DAMLA HANIM: Yayınımıza velinimetimiz, canımızın içi Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, maşaAllah. Ne konuştunuz ben yokken?
EBRU HANIM: Adamlık dininden bahsettik Hocam.Siz bize çok güzel örneksiniz. Her yerde çok güzel ahlak göstermeniz, tavrınızın hiçbir ortama göre değişmemesi mesela, yayında nasılsa sizin tavrınız, yayın dışında da öyle. Her yerde gördüğümüzde, hep aynı tavrı gösteriyorsunuz. Hep çok vicdanlı olmanız çok güzel örnek bize, maşaAllah.
DAMLA HANIM: Ve çok asilsiniz Hocam maşaAllah. Peygamberlerdeki gibi elhamdülillah. Hocam, siz geldiğinizde, içeri girdiğiniz andan itibaren kalbim çıkacak gibi oluyor, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah. Allah sevginizi kat kat arttırsın. Hakikaten şaşıyorum bu sevgileri ne kadar şiddetli, elhamdülillah. Yani duydukları heyecan çok çok şiddetli, normal bir heyecanın çok çok üstünde, maşaAllah. Gözlerindeki sevgi ifadesi çok çok güzel maşaAllah. O mucize, Allah mucize meydana getiriyor, maşaAllah.
Ne güzel ahir zamandayız, ne güzel imtihan oluyoruz, ne güzel Allah bize maddenin hakikatini gösterdi, bilmeyebilirdik. Çok mühim bir mucizeyi öğrenmiş olduk, ama ne mucize. Bence Kuran’ın hükümlerini tenzih ederim, en büyük mucize. Maddenin hakikatini bilmek çok muazzam bir olay. Allah, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) devrinin alametlerini peş peşe yarattı. Hâlbuki Hz. Mehdi (a.s)’ın üç tane alameti olabilirdi. Veyahut alametsizde getirebilirdi Allah. Alametsiz çıkarırdı, Hz. Mehdi (a.s)’ı. Yahut bir tane alamet olurdu, iki alamet olurdu. Müthiş, yani bu kadar alametin çıkması, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması kadar harika,Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması kadar şaşırtıcı. Yani mesela, “iki tane kuyruklu yıldız çıkacak” diyor, 1400 yıl öncesinden Peygamberimiz (s.a.v.). Bunu bilmek olacak iş mi? Anını, saniyesini bilerek. Diyor ki; “çıkmadan önce kuyruklu yıldız, yağmurlar kesilecek” diyor, 1400 yıl öncesinden. Bütün dünya birbirine karıştı. Küresel ısınma oldu. Anlayamadılar çünkü gariplerine gitti. Sonra küresel soğuma başladı. Muazzam yağmur başladı. Onu da açıklayamadılar. İki uçlu kuyruklu yıldızı açıkladı Peygamberimiz (s.a.v.), tarih kitaplarında bilgi yok, kuyruklu yıldız ile ilgili. İki uçlu kuyruklu yıldız. Bir tek Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var, başka yok. Yani bilimin tespit ettiği yok, geçmişte olan. Allah şimdi onları gösteriyor, bize. Bayağı güzel, maşaAllah elhamdülillah. Ahir zaman alametlerini çoktan beri seyretmemiştik, dinlememiştik, onları bir seyredelim şimdi.
VTR-Ahir Zamanda Gerçekleşen Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ahir zamanında olmamız, kardeşlerimize anlatınca bir kısmı, hocalar çıkıyorlardı işte“Hz. Mehdi (a.s)’ın aslı yok.” Çocukken birçoğumuzda inanıyordu ona.“Yok” denince, doğru mu acaba? falan deniyordu. “İsrâîliyyât’tır deyince,ya İsrâîliyyât’a mı uyduk falan. Meğer yanlış yapmışızİsrâîliyyât’a uymuşuz gibi de düşünenler oluyordu. Bir kısmı hurafevari anlatınca tabii,“muhakkak çıkarama, bilinçaltında da belli ki çıkmayacak, ama ne güzel bir hayal” gibi böyle insanların kafasında. Baktık, Mehdiyet evin içi gibi doğruymuş. Hem de ne doğru. Peş peşe mucizeler olmuş. Allah’a hamd ettik, elhamdülillah.
İlk ben 77’lerde inceliyordum.79, ilk alametleri gördüğümde anladım bir fevkaladelik olduğunuHz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini. O İstanbul’da şu çıkan ateş var ya, anladım. Allah Allah, sonra bütün alametler sırayla teker teker oldu hepsi. Hem iki uçlu kuyruklu yıldız. Hep okurdum ben İmamı Rabbani’ninMektubatı’ndan, bu ne acaba derdim. Nasıl bir şey ki iki uçlu kuyruklu yıldız. İnsan bilimsel olarak imkânsız görüyor, iki uçlu kuyruklu yıldız olmaz. Çünkü bir şey giderken bir tane kuyruğu olur. İki tane nasıl olur? Birde kuyruklu yıldızların diğer aksi istikametine kuyruklu yıldız gider mi? Gitmez. Gidiyor. Ramazan ayında üst üste iki kere ay ve güneş tutulmaları oldu. Ya dedim; “nasıl olacak?” Baktık oluyor. Oluyormuş. Zaten varmış. Mesela “Irak yabancı ülkeler tarafından işgal olacak.Rum işgal edecek” diyor. Rum deyince aklıma benim Yunanistan geliyor. Meğer Rum;Gayrimüslimler, Müslüman olmayanlar. Aynısıyla oldu. “Çölde bir ordu, Irak ordusunun bir anda kaybolacağını” söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Şimdi bu da olacak gibi görünmüyor. Gazeteler yazdı;“koskoca Irak ordusu bir gecede yok oldu” dediler. Gazete yazdı, bütün gazeteler yazdı. Doğru oldu, doğru çıktı. Bediüzzaman diyor ki; “İstanbul’da çıkacak.” Kardeşim şimdi İstanbul’da çıkacaksa, zaten çok daraltılmış bir bölge. Koskoca dünyada İstanbul neresi işte belirli semtleri var. Buralardan bir yerde Hz. Mehdi (a.s.) yani. Tarihte veriyor,net; “1400” diyor. “Darwinizmi, Materyalizmi yerle bir edecek” diyor. Şimdi bütün bunların arkasından da diyor ki; “talebeleri çok az olacak” diyor. Allah Allah şimdi bak, mantık burada allak bullak oluyor birçok insan için. Hem hateme veli olacak, gelmiş geçmiş en büyük veli olacak, sonra da bir avuç insan üç yüz kadar insan en fazla etrafında toplanacak. Hatta onların içinde de münafıklar da çıkacak. “Gruplar halinde, üç büyük grup halinde münafık çıkacak, Hz. Mehdi (a.s) cemaatinden” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hateme veli olur da, bu kadar harikası kerameti olur da, üç yüz kişi nasıl tabi olur? Demek ki en sapkın, en anormal cemaat olarak görülecek, topluluk olarak görülecek. En acayip topluluk olarak görülecek. Başka türlü üç yüz olur mu? En ufak tarikatın, cemaatin bile on binlerce, yüz binlerce taraftarı oluyor. Üç yüz tane olacak iş değil. Demek ki oluyormuş. Allah’ın hikmeti, Allah ne derse, o oluyor. Mucizeye bakın. Hz. Mehdi (a.s) için kıyamet durduruluyor ama cümle alem ona karşı oluyor. Karşı oluyor da ne oluyor? Duruyor mu o? Dünya hakimi oluyor. Durdurulamıyor. Peki böyle bir insan sonradan nasıl sevilsin? Bütün dünyanın en çok sevdiği haline geliyor. Allah’ın mucizelerine bakın. En küçükle, en büyüğü meydana geliyor. Mesela küçücük bir sperm, koskoca insan meydana getiriyor. İncir çekirdeği, toplu iğne başı kadar, otuz metrelik incir ağacı oluyor. On binlerce meyve veriyor. Toplu iğne başı kadar. Bir büyüyor, al sana otuz metrelik ağaç. Bir tane, iki tane de değil, on binlerce meyve veriyor. Allah’ın sanatı bu.
