Muhabir: Bu programımızda, bu hafta yine değerli bir konuğumuz var. Harun Yahya, asıl adıyla Sayın Adnan Oktar. Efendim öncelikle hoş geldiniz.
Adnan Oktar: Hoş bulduk.
Muhabir: Böylesi bir programda bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyoruz ve misafirperver yaklaşımınızdan dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.
Adnan Oktar: Ben de size teşekkür ederim.
Muhabir: Sizin mekanınızda, burada sizin ile birlikte, tahmin ediyorum izleyicilerimiz de güzel bir program izleyecekler.
Adnan Oktar: İnşaAllah, inşaAllah.
Muhabir: Tabii, Adnan Oktar denildiğinde, Harun Yahya dediğimizde Ankaralı, Ankara Bala doğumlu. Biz de başkentten gelen hemşehriniz olarak... İlk ve orta öğreniminizi de Ankara’da tamamladınız?
Adnan Oktar: Evet.
Muhabir: Sonra üniversite yıllarınız İstanbul’da geçti. Çeşitli eğitimler aldınız ve bunun sonrasında araştırmacı yönünüz, fikir adamlığı yönünüz ön plana çıkmaya başladı. Çeşitli araştırmalar, düşünceler ve yorumlar sonucunda birçok eseri sadece Türkiye’ye değil dünyaya kazandırdınız ve o eserleri insanlar okuyarak belki de fikir sahibi oluyorlar, görüşlerini ifade ediyorlar. Çeşitli çevreler tarafından tartışmalar yaratılabiliyor, tartışmalar çıkabiliyor ama bu ön tanımdan sonra özellikle sizden Adnan Oktar kimdir dediğim zaman Adnan Oktar nasıl bu hale geldi, Adnan Oktar’ın buraya gelmesindeki önemli dip noktalar nelerdir? Adnan Oktar’ı Adnan Oktar yapan, Harun Yahya yapan, eserleri ile Harun Yahya yapan nedir efendim? Buyurun.
Adnan Oktar: Tabi her şeyi yaratan Allah’tır. Kaderi Allah böyle yaratmış. Kaderimi bu şekilde oluşturmuş. Ben de kadere uyuyorum. Ama en hoşuma giden, dünyada zıt olan, ters olan her şeye karşı mücadele ediyorum. Masonluğa çocukluğumdan beri bir muhalifliğim vardır. Aynı şekilde ona karşı bir mücadele ettim. Darwinizme karşı öyle, komünizme karşı öyle mücadele ettim. Türk İslam Birliği’ni çocukluğumdan beri isterim. Onu oluşturmak için çok güzel gayretler içerisindeyim. Allah samimi olan her gayretimde bana yardımcı oluyor, Allah’a çok şükür.
Muhabir: Tabi bu meşakkatli yolda zaman zaman birtakım sorunlarla da karşı karşıya kaldınız ki işte Harun Yahya ve eserleri diyoruz, bu eserlerin ortaya çıkması dönemlerinde yaşamış olduğunuz zorluklardan da geçtiğimiz dönemde yapmış olduğunuz röportajlardan edindiğim bilgiler var. Tabi geniş bir kitleye ulaşıyorsunuz bu eserler ile ve bu ulaştığınız kitleler neticesinde buna karşı da eleştiriler alıyorsunuz, yorumlar yapılıyor. Bunun sonucunda ilk olarak işte 1989 yılından başlayacak olursak o yıllarda yine bir araştırma, yapmış olduğunuz yorumlar sonrasında çıkarmış olduğunuz bir eser sonrasında farklı şekillerde muameleyle karşı karşıya kaldınız. Cezaevi süreçleriniz oldu. Akıl hastanesi süreciniz oldu, o günleriniz yaşandı. İlk 89’dan başlayacak olursak nasıl bir süreçti o dönem?
Adnan Oktar: 86-87 döneminde biliyorsunuz bir tutuklanmam oldu. Sonra da o suçtan beraat ettim yani iddiadan beraat ettim. Ama bir akıl hastanesi dönemi oldu biliyorsunuz. Ben halen çok şaşırıyorum buna yani benim oraya girmemin gerekçesi neydi? Niye 10 ay orada durmam gerekiyordu? Niye o kadar kontrolünü kaybetmiş, cinayet işleyen ve halen de cinayet işlemeye devam eden insanların içerisinde tutuldum? Bir de şuuru yarı yarıya açık hastalar vardı. Tedavi gören hastalar vardı yani bahçede gezen, daha açık, normal servisler vardı. Niye ben böyle tamamen şuuru kapalı hatta yani doğal ihtiyaçlarını dahi bilmeyecek dereceye gelmiş, konuşamayan, başını duvarlara vuran, bağıran, çağıran insanların içerisinde tutuldum? Halen bilmiyorum onu.
Muhabir: Tabi değerli izleyicilerimiz de mail aracılığıyla veya telefonla bizlere ulaşarak sorularını sizlere sorabilecekler. Özellikle ahir zaman, Mehdi ve Hz. İsa ile ilgili görüşleriniz çok önemli. Toplum tarafından da biliniyor. Değerli izleyenler de sorularını iletebilecekler elektronik posta aracılığıyla. Tabi 86 yılında özellikle yapmış olduğunuz bir araştırma ön plana çıkıyor ve bunun sonrasında özellikle bunların olduğu…
Adnan Oktar: Evet. Yahudilik ve Masonluk kitabını yazdım, içeri girdik. Ama bilmiyorum, belki bir rastlantıdır. Ama zeminini hazırlayanların masonlar olduğunu biliyorum. Mahkeme safhasını tenzih ederim ama zeminini hazırlayanlar masonlardı.
Muhabir: 91 yılında da yine aynı şey başınıza geliyor. Yine Masonluk ve Dünya Masonluğu ile ilgili yapmış olduğunuz bir araştırma sonrasında.
Adnan Oktar: Benim mutat durum. Yani normal hayatımdır. Alışkınım yani.
Muhabir: Tabi geçmiş dönemlerde yapmış olduğunuz çok önemli araştırmalar var ve bunun neticesinde birtakım maalesef olumsuzluklar ile karşı karşıya kaldığınızı söylüyorsunuz. Yeni bir araştırma, yeni bir hazırlık, yeni eser hazırlığı var mı bugünlerde? Şimdi onu söylemiş olalım en azından izleyicilerimize.
Adnan Oktar: Bilimsel eserler hazırlıyorum. Ama siyasi eserlerim de var tabi. Mesela Ateist-Siyonist Zulmü diye bir kitabım var. Onu hazırlıyorum. O, İsrail’in başlangıcından bu güne kadar yaptığı cinayetleri, yaptığı katliamları anlatıyor. Yurt dışında yaptıkları cinayetler, katliamlar, bunları anlatıyorum. Ama henüz daha tam oluşmadı bu kitap. Yeni çalışmalarım var ama diğer yönde Yaratılış Atlası’nın diğer ciltleri var. Onlara devam ediyoruz. Adamlık Dini kitabının ikinci cildi var. Onu hazırlıyorum. Yine üç dört kitabım daha var. Hazırlık safhasında, devam ediyor.
Muhabir: Evet, çok önemli bir proje diyelim “Türk İslam Birliği” ile ilgili yapmış olduğunuz çok önemli açıklamalar var. Bu tabi tüm Türkiye’de yankı uyandıran bir konu. Bu gibi oluşumlar ya da girişimler dünyadaki birçok lobi tarafından da farklı yaklaşımlarla belki de köstekleniyor. Farklı düşünceler, farklı fikirler ortaya atılıyor. Türk İslam Birliği’nin asıl amacının da ekonomik özgürlük, işte ekonominin güçlenmesi ve bir toplum, bir birlik oluşturulması ön planda tutuluyor. Türk İslam Birliği ile ilgili fikirlerinizi açacak olursak neler söylersiniz? Çünkü bu konu ile ilgili yapmış olduğunuz araştırmalar ve eserler var.
Adnan Oktar: Bizim milletimize zenginlik yakışır. Zengin olup cömert olmak bizim milletimizin vasfıdır. Zengin olacak ki misafir ağırlasın, güzellikler sunsun, güzel bahçeler, güzel evler yapsın. Osmanlı dönemi öyleydi biliyorsunuz. Zengindi Osmanlı ama hanlar, hamamlar, yollar, kervansaraylar, çok çok güzel yerler yapıyordu. Bunlar tabi parayla yapılır, zenginlik gerekir. Ama Türk İslam Birliği manevi bir birliktir. Bizim milletimiz bir dilim ekmek biraz peynir ile yaşar ama sevgisiz, şefkatsiz, merhametsiz, muhabbetsiz yaşayamaz. Türk İslam Birliği’nin en önemli özelliği Allah sevgisini, Allah korkusunu ve Allah sevgisinden kaynaklanan Allah aşkını yaşamak. O tecelliyi etrafta görmek, onun huzurunu ve neşesini yaşamaktır. Türk İslam Birliği’ni bizim milletimiz çoktan yapması gerekiyordu. Aslında bu bizim hakkımızdı yani aile dağılmış, çocuklar bir araya gelecek.
Muhabir: Osmanlı’dan sonra, evet.
Adnan Oktar: İnanılır gibi değil bu. Avrupa Birliği’nin oluşmasını çok makul görüyorlar. Mesela Almanya, Norveç, İsveç hiç alakası olmayan ülkeler bunlar. Sınırlarını açıyorlar, her şeyleri bir, beraber oluyorlar. Askeri, siyasi, sosyal her yönde anlaşıyorlar. Türk ülkeleri nasıl birleşirmiş? Şaşırıyor. Peki niye şaşırıyorsun? Dinin bir, ırkın bir, dilin bir, her şeyin bir. Gelenek göreneklerimiz her şeyimiz bir. Türkiye’yi düşünün, Allah vermesin, Konya, Erzurum, Erzincan parçaladıklarını düşünün. Nasıl olur da birleşiriz demeye benziyor bu. Zaten bizi parçalamışlar, buna hakları yoktu. Onun için Türk İslam Birliği en doğal hakkımızdır. Çok doğal bir yapılanmadır. Sosyal, tarihi şartlar açısından son derece makul ve mantıklıdır ama hadislerde belirtilmiştir: Türk milletinin öncülüğünde, Türk devletlerinin desteği ile Türk İslam Birliği ahir zamanda Mehdi devrinin bir özelliğidir. Bu kaçınılmaz bir kaderdir. Bu illaki olacak ve çok büyük bir nimettir. Bu ekonomik krizde bütün dünyada bir çöküş olurken Türk İslam Birliği’nde müthiş bir bereket, bolluk ve zenginlik olacaktır. Bu dediğimi aynısıyla insanlar teker teker görecekler inşaAllah.
Muhabir: Tabi İslam dini dediğimiz zaman, İslam bütün güzellikleri içinde barındıran bir din, son din.
Adnan Oktar: Tabi.
Muhabir : İşte Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri kendi çevrelerinde bir birlik oluşturmuşlar. Avrupa Birliği bir Hıristiyan Kulübü müdür sizce?
Adnan Oktar: Keşke Hıristiyan Kulübü olsa. Ateist, darwinist bir kulüptür. O çok yanlış yorumlandı. Hıristiyan olsalar çok rahat anlaşırız. Hıristiyanlar çok güzel huyludur, sevecendir, mazlumdur. Hatta “Müslümanlara en yakın onları bulursun” diyor Cenab-ı Allah. “Hıristiyanları bulursun” diyor Kuran’da. Mütevazı, mazlum insanlardır. Böyle bir şey yok. Bakın Papa bile çıktı “Ben darwinistim” dedi. Adamcağıza yapılan baskının şiddetini görün. Darwinist diktatörlüğün şiddetini işte burada görüyoruz. Papa gibi bir insan, Hz. İsa’nın gelişini bekliyor, Hz. İsa’nın mucizelerini biliyor, bütün meleklere inanıyor, cinlere inanıyor, şeytanın varlığına inanıyor. Meleklerin, cinlerin, şeytanların evrimle olmayacağından adı gibi emin. Olacak iş değil zaten. Böyle bir insana çıkıp “Ben darwinistim” dedirtiyorlar. Bu, ahir zamanın şiddetini gösteriyor işte. Deccaliyetin şiddetini gösteriyor.
