SUNUCU: Tempo TV ekranlarından hepinize iyi akşamlar. Ben Muharrem Sarıhanoğlu. Adnan Oktar’la Başbaşa programında biz ekranların önünde siz ekranlarınızın başında, Türkiye’nin kanaat önderlerinden, yazar, araştırmacı, ilim ve irfan sahibi Sayın Adnan Oktar’la birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sayın hocam programımıza hoşgeldiniz.
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk, sizler de hoşgeldiniz.
SUNUCU: Nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, sizler de iyisiniz inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah, bu akşam keyifi bir sohbet yapacağız Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: İnanıyorum ki izleyenlerimiz de bu sohbetten mutlu kalacaklar, feyz ve bereketinden faydalanacaklar diye düşünüyorum. Hocam, ilk sorumu size şöyle yöneltmek istiyorum. Son günlerde evrim teorisiyle ilgili tartışmalar gündemi meşgul etmekte. TÜBİTAK da töhmet altına alındı ve size yakınlığı ile tanınan Sn. Oktar Babuna konuşturulmadı. Savunduğunuz İslam’ın yaratılış teorisi ile kıyaslama yaparak bu konuda neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Evrim teorisi dünyanın en eski çağlarında bile ateistlerin kullandığı tek teoridir ve tek inançtır, felsefe ve dindir. Dolayısıyla bilimsellikle uzaktan yakından alakası yoktur. Yani bütün kainattaki canlıların, bitkilerin, hayvanların, insanların, herşeyin tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia eden bir felsefedir. Eski Sümerlerde de vardır, eski Mısır dinlerinde de vardır, Yunan inançlarında da vardır. Bütün antik eski sapkın dinlerde, felsefelerde bu inanç vardır. Allah’a inananlar daima biliyorsunuz, tek bir Allah inancını savunmuşlardır. Allah’ın herşeyi yarattığına inanmışlardır. Allah’a inanmayanların geliştirdiği tek inanç da budur. Dolayısıyla bilimle alakası olmadığı için, bunun felsefe derslerinde ve din derslerinde okutulması gerekir. Ama biyoloji, paleontoloji, jeoloji, fizik, coğrafya, kimya, bunların hepsi bilimdir, tarih, bunların hepsi bilimdir. Bu insanlara saygı duyulur, bunlar üniversitelerde istedikleri gibi araştırmalar yaparlar ve güzel sonuçlarını insanlara bildirirler. Fakat böyle antik, sapkın dinlerin incelenme alanı, tarih olması gerekir. Yani tarih içerisinde değerlendirilmesi gerekir ve felsefe içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Burada hata yapılmaktadır, mesela Darwin bir felsefecidir, biyoloji felsefesidir bu, yani biyoloji felsefesi üzerine bir araştırmadır bu. Ve bir inançtır. Adamın kendi inancına kendinin de inandığı yok. Zaman zaman intiharı düşündüğünü söylüyor, eğer diyor, benim teorim doğruysa diyor arafosiller olması gerekiyor diyor. Ara fosiller yok diyor. “Ara fosiller yoksa benim teorim de yoktur” diyor adam özetle. Böyle bir inancı ısrarla adamın kendi inanmadığı birşeyi savunmak akılcı bir hareket olmaz.
SUNUCU: Bu arada seyircilerimize, hocam izniniz olursa bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Sorularınız varsa merak ettiğiniz, Adnan hocamdan öğrenmek istedikleriniz, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda www.harunyahya.tv’den canlı olarak bizleri izleme imkanları var, bunu da hatırlatalım. Hocam, şimdi bilim adamları neden Darwin’in evrim teorisini belli aralıklarla gündeme taşıyorlar. Bunu yaparkenki maksatları nelerdir?
ADNAN OKTAR: Darwinizm’e benim eserlerim dünya çapında ciddi bir darbe vurdu ve öldürücü bir darbe vurdu, hakikaten tepetaklak da gittiler. Fakat bunu gerçekten ummuyorlardı. Ben de aslında şaşırdım işin doğrusu, yani bu kadar etkili olacağımı ben de tahmin etmiyordum. Yani ben bu kadar kısa sürede netice alacağımı ben de tahmin etmiyordum. Allah imkan açtı, bu netice meydana geldi. Şimdi ateistler bunun yerine koyacak bir teori bulamıyorlar şu an. Yani büyük bir kriz meydana geldi dünyada, ateist sistemlerde büyük bir kriz meydana geldi. Çünkü dünyadaki devletlerin %95’inin resmi ideolojisiydi Darwinizm, devlet ideolojisiydi, devletin omurgası bu sistem üstüne kurulu. Devletin bütün yapılanması Darwinizm üstüne kuruludur. Dünyadaki devletlerin %95’i böyledir. Şimdi bu sistem yıkılınca devletlerin omurgası da yıkılmış oldu. Yani çok anormal bir durum oldu onların açısından, çok olağanüstü bir durum oldu. Hatta Papa’yı da ve oradaki Vatikan’daki insanları da tehdit ederek orada Darwinizm ile ilgili bir konferans yaptırdılar. Papa’nın ağzından, hahamların ağzından Darwinizm’in geçerli olduğunu, Darwinizm’in varolduğunu söylettiler. Yani bu bir paniğin ifadesi, dehşete düştüler adeta. Yani başhahama, Katoliklerin liderine “Darwinizm vardır ve geçerlidir” dedirtmek, işte bu dünya hükümetinin, Darwinist dünya diktatörlüğünün bir güç gösterisidir ve akıl alacak gibi değildir yani bu insanlara bunları söyletmesi. Çünkü Tevrat’a ve İncil’e göre Darwinizm mümkün değildir, imkansız. “Hayır” diyorlar “Darwinizm Tevrat’a ve İncil’e göre mümkündür ve vardır ve doğrudur” diyorlar. “Bilimsel bir açıklamadır” diyorlar. Yani bunu bir şekilde tehditle elde ettiler. İşte üniversitelerde de bugün Darwinizm’e inanan gerçekten inanan insan bir tane bulamazsınız, ama meslek icabı savunuyor birçoğu. Çünkü eğer savunmasa atarlar okuldan, görevine son verirler, çünkü zaten mesleği ona inancın üzerine kurulu. Birçok bilim dalı bu şekildedir. Ama biz 100 milyon fosilin varlığını bir kere ortaya koyduk. Onbinlerce fosilin fotoğrafını yayınlıyoruz, yayınlayacağız. Böyle bir konumda zaten Darwinizm’in ayakta kalması mümkün değil, imkansız. Proteinlerin tesadüfen meydana gelmesi, bir kere baştan olay kitlenmiş durumda. Kromozomların yapısına bakıyor insanlar, yani harika üstü harika. Yani mümkün değil tesadüflerle oluşması. Bu durumda tabi ki olay bir tıkanmaya gitti. Şimdi de Türkiye’de din adamlarını, din alimlerine Darwinizm’i savundurtarak bir yere varmaya çalışıyorlar. Bu da tabi netice alınacak bir şey değil, boş çırpınışlar bunlar. İşte falanca alim böyle demişti, feşmekanca alim böyle demişti. Bir de bakıyoruz ki alim dedikleri adamlar felsefeci çıkıyor ve Darwinistler adamlar. Yani Darwin’in fikirlerini evrimin fikirlerini savunan adamlar.
SUNUCU: Hocam tam yeri gelmişken, şimdi arzettiğiniz gibi günümüz ilahiyatçılarından, isim kullanmamızın herhangi bir mahsuru var mı bilmiyorum ama?
ADNAN OKTAR: Yok kullanabilirsiniz.
SUNUCU: Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş gibi hocalarımız, söylemlerinde evrim teorisinin tekamül yoluyla olduğuna dair görüşler belirtiyorlar. İslam’da tekamül yoluyla evrim diye bir şey var mıdır?
ADNAN OKTAR: Yaşar Nuri Hoca evrim konusunda bir şey söylemiyor, yani “olabilir de olmayabilir de bilmiyorum” diyor, o haddini bilen bir üslup kullanıyor, o güzel. Ama öbür hocaefendi herhalde savunuyor anladığım kadarıyla, yanlış aklımda kalmadıysa, ona yakın birşeyler anlatıyordu. Fakat bunlar bilimsel değil tabi, çünkü eğer evrim olsaydı buna ait ara fosil olması gerekirdi, biz de o zaman derdik Cenab-ı Allah demek ki böyle yaratmış. Olabilir, Allah böyle yaratmıştır derdik. Ama böyle bir olay yok, yani 100 milyon, 200 milyon, 300 milyon yıllık fosillere bakıyoruz hiçbir değişiklik yok ama, yani milim santim değişiklik yok. Olsa da normal, olabilir ama yok. Yani olmayan birşeyi varmış gibi göstermenin de bir alemi yok.
SUNUCU: Şimdi hocam, yıllardır kamuoyunun kanaat önderleri dışında kamuoyunun ilgi ile yakından takip ettiği bir durumdasınız.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: MaşaAllah Allah ömrünüze ömür katsın, çalışmalarınız, eserleriniz, CD’leriniz yani bu gayreti, bu çalışma temposunu nasıl yakalıyorsunuz, bu güç nerden geliyor?
ADNAN OKTAR: Allah veriyor, Allah’a çok şükür elhamdülillah.
SUNUCU: Allah ömrünüzü uzun etsin hocam. Şimdi hocam günümüzde soykırım diye bir şey çıktı, moda bir söylem.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Sizin de soykırım yalanı diye bir kitabınız var.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Şimdi burada, Filistin’de bir yahudi devleti kurulabilmesi için, Naziler ve siyonistler işbirliği yaparak Almanya üzerinden dünyadaki yahudilerin Filistin’e göçe zorlamak için soykırım yalanı ile kamuoyu oluşturduklarını sizler söylüyorsunuz, anlatıyorsunuz. Peki bu düşüncenizi kamuoyuyla daha yakından paylaşma imkanı bulsak hocam?
ADNAN OKTAR: Bakın, dindar Museviler çok mübarek güzel insanlardır, çok efendi insanlardır. Hıristiyan inancında, Musevilerin İsrail’de toplanacağı, ahir zamanda İsrail’de toplanacağı, 144.000 Musevinin dışında tamamının öldürüleceğine dair inanç vardır, Hıristiyan inancı vardır. Bu inancın oluşabilmesi için masonlar da bir kısım saf kalpli Hıristiyanlarla, ateist siyonistlerle işbirliği yapmışlardır. Ve Almanya’da Hitler’i iktidara getirmişlerdir, o da muazzam bir soykırım yapmıştır. Yani hem Musevileri katletmiştir, hem diğer insanları katletmiştir, her ülkeden. Mesela çingeneleri de katletmiştir, yani, hasta olan insanları da katletmiştir. Tarihin gösterdiği bir psikopattır. Bu baskıyla Musevilerin büyük bir bölümü İsrail’e göç etmiştir. Yani amaçlarına ulaşmışlardır. Fakat orada amaç İsraillilerin orada rahat yaşaması değildir, Musevilerin rahat yaşaması değildir. Önce Musevilerle Müslümanları savaştırmayı düşünüyorlar. Buna kendi aralarında bir Armageddon deniyor, işte o inançlarında. O savaşta Müslümanların tamamı yok edildikten sonra; İsrail’in bunu yapacağına inanıyorlar. Bunun arkasından da Hıristiyanların, Musevilerden 144.000 kişinin dışında hepsini öldüreceğine inanıyorlar. Böyle karanlık karmaşık bir plan. İncil’e bakan bunu görür, izahları yani buradaki anlatımları görür. Yani sapkın bir Hıristiyan inancıdır, yanlıştır ve bir soykırım hazırlığı ama dünyada görülmüş en büyük soykırım olabilir. Yani öyle bir hazırlık içindeler ve böyle bir inanç içindeler. Aslında dünyada tasarlanmış en büyük soykırım olayı budur. Yani Müslümanları soyunu kırmak, yoketmek, Hıristiyanların soyunu kırıp yoketmek, yani Hıristiyan ve Musevilerin. Yani hiç dünyada aşağı yukarı kalmamış oluyor, 144.000 tane. Onlar da Hz. İsa ile beraber göğe çıkacağını düşünüyorlar. Onları da göğe çıkartmak için herhalde onları da öldürmeyi düşüneceklerdir, çünkü dünyada duramayacaklarına göre 144.000 kişi. Çünkü dünyada kalmayacak bunlar diyor. Hz. İsa ile beraber belki de onları da öldürecekler, onlar da diyeceklerdir ki Hz. İsa ile beraber onlar da göğe çıktı diyecekler ve hiç Musevi kalmayacak. Halbuki mübarek bir nesildir, Peygamber neslidir Museviler. Dolayısıyla bu çılgın düşünceyi, bu deli düşünceyi Hz. Mehdi engelleyecektir. Hz. Mesih engelleyecektir. Hz. İsa bizzat kendisi, Said Nursi Hazretleri diyor, Cenab-ı Allah’ın Katı’ndadır, yeryüzüne inecektir. Hz. Mehdi ile birleşerek bu büyük katliamı durduracaktır. İşte Deccal’in yapacağı katliam budur. Müslüman katliamı düşünüyor Deccal ve Musevi katliamı düşünüyor. Bunu durduracaktır, Hz. Mesih ve Mehdi’nin görevlerinden bir tanesi de budur.
SUNUCU: Şimdi hocam, Adnan Oktar’ın ahir zaman sohbetlerinin amacı ne, kıyamet çok mu yakınımızda?
ADNAN OKTAR: Sünni inanca göre, mesela Suyuti, çok büyük bir mezhep, ehli sünnet mezhebinde mühim bir alimdir ve hadis imamıdır. Ümmetin ömrü diyor, Peygamber Efendimiz (sav)’den hadis veriyor, “Hicri 1500’ü geçmeyecek” diyor, Hicri 1500. Biz 1430’dayız, yani bu çok çok yakın olduğunu gösteriyor. Hatta Said Nursi 1545’te kıyametin kopabileceğini söylüyor, Hicri 1545. Buradan da kıyametin çok yakın olduğunu görüyoruz. Diğer izahlardan da bunun böyle olduğunu. Mesela 11. yüzyılın müceddidi vardır Berzenci hazretleri, o da aynı şekilde söylüyor. O da “ümmetin ömrü Hicri 1500’ü geçmeyecek” diyor.
SUNUCU: Şimdi bu soruya ilaveten yeni bir soru. Aynı zamanda şu da mı oluyor hocam, Müslümanlara ahirete, işte ahir zaman sohbetleri yaparak Müslümanları ahirete biraz daha hazırlıklı olması konusunda bir de tabi ki uyarı anlamı taşıyor sizin sohbetleriniz, bir şeyde.
