SUNUCU: Merhaba Hocam.
ADNAN OKTAR: Merhabalar, hoş geldiniz, Allah razı olsun.
SUNUCU: Siz de hoş geldiniz. Kısa özet, Adnan Oktar, gerçi kamuoyunda bilinen bir isim, Harun Yahya takma adlı kitaplarınız ve eserleriniz var ama bir Adnan Oktar’ı özetlersek, kısa
bir özet alırsak, siz neler söylersiniz?
ADNAN OKTAR: 2.2.1956 yılında Ankara’da doğdum, ilk, orta ve lise eğitimimi yine Ankara’da yaptım. 1979 yılında Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ne geldim, orada 79’dan 83 yılına kadar okudum, hem de faaliyetlerime devam ettim. 83’te İstanbul Üniversitesi felsefe bölümüne geçtim. Orada bir süre okudum ama terör, anarşi, kargaşa… Okulu yarım bırakmak durumunda kaldık. Ben de kitap, cd, makale tarzında çalışmalara daha ağırlık verdim, benim için de daha hayırlı, iyi oldu inşaAllah.
SUNUCU: Okulu bitiremedik mi terörden dolayı?
ADNAN OKTAR: Evet, okula girmek mümkün olmuyordu.
SUNUCU: Peki Harun Yahya takma ismini neden kullanma ihtiyacı duydunuz?
ADNAN OKTAR: Harun biliyorsunuz Hz. Musa’nın yardımcısıydı, Yahya da Hz. İsa’nın yardımcısıydı. Ben de Resulullah’ın ümmetinin naciz bir yardımcısı olma ümidiyle teberrüken o ismi aldım.
SUNUCU: Manevi anlamda isimleri kullanmış olduk.
ADNAN OKTAR: Tabi, evet.
SUNUCU: 300’ü aşkın eseriniz, biraz önce de arkadaşlara sordum, yayınlanmış bugüne kadar. Doğru mu efendim?
ADNAN OKTAR: Evet doğru.
SUNUCU: 300 eser 60 dilde, 62 dilde çevrilmiş.
ADNAN OKTAR: Evet, o da doğru.
SUNUCU: Bu eserlerinizin içinde kamuoyunda en bilinen eserlerden biri Darwinizm, Darwin teorisini çürütür, buna karşı bilimsel ve dini tezleriniz var. Bunu bir özetleyebilir misiniz bizim için?
ADNAN OKTAR: Darwinizm ahir zamanda insanları akıl almaz şekilde aldatan, insanları akıl almaz yalanlarla oyalayan, geçersiz, bilimsel kökeni olmayan bir teoridir, iddiadır. Bir kere yüz milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden yani şu anki canlılarla aynı olan fosil var. Bu, konuyu bir kere bitiriyor. Yüz milyon adet. Yani on bin, yirmi bin değil. Ayrıca Darwin diyor ki eğer benim iddia ettiğim şekilde ara fosil bulunmazsa, benim teorim geçersizdir. Bulunamadı. Tek bir tane ara fosil getirene ben 10 trilyon vereceğim dedim, daha hala bizim kapımızı çalan yok.
SUNUCU: Getiren olmadı?
ADNAN OKTAR: Getiremezler, çünkü yok.
SUNUCU: Belki bu ekonomik krizde getiren olur.
ADNAN OKTAR: Varsa getirsinler, aylardan beri söylüyoruz, ama yok.
SUNUCU: Yok diyorsunuz, bu dolayısıyla bunu çürütmüş diyorsunuz. Peki Mehdi’nin gelişi ile ilgili son dönemlerde sizin isminizle birlikte bu vurgu yapılıyor. Sizin de çeşitli televizyon programlarına Mehdi’nin gelişine dair işaretlerden bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
ADNAN OKTAR: Dünya öyle başıboş değildir. Dünya metafiziktir. Her insan şuurunun içinde, şuur bölümünde yaşar. Mercimek kadar yerdir beyinde. Mesela biz şimdi sizle konuşuyoruz, bu mercimek kadar yerin içinde oluyor. Ben sizin görüntünüzü öyle bir yerde görüyorum, siz de benim görüntümü öyle bir yerde görüyorsunuz. Dışarıda varlığımız var ama biz görüntü ile muhatap oluyoruz. Kainatın metafizik olduğu görünüyor, bu açık. Bunu yaratan dünyayı başıboş bırakmaz. Hücremizi yaratan, bizi konuşturan, bize duyma imkanı veren Güç bizi niye başıboş bıraksın? Yani her şeyin bir amacı var, mesela fincanın bir amacı var, saatin bir amacı var, teybin bir amacı var, kitabın bir amacı var, halının amacı var. Her şeyin bir amacı var, insanın bir amacı olmaması mümkün mü? Tabi ki insanın da bir amacı var, işte Allah insanın amacının ne olduğunu bize Kuran’la bildirmiştir. Baktığımızda, çok mantıklı, açık, aleni olarak, kulluk görevlerimizin neler olduğunu anlıyoruz. Bu meyanda Peygamber Efendimiz (sav)’in vefatından bu yana 1400 yıl geçmiştir, tabi ki Allah ümmeti boş bırakmaz. Bir muslih, bir müjdeci, bir kutup her zaman gelmiştir ama ahir zamanın bu fesadı zamanında ümmetin bu kadar perişan olduğu bir dönemde, bu kadar zorluk anında da her zaman Allah’ın adetullahıdır, bir kurtarıcı gönderir. Bu hadislerde belirtilen Mehdi’dir. Mehdi’yi Museviler de beklerler, Mesih olarak beklerler, aynısıdır, yani Mesih ile Mehdi aynıdır. İncil’de geçen de Faraklit olarak geçen bir izah vardır, bir yönüyle Mehdi’ye işaret etmektedir. Mehdiliğin bütün alametleri çıkmıştır.
