Muhabir: Merhaba Sevgili İzleyiciler, tarihin başkenti İstanbul’dan hepinize sevgiler, saygılar. Ekranları başına hepiniz hoş geldiniz. Bakalım öncelikle ekranları başında kimler var? Bu yayın şu anda kimlere ulaşıyor. Sizlere ben ileteyim müsaadenizle. Erzincan’dan Can TV, Adana’dan Ceyhan TV, Siirt’ten Kanal 56, Nevşehir’den Kapadokya TV, Çorum’dan Kanal 19, Kütahya’dan Merkür TV, Bartın’dan BTV, Marmaris’ten Marmaris TV, Tokat’tan Kanal 60, Ankara’dan Tuzgölü TV, Hatay’dan Kırıkhan TV, Batman’dan Kanal 72, Mardin’den Kanal 47, Nevşehir’den Nev TV, Gönen’den Gönen TV, Kütahya’dan Destan TV, Tokat’tan yine Gece TV, Hatay’dan BRT TV, Adıyaman’dan Mercan TV ve Malatya’dan Kanal Malatya. Bu 20 kanal şu anda canlı canlı bu programı yayınlamakta. Ayrıca banttan iki tane kanalımız var. Konya’dan Konya TV ve Trabzon’dan Trabzon TV. Hepinize sevgiler saygılar, hoş geldiniz. Sevgili seyirciler, dopdolu bir gündem ve dopdolu bir program ile sizlerle birlikte olmanın gururu, huzuru ve refahı içerisindeyiz. Hepinizin günlerdir, saatlerdir, dakikalardır beklediği, benim gibi heyecanla beklediği an geldi ve başladı sevgili izleyiciler. İstanbul’dayız. Yine Rumeli Hisarı’nın yanındayız. Tarihin başkentinden, tarihi açıklamalar almak üzere Harun Yahya Hocamız’ı stüdyomuza davet ettik, konuk ettik. Kendisiyle birlikteyiz ve ben Hocam’a dönüyorum. Sevgili Hocam, hoş geldiniz.
Adnan Oktar: Hoş bulduk.
Muhabir: Yine çok şıksınız,
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Yine çok zindesiniz, çok formdasınız. Nasılsınız, iyi misiniz?
Adnan Oktar: Allah razı olsun. Aynada kendini görüyorsun. MaşaAllah.
Muhabir: Mümin müminin aynasıdır.
Adnan Oktar: MaşaAllah. Allah razı olsun.
Muhabir: Teşekkür ediyorum. İnşaAllah. Kendimizi görüyorsak ne mutlu bize.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Sayın Hocam, 26 Aralık 2008 yılının son programını sizinle yaptık. Aradan çok kısa bir süre, yani iki hafta kadar bir süre geçti. Yine tekrar sizlerle birlikteyiz.
Adnan Oktar: Elhamdülillah,
Muhabir: 18 kanalımız yayınlamıştı. Bu kanallar bereketlendi. Bugün 22 kanala çıktı.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Ne diyorsunuz?
Adnan Oktar: Allah’ın lütfu. MaşaAllah. İnşaAllah daha da artar.
Muhabir: İnşaAllah. İnşaAllah.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Çok teşekkür ediyorum. Sayın Hocam, benim gündemim çok yoğun. Çok yoğun bir gündem ile başlıyoruz. Fakat müsaadenizle ondan önce ben bir iki anons var. Rejideki arkadaşlara 22 tane kanalın izleyicilerine ve 22 kanalın görevlilerine ben burada bir anons yapmak istiyorum.
Adnan Oktar: Tabi tabi buyurun.
Muhabir: Arkadaşlar altyazıda, müsaade ederlerse, altyazıdan şöyle bir yazı geçseler. Sorularınız için canlı canlı sorularınız için KM (boşluk) sorunuzu yazıp 3834’e gönderirseniz aynı anda benim önümde sorularınızı görebileceğim sevgili izleyiciler. KM boşluk bırakın sorunuzu yazın ya da isterseniz KANALMALATYA yazın boşluk bırakın sorunuzu yazın, 3834’e gönderin. Ayrıca şu anda bu canlı yayın Türkiye’de ve tüm dünyada internet üzerinden harunyahya.tv’den canlı olarak yayınlanmakta, internet üzerinden bizi izleyen kardeşlerimiz, izleyicilerimiz, aynı şekilde KM boşluk sorularını yazıp 3834’e göndererek aynı anda sorularınızı alabiliriz. Ve şu anda sorularınız gelmeye başladı. Ayrıca mail ortamında soru göndermek isteyen arkadaşlarımız, izleyicilerimiz ebuzeraydin@hotmail.com adresinden de bize sorularınızı gönderebilirsiniz, sevgili izleyiciler. Ayrıca bu program ve bundan önceki programlarla alakalı Harun Yahya Hocamız’ın görüntülü belgeselleri ile kitaplarıyla ilgili isteyen izleyicilerimizden isteyen herkes harunyahya.org’dan, ve harunyahya.tv’den ulaşıp görüntülü belgeselleri indirebilir, kitaplarını okuyabilir, ücretsiz olarak indirebilir. Bu anonstan sonra Hocam’a dönüyorum. Hocam, İslam alemi çok kanlı iki hafta yaşamakta Filistin’de büyük bir insanlık dramı yaşanmakta Yahudiler, İsrail, Gazze’de kanlı bir katliam yapmakta. 500’ün üzerinde şu ana kadar ölü var. Onlarca cami bombardıman edildi, okullar bombardıman edildi, yüzlerce çocuk, genç, yaşlı, ihtiyar, savunmasız insanlar. İsrail top tüfeklerinin bombardımanın altında bu katliamı neye bağlıyorsunuz, neden böyle bir şey gerektirdi İsrail bugüne kadar durdu da, bu soğuk kış gününde Gazze’ye böyle bir saldırıda bulundu. Bununla başlayalım müsaadenizle.
Adnan Oktar: Müslümanların bölünmüş olması haramdır. Müslümanların birleşmemesi de haramdır. Bu haram işlendiğinde Müslümanların gücü olmaz. Müslümanların birlik olması farz, Allah’ın emri yani namaz gibi, oruç gibi farzdır.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Bölünmesi de domuz eti yemek gibi, şarap içmek gibi haramdır. Yani hiç arada bir farkı yoktur.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Müslümanların birlik ve beraberlik olması konumunda bu tarz belalar kesinlikle olmaz ve kökünden de hallolacaktır. Resulullah sallallahü aleyhi vessellem bu olayları, böyle adeta aynada seyreder gibi seyretmiş ve hepsini görmüş, olduğu gibi anlatmıştır.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Müslüman kanı akacağı, bu devirde bu tarz olaylar olacağı büyük fitneler olacağı, kargaşalar olacağı, mazlumların kanının döküleceği, hatta çocukların öldürüleceği, kadınların öldürüleceği, gebe kadınların dahi öldürüleceği, çok büyük fitneden bahsetmiştir. Ama bunun arkasından benim evlatlarımdan Mehdî zuhur ettiğinde, bütün bunlar tam tersine dönecek, refah, bolluk, huzur, bereket, nezaket, güzellik, estetik çağı gelecek diyor Peygamberimiz. Bunların hepsi olacak. Kaderde olan şeyler bunlar. Allah’ın takdiri bunlar. Fakat bizim biran önce Türk-İslam Birliği’ni oluşturup, bu belaya karşı tavır koymamız lazım. Türk Milleti bu yönüyle metafizik bir millettir. Allah’ın kılıcıdır Türk Milleti. Seyfullahtır, yani Allah’ın irade kılıcıdır, adalet kılıcıdır ve nizamullahtır. Allah’ın nizamıdır, Türk Milleti yani nizam vericidir. Üç kıtaya nizam vermiştir. Allah böyle bir özellik yani fıtrî bir özellik vermiştir bizim milletimize. Biz bu görevi yapacağız. Şimdi bunun zamanı. Türk-İslam Birliği’ni yoğunlaştırmak ve gündeme getirmek zamanı. Müslümanların ağlaması feryat etmesi haramdır, yakışmaz. Müslümanlığımıza yakışmaz, Kuran’a uygun değil. Bizim yapacağımız tavır Türk-İslam Birliği’ni biran evvel oluşturup, bu fitneyi kökünden bitirmektir.
Muhabir: O zaman şu andaki akan kanın durmasında da Türkiye’nin etkin olduğunu düşünüyor musunuz? Yani akan kanın durmasında.
Adnan Oktar: Tabii ki, Eğer Türk Milleti eğer lider olarak ortaya çıkarsa. Azerbaycan’ı, Ermenistan’ı, Gürcistan’ı, Litvanya’yı efendim Suriye’yi, Irak’ı içine alacak şekilde, İran’ı da içine alacak şekilde Türk-İslam Birliği’ni oluşturursa yani böyle bir olay, şu gördüğünüz olayları tahayyül dahi edemezler. Değil yapmak.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Tahayyül dahi edemezler. Ama bölünmüş parçalanmış bir durumda bu olur. Yani bir insanın sağ kolumu koparmışsın, sol kolunun parmaklarını koparmışsın, bir gözünü almışsın, bir kulağı kapalı, bir ayağını kesmişsin. E bu bedene bir insan saldırabilir. Ama iki kolu da kuvvetliyse, iki gözü de görüyorsa, yani bir bütünlük oluştuysa güç yetiremez.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Bu bölünmüşlüğün, bu kopukluğun ortadan kalkması lazım. Biz bir bütün vücuduz. Türk Milleti bir bütündür. Boydan boya. Bir kere millet olarak beraber olmamız lazım. Bütün İslam alemi, Müslümanlar kardeşlerimizi kucaklayıp, bu huzuru güveni oluşturacağız inşaAllah. Bu bize Allah’ın vaadi zaten. Bu illa ki olacak zaten.
Muhabir: Evet. Hocam İsrail’in zulmü ile ilgili birçok kitap yazdınız. Fakat onların Müslümanlar üzerindeki baskıları da gözler önünde. Ancak röportajlarınızda dinlediğimizde, röportajlarınızı izlediğimizde, İsrail’e karşı bir şefkat politikası izliyorsunuz.
Adnan Oktar: Doğru, evet.
Muhabir: Bunu biraz açar mısınız? Sebebi nedir?
Adnan Oktar: Çünkü dindar Museviler de kurtuluş bekliyorlar. Onlar da bizden kurtuluş bekliyorlar. Dindar Musevilere de musallat olmuş ateist, Siyonistlerin alçakça bir dünya imparatorluğu var. Yani toplam 20-25 milyon kadar dünyada mason vardır. Ama bakın dikkat edin bunların ana özelliği birbirlerini çok iyi koruyup kollamalarıdır. Bölünmüş değildir. Bölünmüşlük yoktur.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: İttifak halindeler. Bakın ittifakla 20-25 milyon insan bütün dünyayı esir almış durumda. Halbuki Müslümanlar ittifak etse ki yani milyarlar, milyar hesabıyla Müslümanların sayısı biliyorsunuz. Nefesleriyle bitirirler. Onun için dindar Hıristiyanlar da eziliyor bu Deccal zulmünün altında, dindar Museviler de eziliyor. Dindar Müslümanlar da eziliyorlar. Ve bütün milletimiz eziliyor. Millet zannediyor ki dindar Museviler rahat yaşıyor. Onlara da kök söktürüyor bu adamlar.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Onlar da bizim yed-i emanımızda olacaklar. Bizim korumamızda olacaklar. Osmanlı döneminde de biz onları koruduk. Ta İspanya’dan alıp getirdik biz burada. Şefkatle bağrımıza bastık, yine bağrımıza basacağız. İsrail’i biz kurtaracağız. Onlara özgürlük vereceğiz. Onların canının ne kadar yandığını gidip İsrail’de araştırma yapanlar görebilirler. Oradaki Hıristiyanların ne kadar mağdur durumda olduğunu yine araştırma yapanlar gidip görebilirler.
Muhabir: Evet. Hocam 1980’lerde çıkardığınız Yahudilik ve Masonluk kitabıyla birlikte asıl, asıl sizi şöhret eden, dünyaya tanıtan, Harun Yahya olarak bildiren Darwin teorisini çürütmüş olmanız. Ve yıllardır aynı teori üzerinde duruyorsunuz. Israrla üzerine basa basa bunun çürümüş olmasına rağmen, bunu çürütmüş olmasına rağmen hala üzerinde duruyorsunuz. Ve siz Darwinizmi bir din olarak tanımlıyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Yoksa yani Darwin bu teoriyi ortaya attığı zaman insanın maymundan geldiğini iddia etmişti sadece halka böyle verilmişti. Fakat siz bunun bir din olduğunu tanımlıyorsunuz? Bunun açıklamasını alabilir miyiz?
Adnan Oktar: Firavun’un dini de buydu. Yani Firavun da insanların ve bütün canlıların, bütün hayvanların, bitkilerin, Nil’in çamurlarından tesadüfen oluştuğunu iddia ediyordu. Darwinistler de zaten çamur ve batak bir ortamda, insanlığın, bütün hayatın, tesadüfler sonucu oradaki orada ki gelişen malzemelerden, çeşitli teknik terimlerle tabi, uydurma izahlarla anlatıyorlar. Sonunda aynı şekilde geliştiğini iddia ediyorlar. Yani Firavun’un üslubuyla Darwin’in üslubunun arasında hiçbir fark yok.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Aynısıdır. Eski Sümer’de de aynı dönemdeki izahlar vardır. Yani yani Firavun dönemiyle Eski Sümer’in üslubu da birbirinin aynıdır.
Muhabir: Bu evrim teorisinden şu anda dünyada bunun üzerinde duran bunu çürüten tek kişisiniz, tek İslam âlimisiniz.
Adnan Oktar: Elhamdülillah, maşaAllah.
Muhabir: Başka kimse yok mu? Siz kimseyi davet etmediniz mi? Sizinle beraber bu çalışmaya ortak olan başka İslam âlimi yok mu?
Adnan Oktar: Allah bana nasip etti, Elhamdülillah. O da Allah’ın bir lütfu tabi. Allah’a hamd ediyorum o konuda. Elhamdülillah. Hakikaten 150 yıldan beri buna darbe vuran hiç kimse olmamış. Ve onlar da boşluk alanda at oynatmışlar. Yumruğu yemesiyle Darwinizm, yani neye uğradığını şaşırdı. Şöyle bir etrafında üç beş kere dönüp, sırtüstü yattı. Yattığı yerden de kalkamıyor şu an.
Muhabir: Evrimcilerin İtirafları adlı kitabınızda Darwin de dahil birçok evrimcinin evrimin yalan bir teori olduğuna dair birçok itirafı var.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Buna rağmen sizce neden hala ısrarlılar bu teoride?
Adnan Oktar: Said Nursî Hazretleri diyor ki, ikna ve telkin gücü arttıkça, Deccal’in diyor gücü de artar diyor. İkna ve telkin gücüyle alakalı diyor. Yani ısrar.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Mesela durup durup gazetede haber çıkartıyor. İşte atamız mikropmuş, atamız tarla faresiymiş, atamız bilmem neymiş. Böyle ipe sapa gelmez abuk sabuk izahlar. Bu ısrarlı telkinle uzun vadede insanlara etki yapıyor. Buna karşı da ısrarlı karşı telkin yapılması gerekiyor. Biz de ısrarlı karşı telkin yapıyoruz. Hak gelince batıl tabi dümdüz oldu. Beynini dağıtırız diyor Allah. Beyinleri dağıldı şu an. Yani fikir sistemleri dağıldı.