ADNAN OKTAR: Orada amaç hem Müslümanların sevinmesini sağlamak çünkü bir Türk-İslam hakimiyeti oluşacak, bir sevinçtir bu. Bir Altınçağ’a girilecek, saadetli güzel bir döneme girilecek. Hem budur, hem insanların imanını daha güçlendirmektir, hem ahirete hazırlıklarını arttırmak, hem de Hz. İsa’yı ve Hz. Mehdi’yi görecekleri için bu büyük sevince onları ortak kılmak ve bu sevinci onlara yaşatmaktır. Çünkü alametleri zaten görüldü, bu söylenenlerin doğru çıktığını Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden görüyoruz. Teker teker hepsi doğru çıkıyor, ve o yönde olaylar ilerliyor. Mesela son olarak İmam Rabbani hazretlerinin belirttiği bir Lulin kuyruklu yıldızı var, o çıktı mesela. “Boynuzlu bir yıldızdır” diyor, bir “öküz başına benzer” diyor, böyle uçları kıvrık, bilim adamları daha yeni bulmuşlar, İmam Rabbani onu yüzlerce sene önce bildiriyor. Bilim adamları biz yeni bulduk diyorlar. Ve diyor, o batıdan doğuya gidecek bu kuyruklu yıldız diyor. Diğer yıldızların aksine, kuyruklu yıldızların aksine, doğudan batıya değil, batıdan doğuya gidecek bu kuyruklu yıldız diyor. Aynen dediği gibi çıkmıştır. Batıdan doğuya ve yeşil renkte bu yıldız, kuyruğu yeşil renkte. Ve hakikaten 2 uçlu, yani 2 uçlu kılıç gibidir diyor, yukarı doğru ağzı, ve bir orta kısmı var. Tam tarif edildiği gibi, hadisteki tarif edildiği gibi bu yıldız da çıkmıştır. İmam Rabbani’nin bu naklettiği hadisin doğru çıkması çok büyük bir mucizedir. Bakın bilim adamları daha yeni keşfettik diyorlar. O yüzlerce sene öncesinden bunu söylüyor.
SUNUCU: Hocam, bir müminin ahirette neler karşılamak gerekir, kulun günahları cennete girmesine engel midir?
ADNAN OKTAR: Tabi ki mümin günahlardan kaçınacak, helale harama dikkat edecek. Biz Ehl-i sünnet inancındayız, Ehl-i sünnet inancı içerisinde titiz olacak. Kuran hükümlerini yerine getirecek; güzel huylu olacak, sevecen, affedici, şefkatli, merhametli, güzel düşünen, güzel konuşan insan olacak.
SUNUCU: Hocam, sizin Türk-İslam birliği ile ilgili bir projeniz var.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Bu projeyi kamuoyuyla sık sık paylaşıyorsunuz. Duymayanlar için, tekrar bunun daha bir geniş bir açılımını yapar mısınız? Bu arada hemen buna ilaveten, bir de bizim aldığımız duyumlara göre, Kırgızistan Sayın Cumhurbaşkanına bir mektup yazmışsınız, bu mektubu niye yazdınız, nedendir, bunu kamuoyuyla paylaşırsanız seviniriz.
ADNAN OKTAR: Evet Türk-İslam birliğinin oluşması için onlardan ricacı oluyoruz. Yani bunun bir an önce yapılması gerektiğini söylüyoruz. Özellikle Türk Devletleri’nin önden bir birleşmesi gerektiğini söylüyoruz. Hadiste de var Peygamberimiz (sav), önce Türk devletleri birleşecek diyor, dağınık Türk bayrakları birleşecekler” diyor. Sonra da onlar yeşil bayraklarla birleşecekler. Ve bir Türk-İslam birliği oluşacak diyor, hadislerden bunu görüyoruz. Ben de tabi Türki devletlere böyle mektup yazıyorum diyeyim, arkadaşlarım yazıyorlar ama tabi ben de teşvik de ediyorum, böyle güzel bir çalışma var.
SUNUCU: Peki hocam, gazetelerden okuduğumuz bazı haberlerde çok büyük bir dehşete düşüyoruz. Birkaç gün evvel de, 3 aylık bebeğini kurutmaya atarak ölümüne yol açan bir anneyle ilgili haber çok şaşırtıcıydı. Amerika’da, Avrupa’da hatta ülkemizde de yaşanan bu tip olaylarda görüldüğü üzere, akli dengesi yerinde olmadığını açıkça görülen insanlar anne baba olabiliyorlar. Ben böyle ruh sağlığından yoksul insanların elinde yetişmek zorunda kalan çocuklara çok üzülüyorum. Bunun için nasıl bir çözüm almalıyız? Önerileriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Önce bir düzeltme yapayım. ‘Soykırım Yalanı’ değil ‘Soykırım Vahşeti‘ benim kitabımın ismi.
SUNUCU: Pardon hocam. Özür dilerim.
ADNAN OKTAR: ‘Soykırım Yalanı‘ bana ait değil bu kitap.
SUNUCU: O özürü ben şey yapayım hocam. Çok özür dilerim. Sorumuzun cevabını alalım.
ADNAN OKTAR: Evet. Ailelere bakış açısında tabi bir değişiklik olması lazım. Yani aileler illaki doğrudur demeyeceğiz. Doğru aile vardır yanlış aile vardır. Doğru aileler baş tacıdır. Yanlış ailelere karşı da insanlar tavırlarını koyacaklardır. Gençler tavırlarını koyacaktır ama bunu tabi hukuk ölçüleri içerisinde makul ölçüler içerisinde yapacaklardır inşaAllah.
SUNUCU: Hocam Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mehmet Sevgin evrim teorisine ilişkin kanıtları içeren maden teknik arama kurumu bünyesinde Tabiat Tarihi Müzesi’nin yıllardır tadilat gerekçesiyle kapalı olduğunu belirterek olayı ikinci TÜBİTAK skandalı olarak nitelendirmiş. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz. Bunu bir seyircimiz Ayşegül Meriç İstanbul’dan bir seyircimiz soruyor.
ADNAN OKTAR: TÜBİTAK skandalı diye birşey yok. Darwin’in istediği gibi resimlerini de yayınlayabilirler, heykellerini de dikebilirler dedim yani hastane süpürgesi gibi onun suratına millet meraklı değil yani o bilim de değildir yani onu oturup görmek bizi rahatsızda etmez, mutlu da etmez. Herhangi bir insan, bir felsefecidir, bir din adamıdır Darwin yani kendi sapkın pagan dinini savunmuştur. Bir pagan rahibidir, bilim adamı değildir. Çünkü bilim adamı jeoloji, paleontoloji, biyokimya bunların hepsi bilimdir. Ama Darwinizm bir felsefe ve bir dindir. Yani bir şaman dini gibi klasik bir pagan dinidir. Yani bütün canlıların bütün yaratılmışların tevafuken, tesadüfen oluştuğunu iddia eden tevafuk demeyeyim de tesadüfen oluştuğunu iddia eden bir dindir ve çok eski bir dindir. Bunu Bilim Teknik Dergisi bir eski dini tanıtmak amacıyla yapıyorsa buna saygı duyulur. Yani eski dinleri bize tanıtsınlar zaten. Sümer dinlerini anlatsınlar. Pagan dinlerini anlatsınlar. Eski Mısır dinlerini anlatsınlar. Eski Mısırlarda da aynı inanç vardır çünkü, onlar da Nil’in çamurlarından yetiştiğini iddia ediyorlardı bütün insanların, bitkilerin, canlıların, herşeyin oradan oluştuğunu iddia ediyorlardı. Aynı şekilde Sümerliler de bu iddiadaydılar. Bütün canlıların çamurlu sulardan oluştuğuna inanıyorlardı. O da aynı inançtaysa tamam bunlar geçmiş tarih bilgileridir. Geçmiş tarihi dinlerdir, pagan dinleridir. Bunları anlatabilir Bilim Teknik dergisi bu çok makul. Ama bunu bilimsel doğrudur diye bunu dayatırsa bu bilimselliğe yakışmaz utanç verici birşey olur bu. Çünkü bilimsellik kanıt ister, delil ister. Deliller nedir? Yeraltından çıkan fosillerdir. Yüz milyon fosil var yaratılışı ispat eden bunları Bilim Teknik dergisi alsın toplasın bunlarla ilgili sergiler yapsın, bunların filmlerini yayınlasın, fotoğraflarını yayınlasın bunlar bilim olur. Ama ortada hiçbir delil yok iken hayali çizimlerle, hayali iddialarla Darwin’in safsatalarını diyeyim, insanlara eğer anlatmaya kalkarlarsa bilimsel doğru diye bu bilime karşı bir tavır olmuş olur. Yani hiç yakışık alacak birşey olmaz.
SUNUCU: Hocam şimdi Türkiye’nin hayranlıkla takip ettiği birisisiniz. Özellikle eğitimli gençlerin bu konudaki size olan hayranlıkları giderek artmakta. Şimdi bu sizin nefsinizde nasıl bir fırtına oluşturuyor? Nasıl bir duygu oluşturuyor? Yani bundan ne gibi bir memnuniyetiniz var? Tabi ki bu hayranlığın lütfen bunu gelirken bana bir arkadaşım sordu bununla ilgili sizin cevabınız merak ediliyor.
ADNAN OKTAR: Ben Allah’ın naciz herhangi bir kuluyum. Ben şu kadarcık beynimin içindeki şuur merkezinde yaşayan Allah’ın bir tecellisiyim. Allah ne derse ben onu konuşuyorum. Yani Allah ne emrederse onu yapıyorum. Acz içerisindedir bütün insanlar. Allah güç sahibidir. Biz Allah’a tabi olmuş, Allah’ın emirlerine göre hareket eden insanlarız. Dolayısıyla yani ondan böyle gurur yapacak veya büyüklenecek birşeyimiz olamaz. Çünkü kadere tabi olan, kaderin dışında hiç birşey yapmayan varlıklarız. Dolayısıyla Allah’a kulluk yapmanın sevincini ve heyecanını yaşayabiliriz, mümin olmanın gururunu yaşayabiliriz. O kadar. Onun dışında bir şeyimiz olmaz.
SUNUCU: Sayın hocam gene bir sorumuz var. Gerçekten beyin yıkama yapıyor musunuz diye bir soru yazılmış acaba bu konuyu bize açıklar mı? Kadir Alaylı Adana.
ADNAN OKTAR: Beyin tabi ki yıkıyoruz. Kirlenmiş fikirleri, kirlenmiş düşünceleri yıkamak Müslümanın görevidir. Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i ani’l münker demek zaten yıkama demektir. Kuran bizleri yıkar. Kuran üzerimizdeki pislikleri alır. Yanlış düşünceleri, yanlış fikirleri kaldırır. Bizi tertemiz kılar. Mümin de insanları Kuran’la yıkar. Kuran’ın nuruyla temizler ve arındırır. Allah onları vesile eder. Dolayısıyla beyin yıkama vardır. Müslümanın görevidir bu zaten.
SUNUCU: Çok güzel bir sözdü tabi ki. Çok da güzel bir cevap aldık hocam. Hocam çevrenizdeki gençler demin sorduk ama gene bir soru sorulmuş Murat Düzgün İzmir’den. Çevrenizdeki gençler hep kişiler hep gençler mi, yaşları ileri olan kişiler yani yaşları ileri olan kişiler var mı yanınızda diye Murat Düzgün İzmir’den böyle bir soru yöneltmiş.
ADNAN OKTAR: Benim arkadaşlarımın çoğu 40-45 yaşında. Çoluk çocuk diyor ama öyle birşey yok yani. Hep yaşı büyüktür arkadaşlarımın büyük bir bölümü çok nadirdir yaşı küçük olan.
SUNUCU: Evet hocam. Şimdi biliyorsunuz Amerika’nın yeni Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyareti Washington Times tarafından çok eleştirilmiş. Ve şeriatı kucaklamak mı diye bir başlık atmış hocam. Ayrıca Obama’nın ziyareti ile İslamcı bir hükümete hükümet edeceğini söylemiş diye bir soru var Hatice Kaya Ankara.
ADNAN OKTAR: Türkiye zaten Müslüman bir ülke yani Türkiye’nin yeniden Müslümanlığa girmesi diye bir konu yok. Ve laik sistem Türkiye’deki Üniter Devlet yapısı zaten son derece mükemmel ve gayet de güzel ama bizim dindarlığımız daha da artacak bu doğru ve artıyor. Yani millet dindardır, devlet de laiktir. Dolayısıyla bu sistem içerisinde güzel ahlak, sevgi, muhabbet, coşku, kardeşlik, yardımlaşma duyguları daha artacaktır. Bu İslam’ın zaten ta kendisidir.
SUNUCU: Hocam sorularımız yoğun bir şekilde geliyor. Gene Konya’dan Ali Yılmazer tarafından bir soru var. ‘Sayın hocam Konya’dan yazıyorum, dün Milliyet gazetesinde yer alan habere göre Konya’da Darwin’in heykelinin dikileceği haberi. Burada birçok kişiyi gerçekten çok kızdırdı. Bugün birçok gazetede de bu konuyu kınayan haberler okuduk. Birçok kişi biz bu heykeli Konya’ya diktirmeyiz. Eğer dikerlerse de Konya’dan çeker gideriz ‘dedi. Hocam bu tepkileri doğru buluyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Böyle Konya’nın bir parkına bir çalı süpürgesi diksinler şöyle ters tepesinin üstüne. Süpürgede şöyle yukarıya doğru. Yani Darwin’e niyetle ona baksınlar. O yeterli olur. Böylece kısa sürede Darwin’in konusu da hallolmuş olur. Yani ne yapacağız adamın orda heykelini? O zaman Sümer dinlerinin şeyleri var pagan dinlerine ait heykeller var. Sümerler devrinden kalma, Eski Mısırdan kalma heykeller var. Yani, mesela çamurlu sulardan orda nasıl oluştuğuna dair oradaki varlıkların nasıl etki ettiğine dair bazı heykeller var. Onları da dikmeleri lazım. Yani heykelle bir yere varılmaz, heykel dikmeyle bir yere varılmaz. Bizim dikeceğimiz heykel Atatürkümüzün heykelidir. Başka heykele bizim ihtiyacımız yok. Yani Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti Türkler oluşturdu değil mi? Darwin Türk düşmanı ve Türklerden nefret eden bir insan ve Türklerin tamamen yok edilmesini, elimine edilmesini kendi tabiriyle isteyen ve buna inanan bir insan. Ve zencilerden de nefret eden bir insan. Atatürk ile ikisinin heykelini karşı karşıya diktiğinde bu Atatürk’e karşı saygısızlık olur ve çok anormal bir hareket olur bu. Ama illa dikmek istiyorlarsa dediğim gibi bir çalı süpürgesini bir yere diksinler olur biter.
