Muhabir: Büyük haber gazetesi olarak bugün Adnan Oktar’la rumuz ismiyle Harun Yahya Beyefendi ile birlikteyiz. Röportajımıza şöyle başlamak istiyorum ben. Biraz sıradışı bir röportaj olacak. Ben zaten hem kendisini internette yayınlamış olduğu belgeseller, hem de diğer televizyon kanallarındaki röportajların biraz daha üstüne çıkarak bir röportaj yapmak istiyorum, çünkü biraz yanlı röportajlar yapıldığını düşünüyorum kendi açımdan. Harun Yahya, Adnan Oktar kimdir?
ADNAN OKTAR: Harun Yahya Adnan Oktar 2. 2. 1956 tarihinde Ankara’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Sonra 1979 yılında Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ni yaklaşık 20 bin kişinin içinden üçüncü kazandım. Ve iç mimari bölümünde 79’dan 83 yılına kadar okudum. 83 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne kayıt yaptırdım, birinci tercihimdi hemen oraya da öyle bir geçiş yapmış oldum. Orada bir süre okudum fakat terör ve anarşinin yoğun olduğu bir dönem olduğu için okuma imkanım o kadar olmadı. Ama hayırlı da oldu, kitaplar, CD’ler, dergiler her türlü faaliyetime bol bol vakit bulmuş oldum inşaAllah.
Muhabir: Şimdi bir de belgesellerinizde literatüre giren tabirlerden biri olarak nitelendiriyorum ben, Sadettin Tantan’ın da kullandığı istifası sırasında. Bir binbaşıya ifadesinde şu terimi kullanıyor. “Beni Tapınakçılar istifaya zorlamıştır” diyor ki bu tapınakçılar da sizin belgesellerinizde sizin eserlerinizde mevcut bir yapılanma. Tapınakçılar sadece yurtdışından mı destek alıyor yoksa içimizde de hainler var mı?
ADNAN OKTAR: Tabi ki masonluk demek istedi herhalde Sadettin Tantan. Yani masonluğu niye ise pek ağzına almak pek istemedi. Yani dolaylı cümleler kullandı. Halbuki açıkça söyleyebilirdi masonluk diye. Masonlar insanları bazen desteklerler bazen de kösteklerler. Yani amacı için kullandıktan sonra bazen peçete gibi kenara silip atarlar. Masonların bir özelliğidir bu. Yani o kadar değer vermezler insanlara. Fakat işini gördürmek için zaman zaman en kilit noktalara bile bir insanı getirebilirler. Masonluk darwinist kökenli olduğu için materyalist felsefeyi bütün dünyada bütün gücüyle yaymaya çalışıyordu. Benim Yaratılış Atlası’mdan sonra darwinizm çok büyük bir darbe aldı. Mesela geçenlerde sitede birisi yayınlıyor “artık biz mücadeleden vazgeçelim” diyor. “Harun Yahya kazandı” diyor. Çok acayip bir ifade bu. MaşaAllah.
Muhabir: Doğru. Şimdi bir vakıf var. Siz de oranın onursal başkanısınız.
ADNAN OKTAR: Evet.
Muhabir: Biliyorsunuz vakıflar ve dernekler yurdumuzda, yani yurdum insanına hizmet etmek için kurulmuş kurumlar. Devletten destek alıyor musunuz? Veya devletten destek bekliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Devletten maddi değil de manevi destek bekliyoruz. Özellikle PKK’ya karşı mücadelede bizim çok etkili olacağımızı düşünüyorum. Çünkü PKK halka marksist, leninist, darwinist, materyalist propaganda yapıyor. Kahve kahve, ev ev gezerek. Çeşitli sokak okulları oluşturarak yoğun bir propaganda yapıyor. Buna karşı, karşı bir propaganda hiç yok. Ve tek yanlı terörün ideolojisi gelişiyor. Ve çığ gibi gelişiyor. Çünkü karşı bir akım olmayınca karşı bir düşünce olmayınca tek yanlı gelişir bu. Biz de diyoruz ki “Bize imkan verilsin”. Mesela TRT’nin oraya yayın yapan Güneydoğu’ya yayın yapan kanalında bize imkan verilsin. Tartışma programları yapalım. Mesela materyalistlerle darwinistlerle tartışalım. Halk aydınlansın. Gerçeği doğruyu görsün. Yani marksizmin çöktüğünü, darwinizmin çöktüğünü. Eğer bunlar anlatılmazsa darwinizmin eşittir materyalizm, materyalizm eşittir marksizm, marksizim eşittir terördür. Yani bunlar bir bütün bloktur yani. Ve birbirlerinden beslenirler. Bunlar tevafuken ortaya çıkmış şeyler değil. Ama bunu seyretmekle olmaz. Bunun için mutlaka bize müsaade etmeleri ve yolumuzu açmaları gerekiyor inşaAlllah diye düşünüyorum.
