü bak Demirel denedi, Adalet Partisi yok oldu. Aynı şekilde ANAP da karşımıza çıktı, Rahmetli Turgut Özal bunu denedi. Sırf böyle makam, mevki amaçlı gibi görünüyor böyle bir şey. Sonunda ne oldu? ANAP yok oldu, tarihe karıştı. Böyle bir şeyde de, AK Parti tarihe karışır. Onun için Başbakanımız, kanının son damlasına kadar, Başbakanlıkta kalmak durumundadır, inşaAllah. Bütün millet yanındayız. Kendini ferah tutsun, Allah’a dua etsin, biz de ona dua ediyoruz, milletimiz de dua etsin. Kusursuz insan olmaz ama azim gerekiyor, kararlılık. Bu azim ve kararlılıkla yanında olmamız gerekiyor. Kimse de Başbakanı, Cumhurbaşkanı olması için teşvik edip, alttan alta böyle oyun oynamaya kalkmasın. Çünkü bu düşüncenin arkasında iyi niyet yok. Bunun arkasında AK Parti’yi bitirme planı var. Cumhurbaşkanlığı süresi de yedi yıl olsun. Beş yıl değil, yedi yıl. Cumhurbaşkanı zaten sembolik liderdir. Çok aktif bir görevi olan bir yönü yoktur. Yedi yıl devam etsin, hem bu istikrarı da sağlar, yedi yıl sonra seçim yapılır. Benim gönlümde inşaAllah ömrü uzun olursa, Nevzat Yalçıntaş Hoca var. İnşaAllah ömrünü uzun etsin, onun Cumhurbaşkanı olmasını ben çok istiyorum. Nevzat Yalçıntaş Hocam’ın. Çok muhteşem olur. Herkes seviyor. İki yıl sonra, onu yapsınlar o mübarek insanı, inşaAllah. Başbakanımız da sakın ha sakın hükümetten ayrılmasın. Üç dönem. Ne mecburiyetimiz var. Değiştiririz, dört dönem, beş dönem yapacak deriz. Kanunları hükümet çıkarmıyor mu? Tüzüğü hükümet çıkarmıyor mu? Kuralı kim koyuyor? Hükümet kendi koyuyor. Bu kadar. Değiştirir.
Fatih Erbakan Facebook’ta yazı yazmış. Arslan Fatih, koç Fatih; “İstediğinizi yapın, istediğinizi konuşun, istediğiniz yere gidin, İslam Birliği kurulmadan, hiçbir zulmü önleyemezsiniz” diyor. Aferin Fatih’e, aferin canıma benim. Bu çocuk çok bereketli bir çocuk, çok efendi bir çocuk. Ben Saadet’in başında Fatih’i görmek istiyorum. Şahsım olarak öyle istiyorum. Saadet’e bereket getirir. Olsun tecrübesiz. Ne alaka? Birçok kurmay var. Aklı başında, tecrübeli insanlar var, onlarla beraber aldığı istişare kararları uyguladı mı, konu biter. Fatih Sultan Mehmet çocuk yaştaydı başa geçtiğinde. Ne var yani? Tek başına karar vermez ki. Bir de çok uysal da, saygılı, nezaketli de Fatih. Ben en iyi biliyorum demiyor ki çocuk. Onun bereketinden istifade edecekler Fatih’in. Onu kafaya koyacaklar, inşaAllah. Bunakların eline bırakmasınlar Fatih’i, özellikle istirham ediyoruz, inşaAllah.
“Nihat Hatipoğlu Hocamız’ı neden eleştirdiniz Hocam.” Eleştirmemizin nedeni; iyi olsun, güzel olsun, daha faydalı olsun diye. O da beni eleştirsin, ne var? Faydalı bir yön varsa söylesin. Doğru olan bir şeye benim her zaman açık olduğum belli. Hayır yönünde, güzellik yönünde bir şey söylüyorsa, dinlerim. Ben de onu Müslüman olarak emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker gereği, Allah’ın hükmüdür bu, eleştiriyorum tabii ki.
Onunla ilgili bir filmimiz vardı. Yayınla, genç delikanlı dinlesin.
VTR-Nihat Hatipoğlu; Hz. Mehdi (a.s)’ın Geleceği Zamanı Uzak Görüyor.
