DAMLA PAMİR: Adnan Oktar ile Sohbetler programına başlıyoruz, inşaAllah. Allah'ın en güzel tecellilerinden seyyidimiz Muhammed Adnan Hocamız programımıza katıldı. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi. Bu ne güzel iltifatlar böyle, ne güzel sözler.
DAMLA PAMİR: Siz benim canımın ta içisiniz Hocam. Yani kelimeler gerçekten az bile kalıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.“Cudi Dağı’nda, şiddetli çatışma.” Kardeşim, işte bunları fikren yenseler, bu tip olaylara gerek kalmaz. Kalemle, bilgisayarla yenilebilecek bir güç, askeri güçle yenilmeye çalışılıyor; zor, olmaz. Kalemle, bilgisayarla yenilir bunlar, akılla, fikirle yenilir, bilgiyle yenilir. Bilgiyle yenmezsen, silahla yenemezsin. 30 yıldan beri uğraşıyorlar. Tabii ki bir nefsi savunma var ama olmaz, inşaAllah.
“Çatışma yokmuş, TSK yalanlamış.” Kardeşim, çatışma her halükarda var. Çatışmanın olmadığı şey yok ki. Genel anlamda çatışma var. Orada o gün olmaması önemli değil ki. Ertesi gün var, ertesi gün var. Mecburen var yani,inşaAllah. Bütün bölgede askeri harekat var. Sürekli askeri hareketlilik var. Bitmiyor, bitmez de yani inşaAllah.
“Çocuklar ailelerine karşıda korunacak.” Dediklerimize yavaş yavaş gelmeye başlamışlar. “Aile kutsaldır, anne kutsal, baba kutsal, aman elleme”. Babası kızına tecavüz etmeye kalkıyor, “aman, baban kutsal, yavrum sakın, kol kırılır yel içinde kalır, söylenir mi ulu orta, gizli olması lazım bu işler” diyor. Kafaya bak? Arkasından diyor ki “sen iftira ediyorsun, ne biçim konuştun” diyor, “getir dört tane şahit” diyor. Babası zil zurna içecek, çakal, kızına tecavüz etmeye kalkacak, kız çocuğu da o haldeyken, ilişki halindeyken komşuları çağıracakmış, dört kişi, kapıları açacakmış; “bakın ne yapıyor” diye ispat edecekmiş. “Ondan sonra söyleyebilirsin” diyor. Kafaya bak. Olmayacağı belli bunun. İşine gelen yerde şeriat kanunları, işine gelen yerde cumhuriyet kanunları. Kafa böyle adamın.
Kısa bir ara verelim, inşaAllah.
VTR-İman Hakikatleri.
DAMLA HANIM: Yayınımıza yiğit Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, sefa geldi.
Dünyada belirli tipte insan çeşitleri var. Demin mesela o İsrail’den arayan hanım, benim kanaatim iyi niyetli. Ama dine karşı onu soğutmuşlar. Dinin gerçek özgürlük olduğunu, neşe olduğunu, hayata anlam verdiğini bilmiyor. Dolayısıyla bir donukluk oluşmuş oluyor. Bir sevinç eksikliği, neşesizlik oluyor. Onun da ondan kaynaklandığını bilmiyorlar. Yani toplum diyor “ekonomik rahatsızlıklardan böyle oluyor” diyor. Adama bol bol para pul veriyor, adam intihar ediyor. Eroin, esrar alıyor. İçkiye veriyor kendini. Mutlu değil adam. Din insanı mutlu eder. İslam insanı mutlu eder. Neden biliyor musun? Bizi yaratan Allah, bizi yaratırken, dünyayı nasıl kullanacağız, kendimizi nasıl kullanacağız onun prospektüsünü de yanında dünyaya göndermiş, Kuran’dır o da. Yani dünyanın nasıl kullanılacağı. Eğer Allah’ın tarif ettiği gibi kullanmazsak bozuluyor sistem. Bizi yakmaya başlıyor. Çünkü dünyayı yaratırken, dünyaya uyumumuzu da ona göre yaratıyor. Mesela hava; ne kadar oksijene ihtiyacımız var? Hücrelerimizin ihtiyacı nedir? Ne kadar protein almamız gerekiyor? Ne kadar oksijen gerekiyor? Karbondioksit oranı, hepsini ayarlı yaratmış Allah. Ruh olarak nelere ihtiyacımız var ve nasıl davranmamız gerektiğini ve bunu yapmadığımız durumda nasıl bir bozulma olacağını, nasıl bu sistemin bizi kavurmaya başlayacağını da tarif etmiş Allah. Şimdi adam mesela elektrikli makine alıyor; tarifini bilmiyor, takıyor fişe, cayır cayır yanıyor alet. İnsan da öyledir. Yani eğer sistemi iyi kullanılmazsa, ayarı iyi yapılmazsa dünyayı da yakar, kendini de yakar. Bu kadar detayı düşünen Allah, bizim davranışlarımızın nasıl olması gerektiğini de bize yazılı olarak bildiriyor. Hayvanlarda beynine yazıyor, mesela Allah kediye bir kitapla eğitim vermiyor; “çocuğuna iyi bak, onu iyi koru, iyi kolla, ona yiyecek getir, yabancılardan koru” diye Allah kitap vermiyor. Onun kitabı içinde yazılı oluyor. Allah onun kalbine ilham ediyor. Mesela arıya nasıl disiplinli olması gerektiğini, nasıl temiz olması gerektiğini, nasıl temiz yiyeceklerden gidip toplaması gerektiğini, çiçeklerin içinden balı toplayıp getirmesi gerektiğini bir kitapla yazmıyor Allah. “Ona vahyediyorum” diyor Allah. Mesela kediye de vahyediyor, yavrusunu nasıl yalayacak, nasıl temizleyecek, kendisini nasıl yalayıp temizleyecek. Mesela kedi, akşama kadar temizlenir hayvan. Her yerini temizler. Küçük yavrusu da onu biliyor. Ama onu ona ilhamla veriliyor. Ama insan bunu bilmiyor. Mesela küçük çocuk doğuyor, bilmez. Ne yapması gerektiğini, mesela kıskançlık nasıl olur, hasetlik nasıl olur, egoist olmamanın önemi nedir, bunları bilmez insan. Bunları Allah eğitmesi için peygamber gönderiyor. Peygambere de Allah vahyediyor ve O’nun verdiği bilgiye göre biz hareket ediyoruz. Bu bilgi uygulanmadığında ızdırap ve acı oluyor.
