DAMLA HANIM: Adnan Oktar ile Sohbetler programına başlıyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sultanlar Sultanı Şeyh Nazım Hocamız’ın, canlar canı güzel Hocamız’ın, ahir zaman ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bir konuşması vardı, onu bir dinleyelim. Birde kıyametin yakın olduğuna dair bir konuşması vardı, onu dinleyelim. Çünkü Kıyamete ramak var, çok az var. Bediüzzaman “2120 gibi kopacak kıyamet” diyor inşaAllah. Nereden anlıyoruz? Suyuti’nin hadislerinden, sekiz tane hadis var bu konuyu açıklayan. Ve sahih hadis, Suyuti söylüyor zaten, hadis imamı. Peygamberimiz (sav) “7 bin yıldır dünyanın ömrü, bunun 5600 yılı gitti” diyor. Ne kalıyor? 1400-1500, başka bir vakit yok. Hz. Mehdi (as) için, Hz. İsa (as) için de başka vakit yok. Ehli Sünnet inancına göre böyle, hadislere göre böyle. Ama adam “10 bin yıl, 20 bin yıl var” da diyor olabilir, o ayrı. Kıyamet koptuğu vakit o anlar, ağzına toprak dolduğunda. Hadisten açıkça söylüyor Şeyh Nazım Hocamız; “en fazla 70 yıl var” diyor. Yani ümmetin icabet ömrü için, 70 yıl. “Ondan sonra süratle kıyamet kopacak” diyor. “70 yıldan sonra Müslümanlık kalmayacak dünyada. Yeryüzünde artık İslamiyet diye bir şey kalmayacak. 70 yıl var, en fazla” diyor. 70 yıldan sonra da, işte Bediüzzaman; “2120 gibi de kıyamet kopacak” diyor.
Şimdi Şeyhimizin konuşmalarını bir dinleyelim.
VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğunu anlatıyor. (5 Mart 2011)
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocamız “Hz. Mehdi (as)” geldi diyor. “70 yıllık bir süre var. 70 yıl sonra İslamiyet yeryüzünden kalkacak, bitecek. Kısa bir süre sonra da kıyamet kopacak” diyor. Çünkü zaten İslam kalktıktan çok kısa süre sonra kıyamet kopuyor. İşte Bediüzzaman da “1545” diyor. Yani 2120. “Miladi 2120 yılında kopacak” diyor, inşaAllah. Şeyhimiz’in ifadesiyle aynı, o da, Bediüzzaman da “70 yıl kaldı” diyor. Sungur Ağabey de “70 yıl kaldı” diyor. Bediüzzaman’ın bütün talebeleri “70 yıl kaldı” diyor. Hem hadisten, hem ebcedle, hem cifirle de çıkartıyor. Hem evliyanın istihracı da o yönde. Hz. Mehdi (as)’ın geldiğini de açıkça söylüyor. Hz. Mehdi (as) gelmiş. Gelecek diye bir şey yok, bekleme diye bir konu yok.
Şeyhimiz geldi diyorsa geldi, Bediüzzaman geldi diyorsa gelmiştir, Peygamberimiz (s.a.v.) vakti bu diyorsa, vakti tamamdır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine göre 70 yıl var, net.
Bakın bu, piyasada da olan bir eser; ‘Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri’ (Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler) Bu kitapta Suyuti, özel bölüm yapmış bakın, ‘Dünyanın Ömrü’ diye. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahih hadislerinden oluşuyor.
Ahmet İbn-i Hanbel; Hanbeli mezhebinin kurucusu, mutlak müctehid ve müceddiddir ve mezhep imamıdır.
“Ahmed İbni Hanbel İlel’inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed’den O da Vehb’den rivayet etti:
DÜNYADAN BEŞ BİN ALTI YÜZ YIL GEÇMİŞTİR. (Ahir Zaman mehdisinin alametleri, Celaleddin Suyuti’nin tasnifinden Hadisler, Ali bin Hüsameddin El-Muttaki, sf. 88,89)”
Diğer hadislerde ne diyor Peygamberimiz (sav)?
