MUHABİR: 67 Kanal Z ekranlarından mutlu günler, keyifli pazarlar sevgili seyirciler, bugün İstanbul’dayız ve İstanbul’da Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’la birlikteyiz. Kendisi stüdyo konuğumuz ve röportajlarımız olacak, kendisine yönelteceğimiz birtakım sorular olacak, kendisi açıklamalarda bulunacak ve şunu da hatırlatalım, şu anda yaklaşık 23 kanal üzerinden de canlı olarak izlenmekteyiz 67 Kanal Z dışında. O kanallardan bizleri izleyen değerli izleyicilerimize de hoş geldiniz diyoruz ve lafı fazla uzatmadan Sayın Hocama öncellikle hoş geldiniz diyelim sizlere.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, teşekkür ederim, sizler de hoş geldiniz.
MUHABİR: Sayın Hocam, Adnan Oktar kimdir kısaca bundan bahsedeceğiz, Adnan Oktar kimdir, kimlerle çalışır? Birçok kitap yazdınız, 285’in üzerinde yazdığınız kitap var, bu kitaplarda tabi ki çok uğraş, çok zaman alacak bir durum. Buna nasıl zaman buluyorsunuz ve kimlerle çalışıyorsunuz, bundan biraz bahsedebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Zonguldaklı hemşerilerimize, kardeşlerimize kendimi tanıtayım.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: 2.2.1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. 79’da Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ne geldim, 83 yılına kadar orada okudum.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Sonrada İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne geçtim, orada bir süre okudum. Sonra anarşi ve terör nedeniyle okula devam edemedik. Kitap ve CD çalışmalarına başladım. Çalışmalarımı 30’a yakın doçent ve profesörden oluşan bir arkadaş grubum var.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ve kendi dallarında uzman olan arkadaşlarımdan bir ekip var. Onlarla beraber bir çalışma yapıyoruz. Onlar bana hazır bilgileri getiriyorlar, araştırmaları, fotoğrafları getiriyorlar. Ben onları yorumluyorum, detaylandırıyorum ve redaktöre veriyoruz. Onlar kitap olarak hazırlayıp matbaaya gönderiyorlar.
MUHABİR: 285 kitap ve oldukça şu anda benim bildiğim tabi ki, daha vardır belki
ADNAN OKTAR: 300’ün üzerinde
MUHABİR: 300’ün üzerinde, böyle bir düzeltmede yaptınız, çok zaman alacak da bir çalışma gerektiriyor tabi ki,
ADNAN OKTAR: Evet
MUHABİR: Bu şekilde çalışma grubuna da ihtiyaç var. Sevgili seyircilerimize de şunu da hatırlatalım ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden sorularınızı, Adnan Hocamıza sorularınızı gönderebilirsiniz. Bunun yanı sıra, www.harunyahya.tv’den şu an 23 kanalda yayınlanan ve 67 Kanal Z’den yayınlanan programımızı canlı olarak izleyebilirsiniz ve Zonguldak yazıp bir boşluk bırakarak 3969’a da mesajlarınızı gönderebilirsiniz sevgili seyirciler sorularınızı. Biz de burada zamanımız yettiğince Hocamıza yöneltip değerlendirmeye çalışacağız. www.harunyahya.net adresinden de programları izleyebilir, kitapları inceleyebilir, hatta indirme fırsatı bulabilirsiniz, www.harunyahya.net, www.harunyahya.org adreslerinden. Sayın Hocam, son günlerde şüphesiz çok konuşulan, çok tartışılan evrim teorisi. Sizin de bunun konusunda birçok cevap şeklinde gündeme geldiniz. Evrim teorisinin ciddi sahtekarlıklarla ve oyunlarla hazırlandığını, geçtiğimiz günlerde röportajlarınızda açıklamıştınız. Değinecek olursak Hocam, ne gibi bir açıklama yapmak istersiniz evrim teorisiyle ilgili?
ADNAN OKTAR: Evrim teorisi, dünya tarihinden bu yana, insanlığa yapılmış en büyük oyun ve aldatmacadır, yani böyle bir sahtelik, böyle bir oyun dünya tarihinde görülmemiştir ve bu kadar boş bir zemine oturtturularak profesörlere, doçentlere dahi kandıracak bir güce erişmiş olması mucizedir, yani çok büyük bir mucizedir. Bütün canlılığın, insanların, hayvanların, bitkilerin tamamen tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia eden bir sistem. Bakın dikkat edin, sadece tesadüf, her şey tesadüf diyorlar.
MUHABİR: Kanıtsız bir şey yani, şu andaki yapılan açıklamalar öyle, kanıtı olmayan
ADNAN OKTAR: Ama bütün dünyayı da esir almış, yani %95’ini dünyanın esir almış durumda, resmi ideoloji olarak devletlerin resmi ideolojisidir, resmi zeminde, mecburi eğitimle okutulur ve bir dayatmayla öğretilir. Aksini savunan bir tane öğretim üyesi göremezsiniz, yani okullarda barındırmazlar,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Yani profesör, doçent olarak ben Yaratılışı savunuyorum diyen bir kişiyi bulamazsınız. Halbuki özgür olması lazım, açık açık bunu insanların ifade edebilmesi lazım.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Biz başından beri diyoruz, diyoruz ki bakın 100 milyon adet ve üzerinde Yaratılışı ispat eden, şimdiki canlıların aynısı olan fosiller var. Mesela burada gördüğünüz gibi, evet, mesela şu tarz, mesela bu yılan balığı ve karides. İkisi aynı yerde oluşmuşlar, 95 milyon yıllık yılan balığı, burada da bu şekilde de görebilirsiniz. Bakın kılçık yapılarındaki en ince detaya kadar, kuyruğundaki en ince detaya kadar, yakından belki oradan görülmüyor olabilir. Karideste, bütün detaylarıyla tıpı tıpına aynıdır, 95 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamıştır, yani onların iddiasına göre, şu an biz karideslerle karşılıklı çay içiyor olmamız gerekiyordu. Yılan balığının da bir doçent veya profesör olup üniversitede ders veriyor olması gerekiyordu, şu ana kadar hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Mesela,
MUHABİR: Farklı fosiller var.
ADNAN OKTAR: Evet, 300 milyon yıllık deniz lalesi fosili, en ince detayına kadar aynıdır, hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Bakın 300 milyon yıl bu, yani 300 sene değil, 300 hafta değil, 300 milyon yıl, hiçbir değişikliğe uğramamış. Kim bilir onların dediğine göre bu deniz lalesi şimdiye fili geçip başka bir şey olup, ayrıca üniversitede yine hoca olması gerekiyordu herhalde.
MUHABİR: Hocam, bir de sizin sonuçta fosillere dayanarak insanları bilgilendirme şansınızda var ve bazı açıklamalar yapanların ellerinde böyle bir şeyde yok yani, herhangi bir somut bir şeyde yok ama
ADNAN OKTAR: Mesela geçenlerde, Celal Hoca esip savuruyordu böyle, anlatıyor, zibil gibi diyor ara fosil var diyor. Ey mübarek adamcağız, madem öyle bir şey var, al bir tanesini, getir masanın üstüne koy, çoluk çocuğa da göstert, millete göstert, biz de oraya jet gibi hemen arabayla yetişip 10 triyonu getirip verelim. Ben dedim ki bak bir ara fosil getirene,
MUHABİR: Evet, öyle bir iddianız var,
ADNAN OKTAR: 10 trilyon vereceğim dedim, yok mu ihtiyacı bu adamın, fakirlere dağıtsın, insanlara dağıtsın yani bir şey, üniversiteye bağışlar, bir şey yapar, ihtiyacı da var zannediyorum. Böyle bir şey olsa alır, getirir,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ödünç alıp getirsin yarım saatliğine, masanın üstüne koysun, bir görelim. Tek bir tane ara fosil yok, adı gibi biliyor, oturmuş dinozorlardan bahsediyor, halbuki onlar çok mükemmel, normal canlı, o zaman fil de ara fosil olmuş olur, efendim su aygırı da ara fosil olmuş olur. Biz mükemmel canlıları demiyoruz, ara fosil, ara fosilin daha ne olduğunu bilmiyor Celal Hoca.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ara fosil böyle, yani bir canlı, mesela farz edelim insan eli, 5 parmak değil mi, parmaklar birbirine karışmıştır. Bir tanesinde bir parmak upuzundur, ağaçlar gibi bir yer yanlara çıkmıştır, ikinci parmak inceciktir, biri içeri katlanmıştır, bunlara ara fosil denir, yani tam gelişmiş bir yapıya, mükemmel bir yapıya ara fosil denmez.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Bu Yaratılışa delili olur. Bunu da pek oradaki kardeşlerimizde belki bilgisizliklerinden anlamadıkları için olay yarım kaldı orada. Şimdi ben de o gençleri çağırdım, şimdi hepsine anlatacağım, bağlantı da kurdum.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Hepsine anlatacağız konunun doğrusunu. Celal Hoca’nın o günkü coşkusu, performansı iyiydi ama anlattıkları boştu, heyecanı tamam.
MUHABİR: Evet Hocam, birde bazı yine aynı programdan bahsediyoruz herhalde, yine bazı İslami profesörler de bu konuda evrimin varlığını düşünülürnitelikte bir açıklamalar yapmışlardı. Sizce onlar ne gibi bir yanılgıya düşerek bu tür açıklamalar yapabiliyorlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi oradaki hocalarımızı tenzih ederim de, Peygamberimiz diyor ki 70 bin sarıklı din alimi diyor. Deccala tabi olacak, yani Darwinizm’i ve materyalizmi savunacaklar diyor ahir zamanda.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Deccale tabi olacaklar diyor ama orada hocalarımızı tenzih ediyorum ben tabi, ama hocalarımızın oradaki hatası şuydu; Darwinizm’in anlattığı izahların özünü anlatıyorlar, yani böyle zeminini. Ondan sonra zaten Darwinizm’in gelişmesi çok kolay, onların anlattığı sistemi kabul ettikten sonra, onun üstüne Darwinizm’i koymak çok kolay. O yönden hataları oldu, anlattıkları bilimsel değil ayrıca ve Kuran’a da uygun değil.
MUHABİR: Herhangi bir gerçekliğe dayanmıyor.
