Adnan Oktar'ın Çay Tv'deki canlı röportajı (25 Şubat 2009)

Sayın Adnan Oktar’ın bu röportajında, “cennete gidebilmek için nasıl bir insan olmak gerekir” sorusuna verdiği cevap çok önemli ve yol göstericiydi:
“Her şeyin sahibi, sonsuzluk O’nun elinde olan Allah’a karşı çok candan ve içten bir sevgi, samimi bir bağlanma gerekir. Allah bize en kolayını teklif etmiştir: Cenab-ı Allah diyor ki “samimi olan kullarım kurtulur.” Ne kadar büyük ferahlık ve ne kadar büyük bir güzellik. Ve samimiyet de dünyanın en zevkli olaylarından bir tanesidir; iman ve samimiyet. Çok gevşetici, çok rahatlatıcı bir nurdur, kalbin ferahlığıdır. Samimi olan kullar Allah’tan çok korkarsa, Allah’ı çok severse, Kuran ahlakına titizlik gösterirse, Allah zaten bu insanlar için yaratmıştır cenneti. Allah size acı verip de ne yapsın, diyor Cenab-ı Allah, ayet var. Allah bizim sürekli iyiliğimizi ister, güzel olmamızı ister. Bizi hücrelerimize kadar kusursuz ve güzel yaratmıştır. Bizim için Allah ışık yaratmıştır, tatlar yaratmıştır, kokular yaratmıştır, güzel müzik, güzel insanlar yaratmıştır, güzellik duygusu vermiştir. Her türlü nimetle bizi ödüllendirmiştir, Allah’a hamdolsun. Biz de ona ibadetlerimizle, duamızla, sevgimizle, saygımızla, bağlılığımızla güzel bir karşılık vereceğiz. Böyle olduğunda inşaAllah cennete gitmemiz umulur. Ama Allah’ın amacı zaten kullarını cennetine göndermektir; cehennem cennetin değerini artırmak için bir vesiledir.”
Sayın Oktar ayrıca cehennemdeki ortam, Türk-Kürt kardeşliği, geleceğin süper devleti Türkiye, halkımızın Azerbaycan’la sınırda pasaportun kaldırılması için dilekçe vermesi, darwinizmin ölümü, kadına uygulanan şiddetin nasıl bir vicdansızlık olduğu, Dawkins’in Sayın Oktar’la tartışmaktan ısrarla kaçınması, dindar gazetelere sızan eski komünist yazarlara karşı dikkatli olunması, müminin ölüm anında yaşadığı mutluluk ve ruhunu almaya gelen Azrail’in güzelliği, peygamberlerin şefaati gibi daha pek çok konuda geniş açıklamalarda bulundu.

/*****************/

  

ADNAN OKTAR’IN ÇAY TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI

(25 ŞUBAT 2009)
 

MUHABİR: Efendim iyi akşamlar, bir Labirent programıyla daha karşınızdayız, bugün yine Labirentin içinde dolaşacağız ve aklınıza takılan cevabını bilmediğiniz veya yarım biliyorum, daha detaylı öğrenmek istiyorum dediğiniz soruların yanıtını aramaya sizlere bu ekran aracılığıyla iletmeye devam edeceğiz, değerli konuğumuz Sayın Adnan Oktar’la birlikte. Sizlere hemen programın başında ben sorularınızı nereye ileteceksiniz onu aktarayım sonra detaylı bir şekilde sohbetimize geçelim, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine sorularınızı iletebiliyorsunuz. Sayın Oktar hoş geldiniz efendim

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizlerde hoş geldiniz

MUHABİR: Çok teşekkür ediyoruz sağ olun, efendim bugün çok acı bir olay yaşandı, öğle saatlerine doğru Türk Hava yollarının uçaklarından bir tanesi Hollanda’da tam inişe geçtiği sırada bir kazayla karşı karşıya kaldı ve son geçen bilgilere göre 9 kişi hayatını kaybetti, ölenlere rahmet diliyoruz ve ailelerine sabır diliyoruz öncelikle. Bu olayla bağlantılı olarak cennet ve cehennem konusuyla ben sohbetimize başlamak istiyorum, daha önceki programımızda da birkaç kez değinmiştik bu konuya ama özellikle Müslümanların, öldükten sonra cennete gidebilmeleri için dünya hayatında neler yapmaları gerekir, onu konuşalım, kimler cennete gitmeyi hak eder, onu konuşalım, akabinde konumuzu biraz daha açarız.

ADNAN OKTAR: Her şeyin sahibi sonsuzluk onun elinde olan Allah’a karşı çok candan ve içten bir sevgi ve samimi bir bağlanma gerekiyor ve insanın çok samimi olması gerekir.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Allah bize kolayını teklif etmiş Cenabı Allah diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım, samimi olan kullarım kurtulur diyor, ne kadar büyük ferahlık var ne kadar büyük bir güzellik...

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: …ve samimiyette dünyanın en zevkli olaylardan bir tanesidir, yani iman ve samimiyet. Çok gevşetici çok rahatlatıcı, bir nurdur yani kalbin ferahlığıdır, samimi olan kullar Allah’tan çok korkarsa Allah’ı çok severlerse Kur’an ahlakına titizlik göstertirse Allah zaten bu insanlar için yaratmıştır cenneti, yani Allah size acı verip de ne yapsın diyor Cenabı Allah, ayet var. Yani Allah size zulüm edip de ne yapsın, diyor. Allah size zulüm etmez diyor Allah. Allah bizim sürekli iyiliğimizi ister güzel olmamızı ister bizim hücrelerimize kadar kusursuz ve güzel yaratmıştır. Bizim için Allah ışık yaratmıştır, gölge yaratmıştır, tatlar yaratmıştır kokular yaratmıştır, güzel müzik yaratmıştır, güzel insanlar yaratmıştır, güzellik duygusu vermiştir her türlü nimetle bizi ödüllendirmiştir Allah’a hamdı olsun. Biz de ona ibadetlerimizle dualarımızla sevgimizle saygımızla bağlılığımızla güzel bir karşılık vereceğiz, böyle olduğunda İnşaAllah cennete gitmemiz umulur ama Allah’ın amacı zaten kullarını cennetine göndermektir. Yani cehennem cennetin değerini arttırmak için bir vesiledir.

MUHABİR: Peki efendim, cennet ile cehennem arasındaki farkı şimdi insanlarımız mutlaka biliyorlar ama çok yüzeysel biliyorlar belki bu farkı ya da kafalarında oluşturdukları cennetle cehennem çok daha basit manada oluşmuş olabilir. Cennet ile cehennemin farkını cehennemde ne gibi bir azaplar olduğunu biraz açabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Allah cennet için ‘hiçbir nefis tatmadı hiçbir göz görmedi’ diyor, çok çok şaşırtıcı ve çok çok güzeldir, kullanılan malzeme çok güzeldir. Cennetin en güzel özelliklerinden biri hiçbir yer eskimez, hiçbir yer tozlanmaz, her şey pozitiftir. Yani dünyada her şey biliyorsunuz zıttıyla yaratılmıştır.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: İyi-kötü gece-gündüz gibi orda sadece tek yönlü pozitif olan vardır, bu Allah’ın bir sanatıdır, cennetin kapısı ayrı bir güzeldir. Kapılarına bakarsın her evin kapısı ayrı bir nakışlıdır, koltukları ayrı bir güzeldir, yani çok fazla güzellik vardır, o güzellere bakıp biz sürekli Allah’a hamd ederiz, yani Allah aşkının adeta yanması böyle insanın ruhunun, o aşka yanması mevzubahistir cennette. Mesela bir cennet ibriğine bakarsın Allah’a hamd edersin, mesela onunla konuşabilirsin de biraz sağa dönsene dersin döner, oradan bana bir meşrubat getirsene dersin mesela bana şöyle bir meşrubat getir dersin, alır getirir. Dök bardağa dersin döker, geç yerine dersin geçer yani böyle çok eğlenceli ve çok hoştur cennet. Özel olarak Allah öyle yaratmıştır ama burada sebebe sarılma vardır mesela ben şimdi elimi uzatmadan onu buraya getiremem, illaki el sebebine sarılmam gerekir.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Hâlbuki onu buraya getiren benim elim olmuyor, o benim kafamda Allah yaratıyor onu, elimi sebep olarak yaratır, cennette ama en çok sevilen şey peygamberlerle yapılan sohbetler konuşmalar, bir de insanın helali eşi orda olabilecek en güzel suretlerde tecelli edecek. Yüzlerce beden şeklinde tecelli edecek, hurilerden daha güzeldir cennet kadınları, yani mümin kadınlar çok daha güzeldirler, yani hem kalite olarak hem güzellik olarak hem ruha verdikleri zevk olarak çok daha güzeldirler. Ama cennet hurileri vardır vildanlar vardır, gılmanlar vardır, oranın süsü ve güzelliğidir onlar, yani genç güzel delikanlılar, güzel küçük çocuklar, genç güzel bayanlar bunlar Müslümanlara hizmet ediyorlar. Hepsi Allah’ın yarattığı özel varlıklar ama aynı insan yani Allah’ı anmaları üslubuyla konuşmasıyla böyle mübarek muhterem varlıklar. Fakat biz mesela eğer evliysek eşimizin ahlakını biliyoruz orda işte çektiği çileleri zorlukları cesareti biliyoruz, güzel ahlakı biliyoruz kıldığı namazları Allah için yaptığı fedakârlıkları biliyoruz. Sonsuza kadar o güzelliğiyle onu severiz o zaman. Hiç unutmadan severiz. Cennetin bir güzelliği de budur, yani karşılıklı sohbetler, peygamberler neler yaptı, mesela her peygambere ayrı ayrı soracağız. Hz. Musa nasıl yaptı, neler yaptı, onun sahnelerini göreceğiz. Burada dünyada sevdiği hayvanları varsa hoşlandığı şeyler varsa onlar orada yeniden canlanıyorlar, onları sevecek onlarla beraber olacak, ama hoşuna giden ne varsa mesela teknik alet edevat onlardan hoşlanıyorsa onlar yaratılacak, arabadan hoşlanıyorsa araba, uçaktan hoşlanıyorsa uçak. Ama araba benzinsiz gider orda, yani çünkü bu dünyada benzinsiz araba giderse motorsuz giderse insanın aklının ihtiyarı kalkar. Normalde hiçbir araba benzinle gitmez, çünkü beynimizin içinde bizim motor benzin hiçbir şey yok, yani beynimizin içinde bir petrol istasyonu da yok, bir şeyde yok, yani motorla bağlantısı olmadığı belli kafamızda, böyle bir sistemin olmadığını görüyoruz. O zaman işte ahrette olan da sebebin kalkmasıdır ama istediğimiz her şey oluyor, yani her türlü müzik her türlü güzel resimler, heykeller ne istiyorsak yani hoşumuza giden ne varsa vardır. Cehennem tam zıttıdır, yani her şeyin biçimsiz bozuk kirli kokuşmuş rahatsız edici hali vardır. Yani materyalistlerin tarif ettiği tarzdadır. Yani magma hali var, insanların çok biçimsiz ve çirkin ve eciş bücüştür insanlar, mesela ağzı burnu yamru yumrudur. Çok kirlidir, mesela ağzı kirlidir, vücudu kirlidir yani mesela zaten cehennemde yıkanma diye bir şey yok, leş gibidir mesela son derece kirlidir. Kötü koku, kötü kir, kötü söz, kötü ortam, kötü karanlık, kötü yiyecekler, kötü genel durum cehennemin bir özelliğidir. Cennet de tam zıttıdır. Mesela suları güzeldir her şeyi mis gibi kokar, mesela koku dalgaları gelir, mesela bir gün gül, bir gün karanfil kokusu gibi ama çok daha mükemmel olacaktır. Mesela meyveler çok lezzetlidir, çok mükemmeldir, mesela insanlar çilek yerken bile çileğe pudra şekeri koyar biliyorsunuz

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: O onun eksikliğidir işte demek ki insanların kafasında gerçek bir çilek kavramı var, mesela hiç normal portakal bulamaz insanlar, çok nadir bulurlar, ama onda da gene bir eksiklik bulurlar genelde. İşte gerçek portakalı orada bulacaklar, mesela karpuzun gerçeğini bulamazlar, gider böyle iki saat uğraşırlar değil mi insanlar, orda gerçeğini görecekler, İnşaAllah.

MUHABİR: Peki efendim, kabir azabını ben sormak istiyorum size, kabir azabı kavramı tam olarak nedir? İnsanlar kabre gittiğinde orada bir azap mı çeker? Bünyesel bir azap mıdır bu, yoksa ruhun çektiği bir azap mıdır kabir azabı?