Mesela alem, kainat, sıfır hacim, sonsuz yoğunluk. Bilim adamları artık bir kısmı utandığı için diyor ki; “Kainat ilk başlangıçta, toplu iğne başı kadardı” diyor. Tamam, öyle kabul ettiğimizi düşünelim, yani öyle düşündüğünü düşünelim onun. “Toplu iğne başı kadar küçükten”, kainatın büyüklüğünü görüyorsunuz “meydana geldi” diyor. Sonra bir kısmı dedi ki, “toplu iğne başı kadar olur mu?” dediler. “ Sıfır hacimde” dediler. Yani ne demek istiyorsunuz? “Yani yokluktan oldu” diyorlar. Kuran ne diyor? “Yoktan yarattım” diyor Allah. Doğrusu budur, inşaAllah.
AYLİN HANIM: Hocam biraz önce söylediğiniz o konu çok önemliydi. Hz. Mehdi (a.s)’ın birkaç alameti de olabilirdi, fakat Allah çok fazla alamet vermiş çıkışıyla ilgili, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ahmet Yasin Hocamız ahir zamanda nadir rastlanacak dürüst şeyhlerden. Dürüst şeyh efendilerden. İblis takımı onunla uğraşıyor. Ahlaksızlık yapıyorlar. Ne büyük zulümdür, münasebetsizliktir. O kadar efendi insan ki, o kadar muhterem insan ki. Enaniyet yok, kibri yok, hırsı yok, maşaAllah. Neyse hak ondan yana, doğru neyse ondan yana. Hiç fütur getirmiyor yani maşaAllah. “Kim ne der?” falan hiç maşaAllah. Tam delikanlı.
Şeyhimiz Mahmut Efendi Hazretleri’ne sahip çıkmak lazım. Bu muhterem, müberra, dünya tatlısı insana, bu büyük mürşide, bu çok efendi insana aklı başında kardeşlerimiz, aklı başında herkes sahip çıksın. Vardır sahip çıkanı demesinler, herkes sahip çıksın inşaAllah. Böyle mürşid bir daha kolay kolay gelmez. Bir kere gelir. Mahmut Hocamız gibi bir daha insan Allahualem bir daha gelmez. İşte bu da bir ahir zaman alameti, ahir zamanda olduğumuzun bir göstergesi. Normalde gelmesi lazım değil mi, öyle bir insanın? Gelmiyor işte bak. Olmuyor bir daha. Onun için hocamızın hem değerini bilelim, hem de onu koruyalım.Özen göstermek lazım, inşaAllah.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın videosu hazır mı? Şeyhimizi dinleyelim şöyle gözümüz gönlümüz açılsın, inşaAllah.
VTR-Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri; Şeyh Seyyid El Hüseyni Gavs-ı Kasrevi Hazretleri’nin cemaatine: “Bize camiden değil, dışarıdan insan getirin” dediğini ifade ediyor.
ADNAN OKTAR: “Ben Konya’dan İlknur. Hocam sizleri çok ama çok seviyorum. Ekran karşısında kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor Hocam. Canımın içisiniz siz. Stüdyodaki kardeşlerimize çok gıpta ediyorum. Allah kısa zamanda bana da sizin yanınızda olmayı nasip etsin, inşaAllah” diyor.
“Ben İngiltere’den Hande, sizi çok seviyorum Hocam. Bugün yine çok yakışıklısınız. Türkiye’nin çok karışık olduğu bu günlerde yüreklerimize umut saçıyorsunuz. Allah başımızdan eksik etmesin. Erkek kardeşlerimle birlikte bütün programlarınızı hiç kaçırmıyoruz. Erkek kardeşlerim bugün yanınızda bulunan kardeşlerimizle de görüşecek.” Herhalde bizim kardeşleri kastediyor. “İslam’da müziğin yeri nedir? Hangi müzikler dinlenmelidir?” İşte benim dinlediğim müzikler iyi, inşaAllah.
“Merhaba Hocam, sizi Belçika’dan izliyoruz. Hörmetler Hocam” diyor. Çok güzel bak, hörmetler ayrıdır, hürmetler ayrıdır. “Hocam sizi çok seviyoruz, ailecek izliyoruz. Sayın Hocam, Hz. Mehdi (a.s) şu an dünyada görevinin başında mı? Hocam sorumuza karşılık verirseniz duacı kalırız, inşaAllah. Allah razı olsun” diyor. Teoman Camuz yazmış. Hz. Mehdi (a.s) tabii görevinin başında, Hz. İsa Mesih (a.s)görevinin başında.
Rıdvan kardeş, Avusturya’dan yazmış; “Müzik ortamını çok güzel bulduğunu” söylüyor, inşaAllah.
Mustafa Sevgiç; “Hocam sizin programınız beni dünyaya bağladı. Allah’ım sizden razı olsun. Sizi izlemediğim gün boşluktayım gibi hissediyorum. Allah’a emanet olun” diyor.
“Bir öğrenciniz Konya’ya geldi, işyerimizi ziyaret etmişti Hocam” diyor. “O zamandan beri takip ediyorum” diyor. Bak maşaAllah, bir kişi vesile oluyor, çok olumlu etki etmiş. “Rabbim emeğinizin karşılığını fazlasıyla, rahmetiyle mukabele edeceğinden eminim,inşaAllah.”
“Esselamu Aleykum ve Rahmetullahive Berakatuhu.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sevgili muhterem Seyyid Salih aslan Ahmet Muhammed Adnan Hocamız. Hz. Mehdi (a.s)’ın sol kolunda bir alamet, bir leke olacak mı?” ‘Sağ göğsünde büyükçe, yaprak büyüklüğünde bir leke vardır’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ben sizin elinizi öpüp, size sarılmayı çok isterim. Sizi beğenerek izliyorum. Alnınızda bir yara izi var mı acaba?” diyor. Ciddi şüphelenmiş. “Televizyon ekranından alnınıza bakıyorum ama pek anlayamıyorum” diyor. Her insanda yara olur çocukluğunda izler kalır. Benim çocukluğumda kaldı alnımdaki yara izi. Olur yani. Her insanın yanağında ben olur, birçok insanda olur, milyonlarca insanda da vardır, benim de var, sol yanağımda ben var. Yani o Mehdilik iddiasını gerektirecek bir şey değildir.
“Müslümanlığayüzde doksan sekiz benzeyen ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Peygamber olduğuna inanan, Amerika’daki Müslümanlar olarak adlandırılan Mormonlar, Bediüzzaman Hazretleri’nin bahsettiği İsevi Müslümanlar olabilir mi?” Halil İbrahim Tütüncüoğlu. Müslümanlığa tabii çok benziyor ama hangi topluluk içinde geleceğini bilmiyoruz Hz. İsa (a.s)’ın.
Zuhruf Suresi, ne diyor Cenabı Allah ayette,
Zuhruf suresi 56, şeytandan Allah’a sığınırım.“Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.
Zuhruf Suresi, 57: “Meryem oğlu İsa Mesih, Mesih İsa İbn-i Meryem“bir örnek olarak verilince,” yani ondan bahsedilince örnek olarak senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar” diyor Hz. İsa (a.s.)’a.Mesela biz de diyoruz, “Hz. İsa (a.s.) gökten inecek” diyoruz. Adam gülüyor ona. Bak diyor ki Allah, “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar” diyor Allah.
Zuhruf Suresi, 58:“Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler.” Şimdi de tartışıyorlar “Hz. İsa (a.s.) gelmeyecektir,İsrailiyattır, yanlıştır,” işte “Hz. İsa (a.s.) diye birisi yok” gibi haşa. “Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdirler” diyor Allah.
Zuhruf suresi, 59:“O, yalnızca bir kuldur;” İsa Mesih (a.s.) yalnızca bir kuldur, Allah değildir.“Kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık.” Yani güzel örnek alacakları bir insan kıldık” diyor Allah.