ADNAN OKTAR: Kuran’a da uygun değil, tabi, tamamen kendi yorumları ve içtihatlarına dayalı izahlar. Kuran’da Hz. Adem’in nasıl yaratıldığı anlatılmıştır.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Allah porselene benzeyen bir maddeden bir heykel şeklinde bir varlık yaratıyor ve ben buna ruhumdan üfürdüm diyor ve bu canlandı diyor Cenabı Allah,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Can verdim diyor. Şimdi yalnız bunu yaparken Cenabı Allah, Hz. Adem aynı anda zaten cennette, aynı anda dünyada, yani tek bir an vardır Allah’ın katında. Onlar zannediyor ki Allah yalnız başınaydı, durdu, durdu, durdu bir gün mesela bir aklına fikir geldi zannediyorlar haşa, ben bir insan yaratayım dedi zannediyorlar. Halbuki Cenabı Allah’ın sonsuz evvel ve sonsuzsonradırAllah, tek bir an içersinde hepsini yaratıp bitirmiştir. Mesela Hz. Adem’in çamuru hazırlanırken, hazırlarken Cenabı Allah onu, çamurdan şekil verirken, zaten Hz. Adem dünyadaydı, zaten yaşıyordu o an. Ve zaten cennetteydi aynı anda, yani tek bir an vardır ve hepsini Allah bizim beynimizde, insanların beyninde onu görüntü olarak yaratır. Mesela ben sizinle şu an görüşüyorum, konuşuyorum burada, size ait görüntüyle bana ait görüntü, yani şu ceketime ait görüntü, hepsi benim beynimin içersinde şu kadarcık yerde oluyor, tamamı, yani aynı anda görüyoruz. Bilim adamları dışarıda ışık yok diyorlar, yani Güneş’in ışığı yok diyorlar, Güneş sadece dalga yayınlıyor. Beynimiz bunu yorumluyor. Hz. Adem de böyledir yani Hz. Adem’in varlığı da, Hz. Adem’in dışarıdaki varlığını ancak Allah görür, biz bilmeyiz. Çamurdan yarattım diyor, bir varlık, yani bir biçim veriyor, bir şey veriyor, bir şekil veriyor. Allah ona ruhumdan üfürdüm diyor ve o canlanıyor, o kadar, ama bunu yaparken daha önce Hz. Adem yok diye bir şey yok, yani Hz. Adem zer aleminde de var, hem dünyaya da inmiş, hem de aynı zamanda cennettedir, yani bu metafizik bir konudur. Yani böyle insanların rahatça hemen kavrayacağı gibi değil ama genel hatlarıyla anlatabilirim, genel hatlarıyla izah edilebilir. Çamura da Allah ihtiyacı olduğundan değil, yalnız böyle doğrudan yaratmıştır Allah, fakat bir güzellik olsun, bizim aklımız alsın şeklinde, yani böyle. Mesela bu aynı şekilde Hz. İsa’da da olmuştur, Hz. İsa’yı diyor Cenabı Allah çamurdan, çamuru al diyor, kuş biçiminde bir şey yap diyor, kuş biçiminde bir şey yapıyor, üfür diyor, üfürüyor ve uçuyor kuş, bu kadar. Ne Allah’ın çamura ihtiyacı vardır, ne de Hz. İsa’nın üfürmesine ihtiyacı vardır. Onların hepsi sebeptir. Yani Hz. Adem’in de öyle, çamurdan yapılmasına Allah’ın ihtiyacı yok, yani onu bir porselen gibi bir heykel şekline getirmesine de ihtiyacı yok, sadece bir süs olsun diye yaratılıyor. Çünkü zaten o anda Hz. Adem vardı, yani zaten cennette, zaten ahirette, tek bir an içersinde olmuştu o, fakat bizim hoşumuza gitsin, meleklerin hoşuna gitsin, bir renk olsun, bir mantık olsun diye Allah onu yaratıyor, yoksa insanın yaratılması için de, yani sperme de ihtiyaç yoktur, yumurtaya da ihtiyaç yoktur, insan yaratılır. Mesela ben içeri girdim, odadan demin buraya geldiğimde, ben sizi birdenbire burada gördüm. Allah bir anda beynimin içersinde sizi yarattı, görüntü olarak yarattı. Yani sizi yaratmak için bir vakit geçmedi, birdenbire yaratmış oldu. Siz de birdenbire beni gördünüz geldiğinizde değil mi?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Bir emek, bir şey oldu mu, yani bir zaman geçmedi değil mi?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Çok kolay oldu değil mi?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Aynı kolaylıkta işte yaratır Allah, aynı kolaylıkta, yani burada nasıl makul gördük birisini yaratmasını, aynısıdır, evet.
MUHABİR: Peki Hocam, Bursa’dan bir soru gelmiş bir izleyicimiz, diyor ki Hocam daha önce söylediğiniz gibi evrimciler insanları bu sefer de dini kullanarak kandırmaya çalışıyorlar diyor. Kuran’da olmayan ayetleri varmış gibi gösteriyor ya da farklı yorumluyorlar. Ancak çok rahat İlahiyat profesörüm diyebiliyorlar diyor. Allah’ın Kelamı konusunda nasıl bu kadar rahat yalan söyleyebiliyorlar, Mert Çalık göndermiş Bursa’dan.
ADNAN OKTAR: Belirli bir kişiyi kastetmiyorum fakat genellikle bir kısım din alimleri aşağılık kompleksi içinde ve ezikler. Bunları Avrupa’ya, oraya buraya götürüyorlar. Onlar da onlara yaranmak için böyle işte ben de Kuran’ı eleştirebilirim, sizle beraber Kuran’ı eleştirelim. Sen kimsin de Kuran’ı eleştiriyorsun, yani daha ağzını yıkamadan haberin yok, oranı buranı yıkamadan haberin yok, leş gibi kokan adamsın sen, oturuyorsun Kuran’ı eleştirecekmiş. Kuran’a iman kayıtsız şartsız imandır, Kuran eleştirerek iman edilmez. Kuran’ı adam eleştiriyorsa zaten Kuran’la alakası yok. Kuran zaten kimseyi zorlamıyor, Cenabı Allah illa iman edin demiyor, yani Allah bizim iman etmemize, insanların iman etmesine ihtiyacı yok, zaten imanı ettirecekleri O zorla iman ettirir, öyle bir Allah’ın güçsüz yönü yoktur, yani bağıra bağıra iman ettirir, böyle tekbir getirir, göklere çıkar sesi. Böyle bir konusu olmaz Allah’ın. Allah bir kısmını imansız yaratır, bir kısmını imanlı yaratır ama kimsenin haddine değildir Kuranı eleştirmek, yani bir Müslümanın haddine değildir Kuran’ı eleştirmek. Yani eksik yönleri varsa tespit edeyim demek. Önce orasını burasını yıkasın, o kokmuş kirli yerlerini yıkasınlar, ondan sonra Kuran’ı eleştirmeye kalksınlar.
MUHABİR:Eleştirmeye kalksınlar.
ADNAN OKTAR: Evet, ağzını toplayacak onlar. Alışmışlar orada burada. Mesela Said Nursi’yi eleştirmeye kalkıyor, daha kokmuş ağzını, efendim kirli yerlerini temizlemekten aciz, yolunda yürüyemiyor, Said Nursi kim, sen kimsin, daha iki günlük adam oturup Said Nursi’yi eleştirmeye kalkıyor, oturmuş bu da yetmiyor haşa Kuran’ı eleştirmeye kalkıyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Bunlar haddini bilmez cahil takımı, Fredy’nin kabusu gibi mesela adama baktım, gözler akmış böyle, alt dişler pirana balığı gibi, yani küçük çocuklar falan görse kanı iliği çekilir çocuğun, günlerce eve giremez, öyle bir tip. Oturmuş Kuran’ı eleştirmekten bahsediyor, ondan sonra millete de, yani o kafada olanlara da cesaret vermeye kalkıyor, bu çok büyük terbiyesizlik ve vicdansızlıktır, çok büyük akılsızlıktır, bunu diyecektim.
MUHABİR: Hocam, Trabzon’dan da yine ilk başta değindiğimiz konuya istinaden bir soru gelmiş, herhalde yine aynı programı izlemişler, burada yine yazıyor. Yayınlanan programda diyor, geçtiğimiz günlerde bir televizyon ismi vermiş, sadece vaatlerden ve konuşmadan ibaret, tek bir tane delil bile yoktu diyor. Zannedersem aynı programdan bahsediyor geçtiğimiz gün sizin de izlediğiniz. Stüdyodaki bazılarının bilgisiz olmasından faydalanılarak bilimsel olmayan izahlara, evrim propagandası yapıldı diyor, en ilginç olanı ise her şeyin mutasyonlara bağlayan bir evrimciden hiç kimsenin tek bir yararlı mutasyon örneği vermesini istememesiydi diyor. Programın banttan yayınlanmasının nedeni, eğer canlı olsaydı telefonların kitleneceği ve herkesin bu safsatalara karşı çıkacak olması olabilir mi Hocam diyor, Eda Güren, Trabzon’dan göndermiş.
ADNAN OKTAR: Yok, ne olur ne olmaz bizden biri olur da orada hani adamları mat eder, bitirir gibisinden,
MUHABİR: Cevap verir belki
ADNAN OKTAR: Tabi, çünkü belli olmuyor, nereden kimin, nerede olacağı belli olmaz, yani belki de bizim eğittiğimiz, bilgilendirdiğimiz birisi olur, bir anda orayı karıştırır gibi düşünmüş olabilirler ama biz olduğumuz müddetçe Türkiye’de ve dünyada, arkadaşlarım olduğu müddetçe ve benim bu yiğit milletim olduğu müddetçe, evvelAllah, evvelAllah bu konu bitti, yani Darwin tam adamına çattı, yani tam adamın eline düştü. Yani Allah’ın izniyle yerle bir ettik, böyle tozunu, dumanını denize savuracağız inşaAllah.
MUHABİR: Evet, yine işte bazı programlarda yine, bazı izleyicilerin, ne bileyim etkilemeye çalışanlar da olabiliyor herhalde, ki gelen mesajlarda öyle, zaten farkındalar herhalde, evrim propagandası yapıldı diye yazmış izleyicimiz.
ADNAN OKTAR: Evet, çoluk çocuğu toplayıp orada bir şeyler anlatmış olmak, yani hoplayıp sıçramak böyle, animasyonlar böyle, şov tarzı hareketler, bunlar boş işler,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Yani ben getiririm, gözünün önüne fosilleri dayarım ve adama da derim ben, bana bir tane fosil getireceksin, getiremiyorsa doğru değildir, bu kadar, yani bunu uzatmaya gerek yok.
MUHABİR: Siz de gösterttiniz zaten, programın ikinci yarısında da diğer fosillerden biraz bahsederseniz,
ADNAN OKTAR: Tabi, zibil gibi göstertirim ben, bak getirdim, göstertiyorum, söylüyorum. Eğer doğru söylüyorsa bir tane fosil getirir, değilse yalan söylüyordur, hiç dinlememize gerek yok,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Yani bana bir fosil getirmedikten sonra hiç karşıma çıkmasınlar.
MUHABİR: Evet, somut bir örnek
ADNAN OKTAR: Evet, yarım saatliğine bir ödünç de mi alamıyor, ben masrafını vereceğim, ne istiyorsa yapalım yani, yarım saatliğine, bir görelim, tek bir tane fosil istiyoruz.
MUHABİR: Evet, olmadı, olduğu yere getirsin sizi
ADNAN OKTAR: Beraber gidelim, hep beraber gidelim
MUHABİR: Öyle bir durumda söz konusu olabilir. Diyor ki Hocam, evrimciler her zaman bilimin, dini bir kenara bırakılarak incelenmesi gerektiğini söylüyorlar, bu doğru mu demiş.
ADNAN OKTAR: Bilimin?
MUHABİR: Bilimin, din bir kenara bırakılarak incelenmesi gerektiğini söylemişler, yani din dışında bilimin incelenmesi gerektiğin söylemişler, doğru mu diyor?