SUNUCU: Sayın Adnan Oktar, Fransa’nın ünlü gazetesi Le Monde‘da bir haber yeraldı. İngiltere kraliçesinin hukuk danışmanı Türkiye İslam’a yönelirse dünya çapında rol oynayacak ve ABD Türkiye’ye daha muhtaç hale gelecek demiş. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Aynur Kırap gene Konya.
ADNAN OKTAR: Türkiye tabi ki güçlenecek, büyüyecek, büyük bir Türk-İslam Birliği oluşacak ve herşey de yerli yerine oturacak. Bundan bütün dünya memnun olacak, herkes mutlu olacak. Amerika’yı da, Rusya’yı da, bütün dünyayı, Çin’i kurtaracak bir sistemdir bu Türk-İslam Birliği. Kimsenin bundan rahatsız olması için bir sebep yok. Bilakis mutlu olacakları, sevinç duyacakları bir olay.
SUNUCU: Hocam, sizin Masonlar ve Siyonistlerle ilgili çok ciddi çalışmalarınız oldu. Masonların Türkiye’de ve dünyada kime hizmet ettiklerini defalarca açıkladınız. Bir de burdan bizim kanalımızdan bu açıklamayı bir kez daha yapar mısınız?
ADNAN OKTAR: Masonlar kendileri söylüyorlar. Diyorlar, şeytanın feneri bizim gideceğimiz yolu aydınlatır diyorlar. Yani şeytana uyduklarını kendileri söylüyorlar. Şeytan ne derse onu yapıyorlar. Zaten uygulamalara da bakıyoruz, bunu görüyoruz. Mesela Darwin’in dedesi Masondur. Aynı o dedesinin yolunda, kendisi de Masondur Darwin’in, aynı kafada gitmiştir. Ateistlerin bir felsefeye ihtiyaçları vardı, yaratılışı açıklamaya ihtiyaçları vardı. Darwinizm’i buldular yani Darwinizm’den dolayı ateist olmadılar, ateizmden dolayı Darwinist oldu bunlar. Yani aradıkları için, başka da bir çözüm bulamadıkları için en sonunda nasıl söyleyelim, yaratılışı nasıl açıklayalım bu kadar canlının, bitkinin, hayvanın yaratılışını nasıl izah edelim dediler en iyisi tesadüflerle izah edelim dediler. Çünkü yaratılışı kabul etmeyince geriye ne kalıyor, tesadüf kalıyor. Tesadüf için de bu teoriyi ortaya attılar. Bu da gayri bilimseldir, baştan sona kadar uydurmaya dayalı bir teori.
SUNUCU: Hocam, Türkiye konum itibariyle çok önemli bir ülke. Şimdi tabi hal böyle olunca da gerek ülkemiz içinden gerekse ülke dışından özellikle Türkiye’deki huzuru, Türkiye’deki işte ne bileyim dalgalanmaları bir sürü şey yapacak nifak tohumları ekilmekte. Sizin ağzınızdan çıkan her cümle özellikle gençler tarafından iyi algılanmakta iyi etüd edilmekte. Oyuna gelmememiz konusunda gençlere nasıl bir tavsiyede bulunursunuz? Yani bu sizin aslında rehber edindiğiniz, şiar edindiğiniz bir mesele. Gençlere nasıl tavsiyede bulunursunuz?
ADNAN OKTAR: Bizim milletimizi bir kere oyuna getiremezler. Oyuna gelse şimdiye kadar bu millet bin kere gelirdi. Bizim millet inayet altında, Allah’ın koruması altında olan bir millettir, lider millettir. Türk-İslam Birliği’nin lideri olacak, kaderi güzel bizim milletin. Yani ellerinden geleni artlarına koymasınlar ne kadar Darwinist profesör varsa buraya göndersinler. Her yere, her sokağa Darwin’in heykellerini diksinler, sabah akşam Darwin’le yatıp kalkalım gene bu milletin imanına zarar getiremezler. İstedikleri kadar uğraşsınlar, ne yapıyorsa yapsınlar hiç bir netice alamazlar. Masonlar gelsin, Komünistler gelsin, PKK gelsin yani üç kuşak sülaleleri gelsin isterse hiç birşey olmaz. Yani üç kuşak öncesi derken çevresindeki insanlar diyelim onlar çünkü ölüp gitmiştir onların birşeyi yok. Türk-İslam Birliği milletimizin kaderi. Çok mükemmel bir gelişme var. Çok mükemmele doğru gidiyoruz. Hiç kimse bunu durduramayacak. 2014’lerde biz onlarla görüşeceğiz bakalım. O Darwin’in heykellerini falan o zaman göreceğiz. İşte o zaman onları biz tarih kitabı olarak okuyacağız, tarih bilgisi olarak okuyacağız inşaAllah.
SUNUCU: Hocam, yarın 18 Mart. Biliyorsunuz Çanakkale Savaşı’nın kurtuluş yıl dönemi. Buradan şehitlerimizi rahmetle anarken sizin de bu konuda söyleyecek mutlak birşeyleriniz vardır. Buyurun hocam.
ADNAN OKTAR: Çanakkale bak çok rahat geçeriz zannettiler Darwinistler. Geldiler, dediler ki işte bunlar ilkel haşa maymun türü gibi Türk milletine Darwin’in iddiaları en yüksek dönemiydi işte o Çanakkale’nin işgali dönemi. İngilizler gönderdiler o zaman o askerleri biliyorsunuz. Çünkü Türklerin ilkel varlıklar olduklarını söylüyordu Darwin onlara. ‘ Siz gidin onlarla savaşın onlar zaten gelişmemiş bir maymun türüdür, haşa! Biraz bastırın siz onları yok edeceksiniz’ diyordu. Zaten sizin türünüzden başka tür kalmayacak diyordu Darwin eserinde. Yani sadece Avrupalı ırklar kalacak gelişmiş ırklar bunlardır diyor onlar aşağı ve gelişmemiş ırklardır. Siz onları elimine edecek, yok edeceksiniz diyordu. Bunu devlet siyaseti haline getirdiler haşa Türk milleti için böyle görüşleri vardı. Çok kolay olacağını zannettiler. Geldiler, bizim aslanlarımızla karşılaştılar. Nallarını toplayarak kaçıp gittiler. Demek ki Darwin’in toerisi doğru değilmiş. O yönden de anlamış oldular. Her yönden anladılar o yönden de anladılar. Demek ki burada çok seçkin aslan yatağıymış; demek ki seçkin ve güzel insanların yurduymuş, yiğitlerin yurduymuş, aslanların yurduymuş, zeki ve akıllı, kaliteli gelişmiş insanların yurduymuş bunu anladılar.
SUNUCU: Hocam, gene sorularımız hızla gelmekte. Hızır’la görüşmek için yekaza hali yani uyku ile uyanıklık arası bir durumdayken olur diye açıklamıştınız. Peki, bu görüşme net bir şekilde hatırlanıyor mu? Yoksa rüya gibi bir hatırlama şekli midir? Bir Kerim Gülaycan gene Konya’dan. Bu akşam Konya’dan izleyicimiz çok galiba aşırı derecede Konya’dan sorular geliyor hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Yekaza halinde tabi ki o görüşme aklında kalır, çok net kalır. Mesela Said Nursi Hazretlerinin diyor ‘ben bir meclise girdim’ diyor. Bir toplantıya katılıyor o devrin ileri gelenlerinin manevi liderlerinin bulunduğu toplantı. Bütün detaylarını anlatıyor. Mesela İmam Rabbani ile görüşüyor, Hazreti Hızır’la bütün detaylarını anlatıyor yekaza halindeyken. Tabi ki çok net aklında kalır.
SUNUCU: Yine hocam sorularımıza devam ediyoruz. Sayın hocam Mehdi sima olarak Hz. Ali’ye mi Hz. İsa’ya mı benzeyecek acaba? Göksel Meram Ankara.
ADNAN OKTAR: Üçü de birbirine benzerler. Mehdi, Hz. İsa ve Hz. Ali. Hatta diyor İmam Rabbani, Hz. İsa’nın diyor bir ayağı Mehdi’nin bir omzundadır, bir ayağı da Hz. Ali’nin omzundadır diyor. Yani çok benzerler üçü de, bir üçgen gibi böyle. Yani simayen andırırlar. Ama Mehdi ile Hz. Ali çok benzerler. O’nun soyundan geldiği için çok benzer inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Haydar Egemen İzmir’den bir soru göndermiş hocam. İzmir’de faaliyet gösteren 34 yıllık dev firma Tariş İplik ekonomik kriz nedeniyle üretime ara vermiş. Acaba bu böyle devam edecek mi? İnsanlar işsiz kalacak mı?
ADNAN OKTAR: Ben söyledim, yani bu büyük bir tufan dedim. Bütün dünyayı kaplayacak dedim. Ve bundan yakasını kurtaracak insan yok yani. Hepsinin yakasına yapışılacak, kapitalist sistem tamamen çökertilecek. Fakat Türk-İslam Birliği oluşmasıyla biz bu felaketten kurtulacağız dedim. Bunun ilacı Türk-İslam Birliği’dir. Yani bunun dışında bir çözümü yoktur.
SUNUCU: Hocam gelen sorulardan birşey dikkatimi çekti, yani şimdi işsizlik soruluyor size yani işte ne bileyim ilmi konularında bilim konularında sorular geliyor. Türkiye’de ağzınızdan çıkacak her cümlenin demek ki bir muhatabı var ki sizi her çıkmazda bu tür sorularla yöneltip sizden alınacak cevaplarla insanlar böyle bir rahatlama gibi bir duruma giriyorlar ki böyle soru soruyorlar. Bu sizi mutlu ediyor mu hocam? Tabi ki eder de.
ADNAN OKTAR: Beni konuşturan da Allah. Onlara dinleten de Allah. Tabi bir hayır var yani çünkü bu öyle rastgele olmaz. Mesela Allah beni yıllarca konuşturmadı ama 2009’a girince Allah konuşturmaya başladı. Uydulu yayınla bütün dünyaya hitap etmeye başladım. Bir hayır var, bir hikmet var. Benim milletim de güzeldir, güzel insanlardır. Samimi insanlardır. İnşaAllah ben de samimiyim. Samimi konuştuğum için inşaAllah seviyorlardır. Üslubum candan hakikaten, içimden geldiği gibi konuşuyorum yani öyle yapmacık bir şey söylemiyorum. Ben daha önce de söyledim bu ekonomi kriz Türkiye içinde yani o kadar etkisi olmaz, çünkü biz Türk-İslam Birliği’ni oluşturacağımız için iyi bir konum da olduğumuz için bizde ciddi bir etkisi olmayacak. Ama Avrupa’da, Amerika’da , Çin’de, Rusya’da hepsinde çok yıkıcı ve sökücü etkisi olacak. 7 yıl sürecek dedim insanlar dediler ki bir yıl sürecek dediler, 1 yıl sonra asıl sürati arttı, gücü arttı katla bir daha ki yıla daha da artacak şiddeti ve 2014’e kadar devam edecek, 2007’de başladı 2014’e kadar devam edecek, 2013’lerde biraz hafifleyecek Allahualem, 2014’de tamamen duracak inşaAllah.
SUNUCU: Murat Ağıztan Amasya’dan bir soru göndermiş hocam, geçenlerde bir iki röportajınız da Ermenistan ile Azerbaycan kapıları aynı gün bir Cuma günü açılacak şeklinde önemli bir açıklama söylediniz diyor size, ancak bu ayrıntının gerektiği kadar üstünde durulmadığını düşünerek bu soruyu yazma ihtiyacını duydum. Neden Cuma günü açılacak hocam demiş.
ADNAN OKTAR: Mübarek gün mübarek gün, güzel gün hayırlı gün inşaAllah, o yüzden inşaAllah.
SUNUCU: Evet Hakkı Emircan İstanbul son günlerde isminden çok bahsedilen kişi İbn-i Miskeveyh hakkında bizi gerçek anlamda bilgilendirir misiniz diyor.
ADNAN OKTAR: Oda Darwin gibi oda azılı Türk düşmanı, Türklerin böyle haşa sığır gibi, at gibi böyle ilkel işlerde hayvanların iş göreceği işlerde çalıştırılması gerektiğini düşünen ve insanların gelişmemiş bir insan türü olduğunu iddia eden yani hayvan gibi gören bir insan yani sapkın bir insan, bir Müslüman böyle konuşmaz, zencileri de aynı şekilde görüyor çok çirkin düşünceleri onu daha önceki röportajlarımı izleyenler de bilirler.
SUNUCU: Muzaffer Cumhur Bursa’dan bir soru göndermiş, bazı İslam alimleri evrim Allah inancı ile çelişmez diye bir açıklamada bulunuluyor diyor, bu konu hakkındaki düşünceniz hocam.
ADNAN OKTAR: Kuran’da Hz. Musa asasını atıyor bir anda yılana dönüşüyor asa, Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıyor üfürüyor kuş olup uçuyor, buradan görüyoruz ki evrim yok cinler evrimle yaratılmadı, melekler de evrimle yaratılmadı yani ahirete gittiğimizde biz evrimle yaratılmayacağız, Allah kalkın diyecek ‘OL’ diyecek olacak yani ahirette evrimle yaratılmıyorsak daha önceki alemde de biz zer aleminde de Allah’a kul olarak söz verdik. Allah ben sizin Rabbiniz değil miyim dedi evet dedik biz, Rabbimizsin dedik o zaman da biz varlıktık, o zaman da evrimle yaratılmadık, dolayısıyla niçin sadece dünyada evrimle yaratılalım yani ahirette evrimle yaratılmıyoruz daha önce de evrimle yaratılmamışız, cinler, melekler de evrimle yaratılmıyorlar değil mi, yani Peygamberlerin gösterdiği mucizelerde de evrimi görmüyoruz, o zaman nedir? Bilimsel delillerde de görmüyoruz, yüz milyonun üzerinde yaşayan fosil var, yani şimdikilerle aynı biz bunlarda evrimi görmüyoruz, bilimsel olarak bir proteinin yapısına bakıyoruz orda da evrimin imkansız olduğunu görüyoruz kofullara, mitokondrilere bakıyoruz, golgi cisimciği hepsine bakıyoruz hiçbir yerde evrim yok yani teknik olarak mümkün değil. Kuran’a göre de mümkün değil, teknik olarak da mümkün değil olmayan bir şeye niye inanalım.
SUNUCU: Peki hocam Mehdi ne zaman gelecek?
