Ekin TV: Evet sevgili Ekin TV izleyicileri, bugün gerçekten çok güzel bir program, özel bir program. Ben öyle inanıyorum ki şu an Ekin TV izleyicileri ekranlara kitlenmiş, biz çünkü alt yazı olarak geçtik, sevgili Hocamız, Adnan Oktar Hocamız ile mükemmel sohbet edeceğimize inanıyorum.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Ekin TV: herkes onu merak ediyordu, nerede ne yapar acaba? Bizler aslında sorularımızı hazırlarken sevgili hocam halkın merak ettiği soruları hazırlayarak geldik. Ben öyle inanıyorum ki bizi şu an Türkiye’nin 81 ilinde Ekin TV izleyicileri sizlerin az önce de yayınladığımız belgeselin ardından düşüncelerinizi çok merak ediyorlar. Gerçekten aslında Türkiye olarak değil Dünya insanları olarak doğru bilgilendirilmeye ihtiyacımız olduğu bir dönemde beraberiz ve biz öyle inanıyoruz ki bu sohbetin o konuda yararlı olacağına inanıyoruz. Sevgili Adnan Hocam önce bir sizi tanıyabilir miyiz? Adnan Oktar kimdir, sizi tanıyalım ardından sorularımızı soralım.
ADNAN OKTAR: Evet, 2 Şubat 1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Sonra 1979 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine geldim, İç mimari bölümüne, orada 83 yılına kadar devam ettim. 83 yılında da İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne kayıt yaptırdım, orada bir süre devam ettim, terör anarşi nedeniyle de bir süre sonra okula devam edemedim. Hayır varmış kitapları hazırladık, CD’ler yaptık, makaleler hazırladım. Birçok kitap hazırladım biliyorsunuz, 300 ü aşkın, o yüzden ben bunda hayır olduğunu düşünüyorum.
Ekin TV: Evet hocam, şimdi sizin bir ilk bir kitabınız var. O zaten izleyicilerimiz biliyor. Yahudilikle ilgili, bu kitabınızı bir açıklar mısınız? O kitabınızı çıktığı, çıktıktan sonra ne tür olaylarla karşılaştınız çünkü kamuoyunda çok dikkat çeken ve sizin gerçekten başınızdan geçen bir olaylar olmuştu. Bu konuda bir açıklama alabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de yahudilik bilinmiyordu, siyonizm de o kadar ne olduğu bilinmiyordu, ateist siyoninzmin ne olduğu, masonluk hakkında da geniş bilgi insanlar için çok önemliydi. Masonlukla ilgili kitaplar vardı ama daha çok hakaretamiz, böyle hayali izahlardı. Ben bilimsel delillere dayalı teknik açıklamalarla, bol dökümanla çok doyurucu şekilde bu kitabı hazırladım. İlk defa milletimiz masonluğu çok kapsamlı olarak anlamış oldular, zaten çok büyük heyecan meydana getirdi kitap. Türkiye’de hemen hemen girmediği ev kalmadı diyebilirim. Yahudilikle ateist siyonizmin arasındaki farkı çok detaylı anlattım, ateist siyonistlerin yaptığı zulmu anlattım, ateist siyonistlerle masonların bağlantısını belgelerle açıkladım o açıdan çok doyurucu oldu. Ama tabii ondan sonra hesabını bizden sordular.
Ekin TV: bundan sonra ne tür olaylar gelişti hocam, nelerle karşılaştınız? Sordular derken ne tür soru sordular, ne tür yargılamalar oldu?
ADNAN OKTAR: Evet, ilk biliyorsunuz bir tımarhane ziyaretimiz başladı. Böyle şuuru kapalı, saldırgan akıl hastalarının bulunduğu çok eski bir bina vardı. Bizi alıp oraya götürdüler. 300 akıl hastasının içine koydular ama üstü başı perişan, kiminin üstünde kıyafet yok, kimi yerlerde debeleniyor, bağırıyor çağırıyor, kimi ağlıyor, öyle yani. Tabiiri caizse rezalet bir ortam. Bir de üstüne üstlük bana adli tıpta ayağıma da zincir vurdular. Yani akıl hastalarına cinayet işlemiş akıl hastalarına böyle birşey yapılmıyor fakat bana yaptılar. Ayağıma zincir vurunca bu sefer namaz kılarken ayağımın biri havada kaldı, şöyle bir parça. Rica ettik dedim bir zincir ilavesi daha olursa, çok uzun süre sonra ikinci bir zinciri kabul ettiler. Bir elli atmış santim daha zincirimiz oldu sonra bizim. Konforumuz artmıştı.
Ekin TV: peki hocam o zaman süreci, ne kadar kaldınız orada?
ADNAN OKTAR: 10 ay kaldım.
Ekin TV: 10 ay kaldınız.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: Peki normalde şimdi bir insanın psikolojik olarak o tür olaylarla beraber olduğu zaman çok ciddi bir etkisi olmuyor mu? Yani etkilenmediniz mi, anlatıyorsunuz, normal düşünen bir insanı oraya aynı şekilde bıraktığınız zaman psikolojik olarak etkilenmiyor mu?
ADNAN OKTAR: işin doğrusu bir insan bir saat beli dursa günlerce etkisinde kalır ve hakikaten dengesini bozabilir. Değil ki öyle bir hafta on gün benim bildiğim sıhhatli bir insanın dayanabileceği bir şey değil. Allah korudu. Allah muhafaza etti, aslan gibi girdik aslan gibi de çıktık. Hiçbir şey de olmadı maşaAllah, elhamdülillah.
Ekin TV: O herhalde hocam kalpten inanmak değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii imanın bereketiyle Allah koruyor.
Ekin TV: Tabiii inanmak böyle. Şimdi biz maalesef yaz sıcak oldumu bir normal ayakkabı giydiğimiz zaman psikolojik olarak etkileniyoruz. Ama asker botu giyiyor o inanç olduğu için ama ayağı hiç de yanmıyor. Şimdi normal bir kapalı ayakkabı giydiğimiz zaman hemen dert yanıyoruz. O öyle olsa gerek.
ADNAN OKTAR: Tabiii tabiii inanç evet.
Ekin TV: Hocam kitaplarınızdan bahsettiniz şu ana kadar kaç kitap 300 e yakın...
ADNAN OKTAR: 300 ‘ün üstünde şu an maşaAllah.
Ekin TV: Bunların önemli ve çok dikkat çekenlerin birkaç tanesini söyleme imkânınız var mı?
ADNAN OKTAR: Bence en önemlisi tabii dini konuları tenzih ederim, Yaratılış Atlası’dır yani tabiii diğer kitaplarımda tabii çok mükemmeldir o anlamda ama diğerleri önemsizdir diyemem de. Fakat yaratılış Atlası Darwinizme, Materyalizme, Komünizme, Faşizme çok ciddi darbe vurduğu için ve dünya çapında sansasyon meydana getirdiği için, Fransa’da, İngiltere’de Amerika’da şok meydana getirdiği için ve basını da ayaklandırdığı için çok önemli görüyorum o kitabımı.
Ekin TV: Çok güzel. Hocam bugün Muharrem.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdüllilah.
Ekin TV: Şimdi biz maalesef ben hep bunu doğal olarak sormak istiyorum. Yeryüzüne yeryüzünün en değerli varlıkları olarak yani insan olarak varlıkları olarak Peygamber efendimizin soyundan bugüne varlığımızın en güzelliğini yaşattığımız insanlar olarak bugün Muharrem. Ama dünyada bugün nasıl karşılıyor insanlar veya Muharremi Muharrem gibi değerlendirebiliyor muyuz, o günü anabiliyor muyuz?
ADNAN OKTAR: Şiilikte de sunnilikte de Muharremin değeri bilinir. Genellikle insanlar o günü oruçla geçirirler. Sizden de maşaAllah öyle gördüm çok sevindim. Bayağı takdir ettim, Allah’a çok şükür, Elhamdülillah. Fakat tabiii Muharrem biliyorsunuz bütün tarihi önemli olayların olduğu gün olması açısından da çok önemlidir. Yani Allah’ın seçtiği önemli bir gündür. Bir çok felakette Muharrem ayında olmuştur, bir çok kurtuluş ve güzellikte Muharrem ayında olmuştur. Muharremin biri özellikle ve Muharrem ayı çok hayatidir Müslümanlar açısından. Ama tabii bu zamanla daha iyi anlaşılıyor. İnsanların bilgisi kültürü arttıkça, İslam’ı tanıdıkça bu konuda daha bilinçleniyorlar daha iyiye doğru gidiyorlar.
Ekin TV: Şimdi hocam bizim yeni nesil doğacak çocuklarımız veya şu an Türkiye genelinde Muharrem Aşure günü geldiği zaman İmam Hüseyin’in o gün niçin şehit olduğunu ve o günün neden şehit olduğunu bir kısaca özetleyebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Aslında evet genel olarak o kadar bilinmiyor tabii, gençler arasında da insanlar arasında da o kadar bilinen birşey değil. Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi tabii çok akıl almaz bir olaydır. Karşı tarafın bunu yapması da tam bir deli cürretidir ve delice bir pervasızlıktır ve çok büyük bir acımasızlıktır. Öldürülüş şekli de içler acısıdır, Cenab-ı Allah onun şahadetini inşaAllahkabul etti, Allah O’nu inşaAllahcennetine aldı. Fakat tabii bu bir mantıktır bir mantık bozukluğudur. Demek ki halis olan samimi Müslümanlara böyle şeyler yapılabiliyor. Onun için Peygamber Efendimiz ehli beytinin acılar çekeceğini hatta Hz. Mehdi’nin de acı çekeceğini belirtmiştir. Ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi’nin de acılar çekeceğini, insanlar tarafından zulme uğrayacağını, hatta hapse konulacağını açıklamıştır, anlatmıştır. Hz. Hüseyin’in şahadeti de onun güzelliğini arttıran cennet gülü olmasını sağlayan bir vesiledir. Bugün onu böyle coşku ile seviyorsak bu kadar derin bir muhabbetle onu seviyorsak hatta insanlar gözleri yaşararak onu hatırlıyorsa bu bir coşkunun muhabbetin ve sevginin tecellisidir. Yapılan zulmün açıklaması yok tabii. Rezalet, vicdansızlık, ahlaksızlık. Açıklanacak bir yönü yok onun. Yapanların da çok büyük bir ahlaksızlık yaptıkları açık ortada. Onun için bunu sadece Müslümanların ibret alması açısından önemli görüyoruz. Mesela Hz. Yusuf’a yapılan zulüm ne ise Hz. Hüseyin’e yapılan zulüm de odur. Ve hatta ehli beyte yapılan diğer zulümler ne ise yine o da aynısıdır.
