MUHABİR: Adnan Bey sizi Türkiye-Azerbaycan Birliğinin taraftarı için hep tanıyorlar. Ben öncelikle bilmek istiyorum, siz bu birlik modelini nice görürsünüz. Ve realleşmesi için hangi adımları atmak gerekir?
ADNAN OKTAR: Bir kere Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmemesi şu ana kadar çok anormal bir şey; çoktan birleşmesi gerekiyordu yani en müsait, en kolay, en gerekli, en uyumlu yapı eskiden beri mevcut. Bu konuda tereddüt etmek ayıptır. Olur mu acaba demek, bu da ayıptır. Bu konuda gecikmek, bu da ayıptır. Yani yanlış bir şey, çok acele etmek lazım, Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi bir kere bir manevi ferahlık meydana getirir. Yani kafamız açılır şöyle bir, ruhumuz açılır, bir heyecan duyarız. Türk-İslam Birliği’nin bir adı konmuş olur. Onun için bu kolay olan şeyin oluşması için herkes hükümete dilekçe yazsın. Biz de Türkiye’de hükümete dilekçe yazalım. Yapılacak şey çok kolay; vize, pasaport bunu istemiyoruz. Bu iki ülke arasında istemiyoruz. Sınır kapısını, demir kapısı var ya sonuna kadar böyle açacaksınız o kadar, buyurun geç diyeceksiniz. Hava yoluyla da öyle Kıbrıs’a gider gibi, Adana’ya, Erzurum’a gider gibi o kadar. Bunun bekletilmesinin hiçbir açıklaması yok, dilekçe yağdıralım hükümete, herkes dilekçe yazsın. Bir kağıt, iki satır yazı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sınır açılsın, pasaport ve vize sorumluluğu kalksın, istirham ediyoruz. Adı, soyadı, tarih, imza, gönderilecek o kadar.
MUHABİR: Ama efendim sınırların açılması, vize rejiminin olması tamamen birlik anlamına gelmiyor, yani birlik bir devlet anlamında.
ADNAN OKTAR: Hele hele bir yapalım bakalım, siz onu bir yapın. Bakalım oluyor mu, olmuyor mu o zaman göreceksiniz. Onu yapalım, onun arkası gelir. Şimdi bir adım attın mı, ikinci adım gelir, ikinci adımı attın mı, üçüncü gelir. Biz sokağa çıktığımızda nasıl oluyor, önce bir adım atıyoruz değil mi? Sonra bir adım daha atıyoruz, sonra bir adım daha, yürüyoruz işte. Bu iş böyledir, birinci adım bu, bunu yapmamız lazım.
MUHABİR: Sizce hangi engeller var şimdiye kadar bu adımların atılmasında, en azından vize meselesi, yahut da sınırların açılması falan, aradan götürülmesi.
ADNAN OKTAR: Yüz bin dilekçe Türkiye’den, yüz bin dilekçe de Azerbaycan’dan oldu mu bu iş biter. Dilekçe vereceğiz, yazıp yazıp göndereceğiz, yazıp yazıp göndereceğiz o kadar.
MUHABİR: Yani sizin düşüncenize göre bu adım atıldıktan sonra, iki devletin, bir devletle birleşmesi de mümkün.
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi ki, yani Azerbaycan zaten Konya gibi, Adana gibi yani ne alaka bizden ayrılmışlar orada; bir mantığı yok, dinimiz bir, dilimiz bir, ırkımız bir, geleneğimiz bir, göreneğimiz bir, her şeyimiz bir, hiçbir mantık yok. Buna tahammül etmek de çok acayip, yani baba ile oğlu ayırmışlar, ne var bunda diyor, baba, oğul ayrı yaşayabilir diyor. Baba ile oğlu ayrı yaşar mı? Bir an önce birleşilmesi lazım, çok acayip bir şey, yani insanın kafası bir yanda, gövdesi bir yanda gibi bir şey olmuş oluyor. Hem günah, hem ayıp, hem yazık, çok yanlıştır bu, bunun hemen düzeltilmesi lazım.