ADNAN OKTAR: Dinsiz olan için zaten ölümle felaket bir başlıyor yani, ölümden önce de zaten dinsiz sevgisizliğin tutkudan uzak olmanın, insanlara hep kuşkuyla bakmanın güvensizliğin yalnızlığın egoistliğin bencilliğin acısıyla zaten yanar kavrulur dünyada. Onlara çok da bela da isabet eder ayrıca, fakat onu normal hayatın akışı içinde normal bir şey zannederler. Fakat ölürken zaten çok feci bir ölümle ölüyor küfür. Yani dikenli bir çalının içinden sökülüp çıkarılması gibidir diyor ruhu çıkarılır diyor rivayette.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: …ve dövülerek sırtına vurularak yani çok şiddetli darbeler alarak canı alınıyor, zaten burada başlıyor olay yani. Her safhası bir ızdıraptır ama mezar hayatı yani denilen o kabir hayatı denilen olay çok kısadır. Çünkü zaman izafidir, izafi olduğu için yani göz açıp kapamak kadar kısa bir vakittir o çok çok kısa bir vakittir. Hemen insanlar kıyametin koptuğunu görecek diyor öldükten sonra. Çünkü mesela uyuyan bir insan bazen 15 gün komada oluyor uyandırıyorsun adama eğer bir gün dersen bir gün olarak inanıyor, 6 saatten beri uyuyorsun dersen 6 saat olarak inanıyor, yani sen ne dersen ona göre bir sene dersen bir seneye de inanır. Zaman izafi bilemez. O insanlar da böyle olacaktır, yani zaman izafi olduğu için kalktıklarında onu bilemezler yani çok çabuk geçecektir vakit. Ama o ortama getirildiklerinde zaten orda olay hemen anlaşılacaktır. Yani müminlerin önündeki ve sağındaki ışık yanında sürücüleri olması nurlu ve çok güzel olmaları nurdan kıyafetleri yani üstleri örtülü olacak o onların zaten ehl-i necat, kurtuluş olduğunu göstertiyor, kurtuluşta olduklarını göstertiyor. Ama küfür zaten çok perişan kirli ve pis hale getirilecek zaten onun için bir kurtuluş dönüş yok yani orda görülüyor Allah’ın dilemesi dışında bir daha kurtulamaz.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Cehennem arazisine sokulacaklar ondan kasıt Cenab-ı Allah herkes bir kere bir görsün. Çünkü Allah sürekli cehennemden bahsediyor ama cehennemi insanlar bilmemiş olacak o zaman. Yani sonsuza kadar bilmemiş olacaklar hâlbuki müminlerin herkesin merak ettiği bilmek istediği bir yerdir cehennem. Yani kalmak istemezler ama görmek ister Allah’ın bir sanatı o da çünkü özel yaratılışı. Orada Müslümanlar toplu bir araya gelecekler o küfür de bir araya gelecektir yani müminlerin liderleri öncüleri ve imamlarıyla birlikte bir araya getirilirler diyor Allah. Yani biz Peygamberimizin mesela sancağı etrafında toplanacağız Museviler Hz. Musa’nın sancağı etrafında toplanacaklar her grup öyle toplanacak. Sonra müminlere Cenab-ı Allah geçin diyor cennette. Cennet kapıları son derce muhteşemdir, son derece güzel müminler oraya geçtikten sonra küfür orda bırakılıyor, ondan sonra da onlar da cehenneme alınacaklar ama cehenneme alındıktan sonra onlar bölümlerine gönderiliyor işte en feci azap çekecekleri şey odur. Münafıklar en alt derin tabakalarına indiriliyor cehennemin. Özel cehennem görevlileri vardır yani sayıları Kuran’da 19 olarak geçiyor yani güçlü kuvvetli böyle yani yalvarsalar da onlar ondan etkilenen varlıklar değil, özel yaratılmışlardır, cehennem zebanileri.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Allah’ın emrindedirler güçlü kuvvetlidir yani sürükleyerek alır götürür. Yani zorla yapar yani, Allah onlara özel bir güç vermiştir, Allah’ın tecellisidir onlar, ama onlar cehennemde yaşadıkları halde bakın çok önemlidir bu, cehennemin rahatsızlığını hissetmezler, cehennem onlara cennet gibi gelir Allah’ın verdiği bir şeyle bir güçle etkilenmezler yani ters etki yapar onlarda, küfür için azaptır yani algıya bağlıdır bu.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Onun için onlar orda Allah’ın kulu olarak Allah’a ram olmuş, Allah’a bağlanmış hizmetler olarak sonsuza kadar cennet zebanileri orda hizmet edecekler, cehennemin en derin tabakasına münafıklar indirilecek. Hz. Musa devrinin münafıkları, Peygamber efendimiz devrinin münafıkları, Mehdi devrinin münafıkları hepsi bir araya getirilecek yerin en alt tabakasına cehennemim en alt tabakasına indiriliyor bunlar. Tabii o karanlık bir yer, çok ıstıraplı bir yer, kirli bir yer, magmanın ateşin pis kokunun kirin azabın çok yoğun olduğu bir yer ama en çok onları rahatsız edecek olan şey kıyastır. Yani cennetle kıyas etmektir, cenneti gördükçe iyice azapları artacak İnşaAllah

MUHABİR: Cehennemde olanlar cenneti görebilecekler o zaman

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Peki, efendim seyircilerimizden gelen sorulardan da aktarmaya başlayalım müsaadenizle size, ismini yazmamış seyircimiz, şöyle bir soru iletmiş size efendim, bugün haberlerde okudum diyor Amerika’da yapılan son bir bilimsel araştırmaya göre öfke ve şiddetli heyecanlanmanın kalp ritmini bozduğu ve kalp krizine neden olduğu saptanmış. Sık sık sinirlenen bir arkadaşımı bu konuda uyarıyorum, tevekküllü olması için ama pek başarılı olamıyorum ne önerirsiniz diye sormuş ki, siz sürekli öfke ve şiddetten uzak olunması gerektiği konusunda da söylemlerde de bulunuyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Bir insanın yapabileceği en büyük kötülüklerden birisi tevekkülsüzlüktür. Allah Cenab-ı Allah Kuran’da ayetinde şöyle diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, ‘Allah insanlara zulüm etmez, insanlar kendilerine zulüm ediyorlar’ diyor Allah. Yani dünyanın en dertli adamıdır kimi görsen acaba benden daha dertlisi var mı, diyor. Hâlbuki hiçbir şey yok ortada yani Allah’a tevekkül etse Allah’a bağlansa her şeyde bir hayır görecektir, bir güzellik görecektir, üzüntü korku gerilim hem kolesterolü çok arttırır, hem kalp ritmini bozar ve daha da tehlikelisi tansiyonu yükseltir. Yani bu hem enfarktüse sebep olabilir hem beyin kanamasına sebep olabilir yani ani ölümlere sebep olabilir bir de kolesterol çıldırmasına sebep olur. Yani kolesterol akıl almaz derecede yükselir aniden, onun için tabii biz hasta olmayalım diye iman etmeyiz ama iman ettiğimiz için hasta olmayız, bu çok önemlidir, İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, efendim Hasan Özgün Beyefendi göndermiş Isparta’dan diyor ki, daha önceki röportajlarınızda milletimizi Türk, Kürt alevi gibi parçalara bölmenin çok büyük yanlış olduğundan bahsettiğinizi gördüm diyor.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Birlik ve beraberliğe verdiğiniz önem çok hoşuma gitti şuan gündemde DTP başkanı Ahmet Türk’ün grup toplantısında Kürtçe konuşması var, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, diye sormuş seyircimiz.

ADNAN OKTAR: Bu safha çok önemli, işte burada olaya el konması gerekir, yani bu çok tehlikeli bir gelişme ve çok tehlikeli bir eylem. Türk milletinin, milletimizin bu konuda kesin tavrı çok önemlidir. Bir kere dediler ki işte Kürtçe bilmeyen vatandaş, Kürtçe bilenler var sadece Kürt dilini biliyor, Türkçeyi bilmiyorlar, bir kısmı da tersine yani biz de Kürtçe bilmiyoruz. Tamam, yani bu vatandaşlarımız için Şeş TV kuruldu seyrediyorlar bu makul, güzel, peki mecliste ne alakası var, yani tamamı Türkçe biliyor herkes Türkçe biliyor Türkçe bilmeyen yok orda, orda Kürtçe konuşmanın anlamı ne? Yani neyi vurgulanmak isteniyor, olay nereye getirilmek isteniyor, ayrıca Şeş TV’de muntazam olarak Türkçe dersleri verilmesi gerekir, yani mesela hatta alt yazılar geçmesi lazım biz dinliyoruz hiçbir şeyi anlamıyoruz, ben vatandaş olarak anlamak istiyorum.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani ne konuşulduğunu anlamak istiyorum alt yazı geçsin. Biz de öğrenelim Kürtçeyi, ne olduğunu bilelim bizim kendi vatandaşlarımız, yani onların Türkçe öğrenmesi çok önemlidir, biz de Kürtçe öğreniriz. Yani İngilizce de öğreniriz, Fransızca da öğreniriz, alt yazı geçmesi ve orda da Türkçe dersinin muntazam olarak verilmesi çok önemlidir. Mesela laf arasında söz arasında Kürtçe söylenir ama arkasından Türkçesi söylenir, böyle konuşmalarla bir Kürtçe bilen bir Türkçe bilen konuşması şeklinde de olabilir, arada onu tercüme eden kişiler olabilir. Böylece Türk Kürt ayırımının yani lisan ayrılmalı çünkü millet olarak zaten biz beraberiz aynıyız. Yani eğer öyle bir deliliğe tevessül etmeye kalkarlarsa o ayrı mesela o gereken cevabını alır onlar o ayrı mesele, yani akılla bilimle ne gerekiyorsa gereken yapılır. Amma eğer bu sinsi bir oyunsa ve bunun amacı o bölgedeki vatandaşlarımızı Stalinist yapmak, komünist yapmak bizden ayırmaksa her kim yapıyorsa yani ben belirli bir kişi için demiyorum, meclisteki konuşmayı da şimdi bu konuşma içerisine almıyorum genel olarak mantık olarak söylüyorum, her kim yapıyorsa yaptığına yapacağına pişman olur. Ben bir bunu fiziki bir tehdit olarak söylemiyorum, yani kendi kendilerini manen yakarlar, ruhen yakarlar o insanları da yakmaya kalkarlar, kendilerini de yakmaya kalkarlar. Bu konudan şiddetle kaçınacaklar onlar bizim canımız ciğerimiz kardeşlerimiz yani milletimizi tedirgin etmek böyle huzursuz etmek yakışık almıyor. Bir an önce bütün Kürt kardeşlerimizin Türkçe öğrenmesi için müthiş bir seferberlik başlatalım, orda kurslar açalım, lisan laboratuarları açalım hem ingilizce de öğrensinler. Ama özellikle kendi dilleri olan ana dilleri onların Türkçedir. Yani ben mesela seyidim Peygamber Efendimizin neslindenim şimdi ben gidip benim ana dilim Arapça diye Arapça mı öğreneceğim? Mecliste Arapça mı konuşayım ben ve herkesi ben toplayım mı ben böyle Arap’ım diye? Peki, mesela anneannem de Oğuz Türk’ü yani mesela kanımda Çerkez kanı da var.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Şimdi şu iş mi bu, yani ben Çerkezce öğrenmek istiyorum ve diyeceğim burada sadece Çerkezce konuşmak istiyorum. Bunun özgürlükle alakası yok bunlar kargaşa anlamına gelir huzursuzluk anlamına gelir, bunu yapmasınlar bizim milletimize bu çok anormal görülen hareketler bunlar. Ne gerek işte Türk’üz, Allah’a çok şükür koskoca bir Türkiye’nin içinde güzel milletimizle güzel devletimizle güzel ülkemizde güzel, güzel yaşıyoruz. Yani bunun nereye götüreceği, ne yapacağı belli olmayan tavırlardır bunlar. Bunlardan, şiddetle kaçınmak lazım bun konuda çok samimi olmak lazım. Şimdi Kürt bir kardeşim İstanbul’a geldi ve Kürtçe biliyor sadece bu insan mağdur olur Türkçe öğrensin yani İngiltere’ye gidecek bir çocuk nasıl ingilizce öğreniyor, Fransa’ya gidecek bir insan nasıl Fransızca öğreniyor, kendi vatanında yaşıyor kendi vatanının dilini bir insan nasıl bilmez, tabii ki hepsi Türkçe öğrenmesi gerekiyor. Yani bu hem bir nezakettir hem bir aklın gereğidir, mantığın gereğidir makul olan da budur. Şeş Tv’nin hemen Türkçe derslerine başlaması gerekiyor ve mutlaka alt yazılı, yani birçok yerde olsun ama eğlenceyle, sadece müzik programlarıyla konunun geçiştirilmesini ben doğru bulmuyorum, doğu insanımızın güzel ahlakı anlatılsın onların sevgi anlayışı nezaketi efendiliği anlatılsın. O yörenin güzellikleri anlatılsın, ben Kürt kardeşlerimi müthiş severim yani çok şahane insanlardır, efendilerin efendisidir son derece dürüst nezih dindar devletine milletine, bayrağına bağlı, kurtuluş savaşındaki tavırlarını da gördünüz, yani her zaman bu millete sadık olmuş her zaman iç içe yaşamış bizim kendi fertlerimiz kendi kardeşlerimiz. Biz yani meclisteki şahısları ben tenzih ediyorum yani İnşaAllah onlar da yanlış olan uygulamalarından vazgeçerler. Fakat Stalinist komünist PKK çizgisinde tavırlardan bütün Kürt kardeşlerimin kaçınması gerekiyor, yani bu büyük bir beladır, Kürt milleti için kardeşlerimiz için çok büyük bir beladır, yani Kürt kavmi için diyelim çünkü Türk milleti vardır. Onun içinde de Kürt kavmi vardır ama Kürt Türk aynıdır. Yani ben mesela nasıl Türk isem ben Türk’üm yani çocukluğumdan beri kendimi Türk biliyorum aklımın ucundan bile geçmezdi sonradan çıktı bu işler böyle şunu söylemeye insanın mecbur olması bile çok acayip.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Türk’üm, Türkiye’de yaşayan bir insan Türk’ tür. Yani bunu böyle çeşit çeşit şekillere sokmanın âlemi ne bu uzatmanın âlemi ne, bu konuda son derece titiz olunması lazım, yani PPK’nın tavrı son derece tehlikelidir. Kürt-Türk diye bir şey yok hepsi Türk milletinin fertleridir ama kavimler vardır tabii mesela Çerkez kavmi vardır, ondan sonra başka Arap kavmi vardır. Bunların hepsi biz burada karıştık yoğrulduk ve tek millet olduk biz, bu ayıptır yani dünyanın bu kadar kargaşalı bu kadar tehlikeli ortamında öyle zorlu bir ortamda böyle oyunlar çok çok tehlikelidir. Yani tek millet vardır, Türk milleti vardır ama bunların içinde çeşitli kavimler vardır bunu bileceğiz. Fakat burada tabii tehlikeli olan da şu; ben bazen görüyorum şimdi bunların bazı yardakçıları da çıktı, yani bazen eski milliyetçi kardeşlerimden Türk milliyetçisi olup da dönenler oluyor bazen de dindarlardan yani komünist iken Müslüman olmuş, Müslüman iken de komünist olmuş tipler var. Bunlar da çeşitli televizyon kanallarına çıkıp da böyle ukalalık yapıyorlar münasebetsiz izahlar yapıyorlar yani bu konuyu böyle sürekli kaşıyan sürekli gündemde tutmaya çalışan bir tavırla böyle entel hayranlığıyla züppe bir üslupla böyle özenti bir tavırla bu konulara yaklaşılıyor. Bunlar çok çok çirkin çok çok yanlış gene net olarak söylüyorum Türkiye’de tek bir millet vardır, Türk milleti vardır, hepimiz kardeşiz Laz’ı Kürt’ü Zaza’sı şu bu kim varsa Alevi’si Sünni’si tek vücut tek milletiz biz, sakın böyle bir oyuna hiç kimse girmesin.