MaşaAllah. “Esselamun Aleykum mübarek Hocam.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Kestel’den geldik. Bir kısım arkadaşlarımız da şu an yolda geliyorlar, Allah’ın izniyle. Erbakan Hocamız’dan sonra Milli Görüş Teşkilatı’nın gerçekleştirdiği en heyecanlı, en duygulu, sevginin gözyaşı olarak aktığı muhteşem bir program yaşadık.” Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah. Videoya aldıysanız, videoyu gönderin yayınlayalım. “Fatih Erbakan Hocamız, Bursa’da Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi, İslam Birliği’nin kurucusu” öyle demeyelim, Osmanlı varisi bütün Türk milletidir, çünkü o orada yanlış anlaşılır, yani sanki böyle halife gibi falan anlaşılır. Bütün Türk milleti varistir. “İslam Birliği’nin kurucusu olarak” kurucularından biri olarak, çünkü Ülkü Ocakları da aynı amaçta, Alperenler de aynı amaçta; Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi de aynı amaçta. Kurucularından bir koçyiğit diyelim, evet. “Bursa İl Başkanının Bursa yerel gazetelerine, programa katılacak teşkilat mensubu arkadaşların ‘disiplin kuruluna sevk edileceğini’ söylemesi, teşkilatta ve Türkiye genelinde büyük bir teveccühe, heyecana, şevke sebep oldu. Milli Görüşçüler; bizi teşkilattan atabilirsiniz, görevimize son verebilirsiniz ama bizi Erbakan’dan ayıramazsınız. Bizi Fatih Erbakan’ı ve Erbakan Hocamız’ın evlatlarına, bize emanetlerine, bir Kerbela vakası daha yaşatmanıza izin vermeyiz, inşaAllah” diyor. Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah. Çok güzel. “Çok kıymetli mübarek Hocam. Sizin programınızda duyurularını yaptığınızı arkadaşlarımız yakın takip ediyormuş. Buna da Kestel’de şahit olduk. Sizin duyuruları yapmanız ve dualarınızın bereketi salona yansıdı, maşaAllah” diyor, “Rabbim dualarınızı üzerimizden eksik etmesin inşaAllah” diyor. Kocaeli’nden bir Müslüman-mümin kardeşimiz yazmış. “Bursa İl Başkanının Bursa yerel gazetelerine, katılacak teşkilat mensubu arkadaşların ‘disiplin kuruluna sevk edileceğini’ söylemesi, teşkilatlarda ve Türkiye genelinde büyük bir teveccühe, heyecan ve şevke sebep oldu” diyor. Daha fazla katılım olmuş, aferin. “Milli Görüşçüler; bizi teşkilattan atabilirsiniz, görevimize son verebilirsiniz ama bizi Erbakan’dan ayıramazsınız. Fatih Erbakan’a ve Erbakan Hocamız’ın evlatlarına, bize emanetlerine, bir Kerbela vakıası daha yaşatmanıza izin vermeyiz, inşaAllah” demiş. Tabii Bursa İl Teşkilatını tenzih ederiz de fakat o kafada olan adamlar var. Onlara müsaade etmeyiz demişler. İşte bu kadar, aferin, çok güzel, maşaAllah.
Rize’den Emin Yüksek. Kardeşim,Cuma namazına dil uzatmak akıllı bir hareket değil. Çok mantıksız, boş hareket. Ne güzel Müslümanlar toplanıyorlar Cuma’da, camiiler çaka çaka doluyor sokaklara kadar. Doya doya Müslümanlar namaz kılıyor. Yani oturup burada şöyleydi böyleydi demek akıllı bir ifade olmaz, yanlış olur. Kale almak da yanlış olur.
Mehmet Yılmaz, Necati Yılmaz, Erhan Arslan, Halil Tirgin, Ünal Toker, Hanım Yılmaz, Kezban Yılmaz, Perihan Aslan; bu koç yiğitler Hollanda’da bayağı gayret ediyorlarmış. Türk İslam Birliği’nin gelişmesi için, A9’un tanıtımı için, Harun Yahya eserlerinin tanıtımı için, İslam’ın-Kuran’ın insanlar tarafından sevilmesi, benimsenmesi için.
Karabük’ten Fatih Ayhan; “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhammed Adnan Oktar Arslanoğulları Hazretleri Hocam.” Allah Allah, ne sevimli bunlar, maşaAllah. “Size bir şarkı gönderiyorum, yayında çalmanızı istirham ediyorum, inşaAllah Hocam” diyor.
Ümit Ayan; “Çok güzel konuşuyorsunuz” diyor, hanım kardeşlerimize böyle demiş. Efendim, “Yobazlığa karşı da, yanlış inançlara karşı da çok güzel tavrınız” diyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Ethem Uysal. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Ahmet Muhammed Mahmut Adnan Hocam. Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliklerine bakıyorum, saydığınız bütün özelliklerin sizde çoğunluğu var. Hadislerde geçip de sizde olmayan özelliğine siz rastladınız mı? Siz Hz. Mehdi (a.s)’ın yakın bir talebesi olarak, imanın nuruyla o kutlu şahsın kim olduğunu biliyor musunuz? Ben, Allahualem bu kadar özelliklerin hepsini cem eden birini, sizden başkasını göremiyorum. Bediüzzaman’ın dediği gibi Materyalizmi, Darwinizmi dünyada alaşağı eden bir tek siz varsınız. Hüsn-ü zanda bulunuyorum. Ayrıca kız kardeşlerimize de Selamlar” diyor. “Onların tebliğleri çok önemli oluyor maşaAllah, onları çok seviyoruz” diyor, Ethem Uysal. Yani Ethem, diyorsun; Hocam siz bayağı Mehdi (a.s)’a benziyorsunuz. Ama diyor ki: “İmanın nuruyla o kutlu şahsın kim olduğunu biliyor musunuz?” diyor. “Ben, Allahualem bu kadar özelliklerin hepsini cem eden birini, sizden başkasını göremiyorum.” Ethem, bir bak bakalım, dünyayı gez, vardır, inşaAllah.
MERVE HANIM: Hocam, deminki kardeşlerimizin resimleri vardı.
ADNAN OKTAR: Göreyim bakayım. MaşaAllah benim canlarıma, maşaAllah. Allah yollarını açık etsin, Allah hepsine sağlık, sıhhat, güzellik, iyilik versin. Bakın anneanneler, hanımlar, koç yiğitler, kardeşlerimiz, Anadolu’nun sıcak tertemiz insanları, benim canlarım. En güzel hayata, en güzel mutluluğa layıklar, Allah kalplerine ferahlık, iyilik, güzellik versin, neşe versin, derin iman versin, Hakkel yakin iman nasip etsin, Allah yollarını açık etsin. Hollanda’da bakın ne güzel, nurlu bir mescit. Müminun ve müminat iç içeler, iblisun ve iblisat da kapıdan içeri girememişler. MaşaAllah, Allah razı olsun.
DAMLA HANIM: Hocam, Kavacık’ta da kardeşlerimizin yaptığı faaliyetler vardı, gösterebiliriz uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
DAMLA HANIM: İstanbul Kavacık’ta büyük bir led ekranında 4 ay süreyle A9 Tv tanıtım videosu yayınlanmaya başladı Hocam, maşaAllah. Faaliyeti gerçekleştiren kardeşlerimiz; Hakan Yabaş, Meral Yabaş, Ayşe Meryem Berksoy, Mina Berksan. Size de bir notları var Hocam kardeşlerimizin. Şöyle söylüyorlar: “Canımızın içi, güzeller güzeli, asil, kaliteli, heybetli, nurlu, neşeli, yüzüne bakanların sevgisini, imanını coşturan, Allah’ın muhteşem tecellisi Hocamız. Size olan sevgimizi tarifte kelime bulamıyoruz. İmanımıza vesile olup, bizleri Allah aşkıyla eğitip, hizmet etmemize vesile olduğunuz için Allah sizden razı olsun. Tüm dünyaya örnek bir Müslümansınız” diyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. İyi güzel, Allah yollarını açık etsin, maşaAllah.
Kardeşim, ben Fatih’e söyledim. Selam söylemiş, bu günlerde gelecek Fatih, inşaAllah yine görüşeceğim. Can Fatih can. Anadolu’nun yetiştirdiği nur, tertemiz delikanlı. Ahlakı ışık gibi, nur. Kart kaşarların, ruhu, içi kararmış olanların, kalbi paslı olanların, karanlık adamların anlayacağı gibi değil. Anadolu’dan çıkmış bir ışık, nur gibi maşaAllah. Saadet Partisi’ni şahlandıracağını düşünüyoruz inşaAllah, Allah’ın izniyle. İnşaAllah. Tabii ki büyükleri olacak, tabii ki ağabeyler etrafında olacaklar. O çok saygılı, çok hürmetkar, çok boyun bükücü. Enaniyet, kibirden kurtulmuş bir insan. Tabii ki büyüklerine danışarak hareket eden bir insan ve edecektir. Ben onun üslubunu gördüm, çok takdir ettim, çok beğendim. Çok mazlum, maşaAllah.