ADNAN OKTAR: Şimdi bizim yaptığımız olay, ben mesela Müslümanım, dindarım, peki dindarlığımın ne mahsuru oluyor, ben diyorum ki bakın buraya elime alıyorum, diyorum ki deniz lalesi fosilini göstertiyorum, açık açık göstertiyorum, şimdi bunun, dindar olunca ben bunu gösteremiyor muyum yani, yani dinsiz mi olmam gerekiyor bunu gösterebilmem için?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Yani bu çok münasebetsiz bir şey.
MUHABİR: Yani sonuçta emin olduğunuz, bildiğiniz şeyler varsa, hangi sıfatla olursanız olun, bunu gösterebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Dindar demek akıllı adam demektir, samimi insan demektir, doğru düşünen insan demektir, yani bu niçin gösteremesin delilini, yani dindar adam diyemez mi bir adama tek bir tane ara fosil getir diyoruz, yani dinsiz mi olmam lazım bunu söylemem için.
MUHABİR: Hocam şimdi yine bu konulara değineceğiz de ben size şöyle bir güncel olarak, son günlerde biliyorsunuz ki hatta bugün de 4-5 tane miting var, siyasiler yine alanları doldurdular. Son günlerde siyaseti nasıl buluyorsunuz, yani siyasilerin birbirine karşı hitap şekilleri oldukça değişti şu dönem içersinde özellikle, birbirlerine akla hayale gelmeyen ithamlarda, ağır ithamlarda bulunuyorlar mitinglerde. Sizce doğru mudur, nasıl buluyorsunuz siyaseti?
ADNAN OKTAR: Ama şöyle yapmaları lazım, yani parti tabanları toplanıp bir yerde toplanalım, toplansınlar, diyelim, yani böyle bir üslup olması bundan sonra, yani buna gerek yok çünkü bu bir gelenek haline geldi. Sanki siyasi parti konuşmalarında başka bir stil kullanılamaz. Böyle Karagöz Hacivat gibi böyle, o ona o ona, bunlara gerek yok, yani bunu yapmayanları tenzih ederim, yani bu biraz garip kaçmaya başladı, biraz da halk bundan muztar durumda, rahatsızlar çok fazla haber alıyoruz. En iyisi parti tabanlarının, yani bunu yapan kişilerin partilerinden artık kimse onlar, toplansınlar bu gereksizdir diyelim, yani bundan vazgeçin, biz bundan etkilenmiyoruz, hoşlanmıyoruz, rahatsız oluyoruz, bunun bize hakikaten etkisi olmaz, yani aman ne kadar güzel laf oturtturdu, amma güzel alay etti mi diyeceğiz, ne alakası var. Faydalı güzel şeyleri, hoşumuza gidecek şeyleri konuşsunlar, biz zaten görüyoruz parti programları ortada. Madem millet rahatsız bundan, toptan vazgeçilmesi gerekiyor, bir deklarasyon gibi bir şey yayınlasın partiler toplanıp, bu konu bitsin.
MUHABİR: Aslında mitinglerde vatandaş da bu duruma tepki olarak gösterebilir, çünkü mitinglere katılıyor çeşitli partilerin, az önce dediğiniz gibi diğer muhalefet partiyi suçlamalarda bulunulduğu zaman, vatandaştan alkış yükseliyor, o şekilde suçlamaların olmaması gerekiyor tabi.
ADNAN OKTAR: Evet
MUHABİR: Peki Hocam siyaset dedik, miting dedik, siz siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Siyasete girmeyi düşünmüyorum. Çünkü bizim siyasetçilerimiz bayağı tecrübeliler, çok kaliteliler, bence bayağı değerli insanlar, bir de yıllarını vermiş insanlar. Partilerimizin programları da güzel, onun için bir anlamı olmaz ama benim fikirlerim daima iktidarda oluyor, onu söyleyeyim.
MUHABİR: Evet, yani siyasete yönelik böyle bir çalışmanız ileride olsaydı eğer?
ADNAN OKTAR: Ben kendim evdeyim ama fikirlerim iktidar oluyor, yani benim için mühim olan bu, inşaAllah
MUHABİR: Evet, o da iyi bir düşünce. Peki siyaseti bu şekilde buluyorsunuz Hocam. Son günlerde yaşanan ekonomik kriz biliyorsunuz ki her geçen gün biraz daha büyüyor veya bu şekilde gözüküyor. Çünkü işçi çıkarmalar, fabrikaların kapanması, borçlanmalar, insanların intihara kadar sürükleyen bazı durumlar söz konusu. Ekonomik krizi değerlendirmenizi isteyeceğim sizden, bir de şöyle bir şey demiştiniz geçtiğimiz günler içerisinde yine bir röportajınızda, ekonomik krizden ülke çıkacak ve çok büyük bir bollukla çıkacak demiştiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, doğru.
MUHABİR: Bunu Hocam hangi gelişmelere dayanarak bunu söylediniz, bir de onu rica edeceğim sizden.
ADNAN OKTAR: Biz Türk İslam Birliği’nin lideri olacağız Türkiye olarak, büyük bir bereket ve bolluk dönemine gireceğiz. Hz. Mehdi’yi göreceğiz, Hz. İsa’nın nüzulünü göreceğiz, ahir zamandayız, biz görevli bir milletiz. Türk milleti necip, mübarek bir millettir. 600 yıl Osmanlı’yı biliyorsunuz yiğitçe, dürüstçe, efendice yönetmiştir Türkler. Yani Osmanlı yönetimi içerisinde büyük hizmet vermişlerdir. Şimdi yeniden Türk milletinin bir şahlanış devri başlıyor ama bu ekonomik kriz dünyayı 7 yıl kadar ezecek onu söyleyeyim, daha önce de söylemiştim. Yani 2007’den 2014’de kadar devam edecek büyük bir tufandır bu ve bunu hiç kimse durduramaz, metafizik olaydır. Bunu görecekler ama Türk İslam Birliği’nin bütün dünyayı derleyip toplayacağını, bütün dünyaya öncülük edeceğini, onlara bereket ve bolluk sunacağını da hadislerden anlıyoruz. Zaten bunu sezmiş CIA, Amerikalı uzmanlar, Avrupalı uzmanlar, herkes bunu söylüyor, sanki hadislere bakmış da söylüyorlarmış gibi, sanki Kuran’dan anlamını çıkarmış da söylüyorlarmış gibi bir üslup var, ki bence de öyle. Çünkü CIA’nin Kuran’ı inceleyen bölümü var, uzmanlık alanı var, hadisleri inceleyen bölümleri var. Onların oradaki yaptıkları araştırma ve tespitlerden bu neticeye vardıklarını hissediyorum.
MUHABİR: Evet Hocam Türk İslam Birliği’ne değindik, Türk İslam Birliği’nde şu günler içerisinde ne gibi bir gelişmeler yaşanıyor?
ADNAN OKTAR: Şimdi biliyorsunuz Türk devletlerine yayın yapacak bir televizyon kuruluyor, mesela bu çok büyük bir olay bu, yani bir kere adı konmuş oluyor olayın.
MUHABİR: Evet Türkiye’nin
ADNAN OKTAR: Azerbaycan sınırının açılması için çalışmalar var, Ermenistan sınırının açılması için var, Gürcistan sınırın açılması için çalışmalar var, Litvanya ile var, Irak ve Suriye ile var, yani ve bu muazzam bir ivme kazandı. Sürekli Türk devletlerinde toplantılar yapılıyor, İslam devletlerinde toplantılar yapılıyor. Şimdi Amerika’nın da bu olaya sıcak baktığını görüyoruz, yani olumlu baktığını görüyoruz, Obama’nın ziyaretinde bu konuda gündeme gelecek. Çok şahane gelişmeler var, çok güzel gelişmeler var ama bizim milletimiz bu birlikteliği, bu büyük birlikteliği canı gönülden, aşkla, şevkle desteklesin. Hem dualarıyla, hem dilekçeleriyle, hem konuşmalarıyla, hem yazılarıyla, kahve sohbetleri, ev sohbetleriyle desteklesinler. Desteklemeseler bile bir kısmı yine bu iş olacak, yani bu kesin. Cenabı Allah’ın vaadi bu. Bu kader böyle, bu mutlaka olacak. Bunu 2014’lerde bütün insanlar görecek, 2021’lerde biz zaten dünyanın Allah’ın izniyle sultanıyız inşaAllah.
MUHABİR: Hocam Kuran’da bu şekilde belirtilen bir ayet var mı, zaman olarak?
ADNAN OKTAR: Hadislerde var, Nur Suresi’nin 55. ayetinde var, çok sarih bir dünya hakimiyetinden bahsedilir ama diğer ayetlerde de işareten anlatır. Mesela der ki, Allah nurunu tamamlayacak, arza salih kullarım varisçi olacak diyor mesela Cenabı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Bunlar hep dünya hakimiyeti ayetleridir ama Nur Suresi’nin 55. ayetinde salih kulların, yani samimi olmaları durumunda, Allah korkuların arkasından güvenceye kavuşturacağı ve bütün dünyaya hakim edeceğini belirtiyor. Ama ahir zamanda Mehdilik mevzu bahistir. Mehdi’nin çıkış alametleri vardır. Mesela Fırat’ın suyunun kesilmesi, bu olmuştur, meşhur bir hadistir bu. Aynı bölgede kan akacak diyor Peygamber Efendimiz, PKK terörü biliyorsunuz aslanlarımızı şehit ettiler.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Afganistan işgal olacak diyor aynı dönemde diyor, Irak işgal olacak diyor Peygamber Efendimiz ama bunlar da muazzam detaylar var, bu kadarla bırakmıyor. Mesela Irak’ın para birimi kalkacak diyor, Bağdat yerle bir olacak diyor, Bağdat alevler içinde kalacak. Irak’ın para biriminin kalkması mesela çok acayip bir detay.
MUHABİR: Çok ince ve tesadüfe yer olmadığını gösteren bir örnek yani,
ADNAN OKTAR: Tabi, Irak yeniden yapılanacak, yeniden yapılanacak, mesela muazzam detay bunlar,
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ve Irak ordusu çölde kaybolacak diyor, bütün gazeteler yazdı, dünyanın dediler 4. büyük ordusu, Irak ordusu yok dediler şu an. O devrin gazetelerine bakın, arşive bakın hepsi diyorlar. Ordu yok oldu, tankı, topu, uçağı vardı, adamın askerleri vardı, 400 bin, 500 bin askeri vardı, yok, yani tek tük askere rastlandı, yok oldular. Bu da Peygamber Efendimiz’in bir mucizesidir. Mesela kuyruklu yıldız çıkacak diyor aynı dönemde, fakat 2. bir kuyruklu yıldızdan bahsediyor, bu 2009’da çıktı. Bu 2. kuyruklu yıldız diyor Peygamber Efendimiz, hilal şeklindedir diyor, hiç görülmemiş bir kuyruklu yıldız şekli. Lulin kuyruklu yıldızı, burada varsa resmini gösterteyim, neyse biraz sonra göstertirim.