SUNUCU: Nedir mesela alametleri?
ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki Peygamber Efendimiz (sav), “Ahir zamanında, Mehdi devrinde Fırat’ın suyu kesilecek” diyor. Barajla Fırat’ın suyu kesildi. Aynı yerde diyor kan akacak, çok fazla kan akacak, büyük katliam olacak diyor. Müthiş bir terör başladı aynı bölgede. İran ile Irak savaşacak diyor, aynısı oldu. Afganistan işgal edilecek dedi, oldu. Irak’ı yabancı ülkeler, bir araya gelip işgal edecekler diyor, bu da oldu. Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak diyor Peygamber Efendimiz (sav), bu da oldu, 1980’de de oldu, 81’de de oldu. Tam 15’er gün arayla.
SUNUCU: Bunlar, bu saydığınız gerekçeler Kuran’da mı yazıyor?
ADNAN OKTAR: Hadiste yazıyor, Peygamber Efendimiz (sav)’in. Kuran’da da çok fazla ayet vardır İslam’ın dünyaya hakim olmasıyla ilgili, İslam ahlakını her yeri kaplayacağı ile ilgili çok fazla ayet vardır. Hz. İsa’nın inişiyle ilgili de çok ayet vardır. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah Hz. İsa için “O kıyamet için bir alamettir”, şeytandan Allah’a sığınırım. Bir kıyamet alametidir diyor onun gelişi. İkinci olarak diyor ki “ Sana iman edenleri kıyamete kadar kafirlerin üstüne kılacağım. Bunun için dünya hakimiyeti gerekir zaten, bu ayetin oluşması için. Bu da Hz. İsa’nın hem gelişi, hem de dünya hakimiyetine bakıyor. Ayrıca başka bir ayette de, gene şeytandan Allah’a sığınırım, sana inananları kıyamete kadar kafirlerin üstüne kılacağım dedikten sonra “Sana iman etmedik hiçbir fert bırakmayacağım” diyor Allah. Yani, herkes, Kitap Ehli’nden herkes sana iman edecek diyor. Bu da dünya hakimiyeti demektir.
SUNUCU: Peki bu hadisler biliyorsunuz, sahih hadisler değil mi, sizin dini bilginiz bu konuda benden daha iyi. Yani Kuran’ın olduğu yerde hadislere işi bağlamamız, dini açıdan ve bilimsel açıdan mantığı olur mu yani? Kuran’ın olduğu yerde hadis.
ADNAN OKTAR: Tabi benim bu anlattıklarım Ehli Sünnet inancına göre. Hanefi, Hambeli, Maliki ve Şafi mezheplerine göre Mehdi’nin gelişi haktır, Hz. İsa (a.s)’nın inişi de haktır, yani bu kesin hükümdür.
SUNUCU: Haktır, yani bunu hadislere bağlıyoruz ve bu hadislerde de sayılan sebeplerin birçoğu gerçekleşmiştir, hatta size göre tamamı mı diyeceğiz?
