DAMLA HANIM: Hocamız’ın katılımıyla devam ediyoruz inşaAllah. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Kuran’ı açtım, Necm Suresi gelmiş. Necmettin Erbakan Hocamız’ın ismine kaynak olan sure, inşaAllah.
AYLİN HANIM: Hocam, bir kardeşimiz mesaj göndermiş.
ADNAN OKTAR: “Cihat”, ‘cehd’ anlamına gelir, ‘gayret etmek’,yani ilimle, fenle, sanatla, bilimle.Ama çok güzel olmuş, aferin. “Milli görüş, Sultan Fatih’in görüşüdür” diyor, Fatih’in de resmi, çok iyi olmuş, aferin. Erbakan Hocamız, Fatih’i bize emanet verdi, emanet bıraktı. Onu çok iyi de yetiştirdi. Herhalde bir amacı vardı. İsmini “Fatih” diye koymasının nedeni bir hikmete binaendir, inşaAllah. Fatih can, Fatih mütevazı, Fatih mazlum; oyun bilmez, ters bir ruhu yoktur, düzgün insandır,yalan söylemez, sevecendir, Allah’tan korkar, ehl-i imandır, takvadır, akılcıdır. Bu, derinlerin işine geliyor mu? Gelmiyor. Ne yapmaları gerekir? Fatih’i ekarteetmeleri gerekir. Ne yapmak gerekiyor o zaman? Kendi kafalarınca, bu nur insanı, bu değerli insanı yok etmeye yönelik, aynı Erbakan Hocam’a yaptıkları gibi bir tavır ve politika içindeler. Ben şahsen Fatih’i seviyorum, şefkat duyuyorum, saygı duyuyorum. Bu olayı da çok dikkatli takip ediyorum, şahsım adına. Biz Fatih’in, Saadet Partisi’nin başına geçmesinden memnunluk duyarız. Yani ben şahsım adına öyle diyorum. Yakışır ve gereklidir. Çünkü o ismin, o ruhun, o mananın oraya gelmesi güzel, Saadet’in başına gelmesi güzel.
DAMLA HANIM: Hocam, kısa bir bilgi verebilir miyim?Sınırda hayatını kaybeden kardeşlerimizin cenazesine devletten ve hükümetten katılan olmamış Hocam. Bu, oradaki kardeşlerimizi rahatsız etmiş. Henüz devlet erkanından bölgeye giden olmamış. Sadece Uludere Kaymakamı taziye ziyaretinde bulunmuş. Askerlerimiz, polisimiz de bir koruma sağlamamış. Hatta taziye çadırına giden Uludere Kaymakamı saldırıya uğramış. Koruma ve polis olmadığı için yumruklanmış. Yine Kürt kardeşlerimiz korumuş kendisini.
ADNAN OKTAR: Yalnız bu çok ayıp. Kim yaptıysa çok büyük terbiyesizlik yapmış. Misafire el kalkması tek kelimeyle ahlaksızlıktır. Çok büyük terbiyesizliktir. Orada kaymakam nezaket göstermiş, teessürlerini belirtmek üzere, nezaketli bir şekilde, örf ve ananelerimize uygun olarak, Kuran ahlakına uygun olarak taziyeye gitmiş. Orada nezaket gösterilir. Terbiyesizlik yapılmaz. Çok büyük edepsizlik yapmış, hangi aptalsa onu yapan çıksın özür dilesin. Çok büyük akılsızlık yapıyorlar. Yani bu tam anlamıyla kütüklük. Ne büyük terbiyesizliktir. Devletin kaymakamı, devletin görevlileri, nezaket gösteriyorlar değil mi? O ister mi böyle bir şey olsun? Ne kadar titizler vatandaşa karşı. Herkes rahatsız oldu bundan. Bak ben oradaki kardeşlerimize “kaçakçı” da demiyorum, ayrıca bakın. Sadece “vergisini ödememiş vatandaş” diyorum. Nur gibi çocuklar. Ve şehit olduklarına inanıyoruz. Bizim kardeşlerimiz. Bize ait insanlar. Gelip üstüne PKK paçavrası koyuyorlar, çocukların cenazesine. Onların ruhunu taciz ediyorlar. Ruhlarına ızdırap veriyorlar bu sefer de.
DAMLA HANIM: Hocam, bu konuyla ilgili de siz; “PKK bayrağının tabutların üstüne sarılmasını mazlum halkımız istemez.”
ADNAN OKTAR: “Bayrak” değil; “paçavra.”
DAMLA HANIM: Evet, tabii ki inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bayrak, öyle bayrak olmaz.
DAMLA HANIM: Evet, inşaAllah. “Silah korkusualtında mecbur bırakılmışlardır” demiştiniz. Hayatını kaybeden kardeşlerimizden birinin babası açıklama yapmış. Şu şekilde söylüyor; “o paçarvayı tabuta sarmaları ciğerimi yaktı” diyor. “Devletimiz bizi sahipsiz bırakmasın” diye çağrıda bulunmuş. Şehit olan kardeşlerimizden bir diğerinin babası gaziymiş. O da şöyle söylüyor; “zaten gözüm az görüyor, ‘üstünde PKK bayrağı mı var?’ dedim içimden. İnanamadım.Bunu kabullenemem” demiş.
ADNAN OKTAR: Bak, bak, benim milletimin güzelliğini görüyor musun? Benim canlarımın güzelliğini görüyor musun? Ama o ailelere, Allah rızası için hemen devlet yardım yapsın. Birde, yardım kampanyası yapalım. Bir hayırsever dernek öncü olsun, bu kardeşlerimizi ihya edelim. O, otuz beş koç yiğidimizi, o canlarımızı el üstünde tutalım, ailelerini. Bir ekonomik bir ferahlık, bir rahatlık olsun. Bir parça oradan kalbimize bir sürur daha gelir inşaAllah. Bir iyilik daha gelir. Bilmiyorum yani devletin resmi bir organı devreye girebilir. Veyahut bir vakıfla olur, neyse artık bilemiyorum. Hemen başlasınlar. Devlet de hemen yardım yapsın. Bize sevinç gelir o zaman.
DİDEM HANIM: Hocam, üç bakanımız da Şırnak’a gidiyormuş şu an.
ADNAN OKTAR: Şırnak’a, evet güzel. Sakın orada terbiyesizlik yapanlar olmasın, saygısızlık yapanlar olmasın.
Saadet Partili kardeşlerimiz, Fatih’e sahip çıksınlar.İkinci, Erbakan Hocamızın olayı olmasın. Vicdanen bakın, daha önce olan olaydan çok rahatsız olduk, değil mi? Çok ayıp oldu. Fakat sonunda düzeltildi elhamdülillah. Erbakan Hocamızın adı Milli Gazete’de yoktu. Fatih’in ismini biz Milli Gazete’de çokça görelim. Bazı bunakların tavsiyede bulunduğunu duyuyoruz, “Milli Gazete’de Fatih’in ismi pek geçmesin” diye. Bu ahlaksızlık ve terbiyesizliktir. Çünkü Erbakan Hocam kurdu Milli Gazete’yi. Allah’tan korksunlar. Vicdansızlık yapmasınlar. Yani bir bunak müdahalesi olmaması çok iyi olur. Ben şahsen, vatandaş olarak söylüyorum. İstirham ediyorum. Milli Görüş Sitesinde de Fatih’in isminin olması orayı güzelleştirir, süsler. Baktım geçenlerde bir konferansa katılmış Fatih, çok güzel konuşuyor, aferin. Aynı babası gibi, çok şuurlu. Tam dava adamı. Fatih’le Saadet Partisi şahlanır. Öbür türlü, ben söyleyeyim, Saadet Partisi yavaş yavaş, eriyip eriyip kaybolur. Benim şahsi kanaatimi söylüyorum. Fatih olmadan, Saadet Partisi olmaz. Eriyerek kaybolur. “Biz de zaten bunu istiyoruz” diyorlarsa bazı kişiler, “biz de bunu istemiyoruz” işte. Saadet Partisi’nin yok olmasını istemiyoruz. Eski anlı şanlı günlerine dönmek istiyorlarsa kardeşlerimiz ki ben şahsen isterim, Fatih’in mutlaka Saadet Partisi’nin başına geçmesi gerekir. “Tecrübesiz,” bilmem ne falan, kardeşim “akıl yaşta değil başta” derler. Yaşla, kiloyla bu işlerin alakası yok. Bu çocuk temiz, terbiyeli, saygılı, efendi.