Muhabir: İnşaAllah. Ben Beylikdüzü’nde yaşadığım için, İstanbul içine de sürekli tabi öğrencilik yıllarımızda toplu taşıma araçlarında gidip gelirken ben Bilim Araştırma Vakfı’nı Küçükçekmece’deki, Sefaköy’deki duvardan tanıyorum ilk. Size öyle anlatayım.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Muhabir: Tabi o yıllardan bu yıllara birçok şey değişti. Tabi bu arada bizlerde değiştik. Bilim araştırma Vakfı’nın bilimle ilgili, süper denilecek veya işte bilime katkı sağlayacak bilim alanında bir çalışması var mı?
ADNAN OKTAR: Bilim Araştırma Vakfı’nın en büyük etkisi biyoloji alanında, paleontoloji alanında olmuştur. Ve dolayısıyla biyoloji felsefesinde çok etkili olmuştur yani darwinizmin yıkılışında çok etkili olmuştur. Bence dünya çapında en büyük başarıdır bu. Bu çünkü şu an Fransa’nın da tescillediği, Avrupa’nın da tescillediği bir gerçek. O yönüyle vakfı tebrik ediyorum.
Muhabir: Yolsuzluk hakkında ne düşünüyorsunuz? Biliyorsunuz Türkiye’yi sarsan hem teröre hem uyuşturuya, yani sonuçta biliyorsunuz genç beyinleri yıkan bir yolsuzluktan akan bir para olduğunu düşünüyorum ben. Yazılarımda da sürekli köşe yazılarımda da ben de bunların sürekli üzerinde durmaya çalışıyorum. Adnan Oktar bu konu hakkında ne düşünüyor?
ADNAN OKTAR: Materyalist darwinist düşünce otomatik olarak egoist ve bencil ruhu yani bencillik felsefesini getirir. Yani ben kurtulayım kime ne olursa olsun, işte bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın kafası gelişir. Egoistlik çok korkunç bir şeydir. Çok rahatsız edici bir şeydir. Bencil toplumlar, bencil insanlar. Bencil çalışma gurupları egoistçe yaklaştıkları için hep kendi çıkarlarını gözetirler. O zaman tabi kanun ve nizam tanımıyorlar. Yani hak hukuk tanımazlar, güzellik, sevgi, şefkat, merhamet, saygı gibi duyguları çok gereksiz görürler. O yüzden de şu an dünyada görülen bu ekonomik krizde bütün şiddetiyle bu zeminde gelişebiliyor. Halbuki insanlar çok tevekkül olsalar, Allah’a tevekkül etseler, herşeyde bir hayır görseler, merhametli olsalar, komşusunu kendisinden daha çok koruyup kollasalar, komşusu açken tok olan bizden değildir sözünü, Peygamber’imizin bu güzel sözünü güzel bir ahlak kaidesi olarak ele alsalar bambaşka bir ortam olur. Mesela sadaka verilmiyor, zekat aşağı yukarı çok zor, evet, halbuki müslümanlar fakirleri koruyup kollarlar, insanlara iyilik yaparlar. Özellikle borçları affederler, borçların affedilmesi çok önemlidir. Ve korkup hırs yapıp bir şeyi bir yere biriktirmezler, altını, gümüşü, parayı biriktirmezler, onu Allah yolunda kullanırlar, çünkü Allah’tan umarlar geleceğini umarlar. O yüzden şimdi bir kasılma oldu bütün dünyada. Çünkü herkes parasını tutuyor, herkes altını gümüşünü tutuyor, hiç kimse imalat yapmak istemiyor, herkes korku ve tedirginlikle neticeyi bekliyor. Böyle olmaz. Bu bir kollaps bu yani tam