MUHABİR: Yine çok değerli bir konukla, çok önemli bir konuyu işleyeceğiz. Program konuğumuz, Sayın Adnan Oktar yani, Harun Yahya Hocamız. Kendisiyle ahir zaman sohbetleri yapacağız. Efendim, öncelikle programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, teşekkür ederim. Sizler de hoş geldiniz, lütfettiniz.
MUHABİR: Evet, gerçekten önemli bir süreç ve önemli bir konuyu bu gece sizinle enine boyuna konuşmak istiyoruz. Ahir zamanı sizin engin bilgi ve tecrübenizle, detaylamak istiyoruz. Bu konuda nasıl bir startla programımızı açmak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Bir kere insanlar düşünecekler, yani gökyüzünde koskocaman bir kürenin üstünde, uçsuz bucaksız boşlukta bir yere doğru gidiyoruz. Ve koskocaman bir güneş yaratmış Allah, ay yaratmış ve şehirler, insanlar yaratmış. Yani bunu boşa yaratmadığı, bu kadar özenle yaratılmış bir sistemin bir amacı olduğu belli, yani biz yiyip içip, yatalım, dinlenelim diye dünyaya gelmedik, biz burada imtihan için geldik. Pek tabi ki çok önemli bir amaç var. Biz burada Allah’a kulluk yapmaya geldik ve Allah’ın dediği gibi yaşamaya geldik. Biz bu konuları, ahir zamanı, hadislerden anlıyoruz, Kuran’dan anlıyoruz. Allah bizi imtihan ederken, bizi ahir zamanda yarattığını hissettirdi, mesela biz ortaçağda da yaşayabilirdik, Peygamber Efendimiz (sav)’in zamanında da yaşayabilirdik ama bizim için, yaratılışımız için Allah ahir zamanı uygun bulmuş, biz ahir zamandayız. Mesela şu an Mehdi devri, Hz. İsa’nın nuzulü devri, Ye’cüc Me’cüc ün beklendiği bir devir. Ve dolayısıyla felaketler asrıdır. Helak ve felaketler asrıdır, zorluklar asrıdır. Aynı zamanda kurtuluş ve sevinç, müjde ve sevinç asrıdır. Çok önemli olan olaylar olacak bu asrımızda. Ama kimi insanlar diyebilir ki, beni ahir zaman ilgilendirmez. Allah zorla ilgilendirtir o zaman. Ben ahir zamanı anlamıyorum diyebilir, Allah zorla onu anlayacak hale getirtir. Çünkü Allah’ın Cabbar ismi vardır. Ayette Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, size ayetlerimizi dış alemde göstereceğiz diyor. Siz de görüp, bilip tanıyacaksınız diyor. İnsanlar istese de, istemese de bunu görüp bilip tanıyacaklardır. Çok uzun süreden beri büyük olaylar oluyor, mesela, şu ekonomik krize dünyadaki ne kadar profesör, bilim adamı varsa, sanayici varsa hepsi birden panik halde tedbir almaya çalışıyorlar, fakat metafizik şekilde kurtaramıyorlar. Çözüm yok, durdurulamıyor ve durduramayacaklar da. Bu da Allahu alem yedi yıl devam edecek, Kur’anın işaretiyle, Yusuf Suresindeki gibi yedi yıl devam edecek. Mesela, dediler ki, yağmurlar küresel ısınmadan dolayı yağmıyor. Peki, gece gündüz yağmur başladı, hani küresel ısınma vardı. Biz dedik ki bak bir oyun bu, ahir zamanda Mehdi devrinde yağmurların bir kesilmesi var, harika olarak kesilecektir. Bir de yağmurun harika olarak bol yağması var ve bu da oluyor şu an, sürekli yağmur yağıyor. Ve katliamlar, kıtaller, kavgalar, anarşiler, terörler, peşpeşe olacaktır ahir zamanda ve bunlar oluyorlar. Mesela, şu son Filistin’deki olay çok şaşırtıcı mesela, asker bir Müslüman kardeşimiz şehit edilmiş yerde yatıyor. Hatıra resmi çektiriyorlar beraber, yani sanki bir av yakalamışlar, öldürmüşler, beraber resim çektiriyorlar, avcılar yapar ya onun gibi. İşte bunlar ahir zamanın şiddetini gösteriyor, ölümün şiddetini göstertiyor. Buna karşı duyarsız olunamaz. Müslümanlar pek tabi ki Mehdi’yi arayacaklar, Hz. İsa’nın nuzulü için dua edecekler. Aradık, bulamadık, böyle bir şey olmaz. Yani bir kere bunu istemek, dua etmek durumunda Allah bunu yaratır. Bunu meydana getirir, İnşaAllah Müslümanlar bu yola doğru gidiyorlar ben bunu ısrarla söylüyorum. Çünkü bunlar kesinlikle olacak olaylar yani ben fevkaladelik olmasa ben böyle bir olayın üzerinde durmam. Ben her şeyi çok akıllıca değerlendiren birisiyim. Delilleriyle değerlendiren birisiyim, makul olan ve doğru olan bir fikrin ben peşinden giderim, ve %100 doğruysa ben peşinden giderim. Bu %100 doğru, onun için peşinden gidiyorum ve gerçekleşecek bu olay. Bunun alametleri zuhur etti biliyorsunuz, ben onu daha önce de anlatmıştım. İnşaAllah daha sohbetin ileri döneminde yine anlatırım. Müslümanlar bu sevinci yaşamakla mükelleftir. Bu devrin nimetlerini inşaAllah bol bol içlerine çekecekler, güzelliği yaşayacaklar inşaAllah.
MUHABİR: Evet engin tecrübelerinizi, sohbetimiz boyunca sizden faydalanacağız inşaAllah. Ekranları başlarında bizleri izleyen izleyenlerimiz de bu konu ile ilgili hafızalarında oluşan soru işaretlerine çözüm bulmuş olurlar, biz oldukça konu ile ilgili not aldık, bunların hepsini size sormayı hedefliyoruz bu akşam ama bir duyurumuz olacak. Sevgili izleyenler, eğer programımıza sorularınızla ortak olmak istiyorsanız www.harunyahya.tv adresine girebilirsiniz. Sorularınızı ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine yollayabilirsiniz. Sayın Hocam, size anında cevap verecektir. Evet, Hocam, notlarımızın oldukça fazla olduğunu söylemiştik onları konuşacağız. Ahir zaman lideri kim olacak ve biz insanlar onu nasıl tanıyacağız diye bir soru ile başlamak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki, ahir zaman ile ilgili Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisi, Biharun Envar cilt 52 sayfa 391 Şüphesiz ki, kaim Hz. Mehdi zamanında bir mümin doğuda olsa da, batıda olan kardeşi kendisini görür. Ha keza diyor, batıda da olsa doğuda olan kardeşini görür. Bakar bakmaz. Bu nedir? Televizyon. 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (sav) açıkça alenen Mehdi devrinde televizyon olacağını söylüyor. Çok net ifade ile inşaAllah. İmam Mehdi (a.s) dünyanın doğu ve batısını fethedip, İslam’ı dünyanın dört bir yanına egemen kılacaktır. Allahu Teala insana öyle bir güç verecektir ki, öyle bir güç verecek, herkes olduğu yerde onun sözlerini duyacak, koltuğa oturduğu yerden onun konuşmalarını duyacaklar diyor. Bu da televizyon ve radyo işte, internet. Ve İmam Mehdi İslam’a hayat verecektir diyor. Bi Harun Envar cilt 52’de sayfa 279. Bu olağanüstülüklerin devrinde, bunların bu şekilde, detaylı anlatılması, Peygamber Efendimiz (sav)’in izahlarının tek tek aynısı çıkması, çok büyük mucizedir. Biz ahir zamanın imamını Allah nasip etmedikten sonra göremeyiz, bulamayız, yani bu bir nasip meselesidir. Ama hüsnü zan eden, imanın nuruyla bakan kimsenin Mehdi’yi bileceğini söylüyor Said Nursi Hazretleri, yakın talebeleri onu diyor imanın nuruyla tanırlar, yani dikkatlice bakan onu anlar diyor, görür diyor. Ama alametleri var, fizik alametleri var, ahlaki alametleri var, mesela deniyor ki, Peygamber (sav) yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, şefkatli bir insan, uyuyorsa elleme diyor. Kan da akıtmayacaktır. Teröre, anarşiye hem karşı, kendi de kan akıtmıyor, akıtılmasını da istemiyor, öyle bir uygulaması yok. İhya etmedik sünnet, kaldırılmadık bir dert bırakmayacaktır diyor. Yani her türlü dine sokulmuş, anormal, sapkın, gerici, tutucu düşünceyi ortadan kaldıracaktır diyor. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icaplarını yerine getirecektir. Zülkarneyn ve Süleyman gibi bütün dünyaya hakim olacaktır. Kur’an’da zaten geçiyor bu Zülkarneyn ve Süleyman kıssaları var. Bunlar dünya hakimiyetini Kur’an’da Allah durduk yere anlatmaz. Bir hikmetle anlatır demek ki olacak. Salibi, hacı kıracak, domuzu öldürecek demek ki Hıristiyanların yanlış düşüncelerine karşı bir mücadele verecek, yani teslis inancına karşı bir mücadele verecek, onların haram olan inançlarına karşı da bir mücadele verecek. Müslümanlara bütün her şeyi geri verecektir, mesela, Müslümanların toprakları alınmıştır, onları geri verecek, malları alınmıştır, onları geri verecektir. Mesela, Azerbeycan’ın toprakları alınmıştır, geri verecek. Filistin’de topraklar alınmıştır, geri verecektir inşaAllah. Yeryüzü zulüm ve işkence yerine, demek ki yeryüzü o devirde zulüm ve işkenceyle dolacak, şu anda da hep böyle, her yerde zulüm ve işkence var. Adaletle dolacaktır Mehdi döneminde, her şeyi hak ve adalet ölçüleri eşit bir halde taksim edecektir. Tam bir sosyal adalet uygulayacak diyor inşaAllah. Böylece yer ve gök sakinleri ondan razı oldukları gibi, havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnunluk duyacaklardır. Hayvanlara karşı bile şefkatli olacak diyor. Yani, doğayı korumak, doğadaki canlıları korumak, o konuda tedbir alacak. Ümmeti Muhammed’den (sav) memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır. Hatta ihtiyacı yok mu diye tellal bağırtılacak, ihtiyacımız yoktur cevabı verilecektir. Ancak bir adam gelip benim ihtiyacım var diyecektir. Bunun üzerine Mehdi ona, hadi git hazin istediğini versin emrini verecek, adam gidip hazine durumu anlatacak, o da aç kucağını diyecek, kucağını açıp, hazin ona bol miktarda ihsanda bulunacak diyor.
