DAMLA HANIM: Adnan Oktar ile Sohbetler programına başlıyoruz, bir tanecik Hocamızla birlikte, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yoklamaya geçiyoruz, yağmur gibi yoklama yapacağız, inşaAllah.
“Bediüzzaman’ın Lem’alar kitabını sadeleştirelim.” Olmaz, olmaz. Onun özel bir etki gücü vardır Risale-i Nur’un. Mesela bana getiriyorlar, bakıyorum şöyle, olmaz. O Osmanlıcasında özel bir lezzet var, özel bir güzellik var, sohbet etkisi vardır. Sakın, öyle şey olmaz. Anlamak için okuyabilir adam, o ayrı mesele ama manevi derinlik, manevi istifade etmek için, orijinal olması lazım, yani o şart, inşaAllah.
Hocam, sizden konu alırsak biz. Evet bekliyorum.
DAMLA HANIM: Evet Hocam, inşaAllah. Abdülaziz Bayındır, Üstad hakkında; ‘reenkarnasyon inancını yaymaya çalışıyor’ gibi bir iddia ortaya atmış. Abdülkadir Badıllı Ağabey de cevaben, Üstad’ın hiçbir eserinde böyle bir ifade geçmediğini ve “Abdülaziz Bayındır’ın Üstad’dan helallik istemesi gerektiğini” söylemişti. Abdülaziz Bayındır, Badıllı Ağabey’e hitaben son yaptığı açıklamada, “Nurcuların kendisine hiçbir konuda cevap veremeyeceğini, dolayısıyla bu konuda konuşmamaları gerektiğini” söylemiş. Ayrıca, “iddialarını sürdüreceğini ve yıllardır Nur talebelerinin sarıldığı kitaplardaki yanlışlıkları anlatmaya çalışacağını” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Abdülaziz Bayındır. Geçenlerde Darwinist olayları olmuştu, Darwinizmi dolaylı yoldan savunmuştu, evrimle anlatıyor. “Cennette bile yaratılışın evrimle olacağını” söylüyor. Evet, modern hocalardan. Tabii ki şüphesiz bunların da faydası vardır. Ortodoks, böyle İslam anlayışına sahip olan kardeşlerimizin de çok faydası var, bu tiplerin de faydası var. Yani her ikisine de ihtiyaç var işin doğrusu. Çünkü bunlarda, onlar böyle yobazlık yaptığında, ifrata tefrite kaçtığında, bunlar iyi makaslıyorlar, yani düzeltiyorlar. Öbür taife de, bunların hadise karşı olan tavırlarını, işte, ehl-i sünnet kaynaklarına karşı olan tavırlarını etkisiz hale getiriyorlar, dengeliyorlar. Mesela Mahmut Hocamız olmasa ehl-i sünnet kaynaklarını yok edebilirlerdi -Allah vermesin- hakikaten yok edebilirlerdi. İşte, Suyuti’nin eserleri, Berzenci’nin eserleri, onların hepsini kaile almayabilirlerdi. Onlar bu eserleri muhafaza ettiler. Süleymanlı kardeşlerimiz asıldır. Süleymanlı kardeşlerimizin hiç adları duyulmuyor ama onlar adı duyulmayan kahramanlardır; Süleymanlılar. Asıl ehl-i sünneti muhafaza eden Süleymanlı kardeşlerimizdir. Ama bu Hocaefendi, mesela Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz, Abdülaziz Bayındır, bunların da çok faydası var. Bunlar da, Kuran’ın yeterliliği konusunda faydalı oluyorlar. Bir de hurafeye karşı olmada. Ama bazen uç abartılı tavırları olmuş oluyor, makul olmuyor tavırları. Özetle, Allah hayırla yaratıyor iki tarafı da, zararlı değiller, iki taraf da faydalı, çok önemli. Mehdiyet, bu ikisinin ortasıdır işte. Bunlar Mehdiyet’in; biri sağ kolunu, biri sol kolunu oluşturuyor aslında. Mehdiyet, bunun tam ortasında yer alıyor. Ne hurafeci, ne de sünneti kökten reddeden, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini reddeden bir kafa, tam ortası. Onun için hayır, bereket var, fayda var, inşaAllah. Yani onların yapacağı işleri biz kolay kolay yapamayız. Mesela Süleymanlı kardeşlerimizin ehl-i sünnete titizliği, Mahmut Hocamız’ın ehl-i sünnete titizliği, bizim halledeceğimiz bir şey değil. Adamlar, -Allah esirgesin- silindir gibi ezip geçebilirlerdi, yani hiçbir tane ehl-i sünnet kitabı kalmayabilirdi. O yönden güzel. Geleneksel İslam anlayışını muhafazada da çok iyidir. Yani sırf o değil, mesela en başta Şeyh Nazım Hocamız. Yani muazzam ehl-i sünneti en iyi koruyan insandır.
Birde bu arada Sultanımız iyileşmiş. Geçen günler bana haberi geldi, bütün herkesi topladım, toplu dua ettirdim Şeyhimize, maşaAllah. Sonra haber geldi, bayağı açıldı diye, maşaAllah, elhamdülillah. İyi olmuş, daha iyi olmuş. Şeyhimize sık sık dua edeceğiz. Çünkü benim en büyük isteklerimden bir tanesi, hem Mehdi (a.s)’ın hem İsa Mesih (a.s)’ın gidip Şeyhimizin elini öpmesi, ikisi birlikte. Şeyhimi ben daha Kudüs’e de götüreceğim, inşaAllah. Ben bir şekilde götürürüm, hasta falan dinlemem ben, inşaAllah. Kudüs-ü Şerif’e de götüreceğiz, inşaAllah. Görsün İslam’ın hakimiyetini, İttihad-ı İslam’ın olduğunu görsün. Çünkü çok emek verdi benim canım Hocam. “70 yıldan beri bekliyorum” diyor, çok şeker, dünya tatlısı. 1940’lardan beri, 70 yıldan beri, küsur hatta, maşaAllah.
Yalnız bu Abdülaziz Bayındır, Bediüzzaman’ı anlamıyor. Yani zannediyor ki, Bediüzzaman herhangi bir fıkıh alimidir, herhangi bir tefsir alimidir, öyle zannediyor. Bediüzzaman, onun bildiği gibi birisi değil, yani onun kavrayabileceği gibi birisi de değil. İcraatından anlaması lazım. Mesela benim yetişmeme Bediüzzaman sebep oldu, sizlerin yetişmesine de Bediüzzaman sebep oldu. Allah esirgesin, kim bilir ne olurduk, çoğumuz -Allah esirgesin- dalalete düşecektik belki. Milyonlarca Nur talebesinin imanına vesile olmuştur. Mesela hakikaten Bediüzzaman, vahiy alıyor gibi anlatıyor anlatırken. Diyor ki, “perde açıldı, gördüm yazdım” diyor. Ben ne anlamda anlattığını biliyorum onun. Ben vahiy alıyorum demenin küfür olduğunu biliyorum. Bediüzzaman’a ben tabiyim. Öyle olsa derim yani, Allah esirgesin, dalalette diye. Ben onun anlattığını anlıyorum, ama Abdülaziz Bayındır anlamıyor, “bana müsaade edilmedi” diyor Bediüzzaman. Bediüzzaman, bir şey, bunun anlayamadığı birisi, anlayamadığı bir insan. Peygamber değil, ama peygamber gibi, öyle bir insan yani. Ben öyle diyeyim de, o ne anlıyorsa anlasın artık. Bak, peygamber değil ama peygamber gibi bir insan. İlham alması doğru, ilham alıyor, mümin ilham alır, alabilir, yani bu büyük insanlarda oluyor.
