ADNAN OKTAR: Selamün aleyküm, bakın size ne getirdim.
SUNUCU: Hocam geldi. Hocam hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
ADNAN OKTAR: Sen bir zoom yap bu tatlıya, adı pamuk bunun
SUNUCU: Hocam izleyicilerimiz çok merak ettiler. Siz nerede kaldınız.
ADNAN OKTAR: Dünyanın en şekeri pamuk, gel seni şunun içine koyalım da rahat et.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah
SUNUCU: Hoş geldin, hoş geldin, pamuk yoksa dumanın yavrusu mu?
CİHAT GÜNDOĞDU: Çok şeker bir şey
ADNAN OKTAR: Dünyanın en şeker kedisidir.
SUNUCU: Evet, misafirimiz var bugün yayınımızda, gezecek gibi sanki hocam
ADNAN OKTAR: Gezsin, gezsin
SUNUCU: Hoş geldin hoş geldin
ADNAN OKTAR: Pamuk çok tatlıdır, Doktor hocam ne anlatıyordu bakayım.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bazı mensuplarının nasıl Bilim Araştırma Vakfına karşı nasıl faaliyet gösterdiklerini anlatıyordum, aile konusuna girmiştik, Cevat Babuna’nın neden bu masada olmadığını sormuşlardı. Ben de sizin onun nasıl hayatının kurtulmasına vesile olduğunuzu anlattım, sizin kitaplarınızdan yararlanarak programlar yaptığını ve iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, Bilim Araştırma Vakfına karşı nasıl faaliyet gösterdiğini, Emin Şirin ile birlikte mahkemeye gidip yalan tanıklıkta bulunduklarını anlatmıştım.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon
SUNUCU: İddia edilen Ergenekon
OKTAR BABUNA: Evet, iddia edilen Ergenekon terör örgütü
ADNAN OKTAR: 80’lerden beri bizle uğraşır. Biz bildik bileli uğraşır. İddia edilen Ergenekon örgütü, Kuran’da da var, ellerinden geleni ardlarına koymasınlar, ellerinden geleni yapsınlar, hodri meydan.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Beşer beşer, onar onar, yüzer yüzer gelsinler, evvelAllah sonuna kadar bu mücadeleye devam edeceğiz İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evvelAllah
SUNUCU: Hocam nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun, sen nasılsın?
SUNUCU: Çok teşekkür ederiz, biz de iyiyiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Seyircilerimiz sizi çok merak ettiler, nerede kaldı hocamız dediler, sizi görmeye çok alışmışlar.
ADNAN OKTAR: Şimdi efendim, neyse vardır bir hayır.
SUNUCU: Güzel haberler var galiba anladığım kadarıyla, ama pamuk beni rahat bırakmayacak gibi görünüyor.
ADNAN OKTAR: Pamukçuğum gelir misin bir tanem, gel, gel
SUNUCU: Alıp onu eve götürmek istiyorum hocam.
ADNAN OKTAR: Ablası abisinden ayrılamaz o. Canım ciğerim benim, benim tatlım, dünyanın en güzeli, en şekeri, en pamuğu
SUNUCU: Evet, izleyicilerimiz zannediyorum ki şu dakikalarda mutlu oldular.
ADNAN OKTAR: Şu tatlılığa bak, şu tatlılığa
SUNUCU: Evet, biz devam edelim mi?
ADNAN OKTAR: Şunu birisi alsın da, ağabeysi de rahat etsin.
OKTAR BABUNA: Devam ediyoruz, Baron var, Türkiye’deki büyük medya grubunun, medya gruplarından birisinin başında olan kişi, bakıyorsunuz bütün medya grubuyla Bilim Araştırma Vakfına karşı yoğun faaliyetleri var. Kendisi üst düzey bir mason, yine mason olan bir gazeteciyi kullanıyor. Bakıyorsunuz her devrin adamı var, çeşitli partilerde görev almış, bazı devlet kuruluşlarıyla bağlantısı olarak Bilim Araştırma Vakfına karşı faaliyetleri var, yine kendisi bir mason, muhafazakar kesimin içindeki bir mason, joker olarak kullanılıyor iddia edilen Ergenekon terör örgütü tarafından. Ataman Yıldırım, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından, kurduğu internet siteleriyle Bilim Araştırma Vakfı Camiasına karşı faaliyette bulunmuş, yani açık bir faaliyet var Bilim Araştırma Vakfına. Çünkü Adnan Bey’in hayatına baktığınızda, fikir suçlusu olarak, yazdığı bir kitaptan dolayı, önce...
ADNAN OKTAR: Fikir suçlusu olduğum iddia edildi.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Ben beraat ettim sonra.
OKTAR BABUNA: Evet, söylediği bir cümleden dolayı güya
ADNAN OKTAR: Evet
OKTAR BABUNA: Türk Milletindenim, İslam Ümmetindenim dediği için, sırf bu cümleden dolayı 9 ay hücre hapsi, yani çok büyük bir zulüm,
SUNUCU: Evet, çok
OKTAR BABUNA: Evet, 10 ay 14 A gibi azılı, kontrolden çıkmış hastaların bulunduğu ve 7 kişinin öldürüldüğü bir ortamda, adli tıpta ayağından zincirli olarak tutuluyor. Tabi Adnan Bey çok tevekküllü bir insan, hep Allah’ın yaptığını bilerek bu şekilde, çünkü Allah’ın Peygamberlerine, Kuran’da biz görüyoruz, deli iftirası atıldığı Allah’ın sünnetinde olan bir şey, aslında çok güzel bir alamet bu şekliyle, ama çok büyük bir zulüm var tabi. Ardından beraat tabi veriliyor. Askeri GATA Gülhane Askeri Tıp Akademisi verdiği raporla tüm bunları ortadan kaldırıyor zaten.