Muhabir: Evet. Evrim denilince genelde bunlar insan ve hayvan evrimi üzerinde duruyorlar. Bitkilere dokunmuyorlar. Yani ya da bundan çok az söz ediliyor. Bitkilerde evrimin olmamasını bunlar neye bağlıyorlar?
Adnan Oktar: Bunlar hiçbir şeyde evrim olmadığını anladılar. Bir tek bitkilerde değil. Yani her yerden tam gitmiş vaziyetteler.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Onlara göre tabi portakal, mandalina, elma, armut ki mis gibiler. Birbirinden güzel değil mi, şekerli, tatlı, nefis aromasıyla, nefis kıvamıyla Allah’ın bize sanki cennet bahçesinden sunduğu nimetler gibi çok muhteşem güzellikler bunlar. Bunlar şu an hiçbir şeyi anlatacak durumda değiller. Yani 100 milyon fosilin varlığını ortaya koyduktan sonra bunların büyüsü bozuldu. Bir de dedim ara fosil varsa getirin dedim. Bir tane. 10 trilyon vereceğim dedim. Yine fiyakaları bozuldu. Şu an getiremiyorlar. Çünkü öyle bir fosil yok. Bir protein tesadüfen meydana gelemiyor, bilimsel olarak. Bir protein tesadüfen meydana gelmez de, hadi diyelim ki yüzlerce bilim adamı uğraştılar, fabrikalarda uğraştılar. Sonra da bir protein yaptılar. Bir tane daha gerekiyor, bir tane daha gerekiyor. On binlerce gerekiyor, yüz binlerce gerekiyor. Bunlar bir araya gelince ne olur? Protein tozu olur. Dükkanlarda satılıyor protein tozları. Hiçbiri canlanmıyor, uçmuyor, portakal ağacına da dönmüyor. Filler, zürafalar da çıkmaz protein tozundan. Durur o öyle.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Yani akıl almaz bir aldatmaca ve akıl almaz bir yalandır. Ve metafizik bir olaydır bu. Mucizedir bu. Yani yüzlerce, binlerce okulda bunlar insanlara öğretiliyor. Her ülkede. On binlerce profesör bu konuyu savunuyor. Daha yeni anladılar bunun çok büyük bir yalan olduğunu ve mahcup oldular şu an, küçük düştüler. Fakat böyle yiğitliğe bir şey sürmek de istemiyorlar kendilerince. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, onu da beceremiyorlar. Şu an sadece suskunluk halindeler başka bir şey yapamıyorlar.
Muhabir: Evet. Elif Orman, Iğdır’dan, “İyi akşamlar Sayın Hocam, ben de sizin bir Müslüman kardeşinizim. Tabi kabul ederseniz inşaAllah.
Adnan Oktar: Elhamdülillah,
Muhabir: Her zamanki gibi çok şıksınız.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Harun Yahya sitelerine evrim teorisi ile ilgili 100.000 YTL ödüllü bir yarışma düzenlediğini gördüm. Bununla ilgili tam bir açıklama yapar mısınız? Çünkü tam yaratılış konusunda büyük bir darbe olmuş. Hayırlısıyla bu yarışmayla her şeyin açıkça ortaya konmasına yararı olacak sanırım. Bununla ilgili açıklamalarınız ve düşüncelerinizi alabilir miyim? İyi akşamlar Hocam” demiş. Bu bir önceki programımızda gelmişti. Konuyla alakalı olunca ben okuma ihtiyacı duydum.
Adnan Oktar: Tabi ben yine kısaca anlatayım amma harunyahya.net, harunyahya.org’da çok kapsamlı açıklanıyor bu.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Burada amaç gençlerimizin bilinçlenmesi, daha detaylı öğrenmeleri ve bunu da severek ve eğlenerek yapmaları için biraz da bunu yaptık. Yarış biliyorsun heyecanlı bir şeydir güzel bir şeydir.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: O verilen miktar da iyi bir öğrenci için yahut bir gencimiz bir insanımız için. Çok çok iyi. İnşaAllah birinci olur kardeşimiz. Çalışsın evrimi. Böyle bir profesör gibi olmasını istiyoruz bu konuda. Yani Darwinistler’i böyle iyice mahcup edecek tam kilitleyecek bilgiye kavuşsun ve böylece bunun sonucunda da yüz binlerce Harun Yahya oluşacaktır Türkiye’de, bu yarışmanın sonucunda. Bir de böyle güzel bir yönü var.
Muhabir: Çok güzel, Hocam sözlerimizin başında hemen şeye baktık. Mehdî’den bahsedince Mehdî ile ilgili soru geliyor.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: “Sayın Adnan Oktar’ı yeniden görmek çok güzel. Sorum şu: Mehdî şu an zuhur etmiş midir diyor?” Böyle bir soru gelmiş.
Adnan Oktar: Allahüalem etti. Yani Mehdî şu an zuhur etti ve şu an hayatta. Alametlerden alenen görülüyor. Peygamberimizin saydığı bütün alametler oluştu.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Bu konuda kısaca çok çok kısa bir şey verebilirim. Ahir zaman. Mesela iki ramazanda güneş tutulması, İran-Irak savaşı, Afganistan’ın işgali, Fırat’ın suyunun kesilmesi, ramazan ayında ay ve güneş tutulması, kuyruklu yıldızın doğması, Kâbe baskını, Kâbe’de kan akıtılması, güneşten bir alametin belirmesi, bir ordunun kaybolması, Bağdat’ın alevlerle tahrip edilmesi, tozlu dumanlı bir fitne, Irak’ın yeniden yapılanması, rüzgâr ve kasırgalar. Yani 300’e yakın alamet tamamı oldu. Bu ne demektir. Mehdî çıktı demektir.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Mehdî zuhur etti demektir. İnşaAllah.
Muhabir: Peki. Her kitabınızın arkasında mutlaka evrim teorisinin nasıl geçersiz olduğunu anlatıyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mıdır?
Adnan Oktar: Renkli gazetelere bakın, durur durur ikide bir küçük küçük evrim haberleri çıkarırlar. Bu amaç nedir? İkna ve telkinle sürekli insanların kafasına bu yanlış düşünceyi ilka etmek onları ikna etmek. Biz de onları bir anlamda biraz da kızdırmak için, psikolojik yönden güçlerini de kırmak için ve Müslümanların, inananların güçlerini göstertmek için milyonlarca kitabın dünyada onları sardığını göstermek için yapılmış bir çalışmadır bu. Şu an yüz milyonlarca Harun Yahya eseri dünyayı sarmış vaziyette. Nereye gitseler bununla karşılaşıyorlar. Hangi eve gitseler bununla karşılaşıyorlar. Bu çok önemlidir. Yani tek bir atakla değil de yüzlerce atakla sarmak çok önemlidir.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Bu iyi bir çökertme yöntemidir.
Muhabir: Yine geçen programımızda gelmiş bir maili müsaade ederseniz okuyayım. Mehmet Hüseyin Omay. “Ebuzer Bey hayırlı akşamlar, bu akşam ailecek ekran başındayız Hocamız’a sorar mısınız merak ediyoruz. Richard Dawkins’e evrim hakkında tartışmak için çağrıda bulunmuştu. Kendisinden herhangi bir cevap geldi mi? Hocamızı vesilenizle daha çok görmek istiyoruz, bunu da iletir misiniz? Selam ve saygılarımızla.”
Adnan Oktar: Allah razı olsun. Dawkins nasıl gelsin, yani 100 milyon fosili açıkla diyeceğiz. 100 milyon yaratılışı ispat eden fosil var. Adam açıklayamayacak. Ara fosil isteyeceğiz, onu da gösteremeyecek. Bir protein tesadüfen meydana gelebiliyor mu diyeceğiz, o da hayır diyecek. Bütün millete rezil olmuş olacak, küçük düşecek. Onun için o da kurnazlık yapıyor. Yemin ettim tartışmaya girmem diyor. Hiçbir şekilde kabul etmiyor. Biz gelelim diyoruz, o da olmaz, siz buraya gelin onu da kabul etmiyor. İki tarafın karar verdiği bir yerde yapalım tartışmayı diyoruz, onu da kabul etmiyor. Edemez ve edemeyecek de. Çünkü yenildi.
Muhabir: Evet. Hocam müsaade ederseniz bir iki dakika, kısa bir ara verelim. Arkadaşlarımız bir iki tane fragman ve jenerik girsinler. Teknik bir arıza nedeniyle, iki dakika sadece kısa bir ara verelim. Ondan sonra tekrar devam edelim sevgili izleyiciler. İki dakika sonra sizlerle birlikteyiz inşaAllah.
Evet sevgili izleyiciler, tekrar sizlerle birlikteyiz. Bütün dünyanın izlemesini istediğimiz için internet üzerindeki ses ağında küçük bir problem oluştu. Arkadaşlar problemi gidermeye çalışıyorlar, fakat televizyon yayınlarında hiçbir problem yok ve programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sayın Hocam Darwinizm’in komünizm ve faşizme zemin olduğunu söylüyorsunuz. Bunu neye bağlıyorsunuz? Nasıl, açar mısınız bunu?
Adnan Oktar: Bunu zaten adamların kendileri söylüyor. Yani Marx’ın kendisi söylüyor. Lenin’in kendisi söylüyor, Mao’nun kendisi söylüyor.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Fakat asıl o masonluğun dinidir Darwinizm. Komünizm ve faşizm masonluğa bağlı olan sistemlerdir. Yoksa kendi başına bir sistem değildir. Darwin’in mesela bağlantısını vurgulamak açısından Karl Marx diyor ki “Bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini içeren kitap budur”. Hangi kitap için diyor? “Darwin’in yapıtı büyük bir yapıttır, tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor, bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini içeren kitap budur”. Darwin’in kitabı için bunu söylüyor.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Karl Marx Das Capital isimli kitabını Darwin’e ithaf ediyor, diyor ki Charles Darwin’e gerçek bir hayranı olan Karl Marx’tan. Engels Darwin’in kitabı yayınlanır yayınlanmaz Marx’a şöyle yazdı: “Şu anda kitabını okumakta olduğum Darwin tek kelimeyle muhteşem”. Leon Troçki “Darwin’in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu” diyor. Diyalektik felsefe, yani Marksist felsefe. Mao “Çin sosyalizminin temeli yani Çin komünizminin temeli, Darwin’e ve evrim teorisine dayanmaktadır. Bak çok net ifade kullanıyor. Stalin ki ünlü Deccal’dir. Kan dökücü Stalin “ Genç nesillere üç şeyi öğretmeliyiz, dünyanın yaşını, jeolojik kökünü ve Darwin’in öğretilerini”. Lenin, “Darwin, hayvan ve bitki türlerinin birbirleri ile ilgilisi olmadığını, onları Allah’ın yarattığı ve değişmez oldukları inancına son vermiştir” diyor. Cahil kafasıyla böyle diyordu. Ama şu an bu tam bir safsata ve yalan olduğu ortaya çıktı.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Mesela Hitler de aynı şekilde. Aynı kafada. Diyor ki: “Eğer devamlı bir savaş olmasaydı, insan medeniyeti olmazdı” diyor. Yani sürekli savaş olması gerekir diyor. Bu işte ateist Siyonistlerin de yaptığı bu. Kan dökülerek bir şeyler olur, iyi bir gelişme olur inancındalar.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Mesela Mussolini diyor ki: Evrimin en önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışmasına bağlandırıyor imparatorluğun çöküşünü Mussolini. Yani İtalyan İmparatorluğu’nun çöküşünün sebebi şuymuş evrimin en önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışmasına. Yani savaşıp da kan dökselermiş, çok mükemmel olacaklarmış. Ama bak bağlantı yeri evrim. Yani bunlar aslında.
Muhabir: Evet. Siz de onun için evrimle daha çok uğraşıyorsunuz ki yani yılanın kafasını eziyorsunuz. Gövdesine, kuyruğuna basmaya gerek yok. Kafasını ezince
Adnan Oktar: Yeterli oluyor tabi.
Muhabir: Kuyruk da, gövde de bitecek diyorsunuz. Hocam biz ilkokuldayken sınıflara girdiğimiz zaman devirler vardı. Yontma Taş Devri, Kabataş Devri, bilmem ne devri. Siz bir kitabınızda Kabataş Devri’nin olmadığını bunun bir uydurmaca olduğunu söylüyorsunuz, peki bizim kitaplarımızda ya da dünyada neden böyle bir devrin olduğu yazılıyordu ilkokullarda öğretiliyordu. Bunun sebebi nedir?
Adnan Oktar: İşte Darwin’in evrim teorisiyle bağlantısını kurabilmek için böyle bir sisteme giriyorlar. Hâlbuki on bin yıl önce, yirmi bin yıl önce olan bir tahta parçası zaten çürür. Kumaş parçası kalmaz. Deri parçası kalmaz. Yani mesela şimdi bizim elbisemizi biz atsak bir yere koysak, bu yirmi bin sene kalır mı bir yerde? Tabi ki ortalıkta çürür bunlar. Ancak kaya resimleri, taşlar kalmıştır. Ama taşları bir incelediğimizde bunların ancak çelikle yontulabildiğini ve muazzam bir işçilik olduğunu, bunları kaldırmak için de kaldıraç gücünden ve büyük teknik imkânlarla bunun oluşabileceğini görüyoruz. Yani mesela o taşa yazılan yazılar, ancak çeliklen demirle yapılabilecek gibi.
Muhabir: Ondan daha sert bir madde ile yapabilirsiniz.
Adnan Oktar: Tabi onunla yapabilirsiniz. Demek ki o devirde çelik de varmış, demir de varmış ve ustalar da varmış. Demek ki çekiç de yapmışlar ki sırf kalan o yani düşünün. Eğer demirle çelik varsa, zaten her şey vardır.
Muhabir: Evet. Farklı ırkların oluşu, farklı renklerin oluşu evrime delil olur mu?
Adnan Oktar: Hz. Adem’in genlerinde hepsi vardı. Mesela bazen bir baba oluyor. Zenci genini taşıyor üstünde. Evleniyor, baba da beyaz, anne de beyaz fakat çocukları simsiyah oluyor değil mi? Hatta Çinli de olabiliyor. Mesela babaannesi Çinli oluyor. O genlerin bedende olmasına bağlı. Allah onları ilk yaratırken bütün genleri onun içerisine koymuştu vücuduna. İleriki nesillerde onlar çıktılar.
Muhabir: Evet. Evrimciler içgüdüyü nasıl tanımlıyorlar. Açıklayamadıkları konulardan birisi de bu.