Kardeşim bakın, ispat etmiş. Milyonlarca insanın imanına vesile olmuş mu, olmamış mı? Şimdi Abdülaziz Bayındır kimin imanına vesile olmuş? Bir buradan baksın. Bak, dünya çapında bir hareket, mesela Fethullah Gülen hareketi, bizim faaliyetlerimiz, Yeni Asya’nın faaliyetleri, Sungur Ağabey’in cemaatinin faaliyetleri ve diğer bütün cemaatler hepsi Risale-i Nur’dan etkilenmiştir. Hatta bak, Başbakan bile, Başbakanımız bile, Cumhurbaşkanımız, devlet etkilenmiştir, devletin bütün kadrosu etkilenmiştir Risale-i Nur’dan, herkes etkilenmiştir. Abdülaziz Bayındır’ı kim tanır? Kimse tanımaz. Ama faydası yok mu? Var, olur faydası. Yani onun için böyle adamlardan tedirgin olmaya gerek yok, konuşsun yani konuşmasından bir şey gelmez. Abdülaziz Bayındır’ın anlattıkları da bir buluş değil. Mesela diyor ki(Bediüzzaman): “Mezarımdan ben konuşacağım sizinle” diyor, onu herhalde, ona benzer şeyleri. Yahut diyor ki: “Ben talebemle mezarda konuştum” diyor. Olabilir, niye olmasın? Allah yaratır olur, yani acayip bir şey değil ki. Allah ona öyle ses duyurur. Ben inanıyorum, konuştuğuna da inanıyorum. Duyurabilir, çünkü hal ehli yani. Ve Kuran’ı ben gayet iyi bilirim, arkadaşlarım da bilir ve bilenlerden soruyorum. Benim Arapça bilen, Arapça üzerine uzmanlaşmış profesör olan arkadaşlarım var, kardeşlerim var, profesör, Arapça üstüne uzman. Tefsir üstüne uzman dünya çapında ünlü arkadaşlarım var, hepsiyle konuşuyorum. Risale-i Nur’u herkes inceliyor, görüyorlar, inşaAllah. Bediüzzaman, yani kusursuza yakın derecede, mükemmel bir insan. Nereden anlıyoruz? Bir kere bak, icraat var icraat, olay bitmiş. Abdülaziz Bayındır,mesela, “yaratılışı nasıl açıklayayım” diyor, “evrimle açıklayayım” diyor. Ama tabii yine de iyi niyetlidir, kötü niyet olduğunu zannetmiyorum. Ama bunlar, yani iyilik yapayım derken bazen yanlış şeyler de yapıyorlar. Fakat aydınlanmış, aklı başında bir topluma bunların zararı olmaz. Konuşsun Abdülaziz Bayındır Hocamız, istediği kadar da konuşabilir, bir zararı yok. Diğerleri de konuşsun. Hepsi Mehdiyet’e faydalı olur, hepsi faydalı oluyor. Mesela Abdülaziz Bayındır’ın yapacağı hizmeti ben yapamam, muazzam hizmet yapıyor. Mesela Zekeriya Beyaz’ın veya işte diğer hocaların, Yaşar Nuri Öztürk’ün yaptığı hizmetler muazzamdır. Mesela Cübbeli’nin anormal gördüğümüz yönlerini eleştiriyoruz, yanlış gördüğümüz yönlerini. Ama muazzam faydalı yönleri var, mesela Mehdiyet’i mükemmel anlatıyor. Geceli gündüzlü herkese ezberlettik, mükemmel anlatıyor. Ehl-i sünnet müdafaası çok iyi, bayağı güzel. Peki Süleymanlı kardeşlerimizin; on misli daha iyidir, on misli. Çünkü onlar, fert fert konuşarak yapıyorlar. Buradaki kardeşlerim, köy köy dolaşarak anlatıyorlar, köy köy, Süleymanlı kardeşlerimiz. Yani köydeki kardeşlerimize sen internetle ulaşamazsın, ama onlar bir bir, fert fert konuşarak ve sağlam elemanlar yetiştiriyorlar, sağlam adam yetiştiriyor. Sami Efendi, Esad Coşan’ın talebeleri.
Yalnız Esat Coşan Hocamız’ın talebeleri ne oldular, ben anlayamadım onları? O cemaati, o topluluğu yeniden bir canlandıralım. Bütün müminler dua etsinler, gayret edelim. Böyle mesela, bazı cemaatler zamanla gerilediler, güçlerini kaybettiler. Mesela bu Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın cemaati çok afif, yaman, samimi bir cemaattir, ehl-i sünnete çok titizdir mesela onlar. Ehl-i sünnet eserlerine titizlikleri çok mükemmeldir. Ama mesela, bu cemaatte küçülme ve güç kaybı oldu, bu 28 Şubattan sonra. Televizyonları falan bir acayip hale geldi, şarkılı, sazlı sözlü bir şey oldu. Tamam, ben ona bir şey dediğim yok, yani meşru yolda olduğu kadar, ama benim kafama göre de meşru bir çizgi vardır, o çizgiyi de aştılar bence, yani aştıkları çok nokta oldu. Ben müziğe karşı değilim ama benim inancıma göre bozuldukları çok nokta oldu. Fakat bu cemaatinde, bu topluluğunda toparlanması için dua etmek ve yardımcı olmak lazım. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın cemaati, mesela yine evlerde toplansınlar, sohbet etsinler, yine mesela Hüseyin Hilmi Işık Hocam’ın ilmihalinden anlatsınlar veyahut diğer eserleri var Hocamızın tavsiye ettiği, özellikle İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ı, çok sever onlar Mektubat’ı, maşaAllah, çok saygılıdırlar Mektubat’a karşı onlar.
Yani derler ya hani, Cenab-ı Allah, Mevlam ne eylerse güzel eyler. Her şeyde bir hayır vardır, hepsi güzel. Fakat iki cemaatin toparlanması için yardımcı olmak lazım.
Bir, Hüseyin Hilmi Işık Hocamızın cemaati, çünkü esamelerini pek duymuyorum, eski canlılıkları yok. Çünkü eskiden Türkiye Gazetesi çıkarırlardı falan, çok mutaassıp bir gazeteydi, yani çok etkiliydi. Sohbetler olurdu, küçük dükkanları vardı, kitap götürüp dağıtırlardı. Nur talebelerine çok benzer onlar. Böyle dörtgen bıyık, şık kıyafet. Bak, Risale-i Nur’un etkisinden bahsediyoruz, mesela Hüseyin Hilmi Işık cemaati, Risale-i Nur cemaatinin birebir kopyasıdır adeta, stil ve yöntem açısından, ana hatlarıyla çok benzer. Mesela Süleymanlı kardeşlerimiz, Risale-i Nur camiasına, Bediüzzaman stiline aşağı yukarı birebir benzer, çok benzer. Onlar da öyle dörtgen bıyık bırakırlar, mesela sakal olmaz onlarda. Lacivert kıyafetler giyerler genellikle, hoş da oluyor, maşaAllah. Hatta ben Kemal Kaçar Hocamla görüşmüştüm. Kardeşim, ne tedbirlerle görüştük, görseniz filmlerdeki gibi böyle. Önce beni bir yere götürdüler, bir yere gittik, orada bekledik, güvenlik açısından herhalde. Oradan ters bir yola girdik, yeniden gittik. Ama epey oluyor, yani çok eski bu olay, ta 86’larda falan. Sonunda bir terzi dükkanına geldik, terzihaneye geldik. Oraya geldi, böyle tam Osmanlı Beyefendisi gibi. Hani var ya böyle, Abdülmecit devrinin böyle klasik Osmanlı, o da lacivert giymiş, lacivert çizgili, böyle ızbandut gibi iri yarı herhalde korumaları, bilmiyorum, yine lacivert giymiş şahıslar geldiler, ama acayip saygılılar tabii. Bayağı uzun konuşmuştuk Kemal Kaçar Ağabeyle, rahmetliyle. Çok değerli bir insandı, çok muhterem bir insandı, Allah rahmet etsin.