Muhabir: Peki Darwinizm demişken, evrim teorisi ve darwinizm konusunda yapmış olduğunuz eserler, araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılan eserler Türkiye’de kabul görmüş bir şey ama dünyada da büyük oranda artık yaradılışa inanılıyor. Artık sizin bu darwinizm ve evrim teorisi ile ilgili eserleriniz, kitaplarınız, çünkü tüm dünyaya yayıldı. Okunuyor, takip ediliyor. Darwinizmden bahsedecek olursak, evrim teorisi ile ilgili neler söylersiniz? Neden böyle bir şey ortaya attılar geçmiş dönemlerde? Bunun nedeni ne? Bir hedef mi vardı?
Adnan Oktar: Bir mucize tabi. Bu kadar sapkın bir dine, bu kadar mantıksız bir dine insanların inanması. Sümerliler devrinden gelen, dünyanın en batıl ve en kötü dinidir yani en mantıksız dinidir. Çok çok şaşırtıcıdır. Koskoca profesörlerin, bilim adamlarının böyle bir safsataya inanmaları. Ortada hiçbir delil yok iken böyle bir iddiada bulunmaları inanılır gibi değil. Yüz milyon fosil canlılığı açıkça ispat ediyor ve hiçbir değişikliğe uğramamış. Bakın yüz milyon fosil yani biz yaklaşık bir rakam söylüyoruz, yüz milyonun çok üstünde. Ve halen de sürekli yer altından çıkıyor. Bakın, dikkat edin, tek bir tane ama bir tane ara fosil yok. Kardeşim nereden çıkarttınız o zaman bunu? Neye dayandırdınız? Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün mü diyoruz, Darwinistlere soruyoruz, “mümkün değil” diyor. Nasıl oluyor o zaman diyoruz. “Mucize ile oldu” diyor. Kardeşim siz deli misiniz? Ne biçim konuşuyorsunuz? O mucize, bu mucize, her şeyi mucize ile açıklıyorsunuz. “Allah yarattı” desene. Baştan sona atomlar mucize oluşturabilir mi? Atomun gözü görmez, kulağı duymaz, şuuru yok, hiçbir şey bilmez. Bir araya geliyorlar, gözü gören, kulağı duyan, işiten, müzikten anlayan, dans eden, sohbet eden, hatıraları olan bir insana dönüşüyor çamur. Bir parça aklı olanın bunu bu şekilde değerlendirmesi mümkün değil gibi geliyor bana.
Muhabir: Evet, özellikle ateizm ile alakalı olduğunda söylüyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet.
Muhabir: Tabi özellikle ahir zaman ile ilgili ikinci bölümde geniş bir yer ayıralım istiyorum o konuya. Ama öncesinde dış politikadan da biraz bahsedelim. En azından Avrupa Birliği, ABD demişken Ortadoğu ile ilgili de önemli araştırmalarınız, görüşleriniz var. İşte Ortadoğu’daki gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Özellikle İslam coğrafyasında yaşananlar tüm Müslüman alemini derinden üzüyor. İşte son olarak İsrail’in Filistin, Gazze katliamı diyebileceğimiz saldırıları ve sonucunda binin üzerinde vatandaşın hayatını kaybetmesi o bölgede. Daha öncesinde yine Ortadoğu’da, Afganistan’da, Irak’ta yaşananlar ve bu coğrafyadaki huzursuzluğun asıl nedeninin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Adnan Oktar: Evet, demin ki sözümü düzelteyim; gibi değil, o şekilde. Yani doğrudan öyle. Bu, ahir zamanda olacak şeydir, bu olaylar. İşin doğrusu insanlar başka şekilde uyanmazlar. Yani derin uykuda olan bir insan. Ben görürüm bilirim, sarsarsın, eline yüzüne vurursun değil mi? Yüzüne su serpersin, uyanmaz başka türlü. Bu olaylar ile işte insanlar uyanıyorlar. Kuran’ın, dinin, İslam’ın kıymetini biliyorlar. Allah korkusu artıyor, Allah sevgisi artıyor ve Allah böyle şoklarla insanları açıyor. Bu bir yönüdür, yani ledüni yönüdür yani batın yönüdür. Ama zahir yönünde tabi ki zalimler vardır, zulüm vardır ve buna karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Zulümden kurtulmanın tek yolu da birlik ve beraberliktir. Türk İslam Birliği’ni savunmayan her insanın bu olayda vebali olur. Her akıtılan kanda, her öldürülen çocukta, her öldürülen genç kızda vebali olur. Olaya bir anlamda ortak olurlar.
Muhabir: Bu da aslında ahir zamanın bir kuralı belki de? Türk İslam Birliği. Kuralı demeyelim de belki o süreçteki yol.
Adnan Oktar: Mecburiyetidir. Başka yolu da yoktur. Bir insan çift parmağı ile bir şeyi kaldıramıyorsa iki eliyle birden tutar, asılır, kaldırır. Ha bire çift parmakları ile zorluyorlar. Yok işte, Filistin’e yara bandı gönderelim, kanamayı durdurucu ilaçlar gönderelim, kan gönderelim, serum gönderelim… kardeşim o kan akmasa da sen de kan göndermesen olmuyor mu? O yara olmasa da sen de yara bandı göndermesen olmuyor mu? Türk İslam Birliği’ni oluşturalım, millet asılıp kesilmesin, zulüm de olmasın, onlara da ihtiyaç olmasın. Böyle bir kahramanlık anlayışı var bir kısım insanlarda. İşte oraya bol bol doktor gönderelim. Niye doktor gönderiyorsun? Türk İslam Birliği’ni savunacak insanlar gönderelim, Türk İslam Birliği’ni oluşturalım. Hayır zaten olduysa olay, o ayrı mesele tabi, kan akıtıldıysa tabi doktor göndereceğiz, ilaç da, her şey göndereceğiz. Ama bunu engellemek varken, bunu engelleme ile ilgili hiçbir çalışma yapmayıp da sadece o konuya hazırlık yapmak… Mesela vakıflar var, dernekler, şahıslar var, sürekli ağızlarında bu var. “İşte onlar çok perişan durumdalar, onlara pansuman bezi gönderelim. İlaç gönderelim, Novalgine gönderelim. Acıyı dindirmek için uyuşturucu ilaç gönderelim. Kardeşim canı yanmasa bunların, bu sistemi değiştirsek, Türk İslam Birliği’ni kursak hem İsrail’i kurtarsak, oradaki dindarları, hem Hıristiyan dindarları kurtarsak, hem Müslümanları kurtarsak olmuyor mu? Bir de ağzına alsan bu lafı ne olur? “Türk İslam Birliği’ni istiyorum.” Bu kadar, bunu diyecek. Yani dudağın mı kopar, ölür müsün bunu söyleyince, ne var bu sözde? Türk İslam Birliği’ni istiyorum, bu kadar. Yaz, pankart olarak yazın, slogan olarak söyleyin. Ama tabi meşru, izin alıp yaparsınız. Dilekçe yazın. Türk İslam Birliği şart, Türk İslam Birliği bir an önce oluşması gerekiyor, birçok söz şeklinde söylenebilir. Allah bunu yapacak, kaderimizde bu. Sadece sebebe sarılmamız gerekiyor. Şimdi ben buradan elimi uzatmaya niyet etmezsem bu bardağa dokunamam. Değil mi? Niyet edince Allah veriyor. Bunu isteyince yani niyet etmek duadır. İşte niyet edeceğiz ki Allah bize versin inşaAllah. Geniş çapta niyet edilmesi gerekir, istenmesi gerekir. Ama herkes uyusa bile Türk İslam Birliği yine olacak, onu söyleyeyim.
Muhabir: Peki tabi, bu süreçte Türk İslam Birliği’nden bahsediyoruz, Ortadoğu’da tüm Müslüman alemi, Asya’dan tutun da Ortadoğu’daki. Tabi Avrupa’dan da nasıl katılımlar olacak? Ama bu konu ile ilgili geçmişte Peygamber Efendimiz zamanında meczuplar bile, onlara bile kapılarını açmış, her türlü insan ile diyalog içerisine girmiş. Türk İslam dini güzellikler dinidir. İnsanı dışlayan değil, kabul eden ve birlik beraberlik içerisinde yaşanması için elinden geleni yapan bir din. Ve bu Türk İslam Birliği düşüncesiyle sadece Müslümanların yer almayacağını dile getiriyorsunuz.
Adnan Oktar: Tabi tabi. Ermeniler, Museviler, Hıristiyanlar. Onlar için dünyayı adeta cennete çevireceğiz biz. Çok önemli. Müslüman kardeşlerimiz zaten cennet hayatı gibi hayat yaşayacaklar. Ama onlar da ehli kitaptır, Allah’ın bize emanetidir. Onların çektiği çileden kimse bahsetmiyor. İsrail’de Hıristiyanların nasıl ölüm korkusu içerisinde yaşadıklarını, mesela manastırlardan, kiliselerden nasıl çıkamadıklarını, nasıl eziyet gördüklerini kimse bilmiyor. Dindar Musevilere yapılan zulmü kimse bilmiyor. Çok fakir ve perişan vaziyetteler onlar. Ben geçenlerde öyle bir haham geldi İsrail’den dostumuz. Çok şeker bir şey. Böyle sakallarını filan sevdim. Nasıl coşkulu, nasıl sevgi dolu maşaAllah. Mesela biz bu Türk İslam Birliği’nden nasıl rahat edeceklerinden bahsettim, adamcağız ağladı. O kadar hoşuna gidiyor. İnşaAllah vesile olursun dedi, Allah sizi vesile eder dedi.
Muhabir: O zaman diyalog eksikliği var, ülkeler arasında olsun, dinler arasında da diyalog eksikliği var. Dinler arası diyalog konusunda neler söyleyeceksiniz? Böyle bir girişim var çünkü.
Adnan Oktar: Benim anladığım iki türlü dinler arasında diyalog var. Bir, biz ehl-i kitabı çok severiz, kardeşimizdir, bağrımıza basar, korur ve kollarız. Ama mesela bir Musevi çıkar da “Ben ahirete inanmıyorum, ahiret inancım yok ama diğer yönlerden tamam” derse biz buna katılmayız. Ama Hz. İbrahim’i seviyorum derse alnından öperiz. Mesela bir Hıristiyan da öyle. Bize ahiretten, cennetten, cehennemden bahsederse kardeşimizdir, alnını öperiz. Ama çıkar Allah üçtür derse o zaman kabul etmeyiz yani o inanca uymayız. Yani bu anlamda diyalog çok güzel ama, ben duydum fakat görmedim fakat şöyle bir iddia var, bilmiyorum bunun aslı var mı, “Museviler de hak dindir, Hıristiyanlık da hak dindir şu anki haliyle, İslam da hak dindir. İsteyen istediğini seçer. Dolayısıyla bu üç din diyalog halinde olsun, birleşelim.” Böyle bir şey yok. Allah Katında din İslam’dır. Açıkça bozulmuş, görülüyor. Ben Tevrat’ı her gün okurum, İncil’i de her gün okurum, Kuran’ı da her gün okurum. Çok aleni bozulmuş, beş yaşındaki çocuk bile anlar. Bir kere dört ayrı kitap var. Bir de “Allah üçtür” (Allah’ı tenzih ederiz). Yani ne demek bu? Hz. İsa Allah’a dua ediyor, yemek yiyor, uyuyor ve doğal ihtiyaçları var. Bir de Allah olduğunu iddia ediyorlar. Yapmasınlar, bu çok büyük bir zulüm. Dindar insanları da dinden soğutacak bir şey bu. Dindar Hıristiyan çocukları da gençleri de düşünmeleri lazım böyle bir çılgınlığı yaparken. Bu bir çılgınlıktır. Ve Allah diyor ki: “Gökler neredeyse parçalanacaktı” -şeytandan Allah’a sığınırım. Bu iddialar yüzünden, diyor. Bunlar düzelecektir. Hz. İsa’nın gelişini bekliyoruz inşaAllah. Hz. İsa nuzül ettiğinde bu olay kökünden bitmiş olacak. Hz. Mehdi’nin zuhurunda İslamiyet’e bir hayli yaklaşacak Hıristiyanlar. Said Nursi Hazretleri diyor: Tam birleşme istidadındayken cismi beşeriyesiyle semavatta bulunan Hz. İsa aleyhisselam bu dinin hüsnü hatemesi için yani güzel hatemesi için Cenab-ı Allah vaat etmiştir diyor, gelecektir. Geldiği vakit işte yakın talebeleri onu imanın nuruyla tanırlar diyor. Mutlak olacak bir gerçektir bu diyor Said Nursi. Kesinlikle olacak bir gerçektir diyor. Mehdilik de Hz. İsa aleyhisselam inişi de mutlak gerçektir. Bu yüzyıl, insanların göreceği konular bunlardır. Türk İslam Birliği’ni görecekler, Mehdiyi görecekler, Hz. İsa aleyhisselam’ın nuzulünü görecekler, krizi görecekler, ekonomik krizi. Bu bir Nuh tufanı gibidir. Bütün dünyayı kaplayacak. Bunun arkasından müthiş bir bolluk ve bereket dönemi gelecek. Bu sefer de bolluktan şikayet edecekler. Para geçerli olmayacak.