ADNAN OKTAR: Mehdi bence geldi yani çünkü Suyuti’nin demesine göre, Said Nursi’nin demesine göre Berzenci’nin ve diğer Ehl-i sünnet alimlerinin demesine göre hicri 1500’den sonra zaten İslam bitiyor yani ümmetin ömrü bitiyor, İslam ümmetinin ömrü hicri 1500’e kadar hatta 1545’de Said Nursi kıyamet kopabilir diyor Allahualem. Dolayısıyla başka da yüzyıl olmadığına göre hicri 1400 ile 1500 arası başka yüzyıl olmadığına göre ve Mehdi’nin bütün alametleri çıktığına göre, son olarak da bu kuyruklu yıldız, iki uçlu kuyruklu yıldızdır son, İmam-ı Rabbani söylediği alametlerden biridir. O da çıktığına göre Mehdi çıkmış olması gerekiyor.
SUNUCU: Yine Münire Özdoğan Hatay’dan bir soru göndermiş hocam. İnsanın atası hurma diye bir açıklama vardı, geçtiğimiz günler de bu konuda biraz açıklama yapabilir misiniz? Diyor.
ADNAN OKTAR: Evet onu İbn-i Miskeveyh denen akıldane öyle söylüyor; bakın bunu daha önce de göstermiştim yaklaşık 160 milyon yıllık hurma fosili, bu da hurmanın günümüzdeki hali hiçbir değişiklik yok aynısıyla kalmıştır. Yani onların demesine göre şu an hurma dallarıyla biz sohbet ediyor olacaktık mesela benle röportaj yapacaktı, kameramanlık yapacaktı hurmalar yani onların iddiası böyle idi veya sokakta taksi çevirdiğimizde hurmalar bizi evimize götürüp getirecekti, yani böyle bu kadar saçma bir iddiaya insanın cevap vermek durumunda kalması Darwin’in bu zırvalığına cevap vermek durumunda kalmamız beni şaşırtıyor yani ben ne diyeyim mesela biri diyor ki tarla faresinden oluştuk, birisi solucandan oluştuk diyor, biri mikropdan oluştuk diyor, biri hurmadan oluştuk diyor yani bunların hepsi çok saçma ve çok mantıksız izahlar kimi çamurlu sulardan tesadüfen oluştuk diyor, kimi Nil nehrinin bataklığından tesadüfen oluştuk diyor, Darwin de yine çamurlu sulardan tesadüfler sonucu oluştuk diyor yani akıl-sır alacak gibi değildir bu izahlar koskoca insanlar bunu nasıl söylüyor yani mesela Üniversite profesörü adam kariyer yapmış okumuş adam buna nasıl inanıyor, bu bir mucizedir. Yani net mucize başka açıklaması yok.
SUNUCU: Hocam yani, söylemleri o söylediğiniz insanları söylemleri aklın bittiği yer değil mi yani, deli saçması demeyelim de yani aklın bittiği nokta değil mi yani akıllı bir insan bu tür söylemleri söylemez.
ADNAN OKTAR: Hayır yani ilginç çok çok şaşırtıcı, ortada hiçbir delil de yok bir izah da yok hani desek ki şu delile baktı da oradan aldandı diyeceğiz o da yok, neye göre ortaya çıkıyorlar ben anlamıyorum.
SUNUCU: İzmir’den bir soru var hocam Tuğrul Atasever. Hocam Türkiye’deki en beğendiniz il hangisi acaba diye bir soru sormuş
ADNAN OKTAR: Hepsi birbirinden güzel ben Karadeniz’i boydan boya bir kere müthiş beğeniyorum, yani dehşetli güzel şiddetli güzel, Akdeniz sahilleri desen ayrı bir güzel, İzmir ayrı bir güzel, Güneydoğu Anadolu’nun tarihi yerleri var oralar çok güzel, İç Anadolu’da Amasya, Turhal, Tokat ayrı güzel yani bunu ayırt etmek çok zor, yapılacak iş değil her biri birbirinden güzel her yer.
SUNUCU: Ama Hocam programın akış içersinde gelen sorularının iller bazında dağılımı işte Hatay’dır, Bursa’dır, İzmir’dir yani hiç beklemediğimiz yerlerden sorular alıyoruz buda sizin programlarınızın ne kadar ciddi bir anlamda takip edildiğinin bir göstergesi. Allah devamını şey yapsın. Sayın seyircilerimiz mutlaka hala mesajları ile destekleyeceklerdir. Şimdi hocam Anadolu Ağası diye bir. Sayın hocam akşam saatlerinde bir haber vardı İstanbul’da barajlarda doluluk oranı yüzde 90’lara çıkmış küresel ısınma var diyenler bunu nasıl yorumlayacak oysaki siz bu bereketin olacağını aylar önce söylemiştiniz, maşaAllah hocam dedikleriniz çıkmaya devam ediyor. Güngören’den Sedat Kasapoğlu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mehdi’nin zuhurundan önce yağmurlar kesilecek diyor Peygamber Efendimiz (sav) sonra da çok bol yağmur yağmaya başlayacak diyor her ikisi de olmuştur, yağmurlar kesilmiştir ve çok bol yağmur yağmaya başlamıştır. Dolayısıyla küresel - ısınma kılıfı da yanda kalmış olur tabi masanın yanına bıraktılar.
SUNUCU: Bir şekilde geçerliliğini kaybetmiş oluyor. Sayın hocam internet sitelerinizin her geçen gün hızla artması beni çok memnun ediyor özellikle son dönemde hazırlanan yeni bir çok imani sitenin hizmete girmesi bizlere çok güzel bir müjde oldu Allah sizden o siteyi yapan herkes den razı olsun İnşaAllah diyor, bir temenni olarak.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah inşaAllah,
SUNUCU: Merhaba sayın Oktar bey’e sorum olacak, Türkiye’deki Balkan Müslümanlarını geri planda bıraktığını düşünüyor musunuz ve buradaki misyonerlik faaliyetlerinde nasıl bir savunma mekanizması kurulması lazım diyor, izlenmesi lazım diyor.
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği’nde İtalya da dahildir içinde. Peygamberimiz (sav) diyor Hırakl’ın şehri diyor Roma müminler orada diyor Allah’ın adını anarak alacaklar diyor. Roma’ya kadar oraya kadar İslam hakim olacaktır inşaAllah.
SUNUCU: Merhaba diye başlayan yine bir sorumuz var hocam, ben Ayla, hocam İstanbul’dan yazıyorum size; bir profesör sizin söylediklerinizin aynısı söylemiş ve kutsal ailenin ve onun koruyuculuğunun artık kalmadığını dile getirmiş ailenin kutsal ve koruyucu olduğu inancı gittikçe zayıflıyor, olayların basına yansımasıyla bir çok kötülüğünün kaynağının aile olabileceği anlaşılmaya başlandı son iki gün içinde annesi ve annesinin eşi tarafından fiziksel şiddete uğrayan beş yaşındaki B. babası tarafından vücudunda yanıklar oluşturulan beş yaşındaki G. babaları tarafından cinsel tacize uğratıldığı belirtilen genç kızlar var Profesör Dr. Bengiz Semerci.
ADNAN OKTAR: Kutsal aile güzel ahlaklı, temiz, Müslüman, muttaki, efendi, demokrat ailedir. Enses ilişkiye çocuklarını zorlayan, ahlaksızlık yapan, çocuklarını hırsızlığa zorlayan, PKK’ya katılması için dağa çıkması için zorlayan, mafya mensubu olması için zorlayan her türlü ahlaksızlığın müptezelliğin yaşandığı aileler aile değildir. Buradaki gençler buradan kurtulmak için gayret edecekler dindar aklı başında ailelerin yanına sığınacaklar fakat devlete dilekçe veririler, savcılığa dilekçe verirler o şikayetleri neyse onu belirtirler, buna özen göstertirler inşaAllah.
SUNUCU: Hocam Türkiye emin ellerde dediniz, hakikaten inandığımız güvendiğimiz genç bir nesil arkadan geliyor, fakat öyle bir jenerasyon da var dejenere olmuş. Soruların içerisinde de var yani kültür erozyonuna uğramış işte sosyal yaşama adapte edememiş, sokak kültüründen nasiplenmiş dediğiniz gibi yani bu yozlaşmayı neye bağlıyorsunuz hocam?
ADNAN OKTAR: Bu ahir zaman özelliğidir ama ahir zamanda bunların hepsi bir süre sonra tamamen ortadan kalkacaktır, güzellik- barış, sevgi-saygı hakim olacaktır, nezaket hakim olacaktır bunlar geçicidir. Mehdi evvelinde böyle bu tip rezaletler bu tip zorluklar olacaktır.
SUNUCU: Sayın Oktar iyi akşamlar bugün haber kanallarından birinde gördüğüm bir haber beni çok mutlu etti. Haberin kısaca özetini yazmış bizi izleyen okuyucumuz, dinleyicimiz. Rusya’nın başkenti Moskova’da üçüncüsü düzenlenen mevlid en Nebi programını izlemek isteyen Rusya Müslümanları Cosmos otelin salonuna sığmadı. Binden fazla Rus, Tatar, Türk, Tacik, Türkmen, Kırgız, Kazak, Dağıstanlı, Azeri ve Çeçen yaşlı, genç ve çocuk Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin doğum gününü kutlamak onun sevgi barış ve diyalog anlayışından istifade etmek için kutlama törenlerine koştu. Bu İslam Birliği’ne adım adım yaklaştığımıza çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum diyor seyircimiz aynen sizin röportajlarınızda belirttiğiniz gibi sizce Rusya’nın büyük bir çoğunluğunun bunların etkisinde kalarak İslam’a yönelir mi? Hz. Muhammed’e ümmet olur mu diye devam eden bir soru..
ADNAN OKTAR: Said Nursi Hazretlerinin müjdesi var inşaAllah Rusya diyor yeniden Hıristiyanlığa dönemez diyor artık diyor Müslüman olacaklar diyor inşaAllah. Önce biliyorsunuz Hıristiyanlardı sonra komünist oldular, şimdi komünistlikten yeniden Hıristiyanlığa dönmezler diyor bundan sonra inşaAllah Müslüman olacaklar diyor Türk-İslam Birliği’nin büyük devletlerinden birisi olacaktır inşaAllah Rusya.
SUNUCU: Biz de sizin ağzınızdan böyle müjdeli bir haberi kamuoyuyla paylaşma mutluluğunu yaşıyoruz. Bu arada bir reklam arası verebilir miyiz? Hocam reklamlardan sonra değerli seyirciler. Daha reklam görmemiş hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Şimdi Aişe validemizin rivayet ettiği bir hadisi şerifte benim vahiy üzere mücadele verdiğim gibi Mehdi de sünnetim üzerine mücadele verir, sayın hocam açıklamasını yapar mısınız bu sorumun diyor.
ADNAN OKTAR: Mehdi Ehl-i sünnet inancındadır, yani bizim hadis kaynaklarımızdan bunu görüyoruz. Aynı Peygamber Efendimiz (sav) zamanı gibi olacaktır sahabe devri gibi olacaktır Mehdi mezhepleri kaldıracaktır, yobazlığı kaldıracaktır, gericiliği kaldıracaktır, tutuculuğu kaldıracaktır. Sevgiyi, şefkati, merhameti, muhabbeti tam Peygamber Efendimiz (sav) zamanındaki gibi yayacaktır, insanların en mutlu olduğu en sevinçli olduğu bir çağ olacaktır buna da Altın Çağ diyoruz.
SUNUCU: Hocam bir de sizi izleyen sizi takip eden size hayranlık duyan insanların Adnan Oktar’ın 24 saati nasıldır, nasıl geçer ne yer, ne içer, ne okur, hangi kitaba yazarken ne kadar zaman ayırır gibi böyle bir merakı var seyircimizin bu merakını bu anlamda gidermek için ne söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Benim vaktim o kadar dolu oluyor ki, yani hani derler ya nefes alacak vaktim olmuyor derler, o tarzda vaktim olmuyor ben bundan çok memnunum çok hoşuma gidiyor, ben İslam’a hizmet ettikçe dinlenen, Kuran’a hizmet ettikçe dinlenen bir insanım yani boş bir vaktim geçtiğinde ben yorulurum.
SUNUCU: Peki hocam, şimdi haftanın 5 günü mü canlı yayındasınız?
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Beş günü canlı yayındasınız, İslam’ı anlatıyorsunuz, Ahir zaman sohbetleri içerisinde dinimizi anlatıyorsunuz, evrimi anlatıyorsunuz, gençlerin korunması yönünde çok önemli fikirler beyan ediyorsunuz, şimdi bunları yaparken tabi ki bu çok kolay bir hadise değil hocam, buna zaman ayırmak hiç yorgunluk hissetmiyor musunuz hocam?
ADNAN OKTAR: Allah gücünü veriyor elhamdülillah yani gücümüzün yettiği son noktaya kadar gayret ederiz inşaAllah, son nefesimize kadar bu mücadeleye devam edeceğiz. Ahirette de inşaAllah bunun sevincini yaşayacağız. Allah’ın rızası amacımız, Allah’ın rızasını kazanırsak bu sonsuza kadar bize mutluluk inşaAllah.
SUNUCU: Hocam Peygamber Efendimiz (sav)’i herkes yorumlar herkes bir şeyler söyler sayın Adnan Oktar Peygamberimiz (sav) deyince ne söyler, ne der?
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav) muazzam yakışıklıydı, çok çok yakışıklıydı, nefis bir görünümü vardı, görenlerin dili lal oluyor derler ya, lal oluyordu dileri böyle tutuluyordu, Peygamberimiz (sav) şaka yapıyordu onlara, bazen de ağızlarını mesh ediyordu o mübarek tertemiz gül kokulu elleriyle, konuşur hale geliyorlardı, burnu böyle doğan çekme burunluydu, böyle küçük burunluydu, siyah iri gözlü, siyah kaşlı böyle hilal kaşlıydı, beyaz yüzlü, çok heybetli ve güzel başı biraz büyükçe böyle, çok heybetli bir görünümü vardı, saçları ortadan ayrık, güzel kokuları oluyor saçında, saçını bazen örüyor iki taraftan örüyor, uzundu saçları, omuzları geniş ve Peygamberimiz (sav)’in bir vasfı vardır pehlivandır ama ne pehlivan yani bir kişi Peygamberimiz (sav)’i yenememiştir. Gerek küfürden gerek Müslümanlardan yani hatta bir tanesi öyle eğer beni yenersen ben Müslüman olacağım demiş üç kere Peygamber Efendimiz (sav) ayrı ayrı yenmiş onu, yani olmadı demişler bir daha olmadı demişler bir daha, o şekilde. Boyu posu endamı her şeyiyle çok çok mükemmel bir insandı, çok şık ve güzel temiz giyiniyordu Peygamberimiz (sav), özellikle yabancıların karşısına çıkarken çok ihtişamlı ve güzel kıyafetleri vardı. Çok mütevazi ve mazlumdu ve çok şakacıydı Peygamber Efendimiz (sav) çocukları, torunlar ile yakalamaca oynuyor, hanımıyla yakalamaca oynuyor ashabıyla şakalaşıyor, çok nezih bir insan ve çok çok affedici. Mesela Hz. Hamza; çok seviyordu Hz. Hamza’yı biliyorsunuz Peygamberimiz (sav) Hz. Vahşi Hz. Hamza’yı şehit etti, ciğerini çıkarttı yedi, ısırdı yani, buna rağmen Peygamberimiz (sav) onu affetti. Yani o kadar şefkatli ve o kadar merhametli bir insan biliyorsunuz sonra sahabe oldu Hz. Vahşi (r.a)
SUNUCU: Hocam reklama girmeden önce ben söz konusu Peygamberimiz (sav) olunca sizin gözlerinizdeki, gözbebeklerinizdeki ışıltıyı aldım, enerjiyi aldım, Allah sizden bin kere razı olsun bu duyguyu hem yaşadınız hem bizlere yaşattınız .