Ama mesela, Süleymanlı kardeşlerimizin de eski gücüne kavuşması için gayret edebiliriz, mesela çok gayret edebiliriz. Çok mübarek bir cemaattir, ama ben onları da o kadar duymuyorum. Bir;Hüseyin Hilmi Işık cemaati, iki; o Süleymanlı kardeşlerimiz. Gerçi çok var ama eskiden çok muazzamdı, her yerde kurs açarlardı, yeri göğü inletirlerdi. Şu anda da mutlaka vardır ama tabii daha gayret etmeleri için imkan sağlamak lazım. Ve Esat Coşan cemaati. O camiye ben gittiğimde, oradaki insanları ben aynı coşkuyla görmem lazım, inşaAllah. Biz giderdik, hocamızın o gürül gürül güzel sesini duyardık rahmetli Esad Coşan Hocamız’ın. Bilmiyorum yani, oraların boynu bükük şu an anladığım kadarıyla, olmaz. Böyle zamanla gelişip, sonradan azalan cemaatleri yeniden canlandırmak lazım. Renk, güzellik katar, denge sağlıyor onlar, hepsinde hayır ve güzellik var. Yani zararlı bir cemaat yok Türkiye’de, yani Müslüman cemaatlerden zararlı bir cemaat yok. Hatta o ayağı sakat bir şahıs vardı vefat etti, hateme veli olduğuna inanan, herkese ağzına ne gelirse söylüyordu. Mesela çok güzel kitaplar yazmış Mehdi (a.s) ile ilgili, Mehdiyet’le ilgili. O hadislere bizim ulaşmamız adeta imkansız gibi bir şey, bayağı güzel. Mesela cemaatleri de ağır bir dille eleştiriyordu, onda da hayır var. Belki doğru yönü olabilir, yani sözlerinin bir kısmının, toparlayıcı olur. Faydasız hiçbir şey olmaz.
Saadet nur gibi bir topluluktur, Fatih de çok efendi, terbiyeli çocuktur. Mustafa Kamalak Hocam da çok tatlı. Şeyh Nazım Hocamız’a gitmiş, gördünüz mü videosunu? Acayip şeker yani böyle, dünya tatlısı. “Ne amaçla geldiniz, gayeniz nedir” diyor Şeyh Nazım Hocamız. O da çok nezaketli, “efendim şu sebeple geldik” diyor, böyle güzel güzel. Kısaca ben aldım. Hani o tatlılığı var ya, bazen böyle kızıyor gibi yapar konuşur böyle, daha insanlara neşe verir. Şimdi mesela Şeyh Nazım Hocamdan beklenir ki, böyle hep hoş cevap versin, mesela böyle ters cevap verir ama şaka yollu ters cevap verir. O, şakanın daha güzel olmasını sağlıyor, yani daha hoş olmasını sağlıyor. Mesela müthiş zekidir Şeyh Nazım Hocamız, dünyadaki en tatlı Şeyh o Allahualem, üstüne yok. Onun için Şeyhimize herkes dua etsin, Hocamız bir defa 100 yaşını bir aşsın, Allah’tan dua olarak, inşaAllah. Çünkü 80 küsur, çok genç 80, daha dur bakalım Bismillah yani, hele bir 98 olsun bakalım da, inşaAllah, 103, 104, 105 inşaAllah, hadi bakalım, inşaAllah. Yani Şeyhimize yaşlandı falan demesin kimse, kendi de demesin, gerçi haddimize değil de, daha genç. Birde Şeyhimizin sakallarını şöyle bir kınayla falan bir, inşaAllah. Yakışır güzel olur.
Yani özetle, ters giden hiçbir şey yok, herkes her şey Mehdiyet’e hizmet ediyor, inşaAllah.
Nedir bu haber?
DAMLA HANIM: Ruşen Çakır, Üstadı ve Müslüman ahlakını öven bir yazı yazmış; “1981 yılında polis tarafından işkence gördüğü dönemde, sadece tek bir polisin mahkumlara merhamet gösterdiğini, onun da Nakşi tarikatına bağlı olduğunu” söylemiş. “Türk sosyalist solunun, her ne kadar uzak dursa da, gösterilen bu ahlak nedeniyle, İslamiyet’e sıcak baktığını” ifade etmiş. “Tarih, zalimleri değil, zulme uğrayanları yazar ve bunun en güzel örneği de hayatı zindanlar, sürgünler, mahkemelerde geçmiş olan Bediüzzaman Said Nursi’dir. Onun sözlerinin, mazlumlar için bir slogan haline gelmesi şaşırtıcı değildir” demiş.
ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah. Bu sözü onu sevdirir, güzel konuşmuş, iyi konuşmuş, aferin maşaAllah, samimi konuşmuş.
Ömer Öngüt Hoca rahmetli, o ayağı sakat olan. Muazzam, Mehdiyet’le ilgili o kadar şahane kitaplar yazmış ki rahmetli. Ama acayip gidiyordu cemaatlere acayip, ağzına geleni söylüyordu. Bir tek biz Allah razı olsun kurtulmuştuk hocanın hışmından yani, bir tek bana bir şey dememişti. Önüne gelene, herkesi haşlıyordu yani böyle.
Bediüzzaman’ı, eğer aklı varsa övsün. O anlattıklarını 5 yaşındaki çocuk anlar, bilir zaten. Biz onun o oradaki farkını görüyoruz. O anlamıyor, teknik gözle bakıyor olaya. O gözle bakarsan sen, bambaşka bir şey olur o. Değerini anlayamaması da çok acayip Bediüzzaman’ın. Nasıl bir kafayla bakıyorlar da fark edemiyorlar, ben anlayamıyorum. Mesela ben Bediüzzaman’a hayranım. Bakın ben diyorum ki, son 1000 yılın en büyük müceddidi diyorum. Niye diyorum? Bir bildiğim var ki diyorum. Yani derin ve samimi imana, o kitaplarındaki bazı bölümler var, mesela sırlar veriyor böyle sır, küçük küçük sırlar veriyor, kısa kısa. O sırları alıyorlar insanlar, ondan bu kadar imanlı oluyor insanlar. Yani Kuran’ın sırlarını açıkladı, imanın sırlarını açıkladı Bediüzzaman. Ama onun dışında iman hakikatleri var içerisinde, tabii, mesela Risale-i Nur’da iman hakikatleri vardır.