Kısa bir iman hakikati seyredelim.
VTR-Hayvanlardaki koku duyuları.
DAMLA HANIM: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Tabii ki nur yüzlü Hocamız bizimle birlikte.
ADNAN OKTAR: Ruhu Azam; yeni bir Mehdi daha çıkmış. Hadi hepimize hayırlı uğurlu olsun. Allah akıl fikir versin, inşaAllah.
Cuma namazı konusunda kardeşlerimizin tedirgin olmasına gerek yok. Cuma namazı zaten oturmuş bir ibadettir. Böyle şeyleri dillendirmeyin, sanki böyle bir sorun varmış gibi. Böyle bir sorun yok. Çaka çaka her zaman Cuma namazları dolar. Adam dese ki “Cuma namazı şöyledir, böyledir” diyebilir yahut “hiç yoktur” diyebilir. Kale mi alacaksınız yani? Kabul mü edeceksiniz? Ne oturup uğraşıyorsunuz. Böyle şeyleri gündem yapmaya gerek yok. O zaman sanki bir şey var zanneder insanlar da. Öyle olmaz, inşaAllah.
Erbakan Hocamızla ilgili hadisleri söylemiştim. ‘El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar’ isimli eser. Hadis numarası 13: “Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan hemen önce, bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır” Yani Müslümanların manevi liderinin. Halife derken bildiğimiz halife anlamında değil, Müslümanların manevi lideri. Erbakan Hocamız nasıl, neydi? Fas’ta, Tunus’ta Cezayir’de, Pakistan’da, her yerde Müslümanların manevi lideri olarak kabul ediliyordu. “bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır”, şu an ihtilaf var ve devam ediyor.“İşte tam o esnada, Medine’de” yani şehirde olan “Hz. Mehdi” diyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı anlatılıyor hadiste özetle, devamında o açıklanıyor. Gerçek Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı söyleniyor.
“Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır.”Hem Bediüzzaman’a, hem talebelerine hem de Erbakan Hocamız’a bakan bir hadistir bu.
Mesela Fatih’e, evladına karşı yapılan tavır nedir? İhtilaf, değil mi? Fitne bu yani, çok acayip bir hareket. Pek tabii ki Erbakan Hocamız ahir zamanın çok önemli bir şahsıdır, Mehdi’dir ama ahir zamanın Mehdi’sinin özelliği; İslam dünyaya tamamen hakim oluyor, bir. Hz. İsa Mesih (as) zuhur ediyor, görünür hale geliyor, Hz. Mehdi (as) ile birlikte namaz kılıyorlar, Hz. Mehdi (as) bütün dünyanın lideri oluyor, Kral Mesih; yani hem Hıristiyanların hem Musevilerin manevi lideri oluyor. Musevileri Tevrat’la, Tevrat’ın aslıyla, Hıristiyanları İncil’in aslıyla yönetiyor. Kastedilen Mehdi budur işte, asıl Mehdi. Ama ondan evvel bir Mehdi çıkacağı belirtiliyor, Hz. Mehdi (as)’dan önce. O da Erbakan Hocamızdır, inşaAllah.
Aferin, Fatih’e böyle kardeşlerimiz böyle sahip çıktı ya, bak o çok hoşuma gitti. O gün de alkışla inletmişler, en çok alkışı Fatih almış. Ne istiyorsunuz çocuktan? Ne istiyorsunuz, ne yapmış? Rahatsız eden yönü nedir? Mesela desinler bana “ben şu yönden rahatsız oluyorum”. Nur gibi insan. Ne istiyorsunuz çocuktan? Terbiyesi yerinde, görgüsü yerinde, çok zeki, lafını sözünü biliyor, saygılı, hürmetkar, enaniyetli kibirli falan birisi değil, nasihate açık, sohbete açık, güzel söze açık. Daha ne yapsın çocuk? Bu nedir böyle? Duyduklarım doğruysa, çok vahim, Allah’tan korksunlar. Çirkinlik üstüne bir çirkinlik daha oluşmasın inşaAllah.
DAMLA HANIM: Hocam, Kestel’deki resimleri göndermiş kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Aferin Fatih’e, maşaAllah. MaşaAllah, bak dolu dolu, çok güzel. Çok iyi olmuş, aferin Fatih’e. MaşaAllah, Allah razı olsun kardeşlerimizden, maşaAllah.
Videosunu da göster. Muhteşem, çok güzel olmuş. ‘ Hocamızın gölgesi’ diyorlar, öyle mi? Aferin çok güzel, tabii, ifade çok güzel, aferin, çok güzel olmuş.
Bu tarz sohbet toplantılarını artırsın kardeşlerimiz, her seferinde de Fatih’i davet etsinler, biz de buradan yayınlayalım. Aferin Fatih’e, çok güzel olmuş. Sahip çıktıkları için de kardeşlerimize Allah razı olsun diyoruz. Bak bu bereket getirir, bu nur getirir. Öbürü uğursuzluk getirir, Allah esirgesin. Erbakan Hocamız’ın bir parçası o. Aynı Erbakan Hocamız gelmiş gibi, bak. Ne güzel. Kibir olmaması, enaniyet olmaması, azamet olmaması, mülayim huylu olması, efendi olması ve İttihad-ı İslam’ı coşkuyla istiyor olması ve ana hedef haline getirmesi kafasında, modern olması, aydın ve kültürlü olması, her yönden dört dörtlük Fatih. Çok efendi Fatih. Çok ayıp, çok ayıp, çok ayıp. “Tecrübesiz” tamam, kabul o, ona bir şey demiyoruz biz, tecrübesiz olmasına. Kardeşim ilanihaye bütün ömrü boyunca tecrübesiz olacak hali yok ya, Allah Allah. Tecrübesizlik nasıl gider, nasıl giderilir? Şurayla. Büyükleri var başında, ağabeyleri var. Danışır, en güzel kararı açıklar. Ama tecrit kafası zulümdür. Ben vatandaş olarak buna müsaade etmem, şahsım olarak, kalben müsaade etmem. “Biz yaptık, oldu” olmaz. Ben vicdan sahibi bir insan olarak rahatsız oldum. İstemiyorum, bu tip bir eylem yapılmasını istemiyorum. Bak, Fatih’e gösterilen sevgiyi gördünüz, ne güzel. Yeri göğü inletsin gençler, maşaAllah. Her yerde tıklım tıklım dolsun salonlar, Saadet’i eski sahvetli, eski muhteşem günlerine geri getirelim inşaAllah. MHP bir, Saadet iki, Büyük Birlik üç. Bunların üçünün de böyle çelik kule gibi ayakta olması lazım. Türk İslam Birliği’ne bu üç parti de çok büyük katkıda bulunmuştur. Ve bu partinin gençleri muhteşemdir, bayağı kararlı, koç yiğittirler, maşaAllah.
Elif Bozkurt. Elif, kıskanmışsın biraz da. “Hocam, bilimsel çalışmalarınızı çok seviyorum. Ama hanım kızların size olan sevgisi hoşuma gitmiyor” diyor. Şimdi bu oldu mu Elif, ne yapıyorsun sen?
Mustafa Ara; “Sayın Fatih Erbakan arslanımız Bursa’da kükredi” diyor. MaşaAllah.