MUHABİR: Evet,
ADNAN OKTAR: Bu kuyruklu yıldızın bir özelliği var, batıdan doğuya gidiyor. Bütün kuyruklu yıldızlar doğudan batıya gelir, bu batıdan doğuya. Peygamberimiz söylüyor, diyor ki batıdan doğuya gidecek bu kuyruklu yıldız ve iki boynuzlu olacak diyor, tam iki boynuzlu kuyruklu yıldız.
MUHABİR: Aynı yazıldığı şekilde,
ADNAN OKTAR: Ve münevver diyor, parlak diyor, 6 misli daha parlak diğer kuyruklu yıldızlardan, pırıl pırıl parlıyor, yeşil renkte bir kuyruklu yıldız.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Bu da Mehdi’nin çıkış alametidir. O kadar fazladır ki Mehdi’nin çıkış alametleri, hepsi oluşmuştur. Mesela Kabe’de baskın olacak diyor Peygamber Efendimiz, kan akacak o yıl diyor, o da oldu. Büyük bir duman ve ateş meydana gelecek diyor, biliyorsunuz dünyanın en büyük tankerlerinden biri İstanbul’da patladı, muazzam bir duman ve ateş oldu. İnsanların bir kısmını öldürecek diyor, uyuyan kişi uyanacak diyor. Gazetelerde yazdı, uyuyanlar hopladı kalktı dediler. İnsanlar gündüz oldu zanneder diyor rivayet, bak detay veriyor Peygamber Efendimiz aynısı olmuştur. İşte bu devre girdik ve o devirde diyor, ekonomik kriz olacak diyor Peygamber Efendimiz. Bakın ekonomik kriz başladı, kriz demiyor da kıtlık, kıtlık diyor, yani ekonomide kıtlık, ekonomide pahalılık ve kıtlık olacak. Hatta insanlar yakınacaklar diyor çarşılarda, bugün de kazanamadık, bugün de kazanamadık diyecekler diyor. Önce diyor yağmurlar kesilecek, sonra arkasından yağmurlar bollaşacak diyor, aynısını gördünüz. Önce dediler ki işte yağmurlar kesildi, küresel ısınma, bakın şimdi barajlar doldu, bu sefer baraj kapaklarını açıyorlar şimdi ve bütün bu hadislerin tamamı doğru çıkmıştır. Mehdi çıktığı vakit diyor Peygamber Efendimiz, ilk önce diyor, dağınık Türk, bak Türk kelimesi, yani T, ü, r, k, net, Arapçası da geçiyor, dağınık Türk bayraklarını bir araya getirecek diyor. Önce bir Türk Birliği oluşturacak diyor. Sonra diyor yeşil bayraklarla birleşecekler diyor İslam alemini ve bir Türk-İslam Birliği oluşacak diyor, çok net açıklamış ve mebzul miktarda hadis var bunla ilgili.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: İstanbul’da zuhur edeceği belirtiliyor mesela Mehdi’nin ve kutsal emanetler yanında olacak diyor; Peygamberimiz’in sancağı, kılıcı, hepsi burada İstanbul’dadır, Topkapı’dadır, yani www.harunyahya.org, www.harunyahya.com’a girenler bunu görürler, bu konuları görebilir. www.harunyahya.tv’den de benim daha önceki bütün röportajlarımı izleyebilirler, zaten şu anda da internetten naklen,
MUHABİR: Canlı yayın var.
ADNAN OKTAR: Canlı yayın var zaten. Özellikle ama ben tavsiye ederim www.harunyahya.tv’den daha evvelki röportajlarımda bu konuları çok detaylı anlattım, oradan izleyebilirler.
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi, bütün kitaplarımı ücretsiz indirebilir, üç yüze yakın kitabım var, hepsini ücretsiz indirebilirler, filmleri ücretsiz indirebilirler, CD’leri ücretsiz indirebilirler.
MUHABİR: Evet, iyi bir imkanda aslında.
ADNAN OKTAR: Tabi her şeyi ücretsiz indirebilirler, zaten şehir gibi, yani benim internet sitesi böyle ucu bucağı yok.
MUHABİR: Uçsuz bucaksız.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam, az önce dedik ki terör olayları falan artacak diye, şu andaki terör olayının bitmesi sizce neye bağlıdır, neler yapılmalıdır?
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği oldu mu, teröristleri zaten bulamazsın yani arasan, yani dur demeye bile vaktimiz olmaz, yani siz ne yapıyorsunuz demeye bile vaktimiz olmaz, zaten buhar olur onlar. Türk İslam Birliği oluştuğunda öyle bir konu kalmaz, yani daha kokusunu aldılar, şu andan bile titremeye başladılar, daha kokusunu alınca bile.
MUHABİR: Peki, siyasilerin bu konuda ne gibi bir çalışma yapması gerekir sizce?
ADNAN OKTAR: Bizim partilerimizin, milletimizin zaten ruhuna işlemiştir Türk İslam Birliği, yani savunmayan çıkmaz bizden.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: MHP, Devlet Bahçeli, rahmetli Alparslan Türkeş zaten bu düşünceydi biliyorsunuz. Büyük Birlik Partisi aynı, Türk İslam Birliği taraftarıdır. Saadet Partisi yine aynı şekilde, Demokrat Parti yine aynı şekilde, yani eskiden beri Büyük Türkiyeci’dir onlar.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ama zaten hükümet, görüyorsunuz
MUHABİR: Birtakım önlemler alıyor o konuda.
ADNAN OKTAR: Evet
MUHABİR: Peki Hocam, mesajlara geçelim tekrar. Hocam Hz. İsa geldiğinde, tebliğ yaparken Kuran ayetlerinden mi okuyacak, İncil’den mi diye bir mesaj gelmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa ilk geldiği vakit, Hıristiyan bir cemaatin içine gelecek ama onlar daha çok Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati olacak. Hz. İsa Tevrat, İncil ve Kuran’ı inceleyecek, Müslüman olacak, Müslümanlığı savunacak, talebelerini de Müslüman yapacak, dolayısıyla tebliğini de Kuran’la yapacak.
MUHABİR: Kuran’la yapacak.
ADNAN OKTAR: Tabi, yani bütün dünyayı, bütün Hıristiyan alemini Kuran’a davet edecek. Onlarda kendi peygamberleri olduğu için Hz. İsa’ya tabi olacaklar. Bizim de peygamberimizdir ama asıl onların, yani ümmet olarak peygamberidir, biz Hz. Muhammed’in ümmetiyiz biliyorsunuz. Fakat Hz. İsa’nın duası var, Yarabbi beni Hz. Muhammed ümmetine tabi kıl, beni Hz. Muhammed ümmetinden yap demişti, Allah onun duasını kabul etti. İşte ahir zamanda geldiği vakit, Müslüman olup kendi ümmetini de İslam’a ve Kuran’a davet etmiş olacak ve hepsi Müslüman olacaklar. Zaten Kuran’da ayet vardır, şeytandan Allah’a sığınırım, Hz. İsa diyor Cenabı Allah, o, kıyamet için bir alamettir, o kıyamet alametidir diyor gelişi.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ölümünden önce diyor, ölümünden önce sana iman etmedik tek bir tane Ehli Kitap’tan insan kalmayacak diyor Allah. İşte bu dünya hakimiyetidir. Hepsi iman edecek diyor, kutuplardakinden tut, yerin altında madende çalışanlara varıncaya kadar hepsi iman edecekler diyor. Başka bir ayette de, yine Kuran ayetinde de, sana inananları diyor Allah, seni sevenleri kıyamete kadar küfrün üstünde kılacağım, yani yine dünya hakimiyetinden bahsediyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Kıyametin son anlarına kadar İslam hakimiyeti olacaktır. Bunların olması için zaten Hz. İsa’nın mutlaka gelmesi gerekiyor, zaten dünya hakimiyeti ayetleri bunlar.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Peki Hocam, şöyle bir şey sormuşlar yine, 1-2 haftadır diyor izleyicimiz, aileleri tarafından eziyet gören genç kızlarla ilgili haberlerin sayısı arttı diyor. Bu çocuklar, işte karşı dairemizde oturan bir aileden ya da ekranlardan tanıdığımız simalar arasından çıkabiliyor. Bugün yine bir günlüğüyle ilgili basında çıkan çok eziyet gördü, dayak yedi ve elinden hala kurtulamadığına dair bir haber okumuş, bir mankenden bahsediyor, Aysun Kayacı’nın haberinden bahsediyor ve diyor ki kaçıp kurtulmak için Amerika’ya kadar gitmeyi göze almış. Siz bu genç hanımlara ne tavsiye ediyorsunuz diyor. Kaçmak, ülkeyi terk etmek çözüm mü diyor bu konularda.
ADNAN OKTAR: Tabi ki böyle değil, bunların yapacağı şey, bir kere Allah’a güvenecekler, cesur olacaklar, gitsinler savcılığa, devletim beni korusun diye iki satır bir ifade versinler. Birçok mukaddesatçı, efendi, dindar aile var, yani onlar şefkatle bağırlarına basar, ailesi olarak görürler.
MUHABİR: Evet,
ADNAN OKTAR: Onların yanına sığınsınlar, onların yanında okuyabilir, akrabaları olabilir, amcası, dayısı olabilir mesela güvendiği kişiler, onların yanına sığınabilirler ama böyle ahlaksız insanlar içinde kalmasınlar.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Aysun Kayacı’yı tenzih ederim de, genel olarak söylüyorum. Çünkü tanımıyorum ailesini, bilmiyorum.
MUHABİR: Evet Hocam,
ADNAN OKTAR: Şu anda iki milyon Fransız genci diyor ensest mağduru diyor, bakın internet sitesinde haber. ABD’de her yüz milyon ailede beş bin ensest vakası var diyor, aile içi cinsel istismar olaylarının %50’si bildirilmiyor, %50’si şikayete tabii olmuyormuş, gizli tutuyorlarmış. Polanya’da 2004 yılında 150 bin aile içi şiddet olayı yaşandı diyor. Dünyada ensest mağduru oranı en az %5 diyor, yani dünya, herhalde hatırladığım kadarıyla yedi milyar falan,
MUHABİR: Evet, o civarda
ADNAN OKTAR: %5, 350 milyon kişi falan ediyor yani, muazzam bir miktar
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Tam müthiş bir rezalet, böyle bir işkenceye, böyle bir ahlaksızlığa hiç kimse tahammül etmesin. İnsan haysiyeti, şerefi, namusu için yaşar değil mi, Allah için yaşar, Allah rızası için yaşar.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey olmaz, bizim devletimiz bu konularda titizdir, gayet güzel koruyup kollarlar. Ahlaksız aile, aile değildir, aile kutsaldır ama ahlaklı aile, normal aile kutsaldır. Ahlaksız ailenin yanında durulmaz. Haysiyetsiz ailenin yanında durulmaz. Gitsinler, ya tanıdıkları birilerinin yanına sığınsınlar, savcılığa dilekçe verip veyahut mukaddesatçı, maneviyatçı, böyle güzel ahlaklı, büyük aileler var, onların yanına sığınabilirler. Allah onlara bir rızık ve genişlik, bir kolaylık sağlar inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. Hocam süremiz de daralıyor, zamanımızda kısıtlı, reklamlara geçmeden önce bir şey sormak istiyorum size, bu az önce okuduğunuz haberler, yaşanan olaylar, bunlar kıyametin habercisi niteliğinde olabilir mi veya bazı sorular gelmiş, nelerdir diyor kıyamet alameti?