“Sadece tebliğde açtığınız çığırla değil, yakışıklılığınızla ve benzersiz heybetinizle zamanın Bediüzzaman’ı sizsiniz, maşaAllah “diyor. Onu kim demişti bana?
YASEMİN HANIM: Şeyh Ahmet Yasin Hocamız.
ADNAN OKTAR: Evet, bir çok alimimiz söyledi. Biz ahir zamanın hadimiyiz, Müslümanların hadimiyiz, inşaAllah.
“Ankara’dan Mustafa Şen; burada” diyor, “aslında hep sizinle” diyor.
“Canımın içi Hocam. Yine çok ama çok yakışıklısınız, maşaAllah. Sizi çok seviyorum. Önceden ben sizi çok severken, yanımıza tatile gelen kayınvalidem, kayınbiraderim de artık sizi çok seviyor. Bizlere selam gönderir misiniz?” Serkan Cançelik, Ömer Faruk Çevik, Fevziye Altun. Hepinize selam ediyorum, hürmetle ellerinizden öpüyorum, saygı sunuyorum, inşaAllah. Kübra Hanım.
“Bülent Doğan; emrinizdeyiz Hocam” diyor, estağfirullah.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam, ekranlara baka baka gözlerimiz ekrana çakılı kaldı. Neredesiniz “diyor. “Allah’ın Selamı üzerinize olsun. Kendinize iyi bakın. İyi ki varsınız, inşaAllah. En yakın zamanda görüşmek üzere, münafıkların inadına” diyor, inşaAllah.
“7/24 buradayım” diyor.
Bayağı candır Bediüzzaman, çok şahane anlatır, bayağı güzel anlatır. Bakın Risale-i Nur’da, bir şey söyledim, adam buna dikkat etsin; imanın Kuran’ın sırları, Risale-i Nur’un içinde saklıdır, yer yer. Dikkatlice bakan, onları görür. Bir fevkaladelik var ki söylüyorum ben. Ben, İmam-ı Rabbani’nin Mektubatı’nı da okudum, İmam-ı Gazali’nin kitaplarını, hepsini okudum biliyorum. Bayındır’ın kitaplarını da okudum, faydalı yönleri var tabii, her zaman söylüyorum. Bediüzzaman’da bir fevkaladelik var bak, bir şey diyorum, durduk yere demem, bir fevkaladelik var. Mehdiyet’e zemin hazırlayan insandır, ama hem ne zemin hazırlama. Metafizik yönleri olan bir insandır. Bazı insanlar metafizik özellikler gösterirler, Bediüzzaman da metafizik özellik gösteren bir insandır. Bütün dünyadaki bütün Müslüman hareketlerin ana zeminini oluşturuyor Bediüzzaman.
Muhalefet, güçlenmeyi sağlıyor. Çünkü bize, bana muhalifler olmasa benim tanınmam, bizim sitelerimizin tanınması imkansız hale gelmişti neredeyse, çok güç. Yani överek tanıtmak adeta mümkün değil. Muhalefetle tanıtmak, muazzam güç kazandırıyor. Mesela bir başlıkta, ‘Adnan Hoca’nın büyük gafı’ desen, herkes o şeye acaba ne falan. Ama ‘Adnan Hoca size güzel bir şey anlatıyor’ desen, o onu o kadar etkilemez, yani merak etmez. Ama ‘büyük hatası’ dersen, neymiş acaba diye dost olan da girer bakar, düşman olan da bakar, hiç alakası olmayan da bakar o zaman. Allah onları böyle bir yöntemle bize yaklaştırmış oldu. Onlar bilmiyorlar Allah’ın onları niye böyle yönlendirdiğini, o şekilde gidiyor. Mesela onların taraftarları var gençler, Facebook’ta orada burada falan, sürekli aleyhimde. Kardeşim, astronomik sayıya geldi internet girişleri yani. “Hocam ben aleyhinizde bir site gördüm, oradan girdim, muhteşemmiş” diyor. On binlerce böyle yazı geldi. Biz nasıl tanıtalım, ‘gelin burada güzel bir site var’ desek. Yani ücretsiz olarak tanıtımımızı yapıyorlar, Allah razı olsun.
İslam 00767 İslam; “Adnan Hocam, sen tam bir nursun” diyor maşaAllah, çok güzel.
Utku Altun; “Ne güzel bir topluluk” diyor, maşaAllah.
“Yakışıklılar yakışıklısı aslan Hocam. Saçlarınızı kestirmişsiniz, mükemmel güzel olmuş, süper yakışmış” diyor, Arya Yıldız. Yani yakışıklı delikanlıya yakışır.
Gülsüm Şentürk; “Sultanım, biricik canım Hocam. Siz nerede ben oradayım, elhamdülillah” diyor.
Ah benim canım. “Hocam, kızım Zeynep’in 2,5 yaşında, sağ ayağı bileğinden kırıldı” diyor, “alçıda şu an. İhtiyacı olanbütün kardeşlerimiz için dua rica ediyoruz.” Gülçin Ekrem. Bak, onun yanına git, bak o minik burnundan hafifçe ısır benim yerime. O patisi çok çabuk kaynar, hiç tedirgin olmayın. Yaşı küçük olduğu için kaynamıştır bile, hiçbir şey olmaz. Daha kuvvetli olur, daha iyi olur. Çocukta özellikle hiç korkmasınlar, tedirgin olmasınlar. Allah şifa versin, inşaAllah.
Hocam sen buyur, seni dinliyorum ben.
DAMLA HANIM: İnşaAllah Hocam. İstanbul’da, yani bugün, 1 Şubat ve 8 Şubat tarihleri arasında, Taksim Metro Sergi Salonu’nda fosil sergimiz gerçekleşecek, inşaAllah. Tüm halkımızı bekliyoruz Hocam. Serginin açılmadan önceki resimlerini çekmiş kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: Maşallah, hadi hayırlı uğurlu olsun, maşaAllah.
Yarın 2 Şubat mı?
DAMLA HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: Yaş günüm.
DİDEM HANIM: Hocam, www.harunyahya.org sitemizin açılışı aynı zamanda, yarın inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yarın, 2 Şubat 2012, önemli bir tarih.
Ne yapalım? Kısa bir ara verelim.
VTR- Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Hayattı ve Şanlı Mücadelesi.
DAMLA HANIM: Yayınımıza canımız Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Önce ellerinizden öperim, selamlar.” Aleykum Selam. Yani çok vakit alacağı için, hepsine toplu selam diyorum kardeşlerimin, selamlarını okumuyorum. “Önce ellerinizden öperim.” Bende sizin ellerinizden öpüyorum. “Yeraltındaki ve yerüstündeki yaşayan, yaşamayan tüm porsukların, münafıkların, hainlerin uykularını kaçıran; müminlerin kalbine huzur gelmesine vesile olan çok kıymetli, mübarek Hocam, Allah sizden razı olsun. Bize duanızı, münafıklara da bedduanızı eksik etmeyin inşaAllah. Geçen gün ‘ben naz ehliyim’ dediniz, yanlış duymadıysam. Rabbim sizin duanızı da, bedduanızı da fazla bekletmez, inşaAllah. Sizin ruhunuza sıkıntı verenlerden daha fazla bir müddet tanımaz, inşaAllah.”