“Dokuz renkli gökkuşağımız. Renklerinizin karşısında gözlerimiz ve gönüllerimiz hayranlıkla size yöneldi. Seyretmelere doyamıyoruz” diyor. “Sizi kırk yıl değil, kıyamete kadar seyretsin herkes” diyor, inşaAllah. “Rahmet yağmurları hiç bitmesin, gökkuşağımız hiç gitmesin” diyor. MaşaAllah, ne güzel. Bir hanım kardeşimiz yazmış.
Sait Barışkan, ne güzel isim. “Sayın Hocam, ben Ankara’dan Sait. Nasılsınız, inşaAllah iyisinizdir?” Elhamdülillah, alâküllihâl. “Sizi çok seviyorum, öğrenciniz olmak istiyorum. Allah yardımcınız olsun.” Öğrencinin öğrencisi olacaksın, iyi. Ben de senin öğrencin olurum, o zaman olur, inşaAllah.
Bir kardeşimiz cennet hayatının toprağın altında yaşandığını düşünüyormuş. Canım insaf, ne alakası var toprağın altıyla? Olur mu? Biz bir boyuttayız, cennet daha keskin, daha net bir boyuttur. Birden perde açılır, önündeki perde yarılır, oraya geçersin, olay bu. Yani birden kalkarsın. Zaten dikkatlice bakarsanız rüya gibidir bu alem. Bizi onlar başka türlü görüyorlar. Bak diyor ki Bediüzzaman “perde kalktı, görüntü gitti” diyor, “perde”. Kuran’da iki yerde dikkat çekilmiştir, ölürken ayaklar birbirine girer, ayakların birbirine girmesinden bahsedilir. Çünkü ölürken ayak hissi, çift ayak hissi kalkıyor. Dolayısıyla ayağa ait algı kalktığı için ayaklar birbirine dolanmış zanneder insanlar. Yani ayağını kontrol edemez. Bir bütün tek parça haline gelmiş oluyor. Sırf ruh haline geldiği için ayağı kalmıyor. İki yerde Kuran’da buna dikkat çekilir. Ve “köprücük kemiğine geldiği vakit can” diyor. Ondan sonra işte ikinci boyuta aniden geçiyor şahıs. Ondan sonra geri dönüş yoktur. Yani üçüncü boyuttan dördüncü boyuta geçtiğinde, dördüncü boyuttan üçüncü boyuta geçemez. Bazen Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle dördüncü boyuttan üçüncü boyutu görmek mümkün olur. Mesela biz, şöyle düşünün. İki boyutlu bir resim oluyor, bir pano veyahut ayna diyelim, ayna iki boyutlu oluyor. Aynadaki görüntünün içindeki herhangi bir canlı veyahut kendimizin veya yanımızdaki insanın görüntüsünü görüyoruz, değil mi? Onun canlı olduğunu düşünün. Ama o aynanın içinde yaşayabiliyor dikkat ederseniz, aynanın içinde. Ama üç boyutluymuş gibi yaşıyor, aynanın içinde olmakla beraber. Biz onu dördüncü boyuttan nasıl görüyoruz? Dışarıdan biz onu görüyoruz ama o bizi göremez, aynanın içinden o bizi göremez. Biz aynanın dışından onu görebiliyoruz. Biz dördüncü boyutta olmuş oluyoruz. Ölüm de böyledir. Yani insan üçüncü boyuttan dördüncü boyutta geçer. Ondan sonra orayı göremez bir daha, Allah’ın dilemesi dışında.
Ali Dinçer; “Hocam, ben Afrika’dan, sonradan Müslümanlıkla tanışmış ve Türkçe öğrenmiş bir talebenizim.” Allah Allah, maşaAllah. “Hocam, sizlerin yaptığınız İslam ümmetine olan faydaları şükranla takip ediyor ve arkadaşlarınızı, kız kardeşlerimizi ve nurlu yüzünüzü feyiz alarak izliyoruz. Darwinizmi ve ona inanan münafıkları da Allah’a havale ediyorum.” Münafıklar da inanıyor, kafirler de inanıyor, bilgisiz insanlar da inanıyor. “Sizin gibi alimleri Allah başımızdan eksik etmesin. Selam ve dua ile, Ali Dinçer.” Alim değil de öğrenciyiz. Daha dur bakalım, alimin a’sı olamayız biz, inşaAllah.
Bakın, bir kardeşimiz diyor ki: “Twitterde Adnan Oktar diye yazılır, ama okunurken; Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Adnan Oktar Arslanoğlu diye okunur” diyor. Ama çok güzel olmuş hakikaten. Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Adnan Oktar Arslanoğlu, maşaAllah.
“Selam Hocam, global dünyada Türkiye’mizin gurur kaynağısınız.” MaşaAllah, Recep Elçi.
Ayşe Pınar Yaylalı, sizi kıskanıyormuş.
DİDEM HANIM: Şu an Twitter’de bir şey başlatmışlar. Adnan Oktar diye yazılır, sonra araya çok güzel mesajlar yazıyorlar, diye okunur diye bitiyor. Bütün kardeşlerimiz o şekilde yazıyorlar şu an.
ADNAN OKTAR: Ama çok şahane. “Adnan Oktar diye yazılır ama Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Adnan Oktar Arslanoğlu diye okunur.” Çok güzel, maşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Adnan Hocam, ben 10 yaşında bir kızım. Şimdiye kadar JohnnyDepp’inburnuna hayrandım. Ama sizi gördükten sonra fikrimi değiştirdim. Sizin burnunuz, gördüğüm en güzel burun.’’’ Kimdir bu adam?
EBRU HANIM: Oyuncu, aktör. MaşaAllah, çok doğru söylüyor. Kesinlikle aynı fikirdeyim, maşaAllah. Gördüğüm en güzel insansınız.
SEMRA HANIM: Hocam, ben de demin sizi ekrandan izliyordum. Başınız o kadar güzel ki, burnunuz, profiliniz harika.
ADNAN OKTAR: İnanıyorum artık.
“Sizi ailece çok seviyoruz. Hatta geçen yaz sizi görmek için Türkiye’ye kadar geldik ama bir türlü nasip olmadı. Söylemeden geçemeyeceğim, Ceylan Hocam da çok güzel bir bayan. Çok beğeniyorum. Bu arada 2 ay sonra bir kız kardeşim dünyaya gelecek, inşaAllah. Hangi ismi önerirsiniz” diyor, Merve Çakır. İki ay sonra. Haydi bakalım, Allah güzellik, iyilik versin. Açayım bakayım Kuran’ı. Bismillah. Sena olabilir. Bismillah, bir daha açıyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. İsra Suresi 90- “Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça, sana kesinlikle inanmayız.” İsmi, Pınar olsun.
DAMLA HANIM: Hocam, bir kardeşimiz Twitter’de şöyle yazmış: “Adnan Oktar diye yazılır, Darwinizmi yerle bir eden arslan diye okunur.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Nedir o?
DİDEM HANIM: Mustafa Kurtuluş ve Ertem Molla Hasanoğlu kardeşlerimizin yaptığı bir çalışma. Size mesaj göndermişler. Şu şekilde; “Selamun Aleykum Ahmed Muhammed Adnan Hocam. Havaalanlarında yapmış olduğumuz A9 broşür çalışmaları resimleri ektedir. Hocamıza iletilmek üzere notumuz var: Hocam bizi talebeliğe kabul eder misiniz?”
ADNAN OKTAR: Talebe oldunuz bile. Ama ben de sizin talebeniz oldum. MaşaAllah, bu havaalanında böyle bir çalışma yapmışlar öyle mi?