MUHABİR: Yani, sözlerinizden şunu anlıyoruz ki, o kutlu şahsı insanoğlu tanıyabilecek.
ADNAN OKTAR: Tabi ki yani Mehdi’nin özelliği odur. Arada, sokaklarda gezecek diyor Hz. Yusuf gibi siz onu tanımayacaksınız ama o sizi tanıyacak diyor. O sizi görür, siz onu göremeyeceksiniz diyor Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Yusuf o yönüyle benzer diyor. Hz. Yusuf’u da kardeşleri tanıyamamıştı biliyorsunuz. Sonra dediler, sen Yusuf musun dediler.
MUHABİR: Evet peki Mehdi göreve başlamadan önce dünya Müslümanlarının birbirine bakış açısını nasıl olacak Sayın Hocam?
ADNAN OKTAR: Bölünmüş ve parçalanmış olacaklar diyor. Kendi aralarında bölünmüş ve parçalanmış olacaklar diyor. Hatta Kur’an’da da ona işaret vardır. Yani, Kur’anı aralarında parçalara ayırdılar diyor Allah, ayet var, Kur’an’ı parçalara ayırdılar. Yani, mesela, Kur’an’ın bir kısmını birisi uyguluyor, bir kısmını birisi uyguluyor, bir çok bölümlere ayırmışlar, hatta aralarında kavgalar ediyorlar, mücadele ediyorlar ki bu son derece yersiz ve gereksiz, hatta Allah vermesin mesela, Alevi Sünni kavgası falan, halbuki Aleviler Allah’ın aslanı, Sünniler zaten çok takvalar, Aleviler son derece takvalılar, niye kavga olsun, ne kadar şeytani, ne kadar çılgınca bir hareket, Mehdi devrinde bunlar tamamen sükun bulup ortadan kalkacak inşaAllah.
MUHABİR: Yani bu fitneler son bulacak diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah
MUHABİR: Evet, biz bir daha soru ve görüşlerinizi yazabileceğiniz adresi verelim sizlere, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine soru ve görüşlerinizi yollayabilirsiniz. Aynı zamanda harunyahya.tv adresinden de hem programımızı takip edebilir, hem de buradan soru ve görüşlerinizi bizlere ulaştırabilirsiniz diyor ve Sayın Hocamla sohbetimize devam ediyoruz. Son günlerde tüm dünyanın konuştuğu İsrail saldırıları, İsrail zulmü bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz, bu bir ahir zaman işareti midir?
ADNAN OKTAR: İsrail yıllardan beri Müslüman kanı döküyor. Yıllardan beri Müslümanları muhasara altına alıyor, onları aç bırakıyor, insanları öldürüyor, katlediyor, çoluk çocuğu öldürüyor. Fakat insan hafızası unutkandır, yani bu İsrail’in yaptığı ilk katliam değil ki, yani öyle bir anlatılıyor ki sanki ilk defa yapmış gibi İsrail zaten alışık buna yani, 3 ay önce 5 ay önce, 6 ay önceye kadar gidin yine vardır. Bir yıl önce, iki yıl önce on yıl önce sürekli yaptığı bir şey bu İsrail’in. Yani orada bir kasap dükkanı gibi çalışıyor. Yani sürekli Müslüman kesmek, parçalamakla uğraşıyor. Mesela, diyorlar ki niye fosfor bombası kullandı. Kardeşim öldürmenin şeklini mi soruyorsun sen? Yani, öldürmeye kalkmaması gerekir. Napalm bombası atar o zaman, o daha mı makbul yani yakarak mı öldürsün?
MUHABİR: Bu konuda bir görüşümü belirtmek istiyorum, Hz. Musa’nın insanlarına, yani ona inanan insanlara emrettiği on emirden altıncısı insanları öldürme şeklinde bir emir ama buna uymadıkları görülüyor. Bunun nedeni ne Hocam?
ADNAN OKTAR: Yani ben buna şaşıyorum Müslümanların adına.
MUHABİR: Kendi peygamberlerine bile itaat etmiyorlar.
ADNAN OKTAR: Hayır bunu yapanlar zaten dindar Musevilerle de savaşıyorlar. Onlara karşı da, Tevrat’a da karşı bunlar. Tevrat’tan nefret eden insanlar, İncil’e karşı ciddi savaş açmış insanlar, Kur’an’la var gücüyle savaşan insanlar, bunlar Ateist Siyonistler. Bunlara Tevrat’la karşılık verilmesine ben şaşıyorum. Adam Allah’a inanmıyor zaten, şeytana inanıyor. Şeytanın dünyaya hükümdar olduğuna inanıyor ve Masonlarla ittifak etmişler Ateist Siyonistler, dünya devleti içerisinde, gizli dünya devletinin bir elemanı olarak bu güruhu kullanıyorlar. İsrailli dindar çocuklar, askere gitmek istemiyorlar birçoğu, yani çoğu da zoraki cepheye sürülüyor. Onlar da anladılar bu felaketi, onlar da kurtulamıyorlar. Yüzlerce insan var İsrail’de askere gitmek istemeyen, hapishanelerde olan bir sürü Musevi dindar genç var. Onlar da bu ahlaksızlığın, vicdansızlığın, zulmün farkındalar. Yapılacak şey, dindar Musevilerle, dindar Hıristiyanlarla, dindar Müslümanlarla ittifak ederek, ne oluyor diyerek ortaya çıkmalarıdır. Ama bunun zamanı yine Mehdi zamanındadır. Yani Mehdi ile mümkündür, Mehdi aynı zamanda Musevilere de hitap eden bir insan, Peygamber efendimiz (sav) hadisinde söylüyor onlara da diyor Tevrat’la, Tevrat’ın gerçeğiyle hükmeder diyor. Hıristiyanlara da İncil’in gerçeğiyle hükmeder diyor. Müslümanlara da Kur’an ahlakıyla hükmediyor. Onu anlatıyor, güzel ahlaka davet ediyor. Onun için kurtuluş dindarların ittifakındadır.
MUHABİR: Bu bir Mehdi’nin çıkış alameti olabilir mi? Sayılabilir mi?
ADNAN OKTAR: Pek tabi ki, pek tabi ki, yani aynısıyla anlatılmış, yani Filistin’de Deccal’in böyle bir muhasara meydana getireceği, Müslümanları katledeceği, kan dökeceği, çok dehşetli ve azaplı günler olacağı, uzun uzun hadislerde belirtilmiştir. İsim verilerek anlatılmıştır. Yani Filistin bölgesi, hadislerde çok geçen bir yerdir. Ve orada da Deccal taraftarları, yani Peygamber Efendimiz (sav) Deccal taraftarları diyor, Deccal olarak belirtiyor Ateist Siyonist demiyor tabi hadislerde, yani Mason kelimesi de geçmez. Deccal diye geçer. Allah’a inanmayan, şeytanın taraftarları, onlarla Müslümanların bir mücadelesi olacağı ve Müslümanlara müthiş zulmedeceklerini, onları aç susuz bırakacaklarını, işkence edeceklerini, hatta hamile kadınların karınları deşilir diyor, aynen bu ifade, çocuklar öldürülür. Ve çok büyük bir zulüm olur diyor, ve Müslümanlar Allah’tan kurtarıcı isterler diyor. Böyle bir ortamda işte Mehdi’nin ve İsa’nın nuzulü inşaAllah
MUHABİR: Peki bu İsrail zulmüne Müslüman ülkelerinin bir türlü gereken tepkiyi gösterememesini neye bağlıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Şimdi aslında
MUHABİR: Yani, gelen tepkiler biraz cılız kalan tepkiler
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Mısır’da Hüsnü Mübarek, Mısır’ın hava sahasını kullandırtıyor. Filistinliler Mısır’ın hava sahası kullanılarak bombalanıyor şu an. Kurtulmak için geçmek istiyorlar, biz diyorlar Mısır’a geçelim, imdat artık Allah’tan yardım diliyoruz, bize yardım edin diyorlar, sakın diyorlar İsrail kızar. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz diyorlar. Bakın hep olay yine dönüp dolaşıp Mehdi’nin olmamasına dayanıyor. Halbuki, Mehdi olsa Mısır’a sen ne yapıyorsun dese konu biter derhal kapılar açılır. Hava sahanı nasıl kullandırırsın dese, kullanamaz. Ve İsrail’deki Ateist Siyonistler de pısar kalır böyle yani uyuz köpek gibi kuyruğunu kısar, çıtını çıkartamaz. Çünkü amansız bir güç meydana gelmiş oluyor ve iman cesareti meydana gelmiş oluyor. İman cesareti yok bir çok ülkede, halbuki Allah’a güvenip çok cesur olmaları lazım, ne yapıyorsun sen deseler, höt deseler, o siner kalır hiçbir şey yapamaz.