Ekin TV: Şimdi Hocam bir babanın soy ismi, kardeşlerin soy ismi aynıdır. Ama kız evlendiği zaman soy ismini ayırır. Bugün Türkiye’de mezhep olarak ırk olarak ayırdığımız birçok mezhep ırk var. Muharrem ayını tüm lazı, alevisi, kürdü, çerkezi, sü muharrem nnisi nasıl karşılamalı? Muharremi nasıl bilmeli, bilgilendirebiliyor muyuz? Şimdi aslında bunu söylemek istiyorum hocam, özür diliyorum. Şimdi örneğin bir erkek evladı evlenir soyismini asla değiştiremez. Biz peygamber Efendimiz soyundan gelen insanlarız. Ama bugün maalesef parçalanmışız, bir ama kız evladı evlendiği zaman soyismi değişir. Onla, ben Nihat Tanrıkulu benim erkek kardeşlerimle erkek çocuklarımın soyismi Tanrıkulu olarak devam eder, ama kız evlendiği zaman gideceği eşinin soy ismini taşır. Bizler Müslüman olarak Muharrem ayını genel Türkiye’de tüm yaşayan mezhepler ve ırklar olarak anlatabiiliyor muyuz veya ne derecede bulabiliyoruz?
ADNAN OKTAR: Anlatılamayan o kadar çok şey var ki, bir kere çocuklara maymundan geldikleri anlatılıyor. Bir kere bunun ortadan kalkması lazım. Teori gibi anlatılıyor ama gerçek gibi anlatılıyor. Halbuki darwinizmin açmazlığı, sahteliği, bir oyun olduğu, insanları Allah’ın yarattığı açık açık insanlara anlatılması lazım. Mesela 100 milyon fosil var yaratılışı ispat eden, mesela gençler bunu bilmiyor. Gizleniyor bu. Atın evrimi diye sahtekârlıkları var biz bunu çok detaylı anlattık. Darwin’in bir sahtekârlığı bu. Ben bunu çok açık detaylı anlattım. Kafatasları ile ilgili aldatmacalar var, bunları anlattık. Ama bunları gençler bilmiyor. Dinle ilgili de birçok konuyu da bilmiyorlar ama Muharremi de zaten onun devamı olarak bilmiyorlar.
Ekin TV: Şimdi hocam...
ADNAN OKTAR: Hepsini tenzih ederim tabii, bilenler de var.
Ekin TV: biliyorsunuz Türkiye’deAlevi, dindaş kardeşlerimiz var, cemevlerinin ibadethane olmadığını söylerler veya şia yine onlarda ehli beyt soyundan gelen şia kardeşlerimiz var, yani bizler Caferiler olarak bizlerin de camii cemaatlerinin devletten bir destek almadığını görürüz. Önce ben cemevlerinin ibadethane olmadığını söylüyorlar. Bu konuyla ilgili bilgi alalım ardından diğer soruya geçelim.
ADNAN OKTAR: Cemevlerinde toplanıyorlar Allah’ı anıyorlar, Allah sevgisinden bahsediyorlar, Hz. Ali’ye olan muhabbetten bahsediyorlar, ehli beyt sevgisinden bahsediyorlar. Tabii ki bu bir ibadettir, oraya Allah rızası için geliyor insanlar. Eğlenmeye gelmiyorlar, gönülleri açılsın, ruhları ferahlasın, Allah’la bağlantıları güçlensin diye geliyorlar. Hakikaten de bir manevi feyz ve derinlik alarak oradan gidiyorlar. Dolayısıyla tabii ki ibadet yeridir. Niçin ibadethane olarak kabul edilmesin. Onların evleri de kardeşlerimizin ibadethanedir. Toplandıkları her yer ibadet yeridir tabii ki.
Ekin TV: Yani o zaman bunu söyleyebiliyoruz, Türkiye’de onlar da vergi veriyor. Onlar da her türlü bu vatana hizmet ediyor, cemevleri olarak her türlü hakka sahiptir.
ADNAN OKTAR: Yani aksini iddia etmek buna cevap vermek bile bana şaşırtıcı geliyor. Tabii ki Allah için toplanan insanlar tabii ki Allah’ı anıyorlar. Allah âşıkları, ehlibeyt âşıkları onlar, orada toplantılar bir muhabbet ve sevgi ortamı oluyor. Ve o coşkuyu yaşıyorlar, Hz. Ali’ye onun nesline, ehlibeyte, Hz. Muhammed’e (sav) herşeyin üstünde Cenabı Allah’a karşı coşkun muhabbetlerini sunuyorlar. Bu ibadet değil de nedir?
Ekin TV: Siz Cemevine hiç gittiniz mi hocam?
ADNAN OKTAR: Söz aldik bir ağabeyimiz var o da Alevi. İnşaAllah birlikte gideceğiz.
Ekin TV: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Ekin TV: Ben öyle inanıyorum ki sizin cemevleri konusunda da bir katkınız olur, cemevlerine İnşaAllahyardımınız olur. Hocam şimdi biliyorsunuz Türkiye’de cemaat ve partiler var. Bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz? Cemaatlerle ilgili ardından siyasi partilerle ilgili sorularınızı alalım.
ADNAN OKTAR: Yani nurcu tabir edilen nur talebeleri onu kasdediyorsunuz değil mi?
Ekin TV: Evet
ADNAN OKTAR: Bunlar hep Türkiye’nin güçlü dinamikleri. Yani böyle Türkiye’nin çimentosu olan gruplar. Hem imanı güçlendiren, Allah sevgisini arttıran, vatan millet sevgisini arttıran insanlar, bu konuda samimi gayret gösteren insanlar, bağlayıcı insanlar. O yönüyle çok güzel. Ben bir kere bütün cemaatlere özgürlük verilmesi, onların daha özgür olmaları taraftarıyım. Tabii onlar belirli bir olgunluğa da ulaştılar yani zaman içinde çok çok olgunlaştılar. Ufukları açıldı, daha sevecen daha sevgi dolu hale geldiler. Yani Türkiye’de bugün bir irtica tehlikesi, bir çılgınlık tehlikesi yok. Yani bütün cemaatler olgundur, Osmanlı’dan gelen bir aklıbaşındalık ve dengelilik vardır. Böyle makul bir yapıları vardır. O yönüyle teşvik edilmesi ve takdir edilmesi gereken gruplar. Mesela Mahmut Hocamızı tanırım ben, Nakşibendi şeyhi. Elini öptüm, yerine gittim, ona saygımı sevgimi gösterdim. Çok aklı başında bir insan, çok tutarlıdır yani yatıştırıcıdır. Mesela bir kargasa, bir fitne, bir anarşi onun ruhunda yoktur. Nur talebeleri de öyledir, gayet makul insanlardır. Ama Alevi kardeşlerimiz de can ciğer bizim aslanlarımız tabii ki. Hem cesaretleriyle, hem şevkleriyle, hem iradeleriyle, kararlılıklarıyla Türkiye için bir güçtürler, bir manevi ayrı bir dinamiktir onlar da. Allah onları böyle ayrı bir ruhta yaratmış yani bütün bizim milletimiz gibi cesur olurlar, Alevilerin özelliğidir. Acıya ve zorluğa dirençli insanlardır. Böyle yiğittirler, Allah’ın hikmeti, eskiden beri öyle gelirler. Bir gelenek olarak ruhlarında var o, maşaAllah, o Hz. Ali’den alınan bir feyz, Peygamber Efendimiz’den alınan bir feyz herhalde inşaAllaho. Herhalde demeyeyim öyle inşaAllah. Bütün milletimin ben çok insancıl ve güzel huylu olduğunu görüyorum, yani baskıya layık insan ben göremiyorum Türkiye’de. Yani baskının kalkması gerekir. Son derece özgür olmaları gerekir. Çünkü vatanını milletini seven insanlar. Laikliğe, devlete, cumhuriyete sahip çıkmış insanlar. Makul, tutarlı insanlar, bu insanlara karşı derin bir şefkat ve sevgi olması lazım. Ama sadece biz dindarlar değil, dine inanmayanlara da aynı şekilde özgürlük tanınmasından yanayım ben. Sadece belirli bir grubun veya belirli bir düşüncenin özgürlük hakkı vardır demiyorum. Solcular da özgür olsunlar, sağcılar da özgür olsunlar. Herkes düşüncelerini efendice, sevgiyle, şefkatle ve tutarlılık içinde sunsunlar diyorum.
Ekin TV: Şimdi hocam cemaatlerle ilgili çok bölümler anlattınız. Şimdi Türkiye üzerinde gerçekten çok ciddi oyunlar oynanıyor.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: ciddi oyunlar oynanırken de tabii ki hemen cemaatlerle ilgili yoğunluk olan kurumlar veya inançları kullanarak veya mezhepleri, ırkları kullanarak Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar. Bugün örneğin biz Çanakkale’de Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Azerisi hepsi orada şehit oldular. Şehit olmalarının tek amacı vardı. Bu topraklar için, bu vatan için. Türkiye’nin haritasını onlar mezura ile değil gazete kuponuyla değil, kan dökerek aldılar. Onlar kürttü, lazdı, çerkezdi veya cemaatin, her cemaatin orada bulunan atalarımız oradaydı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah çok güzel özetti maşaAllah.
Ekin TV: Şimdi neden Türkiye’nin üzerinde bu derece oyunlar oynanıyor, bu konuda ne söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin üstünde pek oyun oynayamazlar. 71 öncesinde öyle birşeyler yaptılar ama bizim milletimiz müthiş şuurlandı. 71, 81 arasındaki o çile ve ızdırap döneminde bizim milletimiz çok uyandı ve çok güçlendi. Bundan sonra bizim milletimizi öyle kolay kolay kimse kandıramaz. Biz alevileri seviyoruz, bektaşileri seviyoruz, Caferileri seviyoruz, onlar da Sünni kardeşlerini seviyorlar, dostuz ve kardeşiz. Bizi hiç kimse de bölemez. Yani istediklerini yapsınlar ellerinden geleni ardlarına koymasınlar. Çok şuurlu ve akıllı bir milletiz. Biz öyle çocuk gibi kandırıp böyle galeyana getireceklerini zannedenler çok aldanıyorlar. Dünyanın en akıllı, en müşfik, en dengeli, en tutarlı insanları Türkiye’dedir onu söyleyeyim, boşa uğraşırlar.
Ekin TV: Hocam şimdi maalesef uğraştıkları zaman da çok ciddi darbeler yiyoruz. Bugün PKK sorununu yaşıyoruz, kürt kardeşlerimizle ilgili çok ciddi problemler yaşıyoruz. Her geçen gün farklı olaylar oluyor ve her gün bir şehidimiz var. Yani önüne gelen, sivil toplum örgütleri zaten dünyada bir çok ülke sivil toplum örgütlerinin birlikleriyle başarılar getirmişlerdir. Ama Türkiye’de çok farklılardır. Sizler gibi önemli noktalarda halka hitap eden hocalarımız, cemaat önderlerimiz, siyasi başkanlarımız veya toplum örgütü başkanları vardır. Şimdi halkımız neden bilgilendirilmiyor, belki de o kaousun getirdiği bir krizi yaşıyor Türkiye. Gerçekten insanlar aç.