Adnan Oktar: Bu çok büyük mucizedir. Tabi mesela evlerimizde kediler vardır. Hayvan gelir daha doğar doğmaz kendini temizlemeye başlar, elini yüzünü. Ve çok titiz bir temizlik yapar. Hâlbuki biz kendi insanlarımıza bile temizliği yıllarca uğraşıyoruz, öğretinceye kadar. İşte şöyle titiz ol böyle. Ama kedi mesela müthiş titizdir. Mesela diğer hayvanlarda da bu, mesela yavrusuna karşı çok titiz. Allah ona öyle bir bilgi vermiş. Kimseyi yanına yanaştırmaz mesela kedi. Yavrusu olduğunda. Onu emzirir, onu yalar bakar. Halbuki vahşi hayvan bilmemesi lazım onu küçük hatta onu garip bir varlık olarak görmesi lazım ama ona karşı olağanüstü titiz oluyor. Bu Allah’ın yarattığı bir mucize işte. Hayvan aklı olmadığı halde Allah ona ilham ediyor. Yani balarısına da Allah vahyediyor, hayvanlara da vahyeder Allah.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Ve Allah’ın vahyi ile hareket ediyorlar.
Muhabir: Evet. Evrimi savunan Müslümanlar var mı?
Adnan Oktar: Maalesef var. Hem de bir hayli vardı. Amma biz o kardeşlerimizin batıl itikatlarını Allah’a çok şükür ortadan kaldırdık. Şu an utanıyorlar evrimi savunmaya. Bir hayli vardı. Hatta yani neredeyse tamamen ele geçirecek gibiydiler, bazı noktaları, bazı yerleri. Birçok Müslüman bilim adamını, âlimi, din âlimini kandırmışlardı. İşte falanca geçmiş âlim de bunu söylüyordu diyor. E falanca geçmiş âlimde yalan söylüyor. O da yanlış, eğer söylemişse. Yani âlim olması kusursuz olduğunu göstertmez ki. Yani bir insan, biz Adem’den yaratılıyoruz. Cinler, melekler hepsini Allah ani yaratmıştır. Cinler evrim mi geçirdi, melekler evrimle mi oldu. Meleklerin hepsini Allah, Cebrail, Mikail, Azrail Aleyhisselam hâşâ evrimle mi oldular. Hepsini Allah yarattı. Onlar nasıl yaratıldıysa insan da yaratılmıştır. Ve çok büyük bir aldatmaca ve yalandır. Yok, önce insan çamurmuş, sonra bitki olmuş, sonra hayvan olmuş, sonra insan olmuş. Bu aynı Mısır medeniyetlerinde, Firavun devrindeki düşüncelerin aynısıdır. Bir Müslüman bunu söyleyemez.
Muhabir: Hocam Darwinizm’i savunanların ya da evrimcilerin kadınlara bakışı çok farklı. Bunlar çok aşağılayıcı bir şekilde kadına bakarlar ve Darwin köpeklerle kadınları bir tutuyor. Siz bu konuda ne söylersiniz, kadın-erkek eşitsizliğin sebebi yine Darwinizm midir?
Adnan Oktar: Darwin bir kere Türkler’i de insan olarak görmüyor. Yani geri bir ırk olarak görüyor ve yok edilecek, elimine edilecek bir ırk olarak görüyor Türk âlemi ki şerefli ve üstün, asil bir millettir Türk Milleti. Üç kıtada nizamı-âlem olarak bütün dünyayı yönetmiş bir millettir. Buna rağmen Türk Milleti’ne karşı da böyle çirkin bir üslûp kullanıyor. Kadınlara karşı da tabi nefret dolu ve çirkin bir üslûbu var. Darwinizm’in zaten ele alınacak hiçbir yeri yok. Nereden baksan bir batak içerisinde.
Muhabir: Evet. Bu Darwinizm’le ilgili son bir sorum Hocam. Satanizmin Darwinizm’le alâkası var mı? Bu son zamanlarda duydu şeytana tapmayı ama. Darwinizm’le bir alâkası var mı bunun?
Adnan Oktar: Tam anlamıyla iç içedir tabi. Yani Darwinizm, satanizm, faşizm bunlar iç içedir. Satanizmin zaten temel inancı olduğunu onların internet sitelerinde de görmek mümkün. Çok yoğun olarak Darwinizm’i ve Darwin’i savunurlar.
Muhabir: Evet. Hocam 3834’ten sorularımız var. Yine izleyicilerimize hatırlatalım. KM boşluk ya da KANALMALATYA boşluk, ondan sonra sorunuzu yazıp 3834’e göndererek, canlı olarak programa katkıda bulunabilirsiniz sevgili izleyiciler. Hocam evrimden sonra biz biraz kişisel hayatınızdan bahsedelim. Arkadaşlarınız kaç kişiler? Size yardımcı olan arkadaşların sayıları ne kadar? Çünkü mutlaka bir ekip ile bir grup ile çalışıyorsunuz. Çalışmalarınız çok bilimsel, çok müthiş, akıllara durgunluk veren bir çalışma içerisindesiniz. Kaç kişi ile bu çalışmaları sürdürüyorsunuz?
Adnan Oktar: 30 kişi yaklaşık arkadaşlarım. Ama içinde doçent olanlar var, asistan olanlar var, öğretim görevlisi olanlar var. Bayağı yetenekliler maşaAllah.
Muhabir: Ailenizle ilgili çok fazla bilgi yok piyasada.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Ailenizi bize biraz anlatır mısınız, nasıl bir aileden geldiniz, babanız, anneniz, kardeşleriniz var mı yaşayanlarınız?
Adnan Oktar: Annem de babam da Kafkas asıllılar. Baba tarafından seyidim ben. Yani 30 kuşaktan beri aşağı yukarı silsile olarak Mekke ve Medine’ye dayanıyor. Hazreti Ali’nin oğulları olan Hazreti Hasan ve Hüseyin var biliyorsunuz. Hazreti Hasan’ın soyundan geliyorum ben.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Kafkasya’dan Bâlâ’ya gelmişler. Bâlâ’dan da Ankara’ya gelmişler babamlar.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Bizde çocukluğumuzu Ankara’da geçirdik. Bir yiğit bir annem var. Böyle çilekeş maşaAllah. Her dönemde yanımda olmuştur. Tımarhanede akıl hastalarının yanında olmuştur benlen beraber onların çilesini çekmiştir.
Muhabir: Babanız sizinle oldu mu, yoksa babanız yaşıyor mu?
Adnan Oktar: Babam vefat etti. Allah rahmet eylesin, o epey oldu vefat edeli. O ticaretle uğraşıyordu. Kendi halinde böyle mazlum bir insandı böyle güzel huyluydu. Yani namazlarını işte cumadan cumaya kılardı. Ama asil bir insandı, yani çok efendi bir insandı. Kendi halinde birisiydi. Ağabeyim var, o da evli. Üç tane çocuğu var. İki kızı bir oğlu var. Yaramaz bir şey ufak. Onun ismini de Harun koymuş onun ismini de.
Muhabir: Peki Hocam çocukluğunuz nasıl geçti? Çocukluğunuzdan biraz bahsedelim.
Adnan Oktar: Ben çocukluğumda çok hareketli, canlıydım. Yine öyleyim de. Çok merhametliydim, ben çok şefkatliydim. Mesela annem beni kucağına alırdı. Ya dedim ben kadıncağıza yük olmasın diye 3,5 yaşında, 3 yaşında, 4 yaşında kabul etmezdim ben. Yürürdüm ben, anneme eziyet olmasın zorluk olmasın diye. Her işe koştururdum evde. Anneanneme yardımcı olurdum, dedeme yardımcı olurdum. Yani böyle insanların eziyet çekmesini hiç istemezdim.
Muhabir: Hocam seyit olduğunuzu söylediniz. Bunu belgeleyebiliyor musunuz?
Adnan Oktar: Evet internet sitesinde var.
Muhabir: Ne zaman, ne zaman bunu tespit ettiniz? Babanız mı bunu tespit etmişti yoksa siz bu ilmi kariyeri yaptıktan sonra mı bu işin araştırmasını yapıp öğrendiniz?
Adnan Oktar: Bir uzman var profesör, yani soy bilimci, ona rica ettik, aracı oldu. Uzun bir çalışma yaptı, çok uzun bir çalışma yaptı. Rusya’da çalışma yaptı. Kafkaslar da çalışma yaptı. Türkiye’den yine belgeler gönderdik. O zincirleme olarak olayı çok güzel çözdü. Çok güzel belgeler buldu, dedemlerin isim listelerini çıkarttı. Seyitlerin listesini çıkartmış. Orada bağlantıyı kurdu. Oradan meğer çok detaylıymış yani, Alman belgelerinde de var. Bazı kitaplarda da isim geçiyormuş, benim soyuma ait şahısların isimleri, onların hepsini belgelendirdi. Yaklaşık 30 kuşak kadar var. harunyahya.net, harunyahya.org’da bunları bulmak mümkün.
Muhabir: Evet. Çok iyi resim yaptığınızı biliyoruz. Bu sanatsal sadece bir hobi mi, yoksa sanatsal değeri olacak resimler mi, ileride bunları sergilemeyi düşünüyor musunuz, teşhir etmeyi düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: İşin doğrusu güzel resim yapıyorum ben. Yani bakanın için açılır çok hoşuna gider. Modern resim tarzında yapıyorum ama kara kalem çalışmalarım da çok iyidir. Ben akademiyi biliyorsunuz üçüncü kazanmıştım. Ben imtihandayken hocalar hep başıma toplanmışlardı. Çok çok beğenmişlerdi yaptığım resimleri. Fotoğraf gibi böyle çok net çıkartırım ben kara kalemle. Çok güzel resim yaparım.
Muhabir: Evet, Ticaretle uğraşıyorsunuz. Ticaret peygamber mesleğidir. Ticarete, ticaretin içerisinde en çok neye dikkat ediyorsunuz? Ve ticaretle uğraşan izleyicilerimize ne tavsiyeleriniz olur?
Adnan Oktar: Tabi samimi olmak lazım, kazancı Allah’tan bilmek lazım. Çünkü Allah’ın kaderde vereceği kazancı biz kazanabiliriz. Yani ben yaptım ben ettim olmaz. Karun da biliyorsunuz öyle dedi. Ben yaptım, ben ettim dedi. Allah elinden aldı. Ben yaptım ben etimde bereket olmaz. Her şeyi Allah yapar, bereketi Allah meydana getirir. Kazancı da Allah meydana getirir. Ve şükretmek lazım. Yalnız benim dünyada hiçbir malım mülküm de yok. Onu da söyleyeyim. Yani arabam, ne evim, ne bankada param, yani öyle klasik anlamda, ne mücevherim bir şeyim yok. Ben günübirlik kazanıp, günübirlik harcarım.
Muhabir: MaşaAllah.
Adnan Oktar: Elhamdülillah,
Muhabir: Demin sözlerinizde tımarhaneden bahsettiniz.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Annenizin çok yiğit ve yanınızda durduğundan bahsettiniz. Biz de biliyoruz. Kokain komplosu, cezaevine atılmanız, tımarhaneye atılmanız, insanlarla diyaloglarınızın kesilmesi, hatta içeride doktor ve hemşirelerle diyaloglarınızın kesilmesi. Bu süreçte nasıl sabrettiniz? Nasıl yani Allah bu sabrı nasıl verdi?
Adnan Oktar: Elhamdülillah. Mesela benim ayağıma adli tıptayken zincir vurulunca, tüylerim diken diken oldu heyecandan. Yani acayip hoşuma gitti. Sevabını düşündüğüm için Allah’ın rızasına uygunluğunu. Sol ayağıma böyle kelepçe tarzında çelikten şey taktılar, demir. Onu da kalın bir zincirle bağladılar, onu da yatağa bağladılar. Namaz kılarken ayağım biraz yukarda kalıyordu. Zincirin şeyinden dolayı, kısalığından dolayı. Ben sonra rica ettim, zincire ilave yaptılar. Ama bayağı bir süre sonra rica ettik. Ondan sonra bayağı bir özgürlük oluşmuştu benim için. 60 santim falan bir zincir eklemişlerdi. Hem namazı rahat kılıyordum, hem de daha rahat yatağın etrafında dolaşabiliyordum. Öyle zor dönemlerden geçtim.
Muhabir: Peki o an kendinizi hür hissediyor muydunuz?
Adnan Oktar: E tabi yani bu çok sevindirici bir şey yani zincirle inanılır gibi değil, bu çok büyük bir mucize yatağa
Muhabir: Böyle zevkle anlatıyorsunuz sanki. Bir tane meşhur birisi, ismini hatırlamıyorum şu anda diyor ki, yeryüzünde bir metrekarenin bana yasak edildiğini bilsem diyor, dünyada kendimi hür hissetmem diyor. Siz 60 santimlik bir zincir ile kendinizi hür ve ibadetinizi şevkle yapıyorsunuz.
Adnan Oktar: MaşaAllah, elhamdülillah. Bana asıl kelepçe vurduklarında ben kelepçeyi havaya kaldırdım. Acayip hoşuma gitti resme çıksın, resmimi çekiyorlardı gazeteciler. Kelepçelenmek çok büyük bir onur, büyük bir sevinçti. Yani o sevinci ifade etmek istemiştim.
Muhabir: Hocam akıl hastanesine koyulduğunuzda tutkulu idealist teşhisi konulmuştu. Bu doğru mu?
Adnan Oktar: Doğru, evet yani hayatın bütün yönlerinden çekilerek, bütün dikkatini kendi davasına, kendi inancına yönlendirir, tarzında rapor vermişlerdi.
Muhabir: Evet. Hayatta vazgeçemeyeceğiniz şey nedir?
Adnan Oktar: İmandan vazgeçilmez, Kuran’dan vazgeçilmez. Allah aşkından vazgeçilmez. Allah sevgisinden vazgeçilmez. Onun dışında nefsanî her şeyden vazgeçebilirim.
Muhabir: Evet. Hocam BAV’ın bir dava dosyası var.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Bilim Araştırma Vakfı’nın. Kitabınızı dışarıdan bir gözle okudum. Bunu bir izleyicimiz soruyor. Sizin hukuki mücadelenizin ileride hukuk derslerinde okutulacağını düşünüyorum. Çünkü bildiğim kadarıyla tarihte eşi benzeri olmayan açmazlarla dolu. Suça dair tek bir kanıt yok değil mi diyor. Ve yine bir izleyicimiz diyor ki hukukun çöküşü bugünlerde gazetelerde ülkede hukukun çöküşüyle ilgili haberler vardı. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Adnan Oktar: kökeninde yargı ve hukuk kanadındaki yapılanmalarına vurulmaması yatıyordu. Ama zannediyorum bir ihtimal ileriki günlere bunu bırakmış olabilirler. Bir bildikleri vardır, yani bunun boş kalacağını zannetmiyorum. Ama dikkat ederseniz yani bu illa ki döner, bundan bir şey çıkmaz iddiasında bulunan larının şımarıklığının kökeninde kendi adamlarına güvenme var. Yani kendi adamlarına güvendikleri için bunu söylüyorlar. Her devrin adamının da olayın içinde tabi parmağı var
Muhabir: Evet.
Muhabir: Bu BAV’ın hukuk mücadelesiyle ilgili gazetelerde de ilanlar veriyorsunuz. Adalet bakanına açık mektup şeklinde, başbakana çağrıda bulunuyorsunuz yer yer. Bu sonuç alamazsanız bu sonuçta, yani bu şekilde dava biterse, tavrınız nasıl olacak?