DİDEM HANIM: A9 tanıtım broşürlerini, bu şekilde tanıtım yapmışlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, arslanlarıma benim. Koç yiğitleri bir daha göster bakayım. MaşaAllah, Allah ömürlerine ömür katsın, bereketlerine bereket katsın, kalplerini iman nuru ile doldursun, Hakkul yakin derin iman nasip etsin, Allah melekleri ile desteklesin. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, Hz. İsa Mesih (a.s)’in yüzlerini sıvazlamasını nasip etsin Allah, o güzel, çilli elleriyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir o?
DAMLA HANIM: Bunlar da Avcılar’daki kardeşlerimiz Hocam. Size de bir mesajları var.
ADNAN OKTAR: Ah benim canlarıma, ah benim koç yiğitlerime. Anlat bakayım.
DAMLA HANIM: “Selamun Aleykum, Rahman’ın güzel tecellisi mübarek Hocam. Hocam, bu Cuma da vesilenizle A9 broşürleri dağıttık. Harun Yahya Avcılar gençliği olarak. Size Allah yolunda yardım etmek bizim için bir gurur meselesi. Allah sizden razı olsun. Allah bizi Hz. Mehdi (a.s)’a asker kılsın, inşaAllah. Ellerinizden öperiz” diyorlar, Gülay Ak, Fatih Kaplan, Murat Demircioğlu, Murat Barış Coşkun kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: Ben onların ellerinden öpüyorum. MaşaAllah, ben onların kölesiyim. Onlar benim canım. Allah mübarek etsin gayretlerini, inşaAllah cennetle, rahmetiyle ödüllendirsin. Hepsinin üzerinde rızasıyla ödüllendirsin. Allah üstlerinden hastalığı gidersin. Allah üstlerine iyilik, bereket, güzellik serpsin, bizlere kardeş etsin, Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, inşaAllah.
“Merhabalar Sayın Adnan Oktar.” Soğuk bir giriş. Mutlaka bir acayiplik var. Dur bakalım, hayırlısı. “Şimdi size bir tane video gönderiyoruz. Bu videoyu izleyip, içerik hakkında yorum yaparsanız sevineceğiz. Atatürk’ü öven, Atatürk’ü aslında vicdanlı ve imanlı bir Müslüman olduğunu her defasında savunan, gerek belgeseller yayınlıyorsunuz, gerekse bazı röportajlarınızda bunu dile getiriyorsunuz.” Dile getiriyorum, ispat ediyorum. Hayali bir şey söylemiyorum. İspat ediyorum, delillendiriyorum. Fiili durum var. “Şimdi size soruyoruz. Video tamamen orijinaldir ve kürsüde konuşan Atatürk’tür. Aynen söyledikleri şu şekildedir: ‘Bizim devlet idaresindeki ana programımız CHP programıdır.’” Tamam, Atatürk CHP’liydi. CHP’yi kuran da, Atatürk’tür. İnşaAllah, Türk İslam Birliği’ni savunur hale gelirse, Darwinizme, Materyalizme karşı tavır alırsa CHP, inşaAllah iktidar olacak zaten. “ ‘Fakat bu prensipler gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır.’ Şu halde Atatürk’ün bu konuşmalarını yaparken Kuran’a, Tevrat’a, İncil’e ve Zebur’a tavır almış oluyor mu, olmuyor mu? Yani gökten indi sanılan kitapların dogmaları derken, tüm semavi din ve inançları aslında sıradan birer sanıdan ve kurgudan veyahut da şaibeli bir şekilde ortaya atılan herhangi bir düşünce ve ideolojiden ibaret olduğunu söylemiş oluyor mu, olmuyor mu? Umarız ki bu mailimi okursunuz ve bu videoyu izleyip bize düşüncelerinizi söylersiniz.”
Ben izledim, biliyorum, meşhur olan bir şey. Ne diyor burada? “Gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla…” Birçok sapkın düşünce var, “gökten geliyor” diyor. Masonların inançları var, Hinduların inançları var, putperestlerin inançları var, gökten geldiğine inanıyorlar. Ve hurafeci yobazların inançları var. “Nereden geldi?” diyorsun. “Bana vahiy geliyor” diyor. Duymuyor musunuz yobazların izahlarını? Kuran’a karşı hükmünü Atatürk açıkça izah etmiştir. Kuran aşığıdır Atatürk. Kuran olsa, Kuran’ı açıkça söylerdi. Sizden mi korkacak, kapalı mı konuşacak? Kuran değildir orada kastettiği. Sapkın, her türlü hurafe. Gökten indiğini, yani Allah katından diye, ayette diyor ki; “size Allah katından derler” diyor. “Ne biçim hüküm veriyorsunuz” diyor, “bir kitabınız mı var?” diyor Allah, soruyor. Müşrikler hep Allah katından olduğunu söyleyerek sapkın inançları söylerler, hurafeleri söylerler. Atatürk on binlerce Kuran dağıttı Anadolu’da. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurdu. Ateist dernekleri kurdurmadı ki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduruyor. İlahiyat Fakülteleri kurdurdu dini öğretsinler diye. İmam Hatipler kurdurdu, dini öğretsinler diye. On binlerce diyanet görevlisini Anadolu’ya saldı. Gece gündüz evinde Kuran okutuyordu. Camide hutbe okuttu. On binlerce Atatürk’ün lehine delil varken tek bir cümleden yola çıkıp hüküm veriyorsunuz. Ateist Masonlar ne diyor? “Şeytan bize hüküm getirdi” diyorlar. “Nereden?” “gökten geliyor şeytan” diyor. Ona göre hüküm veriyorlar zaten. Şambalamambala falan diyerekten iddia edilen Ergenekon terör örgütünün avanakları ne diyorlar? Agartha, şambala düşüncesini ortaya atıyorlar, “nereden çıkıyor bu düşünce?” diyorsun, “gökten geliyor bize” diyorlar. Birçok sapkın inanç hep gökten geldiğini iddia ederek ortaya atılıyor. Atatürk’ün kastettiği budur. Kuran’ı Atatürk övmüştür, İslam’ı övmüştür. Bir tane, iki tane, üç tane, on tane değil ki, uzun uzun övüyor.“Gamze, Dilek, Arzu ve Burcu.” Kızlara karşı sevgi ve muhabbetimi bildikleri için, şimdi oraya erkek ismi koysalar kaile almam gibi düşünmüşlerdir. Bir de ekip halinde bizi kırmaz diye düşünmüşlerdir. Atatürk olmasa burada böyle oturamazdık. Atatürk bir nimettir. Ben bildiğim bir şeyi söylüyorum. Atatürk, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüdür. Atatürk bir, Hz. Mehdi (a.s) arkasından iki. Türk İslam Birliği’nin zeminini hazırlamıştır. Kendi de söylemiştir. Yaklaşık kendisinden kısa bir süre sonra, “gelecek yüz yıl içerisinde Türk İslam Birliği oluşacak’’ diyor. “Görüyorum’’ diyor Atatürk. Görüntü olarak görüyorum diyor. Bu yüzyıl Türklük aleminin, İslam aleminin yüzyılı. “İslam alemi birleşecek, Türklük alemi birleşecek, dünya hakimi olacağız’’ diyor, “ve Komünistlik ezilecek’’ diyor. “Rusya yıkılacak’’ diyor. Atatürk’ün sözleri bunlar. Hepsi dediklerinin çıktı.