ADNAN OKTAR: Bunun tek çözümü var. Maddi ve manevi tek çözümü var: Türk İslam Birliği’dir. Türkiye’nin liderliğinde, Türk devletlerinin desteğinde, evet ve bütün İslam ülkelerinin de içine katılacağı dev ve kocaman bir İslam Birliği. Dünyanın en dürüst, en efendi, en güvenilir, en efendi, süper yapılanması olacaktır bu. NATO’dan daha büyük, AB’den daha güçlü, askeri yönden de, siyasi yönden de, ekonomik yönden de dünyanın en büyük gücü haline gelecektir. Ne anarşi kalır, ne terör kalır, ne hayat pahalılığı kalır, ne şu kalır, ne bu kalır. Ama bu konuda hırs yapmak lazım. Herkesin her yerde Türk İslam birliğine olan arzusu iştiyakı çok iyi vurgulanmalı. Mesela resmi makamlara dilekçe yazılabilir, yazılar yazılabilir, kahvehanelerde sohbet edilebilir, konuşmalar yapılır. Televizyon konuşmaları her şeyle bunun çok ciddi gündem yapılması lazım. Yani o kadar mantıksız ki bizim birleşmememiz. Yani aynı soydanız, aynı dindeniz, aynı ırktanız, yani her şeyimiz bir, bir sürü kapı var, açılsın o kapılar. Azerbaycan’ın kapıları açılsın, Gürcistan’ın kapıları açılsın, İran’ın kapısı açılsın, Irak’ın Suriye’nin kapıları açılsın, Türkistan’ın kapıları açılsın. Rahat rahat gidip ticaret yapalım, sohbet edelim, konuşalım. Onlar bizim canımız ciğerimiz parçamız, kardeşlerimiz. Yani kapıya gittiğimizde biz niye pasaport gösterelim, normal arabayla basıp geçelim.
Ekin TV: Yani burada böyle kısaca böyle özetleyebilir miyiz? Maalesef bugün Amerika’nın ve Türkiye’ye giren Çin’in mallarını biz üreten değil de tüketen haline geldik. İslam birliğini gerçekleştirdiğimiz zaman biz kendimiz üretip, kendimiz satıp, üreten ve tüketen bir konuma gelip ve hiç bir güce yenik düşmeyeceğiz mi söylüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Bir kere Avrupa’yı biz o zaman zengin ederiz. Avrupa yaşlı bir toplum, Amerika zaten ekonomik olarak çökmek üzere. Amerika’nın ve Avrupa’nın ve Çin’in kurtuluşu da buna bağlı. Allah’ın izni ile Rusya’yı da Türk İslam Birliği içine alacağız, bu da var çünkü çok yüksek nüfusa sahip Rusya’da ki Türklerin sayısı ve İslam da çığ gibi yayılıyor Rusya’da. İslam’ın sevgisi coşkusu yepyeni bir dinamik, yepyeni bir heyecan verecektir topluma. Yani böyle olaylarda muazzam bir heyacan meydana gelir. Yepyeni bilimsel buluşlar olur, yepyeni mimari anlayışları gelişir, medeniyette adeta bir patlama meydana gelir. Yepyeni bir sevinç anlayışı meydana gelir. Yani durgunluk ve durağanlık kalkar. Yani bir bendin önünde su bendinin önünde ki ağacı kaldırdın mı, su coşku ile akmaya başlar. Onun gibi. Adeta bir deniz boşalacak Allah’ın izni ile Türk İslam Birliği olduğunda. Buna doğru gidiyoruz, zaten bunun engellenecek bir yönü yok. Kimse bunu engelleyemez ayrıca. Bu bir kader Allah’ın izni ile. Mutlaka olacak bu. Ama herkes bunu coşku ile teşvik etsin, desteklesin, dilinde sürekli bunu değerlendiren bir insan zaten büyük hizmet etmiş olur.
Ekin TV: Şimdi hocam Türkiye’de çok ciddi bir kriz yaşıyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: Partilerle ilgili buraya getirmek istiyorum, sorumu bu şekilde sormak istiyorum. Cemaatlerle ilgili genel olarak toparladık ama. O zaman halkımız bunu, bu düşünceye özgü olan siyasi partileri mi desteklemeli? Veya bu gücü İslam Birlğine destek verecek, Türkiye’nin ekonomisini düzeltecek, Türkiye’nin önce kendi “önce can sonra canan” diyoruz ya, önce kendi içindeki bu ekonomik krizi çözmesi için kendi inandığı bir siyasi gücü önce bulmalı ki, ardından bu söyledikleriniz. Çünkü bunu bir devlet başarabilir. Ama bugün maalesef gerçekten Türkiye’de çok ciddi kriz var. Ama kriz mi denir ne denir? Yani insanlarımız parti konusunda mı birleşmeli diyorsunuz eğer siyaset olduğu zaman?
ADNAN OKTAR: İnanç ve aşk konusunda birleşecekler. Bizim partilerimiz hemen hemen aynı konuda müttefikler zaten. Büyük birlik partisi bu düşüncededir, Türk İslam birliğini savunur, MHP bunu savunur, AKP de bunu savunuyor, Saadet Partisi de bunu savunuyor. CHP de savunuyor. Yani bu aşk ve coşkunun topluma yansıması biz niye duruyoruz denmesi gerekiyor, neyi bekliyoruz denmesi gerekiyor. Çünkü bir denensin yani Azerbaycan’a girişte pasaport kaldırılsın, vize kaldırılsın. Ermenistan’ın sınırı açılsın, İran sınırı açılsın, Irak sınırı açılsın. Hiç bir şey olmaz, yani hayret edilecek bir zenginlik hayret edilecek bir kolaylık olur. Konu zannettiğiniz gibi uzamaz. Veyahut zannedildiği gibi uzamaz, sizleri tenzih ederim. Hemen hallolur ve kimse de buna itiraz etmez. Bu bir mutluluk başlangıcı, bir düğün sevinç başlangıcıdır.
Ekin TV: Peki hocam Ermenistan Türkiye ilişkileri konusunda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Onlar bize Allah’ın emaneti. Bize bundan 150 yıl önce, 160 yıl önce omünist derin devlet kendince birşeyler yapmaya başladı. Darwinizmin ortaya çıkışıyla ve ayırdılar. Kardeşlerimizle bizim aramızı ayırdılar, onları aldılar bir yere koydular. Şimdi biz diyoruz ki onların kapılarını açalım. Ermenistan çok fakir durumda, o insanlar adeta oraya sıkışıp kaldılar. Kapıları açılsın, gelsinler Türkiye’ye biz de oraya gidelim. Türkiye’nin adeta orası bir parçası gibi olsun. O kardeşlerimizi bağrımıza basalım eskisi gibi, çok fazla paşamız çıktı Ermeni, sanatçılarımız çıktı, bilim adamlarımız, doktorlarımız çıktı. Yine gelsinler o güzel yönleriyle akıllı yönleriyle hizmet etsinler, biz de oralara gidip hizmet edelim. Güzel bir kardeşlik ortamı olsun, tamamen sunidir bizden ayrılmaları. Bir de aramızda hiç bir konu yok. Oturup boş yere yok özürdür, yok nazırdır. Böyle bir konu yok. Müslümanlıkta af vardır. Biz bize yaptıklarını affediyoruz, onlar da öyle kalplerinde herhangi bir yanlış yönlendirmeden kaynaklanan bir burukluk varsa zaten onu düşünecek kurumda değiller. Onun peşine düşüp intikam alma arzusu içinde değiller. Çünkü intikam anıtını bizim Cumhurbaşkanımız oraya gittiğinde değişik bir şekle soktular, ışığını söndürdüler. Işığını söndürmek ne demek, bu yapıt tamamen gereksiz. Biz bunu yıkalım, kaldıralım anlamına geliyor bu. Işığını söndürmenin anlamı budur. Çünkü karanlıkta birşey kaldıysa yok olmuştur o. İşte Ermeniler bize burada o jesti yaparak gerçek samimi düşüncelerini bize göstermiş oldular. Onlar intikam alsın da ne yapsın. Özürü nazırı ne yapsınlar, öyle bir konu yok, zaten özürlük bir şey de yok. Biz kardeşiz, zamanında faşistlerin komünistlerin yaptığı provakosyonlar ve oyunlar olmuştur. Zulümler olmuştur, bizim kardeşlerimize karşı çok büyük olaylar yapmışlardır, oyunlar oynamışlardır. Biz alicenap bir milletiz, Allah’ın izni ile biz onları affediyoruz, kafamızda tutmuyoruz, aklımızda tutmuyoruz. Biz kendi çocuklarımızı, kardeşlerimizi bağrımıza basmak istiyoruz Ermenileri. Açacağız sınırlarını ve içiçe olacağız bu kadar. Ve bu konuyu da unutacağız. Bir daha kimsenin ağzına bu konuyu almasını da istemiyorum ben. Yani geçmişte şu oldu bu oldu, bıraksınlar bunu. Sanki gözüyle görmüş gibi anlatıyor. Nereden biliyorsun ne olduğunu sen? O dönem savaş dönemiydi, kargaşa dönemiydi yani her türlü olayın olduğu dönemdi. Oturup o dönemi sürekli kurcalamanın bir alemi yok. Şefkat merhamet ve sevgi esastır. Konuyu bu kadar uzatmanın bir mantığı da yok. Alır getiririz kardeşlerimizi bayram günü gibi olur ortalık. Mesele de biter.
Ekin TV: bunu peki şu ortamda başarabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Şu an da da istiyor Ermeniler, araya provakosyon yapan masonlar komünistler oyuncular çıkıyor, sanki kendilerince sekteye uğratacaklarını zannediyorlar ama onların oyunlarına gözü kapamak lazım. Yani oturup onların kirini seyretmemek lazım. Bütün millet onların kirini seyrediyor, çirkinliğini seyrediyor. Bıraksınlar bunu. Yani tabii ki bunu engellemek isteyecek adamlar. Şeytanın taraftarları tabii ki birşeyler yapmaya çalışacaklar. Buna en güzel cevap hiç cevap vermemek, adam yerine koymamaktır. Doğrudan biz yapacağımızı yapalım, açalım kapıları, kardeşlerimizi bağrımıza basalım. Gelsinler gençler üniversitelerimizde okusunlar, biz de oraya gidelim. Oraya hastaneler yapalım, yollar açalım, parklar bahçeler yapalım. Konu bitsin.
Ekin TV: Hocam şimdi bir seyircimizin bir sorusu var. Bu ekonomik sorunların çok ciddi bir şekilde gündemde olduğunu söylüyorlar. İnsanlara tavsiyeniz ne, ne öneririsiniz yani ekonominin bu gününde, çok kötü olduğu bu gününde?