ADNAN OKTAR: Kıyamet alameti bir halkın bildikleri vardır. İşte binalar artacak, zinalar artacak, erkekler kadınlara, kadınlar erkeklere benzeyecek, zulümler artacak, cinayetler artacak ama şu demin anlattıklarım da yakın olan Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın çıkış alametleridir, yani çıktıysa bu alametler ki çıktı, Mehdi de çıktı demektir, yani çıkacak değil o ama öncesindeki alametlerde, mesela diyor ki kişi diyor, ayakkabısının topuğuyla konuşur. Geçenlerde bir gazetede vardı, adam ayakkabısının topuğuyla konuşuyor. Normal telefon haline getirmişler, yani telefonlarını unutanlar için diyor, yeni bir telefon türü geliştirilmiş orda burada kaybeden için, yani ayakkabısıyla konuşuyor. Peygamberimiz’in hadisinin aynısı bakın, hayret edilecek şey. Mesela kişiler diyor, oturduğu yerde diyor, Mehdi’yi görebilecekler diyor koltuklarına otururken, yani televizyonlardan, internetten görebilecekler. Kişi diyor, sokakta diyor, eline baktığı vakit diyor, yani el bilgisayarlarına veyahut bilgisayarlı cep telefonları kastediliyor, bir konuda soru sorulduğunda oraya bakıp cevap verecekler diyor, ellerine bakıp cevap verecekler diyor,
MUHABİR: Evet, teknolojinin ilerlemesinden bahsediyor.
ADNAN OKTAR: Yani hepsini, bütün detaylarını anlatmış. Mesela Mehdi’nin atının gözü böyle parlar diyor, ay gibi ışık saçar diyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ve hızlı bir vasıtadan bahsediliyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Mesela Fırat’ın kenarına gidiyor Hz. Ali, buradan diyor, zaman gelecek ışık ve ateş çıkacak diyor, ışık ve ateş, yani çok net, yani elektrik.
MUHABİR: Bunlar çok net bir şekilde açıklanmış.
ADNAN OKTAR: Evet
MUHABİR: Evet Hocam, yine sorularımız olacak, tabi izleyicilerimizden gelen soruları da değerlendireceğiz burada zamanımız yettiğince ama önce kısa bir reklam arası vereceğiz, reklamların ardından yine buradayız.
MUHABİR: Evet sayın seyirciler birlikteliğimiz devam ediyor. Adnan Oktar Hocamız şu anda yine bizlerle birlikte. Kendisi yöneltdiğimiz sorulara cevap vermeye devam ediyor. Bu arada 67 Kanal Z ekranlarında canlı ve bunun yanı sıra 23 kanalda canlı yayın devam edecek. Kozan TV Adana’da, Kütahya tv, CRT Adana’da yine, Süper tv Tokat’ta, Batı tv Karabük’te, Ahi tv Kırşehir’de, Çorum 19 Çorum’da, Kanal 60 yine Tokat’ta, Kırıkhanradyo tv Hatay’da, Kanal 72 Batman’da, Destan tv Kütahya’da Türkiye’nin her yerinden var Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Igdır tv Iğdır’da, Beypazarı Seyran tv Ankara’da, Kanal S Samsun’da, Belde tv ERT-Gaziantep’de, Elbistan tv Kahramanmaraş, Amasya tv, Can Radyo yine Diyarbakır, Mercan tv Adıyaman, Köroğlu tv Bolu, Karahisar tv Afyon’da yine izleyicilerimiz var. Tüm Türkiye’ye yayılmış durumda bizleri izliyorlar. Sorular da yöneltmeye devam edeceksiniz sevgili izleyenler. Bu arada tekrar hatırlatalım ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden sorularınızı yöneltebiliyorsunuz. Zonguldak Kanal 67 Z içinde Zonguldak yazıp bir boşluk bırakıp 3969’a mesajlarınızı göndermeye devam edeceksiniz. Program içerisinde gelen mesajları vakit buldukça Hocamıza yöneltmeye ve cevap almaya devam edeceğiz. Hocam yeni gelen sorulara şöyle bir bakalım. Yine az önce dediğimiz, bahsettiğimiz konu üzerinde çok sorular geliyor. Evrim teorisinde son günlerde bildiğiniz gibi ben bilim adamıyım deyip, yine bir takım iddialar ortaya atanlar, tabiî ki halkın kafasında herhalde karışıklık var ki bu kadar sual soru yöneltiyor. İyi yayınlar demiş Sayın Hocam sizin programlarınızı hiç kaçırmadan takip ediyoruz, anlattıklarınızdan çok faydalanıyoruz demiş bir izleyicimiz. Size Kabataş Çağı diye anlatılan dönemle ilgili sormak istiyorum demiş. İddia edildiği gibi insanlığın 3000 yıllık bir uygarlık tarihi olsaydı, 5000, 10.000 yıllık heykeller, resimler kabartmalar nasıl olabilirdi? Demiş. İnsanların mağaralarda yaşadığı iddia edilen dönemde sanatla ilgileniyor olmaları mantık dışı değil mi diyor. Tüm deliller ortadayken neden evrimciler Allah’ın bizi olduğumuz gibi yarattığını kabul etmek istemiyorlar demiş, Derya Alagöl.
ADNAN OKTAR: Anlamazlarsa biz onlara anlatacağız izah edeceğiz, anlatmaya devam edeceğiz. Mesela geçen günler Celal Hocamız gençleri başına toplamış, efendim diyor ki “Darwinistlerin ilk hayatın başladığı iddia ettikleri dönemde oksijen olmadığını söylüyorlar”. Bu döneme ait şimdi Celal Hocama şimdi bazı resimler göndereceğim. Isua Batı Grönland'daki, Isua demir oluşumunda 3,8 milyar yıllık demiroksit oluşumu içeren kayalar. Yani bu dönemde oksijen yoktu diyorlar. Nasıl o zaman olaylar böyle olur gibi iddialarda bulunuyorlar. Şimdi Celal Hocamıza göstertiyoruz. Isua’da batı Gronland'da demir oluşumuna ait kayalar. Burada da yine aynı şekilde resmini görebilirsiniz. Eğer Celal Hocam arzu ederse kayalardan parçalar da getirtiriz buraya. Yani öyle bir kolaylık da sağlayabiliriz yine aynı şekilde burada da görülüyor. Demek ki bu iddia da yalanmış doğru değilmiş. Celal Hocamız böyle şeylere inanmasın inşaAllah. Demin söylediğim kuyruklu yıldız da bu. Bakın rivayette boynuz gibidir diyor. İki taraftan da hakikaten bir sığır başına benziyor. Ve yeşil renkte ve bu batıdan doğuya gidiyor. Bunu İmam Rabbani yüzyıllar öncesinden biliyor. Bilim daha yeni buldu bunu. 2009 yılında buldu ve ilk defa rastlıyorlar böyle bir olaya. Bunu bütün detayları ile bildiriliyor. Daha önce düzdü diyor, bilim adamları diyor ki daha önce düzdü diyorlar. Sonra bu eğikliği aldı diyor, bu açıyı kazandı diyorlar. Bir kuyruklu yıldızın ön tarafında böyle bir çıkıntı olmuyor. Yani bu çok çok acayiptir, rastlanan birşey değildir, çok farklı. Bir de batıdan doğuya gidiyor. Bu işte aynı zamanda Mehdi’nin çıkış alametidir. İmam Rabbani bunu Mektubatı’nda bildiriyor. Alsınlar baksınlar İmam Rabbani’nin Mektubatı’na, bin yılın müceddididir. Bunu görecekler ve bu çok büyük bir harikadır. Peygamberimiz’in de bir mucizesidir. Peygamberimiz vefat etti ama mucizeleri devam ediyor. 1400 sene öncesinden bunu bildiriyor. Ve bilim daha yeni fark etti, yeni buldular bunu. Yeterliyse tamamdır.
MUHABİR: Hazır evrim teorisi ile ilgili sorular gelmişken. Yine farklı fosiller de var. Onları da bir görelim.
ADNAN OKTAR: Yine Celal Hocama bunları ithaf edelim. Bakın 58 milyon yıllık Huş ağacı yaprağı fosili. Celal Hocam dikkatlice bakarsa bunun aynısı olduğunu görecektir. Hatta şöyle yapalım da daha da rahat kıyaslasın. Bakın tıpa tıp aynısıdır, hiçbir değişikliğe uğramamış. Bu Huş ağacı sonradan çıkıp efendim futbol maçı oynamamış değil mi, halter çalışmamış, normal ağaç. Kendi halinde yaşıyor, günümüzde bu şeklinde yaşıyor. İnsan da olmamış, müzik aletleri de kullanmıyor, hiç bir şey yapmıyor. Normal aynı ağaç. 58 milyon yıldır aynı. Aynı şekilde Celal Hocamıza bir delil daha verelim. Bu da Güneş mercanı, bakın 375 milyon yıllık, 375 milyon yıldan beri tıpkısının aynısı, en ince detaylarına kadar bakın burada kıvrımlara varıncaya kadar aynısı. Bu tanka dönüşmemiş, uçağa dönüşmemiş, hiç bir şey olmamış, aynı şekilde duruyor. 375 milyon yıldan beri tıpa tıp aynı. Celal Hocamı bilmiyorum, bakıyor mudur, inşaAllah görüyordur. Görmüyorsa da söylerler. Ya da ona cd olarak da gönderebiliriz.
MUHABİR: Evet Hocam, bir de şöyle bir sorumuz gelmiş Mehmet Ekin’den. İyi günler Hocam demiş. Yabancı haber kaynaklarında son zamanlarda yer alan bir habere göre Kanada’nın eğitim bakanı evrim ile araştırmalara ayrılan bütçeyi kesmiş diyor. Evrime inanıp inanmadığı konusunda sorulara da “Ben bir Hıristiyanım. Bu konudaki soruları dinim açısından uygun bulmuyorum” diye cevaplamış. Evrim dünya çapında yerlebir olduğunun haberleri hiç durmadan her yerden geliyor” diyor. Allah size bunu vesile etti. Size çok teşekkür ediyorum diye bir mesaj.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Allah kulunu vesile eder inşaAllah.
MUHABİR: Selam Adnan Hocam.
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.
MUHABİR: Hz. Mehdi ile ilgili hadisleri okurken sırtındaki nübüvvet mühürünün sol üstünde yaprak şeklinde bir benden bahsediyor. Bunu tam anlayamadım. Yaprak gibi bir ben nasıl olabilir? Biraz açıklayabilir misiniz? demiş Gökhan Çınar, Eskişehir’den.
ADNAN OKTAR: Yani üç boyutlu dışa çıkık bir ben akla geliyor. Muhtemelen soluk bir ağaç yaprağı renginde ve üç boyutlu. Yani dışa çıkık bir ben.