Zuhruf suresi, 60:“ Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.” “Biz dileseydik, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.” Yani, “insan yaratmazdım, melek yaratırdım. Ama ben insan yarattım” diyor Allah.
Zuhruf suresi, 61:“Şüphesiz o,” İsa Mesih (a.s.),“kıyamet-saati için bir alamettir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın.” Biz de kuşkuya kapılmıyoruz.“Ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.”
Zuhruf suresi, 62:“Şeytan,”deccal“sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır”diyor Allah. Deccalliyet.
Zuhruf suresi, 63:“İsa”Mesih“açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim.” Bu geldiğinde nasıl gelecek? Ben size bir hikmetle, Kuran’la geldim diyecek, inşaAllah. “Ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de.” İşte çeşitli mezheplere bölünüyorlar şu an değil mi? Bu ihtilafı onlara açıklamak için de gelecek. Bunun gereksizliğini açıklayacak.“Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin."Geldiğinde bunu da söyleyecek, inşaAllah.
Zuhruf suresi, 64:"Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; Şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur."Bak ne diyor Hz. İsa Mesih (a.s.)"Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; Benim de Allah’ım, sizin de Allah’ınızdır.“Şu halde O'na kulluk edin.” Allah’a kulluk edin, bana değil. O’na kulluk edin. “Dosdoğru yol budur" diyor.
Zuhruf suresi, 65:“Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü.” Ahir zamana doğru sapıtacaklar.“Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.” Kıyamet. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişinden bahsediyor, hemen kıyamete geçiyor. Siyak ve sibakından anlaşılıyor. Geliş gidişinden anlaşılıyor, inşaAllah.
Şimdi bir iman hakikati seyredelim. Sonra devam edelim.
VTR-İman Hakikatleri
ADNAN OKTAR: Abdurrahman Dilipak hocam, ne demiş? “2012’ye hızlı giriyoruz demiştim.” Doğru demiş. Ne diyor? Özetle “Her şey düzelecek” diyor. Evet inşaAllah. Ahir zamanın bir özelliğidir. Her şey bu dönemde rayına oturacak. Bir iki yıl içerisinde Türkiye’de çok köklü, güzel değişiklikler olacak. Ama doğru yolda olan insanlara, doğru insanlara, doğru destek vermek lazım. Seyretmemek lazım. Mesela, Yiğit Bulut. Bu mübarek, muhterem bir insan. Belirli güçlerle onun mücadele etmesini seyretmek yerine ona destek olmak çok yerinde olur. Güzel olur, inşaAllah. Ona özen göstermek lazım.
Yeni bir dindar türü çıktı; hem böyle züppe, ukala, herkesi eleştiren, bilmiş, hem dini savunan, hem dinin temel hükümlerine karşı tavır alan.
Serdar Orhan; “Hocam sizi çok samimi buluyorum” diyor. İyi, maşaAllah.
Şahman Çoklar; “Muhterem Hocam Sayın Adnan Oktar ve yanındaki herkese hayırlı geceler diliyorum. Hocamıza siyah çok yakışmış.”MaşaAllah. Özetle ne diyor Şahman Çoklar; “Hz. Mehdi (a.s)’ınhakim olduğu dönemde yurdumuzda ne gibi ekonomik değişim ve gelişim süreci yaşanacak? Sorumu iletirseniz çok sevinirim. Sürç-i lisan ettiysem affı ola.” Türkiye tek başınayken hiçbir zaman için o anlamda bir zengin olmayız. Benim gariban milletim, benim candan milletim, benim tatlı milletim mazlumdur. İşte bir odası, bir sofası varsa efendim bir buzdolabı, çamaşır makinesi varsa o zaten kendini zengin görür. Dolayısıyla millet olarak zengin bir millet değiliz biz. Fakir milletiz. Ama gönlümüz zengin bizim. Zenginliğimiz Hz. Mehdi (a.s.) devrinde olacaktır. Türkiye tek başınayken hiçbir zaman için o anlamda biz zengin olmayız. Hiçbir ülke zengin olmaz tek başına. Topluca zengin olacağız. Mehdiyet ile zengin olacağız, inşaAllah.
Yadigar Kaya; “Gönlümün sultanı Hocam, yine her akşam olduğu gibi göz kamaştırıyorsunuz. Her geçen gün yakışıklılığınız artıyor. Benimde size olan hayranlığım artıyor. Sizi izlerken mest oluyorum. Gözlerimi ekrandan bir an olsun ayıramıyorum. Allah için en güzel tecellisi olarak, çok büyük bir aşkla, muhabbetle seviyorum. Sizi görmek için can atıyorum. Büyük bir zevk, sizi görmek için dua edip, beklemek. Dünyalar güzeli Hocam” diyor, inşaAllah.
“Hocam tespih size çok yakışmış” diyor. “Çok delikanlı bir görünümünüz var” diyor, maşaAllah. “Size çok yakışıyor” diyor. Evet, tespihimi görebiliriz. Ne tespihim? Turkuaz, çok hoş bir renk. Şeyh Nazım Hocamız’ın yüzüğü turkuaz, o çok hoşuma gitti, bende tespih yaptırdım turkuazdan. Şeyh Nazım Hocama çok yakışıyor tespih. Şeyh Ahmet Yasin Hocamın da turkuaz,maşaAllah.
“Dünyalar güzeli, ruhum, canım Hocam” diyor. Gülşah Hanım yazmış. “Haydar Ali, kardeşim Ali Rıza ve ben Gülşah, televizyonda sizi izliyoruz. Ailemizin en genç fertleri olarak, Allah rızası için emrinize amadeyiz inşaAllah.” Estağfirullah, biz sizin emrinize amadeyiz. “Allah’a hamd olsun sizinle birlikte bu davada yer aldığımız için. Sonsuz aşk, muhabbet ve sevgiyle” diyor. “Allah dünyada ve ahirette sizden ayırmasın. Sultanım benim” diyor. MaşaAllah, ne güzel ifadeler böyle.
Hayat Şifresi rumuzlu bir yazı gelmiş; “Hanım kardeşlerimizin kıyafetleri çok klas olmuş, tebrik ediyorum” diyor. Neymiş ismi? Hatice Hanım yazmış. Hayat Şifresi diye yazmış.
Mahmut İnce, “SelamunAleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sayın Hocam dün akşamki konuşmalarınızda dikkat ettim de devamlı ‘İsrailli kardeşlerimiz’ diye bahsediyorsunuz. Şahsen benim öyle bir kardeşim yok.” Kardeşim derken ben, nüfus cüzdanında kayıt edilmiş anlamında değil, Hz. Adem (a.s)’dan kardeşlerimizdir. Senin de kardeşin varMahmut İnce. Mesela dinsiz oluyor ama sorulduğunda benim kardeşim diyorsun. Hıristiyan oluyor, benim kardeşim diyorsun. Mason oluyor, benim kardeşim diyorsun. Hapse giriyor, benim kardeşim diyorsun. Hz. Adem (a.s)’dan kardeşimizdirler, inşaAllah.
Filistinli Müslümanların kurtuluşu Hz. Mehdi (a.s.) ile. Sen Hz. Mehdi (a.s.)’a tavır alırsan Filistinli Müslümanları ezmiş olursun. Eğer onları sen hakikaten kurtarmak istiyorsan dürüst davranıp Hz. Mehdi (a.s.)’den yana olman lazım, Hz. İsa Mesih (a.s.)’den yana olman lazım. Hz. Mehdi (a.s.)’den, Hz. İsa Mesih (a.s.)’den yana olmazsan, istemeden de olsa deccalden yana olursun. Deccalden yana olduğunda da Filistin’i de ezerler, İsrail’i de ezerler, seni de ezerler, fitnenin belanın içine düşersin. Ama dürüstsen Hz. Mehdi (a.s.)’den yana ol. Filistin de kurtulsun, İsrail de kurtulsun, Türkiye de kurtulsun, Güneydoğu’daki kardeşlerimiz de kurtulsun. Herkes kurtulsun. Hz. Mehdi (a.s.) olmadan felaket kapıdadır. Batar dünya batar söyleyeyim. Kıyamet kopar Hz. Mehdi (a.s.) olmazsa. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle kıyamet durduruldu. Allah’ın isimlerinden biri de Sabır’dır. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle bekliyor Allah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın İslam’ı dünyaya hakim etmesini bekliyor. Yoksa dünyayı tarumar edecekti Allah, yerle bir olacaktı dünya. Kıyamet kopacaktı. Allah kıyameti durdurdu. İslam’ı dünyaya hakim etmesi için Hz. Mehdi (a.s.)’a Allah süre verdi.