“İbni Abd-il Hamid, Tefsir’inde diyor ki; Muhammed b. Fadl, Hammad b. Zeyd’den, O da Yahya b. Atik’den, O da Muhammed b. Sirin’den, O da Müslüman olmuş kitap ehli birisinden rivayet ettiler ki: ”ALLAH, GÖKLERİ VE YERLERİ ALTI GÜNDE YARATMIŞTIR. RABBİMİN YANINDA BİR GÜN, SİZİN DÜNYA HAYATINDA SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR. VE DÜNYANIN ECELİ ALTI GÜNDÜR, YEDİNCİ GÜNDE KIYAMET KOPACAKTIR. ALTI GÜN GİTMİŞTİR VE SİZ YEDİNCİ GÜNDESİNİZ.” Bu “altı gün gitmiştir, yedinci gündesiniz”e açıklık getiriyor Peygamberimiz (sav); “5600 yıl geçmiştir” diyor. Kendi zamanında söylüyor, “5600 yıl geçmiştir. 5600 yılı yuvarlak hesap olarak söylüyor önce Peygamberimiz (sav). Çünkü 5500’ü geçince 6000’e girmiş oluyor, onun için “6000 yıl geçmiştir” diyor. Ama sonra netleştiriyor ki fitne çıkarmasınlar diye; “dünyadan 5600 yıl geçmiştir”. 7 binden 5600’ü çıkarttı mı ne kalır? 1400. 1400 ile 1500 arasında bitecek. İkinci hadisi de sultanımız açıklıyor; “ümmetim istikametle giderse ona bin yıl vardır, eğer istikametle gitmezse ona yarım gün vardır”. Yani 500 yıl vardır. 1000 ile 500’ü topladığımızda, 1500. “Biz şimdi 1432’deyiz, -şimdi 1433 oldu-, 70 yıl var” diyor İslamiyet’in tamamen bitmesine, yeryüzünden kalkacak artık. Sonra da hemen akabinde kıyamet kopuyor. Kısa süre sonra, 1500’de, 45 sene sonra. Hicri 1500’den 45 sene sonra da kıyamet kopuyor. 46. seneye kalmıyor yani. 46’ya kalmıyor, 45’de kıyamet kopuyor.
“Kıymetli Hocamız, ben Edirne’den Orhan. Efendimiz Resulullah (s.a.v.)’i kaybettiğimizden beri gökler sustu, insanlar konuşur oldu. İnşaAllah, İmam Mehdi (a.s) ve İsa Mesih (a.s) ile insanlar susacak, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) konuşacak” diyor, inşaAllah. “Yüreğimizin yangını geçecek, gökler yeniden konuşacak, inşaAllah” diyor.
Ozan Efe; “Canım Hocam, ben en küçük izleyicilerinizdenim, yaşım 12. Bugün annem bana Yaratılış Atlası’nı aldı.” MaşaAllah, elhamdülillah. “Bu kitap tam bir ilim deryası, fizik, fen, astronomi gibi her konuyu bulabiliyorum. Hocam, bu kitap adeta kükrüyor. Bu kitap için size çok teşekkür ederim” diyor. Estağfirullah, Allah’a hamd ediyoruz, elhamdülillah. “Hedefim, yanınızdaki ağabeylerim gibi olmak. Şimdiden kozmik fon radyasyonundan tutun, DNA’nın yapısına kadar her şeyi öğrendim sizlerin vesilenizle, inşallah. Büyüyünce talebeniz olacağım Hocam” diyor, minik Ozan.
“Selam Adnan Hocam. Lütfen okuyun. 18 yaşım var, askere gidiyorum. Namaz kılmak istiyorum, fakat Azerbaycan’da askerde namaz kılmak neredeyse mümkünsüz. Yasak bile diyebilirim. Namaz kılmadan ölmekten, Yüce Allah’tan ve şiddetli azabından çok korkuyorum. Namaz kılmayan asker şehitlik mertebesinde midir acaba diye düşünüyorum, ne önerirsiniz? Lütfen söyleyin, çok ihtiyacım var” diyor, Azerbaycan’dan bir kardeşimiz. Niye canım, ne olacak. Kılınır beş dakikada, sırf farzlarını kıl, hemen abdest al, bir köşede bir yerde kılarsın. Beş dakikada, sezdirmeden. Koskoca askeri tesisler, ne olacak yani? Hemen farzını kılıp çık, çok kısa sürede kıl, olur inşaAllah.
“Sen aşırı derecede sevimli bir şeysin. Hep siz mi söyleyeceksiniz Hocam, birazda ben size söyleyeyim” diyor, maşaAllah.
Risale-i Nur’dan da okuyabiliriz, hem hadis de okuyabiliriz biraz sonra, ama önce iman hakikatleri seyredelim, sonra devam ederiz inşaAllah.
VTR-Beyin hücreleri.
DAMLA HANIM: Sesiyle, varlığıyla, bakışlarıyla ruhumuza mutluluk ve can veren Hocamız’la devam ediyoruz yayınımıza, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Vesile olan, inşaAllah. Neler anlatmak istiyorsun?
DAMLA HANIM: Hocam Van’da kar yağmış. Kardeşlerimiz “çadırlarda ve çok zor durumda olduklarını” ilettiler.