Geçenlerde Mehmet Talu ağabeyimizle de konuştuk, Mehmet Talu Hocamla yukarıda konuştuk, sohbet ettik. Bu konuda gündeme geldi. O da canı gibi seviyor. Çok seviyor Fatih’i. O da Saadet Partisi’nin başında olmasını çok istiyor Mehmet Talu Hocamız. Çok değerli bir alim.
ADNAN OKTAR: Abdurrahman Demir diyor ki; “Hocam” diyor,“niye hanım kardeşlerimizin bir kısmının başörtüsü var, neden bir kısmının başörtüsü yok?” Abdurrahman, sana ne diyeyim ben? En az üç gün uyumamıştır, en az. Kucaklayıcı olacağız. Şimdi Sultan Babamız’ın talebeleri vardı yukarıda, onlarla sohbet ettim. Acayip seviyorlar maşaAllah, çok kalabalık gelmişler. Onlara da anlattım. Saadet Partisi iktidara geldiğinde, Gülay Kardeşimiz,Gülay Pınarbaşı başı açık gitmişti, acayip etki etmişti, acayip etmişti. 28 Şubat döneminde olaylar malum gelişti. İktidarlıktan Erbakan Hocamız alındıktan sonra dediler ki, yani bu 28 Şubat’ın asıl başları “vitrine uymadılar” dediler. “Biz de buna mecbur kaldık” dediler. Bak, “ vitrine uymadılar” ne demek biliyor musun? “Açık, kapalı hepsine eşit davranma olayı olmadı, yani biz bunu göremedik” dediler. Ben onları savunmuyorum ama Gülay Pınarbaşı’nın Saadet’i desteklemesi, Erbakan Hocamızın başbakan olmasını sağladı. Ve malum şahıslar, şimdi isimlerini tek tek saymayayım da, onların desteklemesi. Yani onu tarih yazacak sonra. Onu oturup anlatmamıza gerek yok. Şimdi arkadaşlarımız zannediyorlar ki Saadet Partisi gelince, herkes başörtülü, çarşaflı, herkes sakallı olacak. Öyle değil. O tarzda Saadet’in iktidar olması mümkün değildir. Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi, başı açık hanımlar da olacaktır, bikinili hanımlar da olacaktır, çarşaflı, tek gözü açık, herkes. Herkese saygı duyan bir görüşte Saadet iktidar olabilir. Bunu bilecekler kardeşlerimiz. O, partiyi yok etmek isteyenlerin kafasıdır; herkes çarşaflı olsun, herkes başörtülü olsun, herkes sakalı olsun. Öbür türlü de partide başka türlü bir zihniyet olmasın derlerse o olmaz. Akgönenç miydi, bir hanımefendi vardı, başı açık. Saadet’in çok oy almasının önemli nedenlerinden birisidir o hanım. Bilmiyorum şu an duruyor mu partide de. Gitti mi o, ne yapıyor?
TEKNİK EKİP: Duruyor.
ADNAN OKTAR: İslam hakim olduğunda, mason da Müslüman olacak, gayrimüslimler de olacak, hepsi. Herkese kucaklayıcı olmak lazım. Kafayı örtüye taktın mı olmaz. Yani örtülü olan Müslüman’dır, örtülü olmayan Müslüman değildir kafasına yanaşırsanız o olmaz, o yanlış.
Kardeşim de diyor ki; “Fıkhi konuları niye anlatmıyorsunuz?” diyor. Kardeşim, en önemli konu şu an iman meselesidir. İman meselesi. İman konusu. Ana konu dünyada iman zafiyetidir. O hallolduktan sonra zaten onlar kolay. Bir ilmihal kitabı alınır. İki günde bile öğrenir.
“Dursun Kızıltaş”. Dursun o soyad, ad senin mi? Değil. “Nerden biliyorsun?” dersen, işte biliyorum, bir şekilde biliyorum.
Kadir Çavuşoğlu; “hayırlı akşamlar diliyorum Adnan Bey.Sonuçta” diyor,“dini bir program yaptığınıza göre” diyor, “programın çerçevesinde bu müzikler programa hiç yakışmıyor” diyor. Kerata, yılbaşında kalkıp mastika yapacak, Ramazan Ayı’nda böyle hüzünlü hüzünlü kenara çekilip mevlit dinleyecek, düğünde rakıyı içip böyle kendini dağıtacak, yerlere yatacak. Her yerin bir usulü vardır, adabı vardır kafasında. Bak koç yiğidim, canım kardeşim, ben her yerde aynıyım. Camide de böyle neşeliyim. Evde de aynı neşeliyim. İbadetlerimde de böyle neşeliyim. Allah’ı anarken de neşeliyim. Her yerde böyleyim. İkiyüzlü Müslümanlık olmaz. Bunu bırakacaksınız. Keratalar. Ramazan ayında sofu oluyorlar bir anda. Ramazan çıkar çıkmaz, bayramda rakıyla açıyor. Bunlar kendi kafalarına göre bir din geliştirmişler. Ona uyuyor kendi. Bizi de uydurmaya çalışıyor. Yok, ben uymayacağım o senin geliştirdiğine.
“Esselamualeyküm mübarek Hocam, Fatih Erbakan Hocamız için hazırlanmış birkaç resim gönderdim. Bu gönderdiğim resimlere bakan birine bence daha başka bir şey söylemeye gerek yok. Siz çok güzel söylediniz. Bereketinden yararlanmaktan başka bir şey yok inşaAllah. Bereketin önünü açmak lazım inşaAllah. Manevi desteğinizi, duanızı Fatih Erbakan Hocamız için istiyoruz. Kendimiz içinde “Allah bizlere Erbakan Hocamıza gösterdiği davadan, Fatih Erbakan Hocamızın yanından ve siz mübarek Hocamdan ayırmasın” diye dua ederseniz sevineceğiz inşaAllah.” diyor Muhammed kardeşimiz. Amin diyoruz, biz de inşaAllah. Fatih dünya tatlısıdır, dünya efendisidir. Bazılarının amaçlarını biliyorum. Bıraksınlar bu münasebetsizliği. Saadet Partisi’nin özelliği Erbakan Hocamızla anılmasıdır. O görüşün, milli görüşün kurucusu Erbakan Hocamızdır. Dolayısıyla evladını da yetiştirmiştir. Hakkıdır Erbakan Hocamızın, bizzat da isteğidir bu, bunun yerine gelmesi gerekir inşaAllah.
“Hocam, muhterem Hocam” diyor,“Siz bambaşkasınız, çok acip bir şahıssınız yemin ederim” diyor. “Allah’a yemin ederim” diyor. “Çok acipsiniz” diyor inşaAllah. “Saygı ve selamlar” diyor. Zeynep Kardeşimiz yazmış.
“A9 TV’nin değerli çalışanları; Hocamız Ahmed Muhammed Seyyid Adnan Hocamız Efendi’ye nasıl ulaşabilirim? Kendisiyle görüşmek ve tavsiye ve dualarını almak isterim. Lütfen bana yardımcı olun. İstanbul’a geldiğimde kendisini ziyaret etmek istiyorum. Bir telefon numarası veya adres. Telefon numaram” diyor,telefon numarasını vermiş. “Posta adresim” diyor, onu vermiş. Olcay Kardeşimiz, soyadını vermiyorum.
“Kainattaki her şey aslında fasılda dinlediğimiz gibi kendi notalarını çalıyor değil mi Hocam?” diyor. “Rüzgarda sallanan yaprak bile” diyor,“bir müzik söylüyor” diyor. Çok güzel söylemiş, maşallah, Selçuk Kardeşimiz.
“Sayın Ahmed Mahmud Muhammed Adnan Hocam; yeni yılı kutlamak caiz midir? Kutlarsak dinden çıkar mıyız? Hüseyin Hüseyinov.”Yeni yıl sevinç vesilesidir. Hoşumuza gider. Eğer Hz. İsa (a.s.)’ın doğum günü olarak alınıyorsa, o günde doğduğuna inanılıyorsa, o da çok güzel. Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğum günü, Hz. Musa (a.s.)’n doğum günü, Hz. İbrahim (a.s.)’ın doğum günü hepsi mübarektir bizim için. Hepsi güzeldir. Ne güzel sevinçtir. Değil mi? Sıtkı Dede’nin doğum gününü kutluyorsun da, niye olmasın. Ama yani öyle bir bilgi yok. Bilmiyorum yani tam kesin bir ifade yok.