ADNAN OKTAR: Evet, hem ruhen, hem bedenen tam sağlıklı, sıhhati tam yerinde rapor verdi, ayrıca bir de üst ihtisasta da ayrıca bozulmuştu.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Verdikleri raporu bozdular, evet devam et, güzel.
OKTAR BABUNA: Ayrıca, ben şahidim zaten, o dönem bütün doktorlar Adnan Beyi akın akın görmeye gidiyorlardı. Biz tabi ki hem doktoruz, hem beyin cerrahıyım, zaten görünce Adnan Beyin aklı, üstün ahlakına biz orda şahit olmuştuk. Hastalıkla uzaktan yakından ilgisi olmadığını o dönem oraya giden bütün tıp fakültesi öğrencileri; şimdi hepsi yetişmiş doktor, kimi profesör, kimi doçent, herkes şahit oldular, biliyorlar, hatta doktorlar çok etkilendiği için, dönemin başhekimi Yıldırım Aktuna doktorlarla ve hemşirelerle görüşmesini özel bir tamimle yasaklamıştı Adnan Beyin o dönem. Daha sonra 91 yılına geliyorsunuz, narkotik bürodan polisler, bir gün Adnan Beyin Ortaköy’deki evine baskın yapıyorlar, 16 tane polis memuru odaya giriyor, kütüphanenin belli bir rafına gidiyorlar, hemen bir kitabı açıyorlar, içinden kokain paketleri çıkartıyorlar, evin geri kalanını hiç aramadan, Adnan Beyi alıp, gözaltına alıyorlar. Gözaltına alındıktan 72 saat sonra, alınan kan örneğinden 5 mikrogram litrede kokain, yani bu fili bile öldürecek bir doz deniliyor. Zaten 24 saat içinde kokain kandan temizlenir, eğer kullanılmış olsa güya. Tabi bundan şu anlaşılıyor, yemeğinin içerisine gözaltındayken verildiği ortaya çıkıyor. Hakim bunu derhal anlıyor zaten ve derhal beraat veriyor bunun üzerine, adli tıptan alınan raporlar var konunu uzmanlarından o dönem. Devam ediyorsunuz 1999 yılına geliniyor ve çok büyük bir polis operasyonu yapılıyor, bizim arkadaşlarımıza, bizim de eve gelmişlerdi aynı dönem. Adnan Bey ve arkadaşları, yine Bilim Araştırma Vakfı Mensupları doksana yakın kişi gözaltına alınıyor, gözaltında müthiş bir işkenceye tabi tutuluyorlar. Bu birimin başında Adil Serdar Saçan var o dönem, biraz önce anlattım iddia edilen Ergenekon terör örgütünü sanıklarından şu anda, 216 yılla yargılanıyor, başka arkadaşları da var, o dönem memur olanlardan bazıları, aynı dönemden memur olarak organize suçlar şubesinde, yine işkence davasında, Bilim Araştırma Vakfı Mensuplarına işkence yapmaktan yargılanan Serdar Akça isimli bir baş komiser de var. Serdar Akça isimli baş komiser, yeni bir dava açılma aşamasında gelindi, yine böyle uydurma bir takım delileri, güya yapılmış gibi bir araya toplayarak Serdar Akça bu dava ile ilgili kişilerden polis, emniyette sorgulayan kişi. Şimdi bu çok garip, o dönemden bulunan, Adil Serdar Saçan döneminde işkence davasında yargılanan, üstelik beni tehdit eden ve tehdit ettiği için beni; işkence davasına gelmiştim ben orada kız kardeşlerimi izlemek için, kız kardeşlerimden bir tanesi müşteki olarak bulunuyor işkence davasında, işkence gördüğü için belinden sakatlandı. Çıkışında beni tehdit etti, bunun üzerine bir dava açıldı, şu anda davalıyız, yargılanıyor bu davada. Böyle birinin, tekrar birebir işkence davasında hasım olarak Bilim Araştırma Vakfı karşısında yargılanan birisinin, aynı ikinci bir dava için bir takım kişileri sorgulayıp yeniden fezleke düzenlenmesi tabi çok manidar.
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: Olmaması gereken bir durum diye düşünüyorum, benim kendi şahsi kanaatim bu. Baktığınız zaman tabi çok ortaya çıkan gerçek şu, bir sürü Ergenekon tutuklusu, sanığı iddia edilen Ergenekon terör örgütünün
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon örgütünün
OKTAR BABUNA: Evet, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, bilim Araştırma vakfına karşı yoğun faaliyetleri var. İddianameye geçmiş kimi diyor ki masonlara, mason belgesi var, masonlara karşı sadakatim Adnan Oktar’a karşı faaliyetlerimle gösterdim diyor.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Bunu diyen kimdi?