Adnan Oktar: Elhamdülillah deriz, Ala külli şey, demek ki hayırlısı budur, güzeli budur, yakışanı budur. Hz. Yusuf mekânı, Hz. Yusuf mertebesidir. Allah bize lütufta bulundu deriz. Ama bizim sebebe sarılmamız lazım tabi ki.
Adnan Oktar: Ben davayla ilgili, dava süreci devam ettiği için ve genelinde bu konularla ilgili hiçbir açıklamada bulunmuyorum. Yani sadece diyorum ki, mahkeme bir karar verdiyse biz amenna saygı duyarız. Buna bir şey demeyiz. Ama tabi mahkemenin verdiği karara da cumhuriyet savcısının verdiği de bir cevap var. Onu da açıklamam gerekiyor. “Mahkemenizce toplanan deliller arasında sanıklar aleyhinde delil bulunmamaktadır” dedi savcımız. “CMK’nın 148-4 maddesi gereğince poliste alınan avukatsız ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği böylece mahkemece de kabul edilmiştir”. Yani avukat olmadan işkenceyle alınan ifadeler de geçersizdir diyor.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Savcı, “ayrıca daha önce 6 tane arkadaşları bu kişilerin aynı dava dosyası ve aynı delillerle ve çete yöneticisi olmaktan bu kişiler beraat ettiler” diyor. Siz beraat verdiniz diyor aynı mahkemeye. Bu kişilerde aynı delillere dayandığına göre ve aynı dosyaya dayandığına göre bu kişilere de beraat vermeniz gerekir diyor. Ve aleyhte delil de yok diyor. Ve poliste alınan ifade de geçersizdir diyor. Bu durumda sanıklardan Adnan Oktar’ın suç işlemek için örgüt kurmak ve diğer sanıkların örgütün yöneticisi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarını işledikleri sabit olmadığından CMK 223-2e maddesi gereğince bütün sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi savcı. Hâkimlerimiz de hayır dediler biz de 3 yıl ceza veriyoruz dediler. Canları sağ olsun biz de hakkımızı onlara helâl ediyoruz. Vardır bir bildikleri.
Muhabir: Onaylanırsa bunda bir hayır vardır diyorsunuz.
Adnan Oktar: Hem ne hayır. Çünkü onlar o karar verilirken daha önce de söylemiştim, daha annelerinden doğmamışken o karar zaten duruyordu. Yani yazılmış olarak Allah katında hazır olarak duruyordu o. Onlar hazır olan kararın üstüne imza atarlar.
Muhabir: İzleyicilerimizde soru var. yeni gözaltılar oldu. Siz röportajlarınızda hukuk ayağına dikkat çekiyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız, neyi kastediyorsunuz? Gerçi biraz önce kısmen bahsettiniz ama izleyici sorusu aktarmış olalım.
Adnan Oktar: Ben şöyle diyeyim, kardeşlerimden ve bütün milletimden şunu istiyorum hukuk kanadı en tehlikeli, en riskli kanattır. Yani yargı kanadı. Ve en dokunulmamış kanadıdır. Bu kanadın çökertilmesi için, devlete, polise, savcılara, mahkemeye ellerinde ne tür bilgi varsa mutlaka göndersinler. Onlar en iyi şekilde bunu değerlendirecektir. Ve gayet güzel yorumlayıp, gereğini yapacaklardır. Bu onların da bu beladan kurtulmasını sağlayacaktır. Anlatsınlar ki çok iyi biliyorlar çünkü kimlerin olduğunu, ne yaptıklarını. Böylece hukuk kanadıda ve yargı kanadıda çöktüğünde Türkiye’nin önünde artık hiçbir engel kalmıyor, Türk-İslam Birliği’nin kapısı sonuna kadar açılmış olacak inşaAllah.
Muhabir: Evet, sevgili izleyiciler Harun Yahya’yla röportajımıza devam ediyoruz. Siz sorularınız için KM ya da KANALMALATYA yazıp boşluk bırakıyorsunuz, sonra sorunuzu yazıp 3834’e gönderiyorsunuz. Bu arada bir duyurumuz var sevgili izleyiciler Kanal Malatya’da Kanal Malatya çalışanları tarafından başlatılan bir dua programımız var. Pazartesi’den başladı. Cuma gününe kadar her akşam saat 10’da akşam 10’dan 10’u 5 geçeye kadar ışıkları söndürüyoruz. Akşam 10’dan 10’u 5 geçeye kadar 5 dakika ışıkları söndürüyoruz, tefekkür edip Filistinli kardeşlerimiz için dua ediyoruz. Biz bu duayı yine burada İstanbul’dan canlı vereceğiz. Hocamız’dan rica ettik. Duayı Adnan Oktar Hocamız yani Harun Yahya Hocamız yapacak inşaAllah. Sizler de sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Altyazılarda da zaten geçiyor bu konu sevgili izleyiciler.
Hocam masonluğa geçelim. 80’li yıllarda Yahudilik ve Masonluk kitabınızı yazdınız sonra sizi cezaevine tıktıkları dönemde, cezaevine attıkları dönemde, size deli muamelesi yaptıkları dönemde, belki yapanlar bunlardı. Belki bunlardan dolayı bu başınıza bunlar geldi. Siz o süreç içerisinde bu kitabınızı tashih ettiniz, yeniden tasnif ettiniz, yeniden düzenlediniz.
Adnan Oktar: Doğru,
Muhabir: Yani sizin şerrinizden kaçarken, sizin şerrinizi bertaraf ederken, yine sizin şerrinize tutulmuş oldular. Tabi bu sizin açınızdan bir hayırdı. Türkiye’de bu kitap çok yankı buldu. Bu kitabı yazmaktaki asıl hedefiniz neydi?
Adnan Oktar: Ateist Siyonizm böyle şeytan gibi görünmeyen bir güçtür. Yani şeytan nasıl görünmüyorsa Müslümanların arasına giren, Müslümanlığı hedef edinmiş, bütün Müslümanları, Hıristiyanları, dindar Musevileri yok etmeyi hedefleyen katil bir sistemdi. Bu gözü dönmüş katil sistemi deşifre ederek insanların gözünün önüne getirdim. İlk aşaması buydu. Bu sayede bunlar ciddi bir güç kaybına uğradılar. İlk güç kaybına uğramaları bu şekilde oldu. Masonluk da Türkiye’de çok büyük güç kaybına uğradı ondan sonra. Mesela şu an 7.000’den ileri gidemiyorlar. Yıllardan beri 5.000 açık, 2.000 gizli mason vardır. Bunlar halen sayılarını muhafaza ediyorlar. Hâlbuki daha önce çığ gibi yetişiyorlardı. Amerika’da milyonlarca mason var. Ama Türkiye’de gelişemiyorlar.
Muhabir: Evet. Türkiye’de masonları hep hayırlı işlerle uğraşan bir dernek gibi gösterirler. Ama sizin kitaplarınızı okuyanlar, bunun böyle bir hayır derneği olmadığını, tamamen bir şer güçlerinin ittifakıyla bir siyasi bir politika izlediklerini görürler. Masonların gerçek amacı nedir? Asıl temel amacı nedir?
Adnan Oktar: Bizim gerçek amacımız ne? Allah’ın rızasını kazanmak. Şeytanların da, masonların da gerçek amacı şeytanın rızasını kazanmaktır. Şeytan ne derse onu yaparlar. Yani 33 derecenin üstünde olan ihtisas masonluğu vardır, onlara sorarsanız zaten onların ilahıdır şeytan. Yani şeytan için yaşar, şeytan için her şeyi yaparlar. Şeytan onlardan kargaşa ister. Onların tabiriyle kaos. Kaostan mükemmellik çıkar diyorlar. Yani kargaşadan, kan dökmek, fitne, rezalet, ahlaksızlığın sonucu çok iyi olur diyorlar.
Muhabir: O zaman satanistler ayrıca aynı zamanda masonlar mı?
Adnan Oktar: Onlar masonluğun ilkel şekli. Yani en ilkel şekli amma tam yani aynıdır. Bayağı benzerler.
Muhabir: Bu masonluk gizli bir örgüt. Bir insanın mason olduğunu nereden anlayacak?
Adnan Oktar: Üslubundan, konuşmasından, eylemlerinden anlamak mümkün oluyor. Ama tabi genelde de gizli oluyorlar. O kadar da anlaşılır olmuyor. Mesela her devrin adamı masondur, ama kimse bilemedi şu ana kadar.
Muhabir: Evet. Hocam müsaadenizle. Kanal 47 Mardin’in bir sorusu, bir maili var. Ben onu yazılı çıkardım. Hayırlı akşamlar, ben Mardin 47, Kanal 47 Haber Müdürü Ufuk Güngörmüş. Ben Harun Yahya Hocamız’la İstanbul’da röportaj yapmıştım. Ve halkımızın birçok sorusu olmuş. Yayını izledikten sonra. Ama en çok sorulan bir soru vardı, halkımız tarafından. Sayın Harun Yahya Hocamız masonlarla ilgili nasıl bir çalışma içinde en çok merak edilen konuydu diyor. Bu soruyu Sayın Hocamız cevaplarsa sevinirim. Ebuzer Bey’e iyi yayınlar dilerim. Harun Yahya Hocamız’a teşekkür ederim. Bu güzel programa katıldığı için. İyi akşamlar diliyor bize. Biz de kendilerine teşekkür ediyoruz. Zaten sorusunun, sorusuna da kısmen cevap vermiş oldunuz.
Adnan Oktar: Evet, Masonluğun kolunu, bacağını kırmak ayrıdır. Beynini dağıtmak ayrıdır. Ben kitaplarımda ilk çıkarttığımda kolunu, bacağını kırdım. Ama Darwinizm’e vurarak ve Darwinizm’i dağıtarak da, beynini dağıttım. Tabi bunlar bir sembolik anlatım. Yani onların hareket gücünü kırmış olduk, fikir sistemlerini ortadan kaldırmış olduk.
Muhabir: O zaman Darwininizm masonluğun beyni mi?
Adnan Oktar: Tabi ki, yani o inanç üstüne kuruludur. Zaten 2. Mahmut döneminden sonra, Lamarck’ın ortaya çıkmasından sonra, derin devlet yapılanması başladı. Aynı devre rast geliyor. Yaklaşık 160-170 yıllık bir örgüttür bu. Abdülhamit’i biliyorsunuz tahttan indirdiler. Birçok Osmanlı sultanını boğarak öldürttürdüler. Şehzadeleri öldürdüler. Müslümanları katlettiler toptan. Binlerce Müslüman’ı öldürdüler. Ve bu öldürme geleneği muntazam devam etti. Günümüze kadar devam etti. Allah’a çok şükür şu an dizüstü çökmüş durumda.
Muhabir: Bir insana üzerine gidildiği zaman o da onun üzerine gelir. Siz bu kadar masonların üzerine gidiyorsunuz. Onlar sizin üzerinize gelmiyorlar mı?
Adnan Oktar: Daha ne yapsın adamlar. Ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. 9 kere suikast yaptılar. Yani kokain komplosu Türkiye’de bir tek bana yapıldı.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Yani, tımarhanedeki çektiğimiz çileyi Allah biliyor.
Muhabir: Sayın Hocam, özel bir yere geliyorum.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Bu masonluk içerisine. Atatürk’ü yıllarca komünizmin savunucusu gibi gösterdiler. Ben 80’li yıllarda ilçeye gittiğim zaman, bir sinema vardı ilçemizin sinemanın üstüne “En büyük düşmanınız komünistliktir. Görüldüğü yerde ezilmeli”. Altına Mustafa Kemal Atatürk yazılıydı.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Fakat bugüne kadar böyle gösterildi. Siz tersini hep savundunuz kitaplarınızda. Atatürk dindar mıydı?
Adnan Oktar: Atatürk hem ne dindardı, hem ne mükemmel insandı. Anlatsak sabahlara kadar bitmez. Bir insan düşününki Müslümanların temel ihtiyacı olan bilgiyi, yani Kuran’ı tefsir ettiriyor. Ve en mükemmel âlime tefsir ettiriyor. Elmalı’ya. Elmalı Hamdi Yazır Efendi’ye.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Ve bu tefsiri Türk Halkı’na sunuyor. Ve en muteber hadis kitabını açıklattırıyor. Şerh ettiriyor. Sahih-i Buhari’yi halkına sunuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduruyor, halkına sunuyor. Ve diyor ki Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Vehemahal her görüldüğü yerde ezilmelidir. Tam bir aslan üslubu maşaAllah. Türk birliğini savunuyor, İslam birliği savunuyor, Türk-İslam Birliği’ni savunuyor. Ve Kuran aşığı, her akşam Kuran okutturuyor ve dinliyor. Peygamberimizin güzel ahlakını, onun güzel hayatını çok iyi bilen bir insandı. Tam bir peygamber hayranıdır. Yani o kadar çok Atatürk’ün peygamberimizle ilgili güzel sözü vardır ki, söylediğim gibi ben sabaha kadar anlatsam bitmez.
Muhabir: Peki Atatürk hiç ahir zamandan, Hz. İsa’nın geleceğinden, Mehdî’den hiç bahsetmiş miydi?
Adnan Oktar: Atatürk’ün bir mektubu var. Daha açılmadı o. O mektup açıklanmıyor. Onda Türk-İslam Birliği’nden bahsettiğini duydum. Hatta yani ahir zamandan bahsettiğini duydum. O mektup açıklandığında çok büyük yankı ve çok büyük olay meydana gelebilir.
Muhabir: Hocam siz açıklanmayan mektubu nasıl biliyorsunuz?
Adnan Oktar: O mektubu okuyanlar olmuş, yani hiç okunmamış değil. O da ağızdan ağza etrafa yayılmış durumda. Mesela Atatürk diyor ki “Ey millet Allah birdir. Şanı büyüktür.” Ağzından nur akıyor bak maşaAllah. “Allah’ın selameti, atıfeti, hayrı üzerinize olsun. Koyduğu esas kanunlar- dikkat edin- Kuran’ı azimüşandaki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak’tır.” Tam Müslüman evladı bak maşaAllah. Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterttiği yolu takip etmeli. Ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlara Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir, kalkınabilir.
Muhabir: Bunu bugün okusanız, Atatürk bugün okusa bunu sesli, bu şekilde
Adnan Oktar: Evet.
Muhabir: Hemen yargı ayağa kalkar laikliğe aykırıdır der Atatürk’ü asmaya götürürler. Bu nasıl bir şey bugüne kadar kalmış bu sözler.
Adnan Oktar: Atatürk aslanların aslanıdır. Yiğitlerin yiğididir. Halis muhlis tam bir Müslüman evladıdır. Halis Türk’tür, halis Türk milliyetçisidir. Yani bu kadar mükemmel bir insanı Allah’ın göndermesi çok büyük bir lütuftur. Çok büyük bir nimettir. Kadrini kıymetini, çok güzel de biliyor bizim milletimiz Allah’a şükür.
Muhabir: Peki masonlar onu da sardı mı, içlerine almak istedi mi, mason yapmak istediler mi?