ADNAN OKTAR: Bir kere bunun ilk başlangıçtaki çözümünü söyledim Türk İslam Birliği’dir. Bu Allah’ın bizi mecbur ettiği, Cabbar ismiyle bize ittiği, zorla bize yaptıracağı bir sistemdir. Türk İslam birliğinin hatta haftalar günler içinde olması gerekiyor. Yani çok süratli olması gerekiyor. Ama ilk tedbir olarak alınacak şeyler şöyle düşünülebilir şöyle söyleyebilirim. Bir kere çok tevekküllü olmak lazım, stokçu kafadan kaçınmak lazım. Yani parayı biriktirmek, yiyecek biriktirmek, mal biriktirmek yanlış. Çok az da olsa fakirlere mutlaka para verilmesi, dağıtılması lazım, bu çok büyük bereket olarak geri döner. Yani mesela yüzbin lirası varsa onun onbin lirasını verse de olur. Yani mutlaka paranın ve malın dağıtılması lazım. Ama tabii acil tedbir olarak şunları söyleyebilirim: Tarıma çok önem verilmesi gerekiyor. Hayvancılığa çok önem verilmesi gerekir. Sağlık ve enerji sektörüne. Bu dört sektör çok önemlidir. Hayvancılık, tarım, sağlık ve enerji sektörü. Yani bunun bir kere devlet tarafından tam korunup kollanması gerekiyor. Bununla ilgili bütün yan sanayilerin de korunup kollanması gerekiyor. Onun dışında da tevekkül ve kardeşlik ruhunun çok güçlü olması. İşin doğrusu bu kriz bize o anlamda pek dokunmaz. Yani inancımızdan dolayı, ahlakımızdan dolayı, yapımızdan dolayı dokunmaz. Ama zenginlik refah ve güç için mutlaka Türk İslam Birliği, hiç gecikmeden. Bunun başka hiç bir çözümü yok. Bunun yapılması durumunda haftalar içinde günler içinde bu büyük nimetin etkilerini görmeye başlarız. Yani hayret edilecek bir sevinç ve hayret edilecek bir zenginlik ve gelişme olacaktır. Yani herkes şaşırır meydana gelen zenginliğe.
Ekin TV: Hocam şimdi zenginlerimizin veya zenginlerin paylaşımcı olmalarından söz ettiniz. Şimdi ben gülüyorum biraz da üzülüyorum. Türkiye’deki tabii ki tamamına söylemiyoruz, bugün gerçekten çok ciddi yatırımlar yapmış, çok ciddi zenginlerimiz var. Ama maalesef son krizlerde Türkiye’ye değil dışarıya, örneğin bugün 7 milyon işçi çalıştıran tekstil kurumu bitmek üzere, tükenmek üzere. Ama tekstilde belirli bir güce sahip olmuş, onu sizin söylediğiniz paylaşımcı mantığı ile değil, hani kendisini besleme mantığı ile 300’e yakın dev şirket bugün yabancı ülkelerde hizmet veriyor. Binlerce insan orada çalışıyor ve Türkiye’de iki milyon tekstil işçisi boş kalmış. Yani bunu mu söylemek istiyorsunuz. Onlar kendi topraklarında kalıp sadece paylaşımcı, sadece fakire vermek değil, fakire iş vermek de önemli değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii benim bu söylediğim acil tedbir açısından. En makbulu fakir çalışıp kazanmaktan çok zevk alır ve o onun çok hoşuna gider. Ama acilse yapacak birşey yoksa ilk tedbir olarak doğrudan yardım yapılması lazım. Mesela Güneydoğdu’da da öyle, geçenlerde söylemiştim epey oluyor. Güneydoğu’da kardeşlerimize yiyecek ve giyecek yardımı yapalım dedim. Geçenlerde büyük bir gazete böyle bir kampanya başlattı. MaşaAllah çok hoşuma gitti. Gerçi biraz gecikmeli yaptılar ama sonunda yaptılar çok iyi oldu.
Ekin TV: Şimdi kampanya ile ilgili söylediniz, hocam ben kendi şahsımla ilgili bir soru sormak istiyorum çünkü tam yeri geldi. Biz medya kurumları olarak veya program yapımcıları olarak bizler çok önemli noktadayız. Projeler, kampanyalar çok önemli. Biz Erzincan’da 3 bin öğrenciye yardım kampanyası olarak gitmiştik.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: ve o köydeki öğrenci kardeşlerimize yardım, ben o dağ köyünde bir okula gitmiştim, Ekin TV izleyicileri hatırlarlar. Kara lastik deriz, kara lastiklerini telden dikip pense ile burkup ve önlüksüz çocukların okul sıralarında karton kağıtları yırtıp bir kalemle ders yaptıklarını görmüştük. Biz o görüntüleri gelip yayınladığımız zaman buradan kardeş okullar tayin edip oradaki köylerimize yardımlar gitmişti. Ve 81 ili Çanakkale’ye götürme sevdasını orada denizin üzerinde “hadi çocuklar Çanakkale’ye” rüyasını görmüştüm. 81 ile seslenmiştim ve 81 ilde Türk Eğitim Sen’in de desteğiyle örgütlenerek aynı anda Cumhuriyet tarihinde ilk kez 500 otobüs 24 bin 200 kişi Çanakkale’de buluştuk.
ADNAN OKTAR: Hay MaşaAllah. Çok güzel olmuş maşaAllah, eline sağlık, Allah razı olsun.
Ekin TV: Türk dünyasından, Mekke’den, Medine’den, Kerbela’dan, 81 ilden, Anıtkabir’den bir avuç toprak götürüp 57. alayda bir çınar ağacı dikmiştik. 250 bin şehidin ismini künyeleştirip 25 binini o gün o kampanyada dağıtmıştık. Çok zor söylemişlerdi, biz buna söylemiştik. Biz inanırsak, inandığımız zaman biz Türk insanları olarak başaramayacağımız hiç bir şey yoktur.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah. İnşaAllah.
Ekin TV: Şimdi medya kurumlarının bu konuda çok ciddi faktörleri var. Bu tür kampanyalar olduğu zaman sizin ne tür katkılarınız oluyor veya siz ne tür projeler kampanyalar tavsiye edersiniz?
ADNAN OKTAR: Tabii hep acillik esastır, benim ilk acil konum Türk İslam Birliği ile ilgili kültürel bir kampanya. Bunun her yerde ciddi olarak dillendirilmesi, gündem olması ve bu konunun hırs yapılması. Çünkü bu aşk işidir, şevk ve heyecan işidir, durduk yere olmaz bu. İkincisi fakir insana şimdi sana iş buldum çalış, sonra sana para vereceğim değil de zaten acil var. Acilde hemen kan serum veriliyor değil mi, önden bir kan serum verilmesi lazım. Buralardan kamyonlarla elbise göndermek, mesela üç beş tane yün kazağı olan bir insanın çoğu genelde fazla olur birkaç tanesi fazla oluyor. Alsınlar mesela bir kutu oluşturalım atılsın içine, koyalım, gönderelim. Bizim insanlarımız mütevazi mazlumdur. Sessiz sedasız dağıtılsın, ben bunu aylar önce söyledim. Daha yeni başladılar bu konuda faaliyetlere ama Elhamdüllilah yine iyi, çok güzel. Fakat bu kışa kıyamete kadar beklemenin de bir alemi yoktu. Tabii bu şekle girinceye kadar beklemenin de bir alemi yoktu. Ama tabii İslam’da en önemli konulardan bir tanesi yardımdır. Çünkü Allah diyor ki ayette şeytandan Allah’a sığınırım, “ihtiyaçtan arta kalan”, ihtiyaçtan arta kalan nedir? Benim kardeşim orada yani eğer söylediğiniz gibi ayakkabısını telle tutturuyorsa, kara lastiği...
Ekin TV: Telle, kara lastik...
ADNAN OKTAR: Evet, kara lastiği beklenecek bir durum olur mu? Yani ne varsa artık Allah’ın izni ile kendini mağdur etmemek şartıyla mutlaka bunu yapacak. Hatta gerekirse kendini de mağdur edebilir. O da bir yiğitliktir. Değil mi bizim Anadolu’muzda ahlak budur. Yani kendin üşürsün onların sıcak yerde olmasını sağlarsın. Kendin kuru ekmek yersin, onlara koyun keser onu yedirirsin Anadolu ahlakı budur. Dünyanın en mükemmel ahlakı bizdedir. En güzel İslam ahlakının yaşandığı yer Türkiye’dir. Ben onun için Türk İslam aleminin lideri olsun diyorum Türkiye. Yani Anadolu’ya bir git, mesela Amasya’ya git, Turhal’a git, Antep’e git, Diyarbakır’a git, her yerde bir güzellik görürsünüz, her yerde bir candanlık. Çünkü bizim insanımız çile ile yoğurulmuş yüksek ahlaka evliya ruhu ile yükselmiş insanlardır. Evliya karakteri almışlardır, yani Türkiye bir çilehaneye dönmüş ve o çile içinde yetişmişlerdir. Çok derin ve çok güzel insanlardır. Hepsi olgundur, aleviler de öyledir, Bektaşiler de öyledir, Sünni kardeşlerim de hepsi öyledirler. Benim mesela Bektaşi eniştelerim vardı, çok çok candan insanlardır, çok sevecen, böyle neşeli, dışa dönük, hikmetli konuşan, olgun ve nezih insanlardı. İnsanlarımıza güzel gözle bakmak onlara sevgi ile yaklaşmak çok önemli.
Ekin TV: Bu benim projem konusunda gerçekleşmiş 81 ille Çanakkale’ye ve kutsal toprakları Mekke, Medine hala en önemli olan Kerbela, şehitlerin efendisi İmam Hüseyin’in toprağını Türkiye için şehitler olana toprağı getirip çınar ağacı dikilip, o çınar ağacının kökleri şu an uzuyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Bu konuda ne söylemek istersiniz, bu da Türkiye’nin ihtiyacı olduğu bir projeydi.
ADNAN OKTAR: Yaptığın hizmeti anlattın, ben bir şöyle dondum yani maşaAllah çok çok hoşuma gitti. Açıkça söyleyeyim hayret ettim yani maşaAllah, böyle bir yiğidin çıkması böyle güzel bir hizmet yapmanız muazzam bir şey. Çok şaşırtıcı oraya gençleri toplayıp Çanakkale’ye götürmeniz, Çanakkale ruhunu onlara vermeniz, o aşkı, heyacanı onlara vermeniz, ki birleştiricilik açısından da çok mükemmel bir çalışma olmuş. Böyle kardeşlik ruhu açısından da çok mükemmel olmuş. Yani tarihi bir çalışma. O çok açık yani onun hiç düşünülecek bir yönü yok. Çok mükemmel, inşaAllahtekrarı olsun, daha da gelişsin, daha da güçlensin.
Ekin TV: Şimdi biz 24, hocam bizim için ilginçtir. Sevgili programımızın genel koordinatörü Sevgi Hanım ile biz bu konuyu bazen tartışırız. Ayın 24’ünde ben bir inaç olarak bir soru şeklinde sormak istiyorum. Erzincan’a gittim tarih 24, 24 Kasım Öğretmenler Günü, Öğretmenlerin Sendikası bu projeye destek verdi, 24 Mayıs’ta Çanakkale’de buluştuk, 24 Erzincan’ın plakası çıktı, Bismillah Rahman Rahim’in rakamı 24, yeryüzünün en değerli saati 24, altının en değerli ayarı 24...