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
SUNUCU: Reklamlardan sonra tekrar beraber olacağız değerli izleyenler. Şimdi reklamlar.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Evet sayın seyircilerimiz aradan sonra, kısa bir aradan sonra tekrar beraberiz. Sohbetimizin başında konuğumuzun, sohbetimizin bereketli olmasını dilemiştik, hocamla hakikaten sohbet bereketli oluyor, hocam yüzlerce değil binlerce soru geliyor şimdi ben izninizle yine sorulardan devam edeceğim çünkü eğer izleyenlerimizin sordukları soruları soramasak bu sefer de onlar hayıflanıyor acaba bizim sorumuz es mi geçildi diye ben izninizle tekrar sorularımdan başlıyorum hocam. Gazetelerde Doğan Yayın Holding’in haciz işlemleri başlatıldığı ile ilgili haberler yer aldı bu konuda öngörünüz nedir? Halil Akdemir İstanbul.
ADNAN OKTAR: Ben muhasebeden pek anlamam, artık devletin ilgili kurumları ile o müessesenin kendi arasında halledeceği bir konu.
SUNUCU: Evet hocam, yine Ayşe validemizin rivayet ettiği bir hadisi şerifte benim vahiy üzere mücadele verdiğim gibi Mehdi de sünnetim üzerine mücadele verir, sayın hocam açıklama yapar mısınız dedi, herhalde bu soru araya karıştı hocam bu soruyu cevaplamıştı hocam. Deccal’in kaynaklarından verilen tamamı günümüzde teknolojinin kötüye kullanımını örneklersek terör, teknolojik silahlar ile kumar internette onca bahis siteleri, pornografik kötü içerikli siteler, Deccal’in her şeyi duyması echelon sistemi yapılan konuşmalar yazışmalar bu sistemle dinlenebiliyor. Deccal’i bütün dünyada herkesin duyması şu an bir mikrofona konuşma ile canlı yayında bütün dünyanın duyması, Deccal’in herkesi görmesi uydu tarama ile, echelon sistemi ile her şeyi gözetmesi ve bunun gibi; deccal şahıs değil bence teknolojinin kötüye kullanımı ile ilgili alakalı bir sistem, kaynaklarda söylenenler günümüzün Deccali ile çok benzeşmektedir. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? İyi yayınlar diler, saygılar sunarız Adnan hocam. Fan club üyelerinden bir soru gelmiş hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Deccal, Ahir zamanda Darwinizm, materyalizmdir, ateizmdir, komünizmdir. Yani Allah’a zıt olan Kuran’a zıt olan, Allah inancına zıt olan sistemlerin toplamına biz Deccal diyoruz. Ama eğer şahıslaştırırsak, somutlaştırırsak Darwin tam uyuyor. Saçı sakalına karışmış olması, kısa bodur olması, genel görünümü ve izahatları uygulamaları açısından ve komitesi açısından çok uygun görünüyor. Ama Said Nursi hazretleri Mehdi’nin mücadele edeceği birinci çalışmanın, en önemli çalışmanın, materyalist, Darwinist sistem olduğunu söylüyor. Maddiyun, Tabiyyun taunu diyor beşer içinde intişar etmesiyle her şeyden önce diyor, her şeyden evvel felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır diyor birinci görevi. Maddiyun, Tabiyyun taunu yani bu fen ve felsefenin tasallutuyla diyor. Bunlarda fen ve felsefe görünümünde çıkıyorlar ya. Maddiyun, Tabiyyun taunu beşer içinde intişar etmesiyle yani Darwinist, materyalist sistem insanlık içinde yayılmasıyla her şeyden evvel felsefeyi tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır diyor. Bunun için yapacağı çalışmalarda vakti olmaz diyor. Mehdi’nin diyor, vakit ve hal müsaade edemez diyor onun diyor bizzat kendisi bu konuda araştırma yapmaya vakti müsaade etmez diyor. Ondan evvel diyor bir tahifenin yaptığı hazır çalışmaları bir program olarak alacak diyor. Mesela İmam Rabbani’den, başka alimlerden, yabancı Avrupalı alimlerden, hepsinden alacak, belirli eserler yapacak diyor. Belirli kitaplar hazırlayacak. Onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak diyor. Hatta Risale-i Nur’u da hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek diyor. Risale-i Nur’dan da istifade edeceğini söylüyor Said Nursi. Çünkü onun gerçek sahibidir diyor Mehdi. Ben diyor Risale-i Nur’un yazılmasına vesile olan bir insanım diyor, aracıyım, ama gerçek sahibi Mehdi’dir diyor Risale-i Nur Külliyatının diyor. O diyor bu eserlere sahip çıkacak, insanlara tanıtacak ve onu kendine hazır bir programı olarak da alacak diyor. Yani felsefeyi de çeşitli eserlerden istifade ederek etkisiz hale getireceğini söylüyor. Hazır bir program olarak neşr ve tatbik eder diyor. Neşr nedir, yani yayınlar, kitap haline getirir ve tatbik eder uygular anlamında diyor. İhtiyacı olan ekibin, grubun sayısının az olacağını söylüyor. Her ne kadar az da olsalar diyor manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar diyor. İhlas, sadakat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip bir kısım şakirdlerdir diyor. İhlas, yani samimiyet, sadakat yani birbirlerine sadık ve tesanüt, dayanışma halindeler. Üç sıfatını söylüyor Mehdi talebelerinin… Tam sahip bir kısım şakirdlerdir, her ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar diyor. Mehdi bununla bu birinci vazifeyi yapacak diyor sonra siyaset aleminde ve saltanat aleminde görevleri var diyor. Üç görevi olacak diyor. Bir kısım nur talebeleri iki görevinden bahsediyorlar. Said Nursi dini yönünü yapmıştır, halletmiştir o da saltanat ve siyaset yönünü yapacak diyor. Halbuki Said Nursi çok açık konuşuyor. Diyanet, saltanat ve siyaset aleminde üç dairede diyor. Üç geniş dairede vazifeleri olacak diyor. Zaten fen ve felsefenin tasallutuyla diyor Darwinizm ve materyalizmi çökerteceğini söylüyor. Said Nursi, Darwinizm ile ilgili hiçbir çalışması ve risalesi veya herhangi bir yazısı olmamıştır. Bunun tamamını Mehdi’ye bırakmıştır. Mehdi bunu ortadan kaldıracak, yok edecek diyor ve birinci vazifesi budur diyor. Beşeri gaddabi İlahiden kurtarmak, vesile olmak ve insanların imanını da tahkiki hale getirmek. Mehdi’nin tahkiki imana vesile olacak eserler hazırlayacağı, yazılar hazırlayacağı ayrıca Risale-i Nur’u da kullanacağı bu meyanda, diğer eserlerden de istifade edeceğini belirtiyor. Bununla birinci vazifeyi tam yapmış olacak diyor. Yani üç vazifesi vardır, iki vazife değildir yani onu yanlış biliyor arkadaşlar. Said Nursi bunu defalarca vurguluyor. Diye diyor geçmiş mehdiler diyor, geçen mehdiler her biri bunu bir cihet yaptılar. Mesela Mehdi-i Abbasi diyor, siyaset aleminde diyor kimi mesela Abdulkadir Geylani gibi İmam Rabbani gibi şahısların diyanet aleminde, kiminin saltanat aleminde görevler yapmışlardır. Ama hiç biri diyor Ahir zamanın büyük Mehdisi unvanını alamamışlardır diyor. Ahir zamanın diyor, hayatın geniş dairesinde diyor Mehdi ve şakirdler gelir diyor. Bu tomurcuklar açar ve sümbüllenir diyor, biz de kabrimizden Allah’a şükrederiz diyor. Yani Mehdi’nin gelişini görür ve şükrederiz diyor. Bu, bu kadar açık olduğu halde bir kısım insanlar bunu anlamazdan geliyorlar işte şahsı manevidir diyorlar, kırkın üstünde Said Nursi şahsı manevi değil, şahıs olarak belirtiyor Mehdi’yi. Bir şahıstır, talebeleri vardır diyor. Şahıs, talebeleri ve talebelerinin ve şahıslıktan kaynaklanan bir Şahs-ı manevi oluşur diyor. Yani bir fikir sistemi meydana gelir diyor. Bununla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak diyor. Şu an biz bu dönemdeyiz inşaAllah. İmam Rabbani’nin söylediği de odur. Fakat bir kısım fukuha bir kısım fakihler ondan nefret edecekler diyor Mehdi’den. İmam Rabbani diyor. Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerine dayandırarak bunu söylüyor. Bu şahıs bizim dinimizi yok etti derler diyor. Diyecekler diyor. Yani şehirdeki böyle o zamanın yobazları, o zamanın akılsızları, din adamı geçinen akılsızların ona o şekilde hitap edeceklerini söylüyor. Peygamberimiz (sav)’in hadisidir bu. Bu da tahakkuk edecektir bunu da göreceğiz. Bu da Mehdi’nin çıkış alametlerindendir. Mesela kuyruklu yıldızın çıkmasını İmam Rabbani, bilim adamlarının daha yeni buldukları bir konuyu İmam Rabbani yüzlerce yıl öncesinden söylemiş. Bunun normalde bilimsel açıdan çok büyük olay olması lazım. Yer yerinden oynaması lazım şu an. Bakın kimse ilgilenmiyor. Ben açık açık söylüyorum. Yıldızın bütün şeklini, detaylarını, ne zaman çıkacağını bildiriyor İmam Rabbani ve diyor batıdan doğuya gidecek bu yıldız diyor. Hiç görülmemiş bir şeydir bu. Hep doğudan batıya gider kuyruklu yıldızlar. Bu batıdan doğuya gidecek diyor. Aynen dediği gibi batıdan doğuya gidiyor bu ve iki kuyrukludur. Yani kuyruklu yıldızlar hep tek olur. Bir baş olur bir de kuyruğu olur. Bunda çift kuyruk var. Ortada bu hilal biçimini almış şekilde. Böyle, şu şekilde yani. Onu çift ağızlı kılıç gibi gösteriyor İmam Rabbani veyahut boynuza benzetiyor. Mesela bir sığır boynuzu gibi. Bu şu şekildedir ve yeşil renkte ve aynısıyla çıkmıştır. Yani bilim adamları işte TÜBİTAK araştıracaksa bunları araştırsın. Aynısıyla çıkmış ve onların bulamadığı bir şey, bilemediği, ilk defa geliyor diyorlar onlar. Halbuki İmam Rabbani diyor, bu defalarca çıktı diyor bu yıldız diyor. Yani büyük olaylar zamanında çıkar diyor bir de Mehdi zamanında çıkacaktır diyor. Çeşitli Peygamberlerin döneminde de çıktığını söylüyor. Böyle bir harika durum var. Mehdi’nin de bütün alametleri oluşmuştur. Yani Hz. Mehdi ile ilgili benim siteme giren kişiler görürler. Orada çok kapsamlıdır. Fırat’ın suyunun kesilmesi, Kabe’de kan akıtılması, Azerbaycan’ın işgali, Irak’ın işgali, İran ile Irak arasında savaş olması. Kabe’de mesela kan akıtılması Mehdi’nin tam çıkış tarihinde olmuştur. Yani Said Nursi’nin dediği tarihte olmuştur. Büyük bir ateşin zuhur etmesi, o tanker patlaması. İstanbul’da büyük bir duman sütunu ve patlamalar olacak diyor Peygamberimiz (sav). Yer gök ehli bunu duyacak diyor. İnsanlar gündüz oldu zannedecekler diyor. Uyanacaklar diyor. Aynı o şekilde olmuştur. Bir kısım insanlar ölecek diyor bu olayda diyor. Bu da olmuştur. Çok büyük bir duman sütunu, dev bir duman sütununun günlerce devam edeceği söylüyor bu da olmuştur. Kabe’de kan akıtılması ve baskın olması olayı o zamanlar Türkiye gazetesinde manşetten verilmişti. Çok büyük bir olay haberi verilmişti. Mesela Fırat’ın suyu kesildi gazeteler yazdı. Fırat’ın suyu kesildi dediler. Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisidir Fırat’ın suyunun kesilmesi ve büyük gelir getireceğini bu suyun kesilmesi sonucunda. Bu dağdan, o oluşan dağdan, onun altından çok büyük bir gelir geleceğini. Altın olarak belirtiyor Peygamberimiz (sav) ve o bölgede çok fazla kan akıtılacağını söylüyor. PKK terörü başladı. Aynı şekilde olmuştur. Mesela tozlu dumanlı bir fitneden bahsediyor 11 Eylül olayları. Irak’ın işgalinde Irak’ın para birimi ortadan kalkacak diyor. Irak ordusu kaybolacak diyor. Irak yeniden yapılanacak diyor Peygamberimiz (sav). Hepsi tek tek tek tek tamamı olmuştur bunların. Mesela güneşten büyük bir alamet olacak diyor. Güneşte bu yüzyılın en büyük patlaması oldu. Yani Afganistan’ın işgalini söylüyor mesela Peygamber Efendimiz (sav). Afganistan işgal olacak diyor (sav). O da olmuştur. Bu çok çok büyük bir mucizedir. İşte eğer bilimsel olarak araştırılacaksa Peygamber (sav) bunu söylemiş ve hepsi tamamı, yaklaşık bir otuz yıllık zaman dilimi içersinde tamamı oluşmuş. 1400 yıldan beri böyle bu kadar olay bir arada hiç olmadı. İlk defa oluyor. İmam Rabbani’nin dediği olaylar da olmuştur. Mesela o dönemde ekonomik kriz olacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav) Mehdi devrinde, o da olmuştur. Yağmurların kesileceğini ve arkasından bol yağmur yağacağını söylüyor, o da olmuştur. Yani ne dediyse, Muhbir-i Sadık deniyor Peygamberimiz (sav)’e, yani Sadık olan Muhbir, ne diyorsa hepsi çıkıyor. Biraz daha beklersek başka büyük güzel olayların da olduğunu göreceğiz inşaAllah.
