DAMLA HANIM: Hocamız da bizlere katıldı, yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Siz ne anlattınız ben yokken?
DAMLA HANIM: Bitkilerin yaratılış mucizesini anlattık sizin kitabınızdan. Hem bitkilerin özelliklerini anlattık hem Allah’ın yaratmasının detaylarını anlattık. Evrimle nasıl olamayacağını anlattık, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, bütün kâinatta ben bu kadar detay olduğunu bilmiyordum. Yani ortaokulda, lisede falan bilmiyordum. Üniversitede de o kadar bilmiyordum. Bu son senelerde olayın müthiş olduğunu gördüm. Çok acayip bir olay var. Allah detayda müthiş bir mühendislik uygulamış, müthiş bir mükemmellik uygulamış, muazzam bir matematik düzgünlük var. Bu sarsıcı, çok sarsıcı, çok şaşırtıcı. Bir tane, iki tane, on tane değil, ucu bucağı yok. Sırf şu beyne giden sinirlerin sistemine bakıyorum; Allah Allah, dünyadaki en yüksek teknoloji bile olsa bu derece olmaz, maşaAllah. Mükemmel yani, maşaAllah. Ben lisedeyken, hatırlıyorum, “Müslüman’ım” demeye insanlar utanıyorlardı, en azından benim gördüğüm öyleydi, başka yeri bilmiyorum da. “Müslüman’ım” demeye utanıyorlardı insanlar, “namaz kılıyorum” demeye utanıyorlardı, söyleyemiyorlardı. Şeytandan, melekten bahsetmek direk alay meselesiydi. “MaşaAllah” demek, “inşaAllah” demek alay konusuydu yani. Konuşulamıyordu. Memurlar gizliyorlardı, herkes aşağı yukarı. Muazzam bir gelişme oldu. Ama bu da makul olan bir şey zaten, nasıl aksi olmuş? Bu da çok acayip. Ama bence bilimin gelişmesi çok müthiş dine imkan sağladı. Bir de Allah mucizeler meydana getirdi ahir zamanla ilgili. Şimdi bundan sonra yine peş peşe olaylar olacak, bu 2012 harikadır, 2014 harikadır, 2017 harikadır, 2019 harikadır, 2021, 2023. Devlet bile farkında 2023’ün. Herkes farkında yani, inşaAllah.
Allah’ı çok sevmek lazım, “ben seviyorum” deyip bırakmamak lazım. Çünkü insanlar mesela sevgilisine bir sevgi duyuyor, Allah’a olan sevgisine bakıyoruz, sevgilisine duyduğu sevgiyle kıyasladığımızda düşük, az. Halbuki sevgilisini yaratan zaten Allah. Orada kalbinde meydana getirdiği sevgiyi de Allah yaratıyor. “Babamı seviyorum” diyor. Babasını yaratan Allah, görüntüsünü, hepsini yaratan Allah. Ondan sonra, o sevgileri veren de Allah. “Allah’ı ne kadar seviyorsun?” diyoruz, az, daha az. Burada müthiş bir vicdan çöküntüsü var, burada bir acayiplik var, bir gariplik var. Bütün sevgi Allah’a olması lazım. Bütün sevgiler Allah’ın hakkıdır. Bütün dikkat Allah’ın hakkıdır. Bütün dikkati Allah’a vermek lazım. Dünya bunu yapsa, cennet olur dünya. Allah’a karşı soğuk oldukları için Allah da insanlara karşı soğuk oluyor. Yani anlamanız için söylüyorum tabii, mesafeli oluyor Allah. Nimet vermiyor o yüzden, o yüzden bu acılar yaşanıyor. Allah’ı sevdirmemek için şeytan adeta dünyaya üniversite kurmuş, okul kurmuş. Gazeteleriyle, radyolarıyla, televizyonlarıyla Allah’ı sevdirmemek için uğraşıyorlar. Ama biraz daha derine indiğimizde bunu da Allah’ın yarattığını görüyoruz. Mesela çok acayiptir, Hz. Musa (as) devrine gidiyoruz; önce Allah Firavun’u yaratıyor, Firavun’da küfrü yaratıyor. “Her dediğine itiraz edecek Firavun” diyor. “Sen sürekli mucize göstereceksin, hepsine itiraz edecek, tamamına itiraz edecek, hiçbirini kabul etmeyecek ” diyor. Allah öyle yaratmış. “Sen de gidip ona anlatacaksın” diyor Allah. Derine indiğinizde çok acayip bir sırla karşılaşıyoruz. Mesela deccal yaratılıyor; Darwin’i Allah yaratıyor, Darwinizm’i, materyalizmi Allah yaratır. Kafalarını ezmesi için de Hz. Mehdi (as)’ı da Allah yaratıyor. Mesela Cenab-ı Allah istese Hz. İsa Mesih (as)’a yaptırırdı bu görevi, ona yaptırmıyor, Hz. Mehdi (as)’a yaptırıyor. Hz. İsa Mesih (as)’a siyaset görevi veriyor, gizli siyaset.
Süleyman; “Adnan Hocam sizi ziyarete gelebilir miyim? O kadar çok istiyorum ki sizi ziyarete gelmeyi, mübarek elinizden öpmeyi. Allah’a her zaman dua ediyorum sizi görmek için, inşaAllah”
Ziyaretler şöyle olabilir; benim giriş çıkışlarımda tokalaşsak şöyle kısaca, bu bana olur. Ama ben gidince de ayıp oluyor. Bir an önce gitsinler der gibi. Biraz oturup konuşmam gerekiyor. Şimdi başka kişi de geliyor onunla da oturup konuşmam gerekiyor. Bu sefer de çok uzun bir zamana denk geliyor. Güzel, Allah razı olsun tabii ama her şeyde Allah rızasının en çoğu gütmek lazım. Ama çıkarken kardeşlerimiz kapıda olursa, dışarıda değil de içeride; kısaca tokalaşıp, selamlaşıp, hal hatır sorarsak, bu olur.
“Hocam diyor Pınar, sizi her konuda çok beğeniyorum. Çok yakışıklısınız, giyiminizi, tarzınızı, konuşmanızı her şeyinizi çok beğeniyorum. O yüzden bir konuda sizden yardım istiyorum, inşaAllah bana yardım edersiniz. 8 hafta sonra bir kız çocuğumuz dünyaya gelecek. Ve eşimle ben güzel bir isim arıyoruz ama bir türlü bulamadık. Bazı isimler var aklımızda ama hangisini koyacağımızı bir türlü karar veremedik. Belki çok saçma gelebilir ama ben sizin koymanızı istiyorum kızımın ismini. Sizce en güzel kız ismi nedir? Sizin zevkinize o kadar çok güveniyorum, beğeniyorum ki kızımın ismini koyarsanız bu bize de o kadar büyük şeref olur ki lütfen yardımcı olun bize.”
Anlaşıldı. Şimdi çocuğun ismi ne olacak değil mi? (Sayın Adnan Oktar Kuran’dan bir sayfa açıyor) Bismillah, “Sara” olsun. Hz. İbrahim (as)’dan bahsediyor ayet. “Sara”
Şeytandan Allah’a sığınırım Hud Suresi 73. ayette;
Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecid'tir." “İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çekişip-tartışmalara giriyor(du). Doğrusu İbrahim, mülayim huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi. "Ey İbrahim, bundan vazgeç. Çünkü gerçek şu ki, Rabbinin emri gelmiştir ve gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azap gelmiştir."(Hud Suresi, 73-76)
Evet, Hz. İbrahim (as)’ın eşinin ismi Sara.
“Esselamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam Ve Rahmetullahi Ve Berekatühu. Erbakan Hocamız’a ve evladı Fatih Erbakan Hocamız’a her zaman maddi manevi desteğini esirgemeyen Erbakan demeye korkmayan, en zor günlerinde Erbakan ailesine destek olan, Erbakan Hocam ile gurur duyan mübarek Adnan Hocam.” Elhamdülillah, şeref duyarım inşaAllah. Hocamızın tırnağı olamayız biz. Onun kapısının kölesiyiz biz, hizmetçisiyiz.
“Fatih Erbakan Hocamız inşaAllah 8 Ocak Pazar günü çok güzel bir programa iştirak edecek.” İl: Bursa - İlçe: Kestel - Salon: Kestel Belediye Kültür Merkezi. - Saat: 13.00
“Not” demiş kardeşimiz; “İnşaAllah bizler İzmit’ten programa katılmayı düşünüyoruz. Bursa, Yalova, Adapazarı, Eskişehir, İstanbul gibi yakın illerden kardeşlerimizin Fatih Erbakan Hocamızı dinlemeye, izlemeye gelmesini, Kastel içerisindeki kardeşlerimize yapmış oldukları bu güzel programda destek olmasını istiyoruz diyor Kocaeli’nden kardeşimiz. Muhammed kardeşimiz.”
O zaman bir daha söylüyorum ben. 8 Ocak Pazar günü, 8 Ocak yani önümüzdeki Pazar. Bursa ilinde, Kestel ilçesinde, Kestel Belediye Kültür Merkezinde, Saat 13 ‘te öğlen saat 1. Her yerden kardeşlerimiz gelsin. Her taraftan gelsinler. Fatih, Erbakan Hocamız’ın güzel bir tecellisi olmuş, maşaAllah, üslup o tarzda. Ve İttihad-ı İslam’ın koç yiğidi olmuş, ağzından nur akıyor. Allah onu bir kasırga gibi gönderdi. Erbakan Hocamız’ı mahcup etmeye kalktılar Allah onu âli kıldı, daha çok sevdik. Şimdi Fatih Erbakan’a, o geleceğin Fatihine, bu mübarek insana iftira yoluyla, babasından kalan, Erbakan Hocamız’dan kalan bazı iddialarla, malla, parayla ilgili iftiralar atarak onu güya köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Erbakan’ın gönlü bir kere ganidir, Fatih’in. Dürüsttür, efendidir, mazlumdur, masumdur, güzel ahlaklıdır. Kimse alçaklık yapmayacak, terbiyesizlik yapmayacak. Sakın böyle bir delilik yapmaya kalkmayacak hiçkimse.