ADNAN OKTAR: Her gün söylüyorum, yine söyleyeyim. Bizden para istesinler, devletten istediği paranın, ne kadar istiyorsa vereceğiz. En fazla 24 saat içerisinde, 48 saat içerisinde, o karavan mı nedir, o evler var ya, onlara yerleştirsinler veyahut civar illere dağıtalım kardeşlerimizi. Bu soğukta biz olağanüstü tedbir alıyoruz, ancak evler ısınıyor. Çadırda yer ısınır mı? Yaşanır mı orada? Yaşlı dedelerimiz var, yaşlı anneanneler var, genç çocuklar var, ufacık, 3 yaşında, 2 yaşında. Yeni doğmuş çocuklar var. Çadırda olur mu? Paraysa para, imkansa imkan. Ne gerekiyorsa yapalım. Civar illerin otellerine de yerleştirilebilir. Parasıyla değil mi? Vereceğiz parasını. İstirham ediyoruz, rica ediyoruz hükümetten, başbakanımızdan. Onlar da, benim kanaatim boş durmuyordur, gayret ediyordur ama bu haberler de bizi rahatsız ediyor, geriyor, yoruyor bu bizi. Hemen hallolmasını istiyoruz. En fazla 24 saat. Haydi, bilemedin 48 saat olsun, inşaAllah. Allah esirgesin, her türlü hastalığa sebep olabilir. Çok zor olur bu ortam.
Başka ne var?
DAMLA HANIM: Hocam Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Türkçe bir konuşma yaparak şunları söylemiş: “Türk Devletlerinin kardeşliğini pekiştirmekleyiz, Kuvvetli bir Türk Birliği Kurmalıyız. Ancak bunun için sadece Türkiye’nin değil, diğer Türk Cumhuriyetlerinin de sağlam ve ayakta durması lazım’’ demiş.
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Tebrik ediyoruz. MaşaAllah. Çoktan beri duymadığımız sözlerden. Muhteşem. Her yerde bu ifadesini kullanmasını, muhterem Hocamız’dan istirham ederiz. Her yerde bu ifadeyi kullansın, çok hayati. Bak, ayda yılda bir duyuyoruz. Niye ayda yılda bir duyalım? Sık sık duyalım. Her yerde duyalım, inşaAllah. Çünkü Türk milleti paramparça. Türkistan’da, Azerbaycan’da, orada burada, görülmemiş bir şey bu. En kısa zamanda birleşmeleri lazım.
Aynı dilden konuşuyoruz bak. Dilimiz aynı, dinimiz aynı. Örf, anane, her şeyimiz aynı. Her şeyimiz. “Pasaport rica edelim” diyorlar. Şimdi bu, makul mu? Olur mu öyle şey? Pasaportla giriş olmaz. Türk devletlerinde ne pasaport, ne vize. En fazla yanında nüfus cüzdanı olacak, o kadar. Kapıdan rahat rahat geçecek. “Nereye gidiyorsun hemşerim?” de yok. Direkt basıp geçecek yani. Biz mesela Ankara’dan İstanbul’a giderken hesap mı veriyoruz? Direkt basıp geliyoruz. Aynı şekilde olması lazım. Gayet kolay bu. Tek bir kanunla, tek bir hükümle, 5 dakikalık işi var. Çünkü mantığını ben anlayamıyorum, her şeyimiz aynı. O zaman Konya’ya pasaportla gidiyor olmuş olsak, bunun mantığı var mı? Aynısı işte. Bunu uzatmanın bir alemi yok. Bunun hemen hallolmasını lazım. Herkes dillendirsin, herkes konuşsun. Bak Hoca Efendi bir kere konuştu, yer yerinde oynadı. Hep konuşulsun. Gündem olmadığından. Gündem olursa bu, netice çok çabuk alınır. Türk Birliği bir kere yıldırım gibi oluşturulması lazım, çok kısa sürede, hiç vakit kaybetmeden inşaAllah.
Şu an en acil olan şey Türklük aleminin birleşmesi, İslam aleminin de birleşmesidir. Ondan sonra detaylara geçilir. Adamlar detaydan başlayıp yukarıya doğru gitmeye çalışıyorlar. Halbuki yukarıdan gelirsen sen, zaten konu hallolmuş olur. O zaman detaya girmen çok kolay. Detayın iki saatlik işi var. İttihad-ı İslam’ı sen oluştur, fıkhı bana bırak. Sorun yok. Ama kardeşim kaçınıyorsun İttihad-ı İslam’dan, istemiyorsun. Varsa yoksa belirli konular, onlara kafayı takmış vaziyetteler. Olmaz. Birleştir Türklük alemini, bir kere güzel, güçlü bir Türk milleti meydana gelsin. Güçlüyüz ama, gücümüze güç katılacak. İslam alemini de birleştir. Türk İslam Birliği’ni kuralım. Ulemayı toplarsın, amenna, ne diyorlarsa kabul. Ehli Sünnet uleması, Şii uleması, Vahabi uleması; bir ortak akılda buluşulur, doğru olan neyse o yapılır, yani herkes yapar. Zaten bizim milletimiz yapıyor, dini kusursuz, gayet güzel yaşıyorlar.