Kenan Mente, “Bu, ataları maymun olduğunu iddia eden adamlara öyle bir kroşe vurdunuz ki Hocam, artık tek dişi kalmış canavar oldular” diyor. “Şimdi o tek dişten yenisi türeyemedi ağızlarında, hala düşünemiyorlar. Haydi canım Hocam, tam zamanı bastırın son yumruğu kalan tek dişlerine de onu da yutturun onlara” diyor. “Bu arada çok yakışıklısınız bu gece, sizi görüyoruz, maşaAllah diyoruz” diyor. “Ama siz bizleri göremiyorsunuz” diyor, Kenan Mente. Kenan gel seni çıkaralım programa, inşaAllah. “Hocam programa çıkmak istiyorum” diyor maşaAllah. Kenan yakışıklıymış, maşaAllah bakalım.
Murat Keser; “Seyyid Adnan Hocam, sizi çok seviyorum. Bana dua eder misiniz? Benim isteğim insan-ı kamil olmak, maddi-manevi zenginlik, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmak” diyor.
“Canlı yayındayken ‘Ya Mehdi’ ile bir mehter marşı dinleyebilir miyiz? Anadolu insanları olarak, biz Müslümanlara çok güzel müjdeler veriyorsunuz. Marşlar ve müzik ile de adeta gökkuşağı gibi renk katıyorsunuz, maşaAllah. Sizi çok seviyoruz ve ayrıca iyi sohbetler diliyoruz. Esselamu Aleykum” diyor Muhammed kardeşimiz.
Dinin herkes tarafından yaşanacağını gösterdik. Benim canım kız arkadaşlarım, kız kardeşlerim, Anadolu’daki, İstanbul’daki, İzmir’de, Antalya’daki modern genç kızlar, üniversiteli genç kızlar, herkes, İslam’ın herkesi kucakladığını görünce içleri çok rahat etti, çok sevindiler. Eskiden yobazların tekelinde zannediyorlardı, bazı yobazların tekelinde kokuşmuş, korkunç bir sistem olarak gösteriyorlardı İslamiyet’i. Yani bir Müslüman olursun, mahvolursun. İşte marul gibi üst üste sarınırsın. Leş gibi bir koku oluşur. Pis pis aptal adamlarla konuşursun. Akşam sabah hurafe dinlersin. Üç kağıtçı böyle sahtekar adamların içerisinde ölü gibi yaşarsın. Ne müzik dinlersin, ne sevinç vardır. Gülene “niye gülüyorsun” derler. Konuşana “niye konuşuyorsun” derler. Hareketli, canlı olmak yasak. Dostluk, arkadaşlık, ülfet yasak, iltifat yasak. Berbat, korkunç bir sistem gösterdiler. Deccal olabilecek en iğrenç yüzüyle yobazlıkta zuhur etti. Biz de yobazlığa manevi yumruğu vurup oturtturduk aşağıya, olay bu. Ayrıca biz camiiden insan çağırmıyoruz. Ben milletime sesleniyorum. Camiiye zaten insanlar geliyor. Ben camii cemaatine seslenmiyorum. Ama onlar da dinliyorlar. Onlar da benim can kardeşlerim, inşaAllah.
“Benim canım, sultanlar sultanı, Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam. Yazılarımda size olan hayranlığımı ve özlemimi ve de sizi çok sevdiğimi söyledim. Ama çok yakışıklı olduğunuzu söylemedim diye mi beni görmek için çağırmadınız acaba?” diyor. Yani olurolur, inşaAllah. Yakışıklılığımın vurgulanması hayati, çok önemli.
“Hocam gerçekten sizi tanımak bizim için Allah’ın büyük lütfu. Uçak biletimi aldım Hocam, sizi nasıl göreceğim? Bana bu lütuf, benim için çok büyük bir değer. Lütfen Hocam Mersin’den Abdülcelil.” Telefon vermiş. Abdülcelil geliyor uçağa binmişAllahualem. Abdülcelil geldiğinde gelsin, görüşelim.
Hasan Yavuz; “Hocam evlenmek istiyorum, ne yapmam gerekir?” diyor. Hasan, önce Kuran’ı öğren, İslam’ı öğren, imanını derinleştir. Allah’a teslim ol, mücahit ol. Kadın, öyle tavuk alınır gibi kadın alınmaz. Kadın Allah’ın ruhudur, Allah’ın bir tecellisidir ve muhterem, müberra bir varlıktır. Köle almıyorsun sen. Bakalım o sana ne diyecek? Senin he demenle, kadınlar sana he demez değil mi? Yani bütün mesele senin he demene bağlı değil. Kadınlar bir kere yüksek akıl arar. Kadınlar akıldan hoşlanır, derin imandan hoşlanır, derinlikten hoşlanır, tutkudan hoşlanır, ince düşünceden hoşlanır. Sana soracaktır evlenmek isteyeceğin kadın. “Sen Müslüman mısın?” diyecektir, “Elhamdülillah Müslüman’ım” diyeceksin. “Ne yaptın?” diyecek. “Namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, zekat veriyorum, hacca gittim, kelime-i şehadet getirdim.” “Dini yayıyor musun? Anlatıyor musun? Tebliğ yaptın mı İslam’ı?” “Eh, kapıcının çocuğuna anlattım veyahut işte bakkala anlattım.” Olmadı. Eğer gerçek Müslüman’san sen, Bediüzzaman gibi Allah’a kendini tamamen adaman lazım. Var gücünle İslam’a hizmet etmen lazım. O zaman mütekamil olursun. Öbür türlü eksik olur, yarım olur. Dolayısıyla kadın ne yapsın? Seninle mi uğraşacak? Ahiret arkadaşını seçiyor. Sonsuza kadar yaşayacağı adam. Senin aklın bir karış havadaysa, İslam’a, Kuran’a ehemmiyet vermediğini hissederse, dava adamı olarak görmezse neyine seni istesin, yani neden istesin? Başına bela mı arıyor? Ne yapacak seni? Neyinle uğraşacak senin? Sen onu bolca Allah’tan uzaklaştırmaya çalışacaksın. O kendini Allah’a yaklaştıracak insan arar, kadın. Sen Allah’tan uzaklaştıracak bir tavır içinde olursan, olmaz. Evlenmenin amacını iyi bilmen lazım. Evlenme, ahiret arkadaşını seçiyorsun. Sonsuza kadar yaşayacağın insanı seçmiş oluyorsun. Dolayısıyla evlilik mühim bir ibadettir. Kadın cennetteki arkadaşını seçmiş oluyor inşaAllah, cennet arkadaşını seçmiş oluyor. Niye Resulullah (s.a.v.)’ı seçiyorlardı o zaman? Altmış küsür yaşındaydı Peygamberimiz (s.a.v.), gencecik hanımlar Peygamberimiz (s.a.v.)’i seçiyorlardı. Niye? Ahiret arkadaşını seçiyor imanından dolayı. Şimdi boyuna posuna aldığını düşünelim. Kaç yaşındasın? Mesela yirmi beş yaşındasın. Otuz beş, kırk beş iki on senede kalp krizi geçirecek hale geleceksin. Çok insan kırk beş yaşında ölür. Çökersin kırk beş yaşında, birçok insan çöker.