Özellikle de Oğuzhan Asiltürk ağabeyimizden Fatih’e çok iyi sahip çıkmasını istiyoruz, ona emanet ediyoruz. Şahsım adıma konuşuyorum bunları ben, vatandaş olarak. Fatih’i geleceğin Fatihi olarak görüyoruz, büyük hizmetler vereceğine inanıyoruz. Saadet Partisi’nin Fatih’le ben şahlanacağına inanıyorum. Fatih olmadan Saadet yok olur, söyleyeyim. Erir, yavaş yavaş erir, kaybolur, bereketi gider. Fatih geldiğinde bereket gelir, güzellik gelir. Nezih bir insan, temiz insan, nur insan, bekliyoruz inşaAllah, vatandaş olarak.
ADNAN OKTAR: “Selam, canımın içi Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhü. “Sizi Allah için çok seviyoruz inşaAllah. Canım Hocam, hep siz soruyorsunuz şimdi biz sormak istedik. Merakla cevabınızı bekliyoruz: Bizi seviyor musunuz ve ne kadar seviyorsunuz? Soranlar Sevinç, Nevin ve Nuriye. Bir şarkı gönderdik inşaAllah okursunuz. Bizim kalbimizdekiler o şarkıda geçiyor da. Tabii ki kalbimizdekileri tam anlatamayız size. Hocam, Allah aşkıyla deliler gibi seviyoruz İnşaAllah. Allah sizinle cennette olmayı nasip eder inşaAllah diyor.”
Efendim, “Hocam Selamlar.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhü. “Ben Elif İstanbul’dan yazıyorum. Dün bir tv kanalında Ayşe Böhürler diyor.” Böhürler ne demek? Kim bu Ayşe Böhürler?
DAMLA HANIM: Yazar.
ADNAN OKTAR: Yazar. “Ayşe Hanım Pakistan’daki kadın haklarından bahsetti. Kadın haklarının en kötü olduğu yer Pakistan’mış. İnanılmaz şeyler dedi. Anlattığının 15 dakikasını dinledim. Şunlardan bahsediyordu. Kayınvalide çeyizi beğenmez ise çeyiz ile birlikte yakılabiliyormuş.” Vahşiler. Müslüman Pakistan’da öyle bir şey olmaz. Hindistan’da belki de. Evet, bunların gerçekliğine bir bakalım öyle söyleyelim.
DAMLA HANIM: Hindistan’da kadınları yakma geleneği halen varmış. Eğer kocası ölürse, kadını yakıyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Halen? Yoktur öyle bir şey.
DİDEM HANIM: Hindistan da devam ediyor halen Hocam.
ADNAN OKTAR: Böyle bir şey oluyor da dünya uyuyor mu? Onu bir araştırın. Yeri göğü birbirine katarız, öyle şey olur mu, öyle kepazelik? Öyle bir şeyde o devletin, o rejimin mutlaka uyarılması lazım. Yapmıyorlarsa NATO’nun müdahale etmesi gerekir. Tabii. Çok büyük bir olay o, müthiş rezalet. Dünya ülkelerinin birleşip müdahale etmesi lazım. Öyle zulüm olur mu?
“Zeynep Büşra; namaz kılarken oje ile abdest alabilir miyiz diyor?” Oje bir katman meydana getiriyor onun altına su geçmez onun. Onu çıkaracaksın, su değecek tırnağına sonra yine ne yapıyorsan yaparsın üstüne inşaAllah. Ama önce patiyi su geçirecek hale getireceksin.
Azerbaycan’dan bir kardeşimiz, “Merhaba Oktar Bey. Ermeni diyorsun. Ermen Türk sözüdür. Onlar Hıristiyan Türk olarak kaldıkları için Hıristiyan Türk’ü Türk’ten ayırsınlar diye Rus çarı ile sözleşmişler.” Ermen olabilir. “Senin” diyor “hapse düşmene neden olan Ermeni asıllıydı” diyor. Kardeşim, bizim çocukluğumuz da Ermeni dedin mi hakaret bilinirdi. Mesela Rum ne kadar acayip bir şey bu. Her şeyin altında Ermeni aramak, her şeyin altında Rum aramak. Moskof. O kafaya göre kimse kalmadı ki zaten. Araplardan da nefret ediyorlar. Hepsinden nefret ediyorlar. İşte Acemler, Acemlerden de. İranlılar Acemdir diye onlarla da güya alay ederler. Çok müthiş vicdansızca ifadeler onlar.
Kardeşim, köylerde de eğer kadın yakılıyorsa yine NATO’nun müdahale etmesi gerekir. Yeri göğü birbirine katarız. Müthiş bir ahlaksızlık ve delilik, olmaz öyle şey.
DİDEM HANIM: Bali adasında da devam ediyormuş Hocam. Bir de Brahmanlar yakıyorlar din anlayışı olarak. Hindularda Hocam.
ADNAN OKTAR: Biz de onları bırakmayız böyle yaparlarsa. Terbiyesizlik yok, çok büyük vicdansızlık. Eğer öyle bir şey var da basın susuyorsa zaten çok çok anormal hareket olur, dünya basını susuyorsa. Kadın yakmak ne demek? Bir de orada kadınların hiçbirinin kalmaması lazım, oradan çekilmeleri gerekiyor. Civar ülkelere geçmeleri lazım. Böyle kepazelik olur mu?
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Hz. Mehdi (as)’a ilk başlarda çok büyük nefret olacağını daha sonrasında şiddetli bir sevginin olacağını söylediniz. Bu nasıl olacak? Bunu açıklar mısınız? Saygılarımla Kocabağ diyor.”
Bunu Peygamberimiz (sav) söylüyor. Biz de hadis kitaplarından naklediyoruz. “Beklenen Mehdinin Alametleri” Ahmed İbn-i Haceri Mekki - El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar. Yani güvenilir bir eserdir, herkesçe bilinir.
Şimdi hadislere bir bakalım. “Muhtelif zelzelelerin olacağı bir dönemde gönderilecektir.” diyor Peygamberimiz (sav). Görüyorsunuz zelzeleler devam ediyor. Geçenler de yine oldu. “Yerde ve gökte, herkes ondan razı olacaktır.” Herkes onu sevecektir diyor hadis. “Yerde ve gökte, herkes ondan razı olacaktır.” Başlangıcında değil sonunda.
Gökte ne demek? Cinler, melekler hepsi seviyor. “Malı eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. “Fakir sevgisi olacaktır Hz. Mehdi (as)’de. Fakirleri zengin etmekten hoşnut olacaktır. Onun için bir zevk haline gelecektir. Fakir bırakmayacak dünyada Hz. Mehdi (as).
“Muhammed ümmetinin gönlü, zenginlikle dolacaktır.” İnsanlar kendileri de cömertler, cömert oluyorlar.
“Onun adaleti her yeri kaplayacak” dünyanın her tarafını kaplayacak “ve insanlar arasında Hz. Peygamberin sünnet-i seniyyesi ile muamele edecektir.” Peygamberimiz (sav)’in ahlakı gibi cömert, sevecen, şakacı, hoşsohbet, güzel, tatlı huylu bir insan olacaktır.
“Hatta birisinden, mala ihtiyacı olan kim varsa çağırmasını isteyecek, o kişi emrini yerine getirdiğinde, sadece bir kişi gelecektir” diyor. Bakın bütün dünyada bir kişi geliyor mal istemeye. Ona da o kadar çok mal veriyorlar ki, bu sefer taşıyamayacak kadar veriyorlar, adam utanıyor; “Muhammed ümmetinin en açgözlüsü ben miyim? Allah beni affetsin” diyor. Geri vermek istiyor, “yok, öyle şey olmaz, verilen mal geri alınmaz” diyorlar. Çünkü kaydı düşülmüş artık, “geri alamayız” diyorlar. MaşaAllah.
“Zuhurundan hemen önce, bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır”. “Bir halifenin”. Halife derken Müslümanların lider gibi gördüğü, İslam aleminin lider gibi gördüğü, sevdiği bir insan vefat edecek. Kim bu? Erbakan Hocamız. “ihtilaf olacaktır.” Halen şu an ihtilaf var. O ihtilafın sancılarını duyuyorsunuz zaten. Değil mi? Mesela Fatih’e yapılan çirkin muamele, çirkin tavırlar, bazı uyanık bunakların parti içerisinde fitne çıkartmaya kalkmaları bu hadise işaret ediyor işte. “Zuhurundan hemen önce, bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır”. Çünkü Erbakan Hocamız bütün İslam aleminde hakikaten lider gibi kabul ediliyordu, bir nevi sanki halife gibi, bir lider gibi kabul ediliyordu.
“Onun devrinde, ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır.” Sırf Müslümanlar değil, komünistler, dinsiz, imansızlar da zengin oluyorlar. Hepsine para dağıtılıyor, imkan dağıtılıyor. Herkese iyi muamele yapılıyor, sırf Müslüman’a değil. İnsan ayrımı yapılmıyor. Gayrimüslimlere de, hepsine.
“Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek” ne yapılır? Baraj. Ne yapılır? Sulamada kullanılacak. Sular akıp gitmeyecek. Ahir zamanda bu oluyor mu? Sular zayi oluyor mu? Olmuyor. Ne yapılıyor? Barajda toplanıyor. Ne zaman oldu bu? Ahir zamanda oldu. Daha önce var mıydı? Yoktu. Ahir zamanın bir özelliği, demek ki suyun bir damlasının bile boşa gitmeyeceği şekilde tedbir alınması. Su bentleri yapılıyor, barajlar yapılıyor, inşaAllah.
“Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi'nin saltanatını hazırlayacaklardır.” Bediüzzaman ne diyor? “Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlıyorum” diyor. Bir de diyor ki; “siyaset, diyanet ve saltanat aleminde Hz. Mehdi (as), üç görev yapacak”. Hadiste ne diyor? “Hz. Mehdi'nin saltanatını hazırlayacaktır” diyor. Bediüzzaman ne diyor? “Ben ona, onun saltanatına zemin hazırlıyorum, ortam hazırlıyorum” diyor. “Siyaset, diyanet ve saltanat aleminde hizmet edecek” diyor. Bediüzzaman’ın dediğini, aynısını Peygamberimiz (sav) söylemiş. Peygamberimiz (sav)’in sözünün aynısını da Bediüzzaman söylemiş. Çünkü hadislerden alarak konuşuyor Bediüzzaman.