ADNAN OKTAR: Tamamı değil, daha bir kısmı var. Mesela bu ekonomik krizin oluşacağı da hem Kuran’da işaret ediliyor. Biz diyor bir yere, şeytandan Allah’a sığınırım, bir elçi gönderdiğimizde oranın insanları yalvarıp yakarsınlar diye hayat pahalılığı meydana getiririz diyor. Mehdi de bir nevi elçi olduğu için, bir nevi din tebliğcisi olduğu için onun gelişi döneminde gene bir ekonomik kriz dünyayı sardı, görüyorsunuz, Nuh tufanı gibi, çok şiddetli olarak sardı, aynen dediği gibi çıktı. Mesela Filistin’de çok fazla kan akacağını söylüyor Peygamberimiz (sav) o devirde. Yani Musevilerin içinden çıkacak ateist bir zümrenin, ki iman etmeyen Museviler olarak geçer Kuran’da, iman etmeyen kişiler olarak geçer. Bunların çok şiddetli fitne çıkaracağı, kan dökeceği, Müslümanları muztar halde bırakacağı belirtiliyor. Ama Kuran ayeti olarak, Nur Suresi’nin 55. ayetinde çok açık dünya hakimiyetinden bahsedilir. Ve birçok onun üzerinde gene Kuran ayetinde dünya hakimiyetinden bahsedilir. Arza salih kullarım varis olacaktır diyor mesela Kuran’da, ayet. Yani samimi olan kullarım dünyaya hakim olacaklar diyor. Çok sarihtir bunlar. Ama Hz. İsa’nın inişi ile ilgili ayetlerde zaten dünya hakimiyeti açık açık görülüyor ve inişi de net izah ediliyor Kuran ayetleriyle. Hz. İsa geldiği vakit zaten Hz. Mehdi ile birlikte hareket edecekler, ayrıca sahih hadis kitapları, Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn- i Mace, Sünen-i Davut, Sünen-i Nesei gibi eserlerde Mehdi çok kapsamlı anlatılır, çok sarih anlatılır. Mesela Suyuti gibi büyük İslam alimleri ki bunlar aynı zamanda hadis imamıdır, hadis alimidir. Bunların eserlerinde de Mehdi çok kapsamlı anlatılır. Mesela El-Kavlu' l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar vardır, İbn-i Hacer Mekki Hazretlerinin, bu da hem hadis imamıdır, hem de müceddid ayarında, müçtehid ayarında bir alimdir. Bunun eserlerinde de Mehdi çok kapsamlı anlatılır. Ayrıca bu anlatılanların hepsi çıkmış yani bu çok önemli, 79 yılıyla 2009 yılı arasındaki olaylara baktığımızda bütün olayların olduğunu görüyoruz. Yani çıkmasa acaba sahih miydi derdik, doğru mu acaba derdik. Ama hepsi çıkmış. Çıkınca hadis doğru mu yanlış mı diyemeyiz artık.
SUNUCU: Diyemeyiz. O zaman bundan sonra Mehdi’nin gelişini mi bekleyeceğiz, yani?
ADNAN OKTAR: Mehdi şöyle, Türk İslam Birliği oluşacak, bütün İslam ülkeleri birleşecekler, Türk alemi birleşecek.
SUNUCU: Fiziki anlamda mı birleşecek yoksa işte bir birlik, Avrupa Birliği gibi bir şey mi?
ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği’ni andırır tarzda, yani devletler gene vasıflarını muhafaza edecekler, Mehdi bir manevi önderdir, bir sevgi önderidir Mehdi, Mehdi siyasete karışmaz.
SUNUCU: Burada Türkiye’yi lider, İslam dünyasının liderliği anlamında vurguluyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet, evet. Türkiye İslam aleminin lideri olacaktır, Türk devletleri de bir araya geleceklerdir, yani bir Türklükten oluşan, Türklerden oluşan bir temel güç oluşacaktır. Bu da Türk İslam aleminin liderliği, lider kadrosu olmuş olacaktır. Ve Türk İslam alemini yönetecektir, inşaAllah. Mehdiliğin en önemli özelliklerinden bir tanesi de laikliktir, yani laiklik münafıklığı ortadan kaldıran bir sistemdir, çok önemlidir, çünkü eğer laiklik yoksa münafıklığın kapısı sonuna kadar açılır, her yeri münafık doldurur. Adam mesela komünistse Müslümanım der, masonsa Müslümanım der.
SUNUCU: Siz o zaman laikliği bir şey olarak görüyorsunuz, İslam modelinin içinde bir sistem olarak mı?
ADNAN OKTAR: Tabi ki yani laiklik yeni çıkan bir kavramdır, bu kutsal kitaplardan alınmış bir kavramdır laiklik. Yani kutsal kitaplarda vardır. Tevrat’ta vardır, İncil’de vardır. Daha önceki kitaplarda vardır. Nuh’a gelen Suhuflarda vardır, Nuh’a gelen açıklamalarda vardır. Yani dinde zorlama yoktur. Din serbesttir, yani insan istediği gibi inancında hürdür, yani masonsa masondur, komünistse komünisttir, ateistse ateisttir, Müslümansa Müslümandır. Onların üzerinde bir güç olmaz ama genel olarak Müslüman aleminin sevdiği, saydığı, itaat ettiği, sözünden hoşnut olduğu, adaletine güvendiği bir büyüklerinin olması konumu olacaktır. Yani budur, yoksa devlet sistemleri değişmeyecektir, siyaset de değişmeyecektir inşaAllah. Türkiye zaten ağabey biliyorsunuz, Türkiye her yerde ağırlını koyuyor işte ağabeyliktir bu. Yani mesela gidiyor bir yerde, mesela Afganistan’da, Türk askeri gidiyor, herkes saygı duyuyor, mesela yolda gidip sarılıyorlar Türk askerlerine, itimat ediyorlar, güveniyorlar. Yani orada Türk askeri dese ki buradan Amerikan askeri çekilsin buna gerek yok, biz buraların güvenliğini sağlarız dese işte Mehdiyet bu bir anlamda. Yani o sevginin, o şefkatin, koruyuculuğun anlamıdır bu. Yoksa başı sarıklı birisi çıkıp böyle insanları hazırola geçirttirecek anlamında değil bu. Mehdilikte zorlama olmaz yani, dinde de zorlama olmaz. Dolayısıyla bütün siyasi sistemler devam eder. Yani Türkiye de mesela laik yapısıyla bu yapısıyla devam eder. Ama hiçbir devletin rejimine dokunulmaz. Mesela İran da kendi yapısına devam eder, siz bu yapınızı değiştirin diyemeyiz, denmez.