MUHABİR: Türkiye’nin bu tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? İsrail politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterli buluyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Evet, Türkiye’de tam bir ittifak oluşturup, Türk-İslam Birliği düşüncesini tam oturtmak gerek, yani Türkiye’nin işin doğrusu tek başına yapabileceği bir şey değil bu. Türkiye’nin liderliği ele alması gerekiyor. Liderliği ele alması durumunda bu konu kökünden hallolur. Ama Türkiye liderliği alıp Türk-İslam Birliği oluştuktan sonra, olay Mehdi’nin kontrolüne geçerse yani neler olacağını herhalde 5 yaşındaki çocuk bile anlar. Yani İsrail’in Ateist Siyonistleri nefes alamazlar nefes korkudan, çünkü çok imanlı, kararlı, Allah’tan çok korkan, Allah’a çok güvenen bir kararlılık olacaktır o zaman ve akıl almaz bir askeri güç, akıl almaz bir stratejik güç, sosyal güç ve siyasi güç oluşuyor. Böyle bir gücün karşısında Ateist Siyonistlerin tek yapacakları şey çöküp kalmaktır. Hiçbir şey yapamazlar
MUHABİR: Sayın Hocam, konu İsrail’den açılmışken bugün çok sıcak bir gelişme yaşandı ülkemizde, sizi destekleyen gücün İsrail olduğu yönünde haberler çıktı. Eminim ki sorular arasında bu soru gelecek, sorular gelmeden ben sorayım istedim ama bu yorumu da yapamadan geçemeyeceğim, konuşmanızın yaklaşık 18 dakikasını hep İsrail’i eleştirerek geçirdiniz. Galiba bu cevap olacaktır zaten açıklamalarınızda ama konu ile alakalı hakkınızda çıkan bu yorumlara neler söyleyebilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Halk arasında bir söz vardır, yavuz hırsız derler ev sahibini bastırır derler. Şimdi hem bayrağına İsrail’in, İsrail bayrağının amblemini koyuyor hem Masonların pergelini koyuyor, ondan sonra iletkisini koyuyor. Masonik ve Ateist Siyonistlerin de aynı şekilde kullandıkları amblemleri koyuyor. Açık açık İsrail’deki Ateist Siyonistlerle iş birliği yapıyor ve bunu dökümlerden açık açık görüyoruz. İsrail’de eğitim alıyorlar, bu da açık oluyor, bunların hepsi böyle oluyor. Buna rağmen İsrail bizi desteklemiş oluyor. Hayır keşke desteklese, yani madem öyle bol paraları varmış İsrail’in getirsin versin kitap dağıtırız ne güzel olur. Her yere bol bol, Ateist Siyonizmi daha iyi anlatırız insanlara, İsrail bize para verir mi? Ateist Siyonizmi çökerten dünyadaki en büyük tek gücüz biz, Masonluğa karşı dünyadaki en etkili gücüz, adam kendi ipini çekecek insana para verir mi? Bir de böyle bir şey olacak gibi de değil, çünkü zaten pintidirler bunlar, bir bölümü yani, böyle bir şeyleri de olmaz yani Ateistlerin özelliğidir o, öyle bir yapıları olmaz ama keşke yapsalar da para verseler de biz o parayla onların zulmünü ortadan kaldırsak, etkilerini ortadan kaldırsak, fakat tabi bu da çok manidardır yani bu tip bir şey söylemeleri yani hem İsrail bayrağını kullanıp, Ateist Siyonistlerle iç içe olup da, ona karşı en etkili mücadele veren kişilere İsrail’den yardım alıyor demek, hayır keşke biz ülkelerden keşke yardım alsak yani biz, eskiden beri söylerler işte, Suudi Arabistan’dan para geliyor, Hollanda’dan para geliyor, gelsin ne güzel işte dini İslam’ı yayarız, Ateist Siyonizme karşı çok etkili mücadele veririz. Yani bir suç değil ki bu gönderirse gönderir, ama insanlar kendi ipini çekecek bir yapıya gidip para vermezler.
MUHABİR: Yani deyim yerindeyse, gülüp geçiyorum diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi inşaAllah
MUHABİR: Peki Türkiye’de İsrail ürünlerinin boykot edilmesi ve haramdır şeklinde ortaya iddialar atılmasına neler söyleyeceksiniz? İnsanları bu konuda bilgilendirmek gerekirse, neler ifade edebilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Bunlar basit tedbirler ve bunlar Müslümana yakışmıyor. Yani arkadaşlar gelin birleşelim, Türk-İslam Birliği’ni kuralım, paramparçayız, Türk devletleri paramparça, İslam alemi paramparça gelin birleşelim, bir kuvvet oluşturalım, biz kardeşiz alevisi, sünnisi ile, sağcısıyla, solcusuyla birlik olalım dense sırf şu haber bile İsrail’deki Siyonistlerin kulağına gitse daha birleşmeden onların dizinin bağı çözülür. İşte akşamları saat 10’da evimizde mum yakacağız. İsrail güler buna, yok niye fosfor bombası kullanıyorlar, Napalm bombası kullansın o zaman, ne kullanacak? Niye öldürmenin daha süslüsünü istiyorsunuz yani, öldürme olayının kalkması gerekiyor. Bağırılması lazım meydanlarda, Türk-İslam Birliği oluşsun diye, dua edilmesi lazım camilerde, her yerde Müslümanların bu duayı etmesi lazım. Bunun çözümü birliktir ve beraberliktir. Birlik ve beraberliğin dışında bunun bir çözümü yok. Bir kere Müslümanlar bu harama girdiler, bölünme haram ve galiz bir haramdır bu, bu galiz haramı işliyor Müslümanlar; bölünmeyi, ve farz-ı ayn olan bir konu vardır. Farz olan bir konu vardır. Müslümanların ittifak edip birleşmesi; bu farzı da yerine getirmiyorlar. Önce bu farzı yerine getirecekler, bu haramı durduracaklar, Allah’tan yardım ve nusret isteyecekler, bakın o zaman Allah nasıl yardım ediyor inşaAllah, nasıl nusret geliyor, nasıl güç oluyor o zaman görecekler inşaAllah.
MUHABİR: Evet, ben izleyenlerimize bir hatırlatma daha yapmak istiyorum. Sayın Hocamıza soru ve görüşleriniz olacak ise şayet bize yazabilirsiniz. ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine elektronik postalarınızı yollayabilirsiniz. Merak ettiğiniz tüm konulara büyük bir içtenlikle cevap vereceğine inanıyorum Sayın Hocamızın, bu konuda izleyenlerimizi bir kez daha bilgilendirmek istedik. Evet Sayın Hocam, ürünlerini konuşuyorduk. Ürünlerine ülkemizde getirilen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? İsrail ürünlerine.
ADNAN OKTAR: Onlarla hiçbir netice alınmaz. Yani elçiliklerini yurtdışına çıkartmak, sınır dışı etmek, boykot etmek, bazen de oluyor İtalyan mallarının üzerinde Müslüman kardeşlerimiz böyle çırpındılar, yakmışlardı bir ara, o kendi milli servetimizi yakmış oluyoruz. Yani ben şimdi götüreceğim evdeki koltuğu gidip yakacağım, yani bu hani sinirden kafasına vuran insanlar olur ya böyle yumruk atarlar kendine bunun gibi bir şey olur. Biz hazır elimizdeki malı niye yakıp yıkalım yani, gelmiş malı, onu kullanırız.
MUHABİR: Halkımızın buradaki amacı, ekonomik güçlerini biraz daha düşürebilmek,
ADNAN OKTAR: Ekonomik gücü, yani İsrail’in ekonomik gücü tahmin, tahayyül edecekleri gibi değildir. Yani bütün Amerika, bütün Rusya, bütün İngiltere’deki Masonlar, Ateist Siyonistler, büyük iş adamlarının büyük bir bölümü bu adamlara çalışıyor, bu kişilere çalışıyor. Yani İsrail parayı bulmada öyle bir zorluk çekmiyor, paraya hiçbir zaman ihtiyacı olmuyor yani zaten bunların silaha ihtiyacı oluyor. Silah fabrikaları da bunlara çalışıyor, yurt dışından, Amerika’dan, her yerden silah yağıyor bu insanlara, bu pervasızlığın kökeninde de Müslümanların bölünmüşlüğü var. Birleşmenin silahıyla bir karşılık verelim de bakın bakalım ne oluyor, o zaman böyle bir olay olmaz. Yani, İsrail Müslümanların çekingenliğinden istifade ile bunları yapıyor. Yani, Müslüman ülkelerin çekindiğini açık açık hissediyor, görüyor, o yokluyor zaten yani mesela, Mısır’ın ne kadar çekindiğini, Ürdün’ün ne kadar çekindiğini, öbür ülkelerin ne kadar çekindiğini görüyor. Küçücük bir ülke, bir avuç insan bir kabadayı karakteri göstertiyor. Karşıdaki insanların da çekindiğini hissedince, daha saldırganlaşıyor, halbuki bu yiğitlik, cesaret, akıl, sabır, şefkat, merhamet isteyen bir konudur. Kararlılıkla üzerine gidilirse, ve bu caydırıcılık kesin gösterilirse, yani azmet, hatta kararlılık azmettiğimiz gösterilirse, bunu yapamaz İsrail, yani hiçbir azim ve kararlılık gösterilmiyor dışarıda. Mesela, Mısır ordusu, Suriye ordusu, Ürdün ordusu ve hepsi yani, bütün İslam ülkelerinin orduları hazırola geçseler, mesela o bölgedeki ülkeler, mesela kırmızı alarm verilse, yedekler askere alınsa, bu durdurur mesela İsrail’i yani müthiş çekinir böyle bir şeyden yani başka bir şey yapmaya gerek yok, sırf şu yapılsa bile yani her yerde bu yapılmış olsa, mesela sınıra asker yığılmış olsa İsrail felç olur yani canı derdine düşer, yapamaz böyle bir şey, Ateist Siyonistlerin pervasızlığının nedeni, Müslüman ülkelerin, Türkiye ve bazı ülkeler hariç mesela İran biraz daha cesurdur. Türkiye’nin cesareti zaten ortada, bunun dışında çok çekingenler yani çok ürkekler, böyle olunca da böyle oluyor tabi yani vahşi hayvan bile böyledir mesela en korkan, en çekingen olan hayvanın üstüne gider saldırır aslan yahut çakallar diyelim, kurtlar, çakallar mesela zayıf olanların üstüne gidip saldırırlar. Zayıf göstertilmek, Müslümanın kendini zayıf göstertmesi, bu neticeyi veriyor. Bölünmüş ve güçsüz göstertmekten kaynaklanıyor olay
MUHABİR: Evet internet sitemize çok sayıda soru gelmiş, sağolsun izleyenlerimiz bizi yalnız bırakmamışlar. Osman Karataş Kıraç adında bir izleyenimiz size şu soruyu yöneltmiş. Sayın Hocam Osmanlı zamanında Filistin’i, Kudüs’ü ve bir çavuş ve bir tabur er ile yönetiyordu, bu huzurlu günlere dönülecek mi? Padişah Abdülhamit hakkında ne düşünüyorsunuz şeklinde bir soru var.
ADNAN OKTAR: Hanlar hanı cennet mekanı Abdülhamit Han Hazretleri inşaAllah zaten lakabından ne kadar muhteşem birisi olduğu görülüyor Abdülhamit Han. Osmanlının onur duyduğumuz yiğit padişahlarından bir tanesidir. Saygıyla anıyoruz, Allah rahmet eylesin. Tabi ki yani Türk-İslam Birliği oluştuğunda İsrail adeta cennet gibi olacak. Sinegoglarda Museviler istedikleri gibi ibadet yapacaklar. Hıristiyanlar kiliselerde istedikleri gibi ibadetlerini yapacaklar. Müslümanlar camilerde namazlarını kılacaklar. Gürül gürül Allah anılacak, zenginlik, bereket ve bolluk olacak. Ateist Siyonistler de felç olacaklar, bu konu bitecek. Orası cennet gibi olması gereken bir yer, huzur yeridir. Oranın huzurunu Ateist Siyonistler bozuyorlar, Masonlar bozuyorlar. Bu ancak Türk-İslam Birliği ile oluşacak bir şeydir ki, bu da tabi modern Osmanlıdır adeta, Osmanlının tabi her yönü mükemmeldir diyemeyiz, eksik yönleri vardı. Ama bu tarihi tecrübelerden istifade ederek, o hatalara bir daha düşülmeyecektir. Daha modern, daha güzel, daha gelişmiş ve daha büyük bir Osmanlı coğrafyası oluşacak inşaAllah.