“Hocam, hanımlar etrafınızda dört dönüyorlar, maşaAllah, pervane gibi. Bunu sırrı ne?” diyor. “Tespih çekerek yabancı müziklerde ritm tutan, dünyanın yegane insanı” diyor. MaşaAllah. “Hocam, sizin Van duyarlılığınıza teşekkür eder, ellerinizden öperim” diyor. Ben de sizin ellerinden öperim.
Vanlı kardeşlerimiz benim canım. Üstadımın memleketi, Bediüzzaman’ın memleketi, seyyidler yurdudur Güneydoğu, canlarla doludur. Mübarek, çok muhterem insanlardır. Çok dindar, muttaki, nur gibi kardeşlerimiz. Allah onları imtihan ediyor. Allah rızası için, yine hükümetten istirham ediyorum, Allah rızası için, hiçbir kardeşimiz çadırda kalmasın. Bütün iller otel dolu, bomboş. Para değil mi kardeşim, parası? Söylesin, vereceğiz. Ne kadar derlerse vereceğiz, söz. Yemeyiz, içmeyiz, göndeririz para kardeşim. Ama bu yapılsın. Biz ızdırap duyuyoruz. Bu karda kışta, çadırda insan olur mu? Çok çok soğuk Van, İstanbul gibi falan değil. Güneydoğu’nun soğuğu çok şiddetlidir. Orada nasıl uyusun çocuklar, anneler, dedeler falan, yaşlı insanlar? MaazAllah, mesela rahatça akciğer enfeksiyonlarına kapılabilir, zatürree olurlar. Bronşit olabilir, Allah vermesin. Her şey olur yani. Hatta bir yavrumuz dondu değil mi orada, bir canımız? Bu çok büyük bir olay. Türkiye modern memleket, aydınların oluşturduğu bir toplumuz. Çok vicdanlı bir toplumuz biz. Paraya değer vermiyoruz biz. İnsan olmaya, Allah rızasına önem veriyoruz, inşaAllah. Biz böyle bir ızdırabı yaşamak istemiyoruz. Getirsinler Van’dan, İstanbul’da da çok fazla otel var, devlet tesisleri var. İstanbul’a da koyarız, Eskişehir’e de koyarız, Adana’ya, her yere koyarız. Sahil yerlerine götürebiliriz. Şu kışı atlatsınlar hiç olmazsa, inşaAllah.
Kış geçtikten sonra konteynır, ne anlamı var Allah aşkına? Akılcı bakmak lazım. Acil. Otobüslere dolduralım kardeşlerimizi, hiçbir şeylerini ellemesinler, çadırlarını falan kilitleyip kapatalım, başına bekçi koysunlar. Şu kışın, en azından Mart sonuna kadar, kardeşlerimizi muhafaza edelim. O arada da konteynır falan hepsi hallolur işte. Bu acı olay, ızdırap veriyor, rahatsız oluyoruz biz, inşaAllah.
Mustafa Kamalak Ağabeyin elini öperken, Fatih’in bir resmi çıkarsa basında, konu biter. Mustafa Kamalak mazlum bir insan. Ağabeyler çok şahane insanlar, hepsini tanırım, biliyorum. Milli Görüş, nur gibi insanların olduğu, seçkin, güzel ahlaklı insanların olduğu, bütün milletimizin ahlakının bir özetidir o insanlar, kardeşlerimiz.
Şu Twitter’da olsun, bu Ekşi Sözlük, İnci Sözlük bazen öyle laflar ediyorlar, yani insan çok şaşırıyor. Öyle ustaca, öyle nüktedan laflar ki, çok yamanlar.
“Harun Yahya Hocamız’ı izledikçe izleyesim geliyor. Tutku gibi” diyor Hacer Keskinkurt kardeşimiz.
“Adnan Bey, sürekli olarak bahsettiğiniz, Şeyhim diye hitap ettiğiniz şahıs kimdir acaba? Bizimle paylaşabilir misiniz? Hasan Kağızman.” Şeyhimin resimlerini göster. Kısa film vardı. Oradan Şeyhimin kim olduğunu görsün kardeşimiz.
VTR-Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani El-Kıbrisi El Nakşibendi (k.s)
Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...