OKTAR BABUNA: Bunu diyen Ümit Sayın
ADNAN OKTAR: Evet, doğru
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: Ki biliyorsunuz sizin Darwinizm’e karşı olan faaliyetlerine karşı, yoğun faaliyeti vardı. Ondan çok rahatsız olarak böyle bu şekilde faaliyete girmişti. Dönemin içişleri bakanı, PKK terör örgütüyle ne alakaysa bir benzetme yapıp, kamuoyunda infial meydana getirdi. Bu tutukluluk sebebi oldu o dönemde, daha gözaltındayken yapıldı.
ADNAN OKTAR: Evet, infial nedeniyle tutuklamışlar, basın çok fazla haber yaptı, yoksa hakim dedi, adam baktı, ben konu nedir dedim. Ne diyorsun dedi, ben konu nedir efendim dedim, söylerseniz dedim, haklısın dedi hakim ama infial var dedi, tutuklamak durumundayım dedi, hatta tekrar tekrar söyledi, böyle özür diler gibi, çok saygılı bir insandı, çok nezaketli bir insandı, birkaç defa daha söyledi tutuklamamız gerekiyor, efendim rahat olun siz dedim, benim için hiçbir mahsuru yok, gönlünüz rahat olsun, öyle olması gerekiyorsa öyle olsun dedim. Hakimin üzüldüğü hissediliyordu, çok rahatsız oldu üslubundan anlaşılıyordu ama infial olduğu için dedi, mecburum dedi, tutuklamaya dedi. O dönemde de basını yönlendirenler de malum.
SUNUCU: Malum kişilerdi hocam.
ADNAN OKTAR: Yani, evet
OKTAR BABUNA: Yargıya ağır bir baskı oluşmuştu, zaten iki tane iddia edilen ergenekon terör örgütü şüphelilerinden Adnan Akfırat’la, Hüseyin arasındaki görüşmelerde diyorlar ki Sadettin Tantan’a biz istediğimizi yaptırabiliriz, ne dersek onu yapar diyorlar. Olay çok açık aslında
SUNUCU: Evet, olay çok açık ve net bir şekilde ortadaydı ama hocam hiçbir zaman bu yaşadıklarından rahatsızlık duymadı ve çok güzel dile getiriyor aslında değil mi, yani yağmur gibi yağsın üstüme arka arkaya
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, elhamdülillah
OKTAR BABUNA: MaşaAllah,
ADNAN OKTAR: Bu ahir zamanın süsü, bunlar güzelliği, bunları ileride iftiharla anlatacağız, iftiharla bunları bir hatıra olarak dile getireceğiz.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunlar olmazsa ahiretin güzelliği de oluşmaz, cennete inşaAllah bunlar sebeptir.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çünkü Hz. Eyüp’e bakıyoruz, Allah çeşit çeşit dertle, hastalıkla onu imtihan ediyor. Yarabbi diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, şeytandan bana bir azap dokundu ve Cenab-ı Allah’a sığınıyor, Allah bir katını daha diyor ona nasip ettik. Hz. Süleyman’da, Peygamber Efendimiz (sav)’de, diğer bütün Peygamberlerde hepsinde bir çile olmuştur, hepsinde bir zorluk olmuştur. Hz. Yusuf’ta olmuştur, Hz. Yusuf biliyorsunuz kadınların kaprisi yüzenden, o kadının azgınlığı yüzünden 7 yıl hapiste yatmıştır ve bakın kadın kaprisinin çirkinliği, yani cahiliyedeki dinsiz bir insanın, ahlakı bozuk bir insanın, kişiliği bozuk bir insanın, her dinsiz ahlaksızdır anlamında demiyorum, o kadın ahlaksız. O kadar madem seviyorsun, sevdiğin bir insanın 7 yıl hapiste yatmasını nasıl istiyorsun sen, değil mi, yani kadınlardaki, bir kısım kadınlardaki o çılgın ruhu, o bazı insanlarda olan vicdansızlığı Kuran vurgulamış oluyor ama Hz. Yusuf oradan aslan gibi çıkmıştır maşaAllah.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Sonra da sultan oldu maşaAllah ve çok büyük nimetler verdi Allah ona, muazzam bir güzellik verdi, ilk başta hiç dikkati çekmeyen bir insandı ama çile onu güzelleştirdi. Kadınlar onu gördüğünde nefesleri kesiliyordu Hz. Yusuf’u gördüklerinde, müthiş etkileniyorlardı. Şeytandan Allah’a sığınırım, Allah’ı tenzih ederiz o bir melektir herhalde diyorlar, yani acayip etkileyici bir insan. O kadının da o kadar gözünün dönmesinin nedeni, Hz. Yusuf’un etkileyiciliği, çok çok etkileyici bir insan maşaAllah, Allah bir ona özel güç vermiş, yani bu sadece et ve kemikle tarif edilen bir şey değildir bu, yani aklın insandaki etkileyiciliğini Kuran dikkat çekiyor. Kadın da öyle; akıl, akıllı bir kadın çok etkileyicidir ama akılsız bir kadın ne kadar güzel olursa olsun etkileyici olmaz, akıllı bir erkek de çok etkileyicidir, yani ne kadar güzel olursa olsun, akılsız bir erkek kadını iter, gıcık olur, böyle sığır gibi görür, her hareketine bir tiksinti gözüyle bakar, ama akıllı insanda Allah muazzam bir derinlik meydana getirmiştir, tarif edilemeyen bir güç vardır ve bu, mucizedir bu, o çok etkiler kadınları, Kuran buna dikkat çekiyor.