MUHABİR: Sizin bununla bağlı Türkiye’de herhangi bir çalışmanız falan olur mu, resmi görüşmeleriniz veyahut da müracaatlarınız olur mu?
ADNAN OKTAR: Ben kamuoyunu teşvik ediyorum. Bizim Vakfımız da teşvik ediyor. Her gün gazetelerde sür manşet, tam sayfa ilanlarımız çıkıyor. Röportajlar yapıyoruz her gün ve bunun sonucunda bakın 6 Şubat Cuma 2009 bakın diyor ki, “Türkler bölgede gücünü artıracak, istihbarat dergisi Türkiye’nin Balkanlardan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan coğrafyada söz sahibi olacağını yazdı.” Bu ne demektir? Türk-İslam Birliği’dir bu işte, demek ki dediklerim oluyor. MaşaAllah. Mesela bak “bütün Filistin’i destekliyoruz” diyor, Cumhurbaşkanı Gül, “Türkiye bütün Filistin halkını destekliyor.” İşte bu da Türk-İslam Birliği’nin bir diğer açıklaması.
MUHABİR: Bu birliğin, üç sualimde de dokundum buna, bu birliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz, bu birleşme Türk devletlerine manen bir güç verecek mi, ekonomik kudretini artıracak mı? Yani hangi üstünlükler getirecek? Yani neleri gözlemek mümkün?
ADNAN OKTAR: Bir evde baba, oğul olunca ne oluyor? Baba diyor ki, yavrum benim malım senin diyor, oğlu da diyor ki, baba benim malım senin diyor. Babası diyor ki, geç yavrum şöyle uyu diyor, rahat et diyor. O da diyor ki, baba sen geç şöyle sen rahat et diyor. Bir ailenin fertleri ne yapar? Birbirini korur, kollar, beraber eğlenir, beraber güler, biz bir aileyiz. Aile parçalanmış durumda, bu aileyi birleştireceğiz konu bu.
MUHABİR: Hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da zaman zaman Türk dünyasında birlik elde olunması meselesi gündeme getirilir ve üç yüz milyonluk bir Türk dünyasının birleşmesi zarureti vurgulanır ama nice düşünürsünüz Türk devletleri buna hazır mı? Azerbaycan’la Türkiye arasında bir o kadar da sorun yok ama başka Türk cumhuriyetleri de var. Bunların bu meseleye sizce bakışları nasıl?
ADNAN OKTAR: Sorunlar sıfır, sorun diye bir şey yok. Sadece tembellik var, başka bir şey yok. Nasıl yapacağız acaba, nasıl olacak? Kardeşim sen aç kapıyı, gerisine karışma, gayet kolay. Babasının bir oğlu bir yerde, bir oğlu bir yerde, bir oğlu bir yerde, bir oğlu bir yerde, baba bir yerde, aile paramparça yaşanır mı? Ben diyor babamın yanına nasıl geleceğim? Nasıl geleceksin, açacaksın kapıyı geleceksin, tereddüt olmaz, acabalar olmaz, aksilik çıkar mı acabalar olmaz, hiçbir şey olmaz. Ne olur en fazla ölürüz, şehit oluruz yani ne olur. Müsaade etmezlerse, sıkıysa etmesinler, kim müsaade etmeyecekmiş, bir görelim bakalım, neye müsaade etmeyecekler. Böyle korkak üslup olmaz, Müslümana yakışmaz. Müslüman Türk ahlakında böyle bir şey yok. Acaba olur mu denmez, acaba yapabilir miyiz denmez. Yapacağım diyeceğiz ve yapacağız bu kadar. İşte ya şöyle olursa, ya böyle olursa, ellerinden geleni artlarına koymasınlar yani aileyi parçalıyor adam, biz de diyoruz ki, aileyi birleştirelim, ya bize müsaade etmezlerse, müsaade etmeyeni bir görelim bakalım, nasıl müsaade etmiyormuş. Biz sınırı açacağız da, sınırı bize zorla mı kapattıracaklar yani? Benim evimin kapısını ben açmak istiyorum, şimdi bu evin kapısı var şimdi ben açıyorum. Kim ne karışır benim kapıma, ben evladımla görüşmek istiyorum. Kardeşimle görüşmek istiyorum bu kadar.