Adnan Oktar: Sardılar, baskıda yaptılar, ama öyle yiğit öyle yamandı ki bir gecenin içerisinde, bir de çok ağır bir dil kullanarak, acayip aşağılayarak masonları, bütün mason localarını kapattırdı. Bakın ne Abdülhamit cesaret edebildi buna, ne bir Osmanlı padişahı, ne bir kimse. Hiç kimse cesaret edemedi. Cumhuriyet tarihinde tektir mason localarını kapatan, Atatürk’tür. Bir tek odur.
Muhabir: Sabetayistler var mı Türkiye’de? Türkiye’de sabetayist var mı?
Adnan Oktar: Var tabi.
Muhabir: Var. Hala devam ediyor. Hocam bir mesajımız var onu okuyalım. Biraz sonra duamıza geçeceğiz. Kim bu zulme dur diyecek. Müslüman ülke yok mu? Arap şeyhleri zevk-ü sefa sürüyorlar. Bu kanı kim durduracak? ABD ve İsrail, Ortadoğu’nun atını oynatırken, atın yuları demiş, kesinti var mesajda. Müslüman’ım diyen Arap ülkeleri çekiyor bu zulmü. Arap liderleri nerede? Bu zulme ne derler? ABD’yi Irak’ta çiçekle karşılayanları gördük. Arap liderleri İsrail uşağı olmasaydı, bugün bu vahşeti görmezdik diyor. Araplara, Arap liderlerine, Arap şeyhlerine sitem ediyor. Biz Filistin’le başladık Hocam. Filistin’de yaşanan dramla başladık. Bir dakika sonra da sizin ağzınızdan inşaAllah Filistin’le ilgili duayı alacağız. Bu arada şu anda yayının ulaştığı kanalları ben anons edeyim sevgili izleyiciler. Erzincan’dan Can TV, Adana’dan Ceyhan TV, Siirt’ten Kanal 56, Nevşehir’den Kapadokya, Çorum’dan Kanal 19, Kütahya’dan Merkür TV, Bartın’dan BTV, Marmaris’ten Marmaris TV, Tokat’tan Kanal 60, Ankara’dan Tuzgölü TV, Hatay’dan Kırıkhan TV, Batman’dan Kanal 72, Mardin’den Kanal 47, Nevşehir’den Nev TV, Gönen’den Gönen TV, Kütahya’dan Destan TV, Tokat’tan yine Gece TV, Hatay’dan BRT TV, Adıyaman’dan Mercan TV ve Malatya’dan Kanal Malatya. Banttan yayınlayacak olan kanallarımız ise Konya’dan Konya TV ve Trabzon’dan Trabzon TV. Sevgili izleyiciler Kanal Malatya’nın başlatmış olduğu Pazartesi’den Cuma’ya kadar her gece saat 22.00-22.05 arasında ışıkları söndürüyoruz ve Filistin için dua ediyoruz. Saati geldi ve ben sözü Hocam’a bırakıyorum bu süre içerisinde kendisini duaya ve sizleri de
Adnan Oktar: İnşaAllah, inşaAllah
Muhabir: Ekranları başında âmin demeye davet ediyorum. Buyurun Hocam.
Adnan Oktar: Allah inşaAllah bütün Müslüman âlemini birlik ve beraberlik içerisinde yapsın. Ve bunu en kısa sürede yapsın inşaAllah.
Muhabir: İnşaAllah.
Adnan Oktar: Allah Mehdî’yi zuhur ettirsin.
Muhabir: Âmin.
Adnan Oktar: Hz. İsa’yı inşaAllah nüzul ettirsin. O’nun nüzulünü çabuklaştırsın. Dünyadaki fitne ve fesadı inşaAllah tamamen izal edip Müslümanların adaletini, güzelliğini, güzel ahlakını bütün dünyaya göstersin, Musevi kardeşlerimizi, Hıristiyan kardeşlerimizi, bütün Müslüman âlemini inşaAllah huzur, barış ve kardeşlik içerisinde birleştirsin Allah. Bütün Müslümanların bu birlik ve beraberliğe uyması için içlerine ilham versin. Şiddetle bunu istetsin. Bölünmüşlüğe karşı şiddetle tavır koymalarını sağlasın Allah. Ve birlik ve beraberlik içinde olmak için, aşkla, şevkle, gece-gündüz gayret ettirsin Allah. Filistinli kardeşlerimize inşaAllah Allah şehit sevabı versin. Onların inşaAllah şehitlikle ahrete irtihallerini nasip etsin. Hastalarına da şifa versin. Onlara Allah tahammül gücü, sabır ve cesaret versin. Zalimlerin de zulmünü Allah tepelerine geçirsin. Onları basiretlerini bağlayarak, ferasetlerini bağlayarak, akıllarını bağlayarak, kalplerini bağlayarak, güçlerini bağlayarak dillerini bağlayarak güçsüz hale getirsin Allah. Ateist Siyonistlerin, ateist masonların zulmünü bertaraf etsin. Bütün Müslüman âlemini birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde huzur içinde, mutluluk içinde yaşamalarını nasip etsin Allah. Bu güzel çağa, bu güzel döneme inşaAllah girdik. Muharrem ayındayız inşaAllah. Bu ayın da bereketiyle Allah onu da vesile etsin inşaAllah. Peygamberimizin yolundan bizi ayırmasın. Kuran ahlakından bizleri ayırmasın inşaAllah. Bütün Müslümanlara bereket, huzur, cesaret, itidal, acılara karşı tahammül ve yılmazlık, cesaret, güzel ahlak nasip etsin inşaAllah. Âmin.
Muhabir: Âmin. Elhamdülillah Rabb-il âlemin. Hocamız’a biz teşekkür ediyoruz.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Sevgili izleyiciler. Kısa bir aramız var. Kısa bir aradan sonra yine 20 kanaldan canlı, iki kanaldan banttan sizlerle birlikte olacağız. Kısa bir aradan sonra hepinizi ekran başına davet ediyoruz. Saygılarımızla. Şimdilik hoşça kalın.
Evet sevgili izleyiciler, tekrar sizlerle birlikteyiz. Ekranlarınızın başına hoş geldiniz. Erzincan’dan Can TV’ye, Adana’dan Ceyhan TV’ye, Siirt’ten Kanal 56’ya, Nevşehir’den Kapadokya TV’ye, Çorum’dan Kanal 19’a, Kütahya’dan Merkür TV’ye, Bartın’dan BTV’ye, Marmaris’ten Marmaris TV’ye, Tokat’tan Kanal 60’a, Ankara’dan Tuzgölü TV’ye, Hatay’dan Kırıkhan TV’ye, Batman’dan Kanal 72’ye, Mardin’den Kanal 47’e, Nevşehir’den Nev TV’ye, Gönen’den Gönen TV’ye, Kütahya’dan Destan TV’ye, Tokat’tan Gece TV’ye, Hatay’dan BRT TV’ye, Adıyaman’dan Mercan TV’ye, Malatya’dan Kanal Malatya’ya, Konya’dan Konya TV’ye, Trabzon’dan Trabzon TV’ye tekrar hoş geldiniz. Yayınımız 22 kanaldan sizlere ulaşmakta. 20 kanalından canlı, 2 kanaldan banttan geliyor şu anda sevgili izleyiciler. Ben tekrar Hocam’a dönüyorum. Hocam bir kriz var piyasada, ortalıkta. Müthiş bir kriz, bir global kriz var. Bu krizin diğer krizlerden farkı nedir sizce?
Adnan Oktar: Bu kriz ahir zamanda Mehdî’nin zuhuru öncesinde oluşacağı bildirilen olağanüstü bir olaydır. Yani daha öncekiler kriz değildi, bu krizdir. Yani ona nazaran, öbürlerine nazaran bu gerçek krizdir. Ve muhtemelen de Yusuf Suresi’nde belirtildiği gibi 7 yıl sürecektir.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Ve etkisi de bir hayli güçlü olacaktır. Ama bizim milletimiz şükür ve iktisat bereketiyle, Said Nursî böyle bir konunun olacağını belirtmiş zaten, buna karşı diyor, şükür ve iktisat bereketiyle karşılık vereceğiz diyor.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Yani Allah’a şükretmek ve iktisat etmek, iktisatlı olmak. Fakirleri koruyup kollamak. Mesela eve 3 kilo peynir aldık. Biz oturup bunun 250 gramını bir oturuşta yersek, bu bizi hasta eder. Damarlarımızı hasta edebilir, kolesterolümüz yükselir. Rahatsız oluruz. Ne yaparız, hatta o 3 kilonun 2 kilosunu veyahut 1 kilosunu fakirlere dağıtmamız lazım. O zaman hem sevap kazanırız, hem bize sağlık olarak döner, hem daha zinde oluruz. Hastane masrafı da yapmamış oluruz. Hem de insanların mutlu olmasına, huzurlu ve sağlıklı olmasına vesile oluruz. Yani Müslüman az da olsa mutlaka dağıtacak. Krize karşı çözümlerin başında bu konular geliyor.
Muhabir: Yusuf Suresi ile ilgisi, alâkası, bağlantısı nedir Hocam?
Adnan Oktar: Evet Yusuf Suresi’nde bu konu tabi çok manidar anlatılmış. Mesela diyor ki, bağlantı şöyle başlıyor “Muhammed Bakır Aleyhisselam buyurdu ki: Bu işin sahibinde, Mehdî’de Yusuf’a bir benzerlik vardır.-Hz. Yusuf’a- Ebu Basir der ki İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: Mehdî’nin sahibinde 4 peygamberin sünneti vardır. Gaybetin sahibinde, yani Mehdî’de 4 peygamberin sünneti vardır. Dedim ki Hz. Yusuf’un sünneti nedir? Zindan ve gaybet.” Ve devam ediyor. Yusuf Suresi’nde bizim dikkatimizi çeken iki konu var. Hz. Yusuf önceden bildiriyor, diyor ki: Bir zorluk çağı olacak diyor 7 yıl kadar. Bir kriz başlayacak diyor. Önceden bildiriyor, sonradan bir bolluk çağı olacak diyor. Fakat bu kriz için önlem olarak bir kısım buğdayı stoklayın diyor. Yani kontrolsüz hareket etmeyin diyor. Bunu zamanında kullanacaksınız diyor. Bir de o kıssada zaten öküzden bahsediliyor ve buğdaydan bahsediliyor. Yani tarıma ve hayvancılığa önem verilmesi ve krizin de uzun sürmesi. Bu olayda da devletin de bu konuda yardımcı olması gerektiğine de işaret ediyor. Çünkü burada devlet yardımcı oluyor halkı. Mesela halkın ihtiyacı olduğunda devlet onlara buğday dağıtıyor. Demek ki devlet fakirlere karşı bir hazırlık yapması gerekiyor. Onlara mesela bedava alışveriş yapabilecekleri büyük marketler, büyük lokantalar oluşturmak, oradan istedikleri gibi yiyecek almalarını sağlamak, bu krizi en hafif hale getirir. Çünkü zenginlerimiz var. Çok fazla elinde imkân olan insanlarımız var. Bu tip yerlere onlar bağışlarda bulunursa, devlet de gereken yardımı yapacaktır. Fakirlerin bu kriz anında sıkıntı çekmesi böylece kökünden önlenmiş olur.
Muhabir: Yusuf Aleyhisselam’ın kıssasında zikredilen bu 7 senelik bolluk ve 7 senelik kıtlıktan sonra başa Yusuf Aleyhisselam gibi bir peygamber geçiyor, ekonominin başına
Adnan Oktar: Evet, evet
Muhabir: Peki bu krizden sonra, bu teşhisinize göre, bu söylediklerinize göre soruyorum, o zaman başa kim geçecek, yine bir benzerlik olacak mı?
Adnan Oktar: Mehdî manevi lider olarak bütün İslam âleminin inşaAllah başına geçecek. Ve Mehdî biliyorsunuz ısrar ve zorla bunu kabul edecektir diyorlar.
Muhabir: 1 yıldır kriz. O zaman 14 yıl mı var?
Adnan Oktar: E, 7 yıl.
Muhabir: 7 yıl kriz. 7 yıl bolluk
Adnan Oktar: Mehdî döneminde de bolluk olacaktır. Benim kanaatim 7 yıla kadar Mehdî belli olacaktır inşaAllah.
Muhabir: İnşaAllah.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Peki bu ayrıca dünyayı etkisi altına almaya çalışan bir grubun oyunu mudur sizce, yani krizin sebeplerine baktığımız zaman.
Adnan Oktar: Yok, Allah’ın ateist Siyonistleri, masonları aşağılamak için meydana getirdiği bir mucize. Var güçleriyle şu an çırpınıyorlar, kurtulmak için. Gururları bayağı kırıldı, fakat kurtulamıyorlar. Çözüm de bulunamıyor.
Muhabir: Ekonomik krizin altında yatan sebep ne?
Adnan Oktar: İsraf, fakirlere sevgi göstertmemek, tevekkülsüzlük, hırs ve korku, stokçuluktur.
Muhabir: Bir mailimiz var. Onu bir okuyayım. Salih Yolcu Ankara’dan göndermiş. Öncelik size ve Hocamız’a sevgilerimi sunuyor, hayırlı akşamlar diliyorum. Programlarda Hocamız samimiyetten bahsetmişti önceki programlarda. Gerçek samimiyeti Kuran’daki samimiyeti daha ayrıntılı tarif edebilir mi? İnsan ahireti kazanmak için Allah’ı razı etmek için nasıl yaşamalıdır? Bu konuları uzun ve ayrıntılı anlatmasını rica ediyoruz. Hocam’ın ellerinden hürmetle öpüyorum. Salih Yolcu, Ankara. Çok uzun vaktimiz yok ama kısa olarak sizden alalım.
Adnan Oktar: Allah razı olsun, canım kardeşimden. Samimi olmak, samimi insan daima maddi bir şeyler kaybeder genelinde. Onun için insanlar genelde mantığı ile hareket ederler. Mantıkla hareket edilmez. Vicdanla hareket edilmesi lazım. Mesela yolda bir kedi vardır bağırıyordur hayvan. Veyahut birisine araba çarpar, bir kenara yığılmıştır. Bazıları basar geçer ama bazı insanlar da durur ve ona yardım ederler. İşte samimi olan insanlar, vicdanı ile hareket edenler, orada duranlardır. Basıp geçenler mantığı ile hareket edendir. Çünkü mantıken düşünüyor. Şimdi başım belaya girer. Bu adam ölür üstüme kalır, şu bu. Hâlbuki insan her şeyi göze alır. Çünkü orada bir can var yani. O canı kurtarmak çok önemlidir. İşte bu samimi karar vermektir. Veyahut mesela fakir bir kardeşi var perişan durumda, o huzur içerisinde yemeğini yiyor. Bu mantıktır. Ya der banane kim ona yardım ederse etsin. Ben miyim başkasına yardım edecek, benden başka insan mı yok. Başkası yapsın diyebilir. Ama vicdanlı bir insan vicdanen düşünür, ben yapmasam bunu kim yapacak zaten, başkası yapsa bile benim zaten üstüme bir görev bu der ve yardım eder. Onun için vicdan da en önemli olay insanın son derece samimi karar vermesidir. Samimiyette insanda sınır yoktur. Samiminin daha samimisi vardır, samiminin daha samimisi vardır. İnsanların samimiyetten kaçınmasının neden olan şey, insanların başının belaya girmesidir. Samimiyet genellikle insanı zorluğa sokar. Ya parasını kaybettirir, ya imkânlarını kaybettirir, ya hakarete uğramasını, ya baskıya uğramasını sağlar. Hani derler ya bazen merhametten maraz doğar diye.