anlamıyla bir açmaz. Hastalık bu. Bunun yenilmesi için çok acil olan bir kere fakirlere bol bol para dağıtılması gerekiyor, zam yapılması gerekiyor. Yani bu ne olacak diye düşünülmemesi lazım. Çünkü zam yapılınca piyasa hareketlenir, yine devletin kasasına büyük para girer. Piyasa hareketlenmezse devletin kasasına para da girmez. Yani bir yandan devlet akıtırsa bir yandan da para akışı devlete çok yoğun olacaktır. Üretim çok artar. Faizlerin sıfırlanması yani tam anlamıyla bir patlama getirir. Ekonomi adeta böyle şahlanır. Özellikle vergilerin en az yarı yarıya düşürülmesi hatta daha da geri çekilebilir. Bu da piyasayı müthiş şahlandırır. Fakat özellikle de söylüyorum borçların affedilmesi. Çünkü Kuran’da da var, Kuran ahlakıdır, Cenabı Allah diyor “borçlu olduğunda onu affederseniz o sizin için daha hayırlıdır” diyor. Bu insandan birşey götürmez, daha çok kazanç getirir, yani şimdi ben paramı tutayım başkası parasını tutsun, bu borçlunun evine gidelim, hacze gidelim kafası ekonomiyi felç eder bu sefer yani onu yapan adamı da fakirleştirir o. Dolaylı yoldan fakirleşir. Eğer zengin olmayı da düşünüyorsa Allah’ın rızasını da düşünüyorsa o kişileri affederse piyasa hareketlenir canlanır ona o verdiği paranın kat kat fazlası gelir.
Muhabir: Evet bir de bu dönemler içinde hem siyasi, hem de medya alanında size yapılan saldırılar bizim bilmediğimiz yani basının duymadığı saldırılar veya tenkitler hiç geldi mi, yaşadınız mı? Bu tür kaoslar.
ADNAN OKTAR: Bana silahlı suikast yapıldı, bir kere de bir kasatura ile saldırı yapmışlardı. Fakat tabi hepsinde Allah korudu. Benim biliyorsunuz bir akıl hastanesine kapatılma olayım da var, yani sonra bunu Askeri Hastanede bozdurduk. Çok şükür ruhen ve bedenen sağlıklıdır diye rapor aldık. Mesela ben daha halen bunu düşünüyorum. Üç yüz tane cinayet işlemiş akıl hastasının içinde bir yazarın, bir aklı başında bir gencin, bir insanın ne işi vardı ve niye ben orada on ay tutuldum. Yani bundan ne beklendi, neydi amaç bilmiyorum. Mesela bir kokain komplosu yapıldı biliyorsunuz, yiyeceğime içeceğime kokain karıştırıldılar, onu da adli tıpta ispat ettim. Adli tıp “yiyeceğine içeceğine kokain karıştırılmıştır” diye “emniyette yapılmıştır” diye rapor verdi. Bu da niye yapıldı ben onu da anlayamadım. Ama beni başından beri izlediğini ve bu tip çalışmaları yaptığını biliyorum ve gördük. Toplumda görmüş olduVe özellikle hukuk alanında yapılmadı operasyon, Bu çok çok vahimdir ve çok kilit bir noktadır bu. Yani burada operasyon yapmayınca diğer konularda yapılan operasyonlardan da sıhhatli netice pek alınamaz gibi görünüyor. Yani burada çok cesur ve son derece kararlı olmak lazım. O zaman çok sıhhatli, sağlıklı ve güzel bir sistem oluşacaktır. Hukuk sistemi de bu illetten kurtulmuş olacaktır. Yani ben hukukçularımızın da bu sistemden rahatsız olduğunu düşünüyorum.