SUNUCU: Hocam, kamuoyu tarafından size Mehdilik yakıştırması yapılıyor şahsınıza.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Adnan Oktar bu yakıştırmalara ne diyecektir, Adnan Oktar Mehdi midir?
ADNAN OKTAR: Bir kere hiç kimse o konuda böyle ısrarcı olmasın, böyle bir şey yani böyle bir iddiam zaten olmaz. Olsa da bir anlamı olmaz bunun. Biz Mehdi’yi şöyle anlarız. Yani şöyle bir insan diyorsa ben Mehdi’yim zaten o Mehdi değildir yani nettir. O bir daha da yani sözünü geri alsa dahi Mehdi değildir. Yani adam bir kere Mehdi’yim dedi mi, bitti olay.
SUNUCU: Evet hocam.
ADNAN OKTAR: Yani o Mehdi değildir. Biz Mehdi’yi İslam bütün dünyaya hakim olur, Hz. İsa gelir beraber Allahuekber derler, güzelce bir tekbir alır Hz. Mehdi. Hz. İsa da onun arkasından tekbir alır. Birlikte bir namaz kılarlar. Dünyaya hakim olur, vesile olur. Biz de deriz ki Allahualem Resulullah’ın söylediği bütün alametler bu şahsın üstünde var. Bütün hadislere uyuyor. İslam’ın hakimiyetine bu vesile oldu, Hz. İsa da geldi arkasında namaz kıldı, dış olaylar da aynen dediği gibi. Ne dediyse çıktı. Allahualem Mehdi bu diyeceğiz. Bunun dışında Mehdilik olmaz. Yani kaşı benzeyebilir, gözü benzeyebilir, burnu… mesela ben Mehdi’nin alametlerini saydım, ben yani bu konuda böyle kapalı, anlamazdan gelen böyle ima yollu şey yapmıyorum ben, net evet Mehdi ile ilgili alametlerin hemen hemen tamamı var üstümde görüyorum fizik olarak var. Ama bu Mehdilik alameti için geçerli değildir yani Mehdilik iddiası zaten olamayacağı için veya bir başkasının Mehdilik iddia etmesi için de yeterli değildir bu. Tek bir tane bunun delili vardır; İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olması. O zaman zaten kaderdeki Mehdi’nin o olduğu açıkça ortaya çıkmıyor mu o zaman?
SUNUCU: Evet, doğru.
ADNAN OKTAR: Yok desek ne olur? Var desen ne olur? Yani bu Mehdi değildir diyenler olsa ne olur? Evet, Mehdidir diyenler olsa ne olur?
SUNUCU: Çok doğru.
ADNAN OKTAR: Bu zaten Mehdi. Belli ki o yani. İnşaAllah. Yani Mehdi derken, İslam’ın hakimiyetine vesile olacak şahıs oymuş demek ki kaderde olan kişi oymuş. Hayır, Mehdiye de illa kesin Mehdidir demeyiz de Allahualem deriz ama yani başka da bir kişi yapmadığına göre zannı galiple onun olduğunu düşünürüz Allahualem deriz inşaAllah. Bu kadar.
SUNUCU: Selamün Aleyküm…
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.
SUNUCU: Sayın Hocam, bu soruyu yöneltmek istiyorum. Hocam İslam’da tevbe almak diye bir şey var mıdır? Dini anlamda alim olduğuna inanılan bir insanın tevbe vermesi mümkün müdür? Ramazan Tatlı, Adana’dan.
ADNAN OKTAR: Güzel olan şeylerde böyle kuşku duymamak lazım. Tevbenin, ne bir mahsuru yok, bir anormal bir şey de değil yani yanlış olan bir şey de değil. Nihayet tevbe etmesi için o insanı teşvik etmiş oluyor. O insan da tevbe ediyor, Allah’a tevbe ediyor. Bu bir ibadettir, ibadete teşvik etmiş oluyor yani bunu kuşkulu görmek bence yersiz.
SUNUCU: Hocam, Selamün Aleyküm diye başlıyor yine soru.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam. Aleykum Selam diğer kardeşimize de.
SUNUCU: “Öncelikle Darwin hakkında son söylemiş olduğunuz benzetme çok komikti. Ailecek çok güldük Allah (C.C.) razı olsun bizi güldürdüğünüz için” diye başlayıp sonra sorusuna geçiyor. “Hocam, Avrupa’da Darwin teorileri hakkında panik başladı. Bu Darwin taraftarları ve savunucuları, savunanları gerçekten teorinin yok olduğunu görmeye başladı ve önlem almaya da başladılar. Onlar sizin yapmış olduğunuz çalışmaları bu kadar ciddiye almıyorlardı. Görünen o ki, şu anda hepsi panik içindeler. Sabır, selamet ve sevgi dolu günler dileğimizle.” Biz de aynı dileklerle sevgili Selim Sabancıya şey yapalım, Allah daha çok mutlu etsin deyip cevabı size bırakalım Hocam.
ADNAN OKTAR: Hakikaten meydana gelen paniğin şiddeti şu an normal değil. Yani Vatikan’da rahiplerin, Katolik rahiplerin bulunduğu bir ortamda onların parası ve onların imkanıyla Darwinist bir toplantı yapılıyor ve Darwinistler de diyorlar ki; “Kainatı Allah yaratmadı, tesadüflerle yaratıldı” deniyor. Rahipler de; “Buyrun oturun anlatın insanları aydınlatın” diyorlar. Yani büyük bir olay oldu demektir.Çok çok büyük bir olay olmuş demek ki. Rahipleri bu kadar tehditle biraraya getirdilerse, yani bu kadar şiddetli bir baskı ve böyle dev bir olay olduysa çok büyük bir olay olmuş demek ki. Elimize sağlık. Demek ki vurunca oturtturmuşuz yani böyle. Poposunun üzerine oturmuşlar demek ki. Ve tam abondone olmuşlar. Ve baş hahama, baş hahama: “ Evet Darwinizm vardır ve doğrudur” dedirtiyorlar. Bu çok utanç verici, çok büyük bir terbiyesizlik bu. Çok büyük vicdansızlık. Yani, bu tip oyunlarla, bu tip tehditlerle böyle zavallı insanlara, böyle ölüm korkusuyla belki, belki şiddet gösterterek, belki kendi imkanlarıyla neyse artık yaptıkları yöntem, bunları söyleterek insanları etkileyeceklerini zannediyorlar. Bu bizi daha da coşturur, daha da ezeceğim Darwinizm’i. Yani daha da yerlebir edeceğim. Dedim yani saman çöpü gibi böyle, tozlarını çıkaracağım ve denize savuracağım hepsini inşaAllah. Bilimle, teknolojiyle, ilimle, telkinle, delillendirerek, fosillerle bütün dünyayı aydınlatmaya devam edeceğiz. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Türkiye’de de paniklediler. İnanılmaz, herkesi ayaklandırdılar. Geçen günlerde bir tane akıldane; aman diyor bu Avrupa’nın hassas karnı diyor. Yani göbeğinin yumuşak kısmıymış. Nasıl, ne demekse o? Bunu sakın kurcalamayın diyor. Müslümanlar delirdiniz mi siz diyor adam. Akıl veriyor bize. Yani çok tehlikeli bir şey yapıyorsunuz, Avrupa bu konuda çok hassas diyor. Biz o yumuşak karnını böyle onun böyle güzelce oyup çıkartacağız inşaAllah. Oraya doğruyu yerleştireceğiz, doğru olanı yerleştireceğiz. Yani o yumuşak karnın içine Darwin’in kafası girmiş gördüğüm kadarıyla. Onu oradan güzel bir ameliyatla, nezaketle çıkaracağız. O kıllı kılçıklı Darwin’in kafasını. O gelmiş çünkü ta onların kafasının içine yerleşmiş, beyninin içine yerleşmiş. Beyinlerinin ameliyat yapılması gerekiyor. Biz o beyinlerindeki uru, nezaketiyle, onları hiç sarsmadan, rencide etmeden çıkaracağız. Kimi kandırıyorsunuz siz? Elimizde on binlerce fosil fotoğrafı var. Ve yüz milyonun üzerinde fosil bugün dünyada yayılmış vaziyette. Kime bu oyunu oynuyorsunuz? Türkiye’deki panik, yani şu ifadeye bakın; Avrupa’nın yumuşak karnıymış, sakın bu konunun üstüne gitmeyecekmişiz. Öyle bi gideceğiz ki, hem de yerlebir edeceğiz. Elinizden geleni ardınıza koymayın yani. Bu Türkiye’deki panik de hiç normal değil. Provokasyonlar, peş peşe oyunlar, bu bizi daha da coşturur, daha da şiddetli ezeriz. Bu bilim değil. Ben bilim adamının elini ayağını öperim ben. Mesela bir paleontolog gelir, bir arkeolog gelir, bir jeoloji uzmanı gelir. Ama bir pagan rahibi gelirse benim karşıma, Darwinist pagan rahibi, Darwinist propaganda yapmak üzere. Yahut bir şaman rahibi gelirse ben onla tartışırım, konuşurum. Ama bir jeolog, bir biyolog gelirse bilim adamıdır, ben onun elini öperim ve dinlerim ben o insanı. Saygıyla dinlerim. Benim ona hiçbir sözüm olmaz. Ben sahtekarlık yaptırtmam, oyun oynatmam, yalan söylettirmem o kadar, benim vasfım budur.
SUNUCU: “Selamlar, iyi yayınlar” diye başlayan bir sorumuz var Hocam. “Said Nursi Hazretlerinin bir hapisane penceresinden bakıp okul bahçesindeki gençlere 70-80 sene sonraki hallerini görmesi nasıl bir hadisedir? Said Nursi Hazretleri acaba zaman dışı bir boyuttan geleceği mi görülmüştür? Bir sorum daha var” diyor, ilaveten bir soruyla devam ediyor Hocam, “Bizim de geleceğimiz şimdiden belli mi ? Ahiretteki halimiz de şu an belli mi ? Teşekkür ederim, saygılar, iyi yayınlar. Tuğrul Evirmiş”
ADNAN OKTAR: Şu an bizim bir kısmımız cennette bir kısmımız cehennemdeyiz. Şu an yaşıyoruz biz. Bir kısmımız, yani şu an konuşuyoruz ya biz, aynı zamanda musalla taşındayız biz şu an. Şu an son nefesimizi vermiş durumdayız Allah Katında. Şu an dirilmiş vaziyetteyiz Allah Katında. Şu an aynı zamanda cennetteyiz. Allah için tek bir an vardır, bu an içinde hepsini yaşadık bitirdik biz. Yani bütün sonsuz hayat Allah Katında yaşanıp bitmiştir. Biz bu an içersinde, an, an, an zamanları yaşıyoruz. Yani anlardan oluşan zamanı yaşıyoruz. Tek bir an vardır. Dolayısı ile Said Nursi de zaman zaman zamanın dışına çıkan bir insandır. Ben onun için diyorum olağanüstü bir insan diye. Yani ben bunu durduk yere söylemiyorum. Yani alışılmış alimlerin dışında birşey. Metafizik bir insan. Olağanüstü bir insan. Ben öyle demogojiye, şamataya, sahte hocalara kanacak bir insan değilim. Yani ben akıllıyla akılsızı, aptalla akıllıyı, dehayla deliyi ayırt ederim ben. Ve dahi Said Nursi Hazretleri, olağanüstü bir varlık ve metafizik, yüzlerce yönü metafizik. Zannediyorlar ki herhangi bir alimdir, gelmiştir Güneydoğu’dan, gelip anlatmıştır gitmiştir. Öyle birşey yok. Yani Hızır’la görüşebilen bir insan, zaman zaman ruh haline geçebilen bir insan, yekaze halinde birçok önemli kişiyle görüşebilen bir insan. Ve geleceği Allah’ın gösterdiği bir insan inşaAllah. Yani Mehdi’yi nerden bilirsin? Ne kadar acayip birşey. Diyor ki “ Vakti olmaz. Vakit ve hal ona müsaade etmez” diyor. Hal. Hangi halde olduğunu nerden biliyorsun? Mesela çok acayip. Zamanın yetmeyeceğini nerden biliyorsun? Mesela bu muazzam birşey, çok büyük bir harika. Ve Darwinizm’i ve materyalizmi direk hedef alacağını nerden biliyorsun? Ve “Siyaset aleminden çekilecek” diyor, “ zannediyorum” diyor. Bakın, nezaketine bakın. Yol gösteriyor ama nezaketiyle. “Öyle olduğunu zannediyorum” diyor. Yani “siyasetten çekileceğini zannediyorum” diyor. Yani birinci görevini yapabilmek için. En birinci görevi budur diyor. Nerdeyse adını söyleyecek yani o derece detay vermiş. Yani muazzam bilgisi var. Mesela 1971’de diyor, şu olay olacak diyor. Kuran’dan ebcedle çıkartıyor. Nezaketle, ama diyor 20 sene sonra şimdiki insanların diyor, buradaki kişilerin diyor eğer tohumları mahsül eğer ıslah olmazsa diyor 20 sene sonra tokatları dehşetli olacak diyor. 1971‘in net tarihini veriyor. 71’deki olayları. 81 ‘deki olayları, 91’deki olaylar, 97’deki olay. 97’deki o meşhur olay. Onu da çok detaylı bildiriyor. 2001, 2011, 2021, hepsini anlatıyor Said Nursi Hazretleri detay detay. Hz. İsa’nın Hıristiyan bir cemaat içerisine ineceğini nerden biliyorsun? Ve bunların Müslümanlığı andırdığını nerden biliyorsun? Yani çok acayip detaylardır bunlar. Mesela diyor ki geldiği vakit herkes onu tanıyamaz diyor, herkes bilemez, yakın talebeleri, havas, seçkinler onu imanın nuruyla tanıyacaklar diyor. Bakın görün aynısıyla dediği gibi çıkacak, aynısıyla. Hiç şaşmıyor. Mehdi dahi; Mehdi diyor kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Yakın talebeleri belki onu imanın nuruyla tanıyabilirler diyor Mehdi’yi. Halk arasında gezecek Mehdi, kimse bilmeyecek. Kendisi dahi kendisini bilmez diyor Said Nursi Hazretleri. Bidaheten diyor. Böyle harika bir insan. Kaç yılında öleceğini söylemiştir. Mezarının yıkılacağını söylemiştir. Allahualem diyerek. Rusya’nın yıkılacağını söylemiştir. Rusya Müslüman olacak diyor. Aynısıyla çıkacak, göreceksiniz. Amerika da diyor; Amerika’da da Müslümanlık hakim olacak diyor. Bunu da göreceksiniz diyor. Mesela Avrupa’da diyor, bir Müslüman devlet oluşacak diyor. Biliyorsunuz orda küçük de olsa Müslüman devletler oluştu. İnşaAllah. Bütün dedikleri tek tek çıkan bir insandır ve olağanüstü bir varlıktır. Ama yüzeysel okuyan, yüzeysel bakan farkına varamaz tabi. Mesela Mehdi konusunu çok kapsamlı ve gayet güzel açıklamıştır. “3 görevi olacak” diyor. 3 tane. Birincisi, Darwinizm’i, materyalizmi yok edip iman hakikatlerini anlatacak diyor. İkincisi siyaset aleminde, üçüncüsü saltanat. Ama bizim klasik siyaset anlamında değil. Türk-İslam Birliğinin oluşmasına vesile olacak, o anlamda. İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. “Halk arasında ‘Sabır taşım çatladı, sabrım taştı deyip, gibi deyimler kullanılıyor. Bu tarz ifadeler kullanmak sakıncalı mıdır? Güngör Savaş,İzmir”
ADNAN OKTAR: Mümin tevekküllü olacak. Sabır taşı çatladı demek ben dinden imandan çıktım anlamına gelir. Olur mu öyle şey? Yani ben kaderin kontrolünde değilim, herşeyi ben yapıyorum anlamına gelir. Eğer kaderin içindeyse bir insan, kaderde olaylar mükemmel gidiyordur. Çok çok güzel gidiyordur ve onun için olan en hayırlı oluyordur. Yani mesela diyor ki “bu hayırsız” diyor. Sen nerden biliyorsun hayırsız olduğunu? Mutlaka hayırlıdır. Mesela başına bir iş geliyor, hayırlıdır. Mesela diyor ki “artık bıktım usandım, benim yapacak birşeyim kalmadı, çarem çözümüm kalmadı” diyor. Bu küfür ifadesidir. Müslüman bunu söylemez. Çünkü doğrusu hayırla geliyor, hayır devam ediyor, yine Allah’tan hayır umuyorum diyecek mümin. Hayır devam edecektir. Çünkü sonunda bu, Allah’ın rızasını istemiyor mu mümin? İstiyor. Kardeşim sen cennete gittikten sonra senin zoruna ne oluyor yani? Sen Allah’ın rızasını iste, sana ne. Sen Allah’ın rızasını kazandın mı zaten dünyalar senin. Sen onu yaratana tam bağlanıp : “Yarabbi sen şu ana kadar hayır yaptın, hep hayır yarattın, bundan sonra senden hayır umuyorum, sağımda da hayır ver, solumu hayır yap, her tarafımı hayra boğ” diyecek mümin. “Her yerim hayır olsun” diyecek. Boğ demeyelim de, yani “Her yerimizi hayırla doldur Ya Rabbi ”diyecek. İnşaAllah. Mümin Allah’tan hep hayır bekleyecek. Hayrın dışında birşey olmaz müminde. Geçmişi de hayırdır, geleceği de hayırdır, yaşadığı an da hayırdır. Hayırsız birşey olmaz. Hayra karşı, hayırlı olana karşı isyan, küfür olur. Yani Müslümanın yapacağı birşey değil bu.