MUHABİR: Özellikle zamanlaması belki de çok ince hesaplandı bunun seçimler öncesi özellikle seçim için böyle bir şeyi yapmak ülkeyi belki de bölücü bölmeye götürecek hareketlerde bulunmak seçim adı altında oy içinde belki de çok büyük hatalardan birisi. Efendim Beril Gümüş hanımefendi Mersin’den şöyle bir soru göndermiş size, Ahzab suresi 7. ayette Peygamberlerden alındığı söylenen söz ne sözüdür? “Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık, senden Nuh’tan İbrahim’den Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan biz onlardan sapa sağlam söz almıştık” bu ne demektir diye soruyor Beril Hanım.

ADNAN OKTAR: Bu ayet bir yönüyle benim gördüğüm açıkça ve alenen Mehdi’ye bakıyor, çünkü Peygamberimizden alınmış bir söz var, Hz. İsa’dan alınmış bir söz var, Musa’dan alınmış bir söz var, İbrahim’den ve Nuh’tan alınmış bir söz var Hz. İbrahim’den. Bunun oluşması için yani bu sözün oluşması için Hz. İsa’nın gelmesi ve Mehdi’nin zuhur etmesi gerekiyor, bu ayetin oluşması için. Çünkü Mehdi çıkacak, Hz. İsa’da ona yardım edecek, böyle yani ama bir yönüyle tabii ayetin ikinci anlamı vardır üçüncü anlamı vardır ben bunu ikinci anlamı olarak alıyorum, birinci anlamı daha değişiktir daha başka bir anlama gelebilir, ama ikinci anlamı olarak bu açıkça görülüyor

MUHABİR: Efendim İstanbul’dan Hasan Cemal Gözcü şöyle bir soru iletmiş size son günlerin en fazla dikkati çeken ilgilerden konusu belki de Ergenekon operasyonu ile ilgili. Diyor ki, Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan ve BAV mensuplarına işkence yapan eski polis müdürü Adil Serdar Saçan’ın çuvallarından sorguladığı kişilerin gizlice çekilmiş ses ve video kayıtları ortaya çıkmış, Hocam bu konuda neler söylemek istersiniz diye sormuş size.

ADNAN OKTAR: Artık olay o kadar aleni oldu ki o kadar açık oldu ki milletimizde konuyu tam kavradı, benim artık bunun üstüne ilave edecek bir şeyim kalmadı. Yani o kadar netleşti ki olay Allah bizimle uğraşanların ayaklarına doladı, benle şuana kadar kim uğraştıysa dikkat edin, yani tarihe bir bakın kardeşlerimle kim uğraştıysa mutlaka Allah karşılığını verdi. Yani bir liste çıkartın, bakın dikkatlice bakın yani çok hayret verici şekilde Allah’ın karşılığını verdiğini göreceksiniz. Demek ki, Cenab-ı Allah yanlış olan şeyleri, yanlış olan tavırları dünyada da karşılıksız bırakmıyor insanlar da bunu görüyorlar.

MUHABİR: Evet, seyircimiz ismini yazmamış diyor ki güncel olayları sürekli olarak başka ülkelerin çıkarına biz Müslümanların aleyhine olarak kabullendirmeye çalışanlar neden bir aşama sonra o dış güçlerle sıkı fıkı ilişki içinde olabiliyorlar? Acaba bu taifelerin korkuları bazı köşe yazarlarında güncel gazete köşelerinde vurguladığı gibi, bu coğrafyanın ortak birleştirici unsuru olan İslam’ın Müslüman kardeşliğinin merhametin barışın ve birlikteliğin inşa edilip dünyanın huzura kavuşmasına engellemek olabilir mi? Olsa olsa bu huzur ortamını istemeyen de şeytan ve onun taifesi olması gerek diye düşünüyorum acaba kargaşa ortamı kimlerin işine geliyor olabilir, diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Dünyada zaten bu işin taşeronluğunu yapan bu işi yöneten tek bir tane yapılanma vardır, masonluk vardır. Ve ateist siyonistlerle kucak kucağadır, iç içedir bunlar ve şimdi işte kendilerince Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar, uğraşıyorlar. Bölünme değil Türkiye bilakis süper devlet olacak büyüyecek katlamalı büyücek. Onlar, böyle bir halk tabiri vardır avuçlarını yalasınlar, öyle bir konu olmayacak biz bütün o coğrafyaya İnşaAllah Allah’ın izniyle hâkim olacağız. Üç kıtaya gene Osmanlı döneminden çok daha büyük olarak ihtişamla hâkim olacağız. Adaleti sevgiyi barışı ve kardeşliği güzelliği huzuru bütün bölgeye hâkim kılacağız, her dilden insanlar olacaktır, her milletten insanlar olacaktır, ama Türk milletinin o güzel ahlakı sevgisi barış ruhu bütün dünyanın her yerini kaplayacak İnşaAllah.

MUHABİR: Ben hemen sözünüzün üstüne şu soruyu sormak istiyorum size, bu geçtiğimiz bir haftalık süreç içerisinde şöyle bir gelişme oldu, Türkî cumhuriyetlerle Türkiye arasında pasaportsuz gidiş gelişlerin sağlanması yönünde çalışmalar yapıldığı haber ajanslarına düştü ki siz de bu konuda oldukça fazla söylemeniz var, böyle bir gelişmeyi nasıl değerlendirirsiniz?

ADNAN OKTAR: Bu çok güzel gidiyor ama biraz hükümette bu konuda ricacı olmak lazım çok dilekçe göndersin kardeşlerimiz. Dilekçe çok önemlidir yani benim dilekçemden ne olur demesinler çok şey olur, yani 100 dilekçe 200 dilekçe bile bu konu için yeterlidir. Yani herkes gücü yettiğince aklı yettiğince bu dilekçeleri her yere göndersinler bizim kendi hükümetimize gönderebilirler, Azerbaycan hükümetine göndersinler, Ermenistan hükümetine göndersinler, sınır kapıları açılsın aynı gün aynı saatlerde açılsın kucaklaşalım. Süper devlet büyük devlet Türkiye’nin ilk adımlarını atalım İnşaAllah.

MUHABİR: Peki efendim Ayşenur Erzincanlı hanımefendi şöyle bir soru göndermiş size. Darwin’in 200. doğuş yılı münasebetiyle yabancı dergi ve gazetelerde çok sayıda yazı ve makale yayınlanıyor ve hemen hemen hepsinde son yıllarda Allah’a inancın yükseldiği Avrupa’da öğrencilerin darwinizmi sorguladığı öğretim görevlilerini zor duruma düşürdüklerini ve darwinizm karşısında en güçlü duruşu sizin ve eserlerinizin oluşturduğunu yazıyorlar, diyor. Darwinistlerin yenilgiyi kabul ediş tarihi için net bir yıl verme şansınız var mı açık bir deklarasyon ne zaman olur acaba, diye sormuş.

ADNAN OKTAR: Darwinizm şuan ciddi anlamda öldü, yani böyle şey değil yani usulen söylenmiş bir söz değil, fakat bunun haberi yani ölüm haberi daha yeni yeni yayılıyor. Ölüm haberini alan bu konuda yerle bir oldu Allah’a çok şükür. Yani darwinizm diye bir konu kalmadı şuan küçük çocukların eğlencesi konumuna düştü bir kısım kişiler. Çocuklar sadece derste neşeleniyorlar, yani fosilleri soruyorlar hocam diyor mesela, 100 milyon fosil var, diyor bize bir anlatır mısınız., adam ne anlatsın, hocam tek bir tane ara fosil gösterebilir misiniz? Söyleyemez yok çünkü hocam diyor mesela bir protein tesadüfen meydana gelebilir mi, rica edeyim diyor yani evet veya hayır, ne desin adam tabii ki olamaz diyecek, olamıyor diyecek. O zaman nedir anlatılan ders bitti demektir. Onun için yani şuan bir sefalet perişanlık acınacak haldeler, güya kendilerince çırpınıyorlar, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Dawkins benle tartışmaya gelmiyor buraya, kimlerle tartışıyor biliyor musunuz, küçük çocuklarla. Ben internet siteme de koyacağım orda görürsünüz küçük ufak çocukları toplamış başına 7 yaşında 10 yaşında onlarla tartışıyor, rahiplerle tartışıyor. Gücün yetiyorsa aklınla gücün yetiyorsa kendine gücün yetiyorsa kültürüne bilgine gücün yetiyorsa, kendine inanıyorsan gel bir tartışalım bir konuşalım ama fellik, fellik kaçıyor çünkü biliyor neler olacağını.

MUHABİR: Evet, efendim şöyle bir soru gelmiş, seyircimiz darwinistlere darwinist düşünceye inanlara bağlamış soruyu ama onu da biraz daha açarak soracağım size müsaade ederseniz. Diyor ki Afyon’dan Ayşe Kültür hanımefendi, gazetede okuduğum bir haberde erkeklerin büyük çoğunluğunun kadınlara dayağı doğru bulduğunu söyleyen bir anket yayınlamışlar, sizce bu tarz anketlerin sonucu doğruyu mu yansıtıyor yoksa darwinistlerin bir aldatmacası mı? Yani işte herhalde şey bakımından sormuş güçlü güçsüzü yer yok eder mantığına bağlayarak belki de sormuş bunu.

ADNAN OKTAR: Evet, mazlum masum bir kadını dövmek savunmasız bir kadını dövmek ahlaksızlıktır, adiliktir ve soysuzca bir tavırdır yani bir yiğitlik değildir. Bu bir insan üstünlüğü değil de daha aşağılık olduğunu daha adi olduğunu kötü olduğunu göstertir. Yani üstünlük alameti akıldır, güzel ahlaktır, değil mi nezakettir akıllı konuşmaktır, yerli yerince hareket etmektir, aptalca ahmakça hareketler ne zamandan beri üstünlük oldu. O zaman filler, diğer timsahlar efendim başka bizonlar şunlar bunlar falan daha üstün olması gerekiyor onların düşüncesine göre çünkü onlar mesela bir insanla karşılaştı mı bir boynuz darbesiyle yerle bir edebilir. Bir filde alır insanı hortumuyla yerden yere vurabilir, bu onun üstün olduğunu göstertmez, bu onun hayvanlığını göstertir, o da onun hayvanlığını göstertir. Dolayısıyla Allah’ın bizim için yarattığı bu nazenin güzel varlıkları Allah’ın çok büyük bir nimeti olarak görmemiz gerekiyor, baş tacı etmemiz gerekiyor, çok iyi koruyup kollamamız gerekiyor. Yani savunmasız bir kadına mazlum temiz efendi bir kadına saldırmak çok büyük bir ahlaksızlıktır. Yani büyük bir zulümdür. Allah’ın bu güzel tecellilerini dünyada da ahrette de çok büyük bir nimet olarak görmek ve onlara çok büyük bir özen göstertmek lazım.

MUHABİR: Efendim Dubai’den Sevgi Demirci Hanımefendi şöyle bir soru sormuş, Arabistan’da yayınlanan bir Türk dizisi hakkında bir İsrail gazetesinde yayınlanan yorumda İsrail’in desteklediği Türk mafyasının ülke çapına suçları yaymayı anlatıyor, denilmiş dizi için böyle bir tabirde bulunmuşlar ve diziyi kötülemişler. Bahsi geçen dizinin derin devlet ve iddia edilen Ergenekon’dan bahsetmesi nedeniyle siyonistlerin içyüzlerinin ortaya çıkmasından rahatsız olmuş olabilirler mi böyle bir haberi yaparken?