Muhabir: ben Beylikdüzü’nde oturduğum için ben Büyükçekmece yöresinin yerel gazetesiyiz biz sonuçta. Tabi yerelden ulusala bir hizmet vermeye çalışıyoruz. Büyükçekmece adliyesinde kaybolan dosyalar diye, binbaşının yakılan raporu diye bir dosya var. Burada da hukukçuların adları geçmekte, işte hukukçuların bu işlere bulaştığı sözkonusu, söylenmekte, evet dediğiniz gibi hukukçular da burada kendi içlerinde bir temizlik yaparlarsa sanıyorum güzel bir ortam doğacak.
ADNAN OKTAR: Tabi bizim hakimlerimiz savcılarımız çok çok kaliteli çok çok aydınlar. Bunlar bir avuç bir güç fakat bir çok insanı etki altına alabiliyor, korkutabiliyorlar, yıldırabiliyorlar, baskı altına alabiliyorlar. Yani sorun burada yoksa tabi ki bizim hukukçularımız Anadolu insanları temiz insanlar. Böyle şeylere tenezzül edecek insanlar değiller. Ama yıldırıcı vasfı ile tehditkar vasfı ile kendini ortaya koyarsa bu hukukun rahat çalışmasını engeller, hukukçunun da rahat çalışmasını engelleyecektir.
ADNAN OKTAR: Tabi yani küçük bir bölümü şu an içerideler. Biraz da eğer tabi dikkatli incelenirse üst takımı insanlar hissediyorlar gibi geliyor bana. Yani bu çok açık. Bunlara hakikatten dokunulmadı. Tabi bir amaç olabilir bunda, hikmet olabilir, gaye de olabilir. Fakat çok büyük bir urdur, çok büyük bir beladır, yani Türk milletini mutsuz eden, neşesini kıran, kardeşi kardeşe düşüren, Türkiye’deki bu huzursuz ki genelinde de öyle. Ben bir çok vatandaşımızın yüzünün gülmediğini görüyorum, insanların yüzlerinin asık olmasına tedirgin yaşamalarına vesile olan bir sistemdir. Bu tamamen yıkılıp yok olduğunda inanın müthiş bir ferahlık olacaktır, ve müthiş bir gevşeme olacaktır. Heryer huzura kavuşacaktır.
Muhabir: Hem de ekonomik anlamda diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi...
Muhabir: Çünkü yolsuzluklar, yapılan PKK ya da uyuşturucudan giden paralar, çünkü terörün de devletimize ulaştığı müddetçe bir ekonomik kaybımız her zaman mevcut vuku buluyor.
ADNAN OKTAR: Allah’a çok şükür darwinizmin yıkılışı masonluğu felç etti Türkiye’de. Avrupa’da da felç etmek üzere gibi görünüyor. Fakat PKK kendi alanına girilemediği için orada özellikle cahil vatandaşlar arasında çok rahat revaç bulabiliyor. Ama doğu insanı genellikle çok dindar, efendi, munis, haysiyetli, çok onurlu, nezih insanlardır Güneydoğu insanı, bütün Anadolu’muz gibi. Çok sevecen insanlardır, Saadettin Tantan o zamanlar bana işte “PKK dan daha tehlikeli” demişti benim için. Ben de demiştim ki “doğru ben PKK için en büyük tehlikeyim, daha tehlikeliyim, ama PKK için tehlikeliyim”. Ben mesela Sadettin Tantan bunu söylerken soruyorum: PKK ya karşı fikri mücadele ne yaptın?, Darwinizme karşı ne yaptın?, Materyalizme karşı ne yaptın?, Yani imanlı, akılcı bir gençlik yetişmesi için ne yaptın? Ben bunları yapıyorum ve çok büyük de başarılar elde ettim Allah’a çok şükür.
Muhabir: Hatta ki devletin üst kademelerinde yer almamanıza rağmen.