MUHABİR: O şekilde bir açıklama. Sayın Hocam az önce şeyde kalmıştık. Bu kıyamet alametleri konusunda bazı yaşananları örnek gösterdik. Hatta son günlerde bakıyoruz yerel basın, ulusal basın gazetelerinde çıkan haberlerde babasını annesini kesenler, ne bileyim farklı şekilde davrananlar, çok eski yıllarda böyle şeyler yok. Daha yeni yeni fazla duymaya başladık. Acaba bunların alametle ilgili birşey olabilir mi?
ADNAN OKTAR: İyice karanlık olmadan gündüz olmuyor. Bu Peygamber Efendimiz’in belirttiği olaylardır. Cinayetlerin artması, kan dökülmesi, İslam ülkelerinin hercü merc olması, insanların birbirine düşmesi, Müslümanların başsız kalması hatta bu mesela Filistin’de olan olayları da Peygamberimiz çok detaylı belirtmiştir. Filistin’de kan akacağı yani ateist siyonistlerin, imansız siyonistlerin Müslümanlara zulmedeceği, hatta kadınların diyor hamile kadınların karınlarını deşecekler diyor. Çocukları öldürecekler diyor. Tevrat’da da bu ahlaksız siyonistlere, o devrin azgınlarına yönelik çok detaylı izahlar vardır. Onları da bir ara anlatabilirim. Ama şimdilik sadece Hz. İsa’nın alametlerinden anlatayım. Biraz da diğer alametlerden anlatırım. Fakat Tevrat’tan da birkaç delil verebilirim.
MUHABİR: Evet sevgili izleyenler bu arada mesajlarınızı, sorularınızı göndermeye devam ediyorsunuz. ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden ve bu arada www.harunyahya.tv’de şu anki programı 24 kanal dışında canlı olarak izleme imkanı elde edebiliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet, bakın Tevrat’ta Mehdi’den nasıl bahsediyor. Mehdilik çağı gelmeden önceki sürede günah işlemekten korkan insanlardan nefret edilecek, hor görülecek yani günah işlemekten kaçınıyor. Öyle şey olur mu diyor adam. Günah işle sen nasıl adamsın diyorlar. Bunlar hor görülecek diyor. Mehdi’nin geleceği nesilde kötü insanlar takdir görecek. O devirde kötü insanlar “aferin ne kadar çapkın, müthiş içiyor” falan gibi. Mehdi’nin geleceği nesilde soyguncular ve soyguncuların soyguncuları olacak.” Bak soyguncular bir de soyguncuları soyanlar olacak diyor.
MUHABİR: Hırsızın hırsızı gibi bir şey.
ADNAN OKTAR: Çok manidar. Mehdi iman edenlere ihanet edenler artana kadar gelmeyecek. Yani iman edenlere insanlar ihanet edecek diyor. Onlar arttığında gelecek diyor. Genç erkekler yaşlılar gibi soluk yüzlü olacaklar. Erkekler genç olmadan önce yaşlanacak ahir zamanda. Mehdi devrinde. Bakın genç erkekler yaşlılar gibi soluk yüzlü olacak. Hakkaten sokağa çıkıyoruz gençler oksit sarı yüzleri, böyle soluk ve bitap oluyorlar, çoğu öyle. Halbuki genç dedin mi diri, canlı değil mi gürbüz olur. Erkekler genç olmadan önce yaşlanacak. Kısa sürede çöküyor insanlar. Bunu da görüyoruz. Bir kısım insanların yüzü köpek yüzüne benzeyecek diyor, Mehdi gelmeden önce. Yani azgın, saldıran, psikopat mafya kılıklı tipler oluyor ya, onlara dikkat çekiyor. Yine o devirde fuhuş evlerinin gelişeceğini belirtiyor. İnsanlar tekrar kurtulacaklarına dair ümitlerini kaybetmedikçe Mehdi gelmeyecek diyor. Yani biz bittik mahvolduk diyeceklerdir diyor. Ondan sonra Mehdi gelecek diyor. Gençler yaşlıları utandıracak diyor. Alimlerin aklı bozulacak diyor. Alimlerin aklı bozulacak yani böyle Darwinist, materyalist artık ne tarz olur, kimi Kominist olacak, kimi PKK’lı olacak. Yani akıllarına biraz zarar gelecek. Alimlerin aklı bozulacak diyor. Tabi her Darwinistin aklı bozulmuştur diyemeyiz ama bir kısmının aklı bozulacaktır demek ki. Pahalılık artacak diyor Mehdi gelmeden önce, Talmud, Sota 49/42. Bunlar Tevrat’tan verdiğim deliller. Hz. İsa ile ilgili olarak da yine demin konuşmuştuk, biraz Zonguldaklı kardeşlerime anlatayım, diğer kardeşlerime de anlatmış oluruz. Tabi onlar da dinliyorlar çünkü. Mesela bakın şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf suresi 61. ayet: “Şüphesiz o, Hz. İsa, kıyamet saati için bir alamettir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın.” Yani bu Hz. İsa’nın inişinden yana, onun kıyamet alameti oluşundan yana, kuşkuya kapılmayın, bana uyun, dosdoğru yol budur.” Hani Allah, İsa’ya demişki, şeytandan Allah’a sığınırım, Al-i İmran Suresi 55. ayet: “Ey İs,a doğrusu ben sen vefat ettireceğim.” Yani uyku halinde biz uyku halinde de vefat ediyoruz. “Ve seni Kendime yükselteceğim” Ref edeceğim, katıma alacağım. “Seni inkar edenlerden temizleyeceğim” yani o zamanki onu öldürmeye kalkan azgınlardan. Ve dikkat edin, “ve sana uyanları” bizler Müslüman olarak onu seviyoruz, ona uyuyoruz. Çünkü o da Müslüman, o da İslam’a Kuran’a girecek, Kuran’a uyacak ve Hıristiyanlar da. “Kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.” Bak Allah’ın vaadi bu. Andolsun diyor Cenabı Allah Nisa Suresi 159’da “Kitap ehlinden ölmeden önce Hz. İsa’ya inanmayacak hiçkimse yoktur.” Herkes iman edecek diyor. Bunlar işte Hz. İsa Aleyhisselam’ın geleceğine dair ayetlerdir. Nisa Suresi 157 yine: “Ve biz Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük, “katelna” yani katletme demeleri nedeniyle onlara öyle bir ceza verdik. Oysa onu öldürmediler, “ma katelehu” diyor Allah, öldürmediler. Ve onu asmadılar, “ma salebehu”, ama onlara onun benzeri gösterildi. O alçak onu ihbar eden Yehuda İskaryot, Allah onu Hz. İsa’ya benzetti. Bir de ağzını burnunu kırdılar, dövdüler, kan revan içinde kaldı. Onu tanıyamadılar. Odanın içine ihbarcı olarak girdi, Hz. İsa o anda göğe alındı, bir tek o kaldı orada. Onu da Hz. İsa zannetiler Romalı askerler, alıp götürdüler ve çarmıha gerdiler ve o bağıra bağıra öldü biliyorsunuz çarmıhta. Ona benzeri göstertildi, o Hz. İsa değildi diyor çarmıha gerdikleri Allah. Bakın “şubbihe” diyor Allah. Benzeri gösterildi. “Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler kesin bir şüphe içindedirler.” Yani Hz. İsa öldü mü, gelecek mi diyenler. Halbuki ölmedi ve Allah Katı’na yükseldi ve gelecek. “Onların bir zana uymaktan başka hiçbir bilgileri yoktur.” Yani atıp tutuyorlar, mesela yalan söylüyorlar. Hz. İsa öldü, gelmeyecek diyorlar. Halbuki Allah da geleceğini işaret etmiş oluyor. Bakın bir daha vurguluyor anlamayanlar için Cenabı Allah. Müminler için de kalbe vurgu olsun yahut bir çok hikmetle. “Onu kesin olarak öldürmediler diyor Allah. “Ma katelehu” diyor. Nisa Suresi 157’de. Onun için Hz. İsa’nın inişi Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde kesindir. Şia’da da kesindir, Caferilik’te de kesindir, Alevilik’te de kesindir. Bütün İslam aleminin %95’i Mehdi’nin gelişini hak biliyor. Hz. İsa’nın gelişini hak biliyor ve kesinlikle gelecektir. 2017’de, 2014’de çok güzel olaylar olacak, harika olaylar olacak. Zaten bunları göreceksiniz, inşaAllah yaşıyorsanız. 2021’lerden sonra da o güzeller güzeli Hz. İsa Mesih’i bekliyoruz. Türk İslam Birliği de o devirde zaten aslanlar gibi kurulmuş olacak. Yani inim inim inletecek mehter ortalığı inşaAllah.
MUHABİR: Hocam bir de teşekkür mesajları da geliyor. Ankara’dan bir grup öğrenciyiz. Öğrenci kardeşlerimiz. Arkadaşlarımızla biraraya gelip hergün programınızı izliyoruz. Kararlılığınız, samimiyetiniz, sabrınız bizlere örnek oluyor demiş.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
MUHABİR: Sizi çok seviyoruz ve dua ediyoruz. Allah tüm Müslümanların yardımcısı olsun demiş, Ankara’dan İlhan çevik ve arkadaşları da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Az önce bizim sizin de değindiğiniz bir konu vardı, televizyon kanalları ile ilgili yine ona değinen bir teşekkür gelmiş. Selam Hocam bugün gazetede çok güzel bir haber okudum demiş. Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’ya yayın yapacak yeni kanalın galası yapılacakmış, demiş. Bunlar ne kadar müjdeli haberler demiş Hocam. Türk İslam kardeşliği birliği adım adım geliyor diyor. Öyle değil mi demiş Serkan Kilimli.
ADNAN OKTAR: Söyledik, söyledik, aylardan beri müjdesini veriyoruz, bak Allah adım adım gösteriyor.
MUHABİR: Evet böyle bir televizyonun galası da yapılmış. Bir de selamlar Adnan Hocam demiş.
ADNAN OKTAR: Aleykum selam.
MUHABİR: Röportajlarınızı severek takip ediyorum. Size bir sorum olacak. 350 milyonluk eğrelti otu gören Darwinistler hala evrimin olmadığını nasıl anlamıyorlar demiş. Bütün gerçekleri çok güzel açıklıyorsunuz. Sizin konuyla ilgilenmenizden çok mutlu oluyoruz. Saygılarımızı sunuyoruz demiş Rabia Özel, Rize’den. Aslında Hocam insanlar bir şekilde farkındalar ve bir de bunların açıklanması belki hoşlarına gidiyor. Çünkü sizi görüyorlar açıklarken, kanıtları gösterirken görmek sizi, belki onları mutlu ediyor diye bir şey, söz konusu. Karadeniz Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenci yine. Anlattığınız bir konu dikkatimizi çekti demiş, alim olduğunu söyleyen bazıları bilemiyoruz demiş ilk defa duyduk, insanların hurmadan olduğunu söylemesini biz arkadaşlarla çok güldük demiş. Bunu bir çocuğa anlatsanız bile inanmaz. Sizi çok seviyoruz ve fikirlerinizi takdir ediyoruz. Tuğba Aslan, Tirebolu’dan göndermiş mesajını.
ADNAN OKTAR: Demek ki Türk milletini kandırmak mümkün değilmiş, bunu anladılar yavaş yavaş. Anlayacaklar da yani inşaAllah.