ADNAN OKTAR: Bunların rahatsız olduğu konular çok fazla bir tane iki tane on tane değil, kendilerince bir psikolojik savaş yürütüyorlar, yani Müslümanlara karşı inananlara karşı uzun yıllardan beri bir toplum mühendisliği uygulanıyor. Hem Türkiye’de hem diğer İslam ülkelerinde de öyle, onları manen çökertmek ve psikolojik yönden adeta felç etmek için bir gayret var, buna karşı çok uyanık olmak lazım. Mesela darwinizm ile ilgili de ben bakıyorum bazı dindar bilinen basında bile eski komünistler Müslüman oldum diyerek bu tip yayın organlarında bazen görev alabiliyorlar. Bir de bakıyoruz adam komünist propaganda yapıyor, darwinizmi övüyor, Darwin’i övüyor, PKK’ya laf söyletmiyor veyahut Müslümanken komünist olan tipler var, böyle züppeliğin gerektirdiği bir tavır içerisinde entel ruhun gerektirdiği bir tavır içerisinde onlara yaranmak için o aşağılık kompleksiyle tam bir komünist ağzına dönmüş mesela daha önce Müslüman üslubu kullanırken bir Türk milliyetçisine yakışır üslup kullanırken bakıyorum PKK ağzı gibi ağzı. Komünistleşmiş ve darwinist bir üsluba dönmüş ama sinsi bir üslupla bunu yapıyor tabii alenen yapmıyor, yani okuyorsun böyle cin masalı gibi bir şey ama içinde bir melanet ve pislik olduğu anlaşılıyor yazının içerisinde. Bunlara karşı da çok uyanık olmak lazım, milliyetçi basın kendi içinde böyle hastaları almasın dindar basın da kendi içerisine böyle hastaları almasın. Bunlar çok büyük bir mahcubiyet getirir, utanç getirir ve uğursuzluk getirir böyle insanlar. Bereketsizlik getirir. Komünistse gitsin komünistliğini yapacağı yerler var gitsin orda anlatsın. Ama dindarları milliyetçilerin, Türk milliyetçilerin içerisine sızarak kendini Müslüman gibi göstererek bu tip tavırları koyarsa bu çok büyük bir ahlaksızlık olur, dürüst olacaklar. Yani komünistlikten dönme Müslüman görünenlere de, Müslümanlıktan dönme komünistlere de bu mesajım şuanda sizin kanalınızla onlara ulaşmış durumda.

MUHABİR: Evet, efendim seyircimiz yine ismini yazmayan bir seyircimiz göndermiş, diyor ki; Kuran okurken bir ayette “sen kabirlerde olanlara işittiremezsin” ifadesini gördüm

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Bunu tam anlayamadım burada kast edilen mana ne olabilir, diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Bazen insanlar gidiyor kabrin başında konuşuyorlar, işte ne yapıyorsun ne ediyorsun ben şunu yapıyorum bunu yapıyorum, yani duymaz ölmüş artık o başka bir âleme geçmiş başka bir boyuta alınmış. Ölen başka bir boyuta alınır ve Allah artık bir perde vardır dönemezler diyor, başka bir boyuta geçmiş bir insanla sen istediğin kadar konuş ayrı bir âleme alınmış o, onun için onun beyhude bir çaba olduğunu Allah belirtiyor.

MUHABİR: Efendim şunu soracağım bir de, ciddi hastalıklar geçirenler komaya girenler bir kısmı şöyle söylemlerde bulunuyor, işte ben ölmek üzereydim ama işte dünyaya döndüm bir ışık gördüm böyle bir şey var mıdır, olabilir mi gerçekten? Yoksa bir hayal ürünümüdür?

ADNAN OKTAR: Bu doğru değil, çünkü bakın ölümde bir kere ani netleşme oluyor, yani bu yeni bir boyuta girdiği için artık o gün görüş keskindir, yani hem duyma hem görüntüde bu üç boyutta bir daha keskinlik netleşme oluyor. Böyle bir olay yok o adamlarda. Zaten Allah olmaz diyor ama tabii imkânsız değil Allah tabii Cenabı Allah istese yapar, yaratır. Amma Kuran’ın ifadesine göre mümkün değil, yani o şeye göre mümkün değil ölen bir daha dönmez. Ama yani mesela bazen Kuran’da var öyle vakalardan bahsediyor Cenab-ı Allah, Allah dilerse onu yapabilir. Ama o netlik apayrı bir şey mesela cennet de öyle. Mesela şimdi biz dünyayı görüyoruz ama üç boyutlu olmakla beraber gene de iki boyutlu olduğu anlaşılıyor bu görüntünün yani o kadar da üç boyutlu değil. Bu bir dünyanın eksikliğidir, ahrette cennet çok keskin şekilde üç boyutludur. Yani çok nettir. Bakar bakmaz anlarsın yani çok sıhhatli bir olay sesler kokular bütün duyular çok net ve keskindir. Burada bir fluluk vardır. Uzaktan bir sesi duyamazsın ama cennette en uzaktaki sesi bile duyarsın, mesela en uzaktaki şeyi görebilirsin cennette yani böyle hani miyop gözlü bunlar dünyanın bir aczidir, yani insanlara verilmiş acizdir bunlar. Mesela en uzaktaki kokuyu alabilirsin, en uzaktaki bir şeye anında ulaşabilirsin, yani uzak ben buraya nasıl gideceğim demezsin. Mesela uzakta bir dostunu görürsün anında onun yanında olursun, isterse yani 1 milyon kilometre ötede olsun yani o anda orda olursun. Işık hızının daha üstünde bir hız vardır hayal hızı vardır. Hayal hızı yani insanın orda bir anda oluşması, yani mesela ışık hızında belirli bir yol almak gerekiyor ama bunda öyle değil ani yaratmayla anında orda olursun. Allah’ın dilemesiyle, bunlar olacaktır. Olaya bakış açımızda da tabii genel olarak bütün bu mantıkların hepsini bilmemizde fayda var. Ama bunlar için tabii www.harunyahya.com ,www.harunyahya.org sitelerinde çok kapsamlı bilgiler var.

MUHABİR: Evet seyircilerimizin…
 
ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: …girip daha detaylı araştırabilecekleri iki adres, efendim İstanbul’dan Sinan Kuşçu beyefendi ve Yavuz Arık beyefendi yakın sorular sormuşlar onları aktaracağım size, Sinan Bey diyor ki, bugün Hollanda’da Türk Hava Yolarının bir uçağı düştü ve 9 kişi hayatını kaybetti ki programı açarken…

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin hepsine İnşaAllah

MUHABİR: …bahsetmiştik Allah rahmet eylesin demiş seyircimiz de. Bu haber ben de dâhil birçok insanın ölümün ne kadar yakın olduğunu hatırlamasına neden oldu. Etrafımdaki bazı insanlar fazla acı çekmeden ölmüşlerdir İnşaAllah dediler, ölüm tam olarak nasıl bir şey Hocam Allah bizim canımızı nasıl alıyor diye sormuş, Sinan Bey. Dilerseniz bunu yanıtlayalım diğeri çünkü konuyu farklı bir yere götürebilecek bağlantılı ama.

ADNAN OKTAR: Mümin için ölüm son derece zevklidir, yani ona yapılan tavır onun karşılaşacağı olaylar son derece zevklidir, ruhunun alınışından ayrı zevk alır ve karşılaştığı insanların güzelliğinden ayrı zevk alır. Mesela Azrail (A.S.) olağanüstü şık ve son derce güzel kokularla, güzel bir görünümle ve son derece efendi ve güzel bir üslupla canını almaya geldiğini söyler. Yani Allah’ın huzuruna götüreceğim seni der ama müthiş bir coşku ve sevgi muhabbet olur, müminde karşılıklı derin bir sevgi ortamı meydana gelir.

Ama küfürde olay baştan sona dehşet verici, Allah vermesin, yani her safhası dehşet verici yani o acı safhası ayrıdır canının çıkması safhası ayrıdır, götürülmesi safhası ayrıdır, mesela dövülerek götürülür, orda gene götürüldükleri yerde gene aşağılanıyorlar, mesela yerde sürüklenme vardır, yerde apallıyarak gidiyorlar, yani ayakta yürümüyorlar.

Mesela gözleri görmez halde oluyor bir kısmının bir, kısmının kulağı işitmez halde oluyor. Yani çok çok rahatsız edici bir konumda oluyorlar, aslında yaptıklarından yapacaklarından pişman edecek bir durum oluyor ama insan zannediyor ki değil mi baya pişman olmuştur diye düşünüyorsunuz öyle değil, enaniyetleri azgınlıkları orda daha da gelişiyor cehennemde.

Göz ucuyla bakarlar diyor, Allah pişmanlıklarını gizlerler diyor, ayette. Yani daha da kuduruyorlar daha da tersleşiyorlar. Ve Allah’a doğrudan Ya Rabbi bana şöyle bir nimet ver demiyor birçoğu, ‘Rabbine söyle’ de diyor. Mesela oradaki cennet bekçilerine cennet zebanilerine bu şekilde hitapta bulunuyorlar ve müminlere de oradan mesela cennette oradan seslenişi, tepkileri biliyorlar bu tarz hitapları var.

Amma bunu gören müminler cennetin kıymetini kat, kat, kat, kat anlamış oluyorlar. Yani bir kardeşim sormuştu cennette insan acaba sıkılır mı, diye. Cennette insan sıkılmaz yani acayip zevklidir cennet. Yani nimet yurdudur, her gün bayramdır cennet. Her gün sonsuza kadar bayramdır ve şiddetli zevk ve neşe içerisinde bir bayramdır.

Yani Rabbinin güzelliklerine kavuşmuşsun rahmetine kavuşmuşsun Allah’ın rızasını kazanmışsın cennetine gelmişsin bir insan nasıl sıkılır ve istediği her şey var. Ve her an her şey yaratılıyor istediği gibi. Mesela sık sık yüzü değiştiriyor Allah, mesela sürekli yüzü değişir, istediği sürekli bir şey olduğunda bir güzellik olduğunda değişir o. Mesela eşyanın şekli değişir kokunun şekli değişir, yiyeceklerin şekli değişir, aklından ne geçerse ne isterse anında oluşur. Bu çok, çok büyük bir nimettir. Amma cennetin kıymetini en iyi bilmelerine neden olan şeylerden bir tanesi cehennemi görmeleridir müminlerin. Yani O’nu gördükçe kıyas yapıp, yapıp cennetin böyle taşlarını öpecekler İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim, az önce Azrail’in geliş anını ölüm anını anlatırken bilinenden, bilinen demeyim de görünenden işte karikatürlerde bazı televizyon şakalarında Azrail tasvirleri yapılıyor. Sizin söylediğinizde tam zıt yani sanki çok kötü bir şeymiş elinde bir orak varmış onunla can alacakmış gibi tasvirler yapılıyor ama sizin söylediğiniz ölüm anından hiçte korkulmasını gerektirmeyecek bir şekilde tasvir ettiniz.

ADNAN OKTAR: Müminlerin Azrail ile karşılaşmasında mümin zaten Azrail’in güzelliğinden hipnotize oluyor. Müthiş yakışıklı Azrail (A.S.) yani tarif edilemeyecek derecede yakışıklı ve güzeldir, yanındaki heyet de öyle. Heyet-i hâzirûn onlar da müthiş güzel varlıklardır. Dolayısıyla mümin için çok büyük bir nimettir. Ama küfür için Azrail yani onlara zannedildiği gibi böyle yani insanın kafasındaki gibi değil çok çok şiddetli bir azap verici tavır göstertir. Ama güzelliğinde gene kusur olmaz Azrail’in, yani her zaman güzeldir Azrail. Ama verdiği acı çok şiddetlidir. Ve oradaki görevlilerin verdiği acı çok şiddetlidir yani ona yardımcı olan meleklerin verdiği acı çok şiddetlidir.

MUHABİR: Efendim Yavuz Bey’in, Yavuz Arık Bey’in sorusu da şöyle idi, diğer soruyla bağlantılı dediğim soru depremler ve uçak kazarlı arasında bir bağlantı olabilir mi, diye soruyor. Yabancı gazete ve dergilerde çıkan bir şemada önce deprem sonra da uçak kazaları art arda denk gelmiş sürekli bunu nasıl yorumlamak lazım diyor.

ADNAN OKTAR: Allah biliyor tabii, insanları tenzih ederim de fakat masonların bazı olaylarda psikopatlığından şüpheleniyorum, yani çünkü onlar deprem olunca yer güçlerinin gökten de böyle kurban istediğine inanma şeklinde böyle bir anormal manyaklıkları var yani sapıklıkları var. Bazen böyle kasten kazalarda meydana getiriyor olabilir bu psikopatlar, öyle söyleyeyim. Yani kasten ve özellikle yapıyor olabilirler.

MUHABİR: Evet, İstanbul’dan Sevgi Hanım şöyle bir soru göndermiş efendim, diyor ki Kuran’da şefaat kavramını biraz açıklayabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Biz ahrete gittiğimizde müminler herkes peygamberleri ve imamlarının yanında olacaklar, mesela Peygamber Efendimiz o güzeller güzeli Nur gibi, Müslüman ümmetin önünde olacak. Orda mesela falanca kişi Cenab-ı Allah ‘sen buna şefaat ediyor musun’ yani bu cennete girsin mi diyecek, bu güzellik olsun diye yani Peygamberimize bir iltifat olsun o kişiye de Peygamber sevgisini ona tattırmak için bir iltifat olsun diye yapılan bir güzellik bu. Yoksa zaten cennete girecek cennete girer zaten ama Peygamberimiz vesilesiyle giriyormuş gibi bir üslup oluşuyor orda. Buna şefaat diyoruz, İnşaAllah. Peygamberimiz ‘ya Rabbi’ diyor ‘o iyi bir insan’ diyor ‘güzel bir insan’ diyor ‘ben ona şahadet ederim’ diyor ‘mümin ve muttaki’ diyor. Mesela o, O’nunla beraber cennete girmiş oluyor İnşaAllah. Bir güzellik olsun diye İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, çok önemli bir soru, Canan Şeker Hanımefendi göndermiş, İstanbul’dan. Ünlüler ile ilgili sormuş ama daha genişe de yaymak mümkün, ünlülerin çoğu ve birçok insan uyuşturucu kullanıyor diyor, bunun sebepleri nelerdir? İnsanları buna sürükleyen nedenler ne olabilir, diye soruyor. Ama bunu sadece işte ünlülerle veya belli bir yaşam standardındaki insanlarla sınırlamamak lazım belki de, yani ilkokullara kadar artık hem uyuşturucu hem sigara girmiş durumda daha ileriki yaşlarda alkol buna dahil oluyor belki. İnsanların kendi kendine zarar vermesini nasıl yorumlayacaksınız bu yollarla

ADNAN OKTAR: Şimdi insan da, insanın kalbinde Allah aşkı olmayınca Allah aşkıyla etrafa bakamıyor, Allah aşkıyla etrafa bakamayınca tutkuyu ve sevgiyi kaybediyor. İçindeki o muazzam gücü kaybediyor. Tutku ve aşkı insan kaybettiğinde sevgiyi kaybettiğinde içinde muazzam bir boşluk meydana gelir, artık onun yerine sıkıntılar azaplar korkular telaşlar gerginlikler şüpheler kuşkular bunlar alır. Bu acıdan kurtulmak için de bu insanlar ya uyuşturucu hap kullanıyorlar, ya kokain esrar çeşitli aklı örten akla zarar veren insan bedenine ruhuna zarar veren tehlikeli maddeler kullanmaya başlıyorlar ve sonunda tabii çok kötü oluyor.