SUNUCU: Evet, hocam siz geldiniz mailler arka arkaya öyle bir gelmeye başladı ki
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: MaşaAllah izleyicilerimiz soruyorlardı sizi, bu arada geçtiğimiz günlerde yaptığınız programların içinde bilgisayar için Dabbetül arz dediniz demiş bir izleyicimiz, bu beni çok etkiledi böyle hiç düşünmemiştim diyor Sayın Melike Bulut. Ben de ilk duyduğumda açıkçası aynı tepkiyi göstermiştim, hocamıza anlattıralım bu konuyu. Sizleri de biraz dinendiriyorum, yormuştuk iki saattir.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah
ADNAN OKTAR: Dabbetül arz diye Kuran’da geçiyor inşaAllah, ahir zamanda dinin zayıfladığı dönemde, muhtemelen Mehdi döneminde, Mehdi’ye yardımcı olacak, Hz. İsa’ya yardımcı olacak mübarek bir varlık.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Bu yerden mamul olan, insanlara hitap eden, insanlara hakikati, gerçeği anlatan bir varlık ki bunun neden mamul olduğunu Allah bize belirtiyor, yerden mamul diyor yani bakır, kobalt, çinko, alüminyum, silisyum bilgisayarı incelediğimizde bu maddelerden oluştuğu anlaşılıyor ve insanlara hitabetinden bahsediyor Cenab-ı Allah, rivayette de her yere girecek diyor, her eve girecek, hatta göğe kadar uzanacak diyor, göğe kadar, yerin altına dahi girecek diyor. Hakikaten yerin altında çalışan insanlar internete girdiklerinde çok rahat bilgisayardan her şeyi okuyup, dinleyebiliyorlar ve dini konuları, İslami konuları çok güzel kavrayabiliyorlar. Uçakta olan insanlar da bilgisayardan çok rahat her şeyi izleyebiliyorlar ve dünyanın her yerine ulaşacağı söyleniyor bu Dabbetül arzın, girmedik hiçbir yer kalmaz diyor, her eve, her yere girer diyor. Her yönden açık; insanlara hitap eden bir varlık, yerden mamul, her yere ulaşabilen bir varlık, ahir zamanda zuhur ediyor. Dabbetül arz, Mehdi’nin ve Hz. İsa Aleyhisselamın kılıcıdır demiştim, hem aynı zamanda da Allah’ın onlara yardımcı olarak gönderdiği bir varlıktır, yani bilgisayar.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Ve internet sistemi, İslam’ın dünyaya hakimiyetinde bu çok büyük bir vesile olacaktır. Hz. İsa aleyhisselamın da interneti kullanacağını anlıyoruz. Zülkarneyn’in de kullandığını anlaşılıyor. Zülkarneyn ekrana bakıyor, bir bakıyor mesela bir yeri görüyor, bir bakıyor bir yeri görüyor, bir bakıyor başka bir yeri görüyor. Kuran var mı burada, evet o rafta vardır ama evet biz özetle anlatalım. Mehdi devrinde de mesela diyor Mehdi’nin talebeleri avuçlarına bakarlar, Mehdi’yi görürler diyor. Mehdi de diyor avucuna bakar, dünyanın her yerini görür diyor, yani cep telefonuyla, bilgisayarın birleştirmesinden elde edilen teknolojiye dikkat çekiliyor. Şu an bu uygulanıyor yeryüzünde
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: İşte bu, Dabbetül arz budur. Dabbetül arz parça parça, kısım kısım açıklanmıştır. Şu an da Dabbetül arz da görevde, Mehdi de görevdedir ve Hz. İsa Aleyhisselam çıktığında diyeceğim Hz. İsa Aliyhessalem da şu an görevde diyeceğim inşaAllah.
SUNUCU: Evet, Mehdilikle ilgili sorular var, geçen programda son kez söylüyorum bir daha söylemeyeceğim dediniz diye sormaktan çekiniyorum ama Sayın Adnan Oktar hakkında bazı kesimlerde Mehdilik iddiasına sahip olduğuna yönelik eleştiriler var, kendisinin gerçekten böyle bir iddiası var mıdır? Yok efendim. Bu konudaki düşünceleri nelerdir, teşekkürler demişler. Ama siz tekrar söyleyin hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın ben Mehdi değilim, Mehdilik iddiam yok, yani bütün kardeşlerime, bütün sevdiklerime, milletime bunu açıkça söylüyorum, ben Mehdi değilim ve Mehdilik iddiam da yok ve hiçbir zaman için de olmaz, Mehdilik iddia etmeyeceğime de yemin ediyorum Allah adına, ömrüm boyunca öyle bir iddiam olmaz benim, yani ben Mehdiyim demem, yani öyle bir iddiam olmaz, yeminle söylüyorum, gönülleri rahat olsun, öyle bir şey yok. Ama açıkça söylüyorum Mehdi de çıkmıştır, yani bu konuda Bediüzzaman’ın izahları, hadislerin konumu, açıklamaları, Kuran’ın işaretlerine göre, Mehdi alenen ve açıkça çıkmıştır ama ayrıca bir şeyden emin olmadığım benim konuşmayacağımı herkes bilir.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Nasıl evrim teorisi konusunda %100 sahte olduğuna emin olduğum için kesin delillerle konuşuyorsam, Mehdi konusunda da kesin delillerle konuşuyorum ki alenen söylüyorum Mehdi çıkmıştır ve ikinci açıklamamı yapıyorum en fazla 20 yıl içersinde İslam bütün dünyaya hakim olacak, Türkiye dünyanın lideri olacak inşaAllah, Türk-İslam Birliğinin başı olacaktır Türkiye. Çok demokratik, modern, güzel, sevgi dolu, şefkatli, merhametli, güzelliklerin, sevincin, aşkın, mutluluğun yoğun olduğu çok güzel bir dünya oluşacak inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnsanlar gerçek sevgiyi öğrenecekler. Sevgisizlikten insanlarımız perişan durumda. Mesela bak biraz sonra yine bazı yerlere gitmeyi düşünüyorum inşaAllah programdan sonra, bakıyorum insanlarımıza, kimsenin yüzü gülmüyor
SUNUCU: Mutsuzlar
ADNAN OKTAR: Hep yerde, yani hiç mi sevilecek bir şey yok, mesela o çiçekler sizi hiç mi ilgilendirmiyor, o güzel küçücük çocuklar var, ufacık, kimse ilgilenmiyor.