SUNUCU: Peki Obama’nın gelişini bu Mehdiliğin işaretlerinden biri olarak görüyor musunuz? Siyah bir liderin batıda liderliğini falan, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Olabilir yani, Mehdiliğe uygun bir ruhla bu insan ortaya çıkabilir, çünkü liderlerde de bir dindarlık gelişmesi var. Dindarlıklarında ciddi bir tırmanış var, çünkü Obama gelmeden önce ben Darwinistim diyordu. İşte Müslüman mısın diyorlar değilim diyor, Hıristiyan mısın işte sayılırım gibi, yani Hıristiyan diyebilirsiniz bana tarzında ama dinden uzak bir üslubu vardı ama iktidara geldikten sonra birden üslubu değişti. Allah’ı, dini seven, dini savunup anlatan bir insan konumuna geldi. Mesela Tony Blair da öyle. Çok ciddi değişti, çok dindar oldu. Sarkozy çok değişti.
SUNUCU: Dindar hangi anlamda, yani kendi dinlerinde değil mi?
ADNAN OKTAR: Kendi dinlerinde tabi, tabi. Herkes kendi dininde zaten, Mehdi devrinde olay budur yani. Mesela Musevi gerçek Musevi olma yolunda gelişir, Hıristiyan gerçek Hıristiyan olmaya çalışır, Müslüman da gerçek Müslüman olmaya gayret eder. Böyle bir yapılanma olacaktır, Avrupa’da da Kuran’a uygun, Kuran’a yakın bir Hıristiyanlık gelişecektir. Musevilerde de Kuran’ı andıran bir Musevilik anlayışı Hıristiyanlarda da gene Kuran’a yakın bir Hıristiyanlık anlayışı gelişecektir.
SUNUCU: Biraz önce Bediüzzaman Hazretleri Said-i Nursi’den bahsettiniz. Nur Risale, Fethullah Gülen ve bu sürece nasıl bakıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Said Nursi benim gördüğüm, gelmiş geçmiş en büyük müceddid ve müctehiddir. Çok büyük bir alimdir, metafizik bir insandır, olağanüstü bir insandır. İnsanlık onun değerini ve önemini önümüzdeki 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl, 50 yıl içersinde anlayacaktır ve eserlerindeki o olağanüstülüğü de o devir içerisinde anlayacaklar.
SUNUCU: Eserleri, Risalelerden bahsediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Evet, Risale- i Nur Külliyatı, evet. Fethullah Gülen de kendi halinde, gayret eden, iyilik güzellik olsun, vatana millete hayır olsun diye gayret eden bir insan. Bu insanın bir çıkarı yok, eğlencesi yok, çoluğu çocuğu yok, yani yaşlı bir insan, rahatsızlıkları, hastalıkları olan bir insan. Yani dünyasından geçmiş bir insan. Yani onun bir çıkarı diye bir konu olamaz. Yani çoluğuma çocuğuma kalsın diyecek durumu yok, çünkü evli değil. Genç zinde birisi değil ki acaba makam mevki peşinde densin. O da yok. Kendi halinde bir insan, yani canıyla ilgili hastalıklarla ilgili, o konularla ilgili.
SUNUCU: Amerika’da bulunmasına ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Bu bir kısım insanların utanması gereken bir durum, yani bir kısım vatandaşların utanması gerek bir durum. Yani bir insanı Amerika’ya gitmeye mecbur etmek, kendi vatanında rahatça yaşamasını engellemek, onu baskı altına almak, huzursuz etmek bence çok çok ayıp, yani onu yapanların utanması gerekir.
SUNUCU: Peki toplumda şöyle bir soru da soruluyor. Neden Amerika, niye Fethullah Hoca gitti? Niye Arabistan’a değil, niye İran’a değil, veya niye Malezya’ya değil neden Amerika’ya gitti? Siz öyle bir sorunun cevabını…
ADNAN OKTAR: O ayrı bir hesabı sorulurdu onun, İran’a gitse zaten yani yerle bir ederlerdi üslup olarak, konuşma olarak. Suudi Arabistan’a gitse gene öyle yani bin beter baskı uygulanırdı. Malezya’da da gene bin beter baskı uygulanırdı. Gene Amerika laik bir ülke de gene o kadar pek bir lafları olmuyor, sözleri olmuyor.