Ama ben yılbaşında ne yaparım? Normal hayatımı yaşıyorum. Her gün müzik dinliyorum zaten o gün için özel bir programa ihtiyaç yok benim şahsım adıma. Çünkü benim her günüm neşeli zaten. Herkes onu soruyor. “Yeni yılı kutlarsak dinden çıkar mıyız?” Yani kutlu, kutlamak, kutsal görmek anlamında mı? Yani eğer net bir bilgi olsa Hz. İsa (a.s.)’ın o gün doğduğuna dair kutlarsın tabi ama kutlayıp da tabi dua edersin; Ya Rabbi beni Hz. İsa (a.s.)’a talebe et, cennette kardeş et diye dua edersin. Başka kutlayıp ne yapılır? Allah’ı anarsın, Kuran okursun inşaAllah. Neşelenmek, eğlenmek zaten her gün neşelen kardeşim, onun için yılbaşını mı bekleyeceksin sene de bir kere eğlenmek için o günü mü bekleyeceğiz?
“Başbakan Erdoğan, Uludere’de ölen otuz beş kişinin akrabalarını arayarak baş sağlığı diledi. Şehid olan vatandaşlarımızın ailelerini telefonla arayan Sayın Başbakanımız” bak helal olsun maşaAllah, ailelerini tek tek aramış, çok güzel “‘konuyla ilgili çalışma yapılıyor, endişe etmeyin, acınız acımızdır’ dedi”. Çok güzel.
Kardeşim yılbaşı için, ben her zaman, her sene neşeli eğlenirim. Yılbaşını öyle olay haline getirmeye gerek yok, ertesi günde eğlenin, ertesi günde eğlenin, neşeli olun. Sırf yılbaşında mı mandalina, kuruyemiş yiyeceksiniz? Her gün yiyin, ne alakası var. Sene de bir gün onu mu bekleyeceğiz?
“Allah gülen yüzünüzüsoldurmasın” diyor Hüseyin Koca Kardeşimiz. Allah razı olsun kardeşim.
Sedat Kardeşimiz; “Ahmed Muhammed Adnan Hocam, ortam süper Hocam” diyor. “Hanım kardeşlerimiz çok bilgililer” diyor. “Hizmet anlayışınız çok mükemmel, Allah razı olsun sizden” diyor. “Saygılarımla” demiş Sedat Kardeşimiz, maşaAllah.
“Hocam” diyor,“Avcılar’daki gençlik olarak bugün cuma namazı çıkışı Avcılar Ahmet Tükenmez Merkez Camii’nde A9 TV broşür dağıtımı yaptık” diyor. “Allah kabul etsin” diyor, maşaAllah.
Kardeşim, kardeşlerimiz, eskiden öyle bir düşünce vardır işte Müslüman içine kapalıdır, asosyaldir, masonlardan nefret eder, komünistlerden nefret eder, herkesten nefret eder, Hristiyanlardan, Musevilerden nefret eder, içine kapalıdır, bir hırka giyer, işte aç yaşar, perişandır, dünyadan elini eteğini çekmiştir. Üniversitede profesör olmaz, bilmem başka şey yapmaz, hayatın bütün yönlerinden çekilmiştir, güzel arabası olmaz, güzel evi olmaz, güzel insanlarla konuşmaz, hanımlar güzel giyinmezler, sürünürler. Zaten diyor “Müslüman’ın cehennemidir dünya, kafirin cennetidir” diyor. Bu zaten açıklıyor olayı. “Cehennemde yaşar gibi yaşamamız gerekiyor” diyor. Yok öyle bir şey. Allah ayette diyor; “dünyada sizin, ahirette yalnızca sizindir.” diyor. Biz Kuran’a göre hareket ederiz, hurafeye göre hareket etmeyiz. Kuran’a göre dünya bizim, inşaAllah. En güzel insanlarla, en güzel şekilde her şeyin en güzelini yaşayacağız inşaAllah.
Hüseyin Kardeşimiz yazmış; “birkaç gündür Hocam” diyor,“televizyonu takip ediyorum” diyor, “yani tanıdım” diyor. “Ayet, hadis, birçok ilim öğrenmeye başladım” diyor. Kardeşimiz diyor ki; “namazla ilgili” diyor,“bize bilgi verin” diyor, “namazla”. Bak şimdi Hüseyin Kardeş, dünyada imansızlık tehlikesi var, dünya imansız olmuş, sen bunu anlamıyorsun. Muhammed Raşit Erol Hazretleri ne diyor bak; “Binden, dokuz yüz doksan dokuzu dinsiz oldu” diyor. Yalan mı söylüyor. “Allahsız, Kitapsız oldular” diyor. Bak binden, dokuz yüz doksan dokuzu deccalin eline düştüler” diyor. Şimdi biz bu adamlara namazı mı anlatacağız? Önce iman hakikatleri, önce Allah’ın varlığı, birliği, Peygamberimiz (s.a.v.)’in O’nun Resulü olduğu, Kuran’ın hak kitap olduğu, Kuran mucizeleri, Allah’ın meleklerine iman, değil mi? Kadere iman, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine iman, yani amentü de belirtilen hususlara insanlar iman etmesi için faaliyet yapıp, önce insanlarda imanı kavi hale getirmek lazım. Sonra namazın farzıyetlerini anlatırsın. Çok kolay o. Biz diyoruz ki, “Kıyamet yakın, Hz. Mehdi (a.s.) geldi, İttihadı İslam için gayret edin” diyoruz. Adamların bu işine gelmiyor. Namaz konusu burada beş dakikada anlatılacak konu mu? Al ilmihali, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın ilmihalini, al, aç, oku. Değil mi? Detaylar, mesela taharete ait meseleler var, istikbali kıble var, efendim namazın birçok erkanı var, bunlar, çok detaylar var. Beş dakikada burada anlatılacak konu mu? İnşaAllah.
“SelamunAleykum, programınız o kadar güzel ki işi bırakıp geldim eve Hocam” diyor, “sizi seyretmeye” diyor, “inşaAllah. Hocam, Allah sizden razı olsun. Programınızın devamını Allah’tan niyaz ediyorum” diyor.
Emre Ula; “Hocam, ben üniversite birinci sınıf öğrencisiyim. Keşke sizin gibi güzel bilgiler veren biyoloji öğretmenimiz olsa” diyor.
“Allah’ın Selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Canım Sultanım, canım Hocam; bunu Azerbaycan’dan yazıyorum. Sizi inanılmaz çok seviyorum. Ruhumun gıdasısınız siz canım Hocam” diyor. “Bana dua etmenizi istiyorum.Kamil iman sahibi olmam için, Allah’a kavuşmak için, irademin güçlü olması için bana dua edin. Sesinizi gül dudaklarınızdan duymak istiyorum” diyor. “Sizi ama çok çok seviyorum” diyor. Allah sana hidayet versin, güzellik, sağlık, iyilik versin, hayırlı uzun ömür versin sana inşaAllah. Bütün milletimize inşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Ben İzmir’den Enes. Sizin programınızı zevkle izliyorum Hocam.Ama sizin genellikle bayanlarla program yapmanızdan rahatsızım Hocam. Onun yerine yakışıklı ağabeylerimle yapsanız daha uygun olacağını düşünüyorum. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam” diyor. Şimdi Enes yakışıklı ağabeylerinizi çıkaracağım, diyorsunuz ki bu seferde; “kadınlar onlardan etkileniyor, niye çıkarıyorsunuz?” diyorsunuz. “Kızlarımız etkileniyor” diyor bir kısmı. “Karıma seyrettiremiyorum” diyor. Bir ayarınızı bulamadım ben, ne yapacağımı bilemiyorum. Kafanızı kullansanıza. İmanladır bu, akılladır. Bu olacak iş mi? Geçenlerde çıkarttım. Diyor; “niye çıkarıyor yakışıklı delikanlıları?” diyor,“fitne bu” diyor. Eşine seyrettiremiyormuş. Ben ne diyeyim size artık? Ne anlatayım?