Allah vermesin hem ruhen, bedenen de çöküyorlar maddi yönden de çöküyorlar. Bazen ceza evlerine düşüyorlar bazen toplum tarafından dışlanıyorlar eziliyorlar yahut o uyuşturucunun etkisindeyken suç işliyorlar uyanınca da ben haberim yoktu diyor ama yapmış bir kere. Tabii bu onu kurtarmıyor yani öyle bir şey yapmış olması onun için tabii bu milli bir felakettir çok tehlikeli bir şeydir. Buna karşı toplum olarak millet olarak çok ciddi bir tavır sergilememiz gerekiyor. İnsanları Kur’an ahlakına davet etmemiz Allah sevgisinin o güzel kucaklayıcı sıcaklığına insanları yaklaştırmamız tutkunun sevginin derinliğin aşkın güzelliğini insanlara anlatmamız her şeye Allah aşkıyla bakmamız Allah’ın tecellisi olarak her şeyi görmemiz dolayısıyla da dünyada çok mutlu ve güzel yaşamamız esastır. Tabi biz mutlu olalım diye iman etmeyiz iman ettiğimiz için mutlu oluruz. Bu da çok önemlidir.

MUHABİR: Efendim, daha birçok sorum var size ileteceğim ama…

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Kısacık bir reklam arası versek müsaadenizle, efendim kısa bir aranın hemen ardından tekrar karşınızda olacağız ve merak ettiğiniz konuları konuşmaya devam edeceğiz, lütfen bizden ayrılmayınız.

Efendim Çay Tv ekranında Labirent programındaki birlikteliğimiz devam ediyor Sayın Adnan Oktar’la sohbetimizi sürdürüyoruz.

Efendim ilk bölümde konuştuğumuz konulara çok yakın bir soru gelmiş ki ilginçtir reklam arasında yayın ekibindeki arkadaşlarımızdan bir tanesi de çok benzer bir soru sordu. Seyircimizden gelen sorumuzu aktarayım bizim arkadaşlarımızın sorusuyla birleştireyim onu. Konya’dan Münevver Işık hanımefendi göndermiş, diyor ki, Kuran’da Ebu Leheb ve karısının cehennemdeki durumlarıyla ilgili ayet vardır, insanlar cennette ya da cehennemde eşlerinin yanında mı olacaklar diyor. Bizim ekibimizden arkadaşımız da çok benzer bir soru sordu eşlerden bir tanesi cenneti hak etmemişse biri cehenneme biri cennete gitmişse cennete giden eş durumu ne olacak gibisinden bir soru sordu.

ADNAN OKTAR: Şöyle açıklayım, Allah iman konumuna göre, yani Allah için iman dereceleri önemlidir, kimin eşi olduğu Allah için önemli değildir. Fakat mesela Ebu Leheb’in karısı aynı kafadan aynı mantıkta o sebeple aynı yere konulmuştur.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ama mesela Firavun’un Hanımı bu mümin ve muttaki bir kadındır ve cennetliktir bu. Ayrılmıştır yani, o kafayı savunmamıştır, yani onun mantığını onun ahlaksız felsefesini savunmamıştır. Hz. Musa ile birlikte hareket etmiştir ve Allah onu cennetine koymuştur. Mesela Nuh’un hanımı da anormal bir kadındı, Allah onu cehenneme koymuştur. Nuh’tan ayırmıştır. Mesela Lut’un hanımı da öyle o da kâfirdi, Allah onu ayırmıştır. Onun için takvaya Allah önem verdiğini biz burada açıkça görüyoruz.

Mesela ahlaksız bir insanın hanımı vardır, mümin muttakidir, bu kadın eşinden ayrılır yani Allah onu zaten onun nikâhını geçerli saymıyor Cenab-ı Allah. Ahrette onu ayırıyor. O ahrette bekâr hükmündedir ve mümin bir erkekle takva gördüğü, Allah’ın rızasını en çok gördüğü kimse Allah onu onunla evlendirir ahrette. Kimde Allah’ın rızasını en çok gördüyse, dolayısıyla Allah’ın rızasının en çoğu ölçüdür, bu tarz olaylarda ve her şeyde.

Mesela ben buraya da gelebilirim gezmeye de gidebilirim. Bir başka yerdeki insanlara toplantı sohbet de yapabilirim, hangisinde Allah’ın rızası daha çok benim için buraya gelmekte Allah’ın rızası daha çok benim için, ben burayı tercih ediyorum.

Evlenirken de kadınlar Allah’ın rızasının en çoğunu arayarak evlenmesi lazım. Yani mümin mi, muttaki mi, bu insan güzel ahlaklı mı, güzel ahlaklıysa güzel ahlak adına ne yapmış Kuran’a İslam’a ne hizmet etmiş hayatı nasıl geçmiş bunlara bakmaları gerekir.

Tabii sırf parasına puluna boyuna posuna bakarsa Allah o boyunu posunu ona bu sefer bir bizon gibi göstertir Allah ona yahut iri bir domuz gibi göstertir ve itici gelir. Allah onun kalbinden muhabbeti alır. Mesela konuşmaları ona batar ve rahatsız olur. Mesela onun ona sarılmasını yani domuzun onu öpmesi gibi domuzun ona sarılması gibi görür ve tiksinir elinde olmaz Allah o muhabbeti alır ellerinden. Parası da onu rahatsız eder çünkü zengin bir eşi vardır mesela o paranın kendine geçmesini düşüneceği için her gün aralarında bir mutsuzluk olur böyle tiplerde. Yani evi üstüme yaptır der mesela kadın kendi üstüne yapılmasını ister evin. Arabanın üstüne yapılmasını ister adam da şüphelenir yapmaz karşılıklı güven olmadığı iddiasıyla bu sefer

MUHABİR: Ekonomik krizin yaşandığı şu günlerde bor yine gündemde Türkiye’nin dünya üzerindeki rezervlerin %75’ine sahip olduğu bu maden enerji üretiminde son nokta olarak tanımlanıyor. Sizce Türkiye, Allah’ın bir nimet olarak topraklarımızda yarattığı bu maden üzerinde yoğunlaşarak bir enerji devi haline gelebilir mi? Bu konuda nasıl ilerlememiz gerekir, diye soruyor seyircimiz.

ADNAN OKTAR: Biz hem enerji devi olacağız, hem askeri dev olacağız, hem siyasi dev olacağız, hem ekonomik dev olacağız, her konuda dev olacağız. Hem de devlerin devi olacağız. Ama bu Türk İslam Birliğiyle olacak. Yani bor madeni ile biz zengin olmayacağız ben söyleyeyim bor madeninden o anlamda bir şey çıkmaz yani o bizim dişimizin kenarında kalır. Bizim ufkumuz çok büyük, hedefimiz çok büyük, büyüklük hedefimiz çok fazla, İnşaAllah bütün dünyayı besleyecek bütün dünyayı kurtaracak bir hedefimiz var, Türk İslam Birliği dünyanın en büyük yapılanmasıdır, en mükemmel yapılanmasıdır. Dünyayı şefkatle kucaklayacak bir sistemdir ve bütün dünyayı zengin edecek bir sistemdir ve muazzam bir medeniyet muazzam bir güzellik adeta cenneti andıran bir güzellik meydana gelecektir. Bizim hedefimiz budur, İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim İstanbul’dan Serpil Küsmez hanımefendi şöyle bir soru göndermiş. Hıristiyanlıkta uygulanan rahibe günah çıkarma ritüelini nasıl değerlendiriyorsunuz, diye soruyor. Bu dinimizde yer almayan bir uygulama hatta Hıristiyanların arasında bile tartışma konusu olabiliyor. Bugün Vatikan ile ilgili çıkan bir haberde bir kesim Hıristiyan’ın bu ritüeli uygun bulmadığına dair bir not vardı, sizin bu konudaki yorumunuzu merak ediyorum, diyor seyircimiz.

ADNAN OKTAR: Yani şimdi burada tabii biraz Hıristiyanlığı öyle bir bozdular ki, öyle bir anormal şekle getirdiler ki, böyle kendilerine zulüm ediyorlar yazık bu Hıristiyanlar topluma buradaki insanlara da yazık, yani bir insana gidiliyor gidilecek ve denecek ki benim günahlarımı affetmesi için Allah’a söyler misin? Şimdi hâşâ bu nasıl bir sözdür bu, yani bunun nasıl bir mantığı olabilir. Yani Allah’a doğrudan biz dua edecekken ‘sen dua eder misin’ demek niçin olsun böyle bir şey, biz kendimiz dua ederiz yani Allah bizi muhatap alıyor zaten biz Allah’ın kuluyuz, biz sorgulanacağız, yani neyi düğü belirsiz birisine bunu söyletmekte ayrıca garip yani. Ya cehenneme gidecekse o adam yani ayrıca ne biliyorsun ne diyeceğini sen doğrudan söylesene dilin yok mu, aklın yok mu, Allah seni kulu olarak yaratmış senin dua etmeni istiyor zaten. Kendiyle bağlantıya geçmeni istiyor Allah’la bağlantıya geç dua et, ibadetini et yani nerden baksak Hıristiyanlığa bir şeyler ilave ederek bambaşka bir şekle getirmişler Seyyidina İsa Hz. Mesih geldiğinde Allah ondan razı olsun bütün bu anormallikleri gariplikleri kısa sürede yerle bir edecek hepsini ortadan kaldıracak İnşaAllah. Yani işte o putları ondan sonra domuzu bunları hepsini ortadan kaldıracak o garip inançları da ortadan kaldıracak İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim Ankara’dan Lale Bahar hanımefendi şöyle bir soru iletmiş bize, bir Kur’an ayetinde Rabbimiz cehenneme doldun mu diye seslenildiğini onun da daha var mı diye cevap verdiğini bize bildiriyor. Cehennem böyle konuşan, cevap veren bir varlık mı ki, diyor. Açıklar mısınız?

ADNAN OKTAR: Cennetin de cehennem de tamamı şuurludur, yani cehennemim her yerinde Allah vardır, cennetin her yerinde Allah vardır ve her yer şuurludur. Mesela dünyada da aslında her şey şuurlu fakat Allah bunu zaman, zaman meydana getirir. Mesela çamuru al diyor Cenab-ı Allah çamura kuş biçiminde bir şey yap diyor, onu da gene yapan Allah’tır üfür diyor anında uçuyor kuş olarak. Bu aynı zamanda cennetin de bir özelliğidir ama dünyadaki bir tecellisidir bu.

Mesela Hz. Musa’nın asası, ne işine yarar diyor Cenab-ı Allah, soruyor bunu, davarlarıma ot silkelerim onunla çeşitli faydalar vardır benim için diyor, Cenabı Allah’a anlatıyor. Hâlbuki Allah’ın tecellisi o asa. Yani bir anda mesela at onu yere diyor attığında birden yılana dönüşüyor hemen hayvan böyle hareketlenerek kaçmaya başlıyor. Kendisi de kaçıyor tabii Hz. Musa çok muhterem çok mübarek ve çok sevimli bir peygamber huyu da çok güzel ve çok heyecanlı bir peygamber. Allah geri çağırıyor ‘korkma’ diyor ‘benim katımda peygamberler korkmaz’ gel geri al onu diyor, aldığında yeniden asa haline geliyor.

İşte bu da cennetin özelliklerindendir, dünyada bu zaman zaman, Allah böyle tecelli eder. Ama cennette her şey tam anlamıyla şuurludur yani mesela bir odanın şeklini istersen değiştirebilirsin mesela aklından geçmesi yeterlidir. Hemen değişir şekli yani akıllı olmayan hiçbir şey yoktur. Her şey akıllıdır, cehennem de akıllıdır. Yani onlara eziyet etme görevi almıştır cehennem tamamı akıllıdır yani taşı toprağı her yeri akıllıdır cehennemin ve bütün sistem azaba göre kurulmuştur cehennem de yani mesela orda ki bir çakıl taşı bile görevi azaptır onun acı vermektir veya rahatsızlık vermektir. Yani nereye dönseler acı duyar küfür. Cennette de cennetin her bir çakılı bile mutluluk vermekle görevlidir. Mesela çakıla şarkı söyle dersen şarkı söyler, mesela sehpa haline gel dersen çakıl hemen sehpa haline gelir.