SUNUCU: “Sayın Hocam, Boğaziçi Üniversitesi’nde, 23-24 Mayıs tarihleri arasında, Türkiye’de ve dünyadaki ünlü evrimci bilim adamlarının da katılacağı bir evrim sempozyumu düzenlenecektir.”
ADNAN OKTAR: Oh ne güzel.
SUNUCU: “ Programda evrim karşıtı bir görüşü savunan siz dahil kimsenin adını görmedim.” Yani karşıt bir görüşü savunan siz dahil kimseyi görmedim diyor dinleyicimiz bize soru gönderen. Türkiye’de ve dünyadaki evrim karşıtı olan binlerce bilim adamları var. Bu konuda kapsamlı çalışmaları olan siz varsınız. Bir Üniversitede, tüm fikirlerin temsil edileceği bir ortam oluşturulması gerekmez mi? Bu konuda görüşünüz nedir? Volkan Öztürk, İstanbul”
ADNAN OKTAR: Bırakın eğlensinler yani, sorun değil ki. Onlar orda kendi kendilerine anlatsınlar yani, hani kendi çalıp kendi oynuyor derler ya. Katolikleri de topladılar orda, anlattılar kendi kendilerine. Kim dinliyor? Hangi Hıristiyan ben Darwinistim diyor? Çok çok nadirdir. Parmakla sayılır. Herkes Allah’a inanıyor. Herkes Darwinizm’in sahte olduğunu biliyor. Boşa yapıyorlar. İsterse Eskişehir’den davul zurna ekibi getirsin, çalsınlar yani oynasınlar. Kim dinler? Darwin’in de resmini yapıştırsınlar davulun üstüne, akşama kadar çalsınlar yani. Mühim olan bizim elimizde 100 milyon fosil var mı yok mu ? Yerin altı fosil kaynıyor mu kaynamıyor mu? Her fosil yaratılışı ispat ediyor mu etmiyor mu ? Mühim olan bu. Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesinin imkansız olduğunu kendileri de söylüyorlar. Bu da imkansız. Kofullar, mitokondriler, DNA’nın yapısı, hiçbirini bilimsel olarak açıklamaları mümkün değil. Yani şuurlu bir gücün yaptığı çok açık ve aşikar. Yani teknik olarak imkansız, sıfır ihtimal. Bir de böyle beynin içinde diyorlar ki güneş simsiyah karanlık, biz diyorlar simsiyah karanlığı mercimek kadar yerde böyle aydınlık olarak görüyoruz diyorlar. Işık olarak görüyoruz diyorlar. Dışarıda güneş böyle değil diyorlar. Dışarıda ses de yok diyorlar. Biz müziği, çalgıyı, eğlenceyi beynimizin içinde görüyoruz diyorlar. Beynimiz böyle yorumluyor diyorlar. Kardeşim sen nerenin tesadüfünden bahsediyorsun? Senin anlattığın alem, metafizik bir alemden bahsediyorsun sen. Yani bunun Darwin’le, evrimle, şunla, bunla anlatılacak yolu var mı? İki büklüm olması lazım.Bunu gerçekten anlayan bir insan ayakta duramaz, yürüyemez yani. Bunun heyecanından hayretinden iki büklüm olur yere oturur yani. Bu anlatılan şey, dünyanın çok çok büyük bir harikası bu. Yani gelmiş geçmiş en büyük mucize bu. Dehşetli bir olay bu. Düşünün yani şu kadarcık yerde insanın bütün ömrü geçiyor. Ve Darwin’le oturup bunu anlatmaya kalkıyorlar. İnsanın gözü kör, göz görmüyor, bizim beynimizin içindeki göz görüyor. Bir tanecik beynimizin içinde bir göz var, görünmeyen bir göz var, o görüyor. Elektrik akımı geliyor beynimize. Yani beynin içi simsiyah, beynin içinde hiçbir şey yok, sadece bir elektrik akımı geliyor, beynimizin içinde bir göz var, bunu tarif edemiyor Darwin. Nerde olduğu da belli değil bu gözün onların ifadesine göre. Bu göz görüyor onu işte. Beynimizin içinde bir kulak var o duyuyor. Normalde insan kulağı sağırdır, kulak hiçbirşey duymaz. Kulak sadece titreşimi ileten bir makinedir, yani kulakta hiçbir şey yok. Elektrik akımına çevirir, götürür, beynin içine akıtır, o kadar. Beynin içinde onu dinleyen bir kulak var, birisi var. O beynin içindeki birisini bunlar anlatamıyorlar. Beynin içindeki birisi de şu kadarcık yerde yaşıyor. O kadar. Yani Darwinizm her yönden darmakeşan olmuş durumda. Daha Türkçesi şeytan havalara hopluyor şu an panikten, delirdi yani şeytan. Yani öyle bir vurduk ki şeytanın kafasına, şeytan dört dönüyor artık. Beynini çıkarttık, beynini patlattık şeytanın. Türkiye’deki şu paniğe bakın. Artık ta papalığın merkezinde bir panik var. Vatikan’da panik ta oraya vurdu. Baş Hahamları ayaklandırdılar. Burada Müslüman din alimlerini ayaklandırdılar. Kardeşim yani etmeyin, yani ne söyleyeyim? Bakın adamlar bu hurmadan, şu hurmadan, hurma dallarından, insan olduğuna inanıyor. Ve bu da 160 milyon yıllık hurma fosili. Birbirinin aynı. Yani ben bu safsataya cevap verdiğim için yani güleyim mi? Yani ne diyeyim? Anlayamıyorum. Hurmadan insan olur mu? Tarla faresinden insan olur mu? Solucandan insan olur mu? Yani olacak iş mi şunlar? Solucan 200 milyon yıllık, 250 milyon yıllık solucan var, 100 milyon yıllık da var, 50 milyon yıllık da var, hepsi aynı solucan. Hep solucan gelmiş, solucan gidiyor. Yani diğer varlıkların da aynı şekilde. Yani yüzlerce binlerce hayvanın fosili var, hiçbirinde bir değişiklik yok. Alsınlar Yaratılış Atlasımı, ona da gerek yok internet sitesine girsinler, www.harunyahya.com, www.harunyahya.org, bedava ücretsiz indirsinler,baksınlar. Büyütebiliyorlar da resimleri, detay detay baksınlar. Hiçbir şekilde evrim olmamıştır. Olsaydı derdik, Cenab-ı Allah gücü yeter, Allah isterse evrimle de yaratırdı. Öyle birşey yok. Hurma dalından, hurma ağacından insan olmaz. Patatesten insan olmaz. Maruldan efendim sebzeden insan olmaz. İnsan ayrı yaratılmıştır, hayvanlar ayrı yaratılmıştır, bitkiler ayrı yaratılmıştır, dünya ayrı yaratılmıştır. Yani hepsine güç yetiren bir büyük güç Allah tarafından yaratılmıştır. Bakın diyorlar ki, kainat bundan 15 milyar yıl önce yoktu. Ne vardı diyoruz. Hiçbir şey yoktu diyorlar. Zaman var mıydı diyoruz, zaman da yoktu. Mekan var mıydı, mekan da yoktu diyorlar. Peki ne vardı diyoruz. Sıfır hacim, sonsuz yoğunlukta birşey vardı diyorlar. Sıfır hacim ne demektir? Yok demektir. Birşeyin hacmi ne dediğimizde mesela buraya baktık, sıfır hacim ne demektir. Hava boşluğu demektir, yok demektir. Allah yarattı diyemiyorlar da, sıfır hacim sonsuz yoğunlukta birşeyden bir aniden patladı, oluştu diyorlar. Kardeşim bunu ilk yaratan kim? Yani sıfırdan, yokluktan birşey meydana geliyor, koskoca kainat meydana geliyor. Bu nasıl yaratılır? Ve muazzam düzgün yani herşey çok çok düzgün yaratılmış. Darwin de diyor ki zaten, niye herşey bu kadar düzgün diyor benim aklım bunu almıyor, herşey yerli yerinde ve çok düzgün diyor, bir de ara fosil bulamıyoruz diyor, niye bulamıyoruz diyor. Eğer diyor ara fosil yoksa diyor, benim teorim de yok diyor adam. Yok. Fakat hala dünyayı ayağa kaldırmaya devam ediyor adamlar, panik haldeler. Darwin diyor intihar edecek duruma geliyorum zaman zaman diyor, bunalıma girdiğini söylüyor zaman zaman. Kardeşim intihar etmene ne gerek var? Doğruyu kabul edip Allah’a teslim olsana. Ara fosil yoksa, fosiller hep yaratılışı ispat eder mahiyetteyse demek ki yaratılmıştır bu kadar açık. Yani bu kadar panik olacak ne var? Yani niye illa ki Allah’ı inkar etmek gerekiyor? Allah’a teslim olsan ne olur? Bir de ayrıca sen teslim olmayınca insanlar teslim olmayacak mı Allah’a? Herkes Allah’a iman ediyor. Türkiye’nin %95’i Darwinizm’e karşı şu an. İstediği yerlerde böyle davullu zurnalı toplantılar yapsınlar. Ben onlara tavsiye ediyorum, davulun üstüne Darwin’in resmini yapıştırsınlar akşama kadar vursunlar, tokmaklasınlar Darwin’in kafasını hiçbir şey olmaz. İstediklerine anlatsınlar. Daha da iyi, insanların dikkatini çeker Darwinizm üstüne daha iyi, tehlikenin büyüklüğünü insanlar daha çok görüyorlar. Bütün dünya devletlerinin %95’i bu felsefenin üzerine kuruluydu. Dünya sallanıyor şu an, zangır zangır sallanıyor. Hepsini tepelerine göçerteceğiz. Hak ve hakikat ortaya çıkacak. Ne Türkiye’deki insanlarımızı ben kandırttırırım ne dünyadaki Hıristiyanları ve Musevileri kandırttırırım. Herşeyin doğrusunu söyleyecekler, yalan söylemeye gerek yok. Mesela Piltdown Adamı’ndan tut, bilmem şu adamından çık, hepsinde bir sahtekarlıkları ve yalancılıkları var. Oyuna, teşkilata ne gerek var? Dürüstçe desen ya. Mesela anlatın 100 milyon fosili niye saklıyorsunuz? Açın kitapları, hiçbir fosil görebiliyor musunuz? Çok çok nadir, üç beş tane fosil resmi koyuyorlar. Niye koymuyor? Çünkü yaratılışı ispat edecek. Kardeşim 100 milyon fosilden koysana ders kitaplarına 100 tane 150 tane. 100 milyondan bak 100 tane koy. Biz 100 milyon tanesini kitaplara koyun demiyoruz. 100 tanesini koyun. 10 tanesini, 20 tanesini koyun. Koymuyorlar. İlla ki çizim olacak, Darwin’in hayallerine göre adam böyle esrarkeş gibi, kafasından ne geçirirse halüsinasyonlar falan onları resim haline getirttiriyor, atalarımız buydu diyor. Mesela kitaplara bakıyor çocuklar, hep çizim. İşte elinde baltalı adamlar, vahşi, dişler fırlamış, böyle tüyler tozaklar etrafa dağılıyor. Bıraksınlar bu oyunu. Her dönemde hak dinler vardı. Her dönemde eli yüzü düzgün insanlar vardı. Her dönemde de mesela pigmelerde vardır, küçük insanlar vardır. Şu dönemde bile var pigme mesela, küçücük adam şu kadar ufak. Uzun boylu Afrikalılar var adamlar böyle iki metrelik filan sırık gibi boyları. Yani uzun boyluları tenzih ederim de, oradakiler için diyorum. Adam yine onlara da demeyeyim, şimdi ayıp olur çocuklara da, aslan gibi diyelim boylu poslular. MaşaAllah. Allah affetsin öyle demiyelim. Mesela Afrikalılar hakikaten daha değişiktir böyle tipleri, basık alınlı filan. Ama bunlar milyonlarca seneden beri böyle bu insanlar, şimdi de böyleler, bunlar hiçbir zaman için maymun da olmamışlar, maymundan da insan olmamışlar. Hep böyle gelmişler, böyle gidiyorlar. Allah onları öyle yaratmış. Mesela Çinliler küçük boyludur, mesela Asyalılar gözü çekiktir, Avrupalılar öyledir. Allah her birini o şekilde yaratmış. Bunların hepsi Hz Adem’in genleri içerisinde bu şekildeydiler. İleri yaşlarda onların genleri içerisinden çıkmaya başladılar. Kimi çekik gözlü oldu, kimi zenci oldu, kimi başka türlü oldu ama hepsi Allah’ın yaratmasıyla oldular. Yani işte zürafa boynunu otlara uzata uzata zürafa boyunu uzatmış diyorlar. Kardeşim koyun da uzatıyor ama koyunun boynu uzamamış. Efendim keçilerin boynu da uzamamış. Dört metreye filan çıkması gerekiyordu. Her hayvan otla besleniyor yani otla beslenen bir sürü hayvan var. Böcekler de otla besleniyor ama hiçbirinin boynu uzamıyor.