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Çanakkale’de buluşan 500 otobüsün, bir otobüste 46 kişinin toplam toplamını topladığınız zaman 24 bin 200 kişi. Bu bir tevafuk mudur hocam, bunu inanç konusunda nasıl yorumlarsınız?
ADNAN OKTAR: ve bunların hepsinin benim üzerime, bana denk gelmesi çok ayrı bir duygu. Bunu çok değerli bir hocamız bana söylemişti, neyin üzerinde gittiğinin farkında mısın demişti. Siz bir yazar olarak, bir hocamız olarak bu konuda ne tür yorumlarsınız, bu bir tevafuk mu?
ADNAN OKTAR: Sen ehli beytten, Resurullah’ın soyundan nurani, efendi, aslan gibi bir yiğit kardeşimizsin. Ehli beytin nurunu taşıyorsun maşaAllah, Allah tabii ki böyle konularda halishane, samimi çıkan kullarına yardım eder ve bunu da böyle tevafuklarla hayret edecek bazen rakamsal bazen uygun rastgelmelerle, tevafuk dediğimiz rastgelmelerle Allah teyit eder, gösterir, yani bunun makbuliyetini insanlara hissettirir. Yaptığın güzel eylemin makbuliyetini sana Allah hissettirmiş bunun kaderde olduğunu gösteriyor. Allah şunu demek istiyor: Ben yarattım, seni vesile ettim, güzel bir yoldasın, inşaAllah devam et. Bu anlama gelir bu inşaAllah.
Ekin TV: O zaman biz her 24 Mayıs’da 81 ilden, Mekke, Medine ve Kerbela’dan bir şaşal su getirir her sene gider orada 24 Mayıs’da bu kampanyayı devam ettirir, o sularla karma sularla kutsal toprakları sular, çınar ağacının kökleri atalarımızı sardığı müddet içinde onları, ben öyle hissediyorum onlar şu an bizi, şu an bizi, ben öyle inanç olarak söylüyorum onlar bizi seyrediyor şu an. Beni belki de onlar konuşturuyor, söyletiyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Onlar bizi yönlendirecektir, 81 ili elele Sarıkamış projesi başlattım.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.
Ekin TV: Şimdi Çanakkale denilir de Sarıkamış unutulur mu?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Şehit denilir de gazi unutulur mu? Biz cumhuriyet tarihinde ilk kez gazileri anma gecesi yaptık. 15 gün önce tarihi belirledik. Sevgili programımızın nitekim organizatörü Ekin TV olarak ve sanatçı kardeşimiz Sevgi Ateş’le beraber oraya gittik. İbrahim Arıklı’nın organize ettiği gazileri anacağımız gün, 15 gün önce belirledik. O gün istiklal gazisini kaybettik, ve o gaziler rozetini bana takmıştı, ben onu hiç çıkarmıyorum, kalpaklarını da bana takmışlardı.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah.
Ekin TV: 81ili Sarıkamış’a götürmeyi düşünüyorum.
ADNAN OKTAR: O çok çok çok güzel olur maşaAllah, bak işte dedim ya demek ki Allah seni görevlendirmiş bu konuda, Allah seni vesile ediyor, çok çok güzel olur. Orada şehit olmuş olan kuzularımıza inşaAllahgüzel bir jest olur, inşaAllahcennetlerinin derinliğini güzelliğini daha da arttırır inşaAllahbu hizmetiniz inşaAllah.
Ekin TV: Hocam bir sorumuz geldi, Filistin konusunda çözüm olarak ne dersiniz, neler dersiniz hocam?
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimize var gücümle bağırıyorum, bakın Filistin ile ilgili gösteri yapan kardeşlerimiz ısrarla Türk İslam Birliği’nin üstünde dursunlar yani bunun kurtuluşu budur. Açık açık söylüyorum Türk İslam Birliği’nin dışında Filistin’in kurtuluşu olmaz. Türk İslam Birliği oluştuğunda Filistin sorunu o gün biter. Böyle bir konu olmaz, kimse Müslüman kanı dökemez. Kimse cesaret edemez öyle olduğunda. Anarşi terör o gün biter yani tek çözümü ana çözümü görmezden gelmek olmaz. Bu Allah’ın gücüne gider, Allah Müslümanların birlik olmasını istiyor, bizim milletimiz Türk milleti bu konuda öncü. Türkiye’nin öncülüğünde Türk Devletlerinin desteklediği büyük bir Türk İslam Birliği’ni hemen oluşturalım. Bunun önünde bir engel yok. Çünkü bu bir sevgi barış ve kardeşlik birliği. Bu diğer devletleri, diğer insanları da değerli gören onlara saygı gösteren bir sistem. Ve biz İsrail’deki Musevileri de kurtarmak istiyoruz, onlar da bu belanın içine sokuluyorlar. Onları da İsrail’deki ateist siyonistler mahvediyor, eziyor. Onlar da çile içinde, onlar da rahatsızlar. Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, İsrail hepsi Türk İslam Birliği’nin içinde olacaklardır, kardeşçe ve dostça yaşayacağız. Bunun gecikmesi doğru değil, Allah bizim birlik ve beraberlik içinde olmamızı istiyor. Müslümanlıkta birlik ve beraber olma vardır. Bunun gecikmesinin bir açıklaması olmaz. Bunu biz Allah’a anlatamayız ahirette. Allah Müslümanların birlik ve beraber olmasını açık açık Kuran’da belirtiyor. Türk İslam Birliği’nin gecikmesi demek, bu zulmün, bu acının, bu ızdırabın bitmesi demektir. Hem ekonomik yönden, hem sosyal yönden her yönden ızdırap çekeriz aksinde. Bunu herkes dillendirsin, gündeme getirsin, çok acele edelim bu konuda.
Ekin TV: Peki hocam siz bu konuda diğer İslam ülkelerine gezi yapıyor musunuz, ziyaretler yapıyor musunuz, bu konuda onlara da bilgilendirme yapıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Ben yabancı elçilik mensuplarıyla görüştüm,
Ekin TV: Çok özür dilerim hocam, çok ciddi bir şekilde her konuda tek çıkış noktası olduğunu söylüyorsunuz. Peki bu konuda sizin İslam ülkelerinde görüşmeleriniz neler?
ADNAN OKTAR: Bütün İslam ülkeleriyle ve bütün Türk devletlerinin hepsi ile görüştük, açıkça söyleyeyim. Hepsi istiyorlar, bir tane Türk devleti buna karşı değil, hatta şaşırıyorlar neyi bekliyorsunuz diyorlar. Yani bu konuda sitemkarlar, niye bekliyorsunuz diyorlar. Yani getirin teklifi birliği hemen oluşturalım diyorlar.
Ekin TV: Yani önderliği merkezi Türkiye’nin olmasını istiyorlar ve başkanın, komutanın, yönlendiricinin de Türk siyasilerinin olmasını istiyorlar.
ADNAN OKTAR: Tabii, tabii evet tabii. Çünkü Türkiye’de bir Osmanlı tecrübesi ve bir devlet tecrübesi var. Yani bu herkesin kabul ettiği bir şey ve çok iyi yetişmiş kadromuz var bizim. Çok seçkin siyasilerimiz var, çok seçkin liderlerimiz var. Yani bunu Türkiye çok çok kolay başaracak güçte. Mısır da istiyor, İsrail dahi geçenlerde söylediler. Diyorlar ki onlar: Siz on tane asker, bir tane de çavuşla bu bölgeyi yönetiyordunuz ve hiç bir sorun da çıkmıyordu. Biz koskoca bir ordu ile burada başaramıyoruz, burada düzeni sağlayamıyoruz ve kendimiz de sıkıntı çekiyoruz diyorlar. Kendimiz de acı çekiyoruz, etrafımızı da bir anlamda huzursuz ediyoruz şeklinde konuşmuşlar. Demek ki Osmanlı’nın evlatlarına Türk milletinin bu yiğit fertlerine ihtiyaç var. Türk askeri nereye gitse alkışlarla sevgiyle karşılanıyor, muhabbetle karşılanıyor. Nereye gitse. Beklenmesi Allah katında sorumluluk getirebilir, getiriyor da, bu beklenecek bir şey değildir, bunun hemen yapılması lazım.
Ekin TV: Peki bu konuda Türkiye’de siyasi partilerle veya bu konuda müdahale edecek çok ciddi kurumlarla görüşmeler yaptınız mı? Veya önerilerinizi sundunuz mu yazılı veya sözlü olarak?
ADNAN OKTAR: Ben bu konuları gündeme getirdikten sonra AKP’de maşaAllah muzazzam bir atak oldu. Türk İslam Birliği ile ilgili çok ciddi ataklar oldu ki harunyahya.org, harunyahya.net, harunyahya.com sitelerinde girenler, yani Harun Yahya nokta tabii hepsinde noktalarımız var bu sitelere girenler buradaki detayları görürler. Hakikaten ellerinden geleni yapıyorlar ama kamuoyundan, zeminden çok ciddi bir destek, teşvik ve istek gerekiyor. Yani hükümetler böyle hareket eder, yani kamuoyunun isteğine göre hareket eder.
Ekin TV: Yani sivil toplum örgütleri, medya kurumları, iş adamları, inanç önderleri...
ADNAN OKTAR: Çok güzel...
Ekin TV: Efendime söyleyeyim komutanlar, bir kişiye değil üç kişiye hitap eden işadamları, yani insanlara sesini duyurabilecek konumda olan...
ADNAN OKTAR: Herkes...
Ekin TV: Örneğin Aleviler bile mesela biz neşrediyoruz, bizler medyacı kurumlar olarak çok önemliyiz. Bir hocamızın Kuran’ı Kerimden aldığını mimbere nasıl çıkıp ondan aldığını insanlara vermeyi biliyorsa, medya da bizler aynı konumdayız. Bu koltukda ben şu an iki kişiyiz karşılıklı ama biz milyonlara ulaşıyoruz. Yani siz bizlere sesleniyorsunuz, sivil toplum örgütlerine sesleniyorsunuz, cemaat önderlerine sesleniyorsunuz, sendikalara sesleniyorsunuz, doğru mu hocam?
ADNAN OKTAR: Doğru tabii çok güzel.
Ekin TV: Şimdi ikinci bir sorumuzu soralım, sayın Adnan Oktar manevi değere ihtiyacımız var. Ali Önder soru iki.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: Ali Önder yani manevi değere ihtiyacımız var diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Yani manevi değerlere ihtiyacımız var mı demek istiyor...
Ekin TV: Evet.