MUHABİR: Yani nasıl olsa bütün Müslümanlar cennete gidecek diye bir düşünce var, bu gerçekten böyle midir? Yani bu kadar rahat mı yaşanmalıdır? Nasıl olsa cehennemde 3 yıl 5 yıl veya süre ne ise azabımı çeker sonunda neticede cennete gideceğim diye düşünmek doğru mudur?

ADNAN OKTAR: Ben o kardeşlerime işin bu konunun tam doğrusunu söyleyeyim, çok büyük hata yaparlar yani çok pişman olurlar, aman sözümü dinlesinler sakın böyle bir şeye girmesinler. Yani bir daha geri dönüşü olmayacak büyük bir belanın sonsuz bir belanın içine girerler sakın ha sakın öyle bir şey yapmasınlar, öyle bir şeye de yaklaşmasınlar, Allah’ın hususi seçtiği bazı insanlar için bu geçerlidir. Yoksa Kur’an ayeti açıktır, sonsuzdur cehennem, diyor Cenab-ı Allah yani ‘iğne deliğinden urgan geçinceye kadar’ diyor ‘çıkamazlar’ diyor. Yani gerçek, çıkamaz demek istiyor Cenabı Allah, ancak Allah’ın hususi koruduğu kişiler hariç, hususi affettiği kişiler hariç sakın böyle bir şeye güvenip böyle büyük bir tehlikenin büyük bir belanın sonsuz belanın içine girmesinler, İnşaAllah.

MUHABİR: Bu belki de şeye benziyor, az önce bahsettiğimiz rahibe gidip Hıristiyanlıktaki günah çıkarmaya…

ADNAN OKTAR: Tabii, tabii

MUHABİR: Benziyor belki de, ‘Nasıl olsa yerim garantidir’ diye düşünmek

ADNAN OKTAR: Yani çok büyük bir pişmanlık yaşarlar çok, çok büyük bir pişmanlık yaşarlar sakın böyle bir şey düşünmesinler, İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim Ankara’dan İbrahim Özer Beyefendi şöyle bir soru göndermiş, bugün gazetelerde şöyle bir haber dikkatimi çekti diyor, ABD’nin ünlü paparazzisi Nicole Queen youtube.com da İslam’ı anlatan videolar sayesinde Müslümanlığı kabul etti diye yazıyordu haberde, dünyada birçok insan Müslümanlığı seçiyor bu konu hakkında ne söylemek istersiniz, diyor.

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu bize gelen maillerde hep Harun Yahya Eserlerinden etkilendiklerini söylüyorlar, yani olayların %95’inde ben bunu duyuyorum, yani bize gelen maillerde de bunu duyuyorum, yani o kadar fazla mail geliyor ki binlerce mail geliyor bize ve binlerce olay var. Mühendislerden profesörlerden doktorlardan sanatçılardan ev hanımlarından Hıristiyanlardan yani Hıristiyan mesela Musevi dönüş yapan çok, çok insan var, MaşaAllah ama hep kaynak olarak Harun Yahya eserlerini göstertiyorlar. Allah’ın bu eserlere onları vesile etmesine tabii büyük bir nimet Allah hamd ediyorum Elhamdülillah daha da İnşaAllah Allah etkisini arttırsın bizi de vesile ettiği için Allah’a hamd ediyorum.

MUHABİR: Efendim İzmir’den Burak Bey, Burak Yıldırım ilginç bir bağlantı kumuş şöyle bir soru soruyor size, deccal tek gözlüdür Buhari 13, enbiya 3 rüya 11 hadisinden yola çıkarsak ABD parası olan 1$ arkasındaki piramit sembolünün üstündeki tek göz amblemi deccal mıdır, diye soruyor. Onu mu ifade eder diyor.

ADNAN OKTAR: Güzel bir tespit kardeşimizin tabii güzel bir tespiti yani Deccaliyet dünyaya madde gözüyle bakacaktır, mana gözüyle bakmayacaktır, o yönden gözü kördür ve tek göze bunlar meraklıdır hakikaten. Tek gözü bütün mason localarında kullanırlar, masonluğun ana amblemidir, üçgen içinde bakan bir göz, yani mason localarına girdin mi, en çok dikkati çeken odur. Onların üzerinde durduğu bir konudur bu, şeytanın gözünü temsil eder masonlukta. Şeytanın her şeye hâkim olduğunu şeytanın işte olayları yönlendirdiğine inanırlar, yani şeytanı onlar hâşâ Allah gibi görürler. Ve ona adeta taparlar adeta değil tapıyorlar, bu yapıdır fakat gelecek deccal Mesih deccal aslında bir şeytandır, yani normal bildiğimiz şeytandır, fakat insan suretinde gelecek.

İns ve cin şeytanlardan bahseder Kuran, insanlar şeytan olan varlıkları hep böyle görünmez varlık olarak bilir hâlbuki insan olarak aramızda gezen çok fazla şeytan vardır insanlar bilmiyorlar. Bunlar yemek yer konuşur gezer sohbet ederler yani şeytan denince hep böyle aksilik yapar ahlaksızlık yapar ve mutlaka anlarız gibi düşünüyorlar öyle değil zaman, zaman iyilik yapıyor gibi de göstertebilir şeytan. Yani sakın diyor ‘aldatıcılar sizi Allah ile aldatmasın’ diyor Allah ayette. Mesela Allah’tan dinden de bahsedebilir, ama mesela komünist kafalı oluyor PKK ruhunda oluyor, Stalinist kafada oluyor yahut mason olmuş oluyor, onun için hizmetini tavrını çok iyi değerlendirip Kuran’a gerçekten uyuyor mu, Peygamberimize karşı gerçekten muhabbeti var mı, samimi mi ona bakmak lazım. Yani delalet içinde olup olmadığı müminler zaten basiretiyle ferasetiyle hemen anlar bir insanı.

MUHABİR: Evet, efendim Fransa’dan Mikail Bey bir soru iletmiş, diyor ki ben Fransa’da liseli bir öğrenciyim. Fransa’da darwinist ve ateistlerin arasında kaldığım anda sizi tanıdım Allah’a çok şükür, size bu soruyu sormak istedim, Mehdi’nin olduğu yerde deprem olmayacağını söylediniz ama 1999’da İstanbul’a yakın olan Gölcükte büyük bir deprem oldu, Mehdi o anda İstanbul’da mıydı? Yoksa daha zuhur etmedi mi?  

ADNAN OKTAR: Bakın İstanbul deyince bilinen bir yer vardır İstanbul vardır, yani bir İstanbul’un dış kısımları vardır, deprem adalara kadar geldi biliyorsunuz, adalarda birden yerin altına geçti deprem gitti gitti gitti gitti gitti İstanbul’u tamamen geçti yaklaşık Avcılar tarafından çıktı.

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: …ve deprem İstanbul’a dokunmadı…

MUHABİR: Ki bir tarafta İzmit çok ciddi zarar gördü.

ADNAN OKTAR: Evet, deprem İstanbul’a dokunmadı, kast edilen budur yani. İstanbul’a Mehdi’nin olduğu yerde deprem olmamıştır, İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, efendim İzmit’ten Ayten Hanım şöyle bir soru iletmiş cennetteki huriler dünyadaki kadınlar cennette de aynı mı olacaklar, diyor bu konuyu merak ediyorum. Bir de Kuran’da bahsedilen ideal kadın karakterinden bize bahseder misiniz? normalde kadınların çoğunda kıskançlık dedikodu ve benzeri kötü huylar var, bunlardan kurtulmak için bulunacağınız tavsiyeler var mı, biz bayanlara, diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, huriler çok güzel olacaklar ama cennet kadınları manen ve heybet yönünden etki yönünden çok daha güzel ve güçlü olacaklar yani göze çok daha güzel gelecekler. Mümin bir kadının nasıl olması gerekir sorusuna cevabım şöyle olur, mümin bir kadın Allah aşığıdır yani deli âşıktır kendini tamamen Allah’a teslim etmiştir, dünya çıkarlarından tamamen kendini kurtarmıştır hırstan böyle şikaktan kıskançlıktan hasetlikten kurtulmuştur.

Mesela kıskanç bir kadının yüzü kirlenir kararır yani kötü olur bakışları falan bir nursuzluk gelir mesela hırslı bir kadının bereketi kalmaz yani yüzündeki heybeti Allah alır. Çünkü kadın dediğimiz şey onun ruhundaki derin güce biz kadın diyoruz, etine kemiğine kadın demiyoruz, çünkü iki bacak iki kol atta eşekte hayvanda her şeyde herkeste var yani illaki birçok canlıda var böceklerinde kolu bacağı oluyor. Ama özellikle bütün hayvanların var. Onu kadın yapan ruhundaki o derin güç işte güzel ahlaktan kaynaklanan Allah’ın mucize olarak meydana getirdiği bir güç vardır buna kadın denir, bu insanı etkiler, mümini etkiler. Bu işte Allah aşkını gördüğümüz o tarif edilemeyen güzellik O’dur.

Yoksa ben mesela haset ederim diyor kadın, kıskançlık da yaparım kavga da yaparım, dünya hırsımda olur ama güzel olurum diyor güzel asla olamaz böyle bir kadın yani istese de olamaz isterse gitsin baksın aynaya asla güzel olamayacaktır. Ruhu da asla güzel olamaz, hiçbir zaman neşeyi bulamaz sevinci bulamaz tutkuyu bulamaz yani kadınlık güzelliğini de bulamaz. Kadınsı güzelliğini de ifade edemez. Dolayısıyla erkek ondan etkilenmez, Allah o tip insanlarda bir soğukluk bir ruhuna iğdişlik verir. Yani ne yaparsa yapsın onu elde edemez. İstediği kadar süslensin istediği kıyafeti giysin istediği hareketleri yapsın, o ruhundaki iğdişlik o iticilik o kavrukluk o karanlık üzerinde olacaktır. Erkek için de aynısı vardır. Erkekte de istediği kadar süslensin istediği kıyafeti giysin ne yaparsa yapsın istediği kadar boyu posu olsun isterse böyle 2 metreyi geçsin hiçbir şekilde etkileyemez kadını. Yani o akılsızlığı kadın orda gördüğü müddetçe o hırsı o Allah’tan uzak olmayı o ruhundaki nursuzluğu gördüğü müddetçe kadın ruhundaki o gücü onunla bağlantıya geçiremez. Yani sanki böyle taşın üstüne su çapmış gibidir.

Ama müminde sünger gibi emer yani müminin karşısındaki sünger gibi emerler birbirilerinin sevgisini tutkusunu şiddetle emerler ve biz buna diyoruz karı-koca münasebeti denilen olay budur. Yoksa kolektif şirket anonim şirket tarzında küçük çıkar şirketler kurmak değil bunda sadece azap ve sıkıntı olur. Yani karşılıklı mesela güzel kadın alıyor arkadaşlarına gösteri yapmak için alıyor. Ne kadar aşağılayıcı bir şey sükse olsun diye götürüyor karısını ona buna millete göstertiyor. Kadın da yakışıklı erkeği gene kendisine sükse olsun arkadaşlarını kıskandırsın haset ettirsin işte kimle evlendi bak desinler diye alıyor. Bu ızdırap ortamında karşılıklı hem hasetlik hem kıskançlık gelişiyor hem karşılıklı acılar gelişiyor hem de birbirilerine karşı bir ruh matlığı meydana geliyor yani onu küt görüyor artık yani bir kof kütük gibi görüyor ruhundaki bir kofluğu hissediyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: O karşılığa o kofluğa karşı işte bilemediği bir iticilik bu diyor. Hani ne yaparsa yapsın o kurtulamıyor. Ondan sonra da boşanmaya karar veriyorlar. Ama boşanmak isteyip de boşanmayanların sayısı onlardan kat kat kat fazlasıdır. Yani sürekli kafasında bilinçaltında boşanma isteği olur ve bunu yapamayanların sayısı çok çok fazladır. Mesela erkek geliyor ben filmlerde falan görüyorum kadını gelip arkadan ensesinden öpmeye kalkıyor mesela kadın korkup irkiliyor tiksiniyor iğreniyor ama hissettirmiyor. Veyahut kadın geliyor erkeğe sarılıyor ama erkekte bundan çok rahatsız oluyor mesela çok itici bulur yani böyle bir mahlûk ona sarılıyormuş gibi gelir. Ancak imanla takvayla Allah’ın tecellisi olarak görürse Allah’ın verdiği özel bir güç devreye girer ama bu altıncı bir his olarak işte biz buna kadın erkek münasebeti diyoruz.

Onun için mesela insanlar bu soğukluğu gidermek için biliyorsunuz birçok şeylere başvuruyorlar, işte biliyorsunuz hatta böyle anormal hareketler hatta kendini gidip okutturuyor, hocalara okutturuyorlar, ilaçlar alıyor macunlar alıyor tedaviye gidiyor bunun özel doktorları da var biliyorsunuz, özel uzman doktorları var, meşhur olmuş doktorlar var. Bunlar doktorla profesörle üfürükçü hocalarla macunla efendime söyleyelim şerbetle olacak şeyler değiller.

Bunlar imanla tutkuyla akılla derinlikle Allah sevgisi ve Allah aşkıyla olan şeylerdir güzelliklerdir. Derin şekilde Allah aşkını yaşarsan hem kadından insan çok zevk alır hem çiçekten çok zevk alır hem çocuktan çok zevk alırsınız mesela küçük bir çocuk gördüğünde insan hipnotize olur Allah’ın bir tecellisidir o. Mesela 1 yaşında 1 çocuk olur annesinin kucağında insanların nefesi kesiliyor ona bakarken doyamıyor insan bakmaya.