Güzel Gamze, güzel Dilek, güzel Arzu, güzel Burcu.Atatürk’e kafayı takmayı bırakın. İyilik yapacaksanız Türk İslam Birliği için gayret edin, İttihad-ı İslam için gayret edin. Bu kafa, kafa değil. Atatürk muhalifliğiyle, Atatürk’e düşman olmakla dine, imana, İslam’a hizmet edemezsin. Bunu bırakın bir kere. Bir de Atatürk’ün binde biri kadar İslam’a hizmet etmiş olsanız zaten İslam dünyaya hakim olur. Binde biri kadar Atatürk’ün, hizmet etseniz. Çelebi, acayip delikanlı. Kıyafetler falan acayip klas Atatürk’ün. Daha hala öyle giyinen adam yok. Masası falan süper şahane. Gayet de neşeli. Çelebi. Osmanlı delikanlısı.
En son dönemde bile Atatürk’ü yalnız bıraktılar. Kininle şehit ettiler. Kilo hesabıyla kinin vererek. Bu ne kindir? Bu ne nefrettir? Benim sözlerim doğru. Atatürk ile verdiğim deliller doğru. Atatürk olmasaydı, Hz. Mehdi (a.s) çıkmazdı. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için Allah, Atatürk’ü görevlendirdi. Metafizik bir şahıstır Atatürk, metafizik bir insandır, olağanüstü bir insandır. Şu kafa mı? PKK, Atatürk ile uğraşmaya kalkar, bunlar Atatürk ile uğraşmaya kalkar. Bırakın bu kafayı.
Ne güzel, mesela müzikten hoşlanıyor Atatürk, resimden hoşlanıyor, sanattan hoşlanıyor, bilimi alabildiğine teşvik etti, üniversitelerin kurulmasına vesile oldu, modern Türkiye’nin kurulmasına vesile oldu. Her türlü nimetten istifade ediyorsunuz. Kafaya bak! Hurafeyi kastediyor. Hurafeci zihniyeti. Kuran’ı kastetse açık açık söyler. İstese Komünist olduğunu da söyleyebilir. Tavır aldı Komünizme karşı. Ateist Masonluğa karşı tavır aldı. Masonluğu bir gecede kapattı. Çekinmez kimseden Atatürk. Bu üslup hatalı. Hem nimetinden istifade ediyorsunuz, hem tavır alıyorsunuz. Mesela ben bu keratalara baksam moderndirler dördü de. Ve yobazlara karşıdır bunlar.
“Hz. Mehdi (a.s)’ın rengi; Arabi’dir’’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Bedeni İsraili’dir.” Ben-i İsrail gibi. Çünkü Hz. Yakup (a.s) soyundan, Hz. Davut (a.s) soyundan. O soyun özelliği var üstünde. "yanağının üzerinde parlayan yıldız gibi bir ben vardır. Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.” Yani onun manevi liderliğinden.
Şimdi sokağa dışarı çıkalım. Bana 20 kişi çevirin, hepsinin yanağında ben vardır. Bu, bir delil olmaz. Herkesin yanağında olur ben. Ama geçenlerde soruyorlardı kardeşlerimiz “Hocam, sol yanağınızdaki beni merak ediyoruz” diyorlardı, işte gördünüz, inşaAllah. Ama hayret ediyorum. Hakikaten, mesela çocukluğumda o sağ göğsümdeki bene, lekeye. Hatta ben ondan kuşkulandım, doktora gitmiştim. Bu nedir acaba diye. Koskoca yaprak gibi cilt koyuluğu var. Bir ben. Ama yaprak büyüklüğünde, sağ göğsümü kaplayacak şekilde. Doktor bir şey değil dedi. Çocukluğundan beri olan bir şey dedi. Hadislerde de aynı. Hakikaten sağ göğsünde yaprak büyüklüğünde bir benden bahsediyor. Sağ ayağımda da çocukluğumdan beri büyükçe, badem büyüklüğünde bir ben vardı. Hep dikkatimi çekerdi. “Sağ ayağında Hz. Mehdi (a.s)’ın bir ben vardır’’ diyor. Yani hakikaten şaşırtıcı benzerlik var, doğru.
Mesela gözlerinin yeşil olmasını biz daha yeni öğrendik. “Hz. Mehdi (a.s)’ın gözleri yeşil’’ diyor. Aynu'l hadra bilmediğim bir şey. Tarif edilen bütün detaylarda hakikaten bir benzerlik var ama şaşırtıcı benzerlik. “Alnında hafif iç bükey kavis vardır’’ diyor. İnsanların alnı genellikle bombeli olurlar. Ama bende hakikaten hafif içe doğru bir kavis var. Mesela “burnunda hafif bir bombe vardır’’ diyor. Hakikaten burnumda bombe var. Mesela “gözleri hafif çekiktir’’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hakikaten çocukluğumdan beri gözlerim hafif çekiktir. Mesela “alnı geniştir” diyor. Çocukluğumda hep konuşulurdu alnımın genişliği. Mesela vücudumun genişliği de, ortaokul, lisede hep dikkat çekerdi. Hakikaten çok geniş vücudum. Adımlarımı dışa dışa atmam da. Hatta ben ondan rahatsız olurdum, kendim ayaklarımı düzeltmeye çalışırdım yürürken, içeri içeri basardım. Acayip bir görünüm oldu. Ama zaten yapamıyordum da. Herkese bakıyorum, millet normal yürüyor insanlar. Ben dışarı dışarı basıyorum. Bunu ben düzelteyim dedim. Caddede giderken falan bakıyorum, dışarı dışarı basıyorum. Ne kadar uğraştıysam da beceremedim içeri doğru basmayı. Olmuyor yani, yürüyemiyorum. En sonunda uğraşmadım artık. Mesela diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s) dışarı dışarı basar ayaklarını.” Mesela kafasının büyük olduğunu söylüyor. Çocukluğumdan beri kafam büyüktür hakikaten. Mesela “alnı geniş, vücudu geniş, uylukları geniştir, sırtında bir ben vardır” diyor. Onu ilk Pamuk Yayınları’nda kitapta okuduğumda, itiraf ediyorum, merak ediyordum, acaba benim de sırtımda var mıdır ben. Bir tane başka bir ayna aldım, boy aynası, tişörtümü çıkardım baktım, kocaman bir ben var sırtımda. Yani dikkatimi çekmemişti o kadar zaman. Lisedeyken dikkatimi çekti. Tam kalp hizasında hakikaten büyük bir ben. Ondan sonra onun üstünde küçük bir ben ondan daha küçük, ondan daha küçük böyle bir kuyruklu yıldız gibi devam ediyor. Bak, büyük bir benden, ondan daha küçük, ondan daha küçük öyle yukarı doğru boynuma doğru devam ediyor. Sırayla geliyor, Allah’ın hikmeti. En son büyük bir benle neticeleniyor kalp hizamda. Mesela bu şaşırtıcı. Hakikaten hayret verici. Küçükken büfenin kenarına alnımı çarpmıştım şakalaşırken evde. Ne diyorlar ona? Boğuşma mı? Şakalaşıyorduk diyelim. Alnımı vurdum, bayağı yarıldı alnım. Çocukken, orada havlu falan bulduk, alnıma bastırdım. Ama iz kaldı derince. Alnımın orta kısmında iz kaldı. Şu alnımın kaç çatma çizgisi tekti ama baktım herkeste çift. Acayip, o zaman ben de çift yapayım dedim. Uğraştım, herhalde yanlış katladım dedim alnımı. Herhalde kaşımı çatarken rast geldi. Düzeltmeye çalıştım, olacak gibi değil. Ama çocukken öyle uğraşıyordum, bende de iki tane olsun diye. Bende hep tek olarak o şekilde kaldı. “Tektir alnındaki kaş çatma çizgisi. Ve üst tarafında iz olarak durur’’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hakikaten o şekilde. Mesela hakikaten bazen konuşurken, heyecanlandığımda, konuşmada zorluk çektiğim oluyor. Teklediğim oluyor. Siz de görüyorsunuzdur zaten. Mesela o yönüyle de benziyor. Seyyid olduğumu ben bilmiyordum, acayip heyecanlanmıştım. O profesör beyefendiye verdik, Çerkez. Haber geldi, Rus belgelerinde dedem Seyyidlerin içerisinde. Hiç bilmediğim bir şey. Acayip hoşuma gitti. Hatta dedem için diyor ki: “çok Avrupai’’ o devirdeki bilim adamları kitap yazmış. “dış görünümü çok Avrupai’ydi. Dikkat çekiyordu, hiç benzemiyordu oradaki topluluktaki insanlara” diyor. Ben o yazıyı size getireyim. Bir Avrupalı gezginin yazısı. “Hiç benzemiyordu onlara” diyor. “Dış görünümü çok dikkati çekiyordu. Avrupai bir görünümü vardı” diyor dedem için, inşaAllah. Mesela onun evlatlarına, onun evlatlarına baktık silsile olarak, çok güzel bilimsel bir silsile hazırlattım. Bilmiyordum Seyyid olduğumu, ilk defa öğrendim. Mesela anneler var Seyyide, Şerife aileye katılmış silsile içerisinde. Mekke’ye, Medine’ye kadar gidiyor. Mesela bu, Allah’ın hikmeti. Kaderde olan bir şey.