SUNUCU: Yani diyorsunuz doğru adreste, öyle mi?
ADNAN OKTAR: Adres doğru değil, yapanların utanacağı bir olay, yani ben Amerika’ya gitsin demiyorum, ne işi var Amerika’da Fethullah Hoca’mızın, yani niye gitsin? Bir insan evinden ayrı niye gidip çadırda yaşar, niye dağ başında yaşar? Demek ki rahat bırakmamışlar evinde, huzursuzluk vermişler, sen burada durma demişler, burada yaşayamazsın demişler. O da kerhen ve istemeye istemeye gitmiş Amerika’ya. Amerika’da anası yok babası yok, Amerika’yı ne yapsın Fethullah Hoca? Yani kim ister vatanından uzak yaşamak? Yani zevkli bir şey değil ki bu? Yani bunu yapanların utanması gerekiyor, başka bir konu yok.
SUNUCU: O zaman Fethullah Gülen’i Amerika’ya gönderen mantıkla Nazım Hikmet’i Moskova’ya gönderen mantık aynı mı?
ADNAN OKTAR: Tabi ki. Nazım Hikmet’e de çok büyük ayıp yapmışlardır.
SUNUCU: Diyorsunuz insanlar vatanında. Sürgünde olmamalı. Bir nevi sürgün.
ADNAN OKTAR: Tabi rahatça gelebilmesi lazım. Ben kendi açımdan bana sorsalar, Nazım Hikmet’le de dost olurum ve de ben çok severim Nazım Hikmet’in şiirlerini, yani nefis, çok şahane. Ben adamcağızı yurt dışına göndertmezdim benim kendi imkanım olsa. Niye gitsin? Komünistse komünist, yani adam ne yapıyor, şiir yazıyor, kimseye de bir zararı yok. Mesela ben, Deniz Gezmiş’i astılar, çok zekiydi o çocuk, biliyorum. Mahir Çayan, Ömer Ayna, hepsini biliyorum.
SUNUCU: Ölüm anında da geri adım atmamışlar.
ADNAN OKTAR: Tabi mesela, o Kadir Mangava, hepsini bilirim, isimlerini ezberlemiştim, sürekli radyoda söylenirdi. O kardeşler arkadaşlar olsaydı ben onları eğitirdim, Darwinizm’i anlatırdım, geçersizliğini anlatırdım, vatana millete faydalı insan haline getirirdim. Hiçbir şekilde de bu sorun olmazdı. Hem çocukları Darwinist eğittiler, materyalist eğittiler, onlar da komünist oldu, ondan sonra da niye komünist oldun diye üstlerine gittiler.
SUNUCU: Ben bu Darwinizm’e döneceğim, bu arada bir soru daha sorayım tekrar onunla ilgili Müslümanların durumunu da soracağım yani siz bunu reddediyorsunuz ama Müslümanların da işte dünya üzerinde durumu ortada, savaşlar, kan, fakirlik, gözyaşı… Ciddi sıkıntılar var. 2014 yılını röportajlarınızda ve sohbetlerinizde hep işaret ediyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Doğru, evet.
SUNUCU: 2014 yılının anlamı ne, ekonomik krizin işte 2007’de mi başladığını söylüyorsunuz, daha önceki krizleri yok mu sayıyorsunuz bunu söylerken. 2014 yılını vurguluyorsunuz. Bu vurguyu biraz açar mısınız?
ADNAN OKTAR: Kriz 2007’den 2014’e kadar devam edecek, dediğim doğrultuda gidecektir ve Nuh tufanı gibi bütün kapitalist sistemleri böyle yiyip bitirecek, yani yerle bir edecek ve hepsi çökecek söyleyeyim yani sistemlerin. Sadece Türk İslam Birliği, zengin güçlü ve müreffeh olarak ortaya çıkacak ve bütün dünyayı zengin edecek, nizam verecek insanlara saadet ve mutluluk sağlayacak. O zaman içerisinde Hz. Mehdi zuhur edecek, Hz. İsa da nüzul edecek, bunları da insanlar görecekler.
SUNUCU: Türk İslam Birliği’nin zenginliğini neye bağlıyorsunuz, petrol kaynaklarına mı, yer altı kaynaklarına mı, yani bir şey mi olacak, nasıl olacak?
ADNAN OKTAR: Dünyadaki bütün zenginlikler zaten Türk İslam Birliği’nin toprakları içerisinde madenler, petroller.
SUNUCU: Zenginlikte ama hep fakirlik, yoksulluk yaşanıyor.