Birçok şey olabilir canım, birçok şey olabilir. İki, üç on sene için kadın ebedi hayatını yakar mı? Ne zoru? Ne yapsın senin boyunu posunu? Etle kemikle mi uğraşacak kadın? Desen ki “param var”. Para ile ne yapılır? Bir tabak yemek alacaksın. İkinci tabak fazla geliyor zaten, insan hasta oluyor. Desen şöhretin. Mezarların önünden geçiyorum. İşte bilmem ne general yazıyor, işte profesör doktor bilmem ne, cerrahi profesörü bilmem ne taşların üstüne hepsinin yazmışlar. Mezar şöhret dinlemiyor. Cayır cayır alıyor içine, yeraltı mahallesi habire doluyor. Bu da olmadı. O zaman kadın seni ne yapsın? Yani ne sunacaksın sen kadına onu söyle bakalım? Et, kemik sunacaksan et, kemik her yerde var. Kasapta da var et kemik. İmanını sunacaksan önce imanından bahset. Dava adamı ol değil mi? İşte falanca hanımla evlenmek istiyorum yahut evlenecek bir münasip hanım arıyorum. Sen önce bir imanınla bir şöhret şiar ol. Allah sana o zaman hanımını karşına getirir. Hanım sokakta öyle adres arar gibi hanım aranmaz. Eğer sen imanlı olursan Allah senin karşına getirir onu, derin imanlı olursan, inşaAllah. Kaderde onu birleştirir. Allah diyor ki, “dünyanın neresinde olursa olsun sizi Allah bir araya getirir” diyor. Ayet var, Kuran ayeti var. “Ben yakışıklıyım”. Yakışıklı olsan ne olur? Acz içindesin. Burnunu yıkamazsan kir dolu oluyor. Kulağını yıkamazsan leş gibi oluyor. Ağzını yıkamazsan ne hale geleceğini biliyorsun. İşte oranı buranı yıkamazsan ne hale geleceğini biliyorsun. Her gün aczini görüyorsun, zavallılığını görüyorsun. Sabah kalktığındaki aczini görüyorsun. Akşam yatarken aczini görüyorsun. Yataktan kalkınca aczini görüyorsun. Bu kadar acizliğine kadın seni ne yapsın? Bu kadar zavallılığını ne yapsın? Cildin bir milim altı kan dolu. Derin kalksa kan, her tarafı kan. Ondan sonra iç organların var. Zor ayakta duran bir varlıksın. Bir akciğer enfeksiyonundan bile insan kısa sürede ölebiliyor. Süper enfeksiyon oluşuyor. Antibiyotik alsa da kurtulamıyor. Mesela ciğerinde ufacık bir tümör oluşuyor. Akciğerinde bir tümör oluşuyor, tümör bir yayılıyor. Tedavi etsen de kurtulmuyor. Allah vermesin. Yerden bir şey alıyor, eğiliyor. Çat beyin damarı bir kırılıyor, çatlıyor. Yığılıp kalıyor, ağzından burnundan kan boşalıyor. Hemen ölüyor. Yerden bir şey alırken ölen o kadar çok insan vardır ki. Beyin damarı çatlar hemen ölür. Mesela yeri siliyor, yahut bir şey düşürüyor yerden alıyor. Sırf hapşırıyor, hapşırmak yetiyor, beyninin damarları parçalanıyor. Hapşırıyor ölüyor, komaya giriyor hapşırınca. Bu kadar aciz bir varlıkken oturuyorsun, “kendime eş arıyorum” diyorsun. “Ne var sende?” diyoruz. “Bomboş adamım” diyorsun. Dolu insan ol. Allah’tan kork. Peygamberimiz (s.a.v.) ne yaptı? Neredeyse bekar yaşadı. Hz. Hatice annemizle evlendi. Ama o yaşlı bir hanımdı. Yıllar sonra Allah’ın emriyle evlendi. Allah dedi, “teyzenin kızlarını, halanın kızlarını, hepsini alacaksın. Hepsini sana helal kıldım” diyor Allah. Şimdi teyzesinin kızı nasıl başkasıyla evlensin? Allah, “hepsini sana helal kıldım” diyor. Teyzesinin kızlarının hepsi Peygamberimiz (s.a.v.) ile evleniyorlar. Halasının kızları, hepsi evleniyor. Ayet var. “Hepsini helal kıldım” diyor Allah. Onun için bazı tipler oluyor. Boyu posu zıpır gibi geğirerek geliyor. Falancayı istiyorum. O seni istiyor mu bir bak bakalım. Seni niye istesin ayrıca? Ne özelliğin var? Bunca aczinle, bunca zavallılığınla nihayet mercimek kadar yerde oluşan bir görüntüsün. Bir elektrik akımı olarak seni yaratıyor Allah. Sen bütün benliğinle mercimek kadar yerde yaşayan bir varlık olarak, bir görüntü varlık olarak, bütün benliğinle kendini Allah’a vermen lazım. Sen Allah’a kendini verdiğinde Allah sana mal da verir, imkan da verir, eş de verir, hepsini verir. Ama öbür türlü kadın ne yapsın seni? Ne yapacak seni? Baştan sona acz içindesin. Saçını yıkamazsan kokar, gözünü yıkamazsan çapaklanır. Burnunu yıkamazsan kirlenir, ağzını yıkamazsan kirlenir. Koltuğunun altı ayrı bir kirdir. Her an bakıma muhtaç, her an zavallı bir varlıktır insan. Ancak aklı ve imanıyla mümin çok tertemiz olur. Allah onu tertemiz kılar. “Tahirdir müminler” diyor Allah. Nasıl oluyor? İmanın aklıyla temiz ediyor. İki günlük ömrün için bir genç kız bütün sonsuz hayatını yakmaz. Sunacağın şeyler de, aczini sunacaksın. Burnunun aczi, ağzının aczi, kulağının aczi, her yerinin aczini, her yerindeki zavallılığı sunacaksın. Kendini mükemmel zannediyorsun. Ama bak ben sana anlatınca ne kadar aciz olduğunu gördün. O zaman en güzel nimet ne? Allah’a iman, Allah’ı tutkuyla sevmek. Allah’ı tutkuyla seversen kaderindeki hanımı senin karşına diker. Sen zannediyorsun ki böyle pazarda gezer gibi gezersin, “beğendim şu hanımı hemen alayım”. Böyle bir sistem yok. Allah, kaderindeyse karşına o hanımı getirir. Yoksa sen havalara hoplasan, havada yüz tane parende atsan, yerleri kazısan karşına öyle bir hanım çıkmaz. Çıksa da kadın senden tiksinir, sen de kendinden tiksinirsin. Allah sana nasip etmez. Senin zannettiğin gibi olmaz. Kaderinde olması lazım.
EBRU HANIM: Allah’ın çok büyük lütfu bizi kaderde bir araya getirmesi, maşaAllah. Bizim için çok büyük bir lütuf sizin yanınızda olmak. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım; Enfal Suresi.
Enfal Suresi, 9 “Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz” “Ya Rabbi bana yardım et” diye Müslümanlar yardım talep ediyorlar. “O da: "Şüphesiz Ben size birbiri ardınca” peşpeşe “bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti.” Hz. Mehdi (a.s.)’ye üç bin melekle yardım ediliyor. Bak “birbiri ardınca” demek, en az üç bin anlamına gelir. Üç bin melekle yardım edecek. Tabi sayısını Allah bilir.