MUHABİR: Ama bazen devlet meselelerinde öyle konular var ki kaç yüzler buna karşı çıktılar ve maalesef ki, birçok devletler de bunun içerisinde Türk cumhuriyetleri de var. Yani harici, dış politikası bakımından bağımsız bir siyaset, politika yürütemiyorlar aslında bağımsız devlet olsalar da tamamen bağımsız politika yürütemiyorlar belki bu da mani olur Türk birliğine.
ADNAN OKTAR: Allah’tan korkacaklar, hiç kimseden korkmayacaklar. Bu işler oldu-bitti ile olur. Yaparsın olur bu kadar. Kıbrıs’a da dediler ki, biz Kıbrıs’a gitmeyelim, Kıbrıs’a çıkartma yapmayalım şöyle olur, böyle olur dediler, çıktık Kıbrıs’a aldık Kıbrıs’ı bitti. Demek ki oluyormuş. Yoksa şu an olmayacaktı Kıbrıs, oldu-ibitti çok önemlidir, yaparsın sonra düşünürsün ne olacağını, önce bir yaparsın. Yani başlangıçta düşünülmez ne olacak diye, olur yapar bitirirsin. Bunda bir kötülük yok, insanları rahatsız edecek bir şey yok, mantıksız bir şey yok. Bu sevgi, dostluk, kardeşlik, barış, muhabbet için olan, insanlığın iyiliği için olan bir şey, bir ayrıca diyoruz ki Ermenistan’ı da alacağız. Azerbaycan’ı, efendim Tacikistan’ı, Gürcistan’ı, Litvanya’yı, Türk Birliğinin içine hatta Rusya’yı da alacağız. Türk Birliği büyük bir güçtür nerenin üç yüz milyonu, nerenin dört yüz milyonu, nerenin beş yüz milyonu dünyanın en büyük gücüdür. Türk bayrakları bir araya geldiğinde hadiste var Mehdi devrinde, önce Mehdi Türk bayraklarını bir araya getiriyor. Bölünmüş Türk bayrakları bir araya gelecek diyor. Arkasından yeşil bayrakları bir araya getirecek diyor, yani İslam aleminin bayraklarını, yani bu Türk İslam Birliği’dir işte, gidişat budur. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk devletlerinin desteğinde bütün İslam ülkelerini birleştirerek, büyük bir Türk İslam Birliği oluşturacağız İnşaAllah bunun içerisine Rusya’yı da dahil edeceğiz. Ermenistan var, İsrail’i de içine alacağız, bütün bölge, Afrika’ya varıncaya kadar, Afrika’nın büyük bölümü, Asya, Avrupa’nın içlerine kadar ta İtalya’nın böğürüne kadar bizim kontrolümüzde olacak İnşaAllah. Bu ne demektir; bereket, bolluk, refah, huzur, sevinç, neşe, bayram demektir. Avrupa Birliği’ne destek demektir, Amerika’ya destek demektir, Çin’e destek demektir. Bu ekonomik kriz Nuh Tufanı gibi şimdi Nuh Tufanı başladı. Ekonomik kriz hepsini yutacak. Bunları kurtaracak olan Türk İslam Birliği’dir bir tek onun bereketiyle Allah’ın izniyle kurtulacaklar. Dünyayı da Türk İslam Birliği besleyecek. Genç nüfusuyla, dinamik nüfusuyla, ekonomik gücüyle, askeri gücüyle, manevi gücüyle, sevgi gücüyle terörü durduracak. Dünyada terör büyük bir bela, Türk İslam Birliği’nin olduğu yerde terör olmaz, anarşi olmaz. Bu işler ısrarla olur, ısrar nedir; dilekçe, televizyon programları, gazete yazıları, toplantılar, pankartlar: “Türk İslam Birliği’ni istiyoruz” “Türk İslam Birliği oluşsun” ama Türkiye lider yani bu konuda tartışma yok. Türkiye liderdir. Allah zaten lider olduğunu da gösterdi herkes görüyor. Bu dediklerim olacak ama hiçbir şey yapamayan evinde şöyle ince bir kağıt bulur bir A4 kağıt kendi el yazısı ile Sayın Başbakanım Türk İslam Birliği’ni istiyoruz, sınırların açılmasını istiyoruz, vizeyi ve pasaportu kaldırmanızı istirham ediyoruz, adım şu, soyadım şu, imza, o kadar, gönderecek.