Bakın, geçenlerde söylediğim hadis çok önemli. “Hz. Mehdi çıkarken başında bir sarık olacak bir münadi”, araya “ve”yi koydu mu ne oluyor? Bambaşka bir anlama geliyor. “‘Bu Allah’ın halifesi olan Mehdi’dir. Ona uyunuz’ şeklinde nida edecektir.” Şeyh Nazım Hocamız ve şeyh Ahmet Yasin Hocamıza bakıyor, net, net, net.
“Onun ismiyle semadan nida olunacak” radyolardan, televizyonlardan nida olunacak “ve hiç kimse onun Mehdiliği’ni inkar edemeyecektir.”
“O, (Mehdi), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir”. Bu alamet daha önce çıkan büyük güneş patlamalarına baktığı gibi daha sonra olacak büyük bir olaya da dikkat çekiyor olabilir.
“Onun kumandanları insanların en hayırlılarıdır” diyor Peygamber Efendimiz (sav). “Onun yardımcıları Yemen ve Şam ehlinden olacaktır”i yani çeşitli yörelerden. “Önlerinde Cebrail, arkalarında Mikail bulunacaktır” talebelerinin. Cebrail ve Mikail yardım ediyor Hz. Mehdi (as)’ın talebelerine.
“Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın” yobaz takımı iyi duysun. “rahatlıkla hacca gideceklerdir”. Bu ne demek? Her yere gidebilecekler. Erkek koruma, yanında bir insana gerek yok. Ama ne zaman? Hz. Mehdi (as) çıktığında. Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce nasıl oluyor? Mutlaka yanlarında koruyan insanlar olacak.
“Alimler, yapılacak olan bir icma'da ahir zamanda bir mehdi'nin geleceği konusunda fikir birliği edeceklerdir” diyor hadiste. “Alimler icma edecekler” diyor, yani icmayla. Şu anda da icma var zaten Mehdi konusunda.
“Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır” diyor. Allahualem sakalsız, sarı kim olur? Hanım olabilir ancak, inşaAllah. Bakalım kim? “Dağlar ona karşı çıksa, onları aşacak ve Belye'ye kadar inecektir” Hz. Mehdi (as).
“Mehdi’den önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir.” Şam’da da Mısır’da da kargaşalar var şu an. Melikler de idareciler. Şam ve Mısır’ın karışacağını söylüyor Peygamberimiz (sav), hadisten bunu alıyoruz, yani Mısır’ın ve Suriye’nin karışacağı, çok açık. Şu anda da öyle, iki yer de karışık.
“Onun yanına, büyük bir fitneden sonra kendilerine hükmetmesi için gidilecek ve ancak” ısrar edildikten sonra, “Hz. Mehdi (as) istemeyecek” diyor, ısrar edildikten “sonra başa geçmeye razı olacaktır. Ondan sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir”. Anarşi terör bitiyor.
“İmam Nevevi "Hz. İsa, ümmeti Muhammed'e Peygamber olarak değil, Şeriat-ı Muhammediyyeyi tatbik etmek için gelecektir" demektedir.”
“Hz. İsa, yeryüzünde iken evlenecek ve bir çocuğu olacaktır” diyor hadiste. Bizzat ben evlendireceğim inşaAllah. “Ölünce, Müslümanlar onun namazını kıldıktan sonra Ravza-i-Mutahhare'ye” defnedilecektir Hz. İsa Mesih (as).
“Ey perçemi güzel alnına düşmüş canım Hocam. Allah her gün güzelliğinize güzellik katıyor, maşaAllah. Bakmalara doyamıyoruz. Gündüz hayalimizde, gece rüyamızdasınız. Mübarek ağzınızdan çıkan sözleriniz, güzel sözlerinizden ekranlara yansıyan nazarlarınız, bizi bizden ediyor canım Hocam, maşaAllah. Sizi sevmek kelimesi artık yetersiz kalıyor. Sizi sevmek ötesi, tutku ötesi sonsuz, sonsuzlara kadar seviyoruz canım Hocam” demiş, bir hanım kardeşimiz yazmış.
“Ben programınızı beğenerek izliyorum. Konuştuklarınıza katılıyorum. Ama müziğe anlam veremiyorum’’ diyor. Açayım anlarsın. “Çok merak ediyorum Hocam. Müzik çalmanızın anlamı nedir?’’ Siz dünyayı cehenneme çevirmeye kalkıyorsunuz. Ben de ona müsaade etmiyorum. İslam’ı yıkmaya çalışıyorsunuz. Biz de İslam’ı ihyaya çalışıyoruz. Ne kadar samimiyetsiz insanlar. Görüyorsunuz müzik fevkalade güzel bir şey Allah’ın yarattığı büyük bir nimet. Güzel olan her şeye karşılar kardeşim. Nerde güzellik varsa onu yok etmenin peşindeler.
“İçtiğiniz bardak aynı kadehe benziyor”diyor. Bak beni eleştiriyor,“içtiğiniz bardak aynı kadehe benziyor” diyor. Ne kabiliyetliymişsin sen. Kadehe de karşı, gıcık olmuş kadehe. Kuran’da Allah kadehlerden bahsediyor, cennet kadehlerinden. Allah kadehi beğeniyor, sen nefret ediyorsun ama Allah kadehi beğeniyor. Bu sanat düşmanlığını, estetik, güzellik düşmanlığını bırakacaksınız. Kafaya bak sen. “Allah aşkına, size karşı pozitif düşüncem gitmeden lütfen bana cevaplar mısınız?” diyor. Niye müzik varmış, bir de içtiğiniz bardak aynı kadehe benziyor ne yapacağız diyor. “Programı beğenerek izliyorum” diyor. Tek noktada isabetlisin: gerçekten kadehe benziyor.
“Sayın Hocam biliyorsunuz ki, meyve veren ağaç taşlanır. Siz de o kişilerin kusuruna bakmayın. Saygılarımla Yılmaz.” Tabii onlar yine benim canlarım, gülüp şakalaşıyoruz. Yoksa ben kerata İsmail’i şimdi görsem, gelir bir elimizi öper.
“Hocamızı çok kıymetli fikirleri olan bir alim olarak dinliyorum” diyor. Alim değiliz öğrenciyiz biz, inşaAllah. Allah razı olsun, güzel iltifat etmişsin ama işin doğrusu öyle. Nakil yapıyoruz, işte öğrenci olarak ne öğrendiysek onları anlatmaya çalışıyoruz inşaAllah, Allah’ın izniyle.