“Hz. Mehdi 7 veya 8 sene kalacaktır. Bu süre daha uzun olursa 9 sene olacaktır.” Ne demek bu? Dünya hakimiyeti. Kuzey kutbu, güney kutbuna varıncaya kadar, yerin altında, üstünde herkes Müslüman oluyor. Bu dönem 9 yıl sürüyor işte. Hz. Mehdi (as)’lı olarak 9 yıl. Hz. Mehdi (as)’dan sonra Hz. İsa Mesih Müslümanların lideri oluyor. Onun vefatından sonra da bozulma başlıyor.
Bulut diyor ki; “Hocam evrim çürütüldü. Haberiniz olsun diyor.” Güzel, teşekkür ederim. Kim çürüttü? Bulut sen yanlış düşünceleri unut. Evet.
Recep Elçi; “değerli Hocam o kadar bakımlı ve yakışıklısınız ki biz gençlere örnek oluyorsunuz.” diyor Recep Elçi. Nerden yazmış? Twitter’dan yazmış.
“Hocam Selamun Aleyküm. Bugün müziklere ara mı verildi. Müzikleri aksatmayalım Hocam” diyor. Mehmet Diken, Ümraniye’den.
Uğur Can İnce. Aleyküm Selam Rahmetullahi ve Berakatuhü. “Sizi her zaman takip ediyorum. Alevilik hakkında beni biraz aydınlatır mısınız Hocam?”
Alevilik ne demek? Sevgi demek, Allah’ı sevmek demek, peygamberi sevmek demek, Hz. Ali’yi sevmek demek, Ehl-i Beyt’i sevmek demek, sahabeyi sevmek demek, Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, aşk demek, muhabbet demek, sazlı sözlü bunu ifade etmek demek. Allah âşıklarına alevi denir inşaAllah.
“Hocam sizi çok severek izliyoruz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Sizi dinleyince kendimi Allah’a daha yakın hissediyorum.” Onur Can.
Nevin Genç. “MaşaAllah hocam saçlarınız çok güzel diyor MaşaAllah.”
“Mehmet Emin. Yılbaşını kutlamak.” Evet. Kardeşim, her gün yılbaşı ne alakası var her gün yılbaşı kutlamak. Dün de kutladık, bugün yine kutlayacağız, her gün kutluyoruz. Atatürk’e laf yok. Mehmet Emin ayıp yapıyorsun. Atatürk olmazsa böyle sokaklarda göğsünü gere gere gezemezdin. Adım başı İngilizlere hesap verecektin. Aklını başına al. Hanımlar böyle özgür olmazdı, beyler böyle özgür olamazlardı. Sanat bilim böyle özgür olmazdı. Ve mehdiyet olmazdı. Atatürk Hz. Mehdi öncüsüdür, Hz. Mehdi’ye zemin hazırlamış mübarek bir insandır. Sen Atatürk’ün kıymetini daha anlayamamışsın.
Efendim. “Aslan Hocam, araçlara, kazalara karşı kasko sigortası yapmak uygun mudur? Yoksa Allah’a tevekkül etmek mi lazım?”
Kasko, nedir o? Arabaları kaza yaptığında para mı alıyorlar? O bir yardımlaşma, ne var onda? Bir şey yok ki. Karşılıklı yardımlaşma. Sen gönüllü diyorsun ki “benim bir kardeşimin arabasına bir zarar gelirse ben para veriyorum, helal olsun, onunla bunu karşılayın” diyorsun. “Ama benim arabam da bir şey olursa o kardeşim de bana yardım etsin” diyorsun. Ne güzel yardımlaşma bu. Bunda ne var? Gayet güzel. “Buyurduğunuz gibi Allah detaylarda ne kadar mucizeler gizlemiş maşaAllah hayran oluyor, hayran kalıyoruz. Hatta duyduğumuz hayranlığı az bile görüyoruz. Deliler gibi coşmalı, aşk deryalarında yüzmeli, kendimizden geçmeliyiz inşaAllah.” Tabii Tevrat’ta da bu şekilde geçer. Aşk ile sevinç ile terennüm edin diyor. Allah aşkı ile sevinçle inşaAllah.
“Canım hocam, mübarek sözleriniz yüreğimizi dağladı. Bütün dikkatimizi Allah’ımıza vermeye, etrafımızda bulunan eşimiz çocuğumuz gibi yakınlarımızı bizlere Allah’ın verdiğini unutmamalıyız. Peki, bu duyguyu ta derinden en samimi şekilde hissetmek için ne yapmalı, illaki nefisler beladan mı anlıyor, acıdan mı anlıyor? Niye uyanması gereken gözler uyanmıyor?” Bak, ne kadar güzel söylemiş, aferin.
“Ey ciğerimizin köşesi canımız, gözbebeğimiz, kaymağımız, balımız. Ey uyanmayan gözlerimize su serpen, bırakmayan, sabreden ve bekleyen muhterem Hocamız” diyor. Bir hanım kardeşimiz yazmış maşaAllah.
“Selam Adnan Oktar hocamız”. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhü. Belgeselleriniz çok etkileyici beğenerek izliyoruz. Facebook sayfamızda paylaşıyoruz. Allah razı olsun sizden.” Coşkun Arslan.
Muhsin Yazıcıoğlu şehidimize bir şiir yazmış. Çok güzel. “Gülün içinde hilal, hilal içinde güldün. Kadrini bilemedik yaşıyorken sen reis. Yansımadı meclise yansımadı bir türlü, gönüllere baraj açıyorken sen reis. Peygamber çiçekleri alperenler yetişti, Türk İslam sancağı taşıyorken sen reis. Sanki millet uğruna feda ettin kendini Allah için, canlar nasılda yandı üşüyorken sen reis. Büyük birlik hayalin gerçekleşti sonunda, kalplere cemre gibi düşüyorken sen reis. Milyonların duası âminleri seninle, sonsuzluğun Rabbine ulaşıyorken reis.” MaşaAllah. Allah razı olsun. Çok güzel olmuş. Coşkun Arslan. Allah ilham etmiş çok güzel yazmışsın maşaAllah.
DAMLA HANIM: Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir.” Bağlanacaktır. Demek ki hanımlardan talebeleri de varmış Hz. Mehdi (as)’ın. Peygamberimiz (sav) söylüyor. Bak “Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir.” Kardeşim, ahir zaman da 300 kişilik bir küçük cemaat Hz. Mehdi (as)’ın cemaati. Şimdi bir nefret bir öfke olmadan bir cemaatin bu kadar küçük olması mümkün olur mu?
En ufak cemaat bile binlerce, on binlerce oluyor. En ufak bir cemaatin bile binlerce, on binlerce taraftarı oluyor. En az 100 bin, 200 bin taraftarı olur, en küçük cemaatin bile. Demek ki Hz. Mehdi (as)’a karşı müthiş bir öfke, müthiş bir reaksiyon olacak. Deccal insanların gözünde onu bambaşka göstermeye çalışacak. Dinsiz, mürted gibi gösterecekler. Hatta diyor ki Peygamberimiz (sav);
“Şehirdeki büyük alim, o devrin yobazı halka açıklamada bulunacak; bu mürted oldu, dinsiz oldu, bizim dinimizi değiştirmeye kalkıyor, fitnecidir, dikkatli olun ve ondan uzak durun diye halkı uyacak” diyor Peygamberimiz (sav). İmam Rabbani Mektubatı’nda bu hadisi uzun uzun belirtiyor.
“Her zalim onun karşısında mağlup olacaktır.” diyor Peygamberimiz (sav), “her zalim”. Her deccal taraftarı mağlup olacak. Mutlaka yeniyor. Nasıl yeniyor? Fikren.
“Zamanı o kadar adil olacak ki”, o kadar adaletli olacak ki “kabirdeki ölüler, dirilere imrenecektir.” “‘Keşke biz de canlansak da, Allah can verse de onların arasında bulunsak’ diye imrenecekler” diyor Peygamberimiz (sav). Ama bakın bu çok acayiptir, Bediüzzaman da diyor, sayıları 314. Dünyanın en iyi insanı Hz. Mehdi (as), talebeleri dünyanın en iyi insanları. O devirde ki fitnenin şiddetine bak, deccaliyetin şiddetine bak, 300’ün üstüne sayıları çıkamıyor. Küfrün şiddetinden, münafıklığın şiddetinden, dalaletin şiddetinden sayısı artmıyor. Çok küçük kalıyor sayısı, artmıyor.
Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Sayıları Bedir savaşçıları adedince” diyor. Bedir’de kaç kişiydiler? 313 kişi. Çok acayip. Bedir’dekiler. Talut’la nehri geçenler kaç kişi? 313 kişi.
“Allahü Teala, İslam’ı nasıl Resulullah Efendimizle başlatmışsa, Hz. Mehdi ile sona erdirecektir.” diyor Peygamberimiz (sav). Onunla da bitiyor.