MUHABİR: Efendim sizin istekleriniz ve söyledikleriniz çok iyi bir niyet ama saydığınız milletlerin devletlerin bir bayrak altında yaşaması bir o kadar zor görünüyor. En azı göz önünde bir Filistin meselesi var. Yıllardır çözülemeyen bir mesele bu, tür problemleri olan halkların bir yerde yaşaması...?
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği’nde orayı biz daha önce on asker bir çavuşla yönetiyorduk, bütün bölgeyi. Yine aynı o sevgi gücüyle, akıl gücüyle, iman gücüyle biz orayı küçük bir bölükle yönetiriz hiçbir şey olmaz. Anarşi yapana, terör yapana deriz ki “yapmayın” İsrail’e de deriz ki, “sende saldırmayacaksın”. Bitti bu kadar, kimse aksini yapamaz. Nasıl yapsın, aksi mümkün olmaz, İsrail ne gerekçe gösterecek saldırmak için, terör çıkaran da ne gerekçe gösterecek terör yapmak için, yahut saldıran, kan döken kim olursa olsun, terör şart değil herhangi bir şekilde orada eylem yapan insan. Çünkü Türk İslam Birliği zaten gereken adaleti sağlayacak, hukuku sağlayacak, huzuru, güveni sağlayacak, kimsenin bir şikayeti yok ki olay çıksın hiçbir olay çıkmaz.
MUHABİR: Ama dünyayı yönetmek niyetinde olan ve bugüne kadar olan kuvvetler, Türkiye ve onun etrafında olan devletlerin birliğinin güçlenmesine müsaade eder mi?
ADNAN OKTAR: İyi niyet varsa ederler. Sevgi, şefkat, merhamet, Allah korkusu, Allah sevgisi, Musevileri sevmek, Hıristiyanları sevmek, bütün dinlere saygılı olmak, İslam ahlakını tam yaşamak, Allah korkusu, Allah sevgisi varsa tamamdır. Ama bunlar yoksa tabi ki olmaz. Ama benim dediğim birlikte bunlar olacak. Buna hiç kimse karşı çıkamaz, Amerika’da istiyor bunu, Rusya’da istiyor. Türk İslam Birliği’ni sorun Rusya’ya, bu modelde bir Türk İslam Birliği istiyoruz deyin bakın ne diyecekler, hemen kabul ederler.
MUHABİR: Ama hemen birliğin realleşmesinden sonra dünyadaki münasebetler nice olabilir yani Hıristiyan dünyası, Müslüman dünyası veyahut da garp, şark yani münasebetler hangi istikamette ilerler?
ADNAN OKTAR: Bir kere benim bu dediğim olacak yani onu bir söyleyeyim. Yani Türk İslam Birliği bu on yıl içerisinde mutlaka olacak. Ben öyle bilin diye söylüyorum.
MUHABİR: Bunun malumatlarını mı söylüyorsunuz yoksa ihtimalları mı?