“Saadet Partisi genel baş danışmanı, genel idare kurulu üyemiz...” Ne kadar güzel, bu iyi, görevleri de güzel maşaAllah Fatih’in. “Genel idare kurulu üyemiz, Milli Görüş lideri Profesör Doktor Erbakan Hocamız’ın, mübarek evladı, bolluğun, bereketin habercisi, evlad-ı Resul’den,” maşaAllah bakın“evlad-ı Resul’den, Seyyid Sayın Doktor Muhammed Ali Fatih Erbakan Hocamız” maşaAllah çok güzel bir gelişme, çok güzel olmuş. Erbakan hocamız seyiddir, evladı da seyyid tabii, inşaAllah. “5 Şubat 2012 Pazar Kocaeli, Karamürsel ilçesi Belediye Kültür Merkezi’ne saat 13:00’te misafir olacaklar. 5 Şubat, 5 Şubat 2012 Pazar, Kocaeli, Karamürsel ilçesi, Belediye Kültür Merkezi’ne, saat 13:00’te, misafir olacaklar ve İslam Birliği’nin neden kurulması gerektiğini ve nasıl kurulacağını ve kurulduktan sonraki ilk hedefimiz, Erbakan Hocamız’ın emri, İkinci Yalta konferansının nasıl gerçekleşeceğini ve adil bir dünyanın nasıl olacağını anlatacak bir konuşma yapacaktır, inşaAllah.” Bak, nur evladı görüyor musunuz? Bak, konuya bak konuya. “İslam Birliği’nin neden kurulması gerektiğini”Görüyor musunuz? Bizim Fatih’i sevme nedenlerimizden biri de budur işte. Aferin, maşaAllah, çok güzel. “İslam Birliği’nin neden kurulması, nasıl kurulacağını” diyor, çok güzel, “tüm bay ve bayan, Milli Görüşçü olan, olmayan” aferin çok güzel, “her görüşten tüm halkımız davetlidir, inşaAllah” diyor, kardeşimiz yazmış, Kocaeli’nden, maşaAllah. Aferin Fatih’e, güzel sürekli haberlerini duyuyoruz Fatih’in.
“Said Özdemir Ağabey, hastaymış Hocam” diyor, “lütfen dua edin.” Üstadımız’ın aziz, mübarek ve muhterem talebesi Said Özdemir Ağabey, zaten onun biraz hafif astımı var gibi, konuşmalarında ben öyle hissettim, ağabeyimize toptan herkes namazlardan sonra, namaz evvelinde de dua etsin, Allah şifa versin. Ağabeyimiz daha genç, Said Özdemir ağabeyim. Ama iyi bakım yapılması gerekiyor tabii. Hz. Mehdi (a.s)’ıgörsün inşaAllah Hocamızda, Allah nasip etsin.
DAMLA HANIM: Said Özdemir Ağabeyimiz, Risale Haber sitesinde; “Sağlık durumunun genel itibariyle iyi olduğunu, hafta sonu eve çıktığını ancak tedavisinin henüz tamamlanmadığı için tekrar hastaneye yattığını” söylemiş. “Endişe edilecek bir durumunun olmadığını ancak herkesten dua beklediğini” tekrar ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Dua, tabii hocamız, canımız bizim Said Özdemir Ağabeyimiz. Üstad ile beraber ne çileler çekti, ne çileler çekti benim ağabeylerim. Sungur Ağabeyler, hep hapisteydiler, hep hapisler ne çileler çektiler.
Bakın diyor ki kardeşimiz; “Değerli Seyyid Ahmed Muhammed Adnan Hocam.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam, gerçekten de Bay Bayındır, sürekli Tv programına çıkmasına rağmen, bugüne kadar ağzından İttihad-ı İslam’ın kurulması hakkında ve ya evrim teorisinin geçersizliği hakkında sözler duymadık.” Ne İttihad-ı İslam’dan bahsediyor hazret, hakikaten çok acayip. Evrim teorisinin geçersizliği hakkında da hakikaten sözler duymadık.
“Canım Hocam, bir gün sizi görmedim bambaşka olmuşsunuz. Bir günde güzelliğiniz, ışığınız katlarca artmış, isterseniz yemin edeyim. Geldiğinizde, ekrana baktım, her zaman tanıdığım, gördüğüm hocamı göreceğimi sandım ama sanki yeni birini görüyormuş gibi başımı çevirip bir daha dikkatlice baktım. Dün size ne oldu Hocam, ilahi bir nimet mi buldunuz Hocam.” Hakikaten doğrudur, maşaAllah.
“Canım Hocam, sizi benim gibi vasıfsız birinin sevmesi”, estağfirullah, “ve övmesi yetmez.” Sen cansın olur mu, bizim sultanımızsın, biz sizin ayağınızın tozuyuz, inşaAllah. “Hazreti İsa (a.s) kendini belli ettiğinde ve sizi övdüğü zaman, bu yobaz takımı ne şekil alacak Allah görmemizi nasip etsin, hepimiz şahidiz Hocam sizi ne kadar uğraştırdıklarına. Hocam,Hz. İsa (a.s) sizi gördüğünde, kim bilir nasıl bağrına basacaktır. Hocam, siz ikiniz, birbirinizi kalu beladan beri görmemiş iki yetim kardeşsiniz” diyor, “ama inanıyorum ki görüşmenize az kaldı Hocam. Hasretinizin sonu şölen olacak canım Hocam” diyor, maşaAllah, Güler Uysan. Birçok kardeşimize sarılacaktır tabii, birçok mümine sarılacaktır, bende Müslümanların bir hadimi olarak, bir gariban kardeşiniz olarak, inşaAllah bana da sarılır, sarılacaktır, bende ona sarılacağım, inşaAllah.
“Belli kişilerden dinlediklerim beni etkiledi Hocam” diyor, başka bir kardeşimiz, “sizin kitaplarınızı okudum, sizin birçok özelliğiniz müjdelenen Hz. Mehdi (a.s)’a uyuyor.” Doğru. “Acaba size bir vahiy ya da benzeri bir ilahi mesaj geldi mi? Bence gelmiş olmalı çünkü Allah’ın ayeti yoksa yani sonradan gelecek yani yeniden gelecek bir vahiy olamayacaktır” diyor. “Hanım kardeşlerimizde çok nurlular” diyor, maşaAllah. “Allah’ın adını anmaları da” diyor “çok muhteşem bir şey, inşaAllah, maşaAllah’ların zikriyle kalplerimiz coşuyor” diyor, maşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s)’a vahiy gelir mi?” Arıya vahiy gelir, insanlara vahiy gelir, fakat farkına varmazlar. Her Müslüman’a vahiy gelir, vicdan zaten Allah’tan gelen vahiydir, fakat onun vahiy olduğunun farkına varılmaz. Mesela Allah arıya da vahyediyor, değil mi? Hz. Mehdi (a.s)’a da vahyeder, fakat bilmez Hz. Mehdi (a.s). Yani kalbine ilka alır, vahiy alır fakat onu vahiy olarak bilmez, inşaAllah. Yani peygamberlerde olduğu gibi alenen Cebrail (a.s)’ı görerek değil. Vicdanına ilka olma şeklinde, inşaAllah. Çünkü mesela bir melek var, onu yönlendiriyor, yardımcı oluyor, Cebrail (a.s), Mikail (a.s) yardımcısı oluyor, sağında ve solunda, farkına varıyor mu? Farkına varmaz, inşaAllah.
