GORDON LIDDY: Evet, şu anda Türkiye’den Adnan Oktar bize katılıyor. Adnan Oktar Türk bir Müslüman alim ve anladığım kadarıyla bize bir çevirmen yardımıyla katılacak. Ve Sayın Oktar programımıza hoşgeldiniz
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk, teşekkür ederim.
GORDON LIDDY: Pekala. Şimdi, Sayın Oktar İran’da olup bitenler hakkındaki izlenimlerinizle çok ilgileniyorum. Siz bir müslümansınız, İranlılar’da Müslümanlar ve belli ki fazlasıyla sinirliler. Sizin izleniminiz nedir?
ADNAN OKTAR: Tabi ki herşeyde bir hayır vardır. Kaygılanmıyorum, ahir zamanda olacak olan olaylardır bu. Hz. İsa’nın zuhurundan önce, Hz. Mehdi’nin zuhurundan önce bu tip olaylar olacaktır. Fakat İran’da yapılan seçimlerin ben demokratik seçimler olduğuna inanıyorum. Karşı tarafın atağının da yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer oylarda bir yanlışlık varsa bu tekrarlanır fakat sokaklara çıkıp yumruk büyüklüğünde taşlar atmak, olay çıkartmak bunlar çok anormal hareketler. hiç demokratik bir tavra uygun değil. Daha çok Marksistlerin etkili olduğu bir tavır olduğunu düşünüyorum. Maocuların ve İran’daki komünist derin devletin bu tip olayları çıkarttığını düşünüyorum. Gayri meşru alemin insanları bir kısmı, bir kısmı eroin mafyasının mensupları, bir kısmı da hakikaten samimi olarak bu konuda öfkeli olan fakat öfkesini yanlış uygulayan, yanlış yöntemler yapan kişiler olarak görüyorum.
GORDON LIDDY: Sayın Oktar, sizin vatanınız, Türkiye, Atatürk zamanından bu yana laik. Ve bu sistemin son derece iyi çalıştığı görülüyor. Din özgürlüğü var, Müslüman ama aynı zamanda laik ve bunlar politik bir barış içerisinde gibi görünüyor. İran’da ise dini bir otokrasi var ve sizce bu yaşanan bu güçlüklere katkısı olan birşey mi? Laik olmak yerine dini olarak yönetiliyor oldukları gerçeği mi sorun?
ADNAN OKTAR: Laiklik, evet.. tabi çok önemli bir husus. İslamiyet’te laiklik zaten kendi içerisinde olan bir husus. İslamiyet’le laiklik içiçedir fakat laikliğin uygulanmadığı bir yerde tabi ki münafıkane ve samimiyetsiz insanlar gelişir, samimi olmayan ortam gelişir. O yüzden samimi bir ortam oluşması için laikliğin titizlikle uygulanması çok önemlidir. Fakat dinsizlik anlamında değil, yani dinin ve dindarların hakkını tam savunan bir laiklik anlayışı. O anlamda tabi ki bir eksiklik yanlışlık olarak düşünüyorum laikliğin olmadığı her ülkeyi. Fakat İran, zaten Mehdi gelinceye kadar anayasaları geçerlidir yani İran anayasasının 1. maddesinde Mehdi konusu vardır. Bizim anayasamız Mehdi gelinceye kadar geçerlidir diyorlar. O yüzden İran zaten biz mükemmeliz demiyorlar, biz Mehdi devrine kadar bu sistemi devam ettireceğiz diyorlar. Mehdi zuhur ettiğinde zaten hiçbir zuhur ortamında böyle birşey olmaz, sıkıntı olmaz. Mehdi’nin zuhurunda herşey hallolacaktır inşaAllah.
GORDON LIDDY: Maalesef şimdi ara vermemiz gerekiyor. Reklamlar için bir ara vermemiz gerekiyor.
YAPIMCI: Neden soruyu şimdi sormuyorsunuz ve aradan sonra da cevabı alırız.
GORDON LIDDY: Evet, pekala, şimdi bir sonraki soruya geçelim.
ÇEVİRMEN: Pekala,
GORDON LIDDY: Müslüman aleminde Yaratılışçılık fikrine karşı getirilen bazı laik itirazlar var ve Sayın Oktar Müslüman dünyasında Yaratılışçılığa ilişkin görüşleriyle son derece ünlü bir kişi. Peki bu anlamda getirilen itirazlar neler, ve kendisi ne tip zorluklarla karşılaştı? Ve reklam arasından sonra tekrar geleceğiz.
ADNAN OKTAR: Darwinism aslında çok ilkel bir pagan dinidir. Geçmişi Sümerler zamanına kadar uzanmaktadır. Hatta Antik Mısırlılar bile evrim fikrine inanıyorlardı.
Yani tarih boyunca bir çok başka filozof da bu evrim düşüncesini ve Darwinizmi desteklemiştir. Dolayısıyla Darwinizmin bilimsellikle uzaktan yakından alakası yoktur. Bu dünya üzerindeki herşeyin, bütün türlerin birbirlerinden türemediğini ve Allah tarafından yaratıldığını ispatlayan 250 milyon fosil bulunmaktadır. Tek bir protein hücresinin Darwinistlerin söylediği şekilde tesadüfen meydana gelmesi bilimsel olarak imkansızdır. Ve bilimadamları DNA’nın yapısını keşfettiklerinde Allah’ın varlığını son derece açık bir şekilde görmüşlerdir. Bu nedenle günümüzde yalnızca cahil insanlar, eğitimsiz insanlar Darwinizme inanıyorlar. Ayrıca sosyal bir tür baskı, sosyal dayatma etkisi altında kalan bazı insanlar da bu çağda bile Darwinizme inanmaları gerektiği düşünüyor olabilirler. Yani Darwinizm yenilmesi son derece kolay bir ideoloji. Bir benzetme yapmak gerekirse Darwinizm bir böcek gibi, Yaratılışçılık ise bir kaplan gibidir. Yani bu iki görüş arasındaki mücadeleyi, bir kaplan ile bir böcek arasındaki mücadele olarak görebilirsiniz. Bu nedenle bir kaplan için böceği öldürmenin çok kolay olması son derece doğaldır. İşte aslında olup biten de bundan ibarettir. Ve İslam dünyasında bana, benim çalışmalarıma ve Yaratılışçılığın kendisine yönelik tepkilerde buna çok benzerdir. Bunlar son derece zayıf direnişler ve yalnızca bizi çalışmalarımızı daha da geliştirmek için şevklendiriyor. Ve Darwinizm'in yenilgisini gördükçe bundan büyük bir zevk alıyoruz. Yani öyle ciddi bir direnişten bahsetmek pek mümkün değil. Bunlar bizi yalnızca daha da fazla çalışmak için teşvik ediyor çünkü bizler 250 milyon fosilin Darwinizm'e inanılamayacağını ispat ettiği gerçeğinden son derece eminiz.
GORDON LIDDY: Pekala, lütfen bizim adımıza sayın Adnan Oktar’a teşekkür edin. Zamanınız bitti ancak kendisine katkısından dolayı çok minnetarız.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim.
GORDON LIDDY: Çok teşekkür ederiz…