Muhabir: Öyle bir şey olur mu?
Adnan Oktar: Olmaz. İşte o sıkıntıya girenler bunu söylüyorlar. Yani merhametten maraz doğardan kastı şu ben merhamet ettim amma, kayıp içerisinde oldum. Hâlbuki samimi insan o kaybı göze alarak onu yapıyor zaten. Samimiyetin özelliği odur. Samimiyette kayıp vardır. Mesela biz
Muhabir: Asıl o zaman imtihan başlıyor zaten.
Adnan Oktar: Tabi ki, Müslüman canını veriyor artık Allah için, malını veriyor, evini veriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım Allah diyor “mallardan canlardan eksiltmekle, açlık ve korkuyla imtihan olacaksınız. Sabredenleri müjdele” diyor Cenab-ı Allah.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: İnsanlarda şeytandan Allah’a sığınırım yine ayette belirtiyor. “Mallar, oğullar, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, aşiretiniz, eşleriniz, işte Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda mücadeleden daha hayırlı ise bekleyedurun” diyor Allah. Bizi Allah samimiyete davet ediyor. Münafıklar mesela çok samimiyetsiz oluyorlar. Diyorlar ki mesela şeytandan Allah’a sığınırım “bu sıcakta mücadeleye gidilir mi?” E peki nasıl olması gerekiyor yani soğutma sistemi mi gerekiyor onun için? Ama mesela desen ki aynı adama falanca yerde para var, yiyecek var, talan edeceksin, alacaksın deseler, birisi dese sıcak falan dinlemez koşarak gider.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Onun gibi yani samimiyetsizlik eşittir münafık karakterini arkadan getiriyor.
Muhabir: Evet Erzincan’dan bir mesajımız var. Sayın Hocam’a sevgiler Erzincan’dan Mahmut, Acaba Mehdî’nin en önemli özelliği nedir? Daha çok Mehdî’den bahsedince Mehdî ile ilgili daha çok soru alıyoruz burada. Yine izleyicilerimize tekrar edeyim KM boşluk mesajınızı yazıp, 3834’e gönderirseniz, biz de mümkün olduğu kadar okumaya çalışırız. Okuyamadıklarımızı bir sonraki programlarımızda da inşaAllah değerlendiririz.
Adnan Oktar: Mehdî’nin en önemli özelliği samimi olması. Allah’a kendisini tam adamış olması, ihlâslı olması.
Muhabir: Evet
Adnan Oktar: Adalet ve hakkaniyetten ayrılmaması ve cömert olması. Rivayetlerden bunu anlıyoruz inşaAllah.
Muhabir: Evet. Hocam bir önceki programda Yahudi kardeşlerimiz dedi, -demek ki bir önceki programımızı izleyen bir izleyici bu- Yahudi’den kardeş olur mu diyor, Baykal’ı beğenmesine de çok şaşırdık diyor bu izleyicimiz.
Adnan Oktar: Kardeşimiz şöyle düşünsün, Peygamber Efendimiz zamanında ehli kitap vardı. Hatta Peygamberimiz ehli kitaptan hanımı oldu, Hz. Mariye. Hıristiyan’dı. Onunla evlendi Peygamber Efendimiz. Bu gözle bakmaları lazım. Ehli kitap Allah’ın bize bir emanetidir. Osmanlı döneminde de öyle olmuştur, Peygamber Efendimiz zamanında da öyle olmuştur. Kuran’ın anlatımında da bunu görüyoruz. Ehli kitabı biz koruyup kollamakla, onlara şefkat göstertmekle, onları sevmekle mükellefiz. Biz onların sadece inancına uymayız. Ama insan olarak, kardeşimiz olarak çok severiz, bağrımıza basarız. Ama hâşâ Allah üçtür derse, tabi biz Allah birdir. Yani o yönde ona katılmayız. O konuda biz onun hiçbir yönlendirmesinin içerisine girmeyiz. O konuda itaat etmeyiz. Ama güzel ahlakta ittifak halindeyiz, tabi ki kardeşimiz onlar.
Muhabir: Hocam yeni konuya geçiyorum kitaplarınızla ilgili. Ekleyeceğiniz varsa buyurun.
Adnan Oktar: Ama tabi Baykal dindar, torunlarını alıp camiye götüren tertemiz bir Müslüman evladı. Hüsnü zan esastır Müslümanlıkta. Tek bir iman alameti bile görse biz o insana iman gözüyle bakacağız ki bu çok ciddi bir iman alametidir. Camiye gitmesi, torunlarını götürmesi, bu tek başına yeterlidir. Yani İslam fıkhına göre bu bizim için yeterli bir delildir inşaAllah.
Muhabir: Aslında biz toplum olarak düşman kazanmayı biraz fazla âdet edinmişiz. Oysa ünlü bir söz “Bin dost az, bir düşman fazladır” diyor.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Evet, düşmanımız olan insanı bile kazanmak için ona hüsnü niyet ile bakmak, hüsnü zan
Adnan Oktar: Ayrıca çok efendi ve terbiyeli bir insan Baykal yani.
Muhabir: Bir önceki programımızda çok övgülerde bulunmuşsunuz, eli güçlenirse
Adnan Oktar: Tabi tabi,
Muhabir: Eli güçlendirilmeli, lider olarak kalmalı ve çok şey yapacak demiştiniz siz Türkiye’ye.
Adnan Oktar: Tabi ki, tabi ki yani o konuda bana güvenebilirler. Bir bildiğim var yani.
Muhabir: Evet, peki Hocam kitaplarınıza geçiyoruz. Kitaplarınız çok etkileyici. Dış görünüşü, tasarımı çok önemli. Kalitesi, bu bu kadar önemli mi?
Adnan Oktar: Tabi ki, mümin güzeldir. Allah güzeli sever. Allah kendisi sonsuz güzel. Allah her şeyin güzel olmasını ister. Cennet güzellikler yurdudur. Cennetin her yeri güzel. Pınarları, bahçeleri, yastıkları, Allah yastıklarının bile işlemeli olduğunu söylüyor cennetin. Yatakları atlastandır. Her yeri birbirinden güzeldir cennetin. Biz güzelliğe, Allah’ın güzelliklerine, tecellisine âşık olacağız. Allah’a âşık olacağız. Tabi kitaplarımız da Allah’ın tecellisini yansıtacak. Allah’ın güzelliklerini yansıtacak, baktığımızda içimiz açılacak tabi ki.
Muhabir: Adamlık Dini kitabınız. Bu kavramla ne anlatıyorsunuz?
Adnan Oktar: Adamlık dini samimiyetsiz insanların yapmacık, komik tavırlarını, yani insana yakışmayan yapmacık tavırlarını anlatan bir kitap, insanları samimiyete davet eden bir kitap.
Muhabir: Ukrayna’dan bir mesajımız vardı. Bir önceki programdan sonra. Müsaade ederseniz onu okuyayım. Yazan Abramkin, Ukrayna’dan. “Selam, ben Harun Yahya kitapları okudum, sonra Müslüman oldum. Buradaki arkadaşlarımda kitapları çok seviyor. Ben Türkçe öğrendim. Ama zaten Rusça da var. Allah Hocam’dan razı olsun. Size de çok teşekkür ederiz. Burada 12 kişi izliyoruz. Hocamız’ı daha çok görmek istiyoruz iyi akşamlar” demiş.
Adnan Oktar: Hay benim aslanım, hay. Selamlarımı iletiyorum, canım kardeşime. Bağlantıda olalım, adresini bize gönderirse eğer bizim sitemize ona kitaplarımdan hediye gönderebilirim inşaAllah. Tebrik ediyorum. Allah yolunu açık etsin. İnşaAllah Allah cennette arkadaş etsin, dost etsin inşaAllah.
Muhabir: Bir mesajı daha var. Ben onu başka bir konuya almıştım. Hocam Ukrayna’ya gelir mi acaba, düşünüyor mu? Biz çok istiyoruz, çok arzuluyoruz.
Adnan Oktar: Geleceğiz, geleceğiz, geleceğiz, geleceğiz. Türk-İslam Birliği oluşacak inşaAllah geleceğiz. Hepsine geleceğiz, bir tek oraya değil. Ermenistan’a da gideceğiz, Gürcistan’a da gideceğiz, Azerbaycan, Türkistan hepsine gideceğiz inşaAllah.
Muhabir: İnşaAllah, maşaAllah kelimelerini çok kullanıyorsunuz. Arkadaşlarımız, kardeşlerimiz. Ama biraz farklı kullanıyorsunuz, herkes kullanıyor, bunun ayrı özel bir sebebi mi var?
Adnan Oktar: Kehf Suresi’nde inşaAllah ve maşaAllah orada geçer. Kehf Suresi’nde. Ahir zamana bakan bir suredir. Ve müminin dilinde inşaAllah, maşaAllah sürekli olacak. MaşaAllah “Allah ne güzel yaratmış”, inşaAllah “Allah’ın kaderde belirlediği şekilde, Allah’ın emrettiği şekilde, Allah’ın dilemesiyle”. O anlamda inşaAllah.
Muhabir: Kitaplarınızın isimlerini özel olarak mı seçiyorsunuz? Mesela İslam Terörü Lanetler, Allah Akılla Bilinir, En Büyük İftira Şirk, Sinsi Bir Tehlike Gaflet, başlı başına mesajlardır. Bu isimleri özellikle mi seçiyorsunuz?
Adnan Oktar: Tek tek. Hem kapağının dizaynını ben yapıyorum ve isimlerini tek tek ben seçiyorum.
Muhabir: White Samurai at internet sitesine bir mesaj gelmiştir. Harun Yahya eserlerinin girmediği ev kalmadı diyor.
Adnan Oktar: Elhamdülillah, maşaAllah.
Muhabir: Arnavutluk’tan bir öğrenci kardeşim vardı gelmişti. Dedi ki Arnavutça Harun Yahya’nın kitapları var dedi, biz ancak onlarla tebliğ ediyoruz dedi. Selamları var size.
Adnan Oktar: Aleykümselam,
Muhabir: Şu anda da kendisi Türkiye’de. Aynı kitaplardan istiyor. Yeni kitaplardan Arnavutçaya çevrilmiş kitapları, davet ve tebliğ amaçlı istiyor. Onları da gönderecek miyiz? Kardeşlerimiz gönderecek mi?
Adnan Oktar: Hay benim aslanım. Derhal derhal inşaAllah. Bağlantıya geçsin hemen inşaAllah.
Muhabir: Peki. Hocam Savunma Sistemi Mucizesi, Vücut Elektriği Mucizesi, Protein Mucizesi gibi kitaplarınız oldukça bilimsel ama çok sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bu kitapları yazmadaki gaye neydi? Yani bir mucizeyi açıklıyorsunuz, yani protein mucizesini açıklamadaki gaye ne?
Adnan Oktar: Protein tek başına bilimsel olarak imkânsız tesadüfen meydana gelmesi ama o kadar çok protein çeşidi var ki, onların da ayrı ayrı meydana gelmesi tamamen imkânsız. Yani mucizenin dışında hiçbir açıklaması yok. Mesela vücuttaki elektrik sistemi baştan sona mucize üstüne mucize, mucize üstüne mucize. Yani nefes kesici bir sistem var. Kitaplarımı harunyahya.org’dan, harunyahya.net’ten indirsin kardeşlerimiz ücretsiz, Allah’ın bu nefes kesici, muhteşem sanatını görüp, defalarca Allah’a hayranlıkları ve muhabbetleri artacaktır. Ve büyük bir iman derinliğine kavuşacaktır inşaAllah kardeşlerimiz.
Muhabir: 2008 yılında 50 milyon kitap inmiş. Bu sizin satışlarınızı etkilemiyor mu? 8 milyon da satmışsınız.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Ben baktım istatistiklere.
Adnan Oktar: 80 milyona çıktı.
Muhabir: MaşaAllah.
Adnan Oktar: 80 milyon bu sene. Allah bereketini artırsın, filsebibillah inşaAllah. İndirebildikleri kadar indirsin kardeşlerimiz maşaAllah.
Muhabir: Peki siz yazıyorsunuz, okutuyorsunuz da, kendiniz kitap okuyor musunuz? Hangi kitapları okuyorsunuz? Ne kadar kitap okudunuz şimdiye kadar?
Adnan Oktar: Ben o onların zehirlerine karşı olan kitapları okuyorum. Mesela Darwin’in kitaplarını okurum ben Marx’ın eserlerini okurum. Onlar ne yapıyor acaba, ne diyorlar. O zehire karşı panzehir oluştururum ben.
Muhabir: Hocam, halk arasında fal ve büyü konuları yıllardır süregelmiş merak konusu olmuştur. Hiç şüphesiz bu büyük bir sapkınlık ve sapıklık hiç şüphesiz. Bu konu hakkında izleyicilerimize neler söylemek istersiniz? Özellikle bu konu kadınlar arasında yaygındır. Siz ne söylemek istersiniz?
Adnan Oktar: Her ikisi de haram ve çirkin hem de aşağılayıcı da komik de. Çünkü fal, yani gelecekten haber vermek, bu zaten mantıklı da değil, akıllı da değil, Kuran’a da uygun değil, gerçeği de yok. Tamamen bir aldatmaca. Gayb Allah katındadır ve Allah’ın bildirdiği kulları ancak bunu bilebilir. Ki bu peygamberlerde oluyor, Allah’ın velilerinde ancak keramet olarak bazen tezahür eder. Ama şurada burada insanların işte, sen yarın bugün şöyle olacaksın, böyle olacaksın, bunları aldatmaları çok kötü. Büyü zaten hiç inanılacak bir şey değil. Bana da bin bir türlü büyü yapıyorlar ama bak arslan gibiyim, karşınızda konuşuyorum.
Muhabir: Evet çok şükür.
Adnan Oktar: Bana binlerce büyü yaptılar şimdiye kadar, hiçbir şekilde de etkilenmiyorum, daha da sağlıklı hale geliyorum.
Muhabir: Bu sihir ve büyü ile uğraşanların bir kısmı biz cinleri kullanıyoruz diyorlar.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: İşte cinlerle ilgili gelecekten haber veriyorlar bize. Cinler gelecekten haber verebilir mi?
Adnan Oktar: Yok bilemezler cinler. Cinler mevcut bilgileri iyi bilirler. Yani mesela hâlihazırda bir şey varsa, bir kaybolmuş bir şey varsa ama o da herkese olmaz. Allah’ın görevlendirmesi lazım. Ayette de Cin Suresi’nde bu belirtiliyor. Emrimiz üzerine diyor Allah. Allah emretmedikten cinler öyle bağımsız varlıklar değil. O zaman şirk koşmuş olurlar.
Muhabir: Sürekli tebliğ yapıyorsunuz, bunu kendinize görev addediyorsunuz. Yani İslam’da dini anlatma sorumluluğu kimlere verilmiştir. Siz bu sorumlulardan biri misiniz?