Muhabir: Konu konuyu açınca, aslında süreçte hep birbirine bağlantılı olduğu için, bir bütün olduğu için hep aynı noktaya geliyor. Hep ahir zaman noktasına geliyor. İlerleyen dakikalarda onu konuşacağız ama Hz. İsa ve Mehdi konusunu açmışken biraz daha açalım istiyorum bu konuyu. Bununla ilgili daha önce yapmış olduğunuz röportajlar, açıklamalar var. Tabi bu da bir kıyamet alametlerinden bir nokta. Mehdi’nin gelmesi. Mehdiden başlayacak olursak, Mehdi’nin gelmesi ile ilgili, Mehdi birden bire mi gelecek? Yoksa bu süreçte herhangi bir insan mı Mehdi olacak?
Adnan Oktar: Said Nursi’nin açıklamalarına göre, hadislerin açıklamasına göre Mehdi geleli yaklaşık otuz yıl oluyor. Hicri 1400’de zuhur edecek diyor Said Nursi Hazretleri. Mehdi halen faaliyet halinde. Bakın bir şey söyleyeyim. Said Nursi hazretleri bir şey söyleyip de hiç tersi çıkmamış. Yani bir kere ama tek bir kere. Öyle bir olay yok. Ahir zaman ile ilgili olaylarda bütün dedikleri böyle periyodik olarak çıkmış ve böyle devam ediyor. Hadislerin tamamı doğru çıktı, Peygamber Efendimizin söylediklerinin tamamı doğru çıktı. Mehdilik kesin gerçek. Hz. İsa aleyhisselamın inişi kesin gerçek. İnsanlar metafizik bir ortamda yaşadıklarını bilmiyorlar. Daha önce materyalizm insanların kafasını adeta büyüledi. İnsanların nutku tutuldu, basireti, feraseti bağlandı. Büyük bir bölümünün. Allah insanların basiretini, ferasetini yeni yeni çözüyor. Allah Hadi ismiyle yeni yeni tecelli etmeye başladı. Mesela ben anlatıyorum, birçok insan anlamıyor. Diyorum ki insanın şuuru mercimek kadar bir yerde, şu kadar, beyninde. Bütün görüntüler, sesler, konuşmalar, bütün hayatı o mercimek kadar yerde geçiyor diyorum. Doğru, haklısın diyorlar ama işin gerçeğini tam anlamıyorlar, olayın gerçeğini. Bir kısmı. Bir kısmı da çok iyi anlıyor. Bu, insanların basiretinin yeni açıldığını gösteriyor. Ferasetlerinin yeni açıldığını gösteriyor. Mehdi gerçeğini de önümüzdeki günlerde, önümüzdeki aylarda, yıllarda insanlar bütün açıklığıyla görecekler. Benim gördüğüm şimdi toplum yavaş yavaş anlamaya başladı. Eskiden hayal gibi bilinirdi Mehdilik. Yani böyle bir… Hatta hiç bilinmiyordu.
Muhabir: Dinimizde yeri olan bir şey aslında değil mi?
Adnan Oktar: Tabi. Bu bir kere Kütüb-i Sitte’nin tamamında var. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbni Muhacir, Süneni Nesei, Süneni Davud ve elh-i sünnetin bütün ünlü alimlerinin tamamı. Mesela Suyuti aynı zamanda hadis imamıdır. Mehdi ile ilgili özel risalesi vardır. İbni Haceri Meke Hazretleri de öyle. Hem hadis imamıdır hem de büyük alimdir. Çok büyük müceddid, müçtehit derecesinde alimdir. Onun izahları açıktır fakat daha da önemlisi ehl-i sünnet mezheplerinden Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde hepsi Mehdi konusunun hak olduğunu, Hz. İsa aleyhisselamın inişinin hak olduğunu savunur. Şia’da da öyledir, şii mezhebinde de öyledir, Alevilikte de. Yani İslam aleminin %95’nin kabul ettiği bir konudur bu. Ama yan fırkalar vardır ufak tefek küçük, onlar ve bazı yeni din alimleri var yeni ortaya çıkmış, ehl-i sünnet harici, zıt düşüncede alimler, onlar kabul etmiyorlar. Küçük bir gruptur. Onlara da saygı duyuyoruz tabi. Ama onların kabul etmemesi Mehdi’nin çıkışını engellemez. Hz. İsa’nın inişini de engellemez. Geldiği vakit görecek onlar da inşaAllah.
Muhabir: Peki, geçmiş dönemlerde, aslında toplum içerisinde işte Adnan Oktar, Harun Yahya olarak biliniyor ama Adnan Oktar olarak pek fazla gündemde değildi, Adnan Oktar olarak, Adnan Hoca olarak magazin sizi çok gündemde tuttu o dönemlerde. 99 sonrasında özellikle.
Adnan Oktar: Evet doğru.
Muhabir: Magazinde çok gündemde yer aldı. Sizinle ilgili haberler çok sık verildi ve toplumun beyninde farklı bir Adnan Hoca profili oluştu ama sonrasında siz artık biraz daha seçerek programlar yapıyorsunuz, röportajlar yapıyorsunuz. O dönemlerde sizinle ilgili işte “Ben Mehdiyim” gibi cümlelerin sarf edildiği söylendi. Magazin programlarında magazinleştirilip topluma verilen bir mesaj vardı. Bu mesajın anlamı neydi, bunu anlamak... Tabi çok doğru değil. Benim bir sözüm vardır: Doğru her zaman doğru değildir. Yanlış olan, doğru olanı yanlış bilmektir. Buradan yola çıkarak doğru olan yanlış mı verildi topluma?
Adnan Oktar: Ben açıkça şunu söyleyeyim, bana karşı uygulanan psikolojik savaş ve toplum mühendisliği Cumhuriyet tarihinde hiçkimseye uygulanmamıştır. Şu şahsa uygulandı diyorlarsa göreyim. Akılalmaz bir baskı, akılalmaz bir şiddet, akılalmaz bir işkence uygulanmıştır. Ama iftihar ediyorum tabi, elhamdülillah, benim için çok büyük bir nimettir. O bir toplum mühendisliği uygulamasıydı ve psikolojik savaşın bir gereğiydi. Yani toplumun sinir uçlarına etki edecek sözler. Mesela kadınlı, kızlı laflar, insanların böyle hassas olduğu konular. Hatta daha da abartılı daha da akılalmaz iddialar ki olay deliliğe kadar vardı. Yani kullanılmadık hiçbir şey kalmadı. İnsan aklının aldığı ne kadar suçlama varsa aşağı yukarı hepsini sıradan kullandılar. Ama hepsi sanki granite su çarpıp de geri dönmüş gibi oldu. Vız gelir tırıs gider bana, hiç dinlemem. Hepsine güldüm geçtim. Benim bir davam var ve hedefim belli ve o yolda ben hırsla ve kararlılıkla Allah’ın izniyle gidiyorum. Allah’ın izniyle de hiçbir güç beni bu yoldan çeviremez. Benim çizgimde de hiçbir değişiklik olmadı. 1979’yılından beri hedefimde, çizgimde gittikçe artan bir hızla mücadeleye devam ediyorum. İstediklerini desinler, dediler de. Gördüler bak hiç bir şey olmuyor. Daha sağlıklı, daha iyi, daha zinde, daha güçlü oluyorum ve daha yırtıcı oluyorum. Daha gayretli oluyorum inşaAllah.
Muhabir: Tabi belirlenmiş bir hedef ve o doğrultuda gelişen süreçler. Tabi dış politikadan bahsettik. Dış dünyadan bahsediyoruz. Ortadoğu’dan bahsetmişken Ortadoğu ile alakalı geçmiş dönemlerde parmağı olan bir devlet, ABD’de seçim oldu. Bush gitti yerine Barak Hüseyin Obama geldi. Başkan seçildikten sonra Türkiye’den bir imamın, Maltepe camii imamının Amerika’ya gitmesi, davet edilmesi gündeme geldi. İşte ekonomik kriz dolayısıyla Amerika da farklı önlemler alınacağı dile getiriliyor. Farklı ideolojilerin artık dünyada hakim olacağı. Bu krizin etkisiyle artık birçok devlette farklı ideolojiler gündeme geleceği, dünyada farklılaşmaların olacağı dile getiriliyor. Belki de bir çıkış noktası olabilir mi burası da? Bu süreçte ekonomik krizin de neden olmasıyla ideolojilerin değişmesi, işte Amerika’da Başkan, tarihinde belki ilk defa bir siyahi başkan seçiliyor ve Amerika’yı yönetecek ve dünyaya hükmeden bir Amerika Birleşik Devletleri.
Adnan Oktar: Hiçbir ideoloji ile kurtulamazlar. Bütün ideolojiler onları batırdı zaten. Komünizmi denediler battılar. Faşizmi denediler battılar. Kapitalizmi denediler battı. Batmış gemiyle yeniden yol almak mümkün değildir. Bir tane kurtuluş kalmıştır: İslam’dır, İslam ahlakıdır. Bunu yapacak olan da Türkiye’dir. Türk ülkelerinin desteğinde, Türkiye’nin liderliğinde bir Türk İslam Birliğidir. Hem ahlak olarak, hem güzellik olarak, hem insan sevgisi, merhamet, şefkat, dostluk ve kardeşlik anlayışı olarak Avrupa’nın kaybettiği değerleri Avrupa’ya vereceğiz ve Avrupa’yı yeniden insani derinliğe, sevgi anlayışına, merhamete, muhabbete geri döndüreceğiz. Dünya en büyük nimeti kaybetti. Sevgiyi kaybetti, muhabbeti kaybetti. Gerçek sevme gücünü kaybetti, tutkuyu kaybetti. Onlara yeniden bu güzelliği vereceğiz. Türk İslam Birliği’nin ilk vereceği hediye budur. Ve arkasından müthiş bir zenginlik, müthiş bir medeniyet, müthiş bir refah, bolluk, dostluk ve kardeşlik. Arkasından hayretler içerisinde tarihi okuyacak insanlar. Biz bu kanları nasıl döktük, bu zulmü nasıl yaptık, biz bu akılalmaz teoriye nasıl inandık? Yani bu darwinizme. Durup durup insanlar kendilerine hayıflanacaklar. Haline gülsün mü, acısın mı? Çılgınlığına ve saflığına, akıl erdirememesine müthiş şaşıracaklar inşaAllah. Toplum buna doğru gidiyor. Barak Obama’nın da yapacağı pek bir şey yok. Aslında mazlum, gariban bir insan. Zaten tavrından dikkat ederseniz görülüyor. O, Amerikan derin devletinin çıkış yolu olarak gördüğü, yine toplum mühendisliği uygulamasının bir gereğidir. Ama sessiz sedasız bir insan gibi görünüyor. Çünkü önce darwinist göründü, şimdi dini savunduğunu söylüyor. Demek ki çekinmiş başlangıçta. Yani komünistlerin, dinsizlerin tepkisini almamak için kendisini darwinist göstermiş. Belki Papa’nın yaptığı gibi. Papa’nın da öyle yaptığını düşünüyorum çünkü o da şimdi darwinist gösteriyor kendisini. Ama şu an dine sıcak bir tavrı var. Son olarak yaptıkları toplantıda da hep din ağırlıklı oldu yani dini ön plana aldılar. Bu çok önemliydi. Tony Blair de katıldı biliyorsunuz. O da yine dini ön plana aldı. Bu asrın din asrı olduğu, İslam’ın asrı olduğu her yerden, her şeyden, her olaydan anlaşılıyor. Allah güzel bir ortam meydana getiriyor. Biraz insanlar sabrederse, gayret ederse dediklerimin tek tek çıktığını görecekler inşaAllah.