ADNAN OKTAR: Pek tabii. Zaten bizim yaşayış amacımız manevi değerlerdir. Sevgi, şevkat, merhamet, dürüstlük, yardımseverlik, Allah sevgisi, Allah korkusu, ahiret inancımız, vatan millet sevgimiz, bayrak sevgimiz. Yani bizi biz yapan öğeler bunlar, bunlar yoksa zaten bizim yaşamımızın da bir anlamı kalmaz. Tabii ki bunu çok iyi değerlendireceğiz, manevi değerlerimize çok önem vereceğiz. Ben bunun için benim sitelerimi tavsiye ederim. harunyahya.net ve harunyahya.org sitelerini tavsiye ederim. Çünkü orada kitapları ücretsiz indirebiliyorlar, yani çok geniş bir site. 300’ün üzerinde eser var. Yaklaşık 45 bin sayfalık hatta daha da fazla bir bilgi hazinesine ulaşmaları mümkün. Bir de çok güvenilir, hem bilimsel, akılcı, mantıklı ve herkesi kucaklayan, herkese sevgi gösteren üslupla yazılmış eserler. Yani böyle bölünmecilik, tarafgirlik düşüncesi içinde olan bir yapı da göremezler, o yüzden ısrarla tavsiye ederim.
Ekin TV: Evet hocam şimid çok güzel şeyleri konuşuyoruz. O yüzden ben de sormak istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk bugün yaşasaydı bu sorunları yaşar mıydık?
ADNAN OKTAR: Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk yapacağı şey Gazimizin, Türk İslam Birliğini çoktan oluştururdu. Çünkü eskiden beri herkese söylüyoruz anlatıyoruz Atatürk Türk Birliği’nin çok üstünde durmuştur. On yıl önce de biz İstanbul’un bütün sokaklarını afişlerle donatmıştık. Türk Birliği ile ilgili olarak. Türk Birliği demek Türk İslam Birliği demektir çünkü Türk ülkelerinin hepsi Müslüman zaten maşaAllah. Ama hristiyan olan kardeşlerimiz de bize Allah’ın bir emaneti, Museviler de bize Allah’ın bir emaneti. Onlar bizim bir güzelliğimiz rengimiz. İslam Birliği ile de Atatürk’ün çok kapsamlı açıklamaları vardır ve ısrarla üzerinde durduğu bir konudur. Mesela Atatürk’ün bir vasiyeti vardır daha hala açılmadı. Benim kanaatim orada Türk İslam Birliğini vasiyet ediyor olabilir Atatürk. Ve ahir zamanla ilgili çok önemli çok hayati konuları açıklıyor olabilir. Benim kulağıma o yönde bilgiler geldi, mesela bunlar açıklansın. Bunlar çok güzel olur.
Ekin TV: Evet hocam şimdi, Mustafa Kemal Atatürk bu konuyla ilgili Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığınız kitaplar var.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: Bu konuda bazılarını açar mısınız? Atatürk’ün inançları ile ilgili, biliyorsunuz, maalesef biz örnek vermek istiyorum. Bir kontör, kazı kontör cep telefonunuza kontör alıp yükleyeceksiniz, onu kazımadan rakamları görüp cep telefonunuza yükleyemezsiniz. Ama biz öyle bir farklı insanlarız ki birisi kalkmış diyor ki işte ben bu kazı kontörü kazımadan kontörü yükledim. Ona bile inanıyoruz, hayır kardeşim kazıyacaksın, numarayı göreceksin, ondan sonra cep telefonuna yükleyeceksin, konuşacaksın. Yeter artık biz insanları bu derece de basit düşüncelerle yönlendiremezsiniz. Şimdi birçok komutanlarımızın ve Atatürk’ün üzerinde birçok yanlış söylemler yapıldı. Siz Atatürk’ü nasıl anlattınız veya siz kazıdınız kazı kontörü, Atatürk’ün yüreğini nasıl anlattınız?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet, Atatürk’ümüz aslanların aslanıdır. Çok yakışıklı, çok akıllı, medarı iftiharımız olan yiğit bir Osmanlı Paşasıdır ve yiğit bir Türk paşasıdır ve başkomutandır. Atatürk’ün dindarlığı yani birçok insanın elde edemeyeceği dindarlık derecesindedir. Mesela Kuran tefsiri yaptırmıştır, Elmalı tefsirini ki çok önemlidir. Buhari’yi, Sahihi Buhari’yi yani sahih hadis kitaplarının en önemlisi olan Buhari’yi tefsir ettirmiş ve onu bastırmış, hatırlattırmıştır. Diyanet işleri başkanlığını kurdurmuştur, yani devletin en büyük teşkilatı Diyanet İşleri Başkanlığı. Ve dini samimi ve dürüst olarak yaşamamız için bir sistem kurmuştur. Münafıklığı ortadan kaldırmıştır. Münafıklık yolunu kapatacak laiklik sistemini oluşturmuştur. Ve samimi Müslümanlığı yaşamamız için yolu sonuna kadar açmıştır. Zaten işgali nasıl kaldırdığı, düşman işgalini nasıl kırdığı daha hala insanların anlayamadığı bir mucizedir yani harikadır. Allah’ın ona bir lütfudur. Atatürk’ümüze bir lütfudur. Yani çünkü tamamen parçalanmış yok olmuş bir devleti, milleti yeniden inşa etti, Allah O’nu vesile etti maşaAllah. Allah ondan razı olsun. Ve bir Kuran aşığıdır o Hazreti Gazi. Her akşam muntazam Kuran tilavet ettirip onu dinleyen ve ondan çok zevk alan bir insandır. Kuran’ın hem manasını araştırıp inceleyen bir insan hem de Kuran tilavetinden çok zevk alan bir insan. Özel hafızları vardı mesela bu pek bilinmiyor. Özel hafızları vardı Hazreti Atatürk’ün ve insanlara çevresindekilere de Kuran dinletip, kendisi de dinleyip bundan zevk ve feyz alan bir insandı. Onun için Atatürk’ü insanlar tanıdıkça daha da severler, daha da onun değerini bilirler. Ama bu gerçek yönleri ile anlatmak lazım. Antikomünistti, “Beyler” diyor “Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir.” Ağzından nur akıyor nur, maşaAllah. İşte onun için diyorum işte aslanların aslanı diye, birçok yöne vardır. Mesela mason locasını kapatmak, kim cesaret edebilirdi? Osmanlı’dan Abdülhamit dahil hiç bir kimse cesaret edememiştir. Aslan gibi hemen kapatacaksınız demiştir o akşam anında kapatılmıştır mason locaları. Yani dünyanın hiç bir yerinde insanlar buna cesaret edemez mason locasını kapatmaya. Böyle bir yiğitlik de göstermiştir, anlat anlat bitmez Atatürk’ün yiğitlikleri.
Ekin TV: Siz Atatürk’ü en içten hangi kitabınızla insanlara anlattınız?
ADNAN OKTAR: Atatürk’le ilgili benim kitaplarım tamamı. Onu ayırdetmek olmaz.
Ekin TV: Ama hangisini tavsiye edersiniz? Ve hepsini de almaları lazım?
ADNAN OKTAR: Atatürk ansiklopedisini tavsiye ederim o zaman.
Ekin TV: Çünkü o çok önemli. O zaman Atatürk’ün gençleri olarak Sarıkamış’tan sonra Anıtkabir projem var. Elele Anıtkabire’e 81 ili. Orada da bir şapka, albay şapkası düşünün, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Çanakkale’de giydiği şapkayı. Bir tarafında Çanakkale abidesi, bir tarafında Sarıkamış abidesi, ortada da Anıtkabir hadisesi. Biz Atam 81 ili Çanakkale’ye götürdük, 81 ilin mezura ile değil gazete kuponu ile değil, bugünkü bizleri lafla aldatanlar, lafla değil kanlarınızla, yüreklerinizle savaştığınız biz o toprakları götürdük Çanakkale’ye döktük, bir çınar ağacı diktik, Sarıkamış’a ve Anıtkabir’e götürmek istiyorum. Milyonlarca gencimizin tarihi selama gitmesini istiyorum ve buradan Ekin TV izleyicilerine de sesleniyorum. Çanakkale’yi biz başardık. Bu sadece Nihat Tanrıkulu ile olmaz. Bizim kampanyalarımızla olmaz. Adnan Beylerle olmaz. Biz hepimiz bir olmalıyız. Hepimiz bu projeleri içimizde benimsemeliyiz. Sizin ısrarla üstünde durduğunuz İslam Birliği projesi gibi. İnanmalıyız biz o zaman tarihi selama binlerce şapka yapılıp Anıtkabir’in önünü düşünün. 81 il, Çanakkale, Sarıkamış, Anıtkabir’de biz inşaAllahsizlerle birlikte hep beraber oraya gideriz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Ekin TV: Hocam şimdi burada bir sorumuz daha var. Ben öyle inanıyorum ki bu konuda çok ciddi benim kendim de beklediği bir soruyu sormak istiyorum. İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor, herkes aslında tedirgin. Biliyorsunuz 1999’da çok ciddi bir deprem yaşandı. Tedbirler ne kadar alındı, alınmadı bir soru hali ama insanlarımız yine daldı bir rüyaya gitti. Unutuldu deprem, İstanbul’da bir deprem bekleniyor, bu deprem konusunda düşündüğünüz ya da söylemek istediğiniz?
ADNAN OKTAR: Bakın bir müjde vereyim inşaAllah. Mehdi’nin zuhur edeceği yerdir İstanbul, çok mübarek ve özel bir beldedir. Ahirzaman eşhaslarının zuhur ettiği bir yerdir. Ve Mehdi’nin görev yapacağı bir yerdir. İstanbul’a hiç bir şey olmayacak söyleyeyim inşaAllah. İstanbul bilakis mamur olacak ve çok da güzel olacak. Ve deprem de dikkat ederseniz, deprem belli bir yere kadar geldi İstanbul’dan yerin altından geçti ve İstanbul’a dokunmadı ve yeniden çıktı. İstanbul’a dokunmadan geçmiştir deprem, insanların bu hiç dikkatini çekmedi, bu çok büyük bir olaydır. Bu çok büyük bir olaydır. Bakın deprem belirli bir yere kadar geldi yerin altına geçti İstanbul’a dokunmadı ve başka bir noktadan çıktı. Ve İstanbul’a dokunmamıştır deprem. Ve İstanbul’a da Allah’ın izni ile hiçbir şey olmayacak söyleyeyim, inşaAllah.
Ekin TV: Şimdi çok ciddi bir iddia. İstanbul’a kadar geldi, İstanbul’a dokunmadı, ama bilim adamlarımız İstanbul’da ciddi bir deprem beklenildiğini söylüyor. Bu da burada değil farklı bir şekilde mi?
ADNAN OKTAR: Ben de bunu söylüyorum. Yani hatta hatta 100 yıl kadar, 100 yıla yakın İstanbul’da deprem beklemesinler. İnşaAllah. Mehdi’nin zuhur edeceği yerdir diyorum, yani özel bir beldedir, burası özel olarak Hazreti Fatih tarafından özel fethedilmiştir. Mehdi’ye kolaylık sağlanmıştır. Ve Mehdi’nin zuhur edeceğini biliyordu Hazreti Fatih burayı fethederken. Hatta önce fethetmek istemedi biliyorsunuz, gerekçesi neydi burayı Mehdi fethedecek onun için ben fethetmek istemiyorum dedi. Hocası dedi ki Akşemsettin, “orayı sen maddeten fethedeceksin, Mehdi’de manen fethedecektir.” Ondan sonra ikna oldular, Fatih ondan sonra fethedildi. Camilerle, güzelliklerle İstanbul süsleniyor ve hazırlanıyor. Mehdi’nin zuhur yeri olarak hazırlanıyor ve büyük güzelliklerin büyük ihtişamların yeridir İstanbul. Nazlı bir şehirdir ve güzel bir şehirdir. Allah’ın izni ile hiç bir şey olmayacak söyleyeyim inşaAllah.