MUHABİR: Yine saygılar Adnan Bey, onlarca fosil araştırıp bütün dünyaya evrimin olmadığını ispat ettiğiniz için sizi herkesin tebrik etmesi gerekiyor. Bence milyonlarca fosili görmemezlikten geliyorlar demiş. Bu Hocam gösterdiği zaten şu an. Bu konuda bizi bilinçlendirdiğiniz için Allah sizden razı olsun demiş. Başarılarınızın devamını bekliyoruz, ailemizle birlikte röportajlarınızı severek izliyoruz. Metin Öner, Giresun’dan göndermiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Teşekkür mahiyetinde mesajlar. Hocam kitaplarınızdan bahsettik. Tabi ki hepsinden bahsetmek şu anki zamanda imkansız. Ve Masonluk üzerine, masonluk karşıtı bir kitap yazmak gereğini duydunuz, masonluk karşıtı. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Bakın Müslüman dürüst ve samimidir. Mescitleri, camileri vardır. Gider namaz kılarlar. Değil mi, Ramazan’da biz göğsümüzü gere gere gidiyoruz. Cumalara açık açık gidiyoruz. Ama Masonluk böyle değil. Yani şeytanın güruhunun şeytana ibadetleri gizli. Ne yaptıkları da gizli, yöntemleri de gizli, sızmaları da gizli. İşte bu iki güruh, yani bir şeytanın ordusu, bir Müslümanlar Hz. Adem devrinden kıyamete kadar bir mücadele içerisindeler. Masonluk çok çok eski bir örgüttür. Yani Hz. Süleyman devrinde de var. Mesela Firavun da bir masondur. Nemrut da bir masondu. Nemrut’un devrinden kalma harabelere baktığımızda her yerinin masonik sembollerle dolu olduğunu görürüz. Mesela Firavun’un sarayında ve yaşadığı yerlerdeki duvar yazıtlarına, kabartmalarına baktığımızda da yoğun olarak masonik semboller görürüz. Çok eski bir şeytani örgütlenmedir. Bunlar asrımızda da var. Şu an yüzyılımızda da var. Bunlar mesela Osmanlı döneminde de, 170 yıl önce Osmanlı’ya el attılar. Osmanlı’yı yıkmak üzere. 170 yıldan beri yoğun bir çalışmayla önce bir Osmanlı’yı yıktılar, sonra milletimizi birbirine düşürdüler. Biliyorsunuz 12 Eylül öncesinde sağcı solcu diye şey yaptılar. Aydınlarımızı katlettiler, bir kısmını şehit ettiler. Sonra PKK belasını başımıza musallat ettiler. Tam Türkiye’yi ikiye bölmeye hazırlanıyorlardı ki aslan ordumuz ve kahraman polisimiz bunların ensesine yapıştı. Derdest şimdi darmakeşan oldular. Hepsi yorgan altına girdi şu an. Çıt yok. Fakat yine faaliyetlerine sinsice devam ediyorlar. Yani devlet içerisindeki bir çok yapılanmada yine sinsice faaliyet içerisindeler. Buna karşı milletimiz tam bir ittifak halinde olsun. Yani Türk milleti çok büyük bir bela atlattı. İçeriden bizi yıkmak için 5. kol Türkiye’nin içerisine girmişti. Bu büyük belaya karşı Türk milleti yek vücut devlete tam destek olması lazım. Polise, savcılara, mahkemelere, istihbarat kurumlarımıza zibil gibi bilgi yağdıralım. Kim ne biliyorsa her türlü imkanla, internet ile olabilir, posta ile olabilir. İsterse imzasız göndersin, ama mutlaka bilgi göndersinler. Yani çekiniyorsa zaten gizlerler yani. Şey yapmalarına gerek yok. Ben adamın adresimin yayınlanmasını istemiyorum, gizli olmasını istiyorum derse, devlet ona titizlik göstertir. Kanunlarda onun yeri var zaten. Yani gereksiz bir korkuya kapılmasınlar. Korkacakları, çekinecekleri bir şey yok.
Aman aman aman sağcısı solcusu milletimiz böyle yekvücut olalım. Hele şu Alevi-Sünni ayrımı çok çok münasebetsiz. Aleviler bizim canımız ciğerimiz, aslandır onların hepsi. Hepsi yiğittir. Sakın ha sakın, böyle bir bölünmeye yaklaşmasınlar. Aleviler Türkiye’nin çimentosudur. Bir de halis Türk’tür onlar maşaAllah hepsi, tam yiğit insanlardır. Sünni kardeşlerimiz de öyle son derece takva, tertemiz insanlardır. Sakın böyle bir şeye tevessül eden olmasın. Eden olursa da hemen gereken tedbiri alsınlar. Biz Türk İslam Birliği’ni kurmak için görevli, vazifeli bir milletiz. Şimdi biz böyle boş işlerle uğraşamayız. Bizim amacımız büyük, ülkümüz, idealimiz büyük. Zamanımız da dar, hemen hareket etmemiz gerekiyor. Bu PKK belasını inşaAllah kazıyacağız, Allah’ın izniyle. Güneydoğu’daki kardeşlerimize de tam sahip çıkacağız, inşaAllah bu millet büyük bir zafere doğru gidiyor inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah. Hocam Allah’ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun demiş. Anlamıyorum, algılayamıyorum demiş, ülkemizde neden ısrarla evrimi benimsememiz isteniyor demiş. Evrimin olmadığı gerçek ortada demiş. Bunun tartışması bile olmaz. Bir de inananlar var, ne yapmaya çalışıyorlar. Saçmalıkları tartışarak nereye varmak istiyorlar? demiş. Ateist için inançsızlığa kılıf arıyor ama inananlardan da ne istiyorlar diye bir sitem, bir mesaj Canan Yılmaz’dan gelmiş bir soru.
ADNAN OKTAR: Zamanında bunlar bütün İslam ülkelerine ahtapot gibi kol atmışlardı. Cemal Abdülnasır Mısır Komünistlerin kontrolüne geçmişti Mısır. Irak, Stalinistlerin eline geçmişti Saddam marifetiyle. Suriye Hafız Esad kanalıyla yine Stalinistlerin elindeydi. Yemen Komünistlerin eline geçmişti. Filistin zaten Komünistlerin okuluydu. Yani eğitim kampıydı Komünistlerin. Bütün İslam alemine Darwinizm’i yaymışlardı. İşte rivayetlerde belirtilen buydu. Sarıklı yetmiş bin din alimi Deccal’e uyacak diyor. Yani Komünist, Darwinist ve materyalist olacaklar ve Müslümanları dinsizliğe, imansızlığa sinsice yönetilecekler alttan alttan, gibi bir hadis var. Bu komünist din alimlerine yönelik bir şeydir, aynı zamanda. Bir işarettir. Fakat onlar beklemiyorlardı, çünkü üniversitelere hakimdiler, her yere hakimdiler, dünyanın her yerinde resmi olarak Darwinizm korunduğu için bu böyle geldi böyle gidecek zannediyorlardı. Fransa’yı bir gece baskınıyla böyle yerle bir edince Harun Yahya kitapları, adamlar cıyak cıyak bağırmaya başladılar. Fransa basınını bir görseniz, İngiliz basınını yani binlerce haber çıktı. Atom bombası, işte gökten bir tufan yağıyor diyor, gece baskını diyor. Ondan sonra şok etkisi yaptı diyor. Kimi artık Darwinizm bitti diyor, kimi yani yüzlerce haber. En büyük etki, fosil resimleri bunları onlar saklıyorlardı. Yani bizim şu gösterttiğimiz fosil resimleri saklanıyordu. Fotoğraflarını göstertince zaten bunlar 50, 100 tane göstermiş bile olsa 10, 20 tanesi bile yeter. Biz binlercesini birden gösterttik. Bir de dedik ki, kardeşim tek bir tane ara fosil göstert, canım ciğerim bir tane. Bir tane getirene 10 trilyon, iki tane getirene 20, 3 tane getirene 30 trilyon
MUHABİR: Bu ekonomik krizde iyi para.
ADNAN OKTAR: Çok iyi para. Yıllardan aylardan beri bekliyoruz, tek tane bile kapımızı çalan yok. Ha bire hikaye anlatıyorlar. Celel Hoca geçenlerde çıkmış, zibil kadar var diyor. Canım Hocamız, kıymetli kardeşimiz öyle bir şey varsa, gel beraber gidelim. Madem zahmet edemiyorsan beraber bir arabaya binelim, topluca gidip görelim birlikte. Yahut al getir bir zahmet, becerebilirsen yani o daha da büyük jest olur. Al paranı git, 10 trilyon. Az para değil. Ama hikaye anlatmaya çok meraklılar. Bakın getiriyoruz delilleri. Oksijen yoktu dedi o dönemde. Bakın o dönemdeki kayaların resimlerini getirdim. İsterse oradan parça da getirteyim, kayanın parçasını inşaAllah. Bıraksınlar bunu, yani o dönemde oksijenin alası vardı. Çünkü demiroksit var kayalarda. Açtın mıydı bakıyoruz. Demir neyle oksitlenir? Oksijenle oksitlenir. Demek oksijen varmış.
MUHABİR: Yine Hocam evrim teorisi ile ilgili bir mesaj gelmiş. Evrim teorisi son günlerini yaşadığı için adeta can çekişiyor demiş. Her yerde evrim konuşuluyor. Ben haykırmak istiyorum. Evrim bitmiştir diyor. İnsanları aydınlattınız Hocam, Allah razı olsun demiş Salim Karakaş. Teşekkür mesajı göndermiş yine. Hocam şöyle bir soru gelmiş bir de. İslam dini geldiğinde diğer dinlerin hükmü kalkmıştır diyor izleyicimiz. Buna göre günümüzde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman olmadıkça cennete giremezler. Biz öyle biliyoruz. Bu konuda bir açıklama yapar mısınız, demiş Fatoş Gül.
ADNAN OKTAR: Şimdi Kuran’da Cenabı Allah, “Allah katında din İslamdır” diyor. Net, açık hüküm. Ama şöyle olabilir. Adam Hıristiyandır, Kuran ulaşmamıştır, İslam ulaşmamıştır. Böyle bir durumda bu insan bir nevi Ehl-i Fetret’tir. Eğer çok samimi ise bu insan, cennete gitmesi umulur, yani tek Allah’a inanıyorsa ve ahirete inanıyorsa, yani helale harama dikkat ediyorsa o zaman cennete gitmesi umulur, çok samimi ise. Çünkü fetret ehli olur, din ulaşmamışsa. Ama dini biliyor, hakkı biliyor, doğruyu biliyor da bile bile inkar ediyorsa, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla ise, yani Kuran’ın hükmü açık o zaman. Öyle şey olmaz. İnşaAllah.
MUHABİR: Muhterem Hocam demiş. Hz. Mehdi’ye, ahir zamana ait yeni hadisleri şu anda da araştırma halinde olduğunuz için yeni bulduğunuz hadisler olduğunu söylüyorsunuz diyor. Peki biz de araştırmak istersek nereden faydalanmamız gerekir? Saygılar, sevgiler Tuna Erdemoğlu.