SUNUCU: Hocam sorulara devam ediyoruz hocam. Ali Çelik Gaziantep’ten. Hocam Darwinistler tarihteki Türk hakimiyetinin tekrar ortaya çıkmasından korktukları için mi bu provakasyonları ortaya çıkarıyorlar? Acaba sizin bu konudaki görüşünüz nedir diye bir soru gelmiş hocam.
ADNAN OKTAR: Bunlar ortak olarak, hepsi ağız birliğiyle Türklere kafayı takmış vaziyetteler, Türk milletine. Yani mesela daha önceye gidiyoruz. Yine Türkler hedefte. Bu döneme geliyoruz yine Türkler hedefte. Darwin’e geliyoruz yine Türkler hedefte. Hem de yok edilmesi gerekiyormuş. Kardeşim sana Türkler ne yaptı? Yani ne istiyorsun Türklerden sen? Yani niye yok edilmeleri gerekiyor Türklerin? Ve bizim bazı saflar da ağızlarını köpürterek adamı savunuyorlar. Çok net adamın ifadesi. Bu vatandaş da, o şahıs da daha öncekiler de öyle. Hep bir Türk düşmanlığı var kafalarında. Halbuki mübarek ve mukaddes bir millettir Türk milleti, çok asil bir millettir. Sanatta, bilimde, teknolojide dünyaya daima yol göstermişlerdir. Osmanlı’nın adaleti, efendiliği, temizliği, sanat ve estetik gücü bütün dünyaca malumdur. Ve Allah üç kıtayı bu mübarek millete yönettirdi. 600 yıl. Sırf bu bile bir işarettir. Temizliği biz öğrettik Avrupa’ya. Değil mi? Banyo yapmayı bilmiyordu adamlar. Onların hepsini biz öğrettik. Yani bu Türk düşmanlığının arkasında karanlık bir masonik plan var. Ve o planın yıkılmasından dolayı, şu an tam bir panik halindeler. Anadolu’dan bu Türkleri söküp atamadıkları için, bir İstanbul’u ele geçiremedikleri için, Antakya’yı, Hatay’ı, Konya’yı ele geçiremedikleri için -onlar için çünkü çok önemli yerler buralar- Güneydoğuyu, Diyarbakır’ı, Mardin’i, Urfa’yı, Siirt’i ele geçiremedikleri için her türlü melaneti ve oyunu yapmaya başladılar. Biz milletimize hakaret ettirmeyiz. Oyun oynattırmayız. İddia edilen Ergenekon örgütünü devreye soktular. Darwinist bir örgüttür. Darwinist, materyalist bir örgüttür. Sonuna kadar Darwin’in arkasındadırlar. Muazzam bir yapılanma içindeler. Birçok profesör, bilim adamı da bunlarla birlikteler. Sonucunda Türk milletini yok etmeyi amaçlayan bir yapılanma bu. Masonluğun da tek amacı budur. Bir kısım iyi niyetli insanlar da kendilerini alet ediyorlar. Onlar da saf, kafaları o kadar çalışmıyor. Bunların oyunlarına alet oluyorlar. Fakat bu oyunların artık bir sonu gelmiştir. Paniğin sebebi de odur. İstedikleri kadar çırpınsınlar, ne yaparlarsa yapsınlar, hak yerini buluyor. Ve bunun böyle çırpınmayla, bağırmayla, çağırmayla engellenecek bir yönü yok çünkü bilimsel gerçekler ortada. Benim Atlasım bütün Avrupa’yı sardı. Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da Darwinizm şu anda yerle bir. Ama böyle kendilerince eylemler yaparak dikkat çekmeye çalışıyorlar. Derginin kapağından Darwin’in resmi çıkarılmış. Kardeşim her gün istersen Darwin’in resmini çıkart, yani kimin umurunda. Ama gücün yetiyorsa bir sayısını yaratılışa ayır, yaratılışı ispat eden fosilleri koyalım milletimiz bir görsün. Ondan sonra da yirmi sayı siz devam edin ama bir sayı bir anlatalım işin doğrusunu, gerçeğini. Müsaade yok. Niye müsaade yok? Çünkü olay bitecek öyle birşey oldu mu. Ondan sonraki baskıların bir anlamı yok. Yani her yerden torba patlamış durumda bunlar için. Oradan kapatmaya çalışıyorlar, oradan patlıyor, buradan kapatmaya çalışıyor, şuradan patlıyor. Bunun çözümü yok. Güneş artık doğmuştur. Türk milletini kandırmalarının imkanı yok artık.
SUNUCU: Evet. İyi akşamlar Adnan Bey. Bu Darwin konusu gündeme geldikten sonra medya çok değişik bir teşkilatlanmaya gitti, sayfalarca evrim anlatıldı. Köşe yazarları köşelerini Darwin için kapattı. Sanki evrimi anlatmak istiyorlarmış da hep bir bahaneye ihtiyaçları varmış gibiydi. Bunu da Masonlar mı organize ediyor? Bunun arkasında iddia edilen Ergenekoncu medya ya da baronlar mı var? Serap Çalışkan Ankara’dan böyle bir soru yöneltmiş hocam.
ADNAN OKTAR: Darwinist bilim adamlarına Türkiye’deki iddia edilen Ergenekoncular çok güveniyorlardı. Yani o bir kısım Darwinist bilimadamlarının birçoğu iddia edilen Ergenekoncu. İddia edilen Ergenekonun amacı da Türkiye’yi ikiye bölmekti, doğu komünist Türkiye ve batı komünist Türkiye olarak ikiye bölmekti. Ama Allah ayaklarına dolandırdı, yapamadılar tabi. Bakın diyor ki, “bazen tamamıyla çöküntüye uğrayacağımdan korkuyorum” Darwin’in mektuplarında cilt 1 sayfa 413. Darwin diyor bunu. ”Bazen yakında tamamen yenilgiye uğrayacağımdan şüpheleniyorum” cilt 2 sayfa 152. “tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı” diyor arkadaşı için cilt 2 sayfa 117. “Bana kitabımı soruyorsun, sana söyleyebileceğim tek şey intihar etmeye hazır olduğum” cilt 2 sayfa 501. Yani bu ruh halindeki bir insana, bu kafadaki bir insana adamlar güveniyorlar ve peşinden gidiyorlar. Bakın diyor ki, “eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş yavaş gelişmelerle türemişse neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?” Bak bu kadarlık olsun bu adamın kafası çalışıyor, bunlarda o da yok. Bir kısmında. “Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde?”. Niye bu kadar düzgün ve bu kadar sistemli, bu kadar planlı, bu kadar mükemmel diyor. Yani bunun sebebi ne acaba diyor. Yani Allah’ın yarattığına inanamadığı için buna da mantık bulamıyor bu kadar düzgün olmasına. “Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz?” Şimdi bu mantıklı birşey mi? 150 yıldan beri toprağın altı üstüne getirildi bulunamıyor, yok. Buna rağmen bir teoride direnilir mi, yani aklı başında bir insan bunu yapar mı? Bu yoksa diyor, benim teorim de yoktur diyor adam; yok. Bilakis hep yaratılışı ispat eden fosiller var. Yani 100 milyon adet yaratılışı ispat eden fosil var. Mesela diyor ki Türkler için, “Avrupa ırkları olarak bilinen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmışlardır”. Tam bir yenilgiye uğramış Türkler onun o kafasına göre. “Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda” yakın bir zamanda, yani bu devirleri kastediyor “çok sayıda aşağı ırkların” yani Türkler, zenciler, zaten onu açıklıyor, haşa yani bu mübarek milleti öyle görüyor “medenileşmiş yüksek ırklar tarafından” yani İngilizler, Fransızlar, Avrupa’yı kastediyor “elimine edileceğini görüyorum” sözlüğe baksınlar elimine etmek ne demek, yok etmektir. Yani bedenini yok etmek, duman haline getirmek, öldürmek. Charles Darwin’in Hayatı ve Mektupları Cilt I sayfa 285-86. “Medeni insan ırkları vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler” diyor. ”Şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden, gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır”. Yani Afrika zencileri Avustralya yerlileri, onlar da yok olacaklar diyor. Mesela kadınlar için diyor ki, “Oynayacağınız bir nesne, her halükarda bir köpekten daha iyidir” diyor kadınlar için de. Kadınları bu kadar aşağılık görüyor. “Darwin ‘İnsanın Türeyişi’ adlı kitabında kadınların idrak etme, hızlı kavrama ve taklit konusunda daha aşağı ırkların özelliklerini taşıdıklarını” –yani gerizekalı ve anormaldir diyor kadınlar diyor haşa- “bu nedenle daha eski ve alt bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını yazmıştır diyor.” Yani gelişmemiş bir hayvan türü diyor. O yüzden de ama her halükarda bir köpekten daha iyidir diyor. Ve bunun peşinden gidiyor adamlar da, yani böyle bir psikopatın. Bir de İbn-i Miskeveyh diye bir adam çıkarttılar son zamanlarda, işte bu hurmacı. Yani hurmadan insan oldu diyen. Bakın diyor ki Türk milleti için, bu köpek de Türklere kafayı takmış bunu da belirteyim, “Kuzey ve güneyde yeryüzünün en uzak meskun bölgesinde ve onun civarında bulunan TÜRK ve ZENCİLER böyledir.” – Türk ve zenci kafayı takmış. “Onlar ile anlattığımız hayvanlığın son mertebesi arasında büyük bir fark yoktur.”-hayvanlığın son mertebesindeler diyor haşa- “Onlar, yararlarına olan pek çok şeyi anlayacak durumda değillerdir.” -yani o kadar kafaları çalışmaz diyor- “Kendileri hikmet ortaya koyamadıkları gibi, komşu milletlerdekileri de kabul etmezler. Bu yüzden durumları çok kötü ve yaşama düzeyleri düşüktür. Gıpta edilecek bir şeyleri olmadığı gibi, hayvanların kullanıldığı iş alanlarında köle gibi kullanılmaktan başka bir işe de yaramazlar.” Yani sığırların, atın, böyle işte katırların kullanıldığı işlerde kullanılabilir diyor bunlar hayvan gibidirler diyor. Başka bir işe yaramazlar diyor. Türkler için de bunu uygun görmüş adam. Zenciler için de aynı şeyi söylüyor. Zenci ve Türkler. Bilal-i Habeşi zenciydi biliyorsun, birçok sahabe zenciydi. Fatih Sultan Mehmet Türk, Kanuni Sultan Süleyman Türk, Atatürk Türk, bizler Türküz, Cumhurbaşkanımız Türk, bütün bilim adamlarımız herkes Türk. Değil mi? Türk milletiyiz biz. Bize bunu reva görüyor bu adam. Ve buna İslam alimi diyorlar. Bu, yüz karası bunlar, bunlar ahlaksız adamlar, İslam’la dinle imanla alakası olan bir insan bunu söylemez.
SUNUCU: Bu kadar hakarete rağmen Türkiye içinden de kendisini bilim adamı ya da şöyle işte toplumun hangi kesiminden olursa olsun bu işlere destek verenleri ne yapmak lazım hocam?
ADNAN OKTAR: Allah hidayet versin. Allah akıllarını basiretlerini çözsün. Yani ne diyeyim ben, yani bu inanılır gibi değil. Ben rüya görüyorum gibi görüyorum artık. Yani akıl sır alacak gibi değil. Koskoca insan, huırma dalından insan olur mu? Olacak iş mi şu? Artık fosillerle ispat etmek durumunda kalıyoruz. Hurmadan insan olmadığını ispat etmek zorunda kalıyoruz.
SUNUCU: Hocam sizinle sabahlara kadar sohbet etsek doyum olmuyor. Binlerce yüzlerce mesaj geldi, soru geldi. Okuyamadıklarımız kusurumuza bakmasınlar başka bir zaman inşaAllah bunlar devam edecek. Ben üzerimde vebal kalmaması adına, ben Çorum’dan geliyorum hocam Kadir Önder diye bir ilahiyatçı arkadaşım size özellikle, vebal kalmasın üstümde, ben onun selamını söyleyeyim.
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleykümselam.
SUNUCU: Tempo TV ekranlarında sizlerle beraber olduk. Değerli izleyenlerimiz Sayın Adnan Oktar’ın ismini duyduğumuzda heyecanlanırken, karşısında otururken de heyecanlandım. Her ne kadar hatamız, sürçü lisanımız varsa affola diyoruz ve bir başka Adnan Oktar’la Başbaşa programında beraber olma ümidiyle hepinize iyi akşamlar diliyoruz. Sağlıkla kalın, sağlıcakla kalın diyorum.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
SUNUCU: Hepimizden hocam.
ADNAN OKTAR: Bütün selam söyleyenlere de aleykümselam diyorum.