Ekin TV: Şimdi İstanbul Türkiye’nin en büyük metropol şehirlerinden birisi. O zaman bizi şu an Türkiye’nin her yerinden seyreden vatandaşlarımız insanlarımız var. İstanbul’da yaşamak amaçlı değil gezmek amaçlı bir önerisini yapalım. Çünkü İstanbul gerçekten büyüdükçe diğer illerimizin toprakları üretim konusunda küçülüyor, bu konuda illerimize İstanbul konusunda göç etmesini mi istersiniz gezmesini mi istersiniz? Şimdi öyle bir övdünüz ki, İstanbul’a şu anda hazırlanıp İstanbul’a göç etmek isteyenler vardır.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu sözümden sonra daha da yoğunlaşabilir gerçekten... Ama tabii şehrin yayılması çok önemli. Özellikle merkezi noktaların İstanbul’un dışına doğru çekilmesi, büyük kurumların, büyük şirketlerin, İstanbul dışında olması çok çok önemli. Ben bunu daha önce de belirtmiştim, daha yeni yeni bu konuda bazı sözler duyuyorum ama bunun ciddi bir politika olarak uygulanması gerekiyor. Bir kere şöyle bir bağlık bahçelik yapalım, açalım bu ataları yurdunu, yani bu kadar içiçe bu kadar sıkışıklık olmaz. Her yer deniz, her yer güzellik. Türkiyemizin maşaAllah her yeri denizle dolu. Tamam bizim milletimizde bir deniz sevgisi bir deniz muhabbeti var. Ama İstanbul’un da güzel olması gerekiyor. Yani buraya yoğunlaşarak güzelleştiremeyiz. Biraz açmamız gerekiyor yani fazla olan binaların hafifletilmesinde çok fayda var.
Ekin TV: Hocam bir şey dikkatimi çekti şimdi. Sohbetlerimizin içinde özellikle yapılanları ve yapılmaya müdahale edilenleri siz daha önce açıkladığınızı söylüyorsunuz. Çok ciddi dikkatimi çekti. Siz örneğin diyorsunuz ki bu kağıt burada durmamalı, burada durmalı. Siz söyledikten sonra belirli bir zaman sonra o gerçekleşiyor ama ben yaptım mı deniliyor. Yoksa siz gerçekten fikir...
ADNAN OKTAR: Hayır Allah vesile ediyor, efendim...
Ekin TV: Sizden fikir mi alınıp bunlar gerçekleşiyor. Benle beraber birçok kişi söylüyor söyleyenlerden biri ben oluyorum.
Ekin TV: Yani o da çok güzel, siz söylüyorsunuz mesela bugün biz çok ciddi konulara değindik. Belki siyasi belki sivil toplum örgütleri birçok insanlarımız seyretmiştir. Sizden alarak gerçekleştiği zaman, sizde bunu ekranlarda gördüğünüz zaman ben bunu söylemiştim veya düşünmüştüm, işte mutlu oluyorsunuz demek ki. ADNAN OKTAR: Elhamdülillah mesela ben Türk İslam Birliğini savunuyorum ama MHP de savunuyor, Birlik Partisi de savunuyor, AKP de savunuyor, Atatürk’ümüz en başta savunmuş ama ben de savunuyorum. Oluştuğunda ben de o mutluluktan payımı alırım, Allah vesile etti derim, inşaAllah.
Ekin TV: Şimdi seçimle alakalı soru sormak istiyorum madem buraya geldik. Biliyorsunuz bir seçimimiz var, belediye seçimlerimiz var. Belediye seçimleri halka hizmet, belediyelikler halka hizmet, insana hizmet. İnsanlarımızı bu konuda ne tür bilgilendirmek istersiniz yani belediyelerin önemini ve belediyelerin insanlara ne tür yatırımları olması gerekir?
ADNAN OKTAR: Belediyelerden benim tamamından isteğim şu: Her şehri bağlık bahçelik yapsınlar, yani geniş alanlar açsınlar. Meyve ağacı niye dikmiyorlar ben bunu anlayamıyorum. Yani kiraz ağacı diksinler, elma ağacı diksinler, armut ağacı diksinler. Yani çocuklar gitsin onun dallarından alsınlar yesinler. Evlerin kenarlarına üzüm ekilsin, üzümler sarksın, çok güzel olur bunun görünümü. Yani niçin hiçbir yerde göremiyorum ben buna şaşırıyorum. Mesela Tokat’ta böyle değildir, Turhal’da yine meyve ağaçlarına rastlamak mümkün oluyor. Çorum’da, Amasya’da mümkün oluyor, diğer şehirlerimizde de mümkün oluyor. Ama büyük şehirlerde ben bunu göremiyorum. Meyve ağaçları çok olsun ve geniş alanlar oluşturalım. Yani sıklaşan yerlerdeki vatandaşlarımıza daha iyi imkânlar sunalım. Biraz daha geriye alarak onları, biraz daha ileriye alarak, onların da istifade edeceği geniş ve güzel alanlar oluşturalım. Çünkü böyle yeşillik, ağaçlık güzel yerler insanın ruhunu açar, çünkü bizim güzelliğe ihtiyacımız var, estetiğe ihtiyacımız var, yani beton bizi yorar, yani rahatsız eder beton. Betonları biraz açıp bilakis böyle yeşilliklerle, güzelliklerle, nefasetlerle, böyle nefis şeylerle dolduralım etrafı.
Ekin TV: Peki hocam, Türkiye’mizin birçok illerini gezdiğinizi tahmin edebiliyorum. İllerimizi gezdiniz mi tamamını veya gezmediğiniz ilimiz var mı?
ADNAN OKTAR: Ben çocukluğumda hep Tokat’a giderdim, Tokat’a giderken yol üstündeki geçtiğim bütün şehirler benim için gittiğim yerler oluyordu. Tabii mesela Çorum, Turhal, Tokat ve Amasya. Buralar ben çocukluğumda hep gittiğim yerlerdi. Mesela hiç unutmam geçenlerde de anlatmıştım otobüste giderken elma ağaçlarını elmalar otobüsün kenarlarına dokunur böyle elini uzatsan alacağın gibi olurdu. Çok şahane bir şey bu. Bayağı güzel, her yer böyle olsun. Bunun hiç bir mahzuru yok. Bir de hayvanlar, böyle küçük mesela karacalar, ceylanlar, böyle ayanlarlarda, Amerika’da da var. Hatta bazı böyle bol bol sincaplar oluşsun işte çıksınlar ağaçlara, bakalım biz onlara. Yani çok güzel olur bunlar.
Ekin TV: Doğu illerinin bildiğiniz illeri var mı?
ADNAN OKTAR: Doğuya hiç gitmedim.
Ekin TV: Şimdi bu soruyu sormak istiyorum, meyvelerden bahsettik ya hocam. Türkiye’mizin 81 ilin de toprakları çok verimli. Ben örneğin Iğdır’lıyım. Maalesef Doğu Anadolu illerimizde veya sınır illerimizde üretimi unuttu halkımız. Zaten sorun da buradan Doğu Anadolu’da terör sorunu da buradan mı çıkıyor diye düşünüyorum. Bir Iğdır’dan örneğin bir meyve gittik, bir bağ almaya. 8 ton çıkan bir bağa 1.5 milyar söylemişlerdi. 100 bin liraya bir meyvenin kilosunun geldiğini söylemişlerdi. İstanbul’da bu bunun 10 katı. Orada ama maalesef o köylüler onu üretemiyor. Tüketim var üretim yok. Bu Doğu Anadolu’da, terörün sıkça gündeme gelmesi, böyle söylediğiniz gibi işte toprağa yatırım olmamasıyla mı veya ticaretin imkânının olmamasıyla mı?
ADNAN OKTAR: PKK tabii oradaki dindar milletimizin, milletini seven insanlarımızın başına bir bela olarak sunulmuş bir çete, kan dökücü bir çete. Hayatı adeta onlara zehir ettiler, yani PKK’nın oradan çekilmesi ancak Türk İslam Birliği ile tam mümkün olur. Hatta geçenlerde söylemiştim Allah’ın izni ile 48 saat bile duramazlar. Ve konu kökünden hallolur. Çıksın bizim vatandaşlarımız orada dağlarda koyunlarını otlatsınlar, oraları eksinler, çadırlarını kursunlar. Hatta biz de onları ziyarete gidelim böyle mutlu sevinç içinde neşe içinde yaşasınlar. Ama bunun oluşması için de Türk İslam Birliğinin o muhteşem gücüne, muhteşem askeri, siyasi, politik gücüne de ihtiyaç var. Bunun oluşması durumunda PKK sorunu yani 48 saat bile sürmez işin doğrusu. Ben yani ihtiyaten 48 saat diyorum. En fazla 24 saati var işin doğrusu. Yani konu kökünden hallolur.
Ekin TV: Kürt, Türk, Laz, Alevi, Çerkez kavgasının yaratılması oradan mı geliyor?
ADNAN OKTAR: Tabii ki bölmek, işte mesela Çerkezleri ayırmaya kalkıyorlar. Ben mesela ben de Kafkas kökenliyim, Kafkasya’dan gelen bir seyidim. Türkoğlu Türküm. Ne alaka, zorla yok genetik farkları ayırarak bilmem ne. Mesela Cumhurbaşkanımıza da geçenlerde öyle bir bayan genetik inceleme yapılmasını istiyor. Yani inanılır gibi değil, çok çok ayıp yaptığı, yani çok çok yanlış, daha hala özür dilemedi. Ben özür dileyeceğini de umuyorum inşaAllah. Biz hepimiz kardeşiz, tabii ki bizim kanlarımızda birçok ırkın, bir çok kavmin genetik özellikleri olabilir. İftihar ederiz, hepimiz Allah’ın kullarıyız. Zaten biz ahirette hep beraber kardeş olacağız ama biz Türkiye’de yaşayan insanlar olarak bizim vasfımız Türk’tür. Türk’üm diyen herkes Türk’tür. Bu böyle.