ADNAN OKTAR: Tabi ki, o birleşmedikleri için, ayrı ayrı oldukları için, şimdi bir parmakla insan bir şeyi kaldıramaz, iki parmakla da kaldıramaz ama pençeyle tuttu mu, avuca aldı mı kaldırır, bu da böyledir yani Türk İslam Birliği oluştuğunda bunun muazzam bir zenginlik olacağını 5 yaşındaki çocuğa sorsan anlar. Zenginlik, hatta insanlar zenginlikten ne yapacağını şaşıracak diyor Peygamber Efendimiz (sav) hadiste. Yani aldıkları malları geri vermek isteyecekler, o kadar çok zenginlik olacak diyor.
SUNUCU: Peki bu Türk İslam Birliği’nin Türki Cumhuriyetleri kapsıyor mu mesela yoksa Arap ve Müslüman coğrafyada.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi.Önce Türk Birliği, yani ağırlıklı olarak Türk Birliği, Türklerden oluşacak, yani benim ilk düşüncem bu.
SUNUCU: Peki Türk Birliği ile Müslümanlığı monte ediyorsunuz, nasıl entegrasyon, yani Türkçülük ırk, ırka dayalı bir şey oluyor, yani Müslümanlık bakın çelişki olmuyor mu burada?
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır. Bakın…
SUNUCU: Müslümanlarda ümmetçilik var, Türk dediğiniz an orada tekrar çatışma çıkmaz mı, nasıl birleşecek bunlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi biz bir hastalık olduğunda profesöre gidiyoruz değil mi? Uzman oluyor profesör. Türk alemi de bu fitnenin bu kargaşanın profesörüdür, yani uzmanıdır, yani kurtaracak vasıftaki insanlar, kalitede, cesarette azimdeki insanlar Türklerde var. O yüzden de Peygamber Efendimiz (sav) hadislerde övmüştür, yani bu ırk üstünlüğü kromozom üstünlüğü anlamında değil. Ahlak üstünlüğü. Osmanlı döneminde Allah bunu göstertti, biz 700 yıl yaklaşık hakim olduk. Hicri 1400’den yani Mehdi’nin çıkış döneminden geriye gittiğimizde Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarına gideriz. O dönemden sonra Hicri 1400’den sonra gene ileriye gittiğimizde gene hakimiyete doğru gider.
SUNUCU: O zaman şöyle diyebilir miyiz, yani Türklerin önderliğinde bir Müslüman birliği?
ADNAN OKTAR: Evet, evet doğru.
SUNUCU: Yani önce, yani tanım şimdi biraz daha oturdu.
SUNUCU: Bir şey var, Tuncay Güney’in bu şeyde sizinle ilgili de bir iddiası var, İsrail’in adamı. Bu konuya ne diyorsunuz, böyle bir duyumunuz, bilginiz var mı?
ADNAN OKTAR: İsrail’in adamı olduğunu birisi bana söyledi diyor. Ben söylüyorum demiyor.
SUNUCU: Yani o da birilerinden aldığı bilgileri sonuçta servis yapıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, duydum diyor.
SUNUCU: Siz bu olaya tepkiniz ne, ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Benim hayatımın en önemli hedeflerinden birisidir masonlukla mücadele ve ateist siyonizmle mücadele. Onlar da bu işin tam profesyonel sahibidir, benim tam rakibim olan kişilerdir. Bu sözü söylüyorlarsa buna ancak gülünür. Çünkü İsrail bana para yardımı verecek, ateist Siyonistlerle mücadele etmem için. Ateist Siyonistler ve masonlar kendileriyle mücadele etmem için bana para verecek… Ne güzel olur, keşke olsa, bu mucize olur zaten.
SUNUCU: Böyle bir şey yok diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hayır şahane olur yani banka hesabı vereyim yatırsınlar.
SUNUCU: Peki. Adnan Oktar, Adnan Hoca bilinen kamuoyundaki imajınızda bir de şu var, bol para, yani para kaynağı imkanları iyi olan, zengin çocuklarından oluşan bir, daha önce basında da çok tartışıldı, sürecinizi de bir dönem ciddi anlamda takip ediyordum gazetecilik dönemlerimde. Adnan Hoca, işte para, ekonomik sorunu olmayan, zengin çocuklarının, eğitimli kolejli çocuklardan oluşan, böyle burjuva sınıfı bir tarikat ve mürit şeyi var, imajı var.
ADNAN OKTAR: Doğru, evet.
SUNUCU: Buna ne diyorsunuz bir, iki para kaynaklarınız nereden geliyor, yani bu ekonomik şeyiniz nereden alıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Benim arkadaşlarımın bir kere büyük bölümü fakir. Çocukların büyük bölümünün ne evi var ne arabası. Benim de hiçbir malım mülküm yok ne bankada param var.
SUNUCU: Kamuoyu sizi niye böyle biliyor?
ADNAN OKTAR: Güzel, öyle bilsinler daha iyi, ben memnunum öyle bilmelerinden.
SUNUCU: Peki bu baskılarınız kitaplarınız kuşe kağıtlara, böyle lüks, ciddi harcama meblağlarından oluşan kitaplarınız da kamuoyunda. Bunların kaynakları nereden geliyor?