“Hz. Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, ‘Bu, Allah'ın halifesi olan Mehdi'dir, ona uyunuz' şeklinde nida edecektir.” “Hz. Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi” demiş. “ve”yi ekleyince ne oluyor? Başka bir şekle gelmiş oluyor. Halbuki hadisin orijinali şöyle; “Hz. Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak bir münadi,” konuşan bir kişi, hitap eden bir kişi “Bu, Allah'ın halifesi olan Mehdi'dir, ona uyunuz' şeklinde nida edecektir”. Hz. Mehdi (as)’ı müjdeleyecek. Kimdir bu? Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri. Dünyada en güzel sarık onda, en hakiki sarık onda. Öbürleri sarık değil. Onlar bez sarıyorlar, sarığa benzetmeye çalışıyorlar. Onların hiçbiri sarık değildir. Gerçek sarık onunkidir. Ve Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, ve Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri. Bakın, çok önemli bir insandır. Ahir zamanın önemli bir eşhas-ı mühimmesidir. Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri çok mühim bir eşhastır. Altını çizerek söylüyorum, ehemmiyetine binaen söylüyorum. Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri’ni herkes iyi koruyup kollasın, sahip çıksın. Deccal ve taraftarları ona saldırmaya kalkıyorlar. Allah ona saldırmaya kalkan deccal taraftarlarına hidayet versin, hidayet vermezse helak etsin Cenab-ı Allah, helak etsin Allah, helak etsin. “Hz. Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak bir münadi, ‘Bu, Allah'ın halifesi olan Mehdi'dir, ona uyunuz' şeklinde nida edecektir. Uyaracak insanları, “falanca kişi Hz. Mehdi (as)’dır, ona uyunuz”, hatırlatacak. İnsanları uyaracak.
“Beytül Mukaddes'e (Kudüs) inecektir Hz. Mehdi (as)” diyor. Demek ki İsrail’le bir bağlantısı var. Demek ki Musevilerle bir bağlantısı var. Çünkü hadiste de ayrıca ne diyor Peygamberimiz (sav); “Tevrat’ın aslı ile Musevilere hükmedecektir.” Çünkü Musevilerin beklediği Kral Mesih de odur. Bir tane Mehdi var zaten. Onların beklediği Mehdi ile Müslümanların beklediği Mehdi aynıdır.
“İnsanlar, hakka dönünceye kadar” yani Müslüman oluncaya kadar, İslam’ı kabul edinceye kadar, Allah’ın varlığını, birliğini kabul edinceye kadar “mücadelesine devam edecektir” diyor Resulullah (sav), ferman buyuruyor.
“Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir” diyor Resulullah (sav). “Bütün dünyayı zengin kılmak için gönderecek” diyor. Fakir kalmıyor. Herkes zengin oluyor. Zengin olmadık tek bir fert kalmayacak diyor Peygamberimiz (sav).
“O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak,”hem ürün çok fazla oluyor, hem hayvan sayısı çok fazla oluyor.
“Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol malı dağıtacaktır.” Karl Marks bunları okuyunca beğenmiş, hoşuna gitmiş, ne yapsın? “Ben de Mehdi olayım” demiş. Ama ne tarz Mehdi? “Şeytani Mehdi olayım” demiş. Ve deccal olarak ortaya çıkmış. Gerçek Mehdi’yi etkisiz kılmak için Mehdi’nin yapacağı görevi kendi üstüne almaya kalkmış. Halbuki, ne diyor rivayette? “Hz. Mehdi, insanlara malı eşit şekilde bol bol dağıtacaktır”. Sosyal adalet Hz. Mehdi (as)’ın görevidir, inşaAllah.
Resulullah Efendimiz (sav) ferman buyuruyor; “Yemin ederim ki Allahü Teala, benim neslimden, dişleri güzel, alnı açık, yeryüzünü adaletle doldurarak malı ve eşyayı insanlara bol bol ikram eden bir evladımı gönderecektir”, Cenab-ı Allah. “Evladım” diyor. Hz. Mehdi (as)’ın dünya hakimiyeti ne olmuş oluyor? Dedesinin hakimiyeti olmuş oluyor. Dedesinin torunu, “evladım” diyor bak. Onu özellikle söylüyor Peygamberimiz (sav) “evladım”. Evladının hakim olması ne demek? Dedesinin hakim olması demek. Dedesinin torunu kumandandır. Dedesinin torunu kumandan olmuş, Peygamberimiz (sav)’in kumandanlarından. Peygamberimiz (sav) tayin etmiş. Allah tayin etmiş, inşaAllah.
Resulullah ferman buyurdu;‘Onun ismi benim ismim olacak”. “Ahmet, Muhammed, Mustafa, Mahmut” demiyor, “ismim” olacak. “ahlakı benim ahlakım olacak”,“benim gibi hoşsohbet, şakacı, sevecen ve merhametli olacak”. “ismi benim ismim olacak”, diyor ki “müsavidir, aynıdır, bayağı benzer, tam benzer ismimiz, aynı benzer”. Birebir böyle, tam. Ama söylemiyor. Söylerdi, “Ahmet, Muhammed, Mustafa” derdi, demiyor.“Babasının adı babamın adına benzer, adı adıma benzer”diyor. Bu nedir? Adnan, beni Adnan. Çünkü Peygamberimiz (sav)’in soyadı Adnan’dır.Bunu kim söylüyor? Hz. Ali(kv),dedem söylüyor. “Mustafa Adnan Peygamber” diyor, “Mustafa Adnan”.Soyadıyla söylüyor Peygamberimiz (sav)’e hitap ederken. “Adı Mustafa, soyadı Adnan” diyor. Mustafa Adnan peygamber. Dolayısıyla Resulullah (sav) şu an olsaydı biz ne diyecektik? Muhterem Adnan Efendi Hazretleri diyecektik. İsmi o. Babası olsa ne diyecektik? Muhterem Adnan Efendi Hazretleri diyecektik. Annesine ne diyecektik? Muhtereme Adnan annemiz diyecektik. Çünkü Süleyman Demirel’in hanımı da bayan Demirel deniyor. Mesela Bayan Erdoğan deniyor. Bayan Erdoğan, soyadı. Peygamberimiz (sav)’in soyadıdır inşaAllah. Dolaysıyla babasının adı da babasının adına denk olmuş oluyor. Çünkü aynı soyadı; Adnan. Tabii diyeceklerdir ki “Hocam artık bu kadar olur, alenen ilan ediyorsun”. Yok, ben hadisi anlatıyorum, doğrusunu söylüyorum. Oturup biz öyle şeyden çekinmeyiz. Kim ne derse desin.
“Peygamber Efendimiz ‘Horasan tarafından bayraklar çıktığını gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa o bayraklara katılınız, zira içlerinde Allah'ın halifesi Hz. Mehdi vardır.' buyurmaktadır.” Horasan taraflarından kimler geldi? Anadolu’ya kimler geldi? Oğuz Türkleri geldi, Türkler geldi. Peygamberimiz (sav) kavmin kendi zamanındaki yerini söylüyor. Sulbu daha orada, Horasan’dalar. Daha gelmemişler Anadolu’ya. Onun için “Horasan” diyor. Horasan’dan Türkiye’ye geleceklerini anlatmış oluyor. Yani “Horasanlıdırlar” diyor. Derler ya “nerelisin?”, herkese söylemiyorlar mı “nerelisin?”, onlar da Horasanlıdır köken olarak, “Horasanlıdırlar” diyor. “Türklerin içinde çıkacak” diyor. “Kar üstünde sürünerek dahi olsa” diyor. Mekke’de, Medine’de kar yok. Medine’de kar ne arar? “Sürünerek” diyor hem de, katman, katman böyle. “Kar tutacak” diyor. Kar nerede tutuyor? Türkiye’de tutuyor. “Kar üstünde sürünerek dahi”, çıkacağı yeri söylüyor işte. Peygamberimiz (sav) onu özellikle söylüyor, “Mekke, Medine” diye saptırmasınlar diye onu kasten söylüyor. “Yağmur” demiyor, “kar” diyor ki itiraz edemesinler. Mekke’de, Medine’de kar olmayacağına göre. Kar nerede olur? İstanbul’da iyi olur, inşaAllah.
“Dünyadan bir gün bile kalsa”, kıyamet kopmaya bir gün bile kalsa “Allahü Teala kıyameti durdurup” o günü uzatıp “benim ehli beytimden Muhammed Mehdi’yi dünyaya hakim olmak için gönderecektir.” buyurmuştur. Dünyaya. Allah Mehdi için kıyameti durduruyor. Kıyametin ertelenmesine vesile olan bir insana insanlar düşman oluyor, 313 kişi kadar kalıyorlar. Hapsediliyor, darp ediliyor, hakaret görüyor. 313 kişi, başka talebesi yok. Ama kıyamet de onun sebebiyle durduruluyor, dünyanın haberi yok daha ondan. Onun yüzü suyu hürmetine Allah devam ettiriyor dünyayı, dünyanın da ondan haberi olmadığı gibi bir de düşmanlık yapıyorlar. “Konstantiniye’yi”, İstanbul’u “fethedecektir”. Nasıl? Manen. Bak, yeri de bildirmiş Peygamberimiz (sav).
“İsa (A.S), namazını Hz. Mehdi'nin imamlığında kılacaktır.”
“İsa (A.S), semadan nüzul edecek” Allah katından inecek “ve onun emirliğini kabul edecektir” imamlığını kabul edecektir. İsa (A.S)'ya ‘Bize namaz kıldır' denilecek, ancak O, ‘Emir sizin içinizdedir' karşılığını vererek, ‘Bu, Allah'ın ümmeti Muhammede bir ikramıdır' diyecektir.” Ve Mehdi’yi namazda imamlığa geçirecek, inşaAllah.
“Hz. Mehdi, bu ümmetin vasatı, Hz. İsa da ahiri olacaktır. Vasattan kastedilen, Mehdi'nin Hz. İsa'dan çok az bir süre önce geleceğini ifade etmek içindir.” Kaç sene? 30 sene, haydi diyelim 40 sene. “Hz. İsa'da, ondan hemen sonra geldiği için ahir olarak vasıflandırılmıştır.”
“Nefsim yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki” diyor Peygamber Efendimiz (sav), hep yeminle söylüyor Hz. Mehdi (as)’ı. “Mehdi’nin babası Kureyşidir.”Arap’tır, yani Seyyiddir. “Annesi demiyor, babası diyor. Hangi soydan geleceğini de açık açık söylüyor. Anne tarafından değil, “baba tarafından seyittir” diyor. “Anlamadım” yok. “Eğer istenseydi onu en son ceddine kadar sayardım,” size diyor.“Ta en son, babasının ismine kadar sayarım size” diyor. “Hepsini biliyorum” diyor Peygamberimiz (sav). “Ondan ona, ondan ona, en son ceddine kadar bütün şeceresini biliyorum, hepsini sayayım isterseniz” diyor. “çünkü Hz. Mehdi, İslam’ın sonu olacaktır”. Onunla bitiyor İslamiyet, Hz. Mehdi (as) ile. Peygamberimiz (sav) söylüyor. Yobaz takımı bunları böyle ağzı açık, ızdırapla dinliyor. Nefret eder yobazlar Hz. Mehdi (as)’dan. Onun için biz de Ehli Beyt düşmanı bu alçaklara karşı sürekli Hz. Mehdi (as)’ı anlatacağız, Ehli Beyti de anlatacağız.