Muhabir: Evet tabi, önemli olan burada dünyadaki dine bakış, işte darwinizme inananlar, yaradılışa inananlar, bir dezenformasyon söz konusu, yanlış bilgilendirme söz konusu. Okunduğu zaman, araştırıldığı zaman gerçeğin ne olduğu anlaşılacaktır. Peki şöyle bir soru sorsam size efendim, Türk İslam ahlakı konusunda, tabi dünyada da bu geçerli, İslam dünyasında da bu geçerli. İslam dininde bir dezenformasyon olduğuna inanıyor musunuz? Yanlış bilgilendirme olduğuna inanıyor musunuz? Türkiye’deki özellikle İslam yaşantısı ile ilgili, Müslümanlık ile ilgili bir dezenformasyon projesi yapıldığına inanıyor musunuz?
Adnan Oktar: İslam’a yüzyıllardan beri bir saldırı var. Bozmak için çok uğraşmışlar ama işin doğrusu da başarılı olmuşlar. Mehdi’nin geliş sebeplerinden biri de bu bozulmayı düzeltmektir. Bozulma olmasa zaten Mehdi gelmezdi. Allah’ın Mehdi’yi göndermesinin sebebi bozulmayı düzgün hale getirmek, eski haline getirmekti. Tabi, hem hurafe yönünde çok bozulmuştur din, hem böyle modernize etme iddiasıyla çok bozulmuştur, bozmaya kalkmışlardır. Din tabi aslı ile olduğu gibi duruyor ama bozmaya gayret edenler var. Fakat bu oyun da tıkanmıştır artık. Yani bu devirden sonra, internetin, televizyonların, basının bu kadar güçlü olduğu bir devirde artık bu oyunu oynayamazlar. Yani bunun kapısı da kapandı çünkü cehalet devri kapanıyor. Hürriyet ve demokrasi devri başladı. Böyle bir devirde bu oyunu artık oynayamazlar.
Muhabir: Evet, İslam dininin yol göstericisi olan Kuran-ı Kerim, Kuran-ı Kerim’i anlama, Kuran-ı Kerim’i doğru anlatma, doğru yaşama. Kuran-ı Kerim ile ilgili tabi onun hayatımızda var oluşu, hayatımıza empoze etmemiz ile ilgili neler söyleyeceksiniz?
Adnan Oktar: Kuran o kadar büyük bir nimettir ki bunu insanlar anlamak istiyorlarsa Tevrat’ı, İncil’i alsınlar, Kuran’ı da alsınlar. Şöyle üçer beşer sayfa baksınlar hemen anlayacaklardır. Netliğini, temizliğini. Ben diyorum böyle, tertemiz francala gibidir Kuran. Sıcak, olayları net, tertemiz açıklayan. Mesela cenneti, cehennemi çok net açıklar. Ahireti, Allah’ın varlığını, Allah’ın Birliği’ni çok net açıklar. Münafıkları, kafirleri çok net açıklar, güzel ahlakı çok net açıklar. Ama İncil’de bunu bulmak çok zordur. Ahiret inancını bulmak zordur. Hele Tevrat’ta uzman olmak lazım. Çıkartmışlar, çok fazla çıkartmışlar. İncil’i de çok fazla bozmuşlar. Allah’a çok şükür Kuran’ın varlığı dünya için büyük bir nimettir. Allah’a hamdolsun. Allah hak dini hiç eksik etmiyor. Çok büyük bir kurtuluştur. Aşkın kökenidir, muhabbetin kökenidir, dostluğun, kardeşliğin, sevginin, iyi niyetin, aklın, samimi olmanın kökenidir Kuran. Ve Allah’ın rızasını kazanmamız için bize bir yoldur. Allah’ın gösterdiği bize bir nurdur. En güzel şekilde istifade etmeye çalışacağız inşaAllah. Ama akılcı düşünerek, samimi düşünerek, Allah’a tam teslim olarak, Allah’tan tam korkarak düşündüğümüzde Allah Kuran’ı bize açar inşaAllah.
Muhabir: Peki yine çok tartışılan ve konuşulan bir konu: Dış dünyada Avrupa’da olsun Amerika’da olsun, özellikle İslam dinine mensup ülkelerdeki, örnek verecek olursak Türkiye’deki milli-manevi gelenek ve göreneklerin yıprandığı. Özellikle onu, Türkiye’yi ön plana çıkartacak olursak yıprandığı. Artık eski o gelenek ve göreneklere sahip çıkamadığımız. Aile birlikteliğine sahip çıkamadığımız bir gerçek. Eskiden olduğu gibi değil artık. Günümüzde farklılaşmalar, deformasyonlar olduğu söz konusu. Ama Avrupa’da olsun, diğer ülkelerde olsun Türkiye’nin bu güzelliklerinin, İslam dininin bu güzelliklerinin örnek alındığı ama bize farklı bir şekilde kötü alışkanlıkların, kötü örneklerin empoze edildiğini söyleyebiliriz. Bununla ilgili neler söylersiniz? Gelenek ve görenek bizim için, maneviyatçılık, milliyetçilik bizim için çok önemli oldu çünkü.
Adnan Oktar: Türkiye dünyanın ahlak okuludur. Yani Türkiye bir ahlak üniversitesidir. Dünyanın en büyük ahlak üniversitesidir. Bu üniversite bütün dünyayı eğitecek işte. Anadolu, hangi şehrine gitseniz sevgiyi, şefkati, merhameti, muhabbeti, dostluğu bulursunuz ki en özlü, en samimi ve en temiz şekliyledir. Mesela gidin Karadeniz’e, bir muhabbet deryasına girersiniz. Gidin Erzurum’a, Erzincan’a bir muhabbet deryasına girersiniz. Mesela Diyarbakır’a gidin, Diyarbakır’da bir dostluk, sohbet ortamına.. yani dünyada eşi benzeri görülmemiş bir muhabbet ve dostluk ortamı olur. Siz gitseniz Londra’da bunu bulamazsınız, Paris’te bulamazsınız, hiçbir yerde bulamazsınız. Ve dünyanın ekmek su gibi ihtiyacı olan, hava gibi ihtiyacı olan bir insani derinliktir bu. İşte Türk Milleti insanlara bunu anlatacak, bunu öğretecek. Türk milliyetçiliğini de en güzel uygulayan, en güzel savunan insanlar yine Türkiye’dedir. Mesela birçok Türki devletler vardır ama Türk milliyetçiliğinin değerini, anlamını, özünü, hikmetini en iyi bilen, en iyi uygulayan, bunu Kuran ahlakı ile birleştirerek yani Kuran ahlakına dayandırarak yapan yine biziz. Çünkü Türklük eşittir Müslümanlık, Müslümanlık eşittir Türklük. Ben öyle anlıyorum yani benim bildiğim budur. Bu da bize çok güzel bir görüş ve bakış açısı meydana getirmiştir. Mesela örflerimiz, anane ve geleneklerimiz nefistir bizim. Şahanedir. Hayata renk katar, bir güzellik, süstür. Sanatımız öyle, mesela Osmanlı sanatı, Osmanlı evleri, Osmanlı yemekleri dünyanın hiçbir yerinde yok. Gidin Fransız yemeklerini yiyin, bambaşka bir şeydir. Bizim yemeklerimizden bir tanesi gidiyor, adamlar hipnotize oluyor, çok şaşırıyorlar, hayretler içinde kalıyorlar. Garip bir muhabbet duyuyorlar. Taklitlerini yapıyor ama onu da beceremiyorlar. Osmanlı kapılar, Osmanlı çeşmeler, Osmanlı binalar, Osmanlı evler... insana en çok huzur veren en zevk veren şeylerden bir tanesi. Burada da mesela Osmanlı’ya hastır bu tip şu gömme kısımlar, mesela kapı yine Osmanlı.
Muhabir: Osmanlı mimarisini yansıtıyor.
Adnan Oktar: Evet. Yani insan ruhunu özel olarak açan, özel etki yapan hususlardır. Dünyanın bunu mutlaka tanıması lazım. O yüzden bak bütün dünya uyuşturucuya alıştı. Amerika çoluk çocuk artık gençler on bir on iki yaşında içkiye ve uyuşturucuya alıştılar. İşte ruhlarındaki boşluk ve açlıktan bu. Bunu İslam ahlakı ile İslam terbiyesi ile yok edeceğiz. Bu beladan insanları kurtaracağız ki bu çok galiz bir beladır. Bir de bu, bizim kültürümüzün tatlılığını ve sıcaklığını alırsa dünya, dünyanın her yeri Osmanlı olacak söyleyeyim o zaman inşaAllah.
Muhabir: Peki, çok önemli bir olgu belki, dünyada global bir kriz var. Bu krizin yansımaları Türkiye’de oldu, Türkiye’de de yaşanan kriz ne durumda, nasıl yaşanıyor. İç politikaya dönecek olursak biraz da Türkiye gündeminden bahsedelim istiyorum. Çünkü Türkiye gündeminde, ne kadar yoğun geçtiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Her geçen farklı bir gündem ortaya çıkıyor. İşte, önümüzde yerel seçimler yaşanacak, 29 Martta yerel seçimler var. Türk siyasetini de önemli ölçüde etkileyeceğine inanıyoruz tabi. Krizden başlayacak olursak ekonomik krizi, Türkiye’deki ekonomik krizi daha doğrusu global krizin Türkiye’ye yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu krize ilişkin önlemler doğru alındı mı, alınmadı mı? Neler söyleyeceksiniz?
Adnan Oktar: Kriz Türkiye’yi tabi gecikmeli olarak vurdu. Bu doğru ve vurmaya da devam eder. Fakat bizim milletimizin güzel bir yönü vardır. İslam ahlakı ve yardımlaşma ruhu çok güzeldir. O mecburi bir mal hareketliliği, para hareketliliği meydana getiriyor, getirir. O yüzden bize yansıması Avrupa’daki şiddette olmaz ve olmayacak. Ama bizim asıl kurtuluşumuz Türk İslam Birliği ile olacaktır. O zaman değil kriz, zenginlikten insanlar rahatsız olacak.
Muhabir: Türk İslam Birliği’nin de asıl hedefi zaten ekonomik kazanımların, ekonomik özgürlüklerin sağlanması için olduğunu dile getiriyorsunuz hep.
Adnan Oktar: Manevi zemini olmayan bir ekonomik birlik zaten gitmez. Kimse kimseye para vermez, kimse kimseye yardımcı olmaz yani hiçbir İslam ülkesi kimseye bir şey vermez. Diğer Türk devletleri de kimseye yardım etmez. Müthiş bir egoistlik, bencillik olur. Türk İslam Birliği’nin ana amacı coşkun ve delice bir sevgidir. Allah korkusu, Allah sevgisidir ve manevi heyecandır. Öyle bir ortamda insanlarda mal hırsı kalmaz dağıtır insan. Mesela petrol mü var, al götür kardeşim, der. Senin olsun, hibe ediyorum. “Fi sebilillah senin olsun.” Maden, mesela Türkiye alır gönderir Suudi Arabistan’a. Onlar petrol gönderir. Buradan işçi gider, Allah rızası için gider çalışır. Onlar, onlara Allah rızası için oluk gibi para verir. Bu dostluk ve kardeşlik ortamında tabi akıştır bunlar. Zenginliği bu sağlar, bu zemin sağlar. O cömertlik, dostluk, fedakarlık, egoist ve bencil olmama ruhundan çıkar zenginlik. Egoistlik, bencillik, maddeci yaklaşım, ekonomik birlik kafasıyla yaklaşılırsa aile yapısına kadar ekonomik bir egoistlik meydana gelir. Aileler kendi içerisinde egoistleşir, milletler kendi içerisinde egoistleşir, şehirler egoistleşir, mahalleler egoistleşir, herkes herkesle bağlantısını keser yani sevgi yok olur. Sevginin olduğu ortamda mecburen zenginlik olur. Ben sevdiğim bir insana para veririm, imkanımı veririm, arabamı veririm, evimi veririm, gel kullan derim. Fabrikamda kazandığım paranın hepsini veririm, sizin olsun derim. İnsan sevdiğine karşı coşkuludur. İçi rahat etmez. Sevgi olmadan bunlar olmaz. Onun için Allah sevgisine dayalı olacaktır Türk İslam Birliği. Çok önemlidir bu.