ADNAN OKTAR: Ki Elhamdülillah, tabi yani bak devlet imkanları yok elimde. Onun elinde devlet imkanları sonuna kadar vardı. Buna rağmen bak şu an neredeyse ismi unutuldu. Ve bir süre ona bir kısım çevreler desteklediler sonra konu bitti. Demek ki PKK‘ya karşı ben gerçekten bir tehlikeymişim. PKK’ya karşı bir ilaçmışım bak bunu gösterdi tarih. Tabi ama ben sürçülisan ettiğini düşünüyorum. Öyle hüsnüzan edelim, inşaAllah....
Muhabir: Belki tapınakçıları sizden öğrendiğini belirtmemek için yapmış olduğu bir oyun olabilir.
ADNAN OKTAR: Mesela bak masonluğu kullanamadı, masonluk sözünü kullanamadı. Madem o kadar rahat herşeyi ifade ediyorsun, niye mason demiyorsun tapınak şövalyeleri diyorsun. Açıkça söylesene mason de. Ve masonluğu kimden öğrendiğini söylesene. Hangi kitapları okuyarak bunu öğrendiğini söylesene.
Muhabir: Orada bir açık var, tabi ki sizden feyz alarak bunu okuyarak söylemiş, partisinde bile demiş bunu, resmi tutanaklara girmiş.
ADNAN OKTAR: Bu tehlikeyi nereden gördüğünü söylesene, İnşaAllah.
Muhabir: Şimdi yapılan çalışmalar bir de son gündemden sorular sormak istiyorum, Abdullah Öcalan’ın İmralı adasında yalnız kalmaması için bir takım şahısların oraya götürüleceği İmralı’ya taşınacağı gibi, gazetelerde okuyoruz, yazılıp çiziliyor. Abdullah Öcalan PKK örgütünün elebaşı, lideri. Zaten hakkında ermeni veya işte ateist olduğuna dair binlerce şey yayınlanmasına rağmen, İmralı için ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Bir kere Ermeni olmak bence bir onurdur. Bizim güzel milletimizin, güzel toplumumuzun, güzel fertleridir, onlar bizim kardeşlerimizdir. Ermeni kardeşlerimiz Ermenilikleri ile iftihar edebilirler, millet-i sadıkadır, Osmanlı döneminde her zaman sevilmiş baş tacı yapılmış mübarek bir millettir. Ben hatta Ermenistan ile Türkiye’nin sınırlarının açılmasını, yıllardan beri bizden bu uzak tutulan bu kardeşlerimizle kucaklaşmayı istiyorum, inşaAllah buna doğru gidiyoruz. Ben bu konuşmaları yaptıktan sonra, bu açıklamaları yaptıktan sonra görüyorsunuz bu konuda çok ciddi bir gelişmeler oldu, çok müthiş değişme oldu Türkiye’de. Bu fikri ilk ortaya atan benim Allah’a çok şükür. Elhamdüllillah. Sonra Türkiye ve Ermenistan arasında çok güçlü bir bağ kurulmaya başlandı. Ve o düşmanlık gibi görünen bazı şeyler tamamen ortadan kalkmış oldu. Yani Ermeniler Türklere düşmandır gibi sözler vardı...