Ayşenur Çetinkaya; “Adnan Bey”. Bak yine beyli paşalı başlamışlar. “Ara sıra TV’de rastladıkça programı seyretmeye çalışıyorum.” Ayşenur yalan söyleme. Ara sıra seyretmezsin sen,arada sırada seyretmezsin. Daha açılmadan bekliyorsundur. Doğru mu? Doğru. Sen bir kere beni acayip seviyorsun, deli gibi seviyorsun. Nasıl seyretmezsin? Daha iki saat öncesinden heyecanı sarıyordur; “Hocamız bir çıksa da dinlesek” diye.“Çünkü seyrederken aklımı fikrimi ne yapmaya çalıştığınız konusunda fazlaca yoruyorum. Bende inşaAllah inanmış birisiyim. Tesettürlüyüm.” MaşaAllah, ne güzel. Ama çarşaf yok, değil mi? Bak bende şimdi seni eleştiriyorum, ne yapacaksın? Ben çarşafı savunuyorum, ne yapacaksın şimdi? “İslam adına kendimce bende bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Sizin de yazdığınız kitapların birçoğunu okuma fırsatı buldum.” Yani hepsini okumuşsun, aferin. “Eğer ki kalbimde samimiyet varsa” diyor, “gerçekten” diyor,“ki kalpleri Allah bilir” diyor, “Allah devamını nasip etsin diyorum. Fakat programınızı seyrederken öfkelenmeden de edemiyorum” diyor. Niyeymiş biliyor musunuz? “Bu güzel hanımların ne işi var orada?” diyor. Seni seni seni seni, seni seni seni seni, seni dünya tatlısı seni. Ben senin bilinçaltını sana bir anlatsam Ayşenur, bambaşka şeyler çıkar ama başka bir gün anlatırız.
İslam hakim olduğunda, bak bir daha söylüyorum. Nur gibi çarşaflı hanımlar göreceğiz. Nur gibi böyle, Osmanlı döneminde de vardı ya böyle feraceli hanımlar, onlardan göreceğiz. Açık hanımlar da göreceğiz. İsteyen de plajda bikini, mayoyla denize girecek. Anlaşıldı mı? Öyle bir ortam olacak, öyle zannedildiği gibi, yani kafalarında canlandırdıkları gibi bir ortam değil inşaAllah. Müziğin her türlüsü olacak Mehdiyet devrinde söyleyeyim. Yer gök inleyecek. Hatta diyeceksiniz ki, “ya ben müzik hiç dinlememişim” Bak, dikkat edin. “Ben” diyeceksiniz, “Hiç müzik dinlememişim.” Bu sözümün altını çizin. “Biz hiç yemek yememişiz” diyeceksiniz. “Yemeğin taklidini yemişiz” diyeceksiniz. “Hiç kıyafet giymemişiz” diyeceksiniz. Her şeyin en güzelini yaşayacaksınız. Bana inanın inşaAllah.
VTR: Devenin Yaratılışı
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, başı açıkları sevecekler.Başı açıkları sevmezlerse, başı açıklarda, başı kapalıları sevmez o zaman. Başı açıklara nefret ve öfke olursa, başı açıklarda çarşaflı ve başı kapalılara öfke ve nefret duyuyorlar. Sonucunda millet bölünüyor ve üniversitelere bak öğrenciler giremiyorlar. Okullara giremeyecek hale geldiler. Devlet dairelerine giremeyecek hale geldiler. Bu işte nefretin sonucunda oldu. Bir avuç yobaz ortalığı birbirine kattı. Halbuki hepsine aynı sevgiyi, aynı muhabbeti, aynı saygıyı göstermiş olsaydı kardeşlerimiz, bu sorun olmayacaktı. Farz edelim Saadet Partisi’ne oy istiyor. Başı kapalılardan istiyorsun, doğru. Başı açık versin mi oyunu vermesin mi? Versin diyorsun. Başı açığın oyunu istiyorsan başı açığa saygı duymak durumundasın sen. Sevgi duymak durumundasın. Hem başı açıktan sen nefret edeceksin, hem de onu ezecek bir sistem getireceğim diyeceksin sen ona. Adam da gidip sana oyunu verecek öyle mi? Vermez sana oyunu. Sen onun başını ezeceğini söylüyorsan, onun hürriyetini yok edeceğini söylüyorsan sana oy vermez. Onun için Erbakan Hocamız herkesi kucaklayan bir politika izliyordu. Herkesi seviyordu. Başı açıkları da, başı kapalıları da, herkese karşı derin bir sevgisi hürmeti vardı.
VTR: Konuşan köpek
ADNAN OKTAR: Özetle yobaz arkadaşlar çok iyi bilsinler. Başı açık hanımlara eğer saygı duymazsanız İttihad-ı İslam mümkün olmaz. Bunu aklınıza koyacaksınız. Hristiyan ve Musevi nefretiyle İttihad-ı İslam olmaz. Bunu da aklınıza koyacaksınız. Herkesi kucaklayan bir sistemdir İttihad-ı İslam. Herkese sevgi duyan, herkese saygı duyan. İşte“ben yobazım,ben kendi kafama göre hareket edeceğim” dersen, “kimseye hayat hakkı tanımam" dersen o zaman sana da hayat hakkı tanımazlar Allah esirgesin ve böyle ezim ezim ezilirsin. Akılsızlık yapmayın ey yobaz güruhu, akıllı hareket edin. Densizlik yapmayın. Bu sözümü bu nasihatımı önemli görün, inşaAllah.
Ali Osman Özbaş, nanoteknoloji yüksek lisans öğrencisiymiş İzmir’de, aferin. “Esselamu Aleykum” ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ahmed Muhammed Hocam, yeni yılda Rabbim İslam’ı daha iyi anlamayı ve maddenin hakikatine tam olarak vasıl olabilmeyi nasip eylesin. Tüm müminleri bir araya toplasın, İslam’ı gönüllere hakim kılsın. İnşaAllah o kutlu talebeler arasında beni de ilhak eylesin” diyor. Amin, hepimiz inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) talebesi oluruz.
Serkan; “Hocam hayatta örnek aldığım, yaşayan kişiler içinde tek değerli kişisiniz maşaAllah” diyor. “Sınavlarım var ama sizi izliyorum” diyor. “Ama ben ve arkadaşlarım üniversite ortamından, gençliğin şimdiki halinden çok sıkıntılıyız. Bize tavsiyeleriniz nelerdir?” diyor. Darwinizm konusunda çok bilgili olun, gerisine karışmayın. Darwinizm’i, materyalizmi yıkacak bilgiye sahip olun, anlatın orada burada, ondan gerisini siz bana bırakın inşaAllah.
“Ahmed Muhammed Adnan Hocam” diyor, “Allah’ına kurban olayım senin” diyor. “Seyyid Sultan Ahmed Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Şahım, Efendim” diyor, “Sultanım” diyor.“Ayağınıza kapanmak isterim” diyor. Estağfirullah, biz sizin ayağınızın tozuyuz, ayağınıza biz kapanırız inşaAllah. MaşaAllah.“Hocam” diyor -ne şekermiş bu- “davamız İttihad-ı İslam’dır inşaAllah” diyor. “Duanızı bu garip kardeşinizden esirgemeyin” diyor. “Derin sevgi ve muhabbetle, saygılarımla ellerinizden öperim. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. Mesih İsa (a.s.) çağı hepimize mübarek olsun” diyor. “Seyyidina Hz. Mehdi (a.s.) ve Seyyidina Hz. İsa Mesih (a.s.) çağı hepimize mübarek olsun. Ankara’dan kardeşiniz” diyor Hilal Hanım, maşaAllah. Biraz azalttım, çünkü çok coşkulu ifadeleri. Çok şeker maşaAllah.
Mustafa Kocaboğa. Mustafa olaya ilm-i ledün gözüyle bak. Hızır Kıssası’na bak. Onu anlayacaksın.
Şükrü Emin Ergür; “Hocam, çok feyzli sohbetler yapıyorsunuz” diyor. “Kardeşlerimizin ilmine de” diyor,“hayranım” diyor. “Allah ilminizi artırsın” diyor, maşaAllah.
“Hacettepe Üniversitesi İktisat topluluğu öğrencileri olarak Hocam” diyor,“sizleri severek izliyoruz. Okula gelip bizleri şereflendirirseniz çok memnun oluruz”diyor. Allah razı olsun, inşaAllah. Allah hepinize hidayet, samimiyet, sağlık sıhhat, iyilik versin inşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu“dünyalar yakışıklısı canım Hocam. Programı büyük beğeniyle takip ediyorum. İzlemekten büyük bir zevk duyuyorum. Sizi Allah rızası için, Allah’ın bir tecellisi olarak deli gibi bir aşkla seviyorum” diyor. “Her an yanınızda olmak istiyorum. Oradaki dünyalar güzeli canım kardeşlerime gıpta ediyorum. Bende yanınızda olmak istiyorum. Allah’ıma çok dua ediyorum. Allah nurunuzu, takvanızı artırsın” diyor. Müge Hanım yazmış.
“Selam Arslan Hocam” Aleykum Selam. “Hocam 2012’de neler olacak? Detay vererek anlatır mısınız Hocam? Bir de geçen geldim Hocam, beni içeri almadılar. Nasıl göreceğim sizi Hocam?” Çağlar, geldiğinde niye almadılar acaba Çağlar’ı? Program mı vardı acaba, program olduğu için mi? Programdan sonra gelmeni söyleseler iyi olurdu. Belki bilmeyen biriyle karşılaşmışsındır, ondandır. Yoksa niye öyle olsun? Olmaz, gelirsin. Daha demin yirmi kişi misafirim vardı. Herkes geliyor, bir şey olmaz.