“Mehdi 21 veya 22 yıl kaldıktan sonra,” 2021, “veyahut haydi 22 olsun en fazla” diyor Peygamberimiz (sav). 9 yıl adil bir şekilde de dünyaya hakim oluyor. Peygamberimiz (sav) “7 veyahut 9” diyor, çok net söylemiyor ki. 7 de olabilir, 7. yılda da, “feceten” diyor Peygamberimiz (sav), “aniden, vasıtasındayken Allah’a canını teslim edecek” diyor. “Şehit olacak” diyor, vasıtasındayken. “Bineğindeyken” diyor. “feceten” ani. Yani, hani bazen insanlar yatar, hastalanır, öyle değil. Faaliyet halindeyken, “birden Cenab-ı Allah canını alacak” diyor. Fakat 7 veyahut 9 yıl arasında, ümmet kesin bilemesin diye onu şey yapmış Cenab-ı Allah 7 ile 9’un arasında koymuş, inşaAllah. Çünkü dünya hakimi oldu mu biliyorlar ki Hz. Mehdi (as)’ın da artık son yılları. Onun için orada da Allah kesin bir şey vermemiş, ara bir şey, ani olması için.
“Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beytül Mukaddes'te” Kudüs’te “sabah namazı kılarken” bakın sabah namazı, dikkat edin “o sırada nüzul eden İsa (A.S)'ı takdim edecek” Hz. İsa (as) ortaya çıkıyor. “ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak” iki omzuna koyarak ‘Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır' diyecek ve nihayet” çünkü bir mücadeleleri olacak “gel sen kıldır”. “Ve nihayet” diyor, hadis çok manidar. “Hz. Mehdi İsa (A.S) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır.” Tekbiri aldığı an, dünyanın imamıdır. “Allahu Ekber” dedi mi bitti, inşaAllah. Ama sonra Hz. İsa Mesih (as)’ı imam tayin ediyor. Çünkü bir çok imamı olacak Hz. Mehdi (as)’ın. “Hz. İsa Mesih (as) da en güvenilir veziridir” diyor Peygamberimiz (sav). “En güvenilir vezir odur, en gözde vezir odur ve masumdur” diyor. “Masum bir veziri olacak”. Ne demek? Günahsız. Günahsızlık, ismet kimlere mahsus? Peygamberlere mahsus. “Ve hafızdır” diyor, Hz. İsa Mesih (as) Kuran’ı ezbere biliyor. Hz. Mehdi (as) hafız değildir fakat Hz. İsa Mesih (as) hafızdır. Çünkü Hz. Mehdi (as) Arapça da bilmiyor, Peygamberimiz (sav) söylüyor.
“Hz. Mehdi, benim evlatlarımdandır.”Sürekli söylüyor “benim evladım” diye. Övünüyor Peygamber (sav), iftihar ediyor. Hep “evladım” diye söylüyor. Hani “Hz. Mehdi (as) hakim oldu” diyorlar ya, Peygamber (sav) hakim oluyor. Evladı hakim oluyorsa, ne demek? Dedesinin torunu.“40 yaşlarındadır ve yüzü sanki yıldız gibi nurludur”. “Işık saçar, nur gibidir yüzü” diyor. “Sağ yanağında siyah bir ben bulunur. Üzerinde pamuktan iki parçalı bir kıyafeti vardır.”Herhalde ceket pantolondur, ne olur ahir zamanda. “Görünüşü, sanki Hz. Musa zamanındaki Beni İsrail'in görünüşüne benzer”diyor. Beni İsrail görünümündedir.
“Yer altındaki hazineleri çıkaracak, şirk beldelerini fethedecektir”, müşriklerin hakim olduğu, münafıkların hakim olduğu beldelere hakim olacaktır” diyor.
“Rükun ve Makam arasındaki biat'tan önce”, son şeyde tabii Mekke ve Medine’de biat var. Kudüs’de var, Mekke ve Medine’de var. “insanlar gurup gurup” tane tane değil, “gurup gurup ona akın edecekler” mesela on bin kişi, yüz bin kişi, elli bin kişi, bir milyon kişi. “ve oraya giden herkes ondan bereket kazanacaktır.” Bereketli bir insan. Bütün dünyaya bereket getirecek. Dünyada ekonomik kriz kalkıyor, sıkıntılar kalkıyor, hepsi kalkıyor.
“Hz. Mehdi'nin rengi arabi,” yani nasıl? Pembe, beyaz. Resullulah (sav) diyor ki “zaman zaman rengi kırmızılaşır Hz. Mehdi (as)’ın, zaman zaman da açılır rengi” diyor. Detay olarak veriyor. “rengi zaman zaman kırmızılaşır, bazı dönemler rengi kırmızıdır, kırmızıya yakın, bazen de biraz daha açılır rengi, kırmızıdan açılır” diyor. Detay olarak veriypr, teşhiste hata olmasın diye. “bedeni İsraili'dir.” “cismi İsrail” İsrail görünümlü, yani heybetli ve acar. Kafa yapısı, görünüşü, bedeniyle İsraillilere benziyor. “yanağı üzerinde parlayan yıldız gibi bir ben vardır.” Yani koyu siyah değil, cilt renginde bir ben. “Onun liderliğinde yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.” Kuşlara bile sevgisi var. “Son gideceği yer Kudüs’tür” diyor, Kudüs-ü şerif inşaAllah. Orada bitiyor artık, inşaAllah.
Şimdi kısa bir ara verelim, yeniden devam ederiz, inşaAllah.
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aylin hocam bir şey anlatsın.
AYLİN HANIM: Anlatayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ona bir bakayım ne tatlıymış o. Ah benim canım, acayip güzel gözleri, çok mazlum. Bunu sevmek ne şeker olur, ne tatlı olur. Acayip güzel sevilir bu, maşaAllah. Bize ne anlatabilirsin hocam?
AYLİN HANIM: Hocam bugün bitkilerden bahsetmiştik. İsterseniz onunla ilgili, bitkilerin nasıl suyu ve besini taşıdığına dair bilgi verebilirim.
ADNAN OKTAR: Bu arada benim fasulye bir metreyi geçti. Hatta bulunduğu bölümden de dışarı çıkma eğiliminde, onun için ona özel bir yer ayarladım. Şimdi yukarı doğru çıkacak. Yalnız bir olay oldu. Uç kısmı hızlı ilerleyip gidip oradaki lambaya dokunmuş, o da cıs olmuş uç kısmı, oradan koptu. Ama Cenab-ı Allah’ın kanunu, hemen alttan yandan yeni bir filiz verdi. Nereden haberi oldu hayrettir. Mesela başka yerlerden gelişmiyor. O koptuğu yerin hemen altından, oradan anladı ki gitmiyor. O oradan haber aldı gidiyor. Yanlarda da küçük filizler var, oradan devam etmiyor. İstese oradan da gider ama tam o uç noktadan, en üst noktadan gidiyor. Haber aldılar, hayret edilecek şey, maşaAllah. Biraz yapraklarını düzelttim, temizledim. En iyisi o sağdaki, o delikanlı çıktı, maşaAllah. Üç tane domatesim var. İkisi fideydi onlar iyi gelişiyorlar. Onlara çok sıkı bir yer ayarladım bayağı mutlular, çok kaliteli bir yerdeler. Sularını muntazam vitaminlerini de veriyorum. Gayet iyi besleniyorlar. Ben bunu geçenlerde de anlatmıştım, domates, normal domates değil mi? Açıyorsun domatesin çekirdeği, salatada falan da oluyor ya, onu toprağın içine koyunca domates çıkıyor. İnanılır gibi değil. Ben zannediyordum ki kurutulur, emek verilir falan. Böyle bir şey yok, herhangi bir domates. Çekirdeği koydun mu toprağa cayır cayır domates çıkıyor. Çok şahane açmış filiz vermişler. Dolu tabağın içi. Ama bakalım domates orada çiçek açacak mı? O yetiyor mu? Eğer o olmazsa onlara artık özel bir lamba alacağız.
“Hocam sizi sevdiğine inandığım birisinden, sonrasında okuduğunuz hadislerin sizin tarafınızdan yazıldığını söylüyor.” diyor. İnsaf artık. 1000 yıllık hadis kitapları, 500 yıllık hadis kitapları. Ne alakası var? Bu kitapların orijinalleri Süleymaniye’de var, mevcut. Oradan kardeşlerimiz baksın. Arapça orijinalleri, el yazması orijinalleri vardır, inşaAllah. Hatta bak orijinallerinin fotoğrafları burada var. Süleymaniye’deki el yazması bak, orijinallerinin fotoğrafları. Arapça orijinali. Burada kütüphane numarası, şerhi; hepsi var. Allah aşkına; böyle abuk sabuk konuşurken, bir parça mantık olsun. İnsaf. Nereden ben yazacağım? Bu kadar da olmaz. “Hapse gireceğinizi söyledi ayrıca kardeşimiz. Sizin hakkınızda kimle konuştum ”diyor. O insanın hapse girme ihtimali neyse bizim de hapse girme ihtimalimiz o. Sen de hapse girebilirsin, bir başkası da hapse girebilir, Allah vermesin. Ölebiliriz de. Senin ölme ihtimalin neyse benim de ölme ihtimalim o. Senin hapse girme ihtimalin neyse benim de hapse girme ihtimalim o. Başbakan bile hapse girdi, Adnan Menderes. Cumhurbaşkanı hapse girdi. Oluyor, insanlık hali, inşaAllah. Hiç ummadık bir şey, mesela trafik kazası oluyor, adam hapse giriyor. Ama durduk yere de böyle bir olay oluyorsa o da yine çok lehime olur aleyhime olmaz. Bilmem anlatabiliyor muyum? Bayağı anlamlı olur, inşaAllah. Anlamı değişik olur. Ama gönlün rahat olsun, öyle durduk yere bana kimse bir şey yapamaz inşaAllah. Biraz ağızlarına büyük gelirim ben. Sığmam yani pek, inşaAllah.