Ekin TV: Hocam ahir zamandan bahsetmişken ahir zaman konusunda da bir çalışmalarınız var, bu konuyu biraz açabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Şu an biz Mehdiyet çağındayız. Hz. Mehdinin zuhuru an meselesidir. İnşaAllah Hz. Mehdi’yi yüzyüze göreceğiz. Hatta diyor Hz. Peygamberimiz, o diyor “Hz. Yusuf gibidir” diyor. “Aranızda dolaşacak” diyor, “siz onu göreceksiniz fakat tanıyamayacaksınız” diyor. “Fakat O sizi görür” diyor “O sizi tanır” diyor inşaAllah. Mehdi zuhurunun bütün alametleri oluştu. Mesela Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, Kabe’de kan akıtılması, Ramazan ayında onbeş gün arayla ay ve güneş tutulması olması, güneşten büyük bir alamet belirmesi gibi bir çok olay Peygamber Efendimiz’in 1400 sene önce belirttiği Mehdi’nin çıkış alametleridir. Bunlar oluşmuştur, Mehdi’nin zuhuru da çok çok yakındır inşaAllah, çok büyük sevinç vesilesi olacak. Hz. İsa’nın inişi yakın, en fazla 20 yıl içinde de Hz. İsa’nın nüzulünü bekliyoruz. “Hz. İsa nüzul ettiği vakit” diyor Said Nursi Hazretleri “yakın talebeleri onu imanın nuru ile tanır” diyor, “herkes tanıyamaz” diyor. “Bidayetten başlangıçta herkes tanıyamaz” diyor. Ama sonra herkes tanıyacaktır Hz. İsa’yı bütün dünyayı gezecektir, Allah, Cenab-ı Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım “Ehli Kitap’tan ona iman etmedik tek bir fert kalmayacak” diyor Allah. Herkes iman edecek diyor Hz. İsa’ya. Geldiğinde bütün insanları İslam dinine davet edecek, bütün Hıristiyanları. Bütün Hıristiyanlar alemi hepsi Müslüman olacak inşaAllah. Bu da Allah’ın bir lütfü. “Hıristiyanlık dininin de hüsnü hatimesi olarak bu şekilde bitecek” diyor Said Nursi Hazretleri. Yani en büyük dindir biliyorsunuz, “bu büyük dinin hüsnü hatimesi olarak güzel sonucu olarak güzel şekilde bitecektir” diyor inşaAllah.
Ekin TV: Hocam çok ciddi iddialarınız var. 20 yıl çok kısa bir süre ve şu an ben öyle inanıyorum ki birçok vatandaşımızın dikkatini çekti.
ADNAN OKTAR: Evet.
Ekin TV: Bu konuda biraz açılım yapar mısınız? Şahsen ben bile çok ciddi bir şekilde etkilendim. Veya hocam bir seyircimizin sorusu var. Hocam Mehdi’nin özellikleri nelerdir ve göreve başladı mı? Bununla birleştirerek...
ADNAN OKTAR: Mehdinin bir fizik özellikleri var bir de manevi özellikleri var. Fizik özellikleri Peygamber Efendimiz o kadar tarif etmiş ki Mehdi’yi, hatta ayette de işareten bir ayet var “Onu diyor çocuklarını tanır gibi tanırlar” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. Saçından bahsetmiş Peygamberimiz, mesela saçının siyah olduğunu söylüyor, kaşları kavislidir, burnu küçüktür, sakallıdır diyor, yanağında bir ben vardır, alnında bir işaret vardır diyor, göğsü geniştir diyor, karnı geniştir diyor, uylukları geniştir, yürürken adımlarını dışarıya doğru atar diyor, sırtında Peygamberimizin mührü gibi bir ben vardır diyor kalp hizasında. Ayrıca biraz üst tarafında da diyor ikinci tarafında da diyor, mersin yaprağı gibi yaprağı andıran bir ben daha vardır diyor. Yani öbürü mühür gibidir diyor, öbürü de yaprak gibi yani üç boyutlu, dışa çıkık bir ben yani yaprağı andıran bir ben vardır diyor. Biraz üst tarafında diyor. Yani orta boyludur diyor. Beni İsrail gibidir diyor, geniş ve heybetlidir görünüşü diyor. Çok kapsamlı anlatıyor. Ahlakı ile ilgili açıklamalar var. Muhittin Arabî Hazretlerinin açıklamaları var. Mesela diyor ki basiret sahibidir diyor, kutsal kitabı iyi anlaması, ayetlerin manasını bilmesi, tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi, öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması. Biliyorsunuz Mehdi kan akıtmayacaktır, uyuyan bir kişiyi bile uyandırmaz diyor. Mehdi son derece şefkatli, merhametli ve sevgi dolu olacaktır. Varlıkların sınıflarını bilmesi, yani insanların konumuna göre onlara tavır koyuyor ve hayvanlara karşı sevgisi var. Hatta diyor onun zamanında gökteki kuşlar bile onlar razı olacak diyor, denizdeki balıklar bile razı olacak diyor. Yani onun çevreci olacağı, hayvanlara bile çok derin sevgi duyacağı, onlara ortam hazırlayacağı belirtiliyor. İşlerin girift taraflarını bilmesi, yani ince detayları iyi bilir diyor. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması, bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulması, bunu açıklarken çünkü ancak o sayede yeni zuhur edecek meseleleri halledebilir diyor. Kıyamet Alametleri isimli kitabın 189. sayfasında var bu, Muhittin Arabî Hazretlerinin eserlerinden alınmıştır. Yani bu tabii bir bazen hadislerden alınma bilgiler olur, bazen Kuran’ın işaretlerinden tahmin ettiği, bildiği şeyler olabilir inşaAllah.
Ekin TV: Hocam zamanımız toparlıyoruz çünkü kısalıyor, son dakikalarımız ama çok önemli bir soru bunu sormak istiyorum. Devam ediyoruz değil mi, şimdi biraz da zamanımız olur. Bir soru geldi seyircilerimizden birisi. Alevilerin Mehdi’nin zuhurunda ve Türk İslam Birliği’nin kuruluşunda görevi olacak mı?
ADNAN OKTAR: Aleviler bizim aslanlarımız, yiğitlerimiz, tabii ki olacak. Türkiye’nin rengi ve güzelliğidir onlar, zaten hiç ayrımız gayrımız yok. Ama özellikle Alevilerin bu konuda böyle yiğitçe çok güzel hizmetleri olacağını görüyoruz, biliyoruz. Hadislerden de anlıyoruz, bu yiğit millet Türk milleti zaten Mehdinin yardımcıları olacağını rivayetlerde açık açık Peygamberimiz belirtmiş. Çok fazla hadis var, Türk milleti ile beraber hareket edeceği belirtiliyor Mehdi’nin. Alevi kardeşlerimiz de Bektaşiler de zaten mehdi âşıklarıdır onlar. Mehdilik onlar için bir coşku vesiledir, mühthiş bir heyecan vesiledir. Ama Ehli Sünnet için de bu bu şekildedir. Yani o zaman şöyle diyelim: Bütün Türkiye için bir nimet ve güzelliktir bu.
Ekin TV: Çok teşekkür ediyorum hocam.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
Ekin TV: Toparlıyoruz programımızı. Bu soruyu sormak istiyorum, son soruyu sormak isityorum.
ADNAN OKTAR: Evet buyrun.
Ekin TV: Şimdi yaşınızı soracağım ama çok sağlıklı, böyle dinç, dinamik görünüyorsunuz...
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Bunu neye borçlusunuz, ben şahsen ben de genç kalmak istiyorum. Sağlam yaşamak istiyorum, çünkü sağlam kafa sağlam vücutta olur. Bizler sağlam olmamız lazım.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.
Ekin TV: Ama metropol şehirlerde çürütüyorlar bizi. Şimdi bunu...
ADNAN OKTAR: Estağfurullah, aslan gibisin hiç bir şeyin yok maşaAllah.
Ekin TV: Şimdi bu...
ADNAN OKTAR: İman bereketi, iman, iman. İnsanın hücreleri imanı tanır, insan hücrelerinin imana ihtiyacı vardır. Onu göremediği zaman hücre büzülür, ızdırap duyar, ve hastalanır, sevgisiz insan yaşayamaz. Yani insanın bünyesi Allah sevgisine göre yaratılmıştır. Allah korkusuna göre yaratılmıştır ve imana göre yaratılmıştır. Vücut imanı göremediğinde, sevgiyi göremediğinde, Allah sevgisini göremediğinde ızdırap çeker, adeta kanserleşir vücut ve büzülmeye başlar. Bozulmalar başlar, onun için bunun çözümü imandır. Tabii biz hani genç olalım diye iman etmeyiz, iman ettiğimiz için genç oluruz inşaAllah. Ve sağlıklı oluruz, Allah’ın lütfu ile inşaAllah.
Ekin TV: Hocam ben çok teşekkür ediyorum.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ederim.
Ekin TV: Biz Ekin TV ailesi olarak sevgili yönetim kurulu başkanımız Hüseyin Yıldırım aracılığı ile biz geldik buraya. Bir söyleşi yaptık.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Ekin TV: Son sözleriniz Türk halkına neler olur ve söyleşimizde ben hep bunu programımda söylüyorum. Dost Türküler programında ne buldunuz diye. Söylemimizde nasıl buldunuz?
ADNAN OKTAR: Çok çok güzel buldum. Alevilerin, Caferilerin, Bektaşilerin güzelliklerini insanlara gösteriyorsunuz. Bir Alevi sevgisini, bir Bektaşi sevgisi, bir Caferi sevgisini kalplere rabdediyorsunuz, Allah razı olsun. Onların güzelliğini vurgulama açısından tabii bu beni coşturuyor, çok sevindiriyor. Mehdi âşıklarını, Hz. Ali âşıklarını, Allah âşıklarını gündeme getiriyorsunuz ki bizim bütün milletimiz böyledir. Hepsi aslandır benim milletimin, hepsi yiğittir. Türk Milleti dedin mi zaten bir duracaksın şöyle. Heyecan verici bir sözdür, Türk dedin mi mesela tüyleri diken diken olur, yani heyecan duyarsın. Bizim yiğit milletimiz Türk İslam Birliği’nin aslanları olarak, öncü gücü olarak bütün dünyayı Allah’ın izni ile manen fethedecekler. Bunu on, yirmi yıl içinde inşaAllahgöreceksiniz.
Ekin TV: İnşaAllah. Evet çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. İnşaAllah.
Ekin TV: İnşaAllah. Evet sevgili Ekin TV izleyicileri Nihat Tanrıkulu ile Dost Türküler programı her Çarşamba günü 7.30, 9.30 arası. Biz türkülerimize siyasi konuklarımızı da alıyorduk, ama biz Muharrem ayı olduğu için biz Muharremi işleyeceğiz. Bu konuda Caferi hocalarımızdan Sayın Şıh Ferudun hocamızı konuk alacağız ve Alevi dedelerimizden bir dedemizi konuk alacağız ve seyidlerimizin soyundan gelen bir teyzemizi konuk alacağız ve Alevi olan, Alevi kökenli olan bir sanatçı kardeşimiz NTK müzik yapım organizasyonunda koordinatörlüğünü yapan sevgili Sevgi Ateş Hanım konuğum olacak. Kaçırmamanızı tavsiye ediyorum, hocam sizin de kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, inşaAllah.
Ekin TV: Çarşamba günü...
ADNAN OKTAR: Bende seyidim, seyitleri çok severim maşaAllah, İnşaAllah görürüm kardeşlerimi.
Ekin TV: Çarşamba günü görüşmek üzere diyoruz...
ADNAN OKTAR: Ama bütün milletimi seviyorum tabii, hepsini, hepsini inşaAllah.
Ekin TV: Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
Ekin TV: Sağolun.