ADNAN OKTAR: Siz şimdi kitapçıya gittiğinizde, kitapçıdan kitap istediğinizde bedava vermez.
SUNUCU: Ve ücretsiz.
ADNAN OKTAR: Bedava vermez. O kitaba gideceksiniz, paranızı vereceksiniz. Ondan sonra o kitabı alırsınız. Birçok kişi aynı şekilde paralarını verdiklerinde orada para birikiyor o kitabın. Oradan yayınevine gidiyor para ve oradan yine o kitabı basıyor.
SUNUCU: Yani bu böyle döndürülüyor diyorsunuz, yani kaynağı bu.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Peki. Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın Davos’taki tavrına ne diyorsunuz, nasıl bakıyorsunuz, artı bu hükümetten beklentileriniz ne, memnun musunuz?
ADNAN OKTAR: Tam delikanlıca tavrı, tam bir Türk tavrı göstertti, Müslüman evladı tavrı göstertti. Helal olsun, yani yakıştı güzel oldu. Bak dikkat ettiysen, onlar da hemen lafını geri aldılar, sözlerini geri aldılar. Münasebetsizliklerini de anladılar, çünkü herkes korkuyordu, aman Siyonistlere dokunmayalım. Ben mesela onlarla pervasızca mücadele ediyorum yıllardan beri, yani ağzıma ne gelirse söylüyorum, ilmi mantıki delillere dayalı olarak her şeyi söylüyorum, asla da çekinmem. Ama masonluk aleyhinde yazı yazan kimseyi bulamazsınız Türkiye’de, çok nadirdir. Yani benden sonra kitaplar çıkmaya başladı. Masonlukla ilgili, ateist siyonizme doğrudan ilmi mantıki delillerle belgelerle mücadele eden, anlatım yapan hiç kimseyi bulamazsınız tarihte. Cevat Rifat Atilhan vardı ama o da yani ilmi olmaktan uzak, yani böyle daha çok insanları inandırması zor bir görünüm içerisindeydi. Ama benim eserlerimden sonra Yahudilik Masonluk, Masonluk ve Kapitalizm gibi eserlerden sonra muazzam bir bilinçlenme oldu Türk milletinde ve masonluk durdu, 5000’de takıldı kaldılar. 2000 gizli var mason, 5000 tane de açık var. 7000’de kaldılar, ilerleyemiyorlar. Ama bu Allah’a çok şükür bizim vesile olmamızdır yani eskiden Siyonistleri kimse bilmiyordu, gizli gücünü de anlamıyorlardı, bütün İslam aleminin siyonizme karşı bilinçlenmesine vesile oldum ben. Allah vesile etti, benim kitaplarım bütün dünyaya yayıldı, internetle, kitaplarla, cd’lerle herkes bilinçlendi. Bugün Siyonistlerin gıkı çıkmıyorsa , böyle dut yemiş bülbüle döndülerse, bunda benim çok emeğim var inşaAllah.
SUNUCU: Yani hükümetin gidişatıyla ilgili memnun musunuz?
ADNAN OKTAR: Hükümet…
SUNUCU: Davos’tan memnunsunuz anladığım kadarıyla
ADNAN OKTAR: Evet. Hükümet benim gördüğüm samimi ama yani faydalı bilgisi olan, faydalı düşüncesi olan, hükümete aktarabilir.
SUNUCU: Hayır yani yüzde yüz memnuniyet var mı ya da eleştireceğiniz şeyler var mı?
ADNAN OKTAR: Değil tabi ki, benim idealim bir yapıda değil tabi ki, eksik ve kusurları var, ama son zamanlardaki yapılanmaya göre çok iyi. Yani ben bir evvelki hükümet döneminde 99’da biliyorsunuz, çok mağdur olduk, gece 3’te alındık, işkence yapıldı. Şimdi biliyorsunuz, bu konuyla ilgili olan kişilerin büyük bölümü içerideler. Basında toplum mühendisliği uygulandı, psikolojik savaş uygulandı, bununla ilgili kişiler de içerideler şu an. İnternette özel adam ayarlamışlar, sırf bizle uğraşmak için. Basında bizle uğraşmak için özel adam ayarlamışlar. Yani görevi bu. Emniyet ayağı ayrı, ama en tehlikelisi hukuk ayağıdır yargı ayağıdır, oraya henüz bir müdahale yapılmadı yani en tehlikeli budur yani bütün millet için en büyük tehlikedir.
SUNUCU: Peki bir numara kim, böyle bir şeyiniz var mı bir de Sema Şimşek, manken, öyle bir süreç de devam ediyor galiba değil mi dava?
ADNAN OKTAR: Ebru Şimşek.
SUNUCU: Şey, Ebru Şimşek.