SUNUCU: O kadar ekonomik problemin içersinde insanlar çiçek mi görecekler hocam, böyle desek böyle bir cevapla karşılaşıyoruz, yani bu kadar ekonomik sıkıntının içinde, para yok, pul yok, benim çiçeğe bakacak halim mi kaldı cevabını alıyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet, bakın herkes oruç şu an, hiçbirimiz yemek yemiyoruz, açız ama aşk doluyuz, sevgi doluyuz, demek ki açlık bizim sevgimizi kırmıyor. İnsan ölürken bile gözünde aşk ifadesi kalır, son o anda bile gözünde aşk ifadesi kalır, muhabbet kalır, Allah aşkıyla insan ölür, yani acı çekmek, zora girmek aşkı bıraktırmayı gerektirmez. Allah aşkı hiçbir zaman için bırakılmaz. En azılı, en zorlu işkencelerde bile Allah denir ve Allah aşkı her yerdedir, hiçbir şekilde bırakılmaz. Biz kuru ekmek yeriz, içinde bir parça peynir olur ama Allah aşkıyla, coşkuyla yaşarız. Bizi mal, mülk mutlu etmez.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Biz mesela şu an bir mağarada da olabilirdik, bir ne bileyim topraktan yapılmış bir evin içinde de konuşuyor olabilirdik, aynı aşkı, aynı muhabbeti yaşardık, aynı coşkuyu yaşardık, yani biz yemeğe göre, eşyaya göre, mala, mülke göre şekil almayız. Allah aşkına göre şekil alırız, Allah rızasına göre şekil alırız. Bizi mutlu eden Allah’ın aşkıdır, Allah’a olan inancımızdır, Allah’tan olan korkumuzdur. Cenab-ı Allah ne güzel bize, elhamdülillah hak kitap Kuran’ı göndermiş, elimizde tertemiz bir din var, hiç bozulmamış, hak din ve Allah hakim edeceğim diyor ve sözünde duruyor Cenab-ı Allah, ben sözümde dururum diyor, adım adım adım adım ilerletiyor. İnşaAllah yurdumuzun doğusu da, batısı da, her yerde bir güzelliğe kavuşacak. Şu an bizi seyreden doğulu kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz ama ben onlara Türk olarak bakıyorum, hepsi Türk’tür çünkü Türkiye’de yaşayanların, onların o güzel yerlerine gideceğiz inşaAllah, Kürt çadırlarında oturacağız, beraber yemek yiyeceğiz, ondan sonra orada oğlak sesleri, o kuzu seslerini duyacağız. Karadeniz’e gideceğiz, o kovan balını beraberce yiyeceğiz. Azerbaycan’a gideceğiz, Hazar kenarında ızgara yapacağız orada, yemek yiyeceğiz inşaAllah. Kazakistan’a gideceğiz, Mekke’ye, Medine’ye, Fas, Tunus, Cezayir, Kazablanka, her yere gideceğiz inşaAllah, her yer açılacak.
SUNUCU: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Peki, Deccal Türk-İslam Birliği tamamlandıktan sonra mı ortaya çıkacak demiş izleyenimiz.