Zeynep Caner. “Tüylerini alana lanet olsun.” diye bir hadis var.” diyor. O zaman bu uydurma hadisi kabul edersen, maymun gibi gezersin sakallı bıyıklı ortada. Yapma Allah aşkına. Olacak iş mi şu? Kadın tabiî ki bakımlı olacak. Niye tüylü tüylü gezsin? Olacak iş mi şu? Yalan o. Öyle bir hadis yok.
“İsa Mesih (a.s) geldiğinde, yabancı bayraklarda değişiklik olacak mı?” diyor. Olur. Sürekli değişiyor bayraklar, tabiî ki. Murat Coşkun sormuş, Avcılar’dan.
“Selamun Aleykum Hocam. Sizi çok seviyoruz, muhabbetle izliyoruz. Ben 17 yaşındayım ve üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Hocam sizi rüyamda gördüm. Sizin öğrencinizmişim. Elinizi öpmeye geliyormuşum. Elinizi öperken göz göze geliyoruz ve gözlerinizde Hz. Yusuf (a.s)’ı görüyorum. Sonra onun haline bürünüyorsunuz. Sonra benimle sohbet ediyorsunuz. Sizinle görüşmeyi çok istiyorum Hocam. Duanızı bekliyorum.” Bir hanım kardeşimiz yazmış. İyi, hayırdır inşaAllah. “Bazı iddialara göre başörtüsü Kuran’da yokmuş. Bunun açıklamasını yapabilir misiniz? Teşekkür ederim. Damla Hocamız’a selam.”
DAMLA HANIM: Aleykum Selam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah. Meşhur oldun sen. “Başörtüsü” diye bir kelime yok Kuran’da. Öyle bir kelime yok. “Hımr”, örtü, “humur”, o var. Masa örtüsü için de aynı şey kullanılır, herhangi bir şey için de. Allah kadınların göğüslerinin üstüne o örtüyü vurun, örtün diyor. Kuran ayeti budur. Orada başörtüsü diye bir kelime yok. Başörtüsünü biz hadislerden anlarız. Buhari’den, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Süneni Nesih, Süneni Davut’ta hadisten anlarız. Kuran’da öyle bir ifade yok. Bir de “üstlerinize cilbablarınızı alın” diyor. Cilbabtan gaye de benim inandığım, benim kanaatim, siyah çarşaftır. “Dışarı çıkarken üstünüze cilbabınızı alın” diyor, cilbab çarşaftır, siyah çarşaf, benim kanaatim. Ama bir başkası da ben gömlek anlıyorum der, ceket anlıyorum der. Kadınların dışarı çıkarken eza görmemeleri için, hür bilinmeleri için, hür ve şerefli bilinmeleri. Yani dışarı çıkarken o devirde, Peygamberimiz (sav) zamanında kadınlar, gece bir yere çıkmaları gerekiyor yahut gündüz bir yere çıkmaları gerekiyor, köle kadınlardan ayırt edilemiyor. Köle kadınlara daha insanlar rahat davranıyorlar, biraz taciz ediyorlar, rahatsız ediyorlar, sarkıntılıkta bulunuyorlar. Kadınlar da bundan bizar olunca Peygamberimiz (sav)’e geliyor. O zaman işte bu ayet iniyor. “Ayırt edilmeniz için, hür kadın olduğunuz anlaşılması, cariye, köle olmadığınızın anlaşılması için ve eza görmemeniz için üzerinize çıkarken cilbablarınızı alın”. Ama adam der ki; “bence cilbabtan gaye uzun bir gömlektir”. “Ben gömlek anlıyorum” diyebilir. Veyahut “uzun bir pardesü anlıyorum” diyebilir. Veyahut “düzgün, kapalı bir kıyafet anlıyorum” diyebilir. Diyebilir yani, ben onlara saygı duyarım. O şekilde de yorumlayabilirler, yoruma açık. Benim anladığım da budur. Çünkü hadislerden hareket ediyorum ben, hadise göre ben bunu anlıyorum, inşaAllah.
“Merhabalar.” Bir kere merhabalarla başladıysan bir acayiplik var. “Öncelikle yayına neden bağlanamadığımızı öğrenmek istiyorum.” Şu merhabalardan başlıyor bağlanamama nedenin. “Katılımcı olarak neden interaktif bir program şeklinde ilerlemediğini de ayriyetten merak ediyorum.” İşte ayrıyetten olduğu için, merak etmenden kaynaklanıyor bu tip olaylar. Ayrıyetten olduğu için oluyor zaten. İnteraktif. Bir de modern takılmış, kerata. “Mailimin okunmayacağından adım kadar eminim.” Adını yazmamışsın ki adın kadar emin olasın, kerata. Telefonla bağlarsın; adam dangalak bir ifade söyler. Onla mı uğraşacağız? Değil mi? İnsanların içinden manyağı çıkar, psikopatı çıkar. Akılsızı var, delisi var, düzgünü var. Biz kimin ne yapacağını bilemeyiz. Bilinmeden etmeden, “Selamun aleyküm, ben arıyorum” diye programa bağlama olur mu? Bak sen ismini bile vermemişsin. Ne kadar karanlık bir şey. Müslüman selamla başlar bir kere. Selam yok. Direk, küt kelama girmişsin. Bir acayiplik var. Biraz psikoz olayları var gibi görünüyor. Biz de o zaman tabiî ki tıbbi tedbir alıyoruz. Öyle tiplere karşı.
“Seyyid Muhammed Ahmed Adnan Hocam. Ben Çanakkale’den Oktay Saygın. Ailece programınızı takip ediyoruz. Oradaki ablaları ve sizleri çok seviyoruz. Hocam, sizden isteğim olacaktı inşaAllah. İmanımızın daha da artması için dua etmenizi istiyoruz. İnşaAllah kardeşim Berra Melis’in ve benim fotoğrafımı yolluyorum.” diyor. Berra Melis. Var mı resimleri? Göreyim. Ben onu yerim. Onun fındık burnunu yerim. Patilerini de yerim. Çoraplara bak. Şekerliğe bak sen. MaşaAllah, MaşaAllah. Aslan bunlar aslan. Koç yiğit. MaşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin, maşaAllah. Hidayet versin Cenab-ı Allah hepsine inşaAllah.
Celilabat Azimli. 2012 kıyamet olarak, kıyamet ne demektir? Ayağa kalkma, canlanma. Baharda çiçekler ayağa kalkar, Müslümanlar ayağa kalkar, o anlamdadır. Kıyam, namazda mesela kıyam vardır. Ne demektir? Ayakta durmak. Rüku eğilmek, secde alnını yere getirmek. Kıyam? Kıyam ettim demek ayağa kalktım demektir. Bu güzel işte. Bunlar olacak inşaAllah. İlim, bilim ve sanatta kıyamet var, ayağa kalkma var, inşaAllah.
“Kanalınızı merakla izliyoruz. İslam aleminin böyle bir TV’ye ihtiyacı vardı. Allah sizden razı olsun. İyi yayınlar.” Azerbaycan’nın Maserli ilinden Reşat, maşaAllah.
“Allah’ın aslanı, Peygamber (s.a.v)’in canı, Sayın Muhammed Adnan Hocam. Geçen iş yerinde bir hanım kardeşim, sünnet diyerek orta boy bir çakı gösterdi bize ve öperek alnına koyarak çantasına koydu. Biz de şaşırdık. Bıçağın kutsal bir tarafı olmadığı açıktı. Bıçak taşımak sünnet midir Hocam? Bir şirk durumu oluşturur mu? Peygamberimiz (s.a.v.) bıçak taşır mıydı? Sizi çok seven kardeşiniz.”diyor. Şimdi dağda mağda geziyorsan, tabiî ki yanında bir bıçak bulunması lazım. Ekmek kesmek için yahut sebze kesmek için yahut bir yere mesireye falan gidiyorsun. Ama öpüp alnına koyarak falan. O biraz acayip. Bıçak kutsal olmaz. Mutfakta da var bıçak. Her gün bıçağı öpüp alnımıza koymuyoruz. Peynir kesersin, domates kesersin. Onun için kullanılır.
Yine kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.
VTR
DAMLA HANIM: Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi. Ama nasıl tespihlerim? Hepsi birbirinden güzel, maşaAllah. Rengarenk tespihlerim de var. Ama hep taş. Ne kadar güzel taşlar varmış dünyada. MaşaAllah. Allah’ın lütfu, maşaAllah.
Biraz Kuran’dan okuyayım. Ya Allah Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
Müminun Suresi, 62-74:
“Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz;” bu bir Kuran mucizesidir. Normalde takatinin çok üstünde belalarla karşılaşabilir insan. Hiç olmuyor böyle bir şey. Mutlaka insanın rahatça karşılayabileceği gibi, tahammül edeceği gibi, sabredebileceği gibi oluyor.“elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır” yani kader kitabı.“ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.”Müslümanlara Cenab-ı Allah böyle bir müjde vermiş. Ömürleri boyunca ve sonsuz hayatları boyunca haksızlığa uğratılmıyorlar.
“Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir.” Birgaflet, yani apaçık gerçekleri, bilimsel gerçekleri, Allah’ın kanunlarını, Allah’ın güzel yarattığı netliği bir türlü göremiyorlar.“Üstelik onların, bunun dışında yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar.” Ne yapıyorlar? Darwinizm’i hazırlıyorlar. Darwinizm için bütün dünyanın üniversiteleri, bütün dünyanın okulları uğraşıyor, anlatıyorlar Darwinizm’i insanlara kabul ettirmek için.
“Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.” Genellikle sermaye sınıfının epey bir bölümü tarih içerisinde iktidara hakim olmuşlar. Dolayısıyla toplumu ezmişler. Yani yeni tabirle oligarşi, oligarşik bir düzen olmuş genellikle. Kuran ona dikkat çekiyor. Yani oligarşinin dünyadaki yaptığı zulme dikkat çekiyor, inşaAllah.
“Bugün feryad etmeyin, çünkü Bizden yardım göremezsiniz.” “Zulmederlerse mutlaka bir bela veririm” diyor Allah.
“Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;” “dinlemiyordunuz ayetleri” diyor Allah.
“(ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.” Mesela biz şimdi gece vakti anlatıyoruz, adam hezeyan sergiliyor. Hezeyan dedi mi, zırvalıyor ayete karşı. “Hezeyanlar sergiliyordunuz, reddediyordunuz” diyor “Allah’ın hükümlerini”. “Allah’ın ayetlerini, Allah’ın Kuran’da açık belirttiği şeyleri reddediyordunuz”.
“Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi,” bak, “düşünmediler mi?” demiyor Allah; “gereği gibi düşünmediler mi?”. “yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Hurafe.Hurafe gelmiş işte onlara da. Kuran’a ilave yapmışlar, hüküm getirmişler. Allah hurafeye dikkat çekiyor.
“Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar?”Peygamberimiz (sav)’e bakıyor ayet ama aynı zamanda Hz. Mehdi (as)’a da bakan bir ayet. Çünkü bak diyor ki; “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı”. Çünkü çok detaylı bildirilmiş hadislerde Hz. Mehdi (as). Allah ne diyor; “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar?” Kabul etmiyorlar.Halbuki tanıyacakları bilgi var.
“Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar?” Deli iddiası hep Mehdilere, peygamberlere sunulan bir zulüm çeşididir, “deli” denmesi. Her peygambere hemen hemen, her Mehdiye deli denmiştir şu devrimize kadar.“Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır” doğruyu getiriyor, diyor Cenab-ı Allah.“ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Anlatıyor İslam’ı Kuran’ı ama insanlar çirkin karşılıyorlar, diyor. Çirkin karşılayınca ne yapıyorlar? Nefret ediyorlar. Ne yapıyorlar? Hz. Mehdi (as)’a kin duyuyorlar. Her devrin Mehdisine kin duymuşlardır.
“Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı” onların kafasına göre dünya düzenlenmiş olsaydı“hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı.” Ne oldu?Onların kafasına göre oldu; komünist, faşist, vahşi kapitalist sistemi koydular, dünya hercü merc oldu. Acayip acı ve ızdırap çekti dünya.Birinci ve İkinci Dünya Harbi’nde bir milyar insanı katlettiler, şehit ettiler. Binaları yıktılar, şehirleri yıktılar, bütün dünyayı fesada verdiler. Ekonomiyi yerle bir ettiler, sanatı yerle bir ettiler, insanlara hüznü, acıyı ve ızdırabı getirdiler ve Allahsızlığı getirdiler. Yani Darwinizm’i, materyalizmi. Allah var da, onlara göre Allah yok, haşa. “Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı.” Göğü de batırdılar, yeri de batırdılar insanlar. Şehirleri yıktılar. “Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.” “Şan ve şeref Kuran’la olur diyor” Cenab-ı Allah. “Mutlu olmanız, şanlı olmanız, şerefli olmanız, güzel olmanız Kuran’la mümkündür” diyor.
“Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun?” diyor Cenab-ı Allah. “Para mı istiyorsun, bir şey mi istiyorsun?” “İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır.” Dünyada ve ahirette sizlere verdiği nimetler daha hayırlıdır. “O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
“Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.”Kuran’a çağırıyorsun.
“Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır.” diyor Cenab-ı Allah.
Var mı bana anlatacağınız bir şeyler?
DAMLA HANIM: İnşaAllah Hocam. Bugünkü haberlerden okuyabilirim uygun görürseniz. İstanbul’un çeşitli semtlerinde, son birkaç gün içinde PKK yandaşlarının; mağazaları yağmalama, otobüs yakma, taş ve sopalarla arabalara saldırma olayları yaşandı. Maltepe, Bağcılar, Ümraniye’de de olaylar çıkmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Komünist düşüncede, Stalinist düşüncede, Leninist düşüncede şiddet mutlaka gereklidir. Çelişki vardır onların inancına göre toplumda, çelişki çatışmayı gerektirir. Tez, anti tez, sentez inançlarına göre, maddenin içinde de doğal olarak çelişki var olduğunu iddia ederler, toplumda da çelişki var olduğunu iddia ederler. “Çelişki çatışmaya dönüşür, çatışmanın sonucunda da bu tip olaylar meydana gelir ve amacımıza ulaşırız” diyorlar. “Toplum da bu şekilde gelişir, bu çatışmayla gelişir. Komünal topluma doğru bu şekilde ilerlemiş olacağız” diyorlar. Dolayısıyla şiddet komünizmin vazgeçilmez bir ibadet şeklidir. Komünist dininin, bu ateist dinin şeytani bir öğretisidir, şeytani bir ibadet şeklidir. Mutlaka dehşet, kan ve şiddet gereklidir onların inancına göre. İçişleri bakanımız bu konuya bir parça dikkat çekmeye bir kalktı; adamlar yeri göğü birbirine katmaya kalktılar. Dolayısıyla komünist şiddete karşı, karşı eğitim programı şart; anti Darwinist, anti materyalist, anti Stalinist, anti Leninist eğitim. Bunun dışında, işte adamlar böyle sürekli pratik yaparlar, komünizmin pratiğini yapıyorlar, uygulamasını yapıyorlar. O onlara heyecan verir, yeni yeni eylemler için cesaret verecektir. Onu başarılı bir eylem olarak görürler ve devam ederler. Bu kafayla devam ederlerse daha da gelişeceklerini düşünüyorlar. Daha etkili olacaklarını düşünüyorlar. “Hiç olmazsa boş durmadık işte, faydalı bir şeyler yaptık” diyorlar. Nasıl Müslümanlar birisine sadaka veriyor, ilim öğretiyor, birine iyilik yapıyor, namaz kılıyor, oruç tutuyor; nasıl ibadet oluyor, komünizmin de ibadetlerinden en önemlisi, onların namazı da adam öldürmek ve şiddettir. Bina kundaklamaktır, yakıp yıkmaktır. Bu şeytani ibadetleridir onların. Şeytana tapınma yöntemleridir. Onlar da bunu yapıyorlar.
Çağrı: “Selamun Aleykum, iyi akşamlar. Hocam programınızı ilgiyle takip ediyoruz. Size çok büyük bir sevgi duyuyoruz. Hanımım da sizi çok seviyor. Tüm vaktimizi televizyon karşısında geçiriyoruz. Güzel yüzünüzü izleyerek geçiriyoruz Hocam. Heybetli duruşunuz çok hoşumuza gidiyor. Hocam sol yanağınızdaki beni görmek istiyorum. Bu mümkün mü? ” Bak taktılar kafaya, inşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahu ve Berakatuhu. “Sayın Adnan Bey” iyi, güzel. “Şaka yaptım Adnan Hocam. Sizi dedem ve babaannemle seyrediyoruz. Yüzünüzdeki nurla bize ferahlık ve huzur veriyorsunuz, maşaAllah. Allah sizin izinizden bizi ayırmasın. Biz kullarına Cenab-ı Allah derin iman nasip etsin.” diyor Aykut Yıldırım.
“Ben Murat, Hocam. Yurtdışında çalışıyorum. Irak, Sudan gibi yerlerde sizi zevkle seyrediyoruz. Öncelikle böyle bir kanal açtığınız için Allah sizden razı olsun. Hocam yabancı yerde çalıştığım için sizin Darwin teorisini çürüten kitap veya CD olarak İngilizcesi var mı, varsa nerden temin edebilirim?” diyor. Yabancı yerlere dağıtman için Darwin teorisini çürüten o kadar çok kitaplarımız var ki. Bir tane, iki tane, üç tane, dört tane değil. En güzeli “Yaratılış Atlası”dır, İngilizce. Hemen ver arkadaşlarına bir tane.
“A9’un açılımı nedir?” Murat Bıçak: “Bir de bu güzel hocalar bizim toplumumuza ne demek istiyorlar? Bu konuyla ilgili devamlı içimizde devamlı konuşuluyor. Tekrar anlatırsanız sevinirim.” diyor. Demek istiyorlar ki böyle başı açık, modern, kaliteli, klas hanım efendiler, klas öğrenciler, üniversiteli gençler, hepsi başı açık olarak da, makyajlı olarak da, bakımlı, güzel olarak da birinci sınıf Müslüman olarak yaşayabilirler. Verilen mesaj budur.
Mehmet Kaplan kız arkadaşlarımızın tahsil durumlarını soruyor. Hepsi üniversite mezunudur kız arkadaşlarımızın. İçinde mühendis olanlar var. Jeolog olanlar var. Sosyolog olanlar var. İşletme mezunu olanlar var. İktisat mezunu olanlar var. Ama tamamı üniversite mezunudur. En az iki yabancı dil bilirler benim kız arkadaşlarım. Hepsi okullarında hep başarılı olmuş öğrencilerdir. Yaklaşık 150 tane falan kız arkadaşım var. 150’yi bulur. Hatta daha da fazla olabilir. Hepsi nur gibidir. Hepsi çok efendidir, iffetlidir, haysiyetlidir, aklı başındadır, çok kişilikli ve karakterlidir. Allah’a boyun eğicidirler. Beş vakit namazlarını kılarlar. Helâle-harama çok titizdirler. Bütün ömürlerini Allah’a, kitaba, Kuran’a ayırmışlardır. Hepsinin de başarılı çalışmaları var. Çok güzel işleri de var. Çok güzel vatana millete faydalı olacak güzel işlerde çalışıyorlar. Faydalı faaliyetleri de var. Allah yollarını açık etsin, inşaAllah.