ADNAN OKTAR: Efendim?
MUHABİR: Yani bunun arkasında enformasyon, bilgiye dayanır mı yoksa ihtimallar mı?
ADNAN OKTAR: Bakın bu, Türk İslam alemi bu konuda hiç çalışma yapmasa böyle otursalar, konu yine olacak ben söyleyeyim. On yıla kadar bu mutlaka olacak. Ama ben hüküm olsun, hatıra olsun diye anlatıyorum. Yani illaki olacak. Bunu istemeyecek hiç kimse yok, yani bu herkesin işine gelecek, herkesin hoşuna gidecek bir şeydir bu. Bunda Hıristiyanlar istediği gibi kilisesine gider, Museviler sinegoguna gider, Müslümanlar camisine gider. Terör olmaz, anarşi olmaz, kargaşa olmaz, zenginlik, bereket, bolluk olur ve bütün ülkeleri kalkındıracak bir sistem bu, dayanışma sistemi, bunda bir ırk üstünlüğü iddiası yok. Yani bizim ırkımız en üstündür, kan yönünden, genetik yönden en mükemmel biziz demiyoruz. Orada diyoruz ki biz, en güzel ahlakı arıyoruz, en güzel ahlakta yarışıyoruz. Biz güzel ahlaklıyız, sizi yöneteceğiz diyoruz. Sizin de güzel ahlaklı olmanızı istiyoruz diyoruz. Biz ahlak üstünlüğüyle ortaya çıkıyoruz, kan üstünlüğüyle ortaya çıkmıyoruz. Türkler millet olarak, cesur, sabırlı, vefalı güçlü bir millet, yaman bir millet onun için herkes Türkiye’nin liderliğini istiyor. Bak, bunu Amerika’nın ünlü strateji dergisi söylüyor: “Türkler bölgede gücünü artıracak.” Adamlar rahatsız olsa bundan böyle bir yazı yazar mı? Demek ki adamlar memnun, bunu istiyorlar. CIA de diyor, Türk İslam Birliği on yıla kadar olacak diyor CIA. Öyle olsa der ki CIA böyle bir tehlike var, biz buna tedbir alalım der. Adamlar mutlu, biliyorlar iyi bir şey olacağını, güzel bir şey olacağını biliyorlar.
MUHABİR: Efendim, böyle bir deyim var, demokrasilerde çareler tükenmez diye. Sizce bütün bunların realleşmesi için önce İslam ülkeleri, Türki ülkelerinin de insan hukukları, demokrasinin üst duruma getirilmesi, bu olandan sonra sizin dedikleriniz realleşebilir, yani demokrasi tam oturduktan sonra başka adımlar atmak mümkün.
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği demokrasinin şahını getirir, alasını getirir. Türk İslam Birliği oldu mu her yere demokrasi mecburen gelecek. Amerika bunu zaten ister, çünkü Amerika demokrasiye meraklı bir millet, devlet olarak da, devlet politikası, demokrasi dedin mi Amerikalılar yelkenleri iner, çok severler. Demokrat sistem, demokrasi. Türk İslam Birliğinin birincil hedeflerinden bir tanesi de demokrasidir. Türk İslam Birliği oldu mu, bitti, anında demokrasi gelir hem de en ileri şekliyle, Amerika’dakinden daha da ileri bir demokrasi gelir. Tam bir fikir özgürlüğü, tam bir inanç özgürlüğü, çünkü güçlü bir devlet var, güçlü bir yapı var, güçlü bir idare olacaktır. Fakat burada Türk İslam Birliği’nin lideri olacak kişi Peygamber Efendimiz’in 1400 sene önce bildirdiği Hz. Mehdi’dir. Mehdi’nin zuhuru yakın, yani çıktı Mehdi daha açıkçası, insanlar bunu görecek, Türk İslam Birliği’nin başına geçecek Mehdi ve Türk İslam Birliği’ne demokrasi, sevgi, barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik getirecek. Bu kader bu, yani bunu hiç kimse durduramaz. Öyle olsa Amerika tedbir alır. Rusya tedbir alır, memnunlar. Rusya Türk İslam Birliği’ne girmek istiyor. Hoşuna gidiyor. Ermenistan can atıyor, açalım kapıyı diyor Ermeniler, Türkiye ile birleşelim diyor. Adamlar yalvarıyorlar, biliyorlar güzel bir şey olduğunu.