Oğuz Tuna; “Hocam, sizi çok beğenerek izliyoruz” diyor.
İsmail Hakkı Eren; “Hocaların Hocası” diyor, vay maşaAllah, ordinaryüs anlamında inşaAllah, “Hocaların Hocası Sayın Adnan Hocam.” Talebelerin talebesi Adnan Hocam, doğrusu bu, Hocaların Hocası değil, talebelerin talebesi. Hocaların talebesi oluyor, o talebelerin biz talebesi oluyoruz. “Senin Hz. Mehdi (a.s) olduğuna inanıyoruz, bunu tüm İslam alemine duyurmanızı diliyoruz, İsmail Hakkı Eren.” İsmail, şimdi sen ne yapacaksın; gideceksin diyeceksin ki; La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah diyeceksin, yeniden dine gireceksin. Bunu söyleyen adamın dini, imanı kalmaz. Allah esirgesin bak bilmeden yaptıysan, Allah’a tövbe et, değil mi? Falanca kişi Hz. Mehdi (a.s) dediğinde ne olur? Dinin, imanın gider, Allah esirgesin. Yeniden kelime-i şahadet getirip, yeniden dine gireceksin. Dini kalmaz böyle bir durumda insanın. Çok büyük günaha giriyorsun, sakın bir daha böyle bir şey söyleme.
“Türk İslam Birliği’ni istiyoruz. Mehmet Eken.”
Nasıl oluyor çocuklar bunları daha hala bilmiyorlar, ben anlamıyorum yani çoktan öğrenmeleri lazımdı. Vahiy gerekir, olur mu öyle şey? Falanca Mehdi, falanca cennete gidecek, diyemezsin. Ümitle korku arasındayız, olur mu? Mehdi bildiğin adam, bir de bakarsın cehennemin ortasına gider. Günahkar bildiğin adam bir de bakarsın cennettedir. Ve yahut tam tersi olabilir, hakikaten Mehdi bilirsin, hakikaten de Mehdi de çıkar. Yani gerçek Mehdi de çıkabilir. Biz ümitle-korku arasındayız, öyle kesin konuşmak olmaz. Ama hüsn-ü zan ederiz, o ayrı.
Burcu ve Serkan Çağlayan; “Hocam, sizi gün içinde tekrarını izlemek zorunda kalıyoruz. Ama canlı yayında görünce mest oluyoruz” diyor. “Tarif edilmez bir mutluluk yaşıyoruz, inşaAllah. Keşke yirmi dört saat canlı yayında kalsanız, sizi çok seviyoruz, Allah’ın rahmeti üzerinize olsun” diyor. Acaba evden sürekli naklen yayın mı yapsak biz?
DAMLA HANIM: Çok iyi olur Hocam.
ADNAN OKTAR: Fasıllar, yemekler, çok şahane olur, bayağı güzel olur. Aslında bir düşünürüz. Bir gün yapabiliriz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nasıl sofra kurduruyoruz, nasıl yemek yiyoruz, nasıl evde şarkı söylüyorum, nasıl fasılım var, nasıl espriler yapıyorum, yani bir görülmesi şart inşaAllah.
“Selamun Aleykum Sultanım. İzliyoruz” diyor, inşaAllah, Mersin’den N. Aygün Akyürek. Buradayım, nurdayım, kardayım canım Hocam” diyor, maşaAllah. Herhalde karlı bir ortamda anladığım kadarıyla.
“Canım Hocam, ben dokuz yaşındayım, bende buradayım, sizi çok seviyorum, Ahmet Aksakal.” Vay fındık burunlu seni.
“Bugün sizi izliyoruz, inşaAllah. Bu soğuk kış gününde, tarçınlı sıcak salep etkisi yapıyorsunuz, maşaAllah” diyor. “Hocam yoklamayı aldınız, sözlü ne zaman” diyor. “Oradaki hanım kardeşlerimize saygı ve selamlarımı iletiyorum” diyor, Ayşe.
“Sizi seviyorum dememe gerek yok, sanırım sizi seven, sizi izler. En önemlisi Türk İslam Birliği’ni ister inşaAllah, Türk İslam Birliği’ni istiyorum.” Hilal Çanakkale’den. Bakın ne güzel. ‘Selamun Aleykum, Türk İslam Birliği’ni istiyorum’, hemen bunu diyeceğiz.
Hüsamettin Koşar kardeşimiz dualar etmiş, muhabbetini belirtmiş.
Seyfullah; “Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizi ekrandan izlemeye doyamıyorum, etrafımdakiler bana bağımlı gözüyle bakıyorlar, size sevgimi anlamıyorlar. Sizi her seyredişimde, yıllarca görmemişim gibi hasretle seyrediyorum. Hocam lütfen bana dua edin, dünya ve ahirette sizinle olayım. Yanınızdaki kardeşlerimden Ceylan Hocama ve diğer hocalarıma ve konuğunuza sevgilerimi iletiyorum.” MaşaAllah.
“Twitter’daki kardeşlerimizin sizden bir ricası var; Twitter’da-haşa-Allah’ın ismiyle, Allah söylüyormuş gibi alaycı ve çirkin sözler yazan bir yer varmış. Daha önce kimse kapattıramadı” diyor. “Hocamız bir ilgilense” diyorlar. EvelAllah, inşaAllah. Bir de böyle vakalarda ben özür dinlemem, bu bana hiç böyle özür dilemesin yani bu. Allah’a yönelik olduğunda, konu bitmiştir, inşaAllah. Kanunla, hukukla, inşaAllah. Burası öyle dağ başı değil, kimseye terbiyesizlik yaptırmayız. Edepsizlik yapmayacaklar, dine, Allah’a, mukaddesata saygılı olacaklar.İnşaAllah. Milletimizin manevi değerlerine saldırı ağır bir suçtur, inşaAllah.
Hocam, seninanlatacakların var mı?
DAMLA HANIM: Var Hocam, inşaAllah. Saadet Partisi Sincan İl Teşkilatı, Erbakan Hocamız için, ahde vefa gecesi düzenlemiş. Kuran tilavetiyle başlayan gece de, Erbakan Hocamız için Kuran hatim indirilmiş. Hocamızın İslam dünyasının kurtuluşu için gösterdiği İslam birliği hedefi için çalışmaya devam edeceklerini, bu konuda konuşmalar yapılmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yalnız, Kamalak Hocam çok iyi bir insandır. Kardeşlerimiz sevsin Kamalak Hocamız’ın karakterini, kişiliğini. Mazlum, çok mütevazi bir insan. Mesela Şeyh Nazım Hocamız’a böyle hayranlıkla bakıyor, bayağı sevgi dolu. Büyüklerine karşı hürmeti olan, öyle enaniyetli birisi değil. Fatih de hocamızı çok sevsin, çok bilgili, kültürlü çift profesörlüğü var hocamızın. Kamalak Hoca, hakikaten mazlum insan, çok görgülü, terbiyeli de, yani Saadet’e gidecek bir insan. Anadolu’da böyle var ya böyle insanlar, böyle sevecen, saygılı, hürmetkar, mazlum öyle bir insan. Öyle haşin, enaniyeti olan değil. Ben öyle görüyorum bilmiyorum yani anladığım, gördüğüm kadarıyla, inşaAllah. Onu da sevsinler Kamalak Hocamız’ı. Tecrübeli bir insan.