ADNAN OKTAR: Evet, Hz. İsa Aleyhisselam zamanında bir Mesih Deccal çıkacak ama Hz. İsa’nın onu devirmesi çok kolay olacak, yani Mesih Deccal öyle çok uzun süreli faaliyette olup, çok uzun süre mücadele edilecek bir varlık değildir. Allah diyor nefesi yeter diyor Hz. İsa’nın, onu gördüğünde diyor, tuzun suda erimesi gibi erir diyor. Mesih’i gördü mü zaten onun beti, benzi kül gibi olacak, yani eli, ayağı atacak ve hiçbir şey yapamayacak. Hipnozla hareket eden bir varlık, yani mesela adamın babasını canlı gibi göstertiyor hipnozla, annesini canlı gibi göstertiyor, yani bak diyor bu senin ailen, ailene uy. Annesi de, babası da diyor ki, oğlum diyor, biz doğruyu söylüyoruz, sen uy diyorlar, şimdiki bazı aileler gibi yani.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Onlar da öyleler, yani çocuğunu dinsizliğe, küfre, masonluğa veya PKK’ya veyahut ensest ilişkiye veyahut ahlaksızlığa çekmek istiyorlar. O çocuklar da kaçıp kurtuluyorlar. Ama Deccal devrinde, Deccal kandıracak işte, ama Mesih’i gördüğünde, Mesih onu yaratan, boyunu yaratan Allah’a kurban olayım, daha yüzünü görür görmez nurunu, nutku tutulacak adeta, yani konuşamayacak hale gelecek. Ne hipnoz yapabilecek, ne oyun yapabilecek, onun bir mucizesidir Hz. İsa Mesih’in. Mehdi Aleyhisselam’la beraber inşaAllah camiye gelecekler, muhtemelen Kudüs’te, Kubbetül Sahra’da veyahut Mescid-i Aksa’da, muhtemelen Mescid-i Aksa’da inşaAllah. Sen geç diyecek, sen imamlığa uygunsun diyecek. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav)’in neslinden olduğu için, hadis var, Peygamberimiz (sav)’in nesli daha uygundur, ayrıca Mehdi’nin imamlığı esastır, dünyanın lideri Mehdi’dir, onu bildiği için, vahiyle bildiği için ayrıca, hem hadislerden de bildiği için ve vicdanen de bildiği için Hz. İsa Aleyhisselam onu sırtından itip namaza geçirmek isteyecek. Mehdi ilerleyecek, sonra vicdanen kanaati gelmeyecek yine, utanacak, geri dönecek, efendim siz buyurun diyecek. Hz. İsa Aleyhisselam bu sefer zorla sırtından iterek, yani biraz da şaka gibi, böyle sevgiyle sırtından iterek onu imamlığa geçirecek. İşte o zat Mehdi’dir Allah’ın izniyle ama biz alenen efendim diyeceğiz, siz Mehdi’ye çok benziyorsunuz diyeceğiz, Mehdisiniz demeyeceğiz, Mehdi’ye çok benziyorsunuz, o ne demek istediğimizi anlayacak, biz de onun ne demek istediğini anlayacağız, yani kalben anlayacağız. Ama bu denmez ki Mesih onun yüzünü mesh edecek Hz İsa, Mehdi’nin ve cennetteki makamını söyleyecek, fakat buna rağmen, buna inanması farz değildir, yani buna rağmen ben Mehdi’yim diyemez, bakın buna rağmen ki ben, Hamza diyor, Hasan, Hüseyin ve Mehdi diyor, biz cennet ehlinin seyyidleriyiz diyor Peygamber Efendimiz (sav). Buna rağmen emin olamaz, cennete de gidebilir, cehenneme de gidebilir ve ümit ve korku arasında olacaktır Mehdi ve en sonunda diyor feceten diyor, aniden ölür diyor Mehdi, en son öyledir, arabasında diyor feceten, yani herhangi bir hastalığa bağlı olarak değil, aniden Allah ruhunu alacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Ben de bir şey söyleyebilir miyim, tabi Adnan Bey’i ben yıllardır tanıyorum, Cübbeli Ahmet Hoca da söylemiş, Adnan Bey’in Mehdi olduklarına inandıkları için yanındalar gibi.
SUNUCU: Evet, evet, geçtiğimiz hafta konuştuk
OKTAR BABUNA: Adnan Bey’den ben hiç öyle bir şey ağzından duymadığım gibi, Adnan Bey hep şunu söylüyor, haram olur diyor, yani bir insanının Mehdiyim demesi dinden çıkar diyor, haram olur diyor, kimseye de öyle bir şey söyletmez zaten. Bugün de bir köşe yazarı, Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinde, bir köşe yazarı, Adnan Bey’in beklenen Mehdilerden biri olabileceğini,
ADNAN OKTAR: Yok canım söyle ismini, nedir, kim, mahsurlu bir şey mi?
OKTAR BABUNA: Ahmet Hakan
ADNAN OKTAR: Evet, tamam
OKTAR BABUNA: Ahmet Hakan yazmış, ama şöyle diyor, onun iddiası, Adnan Bey sözde, Adnan Bey’i tenzih ederim, ilan edecek Mehdiliğini, buna da ilk inanacak kişi Oktar Babunaolacak diyor. Bir kere Adnan Bey bunu defalarca vurguladı, Mehdilik bir iddia makamı değil, ispat makamıdır, bir de kaderde Mehdi kimse odur, bunun önüne de hiç kimse geçemez. Şimdi hadisler var, Mehdi’nin alametleri bildirilmiş Peygamberimiz (sav) tarafından
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: 1400 sene önce, ben de hadisleri görüyorum, hepsini okudum. Mesela, Mehdi’nin diyor saçı siyah olacak diyor, hakikaten bakıyorsunuz Adnan Bey’in saçı siyah. Mehdi’nin diyor alnı geniş olacak diyor, Adnan Beyin alnı geniş.