Osman Çakmak, telefon numarasını vermiş.“Seyyid Muhammed Ahmed Adnan Arslan Hocam, gözümün nuru, gönlümün sultanı nasılsınız? İyisiniz inşaAllah.”Elhamdülillah. “Hocam, sizi ziyaret etmek istiyoruz ailemizle inşaAllah. Hocam haber bekliyoruz, inşaAllah. Sizi çok seviyorum Hocam” demiş Osman Çakmak. Bu kardeşlerimiz geldiğinde hepsini aynı anda davet edelim. Aynı anda, bir anda hepsini görmüş olurum. Tek tek ayrı ayrı değil de, hepsi bir arada olursa daha iyi olur.
“Ahir zamanda Allah’ın arslanı ve sevgili kulu” diyor ama inşaAllah sevgili kulu oluruz “Ahmed Muhammed Adnan Oktar Hocamız’ı çok seviyoruz. Kardeşlerimize saygılar sunuyoruz” diyor Murat Demircioğlu.
“MaşaAllah Hocam” diyor,“çok güzelsiniz” diyor Münevver Hanım. “Yeni yılın hayırlara vesile olması dileğiyle sevgi ve saygılarımla” diyor.
Üniversitede konferansa çağırıyor gençler bizi. Arkadaşlarımız gelebilir, bizim çocuklar. Ben pek üniversitelere konferansa gitmiyorum. Onu ayarlarız, inşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam, biraz önce mesaj göndermiş kardeşlerimiz vardı; Avcılar, Ahmet Tükenmez Merkez Camii’nde A9 TV broşür dağıtımı yapanlar, resimlerini göndermişler.
ADNAN OKTAR: Göster o koçyiğitleri bakayım. Bak benim aslanlarıma.Aferin. MaşaAllah elhamdülillah. Aferin, maşaAllah. Allah cennette bu hatıraları birbirlerine cennet koltuklarında anlatmayı nasip etsin. Hepsini Hz. Mehdi (a.s.) talebesi kılsın, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın talebeleri kılsın.
Bir kısım zevat Müslümanlar’ı böyle aşağılık kompleksi içinde, ezik, gariban, bakımsız, zavallı insanlar olarak göstermeye çalışıyorlar. Yok. Müslüman dünyanın en akıllı, en yaman, en keskin akla sahip, dağları delen özelliğe sahip, herkesi kucaklayan, Yahudileri, Masonları, Hristiyanları herkesi kucaklayan, her yeri etkileyen, İttihad-ı İslam’ı gürül gürül getirme gücüne sahip Allah’ın imkan vermesiyle varlıklardır. Nurani, ruhani varlıklardır, inşaAllah.
TEKNİK EKİP:Hocam, biraz önce sizi ziyarete gelen Sultan Baba’nın Saadet Partili talebelerinin A9’un tanıtımını yaptığı hizmet arabasının da fotoğrafını göndermişler.
ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah. İşte bu arabayla gelmişlerdi. MaşaAllah. “Hocam” diyor,“bazı zevat” diyor,“İttihad-ı İslam’ı istememizden, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini beklememizden, bu hizmetlerimizden çok rahatsız oluyor” diyor. Dedim, Mehdi talebeliği kolay değil. Bak, bende Mehdi talebesiyim. Bir hapse giriyoruz. Bir karakolluk oluyoruz. Olayların önü sonu gelmiyor. Küfredenler, hakaret edenler… Ama biz ne yapıyoruz? Böyle buldozer gibi eze eze yolumuza devam ediyoruz. Önümüze kayalar çıkıyor deviriyoruz, dağ çıkıyor deviriyoruz. Değil mi? Elhamdülillah. Yoksa sevap alamazsınız dedim. “Eyvallah” dediler. “Elhamdulillah” dediler. Olur, rahatlarsınız ama sevap alamazsınız. Tabi ki itten kopuktan havlamalar duyacaksın. Bizim araba giderken bazen bizim sokak köpekleri havlıyor. Sadece şefkatle bakıp geçiyoruz. Arabayı durdurup, yoldan dönmüyoruz.
Bu köfteleri ben bir görebilir miyim? Ben bunların göbüşlerini ısıracağım ben bunların. Tam çete bunlar çete çete çete çete. Acayip, tatlılığa bak. Bak, yatışa bak!Dizilmişler. MaşaAllah. Bunlara böyle sarılıp yatmak lazım. Çok şeker.
Ayşegül Hanım yazmış;“dilinizden dökülen kelimelerin zarafetini, yüzünüzdeki ışığın sevecenliğini kaybetmemeniz dileğiyle bütün beğenilerimizi size sunmaktan ailece şeref duyarız. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun” diyor.Allah razı olsun. Allah’ın tecellisi olarak inşaAllah.
“Önemli önemli önemli önemli!”Allah Allah. “Selamun Aleykum Sayın Adnan Bey.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.“Yaratılış Atlası’nın tanıtımını İngiltere’deki otobüs durağına reklam olarak vermişsiniz. Bunlarda dergilerde ve gazetelerde Avrupa’da geniş çapta haber olmuş” diyor. “Sizden isteğimiz sadece İngiltere değil; bizler Avusturya, İsviçre, İtalya, Almanya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, Rusya, Kanada, Amerika ve İsrail’de de Yaratılış Atlası’nın reklamını görmek istiyoruz.Hüseyin haydi bakalım gayret edin. Kerata, her şeyi Ağabeyiniz’den bekliyorsunuz. Benim iki tane kolum var Hüseyin. Bunlar beni yüz bin kollu görüyorlar. Her şeyi ağabeyinizden beklemeyeceksiniz. Bak, bu faaliyeti yapan kardeşlerimiz kendileri yaptılar. Biz yapmadık. Bu arabayla ilgili mesela, bu çalışmayı yapan kardeşlerimiz kendileri yapıyorlar. Sizde kendiniz yapacaksınız. Yapın, bize zafer haberleri gönderin. Sevinç haberleri gönderin. Bizde bu sevinci burada paylaşalım. Akıl vermişsin, Allah razı olsun. Güzel, istifade ettik ama akıldan çok icraat güzel olur. Hadi bakalım.
VTR: Sinekkuşunun hayranlık verici özellikleri
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim milletimiz çok tatlı insanlar. Milletimizin neşesini boğmak, İslam adına, Kuran adına boğmak aptallık olur. Müzik dinlemeyeceksin. Bu akıl mı? Niye dinlemesin? Dinleyecek tabi. Mesela bir genç kız; genç kızlar güzel giyinmekten, güzel olmaktan hoşlanırlar. Niye onların şevkini kırarsın? Giyinsin, süslü güzel olsun. “Gözlerim oynak” diyor. Sen o zaman kendi annene, kız kardeşine de gözlerin oynak olur o zaman. Orada helale harama dikkat etmiyorsan sen, orada da helale harama dikkat etmezsin sen. Hatta daha da pis şeyler yaparsın da, şimdi terbiyem müsaade etmiyor söylemiyorum. Akla hayale gelmeyecek şeyler yapabilirsin. Allah korkusuyladır, Allah sevgisiyledir her şey. O kadar, ölçü budur. Kalbimizdeki jandarma, kalbimizdeki güç budur. Hapsederek, kafasına bilmem ne geçirerek, duvarın arkasına saklayarak böyle bir sistem yok, inşaAllah.
Allah Allah, Allah Allah Allah! Hamza Ölçer; “Seyyidina Hz. İsa Mesih (a.s.), Hz. Mesih İbn-i Meryem (a.s.) ne zaman gelecek ve kim olduğu belli mi bu kişinin?” Hz. İsa Mesih (a.s.) geldi. Kim olduğu da tabii ki belli. Ama tebliği, Darwinizmle,materyalizmle mücadeleyi Hz. Mehdi (a.s.)’a bırakıyor. O, siyaset yönünde faaliyet yapıyor. Hz. Mehdi (a.s.) da siyaseti ona bırakıyor, dünya siyasetini ama bak, dünya. Bu çok zordur, dünya siyaseti; dünyayı koordine etme, dünya siyasetini dengeleme.
“Hocam, her zamanki gibi süpersiniz maşaAllah. Bu geceyi nasıl geçirmemizi önerirsiniz? Osman Ege.” İlla eğlenmek istiyorsan Osman, al sana müzik.