Muhabir: Peki içerideki yine Türkiye gündeminden, siyasi çekişmeler, yaşanan kaos ortamları, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle son dönemlerde yerel seçimlere gidilirken siyaset arenasında liderlerin birbirlerine karşı söylemleri artık farklı mecralara kadar taşınmaya başlandı. Politika böyle bir şey mi?
Adnan Oktar: Şimdi, bizde klasik siyaset uygulanıyor. Bu geleneksel siyasettir. Aslında inanmıyorlar, birbirlerinin çok efendi olduğunu biliyorlar. Mesela Tayyip bey Sayın Baykal’ın çok kaliteli, çok efendi, nezih bir insan olduğunu adı gibi biliyordur. O da Tayyip Bey’in çok efendi, nezaketli birisi olduğunu biliyordur. Ama usul böyle diye…
Muhabir: İş siyasete gelince, politikaya gelince değişiyor tabi. Söylemler de farklılaşıyor.
Adnan Oktar: Olmaması gerekiyor tabi ama oluyor. Fakat ben gerçek anlamda inandıklarına inanmıyorum. Mesela Devlet Bahçeli son derece efendi bir insandır, çok nezihtir. Onun aleyhinde konuşanlar hiçbiri inanmıyordur. Büyük birlik partisi, Muhsin Bey mesela efendiler efendisidir. Çok nezih bir insandır. Şimdi onu birisi çıksa eleştirse yani inanarak mı eleştirecek onu. Belli ki inanmayacak.
Muhabir: Söylemler sonucunda tabi siyaset ve iktidar ile muhalefet arasındaki çekişmeler her zaman, her dönemde olabiliyor. Efendim dilerseniz kısa bir ara verelim. Tabi değerli izleyicilerimiz de, bizi izleyen değerli konuklarımız da elektronik posta aracılığıyla bizlere sorularını iletecekler, görüşlerini belirtecekler sizlere. Kısa bir ara verelim, kısa bir aradan sonra biz yeniden sohbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Muhabir: Evet sevgili seyirciler, tekrar birlikteyiz ve konuğumuz Sayın Adnan Oktar ve sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. İç politikadan bahsetmiştik ve bu siyaset arenasında Cumhuriyet Halk Partisinin bir açılımı son günlerde dikkat çekici bir açılımı var. İlk olarak çarşaf açılımı denildi. Açılım kelimesini nasıl aktarmak gerekir o da tartışılır belki ama sonrasında Kuran kursu açılımı ve onun ardından farklı bir tarikat açılımı denildi. Oldukça gündemde yer aldı. Eleştirenler oldu, destekleyenler oldu. Bu açılımı siz nasıl değerlendiriyorsunuz, nasıl görüyorsunuz?
Adnan Oktar: Çok çok güzel, fevkalade, saygıyla karşılıyorum, tebrik ediyorum. Özellikle Sayın Deniz Baykal’ı tebrik ediyorum. Benim umduğum bir hareketti, beklediğim bir hareketti. Ben Sayın Deniz Baykal’ı zaten bu çizgide görüyordum. Daha önce de bu yönüyle taktir etmiştim. Gayet güzel gidiyor. Fakat içeriden gereksiz çatlak sesler çıkması Sayın Deniz Baykal’ın serbest ve rahat hareket etmesini biraz durdurur ve bu, partiye zarar verir. Eğer partinin iktidar olmasını istiyorlarsa, 300-400 milletvekili ile meclise girmelerini istiyorlarsa bıraksınlar Deniz Baykal istediği gibi hareket etsin. Partiyi güzel bir çizgiye oturtsun. Ama sürekli muhalefette kalmak isteyenler varsa Deniz Baykal’a var güçleri ile bastırsınlar, elini, ayağını tutmaya çalışsınlar. Yani böyle olur o, başka türlü olmaz. Bir kere, Deniz Baykal, ben defalarca gördüm, torunlarıyla camiye gittiğini gördüm. Bu çok nefis ve çok güzel bir hareket. Çok çok hoşuma gitti. Bir kere daha gördüm, yine aynı şekilde. Bir kere Deniz Beyin de yüzünde bir efendilik var, bir nur var ve çok saygılı, efendi bir insan olduğu görülüyor. İnsanlar nasiyesiyle belli olur. Böyle bir insanın candan ve samimi çıkışlarına, bunu taktik olarak yapıyorsun demek dine zarar olur, çok çok yanlış olur. Hem de günah olur. Yani İslamı daha çok yaşamak isteyen, daha güzelleştirmek isteyen insanlara biz böyle mi diyeceğiz. Mahallemizde mesela bir insan, namaz kılmayan bir insan namaza başladığında sen gösteriş yapıyorsun mu diyeceğiz? Bir de bu mu çıktı? Oruç tutmayan bir insan oruç tutmaya başlayınca, sen taktik mi yapıyorsun diyeceğiz? Bu Müslümana yakışmaz, böyle birşey olmaz. Sayın Deniz Baykal, sakın moralini bozmasın, bozacağını da zannetmiyorum. Çok da güzel gidiyor, çok da yakışıyor. Tam AtaTürk’ün partisine yakışır tarzda hareket ediyorlar. Çünkü AtaTürk’ümüz de biliyorsunuz çok dindardı. Hemen her gece Kuran okuturdu. Kuran aşığı idi. Buhari’yi biliyorsunuz tercüme ettirdi, bizlere kazandırdı. Elmalılı tefsirini yaptırdı, bizlere kazandırdı. Diyanet İşlerini kurdurdu. Ve peygamberimize adeta aşıktır AtaTürk. Her mecliste, her ortamda, her yerde söylemiştir. CHP’lilerin AtaTürk’e özenmesinden ve onun gibi olmak istemesinden daha normal ne olabilir? AtaTürk’ün ahlakını uyguluyorlar. O da Kuran aşığı idi onlar da Kuran aşığı. Onlar da Allah aşığıydı, onlar da Allah aşığı. Bunu sevinç ile karşılayıp nimet olarak görmek lazım.
Muhabir: Evet. İzleyicelerimizden de, bizi şu anda izleyenlerden de sorular yoğun bir şekilde gelmiş. Bunlara da birkaç soru sorarak yer vermiş olalım. Sonrasında ahir zaman ki asıl konumuz, son bölümde de ona yer verelim. Türk İslam Birliği’nin oluşmasına Arap ülkelerinin katkısı nasıl olabilir? Onları bu birlik çerçevesinde Türklerin lider olması konusunda nasıl ikna edebiliriz? Anamur’dan Yeşim Hanım soru sormuşlar. Tabi bu antisemitizmin tartışıldığı, geçmiş dönemlerde çok konuşulduğu, Başbakanın Davos zirvesi sonrasında çok dile getirilen bir konuydu. Arap dünyası ile ilgili eleştiriler çok sık dile getiriliyor. İşte Anti-arabizm mi gündeme geliyor? Araplarla ilgili neler söyleyeceksiniz? Dünyanın bakış açısı Araplara?
Adnan Oktar: Peygamberimiz Araptı. Araplar bizim canımız, ciğerimiz. İsmailoğulları’dır. Hz. İsmail’in soyudur. Mübarek bir nesildir. Aksini düşünemeyiz. Araplarda da bir Türk hayranlığı vardır. Türklerin lider olduğunu bütün Arap ülkeleri şu an biliyorlar. Kader böyledir. Peygamber Efendimizin hadisleri vardır. Peygamberimiz bütün İslam alemini Türklere emanet etmiştir. Çok fazla hadis vardır. Kırmızı bayraklar çıkacak önce diyor Peygamberimiz ki bunlar Türk bayraklarıdır. Yeşil bayraklar ile birleşecekler diyor. İslam aleminin bayrakları ve kırmızı yeşil bayraklarla biz Türk İslam Birliği’ni oluşturacağız inşaAllah. Hatta Peygamberimiz diyor, Mehdi diyor dağınık Türk bayraklarını birleştirir. Bakın çok net, dağınık Türk ülkelerini birleştirir ve bu birliği oluşturur diyor hadiste. Mealen, yaklaşık söylüyorum. Bu zaten kaçınılmaz bir kaderdir. Araplar da, İranlılar da, Pakistanlılar da, Mısırlılar da yani hangisi olursa olsun, Ermeniler de, Gürcistan da, Litvanya da hepsi Türk İslam Birliği’nin içerisinde bizim canımız, ruhumuz, kardeşlerimizdir. Hepsini şefkatle kucaklayacağız, hepsinin can ve mal güvenliğini garanti edeceğiz, hepsini zengin edeceğiz, maddi ve manevi, onları huzura kavuşturacağız. Bu bir kader. Bir aşamasında da sonra Rusya’yı alacağız inşaAllah Türk İslam Birliği’nin içerisine. Dünyanın en büyük süper devletini oluşturacağız. Dünyanın tek gücü olacak, tek kutuplu olacak dünya yani sadece Türk İslam Birliği kalacak. Amerika’yı da kurtaracak olan bir çalışmadır bu, bir nimettir, güzelliktir. Avrupa’yı da kurtaracak bir nimettir. Bu ekonomik krizin sonucunda iki büklüm olacak bütün Avrupa ve bütün Amerika. Bunu göreceksiniz önümüzdeki günlerde. Bütün alınan tedbirlere rağmen bu Nuh tufanı gibi her tarafı biçip atacak. Türk İslam Birliği de bütün dünyaya bereket ve ışık saçacak. Bunu da göreceksiniz. Bu çok değil, önümüzdeki günler, yıllar içerisinde her gün görülecek şeylerdir. Mesela Türk İslam Birliği’nden bahsettim ben, bütün gazetelerde “Yeni bir Osmalı mı? Türk İslam Birliği geliyor” şeklinde yabancı gazetelerde de yerli gazetelerde de her yerde manşet olmaya başladı. Ben bu konuyu iki aydan beri gündemde tutuyorum, her yerde şu an gündem. Gidin şimdi Filistin’de sorun hangi ülke lider olsun deyin yani herhangi bir şahıs gidip sorsun. Tek cevap var Türkiye.
Muhabir: Bunun nedeni Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki tavrı, sert çıkışı, dik duruşu, orada Peres’e karşı, moderatöre karşı tavrı Arap dünyasında büyük bir taktir topladı belki ama bunun nedeni bu olmasa gerek. Geçmiş dönemlerden gelen bir alt yatırım olduğu söylenebilir. Aslında şey çok önemli değil mi efendim, özellikle yönetimler çok önemli değil. Yani muhakkak yönetimler çok önemli ama toplumun bilinçlenmesi, toplumun doğruyu bulması şekillenmesi çok önemli. Çünkü yönetimlerde zaman zaman çeşitli, işte Arap ülkelerinde de sorunlar yaşanabiliyor ki Arap ülkelerinde yönetimler çok eleştiriliyor.