Enfal Suresi, 10- Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur.” Üç bin melek burada görünüyor mu? Görünmüyor. Hiçbir zaman için melekler görünmez. “Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” Allah sürekli, bunu özellikle vurguluyor. “Üstün ve güçlü olandır” İnsanlar hep acze düştükleri için, hep Allah’ın üstün ve güçlü olduğunu bildiğinde, kalbinde bir ferahlık olur, sevinç olur. “Allahu Ekber” diyorsun değil mi mesela, “Ya Rabbi çok büyüksün” diyorsun, kalpte bir ferahlık. Çünkü Allah büyük. İnsanın aczi var. “Suphanallah” diyorsun, acz içindesin ama sen uyurken Allah bütün kainatı, sonsuz alemleri, bütün atomları, nötronları, protonları hepsini idare ediyor. Sinir ağlarını, beyne giden sinirlerin akışını, hepsini, tek tek bütün alemleri, biz uyuyoruz ama o anda. Biz mesela yemek yiyoruz, kendimizde değiliz, bir şeye dalıyoruz, dikkatimiz dağılıyor. O anda Allah, sonsuz alemlerdeki bütün meleklerinhayatını, hepsini idame ettiriyor. Hepsinin kaderini, en güzel şekilde devam ettiriyor. Suphanallah’ın anlamı budur. “Biz acz içindeyiz Ya Rabbi, sen münezzehsin.”“Elhamdülillah” diyoruz, şimdi mesela ne güzel müzik yarattı Allah bize. Müziği yaratan Allah. Titreşim meydana getiriyor, kulağımız onu müzik olarak duyuyor. Allah televizyondan, uyduyla da kardeşlerimize duyuruyor, onlara da müzik dinletiyor Allah. Cennette de böyle olacaktır, müzik olacaktır.
Mesela Kuran’ı okuyorum, her okuduğumda Allah bir şey ilham ediyor. Benim hiçbir tefsirim, açıklamam bir başkasına uymaz dikkat ederseniz. Her açıklamamda, o anda Allah ilham ediyor, yeni bir şey açıklarım. Mesela Kehf Suresi’ni ben, yüzlerce kere tefsir etmişimdir. Her seferinde yeni bir açıklama yapmışımdır ama her seferinde. Talebelerim bilir. Mesela Yusuf Suresi’ni her açıklamamda, mutlaka yeni bir açıklamam olmuştur. Mesela ben hadis kitaplarını ben defalarca okudum, her okumamda, evvelsi gün okudum mesela şaşırdınız. Ben de şaşırdım, çünkü ilk defa açıkladım. Benimde bilmediğim konular. İlk defa okurken hemen o anda Allah aklıma getiriyor. O anda aklıma geliyor. Daha önce hazırladığım bir şey değil.
Çok şahane ahlaklıdır benim kardeşlerim. Mesela bizim delikanlılar da, koç yiğitlerdir. Bu yeni gelen gençler de; Önder, Ender. Mesela ne kadar efendiler, maşaAllah. Yahya da mesela çok değişti, maşaAllah. O da çok iyi oldu. Yine bir delikanlı daha var, yeni gelen, o da çok efendi maşaAllah, çok iyi, değiştiler, güzel oldular.
GÜLŞAH HANIM: Hocam sizin her şeyiniz güzel. Ahlakınız, görüntünüz, kalbiniz.
ADNAN OKTAR“Hocam amatör bir şey oldu, olay oldu galiba” diyor bir kardeşimiz. “Kameranın önünden arkadaşlarımız geçiyor.” Yok, ben özellikle söylüyorum. Ben disiplinli bir çekimi ve programı hiç sevmiyorum. Benim için kural; Kuran’dır. O kadar, onun dışında kural tanımam. Peygamber (s.a.v.)’in sünneti, Kuran, o kadar.
Bir iman hakikati filmi seyredelim, sonra devam edelim.
VTR-Gördüğümüz ve Sahip Olduğumuz Her şeyin Sadece Beynimizde Oluşan Görüntüsüyle Muhatabız
DAMLA HANIM: Yayınımıza yakışıklı Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi 2012, ne güzel Allah nasip etti. Ta 1979’da başlamıştık. 2012 benim için rüya gibiydi 2012’ler. Bakın düşünün, 1979’da bir insanın 2012’yi düşünmesi nasıl olur? Uzay çağı gibi geliyordu. Bakın hemen geldi 2012.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri çok şeker bir insan. Bütün Türkiye, bütün dünyanın çok sevmesi lazım. Bak peygamber demiyorum ama peygamber gibi bir insan. Bak peygamber demiyorum ama samimi olarak söylüyorum peygamber gibi bir insan. Kardeşim bu kadar muhteşem bir insan. Hayret edilecek şey. Kardeşim, çilesini hikaye gibi dinliyorlar. O kadar büyük olay ki. Sırf şu Rusya esareti bile kardeşim, sağ dönemez insan oradan. Nasıl döndün? Hangi imkanlarla geri geldin? Nasıl yaşadın sen? O soğuklarda, o hapishanelerde, antibiyotik yok, bir şey yok, bakım yok, şu yok, bu yok beslenme yok, yiyecek yok, oradan buradan kimse, ailesi yok, parası, getiren yok, tahta barakaların içinde eksi beş derece, eksi on derecede nasıl yaşadın sen mübarek? İnsanlar normal evlerde yaşayamıyorlar. Allah korudu tabii Cenabı Allah’ın hikmeti maşaAllah. Allah bir lütuf ihsan etmiş. “Bakıyordum yazdırıyordum” diyor. Adamlar diyor ki; vahiy geldiğini iddia ediyor. İlham alıyor, ilham alır son derece doğru, ayrıca bazıları diyor ki; uçuyor adam şöyle bak bu insanın dediği her şey çıkıyor, bu mübareğin dediği her şey hepsi çıkıyor. Bak 1971’de, tarih veriyor, “1971’de şu olacak” diyor, oluyor. “1980’de şu olacak” diyor, oluyor. 28 Şubatı nereden bilsin 1912 yılında, taa 97 yılında olacak olayı nereden bilsin bu insan? 2000’lerde 2012’lerde İslam’ın atağa geçeceğini nereden bilsin? “Kıyamette 1545 gibi yani 2120 yılında kopacak” diyor. Bu dediği doğru, hurafe oldu mu bayağı uyanık benim arkadaş çevrem, bizim çocuklar cin gibidirler. Kız arkadaşlarımda çok uyanıktır. Delikanlılarda çok uyanıktır. Öyle dümdüz kafasının dikine giden adam yok. Bizde herkes çok uyanık. Çoğu iki üniversite mezunu hep kolej mezunu ve sonradan Müslüman olmuş insanlar birçoğu, körü körüne hurafeye gidecek bir insan değil. Bakın diyorum ki 2120 gibi kıyamet kopacak bu doğru, İslam’ın hakim olması da doğru.
Yalnız İsrail, zannedildiği gibi yok edilmeyecek. Onlar orada rahat yaşayacaklar. Sadece Hz. Mehdi (a.s)’a teslim olacaklar o kadar. Çünkü dinlerinin bir gereği o, Hz. Mehdi (a.s)’a teslim olacaklar.
Ermenistan sınırlarını açacağız, Türkiye ile birleşecek, inşaAllah. Bütün Türki devletleribirleşecek. Rusya, Ukrayna, Litvanya, Estonya nur gibi insanlardır, çok tatlı insanlardır. Artık düşmanlık diye bir şey kalmayacak. Niye düşman olalım? Herkese Allah sevgiyle bakmamızı istiyor, şefkatle bakmamızı istiyor. Sevgi, dünyanın ilacı, cennetin güzelliği. Sevmek çok güzel, sevilmek çok güzel. Nefretten bela çıkar, hastalık çıkar. Çöker insanlar, toplumlar çöker.
Mesela şarap içmiş adamın kokusu, beni müthiş tiksindiriyor. Acayip itici geliyor şarap kokusu. Çok pis kokusu. Alkollü insandan da ben acayip rahatsız oluyorum. Çok pis görünüyor benim gözüme. Çok rahatsız edici görünüyor. Tavırları itici oluyor. Birçok şey, dengesiz hareketler falan. Alkol kokusu, ter de falan. Çok kötü oluyor. Yakışmıyor insana. Yersiz. Mutluluk falan yok bunda. Olsa derdim ki “hakikaten mutluluk verici ama haram, yapmayın” derdim. Ama mutluluk verici bir yönü yok. Bıraksınlar bunu. Hiç inandırıcı bir yönü yok. Mesela diğer şeylerde de Allah’ın yasakladığı şeylerde bir meymenet yok.