Muhabir: Sorumda o vardı, yani Abdullah Öcalan’a ermeni denildi işte şu denildi bu denildi. Yani acaba oradaki dostlarımızla, sonuçta onlar bizim komşularımız, Peygamber Efendimiz de diyor ki: “Komşunuz açken siz tok yatmayın” yani sonuçta onlar da orada komşularımız ki şu anki hükümetin de yaptığı siz de takdir edersiniz. Hep şöyle bir kavram karmaşası var. Hükümetler ne zaman hep çevredeki devletlere yanaşsalar onlarla işbirliği yaptı, Türkiye elden gitti. Kiminle alışveriş yapacağız? Sonuçta bir ticaret yapmak zorundayız ki bu ülke ayakta dursun. Burada onu biraz da merak ettiğim için sordum yani sonuçta Abdullah Öcalan’ın yargılanma süreci, hapis süreci, devletin doğu Anadolu’daki politikası, siz Bilim Araştırma Vaktı olarak bu misyonu üstlenebileceğinizi söylüyorsunuz, oradaki insanları aydınlatmak adına. Hakan Şükür’e kanalda yayın hakkı veren, spor programı için para ödeyen devletimiz herhalde bilim Araştırma Vakfı’na da GAP’da yayın yapma hakkını verir mi diye sormak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Çok çok isterim, çok önemli ve çok hayati. Yani kültürel propaganda, fikri propaganda tam bir ilaçtır. Tam bir çözümdür. Yani marksizmi, leninizmi tam anlamıyla eleştirip yerle bir edince, darwinizmi materyalizmi yok edince oradaki gençleri PKK nasıl kandırsın, hangi sözlerle ikna etsin, hangi ideoloji ile ikna etsin. İkna edemeyince dağa nasıl götürsün onları da terörist hale getirsin. Tam bir çözüm ve tam bir ilaçtır. Yani hatta onüç yaşında ondört yaşında gençlere küçük yaşta karşı ideolojik fikri felsefi propaganda yapılması ve bilimsel gerçekleri onlara göstermek son derece hayati. Yani bunun net çözüm olduğunu kısa bir uyguluma ile herkes görebilir, yeter ki bir yol açılsın ve imkan tanınsın.
Muhabir: Türk İslam birliği adına yüzlerce site yapıldı internet ortamında. Bir Türk Dev bir adı altında bir oluşum oluşturulmaya çalışıldı. Bu oluşumlar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Bakın şimdi şu ekonomik krizin çözümü yine Türk İslam birliğidir. Türk İslam Birliği olsa yani ekonomik kriz saat hesabı ile biter. Yani onun vereceği psikolojik neşe piyasaları böyle çıldırtır adeta. Yani müthiş bir zenginlik ve bereket meydana gelir. Sadece sınırlar açılacak o kadar. Vize kalkacak o kadar. Gümrük kalkacak bu kadar. Bunlar bizim kardeşimiz yani öz be öz Türk. Yani niye sınır olsun, mesela Türkmenistan, Azerbaycan, Tacikistan bunlar hep bizim öz be öz kardeşlerimiz. Kanımız bir, dinimiz bir, dilimiz bir, örf annelerimiz herşeyimiz bir. Yani çok çok gereksiz çok çok lüzumsuz bir bölünme olmuş. Çok acı bir bölünme olmuş. Bunun hemen temizlenmesi ve düzeltilmesi lazım. Hatta Gürcistan’ın ve Ermenistan’ın da bu birlik içerisine alınması gerekiyor. Çünkü onlar da bizim Hıristiyan kardeşlerimiz. Hatta İsrail’in de alınması gerekiyor bu birlik içine. Mutlu huzurlu zengin çok güzel yaşarız. Allah bereket verir, bolluk verir. Nereye gitsen kapı, nereye gitsen bir yasak olursa bu kasılma daha da şiddetlenebilir.
Muhabir: Belgesellerden eserlerinizden internet ortamında yararlanıyoruz. Sonuçta ücretsiz izleme şerefine nail oluyoruz. Merak ettiğim bir şey de şu. Bunu eserlerden telif hakkı beklentiniz oldu mu hiç?
ADNAN OKTAR: Yok Allah’a şükür, yani Allah’a hamdolsun, hiçbir şekilde öyle birşey hiç düşünmedim de istemedim de. Allah o yüzden çok büyük bereket de verdi. Mesela bu sene 60 milyonu geçti indirilen kitap sayısı, 62 milyon küsur şu an. Yani çok çok müthiş bir müjde benim için. Ben inşaAllah ücretimi Allah’tan Allah’ın rızası olarak istiyorum. Benden razı olursa Allah o bana yeter Elhamdüllillah.
Muhabir: Şimdi sorduğum sorunun arkasından da şöyle bir şey olması gerektiğini ben düşünüyorum. Bilim Araştırma Vakfı olarak acaba başvurdular mı? Siz tabi orada onursal bir başkansınız, tabi ki orada görevli başkanlar var. Biliyorsunuz RTÜK ceza verdiği kanallara eğitici programlar yayınlamayı şart koşuyor. Umarım inşaAllah sizin belgeseller yayınlanır.