Adnan Oktar: Bütün Müslümanlar emri bil maruf nehyen münkerden sorumludur. La ilahe illallah Muhammeden Resulüllah kelimesini öğrense, bu kelimeyi bile öğretmekle mükelleftir Müslüman.
Muhabir: Evet. Son çıkan kitaplarınızdan bir tanesi de Tevrat’tan Hikmetler ve Güzel Öğütler.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Bu kitabı niye yazdınız?
Adnan Oktar: Tevrat’ın da hak bir dinden tahrif edilerek günümüze geldiğini ispat etmek, Museviliğin de kökeninde hak din olduğunu vurgulamak için yazdım. Ve hakikaten çok şaşırtıcıdır. İslam dini ile birebir tam uygunluk arz ediyor şu an o kitap.
Muhabir: Bugün mevcut Tevrat’ta İslam’a uygun şeyler var mı, tahrif edilmiş hiç şüphesiz ama
Adnan Oktar: Tabi tabi çok çok fazla, o kitapta bu çok detaylı var işte orada o kitaptan görebilirler.
Muhabir: Evet. Kuran indirildiği dönemle bu dönem çok farklı diyen Müslümanlar var tabi.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Müslüman olmayanlar bunu söylemezler zaten. Kuran ayetleri bu asra cevap vermez diyenler var, siz buna nasıl cevap verirsiniz?
Adnan Oktar: Onlar hiç kendilerini o kadar yormasınlar. Kıyamete kadar cevap veriyor Kuran. O onların küçücük akıllarında, şu kadar akıllarında olan bir bilgi. O akıllarını da Allah yaratıyor ayrıca. Bak şu kadarcık akıllarını bile Allah yaratıyor onların.
Muhabir: Hocam sorularımız gelmeye devam ediyor. Yine anons edelim. KM ya da KANALMALATYA boşluk yazıp, sorunuzu yazıp, 3834’e gönderirseniz, biz buradan sorularınızı okuma ve sonraki programlarımızda değerlendirme imkânımız olacaktır. Yine çok soru var Hocam. Ben kendi sorularımla devam edeyim. Siz çok gösterişli ve zengin görünüyorsunuz. Müslümanların güçlü, zengin, gösterişli olmaları İslam’ın genel mantığıyla çelişmez mi?
Adnan Oktar: Kuran’a göre eğer konuşuyorsa kardeşimiz, çelişmez. Bilakis Müslüman zengin olacak, güçlü olacak, zekât verecek, sadaka verecek, etrafındaki insanların mutlu olması için gayret edecek. Tebliğ de çalışmalar da genellikle parayla olur, imkânla olur, zekât da parayla olur. Hz. Süleyman zengindi, Peygamberimiz de zengindi, Hz. İbrahim de zengindi. Kuran’a bakarsa kardeşimiz bu ayetleri görecektir.
Muhabir: Evet Hocam, bir önceki mesajımız var eski programdan kalma mesajımız var. Bir de buradan gelen mesajlardan okuyayım. Osman Aslantürk, Fransa’dan yazmış sevgili izleyiciler. İngiltere’nin eski başbakanı Tony Blair her gün Kuran okuyorum diye bir gazete yazısı vardı diyor.
Adnan Oktar: Evet doğru, doğru evet.
Muhabir: Fakat siz bundan çook önceki bir röportajlarınızda bu konuyu gündeme getirmiştiniz.
Adnan Oktar: Doğru,
Muhabir: Yani basından önce sizden çıkmıştı bu. Başka yabancı devlet büyükleri hakkında da bu tür bilgiler var mı elinizde? Fransa’dan Aslan Osmantürk yazmış.
Adnan Oktar: Evet,
Muhabir: Bugün Muharrem ayının 10. günü aleviler için çok önemli. Hocam bugünü biraz anlatır mı diye bir soru gelmiş. Başka bir soru çok şeyin başı nefis terbiyesi. Nasıl başarabiliriz demiş kardeşimiz? Evet, Hocam buyurun.
Adnan Oktar: Muharrem ayının 10’u gerçekten önemlidir. Ahir zamanda Mehdî’nin zuhuru da Muharrem ayının 10’unda olacaktır inşaAllah. O şekilde rivayetler var.
Muhabir: Bu program da tevafuk mudur nedir 10’una gelmiş. Bugünkü yaptığımız program.
Adnan Oktar: Ha maşaAllah, maşaAllah.
Muhabir: O gün yine bize denk gelir mi? Bak canlı yayında ve Harun Yahya’nın çalışmalarına sanıyorum ilk defa bu kadar yüksek derecede,
Adnan Oktar: MaşaAllah, maşaAllah.
Muhabir: Yani 22 tane kanaldan 20’sinden canlı program yapıyoruz. Bu bir ilktir değil mi?
Adnan Oktar: MaşaAllah. maşaAllah.
Muhabir: Ve en kısa aralıklı röportajı yapan ilk kişi benim?
Adnan Oktar: Muharrem ayında da gökten şöyle diyor: Gökten nida olunur diyor. Gökten, televizyon ve radyoya işaret ediliyor. O falanca Mehdî’dir. Ona uyunuz derler diyor. Ama tabi bir şahıs çıkıp ben Mehdî’yim diyemez, demeyecektir de.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Mehdî’ye evindeyken diyor hadiste Peygamber Efendimiz, vicdani baskıyla liderlik kabul ettirilecektir. Yani Mehdî hâşâ diyecek ben herhangi bir Allah’ın kuluyum, ben bu göreve layık değilim diyecekler. Onlar da bütün Müslümanların kanı boynuna olsun o zaman diyecekler. Böyle bir bedduayı kaldıramayacağı için kabul edecek inşaAllah.
Muhabir: Çok, yok tam olarak kaç öğrenciniz var? İstanbul’dan Kenan göndermiş bize. Bu zaten söylediniz, sizinle çalışan 30 kişilik ekibin olduğunu. Bunun dışında soruyor mu bilmiyorum. Onun dışında Hocam ben gelen sorulara bakayım. Evet. Mehdî çıkmadan önce peki İran Savaşı çıkacak mı ve ne zaman çıkacak? Ayrıca Mehdî şu an hangi ülkede yer alıyor diye bir sorumuz var.
Adnan Oktar: Said Nursî Hazretleri müjdeliyorum, İstanbul’dan çıkacak diyor. Bu necip millet Türk milleti Mehdî’ye yardım edecek inşaAllah. Türklük âlemi, İslam âleminin inşaAllah lideri olacak. Türkler Seyfullah’tır. Allah’ın kılıncıdır inşaAllah. İlim kılıncıdır. Ve nizamullahtır. Allah’ın nizam vericisidir. Üç kıtaya nizam vermiş bir millettir. İnşaAllah bizim şanlı milletimiz, güzel milletimiz, bütün şanlı, güzel İslam âlemini, Türklük âlemini kucaklayacak ve büyük bir ferahlık ve güzellik çağı olacak inşaAllah.
Muhabir: İnşaAllah. Hocam’la nasıl tanışırız, doğuya gelir mi? Ben Bartın’da oturuyorum, Hilmi diye bir sorumuz gelmiş.
Adnan Oktar: İnşaAllah Türk-İslam Birliği oluştuğunda her yeri gezeriz, birlikte inşaAllah.
Muhabir: Evet. Hz. İsa ve Hz. Mehdî ne kadar süre birlikte kalacaklar diye bir sorumuz var.
Adnan Oktar: Bayağı beraber kalacaklar. Yani Mehdî’nin ömrü inşaAllah uzun olacak. Hz. İsa’nın da ömrü uzun olacak. Onlar birbirini çok seven iki kardeş. Hz. İbrahim’in neslinden ikisi de biliyorsunuz. Aynı dededen geliyorlar ikisi de. İnşaAllah torunlar karşılaşacaklar.
Muhabir: Ahmedinejad hakkında ne düşünüyor Adnan Bey’e soruyorum diyor. Zaten soruları ben cevaplamıyorum Hocam soruların hepsi size.
Adnan Oktar: Ahmedinejad çok mazlum, mütevazı, çok güzel ahlaklı, Mehdî aşığı, Mehdî’nin geliş heyecanıyla ağlayan, o sevinçle coşan bir insan. Çok yaman birisi. Güzel huylu ve alabildiğine de mütevazı. Bilmiyorum ben çok seviyorum, güzel ahlaklı buluyorum.
Muhabir: Hocam muharremden bahsettik, 10 muharrem bugün deyince, hemen soru geliyor. Aşureyi Sünniler de yapar mı Hocam? Tamer Güveli göndermiş.
Adnan Oktar: Tabi ki tabi ki tabi ki. Hz. Nuh’tan bize kalan bir sünnet biliyorsunuz.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Hz. Nuh son anlarında biliyorsunuz çok az bulgur, mercimek, nohut çeşitli hububat az bir şey kalmıştı. Ne yapalım dediler? O da hepsini bir araya getirin, kaynatın dedi ve güzel çorba yapıldı. Oradan kalmadır aşure çorbası. Tabi bizler de Sünni, Şii zaten aynıdır hep kardeşiz. Tabi her şeyimiz aynı inşaAllah.
Muhabir: Şu an yargıyla ilgili tartışmalar var medyada. Sizce yargıda ne gibi düzenlemeler yapılması gerekir?
Adnan Oktar: Yargı bir kere bağımsız olması lazım. Yani siyasi kamplaşma olmaması lazım. Mezhep kamplaşması da olmaması lazım. Çünkü biz bu milletin fertleriyiz. Hepimiz kardeşiz. Sağcısı, solcusu, alevisi, sünnisi ne fark eder? Adalet olunca, adalet herkese eşit dağıtılması lazım. Mesela alevi bir kardeşimiz masumsa beraat ettirilir. Solcu bir kardeşimiz masumsa beraat ettirilir. Müslüman bir kardeşimiz masumsa beraat ettirilir. Yani ben sağcıyım, sen solcusun, bu şekilde adalet anlayışı olmaz. Bu çok çok çirkin olur. Bu vatanın seçkin evlatlarıyız. Hepimiz aynı memlekette yaşayacağız, aynı topraklarda yaşayacağız, aynı topraklarda öleceğiz. Bu bölünmüşlük çok çok tehlikelidir, bu tip tavırlar çok çok tehlikelidir. Adalette hiç olmaz. Buna karşı devletin tabi tedbir alması gerekir.
Muhabir: Adil Serdar Saçan, Ümit Sayın, Tuncay Özkan kim bunlar? Sizce bunlar başkalarının maşaları mı?
Adnan Oktar: Bizim milletimiz o kadar canlı bir akla sahiptir ki, o kadar ferasetli ve basiretlidir ki, bakar bakmaz bir olayı anlarlar. Onun için ben hiç anlatmayayım zaten gün gibi ortada olaylar. Her şeyi biliyorlar görüyorlar. Onlar onlarca yıldan beridir olayları biliyorlar. Benim anlatmama gerek dahi yok.
Muhabir: Evet hocam geçenlerde Amerikan Konsolosluğu’na bir saldırı düzenlendi ve maalesef 3 polisimizi de şehit verdik. Bu saldırı hemen El-Kaide’ye mal edildi ve arkasından da basında bazı şeyler çıktı. Sizce nedir bu işin temelinde, kim bunu yaptı?
Adnan Oktar: Bakın bu cinayetler, bu tip oyunlar, 11 Eylül tamamen masonların organize ettiği cinayet şebekesinin organize ettiği bir sistemdir. Ve çok alenidir. Müslümanlar çok mazlum oluyorlar. Müslümanlar böyle belalı şeylerin içerisine girmezler. Allah’tan korkarlar. Bu Darwinist, materyalist, ateist insanların masonluk içerisinde örgütlenmesiyle elde edilen olaylardır. Ve ben bunların belgelerini de detaylarını da isteyen kişilere çok detaylı sunabilirim.
Muhabir: Evet. Hocam bir sorumuz var. Harun Yahya’nın özgeçmişi, aile bilgisi, çocukluğu, öğrenimiyle ilgili ayrıntılı bilgi nasıl edinebilirim? Ali Yalçın Malatya’dan yazmış. Evet ben söyleyeyim kardeşime harunyahya.org’a girseler, oradan Harun Yahya ile ilgili özgeçmişi, resimleri, hayatı, çocukluğu vesaire teferruatlıca arkadaşlar koymuşlar. Ben de oradan okumuştum sizi.
Adnan Oktar: En iyisi ben çocukluk resimlerimi de koyayım da oraya, internete.
Muhabir: Çok güzel olur. Çok güzel olur. Bin Ladin için o Mehdî’dir, inanmayanlar kâfirdir diyenler türedi. Görüşü nedir Hocamız’ın diyor.
Adnan Oktar: Bakın ben isim vermeyeyim amma şöyle genel olarak söyleyeyim. Terörle adı anılan, terör yapan kişiler, bizim bildiğimiz tarzda insanlar olmuyor. Bunlar Darwinist, materyalist, ateist eğitimden geçmiş insanlar oluyor. Bunlar Avrupa’da eğitim görmüşler. İngiltere’de, Amerika’da eğitim görmüşler.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Hatta CIA’den eğitim almış insanlar. Ve dolayısıyla Darwinizm’i, materyalizmi, ateizmi çok iyi bilen, masonlarla da iç içe, kol kola olan, hatta mason localarında yaşayan insanlar oluyorlar bunlar. Zannettiğiniz gibi bir yapı olmuyor. Tabi. Yani sakal bırakmakla, cüppe giymekle Müslüman olunmaz. Müslüman kan dökmez. Zulüm yapmaz, aklıyla, irfanıyla, güzel ahlakıyla örnek olur.
Muhabir: Hocam milletvekillerinin dokunulmazlığıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu yapılırsa, devlet içerisindeki bazı derin ağlar çözülebilir mi?
Adnan Oktar: Dokunulmazlık devletin bütün kurumları için kaldırabilir ama hepsi için kaldırabilir ki kaldırılması gerekir. Ama suistimalinin engellenmesi için de hukuki tedbirler alınması gerekiyor. Yani her önüne gelenin dava açması. Çünkü mesela şu an bu çok kolay oluyor, bize de daha önce bu yapılıyordu. Önüne gelen iki satır yazı yazıyor, savcılığa yazı gönderiyor. Al sana dava. Yani çok kolay oluyor. Hadi gel bakalım ve ifade bir daha gel. Bu milletvekillerini, üst bürokratları yorar. Ama dokunulmazlıkların kalkması gerekiyor ama buna mutlaka hukuki bir yol bulunabilir yani çok kolay bir yol bulunabilir.
Muhabir: Yine koruma altına alınsın, her dilekçe veren vekil gidip yargılanmasın ama
Adnan Oktar: Evet önüne gelen, yani suistimal anlaşılıyor çünkü oyun oynadığı anlaşılıyor amma savcıda mesela ne diyor biz mecburuz diyor ifadenizi almaya, biz biliyoruz bir şey olmadığını ama ifadenizi almamız gerekiyor diyor. Yani böyle boş, gereksiz şeylerle bu insanları yormamak ama gerçekten ciddi bir şeyse gereğinin yapılması.