ADNAN OKTAR: “Biz ayrılamayız canım Hocam” diyor, bir hanım kardeşimiz. “Canım Hocam bugün beni sizden kimse ayıramaz, inşaAllah” demiş. “Programınızda konuşan bayan arkadaşları yürekten kutluyorum. Çünkü onlar, bir mesaj veriyorlar milletimize aslında. İslam başı açık kadınların asla düşmanı değildir. Çünkü İslam insanların saçına başına değil kalbine ve yüreğine hitap ediyor. Yani manevi hissiyatlarımıza. Allah, iyi ki sizi yarattı Hocam’’ diyor.
“Selamun Aleyküm Hocam.”Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben 25 yaşındayım Hocam. Bundan önce İslam ile pek aram yoktu. Çünkü bizler hep İslam’ı yasaklayıcı din, kadınları ev hayvanı gibi gören, çağdaşlığın düşmanı gibi gösterdiler. Bizlerde ister istemez antipati uyandırdı hep bu olaylar. Lakin sizi ve aydın hocalarımızı dinlemiş olduktan sonra, bu durum değişti” diyor. Evet, insanlar eğer bilgisizse, bazı insanlarda çok olumsuz etki yapabilir. İster istemez demeyelim de, bazı insanlarda böyle olumsuz etki meydana getirebilir. Ama her halükarda iradesini, imanını kullanan insanlar, öyle kötü bir imaj bile olsa, onun doğru olmadığını bilip, İslam’a, Kuran’a karşı sevgisinde, saygısında en ufak bir bozukluk olmaz.
DAMLA HANIM: Hocam, Sayın Başbakanımız dün yaptığı konuşmasında, kadına verilen değerin öneminin üzerinde durmuş, maşaAllah. “Kadınlara baskı uygulayan, değer vermeyen, sevmeyen toplumların geri kalacağını” söylemiş ve şöyle eklemiş; “Kadın haklarının ileriye gittiği toplumlar, her alanda ilerledirler. Huzura kavuştular. Kadınların ezildiği, örselendiği, ötelendiği toplumlar, kadın haklarının çiğnendiği toplumlar ise her alanda geriye gittiler, geride kaldılar. Dikkat ediniz, yabancılar tarafından değil, bizzat kendi insanı, kendi dindaşları tarafından sokakta, camide topluca katledilen Iraklı kadınlar ve erkekler nedeniyle öz eleştiri yapmak zorundayız. İstanbul’da bir belediye otobüsünde, Siirt’te, Ankara’da katledilen kızlar, çocuklarını korumak için canlı bombanın üzerine kadınlar için birlik olmalıyız” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Başbakan Erdoğan resti çekti” diyor.“AK Parti tüzüğündeki üç dönem yasağı ile Başbakan Erdoğan başta olmak üzere, partinin birçok yöneticisi, milletvekili olamayacak. Bu isimler arasında Sayın Erdoğan, Türkiye Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, Bakanlardan Bülent Arınç”; iyi bir insandır, “Ali Babacan”, o da çok temizdir, “Beşir Atalay”, o da iyi bir insan. “Bekir Bozdağ, Faruk Çelik”, bunlar hep iyi insanlar, maşaAllah. Bilmiyorum yani ne düşünüyorlar da, benim kanaatim o. Öbür türlü çok acayip olur diye düşünüyorum. Riskli o. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütünün daha yeni başı eziliyor, daha bismillah yeni başladılar. Böyle bir dönemde, böyle bir durum iddia edilen Ergenekon terör örgütünün şımarıklığını ve azgınlığını kudurtabilir, arttırabilir, çok dikkatli olmak lazım.
Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Ya Allah, bismillah. Nur Suresi, 22-“Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar” faziletli olan, önce söyleniyor. Varlıklı olan sonra söyleniyor. Çünkü varlıklı olurda faziletsizse bir şey olmaz, ondan pek bir şey çıkmaz. Ama faziletli, varlıklı ise o zaman tamam “yakınlara” yakınında kimler varsa yani akrabalarına, “yoksullara’’ malı, mülkü olmayan fakirlere. “Allah yolunda hicret edenlere’’ mesela evini terk edip gitmiş, Müslümanların yanına gelmiş, hicret etmiş,“Onlara mal vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler.” Bakın hem affedecekler, bir de hoş görecekler. “Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. 23-Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.” Temiz, mümin, muttaki kadınlara zina suçu atmak, onları töhmet altında bırakmak, haram. 24-“O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır” diyor Cenab-ı Allah. Yani onlar reddetse bile ayakları da, elleri de yaptıkları suçu onlara bildiriyor. 25-“O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.” Yani Allah’ın hakkı mutlaka yerine getirdiğini, Allah’ın hak olduğunu bileceklerdir.
Şimdilik bu kadar yeter, inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...