MÜZİK
ADNAN OKTAR: Şahane kanun maşaAllah. Ben mesela anlamıyorum, uzun uzun niye kendimizi yoralım? Şimdi akşama hazırlık yapacaksın, bilmem ne... Her günümüz bayram bizim, her gün bayram, her gün neşedir. Ne alakası var? O güne kadar ben üzgün yaşayacağım, o gün gelince birden neşeleneceğim. Ne zorum? Her gün neşeliyiz,her gün sevinçli.
Emin Sofu Güleç; “Hocam” diyor,“üniversitelerde sizlerden çok fazla bahsediliyor” diyor, maşaAllah.
Nurşen Kurt;“canım Hocam ve oradaki dünya güzeli hanımlara; canım Hocam, arkadaşıma maddenin ardındaki sırrı anlattım ama anlamıyor Hocam. Siz de anlatır mısınız? Çok sevinirim. Birde programınızın büyük bir dua olduğunu fark ettim. Allah böyle bir duayı kabul etmez mi? Yalanlara dalmış insanlara gerçeği göstermez mi? Anlamak isteyenler anlarlar Hocam inşaAllah” diyor, Manisa Salihli’den.
Hocam, siz buyurun.
DAMLA HANIM: Tabii Hocam.Fatih Altaylı; “Sadece İçişleri Bakanına Vurmak Serbest” başlıklı bir yazı yazmış. AK Parti yanlısı insanların bile hedef aldığı tek bakanın İdris Bey olduğunu söylemiş. “Eğer sorun gaf yapmaksa bunu yapan tek bakan Sayın Şahin değil, ama her nedense diğer bakanlar ne yaparsa yapsın onlara gık bile denmezken içişleri bakanına vurmak serbest” demiş. “Doğrusu garibime gidiyor, arkasındaki nedeni merak ediyorum” demiş Fatih Altaylı.
ADNAN OKTAR: Arkasındaki neden ne? Anlattım bir daha anlatayım. Arkasındaki nedeni çok açık anlattı o. Dedi ki “Komünistlerin, PKK’nın arkasında Avrupa’daki bilim adamları var” dedi. “Üniversiteler var” dedi. “Onları ideolojik yönden destekliyorlar” dedi. Yani Darwinist, Materyalist, Komünist, Stalinist propagandada bilimsel yönden onu, o adamları destekleyip savunuyorlar dedi. Buna bir çözüm bulunması lazım dedi. Üç yıldan beri anlattığımız bir konuya bakanımız sıcak yaklaşmış oldu. Biz ısrarla söylüyorduk bakanımızdan, bunu söyleyin diye rica ediyorduk. Bakanımız sonunda bunu söyledi. Ağzına diline sağlık. Bunu söyleyince yer yerinden hopladı. Çünkü adamların en hassas noktası bu. Çünkü PKK’yı bitirecek olan bilimsel mücadeledir. Bilimsel yönden PKK çöktü mü konu biter. Bir de sanat yoluyla destekleniyor ama sanat yoluyla o kadar önemli değil. Bakanımız gerçi o konuya dikkat çekti. Biz de o konuya yazılarımızla dikkat çekiyoruz ama sanatla yapılan destek değil de, bilimsel destek en önemlisi budur. Yani sahte bilimsel destek. Darwinist, Materyalist, Stalinist propaganda. Bütün Avrupa bu konuda destek sağlıyor PKK’ya. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu sağlandığında devlet anti komünist, anti Marksist, anti Leninist, anti Darwinist propaganda yaptığında PKK erir, biter. Yani bunu herkes biliyor. En hayati noktadan yaklaştığı için havalara hopladılar. Mesela dese ki iç işleri bakanı iki yüz bin asker daha yığacağız, şu kadar tank topla, hiç kaile almazlar. En belini bükecek belini kıracak, PKK’nın şah damarını koparacak açıklamayı yapınca yer yerinden oynadı. Olay bu.
Bakanımız ilk defa rica ettiğimiz bu konuyu açıklamış oldu. Arkasından da başbakanımız açıkladı. Aynı mahiyette, daha örtülü ama tabi o da siyasetçi olduğu için. Bir siyasi yoklama yapıyor. Çünkü reaksiyon çok şiddetli oluyor. Hatta başbakanımız çekindiği için faşist hareket dedi. Komünist hareket diyemedi. Komünistlerin şirretliğini görüyor musunuz? Komünist PKK’lıların. Dünya çapındaki yapılanmalarını bildiği için başbakan faşist diyebildi. Ama şu son açıklamasında ne dedi? “Bilimsel yönden PKK propaganda yapıyor” dedi. Ama bilimsel yönden cevabını vereceğiz demedi daha. Bunu da diyecekler. Bunu bekliyoruz. İç işleri bakanı bunu da diyecek. Bilimsel yönden aman vermeyeceğiz diyecekler. Profesörlerimizle, doçentlerimizle, üniversitelerimizle yeri göğü birbirine katacağız. Üniversitelerimizde Darwinizmi, Materyalizmi, Komünist düşünceyi, Stalinistdüşünceyi yok edeceğiz diyecekler. Arkadan bu lafın geleceğini bildikleri için havalara hopladılar. Zaten bunu bir deseler PKK böğürmeye başlar. Bağırma değil böyle çırpınma değil böğürür. Dana gibi böğürür. Onun için yoklayarak hükümet gidiyor dikkat ederseniz hafif hafif. Hatta entel dantel takımı iç işleri bakanı istifa etsin demeye başladı. Çok büyük hatadır. Herkes İdris Naim Bey’e yüklenince “bilime karşı çıktı” diyor. Bilime karşı çıkmıyor. Sahte bilime karşı çıkıyor. Kandırmacaya karşı çıkıyor. Yalana karşı çıkıyor. Bilime niye karşı çıksın? Sanatın da bilime sahte kullanmasına karşı çıkıyor. Ama sanat yönüyle propaganda o kadar güçlü değildir işin doğrusu. O kadar etki etmez. Cahil cühelaya belki biraz etki eder ama asıl direkt bilim yoluyla üniversitelerde, zaten ona dikkat çekti İdris Naim Bey de. Yıllarda beri dedik ki hükümete; bunu söyleyin, bunu söyleyin. Gazete ilanlarında falan arkadaşlarımızda yazdılar. Ben televizyonlardan yıllardan beri söylüyorum. Nihayet söyledi bakanımız. Bak Türkiye sallanmaya başladı. Otuz beş kişinin şehit edilmesi de İdris Naim Bey’i görevinden aldırmak için yapılmış bir komplodur. Onun altından o çıkacaktır. Bu komployu birileri düzenledi. Ben askerimizi tenzih ederim, hepsini tenzih ederim görevli kişilerin. Fakat burada bir oyun oynandı. Hedefte İdris Naim Bey vardır. İdris Naim Bey’in görevinden alınmasının istenmesinin tek nedeni de, bilimsel Marksist propagandanın, sahte propagandanın tehlikesine dikkat çekmesidir. Çünkü ikinci aşamadan çok korktular. İkinci aşamada anti Leninist propagandaya başlayacak hükümet diye, anti Darwinist propagandaya başlayacak diye çekindiler. Onun için böyle şamata yapıyorlar. İç işleri bakanımız doğru yolda. Hükümet doğru yolda. Sonuna kadar yanlarındayız. Hz. Hızır (a.s.)’ın izniyle kuruldu hükümet. Hz. Hızır (a.s.)’ın desturuyla kuruldu. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da desteklediği, Hz. İsa (a.s.)’ın da desteklediği bir durum var. Desteklemeseler iktidara gelemezlerdi. Allah istediği için iktidara geldiler. Allah istemese duramazlar. İç işleri bakanı da son derece doğru hareket ediyor, güzel hareket ediyor. Konuşmasına kafa takmışlar. İdris Naim Bey iç işleri bakanı, edebiyat öğretmeni değil. Edebiyatından sorguluyorlar, iyi cümle kuramıyor diye. Sana ne iyi cümle kuramamasından. Hizmetine bak sen. Bunu anlattık, nihayet bunu da anladılar sonunda. Bunu epeyden beri söylüyorum. Bu konuda geçenlerde, Marksist birisi vardı o bile “ne alakası var edebi yönünün, icraatına bakarız biz” dedi. İnşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam,Taraf gazetesi yazarı eski emniyetçi Emre Uslu da Uludere olayında PKK içinde çift taraflı çalışan istihbarat ajanlarının askerlerimize kasıtlı olarak yanlış bilgi verdiğini ve uçakları buraya yönlendirdiği iddiasında bulunmuş. Hükümetin terörle mücadele yönteminden memnun olmayan bir kesimin, PKK içindeki elemanlarıyla birlikte ortaklaşa bu olayı planladıklarını iddia etmiş.