Adnan Oktar: Her hangi bir ülkenin lideri, başbakanı Tayyip Erdoğan gibi öyle bir çıkış yapsa yani zannettiğiniz gibi öyle bir olay olmaz, kimse de ne liderliğini gündeme getirirdi o ülkenin ne de böyle bir açılım olurdu. Yüzyılların birikimi var ve son yılların birikimi var ve hadis bilgisidir bu aynı zamanda yani Türklerin Türk İslam Birliği’ni kuracağını bütün İslam alemi biliyor. Bu, hadislerde sabit olan bir konudur. Mehdi’nin mesela İstanbul’da çıkacağını bütün İslam alemi bilir. Türklerin lider olacağını hepsi bilir. Bu eğitimin, bu bilginin sonucudur ve Allah onların ruhuna ilham ediyor en önemlisi budur yani asıl önemli olan budur.
Muhabir: Peki yine bir izleyicimizin bir sorusu, Samsun’dan bir izleyicimiz Rıza Bey’den geliyor. Sayın Hocam, Mehdi’nin geldiğinden bahsediyorsunuz. Bu beni çok heyecanlandırıyor ve coşkulandırıyor. Mehdi şu an nasıl bir faaliyet içerisinde? Ayrıca Hz. Mehdi Hz. İsa ile birlikte ilk olarak ne yapacak diye bir soru sormuş izleyicimiz.
Adnan Oktar: Hz. Mehdi ne yapar? Alır bağrına basar Hz. İsa’yı.
Muhabir: Şu an nasıl bir çalışma içerisinde, neler yapıyor gibi olabilir yani neler yapıyor?
Adnan Oktar: Şu an kendisini benim gördüğüm hem gizleyerek, hem zahir ederek yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu düşünüyorum. Yoğun bir gayret içinde olduğunu düşünüyorum.
Muhabir: Evet yine bir izleyicimizin sorusu: Değerli Hocam, İslamın ortaya çıkmasından önce insanlar taştan oyulmuş putlara tapıyorlardı. Hatta Güneşe, yıldıza tapanlar bile olmuştu. Allah Kuran’da kendisinden başka ilah olmadığını söyler ve şirkten kaçınmamızı emreder demiş izleyicimiz. Günümüzde elbette bu tür taştan putlar yok ama örneğin misafirlikte bize sunulan yemek için karşımızdakine teşekkür ederiz. Bu bir anlamda karşımızdakini o putların yerine koymak mı anlamına geliyor diyor. Yaşadığımız, belki de farkında olmadığımız gizli şirklerimiz varsa bunlardan nasıl kurtulabiliriz? Maalesef bu gibi gizli şirkler yaşanıyor. Belki de günah işliyor olabiliyoruz.
Adnan Oktar: Evet, tabi her şeyi yaratan Allah’tır. Allah’a şükür demesi lazım tabi, Allah’a şükrediyorum demesi lazım. Yani insana şükretmek... Ona dua edebilir. Allah razı olsun, Allah bereketini artırsın, Allah güzelliğini artırsın, Allah yeteneğini artırsın, Allah uzun ömür versin diyebilir.
Muhabir: Aslında şey tabi, Peygamber Efendimizin yaşam şeklinde olan hoşgörü, iyi niyet, güzellikler yaşamımızda da şekillenmiş olsa zaten İslam dininin o güzellikleri ortaya çıkacak. İnsan insana zulmetmeyecek ve insanoğlu da şirk koşmamış olacak belki de. Ahir zamana gelelim Sayın hocam çünkü son dakikalara geliyoruz. Biraz daha geniş zaman ayıralım çünkü önemli bir konu ahir zaman.
Adnan Oktar: İnşaAllah.
Muhabir: Kitaplar da var, eserleriniz de var. Kıyamet alametleri ile ilgili çok önemli belgeselleriniz de var.
Adnan Oktar: Evet doğru.
Muhabir: Görüntüler de var. Ahir zaman nedir? Değerli izleyicilerimize başından başlayarak anlatacak olursak ahir zaman neyi ifade eder? Oradan başlayalım hocam.
Adnan Oktar: Böyle uçsuz bucaksız bir kainat, dünya süs olsun diye öyle laf olsun diye yaratılmadı. Allah oyun olsun diye yaratmaz. Moleküllere varıncaya kadar, atomun çekirdeğine, nötrona, protona varıncaya kadar detaylı yaratan Allah, hücrelerimizin içini adeta bir şehir gibi yaratan Allah, beynimizin içinde ışık meydana getiren, görüntü meydana getiren Allah hiç birşeyi sebepsiz yaratmaz. Tabi ki biz burada imtihan oluyoruz. Dolayısıyla peygamberin de gelecekten haberi olmaması diye bir konu olmaz. Allah’ın gelecekten haberi olmaması diye bir konu olmaz. Allah bize geleceği bildirmiştir Kuran’da ve peygamberi ile bildirmiştir. Gelecekte olan olayları bildirmiştir ve Allah, seçtiği kullarına geleceği bildirdiğini açıklamıştır Kuran’da. Bu ihbarlar içerisinde, bu bilgiler içerisinde ilk alamet, ilk büyük alamet Mehdi’nin çıkışıdır. Biz Mehdi’nin çağındayız. Yani ben böyle bir gerçeği gizlemem. Allah benden bunu sorar çünkü alenen ortaya çıkmış, net bir gerçek. Said Nursi Hazretleri çok kapsamlı anlatmış. Gayet aklı başında, çok tutarlı, çok derin, çok samimi bir insan ve bütün dedikleri çıkmış. Peygamber Efendimizin bütün dedikleri çıkmış. Mesela diyor ki Peygamber Efendimiz s.a.v., ahir zamanda, Mehdi devrinde Kabe’de kan akıtılacak ve baskın olacak diyor. Hicri 1400’de Kabe’de kan akıtıldı ve baskın oldu. O devirde bir kuyruklu yıldız çıkacak diyor. Kuyruklu yıldız çıktı. Afganistan işgal edilecek, Irak işgal edilecek, Irak’ın para birimi kalmayacak diyor Peygamber Efendimiz, Irak ordusunun kaybolacağı, çölde kaybolacağını söylüyor, o da oldu. Fırat’ın suyu kesilecek ve Fırat’ın suyunun kesildiği bölgede kan akacak diyor. Buna benzer yüzlerce ihbarı var ve hepsi çıkmış. Şimdi biz bunu niçin gizleyelim böyle bir gerçeği? Yani ne amacımız olabilir? Mehdi çıkacak diyor Peygamber Efendimiz ve o devirde büyük bir ekonomik kriz, ekonomik bunalım olacağını söylüyor. Ben bunu kitabımda yirmi sene önce yazdım ekonomik kriz olacağını. Tam yirmi yıl önce yazdım. Hadislerden çıkararak yazdım ve aynısıyla oldu. Yağmurların kesileceğini, Mehdi öncesinde ve sonrasında yağmurların bollaşacağını söyledim. Aynısı oldu şu an. Sürekli yağmur yağıyor İstanbul’a maşaAllah. Sistemlerin sarsılacağını, büyük olayların olacağını, tozlu dumanlı bir fitne olacağını, mesela bu 11 Eylül olaylarını anlatıyor. Bunun arkasından İslam’ın, Türklerin öncülüğünde hakim olacağını, bütün dünyaya nurunu neşredeceğini, arkasından Hz. İsa aleyhisselamın geleceğini, Hz. İsa aleyhisselamın da bütün Hıristiyan alemini Müslüman yapıp İslamiyet’e davet edeceğini ve dünyada tek din İslam’ın kalacağını belirtmiş peygamberimiz. Bunlar tek tek oluyor. İnsanların bundan habersiz olması durumu vardı ama bu şu ortadan kalktı. Çünkü bunlar eskiden bağnazca ve çok mantıksız ve münasebetsiz bir üslup ile anlatılıyordu. Sanki böyle hurafe gibi anlatılıyordu. Ben delillendirerek anlatınca kesin doğru olduğunu insanlar gördüler. Hiç de hurafe olmadığını, apaçık gerçek olduğunu hatta gerçeğin ta ortasında olduklarını, gerçeğin bütün hızıyla ilerlediğini ve peygamberin bütün dediklerinin süratli şekilde ve ısrarlı şekilde devam ettiğini gördüler ve görecekler. Bu insanların sevinmesi gereken büyük bir müjdedir. Ben bunları bildiriyorum, bu mesela benim için tarihi bir olay, yani çünkü bu dediklerimin tek tek çıktığını görecek insanlar. Ve çıkıyor zaten, söylediklerim de çıkıyor, buradaki şu gazeteler mesela, daha yeni çıkan gazeteler, yani şu birkaç, bu haftanın gazeteleri. Mesela “Türkler bu bölgede gücünü artıracak” diyor, istibarat dergisi “Türkiye’nin Balkanlardan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan coğrafyada söz sahibi olacağını yazdı” bu nedir Türk İslam Birliği işte. Amerika’nın ünlü strateji dergisi söylüyor bunu. Ve CIA de bunu söyledi. Mesela Hürriyet gazetesi, efendim, bakın açık açık söylüyor, ne diyor: “Bu sorunu Yeni Osmanlılar çözer.”
Muhabir: Manşetten vermiş galiba, evet sürmanşetten verilmiş bir haber.
Adnan Oktar: Manşetten, sürmanşetten, yani birinci haber olarak vermiş evet. İçerideki yine aynı şekilde “Ortadoğu’yu ancak Osmanlı kurtarır”. Aylardan beri anlattığımızın özeti işte. Mesela bakın bu yeni dergi: “Yeni Osmanlı mı?” Her yerde, yani bütün gazeteler, bütün yabancı dergiler bunu anlatıyor. Demek ki bunlar bir hurafe değilmiş, bir gerçekmiş, gerçeğin ta kendisi imiş ve doğruymuş. Ben bunu ispat ettim, anlattım ve insanlar da bunu görüyorlar. Ve bütün bu anlattıklarımın da doğru olduğunu görecekler. Ve yakın bir zamanda süper devlet olacak Türkiye. Türk İslam aleminin lideri olacak, İstanbul da bütün Türk İslam aleminin manevi başkenti olacak. Yani yer yerinden oynayacak ben söyleyeyim, yani insanlar böyle kendilerini kaybedecekler heyecandan, zevkten, inşaAllah.
Muhabir: Bunlar önemli açıklamalar tabi. Şimdi Türk İslam Birliği ile alakalı tabi yapmış olduğunuz, daha evvel yapmış olduğunuz açıklamaların neticesinde şunu anlıyoruz ki, dünyaya hakim olacak bir birlik aynı zamanda, hep sorulmuş bir sorudur yine kıyamet alametlerinde Müslüman olacak, herkes İslam dinini seçecek, herkesin Müslüman olacağı söylenir, bir de söylediğiniz işte kıyamet alametleri ahir zaman yaklaşıyor korkmalı mıyız bundan yoksa sevinmeli miyiz?