ADNAN OKTAR: Çok çok güzel...
Muhabir: Onları görürüz. Çünkü zorunlu biliyorsunuz yani RTÜK bir ceza vermiş oluyor ve sigaraydı işte kötü alışkanlıklarla alakalı belgeseller yayınlanıyor, umarım bunun yerine güzel ahlak üzerine, tapınakçılar, insanları gençleri...
ADNAN OKTAR: Darwinizm...
Muhabir: Darwinizm hakkındaki söylevlerde vuku bulur kanallarda. Ama tabi başka medya kuruluşları bunları yayınlarlar mı onu da ben bilemeyeceğim. Belki kanallarını da kapatabilirler çünkü size karşı bir gruplaşma medya da ister istemez oluştu. Onların temellerinde de neyin yattığını bilmiyorum ama herhalde artık tabi size değil de web masterınıza sormak lazım. Web sitesinize kaç tane hacker saldırdı bugüne kadar? Çünkü biraz da biz yeni gazeteciler olarak internete de vakıfız. Onları da merak ediyorum, bırakın normal sokaktaki saldırıları bir de sanal saldırılar da var. Acaba kaç bin tane saldırı yaşadınız?
ADNAN OKTAR: Hacker saldırılarına karşı bizim sistemimiz iyi donanımlıdır. Pek öyle şeylerden etkilenmez.
Muhabir: Çünkü onlar saldırıları görebilirler, görüyorlardır da ister istemez. Sonuçta bir hostinge saldırı yapılınca IP’ler tespit ediliyordur. Bununla ilgili hiç bir şikayetiniz oldu mu?
ADNAN OKTAR: Yok yok öyle birşey yapan pek olmuyor.
Muhabir: Anladım çünkü tabi yeni nesil biraz da artık internetle vuku bulmuş durumda. Haşır neşir. Tabi biraz gençliğe de artık sizin eserlerinizi kavuşturmanın zamanı. Zaten tıklama sayıları belli ki inşaAllah daha da binlerce üstüne çıkabilir. Adnan Hoca normal zamanda sonuçta bir insan, onun da ahir bir ömrü var. Günlük yaşantısında dolu değilken nasıl bir yaşam sürer?
ADNAN OKTAR: Ben her türlü güzellikten zevk alırım. Yani hep güzelliği ararım. Bahçede güzellik olsun. Mesela bir böcek de görsem çok yakından incelerim ben onu, kelebek görürüm çok itinayla izlerim. Geçenlerde bir arkadaşımızla beraberdik Peygamber Devesi denilen küçük bir böcek var. Geldi yanıma kondu çok akıllı akıllı bakıyor böyle. Kafasını iki tarafa çeviriyor. Çok uzun süre izledim. Hareketleri, hatta aldım eve de götürdüm onu sonra. Bir kutuya koydum. Beni Allah’ın yarattığı her güzel olan şey çok etkiler. Çok özenli ve çok güzel yaratılmış varlıklar. Mesela fosiller de benim için çok ilginçtir. Her türlü fosili çok detaylı incelerim, yaklaşık 100 milyon fosil var yaratılışı ispat eden. Yani hiç değişmemiş. 100 milyon yıllık, 200 milyon yıllık, 300 milyon yıllık. Bunların her yerde sergileri oluyor. Çok şükür arkadaşlarımız bu konuda çok imkan sağlıyorlar. Orada da mesela bakıyorum yusufçuk aynısı. 100 milyon 150 milyon yıllık hayvan hiç değişmemiş. Yani o tarz araştırmalar veyahut da kediler köpekler tavşanlar hepsi benim çok hoşuma gider. İnsanlarla konuşmak, ahbap olmak, sohbet etmek ve işte güzel yiyecekler... Güzel müzik hepsi hoşuma gider. Yeter ki güzellik olsun.