ADNAN OKTAR: Şimdi Oktar hepsinde tek tek söyleme, direkt sayalım
SUNUCU: Mehdi’nin göz rengi ne olacak diyor izleyenimiz
OKTAR BABUNA: Tek kaş çizgisi olacak diyor ortada diyor
ADNAN OKTAR: Ben Hz. İsa’nın gözünü söyleyeyim, gri gözlüdür, yeşile çalan gri gözlüdür Hz. İsa Aleyhisselam
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: O güzeller güzelinin öyle bir hoş göz rengi vardır Hz. İsa Aleyhisselam. Saçı kestaneyi andıran altın sarısına yakındır Hz. İsa Aleyhisselam, omuzlarına dökülür, fakat yıkanmadığı halde saçı yaşmış gibi görünüyor, yani böyle yıkanmış gibi görünüyor. Müthiş nurlu, öyle tarih edilebilecek gibi değil, bakanın nefesini keser, zaten Deccalin nefesini kesiyor bakar bakmaz, sırf bakışı yeter, başka bir şeye gerek yok yani inşaAllah ama tabi anlayan da anlar, birçok şeye gerek var tabi o görevli zaten Allah’ı anlatmakla mükellef, öyle demeyim tabi, yanlış anlaşılabilir o, Allah affetsin. Fakat çok çok etkili, uzun boylu değil, orta boylu, geniş omuzlu, atletik yapılıdır Hz. İsa Mesih. Aynı göğe alındığı yaşta gelecektir o güzeller güzeli, aynı kıyafetiyle ama sonradan tabi kıyafetini değiştirir fakat orijinal kıyafetini göreceğiz, yani göğe alındığı kıyafetini göreceğiz, göğe alındığı ayakkabısı, yanındaki beylik, küçük eşyaları, çok az parası, hepsini göreceğiz inşaAllah. Zamanın dışına çıkmıştır, bir an zamanın dışına çıkmıştır, geri zamanın içine girecek.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Zaman ve mekanın içine girecek.
SUNUCU: Bu kitabınız yeni basıldı sanırım, değil mi hocam, Hz İsa ve Hz. Mehdi bu yüzyılda gelecek.
ADNAN OKTAR: Evet, bir bakayım, bu çok şahane bir kitap
SUNUCU: Ben hemen el koydum o kitaba
ADNAN OKTAR: Bakın bu kitaba, yeni çıktı
SUNUCU: İnanılmaz güzel bir kitap
ADNAN OKTAR: Hz. İsa ve Hz. Mehdi bu yüzyılda gelecek isimli kitabım, yeni çıktı, herkese tavsiye ederim, ondan sonra ucuz da...
SUNUCU: Çok çok çok güzel bir kitap
ADNAN OKTAR: Çok ucuz, evet, bayağı güzel.
SUNUCU: Yayın öncesi ilk bölümünü şöyle bir gözden geçirmeye çalıştım
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Gerçekten çok hoş bir kitap
ADNAN OKTAR: 720 sayfa, içinde her türlü konu var, her şey var
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Yani tam anlamıyla bu konuyu anlamak isteyen kişilere özellikle tavsiye ederim, açıklanmamış hiçbir husus yok
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Yani parası olmayanlara da ama samimiyse tabi, çok samimi olduğuna inanırsam, onlara da ücretsiz verelim inşaAllah bu kitaptan, inşaAllah
SUNUCU: Mehdi’nin göz rengini söylemedik yani değil mi hocam?
ADNAN OKTAR: Peki Mehdi’yi o zaman ben sayayım baştan, anlasınlar. Saçı siyahtır, alnı geniştir, alnında kaş çatma çizgisi var, ortada tek, yani şu alnın ortasında bir tane ortadan bir çizgi vardır, alnında bir yara izi vardır, küçük bir iz var Mehdi’nin, rivayetlerde böyleydi. Kaşı kavisli, burnu küçüktür, kalkık, küçük burnu vardır diyor Peygamberimiz (sav). Yüzü parlak ve yüzü güzeldir diyor, yanağında bir ben vardır diyor, geniş omuzlu, karnı geniş, omuzu geniş, yani bütün boydan boya geniştir diyor, hatta uylukları da geniştir diyor Peygamberimiz (sav). Sırtında bir ben vardır diyor, Peygamberimiz (sav)’de olduğu gibi kalp hizasında, yine onun yakınında ikinci bir tane ağaç yaprağını andıran çıkıntılı bir ben daha var diyor Mehdi’nin özelliği olarak. Sağ ayağında bir ben vardır, tanıtıcı olarak. Yürüyüşü dışarı doğru, adımlarını dışarıya doğru atar, efendim başka unuttuğum ne var, söylemediğim ne var. Sakalı evet, sakallıdır Mehdi. Koyu renkli bir ben değil, açık renkli bir ben yanağındaki, yıldız gibidir diyor. İşte talebelerinin özelliklerinden bahsediliyor, Peygamberimiz (sav) soyundandır, seyyiddir. Bakın şu çok önemli, bu hadisin çok üstünde dursun kardeşlerim, Allah gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır, Rabbimin yanında bir gün, sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir ve dünyanın eceli altı gündür. Yedinci günde kıyamet kopacaktır, altı gün gitmiştir ve siz yedinci gündesiniz, hadis bu, yine Ahmed İbni Hanbel, bak Hanbeli mezhebinin kurucusu, İlel’inde naklediyor, hadis, İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed’den, o da Vehb’den rivayet etti, Resulullah (sav)’ın ifadesi, dünyadan 5600 yıl geçmiştir. 