MUHABİR: Yani doğrudan da insanlar normal bir yere gitmek istiyorlar, bugün dünyanın en muhtelif yerlerinde devletler Avrupa Birliğini tutmak istiyor, Avrupa şurasını üst tutmak istiyor. Yani böyle bir sual vermek istiyorum. Bunu da bir Müslüman olarak, bir Türk olarak itiraf etmek mecburiyetindeyim. Nedense biz Avrupa’dan götürmeye çalışırız veyahut da onlar bizden öne düşüp tatbik ediyorlar bu nakşı meseleleri, demokrasi sahada diğer sahalarda bunun sebebi sizce nedir? İslam’ın düzgün tebliğ olunmaması mı, Türklüğün yani düzgün duyulmaması mı ne var, niye Avrupa bizden kabaga düşür?
ADNAN OKTAR: Evet, bir kere Türkçülüğü yanlış ve kötü uyguladılar. Irkçılık şeklinde uyguladılar. Allah ayaklarını koparttı. İslam’da ırkçılık yok. Türk milleti necip bir millettir. İslam’a hizmet eden İslam’ın bayraktarı olan bir millettir. Ama güzel ahlakından dolayı yani, genetik kan özelliklerinden dolayı değil, ahlakı üstün, kişiliği üstün, İslam ahlakını güzel almış ve güzel uyguluyor. Takva bir millet, o yüzden bu göreve talip. Avrupa’yı da kurtaracak olan Türk İslam Birliği’dir. Avrupa yaşlanıyor ve çöküyor. Bu ekonomik krizde zaten Avrupa diye bir şey kalmaz. Türk İslam Birliği’ne onlar ekmek, su gibi hava gibi muhtaçlar, Türk İslam Birliği onların son ümidi yani, eğer Türk İslam Birliği olmazsa -haşa- Allah esirgesin ki olacak yani mutlaka olacak, ben öyle misal olarak veriyorum. Avrupa Birliği diye bir şey kalmaz. Amerika diye de bir şey kalmaz. Türk İslam Birliği bütün dünyayı kurtaracak Nuh’un gemisidir. Dünyayı bir tufan sardı, o Nuh’un gemisine binenler kurtulacaklar. İnşaAllah.
MUHABİR: Efendim, Türkiye’de son baş veren presesler, Türkiye Ermenistan münasebetleri, Türkiye Azerbaycan münasebetleri bir şekilde, nice limmetlendirirsiniz, hem Türkiye’deki meşhur isimlerin hepsi işi hem Ermenistan münasebetleri, Ermenistan samimi mi Türkiye ile münasebetlerinde normalleşmasında hem de bu Ermenistan’la münasebetlerin normallaşması görüntüsünün olduğu fonda Azerbaycan’la münasebetler nasıl olmalı?