Aynı şekilde mesela yaşlı nurlu bir dedeye de değil mi ona şefkatle yaklaşıyor yoldan karşıdan karşıya geçirmek istiyor, elinde bir ağırlık varsa onu almak istiyor otobüste yer veriyor. Ama dinsiz yetiştirilen egoist bencil yetiştirilen bir insan için yaşlı bir insan gördü mü sokağa bakmaya başlıyor mesela otobüste. Yolda gidiyorsa gözünü çeviriyor mesela adam iki büklüm baya acı çekiyor ne var aslan gibi delikanlısın al ellerinden paketleri amca nereye kadar istiyorsan götüreyim de, değil mi, saygı ve sevgi göster insan bundan mutlu olur Allah ona o zaman güç kuvvet verir neşe verir mutluluk verir. Kendini orda kurnaz zannediyor hâlbuki o zalimliğin egoistliğin acısıyla o an zaten hemen karşılaşmış olur. Hemen onun tokadını yemiş olur.

Çünkü ahlaksız olmanın acısı çok şiddetli bir şeydir. Karaktersiz olmanın acısı çok şiddetli bir şeydir. Mesela kıskanç insanın çektiği acı çok yüksektir, mesela öfkeli nefret eden bir insanın çektiği acı çok yüksektir çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Mesela evde bir insan sevdiğinden nefret ediyorsa düşman olarak görüyor seni o evde o rahat oturamaz artık. Yani rahat yaşayamaz, bünyesi kaldırmaz onun, ama küfür ruhunda insanlar tabii nasırlaşıyor halk tabiriyle ruhu kaşarlaşıyor artık bir odun gibi oluyor yani bir sığır gibi artık yani insanlıktan çıkıyor duygusuzlaşıyor o zaten bir nevi cehennem mahlûku gibi oluyor ona insan denecek hal de kalmıyor yani.

MUHABİR: Efendim Demir Demirhan Beyefendi şöyle bir soru göndermiş, diyor ki“Ahir zamanda gelecek Mehdi’nin işareti; Batı tarafından gelen sancaklılardır ki, onların başında Kendeli topal bir adam vardır”. (Naim bin Hammad Kitab-ul Fiten, s. 205) diye alıntı yaptığı kısmı da iletmiş bize. Diyor ki, bu hadisin sahihliği hakkında bilgi verebilir misiniz? Kendeli topal denen şahsiyet Amerika’daki bu mason ve gizli gurupların arkasındaki sizin daha önceki konuşmalarınızda ismini vermekten çekindiğiniz adam mıdır, diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki bu şahıs son derece önemlidir. Yani bu iddia edilen Ergenekon çetesinde de yani kilit insandır bu ve bu iddia edilen çetenin komünist mantığını almasında da komünist ruhu komünist felsefeyi öğrenmesinde de baş aktörlerden birisidir yani eğiticisidir. Bunun yani teorisyenidir ve eğiticisidir, ama tabii bunun gene ekibi takımı var ayrı başka yerlerden komünistlerden de bir ekibi var, ama verilen kişi doğru, yani hadislerde de belirtilmiş bir şahıstır ahir zamanın önemli bir şahsiyetidir. Yani Mehdi inancına İslam inancına karşı mücadele verecek ahir zamandaki komitenin bu ahir zaman yani deccal komitesinin mühim bir elemanıdır.

MUHABİR: Şöyle bir soru gelmiş efendim, Tuncer Oktay Giresun’dan göndermiş Tuncer Bey, altın çağdan sonra bozulmalar nasıl olacak dinsizlik yeniden nasıl ortaya çıkacak, diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın vefatından sonra gene birkaç tane Müslüman lider gelecek yani din büyükleri gelecek ama genelde bir artık bir bozulma başlayacak, hicri 1506 gibi diyor Said Nursi Hazretleri. Bir taife-i mücahidinin son zamanlarına bakar, diyor. Yani Mehdi’nin talebelerinin artık son devirleri son zamanlara bakar diyor. Bir süre sonra yani çeşitli üç ayrı tarih verilmiş 1577’ye kadar, hicri 1577’ye kadar üç ayrı inkilab-ı azime diyor yani çeşitli ihtilallar yani komünist ihtilalini andıran ihtilaller. Üç ınkılab-ı azime olacak diyor. Her inkılab-ı azimede daha da kötüye gidecek sistem, iyice azgınlaşacaklar iyice bozulacaklar yani gelecek ümitleri kalmayacak insanların, hani bir kurtuluş bekleme diye bir düşünceleri kalmayacak, ama küfür de ‘hani kıyamet kopuyordu, hani kıyamet vardı’ gibisinden iddialarda bulunacaklar.

Mesela açık açık sokakta fuhuş yapacaklar zina yapacaklar her türlü ahlaksızlığı yapacaklar, hadi mesela ‘Allah gelsin de (hâşâ) kıyamet koparsın’ diyecekler. ‘Bizde insan yaratıyoruz biz Allah’ız’ diyecekler hâşâ, mesela genetikle oynayacaklar böyle insanın hastalıklarıyla ilgili yeni gelişmeler olacak, onlardan dolayı kendilerine daha da güvenleri gelecek mesela farz edelim insanın belki kopmuş başını değiştirme imkânları olacak mesela, insanlara baş değiştirme ameliyatları yapabilecekler. Buna benzer teknolojide gelişmeler olacak, kendilerinin ilah olduğunu iddia etmeye başlayacaklar.

İşte böyle azgınlık gittikçe artacak, artacak sonra İslam’a Kuran’a ait ne varsa dünyada tamamen ortadan kaldıracaklar, diyecekler ki; insanları din işte kötü etkilemiştir yanlış etkilemiştir. Şu an yapılan iddialar var ya yani bunun gibi iddialarda bulunacaklar dolayısıyla biz dini yeryüzünden tamamen ortadan kaldıracağız diyecekler. Yani onlar da 3 milyon Müslüman’ı öldürmeye kalkışmışlardı Türkiye de biliyorsunuz Allah ayaklarına doladı ve yapamadılar biliyorsunuz ve yapamayacaklar da.

Ama son dönemde gene bir örgütlenme gene böyle bir azgın yapılanma gene derin devlet yapılanması olacaktır, bunlar bu sistemi gittikçe berbat ve çirkin bir çizgiye getirecekler, masonluğun desteğiyle ateist siyonistlerin desteğiyle böyle bir yapılanma gelişecektir. Artık öyle bir aşamaya gelecektir ki, tek Allah diyen kalmayacak Allah, Allah diyen kalmaz diyor Peygamberimiz hadiste. Allah yani kimse duymayacak Allah Allah kelimesini, o dönemde işte az sayıda Müslüman’ın canı alınacak kabz edilecek. Allah bir rüzgâr gönderir, diyor yani o Azrail (A.S.) ziyaretleridir, hepsinin tek tek canını alacak. 

Gene böyle bir akşam vakti gibi akşamla yatsı vakti gibi ben İstanbul açısından söylüyorum ki bu ahir zamana göre İstanbul esas alınarak anlatılmıştır ahir zaman hadisleri yani daima mesela Hızır buluşması diğer konular falan hep İstanbul’u esas alınarak anlatılmıştır. Mehdi’nin çıkışı İsa’nın gelişi o yüzden bunu açıklıyorum.

Boğazın iki yakası birleşecek birbirine dokunacak ve geri çekilecek ve yoğun bir magma ve ateş her yerden fışkırmaya başlayacak ve müthiş yükseklikte depremler meydana gelecek ve dağların eridiğini görürsün diyor Allah. Mesela yedi tepe yavaş yavaş yavaş yavaş kum gibi dağılacak dümdüz ova haline gelecek her yer. İşte bu aşamada çok şiddetli bir korku meydana gelecek insanlarda. Kur’an bunu belirtiyor, yani insanın normal refleksleri ortadan kalkacak normal konuşma da ortadan kalkacak, saçların beyazlanması herkesin saçı beyazlaşacak korkunun şiddetinden. Çünkü uzun sürecek bu depremler yani kıyametin ani olacağını zannediyor insanlar öyle değil, yani baya can çekiştirecek Allah günlerce sürecek deprem ve günlerce o dağların erimesi devam edecek, yani magmaların çıkması devam edecek. Artık meleklerin inmesi başlayacak melekler alenen inecektir gökten inecekler ama o onların korkusunu ve dehşetini kat kat artıracak. Çünkü hani ilahlık iddia ediyordunuz değil mi, hani siz her şey yapardınız, hani hâşâ Allah yoktu, hani Kur’an hak değildi, hani safsataydı bunlar hâşâ, Allah onlara bütün dediklerini geri onlara aldırtacak. Yani yaptıklarının hata olduğunu onlara göstertmiş olacak ve vaadinin hak olduğunu onlara göstertmiş olacak. Bu şekilde ama bu dünyanın her tarafında olacak bu şekilde İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim şöyle bir soru gelmiş Şahin beyden, Şahin Erdoğan’dan İstanbul’dan göndermiş, 6 ay önce 10 yaşındaki oğlumu trafik kazasında kaybettim diyor, seyircimiz, buluğ çağına girmeden ölen çocukların cennete sürekli çocuk olarak yaşayacağı söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Evet doğru

MUHABİR: Cennet çocukları hakkında bilgi verir misiniz?

ADNAN OKTAR: Onlar cennetin eğlencesi o küçük köfte cennette koşuşturacak. Onlar için tam müsaittir cennet onların böyle eğlenmesi için ama onlar sonsuza kadar çocuk olarak kalacaklar. Seveceğiz koşuşturacaklar tepemize çıkacaklar eğer cennete gidersek oraya buraya tırmanacaklar bağıracaklar çocuk çığlıkları cennetin özelliğidir. Böyle cennet neşesidir onlar, peygamberlerin yanına gideceklerdir onlar, peygamberleri onları sevecekler müminler sevecekler cennette zaten her yerde onların yiyecekleri olacak çikolatalar şunlar bunlar ne istiyorlarsa istedikleri gibi eğlenecekler, İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim Çankırı’dan Bülent Bey, Bülent Demir Bey şöyle bir soru göndermiş, Avrupa’ya medeni diyoruz ama aile yapıları çok bozuk acaba Avrupa’daki kiliseler hiç mi etki edemiyor insanlara.

ADNAN OKTAR: Şimdi Avrupa kilisesi öyle bir konumda ki bir kere darwinizmi kabul ediyorlar, yani bu durumda zaten adam nasıl onu makul görsün, nasıl mantıklı görsün, arkasından daha da vahimi var teslis inancı var, Hz. İsa’ya hâşâ Allah diyorlar. Yani bu durumda üniversite mezunu bir insan bu adamları nasıl mantıklı görsün yani ne desin bu adamlara yani nasıl inansın o da yetmiyor, daha da bu seferde diyor ki işte git rahibe günahını çıkartsın.

Kardeşim yani insaf yapmayın etmeyin yani bu kadar zulüm olur mu, zulüm ediyorlar, yani oradaki insanlara. Bırakın normal iman etsinler Allah birdir deyin Allah’a dua edin deyin işte bu sözler Mehdi tarafından onlara söylenecek. Mehdilik devrinde onlar tam Müslüman olma istidadı göstertecekler yani tereddütte olacaklar yani. Çünkü Hz. İsa’yı bekledikleri için tereddütte olacaklar işte tam böyle bir ortamda Allah’ın rahmetinden O nüzul edecek mübarek. O güzeller güzeli zaten istidatlı hazır oldukları için de ben Müslüman’ım Elhamdülillah ben Kuran’a uydum, diyecek bırakın bu safsataları bırakın bu yalanları bırakın bu anormal inançları doğrusu budur diyecek Allah birdir diyecek, Allah’a siz kendiniz dua edin diyecek, domuz eti de yemeyin haçları da kırın diyecek. Dünyada ne kadar haç varsa kırılacak, yani tamamı tahrip edilecek haçların ve kiliselerin hepsi camiye dönüştürülecek havralar camiye dönüştürülecek din olarak sadece İslam kalacak.

Kuran’da açık ayet vardır, şeytandan Allah’a sığınırım ‘sana inanmadık tek bir fert kalmayacak’ diyor Allah ehli kitapta. Hepsi iman edecekler diyor ve sana inanları diyor Allah kıyamete kadar hepsini küfrün üstüne geçireceğim, diyor kıyametin en yakın vaktine kadar. Yani sürekli Müslümanlar hâkim olacaklar diyor, bu dünya hâkimiyetine bakan ayettir.

O kıyamet için Hz. İsa için diyor Cenab-ı Allah O kıyamet için bir alamettir diyor. Bir tek O’nun için söylenmiştir, bu ayetlerde bir tek Hz. İsa için söylenmiştir başka hiçbir peygamber için söylenmemiştir. O’nu asmadılar onu öldürmediler diyor Allah, bir daha söylüyor Allah O’nu asmadılar ve öldürmediler. İki kere Allah O’nu katına ref etti diyor. Bunu da anlatacak Hz. İsa (A.S.), beni kimse asmadı diyecek ben asılmadım, Allah beni katına aldı yeniden geldim. 2000 yıl sonra yeniden geldim aynı elbisem aynı ayakkabılarım hatta cebindeki kendi paraları da olacaktır İnşaAllah Hz. İsa’nın, o devrin parası o devrin eşyaları kendi yanında taşıdığı o güzel koku kutusu küçük aynası o beylik eşyaları kendi eşyaları hepsi o şekilde ref edilmiştir, aynen o şekilde de geri gelecektir. Yani o yüzden herkes inanacaktır yani elbisesinin orijinalliği kıyafetinin orijinalliği hepsini insanlar göreceklerdir Hz. İsa’nın. Bir de ayrıca mucize gösterecektir, yani baya mucize gösterecektir Hz. İsa. Bir de efendiler efendisidir yani, yüzündeki ifadeden insanlar hipnotize olacaklardır, yani insanlar hiç peygamber görmediler biliyorsunuz çok uzun süreden beri. Peygamber çok uzun süre sonra insanlar ilk defa peygamber görmüş olacaklar, İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, efendim Kayhan Pamuk Beyefendi Gölcük’ten şöyle bir soru iletmiş bize, ‘sen öyle bir zamandasın ki, burada kişi emredilenin 1/10 birini bırakırsa helak olur, sonra öyle bir zaman gelecek ki, emredilenin 1/10 birini yaparsa kurtulacaktır’ bu hadisi açıklayabilir misiniz? Ahir zaman diğer zamanlara göre neden farklı olacak?