Adnan Oktar: Hem nasıl bir sevinç. Bir kere insanlar ölümden dirilecekler. Yani kaybettikleri sevgiyi geri kazanacaklar, ama olan bir insanın gözü görmeye başlayacak, kulağı duymayan insan duymaya başlayacak. En büyük nimeti kaybetmişti insanlar, bu nimet onlara geri verilecek. Sevgiyi kazanacaklar. Allah sevgisini, Allah korkusunu kazanacaklar. Dinin gerçeğini görecekler, Kuran’ın mucizelerini görecekler. Hz. İsa’nın inişi ne demek, çok büyük bir olay, yani 2000 önce göğe alınan bir peygamber yeniden geri geliyor, aynı orijinal kıyafeti ile gelecek ve görecekler. Aynı terliğidir ayağındaki terlik, aynı cübbesidir. Üzerindeki parfümü herşeyi orijinaldir. Aynı şekilde de gelecek. Bu nefes kesecek bir mucizedir. Çok çok şaşırtıcak bir şeydir. Mehdi en ince detayına kadar tarif edilmiştir. Tıpkısının aynısı olarak Mehdiyi görecekler. Birebir aynısını görcekler. Mehdi’nin yapacağı olayları bir bir görecekler. Mesela Kudüs Müslümanların kontrolüne geçecek, tamamı bunu da görecekler. Yani İsrail’de de çok büyük bir kitle Müslüman olacak Musevilerden, bunu da görecekler. Hıristiyan alemi de kitleler halinde Müslüman olmaya başlayacak, Hz. İsa gelince de tamamı Müslüman olacak. Kuran’da çok açık ayetler var. O, şeytandan Allah’a sığınırım Hz. İsa için diyor Cenabi Allah: “O Kıyamet için bir alamettir” diyor. Bir tek Hz. İsa için denmiştir bu. Tek bir tek. “Sana inanmadık tek bir fert kalmayacak” diyor Allah, ehli kitaptan. Yani dünya hakimiyetinin dışında bu olmaz. Tek bir tane ama, Allah isitisna bırakmıyor, herkes iman edecek sana diyor. Ve diyor “sana inananları kıyamete kadar küfrün üzerine geçireceğim” diyor Allah. Ve sürekli hakimiyet sizde olacak diyor. Hz. İsa’nın inişinin açık alametidir, açık izahlarıdır. Allah “onu katletmediler, asmadılar “diyor. Bir daha söylüyor Allah “katletmediler ve asmadılar”, “onlar zanna uyuyorlar” diyor Allah. Yani zan ve tahminle yalan söylüyorlar diyor Allah. Hz. İsa’yı ne astılar, ne öldürdüler. Hiçbirşey olmadı. Allah Katına çekildi, yani zamanının mekanın dışına çıkarıldı, zamanının mekanın içine sokulacak. Ama tabi Hz.İsa’nın gökten böyle göz göre göre inmesi olmadığı için aklın ihtiyarı alınmayacak. O uyur vaziyette bir Hıristiyan cemaatin içerisine bırakılacak, ama Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati. Onları ilk Kuran’a davet edecek, o çekirdekten bütün Hıristiyan alemine İslamı yaymış olacak. Okullarda mücadelesi olacak Hz. İsa’nın, askeri tesislerde, askeriyede talebeleri olacak. İlk faaliyetleri öyle, o şekilde olacak diyor Said Nursi Hazretleri.
Muhabir: Evet, yine izleyicilerimizden gelen sorular da var, yine bu konularla alakalı ama, hurafeler de çok konuşuldu, çok tartışıldı. Şimdi ahir zaman kıyamet alametleri ile ilgili ortaya atılan, belgeler, işte Kuran’da geçen sözler, gerçekler var. Ama Türkiye’de hemen hemen birçok şeye hurafe denildiği için bunlara da hurafe diyenlerin çıktığını biliyoruz. Hurafelerle ilgili neler söyleyeceksiniz. Türkiye’de çünkü o kadar çok hurafe de var ki. Toplumun da kafasında hep soru işaretleri yaşanıyor. Hurafe olup olmadığını toplum nereden araştıracak, nasıl bulacak?
Adnan Oktar: İspat olunmuş bir şey hurafe olmaz zaten. Şimdi Mehdiliği ben alanen ispat ettim. İnsanlar anladı, Mehdi’nin gerçekten var olduğunu anladılar. Bir de çok aklı başında bir harekettir Mehdilik, böyle uçuk kaçık bir hareket değildir. Yani her yerde uçuk kaçık hareketler vardır. Ama Mehdilik olgun, aklı başında, tutarlı, makul, sevecen ve doğru bir harekettir. Ve peygamber terbiyesi ile hareket eden bir harekettir. Ve mutlak başarılı olacak bir harekettir. Yani hiç kimse durduramaz Mehdiyeti. Hz. İsa A.S. da öyle son derece nurlu, çok çok akıllı, çok nezih ve insanlar bir kere insan görecekler, kaliteli insan neymiş, sevgi dolu insan neymiş bir onu görecekler. Yani çok muhteşem bir insandır. Nefesleri kesilecek Hz. İsa’yı gördükleri vakit. Ama hurafeler mesela diyorlar ki, Hz. Mehdi istediği anda görünür istediği anda da kaybolur. İşte bu hurafe tabi, yani yapmayın, etmeyin, dine İslam’a zarar veriyorsunuz. Mehdi’nin kaybolması ile ilgili rivayetler vardır, bunu aklı alamayanlar bu şekle getirmişler.
Muhabir: Evet, işte bunlar da aslında kirli bilgi. Yani toplumu yanlış yönlendiren ve doğru bilgiyi de vatandaş ve bazı kesimler tarafından, birçok kesimler tarafından doğru bilgiyi de yanlış algılatacak bir sonuç ortaya çıkıyor, kirli bilgiler sayesinde. Gerçekten hurafe olanlar doğru bilgileri de kirletmiş oluyor.
Adnan Oktar: Mesela Peygamberimiz diyor ki; iki kere kaybolacak diyor, biri hapsedilerek biri de saklanarak diyor. Bir tane hurafe çıkarmışlar, şimdi kaybolacak dedin mi, yani ruh haline gelecek. Kardeşim ruh haline gelmiş insanı nasıl hapsedeceksin, Mehdi hapsolacak, hadisler var, şii kaynaklarda üstelik bu. Yani akılalmaz hurafeler, işte demiri şey gibi, hamur gibi yoğuracağı, böyle ilginç sözler var. Tabi bunlar çok açık belli olur. Çok aleni belli olur. Kuran her zaman akılcı tezahür etmiştir. Yani mucizeler de öyle akılcı tezahür etmiştir. Hiçbir zaman için insanların aklının ihtiyarını elinden alacak şekilde, iman etmeye mecbur edecek şekilde oluşmamıştır. Yani hiçbir mucize o tarzda oluşmamıştır.
Muhabir: Evet yine bir konu ile alakalı olduğu için sormak istiyorum. Bir izleyicimizin Bediüzzaman’a göre 2011 ve 2021 yılında neler olacak? diyor izleyicimiz. Ayrıntılı olarak açıklama imkanınız var mı? Yalnız dikkatimi çeken bir şey var. Bu soru size daha önce de soruldu. Tam yanıt vermek istemediniz gibi geldi bana, demiş izleyicimiz. Eğer tam ve ayrıntılı olarak açıklamak istemiyorsanız bunun bir sebebi var mıdır?
Adnan Oktar: Peki o zaman söyleyeyim, arkadaşımız rahatlasın. 2011’de Mehdi daha keskin daha net anlaşılır. Ama 2014’tür asıl Mehdi’nin belli olma tarihi. 2014’tür.
Muhabir: Tarih veriyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet net tarih veriyorum. 2021’de Mehdiyet tamamlanmış olacak. 2021’de. Yani net konu bitmiş olacak. Türk İslam Birliği net kurulmuş olacak, yani kesin bu inşaAllah. Bu tarihten sonra da Hz. İsa beklenmeye başlayacak. Yani 2021 den sonra Hz. İsa’nın gelmesi baş göz üzerinedir. Yani her an gelebilir. Ve Deccal de her an çıkabilir. Deccal de hipnoz kabiliyeti olan, masonların üstadı azamlarından, ateist siyonistlerin liderlerinden, ateist siyonist gizli derin dünya devletinin en üst kademesindeki bir psikopat diyeyim yani, böyle gözü dönmüş bir adamdır. Fakat hipnozu çok iyi bilecek. Kitle hipnozunu çok iyi bilecek. İnsanları kitle halinde hipnotize edecek. Ve onlara çeşitli halisünasyonlar gösterecek. Görüntüler gösterecek, onunla –haşa- kendisinin Allah olduğunu iddia edecek. Yani Mehdiliğe karşı böyle bir çözüm bulacak küfür, dinsizlik. Yani artık darwinizmle başedemeyeceklerini anlayınca, ateizmle başedemeyeceklerini anlayınca yeni bir sapıklık ortaya çıkararak bununla çözüm arayacaklar. Ama bunda da Hz. İsa nın nüzulu ile oyun yine bozulmuş olacak. Fakat 2009 da çok dolu geçecek bu yıl, onu söyleyeyim. 2009 da çok hareketlidir. 2011 çok hareketlidir. Fakat 2014 özellikle ki 2007 ve 2014, krizin başladığı tarih 2007’dir. 2014’e kadar devam edecektir ki, Yusuf Suresi’nde de belirtilen tarihle aynıdır. Yani yedişer yıllık dönemlerdedir. Hatta biz geriye doğru, 700 yıl geriye gittiğimizde, yine Türklerin bir büyük yapılanma içinde olduğunu görürüz. 700 yıl geriye gittiğimizde. 700 yıl sonrasına baktığımızda yine Türk İslam Birliği’nin kapıda olduğunu görüyoruz. Yani yedilerde bir şey vardır. Tekrarlayan yediye diye Kuran’da Cenab-ı Allah buna dikkat çekmiştir -şeytandan Allah’a sığınırım- özel Kuran ayeti vardır. Tekrarlayan yediler. Yediler çok önemlidir. 2014 o yüzden önemlidir. 2021 o yüzden önemlidir. Zamanı gelince kardeşimiz bunları görecek inşaAllah.
Muhabir: Evet teşekkür ediyoruz, yine bir izleyicimizin sorusu. Hocam bütün gün sizin programınızı bekledim demiş, sağolsunlar.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Suudi Arabistan meclisinde konuşan ilk Müslüman ülke lideri olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Filistin’in bölünmesi, Filistin devletinin temeline konulmuş dinamittir” demiş. Cumhurbaşkanlarının Arap meclisinde konuşması, birlik mesajları vermesi, çözüm yolları araması, bunlar Türk İslam Birliği’ne doğru gidiyoruz anlamına mı geliyor demiş, Canan Hanım İzmit’ten.
Adnan Oktar: Gidiyor muyuz değil, gidiyoruz, ta ortasındayız. Çok yol aldık. Sonuca gitmek üzereyiz. Yani sonuçlanmak üzere inşaAllah.
Muhabir: Evet.
Adnan Oktar: Yani alttan da bunun çalışmaları var, üstten de çalışmaları da var. Yani alttan olan çalışmaları insanlar görmüyorlar. Üstten olan çalışmaları görüyorlar. Alttan yapılan çalışmalar çok daha güçlü.
Muhabir: Evet, tabi alttan çalışmaları biz bilmiyoruz. Peki en büyük tehlike nedir? Bu Türk İslam Birliği diyorsunuz, bunun, böyle bir oluşumun önüne geçebilecek en büyük tehlike olarak neyi görüyorsunuz? Ya da tehlike var mı?
A.O: Kaderde tehlike yok. Kadere göre tehlike yok. Yani ne olurdu? Masonlar engel olabilirdi, ateist siyonistler engel olabilirdi. Komünistler engel olabilirlerdi. Ama şu an onların dinini elinden aldık. Darwinizmi ellerinden aldık. Bunların gücü kalmadı. Şu an onlar beyni boşaltılmış zombilere döndüler. Beyni yok şu an, perişan vaziyetteler, yani böyle pre kronik hareketlerle, kontrolsüz hareketler yapıyorlar böyle. Şuurları yarı yarıya kapandı, hatta tam kapandı diyebilirim. Yol şu an sonuna kadar açık. Hiçbir engel yok. Sadece yapacağız ve görecekler o kadar.
Muhabir: Evet, yine Arap ülkeleri yaptıkları toplantı sonrası Gazze ile ilgili, “Arap olmayanlar bu işe karışmasınlar” açıklaması yapmışlardı, biliyorsunuz siz de. “Biz bu zorlu dönemin üstesinden gelmek için birlikte çalışıyoruz” demişler. Sizce Araplar neden İran’ın ve Türkiye’nin yardımını istemiyor, Zeynep Hanım İstanbul’dan.
Adnan Oktar: Bir iki tane aklı evvel çıkıyor, bir laf ediyorlar, bütün Arap alemine mal ediliyor bu. Yani iki tane masonun.. müsaade etsinler de bunu söyler adamlar. Yani mason adam, niçin bunu söylemesin? Arap localarında, Mısır’daki mason locaları çok ünlüdür. Osmanlı döneminde de bayağı ünlüydü. Yani birkaç tane aklı evvel her zaman çıkar ve böyle laflar ederler. Bunu bütün Arap alemine, İslam alemine maletmek akıl alacak gibi değil. Yani üç kişi, on kişi ayrıdır, yüz milyonlarca insan ayrıdır. Yüz milyonlarca insanın sesine önem vermek lazım, iki üç kişinin, on kişinin sözüne hiç ehemmiyet vermesinler, onlar çatlak seslerdir, çatlak ses her zaman çıkar. Şu an İslam aleminin tamamı Türkiye’nin liderliğini istiyor. Başka da bir lider tanımı yok onlar için. Öyle bir konu yok.