MUHABİR: Sayın Hocamın insani ilişkilerinin çok gelişkin olduğunu bildiğim için sorulara hemen halkımızdan gelen sorularla başladık. Zaten biz sizinle uzun uzadıya konuşacağız istiyorum, televizyon başlarında bizi izleyen izleyenlerimiz fazla beklemesinler, meraklar içinde, sorularına hemen hızlı bir şekilde geçelim. İsmini vermeyen bir izleyicimiz, Hocam acaba Hz. Hızır kimdir, Kur’an’da Kehf Suresi’nde konu edilen kişi Hızır mı acaba ahir zamanda görevi ne olacaktır diye bir soru yöneltmiş.
ADNAN OKTAR: Hızır (a.s) şu an hayatta ve görevde, istediği an madde halini alabilen, istediği anda ruh halini alabilen, bir varlık bu ve zamanın akıcılığı içerisinde zamana tabi olmayan, zamanın onu yıpratmadığı bir varlıktır. Yani zamanla yaşlanmayan bir varlık, böyle metafizik bir varlıktır. Hemen hemen her peygamberle görüşmüştür. Hz. Musa ile görüşmüştür, Peygamber Efendimiz (sav)’le görüşmüştür, bir kısım İslam uleması ile de görüşmüştür. İleri gelen, mesela Abdülkadir Geylani Hazretleri gibi büyük alimlerden, Muhiddin Arabi Hazretleri gibi büyük alimlerle görüşmüştür. Said Nursi Hazretleri ile görüşmüştür. Ahir zamanda da Mehdi ile ve Hz. İsa ile bağlantısı olacaktır. Daha ziyade bizim gördüğümüz, anladığımız, devletlerin yıkılışında ve yeni devlet kuruluşunda görev alıyor. Böyle bir varlık.
MUHABİR: Musa Babayiğit adında bir izleyenimiz, Sayın Hocam, İsra Suresi’nde, İsrailoğullarının iki kere bozgunculuk çıkaracakları ve iki kere kibirle yükselecekleri bildiriliyor. Acaba bu ikinci yükseliş ve bozgunculuk 2009’da olabilir mi çünkü şu an çok azgınlar ayrıca Yahudilerin beklediği Mesih acaba Deccal olabilir mi şeklinde bir soru yöneltmiş.
ADNAN OKTAR: Bekledikleri Mesih, Mehdi. Mehdi’nin bütün alametleri, bekledikleri Mesih’e uyuyor. Hatta evinden mesela yönetir diyor, aynı hadislerde de vardır Mehdi’nin evinden yöneteceği, güzel yüzlüdür diyor yani çok çok detaylı anlatmış fakat, Hıristiyanların beklediği Mesih, Deccal şeklinde zuhur edecektir. Çünkü o doğrudan kendisinin Allah olduğunu iddia edecek, çünkü Hıristiyanlıkta biliyorsunuz teslis inancı var. Teslis inancına göre Hz. İsa’ya Allah diye inanıyorlar. Allah olduğuna inanıyorlar Hz.İsa’nın, mesela şimdi bekledikleri, Hıristiyanların bekledikleri Mesih geldiğinde eğer Mesih onlara Allah birdir ben Allah değilim derse, ona inanmazlar yani şu an, yani o şekilde gelirse inanmazlar. Çünkü inançlarına göre onun Allah’ım demesi gerekiyor haşa. O yüzden bu konuyu değerlendirmek isteyen kurnaz Ateist Siyonistler ve Masonlar böyle metafizik özellikleri bulunan bir mahluku, tek gözü olmayan bir mahluku ortaya çıkaracaklar.O kendisinin Allah olduğunu iddia edecek ve bir çok saf Hıristiyanı, saf kalpli diyelim yani böyle iknaya, kandırılmaya müsait Hıristiyan ona inanacaklar evet Mesih Deccal budur. Ama Musevilerin beklediği Mesih ile Müslümanların beklediği Mehdi aynıdır. Çünkü Zebur’da da geçiyor Mehdi, aynı izahlar vardır. Daha önceki Suhuflarda da vardır Mehdi yani Mehdi çok binlerce yıllık efsanelerde de geçer, çok eski bozulmuş dinlerde de geçer. Hatta mesela, Budizm de öyle, hak bir dinin bozulmuş şeklidir aslında Budizm. Budha’nın ahir zamanda geri döneceğine inanırlar. Ve dünyanın tek devlet olacağına tek millet olacağına yani devletler olacak ama insanların tek din etrafında toplanacağına inanırlar ki, Aztek, İnka yazıtlarında, böyle eski yazıtlarda da vardır. Ahir zamanda bir insanın geleceği ve bütün dünyayı birleştireceği yazar yani bütün efsanelerde bu vardır. Mehdi çok çok eski bir bilgidir. Yani, binlerce senelik bir geçmişi vardır. Hz. İbrahim devrinde de biliniyordu. Hz.İsmail, Yakup herkes biliyordu. Bütün peygamberlerin bildiği birisidir Mehdi ve Kur’an’da da çok işaret vardır Mehdi’ye, hadislerle de bildirilmiştir. Dolayısıyla Musevilerin büyük bölümü, Mehdi’nin vesilesi ile Müslüman olacaklar ahir zamanda, hadis var Peygamber Efendimiz (sav) söylüyor çok büyük bölümü, küçük bir azınlık Müslüman olmayacaklar diyor, işte onlar Ateist Siyonistler ve Masonlar İnşaAllah.
MUHABİR: Murat Tok adında bir izleyicimizin sorusu şu şekilde, Sayın Hocam bir kitabınızda okumuştum Siyonistler ve Siyonistler kadar çok Müslüman kanı dökerlerse bekledikleri kurtarıcı Mesih’in gelmesi o kadar hızlı olacakmış günümüzde uygulanan katliam bu olabilir mi eğer böyleyse Yahudiler ahir zamanda olduğunu kabul ediyor ve buna inanıyorlar anlamına gelir mi?
ADNAN OKTAR: Şimdi Evanjelik bazı Hıristiyanların ve Masonların böyle çılgınca bir şeyi var, düşüncesi var yani Masonların bir oyunu bu esasında, Ateist Siyonistlerin bir oyunu diyorlar ki Mehdi diyorlar madem fitne fücur devrinde gelecek madem kan dökülecek, o zaman diyorlar biz kan dökelim ki Mehdi gelsin diyorlar, psikopatlık yapıyorlar yani işi deliliğe veriyorlar. Bir kısmını da öyle kendilerince kandırıyorlar. Halbuki yani kan dökmek zaten haramdır. Anormal bir harekettir. Bunun ahirette tabi ki hesabını verecekler, Deccali kafada bir kısım kişileri kandırmak için kullandıkları bir oyun bu.
MUHABİR: İsmini vermeyen Azerbeycan’dan bizleri izleyen bir izleyenimiz sizi çok sevdiğini, Azerbeycan’da size karşı müthiş bir ilginin olduğunu, her programınızın internetten televizyon programlarından takip edildiğini belirtmiş, Hocamızın Türk-İslam Birliği düşünceleri çok müjdeleyici, size sağ olsun, var olsun dilekleri göndermiş, bize Mehdi’nin görevi olan Muddiyun ve Tabbiyun fikrinin yıkılması, yıkılmasını anlatmanızı istiyor. Bunun ne anlama geldiğini ifade etmenizi istiyor. İsmini vermeyen ama bizi Azerbeycan’dan izleyen değerli izleyenimiz
ADNAN OKTAR: Bunu Said Nursi Hazretleri tabi çok detaylı olarak anlatmış. Diyor ki ahir zamanın en büyük fesadı zamanında bakın demek ki dünyada en büyük fesat ahir zamanda olacak elbette en büyük bir müçtehid, ihtiyaç hasıl olduğunda ayet ve hadislerden hüküm çıkaran büyük İslam alemi ve önderi anlamında, en büyük bir müceddit, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşit hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nurani gönderecek. O zat da ehli beyti nebeviden Peygamber Efendimiz (sav)’in soyundan olacaktır. Kadiri Zülcelal, Hazreti Mehdi ile de alem-i İslam’ın zülumatını İslam aleminin üzerindeki karanlığı dağıtabilir ve vaat etmiştir. Vaat ettiğini de elbette yapacaktır diyor. Ümmetin beklediği ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinin en mühim ve önemlisi, en büyüğü ve en kıymettarı, kıymetlisi imanı tahkiki, gerçek imanı yayma, neşr ve dağıtma yoluyla yaymak, ehli imanı delaletten, iman edenleri sapıklıktan kurtarmaktır diyor. Ehli imanı delaletten muhafaza etmek, iman edenlerin doğru yoldan sapmalarını engellemek, bu vazife hem dünya hem her şeyi bırakmakla çok zaman tetkikat ile araştırma ile meşguliyeti iktiza ettiğinden yani çok zaman araştırma inceleme gerektiğinden Hz. Mehdi’nin o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsade edemez, vakti çok dardır diyor. O imkanları içerisinde diyor, zor olan imkanları içerisinde hazır kitaplardan istifade ederek Darwinizm ve materyalizme karşı eserler hazırlayacaktır diyor. Onunla bütün dünya çapında ve Türkiye’de de dünyada da her yerde çok etkili olacak materyalizm ve Darwinizm fikrini yıkacaktır diyor, birinci görevi budur diyor özetle Maddiyun Tabbiyun taunu budur. Beşer içinde intişar etmesiyle her şeyden evvel diyor, felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır diyor birinci vazifesi o anlamdadır inşaAllah. Her şeye gücü yeten Allah, Hz. Mehdi ile İslam’ın üstündeki karanlığı dağıtabilir ve vaat etmiştir, vaat ettiğini elbette yapacaktır. Kudreti ilahi Allah’ın gücü noktasında da gayet kolaydır diyor Said Nursi.
MUHABİR: Bu konuyla ilgili açıklamayı yaptıysanız bir diğer soruya geçmek istiyorum. Zile’den Ufuk Küloğlu’nun sorusu, Sayın Hocam kader konusunda çok eserlerinizin olduğunu, her şeyin beynimizde oluşan algı olduğunu söylüyorsunuz. Acaba bize kaderi nasıl anlamamız gerektiğini açıklayabilir misiniz? Cüz-i irademiz var mıdır şeklinde bir soru yöneltmiş Ufuk Küloğlu.