Mesela zina. Zinada insan gücünü kaybeder. Allah vermesin. Kadın da, erkek de gücünü kaybeder, güzelliğini kaybeder, mahvolur. Kadın mahvolur, erkek de mahvolur. Allah vermesin. Bir anda kirlenir. Bütün gücü, kuvveti, elektriği gider. Müminler, zinadan kaçındıkları için Allah onları, takvasına göre kudretli yapar. Peygamberler çok kudretli olurlar takvalarından dolayı. Takvasına göre, kadın olsun, erkek olsun, Allah gücünü arttırır. Akılsızdan Allah gücü alır.
Mesela bakıyorum, Facebook’a, oraya buraya, internete bakıyorum, kadın sevgisi diye pek bir şey etrafta yok birçok insanda. O güzelim kadınları ne hallere getirmişler. Dünya tatlısı onlar. İnsan onlara nasıl kıyar? Bütün asaletini, derinliğini o tutkuyu sunma gücünü kırmış oluyorlar. Eti kalıyor. Yazık değil mi ona? Kadın asaleti gittiğinde, soyluluğu gittiğinde, değer vermediğinde, kadın bitti demektir. Değer verildiğinde çok güzeldir.
ADNAN OKTAR: Zor günler olur ama Allah’a tevekkül etmek lazım. Utanç duyar insan sonra. Mesela Allah hastalıklar verir, dertler verir, belalar verir, mutlaka o hayırla sonuçlanır. Allah’a sonuna kadar hüsnü zan etmek lazım. Allah’a su-i zanda insan rezil rüsva olur. Çok acıdır Allah’a su-i zan etmek Allah esirgesin.Çok aptalca bir harekettir. Ömür boyunca Allah’a hüsnü zan edilir. Hep Allah’ın lehinde, hep Allah’ın güzel olduğu, doğru olduğu yönünde düşünmek lazım. Öyle düşündükçe, onun doğru olduğunu da görürsünüz zaten. Su-i zan da sonunda bir gün rezil rüsva olur insan. Daima hüsnü zan edecek. Mesela kolu kırıldı, hüsnü zan edecek. Hastalandı, hüsnü zan edecek. Mutlaka hayır vardır. Mutlaka hikmetle yaratılır. Ya bir beladan korur Allah, ya daha iyisini yapar, daha güzel olur. Mesela şehit oluyor. Bir de git şehitlere sor. Adam yerlere yatarak ağlıyor. Şehide bir sor bakayım. Ne kadar rahatsız olur o. Şaşırır da yani “niye ağlıyorsunuz?” diye. “Allah’ın katında nimetlenir” diyor Cenab-ı Allah. Gayet mutlu. Neşesi yerinde. Şevki yerinde. Gayet kaliteli bir hayata geçmiş, orada sen ağlıyorsun. O da senin haline ağlaması lazım eğer ağlayacaksa. Senin dünyadaki perişanlığına ağlar. Cennet ehline bir sorsan dünyanın halini, “ vah zavallılar” der Allah vermesin.
EBRU HANIM: Tabii, Allah, “Ölü demeyin” diye bildiriyor ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah yolundaöldürülenlerisakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, RableriKatındadiridirler, rızıklanmaktadırlar” diye bildiriyor Allah ayette.(Al-i İmran Suresi, 169)
ADNAN OKTAR: Tabii mesela onun için, müminlere Allah cenneti göstermiyor. Gösterse cehenneme döner dünya onlar için. Çok zor olur. Mesela cennet kadınlarının parlaklığından bahsediyor Cenab-ı Allah. Mesela cilt parlaklığı kadında çok çok güzel bir şeydir. Erkekte de güzel bir şeydir. Mesela “Hz. Mehdi (a.s)’ın cildi parlaktır” diyor. Niye? Güzel bir şey. Cennette ki cilt parlaklığı çok daha fazla, onu vurgulamak için Peygamberimiz (s.a.v.) birçok hadiste diyor; “dünyayı aydınlatır” diyor.Ama ondan kastı; “hiç bilmediğiniz bir parlaklık” anlamına geliyor. Yoksa yani böyle güneş ışığı gibi bir parlaktır, parıl parıl aydınlatır, o anlamda değil. Hiç tahmin edemeyeceğiniz bir parlaklık. Öyle bir parlaklık ki, ondan o kadar şiddetli zevk alacaksınız ki, dünyadaki bütün parlaklıklar bir araya gelse, onu anlatamaz, anlamı budur. Yoksa mesela diyor; “gün gibi ortalığı aydınlatır” o anlamda değil. Bizim anladığımız aynı anlamda. Müthiş güzel bir parlaklık. Mesela kadın cildinde de parlaklık, hatta hanımlar bazen vücutlarına krem sürüyorlar, parlak görünsün diye, o cennete olan özlemdendir, cennete olan istektendir. Çünkü mat değil, parlak. Onun için cennette tüy olmuyor insanda, erkek olsun kadında olsun. Mesela o aczdir. Birçokyönden aczdir. Kadın için özelikle çok büyük bir aczdir. Rahatsız eder kadınları. Ondan kurtulmak için bayağı uğraşırlar. Cennette kaymak gibi herkes gayet düzgün, cam gibi, pırıl pırıl. Hatta diyor Peygamberimiz (s.a.v.);“ Yedi hülle üst üste giyer hanımların, yedi elbisesi ayrı ayrı görünür”diyor. Üstüne elbise giyiniyor, bir tane daha giyiniyor, bir tane daha giyiniyor, bir tane daha giyiniyor, yedi ayrı elbise üstünde aynı anda görünüyor. Hani insanların gözü başka elbise de kalır ya, mesela hanımlar gardırobunu açar, bir elbise giyer ama kafası diğer elbiselerde de kalır, bayağı daral gelir artık. İşte orada hepsini birden giyiyor. O zaman kafası rahat ediyor, yani gözü kalmıyor.
Mesela dışarı çıkar insanlar, yakışıklı birini görür, bayağı darlanır. “Keşke ben de öyle olsam” diye. Halbuki o da gider bir başkasına bakar “keşke ben de birisi gibi olsam” der. Öyle olduğu için Cenab-ı Allah, cennet çarşılarını, çok moderndir cennet çarşıları. Millet zannediyor ki böyle hani “asma dallarından yapılmış”, ultra moderndir. Yani şu Türkiye’de var ya normal çarşılar var, onlar size çok çokçok ilkel gelir yani öyle söyleyeyim. Yani kıyası kabil değil. Ultra moderndir cennet çarşıları. Merdivenleri olsun, dizaynı olsun, süsü olsun, malzemeleri olsun, çünkü orada da yiyecek alıp yiyorsunuz, sadece para ödemiyorsunuz. Mesela gidersin oranın kafe gibi yeri vardır, gidersin bir şeyler içersin, gılmanlar hizmet ediyor, huriler hizmet ediyor ama sonunda getirip senin önüne fiş koymazlar tabağa. Bir şey koymazlar. “Allah razı olsun” dersin, çıkar gidersin. Çünkü onlar zaten mecbur, Allah’ın emrettiği kullar onlar. Burada tanıyalım diye bize Allah çarşıları gösteriyor.