ADNAN OKTAR: Bir kere sevginin ve samimiyetin çözmeyeceği hiçbir şey yoktur. İki şeye ihtiyaç vardır, sevgi ve samimiyet. Ermenistan’la Azerbaycan’ı biz aynı anda alacağız. Aynı tarihte, ikisinin de kapısını aynı tarihte açacağız. Buradan bastık mı Hazar Denizinin kenarına kadar gideceğiz. Bastık mı Bakü’ye kadar gideceğiz. Erivan’a kadar gideceğiz. Konu bu, bunun için eş zamanlı, her ikisinin de aynı anda açılmasında çok büyük fayda var. İki tarafın kapısını da aynı gün açmak, bu kadar, başka bir şey yok. Bir kucaklaşacağız, diyeceğiz: biz ne yaptık böyle, ne oldu kardeşlerin arasını niye böyle açtılar, diyeceğiz. Allah’a şükür Elhamdülillah üzerimizden kalktı bu bela diyeceğiz. Konu bitecek. Adamların biliyorsunuz bir intikam anıtları var Ermenilerin; bak o insanlar nezaketli insanlar bizim Cumhurbaşkanımız oraya gittiğinde o anıtın ışığını söndürdüler. Ne demek bu, biz bu anıtı istemiyoruz. Bir anlamı yok. Biz bunu kaldıracağız ama siz de şu sınırı açın, bizi kucaklayın, bağrınıza basın. Eski günlere dönelim, bu konu kapansın. Anlatılan budur. Onun için Ermenistan’la Azerbaycan’ın sınır kapılarının aynı gün ve aynı saatte açmak lazım. Mesela bir Cuma günü, Cuma namazından sonra ya Allah, Bismillah deyip iki kapıyı birden açmak lazım, o kadar, pasaport, vize yok. Kimliği varsa, kimlik normal, nüfus cüzdanı bitti. Selamun aleyküm geçsin içeri o kadar.
MUHABİR: Efendim, bu işlerin görülmesi için yani bir vakıf olarak Azerbaycan’da yahut da diğer ülkelerde hangi bir kurumlara müracaat etmeyi planlıyorsunuz yani bu işler tek başına bir kişinin yahut da bir ülkede başlanmış faaliyet gösteren bir grubun görebileceği işler değil, taraftar lazım.
ADNAN OKTAR: Azerbaycan’ın tamamı komple, Türk İslam Birliği’nin koç yiğitidir onlar, bir tane adam bulamazsın Azerbaycan’da Türk İslam Birliği’ni istemeyen, bir kişi. Hepsi aşkla istiyor. Türkiye’de de bir kişi bulamazsın ki Azerbaycan’la birleşmek istemesin. Herkes istiyor, sadece devlete bu konuda dilekçe verilecek, ısrar edilecek, devlet de istiyor çünkü, Erdoğan Başbakan istiyor, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül istiyor, Aliyev Hazretleri istiyor. Yani buna karşı olan kimse yok. Sadece ya Allah Bismillah deyip şöyle bir ayağa kalkmak kaldı. Buna karşı olan yok. Ermenistan, yalvarıyor adamlar kapıyı açın, Türkiye ile birleşelim diye, bu onların bir kurtuluşudur. Aynı güne rast getireceğiz İnşaAllah bitireceğiz. Ama şu an kamuoyu oluşturmakla uğraşıyoruz kamuoyu. Röportajlar, naklen yayınlar, canlı yayınlar, internet yayınları, kitaplar, işte basın.. devam ediyoruz biraz daha ortam olgunlaşsın, Azerbaycan’a kapıya dayanacağız. Açın kapıyı diyeceğiz. Biz geldik, o kadar. Bir heyet toplarız, bakanları da toplarız hepsini götürürüz sınır kapısına, açın kapıyı geçeceğiz deriz, bu kadar.
MUHABİR: Efendim ben meraklandığım suallerin cevabını aldım sizden.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
MUHABİR: Özel olarak sizin söylemek istediğiniz neler, var mı?
ADNAN OKTAR: Azerbaycan bizim canımız ciğerimiz, orası arslan dolu Azerbaycan. Türk İslam Birliği kapıda, Azeri kardeşlerimiz bastırsınlar, her yerde konuşsunlar, Türk İslam Birliği’nden bahsetsinler. Gazetelere haber çıkarttırsınlar, televizyonlarda konuşsunlar, meydanlarda bağırsınlar, bu iş olmak üzere Allah’ın izniyle, hepsine selam söyle İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, teşekkürler.