ADNAN OKTAR: Cüz-i irademiz de kaderdedir. Cüz-i irade vardır ama o da kaderdedir inşaAllah. Tabi ki cüz-i irade mesela ben şimdi şurada irademi kullanıyorum, aklımı kullandım ve bu fincanı elime aldım. Ama bu benim kaderimdeydi kaderimde olduğu için aldım. Yani Allah’ın haberi olmayan bir şeyi yapamam ben, Allah’ın yaratmadığı bir şeyi de yapamam. Ama tek bir an vardır. Zaman yoktur, Kur’an’da da Allah zamanın olmadığını çok fazla izah ediyor. Daha önce insanlar zamanın olmamasına pek mantıkla yaklaşamıyorlardı, kabul edemiyorlardı. 1400 sene sonra Kur’an’ın doğru dediği ortaya çıktı. İzafi fizik ortaya kondu, modern fizik ortaya kondu. Bilimsel olarak zamanın olmadığı, zamanın bir algı biçimi olduğu anlaşıldı. Kur’an’ın doğru söylediğini 1400 sene sonra insanlar anlamış oldu. Tek bir an vardır, mesela geçenlerde anlatmıştım. Mesela, şu ses şimdi onu aklınızda, hafızanızda tutun, bir daha vuruyorum. İkisini kıyaslayın, inanç, kafada inanç bu, işte o iki aralıkta zaman denen bir kavram oluyor. Ama bunun dışında tek bir an var. Allah tek bir an içerisinde bizim yaşantımızı yaratıp bitirmiştir.
MUHABİR: Samsun’dan Nuri Onal’ın sorusu Hocam sizin bir röportajınızda seyit olduğunuzu duydum. Acaba köken olarak nerelisiniz? Ahir zaman konularına acaba seyit olduğunuzdan dolayı mı bu kadar ilgi gösteriyorsunuz? Eserlerinizi yakından takip ediyor ve çok faydalanıyorum, teşekkür ediyorum demiş Samsun’dan Nuri Onal.
ADNAN OKTAR: Ben seyit olduğumu üç yıl önce anladım, öğrendim. Bilmiyordum ben de yıllardan beri ben Mehdi konusunu anlatırım. Herkes bilir. Yani ben 1986’da yazdım Mehdi ile ilgili ilk kitabımı o zamanlar bilmiyordum seyit olduğumu.
MUHABİR: Evet seyit olduğunuzu sanırım bizim programımızda söylemiştiniz ilk olarak. Bostancı’dan Murat Paşaoğlu’nun sorusu, Hocam ahir zaman konusunda çok çalışmalarınız var. Bu konularda en bilgili alim olarak acaba Sünni Şii ittifakı nasıl olacak? Şiiler Hz. Mehdi’yi çok büyük bir heyecanla beklerken, Sünniler neden daha az duyarlılar bu konuda diyor.
ADNAN OKTAR: Bakın Said Nursi 100 sayfaya yakın Mehdi konusunu anlatmıştır. Çok detaylı anlatmıştır. Ama, mesela Mahmut Hocamız da bekler Mehdi’yi, efendim İskenderpaşa Cemaati denilen o muhterem kardeşlerimiz onlar da beklerler, yani bütün Nakşiler, bütün Kadiriler, bütün Ehl-i Sünnet uleması bekler ama burada asıl olan şudur, dört mezhebe göre zaten Mehdi’nin beklenmesi bir şarttır, yani önemli bir konudur. Çünkü dört mezhepte de vardır. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde Mehdi konusu var. Mehdi’nin geleceği var ama Şiilikteki gibi tabi coşkun bir heyecan vardır diyemem tabi ki o doğru ama onun da bir hikmeti vardır. Çünkü belki Mehdi’ye set olsun diye bir örtü olsun diye Allah onu öyle yaratıyor olabilir. Her şeyi Allah öyle yaratır. Ey örtüsüne bürünen diyor, kalk ve korkut diyor. Burada aynı zamanda Mehdi’ye de işaret vardır. Mehdi’yi de Allah örtmektedir. Mesela, Mehdi’yi insanın gözünde alelade bir insan gibi göstertiyor Allah, biz o yüzden şu an tanıyamıyoruz. Hatta Mehdi’yi tehlikeli, riskli, uzak durulması gereken, yanlış yolda olan bir insan olarak Allah insanlara göstertiyor belki de ve o yüzden insanlar tanıyamıyorlar yani Mehdi’nin üstünde perdeler vardır. Bir çok perdeler vardır. Allah o perdelerle onu korur. Yani yoksa Mehdi alenen belli olsa küfür kim bilir ne yapar, yani dinsizler, ateistler, Siyonistler kim bilir ne yapar. Fark edemeyecekleri şekilde Allah örtüler meydana getiriyor mesela, Sünni kardeşlerimizin de Mehdi’nin üstünde durmaması da bir örtüdür yani, ahir zamanda Sünniler de Şiiler de aynı coşkun ve çok şiddetli heyecanı yaşayacaklardır. Peygamberimiz (sav)’in sancağı çıktığında, Peygamberimiz (sav)’in kılıncını Hz. Mehdi kuşandığında, yer gök havaya kalkacaktır. Yer gök inleyecektir. Çok büyük olay olacaktır. O zaman görsünler, Sünni nasıl oluyormuş, Şii nasıl oluyormuş o zaman görecekler inşaAllah.
MUHABİR: Evet biz izleyenlerimize çok teşekkür ediyoruz, sağ olsunlar çok büyük bir ilgi gösteriyorlar programımıza, şu anda oldukça soru var önümde, bunları da Sayın Hocama aynen iletiyorum. İstanbul’dan Melik Çelik sormuş Hocam size, ahir zaman hadislerinde İstanbul’un önemi nedir şeklinde.
ADNAN OKTAR: Evet İstanbul hadislerde çok geçer. Bakayım onunla ilgili var mı burada hadis, evet. Hz. Mehdi ordusunu, arkadaşlarını her tarafa gönderir diyor. Dünyanın her tarafına. Zulüm ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah-u Teala onun eliyle Konstantine’yi manen fetheder. Kitabı Burhan Fi alameti Mehdi. Allah Konstantine’yi çok sevdiği dostlarının ehline manen fethedecek; Kıyamet alametleri. Muhtelif ülkelerden bir çok alim birbirinden habersiz şekilde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak ve her birisine şu kadar insan diyor bu oluşacak, hadisi kısa anlatmak istiyorum. Bu fitneyi önleyecek ve Konstantine’yi yani İstanbul’u manen fethedecek olan Mehdi’yi arıyoruz. Çünkü biz onun babasının, anasının ve arkadaşlarının isimlerini öğrendik şeklinde cevap verirler. Yine aynı eser. Mesela doğruyu yanlışı ayırt eden, aldatmayan, dinine bağlı, lideriniz Mehdi Konstantine’yi manen fethedecektir; Mehdilik ve İmamiye 196. El Kavl-u Muhtasar’da yine, Mehdi Konstantine’yi ve deylemi manen fethedecektir. O kadar çok ki. Mehdi Konstantiniye’nin manen fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken, bir bayrak dikecek. Şimdi her yerde biliyorsunuz büyük Türk bayraklarıyla donatıldı İstanbul’un her yeri. Deniz diyor, denizden geçeceği belirtiliyor. Yani bir kuru yoldan, muhtemelen köprüden geçecek, Boğaz Köprüsünden geçecek diye belirtiliyor. Açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşıya geçecektir. Kıyıya geçecektir. Bu da çok acayip yani, burada İstanbul’da o zaman köprü yoktu. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında yoktu. O da çok acayip. Çok fazla hangi birini sayayım ben, bu kadar yeterli.
MUHABİR: Ersan Çorlu’nun sorusu şu yönde, Hamas Lideri Halit Meşan barış gücü askerleri önerisine sadece Türk askerini kabul ederiz şeklinde açıklama yaptı. Bu gelişme Türk-İslam Birliği oluşmasında Türkiye’nin liderliğinin kabulu anlamına gelir mi şeklinde bir soru yöneltmiş.
ADNAN OKTAR: İşte ben söylüyorum, bu da bunun ispatı. Ben diyorum ki, bütün İslam ülkeleri Türkiye’nin liderliğini istiyor. Çünkü Türkiye çok adil, şefkatli, merhametli, mesela, bizim Başbakanımız bile Filistin’deki olaylara gözyaşı döktü. Çok şefkatli bir insan, bizim askerimiz de çok şefkatlidir, çok ince düşünen, derin düşünen, çok halim selim insanlardır bizim askerlerimiz, subaylarımız, emir komuta zincirimiz çok çok mükemmeldir. Onun için bu mükemmelliği bilen bütün İslam ülkeleri, hep Türk askeri gelsin diyor, mesela, Afganistan’da da öyledir, illa Türk askeri, Cezayir’e mesela nereye olursa olsun hep Türk askeri isterler. MaşaAllah bu Türkiye’nin liderliğini gösteriyor. Niye başka ülke istemiyorlar.
MUHABİR: Denizli’den Nusret Kabukçu’nun sorusu, Sayın Hocam, Mehdi’nin yardımcılarının Arap olmayacağı ve sayılarının çok az olacağı söyleniyor. Bu konuda en yetkili kişi ve en bilgili kişi olarak bizi aydınlatabilir misiniz şeklinde bir soru yöneltmiş Denizli’den Nusret Kabukçu.
ADNAN OKTAR: Mehdi ile ilgili, talebeleriyle ilgili evet çok detaylı izahlar var. Mehdi’nin talebeleri genellikle 313 kişi olduğu çok geçer rivayetlerde çok çok fazladır, hep 313 kişi, 313 kişi olarak geçiyor. Gece abiddirler, gündüz aslandırlar diyor rivayetlerde hadislerde, ama yaklaşık yirmiye yakın hadis var talebelerini öven, işte ne kadar cesur olduklarını, ne kadar vefalı oldukları, hatta Said Nursi de ihlas, sadakat ve tesanüd sıfatına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir diyor. Her ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar diyor. Yani, ihlas, samimiyet, sadık, sadakat, ihlas, sadakat ve tesanüd, birbirlerine bağlantılılar, bu şekilde söylüyor. O konuda da hadisleri izlemek için www.harunyahya.net ve www.harunyahya.org sitelerine girerlerse orada çok detaylı bilgi görecekler İnşaAllah
MUHABİR: Evet, Arap olmayacakları yönündeki soru?