ADNAN OKTAR: Yani Said Nursi’de bunu açıklıyor diyor ki ‘feraizi yapan’ yani farzları yapan ‘kebairden kaçınan kurtulur’ diyor. Yani ahir zamanda siz sünnetleri tam yerine getiremeyebilirsiniz,   yani zordur şartlar, ama farzları yerine getirirseniz Kuran’da belirten emirleri yerine getirirseniz kebair büyük görülen günahlardan kaçınırsanız kurtulursunuz diyor. Hadisin işaret ettiği mana budur. Yani çünkü sünnetler her insan için kolay değildir. Ama farzlar rahatça yapılabilecek ibadetlerdir. İnsanlar 5 vakit namazlarını kılacaklar oruçlarını tutacaklar zekâtlarını verecekler helale harama dikkat edecekler. Ama sünnetleri zorluklar nedeniyle bir kısmını yapamıyorsa o ondan İnşaAllah sorumlu olmaz.

MUHABİR: Evet, efendim Ankara’dan Birgül Hanım şöyle bir soru göndermiş, Başbakanımız 1 Şubat’ta Yahudi vatandaşlarımıza karşı düşünen karşısında beni bulur, demiş. Sizin sözlerinizden etkilenmiş olabilir mi Sayın Başbakanımız, diyor.

ADNAN OKTAR: Başbakanımız O da Kuran’ı bilen İslam’ı bilen değerli bir insan, akıllı bir insan Kur’an ruhu ile hareket ediyor. Ben bu sözü nasıl Kuran’dan alarak söylediysem daha önce o şekilde beyan ettiysem O da tabii ki Kuran’ın etkisinde kalarak hadislerin etkisinde kalarak benim gibi, o şekilde söylediğini düşünüyorum, İnşaAllah

MUHABİR: Efendim şöyle bir soru gelmiş çok üzerinde konuştuk bugün cennet ve cehennemin ama Saci Alptekin beyefendi İstanbul’dan diyor ki, cehennemin en dibindeki en dibinde iblis mi olacak yoksa bir insan mı? Bu konuda bize bilgi verebilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Münafıklar olacaklar, ama şeytan hepsinin yanında olacak yani bütün dinsizlerin hep yanında olacak mesela münafıklar da iç içe olacak şeytanla, kâfirlerle iç içe olacak yani her tabakada her yerde şeytanla beraber olacaklar. 

MUHABİR: Efendim seyircimiz ismini yazmamış ama şöyle bir soru var Kaliforniya Üniversitesinden ve fizyologlarından Profesör Benjamin Libert 1973, yılında deneyler yapmış ve tüm kararlarımızın önceden belirlendiğini bilincin ise her şey olup bittikten yarım saniye sonra devreye girdiğini ortaya koymuştu. Bu kaderin ve insanın sadece Allah’ın ilham ettiklerini yaptıklarının bir delili olarak gösterilebilir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki, o bu konuda o yönde yani bir delil olarak rahatça gösterilebilir

MUHABİR: Mahmut Tuncer Bursa’dan göndermiş efendim diyor ki, dinimize göre şarap haram bugün haberlerde günde bir kadeh şarap bile kanser riskini arttırdığı yazıyordu, Allah bazı şeyleri hem nefsimizi kontrol etmemizi hem de bizi korumak için mi haram kılmış? Çünkü mesela domuz da haram ve eti oldukça zararlı bir hayvan, diyor.

ADNAN OKTAR: Şarap da kokusu da tadı da berbat olan bir içkidir, çok rahatsız edicidir, yani nefesteki kokusu da çok iğrenç ve tiksinti verici yani herkes bilir bunun böyle olduğunu. Ve etkisi de çok rahatsız edicidir baş dönmesi mide bulanması dikkat dağınıklığı gibi insanı çok rahatsız eden zehirlenme belirtileridir ki, yani arsenik zehirlenmesinde başka zehirlenmelerde de aynı etki meydana gelir.

Alkol önemli toksit maddelerden zehirlerden bir tanesidir. Tıp kitaplarında zehirler içerisinde geçer, herhangi bir kardeşimiz alsın zehirler bahsine baksın bir tıp kitabında alkol zehirlerin içerisinde geçer. Yani bu adamlar alkole karşı olduğu için bunu yazmıyor bunları yazan adamlar zaten darwinist metaryalist adamlar birçoğu, yani teknik bir gerçek olduğu için bunu söylüyorlar doğru bu yani, alenen bir zehirdir. Zehirin etkisiyle mide bulantısı ve bazı rahatsızlıklar meydana gelir, dolayısıyla bozulmuş bir yemek gibidir.

Yani mesela bir fasulye yemeği bir patlıcan yemeği bozulsa değil mi mesela 10 gün kalsa bir insan yerse ne olur ona, üzüm suyu da bozulduğunda o da bir gıdadır aynı şekli alır ve vücuda zararlı hale gelir. Taze, taze üzüm suyunu içsene yani kalbine fayda getirecek her türlü madde onun içinde var, ne arıyorsan var. Yani şifa olarak gördüğü faydalı olarak gördüğü her şey diri taze ve güzel olarak var içinde ayrıca çok lezzetlidir üzüm suyu. Şarabın tiksindiriciliği nerde rahatsız ediciliği nerde onun kokusunun insanda verdiği tiksinti hissi nerde, üzüm suyunun nefaseti güzelliği iç açıcılığı nerde, yani bunu her insan bunu açıkça görebilir alsın eline bir üzüm suyu ile şarabı bir koklasın bir baksın yani çok tiksinti vericidir şarap.

MUHABİR: Efendim Üsküdar’dan Kadir Bakaoğlu şöyle bir soru göndermiş, selamlarını iletiyor size öncelikle.

ADNAN OKTAR: Aleykum selam

MUHABİR: Benim çok merak ettiğim bir soru var diyor, Rabbimiz insanı çamurdan şeytanı da ateşten yaratmıştır, peki melekler neden yaratılmışlardır, diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Melekler de öyle, onlarda yani iki tür varlık var melekler, şeytan ve hepsi ateşten yaratıldılar, sadece insanlar topraktan yaratıldılar.

MUHABİR: Evet, Efendim başka bir izleyicimiz de şöyle diyor, Kuran’da cinlerin cehennemde yanacaklarına dair ayetler var peki cinler cennette nasıl var olacaklar, cinler ve melekler cennette insanlara görülecek mi, diye sormuş,

ADNAN OKTAR: Görünmemeleri için bir neden yok, tabii ki görünürler yani normal güzel bir insan şeklinde güzel bir varlık şeklinde çünkü onlar da bizim mümin kardeşlerimiz onlarda bizim sohbetlerimizi dinliyorlar bizden istifade ediyorlar onlar da Kur’an okuyorlar. Ama orda görünür hale gelecekler. Mesela şeytanlar da görünmüyor ama onlar da cehennemde görünür hale geliyorlar yani hepsi görünür hale geleceklerdir.

MUHABİR: Evet, İzmir’den Cem Bey şöyle bir soru göndermiş Kuran’da cennetin farklı isimlerinden bahsediliyor, cennette olan müminlerin takvalarına göre nimetlerden farklı zevkler alıyor olabilirler mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki, yani yemeden içmeden görüntüden müzikten güzel kokudan kadından gezintiden sohbetten çok farklı zevk alırlar iman derecesine göre insanlar ayrı ayrı zevk alacaklardır.

MUHABİR: Efendim şöyle bir soru var, bir hadiste İsa bin Abdullah, babasından, o da ceddinden nakleder ki Emir-ül Müminin aleyhisselam şöyle buyurdu: “bu işin sahibi benim evlatlarımdandır. Onun hakkında diyecekler ki: öldü mü, helak mi oldu? Hayır, öyleyse hangi vadiye gitti?” denmektedir. Burada vadiden kast edilen nedir acaba, diye sormuş Osman Harmetli Adana’dan,

ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi Hakkında insanlar arasında zaman zaman öyle şayialar yayılacaktır yani öldü mü? Yaşıyor mu? İşte kayıp mı oldu, gibi ifadeler olacaktır buna hadis işaret ediyor.

MUHABİR: Efendim şöyle bir soru gelmiş Seyhan Durmuş Hanımefendiden İstanbul Bağcılar’dan, bugün gazete okurken diyor çok etkileyici bir haberle karşılaştım. Eskiden cami avlularına bebek bırakılırdı böyle haberleri duydukça vicdanımız sızlardı artık son dönemlerde birde aile büyüklerini dedelerini evdeki bakıma muhtaç yaşlıları köylerden kasabalardan getirip şehirlerdeki cami avlularına bırakıyorlarmış. Bu nasıl bir vicdansızlıktır gelinen bu nokta ahir zamanın bir alameti olabilir mi? Bizi hep müjdeliyorsunuz güzel günlerin yakın olduğu ile ilgili bu vicdansızlıkta yakın zamanda sona erecek mi acaba, diye sormuş.

ADNAN OKTAR: İşte bu vicdansızlıklar bizim hamiyeti İslamiye’mizi coşturacak. İslam’ın kıymetini daha iyi görmemize sebep olacak Kuran’ın değerini daha iyi anlayacağız ve Kuran’a sıkı sıkı sarılmayı kendimize şiar edineceğiz İnşaAllah. Çünkü Allah gözümüze göstertiyor dinsizlik ateistlik darwinistlik insanı ne çizgiye getiriyor vicdansızlık dinsiz ruh insanı nasıl perişan ediyor, nasıl çirkin ve estetikten uzak vicdanları yaralayan berbat bir ortam meydana getiriyor Allah bize göstertiyor. Böylece imanın değerini çok daha iyi görmüş oluyoruz, İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim Sevim Cantürk Hanımefendi şöyle bir soru göndermiş, okuduğum bir hadis ile ilgili soru sormak istiyorum diyor. ‘Ümmetimin helaki üç şeydendir, ırkçılık kaderi inkâr ve nakle itibar etmemek.’ Bu hadis de ahir zamana mı bakıyor, diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Tam anlamıyla mutabık tabii, ırkçılıktan biliyorsunuz perişan oldu ortalık diğer anlatılan da tam uygun mutabık.

MUHABİR: Efendim siyasi parti liderle ilgili görüşlerimizi merak ediyor izleyicimiz diyor ki, tam fikirlerinizi ve özellikle milli görüşü ve şuan başındaki Profesör Doktor Numan Kurtulmuş Beyefendi için görüşlerinizi merak ediyorum, diyor izleyicimiz.

ADNAN OKTAR: Çok mükemmel bir insandır, gönülleri de çok müsterih olsun çok temiz efendi sevecen mazlum mütevazı bir insan. Zaten Erbakan Hocamız da tasdik etmezse öyle güzel mübarek bir tavır olmazdı, böyle mübarek bir göreve de gelmezdi. Gönülleri çok müsterih olsun çok iyi bir insan ben bizzat da tanıyorum kendisini çok sevecen bir insan çok güzel ahlaklı MaşaAllah.

MUHABİR: Efendim her hafta olduğu gibi bu hafta da sizinle sohbet ederken zamanın nasıl akıp gittiğini fark edemedik arkadaşlarım işaret ediyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Süremizi geçtik bile diye, son bir soru sorayım müsaade ederseniz öyle kapatalım programımızı. Kütahya’dan Esin Kaçan hanımefendi göndermiş, şöyle diyor gazetede Papanın Vatikan’da kardinaller tarafından terk edildiğini okudum, Papanın tek başına yaşamaya çekildiğini ve tüm Hıristiyan âleminin lidersiz kaldığını yazmış gazete. Bu olayın da diğer pek çok olay gibi ahir zamana yönelik bir önemi olduğunu düşünüyorum, diyor. Sizce bu nedir Hz. İsa’nın gelişi için dünya hazırlanıyor olabilir mi, diyor.

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylüyor kardeşimiz çünkü Vatikan’da da hem mafyanın hem masonların bir kontrolü ve hâkimiyeti var. Bu da geçenlerde görüldü o insanlar darwinizme kesin karşı oldukları halde darwinizmi sanki savunur gibi bir demeçleri oldu işte bu oradaki etkinin oradaki derin yapılanmanın bir sonucudur. Bu da Hz. Mesih’in gelişinin, onlara nasıl bir rahmet olduğunu nasıl bir nimet olduğunu da hep beraber göstertiyor İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim çok teşekkür ediyorum size.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum çok sağ olun.

MUHABİR: Yine her hafta olduğu gibi sorulmayı bekleyen birçok sorumuz kaldı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Önümüzdeki haftaya çok daha fazla soruya yanıt veririz.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Efendim bugünkü Labirentin de sonuna geldik önümüzdeki hafta aynı saatte tekrar görüşmek umuduyla iyi akşamlar diliyoruz, yalnız notumuzu düşelim programımızın sonuna da ahirzamansohbetleri@hotmail.com bu adrese 7 gün 24 saat sorularınızı iletebilirsiniz mutlaka bize ulaşıyorlar tekrar iyi akşamlar diliyoruz.





2009-02-28 03:36:10
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top