Muhabir: Peki Türk İslam Birliği kurulacak diyorsunuz, bunun sonucunda işte Hz. Mehdi gelecek, siyasi oluşum nasıl bir oluşum olacak? Siyasi liderlik, siyaset nasıl işleyecek bu birlik içerisinde?
Adnan Oktar: Mehdilik özgürlük, adalet, demokrasi demektir. Alabildiğine özgür olurlar, alabildiğine rahat olurlar, tarikatlar varsa tarikat, cemaat varsa cemaat, fikirler varsa fikirler, herkes rahat olur. Yani baskı sistemi değildir Mehdilik.
Muhabir: Siyaset ya da politika yapmaya gerek yok pek fazla o zaman.
Adnan Oktar: Yok, orada sevgi, şefkat, merhamet, kardeşlik ve Mehdi’nin manevi nüfuzu vardır. Yani mesela bir ailenin en sevdiği bir büyüğü olur. Herkes onun sözünü dinler. Der ki: sen şuna yardımcı ol, sen şuna şunu yap der. Kimse onun gönlüne zarar vermez, muhabbetine zarar vermez, yani o riski göze almaz, o acıyı kabul etmez. Seve seve yapar. Mehdilik budur. Yani sevgi ile hallolacak bir sistemdir. Yani Mehdilik de baskı yoktur. Uyuyanı uyandırmaz, kan da akıtmaz diyor. Mehdi de acı ve zulüm yoktur. Izdırap yoktur, baskı yoktur. Tam bir huzur ve güven ortamı vardır.
Muhabir: Evet, tabi programın da sonlarına doğru geliyoruz artık, özellikle eserlerinizden de biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü yayınlanmış üç yüzün üzerinde eseriniz var.
Adnan Oktar: Evet, maşaAllah.
Muhabir: Sekiz milyonun üzerinde de dağıtılmış kitabınız var.
Adnan Oktar: MaşaAllah, doğru evet.
Muhabir: Çünkü çok büyük rakamlar bunlar. Tabi araştırmalarınız sonucunda, yaptığınız yorumlar sonucunda ortaya çıkmış eserler. Özellikle kıyamet alametleri olsun, tabi dünyadaki oluşumlarla alakalı, işte masonlukla ilgili, Yahudilerle ilgili yapmış olduğunuz kitaplar da var. Eserlerinizden bahsedecek olursak, eserlerin oluşmasında, üç yüz eserin ortaya çıkmasında en büyük etken neydi? Araştırmacı yönünüz mü, geçmiş birikiminiz mi, yorumlarınız mı, neden üç yüz esere imza attınız diye bir soru saçma bir soru oldu ama üç yüz eser nasıl çıktı ortaya, nasıl başardınız?
Adnan Oktar: Benim Allah’a aşkım, sevgim çok çok şiddetli ve sınır tanımaz bir sevgi. Ve dolayısıyla da hizmet anlayışım da sınır tanımaz. Ben üç yüzde bırakmayacağım, altıyüzle de kalmaz o, sekizyüzle de kalmaz. Var gücümle gayret ediyorum. Gece gündüz ve Allah’a çok şükür bugün Avrupa’da Darwinizmi -Allah vesile etti- yerle bir ettik, dümdüz şu an. Durmadan anketler yapıyorlar, yine bir anket daha var şu an. Her yerden çökmüş vaziyetteler. Yapılan bütün anketlerde %80 darwinizme inanmayanların oranı. Yani bu kadar şiddetli bir darbe alacakları akıllarının ucundan geçmiyordu. Daha hala groge vaziyetteler daha hala toparlanamadılar, yedikleri yumruğun etkisi ile dümdüz yere yattılar. Ben de var gücümle buna devam edeceğim. Şimdi Yaratılış Atlası mesela, ben yedi cilt olarak düşünüyordum, on dört cilde çıkarttım. On dört cilt olarak, çünkü çok fazla fotoğraf var.
Muhabir: En çok tutulan da Yaratılış Atlası zaten.
Adnan Oktar: Süper oldu, yerle bir etti.
Muhabir: Özellikle çok önemli tepki aldığınız, iyi yönde tepki aldığınız kitaplardan bir tanesi. Dünyada bu kitabın birçok yere ulaştığını biliyoruz. Yaratılıştan bahsedecek olursak kısaca bize ana başlıklar halinde en azından bu kitaptan örneklerle neler söylersiniz?
Adnan Oktar: Bakın 100 milyon şu anki canlıların aynı olan fosil var. 100 milyon adet, yani insanlar bunu kafasında tam canlandıramıyor olabilir. Tam canlandırdığını bir düşünün. Fakat buna karşı, bakın dikkat edin, tek bir tane ara fosil yok diyorum, yani bu çok büyük bir skandal. Buna rağmen böyle bir teoriyi ortaya koymuşlar, binlerce, onbinlerce profesör buna inanmış, bu ahir zamanın bir mucizesi, yani trajikomik bir olay bu, inanılır gibi değil. Sıfır delille bütün milleti kandırmışlar. Çocuk gibi kanmış insanlar. Biz bunu yerle bir ettik. Şu an Avrupa bunun şokunda; ve çok az bir kitapla bunu hallettik Allah’a çok şükür. Ama internetin tabi çok büyük etkisi oldu. İnternet ve televizyonlar zaten ahir zamanda olacağı belirtilen sistemler. Kuran’da buna işaret ediyor ve çok fazla da hadis var. Hatta Mehdi’nin arabasına kadar bahsedilmiş. Mesela atının gözleri parlar diyor, siyah ve beyaz atların, siyah, beyazdır diyor. Siyah arabaları, beyaz arabaları olacağına dikkat çekmiş; hatta konvoy halinde gelecek diyor Mehdi diyor. Onun atı en önde olacak diyor. O kadar detay vermiş, süratinden bahsetmiş, çok süratli olacaklarından bahsediyor. Mehdi diyor, insanlar oturdukları yerde evlerinde görecekler diyor. Yani televizyonlarda göreceklerine işaret ediyor. Hatta diyor sokaklarda diyor, sokakta gezerken de Mehd’yi görecekler diyor. Cep telefonlarından, yani ahir zaman tam net birebir anlatılmış; o zamanın tüm teknik aletleri. Mesela öküzsüz sabansız ekilecek diyor tarlalar diyor. Öküzsüz sabansız neyle olur? Teknik alet, arabalarla, yani traktör, teknik aletlerle. Hayret edecek şekilde açıklanmıştır ahir zaman. Yani ben inceledikçe hayretler içinde kalıyorum, çok şaşırıyorum.
Muhabir: Ahir zaman bu dünyada yaşananları işaret eden bilgiler. Ahiret zamanı, ahiret. Peki sonrasında, kıyamet koptuktan sonra, Müslümanları, insanlığı ne bekliyor, daha doğrusu böyle bir soralım?
Adnan Oktar: Kıyamet koptuktan sonra düz bir alanda Cenab-ı Allah insanların hepsine kalkın dediğinde, hepsi silkinip kalkacaklar. Fakat hayret edilecek şey sanki yataktan kalkmış gibi ona da uyum gösterecekler. Normalde çok şaşırmaları lazım. Kuran’da diyor, bizi uyuduğumuz, yattığımız yerden kim kaldırdı derler diyor. Yani insanlardaki uyum kabiliyetinin yüksekliğini gösteriyor bu. Mesela şimdi Mehdi çıkacak, görün açıkça söyleyeyim çok normal karşılayacaklar. Yani heyecanını yaşayacaklar çok normal. Mesela Hz. İsa’yı görecekler onu da normal karşılayacaklar. Yani her olayı normal karşılıyor insanlar. Dirildiklerinde de normal karşılıyorlar. Hatta diyor pişmanlıklarını gizlerler diyor. Ahirete gittikleri halde pişmanlıklarını gizliyorlar. Öyle zannedildiği gibi insanlar şaşırmıyorlar.
Muhabir: Evet, farklı bir şey değil. Evet, biraz da sizden bahsedelim. Sizi konuşacak olursak 1947, 46 doğumlu muydunuz?
Adnan Oktar: 56 doğumluyum.
Muhabir: 56 doğumlusunuz. Tabi çok şık giyiniyorsunuz.
Adnan Oktar: Teşekkür ederim.
Muhabir: Özen gösteriyorsunuz buna.
Adnan Oktar: Teşekkür ederim.
Muhabir: Ve genç kalmayı başarıyorsunuz.
Adnan Oktar: MaşaAllah.
Muhabir: Spor yapıyor musunuz? Özel yaşantınızda nasıl, bir gününüz nasıl geçiyor? Çünkü bu önemli, yani bu görüntüye sahip olmak ve size ilgi duyan çevrenizdeki bu kitleye de önemli bir mesaj vermek sizin için de önemli olsa gerek.
Adnan Oktar: İşte bir yarım saat yürüyorum sabahları, ama doğal sporlar benim, daha çok işte ağaçların dallarını buduyorum, onları düzeltiyorum. Bir gürbüz kedim var ama çok çok şahane bir şey ve çok efendi, dünyanın en efendi kedisi olabilir. Kimseyle kavga etmiyor, acayip uslu, hiçbir yere de gitmiyor ve tabi ağabeyi de onu çok güzel besliyor o yüzden de. Mesela küçük kediler var, yavrular var onları yalayıp temizlemek istiyor. Onlar ona böyle kabarıyorlar, onu korkutmak için, hiç yanlarına yanaşmıyor. Ben bu kadar efendi, terbiyeli kedi görmedim. Yani çok şeker. MaşaAllah. Mesela onlarla ilgileniyorum. İnip çıkıyorum, daha çok hareketli olmakla sporu bağdaştırıyorum. O tarz bir spor anlayışım var.
Muhabir: Evet, o kadar çok soru var ki, izleyicilerimizden de gelen o kadar çok soru var ki. Tabiki hepsini sormak mümkün değil. Tabi değerli izleyecilerimize de biz çok teşekkür ediyoruz. Bu ilgilerinden dolayı. Efendim çok önemli mesajlar verdiniz. Önemli açıklamalarda bulundunuz; tabi en önemlilerinden bir tanesi Türk İslam Birliği açıklamalarınız. Tabi ahir zaman hep eserlerinizde ortaya çıkan bir gerçek ki artık çok yakın olduğunu dile getiriyorsunuz.
Adnan Oktar: Evet, inşaAllah.
Muhabir: İşte Fırat nehrinin kuruması, durması ve efendime söyleyeyim hep geçmişte bizim dedelerimiz, büyüklerimiz söylerler, binayla zinanın arttığı gün kıyamet kopacak sözleri vardır. Ki bina ve zinaya rastlamak pek mümkün şu günkü koşullarda. Ben çok teşekkür ediyorum efendim sizlere.
Adnan Oktar: Ben de teşekkür ediyorum.
Muhabir: Böyle bir fırsatı verdiğiniz için. Misafirperverliğiniz için de ayrıca teşekkür ediyoruz. Umarım başka bir zamanda başka bir programda tekrar birlikte olmak dileğiyle. Son bir sözünüz, son bir mesajınız var mı değerli izleyicilerimize de aynı zamanda?
Adnan Oktar: Ben asrımızın çok güzel olduğunu söylüyorum, güzel bir memleketteyiz, güzel bir kaderimiz var. Allah’ı çok sevmek, Allah’tan çok korkmak, çok samimi olmak, Kuran’ı çok iyi bilmek yeterli. Biraz sabrederlerse hayret edilecek güzel şeyler görecek inşaAllah insanlarımız.
Muhabir: Çok teşekkür ediyoruz. Evet sevgili seyirciler, bu akşam Haftanın Konuğu‘nda önemli bir konuğumuz vardı. Bir fikir adamı değerli hoca, hocamız Sayın Adnan Oktar’la birlikte olduk. Bir başka programda farklı bir konu ve konukla tekrar birlikte olmak dileğiyle hoşçakalın efendim.