Mehdiyet’le ilgili kitabımız basılıyor değil mi?
DİDEM HANIM: Evet, inşaAllah. Gitti baskıya bugün Hocam.
ADNAN OKTAR: O kitabı çok dağıtalım, gençler onu öğrensin oradan. Kardeşim, Nur talebeleri bir devreye girse, iş bitecek. Yani İslam çığ gibi yayılır.
Sağlık iş sendikası onursal başkanı Mustafa Başoğlu’nun cenazesi bugün Ankara Hacı Bayram Cami’nde öğlen kaldırıldı. İbrahim kardeşimizde oradaymış. Allah rahmet etsin, Allah geride kalanlara baş sağlığı nasip etsin, hayırlar nasip etsin. Mustafa Başoğlu Ağabeyimize de Allah gani gani rahmet etsin, inşaAllah.
TV8 icra kurulu üyesi Yeni Şafak Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu bypas ameliyatı olmuş, Memorial Hastanesi’nde. Oğulları arayıp bize bilgi vermişler, iyi olduğunu söylemişler. Bana selam söylemişler. İlginiz için teşekkür ettiler” diyor. O kardeşimizede Allah sağlık, sıhhat versin. Kardeşlerimiz dua etsin, o da değerli bir insan. Allah ona da afiyet, huzur, bereket, iyilik versin.
Kısa bir ara verelim, sonra devam edelim.
VTR-Said Özdemir Ağabey, Bediüzzaman Hazretleri’nin Metafizik Yönlerini Anlatıyor.
DAMLA HANIM: Yayınımıza güzeller güzeli Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama önce hocamızın ilminden istifade edeceğiz.
DAMLA HANIM: İnşaAllah Hocam. Paris’teki kardeşlerimiz konferanslarına ve fosil sergilerine devam ediyorlar. Cumartesi akşamı da, Fransa’daki tüm Müslüman dernekleri bünyesinde toplayan UF isimli derneğin camisinde bir konferans verdiler. Bu dernek; tüm Fransa’yı içeren konferanslar düzenleyen, tüm cami ve enstitülerle bağlantısı olan, çok önemli bir dernek. Derneğin başkanları, El Bashir Bukser ve Abdüsselam El Abbasi size özel selam yollamış.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam.
DAMLA HANIM: Sevgi ve hürmetlerini de iletmişler Hocam. Sizinle tanışmanın büyük bir şeref olacağını bildirmişler. Ortak çalışmalara devam etmek istediklerini söylemişler. Kendilerine sizin kitaplarınızı hediye etmiş kardeşlerimiz. Emir Pus isimli kardeşimiz verdi buradaki konferansı. Kuran Mucizeleri ve Evrenin Yaratılışı konularını anlattı. Fransa’daki kardeşlerimiz çok çalışkan ve çok fedakarlar hepsi, maşaAllah. Durmak bilmiyorlar, sürekli fosil sergisi ve konferanslar organize ediyorlar. Nisan ayında da çok büyük bir fuara katılacaklar Paris’te, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani Fransa yıkılıyor diyorsunuz.
DAMLA HANIM: Hocam, Fransa’yla ilgili bir haber daha verebilir miyim? Fransa’nın en önemli Hıristiyan gazetelerinden, La Cura’da, Ocak ayında Fransa’da yapılan konferanslarımızla ilgili dün bir haber yayınlandı. Haberin başlığı şu şekilde: “Müslüman yaratılışçılığının en ateşli savunucularından biri Fransa’yı ziyaret etti.” Haberde, Fransa’da verilen konferanslar ve fosil sergileri hakkında bilgi veriliyor. Ayrıca, Fransa’daki konferansların organizasyonunu üstlenen, Fransa Doğa Bilimleri Derneği ASN hakkında bilgi veriliyor. Konferansların afişlerinin, Şanzelize’de yer almasına ve çok büyük tiyatro salonlarından birinde konferans düzenlenmesi de dikkat çekiyor haberde, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dünyanın her yerinde böyle yoğun faaliyetler var; Kazakistan’da var, Rusya’da var, İran’da var çalışmalarımız, Amerikan ordusunda var, mason derneklerinde var, Fransa’da var, İngiltere’de var, her yerde var, maşaAllah. Allah kardeşlerimizin şevkini artırsın, maşaAllah.
“Hocam, ben Zafer” diyor, “doğum gününüzü kutluyorum. Sizin gibi akıllı, zeki, başarılı, güzel ahlaklı insanları Allah başımızdan eksik etmesin. Allah’a emanet olun” diyor. Allah razı olsun.
“Hocam, müsait olduğunuz bir gün sizi görmek istiyorum” diyor, “sonra minik kızım Ezo’yu bahane edebilirim. Sizinle konuşturmadığımı söyleyerek beni herkese şikayet etmiş. Minik Ezo; ‘beni Hocamla konuşturmuyor’ diyor.” Annesini şikayet ediyormuş, inşaAllah.
Hocam, bana söyleyeceğin bir şey var mı?
DAMLA HANIM: Var Hocam. Kim Kardashian ile ilgili bir haber vardı. Kim Kardashian evlendiğinde siz, “iman, akıl ve kişililik olmadan, insanın kısa süre içinde karşı taraftan tiksineceğini ve bu tip evliliklerin uzun sürmediğini” anlatmıştınız. Nitekim Kim Kardashian, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında ağlayarak,‘evliliğinin bir hata olduğunu’ anlatmış.
ADNAN OKTAR: O benim canım, o acayip şeker, dünya tatlısı. Ağlaması da çocuk ağlaması gibi. Canımın içi, yazık çocuğabunu bu kadar bunaltmaları. Bu benim yanımda olsa müthiş sevgiye boğarım onu, maşaAllah. Süper tatlı, acayip insancıl, çok kibar. Birde temiz, oturup kalkması çok güzel, çok klas kız, bayağı terbiyeli. Yazık çocuğa, böyle abuk-sabuk konuşuyorlar kızla, böyle terbiyesiz, böyle ipsiz-sapsız konuşuyorlar; çok nezaketli cevaplar veriyor, bilmiyor öyle şeyleri. Yani mesela onlar kaşar karşısındakiler, çocuğu acayip bunalttılar, acayip sıkıtılar. Allah kalbine hidayet versin, inşaAllah, Allah sevgimizi kalbine göndersin, inşaAllah. Allah kalbimizdeki sevgiyi ona hissettirsin, hidayetle onu nurlandırsın, inşaAllah İslam’a, Kuran’a faydalı bir hale girsin. Canım o benim, acayip seviyorum onu, maşaAllah. Çağırabiliriz aslında Kardashian’ı, bir programımıza konuk edelim, çağıralım. Başka kimi çağıralım? Amber Rose, acayip şeker o da çok tatlı, bayağı zeki, çok klas kız, bayağı şeker.
CEYLAN HANIM: Hocam, siz zaten çok iyi biliyorsunuz inşaAllah, Kim Kardashian boşandığında, biraz üzüldüğü için, ona Allah’a sığınmasını tavsiye etmişti Amber Rose.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aferin Allah’a inancı güçlü demek ki, aferin Amber’e. Onun kalitesi benim çok hoşuma gidiyor, birde muhteşem güzel, acayip güzel. O sevimliyi de davet edelim, ikisini de davet edelim. Artık baş edebilirsek, ikisi de çok konuşkan ve şekerler. O zaman onlarla bağlantıya geçelim de çağıralım.