7000’den 5600’ü çıkarttığımızda 1400 kalır. Başka da vakit yok, Mehdi mutlaka 1400’de gelecek ve o yüzden de çok fazla 1400’e ait hadis vardır Peygamber Efendimiz (sav)’den gelen, Mehdi’nin 1400’de çıkacağına dair. Şimdi ayrıca Allah bize Resulullah kanalıyla bir saat, bir zaman tespiti imkanı vermiş, ahir zaman alametlerini vermiş. Mesela Fırat’ın suyu kesilecek diyor, Fırat’ın suyu ilk defa tarihinde kesildi. Kabe’de baskın olacak diyor, ilk defa bu kanlı baskın, daha önce de olmuştu ama bu derecede, bu şekilde olan, yani bu dönemde ilk defa olmuştur. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları iki kere üst üste, bakın bu çok önemli, on beş gün arayla ve iki kere üst üste tam rivayete uygun. Ve iki kuyruklu yıldız, bir Halley kuyruklu yıldızı, ikinci bir kuyruklu yıldız daha var ve bu kuyruklu yıldızda detay var bakın, çift uçlu, hadislere bak tam uygun, ayrıca batıdan doğuya gidiyor İmam Rabbani Hazretleri söylüyor bunu Mektubatında, bu da oluşmuştur. Irak’la ilgili hadisler bile, sırf o bile, tek başına Mehdi’nin çıkış alameti olarak yeterli. Irak’ın üçe bölüneceği, para biriminin kalkacağı, Irak’ın yerle bir edileceği, yabancı ülkeler tarafından işgal edileceği Mehdi devrinde, yeniden yapılanacağı, sırf şu hadisler bile bir delil olarak yeterlidir. Bütün bu rivayetleri bir araya getirdiğimizde belirgin ve net bir zamanlama oluşmuş oluyor, yani hiçbir hadis olmasa bile, 1400’de çıkacağına dair hadis bile olmasa, bu elle tutulur bir saatin akrep ve yelkovanı gibi bu olaylar, yani o kadar net ki...
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Çok net zamanı göstertiyor akrep ve yelkovan gibi
SUNUCU: Peki Mehdi çıktı sözünüz beni çok heyecanlandırdı diyor izleyenimiz, Mehdi çıktıysa şimdi nerede?
ADNAN OKTAR: Mehdi İstanbul’da.
SUNUCU: Peki siz bunu hangi alametlere göre iddia ediyorsunuz dedi, açıkladık onu. Şahıs olarak kim olduğunu siz biliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Bilsem hemen gider talebesi olurum
SUNUCU: Evet, böyle bir soru göndermiş izleyeniniz, zamanımız sanırım doluyor, hemen soracağım ve bitireceğim. Peygamberimiz (sav)’in anneanne soyundan geldiği, soyadının Adnan olduğu söyleniyor, Hz. Ali’de kasidesinde Peygamberimiz (sav)’den Muhammed Adnan olarak bahsediyor, Mehdi’nin adının da Peygamberimiz (sav)’in aynı ada uygun düşer şeklinde söylediği bir hadis var, bu doğru mudur?
ADNAN OKTAR: Bunların hepsi doğru ama onbinlerce, yüzbinlerce Adnan var bütün İslam Aleminde, hangi Adnan, biz bilemeyiz, bir de Nizar soyu, tabi ama doğru, doğrusunu söylemek isterse Beni Adnan’dır, yani soyadı Adnan’dır, onu değiştirmek olmaz tabi, doğru
SUNUCU: Hemen son bir soru, değerli hocam bir rivayette Hz. Mehdi’nin sadece en yakın talebesinin yerini bileceği bir gaybeti olacak deniyor, bunu biraz açıklayabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Gaybeti Kübra, Gaybeti Suğra, iki kere Mehdi insanların gözünden kaybolacaktır, bu olmuş mudur, olacak mıdır bilemiyorum tabi, Mehdi’yi gördüğümüzde biz onu anlayabiliriz inşaAllah ama hapsedileceği rivayetlerde görülüyor açıkça, gaybetlerinden biri de budur, zaten hadis var bu konuyla ilgili. Hz. Yusuf’a benzer diyor Peygamberimiz (sav), hangi cihetten diyorlar sahabeler, zindan yönünden diyor. Hz. Musa gibi diyor takip edilecek diyor, yani korku yönüyle, yani korku hakim olacak etrafa diyor, Hz. Musa gibi gizlenecek diyor. Hz. Musa nasıl gizlenmişti firavunun şiddetinden, o da öyle gizlenecek diyor. Gaybetlerin muhtelif safhalarına böyle işaret edilmiş oluyor.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Sohbete doyum olmuyor hocam ama siz bugün geç geldiniz, ne yapalım artık, bir yarım saatle idare etmek zorunda kaldık.
ADNAN OKTAR: Sen çok güzel huylusun sen.
SUNUCU: Çok teşekkür ediyoruz, hayırlı ramazanlar diliyorum sizlere de.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Tekrar görüşünceye dek ağzınıza, dilinize sağlık, çok teşekkürler
OKTAR BABUNA: Sizin de ağzınıza sağlık
SUNUCU: Sağ olun, çok mersi
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim, Allah razı olsun
SUNUCU: Evet sevgili izleyenler, Kanal 35 ekranlarında bugün ahir zaman sohbetlerine noktamızı koyuyoruz, bizleri 36 yerel kanal ve iki uydu kanalı aracılığıyla izleyen tüm izleyenlerimize sevgi, saygılarımızı iletiyoruz, tekrar görüşünceye dek mutlu kalın, hoşça kalın, hayırlı ramazanlar diliyorum bir kez daha, hoşça kalın.