Muhabir: Son dönemlerde Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatıldı. Bir kısım aydın da buna karşı çıkıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Özür dilenecek hiçbir şey yok, özürlük de bir konu yok. Ne bizim onlardan özür dileyecek bir durumuz var, ne onların bizden özür dileyeceği bir konu var, biz kardeşiz. Zamanında komünistler, masonlar, bizi birbirimize düşürmeye kalktılar. Bir kısım provokasyonlar yaptılar, oyunlar yaptılar. Bunların tamamı provokasyon ve oyundur. Böyle bir oyuna gelmesinler. Daha önce olan olaylar da provokasyondur. Onlar bizim canımız, ciğerimiz, kardeşlerimizdir Ermeniler. Biz onlarla yüzyıllarca beraber yaşadık. Bir sürü Osmanlı generali vardı, general. Biz onları askeri kumandan yaptık başımıza. Yani emret komutanım dedik.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Yani öyle sevdiğimiz insanlar.
Muhabir: Evet Hocam. Volkan Osmanoğlu Bursa’dan bir mail atmış. Çok teşekkürler, hayırlı akşamlar. Adnan Oktar Bey hükümetin Ermenistan açılımı için acaba ne düşünüyor? Ermenilerle dost olacak mıyız? Ne zaman, nasıl mümkün olacak diyor.
Adnan Oktar: Türk Birliğinin Türk-İslam Birliği’nin güzel parçalarından bir tanesidir. Ermenistan sınırını açacağız. O kardeşlerimizi oradan bir güzel çekeceğiz Türkiye’ye. Biz de oralara gideceğiz. Onlara bol çalışma imkânı, iş imkânı vereceğiz. Onların madenlerini işleteceğiz. Onlar buraya gelip bilim adamlarıyla, profesörlerle bize hizmet edecekler. Biz onlara hizmet edeceğiz. Biz onların Ermeni yemeklerinden yiyeceğiz. Onlar bizim yiyeceklerimizi yiyecekler. Mutlu, kardeşçe, dostça yaşayacağız. Eski günlerde olduğu gibi, Osmanlı döneminde olduğu gibi.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Türk-İslam Birliği’ne çok önem veriyorsunuz. Konunun sizce bu kadar öncelikli olmasının sebebi nedir diyor bir izleyicimiz.
Adnan Oktar: Filistin’de çekilen acılar hemen cevabını veriyor. Filistin’deki acının kökeni bu haramı Müslümanların işlemesinden kaynaklanıyor. Bölünmek haramdır. Müslümanların bölünmesi haramdır. Birleşmek de farzdır. Bu farz da yerine getirilmemiştir. Bu yapıldığında, Türk-İslam Birliği oluştuğunda Filistin’in tüyüne, kılına dokunamazlar. Kimse bir şey yapamaz. PKK sorunu diye bir konu kökünden biter, böyle bir konu kalmaz.
Muhabir: Türk-İslam Birliği kurulduğunda ekonomi ne durumda olacak?
Adnan Oktar: Çok zengin oluruz, yani o kadar zengin oluruz ki artık para bile geçersiz olur diyor Peygamberimiz, o kadar zengin olacağız inşaAllah.
Muhabir: Peki Türk-İslam Birliği’ne ne kadar tarih veriyorsunuz?
Adnan Oktar: Bence 10 yıla kadar olur.
Muhabir: 10 yıl.
Adnan Oktar: İnşaAllah olur. Yani şöyle söyleyeyim, Allah’a karşı büyük söylemeyeyim Cenab-ı Allah’ın izniyle inşaAllah kesin olacak. %100 olacak inşaAllah.
Muhabir: Peki bu birlikteki Türk önderliğini başka ülkeler kabul edecek mi sıkıntı olmaz mı?
Adnan Oktar: Hepsi istiyorlar. Yani hepsiyle görüştük, hepsi istiyorlar.
Muhabir: Ülkemizde Kürtlük, Alevilik gibi sürekli sorun olarak önümüze koyulan konular var. Bunların çözümü sizce nasıl olmalı diyor bir izleyicimiz.
Adnan Oktar: Türk-İslam Birliği içerisinde böyle bir konudan zaten bahis olmaz, bu komik olur. Türk-İslam Birliği içerisinde anlamı da olmayacaktır. Aleviler de Allah’ın arslanlarıdır onlar. Türk-İslam Birliği’nde çok büyük görevleri olacak o yiğitlerin inşaAllah. Kürtler de çok dindar, çok efendi, sadık, güzel huylu, güzel ahlaklı insanlardır. Said Nursî de kürttür biliyorsunuz. Birçok âlimimiz kürttür. Ziya Gökalp de biliyorsunuz şair, yazarımız, o da kürttür.
Muhabir: Diyarbakırlı.
Adnan Oktar: Evet Diyarbakırlı, kürttür. Yani bayağı vardır. Bizim cumhurbaşkanımız da bildiğim kadarıyla kürt kökenliydi. Yani daha önceki Turgut Özal’da. Bizim kürt kardeşlerimle ırk anlamında hiçbir sorunumuz olmaz. Yani dinen bu haramdır. Böyle bir düşüncemiz olamaz. Hepsi Hz. Adem’in soyundan gelen yiğit, tertemiz insanlarımız, kardeşlerimiz. Onlar bizden birer parça. Ayrımız gayrımız olmaz inşaAllah.
Muhabir: Hocam bir sorumuz. Evvela hepinizden Allah razı olsun. Ben Hocam’a şunu soracağım. Peki, İslam âleminde kopukluklar nelerdir? Malatya’dan Selçuk göndermiş.
Adnan Oktar: İslam âleminin birlikteliğini çok dile getirmek lazım. Türk-İslam Birliği’ni çok dile getirmek lazım. Mesela pankartlarda kahrolsun İsrail. Niye İsrail kahrolsun. Kahrolsun dediğimiz ateist Siyonistlerdir. Onların düşünce sistemi. Onların eylemlerinin durmasını biz Allah’tan isteriz. Yoksa orada Musevi, dindar Museviler var, dindar Müslüman kardeşlerimiz var. İsrail dursun, İsrail niçin böyle bir durumda. Yani Allah hepsine bereket versin, bütün ülkelere inşaAllah.
Muhabir: Burada size bir tenkit mesajı gelmiş. Müsaadenizle ben okuyayım. Türk-İslam Birliği’nden çok bahsediyorsunuz. Feyzettin Alan, “Selam, Ebuzer Bey programınızı ilgiyle dinliyoruz. Babam ile beraber konuşmalarınızda Türk-İslam sentezi sözünü çok kullanıyorsunuz. Biz sizi sevenler olarak bir ırkı yükseltmenizi açıkça hayretler içerisinde dinliyoruz diyor. Kendi adıma söyleyebilirim ki bu söylemleriniz benim size olan bakış açımı değiştirebilir. Şimdi Hocam siz eğer Türk-İslam sentezi derseniz benim de Kürt-İslam sentezi demem kadar normal bir şey olamaz. Haksız mıyım? Lütfen İslam’a bir ırka indirgemek doğru mu diyor, İslam çok yüksek değil mi?” diyor. Ben sizin bu kadar açıklamanızdan sonra tekrar açıklama yapmanız için özellikle bunu okudum.
Adnan Oktar: Türk milleti Türk-İslam âleminin hizmetçisi olarak göreve talip. Yani üstünlük iddiası ortaya çıkmıyor.
Muhabir: Bu bir ırkçılık değildir, ırk üstünlüğü değildir.
Adnan Oktar: Irkçılık olarak değil, tabi tecrübe, bilgi, cesaret ve güzel ahlakından dolayı, kültürü ve bilgisinden dolayı şu an liderliğe layık oldukları için bu mukaddes görevi Allah inşaAllah Türk milletine verecek ve bunu hadislerden de anlıyoruz. Ve bu hizmetçilik, hadimlik görevidir. Yani bu bir üstünlük, diğer ırkları beğenmemek anlamında değil. Çünkü diğer ırklar hepsinde biz Allah’ın kulları olarak görüyoruz ve hepsi Hz Adem’in soyundan gelmiş, ortak atadan gelmiş insanlar olarak görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir ırkçılık düşüncesi yok. Burada yani bir kafatasçılık, bir kan üstünlüğü iddiası yok. Burada bir ahlak ve tecrübe üstünlüğünden kaynaklanan liderlik var. Çünkü biz lider seçerken neye özen göstererek seçiyoruz? Tecrübesine, bilgisine, ahlakına ve kültürüne güvendiğimiz için lider seçiyoruz. O yüzden Türk milleti buna layıktır. Hadislere göre de layıktır. Olay bu. Ve hadimlik görevi var burada. Üstünlük iddiası yok.
Muhabir: Hocam burada kafama bir tereddüt geliyor. Bilmiyorum bu tereddüdü başkası yaşıyor mu yaşamıyor mu diye ama size sorayım. Merhum Alparslan Türkeş bir kitabında “önce Türk olunur sonra Müslüman” demişti. Sonra birçok hayranını kaybetmişti. Sizin böyle bir tereddüdünüz yok değil mi? Zaten siz ırk üstünlüğünü savunmuyorsunuz burada.
Adnan Oktar: Türklük, Türkler İslam ahlakından dolayı mükemmel oluyorlar. Yani biz ahlakımızdan dolayı, İslam ahlakımızdan dolayı mükemmel oluyoruz Türkler olarak. Yoksa ırk yani kan, kandan dolayı bir üstünlük değil. Yani ahlaktan dolayı, o İslam’ı güzel uyguladığımız için, güzel anladığımız için, güzel yorumladığımız için, İslam’ı temiz yaşadığımız bu göreve layığız biz.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Devlete Bağlılığın Önemi isimli bir kitabınız var. Fakat hayatınıza baktığımız zaman da devletten bir hayli muzdarip olmuş taraflarınız var. İşte demin sözünü ettiğiniz kokain komplosu vesaire hem sıkıntı gördüğünüz yeri övmenin böyle bir kitap yazmanın gereği neydi?
Adnan Oktar: Komünist derin devlet ayrıdır, yiğit, aslan devletimiz ayrıdır. İşte ben bu devleti beğeniyorum. Bu devleti seviyorum ben. Yoksa zulüm yapan, oyun oynayan, devletin içerisine sızmış çeteleri değil. Onlar çete ayrıdır, devlet ayrıdır. Devlet daima temiz ve güzeldir. Onun içerisindeki çetenin ahlaksızca faaliyetleri apayrı bir şeydir. İkisini ayırmak lazım.
Muhabir: Sözlerimiz boyunca hep Kuran ahlakından, ahlaktan bahsettiniz. Kuran ahlakına uymanın devlet sistemine getirdiği faydaları nedir? Bunları da alalım. Ondan sonra vaktimiz bitiyor zaten. Son 2 dakikanın içerisindeyiz.
Adnan Oktar: Evet. Benim gördüğüm bütün partiler Kuran ahlakına titiz olmaya gayret göstertiyorlar. Yani bütün milletimiz Kuran ahlakına titiz olmaya gayret göstertiyor. Ama bunu aile anlayışından, dürüstlük anlayışından, mertlik anlayışlarından, samimiyet anlayışlarından her şeyinden görüyoruz. Namus anlayışlarından, her şeyden görüyoruz. Türkiye’de İslam’ı çok güzel yaşadığımızı herkes söylüyor. Yani biz gittik diyorlar mesela şuraya gittik, buraya gittik ama siz güzel yaşıyorsunuz diyorlar. Takva olan insanı biz severiz. Yani İslam’ı güzel yaşayan insanı severiz. Âlimleri de o yüzden seviyoruz. Takva oldukları için seviyoruz. Türk milleti içerisinde de çok fazla takva insan vardır. İslam güzel yaşanıyor. O yönüyle, o ahlakıyla, o kişilikleriyle biz milletimizi seviyoruz. Irk, kafatası üstünlüğü anlamında, o anlamda bir iddiamız yok.
Muhabir: Hocam sorularım bitmedi. Elim dolu. Önümüzde vakitler var. Allah ileride ki bir sonraki programımızda
Adnan Oktar: İnşaAllah, inşaAllah.
Muhabir: Ya da ileride sunacağımız programlarda inşaAllah kalan sorularımızı yine soracağız. Sizler sağ oldukça, Allah ömür verdikçe inşaAllah.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Fakat şu saatte programımızın sonuna geldik. Son olarak 22 kanalın izleyicisine neler söylemek istersiniz? Son cümlelerinizi alayım, sonra ben programı kapatayım.
Adnan Oktar: Benim yiğit kardeşlerim bütün samimiyetleriyle, bütün Allah’a olan aşklarıyla, muhabbetleriyle dua etsinler. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk devletlerinin desteğinde büyük bir Türk-İslam Birliği’nin oluşması için Allah’a yalvarsın, dua etsinler. Bu güzel dualarına inşaAllah icabet olduğunu görecekler. Çok güzel netice alacağız inşaAllah. Çok hayırlı ve güzel günler önümüzde inşaAllah. Birbirlerini çok sevsinler, bölünme işte mezhep şu bu filan inanç ayrılıkları ile bölünmeler, bunlar çok çok yanlış. Herkes bizim kardeşimizdir. Her düşünceye saygı duyuyoruz, her fikre saygı duyuyoruz. Ama tabi kardeşlik düşüncesi içerisinde, saygı ve sevgiye dayalı bir ortam içerisinde bunları uygulamamız gerektiğine inanıyoruz. İnşaAllah bu yönde devam edeceğiz.
Muhabir: Hocam, ağzınıza sağlık, yüreğinize sağlık. Çok teşekkür ediyoruz yayınımıza, programımıza katıldığınız için.
Adnan Oktar: Ben teşekkür ederim. Çok sağ olun inşaAllah.
Muhabir: Erzincan’dan Can TV, Adana’dan Ceyhan TV, Siirt’ten Kanal 56, Nevşehir’den Kapadokya TV, Çorum’dan Kanal 19, Kütahya’dan Merkür TV, Bartın’dan BTV, Marmaris’ten Marmaris TV, Tokat’tan Kanal 60, Ankara’dan Tuzgölü TV, Hatay’dan Kırıkhan TV, Batman’dan Kanal 72, Mardin’den Kanal 47, Nevşehir’den Nev TV, Gönen’den Gönen TV, Kütahya’dan Destan TV, Tokat’tan Gece TV, Hatay’dan BRT TV, Adıyaman’dan Mercan TV ve Malatya’dan Kanal Malatya, Konya’dan Konya TV ve Trabzon’dan Trabzon TV ekranlarından sizlere seslendik.
Canlı canlı evlerinize konuk ettik Hocamız’ı. Biliyoruz sizler çok konuk seversiniz. Bizleri konuk ettiğiniz için, sabırla programımızı izlediğiniz için bizler de bu soğuk kış gününde, sıcak bir mekândan, sıcak gönüllerden, sıcak sıcak mesajlar ilettiğimiz için kendimizi çok şanslı ve bahtiyar hissettik. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yine programla ilgili görüşleriniz için ebuzeraydin@hotmail.com adresine ya da KM bir boşluk bırakıp sorunuzu yazıp, 3834’e göndererek bir sonraki programlarımıza ışık tutmak isterseniz, yapabilirsiniz. Hepinize teşekkür ediyoruz. İstanbul’dan, tarihin başkentinden, Anadolu Hisarı’nın yanından hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlayarak Allah’a emanet ediyoruz. Hoşça kalın, sağ olun.