ADNAN OKTAR: Ebru Şimşek’in iddiasını ben mahkemede, Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki ayrı sistem kurup, mahkemeye ispat ettim, gösterttim. İki ayrı video televizyon sistemi kurduk. Ebru Şimşek’in bulunduğu yerdeki filmi gösterttik, benim bulunduğum evin filmini gösterttik. Benim bulunduğum evin tavanı dümdüz, o bayanın bulunduğu evde kirişler aşağı doğru sarkıyor. Bir kere oradan olay bitti, çünkü bu ev yıkılıp yeniden yapılmadıktan sonra böyle bir şey olmaz. Yani iki ev farklı. Ayrıca benim bulunduğum evde tavandan tabana kadar pencere var, o bayanın bulunduğu evde pimapen pencereler var. Ayrıca onun dediği gibi filmde, ne ben silahlı adamlarımla içerideyim, ne öyle uzun namlulu silahlar var, ne öyle bir şey. İki kişiyle, yani sadece o ve kendisi ve o şahıs birlikte bir uygunsuz bir görünüm var yani hoş olmayan bir görünüm var, böyle bir film var. Mahkeme seyretti, baktılar ki hiçbir şey yok yani net yalan. Ve beraat ettim ben bu konuda.
SUNUCU: Bitti değil mi yani mahkeme süreci?
ADNAN OKTAR: Bitti tabi, yani bunun mahkemesi bitti, beraat ettim.
SUNUCU: Evet teşekkür ediyoruz. Sizin bu röportaja eklemek istediğiniz bir şey var mı, bizim soramadığımız?
ADNAN OKTAR: Benim söylemek istediğim bana şu ana kadar, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir psikolojik savaş uygulanmıştır. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar, daha da devam etsinler, daha da fazlasını yapsınlar. Bana, halk tabiriyle, vız gelir Allah’ın izniyle. Ben Allah’ın inayeti altındayım, Müslümanlar Allah’ın inayeti altındadır. Bu benim için bir şereftir. Ama bu psikolojik savaş hala devam ediyor, edecektir de. Bu benim sadece şevkimi arttırır, heyecanımı artırır. İstedikleri iftirayı atsınlar, istedikleri baskıyı yapsınlar, ben hak yolda, doğru yolda devam edeceğim inşaAllah.
SUNUCU: Bir numarayı sormuştum
ADNAN OKTAR: Bir numara şu an elini kolunu sallayarak geziyor, her devrin adamıdır bir numara. Her devrin adamı denen şahıstır.
SUNUCU: Kim, var mı isim söyleyeceğiniz?
ADNAN OKTAR: Her devrin adamının özelliklerini sayayım da siz oradan kendiniz çıkartmaya çalışın ama sakın söylemeyin. Her devrin adamı bir kere baronun, halk tabiriyle yancısı tabir edilen, onun böyle beslemesi olan bir kişi. Fakat baron çok uyanık ve çok yaman. O da biliyorsunuz yakasını kaptırmadı bu olayda. Telefon konuşması yapmıyorlar, kuryeleri var, kurye kullanıyor. Kendi beslemelerinden bir yazar var onun, fakat her devrin adamıyla eski arkadaş bunlar meslektaşlar, yani meslek arkadaşı bunlar. Aynı zamanda da yazar bu, bunu onla bağlantıda, sözel bağlantıda kullanıyor ve dolayısıyla baron Türkiye’deki hakimiyetini bu tarz kişilerle devam ettiriyor. Ama bu her devrin adamı her devirde vardır hakikaten. Biraz bakarsanız, mesela geçenlerde baronu kurtarmak için bir şeyler anlattı, bir şeyler konuştu. Hemen, yani onun böyle koruması gibi adeta. Hemen işte şöyledir böyledir açıklama, hiç üstüne vazife değilken. Peki madem o kadar iyi hukuk bilgin var, niçin Müslümanları mağdur etmek için, onlara iftira atacak şekilde adamlar ayarlattırdın ve bazı olaylarda bazı elemanlarını kullandın ve Müslümanları mağdur durumda bıraktın? Değil mi? Madem o kadar iyi niyetlisin, bu ahlaksızlığı yapma. İnce, ince, ince bu oyunları yaptıktan sonra, baron oldu mu bak ne kadar duyarlı barona karşı. Peki mazlum Müslümanlara karşı niye böyle duyarlı değilsin? Değil mi? Onlara niye oyun oynuyorsun? Niye adamlarını kullanıyorsun onun için, niye böyle bir organize bir çalışma yaptın? Niye yıllarını vererek bir psikolojik savaşı organize ettin?
SUNUCU: İsmi vermiyorsunuz ama şifrelerini veriyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet yargıyı etkilemeye çalışan bir şahıs bu, evet.
SUNUCU: Son olarak Adnan Oktar evli bekar, evliyse kaç çocuk?
ADNAN OKTAR: Bekarım.
SUNUCU: Bekarsınız. Evet teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum.
SUNUCU: Çok sağ olun.
ADNAN OKTAR: Sağ olun, sizler de sağ olun.