DAMLA HANIM: Hocam, kardeşlerimizin bir faaliyeti vardı, okuyabilir miyim onu? 29 Ocak Pazar günü Bursa Kent Meydanı’nda, saat 13:00 ile 18:00 saatleri arasında, A9 Tv broşürü ve kitap dağımı oldu. Faaliyetteki kardeşlerimizin babası Halit İyihuylu ve Nursena İyihuylu’nun sizlere çok selamları ve sevgileri var. Faaliyete katılan kardeşlerimizin isimleri; Dilek İşsever Öner, Nurcan Kumantaş, Timur Güven, Abdurrahman Abuş, Fahri Onbaş, Erdinç Karaçam, Nursena İyihuylu, Halit İyihuylu, Hakan İyihuylu ve Mina Berksan.
ADNAN OKTAR: Aferin, benim aslanlarıma. Bakın şu soğuk havada, eksi bilmem kaç derece, benim canlarım fakir, öyle zengin falan da değiller ama Allah gönüllerini zengin etmiş. Bakın, Allah yolunda ne güzel hizmet ediyorlar bu soğukta. Kar üstünde sürünerek yapıyorlar bu hizmeti, maşaAllah. Allah kalplerine hidayet versin, sağlık sıhhat versin, Allah üstlerindeki felaketi, belayı defetsin, refetsin, inşaAllah. Allah işlerinde, hayatlarında bolluk, bereket, iyilik versin, maşaAllah. Helal olsun aslanlarıma, maşaAllah. Bakın, ne güzel şevkleri. Orada bir nur halesi oluşturmuşlar, maşaAllah.
Şimdi bu Mehdiyet’le ilgili kitap çıktığında gençler bu kitaptan herkes alsın, imtihan edeceğim; Hz. Mehdi (a.s) konusunda. Bediüzzaman’ın, Hz. Mehdi (a.s) konusundaki açıklamalarından imtihan edeceğiz, inşaAllah.
Birde Risale-i Nur’dan ve Tevrat’tan bazı sırlar anlatacağım yarın. Mehdi (a.s) ile ilgili hiç anlatmadığım bazı sırlar anlatacağım; Risale-i Nur’dan ve Tevrat’tan, inşaAllah. Tevrat’ta çok fazla Mehdiyet’le ilgili sır var, inşaAllah.
Hocam, sen anlatacaklarını tamamen bir bitir bakalım. Var mı anlatacakların?
DAMLA HANIM: İnşaAllah, var Hocam çok fazla var. Siz, Kuran’da, “Borcun affedilmesinin daha hayırlı olacağına” dair ayeti hatırlatarak, ‘gariban vatandaşlarımızın evlerine haciz gelmesi yada fakir insanların borçlarından dolayı hapse girmesinin doğru bir yöntem olmadığını’ belirtmiştiniz. Nitekim, Başbakan Erdoğan Ulusa Sesleniş konuşmasında, hayati ev eşyalarına konulan haciz ve borçtan dolayı hapis yatmanın kaldırıldığını açıkladı, maşaAllah. Ayrıca sizin, molotof kokteyli gibi tehlikeli maddelerinin, hukuki yaptırım olması gerektiğiyle ilgili tavsiyeleriniz de gerçekleşmiş. Ve yeni düzenlemelerle, molotof kokteyli ateşli silah kapsamına alınmış Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, alenen bomba, klasik yangın bombası. Nepal de atsa aynısı; yangın bombası. Üç kiloluk taş, nedir bu? Mermi hükmündedir bu, aynı silah hükmündedir. “Ne var, taş attı adam” diyor. Üç kiloluk taş, beyin kanamasından öldürür insanı. Mermiden insan ölmeyebilir ama o taştan ölür, kafasına üç kiloluk taşı yiyen insan ne olur?
Evet, hocam seni dinliyorum.
DAMLA HANIM: Risale Haber sitesinde, Prof. Dr. Gürbüz Aksoy;“İslam dünyasının her geçen gün birliğe daha fazla yaklaştığına” dikkat çekerek, “Üstadın Hutbe-i Şamiye eserinin birliğin yol haritası olduğunu” belirtmiş. “Ayrıca, Hutbe-i Şamiye konferansına İslam Birliğinin küresel barışı sağlamadaki rolünün, Müslüman alimler ve kanaat önderleri arasındaki ihtilafların kaynağının ne olduğu gibi konuların görüşüleceğini” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Yani Mehdiyet konferansı. Çok güzel. Yani ikinci adı onun; Mehdiyet konferansı. Şahane. Allah, kardeşlerimizin ilmini, feyzini artırsın inşaAllah, şevkini artırsın.
DAMLA HANIM: Hocam, bir haber daha okuyabilir miyim?
Siz, sık sık;“Güneydoğu’lu vatandaşlarımızın hem fakirlik hem de PKK belasıyla mücadele etmek durumunda kaldığını ve devletimizin burada zorluk içinde yaşayan vatandaşlarımıza yardımcı olmasını” hatırlatıyorsunuz. Nitekim İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin;“Şırnak ve Hakkari’de terör ve şiddet eylemleri veya PKK ile mücadele kapsamında maddi zarara uğrayan 20.000 vatandaşımıza, toplam 257 milyon 15.000 TL devlet eliyle ödeme yapıldığını” açıklamış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah bereketlerini artırsın, çok iyi olmuş. Bunlar bereket getirir.
Mineral yönden çok iyi siyah şeker. Birde kışın rejim olmaz, rejime girmesin kardeşlerimiz. Ondan sonra, birde öyle kuyruk yağı, tereyağı, kışın kalplerini damarlarını kolesterolle çaka çaka doldurmasın kardeşlerimiz. Kolesterol muayenesi yaptırsınlar ara ara. Kolesterolü yüksek olanlar, doktor kontrolünde onu düşürsünler, doktor tavsiyesine göre hareket etsinler. Mutlaka bir kere de olsa, bir muayene olsun kardeşlerimiz. Yani genç ihtiyar, şart. Yani genel bir check-up mutlaka yaptırsınlar. Ama yani böyle can boğazdan gelir diye, can boğazdan da çıkar aynı zamanda. Onun için, can boğazdan gelir diye ne bulurlarsa yemeye kalkmasınlar. Kolesterol muayenesi yaptırıp, çok düşük tutsunlar kolesterollerini. Doktor ne diyorsa, doktorun tavsiyesine titiz davransınlar, inşaAllah.
Şimdi Mehdiyet’ten anlatacağım, ahir zamandan anlatacağım, fakat bunlar çok uzun konular. Mehdiyet’e muhalif tipleri siz bana tespit edin de, onlara ben cevap vereyim. O zaman daha iyi olur bu açıklamalar.
Hz. Mehdi (a.s) konusunda şahs-ı manevi olmadığını, şahıs olduğunu, benim verdiğim kaynaklardan ısrarla anlatsın kardeşlerimiz her yerde ki, bu inatlarını kıralım. Bu konuda samimi olmalarını sağlayalım, çok iyi olur.
Yarın görüşmek şartıyla gidelim, inşaAllah.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...