ADNAN OKTAR: Evet o da aynı şekilde, onunla ilgili çok detaylı orada bilgi var görecekler. İnşaAllah.
MUHABİR: Peki, Recep İmamoğlu İstanbul’dan yazmış, Hocam önceki röportajlarınızda Bediüzzaman Said Nursi’nin metafizik bir insan olduğunu ifade etti. Ahir zaman hakkında söylediklerinin çıktığını söyledi. Bunu biraz açabilir mi şeklinde bir soru yöneltmiş
ADNAN OKTAR: Said Nursi Hazretleri tabi çok şaşırtıcı bir insan. Mesela mezarının yıkılacağını söylemiştir yıkılmıştır. Hangi yılda öleceğini söylemiştir aynı şekilde dediği gibi çıkmıştır. 1971’deki olayları bildirmiştir, aynı çıkmıştır. Yani yaklaşık 40-50 tane tarih vermiştir mesela Nur Külliyatında tamamı dediği gibi çıkmıştır. 40-50 tane olay yani ne söylediyse doğru çıkmıştır. Mesela, onun çok harika yönleri de var. Çok çok fazla harika yönleri var, yani keramet yönleri ben onları anlatmadım. Onları isterseniz başka bir gün sohbetimizde anlatabilirim yani, çok hayret edilecek şeyler var.
MUHABİR: Evet oldukça fazla sorumuz var. Ben, kısaca ben bunları size aktarmak istiyorum. Böyle bir programı yaptığınız için size teşekkür ediyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Benim sorum şu, Hocamız bize insanların Mehdi’yi tanımalarına ne engeldir bunu anlatabilir mi? İnsanların Mehdi’ye tabi olmaları gerektiği konusunda hadisler varsa anlatabilir mi şeklinde bir soruyla Necati Ezber bize yazmış.
ADNAN OKTAR: Son kısmı okur musunuz bir daha yeniden?
MUHABİR: Bu konuda, insanların Mehdi’ye tabi olmaları konusunda hadis var mı şeklinde soru sormuş size ve insanların Mehdi’yi tanımasındaki engelin ne olduğunu soruyor.
ADNAN OKTAR: İnsanların Mehdi’yi tanımasındaki engel nefsaniyettir. Çünkü Mehdi insanlara çok zorlu, çok meşakkatli bir yapı gibi görünecektir. Tehlikeli görünecektir, zor görünecektir. Mesela diyor ki rivayette, İmamı Sadık (a.s) buyurmuştur ki, Allah’a andolsun ki Mehdi’nin yemeği katıksızdır. Yani, böyle süslü püslü bir ortam yok. Yani yiyecek açısından, Allah ne verdiyse onu yiyorlar yani normal, tabii yiyeceklerden, doğal gıdalardan beslenir diyor. O Mehdi dünyaya gönül bağlamaz, bir kere dünyaya gönül bağlamamış bir insanın yanına insanlar gelmek istemezler. Ve bunun için de diyor, taş üstüne taş yığmaz. Malı mülkü olmaz, malı mülkü olmayan adamın yanına adam niçin gelsin yani, dünya gözüyle bakan yani ondan bir çıkar bulamayacağına emin olmuş oluyor. El Mehdil Meud Cilt1 sayfa 20. Yani malı mülkü yok Mehdi’nin. Mesudi şöyle nakletmiştir diyor Ali Bin Hazma İbni Sila İbni Ebu Sait bir ara İmam Rıza’nın huzuruna vardıklarında, Ali Bin Hazma imama şöyle arz etti. Ey Resulallah’ın oğlu, siz Ehl-i Beyt imamlarına şöyle nakletmişsiniz ki, siz Ehl-i Beyt imamlarına şöyle biz diyor, siz Ehl-i Beyt imamına şöyle nakletmişiz ki, her imam ölmeden önce mutlaka evladını görür. Yani hepsi evlenir ve çocuğu olur. Acaba bu doğru mudur? İmam (a.s) cevabını şöyle buyuruyor. Şunu da o Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisine eklediniz mi diyor, kaim Hz. Mehdi hariç. Onun çocuğu olmayacak diyor. Şimdi çocuğu yok, evlenmemiş, malı mülkü yok, tehlike içinde, riskler var. Mehdi’nin hapsedileceği belirtiliyor, Hz. Yusuf gibi, işkence görüyor, hakarete uğruyor, baskıya uğruyor, alay ediliyor, iftira ediliyor, böyle bir insanın yanına yanaşmak istemez insanlar, o yüzden Mehdi’nin talebesi çok az olacaktır. Allah’ın Zerh aleminde diyor söz aldığı kişilerden başka onun yanına yanaşan olmaz diyor. Hatta Kur’an’da Hz. Musa için de böyle bir ayet var. Hz. Musa diyor, Firavun’un diyor cezaya çarptırılmaları korkusuyla şeytandan Allah’a sığınırım, cezaya çarptırılmaları korkusuyla, ümmetin gençlerinden az bir kısmı dışında ona bağlanan olmadı diyor Hz.Musa’ya. Niye, bak açıklıyor Kur’an, belaya çarptırılmaları korkusuyla diyor. Şimdi Mehdi’nin yanına da insanlar gelmek istemez işte bu nedenle, yani belaya çarptırılmaları korkusuyla gelmek istemeyecekler.
MUHABİR: Bolu’dan Halit Kolusayın yazmış Hz. Mehdi’nin zuhurunu gökten gelen bir ses haber verecekmiş bu ses nasıl olacak şeklinde sormuş.
ADNAN OKTAR: İşte demin de belirttim radyo, televizyon yani o kadar çok radyo televizyona işaret var ki, hayretler içinde kalıyorum. Yani, birebir anlatılmış, mesela diyor ki, MaşaAllah. Şüphesiz ki, kaim Hz. Mehdi zamanında bir mümin doğuda da olsa batıda olan kardeşi kendisini görür. Ha keza batıda da olsa, doğuda olan kardeşini görür. İmam (a.s) Mehdi dünyanın doğu ve batısını fethedip İslam’ı dünyanın dört bir yanına egemen kılacaktır. Allah-ı Teala insana öyle bir güç verecek ki, herkes olduğu yerde, oturduğu yerde onun sözlerini duyacak. İşte radyo. Zaten çok detaylıdır, yani Mehdi’nin sesinin her yerde duyulacağı, aynı anda mesela bir el diyor, gökten uzanan bir el diyor görünür diyor, kuvvet bir güç görünür ve herkes diyor kendi dilinden onu duyar diyor ayrıca bir de tercüme ediliyor ya konuşmalar ona da ayrıca işaret edilmiş, her dil ayrı alıyor, yani kendi dilinde alıyor. Her kavim kendi dilinde alıyor.
MUHABİR: Küçükçekmece İstanbul’dan Sibel Topal’ın sorusu şu şekilde, İslamiyetin hakimiyeti yani Kur’an ahlakının yaygınlaşması durumunda hangi mezhep üstün olacak?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin mezhebinden başka mezhep kalmayacak.
MUHABİR: Evet bunu da izleyenimiz umarım aydınlanmıştır. Meryem Atakan İstanbul’dan yazıyor. Türk-İslam Birliği kurulduğunda, Hıristiyan ve Yahudi olan ülkeler bu birliğe karşı nasıl bir tutum takınacaklar ve bu birlikten rahatsızlık duyacaklar mı?
ADNAN OKTAR: Hıristiyanlar, Museviler bizim canımız yeridir. Onları Mehdi aşkla muhabbetle kucaklayacak, onları çok iyi koruyup, kollayacak, onların ibadetlerinde, tahatlerinde kolaylık sağlanacak. Onlar Mehdi’den son derece memnun olacaklar. Yani çok çok mutlu olacaklar, onun devrinde zaten altın çağlarını yaşamış olacaklar inşaAllah.
MUHABİR: İstanbul’dan Gökhan Yılmaz vesveselere karşı Hocam bana ne tavsiye eder, bazen bana çok vesvese geliyor, hürmetler eder, ellerinden öperim diyor.
ADNAN OKTAR: Vesveseye ne yapılır biliyor musunuz, gülünür hiç muhatap olunmaz yani, vesvese ile alay etsin. Vesvese ile muhatap olmak yanlıştır, çirkindir. Aklına gelecek en uç vesvese dahi, olabilecek en kötü vesveseye bile hiçbir şekilde muhatap olmasın, kaale de almasın yani onu şeytanın bir oyunu olarak görsün, kendine ait görmesin vesveseyi, vesvese Müslümana ait değildir çünkü tasarlanmış, azmedilerek yapılan bir anormallik suçtur. Burada bir tasarlama yok yani, rahatsız, adı üstünde vesvese ediyorum diyor, istemiyorum diyor, istemiyorsa o ona ait değildir. Kendine ait olmayan bir şeye sahip çıkmasın. Sadece öfke ile şeytana nefretle baksın ve muhatap olmasın hiç ona kaale almasın.
MUHABİR: Bartın’dan Arzu Göktepe selamlar Hocam, Hz. İsa’nın yeryüzüne inişi nasıl olacak? Fiziksel görünümü, ve kıyafeti nasıl olacak, eski dönemde giydiği kıyafetle mi gelecek diye sormuş.
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam. O güzeller güzeli, nurların nuru böyle ışıklar ışığı dünyanın en tatlısı, en mübareği, inşaAllah geldiği vakit tabi elinden yüzünden nur akacak böyle, ona sarılmak için insanlar can atacaklar. Son derece mazlum, kuzuyu andırır yüzü, aşırı derecede güzel, tabi ki aynı kıyafetiyle gelecek çünkü 2000 yıl önce Allah onu uyku halindeyken o nur yüzüyle göğe aldı uyku halindeyken aldı. Yine zamanın dışına çıkmıştı, yeniden zamanın içine girecek. Dünya zamanına girip 33 yaşında gelecek, aslan gibi boylu poslu İnşaAllah, ince bellidir, kızıl uzun saçlıdır, omuzlarına dökülüyor saçları, kısa temiz ve güzel bir sakalı var kızılı andıran. nur gibi bembeyaz yüzü böyle eli ayağı her yeri beyaz, konuşmaları, üslubu falan zaten nefes kesecektir. Yani, hemen anlar bakan, yani öyle tereddütü olmaz. Yani sırf yüzü yeter.