ADNAN OKTAR: Hedef içişleri bakanı. Zaten hemen o olaydan sonra ne dediler; İç işleri bakanı istifa etsin. Ne alaka? Niye istifa etsin iç işleri bakanı? Gidip fakiri fukarayı, garibanı bombalayın mı dedi iç işleri bakanı? Ne bilsinler, askerlerimiz de yanlış istihbaratla bu olayın içine girmişler. Çok rahatsız olmuşlardır. Herkes rahatsız oldu. Onlar bizim canlarımız, şehit olanlar. Bizim evlatlarımız, bizim kardeşlerimiz. Üstüne götürmüşler PKK’nın çulunu. Çocuklar cenazesinin üstüne sermeye kalkıyorlar, şehitlerimizin üstüne. Adamlar bu kadar bozuk adamlar. Şehitlerin yüreğini sızlatıyorlar.
Başka ne var haberimiz?
DAMLA HANIM: Hocam, Risale Haber sitesinde bugün Günün Dersi köşesinde “Üç Vazife Hz. Mehdi (a.s.) ve Cemaatinde Toplanabilir” başlığı altında, Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç büyük vazifesi olacağıyla ilgili yazısını yayınlamış. Yazıda hiç yorum yok, sadece Bediüzzaman’ın sözlerine yer vermişler.
ADNAN OKTAR: Demek ki delikanlı siteymiş. O yazının çıkışını bana getirin, ben o konuyu bir anlatayım.
Recep Erhan, Davut Erhan, Fatih Erhan, Hülya Güler, Kadriye Yüksel; aferin koç yiğitlerimize! Giresun’da çok büyük faaliyet yapıyorlarmış. A9 ilanı dağıtmışlar, billboardlara konulmasına vesile olmuşlar, aferin.
TEKNİK EKİP:Resimlerini göndermişler.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Aslan bunlar aslan, maşaAllah. MaşaAllah. Cennette bunları kare kare görecekler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Esselamu Aleykum ve Rahmetullah.”Bak bak bak uyanığa bak. Yaman bu maşaAllah. Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sevgili Seyyid Muhammet Adnan Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ‘on yıl sonra söyleyeceğim’ dediğiniz fiziksel özelliklerini anlatır mısınız?” diyor,“sizi çok seviyorum” diyor Aykut Demir. Sen ne yamansın sen! Daha on yıl dolmadan, daha bismillah kerata, daha birinci yılındayız. Biraz bekleyeceksin.
Bismillahirrahmanirrahim. “Günün Risale-i Nur Dersi” imiş, bizde günün Risale-i Nur dersini yapıyoruz.
“Azîz, Sadık, Muhterem Kardeşimiz Hoca Haşmet! “Senin, müceddid hakkındaki mektubunu hayretle okuduk ve Üstadımıza da söyledik. Üstadımız diyor ki: Evet bu zaman hem îman ve din için, hem hayat-ı içtimai ve şeriat için, hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslâmiye için, gayet ehemmiyetli birer müceddid ister.” Ama bu zaman diyor kendi zamanı bu çok önemli. “Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i îmaniyeyimuhafaza noktasında tecdid vazifesi,” yani insanların iman etmesini sağlamak Allah’a inanmasını sağlamak, çünkü Allah’a inanmıyor adam asıl sorun bu. Bizim de üstünde durduğumuz konu bu, en önemli konu bu. İmanı muhafaza çünkü, var olanı da muhafaza etmek de çok önemli. “En mukaddes ve en büyüğüdür.” En önemli çalışma budur diyor Bediüzzaman. Bizim yaptığımız şu andaki çalışma da bu. “Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye daireleri ona nispeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor.” Namaz kılmak, oruç tutmak, iman etmeyen adama sen namazdan bahsedersen olur mu? “ Rivâyât-ı hadîsiyede,” yani Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinde “tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, îmanîhakaiktekitecdid itibariyledir.” Yani iman hakikatlerinde ki tecdid itibariyledir. Allah’ın varlığı, birliği amentüde olan Allah’ın meleklerine, kadere her türlü imani gerçeğe iman etme konusu. En önemli çalışma budur diyor. Bu imanın sağlanmasıdır diyor. “Fakat efkâr-ı âmmede,” toplum nazarında “hayalperest insanların nazarında” hayalci adam. “Zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye” İslam’ın toplum içinde toptan yaşanması “ve siyaset-i dîniye” dinin siyasetle yaşanması “cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile o nokta-i nazardan bakıyorlar, mâna veriyorlar.” Mehdiyeti bu şekilde değerlendiriyorlar. Bir gelir işte siyasete hakim olur, namazın farzlarını anlatır insanlara, şeriatı anlatır, Kuranın hükümlerini anlatır. Bu şekilde bekliyorlar diyor. Halbuki iman hakikatleri en önemli konu budur diyor. Allah’a imanı için uğraşılması asıl konu budur diyor.
“Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte, bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeta kabil görülmüyor.” Bediüzzaman anlatıyor Mehdi (a.s.)’ın benim zamanımda gelmesi mümkün değil diyor. Ne zaman kabil görünüyor Üstadım diyoruz? Açıklıyor devam ediyor; “Âhir zamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (A.S.M.) cemaat-ı nuraniyesinitemsil eden Hazret-i Mehdi'de” Kimdeymiş? Hz. Mehdi (a.s.)’da. Ne zaman? Ahir zamanda. “Ve cemaatindeki” Bak, Mehdi var, cemaati var. “Şahs-ı mânevîde ancak içtima 'edebilir.” Ancak o zaman bu üç görev birden olabilir diyor. Benim zamanımda olmaz diyor. Yok yalan söylüyor Bediüzzaman diyorlar. Nerenin yalanı? Hiç olmazsa düz okuyun. Allah razı olsun, bu kardeşlerimiz düz yazmışlar. Eğip bükmemişler, bazıları da dillerini eğip büküyor. “Bu asırda, Cenâb-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun ki, Risale-i Nur'un hakikatına ve şâkirdlerininşahs-ı mânevîsine, hakaik-i îmaniye muhafazasında tecdid vazifesini yaptırmış. Yirmi seneden beri o vazife-i kudsiyede tesirli ve fâtihane neşriyle gayet dehşetli ve kuvvetli zındıka ve dalâlet hücumuna karşı tam mukabele edip, yüzbinler ehl-i îmanınîmanlarını kurtardığını kırk binler adam şehadet eder.
Amma benim gibi âciz ve zaîf bir bîçarenin, böyle binler derece haddimden fazla” haddimden fazla bir şeydir diyor Mehdilik. Bediüzzaman; “binse Mehdilik ben birim” diyor Hz. Mehdi (a.s.)’a kıyasla. “bir yükü yüklemek tarzında, şahsımı medar-ı nazar etmemeli diyor ve size selâm ediyor. Biz de zâtınıza ve oradaki Risale-i Nur'la alâkadar olanlara selâm ediyoruz.” Burada anlaşılmayacak bir yön yok. Bak ne diyor; “bu üç vezâifi birden bir şahısta,” yani kendinde, “yahut cemaatte,” nur talebelerinde “bu zamanda bulunması” o yıllarda 1930’lar,1940’lar. “ ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeten kabil görülmüyor.” Ne zaman olabilirmiş bak açıklıyor; “Âhir zamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (A.S.M.) cemaat-ı nuraniyesini temsil eden” Peygamberimiz (s.a.v)’in soyunu temsil eden “Hazret-i Mehdi' de” Bak isimle söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)’da. “ve cemaatindeki şahs-ı mânevîde ancak içtima 'edebilir.”