Muhabir: Benim ismim de Adnan olduğu için Adnan kelimesinin anlamını sormak istiyorum.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Adnen Cennetlerinden geliyor biliyorsunuz, ahirette inşaAllah Allah Cennet nasip ederse Adnen cennetleri vardır. O kökenden gelir. Bir de Peygamber Efendimizin soyudur, Peygamber Efendimizin soyadıdır Adnan. Muhammed Adnan’dır Peygamberimizin soyadı Adnan’dır. Ve ilk başlangıçtaki bilinen dedesi de odur. Oradan da Hz. İbrahim’e dayanıyor sonuç olarak. Fakat bilinebilen tesbit edilebilen şeceredeki ilk başlangıçtır. Onun için Adnaniler’den gelir Peygamber Efendimiz. O yönden de tabi şeref duyuyorum.
Muhabir: Şimdi aynı ismi taşıdığım için...
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah...
Muhabir: Şöyle de bir nüansla ben tarihten baktığım zaman isminiz hem idealist olarak Türkiye’nin gündemine damga vurmuş insanlardan oluşuyor. Ama nedense o insanlar asılmışlar, trafik kazası, Adnan Kahveci’te olduğu gibi ama sonuçta hep bir idealizmi hep yolsuzluklarla haksızlıklarla savaş var. Acaba bu ismi size bahşedenler büyükleriniz acaba ilerde hep böyle olacağınızı bilerek mi bu ismi kulağınıza üflediler. Yoksa Allah’ın lütfu mudur?
ADNAN OKTAR: Tabi Allah ilham ediyor, yani kaderde. Mesela sizinle röportajımız kaderde, benim bütün konuşmalarım kaderdeydi. Ben kelimesi kelimesine daha annemden doğmadan bunları konuşmuştum. Şu içtiğim ıhlamur ne kadar olacak, kaç yudumda içeceğim bunlar da kaderimde belliydi. Aynısı oluyor. Yani kader geriye çevrilse yine gelse yine aynı şeyleri yaparız yine aynı yudumlar olur yine aynı sohbet olur hiçbir şey değişmez. Adnan Menderes’in kaderiydi o, Adnan Kahveci’nin kaderiydi. İnşaAllah bizim kaderimizde Türk İslam birliğine vesile olmak olur inşaAllah. Milletimizi böyle güçlü refah içinde, neşe içinde, bayram sevinci içinde görmek olur. Ki ben inşaAllah bu umuttayım ve bunun yüzde yüz olacağına inanıyorum inşaAllah. Zaten bunu toplum da görecek. 10 yıl içinde yaklaşık büyük bir Türk İslam birliği oluşacak, Türkiye dünyanın en büyük devleti olacak. En büyük süper devleti olacak ve tek gücü olacak. Bunu CIA de söylüyor, Amerikan istihbaratı da söylüyor, Rus istihbaratı da söylüyor, bütün dünyada bu konuda bir ittifak var. Dünyanın en büyük devleti olacağına dair. Çünkü bizim bir manevi gücümüz var. Manevi güç dehşetli bir güctür. Muazzam bir güçtür. Manevi gücün karşısında hiçbirşey duramaz Allah’ın izniyle. Yani manevi hırs, manevi kararlılığın üstünde hiçbir şey duramaz. İnşaAllah biz bu hırsla bu imanla ve bu kararlılıkla bu büyük yapıyı oluşturacağız inşaAllah. Türk İslam birliğini oluşturacağız. Ve Türk Devleti de bu şerefli birliğin başında olacak ve insanları mutluluğa sevinçe ve güzelliğe gark edecek inşaAllah.
Muhabir: İnşaAllah. Ben teşekkür ederim röportaj için.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
Muhabir: Sorduğum sorular umarım sizi mutlu etmiştir çünkü sonuçta bu röportaj umarım tarihe nakledilecek.
ADNAN OKTAR: InşaAllah.
Muhabir: Sonuçta her şey kaderde ortaya çıkacak. Umarım başka bir gün daha farklı şeyleri de sizden duymak isterim. Çünkü 12 yıl önceki bir yazdığınız yazı bugün vuku buluyorsa herhalde sizden çok öğrenilecek şeyler var. Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ben de teşekkür ederim. Şeref verdiniz, lütfettiniz. Teşekkür ederim.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...