Bakın mesela;“Hocam, benim sol yanağımda saydım, on tane ben var” diyor.Buyur, demek ki oluyormuş yani yanaktaki benle, Mehdilik iddiası olmaz. Bunu öğreniyoruz. Aferin Mustafa Emre Yalva da böyle demiş.
Hz. Mehdi (a.s)’ın anlatmadığımız başka alametleri nelerdi fiziki alametleri? “Dişleri parlaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “düzgündür, kaşları kavislidir” diyor. “İki kaşının arası birbirine yakındır” diyor “uzak değil ama kaşları yüksektir” diyor yani kirpiklerden daha uzaktır, yüksektir diyor. Nasıldı sakalı? “Kevsec.”“Yanlardan incedir” diyor, yanlış anlama da liseden beri böyledir benim sakalım. “Önden de meczum” diyor yani cezp edilmiş düzgündür alttan düzeltilmiş diyor alttan düzeltilmiş, yanlardan da çok çok ince sakal için kullanıyor. Meczum; toparlanmış düzeltilmiş anlamında, inşaAllah. Yani bildiğimiz anlamda bir sakal değil. Kevsec, özel bir ifadedir Arapçada, ince sakal için kullanılır. Yani böyle çok ince, çok ince sakal tüyleri de, ince fakat kendiside ince sakal için kullanılır, inşaAllah. Meczumda; özenle düzeltilmiş cezm edilmiş anlamında kullanılmıştır, alttan toparlanmış. Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalını, Peygamberimiz (s.a.v.) bu şekilde açıklıyor. Kulağıyla sakalı açıklığını, onu Cübbeli açıklıyor. Bakın, şu boşluğu uzun uzun açıklıyor. “Çok parlak ve çok düzgündür” diyor yani bayağı şekil, körpe bir düzgünlüktedir diyor. Saçı siyahtır evet. Bakın, diz kapağına özel dikkati çekmiştir Peygamberimiz (s.a.v.) “İki dizinin kapakları dışa çıkıktır” diyor. “Rengi Arabi yani pembe-beyaz.” Bak, bir detay veriyor Peygamberimiz (s.a.v.), çok acayiptir bu, “zaman zaman rengi kırmızıya çalar” diyor, “zaman zaman da rengi açılır” diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın. “Kaşları yüksektir” diyor. “Kaşları uzak değil birbirine yakın, fakat kirpiklerinden itibaren yukarı doğru yüksektir” diyor. Yukarıdan yüksek yani kaşları kavisli. “Yüksektir kaşları” diyor, fakat birbirine yakın kaşları. Yani çatık kaşlı değil. “Ben-i İsrail gibi heybetli ve acardır” diyor. Cism-i İsrail.
Bakın diyor ki çok şahane;“Adnan Oktar diye yazılır, fasılların kralı diye okunur.
Şarap zararlı, rakı zararlı onun için Allah yasak kılmış “içmeyin” diyor Cenab-ı Allah. Çünkü Allah vermesin, insanları birbirine düşman kılıyor içki. Hep birbirlerini sarhoşken vururlar, cinayetlerin büyük bölümü sarhoşken olur. Hep bar kapılarında birbirlerini vururlar dikkat ederseniz, bar kapısında düello etti derler. Bar kapısında şakır şakır birbirlerini vururlar, içkiden aklı gidiyor. İçkili araba kullanıyorlar, trafik kazası yapıyorlar. Ne gerek kardeşim şu felaketlere?
“İhsan Eliaçık Hoca’yı nasıl yorumluyorsunuz?”Biraz solcu gibi konuşan biri. Müslüman’dır, işte her halükarda La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah dedikten sonra hepsi kardeşimizdir.
“Adnan Oktar diye yazılır, Necmettin Erbakan diye okunur” diyor. Erbakan Hocamız’ın biz kör tırnağı edemeyiz. O dünyalar tatlısı maşallah. İnşaAllah onun ayağının tozu oluruz.
“Hocam, bu güzel kadehleri nereden alıyorsunuz? Bayıldım, maşaAllah” diyor.
Bakın, bu kardeşimizde beğenmiş, hakikaten çok güzel. Sapının içi kristalle dolu olması çok güzel, incecik, çok ince çok detaylı yapılmış, maşaAllah bayağı güzel.
Evrime inanan Hoca olmaz.
Sosyal olmayı, sosyal demokrat olmayı, fakir fukarayı kollamayı kimden öğrenmiş Karl Marks? Peygamberimiz (sav)’den öğrenmiş. Kime özenmiş? Hz. Mehdi (as)’a özenmiş. Dinsiz Mehdi olarak çıkmış, onun yerine dindar Mehdi devreye giriyor, gerçek Mehdi. Sahte Mehdi Allahsız, kitapsızdır, Karl Marks, sahte Mehdi’dir. Zaten o şekilde zuhur edecek, sosyal adalet adıyla, iyilik adıyla Peygamberimiz (sav) de öyle belirtiyor. Dinsiz ve Allahsız olarak zuhur ediyor. “İyilik kastıyla çıkar önce” diyor. “Onun yerine de evlatlarımdan Muhammed Mehdi”. Sosyal adaleti gerçek anlamda gerçekleştirecek olan Muhammed Mehdi’dir. Muhammed Mehdi’den öğrendiğini yani onun hayatından öğrendiğini, Resulullah’ın aktardığı kadarıyla ne öğrendiyse Karl Marks kitaplarına kendince geçirmeye çalışmıştır, olay bu.
“Rabbimin güzelliğini görmek için, harama bakmak hoş değil. Güzel biriyle evlenip baksın doya doya, harama bakmasın. Elif Bozkurt.”Haramın ne olduğunu Allah belirtiyor. Şimdi bir insan, bir delikanlı kendi kız kardeşine, her zaman söylüyorum, kız kardeşleri evde külotla, sutyenle geziyorlar, değil mi? Erkek kardeşi kız kardeşine haşa şehvetle bakıyor mu? Dünya güzeli oluyor mesela kız kardeşi, dalyan gibi oluyor, aklının ucundan dahi geçmez. Neden? İmanıyla. Neden? Haram çünkü. Dışarıdaki bir hanım ne? O da haram. Haram, haram, aynısı. Ona neyse ona da aynısı olacaktır, bu kadar açık. Ha, kendine hakim olamıyor olduğunu iddia ediyorsa kız kardeşine karşı, ensest ilişkiye girip sapıklık yapıyorsa zaten ahlaksızdır. Onun zaten zaptedecek bir yön, ancak o kanunlarla, hukukla zaptedilebiliyor, inşaAllah. Kız kardeşi sutyenle, külotla olduğu halde aklının ucundan geçmez bir gencin. Babasının da aklının ucundan dahi geçmez. Başkasının kızının hükmü de aynıdır. İkisi de haramdır, inşaAllah.
Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini, Peygamberimiz (s.a.v.) bildiriyor. Buhari’de, Müslim’de, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Ebu Davud’da; mütevatir, sahih. Fethullah Gülen Hocam diyor ki; “Fıkıhta bile fıkıh konusunda bile bu kadar tevatür haddinde sahabeden hadis yok” diyor. Gece gündüz bahsedilmiş Hz. Mehdi (a.s)’dan. Dört mezhepte de Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafii mezheplerinde haktır, Şiilikte haktır,Vehhabilikte haktır, Bektaşilikte,Alevilikte haktır, hepsinde haktır. Caferilerde yüzyıllardan beri Hz. Mehdi (a.s)’ı beklerler.
Bugün yeter gidelim, inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...