Ahir zamanda, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ'NİN (A.S.M.)(Peygamberimiz (s.a.v)'in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)'DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR. Ne zaman içtima ediyormuş, cemaatinde içtima edebilir ama bende olmaz diyor. Benim zamanımda olmaz diyor. “Ahir zamanda gelecek olan Mehdi de, olur mu” diyorsun. İçtima eder mi? Bediüzzaman “olur” diyor işte, kendi zamanında olamaz diyor işte ahir zamanda olur diyor. “Üç vazifenin de üçünü yapacak” diyor. Net açıklamış ve bak “Ahir zamanda, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ'NİN (A.S.M.)(Peygamberimiz (s.a.v)'in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)'DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR.” İçtima nedir? Bir araya gelip toplanabilir, üç görevi birden yapabilir. Bu konuları kardeşlerimiz günlük not tutsun. Bediüzzaman Barla Lahikası sayfa 162 de -kardeşlerimiz not alsınlar, benim Facebook’um da yayınlayalım. Kardeşlerimizde Facebook’dan alsınlar, herkese anlatsınlar beni sevenler- Barla Lahikası sayfa 162; “O ileride gelecek ACİB BİR ŞAHSIN.” Şimdi bazılarına sorduk mu diyoruz ki “hocam o ilerde gelecek o şahıs?”“Kardeşim, orada başka birinden bahsediliyor” diyor. Açık işte “o ilerde gelecek acip bir şahsın” diyor. “Yok o anlamda demedi” diyor. "O ileride gelecek ACİB BİR ŞAHSIN, bir hizmetkarı.” “Mehdinin hizmetkarıyım” diyor. “Ve ONA yer hazır edecek bir dümdarı ve O BÜYÜK KUMANDANIN.” Neymiş Mehdi? Kumandanmış. “O BÜYÜK KUMANDANIN, öncü bir askeri olduğumu zannediyorum.”
Kastamonu Lahikası sayfa 72:
“ ... Tââhirzaman da” ne zamanmış, ta ahir zamanda, kendi zamanında söylüyor bunu. “hayatın geniş dairesinde” internet, televizyonların, radyoların yayıldığı dönemde “Risale-i Nur’un asıl sahipleri, yâni Mehdi ve şakirtleri,” talebeleri “Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, “ geldi demiyor bak gelir o daireyi genişlendirir yani Risale-i Nur dairesinde genişlendirir “o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sünbüllenir.
“Biz de kabrimizde seyredip, Allah’a şükrederiz.» Ben o anda ölmüş olacağım” diyor “Kabrimden seyredeceğim” diyor. “Yok kardeşim o anlamda demiyor “ diyor. Ben ne diyeyim bunlara?
"Ümmetin beklediği, âhir zaman da gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir” yani şu an bizim yaptığımız faaliyet. Nur talebesi olarak, Mehdi öncüsü Mehdi talebesi olarak ne yapıyoruz biz? Allah’ın varlığını, birliğin, iman hakikatlerini anlatıyoruz. Gece gündüz bu konuyu anlatıyoruz. Fıkıha girmiyoruz, namazın, orucun detaylarına girmiyoruz. Adam Allah’a inanmıyor ki biz oturup namazı anlatalım. Önce Allah’a inanmasının üstünde duruyoruz. Hz. Mehdi (a.s.)ne yapacakmış? O da aynısını yapacakmış. Biz niye bunu yapıyoruz? Çünkü Mehdi talebesiyiz de onun için. Yine diyor ki Bediüzzaman; “Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek” Sonra gelecek ne demek? Anlaşılmayacak ne var bunda? “O mübarek zat,” zat ne demek bir kişi demek. “Risale-i Nur'u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.” Radyo ve televizyonlardan anlatacak, bazılarının gizlediklerini açık açık anlatacak. Risale-i Nur zaten okunuyor, anlatılıyor, anlatmadıklarını gizlediklerini anlatacak diyor. Yoksa Risale-i Nur her yerde, herkes tarafından okunuyor. Gizleyecekler demek ki. Ama bir kısmı çekindiği için anlatmıyor, onları tenzih ederim.
“Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyanlar var ki; her şeyi kendi hesabına aldığı için, farazâ bir asır sonra gelecek hakiki beklenilen o zât dahi” ne zaman geliyormuş? Bir asır sonra. 1912’lerde bunu söylüyor. Bir asıra 100 yıl daha ekle 2012.
“BEN BÖYLE BİR NURUN ZUHURUNU ÇOK BEKLEDİM VE BEKLİYORUM. FAKAT ÇİÇEKLER BAHARDA GELİR.” diyor. “ÖYLE KUDSİ ÇİÇEKLERE ZEMİN HAZIR ETMEK LÂZIM GELİR.” Mehdi talebelerini çiçek olarak alıyor. “Çiçek gibiler, mis gibi kokarlar” diyor. Bende Mehdi’ye zemin hazır ediyorum zaten diyor. “VE ANLADIK Kİ, BU HİZMETİMİZLE O NURANİ ZATLARA” yani Mehdi ve talebelerine “ZEMİN İZHAR EDİYORUZ (HAZIRLIYORUZ).” (Sikke-i Tasdik-i (Gaybi, 189, Mektubat, 34) Ortam hazırlıyorum diyor. Daha ne desin?
“Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler.” Üfürmekle söndürmek ne demek? Küfrederek, hakaret ederek, saldırarak, hapsetmeye kalkarak söndürmek isterler. Mehdiye işaret eden bir ayettir bu aynı zamanda. Hem İslamiyet’e, hem Kuran’a, hem Mehdiye işaret var. Üflemek ne demek? Ağzından çıkan nefes konuşmakla söndürmek isterler. “Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye râzı olmaz” İslam’ın bütün dünyaya hakim olmasının dışında başka bir şeye razı olmaz. “Nurumu tamamlayacağım” diyor Allah. “-kâfirler isterse hoşlanmasınlar.” (Tevbe Sûresi: 9:32.) diyor Allah tabi ki hoşlanmazlar. Ama “hoşlanmasalar da yapacağım” diyor. “Nurumu tamamlayacağım” diyor. Allah tabi Kuran’ı getirmekle nurunu tamamlamıştır, fakat bu ayetin tam ayetiyle tahakkuku dünya hakimiyetiyle oluyor. Çünkü Kuran gelir de, adam tabi olmaz. O zaman ayetin tam karşılığı nedir? Dünya hakimiyetidir.
“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli lam'lar ve mim ikişer sayılsa,” yıl 1912 Bediüzzaman ne diyor; “bundan bir asır sonra” 1912’ye 100 yıl ekle 2012 değil mi? “zulümatı dağıtacak zatlar ise,” yani küfrü, Darwinizmi, materyalizmi dağıtacak zatlar ise “Hazret-i Mehdînin şakirtleri” talebeleri olabilir diyor. Net değil mi? “Her ne ise...” diyor 3 tane de nokta koymuş Bediüzzaman. Ne demektir? Ayette başka bir şeyler var. “Bu nurlu âyetin çok nuranî nükteleri var. “Bir damla su denizin varlığına işaret eder” diyor. Yani bunun üstüne kitap yazılır. Sırrıyla kısa kestik” diyor.. Aynı zamanda 2023 tarihini veriyor ikinci ayetin ebcedi. Her ne ise diyor. “Bir damla su denizin varlığına işaret eder.”
"Ey yüz sene sonra gelenler!” Çok net bu; 1912’den yüz sene sonra ne olur? 2012. "Ey yüz sene sonra gelenler! Şu kal’anın başında bir medrese-i Nuriye çiçeğini yapınız. Cismen dirilmemiş, fakat ruhen bâki ve geniş bir heyette yaşayan Medresetü’z-Zehrayı cismanî bir surette bina ediniz..."
"Ne yapayım, acele ettim kışta geldim, sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz" Bu Arap baharı diyorlar ya, İslam baharıdır bu, biz bunu düzelttik. İşte bahsedilen bahar bu. “Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız;” ne demektir? Bediüzzaman’ın mezarı bulunacak. “o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve kapıcısı olan kalenin başına takınız.” Çiçekleri oraya bırakınız diyor. “Kapıcıya tenbih edeceğiz?” Bu çok önemli, “bizi çağırınız” diyor. “Ben ölmüşken kemiklerim mezardayken beni çağırın diyor. Mezarımızdan“Ne mutlu size!” Sadâsını işiteceksiniz.” (Münâzarât, s: 214) diyor. Size bağıracağım diyor, ne mutlu size diye diyor. “Mezarımızdan sadâsını işiteceksiniz.” diyor. “Mezarımın yanına geldiğinizde böyle bir harika oluşacak” diyor. Bunu göreceğiz daha. “Van’a geleceksiniz bu sesimle bağıracağım size” diyor. “Ne mutlu size bağıracağım” diyor. Ne mutluyu ben bir yerde daha duydum. Tutuklandığımda DGM’de ümmetçilik propagandasından tutuklandığımda Sungur ağabey geldi “Ne mutlu sana!” dedi. Her yer polis dolu. “Mazi de müstakbel de seni alkışlıyorlar, ne mutlu sana!” dedi ama yer gök inledi. Acayip bağırdı Sungur Ağabey, sesi de gür maşaAllah. Herkesin nefesi kesildi, acayip güzel oldu. Herkes sustu. Bayağı bir insan gürültüsü vardı.
Bu konuya devam edeceğiz, inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...