“Seyyid, Muhammed, Adnan Hocam, bakmak görmek değildir. Görmek de illa ki bakmakla olmaz ama imanla bakmak gerçekleri görmeyi sağlar. Siz de imanla bakmamızı sağladınız. Allah yolunuzu açık etsin. Benim ve herkesin daha çok gerçekçi görebilmesi için dua ederseniz beni mutlu edersiniz. Gültekin Şafak/Konya” telefon numarasını da vermiş kardeşimiz. Böyle olacak tabii. Yazı yazıyor altında adı yok, bilmem ne falan. “Beni zaten yayınlamazsınız Hocam” diyor. Dangalaklık yaparsan tabii yayınlamam, ama buna rağmen yine yayınlıyorum bak, inşaAllah.
“Sayın Hocam ben Sivas’tan Emrah. Hayırlı sohbetler dilerim. Öncelikle yayınınızdaki herkese saygılarımı sunuyorum. Sohbetlerinizi yeni izlemeye başladım. Öncelikle siyasi görüşünüzü öğrenebilir miyim?” Siyasi görüşüm: Atatürkçü, milliyetçi, mukaddesatçı, maneviyatçı, Müslüman, Türk-İslam Birliği’ni savunan, İttihad-ı İslam’ı savunan bir delikanlıyım inşaAllah. “Dinimiz açısından siyasetin önemini açıklarsanız sevinirim. Selamun Aleykum.” Siyaset dine hizmet ediyorsa güzeldir. Siyaset mutlaka dine hizmet etmek durumundadır. Edecektir de, inşaAllah.
“Seyyid Bay Mehmet Muhammed. Selamun Aleykum Hocam. Size şiir okuyorum.
Ya Mehdi gel,
Gel ey hasretiyle gönülleri acıtan sevgili,
Gel ey hasretiyle gözleri yaşartan sevgili.
Ey bahar kokulu yar,
Kokusuyla gülleri kıskandıran yar,
Gel de baharın ılık meltemi essin yüreklerimizde.
Gel de huzurun sıcaklığı duyulsun kalplerimizde.
Ey bahar kokulu yar,
Kokunda cennetin izleri var.
Sev ey sevgili,
Sevgin kışları bahara döndürür.
Baharlar senin sevginle buram buram gül kokar.
Sevgi senin kalbinde dinlenir senden ya Mehdi.”
Diyor maşaAllah Azerbaycan’dan kardeşimiz. Bay Mehmet Muhammed isimli kardeşimiz yazmış. Azerbaycan yıkılıyor, yıkılıyor. Koç yiğitlere maşaAllah. Elhamdülillah.
Tamam, o kitap satış sitesini göster. Bilinmiyor mu ki kitap nereden alındığı?
EBRU HANIM: Yabancı kitap sormuştu; bookglobal.net
“Canım Hocam, siz ne şahane Hocasınız maşaAllah. Bizlerin hidayetine vesile olmak için, bizlere en güzel şekilde örnek olmak için müzik dinliyor, dans ediyor, biz hanımların gönlüne hitap etmeye çalışıyor, nezaketle üzerimize titriyorsunuz maşaAllah, elhamdülillah. Gerektiğinde gayet ciddi oluyor, gerektiğinde ikaz ediyor, etrafınızdaki hanım talebeleriniz heybetinizden sükût edince de üslubunuzu hemen değişip ortalığı neşelendiriyorsunuz maşaAllah. Bayılıyorum size. Yanınızda bir çocuğa gösterilen ehemmiyeti, itinayı gördüğümüzde şımarıyor, bunu maillerimize bile yansıtıyoruz.” Estağfirullah sevincinizi görüyoruz maşaAllah. “Ey her şeyimizi hoş gören, bıkmadan sabırla anlatan, şekerimiz, tatlımız, bir tanemiz Hocam” diyor. Bir hanım kardeşimiz yazmış. İsmini vermeyeceğim, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Ben Azerbaycan’ın Kebele bölgesinden Vugar. Size bir soru sormak istiyorum. Çoktandır merak ettiğim bir mevzudur. Hocam bildiğiniz gibi Kuran’ı Kerim’de geçen ‘dabbetül arz’ diye bir kelime vardır. Bizlere daha derin bir açıklama vermenizi rica ederim. Saygılarımla. Vugar Çavadov.”
Dabbetül arz, Kuran’da geçen bir harika olarak belirtiliyor. Hadislerde var. Dabbetül arz, bir kere bilgisayardır. Nereden anlıyoruz? Diyor ki Peygamberimiz (sav) hadislerde; “on binlerce fersah kuyruğu vardır” diyor. Ne demek on binlerce kilometre kuyruğu vardır, şimdi böyle bir şey nasıl oluyor? Yer altında internet kablolarından bahsedilmiş oluyor. Anlatılan bu. Yoksa bir canlının on binlerce kilometre kuyruğu olursa ne olur? “Kuyruğu yer altından çıkmakla bitmez” diyor Peygamberimiz (sav). O kadar uzundur. Yer altını kaplamış; bir. “Aynı zamanda göktedir, başı bulutlardadır” diyor. Uçaktan internetle bağlantı kurulabiliyor. “Ve sesini şark, garp ehli anında duyar” diyor. Dünyanın diğer ucundan duyulur sesi. Bu nasıl olur? İnternetle. Mesela konuşuyoruz, anında dünyanın öbür ucunda duyuluyor. “Kulakları fil kulağı gibidir” diyor. Bilgisayarın kapağını açtı mı nasıl oluyor? Fil kulağı gibidir. “Gözü domuz gözü gibidir” diyor. Küçüktür domuzun gözü. Küçük bir tane gözü var ortada, değil mi? Oradan karşılıklı konuşabiliyor isteyen. “İnsanlara hitap eder” diyor ayette; “tukellimühüm”. Açtı mı hitap ediyor, konuşuyor. Sesimi şu anda duyuyorlar. “Yüzü insan yüzü gibidir” diyor. Şu an yüzümüzü görüyorsunuz internette. Baktı mı insan yüzü görüyorsunuz, yani konuşan kişiyi görüyorsunuz. “Her eve girer” diyor. İnternet her eve giriyor mu? Giriyor, “her eve girer”. “Müminin yüzünü parlatır” diyor. Mümin oradaki güzel yazıları okuduğunda içi açılıyor, hoşuna gidiyor. “Kafirin yüzü simsiyah kesilir” diyor. Müslüman’ı gördü mü, bizi gördü mü ne oluyor kafirin yüzü? Morarıyor. Kızarmış patlıcan gibi oluyor, inşaAllah. Sırf şu hadisler bile Dabbetül Arzı tam açıklıyor. “Rengi, her türlü renk vardır üstünde” diyor. Aç, bilgisayara bak, her türlü renk var. “Tek bir adımda on binlerce km yol alır” diyor. Mesela şu an konuşuyoruz, Amerika’da aynı anda dinliyorlar. On binlerce kilometreyi bir adımda alıyor işte.
Mehmet kardeşimiz, Gizem: “Selamun Aleykum Hocam. Saç boyatmak ve makyaj yapmak günah mıdır?” Niye günah olsun? Peygamberimiz (s.a.v) saçını boyuyordu. Hanımları da boyuyordu. Hatta beraber boyuyorlarmış hanımlarıyla, beraber Resulullah (s.a.v) aynı anda. Hanımı kendi saçını boyarken Peygamberimiz (s.a.v)’in saçını da boyuyormuş. Dünya tatlısı benim Peygamberim (s.a.v), benim dedem. Dünya şekeri maşaAllah. Kınayla bir şeyi karıştırıyorlar. Siyah bir boya daha var. Ketem. Ketemle kınayı karıştırıp, bitkisel boyayla boyuyor. Hanımları da inşaAllah. Makyaj da zaten herkes sürme çekiyor. Sürme en âlâ makyajdır inşaAllah.
“Güzeller güzeli, karizmatik Hocam. Şeyhim, Adnan Üstad Hocam.” diyor Allah Allah hem şeyhlik hem üstadlık. Ama ben şimdi burada şeyhliği almış oldum. Bak “şeyhim” diyor. Ama biz talebeyiz, inşaAllah. “Sohbetlerinizin her gün yani neredeyse her gece takipçisiyim ve hayranınızım. Zatıâlinizin sohbetleri ne kadar lezzet ve maneviyat içerdiği kendim bile hayret içinde kendimi sorgu sual etmekteyim. Ya sohbet eyle Adnan Hocam.”
Eyüp Keskin, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nden bahsetmiş. Süleyman Hilmi Tunahan dünya iyisi, çok mübarek, muhterem, müberra bir insandı. O devrin Mehdilerindendir, inşaAllah.
İdris Naim Şahin doğru yolda. İdris Naim Şahin süper bakan, gayet isabetli tavırlar sergileyen bir insan. Tek suçu, ne dedi? Komünizm bilim adamları kanalıyla propaganda ediliyor. “Aboo” dediler, “bunu diyorsa bilimsel, anti komünist propaganda başlayacaktır. Bu da komünizmin sonu demektir. Aman daha ikinci aşamaya geçmeden susturalım”. Kafaları bu.
“Selamun Aleykum” Cahan yazmış. Şimdi Risale-i Nur’u okuduğunu söylüyorsun, tamam. Ama Risale-i Nur, zaten ahir zamanı önemli görmese, Mehdiyet’i önemli görmese nur talebesi olamaz. Çünkü Bediüzzaman ne diyor? “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın pişdar bir neferiyim. Öncü bir askeriyim. Ona ortam hazırlıyorum” diyor. “Çiçekler baharda gelir” diyor. “Biz anladık ki bu faaliyetimizle bu kutsi çiçeklere zemin izhar ediyoruz” diyor. Benim vazifem Hz. Mehdi (a.s)’a ortam hazırlamak diyor. Sen ne diyorsun? “Benim bu konudan haberim yok” diyorsun. Nasıl nur talebesi oluyorsun o zaman? “Biz yobaz mı oluyoruz o zaman?” diyor. Olursun tabii ki. Yani gerçeği, hakkı örtbas edersen, görmezden gelirsen yobaz olursun. Ama cahilliğinden yapıyorsan ayrı mesele.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...