MUHABİR: Evet, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine gelen elektronik postaları Sayın Hocamıza iletmeye devam ediyoruz. Çok sayıda soru geliyor Hocam size, Bolu’dan Necati Karakaya Deccal nereden çıkacak, Yahudi mi olacak? Bir röportajınızda Deccal’in şu an yeryüzünde olduğunu söylemiştiniz. Deccal Mehdi’nin farkında mıdır? Onu tanıyor mudur? Deccal ilahlığını nasıl ilan edecektir ve insanlar ona nasıl inanacaklardır?
ADNAN OKTAR: Deccal Mehdi’yi tabi ki fark etmiştir. Ama şu an riskli görmemekte benim kanaatim anladığıma göre, yani o kadar riskli görmüyor. Ve o kadar önemli, çünkü gücüne güveniyor çünkü dünya çapındaki gücüne güveniyordur. Irk olarak Yahudidir evet, Yahudi kökenlidir. Ama Musevi değil yani Musevi dinini reddeden birisi bu, İsrail ve Amerika arasında böyle gidip gelen daha çok İsrail’de kalan garip bir mahluk, garip bir insan. Yani anormal bir insan. Bu konuda www.hazretimehdi.com ve www.hazretimehdi.org sitelerine de bakabilirler kardeşlerimiz.
MUHABİR: Evet geniş bilgi almak için. Hakan Haberli’nin de sorusu üç aşağı beş yukarı Deccal’le ilgili kim olduğu, faaliyetleri ve yapabilecekleri Deccal hakkındaki fikirlerinizi sormuş, bunu da hemen geçiyoruz.
ADNAN OKTAR: Deccal işte derin dünya devletinin o hükümetin başkanı yani, derin dünya devleti hükümetinin başkanı, onlarla toplantı, Amerika’da yapıyorlar toplantı, İsrail’de yapıyorlar. Ama kendilerinden çok eminler şu an, Müslümanların bölünmüşlüğünden kaynaklanan bir eminlik içindeler, yani son derece rahatlar, çıkışı için onun sinirleneceği bir şey olacak, bir öfke üzerine çıkacak Deccal daha var onun çıkışına İnşaAllah.
MUHABİR: ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine elektronik postalarınızı yollayabilirsiniz demin yanlış ifade etmişim sanırım arkadaşlarım beni uyarıyor. ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine yazacağınız soruları aynen Sayın Hocamıza aktaracağız. İstanbul’dan Volkan Serkan adlı bir izleyicimiz, Hocam acaba Hz. İsa tekrar yeryüzüne geldiğinde yine hastaları iyileştirebilecek mi diye soru sormuş.
ADNAN OKTAR: Tabi, yani mucize gösterecek zaten Said Nursi diyor ki, ancak mucizatlı bir peygamber gerekir diyor yani bu fevkalade durumu çözmek için diyor. Hem Hıristiyan dininin hüsnü hatimesi için diyor hem de Deccaliyetten kaynaklanan olağanüstü durumun çözümü için ancak mucizatlı bir peygamber gerekir diyor, tabi mucize gösterecek.
MUHABİR: İzleyici sorularımız devam ediyor. İstanbul’dan Sacit Tekin Hz. Mehdi’nin ikinci kayboluşu kaç yıl sürecek bundan sonra mı halife seçilecek diye soru yöneltmiş
ADNAN OKTAR: Bu hadisler genellikle tahakkukundan sonra anlaşılıyor. Ben mesela anlattığım ahir zaman alametleri mesela, Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali bunların hepsini ben saydım. Bunlar tahakkukundan sonra anlaşıldı. Yani tahakkuk etmeden pek anlaşılamıyor, yani biz bunu tahakkuk ettiğinde göreceğiz. Mehdi zuhur edecek biz onun zaten hapsedildiğini göreceğiz. Nasıl kayıp olduğunu göreceğiz, yani o zaman bu hadisler netlik kazanır yani, şu an bu konuda tam bir açıklık getiremeyiz.
MUHABİR: Hocam hadislerde bir ordunun batacağı yönünde görüşler var.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela bu oldu. Irak’ta Irak ordusu bir günün içerisinde yok oldu. Bütün gazeteler yazdı, Irak ordusu kayboldu diye, çölde kayboldu.
MUHABİR: Bu ordu Irak ordusuydu.
ADNAN OKTAR: Evet Irak ordusu. Zaten Irak, o olayda olacağı bildiriyor bunların yani o devirde, Irak’ın para biriminin kalkacağı bildiriliyor. Aynen olmuştur, kalktı Irak’ın para birimi, Irak bu savaştan sonra yeniden yapılanacak diyor Peygamberimiz (sav) yani yeniden imal edilecek diyor. Bu da oluyor şu an
MUHABİR: Peki bunu bir Mehdi’nin alameti sayabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Tabi ki, Mehdi devrinde olacak zaten o alamet kastıyla söylüyor peygamber (sav).
MUHABİR: Anladım. Evet, notlarımız arasında bakıyoruz Sayın Hocam, Mehdi’nin çıkışı kolay mı olacak, zor mu olacak? şeklinde soru var.
ADNAN OKTAR: Mehdi çok çilelidir, yani çok acı çekecek Mehdi, yani Mehdi’yi çok sevmemizin nedenlerinden biri de o olacak.
MUHABİR: Peki, halk bunu hemen kabul edebilecek mi?
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Yani kendilerini kaybedecekler değil kabul etme, yani heyecandan, zevkten, mutluluktan ve sevinçten kendilerini kaybedecekler. Yani Peygamber Efendimiz (sav)’in bayrağı ile çıktığında, sancağı ile çıktığında, Peygamber Efendimiz (sav)’in kılıcı ile çıktığında çok metafizik bir ortam olacak, tahmin ettikleri gibi olmaz. Yani öyle mantıkla olaya bakamazlar o anlamda.
MUHABİR: Peki sahte Mehdilerin çıkması durumunda onun itibarı zedelenecek mi? Veya insanların ona inancı nasıl olacak?
ADNAN OKTAR: Zaten Hz. Mehdi’nin gerçekliğini, netliğini sahte Mehdi’lerden anlayacağız. Sahte Mehdinin çıkması gerekir zaten, bir çok sahte Mehdi çıkacaktır. Sahte İsa’lar çıkacaktır. Bu Mehdi’nin çıkış alametidir. Mehdi zaten hiçbir zaman için Mehdilik iddia etmeyeceği için, yani onun öyle bir sorunu yok, yani Mehdilik iddia eden için böyle bir sorun vardır. Mehdilik iddia etmeyen için böyle bir sorun olmaz.
MUHABİR: Son günlerde alim diyebileceğimiz şahıslar, televizyon programlarında İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin gelmeyeceği yönünde görüşler belirtiyor. Siz onların görüşlerini nasıl değerlendiyorsunuz? Bunların gayesi ne olabilir?
ADNAN OKTAR: Bu kaderde, Allah onu onlara söyletiyor, çünkü Mehdi’nin çıkış alametidir. İsa gelmeyecek, Mehdi gelmeyecek demesi kişilerin, o Mehdi gelmeyecek demesiyle ilgili çok fazla hadisi var Peygamber Efendimizden (sav), Mehdi yokmuş, Mehdi gelmeyecek derler diyor, ondan sonra Mehdi gelir diyor. Mehdi’nin çıkış alametidir. Ona onu söyleten Allah’tır. Bir de madem gelmeyecek, niye telaş ediyorlar ki, yani hiç ağızlarına almamaları lazım gayet rahat olmaları lazım
MUHABİR: Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda ümmetini nasıl bilgilendiriyor?
ADNAN OKTAR: Biraz açarsanız.
MUHABİR: Mehdi ve Hz. İsa’nın geleceği yönünde.
ADNAN OKTAR: Bakın, Buhari’de var, Müslim’de var, sahih hadisler, Tırmizi’de var, İbni Mace’de var, Sünen-i Nesei’de var, Sünen-i Davut’ta var 6 hadis kitabında da var. Buhari’de Hz. İsa’nın zamanındaki bir kişi olarak belirtiliyor. Öbür hadis kitaplarında alenen isim olarak geçiyor.
MUHABİR: Evet, notlarımız arasına baktığımızda, meraklarımız arasında Mehdi’nin gaybet halinden biraz bilgi vermenizi istiyorum. Bu hali iki tane midir?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin evet, iki kere kaybolacağı belirtiliyor. Ama kayboluşlarının birinde, yani zaman zaman insanlara görüneceği, zaman zaman kaybolacağı belirtiliyor. Hatta bunu Şii kardeşlerimiz, böyle yüzyıllarca sürecek, ruh olarak kaybolacağı şeklinde böyle bir efsane haline getirmişler bu da tabi yanlış, yani Mehdi bazen ruh halinde bazen madde olarak insana görüleceği ve işte bin seneye yakın böyle gezeceği şeklinde inançları var. Bu hadisleri yanlış yorumlamalarından kaynaklanıyor. Halbuki iki kere kayboluşu vardır, uzun ömürlü olacak diyor Hz. İbrahim’e benzeyecek diyor hadiste, onlar da işte yüzyıllarca yaşayacak sanıyorlar halbuki 120 sene yaşamıştır Hz.İbrahim yani olay bundan ibarettir.
MUHABİR: Bahsi geçen Süfyani kimdir Hocam? Sürekli hadislerde geçiyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Süfyanlar var, Deccaller var, muhtelif Deccallerdir bunlar, mesela Süfyan’ın Suriye’de çıkacağı belirtiliyor. İşte, gerçi biraz Beşir Esad alınacak ama Hafız Esad’ın tam tarifi olmuş oluyor. Tam onun açıklaması oluyor, o zaman da Müslümanları geniş çapta katletmişti. Büyük katliamlar yapmıştı. Yani, Stalinist bir düşüncedeydi o devirde o, yani Komünist düşünceyi savunuyordu. Sünni Müslümanlara karşı müthiş bir kıyıma girişmişti. On binlerce Müslüman öldürmüştü. Hadislerin işaretine göre, yani dış görünüme göre anlatıma göre, Hafız Esad’ın Süfyan olduğu anlaşılıyor. Allah-u alem
MUHABİR: Mehdi’nin yardımcılarından, Mehdi’nin yardımcılarından söz etmek gerekirse onların faaliyetleri neler olacak? İnsanlar onları tanıyabilecek mi?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin yardımcıları, onlarda çok ezilecekler, onlarda toplumdan baskı görecekler, sayıları çok az olacak diyor hatta rivayette bir kısmı bu gruptan ayrılır diyor, bir kısmı gelir diyor. Onlar gidene üzülmezler, gelene de sevinmezler diyor, içlerinden demirin pasını attığı gibi münafıkları da atar diyor o cemaat diyor o topluluk yani içlerinde münafıkların da bulunacağını belirtiyor. Münafıkları, demirin pası nasıl hani demirin üzeri pas tutuyor, açıldığında demir saf demir olarak kalıyor, pas kabuk da dökülüyor, demirin pası gibi münafıklar o cemaatin içinden, o topluluğun içinden dökülürler diyor. Saf olan yani demir gibi saf olanlar kalırlar diyor. Ve bunun üç kere olacağı söyleniyor, yani üç kere münafıkların o gruptan ayrılacağını, büyük bir parça olarak, grup olarak ayrılacaklarını, fakat diyor ayrılmaları onlara zarar vermez diyor, onlar yine yollarına devam ederler diyor. Zaten rivayet bir başka rivayette de, onlar gelene sevinmezler, gidene de üzülmezler diyor demin söylediğim hadis.