Fakat ahir zaman çok önemlidir, yani dünyanın sonu olarak, çok çok ehemmiyetlidir ahir zaman. Hz.Mehdi (a.s) da çok önemlidir. Allah, Hz.İsa Mesih (a.s)’ı gönderiyor, 2000 yıl sonra. Göğe alıyor, gökten indiriyor 2000 yıl sonra. Ama bakalım nasıl karşılaşılacak? Nasıl olur çok merak ediyorum mübareği. Çok tatlı. Onunda aklının ihtiyarı alınmıyor bak hayrettir. Mesela o peygamber olduğu halde, 2000 yıl sonra gökten gelmiş ama aklının ihtiyarı alınmıyor. Çünkü o, geçmişini hatırlamayacak, sonradan eğitiliyor yani hafızasını kaybetmiş bir insan gibi. Ama çok zeki. Vahiy alıyor, vahyine hüsn-ü zan edecek. Allah vermesin mesela vesvese de edebilirdi, “acaba cinlendim mi, halüsinasyon mu görüyorum?” diyebilir. Ama imanın nuruyla, onun gerçekten vahiy olduğunu anlayacak. Halüsinasyon ile vahyi insan imanın nuruyla anlar. Yoksa öbür türlü Allah vermesin, çıkaramaz yani. Anlayamayabilir. Zaten Allah vahiy veriyorsa, ona anlayış da veriyor. Yani onu anlama gücü de veriyor, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ilk defa Cebrail (a.s) geldiğinde biliyorsunuz, Peygamberimiz (s.a.v.)’e sarıldı, sıktı, “oku” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.); “ben okuma bilmem” dedi. Yine sarıldı, sıktı, inşaAllah. O, Peygamberimiz (s.a.v.)’e müthiş bir heyecandır, müthiş bir olaydır. O sarılıp sıkması da, ona karşı muhabbetinden, Peygamberimiz(s.a.v.)’e karşı muhabbetinden. Hem de heyecanını birazda onu geçirmek için, daha rahatlatmak için sarılıyor. Her sarıldığında; “ben bilmem okuma” diyor, inşaAllah. Halbuki biliyor, o da biliyor okuma bilmediğini biliyor. O da, Hz. Mehdi (a.s)’da ümmidir, Peygamberimiz (s.a.v.)’de ümmidir.
Cennet bardakları, cennet kadehleri bununla karşılaştırdığınızda, bu çok ilkel gelecek, çok çok ilkel gelecek. Sapının içi kristallerle dolu,çok mükemmel bir dizaynı var ama cennet kadehlerinin yanında, cennet kadehleri çok ince işlemelidir. Kristali çok mükemmeldir. Yakuttan, zümrütten ama bildiğimiz yakut değil, bildiğimiz zümrüt değil. Göz kamaştırıcıdır cennet, maşaAllah.
Cennet kadınları da olağanüstü güzeldirler. Cennet erkekleri de olağanüstü güzeldir. Rabbimiz o kadar güzel bir imtihandan geçiriyor ki, o kadar gerekli ki şu imtihan. Bu olmadığında, Allah vermesin cennete gitmiş olsak, otursak şimdi cennet tahtlarında oturuyoruz, yemeği yedik, tamam, bir tek Allah’ın tecellisi güzel, tamam yedik ne oldu? Köşkler de var tamam. Allah’ın varlığıyla güzel. Hatıralarımızla güzel. Cihadımızla güzel. Uçsuz bucaksız, anlatılacak konularla güzel.
Hz. Adem (a.s)’a soracağız; “nasıl oldu olaylar, Allah razı olsun, inşaAllah rica edelim anlatır mısın?” diyeceğiz, rica edeceğiz. Resulullah (s.a.v.)’e mesela Tebük’teki olaylar nasıldı, Hendek Savaşı nasıl oldu, tebliği nasıl yaptı? Mesela Ebu Cehil ile nasıl karşılaştı, Ebu Leheb ile nasıl karşılaştı, nasıl zorluklarla karşılaştı? Konuların ucu bucağı yok. Bir anlatacak Peygamberimiz (s.a.v.), doyuyor muyuz? Yok. On gün sonra bir daha. Var ya öyle insan doymaz muhabbete, Ya Resulullah(s.a.v.) bir daha anlat, bir daha anlat. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’a, o kısa sürede nasıl gidip geldi, ondan sonra mannayı nasıl yediler, mannayı nasıl topladılar? Konuların ucu bucağı yok. Sahabelere, Hz. Hasan (r.a)’a, Hz. Hüseyin (r.a)’a, dünya tatlısı Hz. Ali (r.a.)’a; Hayber Savaşı nasıl oldu, kapıyı nasıl söktün, kaç yerinden yaralandın? Muhabbetin sonu yok. Şimdi bunların olmadığını düşünün, ne yapacağız? Allah bunu süslemek için, bu güzelliği oluşturmak için bunları meydana getiriyor. Mesela bir olayla karşılaşıyoruz, yılmıyoruz. Televizyon kanalı kuruyoruz. Mesela saat kaç bak, konu anlatıyoruz. Birçok insan “acaba Hocamız Hz. Mehdi (a.s) olabilir mi?” diyor. Ben ne yapıyorum, şakır şakır müzik eşliğinde eğleniyoruz, bağırıp çağırıyoruz yani halkımdan, milletimden herhangi bir insan olduğumu insanlara gösteriyorum. Enaniyet olsa, böyle bir şeyin içerisine girmem. Yani Hz. Mehdi (a.s) havası, öyle bir derdim olsa, evliya görüntüsü vermeye kalkardım. Kılığımla, kıyafetimle, üslubumla, tavrımla, konuşmalarımla, böyle deruni bir hava, gizemli bir hava verirdim. Ne yapıyorum? Bütün samimiyetimle, delikanlıca konuşuyorum. Bir zorum yok yani, keşke beni bir Hz. Mehdi (a.s)ilan etseler şeyinde değilim. Hz. Mehdi (a.s)’ı zaten Allah ilan eder. Hz. Mehdi (a.s)’ın öyle hiç kimseye ihtiyacı olmaz, inşaAllah.
CEYLAN HANIM: Hocam, insanın dünyada acizliği bilip de, cennette onun kalkması da çok güzel, maşaAllah. Siz hep anlatıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Cennetin en büyük zevklerinden biri odur. Mesela şimdi akşam olduğundainsanın uykusu geliyor. Ondan sonra en az bir üç, beş saat yatmak gerekiyor. Benim için amabizim çocukların altı, yedi saat en az uyuması lazım. Sakın bana özenip üç saat yatmaya kalkmayın.
Mesela uyku gelmiyor. Müthiş bir şey.Sabah oluyor, yüzünü yıkamaya gerek yok. Ciltte benekler, hiçbir şey yok, hiçbir ihtiyaç yok, doğal ihtiyaç yok; dişi yıkamaya gerek yok, saçı yıkamaya gerek yok, deodorant kullanmaya gerek yok, ucu bucağı yok, hiçbir acz yok. Grip olmuyorsun, nezle olmuyorsun, üşütme yok, hiçbir şey yok. Kanser yok, ülser yok.
Kanser özel yaratılır. Kanser hücresine Allah emreder. O bir tane, ilk hücre bir tanesine Cenabı Allah “ Allah’ın ismiyle başla” der. Kanser hücresinin içine girseniz, salon gibi. Salon gibi içi dolu. Onlar da Allah’ı zikrederler. Allah’ın adıyla başlar. İki, üç, beş derken sarar. Mesela Allah şimdi ilaçlar yaratmış kansere karşı ilaç, ilaç da gidiyor kanserli hücreye “merhaba” diyor,“ben geldim” diyor. “Niye geldin” diyor, “seni öldürmeye” geldim diyor. “Ya Allah Bismillah” diyor. İlaç bir vuruyor hücreye, küt, kanserli hücre ölüyor. Hücreye can veren kim? Allah. Kanserli hücreye. O ilaca öldürme gücünü veren kim? O da Allah. Yani molekül gidip öldürüyor onu. Doğruyor teker teker hepsini doğruyor. Bir tane bırakmıyor. Hatta mide hücrelerine de saldırıyor coşup. Aort hücrelerine de saldırıyor. Ama onlarda tabi o kadar ciddi tahribat meydana getirmiyor. İnsanın yaşam kalitesini bozacak bir şey yapmıyor ama kanser hücresinin iflahını kesiyor. Darmakeşan ediyor. Bu da Allah’ın bir kanunu, bir gücü. Burada ne gaye? Allah’ı hatırlatmak. Kul öyle bir sarsılıyor ki mübarek, HakkulYakin iman. Artık hazırlıyor kendini iyice. Şimdi o olmasa ne yapar? Az hazırlanabilir. Allah çok hazırlanmasını istediğinde vesile ediyor.
Ne yapalım, gidelim mi? Gidelim, haydi bakalım.
Sunumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...