ADNAN OKTAR: İnternetten bakabilir. Ben de çoğunu internetten buldum. Bir de hazır kitaplar satılıyor. Yani yabancı ülkelerden, İslam ülkelerinden getirttiriyoruz. Ama onları tercüme ettirtmek lazım. Ben mesela yeni yeni Mehdi ile ilgili hadisler buldum. Hayretler içinde kaldım. Çok şaşırtıcı, çok çok şaşırtıcı. Yani günümüzü birebir anlatıyor. Birebir, yani çok muazzam izahlar ve yakında onları sunacağım inşaAllah.
MUHABİR: Hocam yabancı dil dedik de, şöyle bir şey de duydum. Kitaplarınız 56 dilde,
ADNAN OKTAR: 60’ı aştı. MaşaAllah.
MUHABİR: 60 dilde kitap, büyük bir başarı.
ADNAN OKTAR: 300’ ün üzerinde kitap. Allah’ın lütfü tabi harika, ben de şaşırıyorum. MaşaAllah.
MUHABİR: Gerçekten de Yaratılış mucizeleri üzerine kitaplarınız var. Hayırlı akşamlar Hocam, kader hakkındaki konuşmalarınızdan şunu anladım demiş. Örnek; ateist bir insanın Allah öyle yaratmış. O insanın seçimi değildir, desek diyor Allah zulmetmiş olmaz mı o zaman?
ADNAN OKTAR: Şimdi gitsinler kafir bir arkadaşı vardır dinsiz. Kafir derken hakaret olarak söylemiyoruz. İsmi o olduğu için, mesela ateist de diyebilir. Yani Allah’a inanmayan yani, evet. Sorsun, arkadaşım desin. Sen herhangi bir şekilde şu an bir baskı hissediyor musun? Yani dinsiz olmak için seni zorlayan biri var mı desin. Sorsun. O yok diyecektir. O zaman o sorumlu olur. Yani biri zorlasa,
MUHABİR: İnanmayacaksın diye.
ADNAN OKTAR: Evet, biri zorlasa o zaten sorumlu olmaz. Ama bunu isteyerek yapıyor. İman edenlere de sorsunlar. Ben zorlandığımı hiç hissetmiyorum. Bana hiç kimse zorla Müslüman ol demedi. İçimde de öyle bir kuvvet hissetmiyorum, yani bana tazyik yapan. Ben kendim vicdanımla aklımla Allah’ın varlığı alenen görülüyor. Çünkü ben beynimin içinde, şu kadarcık mercimek kadar bir yerde pırıl pırıl bir alem görüyorum. Mesela sizi görüyorum, kameraları görüyorum. Kapıyı görüyorum. Bir hayat var, ışık var. Ben buna ne açıklama getiririm. Aklı başında bir insan ne anlar bundan. Mesela burada fincan görülüyor, çatal görülüyor muazzam bir hayat var. Benim ilk aklıma gelecek şey muazzam bir gücün, çok çok büyük bir gücün, sonsuz bir aklın yani Allah’ın beni yarattığıdır. İkinci bir ihtimal sıfır. Yani sıfır çünkü ben bu saati tesadüfen bu saat olur mu? Olmaz yaratılmış işte. Benim için de yaratıyor Allah bunu. O zaman net yani Allah’ın varlığı. Yani yüzde yüz.
MUHABİR: Evet, yine kendi inancı olmazsa kendi sorumludur kişinin bu şekilde cevaplamış olalım. Değerli Hocam Said Nursi’ye ve sizin anlattıklarınız demiş Hz. Mehdi’nin birinci görevi insanların imanını kurtarmak, ikincisi dine döndürmek, sonuncusu da demiş Türk İslam Birliği’ni kurmak ise İslam Birliği’nin çok yakın olduğunuzdan size soruyor. Diyor, ilk iki görev yerine geldi mi acaba diyor. Hz. Mehdi iki görevi yerine getirdi mi diyor.
ADNAN OKTAR: Bunlar iç içe olan olaylar. Biraz şöyle diyeceğim. Ben bunun cevabını arkadaşlarıma 2014’te ben vereyim. Çünkü o, ben cevabı vermeden o kendi cevabını verecek. İnşaAllah.
MUHABİR: Evet Hocam, yine evrim konusunda sualler fazla Hocam. Evrimciler her zaman bilimin dini bir kenara bırakarak incelenmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu doğru mu? Bunu cevaplamıştık. Yani dinle uğraşanlar da böyle şeylerle uğraşabilir. İncil’den de yine okuduğumuz mesaj. Hocam Mehdi demiş, Hz. Mehdi demiş talebelerinin aile baskısı görebildiğini söylediniz. Ben baskı görmüyorum. Mutlaka baskı görmek zorundalar mı, yani aile baskısı yoksa bu Hz. Mehdi has talabesi olmama engeli midir? Namaz engellenmiyorsa bir eksiklik vardır dediniz. Bana kimse engel olmuyor, dinimi yaşayabiliyorum, ben zaten hiçbir cihetle sizler gibi düşünmüyorum demiş, olamam demiş. Eksikliklerim demiş, günahlarım dağlar kadar ama Rabbimin rahmetinden ümidi kesmedim demiş. Yani şöyle diyor Hocam, inanıyorum ama demiş ben de zorlama olmadan demiş, namaz kılmıyorum demiş, bunun günahı nedir demiş. Böyle bir soru gelmiş.
ADNAN OKTAR: Bir kere Mehdi cemaatinin hepsinin ailesi dine karşı olacak diye bir hadis yok. Bir kısmı karşı olacaktır. Bu gençler de ailelerinden kopacaktır Mehdi devrinde. Ashab-ı Kehf yani onun için Kehf Suresi’nde az bir gençden bahsediyor. Çok fazla gençten bahsetmiyor. Azdır Kehf sayısı. Bu da o az sayıda gencin böyle oluşudur. Çünkü Mehdi talebelerinin sayısı 313’ün üzerindedir. Hz. İbrahim’in talebelerinin sayısı da 313 dür. Çok manidardır bu. Ayrıca Kuran’da bahsi geçen birçok konuda da yine yaklaşık 313 civarındandır insanların sayısı. Mesela Ehl-i Bedir’in sayısı, Peygamberimiz’in yanında mücadele eden Ehl-i Bedir’in sayısı da 313 civarındadır. Bu çok hayret vericidir. Cenabı Allah kaderi tekrar ettiriyor. Mesela Talut ile nehri geçen Müslümanların sayısı da yine 313’dür. Kuran’da bahsi geçen. Onların da 313 kişiydiler. Mehdi’nin talebeleri de 313’dür. 50 tanesi yalnız bayandır diyor. 313 erkek, 50 tane bayandan oluşur diyor yani Mehdi cemaati. Kardeşimiz için de namaz kılmayan illa dinsiz olur anlamına gelmiyor. Günahkar olur, belki Allah onu son nefesinde affeder. Yani oruç tutmayan insan da olabilir, hacca gitmeyen insan da olabilir. Yani namaz kılmayan yahut başka ibadetini yapmayan dinsiz anlamına gelmez veyahut namaz kılan da illaki cennete gider diye bir şey yok. Allah şu şartı koymuş. Samimi olan kullarım diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Kurtulacaktır. Bakın samimi olan kullarım kurtulur diyor. Kesin hüküm vermiş. Mutlak samimi olacak.
MUHABİR: Kalben o inancı taşıyacak.
ADNAN OKTAR: Ama namazını kılsın kimse o kardeşimiz. Yani günde yarım saatini bir saatini insan ayıramaz mı Cenabı Allah’a. Biz deli aşığıyız. Yani Allah için yaşıyoruz. Feda olsun bütün ömrümüz, hayatımız, bedenimiz yani biz Allah için ateşin içine atlarız yani. Cayır cayır yakarız kendimizi Allah için. Biz günde bir saatimizi, yarım saatimizi Allah’a veremez miyiz. Aşk ile sevgi ile veririz. Tembellik etmesin, namazlarını kılsın. İnşaAllah
MUHABİR: Programın sonlarına doğru yaklaşıyoruz. Yüzlerce mesaj var. Tabi hepsine değinemiyoruz. Yine Hocam Marmara denizinde bir takım söylemler oldu. Fay hareketlenmesi oldu tarzında. Yine buna istinaden bir soru gelmiş. Bildiğiniz gibi çok büyük deprem yaşadık diyor, 99 depreminden bahsediyor. Türkiye adeta yerinden oynadı diyor. Acaba bu büyük depremlerin Mehdi’nin çıkış alametlerinden biri olabilir mi demiş. Şevket Güven Rize’den.
ADNAN OKTAR: Mehdi devrinin alametlerinden birisi de odur. Depremlerin sıklaşmasıdır. Yalnız şunu söyleyeyim. Peygamberimiz’den hadis var. “Mehdi’nin olduğu yerde deprem olmaz”, yani İstanbul’da, ben Mehdi’nin geldiğine inanıyorum. Deprem olmaz ve olmayacak inşaAllah. Onu söyleyeyim. Yani bütün hocalar diyorlar ya, o bizim deprem dedemiz var biliyorsunuz. Hepsi söylüyorlar. Yani hiç şey yapmasınlar, gönülleri müsterih olsun. Bakın söylediler çıkmadı, söylediler çıkmadı. Hepsi dedi aşağı yukarı, deprem olacak. Deprem yok. Mehdi’nin olduğu yerde deprem olmaz inşaAllah. Daha önce de deprem geldi, aşağıya kadar, yerin altından geçti, Avcılar’dan çıktı.
MUHABİR: İstanbullular açısından da sevindirici bir de haber verdiniz Hocam şimdi yani, gerçekten.
ADNAN OKTAR: Evet, ama depremde canlarını kaybeden kardeşlerimiz hepsi şehittir. Allah hepsine rahmet etsin. Onlar cennet gülleri inşaAllah. Cennette onlarla kucaklaşacağız biz inşaAllah.
MUHABİR: Hocam süremizin sonuna geldik. Son olarak eklemek istediklerinize alalım, izleyicilerimize buradan göndermek istediğiniz mesajlar var mı?
ADNAN OKTAR: Şimdi Zonguldak ile ilk defa tanışıyoruz. Zonguldaklı bütün kardeşlerime selamlarımı sevgilerimi iletiyorum. Hepsini çok seviyorum, Karadeniz’i boydan boya çok severim ben. Karadeniz aşağıyım ben. Bütün Anadolu’ya, bütün Türkiye’ye aşığım ama orayı da hasreten çok seviyorum. Hepsine sevgiler sunuyorum. Çok samimi olalım, çok sevinçli olalım, birbirimizi çok sevelim, dost ve kardeş olalım. Türk İslam Birliği’nin liderleriyiz biz. Türk alemi olarak, Türklük alemi olarak. Güzel günler yakında. Samimiyetle, aşkla devam edelim. Kuran’ı çok sıkı okuyalım. Güçlü bir şey okuyalım, sık sık okuyalım. Çok güzel olacak her şey inşaAllah.
MUHABİR: Teşekkür ederiz bize vermiş olduğunuz mesajlar için. Evet sevgili seyirciler Adnan Oktar ile söyleşimizin sonuna geldik. Haftaya görüşmek ümit ediyorum, hoşçakalın.