MUHABİR: Evet, programımız devam ediyor. Ahir zaman sohbetlerimiz devam ediyor, birazdan Sayın Hocamıza elektronik posta adresimize yolladığınız soruları yönelteceğiz ama ben notlarım arasında eminim ki izleyenlerimizin de merak ettiği konuları da gündeme getirmek istiyorum. Mehdi’de peygamberlerin sünneti olacak şeklinde bir görüş var. Bu konuda biraz bizleri bilgilendirmenizi istiyoruz. Bu peygamberler kimler olacak ve sünnetleri neler olacak?
ADNAN OKTAR: Evet, o peygamberlere benzer tarzında evet, onunla ilgili hadisler vardı bakayım. Şimdi aklımda kaldığı kadarıyla söyleyeyim, ömür yönünden diyor, İbrahim’e benzer diyor yani uzun ömürlü olacak diyor. Zindan yönünden Yusuf’a benzer diyor, yine diğer peygamberlere de benzetmiş mesela Eyüp’e benzediğini acı yönünden mesela sabır yönünden Hz. Eyüp gibi olduğu belirtiliyor. Ama bulursam hadisi onu daha detaylı anlatabilirim.
MUHABİR: Mehdi’ye kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim hakkında karşı çıkacaklarmış gibi görüş var. Bu doğru mudur Hocam?
ADNAN OKTAR: Bir daha söylerseniz.
MUHABİR: Mehdi’nin kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim hakkında karşı çıkacaklarmış şeklinde bir görüş var.
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi’ye karşı mücadele edenler Mehdi’yi Müslümanlığı iyi bilmiyor, Kur’an’ı bilmiyor işte dolayısıyla bizim dinimize karşı şeklinde iddialarla karşısına çıkacaklarını belirtiyor Peygamber Efendimiz (sav), onun için onun işi çok zordur diyor Mehdi’ninki diyor yani, ona kılıçla karşı çıkmayacaklar diyor. Ona Kur’an’la karşı çıkacaklar, sanki Kur’an’a uymuyormuş gibi gösterterek karşı çıkacaklar diyor, onun için onun işi çok zordur diyor.
MUHABİR: Mardin’den İrfan Poyraz yazmış, Sayın Hocam, Armagedon savaşı diye bir savaş olacak mı, olacaksa nerede olacak, Hz. İsa Suriye’deki Şam camisine mi inecek diye soruyor.
ADNAN OKTAR: Hz.İsa’nın iniş yeri bir Hıristiyan cemaat içerisine inecektir. O Hıristiyan cemaat de Müslümanlığı çok andıran bir cemaat olacaktır. Geldiği vakit kendi orijinal kıyafetleri, orijinal ayakkabısı, orijinal kıyafetleri üstü tamamen o zamanki kıyafetidir. O kıyafetlerini de göreceğiz inşaAllah, ayakkabısını da göreceğiz, o tertemiz kokusunu da göreceğiz, ta o devirdeki yani o devirdeki kokusuyla gelecek geri yani kokusu bile değişmemiş olacak, mis gibi kokuyor Hz. İsa, o güzel üzerinde kullandığı güzel kokuyla gelecek. Camiye inme, o rivayetler tabi onlar müteşabih yani tamam inebilir fakat bu insanların gözünün göreceği şekilde gökten bir inme olmaz o, aklın ihtiyarını kaldırır o öyle bir şey olmaz, ama Hıristiyan bir cemaatin içine inecektir bunu açıkça söyleyeyim. Şam’daki o Allahu alem o hadis doğru olmayabilir bir ihtimal.
MUHABİR: Evet, Kafkasya Çerkez şehrinden Ruslan Aslanakov yazmış, burada bir televizyon kanalında program izlediğini, Rusya’daki seyitlerle ilgili olduğunu programın ve sizin de isminizin Arslanoğlu soyuyla ilgili olarak geçtiğini, sizin gerçekten Arslanoğlu soyuyla ilginizin olup olmadığınızı soruyor. Bir de sizi Rusya’ya Adige çerkez halkı olarak davet ettiğini belirtiyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet annemin babamın evlilik cüzdanlarında Arslan diye geçiyor, bizim asıl soyadımız Arslan’dı hep, Arslan, Arslanikov, Arslan o şeyde Rusya’da öyleydi Beslen Arslan’dır asıl benim dedemin dedesi, o seyittir. Oradan da 30 kuşak bir silsile Medine’ye kadar devam ediyor. Onu yine www.harunyahya.org www.harunyahya.net de görebilirler.
MUHABİR: Evet, ahir zaman alametlerinden Afganistan’ın işgali konusunda çok konuşuluyor merak edilen bir konu, bu konuyu biraz daha açarsanız seyircilerimizi aydınlatmış oluruz
ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimiz (sav) Afganistan diye söylemiyor Talikan diyor, Talikan’a yazık oldu diyor, Talikan’ın işgal edileceğini söylüyor ve orada da toprak altında çok zengin madenler olduğunu söylüyor Peygamberimiz (sav) yani bu da çok acayiptir, Afganistan hakikaten maden yönünden çok zengindir. Bir mucizesidir bu Peygamber Efendimiz (sav)’in halen de işletilmiyor bu, yani bu iki yönde ayrı ayrı mucizedir. Mehdi devrinde işgal edileceğini söylüyor ve yazık oldu diyor Talikan’a diyor, bir de toprak altının zenginliklerle dolu olduğunu söylüyor Peygamberimiz (sav), ikisi de mucizedir.
MUHABİR: Risale-i Nur’un tekrar tekrar açıklanmasına gerek var mıdır? Arkasında bir takım batıni anlamlar var mıdır diye merak ediliyor
ADNAN OKTAR: Risali Nur çok açık sarihtir, mesela Mehdi için Said Nursi Hazretleri açık aleni söylüyor. O eşaz diyor o zat diyor gelecek diyor Mehdi açıklıyor. Ben diyor Mehdi’nin öncüsüyüm diyor piştar bi neferiyim diyor yani çiçekler diyor baharda gelir biz kışta geldik diyor o baharda gelecek diyor. Biz bu kutsi çiçeklere zemin isare ediyoruz, zemin hazırlıyoruz diyor. Mehdi’nin zuhurunu aşkla şevkle bekleyen birisidir Said Nursi, ben onu diyor piştar öncü bir neferiyim ona zemin hazırlıyorum diyor Mehdi’ye o gelecek acip şahsın diyor, acayip demiyor da acip diyor Mehdi için öyle diyor, olağanüstü olduğu için, yalnız olağanüstülüğünü de şöyle açıklıyor. Kendisi ve arkadaş grubu diyor çok müthiş bir izahat ve uygulama yaparlar diyor halkın gözünde diyor rivayetlerde sadece şahsi yapacağı zannedildiği için diyor yani arkadaşların beraber yapacağı bir çalışmayı sadece kendisi yapacağı için olağanüstü bir şahıs olarak alınmıştır yani, çıkar çıkmaz anlaşılacak gibi bir şekil vermiştir diyor halbuki bu dünya bir imtihan meydanıdır, akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz diyor. Böyleyse o eşaz diyor hatta işte diğer şahısları sayıyor bidayeten kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Yani Mehdi dahi kendisini bilmiyor başlangıçta.
MUHABİR: Evet, açıkçası konuşmak gerekirse sabaha kadar da konuşsak izleyenlerimizin sorusu gelecek ve bu konuyu konuşur halde olacağız ama süremizin de sonuna geliyoruz. Dilerseniz son sözlerinizi alalım, devamını haftaya bırakalım. İzleyenlerimizle tekrar haftaya buluşalım.
ADNAN OKTAR: Dediklerimin hepsi doğru, ben bir şeyi kesin doğru olmadıktan sonra yüzde yüz emin olmadıktan sonra bunu söylemem. Mehdi konusu kesin doğru, Hz. İsa’nın inişi de kesin doğru, ahir zamanda olduğumuz da doğru, Peygamberimiz (sav)’in bütün hadisleri de doğru ve hepsinin ortaya çıkması da doğru, müthiş ve çok güzel bir çağdayız. Çok heyecanlı bir çağ ve hepsinin doğru çıktığını herkes görecek, biraz beklesinler, her yıl bir harika ile karşılaşacaklar. Ben 79’dan itibaren arkadaşlarıma söylemiştim bugünlerle karşılaşacağımızı, hepsini anlatmıştım, hepsi çıktı. Bak bundan sonrası için de söylüyorum. Hepsi çıkacak bunların hepsini görecekler, çok samimi olma, şevkli olma, Türk-İslam Birliği için dua etmek, her yerde bunu dillendirmek, konuşmak, mezhep ve ırk ayrımını bırakmak, hepimiz Allah’ın kuluyuz, hepimiz kardeşiz böyle delice, çılgınca düşüncelerden uzak durmak, sevgiyle, şefkatle, merhametle, dostlukla, kardeşlikle birbirimizle böyle iç içe güzel bir zemin hazırlayacağız inşaAllah, çok güzel netice alacağız Allah’ın izniyle İnşaAllah
MUHABİR: Peki Hocam, çok teşekkür ediyoruz size programımıza katıldığınız için.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim Allah razı olsun.
MUHABİR: İnşaAllah haftaya tekrar aynı konuyu izleyenlerimizle paylaşacağız. Evet programımıza katıldığınız için tekrar tekrar teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
MUHABİR: Sevgili izleyenler bugünkü program konuğumuz, Sayın Adnan Oktar’dı. Yani Harun Yahya Hocamız. Engin tecrübe ve bilgilerini bizlerle paylaştı, haftaya tekrar ahir zaman sohbetleri programıyla, konusuyla karşınızda oluncaya dek ben Murat Demir hepinize mutlu bir akşam diliyorum. Hoşçakalın.